Foto Galeri / Yorum
2009-01-06 20:32:52

Maç İddaa’ya Gitti

http://ul.gcg.gen.tr/x/222df2a.jpg

Yakın zamanın bir tribün saptamasıdır bu:

  • Maç iddaaya gitti.
  • Maç iddaya gidecek
  • Oranlara bak, bu maç iddaaya kurban edilir

Şeklinde yorumlara rastlanır. Yaşananlar göstermiştir ki aslında taraftar yıllardır futbolun içindeyken, onunla yakın bir hayat sürerken edindiği izlenimler, tanık oldukları onun bu durumda pek de haksız olmadığını gösterir.

Gazetelerden okuduklarımız, TV’lerden filan izlediklerimiz, duyduklarımız; Avrupa’da ve Türkiye’de yaşananlar böyle bir tribün kaygısını yaratmıştır. Zaten paranın köpeği olmuş futbol bir de bahislere, bahisçilere mi pazarlanıyor, aslında hiç de karanlık olmayan, hatta ziyadesiyle aydınlık mekânlarda?

Ayrıca “sistem” denen o soyut organizasyona duyulan güvensizliğin bir göstergesidir de bu yorumlar. Çünkü birileri bir yerlerde anlaşılır “ideallerle(!)” örgütlenmiştir. Dernekler, federasyonlar, kulüpler, partiler, ama işte oralarda o örgütlü insanlar “gizli örgüte” evirilip “şahıslarına menfaat sağlama” gruplarına, çetelere dönüşmüşlerdir.

Bir ülkede “dinin kutsallığı” içinde bile türlü dalavereler çevrilirken, tezgâhlar kurulurken, bir yerlerde enteresan insanlar, şirketler enteresan yollarla birkaç gecede dolar üzerinden milyoner edilirken bir futbol maçında küçük bir operasyon düzenlemek iş midir bre!

Sonuçta:

  • Burada her maç rahatlıkla iddaaya gidebilir
  • Bundan sonra, uzunca bir zaman, yenilgi gerekçelerinden biri de bu kaygı sayılmalı
  • Saha, hava, sakatlık, ceza sebepleri gibi…
Yazar: Editor
2009-01-06 20:01:08
http://ul.gcg.gen.tr/x/5769f5b.jpg
Yazar: Editor
2009-01-05 21:24:21

“Öte Yandan” Sesleniyoruz

Yuh Sana “Faik Gürses” ya da “Sahibini Sesi”

[“(TSYD) Başkan Vekili Faik Gürses, her türlü imkâna sahip statlarda, çok yüksek rakamlara alınan futbolcuları izlemeye, parası olan futbol seyircisinin girmesi gerektiğini söyledi.”]

[Futbolda Şiddet ve Düzensizliği Önleme Platformu, “Çözüme Doğru–2” toplantısında konuşan TSYD Başkan Vekili Gürses, İngiltere'nin tribün terörünü ve şiddeti, maç biletlerine yaptığı müthiş zamlarla çözdüğünü savundu. Milyonlarca Avroya ya da dolara alınan yıldızların 2–3 TL'ye izlettirilmemesi gerektiğini anlatan Gürses, şöyle konuştu:

“10 milyon Avroya alınan oyuncuyu, karaborsada 3 TL'ye izlettirirseniz bunun neresine lig, neresine ekonomik boyut, neresine sosyal patlama diyebilirsiniz? Peki, parası olmayan futbol maçı izlemeyecek mi? Onlar da belki yılda 3–4 defa stada girebilecektir ama televizyonlarla yapılacak sözleşmelerle, 'öte yanda kalan' futbol izleyicisine de ayrı bir kapı oluşturulmalıdır.”]

Alıntı bu!

Futbol asilleri, ulemaları, ne derseniz deyin, yine sahne aldı. Diyorlar ki “futboldaki terörü zengin seyirciler bitirir!”

Adeta bilinçli bir biçimde kredi kartlarıyla zaten teslim alınan, hayat mücadelesinin en geri saflarına itelenen, yani karnını doyurma derdinden başka bir dert güdemeyen, dilencileştirilen (bu arada kültürümüzde sadaka da vardır, diye buyruldu) halk, bir bir öteleniyor sosyal alanlardan. Onlar zaten mağazaların vitrin seyircisi, onlar zaten sinema salonlarının en yabancısı. O bilet fiyatlarıyla oralarda yok olup gitmişlerdir. En zalim çalışma koşullarında köleleştirilen insanlar, işte bu tarzdaki hamlelerle statlardan da uzaklaştırılmak isteniyor. Bu futbol lortları ki aslında asalakları, çevrelerinde avam tabakasını görmek istemiyor.

Bu zihniyete ne dersek az!

Efendiler; siz önce gazetelerinizde, TV’lerinizde yaptığınız yorumlarda önce kendinize bir bakın. Bu futbol terörünün neresindesiniz onu bir tahlil edin. Bu zihniyet, hiçbir neden-sonuç ilişkisini düşünmeden en kolay, en kestirme, en aciz, en sefil yoldan sorunu(!) halletme hayalindeler. Bu halkın derdine derman olamadan, onu anlamadan, onu sevmeden yapılan bu işler hangi sorunu çözecek acaba? Bunun devamında ne diyeceksiniz merak ediyoruz!

Tribünlerde, mekânlarda, tiyatrolarda, sinemalarda, caddelerde, mağazalarda, otomobillerde-trafikte (ha, bunu da söyle utanma trafik sorunun da şöyle çözmeyi öner; trafiğe parası olanlar çıksın, örneğin 100 bin avrodan ucuz arabalar yollarda görünmesin, bu yasağa uymayan araçlar Taksim Meydanında sallandırılsın!) siz olun, efendileriniz olsun. “Öte yanda kalanlar” da sizin hizmetçileriniz olsun, köleniz olsun, kulunuz olsun, şu rezil hayat keyfinize göre olsun. Ulan o zaman alayınıza yuh olsun. Çürüyor, kokuşuyorsunuz!

Not: Yılda 3–4 defa stada gidecek olanlar örgütlenecek, sayısı milyonlar olan yoksullar o 17 haftayı bölüşecek, nereden baksan her maçta 4–5 bin “öte yanda kalan” olacak ve statlardaki varlıklarıyla da olsa o sezonu sana ve senin gibilere zehredecek!

Not: Peki, bir FB GS maçını Anadolu’nun herhangi bir ilinde buyrulduğu gibi TV'den izleyen taraftar maç sonunda karşı karşıya gelmesin, olay çıkarmasın diye o süre zarfında sokağa çıkma yasağı mı ilan edilsin!

Yazar: Editor
2009-01-04 22:11:00

Adanaspor İçin

http://ul.gcg.gen.tr/x/1f3994e.jpg
  • Her kulübün çalkantılı dönemleri vardır.
  • Biz bu anlamda okyanusları aştık ama şu devre arası olaylarında (çeşitli yorum-forum sayfalarında üzülerek izlerken tanık oluyoruz)
  • El birliğiyle
  • Taraftarın da katkısıyla(!)
  • Derede boğulmak için kendimiz çırpınıyoruz.
  • Kapanacak yarayı kaşıya kaşıya kangren haline getiriyoruz.
  • Elbette birtakım hatalar olmuştur, bir ama bunları gündemde tutmayı bir süreliğine ertelesek fena mı olur,
  • Bu kez “kol kırılsa ve yen içinde kalsa” Adanaspor şimdikinden çok daha fazla mı zarar görür?
  • Adanaspor sevgisi uğruna takımı, yönetimi hedef tahtasından uzak tutmak daha faydalı olmaz mı?
  • Oysa bazı Adana basını zaten Adanaspor’u hedef tahtasına oturtmuş, güya başkan üzerinden aslında bize vuruyor da vuruyor.
  • Örneğin bir “yerel gazetenin” bir takma adı gün geçmiyor ki bize sallamasın.
  • Ki o, Adanasporlu bile olmadan, Adanaspor hakkında “dalga geçmeye kadar varan” laflar sarf etme cesaretini kendinde görebiliyor.
  • Biz bunun için tek laf etmezken, sonuçta Adanaspor’a büyük zararlar verecek bir tür kampanyanın parçası oluveriyoruz, malum olaylar üzerine.
  • Hançeri kendi sırtımıza saplıyoruz.
  • Bazıları gazetesinin spor sayfasında, manşetten, dost gibi konuşup bizi kamuoyunda iyice yıpratma telaşında.
  • Biz kendimiz böyle davranarak Adana’daki Adanaspor düşmanlarının eline büyük kozlar veriyoruz, o kadar.
  • Bu sezon, “geçen sezonların hatırına da olsa
  • ” Biraz sussak ve beklesek,
  • Adanaspor aşkımız mı körelir,
  • “En hakiki Adanasporlu benim imajı” mı zedelenir…
  • Ne olur!

HER ŞEY ADANASPOR İÇİN…

Yazar: Editor
2009-01-04 09:28:23
Gündüz Tekin Onay'ın ölümünün 1. yılı.
Adanasporlular seni unutmayacaktır Büyük Hoca!
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/ff0ff1c.jpg
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/53f5040.jpg
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/090a5ad.jpg
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/5ce47c8.jpg
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/d4b8b3b.jpg
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/1471a8e.jpg
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/3d70544.jpg
 
(Fotoğraflar Vedat Bayraktar arşivinden de alınmıştır.)

Yazar: Editor
2009-01-04 09:17:28
http://ul.gcg.gen.tr/x/950a999.jpg
Yazar: Editor
2009-01-02 20:33:26

Adanaspor

http://ul.gcg.gen.tr/x/7d0191f.gif

Taraftarlık nasıl bir şeydir genel hatlarıyla bakalım:

  • Başlık Adanaspor
  • Çünkü bu noktada davamız Adanaspor
  • Davamız da sevgiye dayalı, tutkuya bağlı, isterse körlemesine kime ne
  • Buradan ekmek de yemiyoruz ki öyle bir derdimiz de yok, olamaz
  • Salt sevgi, ötesiz berisiz
  • Bir taraftardan da başka ne beklenir
  • “Bizim takım” söz konusuysa bin düşünür bir söyleriz
  • Ona zarar vermemektir bunun sebebi
  • Buradan yükümlülük almadan dilimize geleni de söyleriz ama bu da taraftarlığa sığmaz o da ayrı bir mevzu
  • Yani tüm hassasiyetimiz bir tür “sevgiliyi” koruma kollama meselesidir
  • Tüm bunlar taraftar olarak bizim adı konmamış, bir yerlerde yazılmamış ama doğal bir bilinçle oluşmuş sorumluluklarımızdır, yazılmamış yasamızdır adeta
  • Evet, reflekslerimiz var oluşa dairdir
  • Annenin çocuğunu koruması gibi bir his, üzerine siz eklemelerinizi yapın bu çerçevede
  • Takımla birlikte futbolcusuna da sahiplenir genel olarak (arızalı durumları istisna olarak kabul ediyorum)
  • Taraftar açısından durumun bir özeti budur, ama çoğaltılabilir, tarzınıza göre devam edin içinizden

 

Futbolculuk nasıl bir şeydir genel hatlarıyla:

  • Bir kere işidir bu
  • Parasını kazanır, evini geçindirir (isterse en demagojik yanıyla söylensin), böyledir bu
  • Alt yapısından yetişmişse kulübün, bu da ayrı bir aidiyet hissettirir, belki hissettirir, o kadarı pek bilinmez
  • Tribünle kurulan iletişim başka bir enerji oluşturabilir (dikkat ederseniz “olabilirli” konuşuyorum, buradan bakınca haller pek net değil)
  • Ne olursa olsun bir gün orada futbolcu olarak zamanının dolacağını da bilir, tabiatın kanunu bu
  • Forma aşkı oluşmuş olabilir
  • Hiçbir şey de oluşmamıştır
  • Çıkar “topunu oynar”,
  • Buna da selam durulur
  • Tribünlere de filan oynamaz
  • İşte en çok da buna selam durulur, şimdi bu anda mevzuumuz selam durmaksa
  • Dedik ya işidir bu
  • Ama
  • Ama işini de bir “sorumlulukla” yapar değil mi?
  • Çünkü onun da bir muhakeme becerisi vardır
  • O da “düşünen bir varlıktır”
  • Hiçbir şey düşünmezse futbolculuk kariyerine dair “çıkarlarını” düşünür
  • Bir süreliğine de olsa mensubu olduğu “topluluğun” bir parçası olarak oranın “itibarını” ve buna bağlı olarak kendi itibarını düşünür
  • “En son söylenecek sözün, en başta söylenmemesi gerektiğini” düşünür; hem hayatın tüm hallerinde böyle değil midir bu incelik

 

Bizim meselemize gelirsek; buralardan örneğin Hakan için, Fuat için ne güzel şeyler yazdık. Fevzi’yi kanımızın son damlasına kadar savunduk. Emre’yi anlamalı, onu dikkatli izlemeli, dedik. Ersan Âdem Gülüm’e yapılanları kendimize yapılmış gibi hissedip üzüldük. Yahu, Ahmet Yıldırım’la devam edilsin, hocaya da gerek yok dedik bu noktada; ona o kadar inandık. Ki bu isimlerle şampiyonluk(lar) yaşadık.

Şimdi nasıl onlara veryansın edeceğim, onların emeklerini yok sayacağım ve durulan olayların devamında şu noktada, onca lafı ettim varsayıp, olası başarılarına nasıl sevineceğim?

Peki, ben bunları sıradan bir taraftar olarak buradan hissederken futbolcu veya futbolculuk hiç mi özeleştiri yapmayacak, hiç mi şapkayı önüne koymayacak?

Hiç demeyecek mi kendine:

*Durumlar ne olursa olsun ve hatta nasıl olursa olsun, ben bir camianın bireyiyim

*En büyük sevinci yaşadım onlarla tellere tırmanıp (siz o anı biliyorsunuz)

*Dost var düşman var

*Tökezlemeni bekleyip arkandan tekmeyi basacak çapta insanlar var

*Timsah gözyaşları denen bir “kavram” var

*Her işin bir adabı var

*Yahu şurada Adanaspor var

Evet, gördüğünüz gibi, sonuçta herkesin kendine göre bir beklentisi var. Herkesin kendince haklı olduğu bir dünyası var. Bu dünyanın da türlü dertleri var. Biz daha fazla kaşımayalım yarayı, uzattık da lafı. Bu mevzuya da nokta. Çünkü Adanaspor’u bekleyen güzel günler de var.

İnadına inancımız var!

 

Yazar: Editor
2009-01-02 09:14:46

Messi ve Altyapı Meselesi

Ligimizde kaç takımın altyapısı, A takımla aynı kanat hücumlarını, aynı alan savunmasını, aynı duran top taktiğini çalışıyor acaba? Beşiktaş PAF takımı antrenörü Sarp Yiğit, Ertuğrul Sağlam’ın blok halinde, risksiz, orta sahayı ön planda tutan anlayışına göre mi yoksa Mustafa Denizli’nin merkezsiz, sistemsiz, herkesin yerinin her an değişebildiği oyun içi sürprize dayalı anlayışına göre mi antrenman yaptırıyor? Günümüzde futbolun en önemli sanatçılarından olan Messi altı yıl önce Gençlerbirliği altyapısında olsaydı, altı ay önceki Avrupa Şampiyonasında milli takımımızın kadrosunda olma şansı yüzde kaçtı?

Takımlarımızın düşünce yapısı istikrar kelimesiyle 180 derecelik açı yaparken, 17 yaşında olmasına rağmen Chelsea ve Manchester City ‘nin ilgisini çekmiş Abdülkadir Kayalı’yı para kazandırmadan Ankaragücü’nden ayrılmayı düşünüyor, FB ile görüşüyor diye suçlayabilir miyiz? Kendinizi, FIFA’nın geleceğin on büyük yıldız adayından diye bahsettiği Abdülkadir’in yerine koyun. Geçen sene Briegel, sonrasında Hakan Kutlu, beş haftalık Ünal Karaman şimdi de…(herhalde Hikmet Karaman ya da Yılmaz Vural olur. Nöbetçiler TFF kayıtlarına göre şu anda boştalar da).On beş ayda dördüncü teknik adam gelecek te sizin eksikleriniz üzerine düşünüp, kafa yoracak ta, “senin bölgendeki usta Gerrard, şunları yaparsan O’nun seviyesine çıkabilirsin” diyecek de. Ölme eşeğim yaz gelsin.

Kulüp zaten Cemal Aydın’la Melih Gökçek’in oyuncağı olmuş. Madalyonun diğer yüzüne bakarsak, iş garantileri yokken kendilerinin de geleceği patronun (pardon kulüp başkanının diyecektim) iki dudağı arasındayken ne ölçüde hocaları suçlama hakkına sahibiz? Belki de soruyu şöyle sormalıyım: Wenger sonraki seneye nerde olacağını bilmeseydi Fabregas’ın dünyanın en iyi merkez oyuncusu olması için emek harcar mıydı?

Yönetimler teknik adamlarla birer yıllık anlaşma yapınca, teknik adamlar da günü kurtarma telaşına düşüp, genç ve yetenekli futbolcuların oynayarak yetişmesine, güçlenmesine emek harcamaktansa Kocaelispor gibi tecrübeli toplama takımlar kuruyorlar. Olması gereken altyapı-A takım köprüsünün ayakları havada kalıyor. Özellikle Anadolu kulüpleri, zamanı gelince yıldız futbolcu adayını iyi bir transfer bedeliyle daha büyük kulübe göndermeli, giden yıldızın yerini genç, yıldız ve paf takımında aynı sistemle, aynı pozisyonda oynamış genç futbolcusuyla doldurmayı düşünmeli.

—Servet giderse ne yaparsınız?
—Altyapıdan Semih Kaya var. Kalli geçen sene ilk 11’e koyacaktı, sakatlandı. Şimdi taş gibi... Galatasaray’da gidenin yeri dolar. Bizim en iyi transferimiz içerden yapılan transferdir, örneğin Semih. Bu yaklaşım ülkemiz futbolu için doğru olandır. Adnan Polat’ın Osman Tanburacı’ya söylediklerinin her daim arkasında durması dileğiyle.

Yazar: Editor
2009-01-01 13:43:22
Maraton'un, "adanaspor.org'un dönüşü"ne dair yazısıdır. adanaspor.org'dan alınmıştır.

Biz ne badireler atlattık, zirveyi de gördük dibi de... En güzel günlerde de vardık...
Sanki bir aralar kaybolduk... Öyle sandılar! Ama vardık...


Neden kaybolduk konusunu az çok dilimiz döndüğünce camiaya, taraftara, kulübe zarar vermeden dile getirmeye çalıştık... Bizimkisi bir tepki idi... Hayatta bir annenin, babanın gözyaşından, can yoldaşımızın bir damla kanından daha değerli bir şey olamayacağına dair bir duruştu...
 
Bu dönem yaşadığımız zorluklar ve çekilen acıların sıkıntısı bir yana, dost zannettiklerimizin buharlaşmalarını görmek bize ayrıca bir ders verdi... Hani hep diyorduk ya forumda ve statta,

Hep destek, tam destek’,

Gördük ki bir yere kadarmış destek... Turuncu uğruna emek verilen günler, saatler sonrasında bu yaşadıklarımız bizi birbirimize daha bir sıkı bağladı, daha sıkı sarıldık... Ve kalktık ayağa, daha dik, daha güçlü, daha kararlı...

Site yönetimi yeniden oluşturuldu. Sitemiz yeniden yayınına başladı... Yazar kadromuz bir kaç değişiklikle yeniden yorumlarıyla gündemi oluşturacak, takip edecek, yorumlayacak...


Adanaspor.Org Adanaspor’a karşılıksız gönül verenlerin sitesidir.
Turuncu Beyazı hayatının merkezine koymuşların merkezidir...

Daha öncesinde olduğu gibi, hiçbir derneğe ve kulübe bağlı olmadan, kişilerin veya çıkar gruplarının değil sadece ve sadece Adanaspor’un menfaatlerini gözeterek faaliyette bulunacağız.
Bağımsızlık kolay ve sık söylenen bir kelime olmasına rağmen, biz yine eskiden olduğu bağımsız ve çıkarsız olmanın hakkını vererek yola devam edeceğiz...

Bu yolda hata yapan kim olursa olsun ister teknik adam, ister futbolcu, yönetim üyesi, basın mensubu hatta ve hatta başkan dahi olsa karşısında dur diyeceğimizi, doğruları söyleyip, ilkelerimiz doğrultusunda camiamızı yönlendireceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın!

Üstadın cümlesi ile giriş yaptık, onun cümlesi ile bitirelim

Ve geldik aynı inançla, aynı davayla!

Yaşasın
Turuncu Kardeşliği...

Adanaspor.Org Yönetimi

Yazar: Editor
2008-12-31 17:47:43

Yeni Yıl Mesajı

  • Bizde kötü bir sezon oldu
  • Sorunlar da bitmedi, sürüyor
  • Öte yandan ekonomik kriz “teğet” vurdu ülkeyi
  • Yoksulluk, yaşam biçimi oldu
  • Her yerde talan
  • Diğer tarafta İsrail cinneti
  • Filistin taammüden öldürülüyor
  • Âlem sus pus
  • Diren Filistin, demiştik. Ama taşlarla sapanlarla ne kadar direnir bir halk
  • Beri yanda tatlı hayat düşkünleri
  • “Bana dokunmayan yılan…”
  • Hayatımızı kuşatan bir alay rezillik
  • Ama direnelim
  • Hepimiz direnelim
  • Çünkü hala doğuyor güneş
Yazar: Editor