TRT'de Bu Gece

- Bu gece oo.3o’da
- TRT 1’de
- 1.lig programı kapsamında
- bir tanıtım bandımız daha dönecek.
- Süresi ve içeriği hakkında ayrıntılı bilgimiz yok.
- Lakin Adanaspor ile ilgili olduktan sonra her program güzeldir: ))
- Değil mi?
TRT'de Bu Gece

Başsağlığı
Demirspor’un geçtiğimiz iki sezon başkanlığını yapan Bekir Çınar 41 yaşında vefat etmişti.
Bekir Çınar’a rahmet, ailesine, sevenlerine ve Demirspor camiasına başsağlığı dileriz.
Bayram Akgül’den Başsağlığı Mesajı:
Adanaspor Kulübü Başkanı Bayram Akgül, Bekir Çınar'ın ölümüne çok üzüldüklerini ve Bekir Çınar'ın görevde olduğu süre içinde takımın başarılı olması için yoğun çaba sarf etiğini söyledi. Akgül konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Bu olay beni ve Adanaspor camiasını derinden üzmüştür. Kardeş kulübümüzün başkanlığı yapmış ve görevde olduğu süre içinde gerek telefonla gerekse yüz yüze defalarca görüşme şansımız olmuş bir isimdi. Adana Demirspor camiasının başı sağ olsun.
Genç yaşta aramızdan zamansız ayrılması üzüntümüzü bin kat daha arttırmıştır. Merhuma Allah'tan rahmet kederli ailesine de sabırlar diliyorum.” dedi.
Kartallar “YALNIZ” Uçar

Hemen hemen her gün taraftara otobüs konusunda yazılar çıkıyor… Hemen hemen her gün Adanaspor’un dört takım arasında en az sahip çıkılan takım olduğu yazılıyor… Bunları yazanlar kamuoyu yaratma çabası içinde olabilirler… Uğraşları “iyi niyet” olarak algılanabilir… Ama bu arkadaşlar, bu istekleri gündeme getirerek Adanaspor’a zarar vermektedir… Neden mi? İşte nedenleri:
Siz bu kentte otobüs dilenemezsiniz… Dilenirseniz Adanaspor ruhuna zarar verirsiniz… Sevgili Hakan yazmış, Adanaspor bir deplasman takımdır, korkunuz olmasın… Adanaspor futbolcusu, hocası, Başkanı, bu yalnızlığın farkındadır, korkmayın… Adanaspor futbolcuları Karabük maçında 60. Dakikada tribünleri terk eden iyi gün dostları için değil 90 dakika destek veren ve maç bitiminde kendilerini “şampiyon, şampiyon” diyerek soyunma odasına gönderen “GERÇEK ADANASPOR TARAFTARI” için oynayacaktır, korkmayın…
Yönetiminden, teknik heyetine, futbolcusundan taraftarına kadar herkes, bu takımın tavuklar gibi kalabalık kümesleri değil; kartallar gibi sonsuz gökleri ve yalnızlığı sevdiğini bilir… Zor bizim işimiz, ezber bozmak bizim işimiz gerisi laf ü güzaf…
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
Uyumak





Not:
Maç fotolarından 67 kare için tıklayınız.

Bitti Demedik ki
Terbiyesizleşmek

Buca Adana’ya gelirken de aynı taktiği uygulamıştı: Psikolojik zapturapt… Hakemlerden girip federasyondan çıkmışlardı. Nitekim maç berabereyken penaltımız iç edilmişti. Amaçlarına da o maçta ulaştılar. Şimdi de aynı hikâye, Orduspor’a sarmış durumdalar… Yemezler Buca! Sen önce kendi işine bak. Çık topunu oyna. Adanaspor’un Bizans oyunlarıyla işi olmaz. Mazisi tertemiz bir kulübüz, haddinizi bilerek konuşun. Evinizin önünü süpürün siz… Gidin bileğinizin hakkıyla Rize’yi yenin şampiyonluğunuzu ilan edin.
Yok Buca’da oynadıkları gibi oynasınlarmış, yok duyum almışlarmış (CIA mısınız bre) yok Karadeniz insanı mertmiş. İyi de siz necisiniz bu mertlik meselesinde? Demagojinin en rezil sahnelerini oynuyorsunuz. Unutmayın, şampiyonluğu kaybetmek haysiyetinizi kaybetmekten fena değildir.
1)Şampiyonluğa oynayan Adanaspor’un Orduspor’u deplasmanda yenmesi sürpriz değildir, şaibeli değildir.
2)Küme düşme potasındaki Rizespor’un Buca’yı, İzmir’deki 6-1’in hesabını da görmek için yenmesi de ne sürprizdir ne de şaibedir.
Not: Bir de Adanaspor’un(1.90) ve Buca’nın(2.30) iddaa’daki deplasman galibiyetleri oranlarına bakınız, bu da sonuçların olağanlığına dair bir ipucu verecektir.
Evet, korkuyor olabilirsiniz, ama şu son iki haftada mert olun. Bu da şampiyonluk kadar kıymetlidir.
* Bu eleştiriler sadece Bucaspor yönetiminedir, taraftarı tenzih edilmiştir.
_____________________________
Not:
[Nike Premier Cup 2010 Avrupa Elemelerinde oynadığı karşılaşmaların ardından finale yükselmeyi başaran Bucaspor 15 Yaş Altı takımı, İngiltere'de yapılacak ''Manchester United Premier Cup''ta mücadele etme hakkı kazandı.]
Tam bu esnada da Bucaspor'u yürekten kutluyoruz. Gündeme bu altyapı başarılarıyla gelmeniz dileğiyle, gereksiz laflarla değil...
Kemal Kılıç
Uyyy Karadeniz'in Gümüş Telleri
Süper lige uğurlanacak ikinci takımı Karadeniz belirleyecek… Süper lig anahtarını Karadeniz elinde tutuyor…
Bir yanda düşme korkusunu hisseden demiyorum, düşme korkusu iliklerine kadar işlemiş Rize, Buca’yı ağırlayacak… Hacettepe, Dardanel, Mersin ve Erciyes takımlarının arasından sıyrılıp lige tutunmalarının yolu galibiyetten geçiyor… Buca ise koruyamadığı sekiz puanlık farktan sonra ikinciliği kaptırmama düşüncesi ile çıkacak maça… İler tutar tek yanları ikili averajdaki üstünlüklerine bakarak bir puanı yeterli görmeleri…
Öte yanda, ununu eleyip eleğini asmış Ordu, emin adımlarla yoluna devam eden Adanaspor’u ağırlayacak… Bu yıl için yapacakları bir şey kalmadı… Gelecek yılın çalışmalarına başladılar… Teknik direktörleri ile anlaşma yenilediler… Biz ise Buca’ya göre daha rahatız… Kaybedeceklerimizin ağırlığı Buca’ya oranla daha hafif…
Ya Rize ya da Ordu geçit verecek süper lige… Biz, Rize bölümünü atlayalım, orası bizi bağlamıyor… Bizi ilgilendiren bölüm Ordu’nun derelerinin akış yönüdür… Yukarı da aksa aşağı da aksa Ordu’nun derleri, ayağımıza gelen fırsatı tepmeyeceğiz biz… Ordu’nun dereleri aksa yukarı aksa; vermeyeceğiz şampiyonluğu Ordu üstümüze kalksa…
Geçen yıl Ordu’da oynadığımız maçı, hakem Özgür Yankaya ile maç kazanamayışımızı, Buca yöneticilerinin panik içerisinde verdiği demeçleri hiç hesaba katmayacağız… Biz işimizi yapacağız… Biz futbolumuzu oynayacağız, çok zorlarlarsa “Castro vuruşu” ile nakavt edip geleceğiz… Canik dağlarının eteklerinden alıp geleceğiz süper lig anahtarını…
Grup Yorum’un “Dersim’de doğan güneş” şarkısında, küçük bir değişiklikle noktalayalım bu yazıyı:
“Toroslarda doğan güneş Caniklerde yükseliyor”
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
Ordu’ya Doğru

Çelikcan Hangi Takımı Tutuyor?!

Başkan Durak görevden uzaklaştırıldıktan sonra Adananın önünü açacağını iddia eden bir ekip göreve geldi. Mahmut Çelikcan belediyenin röntgenini çekiyormuş! Bakalım röntgenden borç batağı dışında ne çıkacak! Benim asıl merak ettiğim bu röntgenden sonra Mahmut Çelikcan’ın önceliklerinin ne olacağına ilişkindir.
Mahmut Çelikcan Adana kamuoyunda pek bilinmiyor. Sahi Sayın Çelikcan’ın hangi takımı tuttuğunu bilen var mı? Ben bilmiyorum! Bilen varsa söylesin. Çünkü bu kentte futbol kentin imajını yukarı çekecek marka değerlerden birisidir. Adanaspor ve Demirspor sadece Adana’nın değil Türk Futbolunun marka değeri yüksek iki kulübüdür. Bu hazır markaları süper lige taşımak Adana için en büyük hedeflerden biri olmak zorundadır. Ama buna en başta Büyükşehir inanmalıdır.
Unutulmasın ki şehir takımlarının başarısı şehirden aldığı destekle doğru orantılıdır. Bundan önce Başkan Durak takımlarımıza olağanüstü destek vermiştir. Aktarılan parasal kaynaklar bir yana iki takımımıza da mükemmel tesisler kazandırmıştır. Demirspor’da yaşanan sportif başarısızlık kendisine çevrilen bir silaha dönüşse de bu sezonda lige katılmak için gerekli para yine Sayın Durak tarafından karşılanmıştır. Şimdi sıra yeni yönetimde!
Sayın Çelikcan takımlarımızın forma rengini ve hangi ligde pozisyonunun ne olduğunu biliyor mu acaba? Eğer bilmiyorsa tez elden öğrenmeli ve acilen harekete geçmelidir. Çünkü takımlarımız bir üst lige çıkmak için son maçlarını oynuyorlar. Ve hala en şanslı takım pozisyonundadırlar! Adana bu şansı iyi değerlendirmeli ve iki takımımızda bir üst lige taşınmalıdır. Bu noktada mecliste önemli isimler vardır. Mustafa Tuncel Demirspor konusunda uzmandır. Hem de tez hazırlayacak kadar! Yıldıray Arıkan Seyhan Belediyespor’da master yapmıştır. Azim Öztürk Yeni Adanaspor deneyimini doğrudan yaşamıştır ve futbolun önemini çok iyi bilir. Abdullah Doğru İl Başkanlığı sürecinde en büyük çabalardan birini Adananın futbolu için harcamıştır. Ve diğer meclis üyelerimizin çoğunluğu ya Adanasporludur ya da Demirsporlu!
Geçmişte yaşanan bazı olumsuzluklar nedeniyle Başkan ve meclis üyeleri futboldan uzak durmayı düşünebilirler. Bazı kesimler bu konuda telkinde de bulunmuş olabilir. Ama durum sanıldığı gibi değildir. Bu koşullarda Adanaspor ve Demirspor’dan uzak durmak Adana’dan uzak durmak demektir. Kaynak aktarımı sorun olur diye düşünmüyorum. Önümüzde İstanbul Belediye spor başta olmak üzere Kayseri, Gaziantep, Eskişehir ve benzeri onlarca örnek var. Onlar hangi çözümü bulmuşsa bizde o çözümü uygularız. Yeter ki bu yönde sağlam bir irade oluşsun! Sayın Çelikcan hangi takımı tutarsa tutsun Adanaspor ve Demirspor konusunda ciddi adımlar atmak zorundadır. Bu kent süper lige taşınmadıkça ağzınızla kuş tutsanız imajını yukarı çekemezsiniz.
Nedim Soylu
Notu: Nedim abi, Kasımpaşa Fenerbahçe maçından sonra protokol tribününü gösterdi kamera, o arada Aziz Yıldırım'la göz göze gelmeye çalışan birini nöbetçi başkanımıza pek benzettim :))
Kolay Maç Yok

Kimse için kolay maç yok. Karabük hariç. Unu elediler ve eleği astılar. Onlar küme düşme hattındaki takımlarla vicdanlarına göre oynayacaklar. Ama ne olursa olsun onlardan şampiyonluk öncesi motivasyonu beklemek pek akılcı olmaz.
Konya maçının zor olacağını söylemek müneccimlik olmasa gerek. Çanakkale maçı da zordu, öncesinde Erciyes, Gaziantep maçları, hep zordu. Buca için de koşullar aynı, işleri hala zor, hele biz Konya’yı bir yenelim siz o zaman görün şenliği.
Öğrencilik dönemimde 6 senemin geçirdiğim memlekettir Konya. (Biraz tembeldim de, geç bitirdim: ))O dönem içinde denk gelen bütün Konyaspor-Adanaspor maçlarına da gitmiştim haliyle. Galiba genelde vasat sonuçlar alıyorduk. Gurbette Adanaspor’u izleme mutluluğu yetiyordu, skor vs kalmamış aklımda. Yalnız birkaç sahne var. Şöyle: Sabotiç topu orta sahada alıyor, bir rakibi geçiyor çok sert vuruyor ve gol; 0-1 Adanaspor. Ama ikinci yarıda bizim Orhan Kaynak, daha toy zamanları, son dakikalarda taca rakipten çıkacak topa müdahale ediyor, çıkmadan alır mıyım diye, ama top ondan çıkıyor, taç atışı rakibe geçiyor, o pozisyon gol oluyor kalemizde. Boş yere kaçan bir galibiyet olarak hatıralara kaydoluyor.
Bu kez böyle olmayacak, Adanaspor oradan istediğini alacak ve bekleyecek, asıl avının peşinde, etrafında dolanan bir kaplan gibi, hayır, kaplan gibi değil, kaplanın kendisi olarak…
Anılarda Eski Baraj – 3

Eski Baraj, dişiyle tırnağıyla hikâyesini yazanların; Eski Baraj, yoksulluğu umuda katık yapanların yeridir, demiştik ya, bir babanın Eski Baraj’a sığmayan öyküsüdür, bu haftaki yazımız… Bir babanın kendi gücünü kendisinin yaratmaya çalıştığı inanılmaz bir mücadeledir, bu öykü…
Amatör maçlara gittiniz mi hiç? Sahada mücadele eden yirmi iki genç vardır… Yirmi iki yaşam vardır sahada… Umut yüklüdür bu gençler… Bir gün, adlarını yeşil sahalarda duyurmak adına, düşlerinin peşinde koşarlar doksan dakika… Bu maçlarda tribünlere bir bakın, parmakla sayılacak kadar azdır seyirci… Yirmi iki gencin bir taraftarı olsa yirmi iki kişi eder; ama tribünde bu sayı bile yoktur…
O dönemlerde amatör maçların değişmez bir taraftarı vardır… O Eski Baraj gençlerinin “Cumali amca”sıdır… Futbol sevdalısıdır… Oğlu Zeki’nin iyi bir futbolcu olması için uğraşmaktadır… Zeki’yi Adana Demirspor alt yapısına vermiştir… Vermiştir vermesine ya, işin burada bitmediğini, yetenekle bu işin çözülemeyeceğini bilir Cumali amca… Arkasında bir güç yoktur… Eski Baraj’ın bir gecekondusunda işçi emeklisidir O… Bunları bilir; ama mücadelen vazgeçmez… Eski Baraj’ın toz toprak alanlarında top koşturan gençleri toplar etrafına… Bu gençlerle bir takım kurar… Sesini duyurmak, futbolda bir güç olmak, böylece de oğlunun yolunu açmaktır amacı… Önceleri gençler için, arkadaşları Zeki’nin babasıdır, sonrasında ise “Cumali amca”dır, yere göğe sığdırılamayan… Ailelerinin sözünü dinlemeyenler Cumali amca’nın bir sözünü ikiletmezler…
Kurduğu takım, mahalle maçları ile başlar işe… Adana’nın gidilmedik mahallesi kalmaz… Bir iki yenilgiden sonra takım rayına oturur… Maç olmadığı haftalarda antrenman yaptırır Cumali amca… Oynanan mahalle maçları etkisini gösterir ve artık çevre köylerden maç teklifleri gelir… Gerdan, Kürkçüler derken çevre köyler de dolaşılır bir bir… Bu maçlar, Zeki için de birer deneyimdir… Bu deneyimler etkisini gösterir ve Zeki Adanaspor’a transfer olur…
Cumali amca, mücadelesini kazanmış ve yokluğun, yoksulluğun diyarından bir güç çıkarmıştır… Kurduğu takımdaki oyuncuların çoğu Amatör küme takımlarında top koşturmaya başlar… Aytekin Sağlıkspor’a, Şehmus Gümrükspor’a gider… Zeki ise, Adanaspor’un Sabotiç’li kadrosu ile birinci ligde olduğu sezonlarda B takımın değişmezi olur…
Adanaspor A takımına doğru yürürken talihsiz bir sakatlık futboldan erken koparır Zeki’yi… Cumali amca da bir süre sonra sessiz sedasız göçüp gider, arkasında mücadele dolu bir yaşam bırakarak…
Ne demiştik, Eski Baraj, dişiyle tırnağıyla hikayesini yazanların yeridir aslında… Eski Baraj, yoksulluğu umuda katık yapanların yeridir biraz da…
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
Anılarda Eski Baraj / 2

Yalnızca Adana’nın piknik alanı değildir Eski Baraj… Kartal Yaşar’ların, Füze Selami’lerin yetiştiği yerdir… Adana futbolunda söz sahibi olmuş birçok isim vardır Eski Baraj’ın gönül defterinde… Şimdiki Ortadoğu Hastanesi ile Hastaneler kavşağı arasında kalan ve beton blokların işgali altındaki bölgede Tefo gazinosu, Adalı Otobüs garajı bir de biriket atölyesi vardı… Mahalle gençlerinin buluştuğu ve futbolla yatıp futbolla kalktığı bir saha vardı bu bölgede… Yoksulluğun diz boyu yaşandığı her coğrafyada olduğu gibi futbol bir umut, bir kurtuluş reçetesiydi buralarda… Herkes toz toprak içinde yeteneklerini göstermeye çalışır, bunlardan bazıları Adanaspor ya da Demirspor A takımına kadar yükselerek eski Baraj’ın gururu olurlardı…
Özellikle yoksul coğrafyalardaki oyunlarda yaşananlar Eski Baraj için de geçerliydi… Hani bir arkadaşınız vardır, futbolu sever ama yeteneği göze batar cinsten değildir… Siz onu oyuna almak zorunda kalırsınız; çünkü yeteneği olmasa da top onundur… Top hatırına takımın değişmezi olur… İşte bu minval üzre, Eski Baraj’ın gönül defterinden iki isim sizlere:
Oynadığı futbolun yanı sıra babasının gücü ile de tanınmıştır Eski Baraj’da… O, Tefo gazinosu sahibinin oğludur… Bu nedenle de adını çok az kişi bilir… Herkes için adı tektir onun: “Tefo’nun oğlu” Futbol onun için eğlencedir… Eski Baraj’ın çocukları gibi yoksulluğun içinde değildir… Bu nedenle de futbol Tefo’nun Oğlu’na kurtuluşu ya da umudu anlatmaz… Her maçın değişmezidir, kötü oynadığı maçlarda bile onun oyundan çıkma ya da çıkarılma gibi bir korkusu yoktur; çünkü o Tefo’nun Oğlu’dur… Eski Baraj’ın toprak sahalarından Demirspor A takımına uzanan yolda arkasında iki şeyi taşır hep: yeteneği ve TEFO adını…
Eski Baraj’ın bir diğer gururudur Şaban… Daha küçücük yaşına rağmen sürati, top tutma yeteneği ve attığı şutlarla herkesin ilgi odağı haline gelmiştir… Yoksul bir ailenin Eski Baraj’a sığan hikâyesinde onun futbolu Eski Baraj’a sığmamıştır… Kendinden yaşça büyükler oynayacakları mahalle maçlarında cep harçlığı karşılığı transfer ederler Şaban’ı ve her maçı mutlak Şaban’ın takımı kazanır… O Eski Baraj’a “rüzgârın oğlu” diye yazdırmıştır adını… Sağ açığa atılan toplarda ona yetişebilecek, onu durdurabilecek bir defans çıkmamıştır… İkili mücadelelerde geçemeyeceği adam yoktur… Kaleyi gördüğü anda kaçırdığı golü yazmamıştır tozlu topraklı sahalar… Gün olur Adanaspor alt yapısına gider Şaban… Köprüköyü’nde başlayan macerasında Adanaspor A takımına kadar uzanır… Kayhan ve Feyzullah ile yazdırır adını A takıma… Ancak yalnızca yetenek yeterli gelmez ve Şaban arkasında bir güç olmadığı için önce kiralık olarak gönderilir başka takımlara… Sonrasında ise bonservisi ile satılır ve kopar Adanaspor’dan… Urfaspor, Vanspor, Niğdespor gibi takımlarda oynar yıllarca… Bugün ise Eski Baraj dendi mi akla gelen önemli isimlerdendir… Çünkü o dişiyle tırnağıyla yazmıştır hikâyesini…
Eski Baraj, dişiyle tırnağıyla hikâyesini yazanların yeridir aslında… Eski Baraj, yoksulluğu umuda katık yapanların yeridir biraz da…
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
Anılarda Eski Baraj - 1

Her şeyden önce gözümü açtığım yerdir burası… Daha çevre yolu filan ortada yokken, otomobillerin parmakla sayıldığı dönemlerde, Adana’nın dört bir yanından insanlar gelirdi Eski baraj’a… Pazar günleri at arabalarının üstüne doluşurlar ve piknik ateşlerini yakarlardı burada… Regülatörden Demirköprü’ye kadar uzanan bölgede bir çırçır fabrikası, bir de mandıra vardı… Toprak ve ağaç, henüz egemenliklerini taş yığınlarına ve asfaltlara terk etmemişti… Şimdiki karting alanı bizim toz toprak içinde futbol oynadığımız bir yerdi… Demir köprünün altı, şehrin çöplerinin boşaltıldığı alandı… Henüz gürültü kirliliğinin olmadığı bir kentte geceleri suların çağıltısı dolardı kulaklarımıza…
Neler yaşadık, neler gördük, nelere tanıklık ettik anlatsak deftere sığmaz… Regülatör civarında iki gazino vardı… Biri göl kenarında “Çağlayan Aile Göl gazinosu”; diğeri şimdiki Ortadoğu hastanesinin yerinde olan “Tefo”… … Yoksul gecelerimizin eğlencesiydi oradan yükselen müzikler… Bir de şişenin dibini bulmaya çalışıp da pilota bağlayanlar vardı ki ya yürürken ya da arabalarıyla sulama kanalına düşerlerdi… Biz de yerlere yatarak gülerdik çocuk dünyamızda… Regülatörden karşıya Sepici tarafına geçince portakal bahçeleri başlardı ve bizim siyah-beyaz anılarımız o bahçelerden portakal çalan çocuklarla doludur şimdi…
Bir de hazin tarafı vardı, burada yaşamanın… Hemen hemen her hafta bir boğulma olayı gerçekleşirdi… Hemen hemen her hafta bir insanı yutardı baraj gölü… Dalgıçların yaptıkları arama çalışmaları, bu çalışmalar sırasında ailelerin yürek sızlatan bekleyişleri, hele de dalgıçların kucağında görünen cansız bedenler… Barajın çocukları, bu manzaralarla büyümüştür… Onun için de ya yüzmeyi çok iyi bilirler ya da o korku yüreklerine işlediği için, benim gibi, sudan uzak dururlar…
Tefo gazinosunun arkasında Adalı Otobüs İşletmesi’nin garajı vardı… Adalı, Adanaspor ile özdeşti bizim için… Adana’ya gelen takımlar Tefo ya da Çağlayan’a uğrarlardı maç sonrasında… Biz de maç sonucuna göre karşılarına geçer, gülerek maç sonucunu işaretlerle anlatırdık onlara… Birinde, Adanaspor Giresun’u yenmiş ve Giresun küme düşmüştü… Maç sonrası Giresunlu futbolcuları taşıyan otobüs Tefo’ya yanaşınca mahallenin bütün çocukları toplanıp o meşhur tezahüratı yapmıştık, onlara karşı: “tur- tur- tur / bey- bey- bey / turuncu-beyaz hey- hey- hey”
Şimdi elimizde anılarımızdan başka bir şey kalmadı… Tek bir kare fotoğraf bile yok barajın eski halinden… O günden bugüne değişmeyen tek şey var: “tur- tur- tur / bey- bey- bey / turuncu-beyaz hey- hey- hey”
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
Çok zaman önce Eski Baraj Adana’nın en popüler mekânlarındandı. Eski adananın son izlerini orada görmek mümkündü. Özellikle eski barajın kıyısında bir gazino vardı ki eskiler oranın boğaz ayarında bir keyfi sunduğunu hala söyler. Keşke birkaç kare fotoğrafı olsaydı da paylaşsaydık. Şimdilik Fatin’in çektiği yeni fotoğraflar var elimizde eski baraja dair. Tabi Adana her anlamda inanılmaz bir biçimde değişirken buralar da payını aldı bu değişimden ne yazık ki. Öncelerin duru Adana’sı gitti yerine bir şehir keşmekeşi kaldı, her şeye rağmen çok sevdiğimiz Adana...
Bir de şöyle bir anısı var eski barajın, hemen karşı tarafta Köprüköyü vardı, şimdi başka bir adla anılır mı bilmem. Adanaspor’un minik takımının antrenmanları orada yapılırdı, bazen de Çukurova üniversitesinin sahasında, Mümin Hoca yönetiminde. Arada Sasoviç ve meşhur yalınayak Adalet de olurdu. Onun hikâyesini başka bir yazıda anlatırız, Feyzullah Hoca’nın da yardımıyla. O zamanlardan daha kimler vardı; Reşat Adanaspor’daki ilk antrenmanına yanılmıyorsam üniversitenin sahasında çıkmıştı. Dayısı, geçenlerde rahmetli olan Çetin getirmişti Adanaspor’a. Çetin de müthiş bir yetenekti...
Stili o zamanları Trabzonlu Ali Kemal’ine benzediği için o lakabı alan ve hep öyle anılan İbrahim vardı, sonra Salih vardı, BJK genç takımında da oynamıştı üniversite yıllarında. “O kazada” hayatını kaybeden Faik Algan vardı. Top saydırma kralı İbrahim vardı, şimdi onun iki oğlu Adanaspor alt yapısında oynuyor. Vedat vardı, Muharrem vardı, kaleci İsmail vardı, sonra üniversitede ev arkadaşım da olan gördüğüm en iyi sol ayak Sarı Mustafa vardı. Vay be! Amma zaman geçmiş… Sevgili Fatin’in yolladığı bir iki kare eski baraj fotoğrafı, hatırlattıkları ve ardında çekip giden onlarca hikâye…
Evet, yine Adanaspor: ))