• Hayatımız sadece futbol değil elbette, bunu kaplanpenche okurları bilir. Mümkün olduğunca futbol dışı gündemi tutmak hedeflerimizden biri olmuştur. Bu bakış açısıyla çevremizde olup bitenleri foto-yorum'da da takip edelim dedik, hem de kaydını tutmuş olarak. Çeşitli meslek gruplarını izleyip kıyıda köşede kalanı da belgelemek de bir hizmettir hem Adana'mıza hem ülkemize. Bir tür fotoğraf belgeselciliğiyle hareket edip yayımlayacağız tapladıklarımızı. Bu konuda önerilerinizi ısrarla bekliyoruz. İlk oymacılarla başladık. Sarıyakup mahallesinde vardık bir atölyeye...
  • Ali Zift işin başında. Bakın orada işin inceliği var, incelik dediğim iskarpileyi ve tokmağı tutuşta saklıdır. Yılların sırrı vardır orada...
  • Ali Görgün, namı diğer Domdom Ali. 37 yıldır işin içindeyim diyor... 37 yıl dile kolay, 37 yıllık emek, hala bir atölyede, safi alınteri, haram bir lokma yok, üç beş yılda hükümetlerin semirttiği zenginliklerden uzak, vicdanı rahat bir emek...
  • Bu iş üzerindeki o ıslaklık gözyaşı değil, hayır alın teri de değil, burada o klişelere gerek yok. Malzemeyi yumuşatmak çalışmayı kolaylamak için gaz yağı dökülüyor, pratik bir arayış...
  • İlk aşamayı geçmiş, ince müdahalelere kalmış bir iş yatıyor...
  • Bu da atölye duvarından bir sahne:)
  • Çalıştığın yere göre duruşlar vu tutuşlar değişir tabi ki diyor Ali Usta.
  • Serdar Usta Akkapı'dan, 26 yıl diyor... Prens hazretlerinin ömründen çok meslek hayatım var ama yok tabi bir gemicik, diye ekliyor, bisiklet bile yok...
  • Ya, durum böyle...
  • Selhan Usta, Havuzlubahçe'den, 25 sene filan diyor o da...
  • Burada her işin bir adı var; barok,   Kâkül, Sultan, Fasulye, Irmak, Filiz, Burmalı...
  • İskarpileler oraya öylece dizilmezler, hepsinin ayrı ayrı kullanım yerleri va tabi ki amaçları vardır.
  • Buna göre iskarpilelerin de adı var kullanım erlerine göre: Tırnak, oluklu, kapalı oluklu, yarım açık, düz açık, yılan dili, çatal...diye...
  • Düz açık iskarpile, adından da anlaşılacağı üzre zemin düzlemede kullanılır. Sonra ayrıntıya girileceğinde yani hatları ayırmada tırnak iskarpileye başvurulur
  • Ali Ustadan öğreniyoruz bunları...
  • "yak bir sigara kül olsun dertler ucunda"
  • "bir an olsun oh diyemezsen çekilir mi bu dünya"
  • Güven Usta, 35 sene, Karayusufludan...
  • Yazıyla: otuz beş, sayıyla:35... bir ömür böyle geçiyor.
  • o tahta parçası usul usul bir sanat eserine dönüşüyor...
  • Tezgah, baskı yani işkence, mengene, iskarpile, tokmak, bir de usta...
  • Anlatıyor usta:   Adana’da yüzlerce oymacı vardı. Şimdi on dükkân belki sayarım. Hepsi de can çekişiyor. Yok pahasına satıyoruz emeğimizi. Bak burada kaç kişiyiz… Eskiden çıraklarımız da olurdu, şimdi herkes kendi çırağı, çünkü iş yok, mesleğin geleceği yok. Hem çırak bulamıyoruz hem de çırağa verecek haftalığı bulamıyoruz.
  • Ali Zift, 30 yıla dayandık diyor, o da Akkapı'dan...
  •   İnegöl’e gidiyor bu işler. Biz oraya çalışıyoruz. Oradan da Arabistan’a, Irak’a, Azerbaycan’a, Dubai’ye filan gidiyor. Yani bize bu memlekette ne yazık ki artık ekmek yok.
  •   Güven Usta, Selhan Usta, Serdar Usta, Ali Zift sadece mekânın değil, sadece iş hayatının değil ülke hayatının da zalim ve zor koşullarında çalışıyorlar. Ben motosikletle gidip geliyorum, birimiz bisikletle, diğerleri yürüyor, diyor Ali Usta, bunu da yaz. Serdar sigarasını yakıyor, Ali Zift çay hazırlıyor, arada Selhan Ustaya takılıyorlar, bir şenlik oluyor; yine yılmadan devam ediliyor.
  • Çay ve sigara sonra... sigara yasağıymış... siz önce hayatımızı zindan eden işsizliği, zamları, yoksulluğu, adaletsizliği, sağlıksızlığı, şu karamsarlığı yasaklayın...
  • gün böyle geçer...
  • sabah iş akşam ev, ömür böyle geçer mi, geçer...  bir bakarsın ki şu kıymıklar, talaşlar gibi yığılıp kalmış maziye günler akıp gitmiş onca yıl.. hayat...
  •     Çocukluk zamanlarından beri aşina olduğum, fotoğrafını belleğimde tokmakların iskarpilelerde çıkardığı seslerle tamamladığım bir oymacı atölyesi bulmak için Adana’nın Sarıyakup Mahallesinin sokaklarına dalmıştım. Bulduğum atölye yine çocukluktan beri tanıdığım Ali Ustanın dükkanıydı; Ali Görgün, namı diğer Domdom Ali…
  •  ...böyledir, sessiz sedasız bir sanat icra edilir burada, ne bileyim büyük şehirlerin artistik bir sanatçısı yapsaydı o atöyledeki işleri, davul zurna çaldırırlardı, belgeseller yapılırdı hakkında, şenlik şamata olurdu; ama Adana'nın ücra bir mahallesinde, terk edilmiş bir sokağında çoktan unutulmuş bir atöylede sadece bir yaşam savaşı verilir, evde ekmek bekleyen vardır, gün biter takımlar toplanıp temizlenir, darabalar iner...ve perde... fakat son bir kez dönüp baktığımızda ah ulan deriz, ah ulan, bizi hep ters ışıkta mı yakalar hayat...