Foto Galeri / Yorum
2010-07-29 10:09:53

Sorular Yanıtlar

Şimdi hepimizin kafasında dolanan bazı sorular var, en olağan taraftar halimizle. Bu sorular olmazsa olmaz. Tabi bunlar sevgi dolu iyi niyetli sorulardır. Olumsuz gibi görünenlerin yanıtları da olumludur.

 “Mızmız taraftar” profilinin sorularıyla karıştırmamalı bunları, ama rastlaşan varsa bu da mesele değildir. En azından yanıtlarımız o tür soruları bir mesele olmaktan çıkaracaktır.

 Sorular

  1. Transfer olacak mı daha?
  2. Gerçekleşen transferler yeterli mi?
  3. Bülent başarılı olacak mı?
  4. Yeni bir İlyas vakası olmaz değil mi?
  5. Özgürcan aradığımız transfer mi forvette?
  6. Biraz kilolu mu ne?
  7. Kemal Hoca ya bu sefer tutturamazsa?
  8. Ersan’ın yokluğunu arar mıyız?
  9. Sakat oyuncuların durumu ne olacak?
  10. Şu Adana’da Bayram başkana somut bir maddi destek çıkacak mı?
  11. Kombine biletlere taraftar gereken ilgiyi gösterecek mi?
  12. Veya bir kombine bilet almayan taraftarın takımdan bir şey beklemeye hakkı olacak mı?

Yanıtlar

  1. Evet, en az üç transfer olacaktır.
  2. Önemli futbolcular transfer edilmiştir. Bana göre şu haliyle bile daha iyi bir takım olduk, ama lig uzun ve geçen seneki dar kadro sorununu yaşamamak için transfer illa ki olacak.
  3. Bülent geçen sene bu günler süper lig kadrosundaydı. Bu bir cevaptır sanırım.
  4. Asla!
  5. Emre Aktaş’tan çok daha faydalı olacaktır. Günde üç idmanla geliyor.
  6. Günde üç idman, dedim ya, fazla kilo varsa bile gidecek. Ama onun yüz hatları biraz tombulca, eski fotolarında da durum aynı.
  7. Bu iş bilgi, birikim, bilinç, görüş, ufuk, kişilik, tecrübe işidir. Talihle filan ilgisi yoktur bu sürecin. Ki Kemal hoca işini de kadere kısmete bağlamayacaktır.
  8. Ersan artık 1.ligin üzerinde bir futbolcudur. Süper ligde olsaydık çok arardık. Onun yerinde oynayabilecek 2 futbolcu şu an kadroda vardır. Şimdi onun başarılarına sevineceğiz.
  9. Rahman ve Emrah en kısa zamanda takıma katılacaktır. Tabi bu en kısa zaman biraz politik bir laf oldu. Ama konuşulanlar öyle. Dert değil, biraz daha bekleriz ve teknik beceri manasında çok sağlam iki oyuncu daha kazanmış oluruz. Sanırım Emrah da sorumluluğunun ayrıca bilincindedir.
  10. Dilerim. Ama sanırım Adanaspor süper lige çıkıp ekonomik özgürlüğünü elde edene kadar kendi başımızın çaresine bakmak zorunda kalacağız.
  11. Göstermek “zorundadır!” Taraftarlık bilinci o biletlerin tüketilmesini gerektirir.
  12. Net bir HAYIR! Buna da Hayır! Ki, ne doğrarsan aşına o gelir kaşığına!
Yazar: Editor
2010-07-28 15:40:07

 ***

Bayram Akgül: 2006'dan beri Adanasporun başkanıdır. Adına, “Sen varken bize her gün Bayram” pankartı yapılan, taraftarın büyük başkan diye çağırdığı, transferde kulüp çıkarları doğrultusunda menajerlerin yüzünü güldürmeyen başkandır.

Erdoğan Özlüşen: 1970–71 sezonunda Adanasporun ilk defa Süper Lige yükseldiğinde hem kulüp başkanı hem de Belediye başkanlığı görevinde bulunmuş isimdir.

Gökmen Yıldıran: Adanaspor’da oynayıp (Elazığspor’dayken) kalp krizinden (Reşit, İrfan, Kayhan’dan sonra) ölen dördüncü futbolcumuzdur.

Cihat Erbil: Üçüncü ligde şampiyonluğumuzda büyük pay sahibi olan, bir kolunun kesildiğini duyduğumuzda çok üzüldüğümüz teknik direktörümüzdür.

Halilagiç: Adanaspor’da da forma giyen şair futbolcudur.

Alban Bushaj: 1999/2000 sezonu başında Adanaspor'a transfer olan Arnavut futbolcudur. İlk yılında 9 gol atmıştır. Sezon sonu İstanbulspor'a transfer olmuştur.

Adana Turuncudur: İlk defa bir Demirspor-Adanaspor maçında söylenmiştir. Slogan bir simgeye dönüşmüş ve her maçta tekrarlanmıştır.

Turbey: Turuncu Beyazın kısaltılmış halidir, bunu bilmeyen taraftarımız yoktur ama sözlükte yerini alsın.

Adanaspor: Lig tarihinde 21 sezon mücadele etmiş takımlar arasında 15.sırada yer almıştır. 670 maç oynamış,196 galibiyet, 206 beraberlik, 268 mağlubiyet, 738 gol atıp 887 gol yemiş 667 puan toplamıştır.

Gündüz Tekin Onay: Adanaspor ilk döneminde, 1974 senesinde Adanaspor lig dördüncüsü olmuştur. İkinci döneminde, 1980–81 sezonun da Adanaspor ligi ikinci bitirmiştir, bu süre zarfında Adana Demirspor'a hiç yenilmemiştir. 

Miliç: "Adana sensiz bir hiç, hoş geldin yuvana Miliç". Hava alanında karşılamaya giden taraftarlarca adına bu pankart yazılmıştır.

Reşat Yılmaz: Çeşitli şanssızlıklara ve ağır sakatlığına karşın, 5 yıl daha futbol oynayarak tüm otoriteleri yanıltan, çok yetenekli olup turuncu-beyazlı renkler ile özdeşleşmiş orta saha virtüözüdür.

Derleme: Faruk Acar

**

11 Eylül 1966: 2.ligdeki ilk maçın tarihidir.

Karagümrükspor ile kendi evimizde oynanmıştır.

Karagümrük 25. dakikada İlhan ile 1–0 öne geçmiş ve 46. dakikada Mamik beraberliği sağlamıştır.

Dolayısıyla 2.ligde ilk golümüzü Mamik kaydetmiştir

Mahir Alev

Yazar: Editor
2010-07-27 15:35:11
Umut Tacirliği ve Resmi Kumar

 

Şöyle de bakabiliriz meseleye. Bu da aslında pek de orijinal bir bakış değildir, ben Akpcilerin işe nasıl bir samimiyetsizlikle yaklaştıklarına bir de bu cepheden değineceğim.Spor Toto’dur, iddaa’dır ve bunun olarca türevidir, Şans Topu’dur, Kazı Kazan’dır,10 Numara’dır, Süper Loto’dur, klasik piyango çekilişleridir (bir de bunlarda dağıtılan ikramiyenin iyice azaltılması söz konusudur ki bunu geçelim), at yarışları ve çeşitleridir (ve hemen hemen her gün yarış var ve bazen gece yarışları var) almış başını daha bir hızla yol almaktadır (unuttuğum varsa o oyundan özür dilerim).

  • Bir yeri idare eden bir iş yapar; öğretmen sınıfta, işçi fabrikada, çalışan ofislerde, çiftçiler tarlalar… değil mi? Bunu en üst düzeyde yapmaya çalışır insanlar olağan koşullarda. İdeal olan üzerinden konuşursak bu böyledir.
  • Bir sorun olursa o işi yapan/lar derdin ne olduğunu belirler ve sonra çözümler üretmeye çalışır. Bu sürece herkes bilgi ve becerisine göre katılır. Ama kimse de bu aşamalarda işi şansa bırakmaz değil mi? Yani bir ülkeyi yönetenler, ülkedeki yoksulluğu çözmeyi bir umut ticaretine dönüştürüp işin hal yoluna gitmez herhalde yukarıda saymakta zorlandığım şans oyunlarıyla.

Bakın, piyango idaresi oyun makinelerinin sayısını 10.000’e çıkarıyormuş, ikinci aşamada oyunları elektronik ortama taşıyacaklarmış, oyunları yaygınlaştırmak için cep telefonlarını devreye sokacaklarmış, (yahu bu adamlar sağlığa zararlı diye TV’lerdeki sigaralarla bile savaşıyorlar görüntüleri ucubeleştirerek, gürültüyle mücadele diyerek içkili mekânları derdest ediyorlar ama şurada yapılana bakın, bildiğiniz kumarı yaygınlaştırmak… neyse…), otomat tarzı oyun makineleri yaygınlaştırılacakmış, her yıl yeni bir oyun sistemi kurulacakmış, biletler sanal ortamdan alınabilecekmiş, tabi sözde sosyal yön nedeniyle kredi kartlarıyla oyun oynamayı engelleyeceklermiş ama bu da hikaye olur, sanal alışveriş nasıl olacak o da ayrı bir çelişki olarak oracıkta durmaktadır o zaman.

Söz konusu makinelerde 18 yaşındakiler ve üstündekiler oynayabilecekmiş ki bu işin bir başka “yalanı”, yalanı çünkü bunu idare ve takip edecek bir niyet asla olmayacaktır. Şimdi, vatandaşının refahını bu sahte umut kapılarıyla sağlamaya çalışan ve bu esnada milletin cebindeki üç kuruşu da çaresiz kalan insanların bir çare arayış macerasında cebellezi etmeyi sistemli programlı bir biçimde tasarlayan hükümet, başbakanı bize “millete hizmet yolunda başımızı koyduk.

  • Bu yola beyaz kefenimizle çıktık” diyor. Tabi bu lafı şans oyunları için demiyor ama bunların millete hizmet balonun posasından geriye yukarıdaki görüntü kalıyor.

Yoksulluktan kırılmış köyler, mahalleler, kasabalar, şehirler, buralarda yaşam mücadelesi veren insanlar, bu insanların bir başınalıkta sarıldıkları o oyunlar, ayrıca çeşitli izbe mahalle kahvehanelerinde, bozma kulüplerde dönen irili ufaklı kumarlar, tombalalar, yine buralarda son bir hamleyle o birkaç günü kurtarmak için faydasız hamlelerle ufalanan umutlar, kredi karlarının olağan kullanımlarının dışında orta çıkan kredi kartı tefeciliği, bankaların en zalim ve en resmi tefeciliği sarmalında perişan olan esnaf, memur, işçi, öğretmen… Adana deyimiyle “Allah’ı şaşmış” insanlar… Bakın yolsuzluklardan, eksenden, hükümetçilerin basiretsizlikleri nedeniyle sonu nereye varacağı meçhul açılımdan, herhangi bir kavganın bir tür iç savaş provasına dönüştüğü gerginliklerden bahsetmiyorum bile. Çok temel ve basit gündelik hayat hallerinden söz ediyorum sadece, hemen her gün hepimizin içinde olduğu sahnelerden.Şimdi bunlar bize her fırsatta bize memleket aşkından bahsediyorlar, bir evet’le hayatımızın hakiki bataklığının gül bahçesine dönüşeceğini ima ediyorlar en yaygaracı, ağzı kalabalık, yüzsüz, utanmaz yandaşlarıyla.

  • Ama hayır, bu numaranızı yutmayacağız. Siz bu yoksulluğa adam gibi çözümler üretmedikçe söylediğiniz her lafı yalan olarak addedip “Hayır, oyununuza daha fazla gelmeyeceğiz.” diyeceğiz. 
Yazar: Editor
2010-07-27 00:00:50

Farklı Bir Strateji

Kulübümüz son yıllarda taraftarımızın takımına daha fazla destek olabilmesi amacıyla çalışmalar yapıyor. Taraftarın vereceği desteğin tam orta noktasında ise kombine satışları duruyor. Kombinelere yoğun ilgi gösterilmesi ve kulüp kasamıza sıcak para girişinin sağlanması bekleniyor.

Taraftar olarak ortak şikâyetimiz kombine fiyatlarının çok yüksek tutulduğu yönündeydi fakat son 2 yıldır özellikle maraton kombine fiyatlarındaki indirim oldukça önemli bir adımdı. Kulübümüzün taraftarımızın ortak beklentisine cevap verdi ve maraton kombinesini piyasaya sürdü, üstelik uygun fiyatla. Ve bu yıl da maraton kombinesinde %25 indirime giderek fiyatı 150 TL olarak belirledi.

Bu noktada yapılan bu güzel gelişmelere taraftarımızın yeteri kadar cevap veremediğini görüyoruz. Bugün itibariyle kombinede ulaşılan sayı oldukça komik. Hâlbuki mevcut fiyat ve taksit imkânlarıyla maraton kombinesinin en az 2000 civarında bir alıcısı olacağını tahmin ediyordum. Maraton tribünü Adanaspor'un kalbidir. Kemikleşmiş bir sayısı vardır. Bu sayı da en kötü Adanaspor maçında 2000'dir.

Peki, neden kombine satışı beklenildiği gibi gitmiyor. Bence, kulübümüz bu noktada bir hata yapıyor. Hata değil de, eksik bir çalışma da diyebiliriz buna. Kombine yeteri kadar reklâm edilmiyor. Ve taraftarımızın kombine alımı için teşviki sağlanmıyor.

Bugün okuduğum bir haberi paylaşmak istiyorum; Giresunspor yönetimi bilet fiyatlarını geçen yıla oranla oldukça yükseltmiş ve kombine fiyatlarını da olabildiğince düşürmüş. Hedef biletli taraftar değil, kombineli taraftar. Bu sayede hem her maç bilet kaosu ortadan kaldırılmaya çalışılıyor hem de taraftar kombineye teşvik ediliyor. Taraftarın kombine alımıyla kulübe sıcak para girişinin sağlanması amaçlanıyor.

Oldukça etkili bir yöntem... Belki biraz da kendi taraftarımıza kızıyorum ancak yine de sevgili başkanımıza şu çağrıyı yapmadan edemiyorum; başkanım maraton kombinesi için taraftarı biraz daha hareketlendirmek için, sezon bilet fiyatlarını şimdiden açıklayın. Ve geçen yıl ki gibi 10 TL yapmayın, 20 TL yapın. Kombineye ilginin yükselmesi hedefiyle bunu yapın. Kombine kültürünün oluşmasını ve nitelikli taraftarın artmasını sağlayın.

Kazanan kulübümüz ve tribünlerimiz olacaktır. Sizi seviyoruz ve yaptığınız güzellikleri ayakta alkışlıyoruz.

Cem Kaplanoğlu

Yazar: Editor
2010-07-26 20:49:44

Yoktan Var Olanlar

  • Çok değil 4 sene önce hazin halde olan bir kulüp
  • şimdi liglere damgasını vuruyor,
  • süper ligde Buca’ya,
  • BJK’ye kiralık oyuncu veriyor,
  • GS’den oyuncuyu kiralık istemiyor,
  • bonservisiyle alıyor,
  • genç futbolcularla akıl almaz işler yapıyor,
  • o genç oyunculara futbol oynama imkânını sonuna kadar sunuyor,
  • o futbolcuların istikballerine dair hiçbir hayaline engel koymuyor,
  • alt yapısını hızla geliştiriyor,
  • hep geleceğe yönelik işler yapıyor,
  • ligin en iyi hocasıyla 4 yıllık bir anlaşmayı sağlıyor,
  • günü kurtarma derdinde olmuyor,
  • yöneticilik örneği sergiliyor… 
  • Adanaspor…
  • Geleceğin takımı adım adım kuruluyor…
  • Şimdi bize düşen
  • kombineleri bir an önce tüketip
  • maçları bekleyip
  • takımı coşkuyla
  • kelimenin tam anlamıyla coşkuyla destekleyip
  • gollere deliler gibi sevinip
  • şampiyonluk turunu beklemektir.
  • Bir de Bayram Akgül’e tüm bunlar için teşekkür etmek…
Yazar: Editor
2010-07-26 09:21:27

***

2: Süper ligde bir sezonda aldığımız en az galibiyet(2000–2001 sezonu)

7: Üç büyüklerden bir maçta yediğimiz en fazla gol(1988–1989 sezonu, Galatasaray’a 7–3 yenildik)

13: Süper ligde bir sezonda aldığımız en fazla galibiyet(1975–1976 sezonu)

15: Süper ligde bir sezonda aldığımız en fazla beraberlik(1983–1984 sezonu)

19: Süper ligde bir sezonda bir futbolcumuzun attığı en fazla gol(Cenk işler 2000–2001, Necati Ateş 2002–2003)

20: Süper ligde bir sezonda attığımız en az gol(1979–1980 sezonu)

21: Süper ligde bir sezonda yediğimiz en az gol(1973–1974 sezonu)

24: Süper ligde bir sezonda aldığımız en fazla mağlubiyet(2003–2004 sezonu)

53:Süper ligde bir sezonda attığımız en fazla gol(1988–1989 sezonu)

91: Süper ligde bir sezonda yediğimiz en fazla gol(2000–2001 sezonu)

Beşiktaş: Üç büyükler içinde en fazla galibiyet aldığımız takım(14 galibiyet)

Bursaspor: En çok karşılaştığımız Anadolu takımı… Toplam 42 maç…

Fenerbahçe: Üç büyükler içinde en fazla beraberlik ve mağlubiyet aldığımız takım(14 beraberlik; 22 mağlubiyet)

4–0: Üç büyüklerden aldığımız en farklı galibiyet(1972–1973 sezonu, Fenerbahçe’yi 4–0 yendik)

6–0: Üç büyüklerden aldığımız en farklı mağlubiyet(1998–1999 sezonu, Beşiktaş’a 6–0 yenildik)

Şehmuz-Fatin

Yazar: Editor
2010-07-25 11:24:52

Recep Tayyib ve 12 Eylül

Ahmet Kaya yıllar önce şarksını yapmıştı: “kitaplar sobada yanmış, ah sazlar duvarda kalmış, güzelim şarkılar yağmalanmıştır” diye…

Şimdi ne acıdır ki hem Ahmet Kaya, hem Şarkıları, hem de şarkılarında kullandığı şiirler yağmalanıyor. Ne için? Siyasi hesaplar için her bir inceliği gözünü kırpmadan harcayacak biri tarafından yapılıyor, sırf şahsi siyasi geleceği için. Sanmayın ki memleket aşkı için

Unuturuz da her şey değil! Örneğin 12 Eylül’ün neden olduğunu, nasıl olduğunu, kimlerle olduğunu, kimlere karşı yapıldığını ve kimleri palazlandırdığını çok iyi biliyoruz. O süreçten beslenip de semirenlerin şimdi ülkeyi nasıl yönettiğini de görüyoruz. İşte o 12 Eylül çocukları şimdi kalmış 12 Eylülle hesaplaşacağız diyorlar, yanlarına da eskili yenili dönek solcu sürüsünü almışlar. Gözyaşlarıyla şiirler okuyorlar. Yapmayın. O anayasanızın 12 Eylülle hesaplaşmak gibi bir derdi yok, mutlak saltanatlarının kapılarını sonuna kadar açmak derdindeler sadece, 12 Eylül işin paravanı, yalanı dolanı.

Amerika’nın 12 Eylülcüler için kullandığı ifade şudur: “Bizim çocuklar sonunda başardı!” Her türlü icazeti ve himayeyi Amerika’dan alan bu iktidar ve ağababaları ve garnitürleri bal gibi o “bizim çocuklar” çemberindedir. Sonuçta 12 Eylülcüler ve Akpciler aynı bahçenin çocuklarıdır.

0radaki 12 Eylül olmasaydı, başbakan, cumhurbaşkanı, bakan, deli zengin birileri değildiniz; mahalle kabadayısı (çakma olanından) veya emekli iett şoförü, Arabistan’da tüccar filan, Albaraka çalışanı, kasaba avukatı, işleri rast gitmeyen girişimci( destek filan alamayacaklardı ya, o yüzde işleri rast gitmeyen) gemici değil de belki bisküvi pazarlamacısı ve saire olacaktınız muhtemelen. Bu yüzden sizi büyütenlere karşı bu kadar hayırsız olmayın, biraz vefalı olun. Şiirleri, şarkıları, ölüleri, üzerinden zavallıca bir siyaset yürüttüğünüz isimleri de rahat bırakın.

O zaman bu da, “Neden hayır?”ın ilk yazısı olsun…

Yazar: Editor
2010-07-25 00:36:50

İkilem

Mekik Ahmet üzerine bir konu…
Tam emin değilim ama Mekik isminin nereden geldiğini yazmak istiyorum...
Geçende okuduğum, Antep Mekikspor´dan geldiği için Mekik lakabı verilmiş olduğuydu...

Benim zamanında bildiğim ise,
Ahmet’in kendi kulvarında arı gibi çalışmasından ötürü bu lakabı takılmıştır...
Ve hatta ileri geri sürekli çalışması yanında, topu rakibin sağından atıp solundan kaçıp üstüne üstlük bir de 3–5 metre önünde, yarışı ayağında topla tamamlamasıydı...
Ben böyle biliyorum... Hani mekik dokur gibi yaptığı koşulardan almıştır bu lakabı...
Tabii o zamanlar futbol seyretmeye yeni yeni başlıyordum ve daha çocuk sayılırdım...

Artık Mekik ismin de ben de ikileme düştüm.
Mekik Ahmet...
Antep Mekikspor´dan geldiğinden mi yoksa ileri geri mekik dokur gibi yaptığı koşulardan mı bu lakabı verilmiştir...

Kırık Ayna

____________________

Not: Bu ikilem birçoğumuzda var ve bence her ikisi de doğrudur. Hem Mekikspor’dan gelmiştir ve de Adanaspor’da geldiği takımın adına uygun bir futbol sergilemiştir ve bu lakabı iki yönlü de hak etmiştir. Sözlükte ikisi de yer alabilecek özelliktedir. Ki aslolan taraftarın hafızasında kalandır.

Sevgiyle…

Not: Adanaspor ligi 2. tamamlarken "üç İstanbul takımını" altına almıştır. Bunu Trabzon ve Adanaspor dışında diğerleri yapamamıştır, ötekiler ikinci olurken üzerlerinde hep bir İstanbul takımı vardı.

İletişim için kaplanpenche@gmail.com'a mektup gönderilebilir. 

Yazar: Editor
2010-07-24 11:10:34

***

Adanaspor: Anadolu takımları arasında üç büyükleri de alına alıp ikinci olmayı başaran iki takımdan birisidir. (Öteki takım Trabzon)

Reşit Kaynak: Jübile (Malatya-Adana) maçında zarar eden futbolcu.

Vedat Bayraktar: Reşit Kaynak’ın deyişiyle: “Her sezon Adanaspor’da savunmada oynamasına rağmen 5-6 gol atardı. Nereye mi tabi ki, kendi kalesine.”

Emre Aktaş: Bankasya (Adanaspor’)dan süper lige kiralık giden oyuncu, yeteneklerinin farkına varsa milli takımda oynayabilecek topçudur.

Bursaspor -Adanaspor: 1 -0/ 1971–1972 Sezonu, 1. Lig 6. Hafta Maçı (24.10.1971)
Adanaspor'un süper lig tarihindeki; ilk mağlubiyeti, ayrıca deplasmanda mağlubiyet aldığı ilk maçtır

Adanaspor Fenerbahçe: 0–0 / 1971–1972 Sezonu 1. Lig 9. Hafta Maçı (1.11.1971)
Adanaspor'un süper ligde, evinde beraberlik aldığı ilk maçtır. 

Adanaspor Boluspor: 0–1 / 1971–1972 Sezonu 1. Lig 10. Hafta Maçı (8.11.1971)
Adanaspor'un süper ligde; evinde mağlubiyet aldığı ilk maç. 

Mersin İdmanyurdu Adanaspor: 2–2/ 1971–1972 Sezonu süper lig 2. Hafta Maçı (9.08.1971) deplasmanda beraberlik aldığı, deplasmanda oynadığı, deplasmanda gol attığı, deplasmanda gol yediği, deplasmanda puan aldığı ilk maç. 

Mersin İdmanyurdu Adanaspor: 0–1/ 1972–1973 Sezonu 1. Lig 10. Hafta Maçı (9.11.1972) Adanaspor'un süper lig tarihindeki; deplasmanda galibiyet aldığı ilk maç. (tarihinde ilk kez 1971–1972 sezonunda süper ligde yer alan Adanaspor o sezon deplasmanda hiçbir maçını kazanamamıştır.)

Ali Gedikbaş: Adanasporun kurucularından, Adananın simgesi olan turunçgiller ile pamuğun renklerini bir araya getirip Adanaspor’un simgesi olsun diye yönetime sunan yöneticimiz.

Reşat Yılmaz: Adanaspor’un eski futbolcusudur, en az Hasan Şaş kadar yetenekliydi.

Korsan Kemal: Adanaspor ve Beşiktaş’ta oynamışlığı vardır, Adanalıdır, Adanasporun teknik direktörlüğünü yapmaktadır.

Sabo: Adanasporda oynayan, Adanaspor’dan Ankaragücü’ne transfer olan golcü futbolcumuz. Penaltı kullandığında kaleciler topu kurtarmak yerine sağa sola yatarak kendilerini kurtarıyorlardı.

İmparator: Oğuz Çetin’in Adanasporda oynadığı yıllarda birlikte getirdiği lakabıdır.

Ercan Aslankeser: Adanaspor’un kurucularından Cumali Aslankeser’in oğludur, Adanasporda yetişen, Adana’nın efsane futbolcularından biridir orta sahada oynar, uzaktan sert şutları ile tanınır.

Volkan Aslan: Adanaspor’da oynarken saçlarını turuncu beyaza boyayarak maçlara çıkan, sonra Galatasaray’a transfer olan futbolcumuzdur. Aynı zamanda Hikmet Karaman tarafından ayartılıp önce Kocaelispor’a transfer olan isimdir.

Cenk İşler: Adanaspor' da ter dökerken, takımın küme düşüp en az gol atma istatistiklerinde ön sırada olmasına rağmen gol krallığında ligi 2. sırada tamamlayan futbolcudur. Fırsatçı, golü koklayan, yetenekli bir topçuydu.

Şenol Yavaş: Dökülen saçlarının yerine saç ektiren, sağlam bir fiziğe sahiptir ama top tekniği konusunda biraz yeteneksiz olan bir futbolcudur.

Timur Yanyalı: Efedrin kurbanı! 2. kez doping yaptığından dolayı futbol hayatı son bulan futbolcu.

Emrah Eren: Adanaspor'un sağ kanadını tek başına halledebilen, Galatasaray’a parasız bile giderim diyerek biraz canımızı sıkan ve sonra orada canı pek sıkılan bir futbolcudur.

Serbay Yengel: Ona takoz da denirdi, Adanaspor'un eski futbolcularındandı.

Faruk Acar

Yazar: Editor
2010-07-23 21:20:49

 ***

Eyüp Arın: Adanaspor’u 2B’de şampiyon yapan hocadır.

Razık Uzunağaç: Adanaspor alt yapısında yetişen ve 80’li yıllarda A takımda forma şansı bulan, ama özellikle sonradan girdiği maçlarda gol atan futbolcumuzdur.

Nedim Soylu: Adanaspor hakkında ve siyasi konularda yazan, yerel basının bir diğer savaşçısı.

Ümit: Tekirdağsporlu sol bek’e 8. golden sonra “yeter abi gelme artık” dedirten futbolcudur.

7: Evimizde bir maçta yediğimiz en çok gol sayısı. (Trabzon’dan ve Gençlerbirliğinden.)

1.Gol Kralı: Özer Umdu. (1978)

2.Gol Kralı: Bora Öztürk. (1979)Düzeltme:(1980/81)

Kassap Zihni: Bir tribün fenomenidir. Futbolculara tribünden taktikler veren taraftar profilinin ilk ve en tipik örneklerindendir.

Kırık Ayna: Adanaspor’a Almanya’dan destektir. Tatlı dilli, hoş kelamlı bir Adanasporludur: )

___________________

Sevgili Kırık Ayna’ya not:

Sevgili Kırık Ayna,

Arada tekrarlar var maddelerde, bu durum bize bir ismi defalarca ve defalarca tanımlayabilme imkânı verecektir ve şimdi maddeleri toplama aşamasındayız kitaplaşmadan önce düzeltmeler mutlaka yapılacaktır. Ufak tefek arızalar şimdilik hoş görüle, ama yardım ve destek ve uyarı beklentisinde olduğumuzu buradan alenen ilan ederiz.

Sevgiler, hürmetler ve teşekkürler: ))

Yazar: Editor