2017-10-01 17:30:09

Genelde Koman, lokalde Sercan, özelde Megaye

takımın çalıştırıcısı olan Kemal Kılıçı kurtardı.

Adanasporu kurtardılar, diyemeyeceğim çünkü bu koşullarda bizim kurtulma ihtimalimiz yok! 

Böyle bir futbol zihniyeti kabile takımlarında bile yok! 

Şu maçın özeti bu kadar!

90 dakika hiçbir şey üretemeyen takım son iki dakikada direkten döndü.

Üstelik 3 puan ile…

Yazık böyle galibiyete.

Birazdan Halit de maç sonu yazısını yazacak

ve biz de

Kemal Kılıça en başta destek verdiğimiz için

kendimizi protesto edip

sayfayı

bir hafta karartacağız.

Durum bundan ibarettir.

Yazar: Editor
2017-04-08 18:55:49

 orange tree art ile ilgili görsel sonucu

Memleketin en güzel hali Nisan ayında saklı.

Nisan Adana kokuyor, Adana misler gibi turunçgil çiçeği kokuyor.

(Ve Adanaspor Nisanda şampiyon oldu Nisanda ligin dibine demir attı.)

İşimiz maç yazmak.

Ama eminim hiç kimse okumak için çaba gösteremiyor, tıpkı bizim yazamadığımız gibi.

Mahalledeki futbol topuna sahip, ama top oynamaktan anlamayan çocukların eline kalmış gibiyiz. Oynamasak olmaz.

Yanlış anlaşılmasın.

Geçen yıl bilmem kaç yıl sonra gelen 1. lig şampiyonluğundan sonra da aynısını söyledik.

Son 8 (sekiz) maçını; hazırlık, kupa, lig vb... 6 M-1 G-1 B ile tamamlayan takım SL hak eder mi?

Sizler karar verin.

Maçın analizini yapmak için saatlerce konuşabilmeyi ve izlediğim Rizespor maçlarını anlatmayı ne kadar isterdim.

Ama en az benim kadar sizler için de gerek yok derken, moda ikonu olma yolunda ilerleyen  antrenörümüzün neler yapmaması gerektiğini söylemeye gerek yok der gibisiniz.

Zaten o hep bilmediğini yapmayı denedi.

Maçı kazanacağız.

Neden diyenler için, 

1.3 M TL için demek istiyorum.

Anladınız siz onu.

Digao yerine Uğur oynayacak.

Takımın en etkili ama kiralık oynayan elemanı Roni 11de başlayacak.

Ve kazanacağız.

Hikmet Karamana rağmen.

Rize Başkanı Metin Kalkavana rağmen.

Ahmet Gültekin

Yazar: Editor
2017-04-08 05:53:04

seher ana adanademirspor ile ilgili görsel sonucu

Bütün çiçekler vaktinden önce solar.

Demirsporun Seher Anası

Hayatını kaybetmiştir.

Ailesine,

Sevenlerine

ve Demirspor camiasına

Başsağlığı dileriz.

Huzur içinde yatsız,

Mekânı cennet olsun.

Yazar: Editor
2016-10-06 11:44:27

Tanrı Yazar Yaşar Kemalin Doğum Gününe İstinaden Bir Tekrar yazısıdır.

Büyük yazar Yaşar Kemalin başyapıtlarından biri olan İnce Memedde Memed, köylüye zulmeden Abdi Ağayı vurur. Üç kurşun sıkar. Kurşunların rüzgârından odadaki lamba söner. Ve İnce Memed dağlara çekilir. Roman boyunca hep şu çelişkiyi yaşar İnce Memed; Abdi gitti, öteki geldi; Ali Safa gitti başkası gelecek…

Yani biliyordu bu zalimlerin öldürmekle bitmeyeceğini. Bir başkası, gidenin yerine daha zalimce geliyordu.

Ama şunu da biliyordu İnce Memed; bir Memed gidecek, binlerce Memed gelecek. Çünkü ağalar azdır, zulüm görenler çoktur. Sen, Memedliğini kaybetme yeter…

Ve bir ikilem yaşasa da mücadelesinden vazgeçmez İnce Memed, mücadele etmezse yalnızca kendinin değil, bir büyük hayalin de yok olup gideceğini; Çukurova’nın; ikiyüzlü, hilekâr, eyyamcı bir grup eşrafın zulmüne kalacağını çok iyi bilir.

Evet, bir Çukurova destanıdır İnce Memed ve müthiş bir Çukurova fotoğrafı verir. Derin tahliller içerir. Duyguludur. Eşsiz bir eserdir. Dirençle, emekle, bir savaşla kurulmuştur.

Bir tür İnce Memed halidir Adanasporluluk.

Hep savaşmak zorunda kalmıştır o da.

Bazen kendiyle savaşmak; kendi içindeki korkuları, zayıflıkları yenmek zorunda kalmıştır.

Adana’da bir İnce Memed halidir Adanasporluluk.

Düzde kuşatılmaz, darda sıkıştırılmaz. Öldü zannedilen İnce Memed: bir koyaktan, bir vadiden, karlı dağ başlarından yarpuz kokularıyla gelir.

Onda binlerce köylünün, zulüm gören insanların umudu ve gücü vardır. Bir şey yapmadan, sonuç almadan duramaz…

Sadece bir Çukurova değil, bir dünya hayali, idealidir İnce Memed. Sadece bir  lig, kuru bir futbol hayali, ideali değildir bu anlamda Adanaspor; bir “tarz” meselesidir.

Arada ihanetlere de uğrayan İnce Memed daha çok savaşarak devam eder yoluna; ihanet edenin halini anlamaya çalışarak, aslında onun bir kurban olduğunu bilerek, hedefi şaşırmadan, küsmeden, gücenmeden, her kavgadan güçlenerek, kendi içinde çatışarak ama yıkılmayarak bir büyük hayali hakikat etmeye çalışarak.

Adanada, Çukurovada bir İnce Memed halidir Adanaspor, Adanasporluluk. Hep direnir. Öldü zannedilir, ölmez. İşte şimdi devirdik onu, derler; deviremezler. Düzde kuşatılamaz, darda sıkıştırılamaz.

Her bir unsuruyla; hakikatli bir tek taraftarından başkanına kadar, Adanada, Torosların var ettiği şu Çukurovada hep mücadele edecek olan bir İnce Memed halidir Adanasporluluk. Zordur. Zorludur.

O vahşi atla biner Memed. Varır gelir zulmün kapısına. Üç el ateş eder. Kurşunların rüzgârıyla odadaki (gazlı) lamba söner. Döner, Ovayı geceyle geçer.

Dağların tepesinde turuncu bir ışık hep olur. Çakırdikenliğini yakar ahali, turuncuya keser Ova, şenlik olur. Hakikatte bir isyan halidir İnce Memed. Sonsuz bir umut olur. Pir Sultan, Köroğlu, Dadaloğlu’dur o, ölmez, ölemez; hep olur, hep var olur İnce Memed

Ve bizde bir İnce Memed halidir bu mesele…

Yazar: Editor
2016-04-29 18:02:12

Bizde Bir İnce Memed Halidir Adanasporluluk,

adlı 2008 tarihli yazımızı tekrar paylaşalım.

Okumak İçin Bakınız. 

Yazar: Editor
2016-01-23 09:59:05

 

1954 Senesi...

Bazılarının özetini geçelim:

• 50.000.000 Lira sermaye ile Türkiye Vakıflar Bankası kuruldu.

• Doğu Akdeniz Milletler Arası Mimarlık Kongresi toplandı. Bu toplantıya iletilen rapora göre Türkiye nüfusu 21 milyon, İstanbul nüfusu ise 1.2 milyon kişi olarak belirlendi. Ankara ise 350 bin kişilik bir nüfus barındırıyordu

• Migros satış arabaları hizmet vermeye başladı.

• Erzincan'da Sümerbank İplik Fabrikası açıldı.

• Belediye denetiminde özel halk otobüsleri çalıştırılmaya başlandı.

• Şekerbank kuruldu.

• Akşam Ticaret Liseleri açıldı.

• Sendikalı işçi sayısı 180 bine ulaştı.

• “Köy Enstitüleri ile İl Öğretmen Okullarının Birleştirilmesi Hakkında Kanun” ile Köy Enstitüleri uygulamasına son verildi.

• Tuna'dan kopup gelen buzlar İstanbul Boğazı'nı kapladı.

• “Petrol Kanunu” TBMM'de kabul edildi. Böylece bu alan da yabancı sermayeye açıldı.

• Türkiye, Osmanlı borçlarından kendisine düşen payın son taksitini ödedi.

• Kırşehir ilçe oldu ve Nevşehir'e bağlandı.

• Sakarya ve Adıyaman illeri kuruldu.

• Gazeteci Hüseyin Cahit Yalçın, 26 ay hapse mahkûm oldu.

• İstanbul Kapalıçarşı yangınında, 1.500 dükkân tümüyle yandı.

Ve.... 1954 senesine Adana'dan bir anlam kazandıran 3 olay:

  • Bir Çukurova Destanı Yaşar Kemal’in İnce Memed’i Cumhuriyet gazetesinde tefrika edildi.
  • Bir Çukurova Destanı Orhan Kemal’in Bereketli Topraklar Üzerinde’si yayımlandı.
  • Bir Çukurova Destanı Adanaspor kuruldu.
Yazar: Editor
2015-12-13 10:34:22

 

Adana'ya özgü Dünya Rakı Günü FestiVali

kimi güdümlü ekabirin,

millet iradesine muhalif- o iradesine rağmen,

genelde sağlıcakla ve zevkle kutlandı.

Gerçi gece 10 civarında bir grup tahrikçinin tahriki oldu ama kimsenin neşesine bir şey olmadı.

Hakikaten nerenden alırlar o cesareti?

Rakıdan almadıkları kesin. Acaba...

İçip içip mi saldırdılar lan yoksa?

Öyleyse epey komik olur ama... 

Nedir? 

Genel ilke yaşa ve yaşattır, en eski zamanlardan beri bu böyledir.

Bu erdemin ve saygının farkında olmayanlar, mutsuzluğun sebebi olacaktır muhtemelen.

Kendi inancın, felsefen ile yaşa ve bir başka hayat anlayışını da yaşat.

Karışma...

Rakının veya festivalinin ikinci bir şahısa zararı olmamıştır, olmaz da; faydalarından, ekonomik bilmem ne manasındaki zımbırtılarından bahsetmiyorum bile.

Neyse...

Güzel bir 12 Aralık akşamı vardı. 

Adana'da her yer cıvıl cıvıldı. 

Büyük Saat festival merkeziydi lakin oralara ulaşmak mümkün değildi.

Ne güzeldi.

Davulcular hariç...

Hayır, onlar da ekmek parasında tabi.

Ne ki ortama adepte olarak da bu iş yapılabilirdi sanki.

Geçen geçti.

Galiba seneye bütün Adana, Seyhan'dan Çukurova'ya; bu Rakı Festivalinin kutlandığı onlarca kilometrelik bir olan olacak. 

Yeter ki bir huzur verilsin bre! 

Yazar: Editor
2015-09-21 19:50:53

Turuncu Yarınlar

1-Yıkılmaya çalışılan Adanasporluluk geleceğini tekrardan inşa edebilmek için

2-Şehrin para babalarına karşı bir avuç gönüllünün neler başarabileceğini gösterebilmek için

3-Türkiye'de önem verilmeyen eğitime destek olabilmek için

4-Dışlanan ve kaderine terk edilen kenar mahallelerimize umut ışığı olabilmek için

5-Her şeyin menfaat ve rant olmadığını gösterebilmek için

6-Adana'yı yönetenlerin, Adanalıya yapmadığı hizmetleri gösterebilmek için

7-Bu şehirde umutların hala bitmediğini gösterebilmek için

8-Adanaspor Camiası'nın istendiğinde nasıl kenetlendiğini gösterebilmek için

9-Bu şehrin değerlerinin üzerinde yükselmek yerine o değerleri yükseltebilmek için

10- Ve her şeyden önemlisi; Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı Turuncu Yarınlar'ı inşa edebilmek için...

Üniversiteli Turbeyler

Yazar: Editor
2015-09-17 10:24:42

Memleket gündeminden bir ayrıntıya değinirsek şöyle bir not düşmemiz icap eder.

Chp, Adana 5. Sıraya Zihni Aldırmaz'ı koymayı düşünüyormuş.

Şahsen ben Chp'ye oy verecek olsam bu durumda asla oy vermem.

Konuştuğum Chp'ye yakın Adanasporluların hepsi aynı şeyi söylüyor. O isim listede olsa dahi oy yok, diye.

Hakikaten ama, Zihni Aldırmaz'ın Adana'da nasıl ve ne kadar bir oy potansiyeli var acaba? Yani var mı? 

Neyse, olur da aday gösterirlerse durum belki biraz anlaşılır.

Yazar: Editor
2015-07-05 12:43:32

Sümer mitolojisinin ritüel ve paganik unsurlarındandır Tammuz. Zaman içinde, bu coğrafyada dolanırken Temmuz olur.

Damızı, sıcağı da temsil eder.

Daha sonra Yunan mitolojisine geçen Suriye inancına bağlı Adonis ile Tammuz aynı karakterlerdir.

Hikâyesi pek dramatik olan Adonis de Adana’nın isim dönüşümünde başlangıç noktası olarak bilinir.

Turuncuya çalan sarısıyla, sıcağıyla, ovasıyla...

Doğrudur, Adana Temmuzdur.

  • ve 
  • yeniden doğuşumuzun 
  • gündönümünde 
  • Temmuz 
  • Adana’dır,
  • nasıl ki turuncuysa...

evet

daha çok Adanaspor’dur.

Bu manada bizim için önemlidir Temmuz.

*

kuru nehir yataklarından geçer

eteğini ıslatmaz geçip gider temmuz

bir çiçeğin yarasıdır veya

yalnızlığının hikâyesidir Adonis’in, Tammuz’un

ki ölür, öldüğü yerde biter nergis

geçip gider temmuz

ovada ıslanmaz bile serçenin kanadı

kavrulur su, yine de

kuru nehir yataklarından akar geçer gider temmuz

eteklerinden akar ama sunalarla nehirlerde su sesi

ve hep bi turuncu gün doğumu...

____________________

  • Adana sarısıcağında, 
  • Abdi Ağalara karşı 
  • bir İnce Memed olmaya 
  • devam etmektir 
  • Adanaspor 
  • ve Temmuz... 

____________________

Ayrıca 

kaplanpenche’nin 9.yılının dönümüdür (2007/2015)

güzel Temmuz… 

Vira,

Güzel Yurdum Adanaspor'um... 

Yazar: Editor
2015-05-21 10:40:20

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yeni Diyarbakır elenince sahaya saldırılıyor. Hakem bile zor kurtuluyor. Sonrasında bölgesel liglerimizi kuralım diyorlar. Bu mudur demokrasi? Futbola bu iş karıştığı zaman buradan zor çıkılır diye düşünüyorum” dedi. (Basından)

Sözlerinize harfiyen katılabiliriz, futbolun kendi sınırları dışındaki bir hayata bu kadar nüfuz etmesine itiraz edebiliriz evet… Ama… Biz de şöyle soruyoruz haddimizi aşmadan, efendimiz!

Peki, neden siz iktidar olarak, eski adıyla Bank Asya yeni adıyla Ptt 1. Lig’i parti arka bahçe haline getirdiniz?

Peki, neden iktidar olarak her sezona bir şekilde müdahale ettiniz?

Peki, neden iktidar olarak bu ligi kendi “şehirlerinizin” şampiyonluk oyuncağı yaptınız?

Peki, neden iktidar olarak birçok kez Kasımpaşa’yı, sonra Antalya’yı, Mersin’i, Eskişehir’i, Rize’yi, sıkça Kayseri’yi ve Kayseri Erciyes’i, korkunç paralarla-transferlerle ve kayırmalarla Osmanlı’yı, deli bütçelerle İBB’yi şampiyon yaptınız veya şampiyonluk kapısını sonuna kadar açıp olanak ve avantaj yaratınız, neden bakanlarınızla imza törenleri düzenlediniz, neden kendi şehirlerinize sonsuz bütçeler yaratıp eşit koşullarda olması gereken rekabeti yok ettiniz, neden hakemler hep sizin şehirlerinizin takımlarına tolerans tanıdı, neden en iyi futbolcuları sizin desteklediğinizi şehirlerin takımları transfer etti?

Ve neden Adanaspor – Kasımpaşaspor 27 Mayıs 2012 tarihli şampiyonluk maçına bir şekilde müdahale ettiniz? Neden, aynen şu cümleyi kurdunuz: “Adanalı arkadaşlar biraz rahatsız oldular, ama doğduğumuz, büyüdüğümüz yer Kasımpaşa oluğu için bunlara ister istemez böyle bakmak durumundayız. Bizi anlayışla karşılayacaksınız.” 28 Mayıs 2102 Kasımpaşa Yönetiminin Kabulü Anı. Haber Bağlantısı İçin tıklayınız.

Neden o maçta Fırat Aydınus’un üzerimize saldırmasına ses çıkarmadınız, neden Kasımpaşa’nın orantısız bir ekonomik güç sağlayan ve hemen o şampiyonluk maçından önce oluşan yönetimine “bu mudur demokrasi?” diye ayar vermediniz?

Neden futbola bu kadar karıştınız parti ve saire olarak, neden özellikle bu Ptt1.Ligi doğal akışına bırakmadınız?

Neden böyle bir konuşmayı daha önce, hep rezervinizde olan Ptt 1.Lig için yapmadınız?

Neden efendimiz?

Yazar: Editor
2015-05-11 16:13:35

Bu maçta banlandık ve tribün dışı kaldın, iyi mi?

Sebep?

Kayseri maçında zottiriğin önde gideni bir hakeme iltifatta bulunulmuş, iyi mi?

Sanırım o paçoza gereğince iltifat edilmedi, ondan tribün kapandı galiba, iyi mi? 

Ulan çapsızlar topluluğu, o passokart denen ucubeler niye var, o kameralar niye yerleştirildi oraya.

Madem sövmeyeni sövenden ayıramıyorsunuz, o zaman niye onca masraf, bre kimlere ne kadar para kazandırdınız bu musibetlerle? iyi mi?

Ben sövmedim o hakem denen şahsa. Ne oldu ulan şimdi? Ben niye maça gidemiyorum? O manyetiğe soktuğumun passokartı niye var çepersizler?

Beni bu maçın seyrinden, Adanalı futbolcuların yanında olmaktan nasıl alıkoyarsınız bre hesapsız kitapsız Allahsızlar?

Hatta Allahı para olanlar! iyi mi?

Hakkımı helal etmiyorum. Lanetliyorum...

Ve de varın kendi bokunuzda oynayın... diyorum...

İyi mi? 

Yazar: Editor
2015-05-09 09:50:13

Seçim yaklaşırken saflar da netleşmeye başlıyor dostlar...

Herkes tercihini belli edecektir yavaş yavaş...

Doğaldır ve olması gerekendir.

Peki, bir futbol takımı üzerinden siyasi tercih belirlemek ne kadar doğrudur? Yani Adanaspor, oy verirken kararımı etkiler mi, etkilemeli mi? Böyle bir inisiyatif kullanmak akla, siyasete vs uyar mı?

Bunu bana soruyorsanız, evet, derim! Adanasporluluk hisleriyle böyle bir tercih yapmamın hiçbir sakıncası yok, derim.

Bu konudan ötürü bana gelecek eleştirilere de, ama böyle solculuk olmaz ki itirazlarına da eyvallah der, teorik olarak haklısınız diye eklerim.

Ve fakat konu Adanaspor dostlar... 

Benden bu manada herhangi bir tercih yapmamı istemeyin. Zira yurdum bellidir.  

Evet. Bir partiye oy vereceğim, ama inanın bu parti -yerel yönetimlerin Adanapor ilgisizliğinden dolayı- Chp de olmayacak. 

Güzel yurdum Adanaspor'um... 

Yazar: Editor
2015-05-05 15:48:28

Portakal

Adana ekabirine portakala dair bir dizi önerimiz olacak. Hani portakalın Türkiye’deki vatanıyız ya, bari portakala dair bir “şeyler” olsun memlekette. Dolaylı olarak hangi ürünler olabilir? Aklımıza ilk gelenleri sıralayalım. Görelim bakalım neler çıkabilir bu mübarek meyveden. Belki Adana ekonomisine bir katkı filan olur böylece. Ama zaten bunlar düşünülmüştür canım, denecektir, olsun, biz hatırlatalım bir. Madde madde yazacağım dostlar:

1.      Portakal reçeli, çiçeğinden de olabilir, nefistir.

2.      Portakal esansı, bu da çiçeğinden ayrıca elde edilebilir.

3.      Portakal kolonyası, diye devam edelim…

4.      Portakal suyu

5.      Portakallı gazoz

6.      Portakal şurubu

7.      Portakal turşusu

8.      Portakal likörü

9.      Portakal şarabı

10.  Portakal kokulu sabun

11.  Portakal kokulu şampuan

12.  Portakal kokulu duş jeli

13.  Portakallı krem

14.  Portakallı ördek var bile

15.  Portakallı sos

16.  Portakallı kek

17.  Portakallı dondurma

18.  Portakallı tatlı

Hele pamuk için bunların çok daha fazlası ve çok daha gerçekçi iş ve yaratma alanları vardır. Yeter ki konuya ilişkin bir sektör oluşturma projesi olsun. Burada keyfe keder bir şeyler önerdik. Fantezi olarak da yorumlanabilir.

Ama biz inşaat yapalım, daha kazançlı deniyorsa yapacak bir şey yok…

Yazar: Editor
2015-03-20 12:29:06

Adanasporlu Kardeşim!

Burada kardeşim derken, piyasada dolanan "vay kardeşim" klişesiyle özdeşleştirmiyorum kelimenin içindeki hissiyatı, zira benim için her bir Adanasporlu bu samimi çerçeve içinde kendine bir yer bulur.

Varlıkların veya neslelerin marjinal bir değeri vardır, o değer sayıca azaldıkça nitelikçe artan bir özelliktedir, bu yüzden her bir Adanasporlu benim için son derece kıymetlidir, bir tek bireyden bile vazgeçmek gibi bir niyetim yok.

Birçok konuda birçok Adanasporuyla farklı düşündük, olağandır. Önemli olan şimdi "hep beraber" ne yapabileceğimizdir.

Son günlerde bir "kenetlenme zorunluluğu" gündemde. Doğru bir gündemdir bu. İçinde birçok lokal örgütlenmeyi ve organizasyonu gerektiren bir kenetlenme pratiğini de içermektedir.

Peki nasıl olacak?

Benim bu konudaki yanıtım aşağı yukarı belli.

Hiçbir Adanasporlu bireyi yok saymadan (çünkü biz hepimiz yeterince yok sayıldık, bir de bunu birbirimize yapmayalım artık) evet, hiçbir Adanasporluyu yok saymadan, ama tekilde sorumluluklar üstlenerek söz konusu olan kenetlenmenin merkez adresi bellidir.

Bu adres de Adanaspor Başkanı Bayram Akgül'ü göstermektedir.

Geçmişte olanları unutmaya hazır bir kitle var! Bu ciddi bir kitledir.

Bu sezonu yaraları sarma sezonu olarak geçirelim derim. Yeni sezona sorunları halletmiş ve birbirine şefkatli fakat ülke futbol kamuoyuna karşı tek vücut bir camia olarak çıkalım.

Çünkü bu sezonun sloganı çıkmıştı zaten; "Siz Alayınız, Biz Sadece Adanaspor!"

Bu slogan anlamlı bir slogandır, ama içini tek tek "Adanaspor Kardeşliğiyle" doldurursak anlamlıdır.

Yapının en tepesindeki insan sorumlulukları da en çok taşıyan insandır. Bu, resmen böyledir. Olumlu veya olumsuz gelişmelerde ilk sorumlu camianın başıdır. Bu isim önce Bayram Akgül'dür. Devamında hepimiz... Tek tek isim de yazarım kenetlenenin önemli halkaları olarak, ama siz kendi isminizi tek tek yazın buraya...

Şimdi Bayram Başkanın çıkıp camiayı toparlamak gibi bir sorumluluğu vardır.

  • Bir Anadolu takımı için 
  • fazlasıyla Şanlı tarihiyle 
  • Bir Büyük Adanaspor Camiası 
  • mazide kalacağına 
  • o Küskünlükler, 
  • kırgınlıklar mazide kalsın.

Kenetlenme,

Şu anda,

Şimdi... 

Yazar: Editor
2015-02-23 16:14:09

22 Şubat 2015 Pazar günü Manisa ile saat 13.30'dan itibaren oynamaya başladığımız maç için yazacak bir şey bulunamadığı dün belirtilmişti.

Gerçekte ne yazılabilirdi?

  • Başıboş futbol mu, 
  • topu alanın gitmeye çalışması mı, 
  • yardımlaşmama mı, 
  • üç pas yapamama mı, 
  • kenarın oyuna dahil olamaması mı, 
  • aslında bir "magazin olayı olan" oyuncu değiştirme mi
  • yani aslında
  • oyuna sokacak 3. futbolcumuzun bile bulunmaması mı, 
  • dünkü maçta kaleci Harullah Mert Akyüz'den başka kimsemizin olmaması mı? 

Sana nazar değmesin Hayrullah Mert. Kalede başkası olsaydı en az 5 golü tabelamızda görmüştük. Yediği golleri kralı da çıkaramazdı, feriştahı da. 

Neyse, bu saydıklarım bu akşam yazısı itibariyle gerçekten magazin.

Şahsen bu maçlara bakmıyorum ben.

Önümüzdeki Samsun maçına da bakmayacağım. Küme düşme hattındaki rakiplerimize yenilmeyelim yeter, bundan sonra yenilmeyelim yani, tabi yensek daha iyi olur. Kimleri? Buca'yı, Denizli'yi, Altınordu'yu, birazcık Elazığ'ı, olursa Giresun'u, 30 senedir yenemediğimiz Bolu'yu filan yensek ne ala.

  • Şahsen yani kişisel olarak belirteyim,
  • Temsabelediyespor maçına bakıyorum abiler. 
  • O maçı alın, 
  • ben dönemi gönül rahatlığıyla kapatmış olayım 
  • ve bu sezon adına, 
  • varsa eğer, 
  • size hakkımı helal edeyim. 
  • Benim gibi düşünen binlerce taraftar olduğunu 
  • ayrıca biliyorum,
  • bire bir görüşmeler yaptım çünkü.

Siz o maça bakın ve o 90 dakikayı bizim için oynayın. Gerisi teferruat. 

Vatandaş parasını çarçur eden zevata bir cevabımız olmasın mı? 

Kaplan Demirbüken 

Yazar: Editor
2015-02-13 14:28:47

1 Kilo Demir mi 1 Kilo Pamuk mu?

Pamuk şefkattir, diye geçiyor kaynaklarda, insanlığın en eski dostu. Beyaz altın ve stratejik ürün diye yeniden adlandırılması daha yakın dönemlere denk düşer. Adana, Anadolu’da pamuk üretiminde ilk yerleşimlerden biri olarak kaydedilmiş. İ.Ö. 330 tarihi görülüyor orada. Pamuğun Anadolu’da yaygınlaşması 11. Yüzyılda Selçuklular dönemine rastlar, sonrasında 15. Yüzyılda yine gündemde olur pamuk.

Meksika mağaralarında bulunan kumaş parçalarına göre pamuğun mazisi 7 bin seneye kadar uzanıyor. Muhtelif kaynaklar birbirine yakın şeyler söylüyor pamuk için, dünyanın farklı yerlerinde benzer şekilde pamuk üretimlerinden bahsediliyor; Hindistan, Pakistan, Güney Amerika bu manada en eski pamuk yurtlarından birkaçı oluyor.

Pamuktan ipliğe, iplikten kumaşa geçiş insanın şefkat tarihi kadar eski.

Şöyle diyor eski adamlar: “İnsan, pamuğu yetiştirmeye başladığında milat henüz saptanmamıştı. Hz. İsa’nın doğması için bile 3 bin sene beklemek gerekiyordu (Atlas Dergi).

İndus Vadisinden Mezopotamya’ya oradan Eski Mısır’a geçen pamuk tarihsel yolculuğunu dur durak bilmeden emeğin en eski metaforu olarak da sürdürüyor.

Hatta İbn Asakir işi ta Âdem ile Havva’ya kadar götürüyor pamuk kullanımında. Sıcaklardan şikâyet olunca, Cebrail Havva’ya pamuk getirir ve ona ip yapmayı, dokumayı öğretir.

Rivayet de çok gerçek de; konumuz pamuk olunca gerçeklerin ağır basması kaçınılmaz oluyor, zira tarih pamuğu kaydetme konusunda hep cömert olmuş, çünkü pamuğun tarihi demek hem insaniyetin hem başkaldırının hem de hazin bir şekilde eli demirli olanların yarattığı zulüm ve zorbalığın tarihi demekti.

Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa 1833’te Çukurova’yı ele geçiririr ve böylece bölgede pamuk üretimi yine popüler olur. Bir başka deyişle pamuk Adana’ya bir başkaldırı ile döner gelir, bu 9 sene boyunca Kıbrıs’tan ve Mısır’dan tohumlar getirilir ve Adana’da pamuk yetiştirilir.

Sanırım “Adana’ya Kar Yağmış” türküsü aslında pamuk tarlalarını ve o tarlalarda adeta kar altında kalan insanların hayat kesitlerini anlatıyor; pamuk gerçeğinden kar imgesine ve kar altında kalan gül imgesinden pamuk balyalarının altında ömür tüketen ırgatların gerçeğine geçiş…

Amerikan İç Savaşının etkisiyle pamuk üretimi yine cazip hale gelir buralarda. Fransız sermayesi Almanları yener ve pamuk patronluğunu ilan eder, Adana’da 1864’te ilk çırçır fabrikasını kurar. İngiliz boş durmaz ve Adana, Tarsus, Mersin’de 3 fabrika kurar. Mersin Limanından Avrupa’ya tekstil ürünleri gider.

Bu ne anlama geliyor dostlar? Şöyle diyeyim, demir ve onun temsil ettiği sömürgeci güç gelir, pamuğu ve onun tüm yurtlarını ele geçirir. Zaten o sömürgeciliğin en önemli işbirlikçisi de demir yolları oluyor, ben demiyorum tarih böyle yazıyor. Raylar, trenler, katarlar yani demirlerle pamuk vatanlarına kapitalizmin kara eli kara vicdanıyla girip işgalci bir zulümle yağmalamak… Bu ifadeler pamuk ile demir’in ezeli mücadelesini ajite etmez ama doğru tarif eder. Bir alıntı yapacağım şimdi, kelimesine bile dokunmayacağım:

Bir kilo demir mi ağır, bir kilo pamuk mu?

Bu basit ironinin tarihte bir yeri var. İşgalci müşkülpesentliğiyle Colomb ve adamları Amerika’ya ayak bastıklarında, Bahama Adaları’nda pamuk, kim bilir kaç yüzyıldır üretiliyordu. Tarihi kılıçla, demir prangayla, vurdu kırdıyla başlatanlarla, pamukla başlatanlar arasındaki o yaman çelişki bugün de yeryüzünü derin, ağır bir ironi olarak belirliyor demek abartılı olmasa gerek. Biri yeryüzünün evlerini, yataklarını, bebeklerini, sevmelerini eşi menendi bulunmaz bir biçimde giydiriyor, diğeri kazanç hırsının terörüyle soyuyor.” (Atlas Şubat 2015 Pamuğun Serüveni Tevfik Taş)

Böyledir dostlar, Pamuk ile demir arasındaki en eski mücadelenin bir başka özeti. 

Yazar: Editor
2015-01-15 12:32:55

Vahim Şeyler Duyuluyor

Kaygılarımı baştan yazayım, Adanasporluluk adına olumsuz bir anlaşmada kayıtsız kalmayacağımı belirteyim hemen. Tabi ayrıntıyı bilmiyorum bu yüzden de esip gürlemeyeceğim.

Dün akşam duyduklarımız bende hakikaten deprem etkisi yarattı. Bir şeyler olacağını duymuştum ama benim duyduklarımın ayrıntılarında iki ayrı durum vardı; Biri kurumsal işbirliğiydi, Bjk ile; diğeri bireysel katılım olasılığıydı. Korktuğum başıma geldi-geliyor gibi.

Adanaspor ile Beşiktaş arasında futbolcu ve hoca alışverişi olmuştur; bağımsız iki kulüp olarak iyi ilişkiler vardı zaten.

Ama Adanaspor'u Beşiktaş'ın veya Barselona'nın "pilot" takımı veya buna benzer bir şeyi ima eden bir kulüp olarak düşünemiyorum. 

Şahsen Uzanlar dönemi başladığında bile böyle bir sarsıntı yaşamamıştım. Yani bir "ihtimal" bile dengemi bozdu bre.

Cumartesi günününe kadar hissen durum değerlendirmesi yapacağım, Adanasporluluğum devam mı edecek yoksa hayatımda futbol defterini kapatacak mıyım? O açıklamalar, Adanaspor'un kariyer olarak, benim taraftar olarak geleceğimizi belirleyecek.

Olumsuz bulduğum, Adanasporluluğumu inciten bir "ortaklık" veya "pilot takım" iması olursa, söz konusu koşullarda, "Adanasporlu" OLMAYACAĞIM!

Dilerim ortada eşit bir anlaşma vardır, bizi rencide etmeyen bir anlaşma...

Nihai açıklamayı bekleyeceğim dostlar...

Değilse, futbolsuz bir hayat da pek ala mümkün...

Yazar: Editor
2015-01-09 10:39:25

Adana'nın Değil Ds'nin Belediye Başkanı

Zihni Aldırmaz da Adanaspor'a aldırmıyordu. Ama şimdi tam bir siyasi mevta. Nefis!

Yenisinin de sonu ondan farklı olmayacak. 

Mhp'li arkadaşlar bunu okuyorsa bana kızmasınlar sözüm direkt Bld.B'ye... Alınmayın, zaten kendisi de her an iktidar partisine geçecek gibi duruyor, bu iddianın sonucunu bekleyip göreceğiz.

Mhp'nin bence mühim bir hatasıydı bir ilçe belediye başkanını getirip Adana gibi ağır ve büyük bir şehre aday yapması. Kimi koysalar kazanacaklardı zaten. Böyle köyden geldim şehire psikolojisiyle bizi muhatap etmelerine ne gerek vardı.

Adana ile bld. başkanı arasında Adana aleyhine bir kalibre farkı var ne yazık ki... Daha ilk yıl dolmadan orada hoşnutsuzluklar başladı deniyor. Neyse, işin bu yanı beni ilgilendirmiyor pek. Beni Adanaspor yanı ilgilendiriyor.

Adanaspor'a rağmen belediye başkanı veya vekili Adana'da kalıcı olamaz.

  • Rant değil-
  • ama vicdan 
  • bu şehirde,
  • A d a n a s p o r' dan geçer.

Bir sonraki yerel seçimin ertesi gününde Adanaspor yine olacak, ama kendisinin aynı görevde olup olmayacağının yanıtı kuvvetle muhtemeldir ki yine kendisi için olumsuz olacaktır.

Zira, emin olun, o belediyenin başkanlığının oyları Adanaspor'dan da geçer...

Adanaspor taraftarı asıl bunu unutmaz! 

Bunun neticesi daha nefis olacak! 

Yazar: Editor
2014-12-27 12:48:52

Cumartesi oluyor ama ben yine efkarlanıyorum, 
bir yalnızlık hissi... 
sedece bir his değil, 
sanki cisim bulmuş bir soyut lanet, 
şurada kırlar olsa veya 
çorak bir ova, 
yürüsem gitsem acaba dağılır mı bulutlar, 
veya yağar mı yağmur, 
ince ince, Adana işi? 
bilmem diyorum...
biliyorum, 
hiçbir şey bilmediğimi bilmiyorum, 
zaten bildiğim de yanıldığıma yetmiyor,
artık yetmez oluyor, 
sanki daha da yeni yetme... 
oluyor... 
bir şeyler oluyor... 
ama fena...
sessizlik mi?
sonra bir sigara yakıyorum, 
sonra yine canım sıkılıyor... 
artık akşamları da beklemiyorum, 
iki tek rakının bile tadı yok. 
Hani birini bulup anlatsam, 
sonra boş ver diyorum, 
beni anlayacak biri yok. 
Yakında bozkırlar yok 
ama şehrin caddeleri var 
kimi kalabalık, 
kimi sakin ama yürüyemiyorum, 
gurbette gibi... 
ama hayır, 
bir gurbet hissi de değil bu, 
bir işgal edilmişlik acısı- 
şehrim işgalci bayraklarıyla sanki daha da soluyor, 
kara bir solgunluk, 
ne sonbahara, ne de kışa benziyor.
oysa...


hani turuncuydu bu şehir...

Yazar: Editor
2014-12-23 19:09:31

Resmen Öneriyorum Ama Resmiyetle Muhatap Olmayalım Diyorum

+35 Turuncu Kaygısızlar

Yaş 35, Yolun Yarısı Eder diyen ve o yola girmiş olan sevgili Adanasporlu arkadaşlarıma

  • maratonun sakin bir yerinde işin sadece şenlik yanına bakan, 
  • en tutkulu halleri daha gençlere bırakan, 
  • maç öncesi, maç sonrası ve deplasman etkinliklerini ihmal etmeyen, 
  • hiçbir resmi veya gayri resmi kurum ya da kuruluşa, gruba, topluluğa yahut siyasete yakın bile durmayan, 
  • gayet kafadar, 
  • eşbaşkanlıklar sistemi ile uyum sağlayan (aşağıya, öngörülen eşbaşkanlıklar görev dağılımını önerebilirim de), 
  • ağabeylik taslamayan, 
  • basın açıklaması yapmayan, 
  • takımın en yaşlı futbolcusunu en çok seven,
  • keyfine bakan, 
  • yalnızca Efes mi iyidir Tuborg mu & Yeni Rakı mı klastır Tekirdağ mı diye tartışan, 
  • kendi içinde bile çekişmeyen didişmeyen, maçını izleyip rakısını içip deplasmanını yapıp gerekirse Eurovizyona katılıp en nihayetinde evine dönen, 
  • yaşını başını almış belki kelleşmiş saçları ağarmış göbeğini salmış 
  • hatta göbeğini davul diye kullanmaya meyilli 
  • ve yalnızca Adanaspor için kaygılanan, bir “+35 Turuncu Kaygısızlar” (bu “Kaygısızlar” bir örnek isimdir tabi, başka bir şey de düşünülebilir; ihtiyarlar, keyfe kederler, bitikler, moruklar, potansiyel emekliler, mecalsizler, kafadarlar gibi…   ) topluluğu öneriyorum.

Eşbaşkanlıklar da şöyle olabilir:

Maç öncesi organizasyonlardan sorumlu başkan

Maç sonrası organizasyonlardan sorumlu başkan

Deplasman organizasyonlarından sorumlu başkan

Rakıdan ve rakı gününden sorumlu başkan

Forma atkı ve montlardan sorumlu başkan

Kendinden sorumlu başkan

Topluluk içi iletişimden sorumlu başkan

Pankartlardan sorumlu başkan

Sloganlardan sorumlu başkan

+35 için, nüfus kâğıtlarının kontrolünden sorumlu başkan

Tribünden ve koltuk numaralarından sorumlu başkan

Kamusal etkinliklerden sorumlu başkan

Sorumsuzlardan sorumlu başkan

…gibi…

Başkanlıklar pek ala artırılabilir.

Zira bence bizim hakikatte daha çok muhabbete ihtiyacımız var.

Not: +35 Turuncu Kaygısızlar topluluğunun sayısının da 35 ile sınırlı olması bana gayet mantıklı geliyor. Safları sıkı göstermek için her fert, onun da formasından ve atkısından sorumlu olmak şartıyla yanında bir mukavva manken getirebilir.

Heyecanlananlar beri gelsin... 

Yazar: Editor
2014-11-18 14:48:34

Asativata’nın Seslenişi

(M.Ö. 750)

Ben Asativata’yım.

Avarikus’un büyük oğlu, Adana Kralı…

Beni Fırtına Tanrısı Adana’ya ana ve baba yaptı.

Ve ben Adana’yı geliştirdim.

Adana ülkesini genişlettim gün doğusuna, gün batısına,

Adana’ya refah, rahatlık getirdim.

Ata at, kalkana kalkan, orduya ordu kattım.

Çalımlıların çalımını kırdım

Kötüleri ülke dışına attım.

Kendime Bey Konakları kurdum.

Soyumu rahata kavuşturdum.

Ve baba tahtına oturup

Bütün krallara karşı durdum.

Adaletim, bilgeliğim ve iyi yüreğim için

Krallar da beni “ata” bildiler.

Kötülerin ve çetelerin bulunduğu sınırlarda

Güçlü kaleler kurdum.

Misis şehrine boyun eğmeyenleri

Ayağımın altına aldım.

Şimdiye kadar yenilmeyen kralları yendim.

Onları dize getirdim.

Adanalıları da buraya yerleştirdim.

Önceleri korkulan yerlerde,

Erkeklerin gitmekten korktuğu ıssız yollarda,

Şimdi kadınlar kirmen eğirerek gezmekte.

Adanalılar huzur içindeyken bu kaleyi kurdum.

Adını Asativata vurdum.

Oraya Fırtına Tanrısı da koydum.

Ona kurbanlar adadım;

Yılda bir öküz, ilkbaharda ve güzün birer koyun.

Fırtına Tanrısı bana

Bütün kralların üstünde bir güç verdi.

Halkım da güçlü oldu.

Benim günümde Adanalılar hiç yenilmedi.

Eğer bir gün;

Kral, prens veya herhangi bir adam

Buradan “Asativata” adını silerse,

Bu kente göz dikerse,

Aç gözlülük, kin ve garez için

Buraya başkasını yapar

Ve kendi adını verirse,

Tanrı onun belasını verecektir.

Çünkü ancak Asativata adı ölümsüzdür

Güneş ve Ay gibi.

Karatepe Açıkhava Müzesi Yazıtı

Yazar: Editor
2014-11-04 13:39:46

Sayın Başkan sanal alemde taraftarla atışmış, oraya laf buraya soru, iyi mi? Bunların hepsi Melik Gökçeh sendromu oluyor.

Konu tabi ki Adanaspor!

Bu, Büyük Adanaspor Taraftarı ile belediyeciler arasında çok eski bir hesaptır, şimdiki Sayın Başkanın şahsına değildir. O makama gelip de sözünde durmayan her kişi Büyük Adanaspor Taraftarının eleştirisini alacaktır, bundan kaçış yok!

Buraya kadarki anafikir: Söz verdin mi tutacaksın! 

Adanaspor Taraftarı Büyüktür, bütün belediyelerden ve belediyecilerden büyüktür, çünkü Adanaspor Taraftarı uğradığı haksızlıklarla, yaşadığı çifte standartlarla, vergilerine yabancılaşmasıyla, hizmet alamayan bir güzel kitle olmasıyla halkın bizzatihi kendisidir. Büyüktür Adanaspor Taraftarı.

Adanaspor Taraftarı bir şey istiyorsa onu kendisi için istemez. Bir büyük camianın istikbali için istiyordur.

Unutmaz Adanaspor Taraftarı, örneğin o Fırat A. hakemi asla unutulmayacak. Bizim nazarımızda Adanaspor'a haksızlık yapan her fert bir Fırat A.'dır. Unutmayız.

Adanaspor Taraftarı Büyüktür, söz verdi mi o sözü tutar. Örneğin o malum Passokartları alacağız sözünü verdi mi Adanaspor Taraftarı? Hayır vermedi! Bu yüzden o kartların bizdeki karşılığı en alt düzeyde olacak;

çünkü o kartlar;

  • fişlemenin, 
  • ötelemenin, 
  • ayırmanın, 
  • tehditin, 
  • korkutmanın, 
  • rantın, 
  • taraftarı müşterileştirmenin, 
  • aba altından sopa göstermenin, 
  • bağımsız kitleleri zaptu rapt altına almanın, 
  • muhalefeti sindirmenin, 
  • halkı iktidara yamamaya çalışmanın, 
  • zincirlemenin, 
  • hizaya getirmenin vs bariz bir aracıdır.

Büyük Adanaspor taraftarı bu endüstriyel ve diktatoryal futbol dayatmasına itiraz eder, ediyor da...

Hadi bunların yukarıda yazdığım gibi olmadığını var sayalım!

Diyelim ki sadece 6000 kişi aldı o passokartı veya sadece 1000 kişi aldı, bu durum Adanaspor'a yardım etmemenin bir gerekçesi mi olacak?

Hani herkesin başkanı başbakanı cumhurbaşkanıydınız?

Klasik durumdur, bu Akplileşme!

Çoğulculuk değil, çoğunlukçuluk muhteremlerin demokrasisi!

Yani hep sayıya bakıyorlar, çünkü onların demokrasi tanımı sığ sular gibi, derinliksiz! Sayarız, en fazla olan en haklı sayılır, canına yandığım! En fazla bağıranın en haklı sayılması gibi!

Size ne muhterem, farz et ki biz o kadarız! Vatandaş yerine konmaya yetmiyor mu?

Oysa oy da kullanıyoruz, nüfuz kağıdımız da var ve orada Adana yazıyor! Kabul etseler Adanaspor yazdıracaktık, olmaz dediler.

Neyse.

Neticede Adanaspor Taraftarı büyüktür.

Bir önceki başkan V. şimdi tarihin tozlu sayfalarında unutuldu bile.  

4-5 sene az sene, unutulup gideceksiniz ama Adanaspor Taraftarı, Büyük Adanaspor Taraftarı baki kalacak!

Yazar: Editor
2014-07-11 11:14:44

Adana BŞB Başkanı Sayın Hüseyin Sözlü'ye bir soru,

minik, basit, sıradan ve ne yazık ki Adana'da ebedi bir soru:

Sayın Hüseyin Sözlü

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı,

Siz de mi

Adanaspor'u bir meşale ile kandırıp

belediyenin (yani Adana'nın, yani bizim paraları) paracıklarını 

bir toplu imza gösterisinde 

Samet Aybaba huzurunda

siz de mi Ads'ye akıttınız,

akıtır oldunuz,

sahi n'oldunuz? 

____________

Not:

Eski başkan vekilinin bu ayrımcılığı yüzünden Adanasporluların lanetinden kendini kurtaramadığını ve artık siyasi bir mevta olduğunu hatırlatalım.

Yazar: Editor
2013-09-05 09:54:03

Taraf / tar Yazısına Dair

Önceki yazıda Başkan’a bir linç girişimine dair görüşlerimi belirtmiştim. Genelde bir tribün eleştirisiydi. Özelde de kimi noktalarda grubu, Turbeyler’i ilgilendiren eleştiriler vardı. Tabi ki her eleştirinin doğal bir karşılığı vardır. Yaklaşımıma ilişkin kimi “kaygılar” oldu gruptaki arkadaşlarım tarafından. Üzüldüler neticede. 

Yazdıklarıma dair bir fikir değişikliği içinde değilim bu satırları yazarken. Ve fakat… Sanırım bir iki noktaya değinmekte fayda var bu esnada.

Lafı uzatmak istemiyorum. Bir cevap yazısı nasıl olsa gelecek ve onu da burada yayımlayacağız. İşin hakkaniyeti bunu gerektirir.

Bir:

“O tezahürat” konusunda eleştirime devam ediyorum. Ediyorum da bu sadece beni bağlar aslında. Tamamen kendi bakış açımla ilgili bir şey. Onu söylerken eğlenen taraftarları da görüyorum. Grubun o konuda bana veya bir başkasına açıklama yapmak ya da hesap vermek gibi bir derdi olmamalı. Olmasın zaten. Neticede,  benimki nesnel bir eleştiri değildi. (Süreçte adeta hükümet politikalarını destekler gibi, lafım ağır kaçmış olabilir, evet. Ama bir algıyı da vurgulamak istedim. Tamam, Netameli konular bunlar bu aralar, uzatmayayım.)

İki:

Ben, Bayram Akgül protestosuna bu süreçte bir linç olarak baktım. Arkadaşlarımın kendi yaklaşımı bambaşka bir noktada: “Bu, neden sonuç ilişkisi içinde bir tepkiydi ve bunun transfer veya sportif başarısızlık ile herhangisi bir ilgisi yoktur.” gibi… Belirttikleri noktalardaki eleştirileri yıllardır süregelen bir sorunun kendisiydi. Haklılıklarının tribün dışında dile getirilmesi yönünde fikrim.

Üç:

Derken, yazımın arka planındaki kimi kaygılarımın en azından orada yersiz olduğunu anladım.

Dört:

“Gezi” süreci bir örnek, karşılaştırmaydı o yazıda. Bir abluka esnasında 1 Haziran tavrını bir de tribünde beklemem koşullar ötesi bir şey zaten. Bu manada kendim dâhil, kimselerin hayatının kararmasını istemem elbet… 

Beş:

Üzmüştüm genç arkadaşlarımı sonuçta. Hallolur. Derken, yahu, Turbeyler açısından bakınca, kaş yapayım derken göz mü çıkardım acaba, sorusunu da cevaplamaya çalıştım bir gece vakti.

Belki de hepimizin kendine sorması gereken bir sorudur bu, tepeden tırnağa: Biz Adanasporlular, Başkan veya taraftar, Kaş yapayım derken göz mü çıkarıyoruz? 

Bir de, konuşup diyalog kurmak isteyen pırıl pırıl ve idealist arkadaşlar hepsi. Başkanın da bu anlamda bir adım atıp gruptaki gençlerle konuşup meseleyi aydınlatması gerekmektedir, yüz yüze, tribünlere gerek kalmadan, hepimiz için daha iyi olur böyle bir hamle.

(Sonuç olarak, son derece kişisel bir yaklaşımdı benimki. Hala da öyle. Bu manada görüşlerimi değiştirmiş değilim. Ama amacını aşan laflar olduysa arada onları da izah etmeliydi işte...)

Ama hem Orduspor hem de Manisaspor maçlarını küfürsüz bir biçimde ve yoğun bir destekle tamamlayan üstelik Manisa maçında o yenilgiye rağmen takımı tribüne çağırma olgunluğunu gösteren Turbeyler’e külli bir haksızlık yapmak, onları incitmek gibi bir şey olmaz.

Neyse,

Arkadaşlar cevap haklarını kullanacaklar. Biz de yayımlayacağız.

Eleştireceğiz, eleştirileceğiz. Olacak öyle şeyler.

Yazar: Editor
2013-08-14 11:33:10
Yollarda
 
Kaplanpenche yedinci yılına döndü.
  • İyi günler gördük,
  • kötü günlerde kahrolduk,
  • sevindik ve üzüldük,
  • kimi zaman kalp kırdık,
  • kiminde bizim kalbimiz kırıldı,
  • küstük barıştık...
  • Yine küsüp barışabiliriz bazı travmatik durumlarda; )
  • mümkündür.
Siyaseti, söylemini Adanaspor için kullandık, ama Adanaspor'u siyasete alet etmedik. Çünkü zaten birincil meselemiz Adanaspor'dur, çok söyledik bunu!
  • Aklımızın erebildiği konularda görüş belirttik
  • haddimizi aşmadan.
  • Muhalif olduk evet.
  • Mümkün olduğunca nesnel davranmaya çalıştık,
  • konu Adanaspor olunca
  • öznellik de kendini doğal olarak gösterdi. 
Yanlış analizlerimiz de oldu, duygusal tepkilerimiz de, olağandır, her şeyi en doğru bilen o bilgeler, biz değildik.
  • Tabi ki taraf olduk,
  • zira taraftardık
  • ve ayrıca siyaseten de bir taraftık.
Binlerce yazı, çok daha fazlası fotoğraf... Onlarca arkadaşın katkısı oldu. Kendini bir yanıyla kaplanpenche hissedenlerle mutlu olduk, gönendik. Yazı yazanlar, fotoğraf çekenler, atkılar... Hepsinin eline sağlık, teşekkürler ve hürmetler... 
Gücümüz yettiğince, heyecan sürdüğünce, sevenimiz-izleyenimiz olduğu sürece devam edeceğiz.
Böyle işte... 
Lafın yolu uzun.
De ki Aşktır / Adanaspor temalı şiir kitabınının baskısını yaptık, bir miktar.
Adanaspor sözlüğünün genişletilmiş baskısı üzerinde çalışıyoruz.  
Bugün yarın baskıdan çıkar.
 
Adanaspor için çalışacağız, deyip bağlayalım...
 
Vira...
Kaplanpenche 
Yazar: Editor
2013-07-01 09:21:53

Tammuz ve Biz

Sümer mitolojisinin unsurlarındandır Tammuz daha sonra Temmuz olur.

Damızı, sıcağı da temsil eder.

Daha sonra Yunan mitolojisine geçen Suriye inancına bağlı Adonis ile Tammuz aynı karakterlerdir.

Hikâyesi pek dramatik olan Adonis de Adana’nın isim dönüşümünde başlangıç noktası olarak bilinir.

Turuncuya çalan sarısıyla, sıcağıyla, ovasıyla

Adana Temmuzdur

ve yeniden doğuşumuzun gündönümünde Temmuz Adana’dır

evet

daha çok Adanaspor’dur.

Bu manada bizim için önemlidir Temmuz.

 

Ayrıca kaplanpenche’nin 7. yılının dönümüdür

güzel Tammuz… 

Yazar: Editor
2013-05-27 07:43:26

Taraftar Yazıyor: Batuhan Bilir’den

Adanasporluluk

Mustafa Kemal ruhudur Adanasporluluk ; imkansızı başarmaktır, herkesin bitti dediği o anda kurtuluş meşalesini yakmaktır.

Dadaloğlu'dur Adanasporluluk; Hemşehrimizdir, çukurovanın yiğit çocuğudur. Ne kral dinler ne padişah, ferman padişahınsa dağlar bizimdir.  

Bir tür İnce Memed halidir Adanasporluluk; Hep savaşmak zorunda kalmıştır o da. Bazen kendiyle savaşmak; kendi içindeki korkuları, zayıflıkları yenmek zorunda kalmıştır. Bizim kahramanımızdır.

Murat Kekilli'dir Adanasporluluk; parayı reddedip sanatını yaşamaktır, nice gizli kahramanlıkları sergilemektir. Anadolu benim demektir, ben böyle anlayışa tükürrüm demektir.

Irgatın alın teridir, Kocavezir esnafının çocuğudur, Tepebağ'ın tozlu sokaklarıdır, zamana direnmektir. Anka Kuşu'dur; yok olur sanırsın, küllerinden doğar. Elbiseye dökülen şalgam lekesi gibidir, yüreğe dökülür ve hiç çıkmaz.

Terketmeyen sevgilidir, kürkçü dükkanıdır, dönüp dolaşıp geleceğin yerdir.

Neşet Ertaş türküleridir,

Onurlu duruşun adıdır.

Ahmed Arif'dir... Hasretinden prangalar eskitirsin, bazen Ruhi Su olur; başın öne eğilmesin aldırma kaplan aldırma deyip göz yaşını silersin. Yüreğin kan ağlar ama başın dik, alnın ak.

Baba elini bırakıp, tribün olmaktır..

Emeğin şehrinin asil duruşudur.

Gönüllerde yıllandıkça güzelleşendir.

Adanaspor Halktır, halkındır.

Onu kalbinize yakın tutun.

Batuhan Bilir

Yazar: Editor
2013-05-24 13:46:05

Duygular Üzerinden Düşüncelere Ulaşmaya Çalışmanın Tahammül Edilemez Rezilliği Üzerine Birkaç Söz

Şimdi yerel seçim yaklaşıyor ya, Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday adayları sökün ediyor.

Her yerde afişleri filan.

Örneğin CHP’nin aday adayı Soner Çetin caddelere şöyle bir şey astırmıştı geçen hafta “Adana’nın gururu Demirspor’a başarılar…” Bir Adana Belediyeciliği Klasiği Sahneleme genlerini taşıyarak…

Diğer aday adayları da benzer şeyler sergilemişti.

En bayağı popülizm.

Oy devşirmecilik.

İnsanların duyguları üzerinden düşüncelerine ulaşma tezgâhı.

Bu, ülke tarihi boyunca uygulanmış bir politikadır.

Ne çok tanık olduk.

Hala da tanık oluyoruz.

İktidar bunu hep yaptı-yapıyor-yapacak.

Muhalefet de bundan geri durmuyor.

Ha, öyle mi?

Şahsen şöyle diyorum; geçen seneki Adanaspor Şehir Devleti metaforumun arkasında durarak: Benden oy alamayacaksınız muhteremler.

Hali hazırdakiler zaten oy alamayacak,

  • Örneğin siz, 
  • aday adaylığınızı 
  • resmi bir adaylığa dönüştürdüğünüzde 
  • Sayın Soner Çetin, 
  • oyumu (ve iddia ediyorum çevremdekilerin oylarını) alamayacaksınız!

Futbol ekseninde tarafsız-tezgâhsız-siyaseten de komünist bir aday olmadığı sürece oyumu ya Adanasporluluğunu resmen ilan etmiş birine oy vereceğim ya da o kâğıda ADANASPOR yazıp oy sandığına postalayacağım.

Arada, bir vesileyle, o kararlılığımı hatırlatayım dedim dostlar.

Yazar: Editor
2013-05-22 17:47:35

Adana Görseli

Epeydir bir şey yazacaktım ama neydi diye hatırlamaya çalışıp duruyordum ama ne fayda. Derken evet hatırlayıverdim.

Değineceğim konu çarpıtılmaya çok müsait ama karşılığa koyacağım eser durumumu kurtaracaktır.

Şimdi efendim her şehrin birtakım simgeleri vardır. Hayır, bu kez lafı Adana Turuncudur’a getirmeyeceğim.

  • Ne bileyim İstanbul’un simgesi Boğaz filan olabilir, 
  • bir güzel tarihi eser falan, 
  • Trabzon’un hamsi veya başka bir şey, 
  • Diyarbakır’ın simgesi pek ala surlar olabilir, 
  • Mersin’in simgesi ne olur hiç bilmem.

Ama bakın dostlar Adana’nın simgesi Sabancı Camii olamaz. Aynı karede Hilton olamaz, emektar Taş Köprü’yü araya sıkıştırıp.

  • Ne ki yükselen siyaset, 
  • her Adana fotoğrafında Sabancı Cami manzarasını kullanmayı adeta bilinçaltına işlemiş. 
  • İnsanlarda, durumdan bir görevle, 
  • Adana görselinde, 
  • Sabancı Cami baş tema olmuş. 
  • Adana başlığında nereye baksam aynı siluet: 
  • Ortada şöylece Taş Köprü, solunda ve sağında Sabancı imarları.

Hayır, Sabancı veya servet düşmanı da değilim. Ama bir Adana tahayyülünde ille de cami kullanılacaksa, ki kullanılabilir, Ulu Cami var derim, Yağ Cami var. Ulu Camide Ziya Paşa’nın mezarı da var, ayrıca bir kıymet olarak.

  • Devam edelim; 
  • Taş Köprü, Büyük Saat 
  • veya Küçük Saat var 
  • ayrıca Adana mimari simgeleri içinde, 
  • ama büyük olmasından dolayı 
  • Sabancı imarını gözümüzün önüne koymak 
  • sadece popüler siyasete bir mesajdır gibi geliyor bana, 
  • daha büyük olunca cami, 
  • inancımız da aynı oranda büyüyor mu ki?

Ayrıca Ulu Camii ve Yağ Camiye haksızlık oluyor bir ilgi babında, o güzel ve tarihi eserlere.

Yazar: Editor
2013-04-22 19:29:46

Adana Dışı Dünya Dışı 

Vazife icabı bir Antep yolculuğu söz konusu olunca güzelim Adana'dan yoksun kaldım tabi.

Ne uyku ne yemek ne tat ne tuz...

Hakkaten ha, sudan çıkmış balığa dönüyorum Adana'da olmadan.

Mekanlarım, arkadaşlarım, yerim yurdum...

İnanın içemedim bile iki kadeh.

Hani Antep mutfağı deniyor ya, varmışken kalktık en popüler yerlerine gittik, gitmez olaydık.

Bildiğiniz fabrikasyon lokanta.

Her şey vızır vızır.

Önüne konanı orijinal bir yemek zannediyorsun, ama evde annen aynısını yapsa arıza çıkarırsın... Yeminle.

Ve pahalı yahu, bildiğin kütük.

Hayır, yanında rakı filan bir şey yok yemeğin, onun yerine kazık var, içmiyor yiyorsun... Hay bin lokma bre.

Bir de yemeğin ortasında garson biraderler tepende dolanmaya başlamaz mı?

Ulan sanki aş evi, yemeği babalarının hayrına dağıtıyorlar. Nedir, millet akın akın geliyor kuzen.

Boğazıma dizildi canına yandığımın lezzetsiz lokmaları.

Bir daha öyle bir yolculuk olursa dürümümü yanımda götüreceğim. Ciddi değilim ama bu ihtimali düşünebilirim.

Lafın özü,

bir sebepten dolayı üç gündür yazamadım tek satır. Derdimi anlatıyorum ve Adana dışında her yeri artık pek garip buluyorum. Garip, soğuk, tatsız memleketler... 

Yazar: Editor
2013-04-07 11:48:19

Karnaval mı?

Nisan’da Adana’da sloganıyla yola çıkan bir karnaval varmış bu günlerde. Türkiye’nin ilk karnavalıymış.

Canına yandığım, memlekette her gün bir karnaval var yahu, nasıl oluyor o ilk karnaval? Peki, girmeyelim mecazi konulara.

Karnaval, Fransızca kökenli bir kelimeymiş, Türkçeye carnavale gibi bir şeyden gelip. Ali Püsküllüoğlu’nun Büyük Türkçe sözlüğünde şöyle diyor:

1)Hıristiyanların büyük perhizden önce, şaşırtıcı kılıklara girerek yaptıkları şenlik ve eğlence dönemi.

Tamam, olayı bir din ekseninde eleştirmeyeceğim, çünkü kelimeler anlam genişlemesiyle, zamanla, bir ihtiyac istinaden yeni tanımlar yüklenebilir. Böylece Hıristiyan töresi olmasını es geçiyorum; )

Ama o kılık değiştirmenin metaforuna takılırım burada. Kaygım nedir biliyor musunuz, Adana’ya bir Akp kılığı biçme şenlik provası olmasına! Bunu karnaval programına bakarak değil, resmi erkanın gövde gösterisine bakarak söylüyorum.

Bilmiyorum, şehrin karnavalı devlet erkinin mutlak hâkimiyetinin nezaretinde mi yapılır? Yoksa kentin tüm sivil toplum örgütlerinin, kurum ve kuruluşlarının, odalarının, Ahilerin, Loncaların (nerelere gittim ben), özellikle şehrin kadınlarının, ama partili olmayan sivil kadınlarının çabası desteği yaratıcılığıyla mı şenlik olur karnaval?

Baktım da bir fotoğrafa, orada Akp kurmayları koltuklara kurulmuş - Tabi ki Egemen Bağış da var, yakalarına portakal çiçekleri takılıyor, sanki güzelim Adana’mda portakal ağaçlarının namusu korunmuş da festivali, şenliği karnavalı bilmem neyi yapılıyor. Hem yahu, bunun o eski askeri törenlerden ne farkı kaldı orada Egemen Bağış’ı, Bakanları, Belediye Başkanlarını logolarını görünce. Devletin milletten aldığı paraların bir kısmını bu organizasyona ayırıp mütevazı bir şekilde perde gerisine çekilip işi hür bağımsız hakikaten yaratıcı sivillere bıraksalar?

Ama olmaz, o zaman iş bir “parti” organizasyonu olmaz, böylece reklâmı hiç olmaz.

Evet, kaygım budur!

İş Adana’yı popüler hale getirme çabasından çok iktidarın Adana’dan istediği oyu çıkarma sevdasıdır. Üstelik Adana’nın popüler olmaya filan da ihtiyacı yoktur, yeterince popüler bir şehirdir burası.

Adana’nın ayranı yok içemeye karnavallarından çok istihdama ihtiyacı vardır, halk için bir şehirleşme planlamasına, TOKİleşmeye karşı koyma direncine ihtiyacı vardır, fabrikalara ihtiyaç, tarım topraklarının yine tarım için kullanılmasına ihtiyacı vardır, nitelikli işlere, güçlü işçilere ihtiyacı vardır, emeğin bilincine ihtiyaç vardır Adana’da, gelir dağılımında bir adalete ihtiyaç, kredi kartlarının limitleriyle sürdürülen eğreti ömürlerin insanca birer hayata dönüşmesine ihtiyaç vardır.

Derken,

o zaman hep birlikte yaparız karnavalımızı, eğleniriz güleriz şen oluruz.

Bu arada;

Bu tür ritüellere karşı olduğum sanılmasın, (derdimi yukarıda zaten anlattım) ki insanoğlunun en eski törenlerinden biridir aslında bu, toprak ananın yeniden uyanışını kutsamak ve yeni mahsulün bereketli olması için bir nevi Dionisos şenlikleri düzenlemek, aslında Pagan olan törenlerle, sığırlarla, şölenlerle emeğin boşa gitmemesini bir şekilde güvence altına almak…

 

Bir de, karnaval deyince, o esnada falan, sevgi ve hoşgörü bağlamında sokaklarda adabınca bira da içebilecek miyiz, çerezlerle filan?

Yazar: Editor
2013-02-10 15:39:19

Çatlamasın Sabrın Kara Taşı

 

Mecazen şu şiiri ve şarkısını paylaşalım dostlar.

Ne diyelim, şans getirmesi dileğiyle…

“Çatlamasın sabrın kara taşı…”

 

Hüznün İsyan Olur

 

Suya düşen bir karanfilse yüreğin 

Bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm 

Vursun seni o taştan bu taşa 

O çağlayandan bu çağlayana 

 

Kavgadan uzak kalmışsan 

Sevdadan da uzaksın demektir 

Devinmez yüreğinin mağması 

Çatlamaz sabrın kara taşı 

 

Ahmet TELLİ 

Şarkısını dinlemek için Tıklayınız

Yazar: Editor
2012-12-13 06:55:55

Kırmızı Işık

Trafikte çoğunlukla kullandığım bir yolda alakasız bir yerde bir kırmızı ışık vardır dostlar, kırmızı ışık diyorum zira sanki orada özellikle son zamanlarda hep kırmızı ışık yanıyor üstelik 40 kadar gerisinde bir kavşak ışığı varken, yanıyor kırmızı kırmızı sabahın köründe, gecenin zifirinde, kışın zemherisinde.

Nedir ne değildir diye düşünür ve bakınırken, yahu hangi ticari bir müessesenin bir nevi reklamasyonu yapılıyor deyip fitnerken bir de ne göreyim orada hükümet partisinin ilçe binasıyla göz göze gelmeyeyim mi? Özellikle son zamanlarda konuşlanmış bir bina.

Neler düşündüm?

Bir: Partililerin karşıdan karşıya geçişlerinde bir kolaylıktır, can güvenliğidir. Olabilir, makuldür. Ama o zaman bu şehirde her yaya geçidinde bir kırmızı ışık molası olmalı.

İki: Daha önce hiç fark etmediğim bir binayı bana böylece fark ettirdiler. Acaba asıl vurgu bu mudur? Öyleyse, yani böyle bir operasyona ihtiyaç duyuluyorsa durum her taraf için vahim demektir.

İktidarda kalmak için denemeyecekleri yol kalmayacak, çağrışımını derinden ve en hazinden hissettirmede memleket iklimi.

Üç: Ben fazla haşin düşünüyorum.

Hay bin ışık…

Yazar: Editor
2012-12-09 11:30:02

İnsan ve Memleket Sevgisi

Orhan Kemal temamıza ilişkin bir yazı daha dostlar. Şöyle diyor Orhan Kemal:

İnsan sevdiklerinin refahını ister.

İstemekle de kalmaz, bu refah ve mutluluğun gereklerini arar, bulur, açıklar. Ben de bu işi yapıyorum.

Yurdumun ve yurdumun insanlarının mutluluğu, benim ve çocuklarımın da mutluluğu demektir. Yani, milletim gelişirse, ben de, bana bağlı olanlar da gelişir, iyi günlere ererler. Ben kalemimi, aslında öteki milletlerden hiçbir bakımdan geri olmayan milletimin gelişmesini engelleyen şartlara karşı koymuş bir yazarım.

Tuttuğum yolda gücümce yürüyorum, yürüyeceğim. Yazmamak, kendimi ödevlendirdiğim kutsal ödevimden kaytarmak olmaz mı?

Adana’da, Milli Mensucat Fabrikasında uzun yıllar küçük memurluk, kâtiplik yaptım. Gurbete çıkan, Adana’ya inen köylülerle tanıştım. Çırçır işçileri, pamuk işçileri, onların mektuplarını yazdım. Onların dilekçelerini yazdım. Bu halk çocuklarının şehir madrabazlarının elinde nasıl sömürüldüklerini gördüm.

Ben yurdunu seven bir insan, bir yazar olarak, yurdumun kalkınmasının gerekleri üzerinde düşündüm. Fikir yordum. Fikir yormakla da kalmadım, bu çeşit romanlar yazarak eyleme katılmış oldum.

Karınca kararınca tabii. İstiyordum ki, yurdum Batı ülkeleri ayarına yükselsin. Yurdumu geri bıraktıran etkenler, koşullar ortadan kalksın.

(Nurer Uğurlu/Orhan Kemal’in İkbal Kahvesi, S. 45).

Yazar: Editor
2012-06-21 22:34:28

Yağmur ve Adana

Bu kente ne vakit yağmur yağsa zaman ekseninden çıkar ve bir başka devre akar…

1970’lerde bir aralık akşamı olabilir, Küçüksaat’ten geçip Nuri Has Pasajında bir yağmur molası verirken.

Belki Çakmak Caddesinin yağmurlu bir akşamından eve dönüşlerde 1979’un bir kış gecesine karışabiliriz. Faytonlar, damalı ince uzun Şavroleler, turuncu bir Pejo motosiklet, paytak bacak Skodalar, ince tekerlekli bisikletliler yine ipince yağmurlarında Adana’nın, birbirlerine karışırlar.

Şehrin bir tür Yeşilçam Sokağı olan Asri Sinema Sokağında, aynı zamanda kentin en renkli simaların mekân tuttuğu bu yerde işte o vakitler belki bir sinema biletidir yağmur.

Ne zaman yağmur yağsa Yılmaz Güney’in Umut’unda toprak bir evde çinko dam altında buluruz kendimizi, sonra Tuncel Kurtiz’le bir film karesinde define ararız.

Veya alıp götürür yağmur bizi sihrinde; çoktan ölmüş bir şairin evrende bir başına kalmış hatıralarında, yani kederinde, hiç bilmediğimiz caddelerde yürürüz.

İşte Orhan Veli yağmurlu bir şubat akşamında ölmeden sadece birkaç sene önce belki bir meyhanede buluşacaktır Melih Cevdet ve Oktay Rifat’la, nasıl olsa terk etmiştir kendini zaman.

Yağmura rağmen havada bir it soğuğu, değil zemheri.

Yaşar Kemal’in bir romanında veyahut, Anavarza’ya yağan kimsesiz bir yağmur oluruz.

Tribünde, bir Adanaspor maçında, çimlerin yağmurlu kokusunu duyarak yağmurun bir başka hali oluruz.

Derken Güney mahallelerinde, bir taş sokağın sonunda, portakal bahçelerinde çocukluğumuzla, hayır ömrümüzle ve hışırdayarak yağan yağmurla bir oluruz.

Bu şehre ne zaman yağmur yağsa zaman denen muamma, dizginlerinden kurtulan bir beyaz at olur, kendini sonsuz çayırlara vurmuş ve ömrümüz artık bir sisken gecede,

biz kayboluruz.

Yazar: Editor
2012-06-21 08:31:20

Adana’nın Renkleri

Adana, Çukurova’nın gözbebeği, güneyin kent çekirdeğidir. Bir kolu Toroslar’da, öbür kolu Akdeniz’dedir. Tarih, kültür, sanat ve uygarlık merkezidir. Bütün çağlardan payını alan Adana tarihin koynunda yatar. Doğanın bütün güzelliklerini bağrında taşır. Kültürün, sanatın nabzını tutar. Yeşil yollarından kervanlar, ordular, göçler gelmiş, geçmiştir. Onun yolu İpek Yolu’dur: Baharat kokar, kumaşları ile göz alır. 

  • Hitit, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Osmanlı bu topraklara izler, renkler, sesler, düşürür; tarihin mozaiği oluşur kat kat. 
  • Söylenceler sarar taşı toprağı. 
  • Kaleler tutar yeri göğü. 
  • Savaşlar, depremler, seller gelir, geçer: Adana kalır, Adana olur. Adana’nın püreni, turacı vardır. 
  • Yalnızca bu yörede açan, uçan güzellikler… 
  • Bitki örtüsü yeşil içinde yeşildir. Sarı sıcak, yanık buğday, altın pamuk, burcu burcu çiçekler bu toprağın renkleridir, ışık ışık yanar. 

Görenler “Cennet olsa olsa burasıdır” der. Homeros’a göre ‘altın ova’dır. Türkülerin, sevdaların, şiirlerin coştuğu yerdir. Bin bir bitki açan, bin bir kuş uçuran Toroslar renk ve ışık yumağıdır. Göçerlerin sesleri, ezgileri ile çınlar, durur çağlar boyunca. Toroslar’ın doruklarında, eteklerinde dünyanın en eski yeşili gülümser, söylenceler içinde kımıldar. Seyhan Irmağı boyunca alır başını gider. 

  • Akdeniz’e ulaşmak için çağlar, süzülür. 
  • Çünkü Akdeniz dünyanın en güzel mavisini sunar. 
  • Adana’da toprak ‘bereket’ tüter. 
  • Bire bin verir. Kuru dal bu topraklarda yeşerir. Eski yapılar, yapıtlar gün ışığını bekler. 
  • Toprak bir anadır. 
  • Göçenlere, gelenlere kucak açar. 
  • Şimdi yorgun görünüyor. 
  • O ananın çocuklarıdır Karacaoğlan, Dadaloğlu, Gündeşlioğlu… 
  • Seslenirler dünyaya sözlerde, sazlarda yeni bir anlam, yeni bir bakışla. 
  • Tümü de yaşamak ve sevmek adına.

Kültür ve sanat dünyamızı besleyen bir kaynaktır Adana. Renkli ve ışıklı bir birikimdir. Darağacında, ağzında ne varsa paylaşır. Çünkü, Adanalı’nın gözü tok, gönlü zengindir. Onun için yaşamı bir şiir gibi algılar. Bu yüzden seveni, söyleyeni çoktur. Yaşam, her durumu ile şiirde bulur kendini. Şiirden türküye, ninniden ağıda çeşitlilik gösterir. 

  • Bu uygarlıklar kavşağında zenginlikler oluşur. 
  • Sarı sıcakta, al toprakta yer bulur. 
  • Dağı taşı, çiçeği kuşu ile bir olur. 
  • Adana gerçeğini yaratır. 
  • Onun içindir ki Adana dünya içinde bir dünya. 
  • Anadolu içinde bir Anadolu. 
  • Çukurova içinde bir Çukurova’dır.
Mustafa Emre
Yazar: Editor
2012-06-04 13:21:56

http://osmansahin.com/yahoo_site_admin/assets/images/InceMemed.13160144.jpg

Büyük yazar Yaşar Kemal’in başyapıtlarından biri olan İnce Memed’de Memed, köylüye zulmeden Abdi Ağa’yı vurur. Üç kurşun sıkar. Kurşunların rüzgârından odadaki lamba söner. Ve İnce Memed dağlara çekilir. Roman boyunca hep şu çelişkiyi yaşar İnce Memed; “Abdi gitti, öteki geldi; Ali Safa gitti başkası gelecek…”

Yani biliyordu bu zalimlerin “öldürmekle” bitmeyeceğini. Bir başkası, gidenin yerine daha zalimce geliyordu.

Ama şunu da biliyordu İnce Memed; bir Memed gidecek, binlerce Memed gelecek. Çünkü ağalar azdır, zulüm görenler çoktur. Sen, Memedliğini kaybetme yeter…

Ve bir ikilem yaşasa da mücadelesinden vazgeçmez İnce Memed, mücadele etmezse yalnızca kendinin değil, bir büyük hayalin de yok olup gideceğini; Çukurova’nın; ikiyüzlü, hilekâr, eyyamcı bir grup eşrafın zulmüne kalacağını çok iyi bilir.

Evet, bir Çukurova destanıdır İnce Memed ve müthiş bir Çukurova fotoğrafı verir. Derin tahliller içerir. Duyguludur. Eşsiz bir eserdir. Dirençle, emekle, bir savaşla kurulmuştur.

 

  • Bir tür İnce Memed halidir Adanasporluluk.
  • Hep savaşmak zorunda kalmıştır o da.
  • Bazen kendiyle savaşmak; kendi içindeki korkuları, zayıflıkları yenmek zorunda kalmıştır.
  • Adana’da bir İnce Memed halidir Adanasporluluk.
  • Düzde kuşatılmaz, darda sıkıştırılmaz. Öldü zannedilen İnce Memed: bir koyaktan, bir vadiden, karlı dağ başlarından yarpuz kokularıyla gelir.
  • Onda binlerce köylünün, zulüm gören insanların umudu ve gücü vardır. Bir şey yapmadan, sonuç almadan duramaz…
  • Sadece bir Çukurova değil, bir dünya hayali, idealidir İnce Memed. Sadece bir 1. lig, kuru bir futbol hayali, ideali değildir bu anlamda Adanaspor; bir “tarz” meselesidir.
  • Arada ihanetlere de uğrayan İnce Memed daha çok savaşarak devam eder yoluna; ihanet edenin halini anlamaya çalışarak, aslında onun bir kurban olduğunu bilerek, hedefi şaşırmadan, küsmeden, gücenmeden, her kavgadan güçlenerek, kendi içinde çatışarak ama yıkılmayarak bir büyük hayali hakikat etmeye çalışarak.
  • Adana’da, Çukurova’da bir İnce Memed halidir Adanaspor, Adanasporluluk. Hep direnir. Öldü zannedilir, ölmez. İşte şimdi devirdik onu, derler; deviremezler. Düzde kuşatılamaz, darda sıkıştırılamaz.
  • Her bir unsuruyla; hakikatli bir tek taraftarından başkanına kadar, Adana’da, Torosların var ettiği şu Çukurova’da hep mücadele edecek olan bir İnce Memed halidir Adanasporluluk. Zordur. Zorludur.

O vahşi atla biner Memed. Varır gelir zulmün kapısına. Üç el ateş eder. Kurşunların rüzgârıyla odadaki (gazlı) lamba söner. Döner, Ova’yı geceyle geçer.

Dağların tepesinde turuncu bir ışık hep olur. Çakırdikenliğini yakar ahali, turuncuya keser Ova, şenlik olur. Hakikatte bir isyan halidir İnce Memed. Sonsuz bir umut olur. Pir Sultan, Köroğlu, Dadaloğlu’dur o, ölmez, ölemez; hep olur, hep var olur İnce Memed…

Ve bizde bir İnce Memed halidir bu mesele…

Yazar: Editor
2012-04-11 08:54:36

Büyük Adanaspor

Bu aralar Adanaspor için yazmak çok güzel. Umut dolu ve mutluluk verici! Öyleyse devam edelim biz Adanaspor yazılarına.

İnsan, kaçan o puanlara hayıflanmadan edemiyor.

Yukarıdaki şu sahne içler acısı, yani şampiyonluk adaylarını toplayın sergiledikleri futbol hesabında, bir Adanaspor etmezler.

Ne diyelim? Böyle oldu bu sezon, kaplan geç uyandı.

Gerçi ilk yarıda da takım belli işaretleri veriyordu olumlu anlamda ve fakat bir talihsiz olaylar dizisi bizi birden geriye itti.

Ama büyük Adanaspor camiası bunu aştı görüldüğü gibi. Hem ne aşma! Ama nazar değmesin.

Herkesin ortak fikri, bu Adanaspor kalan maçlarda yenilmez. Tabi bunu durumlar üzerinden konuşuyoruz. Filanca maçta anormal bir durum olur, Elazığ maçında olduğu gibi, erken bir facia filan, o ayrı;

fakat olağan saha koşullarında ve hava şartlarında yenilmeyiz kimselere ve sanırım en az bir 13 puan daha alarak duruma bakarız ekstra süper lig maçları için.

Şimdiye kadar bu beklentilerimiz pek karşılık görmedi. Mesele değil! Biz ummaya ve bunun için çabalamaya devam edelim.

Ötesini Adanaspor’umuzun ve diğer takımların yapacakları somutlaştıracak.

Not

Sevgili Kerim Abimizin açık kalp operasyonundan dolayı pazartesi günü “0RH Negatif” kana ihtiyacı olacaktır. Bunun için gönüllü arkadaş olursa bize şimdilik kaplanpenche@gmail.com adresinden ulaşabilir. Bilahare irtibat telefonu da yazacağız.

Yazar: Editor
2012-03-22 22:22:09

 http://hizliresimyukle.com/showoriginal-214663/tshr.jpg

Ne denir Adana için, adı ve yeri değişmeden günümüze kadar gelen dünyanın en eski şehri. Taş köprü de hala kullanılan dünyanın en eski köprülerinden biri. Kimi araştırmacılara göre 8000 yıllık bir tarihi vardır Adana’nın. Sağlam bir zaman!

  • Neolitik çağdan
  • (iklimin insan yaşamına uygun hale gelmesiyle, insanların mağaralardan çıkıp tarımla uğraşması, akarsu kenarlarına yerleşmesiyle başlayan çağa verilen admış, neolitik çağ.)
  • itibaren Asur, Hitit, Luvi, Kue, Roma, Bizans,
  • Selçuklu, Memluk, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerini görmüş kent Adana.
  • Kizzuvatna şehrinin mirası hala durmaktadır şehir merkezinde tek tepelik yer olan Tepebağ Mahallesinin altında.

Yaşar Kemal dünyanın en güzel romanlarını bu kent üzerinden yazmıştır. Orhan Kemal de aynı topraktan beslenmişti elbet. Ya Yılmaz Güney’in Umut’u… Amin Moulouf’un Doğunun Limanlarına yine Adana’dan çıktığını söylemeye bile gerek yok.

Sağlam çizgi kahramanlardan olan Corto Maltese de Adana üzerinden geçer Anadolu’ya ve oradan Sibirya’ya kadar uzanır maceradan maceraya akarak. Gerçekte ve kurguda yarattığı etkilerini öyle derin bir maziden sağlamıştır.

Adana ve Atina adlarını aynı Ana Tanrıça’dan alarak etimolojik bir mitolojide kardeş olurlar bir manada.

Ne diyeyim? Kimse yokken biz vardık Adana olarak; ))

Peki şimdi?

Adana,

yalnızlığımızın ve sevdiğimizin şehri!

Turuncu şehir!

Yazar: Editor
2012-02-28 19:53:40

Twitter Notları

“Venedik Turuncudur”

http://galakse.dk/me/blogpics2006/2006_09_04venezia.jpg

Tam da "ne yazayım bu akşam" diye kıvranırken, güzel Adana’mdaki yağmura istinaden şu notu düşer oldum twitter’a:

“Bildiğin gök delindi. Adana'nın yolları taştan değil artık, su... Biraz daha kasarsa Venedik...  Neden olmasın; )” diye.

Oradan Bay Avukat karşılık verdi: “Venedik Turuncudur!” şeklinde.

  • Derken Ada; 
  • “Her şeyi turuncuya bağlama sanatına 
  • edebiyatta ne denir ki?” 
  • diye yerinde bir soruyla 
  • duruma yeni bir boyut kazandırdı.

Galiba, Mecaz-ı Mürsel olur dedim.

Sonra yetmedi, kendimi ikna edemedim ki

Aslında Hüsn-ü Talil de diyebiliriz; sebebi bilinen olayları daha güzel bir sebebe, yani bir güzel Adanaspor'a bağlama sanatı: ))

diye toparlama ihtiyacı duydum. Bu daha güzeldi.

  • O Avukat; 
  • “Psikolojide de obsesif kompulsif vs oluyor herhalde: )” 
  • türünde bir cümle ile 
  • sohbete illaki entelektüel bir derinlik kazandırdı 
  • iyi mi?

Obsesif kompulsif beni aşmak üzereyken Ada; "Durum sanırım sosyolojik bir vaka." diyerek noktayı koydu: ))

Böyledir bu iş neticede, bir şekilde her yol Adanaspor’a çıkar.

  • Bu kısa sohbetten dostlar,
  • en kârlı çıkan bendim haddizatında 
  • ki akşam yazısını böylece kotarmıştım.

Emeği geçenlere hürmetler.

Neymiş, Venedik de turuncuymuş: ))

Yazar: Editor
2012-02-27 16:48:12

Ölüm Ne Yana Düşer Usta 

 http://www.intercon.com.tr/images/hes4.jpg              

Kozan’da Gökdere Köprü Barajı Derivasyon Tüneli’nin kapağı patladı. İki işçi hayatını kaybetti ve 8 işçi hala kayıp. Ne yazık ki 10 insanın ölümü söz konusu burada.

Bu kazadan çıkan sonuçlar nelerdir?

Bir: Çok sayıda HES inşaatı vardır. (2 binin üzerindedir.)

İki: Dolayısıyla bunların kontrolü eldeki nitelik ve nitelik açısından zordur.

Üç: Böylece iş kazları artmıştır. Bu durum acaba kader midir?

Dört: Oradaki işçiler olumsuz koşullarda çalışmaktadır.

Bakınız Enerji-Sen Genel Başkanının konuya ilişkin açıklaması:

“Bu HES inşaatlarında bundan sonra özel bir denetim mekanizması geliştirilmediği sürece, bir an önce inşaatların tamamlanması doğrultusunda çalışanlar örgütsüz ve güvencesiz çalıştırıldığı sürece, bu sorunun altından kalkmak mümkün değil.”

Yani insanların can güvenliğinin öncelikle sağlanması, örgütlülük son derece insani beklentilerdir.

Beş: Bu işler video oyunu filan değildir ve o insanların başka canı yoktur.

Altı: O güvenceyi sağlayacak olan güç muhtemelen bir örgütlülüktür, gayet yasal olan ama sarı olmayan sendikalardır.

Dolayısıyla sınıf bilincine vakıf işçilerdir yine kendi hayatlarını koruyacak ve çalışma-yaşam koşullarını iyileştirecek olanlar... 

Yedi: Ve neticede öncelikle korunup kollanması gerekenler şirketler değil, canı pahasına çalışan insanlardır.

___________

Not: "Derivasyon tesisleri su yapılarında, suyu bir yerden başka bir yere taşımak için kullanılan; tünel ya da açık kanal şeklindeki yapılardır. Baraj yapımı esnasında suyun inşaat alanından uzaklaştırılması için gerekli tesislerdir." diyor sözlük.

Yazar: Editor
2012-01-03 21:40:08

Kentler ve Yollar

Çağdaşlığın birçok tanımı olabilir, insanlar konuya çok geniş bir perspektiften bakabilir. Ortak noktalar da bir uzlaşı yeri oluşturur, hatta birçok uzlaşı mekanı oluşturur, ne biri!

Çağdaş bir kent için de aynı sözler söylenebilir pek ala.

Nasıl olur çağdaş bir kent, nasıl olmalı veya çok konuşulur, tartışılır ve pek güzel sonuçlar çıkar yine.

  • Sokaklar, caddeler, bulvarlar, 
  • evler, işyerleri, 
  • yeşil alanlar, spor alanları, bisiklet yolları, 
  • parklar, bahçeler, 
  • eğlence yerleri ve eğlenme anlayışı, 
  • kentleşme dolayısıyla yapılaşma, 
  • istihdam, gelir düzeyi, kent kültürü, 
  • ulaşım evet ulaşım ve trafik dolayısıyla. 
  • Bir kent yönetiminin bir tür iktidar göstergesidir kent ulaşımındaki tavrı, 
  • kudreti, heybeti, kararlılığı, planlaması ve niyeti… 
  • Uzatabilirim ve saireleri…
  • Özellikle toplu taşıma konusundaki irade 
  • söz konusu kentin ve yönetiminin 
  • en bariz fotoğrafını verir. ,
  • Hani denir ya bana arkadaşını söyle, 
  • sana kim olduğunu söyleyeyim 
  • böyle bir şey! 
  • Kentin trafiğine, toplu taşıma anlayışına bakıp 
  • çok şey söylenebilir iyi veya kötü. ,
  • Bunlar da bizi muhtemelen 
  • çağdaş bir kent nasıl olur sorularının yanıtlarına götürür.

Örnek olması gereken uygulamalara dair bir alıntı ile bitirsem yazımı:

“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, yakın zamanda minibüslerin kaldırılacağını, taksiciler için ise ortak bir çağrı merkezi kurulacağını söyledi. ‘Minibüsler kaldırılacak. Ama minibüs esnafını mağdur etmeyeceğiz. Mesela; bu esnaf otobüs hatlarına yönlendirilecek.’ dedi.

http://www.pitcafe.com/wp-content/uploads/minibus1.jpg
Yazar: Editor
2011-12-19 06:52:15

İnce Memed Bulvarı

Adana’da ve daha birçok memlekette mahalleler, bulvarlar, caddeler, sokaklar adlarını elbette kentin dinamiklerinden alır. Bu dinamik dediğimiz şey; tarihsel, dinsel, ulusal, sanatsal, yerel ünlü şahsiyetleri temsil eder.

Misalen; Adana’da Süleyman Demirel, Turgut Özal, Adnan Menderes, Kenan Evren, Alpaslan Türkeş namlı bulvar, cadde vs görürüz. Ülkemizde bu isimler doğaldır. Arada başka isimlerin olması sürprizdir.

Biz sürprizi abartmak istiyoruz.

Twitter’dan Murat Kunt dikkatimizi çekti bu konuya. Ne iyi etti!

Gerçi ortak aklın ve hükümetin adı konmamış belediye başkanı bir Altınkoza töreninde “adlarını cadde ve bulvarlara verdik” diyor ama baktım göremedim. Sadece Yüreğir’de bir Orhan Kemal Bulvarı olduğunu öğrendim. Dilerim bu, kâğıt üstünde bir a verme değildir.

Bir şehrin mahalle bulvar cadde ve sokaklarına o şehrin sanatçılarının da adını vermek ne güzel bir şeydir. Örneğin şehrin bir roman kahramanının adı şehrin bir yerinde… Güzel, değil mi?

Şimdi şöyle diyelim, nasıl olsa bir 12 Eylül referandumu yapıldı ve o darbeciler yargılanacak dendi. İşin böyle olmayacağını, yani kimsenin yargılanmayacağını zaten biliyorduk, fakat şu Kenan Evren Bulvarının adı değişse… Orasının adı “İnce Memed Bulvarı” olsa, ne güzel olurdu! Sizce de öyle değil mi? Adana’mızda neden Kenan Evren’in adı yaşasın ki, dünyanın yaşayan en büyük romancılarından biri olan Adanalı Yaşar Kemal’in yine Adanalı roman kahramanı oracıkta dururken…

Adana'ya İnce Memed Mahallesi, Yaşar Kemal Bulvarı, Orhan Kemal Caddesi, Yılmaz Güney Sokağı istesek "ortak akıl" aklımıza mı güler? Acep?

Öyle kıyı köşe, Adana’nın neresi olduğunun bilmediğimiz değil, şehrin yaşadığı yerlere…

 

http://img.vol.io/habercem/newpics/news/180420111106441807201_2.jpg

 

Yazar: Editor
2011-12-15 22:43:08

Bir Tek Yerfıstığına Güzelleme

Leblebiler içinde bir adet yerfıstığı bulmak…

Ne güzel bir şeydir bu.

Belki yer fıstığını sevmiyorsundur sen. Önünde iki kilo olsa dönüp bakmazsın da, sıcacık; üstelik Osmaniye mahsulüyken bile… O kadar ilgisizsindir hakikatte o yer fıstığına, ama işte yorulmuş sıkılmış bunalmışken leblebilerden, ağzın yapış yapış olmuşken, hayalet dudağına dönmüşken beyazından, bira yudumlanamaz olmuşken, hakkaten ne efsunkârdır nereden geldiğini, neden geldiğini, nasıl geldiğini bilmediğin o bir tek yerfıstığı… Kebaba değişmem, diyeceğim o anda, ama diyemiyorum işte, kebabın yeri daima özeldir dostlar: )

  • Evet, bu aralar hiçbir şey yazmak istemezken, 
  • leblebiler içinde birazdan başına ne geleceğini bilmeden 
  • neşeli neşeli gülümseyen o yerfıstığı için bir şeyler yazasım geldi. 
  • İyi de ettim. 
  • Çünkü birilerinin böyle kıyıda kenarda kalmış, 
  • gündeme hiç düşememiş konular, anlar için de bir iki kelam etmesi gerekmektedir. 
  • O biri de ben oluyorum; ))

Neticede bu, yüzlerce leblebi içindeki bir yerfıstığı yazısıdır. Dümdüz. Buradan ikinci anlam verme niyeti yoktur. Mecazsızdır. Ve maç yazısı filan hiç değildir. (Üstelik Mahir Abi hiç sıcak bakmıyor maç öncesi yazılarıma: )

Sonuç?

Yedim o yerfıstığını. Birayla...

 

Yazar: Editor
2011-11-21 09:48:53

MERSİN’E KAPLAN PENÇESİ

 

http://media.hometeamsonline.com/photos/basketball/TEXASTIGERSBASKETBALL/031324.jpg


Adana Menderes Spor Salonu’nda oynanan EBBL 5. hafta mücadelesinde Adanaspor, Mersin Akdenizspor’u 94–39 yendi.

 

  • Maça hızlı başlayan Mersin temsilcisi ilk periyodu 19–16 yenik kapadı. 
  • İkinci periyotta da umduğunu bulamayan Akdenizspor soyunma odasına 44–18 gibi farklı bir skorla gitti. 
  • 3. ve 4. periyotta Adanaspor güç gösterisine başladı ve maçtan 94–39 skoru hanesine yazdırdı. 
  • Teknik Komiser Özlem Güler, Baş Hakem Nusret Sırdar ve Yardımcı Hakem Yusuf Sertel’in yönettiği maçta 
  • Adanasporlu taraftarlar, 
  • basketbol severler 
  • ve Turbeyler Grubu Adanaspor’u yalnız bırakmadı.

 

Yazar: Editor
2011-10-27 18:18:25

Bu Bir Tekrar Yayındır

 

 

1995 ve 1996 yıllarında Adanaspor’da 3, hayır aslında 4, değil 5 başkan görev yaptı. Oldukça hareketli geçiyor bu dönem. Arşive bakmak yeterlidir.

  •  1995 ve 1996 tarihleri temel alınınca 
  • Önce Sayın Mehmet Kurt'u,
  • Akabinde Sayın Cemal Sayıoğlu’nu, 
  • Sonra Sayın Şevki Adalı’yı
  • Daha sonra Efsane Hoca Gündüz Tekin Onay'ı
  • Ve en son da Sayın Hakan Uzan’ı görebiliriz 
  • başkanlık koltuğunda. 
  • Yani Sayın Şevki Adalı şu trafikte başkanlık yapmıştır bize. 
  • O kadar! (Yani çok eleştirilen Bayram Akgül'le uzaktan yakından karşılaştırılamaz bile Adanaspor'a yaptığı katkılar açısından...)
  • Ama örneğin Hasan Pilav da başkanlık yapmış Adanaspor’da…

Müslüm Toprak da başkanlık yapmıştır ve Adanaspor’u o dönem Silindirspor da yapmıştır Müslüm Toprak. Futboldaki ilk Anadolu devrimini gerçekleştirmiştir Gündüz Hoca ile Adanaspor’u süper lig ikincisi yapmıştır. Hakemlerin türlü dalavereleriyle gitmiştir üstelik o sezonda şampiyonluk.

  • Şöyle hatırlatsak yakın maziyi; 
  • 1996’dır 
  • Ve Gündüz Tekin Onay ile 
  • Dünyada bir ilke imza atıyoruz Adanaspor camiası olarak. 
  • Takım öyle ortada kalıyor ki bir teknik direktör, 
  • Gündüz Hoca, 
  • Kendinden önceki başkanın takımı bırakmasıyla 
  • (ki o başkanın da hakkıdır takımı bırakmak,
  •  Bunun türlü nedenleri vardır elbette. Bu bırakmayı eleştiremeyiz bile.) 
  • Evet,
  • Gündüz Hoca böylece
  • Kulüp başkanlığını devralmıştır. 
  • Ki,
  • Gündüz Hocadan önceki başkan Sayın Şevki Adalı’dır. 
  • Yani Adanaspor öylece o tarihte de ortada kalmıştır ve… 
  • Ve devamında Adanaspor’un Uzanlara devredilmesi gerçekleşmiştir.

Neyse, o tarihiyle de bizimdir Adanaspor! Her kulübün tarihinde birtakım talihsizlikler olmuştur. Başarılı başkanlar olmuştur, başarısız başkanlar da olmuştur. Adanaspor için kimin ne yaptığı taraftarın belleğindedir.

Adanaspor mazisinde bir parça da olsa emeği geçen her bir insana vefa borcumuz ve saygımız vardır, aslında Adanaspor için hiçbir şey yapmamış olsalar da.

Yine de sevgiyle ve saygıyla anarız….

___________________________________________

1995-1996 sezon istatistikleri için tıklayınız. 

Yazar: Editor
2011-10-16 22:58:12

Yukarıdaki fotoğraf Adanaspor Kartal maçından!

Şiiri bile var!

Fakat bir DS facebook sayfası bunu kendi fotoğrafları gibi kullanıp yorumlar da yazmışlar!

  • Biz bunu şimdi yorumsuz paylaşalım.

Hafta içinde bu fotoğrafın şiirini de paylaşırız arkadaşlar,

"De ki Aşktır" Adanaspor'a dair 18 şiir adlı kitabımızdan: ))

Yazar: Editor
2011-10-15 10:03:37

Basket/ Adana ve Aksaray Galip

2. Adanaspor Gündüz Tekin Onay – Taylan Taylancı Basketbol Turnuvası Menderes Spor Salonu’nda saygı duruşu ile başladı.
 

Programdaki ilk maç olan 68 Aksarayspor, Kayseri Melikgazi Bel. Spor karşılaşmasında gülen taraf Aksaray temsilcisi oldu. 68 Aksaray,  Kayseri temsilcisini tüm periyotlardaki üstünlüğünle 62–42 yenmeyi başardı.

İkinci karşılaşmada ise ev sahibi Adanaspor Bşb, Mersin temsilcisi Akdenizspor’u tüm periyot sayılarını dörde katlayarak 135–45 kazanmayı bildi.

Futbol/ A2 Kayserispor’u da Geçti

Adanaspor A2 Mersinidmanyurdu’ndan sonra Kayserispor’u de aynı skorla yenerek ikide iki yaptı.

Bu işin darısı ve devamı AS takım işin olsun.

Alt takımların dinamizmi üstü de etkileyecektir. Her futbolcu her an hazır olacaktır, iyi olacaktır…

Yazar: Editor
2011-09-23 06:53:29

İnce Yağmurları Adana’nın

 

İsli puslu, ince yağmurlu bir Adana sabahı başladı. Ortaokul yıllarından beri böyle bir karanlık sabah olmamıştı ya da oldu da ben unuttum, şu sahneyi tüm zamanların en kara sabahı saydım.

  • Ama yağdı ya yağmur, o güzel. 
  • Yaşar Kemal’in romanlarında da betimlenen, ince ince yağan yağmur. 
  • Fakat ortaokul dedim ya, 
  • o zamanların hissi uyanmadı değil bir ara; ödev yapmadan okula gidecek olmanın ve kuvvetle muhtemel ki dayak yiyecek olmayı bilmenin can sıkıcı karın ağrısı… 
  • Bu da peyda oldu evet. 
  • Fenaydı o ortaokul zamanları. 
  • Bakın laf lafı açıyor; 
  • lise öyle miydi? 
  • Ne şenlikli günlerdi. 
  • Yapı Meslek’in sıhhi tesisat atölyesi 
  • ve onun arka tarafındaki futbol sahası iki ana mekân olarak kalmış hafızada. 
  • Bir de üç beş kızın olduğu teknik lise bölümünün önü: ) 
  • Bütün okul orada olurduk be: ) 
  • Yağmurda çamurda güzel, eğlenceli Yapı Meslek günleri... 
  • Şehmus da yazarsa bir şeyler onları da paylaşırız.

 

İsli puslu da olsa, Darkwood ormanlarına nazire yapan bir karanlık sabah da olsa, yağmurlu Adana ne güzeldir.

Yazar: Editor
2011-09-19 20:07:28

2o Eylül 1981

Sami Bayraktar, Hakan Ece, Rafet Akkaya, Faik Algan 

_____________________

"Adanaspor Bşb. Basketbol Takımı Kaptanı Taylan Taylancı

bugün toprağa verildi."

 

 

  • Adanaspor Kulübü basketbol takımının genç oyuncusu Taylan Taylancı 
  • geçirdiği bir trafik kazası sonucu yaşamını kaybetmiştir, 
  • merhuma Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine, 
  • Adanaspor Kulübüne başsağlığı diliyoruz.

_____________________ 

Yazar: Editor
2011-09-09 09:35:19

Adı: N’apmalı?

Konu: Güne Dair

Ana Fikir: Maç Heyecanı Sardı

http://us.cdn1.123rf.com/168nwm/annetka/annetka1107/annetka110700011/10024247-sun.jpg
  • Eski bölümlerinden de olsa Friends izlemeli
  • sonra sulama motoruna varıp çimmeli,
  • Adana’nın eylül sıcağına böylece müdahale etmeli.
  • İki incir ile kahvaltıyı geçiştirmeli.
  • Spor bir kıyafet seçip şehre inmeli, yaşadığım yer itibariyle yaptığım bu kısa yolculuk şehre inmek olarak da ifade edilebilir çünkü (bu arada ayılar da şehre iner, dediğinizi duyar gibiyim; ) olmuyor ama: )).

Okul açılıyor, bir takım elbiseye bakmalı, ama ucuzlukta bile pahalı hepi topu 100 gramlık iplik topakları, almaktan vazgeçmeli. Gidip bir Stepan Zweg almalı, hafta sonu onu okumalı.

  • Bugün nasıl bir Adanaspor yazısı kaleme almalı diye düşünmeli;
  • duruma bardağın hangi tarafından bakmalı?
  • Ya da İsmail’den bir analiz beklemeli.

Belki bir “büyük fotoğraf” bulmalı, ona bakmalı.

  • Evet, koca bir günde yapacak çok şey olmalı…
Yazar: Editor
2011-07-26 02:26:50

Heyhat

  • Tatil derken eve kapanıverdik, kaç zamandır şöyle bir şehre çıkamadık.
  • Lakin bugün Sular civarına geldiğimde ne göreyim,
  • hay çıkmaz olaydım, buralara gelmez olaydım dedim kendime,
  • hatta mırıldandım da, yanımdan geçenler veya yanından geçtiklerim
  • kendi kendine konuşan adama şöyle bir baktılar
  • sıcak mı çarptı acep diye.
  • Bir şeyin beni oracıkta çarptığı kesin, ne ki sıcak değildi bu. 
  • Gümüşat’ın önüne gelince fark ettim eksikliği; yahu orada bir tek ağaç bırakıp
  • cadde boyunca alayını indirmişler.
  • Budama filan da değil,
  • bildiğin yok etmişler güzelim ağaçları.
  • Vah!
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-84895/ga.jpg

Bir ağacın kaç zamanda boy atacağı sorgusuna girmeyeceğim bilinen bir cevabı aramayacağım şimdi. Ama ulan yahu, sormadan da edemeyeceğim, bir ağaç orada kaç zamanda harbi bir ağaç olur onları kestirenler bilmiyor mu?

  • O “ortak akıl”dan çıka çıka böyle bir ağaç infazı mı çıktı?
Yazar: Editor
2011-07-17 23:08:19

Hakiki Hayat Sahneleri

“Benim hikâyem böyle, bak bir saati bile doldurmadı. Lakin ben daha uzun sanıyordum.”

http://www.tulumba.com/mmTULUMBA/Images/bk/zBK971232UY467_250.jpg

___________________________________

Ali Usta ile konuşuyoruz. İnşaat işçisiydi, yıllar ona bir inşaat ustası apoletini takmıştı. Belki hayatına, bir başka hayata değil de işte bu hayatına bir kamış parçasının yön verdiği adam, beyazlarla yapılan bir savaşta, kendisi bir Komançi savaşçısıyken, hayallerini bir gözünün yanına bırakıp…

Çocukluk

“O zaman lakabım Kuşçu Ali’ydi... Güvercinlere âşıktım, hala da öyle ya... 1969, 1970 filan. Çocuğuz daha. Portakal bahçeleri, sulama kanalları yurdumuz. Evi bilmeden sokağı tüm halleriyle keşfettiğimiz zamanlar. Kulle oynamalar, fırıldak çevirmeler, mevsimi gelince kasnaklılar… Girmediğimiz delik yoktu. Ağaç evler, yılanlı boz tarlalar, köy yolları, annemle küçük bir ırgat olarak gittiğim pamuk tarlaları da çocukluk yurdumdu. Harika bir çocukluktu vesselam…

Adana’da yazlık sinemalarda kovboy filmleri olurdu tabi. Bağdat Sineması vardı, Sular Sineması bize uzaktı ve biraz lüks kaçardı, Adana’nın en kaymak muhiti oralardı o zamanlar. O yana geçmek aklımıza bile gelmezdi. Civarımızda geçerdi hayatımız. Sema Sineması da vardı eve yakın. Akkapı Sineması. Bunlar hep yazlıktı. Kışın Nur Sineması, Alsaray Sineması uygun olurdu hafta sonları bize. Lüks ve Çelik Sinemalarını da unutmamalı, bir de Arzu Sineması… (Burada gülüyor.) Son saydıklarıma biraz daha büyüyünce giderdik. Tabi macera veya kovboy filmi izlemeye değil… Arzu Sinemasının arkasında da eski genel ev vardı. O günler de güzeldi be. (Burada bir kahkaha…)

Kovboy Filmleri ve Annem

Evet, Kuşçu Ali’ydim bir süre. Sonra o kovboy filmleri girdi hayatımıza. Büyülendik. Oyunlarımızın şekli de değişti. Biraz daha varlıklı olan ailelerin çocukları, varlık derken yanlış anlaşılmasın, belki evinde bir televizyonu olan bu gruba girerdi, biraz daha düzenli bir geliri olanlar… Öyle aman aman bir hayat farkı yoktu. İşte onlar beyaz adam olurdu, kovboy yani, oyuncak bir silah uydurmak bir maliyet meselesidir yine de. Ama Kızılderili olup ok yay ayarlamak ne ki!

İki oda bir toprak evimiz vardı. Çinkodan dam… Yan taraf mutfak. Tuvalet dışarıda, üzeri kamışlarla örülü, yanında dut ağacı… Avludan iki ayrı kapı girerdi odalara. Yine avluda bir ocak vardı. Yatak odası aynı zamanda yaşam odasıydı tabi. Ahşap bir platform üzerine kurulmuştu. Altında yarım metre kadar boşluk vardı. Üç basamaklı tahta bir merdivenle çıkılırdı oda içindeki o sofaya. Altta kalan o boşluk hep karanlıktı. Ufaklıklar çok korkardık o boşluktan. Orası sanki Şahmeran’nın diyarıydı. Annem bildiğiniz masalcı kadınlardandı, ondan öğrenmiştim daha çocukken Lokman Hekimi, Şahmeran’ı. O boşluk da bu efsanelerle bütünleşmişti hayalimde. Aslında hatırlayınca bile kuşkuyla anarım o izbe noktayı. Leyla ile Mecnun’u, Tahir ile Zühre’yi hem de şarkılarıyla dinledik hepimiz annemden. Daha bir sürü masal, efsane, destan anlatırdı. Televizyonsuz evler özellikle kış geceleri annemin etrafında toplanırdı. Tabi biz çocuklar da masal kahramanları olurduk kendi kendimize. Haliyle Kızılderili olmaya zaten yeterince müsaitti o çocuk hayatımız. 

 Devamını okumak için tıklayınız.

Yazar: Editor
2011-07-14 03:01:50
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-79602/askb.jpg

Şimdi konuşma değil

Kombine alma zamanıdır,

Diyoruz ve

Kulübün açıklamasını aktarıyoruz.

Şöyle:

  • Turuncu-Beyazlı takımın Başkanı Bayram Akgül,
  • maraton tribünü için kombinenin 150 TL'den satışa çıkacağını belirterek,
  • "Ligde 17 iç saha maçımız var.
  • Geçen sezon uyguladığımız 150 TL'yi bu sezon da uygulayacağız" dedi.
  • Maraton ve protokol tribününün kombine fiyatlarını geçen yılla aynı tuttuklarını dile getiren Başkan Bayram Akgül,
  • "Maraton 150 TL, protokol 2 bin TL'den satılacak. Kapalı tribündeki kombine bilet fiyatlarında indirime gittik.
  • Daha önce 500–1000 TL arasındaki kapalı tribün kombinelerini de 300–750 TL arasında satışa çıkaracağız" dedi...
Yazar: Editor
2011-05-23 00:16:13

Şimdi şöyle düşünüyorum, gerçi daha önce de yazılmıştı bu; Bülent ve devamında Tolgahan meselesi, harbiden bir meseleye dönüşmüştür. Her hoca için onları bir turnusol kâğıdı olarak görmüştük. Bu ikiliyle devam etmeyi bir memleket meselesi haline getiren hocanın hocalığı bizce tartışma konusudur artık.

http://www.planet.com.mm/myplanet/avartars/cartoon_scream.jpg

Her hoca değişikliğinde bağıra çağıra, ağlaya sızlaya önce bunu koyduk ortaya!

Bir hocamız söyleşisinde Bülent çok düzgün bir insan, ondan vazgeçemeyiz, gibi bir şey söylemişti. Düzgünlüğüne söz söylemek haddimiz bile olamaz. Kişiliğine dair hiçbir sözümüz olamaz, o konuda laf da etmedik zaten. Mutlaka öyledir ki Adanaspor futbolcusudur.

Ama biz ailece görüşmekten veya arkadaş muhabbetinden bahsetmiyoruz ki. Konumuz Adanaspor ve istikbalidir. Her işi zorluklarla dolu olan bir Adanaspor’un bu şehirde gereğinden çok daha fazla takozu zaten var. Bir de biz kendimiz takoz oluşturmayalım buna, derdindeyiz biz. Yoksa elbette doğru düzgün insandır, iyi Adanasporludur. Fakat şampiyon olması gereken bu Adanaspor hoca tercihlerini saymazsak özellikle bu iki ismin katkısızlığı ve takozluğu yüzünden kümede kalmayı bile son maça bırakmıştır. Ha, bunu bir başarı olarak görenler varsa o zaman diyecek sözümüz yok!

Biz de Levent Eriş’e güvenlerden idik, geçmiş zamanla konuşuyoruz evet. Bir Bülent ve Tolgahan ısrarının bize nelere mal olduğunu göremediyse ve hala bu iki ismi özellikle Bülent’i takımda görmek istediğini özel bir açıklamayla belirtme ihtiyacı duyuyorsa o zaman Levent Eriş, iddia ettiği gibi bu takımı yeterince tanımıyor ve izlememiş. O zaman kaygılanıveririz.

Lütfen!

Bu sezonu da kaybetmeyelim en baştan.

Levent Hoca da kaybetmesin! Çok iddialı!

Ama bu iki isim onun da sonunu getirir ve çok ısrarcı olursa bu konuda kendisi onuncu haftayı bile göremez!

Evet, iyidir hoştur Bülent, aslında kötü niyetli filan değildir Tolgahan; ne var ki şampiyonluğa oynayacak bir Adanaspor’un futbolcuları değillerdir. Tamam, gerekirse oturur içeriz, muhabbet ederiz hatta âlemlere de akarız Adanasporluluklarına, iyi insan olmalarına hürmeten, fakat mümkünse bunu Adanaspor ile karıştırmayalım!

Başkanım, duy sesimizi. Mecazen, ağlamayalım bu sezon sonunda da...

Yazar: Editor
2011-05-17 10:19:59

Darbeler işbirlikçidir. Hiçbir darbe tek başına gerçekleşmez. Hem dış desteği vardır onun hem de iç desteği. Dıştaki işbirlikçinin de içteki işbirlikçinin de belli bir hesabı vardır ve bu hesap maddi bir temele kurulmuştur. Hissi bir yanı yoktur. Tamamen menfaat yani…

http://www.clipartpal.com/_thumbs/cartoons_extinct_194323_tns.png

12 Eylül 1980 darbesine biraz bakınca, öyle dikkatli bakmaya da gerek yok, orada ABD parmağını görmemek mümkün değildir. Demek ki bu dış güç fena bir emperyalisttir. Örneğin Yemen, Sudan desteğiyle filan darbe yapamazsınız. Güçlü ittifaklar ister. Bakınız yakın zamanda yaşadığımız hükümet hareketli şu sivil darbe de öyledir…

  • Onların, yani darbecilerin mutlaka basında da birtakım işbirlikçileri ve sairesi vardır.
  • O, önemli bir ayaktır!
  • Bunu uzun uzun açıklamaya gerek yok!
  • Öylesi iç destekçiler,
  • genelde maşa konumundadır,
  • nasıl ki o darbeci, dış gücün bir maşası ise…

Öyledir! Lafı daha fazla uzatmamalı!

Ana konuya gelelim.

  • Geçen hafta itibariyle Adana’da başarısız bir “Mayıs Darbesi” girişimi olmuştur.
  • Bu darbe dış güç kaynaklıdır.
  • O dış gücün amacı Adanaspor’u yıpratıp elindeki futbolcuyu kapmaktır. 
  • Durum sömürgeci kontrolündeki küresel darbelerde de böyledir.
  • Bir ülkede bir darbe olmuşsa veya bir darbe girişimi olmuşsa,
  • o ülkede değerli kaynaklar vardır mutlaka
  • ki sömürgeciler ona fena göz dikmiştir.

Evet, böyle bir darbe Adana’nın yerel basınının(!) kendince güçlü bir desteğiyle başlamış ve başarısızlığa uğramıştır.

Çünkü Adanaspor Halkı bu darbenin önünde durmuş, sömürgecilerin işbirlikçisi konumuna düşmemiştir.

Takımına, başkanına, camiasına sahip çıkmıştır. Kelimenin tam anlamıyla bir halk direnişiyle buna cevap vermiştir. Aslında süregelen onlarca gizli açık darbe girişimine bir kez daha cevap vermiştir. Kim? Adanaspor Halkı!

Adanaspor’a şirket takımı  diyenlere de güzel bir cevap olmuştur bu!

  • Sömürgeciler,
  • işbirlikçiler,
  • hainler,
  • maşalar,
  • menfaatçiler şimdilik avuçlarını yalamıştır.
  • Ama dikkatli ve diri olmaya her zaman ihtiyaç vardır.
  • Çünkü bu coğrafyada bu tür darbe girişimleri Adanaspor’a ve halkına karşı her zaman olmuştur ne yazık ki böyle girişimler olmaya devam edecektir.
  • Onlara karşı mücadele bizim direncimizde ve inancımızda saklıdır!
  • Ne demiştik:
  • Ya hep birlikteyiz, ya hiçbir şeyiz!

Not şöyle düşüle:

Adanaspor’a yönelik bir darbe girişimi böylece başarısız olmuştur. Şimdi adli mercileri göreve davet ediyoruz!

Yazar: Editor
2011-04-17 09:23:07
http://images.gittigidiyor.com/76/MERSIN-PORTAKAL-BAHCESI-VE-KIZLAR-KARTPOSTAL__765789_0.jpg
  • Hava açık,
  • hoş bir serinlik var,
  • güzelim portakal çiçeği kokusu,
  • mucize gibi bir dönüşümü haber eder,
  • o beyaz çiçeklerden turuncu bir yemiş,
  • ne güzel bir şey,
  • çiçeğiyle kokusuyla turuncu bir şehir…

Stada giden yollar açık, trafik ışıkları fasılalı sarı, maç bölgesine ulaşmak sorunsuzdur, kebapçılar hazır, şalgamlar muhtemelen keskindir.

  • Sıcaklık turuncu tişörtlere
  • ve Adanaspor formalarına müsait,
  • maraton taraftarının şapka bulundurması mantıklıdır.
  • Heyecanımız kıvamında,
  • coşkumuz üst düzeyde
  • ve keyfimiz yerindedir.

Keyfimizi bozacak bir maç olmaması dileğiyle…

Geçen sezonlardan bir Adanaspor Güngören maçı için isterseniz tıklayınız

Yazar: Editor
2011-04-06 18:31:50
http://1.bp.blogspot.com/_5qAs62rI4ws/TDwUFR2Z8cI/AAAAAAAADJU/dc77kyNOT1Q/s320/adanaspor.org.jpg
 

adanaspor.org 10. yılında.

Daha önce de dediğimiz gibi Adanasporlu blogların ve sitelerin Amiral Gemisidir adanaspor.org! İnternet üzerinden de Adanaspor için bir şeyler yapılabileceğini bu okulda öğrendik, adanaspor.org’da…

  • Yıllardır (10 yıl)
  • gerek içeriğiyle,
  • gerek ilkeleriyle,
  • gerek fanzin, gazete çalışmalarıyla,
  • gerekse “aşk-ı deplasmanıyla
  • ve en önemlisi hazırladığı birbirinden etkili ve güzel pankartlarıyla
  • Adanasporluluğa yakışır güzel bir yerde durmaktadırlar.

Yoklukları büyük eksikliktir, varlıkları hepimize bir pusuladır. Örnektir, önemlidir, bir direnç noktasıdır, hareketliliğiyle moral kaynağıdır... Hiçbir zaman vazgeçmemenin de simgesidir, böylece daha da kıymetlidir...

Daha nice 10 YIL’a adanaspor.org!

Yazar: Editor
2011-04-05 10:28:36
 
http://www.ilkhabergazetesi.com/wordpress/wp-content/2007/07/olive-tree-4.jpg

Dün zeytin ağaçlarından bahsetmiştik, güzelim zeytinlikten. Orayla ilgili gelişme şöyle:

Adana’da okul inşaatı için Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Zeytin Gen Bahçesi’ndeki 35 yıllık 79 ağacın sökülmesi üzerine, diğer ağaçları korumak isteyen bir grup öğretim üyesi, öğrenci ve tarım uzmanı dört gündür nöbet tutuyor.

Durum bu güzel yurdumda… O ağaçları söken dozeriniz bozula, varsa lastiği patlaya paletleri eriye, bu izni veren iradeniz burula, imzayı atan kaleminiz kırıla… O 79 ağacın âhı üzerinizde ola…

Bedri Rahmi’den gelsin şu sitem o zaman:

Sitem


Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

Yar yar!..Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yar yar
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var

Bedri Rahmi Eyüboğlu

http://www.haber34.com/UserFiles/bedri-rahmi-xx.jpg
Yazar: Editor
2010-10-29 12:02:48

 Bayram Akgül'den Bayram Kutlaması

 http://ul.gcg.me/files/2010-10/bayramakgulslide.jpg

Adanaspor Kulübü Başkanı Bayram Akgül Cumhuriyetimizin kuruluşunun 87.yılı münasebeti ile tüm Adana'lıların 29 Ekim Cumhuriyet bayramını kutladı.

adanaturuncudur.com

 ________________________

http://ul.gcg.me/files/2010-10/as.gif

"Gelecek nesillerin Türkiye de Cumhuriyetin ilanı günü, ona en merhametsizce hücum edenlerin başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla farz etmeyiniz! Bilâkis, Türkiye’nin münevver ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların hakikî zihniyetlerini tahlil ve tesbitte hiç de tereddüde düşmeyeceklerdir.

Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk, o on yaşını doldururken demokrasinin bütün icaplarını sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır."

Mustafa Kemal ATATÜRK(1933)

 Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun... 

adanaspor.org
Yazar: Editor
2010-09-02 16:09:20

TRT'de Bu Gece

http://ul.gcg.me/files/2010-09/ilk.jpg
 
  • Bu gece oo.3o’da
  • TRT 1’de
  • 1.lig programı kapsamında
  • bir tanıtım bandımız daha dönecek.
  • Süresi ve içeriği hakkında ayrıntılı bilgimiz yok.
  • Lakin Adanaspor ile ilgili olduktan sonra her program güzeldir: ))
  • Değil mi?

 

Yazar: Editor
2010-08-16 16:02:49

Başsağlığı

Demirspor’un geçtiğimiz iki sezon başkanlığını yapan Bekir Çınar 41 yaşında vefat etmişti.

Bekir Çınar’a rahmet, ailesine, sevenlerine ve Demirspor camiasına başsağlığı dileriz.

 

Bayram Akgül’den Başsağlığı Mesajı:

Adanaspor Kulübü Başkanı Bayram Akgül, Bekir Çınar'ın ölümüne çok üzüldüklerini ve Bekir Çınar'ın görevde olduğu süre içinde takımın başarılı olması için yoğun çaba sarf etiğini söyledi. Akgül konuşmasında şu sözlere yer verdi:

“Bu olay beni ve Adanaspor camiasını derinden üzmüştür. Kardeş kulübümüzün başkanlığı yapmış ve görevde olduğu süre içinde gerek telefonla gerekse yüz yüze defalarca görüşme şansımız olmuş bir isimdi. Adana Demirspor camiasının başı sağ olsun.

Genç yaşta aramızdan  zamansız ayrılması üzüntümüzü bin kat daha arttırmıştır. Merhuma Allah'tan rahmet kederli ailesine de sabırlar diliyorum.” dedi.

Yazar: Editor
2010-08-04 11:00:28
http://ul.gcg.me/files/2010-08/askb.jpg
Yazar: Editor
2010-05-14 21:29:00

Uyumak

http://ul.gcg.me/files/2010-05/ac.jpg
  • Şu fotoğraftaki Ahmet Can kardeşimiz sadece yol yorgunluğundan uyuyakalmış.
  • Başka bir sebep yok.
  • Çocukcağız yorgun ve uyuyor.
  • Doğal, masum…
  • Peki Adana’nın çeşitli anlamlarda ileri gelenleri ne yapıyor?
  • Onlar da uyuyor.
  • Hem de ayakta uyuyor.
  • Bir Adanaspor gelmiş süper lig kapısına dayanmış.
  • Şehrin de makus talihini değiştirme fırsatını da yakalamış,
  • ne ki güzel memleketimin pek güzel insanları mışıl mışıl uyuyor
  • ve hala futbolun etki gücünü göremiyor,
  • Bursa’nın futbolla ülke gündemine nasıl oturduğunu göremiyor,
  • belki görmek istemiyor. (Bu görmek istememeye bir sonraki yazıda değinebilirim.) 
  • Bir bakın bre, Adana en son ne zaman konuşuldu yoğun olarak televizyonlarda, gazetelerde?
  • Ben de hatırlamıyorum ki.
  • Ama Bursa konuşuluyor, çünkü onlar süper ligde şampiyonluğa oynuyor.
  • Öğle saatlerinde İzmir gazetelerine baktım, nedir ne değildir.
  • Adeta bir seferberlik var.
  • İçim burkuldu.
  • Her takıma şimdilik 20’şer otobüs…
  • Yalnız şehrim, güzel Adana’m.
  • Sen direniyorsun ya,
  • ekâbirler uyuyor,
  • horul horul uyuyor.
  • Vah ki…
Yazar: Editor
2010-05-08 23:05:22

Temiz Tertemiz

http://ul.gcg.me/files/2010-05/adanaspor_kara.jpg

  • Karabük’ü 3–1 yendik fakat Buca bildiğiniz gibi Erciyes’i gayet rahat geçince ikili averajla şampiyon olup süper lige çıktı. Tebrik ediyoruz takımı ve tribünlerini. Süper ligde başarılar.
http://ul.gcg.me/files/2010-05/adanaspor_kar.jpg
  • Belki Karabük pek asılmadı diye düşünülecek, hayır, hem asıldılar maça hem de tam kadro çıktılar sahaya. Başka bir şey zaten beklenmezdi. Adanaspor Buca ile kendi hesabını göremedikten sonra (sitem filan yok bu sözlerde yanlış anlaşılmaya) kimsenin ihsanını beklemeyiz. Adanasporluluğa yakışmaz böyle bir zavallılık.
http://ul.gcg.me/files/2010-05/adanaspor_karab.jpg
  • Adanaspor 34 maçlık dönemi alnın akıyla ve tertemiz bitirmiştir. Bundan dolayı da gurur duyuyoruz Adanasporumuzla ve camiamızla. Helal bu takıma, helal bu yönetime, helal bize... Şimdi sırada 3 maç var. Zerre kuşkum yok, oradan yenilgisiz ve yine alın teriyle ve alnımızın akıyla çıkacağız. Kimsenin de kuşkusu olmasın.
http://ul.gcg.me/files/2010-05/adanaspor_ka.jpg
  • Şimdi yeni bir heyecan, sadece 3 maç… Korkmadan ama korku salarak gidecek İstanbul’a Adanaspor. Heyecan devam ediyor, hastasıyız bu heyecanın, hastasıyız bu Adanaspor’un: ))
http://ul.gcg.me/files/2010-05/adanaspor_karabu.jpg

Not:

Maç fotolarından 67 kare için tıklayınız.

http://ul.gcg.me/files/2010-05/adanaspor_karabuk0.jpg
Yazar: Editor
2010-05-02 17:15:37

Bitti Demedik ki

http://ul.gcg.me/files/2010-05/ass.jpg
  • Son haftaya kaldı düğümün çözülmesi.
  • Zor da olsa aldık Orduspor maçını.
  • 80. ve 90+3. dakikalarda attığımız gollerle. 
  • Ve geriden gelerek...
  • Mbilla ve Ersan’la.
  • Vazgeçmeden…
  • Oysa Rize’nin yeneceğine o kadar inanmıştık ki…
  • Hoş, kendi işimizi burada vaktiyle göremedikten sonra
  • niye Rize’den medet umalım ki.
  • Ama bu iş böyle
  • lig iki takımlık maraton değil.
  • Her takım çıkar mücadelesini yapar.
  • Buca haftaya yenerse işi kesiyor.
  • Bizim şimdi hem Karabük’ü yenip hem de Erciyes’ten bir güzel skor beklememiz gerekiyor.
  • Zor!
  • Ama biz zaten zoru sever oyunu bozarız değil mi!
  • Son bir hamleyle
  • vira!
Ordu'ya gidemedik. Ama isterseniz ilk yarıdaki maç fotoğraflarını izlemek için tıklayınız. o maçta da iki gol atmıştık.
 
Not:
Şampiyonluk mu? Ulan bu takım Allah'ına kadar şampiyon. Lig bitmeden şampiyon, şampiyon olmasa da şampiyon, haysiyeten şampiyon...
Yazar: Editor
2010-05-01 23:23:11

Terbiyesizleşmek

http://ul.gcg.me/files/2010-05/korkak_tavuk.jpg

Buca Adana’ya gelirken de aynı taktiği uygulamıştı: Psikolojik zapturapt… Hakemlerden girip federasyondan çıkmışlardı. Nitekim maç berabereyken penaltımız iç edilmişti. Amaçlarına da o maçta ulaştılar. Şimdi de aynı hikâye, Orduspor’a sarmış durumdalar… Yemezler Buca! Sen önce kendi işine bak. Çık topunu oyna. Adanaspor’un Bizans oyunlarıyla işi olmaz. Mazisi tertemiz bir kulübüz, haddinizi bilerek konuşun. Evinizin önünü süpürün siz… Gidin bileğinizin hakkıyla Rize’yi yenin şampiyonluğunuzu ilan edin.

Yok Buca’da oynadıkları gibi oynasınlarmış, yok duyum almışlarmış (CIA mısınız bre) yok Karadeniz insanı mertmiş. İyi de siz necisiniz bu mertlik meselesinde? Demagojinin en rezil sahnelerini oynuyorsunuz. Unutmayın, şampiyonluğu kaybetmek haysiyetinizi kaybetmekten fena değildir.

1)Şampiyonluğa oynayan Adanaspor’un Orduspor’u deplasmanda yenmesi sürpriz değildir, şaibeli değildir.

2)Küme düşme potasındaki Rizespor’un Buca’yı, İzmir’deki 6-1’in hesabını da görmek için yenmesi de ne sürprizdir ne de şaibedir.

Not: Bir de Adanaspor’un(1.90) ve Buca’nın(2.30) iddaa’daki deplasman galibiyetleri oranlarına bakınız, bu da sonuçların olağanlığına dair bir ipucu verecektir.

Evet, korkuyor olabilirsiniz, ama şu son iki haftada mert olun. Bu da şampiyonluk kadar kıymetlidir.

* Bu eleştiriler sadece Bucaspor yönetiminedir, taraftarı tenzih edilmiştir.

_____________________________

 Not:

[Nike Premier Cup 2010 Avrupa Elemelerinde oynadığı karşılaşmaların ardından finale yükselmeyi başaran Bucaspor 15 Yaş Altı takımı, İngiltere'de yapılacak ''Manchester United Premier Cup''ta mücadele etme hakkı kazandı.]

Tam bu esnada da Bucaspor'u yürekten kutluyoruz. Gündeme bu altyapı başarılarıyla gelmeniz dileğiyle, gereksiz laflarla değil...

Yazar: Editor
2010-04-30 21:08:21

Kemal Kılıç

http://ul.gcg.me/files/2010-04/kk.jpg

  • 2B’de Adanaspor’un başına geçti.
  • Dar bütçeyle de yükselme grubuna lider kalan bir takım oluşturdu. 
  • Yükselme grubu için ara transferde tam isabetle şampiyonluğa oynayan bir takım kurdu
  • ve o takım kendi yokken de 50 kulübün lideri olarak 1.lige çıktı.(Eyüp Hoca ve ekibine tekrar tekrar selam olsun...)
  • Kemal Hoca bizden sonra Buca’ya gitti.
  • Orada kurduğu takım da şampiyonluğu uzak ara göğüsledi.
  • Ve o takımı öyle bir geliştirdi ki
  • şampiyonluğun gizli adaylarından biri oldu 1.ligde.
  • Bucaspor kaptanı Yımaz’ın ifadesiyle “bu takım Kemal Hocanın eseridir” damgasını vurdu Buca’ya, Adanaspor’a döndükten sonra da. 
  • Belki ilk 6 hayalini bile zar zor kuracak bir takımı
  • şampiyonluk potasına ciddi ciddi soktu Adanaspor heybetini de salarak.
  • Kemal Kılıç, isimsiz futbol kahramanı,
  • laçkaya dönmüş antrenörler bezirgânlığında
  • sapasağlam duran adam.
  • O bizim için
  • bir başka “gölgesi ağır adam”.
  • Adanaspor başında bir şampiyonluğu resmen kutlayacak olan...
Yazar: Editor
2010-04-29 22:33:45

Uyyy Karadeniz'in Gümüş Telleri

http://ul.gcg.me/files/2010-04/river.jpg

Süper lige uğurlanacak ikinci takımı  Karadeniz belirleyecek… Süper lig anahtarını Karadeniz elinde tutuyor… 

Bir yanda düşme korkusunu hisseden demiyorum, düşme korkusu iliklerine kadar işlemiş  Rize, Buca’yı ağırlayacak… Hacettepe, Dardanel, Mersin ve Erciyes takımlarının arasından sıyrılıp lige tutunmalarının yolu galibiyetten geçiyor… Buca ise koruyamadığı sekiz puanlık farktan sonra ikinciliği kaptırmama düşüncesi ile çıkacak maça… İler tutar tek yanları ikili averajdaki üstünlüklerine bakarak bir puanı yeterli görmeleri…

Öte yanda, ununu eleyip eleğini asmış Ordu, emin adımlarla yoluna devam eden Adanaspor’u ağırlayacak… Bu yıl için yapacakları bir şey kalmadı… Gelecek yılın çalışmalarına başladılar… Teknik direktörleri ile anlaşma yenilediler… Biz ise Buca’ya göre daha rahatız… Kaybedeceklerimizin ağırlığı Buca’ya oranla daha hafif…

Ya Rize ya da Ordu geçit verecek süper lige… Biz, Rize bölümünü atlayalım, orası bizi bağlamıyor… Bizi ilgilendiren bölüm Ordu’nun derelerinin akış yönüdür… Yukarı da aksa aşağı da aksa Ordu’nun derleri, ayağımıza gelen fırsatı tepmeyeceğiz biz… Ordu’nun dereleri aksa yukarı aksa; vermeyeceğiz şampiyonluğu Ordu üstümüze kalksa…

Geçen yıl Ordu’da oynadığımız maçı, hakem Özgür Yankaya ile maç kazanamayışımızı, Buca yöneticilerinin panik içerisinde verdiği demeçleri hiç hesaba katmayacağız… Biz işimizi yapacağız… Biz futbolumuzu oynayacağız, çok zorlarlarsa “Castro vuruşu” ile nakavt edip geleceğiz… Canik dağlarının eteklerinden alıp geleceğiz süper lig anahtarını…

Grup Yorum’un “Dersim’de doğan güneş” şarkısında, küçük bir değişiklikle noktalayalım bu yazıyı:

 “Toroslarda doğan güneş Caniklerde yükseliyor”


 Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-04-29 11:33:22

Ordu’ya Doğru

http://ul.gcg.me/files/2010-04/gold_compass.png
  • Gün kuzeye dönmeye başladı,
  • Karadeniz’e doğru şimdi hayat, 
  • Güney ve Batı rotasını Karadeniz’den alacakları rüzgârla belirleyecek,
  • son dönemeci öyle geçecekler,
  • gün kuzeyden doğacak,
  • bir üste çıkış oradan vize alacak,
  • Güney-Kuzey-Batı üçgeninden kim kaybolacak
  • kim yönünü tam bulacak, bekleyip göreceğiz.
  • Bence bu hafta son hafta,
  • her şey bu Pazar belirlenecek
  • ve şampiyonluk gittiğimiz yoldan gelecek. 
  • Vaktidir…
Yazar: Editor
2010-04-28 19:51:15

Çelikcan Hangi Takımı Tutuyor?!

http://ul.gcg.me/files/2010-04/speech.jpg

Başkan Durak görevden uzaklaştırıldıktan sonra Adananın önünü açacağını iddia eden bir ekip göreve geldi. Mahmut Çelikcan belediyenin röntgenini çekiyormuş! Bakalım röntgenden borç  batağı dışında ne çıkacak! Benim asıl merak ettiğim bu röntgenden sonra Mahmut Çelikcan’ın önceliklerinin ne olacağına ilişkindir.

Mahmut Çelikcan Adana kamuoyunda pek bilinmiyor. Sahi Sayın Çelikcan’ın hangi takımı tuttuğunu bilen var mı? Ben bilmiyorum! Bilen varsa söylesin. Çünkü bu kentte futbol kentin imajını yukarı çekecek marka değerlerden birisidir. Adanaspor ve Demirspor sadece Adana’nın değil Türk Futbolunun marka değeri yüksek iki kulübüdür. Bu hazır markaları süper lige taşımak Adana için en büyük hedeflerden biri olmak zorundadır. Ama buna en başta Büyükşehir inanmalıdır.

Unutulmasın ki şehir takımlarının başarısı şehirden aldığı destekle doğru orantılıdır. Bundan önce Başkan Durak takımlarımıza olağanüstü destek vermiştir. Aktarılan parasal kaynaklar bir yana iki takımımıza da mükemmel tesisler kazandırmıştır. Demirspor’da yaşanan sportif başarısızlık kendisine çevrilen bir silaha dönüşse de bu sezonda lige katılmak için gerekli para yine Sayın Durak tarafından karşılanmıştır. Şimdi sıra yeni yönetimde!

Sayın Çelikcan takımlarımızın forma rengini ve hangi ligde pozisyonunun ne olduğunu biliyor mu acaba? Eğer bilmiyorsa tez elden öğrenmeli ve acilen harekete geçmelidir. Çünkü takımlarımız bir üst lige çıkmak için son maçlarını oynuyorlar. Ve hala en şanslı takım pozisyonundadırlar! Adana bu şansı iyi değerlendirmeli ve iki takımımızda bir üst lige taşınmalıdır. Bu noktada mecliste önemli isimler vardır. Mustafa Tuncel Demirspor konusunda uzmandır. Hem de tez hazırlayacak kadar! Yıldıray Arıkan Seyhan Belediyespor’da master yapmıştır. Azim Öztürk Yeni Adanaspor deneyimini doğrudan yaşamıştır ve futbolun önemini çok iyi bilir. Abdullah Doğru İl Başkanlığı  sürecinde en büyük çabalardan birini Adananın futbolu için harcamıştır. Ve diğer meclis üyelerimizin çoğunluğu ya Adanasporludur ya da Demirsporlu!

Geçmişte yaşanan bazı  olumsuzluklar nedeniyle Başkan ve meclis üyeleri futboldan uzak durmayı  düşünebilirler. Bazı kesimler bu konuda telkinde de bulunmuş olabilir. Ama durum sanıldığı gibi değildir. Bu koşullarda Adanaspor ve Demirspor’dan uzak durmak Adana’dan uzak durmak demektir. Kaynak aktarımı sorun olur diye düşünmüyorum. Önümüzde İstanbul Belediye spor başta olmak üzere Kayseri, Gaziantep, Eskişehir ve benzeri onlarca örnek var. Onlar hangi çözümü  bulmuşsa bizde o çözümü uygularız. Yeter ki bu yönde sağlam bir irade oluşsun! Sayın Çelikcan hangi takımı tutarsa tutsun Adanaspor ve Demirspor konusunda ciddi adımlar atmak zorundadır. Bu kent süper lige taşınmadıkça ağzınızla kuş tutsanız imajını yukarı çekemezsiniz. 

Nedim Soylu

Notu: Nedim abi, Kasımpaşa Fenerbahçe maçından sonra protokol tribününü gösterdi kamera, o arada Aziz Yıldırım'la göz göze gelmeye çalışan birini nöbetçi başkanımıza pek benzettim :))

Yazar: Editor
2010-04-14 16:57:17

Kolay Maç Yok

http://ul.gcg.me/files/2010-04/adanaspor_konyaspor1.jpg

Kimse için kolay maç yok. Karabük hariç. Unu elediler ve eleği astılar. Onlar küme düşme hattındaki takımlarla vicdanlarına göre oynayacaklar. Ama ne olursa olsun onlardan şampiyonluk öncesi motivasyonu beklemek pek akılcı olmaz.

Konya maçının zor olacağını söylemek müneccimlik olmasa gerek. Çanakkale maçı da zordu, öncesinde Erciyes, Gaziantep maçları, hep zordu. Buca için de koşullar aynı, işleri hala zor, hele biz Konya’yı bir yenelim siz o zaman görün şenliği.

Öğrencilik dönemimde 6 senemin geçirdiğim memlekettir Konya. (Biraz tembeldim de, geç bitirdim: ))O dönem içinde denk gelen bütün Konyaspor-Adanaspor maçlarına da gitmiştim haliyle. Galiba genelde vasat sonuçlar alıyorduk. Gurbette Adanaspor’u izleme mutluluğu yetiyordu, skor vs kalmamış aklımda. Yalnız birkaç sahne var. Şöyle: Sabotiç topu orta sahada alıyor, bir rakibi geçiyor çok sert vuruyor ve gol; 0-1 Adanaspor. Ama ikinci yarıda bizim Orhan Kaynak, daha toy zamanları, son dakikalarda taca rakipten çıkacak topa müdahale ediyor, çıkmadan alır mıyım diye, ama top ondan çıkıyor, taç atışı rakibe geçiyor,  o pozisyon gol oluyor kalemizde. Boş yere kaçan bir galibiyet olarak hatıralara kaydoluyor.

Bu kez böyle olmayacak, Adanaspor oradan istediğini alacak ve bekleyecek, asıl avının peşinde, etrafında dolanan bir kaplan gibi, hayır, kaplan gibi değil, kaplanın kendisi olarak

Yazar: Editor
2010-04-14 07:41:29

Anılarda Eski Baraj – 3

http://ul.gcg.me/files/2010-04/-her-zaman-futbol.jpg

Eski Baraj, dişiyle tırnağıyla hikâyesini yazanların; Eski Baraj, yoksulluğu umuda katık yapanların yeridir, demiştik ya, bir babanın Eski Baraj’a sığmayan öyküsüdür, bu haftaki yazımız… Bir babanın kendi gücünü kendisinin yaratmaya çalıştığı inanılmaz bir mücadeledir, bu öykü…

Amatör maçlara gittiniz mi hiç? Sahada mücadele eden yirmi iki genç  vardır… Yirmi iki yaşam vardır sahada… Umut yüklüdür bu gençler… Bir gün, adlarını yeşil sahalarda duyurmak adına, düşlerinin peşinde koşarlar doksan dakika… Bu maçlarda tribünlere bir bakın, parmakla sayılacak kadar azdır seyirci… Yirmi iki gencin bir taraftarı olsa yirmi iki kişi eder; ama tribünde bu sayı bile yoktur…

O dönemlerde amatör maçların değişmez bir taraftarı vardır… O Eski Baraj gençlerinin “Cumali amca”sıdır… Futbol sevdalısıdır… Oğlu Zeki’nin iyi bir futbolcu olması için uğraşmaktadır… Zeki’yi Adana Demirspor alt yapısına vermiştir… Vermiştir vermesine ya, işin burada bitmediğini, yetenekle bu işin çözülemeyeceğini bilir Cumali amca… Arkasında bir güç yoktur… Eski Baraj’ın bir gecekondusunda işçi emeklisidir O… Bunları bilir; ama mücadelen vazgeçmez… Eski Baraj’ın toz toprak alanlarında top koşturan gençleri toplar etrafına… Bu gençlerle bir takım kurar… Sesini duyurmak, futbolda bir güç olmak, böylece de oğlunun yolunu açmaktır amacı… Önceleri gençler için, arkadaşları Zeki’nin babasıdır, sonrasında ise “Cumali amca”dır, yere göğe sığdırılamayan… Ailelerinin sözünü dinlemeyenler Cumali amca’nın bir sözünü ikiletmezler…

Kurduğu takım, mahalle maçları ile başlar işe… Adana’nın gidilmedik mahallesi kalmaz… Bir iki yenilgiden sonra takım rayına oturur… Maç olmadığı haftalarda antrenman yaptırır Cumali amca… Oynanan mahalle maçları etkisini gösterir ve artık çevre köylerden maç teklifleri gelir… Gerdan, Kürkçüler derken çevre köyler de dolaşılır bir bir… Bu maçlar, Zeki için de birer deneyimdir… Bu deneyimler etkisini gösterir ve Zeki Adanaspor’a transfer olur… 

Cumali amca, mücadelesini kazanmış ve yokluğun, yoksulluğun diyarından bir güç çıkarmıştır… Kurduğu takımdaki oyuncuların çoğu Amatör küme takımlarında top koşturmaya başlar… Aytekin Sağlıkspor’a, Şehmus Gümrükspor’a gider… Zeki ise, Adanaspor’un Sabotiç’li kadrosu ile birinci ligde olduğu sezonlarda B takımın değişmezi olur…

Adanaspor A takımına doğru yürürken talihsiz bir sakatlık futboldan erken koparır Zeki’yi… Cumali amca da bir süre sonra sessiz sedasız göçüp gider, arkasında mücadele dolu bir yaşam bırakarak…

Ne demiştik, Eski Baraj, dişiyle tırnağıyla hikayesini yazanların yeridir aslında… Eski Baraj, yoksulluğu umuda katık yapanların yeridir biraz da… 

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-04-09 07:38:45

Anılarda Eski Baraj / 2

http://ul.gcg.me/files/2010-04/adana_eski_baraj_1973.jpg

Yalnızca Adana’nın piknik alanı değildir Eski Baraj… Kartal Yaşar’ların, Füze Selami’lerin yetiştiği yerdir… Adana futbolunda söz sahibi olmuş birçok isim vardır Eski Baraj’ın gönül defterinde… Şimdiki Ortadoğu Hastanesi ile Hastaneler kavşağı arasında kalan ve beton blokların işgali altındaki bölgede Tefo gazinosu, Adalı Otobüs garajı bir de biriket atölyesi vardı… Mahalle gençlerinin buluştuğu ve futbolla yatıp futbolla kalktığı bir saha vardı bu bölgede… Yoksulluğun diz boyu yaşandığı her coğrafyada olduğu gibi futbol bir umut, bir kurtuluş reçetesiydi buralarda… Herkes toz toprak içinde yeteneklerini göstermeye çalışır, bunlardan bazıları Adanaspor ya da Demirspor A takımına kadar yükselerek eski Baraj’ın gururu olurlardı…

 Özellikle yoksul coğrafyalardaki oyunlarda yaşananlar Eski Baraj için de geçerliydi… Hani bir arkadaşınız vardır, futbolu sever ama yeteneği göze batar cinsten değildir… Siz onu oyuna almak zorunda kalırsınız; çünkü yeteneği olmasa da top onundur… Top hatırına takımın değişmezi olur… İşte bu minval üzre, Eski Baraj’ın gönül defterinden iki isim sizlere:

Oynadığı  futbolun yanı sıra babasının gücü ile de tanınmıştır Eski Baraj’da… O, Tefo gazinosu sahibinin oğludur… Bu nedenle de adını çok az kişi bilir… Herkes için adı tektir onun: “Tefo’nun oğlu” Futbol onun için eğlencedir… Eski Baraj’ın çocukları gibi yoksulluğun içinde değildir… Bu nedenle de futbol Tefo’nun Oğlu’na kurtuluşu ya da umudu anlatmaz… Her maçın değişmezidir, kötü oynadığı maçlarda bile onun oyundan çıkma ya da çıkarılma gibi bir korkusu yoktur; çünkü o Tefo’nun Oğlu’dur… Eski Baraj’ın toprak sahalarından Demirspor A takımına uzanan yolda arkasında iki şeyi taşır hep: yeteneği ve TEFO adını…

Eski Baraj’ın bir diğer gururudur Şaban… Daha küçücük yaşına rağmen sürati, top tutma yeteneği ve attığı şutlarla herkesin ilgi odağı haline gelmiştir… Yoksul bir ailenin Eski Baraj’a sığan hikâyesinde onun futbolu Eski Baraj’a sığmamıştır… Kendinden yaşça büyükler oynayacakları mahalle maçlarında cep harçlığı karşılığı transfer ederler Şaban’ı ve her maçı mutlak Şaban’ın takımı kazanır… O Eski Baraj’a “rüzgârın oğlu” diye yazdırmıştır adını… Sağ açığa atılan toplarda ona yetişebilecek, onu durdurabilecek bir defans çıkmamıştır… İkili mücadelelerde geçemeyeceği adam yoktur… Kaleyi gördüğü anda kaçırdığı golü yazmamıştır tozlu topraklı sahalar… Gün olur Adanaspor alt yapısına gider Şaban… Köprüköyü’nde başlayan macerasında Adanaspor A takımına kadar uzanır… Kayhan ve Feyzullah ile yazdırır adını A takıma… Ancak yalnızca yetenek yeterli gelmez ve Şaban arkasında bir güç olmadığı için önce kiralık olarak gönderilir başka takımlara… Sonrasında ise bonservisi ile satılır ve kopar Adanaspor’dan… Urfaspor, Vanspor, Niğdespor gibi takımlarda oynar yıllarca… Bugün ise Eski Baraj dendi mi akla gelen önemli isimlerdendir… Çünkü o dişiyle tırnağıyla yazmıştır hikâyesini…

Eski Baraj, dişiyle tırnağıyla hikâyesini yazanların yeridir aslında… Eski Baraj, yoksulluğu umuda katık yapanların yeridir biraz da… 

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-03-31 20:30:24

Anılarda Eski Baraj - 1

http://ul.gcg.me/files/2010-04/eski_baraj.jpg

Her şeyden önce gözümü açtığım yerdir burası… Daha çevre yolu filan ortada yokken, otomobillerin parmakla sayıldığı dönemlerde, Adana’nın dört bir yanından insanlar gelirdi Eski baraj’a… Pazar günleri at arabalarının  üstüne doluşurlar ve piknik ateşlerini yakarlardı burada…  Regülatörden Demirköprü’ye kadar uzanan bölgede bir çırçır fabrikası, bir de mandıra vardı… Toprak ve ağaç,  henüz egemenliklerini taş yığınlarına ve asfaltlara terk etmemişti… Şimdiki karting alanı bizim toz toprak içinde futbol oynadığımız bir yerdi… Demir köprünün altı, şehrin çöplerinin boşaltıldığı alandı… Henüz gürültü kirliliğinin olmadığı bir kentte geceleri suların çağıltısı dolardı kulaklarımıza…

Neler yaşadık, neler gördük, nelere tanıklık ettik anlatsak deftere sığmaz… Regülatör civarında iki gazino vardı… Biri göl kenarında “Çağlayan Aile Göl gazinosu”; diğeri şimdiki Ortadoğu hastanesinin yerinde olan “Tefo”… … Yoksul gecelerimizin eğlencesiydi oradan yükselen müzikler… Bir de şişenin dibini bulmaya çalışıp da pilota bağlayanlar vardı ki ya yürürken ya da arabalarıyla sulama kanalına düşerlerdi… Biz de yerlere yatarak gülerdik çocuk dünyamızda… Regülatörden karşıya Sepici tarafına geçince portakal bahçeleri başlardı ve bizim siyah-beyaz anılarımız o bahçelerden portakal çalan çocuklarla doludur şimdi…

Bir de hazin tarafı vardı, burada yaşamanın… Hemen hemen her hafta bir boğulma olayı gerçekleşirdi… Hemen hemen her hafta bir insanı yutardı baraj gölü… Dalgıçların yaptıkları arama çalışmaları, bu çalışmalar sırasında ailelerin yürek sızlatan bekleyişleri, hele de dalgıçların kucağında görünen cansız bedenler… Barajın çocukları, bu manzaralarla büyümüştür… Onun için de ya yüzmeyi çok iyi bilirler ya da o korku yüreklerine işlediği için, benim gibi, sudan uzak dururlar…

Tefo gazinosunun arkasında Adalı Otobüs İşletmesi’nin garajı vardı… Adalı, Adanaspor ile özdeşti bizim için… Adana’ya gelen takımlar Tefo ya da Çağlayan’a uğrarlardı maç sonrasında… Biz de maç sonucuna göre karşılarına geçer, gülerek maç sonucunu işaretlerle anlatırdık onlara… Birinde, Adanaspor Giresun’u yenmiş ve Giresun küme düşmüştü… Maç sonrası Giresunlu futbolcuları taşıyan otobüs Tefo’ya yanaşınca mahallenin bütün çocukları toplanıp o meşhur tezahüratı yapmıştık, onlara karşı: “tur- tur- tur / bey- bey- bey / turuncu-beyaz hey- hey- hey”

Şimdi elimizde anılarımızdan başka bir şey kalmadı… Tek bir kare fotoğraf bile yok barajın eski halinden… O günden bugüne değişmeyen tek şey var: “tur- tur- tur / bey- bey- bey / turuncu-beyaz hey- hey- hey” 

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-03-27 11:03:48
Eski Baraj
 
 http://ul.gcg.me/files/2010-03/brj1.JPG

Çok zaman önce Eski Baraj Adana’nın en popüler mekânlarındandı. Eski adananın son izlerini orada görmek mümkündü. Özellikle eski barajın kıyısında bir gazino vardı ki eskiler oranın boğaz ayarında bir keyfi sunduğunu hala söyler. Keşke birkaç kare fotoğrafı olsaydı da paylaşsaydık. Şimdilik Fatin’in çektiği yeni fotoğraflar var elimizde eski baraja dair. Tabi Adana her anlamda inanılmaz bir biçimde değişirken buralar da payını aldı bu değişimden ne yazık ki. Öncelerin duru Adana’sı gitti yerine bir şehir keşmekeşi kaldı, her şeye rağmen çok sevdiğimiz Adana...

Bir de şöyle bir anısı var eski barajın, hemen karşı tarafta Köprüköyü vardı, şimdi başka bir adla anılır mı bilmem. Adanaspor’un minik takımının antrenmanları orada yapılırdı, bazen de Çukurova üniversitesinin sahasında, Mümin Hoca yönetiminde. Arada Sasoviç ve meşhur yalınayak Adalet de olurdu. Onun hikâyesini başka bir yazıda anlatırız, Feyzullah Hoca’nın da yardımıyla. O zamanlardan daha kimler vardı; Reşat Adanaspor’daki ilk antrenmanına yanılmıyorsam üniversitenin sahasında çıkmıştı. Dayısı, geçenlerde rahmetli olan Çetin getirmişti Adanaspor’a. Çetin de müthiş bir yetenekti...

Stili o zamanları Trabzonlu Ali Kemal’ine benzediği için o lakabı alan ve hep öyle anılan İbrahim vardı, sonra Salih vardı, BJK genç takımında da oynamıştı üniversite yıllarında. “O kazada” hayatını kaybeden Faik Algan vardı. Top saydırma kralı İbrahim vardı, şimdi onun iki oğlu Adanaspor alt yapısında oynuyor. Vedat vardı, Muharrem vardı, kaleci İsmail vardı, sonra üniversitede ev arkadaşım da olan gördüğüm en iyi sol ayak Sarı Mustafa vardı. Vay be! Amma zaman geçmiş… Sevgili Fatin’in yolladığı bir iki kare eski baraj fotoğrafı, hatırlattıkları ve ardında çekip giden onlarca hikâye…

Evet, yine Adanaspor: ))

http://ul.gcg.me/files/2010-03/brj2.JPG
Yazar: Editor