2010-03-12 12:43:32

Giresun Maçına Keyfi Bir Analiz

 

http://ul.gcg.me/files/2010-03/md.jpg

Rakiplerden Altay Bolu deplasmanında, işleri zor olacak. Üç puanı cepte göremeyecekler. Diğer rakip Buca ise Samsun’a misafir, bakalım onlara talih daha ne kadar gülecek, tartışmalı gollerle ve kararlarla nereye kadar gidilebilir ki? Burada şampiyonluğa kadar gider dediğinizi duyar gibiyim.

Son zamanlarda havasını iyiden iyiye kaybeden Konya da Mersin’de puan peşinde olacak. Bakınca bu fotoğrafa Adanaspor üç rakibine oranla daha avantajlı bir konumda. Öncelikle evimizde oynuyoruz.

Bir de Giresun’un haftalar önce bizi tedirgin eden hızı duruldu gibi. Ama en büyük silahımız yine de takımın komple kendisidir derim.

Bu Pazar tribün niceliği sağlanacak yine, mesele onu bir niteliğe dönüştürmek, bunlar da ha deyince olmuyor. Zamana ihtiyaç var.

______________________

  • Sezon sonuna dair bir öngörüyü paylaşayım:
  • Adanaspor bu haftayla birlikte basamak basamak yükselecektir.
  • Haftaya oynanacak Altay maçı bu yükselişin en net habercisi olacaktır.
  • 34. maçta Adana’da iki şampiyon bir “tekrar gösterime imza atacaktır”
  • ve yeni dönem süper lig’de başlayacaktır.
  • Play Off’dan da İzmir imecesiyle favoride Altay, plasede Karşıyaka görünecektir
  • ama bu iki takımdan biri mutlaka süperde de karşımıza çıkacaktır.
  • Nasıl: ))
Yazar: Editor
2010-03-09 10:49:59

Adana’nın Renkleri

 

http://ul.gcg.me/files/2010-03/asp.jpg

Portakal: Turuncu…

Pamuk: Beyaz…

Bu renkler hep güzellikle anılır…

Kimse turuncuya ve beyaza kötülüğü yakıştırmamıştır…

Temizi anlatır, saflığı anlatır, coşkuyu sevinci anlatır…

İnsanlık vardır bu renklerde… İyilik vardır. Dostluk vardır. Birlik vardır. Kardeşlik vardır…

Evimizde, işyerimizde hep başköşemizdedir bu renkler…

Etrafta gözümüze çalınan bu renkler tatlı bir tebessümle karşılanır…

Bir arabanın dikiz aynasından sarkar… Bayrak olur bazen…

Atkı olur, forma olur, Adanalının  üzerinde.

Tarlada, bahçede  üründür…

Gökyüzünde güneştir…

Bu renkler her şeyiyle bu topraklara aittir, bizimdir…

Çalışmanın üretmenin renkleridir.

Kentimizin, köyümüzün, Çukurova’nın renkleridir… Adana’mızın , Adanaspor’umuzun rengidir…

Her şeyimizdir hep yükseltilecek olandır…

Şampiyonluğa yakışandır!!!

Yaşasın turuncu ve beyaz!

Yaşasın Adanaspor!

Zalif Aktaş

Yazar: Editor
2010-03-07 15:50:16
Laubaliliğe Kurban Gidiyorduk
 
http://ul.gcg.me/files/2010-03/teras.jpg
 
  • Galibiyet maçının başlığı böyle olur mu,
  • olur.
  • Sahada harika bir takım var
  • üstelik genç bir takım,
  • ama o gençliğin verdiği duygudan da demoralize olmaya müsait bir takım...
  • Rakibin baskısını bozmuşuz,
  • Samsun'un ilk pozisyonu bulmasından sonra maçı tamamen ele geçirmiş
  • bir de gol üstüne gol kaçırmışız,
  • devamında penaltıyla da olsa golü bulmuşuz,
  • devreye de galibiyetle girmişiz...
  • E canım deplasmanda daha ne olsun...
  • Ama öyle bir ikinci yarı başlıyor ki
  • defansımızdaki klasik arıza ortaya çıkıyor,
  • yan pas,
  • riskli pas,
  • laubali pas
  • ve İzzet önce topu
  • sonra rakibi kaçırıyor
  • yetmiyor üzerine de gereksiz bir penaltı yapıyor.
  • Hani maça çokça motive olmuş diyeceğim, o pozisyondaki laubalilik ne?
  • Neyse, takım iyi,
  • tertemiz, dipdiri, harika koşuyor oynuyor da...
  • bir de kenarda bir Kemal Hoca olunca...
  • bu zor maçı çevirebildik...
Rakiplerin kendi evlerindeki galibiyetleri her ne kadar keyfi kaçırsa da devam ediyoruz, odaklanma kalan 9 maça...
 
Not: Yukarıdaki fotoğraf Buca maçından...
Fotoğraf için teşekkürler S: ))
Yazar: Editor
2010-03-05 07:48:48

Son 900 Dakika

 

http://ul.gcg.me/files/2010-03/saat.gif
  • Bir destelik maçımız kaldı,
  • on tane 90 dakika,
  • dert olsa katlanılır,
  • yük olsa taşınır,
  • ıstırap olsa çekilir.
  • Son 900 dakika…
  • Futbolcularımız ve teknik ekip bu son dakikaların yükünü çekebilecek kaliteye ve yüreğe sahiptir.
  • Toplamda 15 saatlik bir maraton var.
  • İnancımızı bir gram yitirmeden koşacağımız,
  • basacağımız,
  • goller atacağımız,
  • gol yemeyeceğimiz,
  • didineceğimiz,
  • bir alay terslikle didişeceğimiz,
  • rakip yönetici ve rakip hakemlerle boğuşacağımız
  • 90x10, 900 dakika,
  • 15 saat duruyor önümüzde,
  • bir takımın ve bir kentin kaderini değiştirecek yarım günden biraz fazla bir zaman…
  • Biz Adanaspor olarak varız bu işe,
  • ama yüreği yetmeyen varsa
  • beri dursun…
Yazar: Editor
2010-03-01 23:45:44
Vicdan Durur “Haysiyetsiz Durmaz”
 
http://ul.gcg.me/files/2010-03/vira.jpg

 (Adanaspor Bucaspor maçından 62 kare için tıklayınız...)

Önce Bucaspor’u tüm içtenliğimle kutlarım. Tertemiz bir futbol oynadılar. Bir deplasman takımının yapması gerekeni yaptılar ve hak ettikleri bir 3 puan aldılar.

Maç boyunca saldırdık. Enteresan goller kaçtı. Direkten dönenler, altı pastan dışarı atılan toplar, son hamleyi bir türlü yapamamalar… Klasik bir sondur bu futbolda, atamayana atarlar. Öyle de oldu. Ama atmak için bu gencecik takım her şeyi yaptı. Kederim bu yüzden biraz daha az. Bir önceki yazıda demiştim diyeceğimi, bu yolda zaten şampiyondur bizim takım.

Ve fakat Buca yönetiminin feryadı hakem nezdinde bir karşılık buldu ve 10 dakikada 2 sarı kart ile takımın maneviyatını bozdu tekinsiz biri, döndü net iki penaltıyı es geçti ve Buca’nın golünden sonra kısmen “soğudu”…

“Hakemler için yorum yapmamak” sadece bir geyiktir, sahte işlerdir, kaderine razı bir acizliktir. Hata yapan hakeme eyvallah, ama iki metre önündekini “göremeyen, görmek istemeyen” emek hırsızı hakeme bir çift laf etmek de insanlık borcumuzdur, ki bir özdeyişte dendiği gibi “namuslular o namussuzlar kadar cesur olmak zorundadır…”  Biz hep diyoruz bize gördüğünü çalan hakemler lazım ama bakar kör olmayanından, bir santim iltimas bekleyen adam değildir.

Şu da var, İzzet’in M Baddal’la olan pozisyonunda İzzet’e kırmızıyı göstermesi gereken hakem öyle acizleşmiş ve ezilmiştir ki o pozisyonu pas geçmek zorunda hissetmiştir kendini, o an o hakemin hükmünün bittiği noktaydı haddizatıda…

Evet, Adanasporumuz varsın böyle yenilsin...

Neyse, kısa keseyim; ama kimse bu futbolun masum bir seyir izlediğini söylemesin. Nokta, hatta üç nokta…

Not: Maç fotoları foto-yorum’da…  62 kare...Tıkalayınız…

Yazar: Editor
2010-02-27 12:53:18

KAYHAN KAYNAK

http://ul.gcg.me/files/2010-02/kayhan_kaynak_adanaspor_kaplanpenche.jpg

(Yazı eşliğinde dinlemek için TIKLAYINIZ)

1985-1986 sezonu sona erdiğinde aşağı yukarı bütün gazetelerin spor sayfalarında manşete yükselen bir futbolcudur Kayhan… İkinci ligde Adanaspor forması altında tam otuz gole imza atmıştır… Türk futbolunun gol kısırlığı yaşadığı bir dönemde, savunma ağırlıklı futbolun öne çıktığı yıllarda tam otuz gol… Birinci ligdeki gol krallarının on beş ile yirmi gol arasında belirlendiği yıllarda otuz gole imza atmak şaşırtmıştır spor camiasını… Ezberler bozulmuş, gözler Adana’ya çevrilmiştir… O günkü gazetelerden biri unutulmayacak manşetlerden birini atar Kayhan için: “TEK BAŞINA TAKIM”

http://ul.gcg.me/files/2010-02/kkas1.jpg

1976 yılında Ceyhanspor’da başlayan futbol yolculuğunda 1978’de kesişir Turuncu-Beyaz forma ile yolları… Adanaspor ligde fırtına gibi eserken Kayhan genç takımda oynamaktadır… On sekiz yaşında Adanaspor forması ile çıktığı 85 maçta 57 gol atar… Her gücün İstanbul’da olduğu bir ülkede Çukurova’nın bereketli topraklarında gol yağdırır Kayhan… Hani şimdilerde Arda için herkes esas duruşa geçiyor ya, o zihniyeti yere çala çala duyurur adını… Genç Milli Takım’a çağrılır ve orda da golünü atar Kayhan…

http://ul.gcg.me/files/2010-02/kkas2.jpg

Gazeteler transfer haberleri verirken bir küçük kare içinde: “ Adanaspor alt yapıdan iki futbolcuyu profesyonel yaptı. Adanaspor, genç futbolcular Şaban Yalçın ve Kayhan Kaynak’ı profesyonel takıma aldı. haberini verirler… O artık Adanaspor’un değişmez 11 numarasıdır…

Sonrası  Adanaspor için kötü geçen sezon ve on üç yıllık birinci lig macerasının sonudur… Gayrı ikinci ligdedir Adanaspor… O yıl Bakir, Feyzullah, Ümit ile aynı kadrodadır Kayhan… Adanaspor taraftarı ağabeyi Reşit’in ünvanını verir Kayhan’a… O artık “rüzgarın oğlu”dur… Önüne atılan uzun toplarda ona yetişebilecek bir defans yoktur, Feyzullah ve Ümit’in yaptığı ortalara öyle güzel voleler vurur ki ya direkler sallanır, ya doksana takılır meşin yuvarlak…

 Sezon sonunda attığı otuz golle manşetlerdedir ve Fenerbahçe talip olur Kayhan’a… Transfer gerçekleşir ve İstanbul’un yolunu tutar… Bu transferden sonra Adanaspor sezon açılış maçını Fenerbahçe ile yapar… Rüzgârın oğlu yıllarca coşturduğu taraftarın huzuruna çıkar Fenerbahçe forması ile… Bütün stad “Kayhan” tezahüratları ile inler… İstanbul beylerinin ezberlerini bozduğu için gururlu, Turuncu sevdasından koptuğu için buruktur Kayhan… O günden sonra bir daha hiç giyemeyecektir turuncu-beyaz 11 numaralı formayı… Ama ne olursa olsun, hangi takıma giderse gitsin Adanaspor taraftarı için o Adanasporlu Kayhan’dır.

http://ul.gcg.me/files/2010-02/kkas4.jpg

Fenerbahçe, Konyaspor, Eskişehirspor, Aydınspor derken memleket özlemine dayanamaz… Adana’ya döner ama bu kez Adanademirspor forması giyer Kayhan… Konyaspor forması altında tekler kalbi… Doktor uyarır; ama dinlemez Kayhan… Futbolsuz bir yaşam için erken der, doktoruna… Futbolsuz bir yaşamı düşünemezken bir antrenman sırasında göçüp gider, gencecikken… Takvimler 09 Ocak 1994’ü göstermektedir… 34 yaşında Adana’yı ve futbolu KAYHANSIZ bırakır…

http://ul.gcg.me/files/2010-02/kkas3.jpg

Rüzgârın oğlu, yapacağını yapmıştır yine, Azrail’i peşine takıp rüzgâr gibi geçmiştir bu dünyadan… 

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU      

Bağlantı müziği(Ordayım Şimdi)

Çağdaş Türkü/ Tolga Çandar, Eftal Küçük, Erkan Oban 

Yazar: Editor
2010-02-24 15:07:57
Dayak, Yol, Futbol

Rüzgârın Oğlu; Reşit Kaynak
 
http://ul.gcg.me/files/2010-02/resim_1.jpg

Biz Adanasporlular için harika - hazin bir tınıdır Reşit'in 12 Ağustos 1952 de başlayıp dolu dolu ama bir o kadarda kısa sürdürdüğü yaşam öyküsü...
Çocukluğunda idmanlara gidebilmek için  Soysallı Köyü  - Ceyhan arası 40 kilometrelik yolu bisikletle kat eder.

Dayak, Yol ve Futbol, Reşit'in hayatının merkezinde aşina olduğu kavramlardır o zamanlar.

1966 yılında, 13 yaşında köy takımının büyükleriyle oynarken, eski bir zamanda Ceyhan’da futbolcu olan öğretmeni tutar kolundan Ceyhanspor’a götürür. Beğenmelerine rağmen Reşit'i, o yıl Ceyhanspor Amatör Kümeden 3. Lige alınınca transferi gerçekleşmez.

Şöyle özetler durumu ;
" Transfer gerçekleşmeyince yeniden köye döndüm. Bu arada beni antrenmanlarda izleyen Dibek Duran beni Ceyhan Akınspor’a aldı. Akınspor bir mahalle takımı olmasına rağmen Ceyhan’ın en ünlü takımlarından biriydi. 15-16 yaşlarında olmama karşın harikalar yaratıyordum.

Köyden Ceyhan’a kadar olan 40 kilometrelik yolu, bisikletle gizlice gidip geldiğimi öğrenen babam çok dövdü beni. Yılmadım. Bir gün Ceyhan’a alışveriş yapmaya gidince esnaf çevresini sarmış ve benim çok iyi oyuncu olduğumu söylemişler. Babamın da hoşuna gitmiş. Eve geldi ve “Bu hafta maçınız kiminle” dedi... İlk kez o zamanın en popüler takımı olan Milli Mensucat ile Ceyhan’da maç yapacaktık. Babam beni izlemeye geldi. Heyecandan ayaklarım titriyordu. Milli Mensucat’ı 2-0 yendik. Bir de gol attım. Babam bana gösterilen ilgiyi ve yeteneklerimi görünce tavrı değişti, rahatladım."

Kadirli’ye gider Reşit bir hafta sonra ve kendisinin attığı golle karşılaşmayı 3-0 kazanırlar. Maçtan sonra taraftarlar sahaya atlar, O'na doğru koşmaya başlarlar. " Önce beni dövecekler diye çok korktum." der ama, taraftarlar birden omuzlarına alarak tribünlerin önüne getirirler Reşit'i.

İşte tam da bu sıralarda kesişir yolu Adanaspor'la.

1968 - 1969 sezonudur, golleri yağmur olup yağmaktadır adeta Reşit'in. Adanaspor'un dikkatini çeker bu durum, genç takımda oynaması için hemen lisans çıkartırlar ama genç takımın üstünde bir seviyede olduğu görülünce profesyonel takımla antrenmanlara başlamasına karar verilir.

Yöneticileri ödül olarak 5 Bin Lira verirler zamanın parasıyla Reşit'e ve sonra kendi tabiriyle "En büyük ödül" olan milli takıma çağrılmasına karar verir Gündüz Tekin Onay.

O Dönem Adanaspor’da sadece Sakarya ve Kayseri maçlarının ikinci yarılarında forma giyer Reşit.
1972-1973 sezonunda Gündüz Tekin Onay'la anlaşınca Adanaspor, dünyalar O'nun olmuştur.

http://ul.gcg.me/files/2010-02/Resim_2.jpg

Apaçi İsa ile birlikte oynarlar ileride müthiş bir ikili oluştururlar. Lakabı, "Rüzgârın Oğludur". Sonraları o dönemi soranlara "İleride, genç milli takımda forma giydiğim İsa ile yan yana oynuyorduk. Saha içinde birbirimizi mükemmel tamamlardık onunla. Birbirimizin oyun şeklini ezbere bildiğimiz için rakip savunmayı hallaç pamuğu gibi atardık" diyecektir.

Kendisi tırmanmaya başlayınca iyice basamakları kardeşlerini unutmaz Reşit onları da alır yanına altyapıda antrenmanlara çıkmalarını sağlar İrfan, İlhan ve daha sonra kendiside bir efsane olacak Kayhan'ın futbol hikâyeleri de böyle başlar.

1974 - 1975 sezonu sona erer. Yöneticiler Reşitle transferini görüşmek üzere toplanırlar.

Sitemle not düşer ;

"İsa 575 bin liraya yeniden anlaştı. Ben 600 bin lira istedim... Yöneticiler vermediler. 575 bin liraya indim. Yine kabul etmediler... Çok şaşırdım. O sırada Beşiktaş’ın Teknik Direktörlüğü’ne getirilen Gündüz Tekin Onay beni telefonla aradı. İstanbul’a çağırdı. Uçağa atladığım gibi gittim. Beşiktaş Kulübü’nden içeri girince Beşiktaş Başkanı Mehmet Üstünkaya, Gündüz Tekin Onay ve Adanaspor Başkanı Rahmetli Yalçın Sürmeli'nin beni beklediklerini görünce dondum kaldım. Adanaspor’dan bilerek koparıldığımı hemen anladım. Tavşana kaç, tazıya tut misali geldiğim İstanbul’da üstelik 400 bin liraya iki yıllık sözleşme imzaladım.

Beşiktaş’taki ilk sezonunda gönlünün ait olduğu Adanaspor’la Adana'da karşı karşıya gelir Reşit.
Adanaspor'un puan kaybına tahammülünün olmadığı kümede kalma şansını yitireceği maçtır bahsettiğimiz ve Vedat Bayraktar'ın ağzından " Sakın gol atma hatta orta bile yapma" sözleri dökülmek üzeredir.

Ve Maç başlar... O kadar etkiler ki bu sözler Reşit'i artık ayağına gelen topları da Vedat'a pas olarak vermeye başlar, nitekim 15. dakikada oyundan alırlar onu.

1976-1977 sezonudur. Beşiktaş’la mukavelesi sona erer. İstanbul’dan sıdkını sıyırmıştır artık ve hala Adanaspor'a gelmek istiyordur. Dönemin Başkanı Metin Şenyiğit ; "Yönetimde seni isteyen tek kişiyim" deyince çok ağrına gider vazgeçer gelmekten.

Diyarbakır'a gider akabinde... Yine bir Adanaspor maçı sonrası soyunma odasında yumruklarlar onu istenilen performansı gösteremeyince.  1981-1982 sezonunda İlhan Cavcav O'nu 6.5 Milyon Lira ödeyip Gençlerbirliği’ne alır. 2 yıl oynar birçok gol atar. Sonra Toros Birol O'nu ait olduğu yere Adanaspor'a davet eder 1987 - 1988 sezonuna kadar görev yapar ve Ayvalıkspor'a gitmeye karar verir.

Tamda bu sıralarda başlar kalbi teklemeye. Kendisi şöyle aktarır " Sık sık adalelerimde sertleşme oluyordu. Kendimi iyi hissetmiyordum. Ertesi sezon Hatayspor Antrenörü Ruhi Yavuz transfer teklifinde bulundu. Hatay’a gittim. Sezona da iyi başladım. İlk 6 haftada 8 gol attım. Bir İskenderunspor maçı sonrasında göğsümde yanma hissettim. Hatay’a dönerken çok büyük sıkıntı yaşadım. Bir kaç hafta sonra Urfa deplasmanında da aynı şeyler oldu. Daha sonra Hatay’da yapılan bir antrenmanda iyice fenalaştım. Soyunma odasına zor gittim. Ertesi hafta Adana’ya gelince Dr. Faruk Özdemir’e kontrole gittim. Efor testi yaptı. Kalp grafiğimi çekti. Gözleri fal taşı gibi açılarak yanıma geldi ve “Reşit sen kalp hastasısın. Hatay’a telefon et. Lisansını duvara assınlar".

Asarlar da nitekim. Ankara’ya gider kontrole, Dört kalp damarında tıkanıklık olduğu görülür, hemen ameliyata alırlar By-pass olmuştur Reşit.

1989 Yılında Futbol Federasyonunun kursunu bitirir Adanaspor altyapısında göreve başlar. Hemen o sene B Genç takımını şampiyon yapar. 1991 - 1992 sezonunda maddi hezeyanlar içinde Konya Ereğlispor’da görev alır, oradan Diyarbakır'a geçer.

Futbol hayatını nihayetlendirmek ve Jübilesini yapmak için Adanaspor ile Malatyaspor karşılaşırlar. Reşit karşılar konuk takımın masraflarını ve acıdır ki zarar eder yeterli bilet satılamadığı üzere.

Ama mutluyum der soranlara ; " Her şeye rağmen Adanasporlu Reşit olmaktan dolayı gururluyum."

Güzel olan her şey gibi oda erkenden 1999 yılının soğuk bir 26 Mart günü sessizce çekip gider. Öksüz bırakır sevenlerini. Kardeşleri gibi O'da kalbine yenilmiştir.

http://ul.gcg.me/files/2010-02/resim_3.jpg

Yazı biterken fonda çalan müzik her şeyi özetler aslında...

"Nerede kendini bilmez çocuklar,
Bir sabah öylece çekip gittiler."
 
Hakan Tanak
 
Dinlemek için tıklayınız...
Yazar: Editor
2010-02-23 10:36:05

Adanaspor İçindir

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/cup.jpg

Geçen Pazar her hafta olduğu üzere yüreğimiz ağzımızda bir maç seyrettik. Sanırım alıştık da buna…

Maç içinde ve bittiğinde arkadaşlarla hep aynı şeyi soruyoruz kendimize...

“Acaba bir dahaki  haftaya rahat bir maç izleyebilecek miyiz?”

“Ne olursa olsun yendik ya gerisi boş” diye bağlıyoruz  lafın sonunu da.

Ve şuna gönülden inanıyorum ligin son haftası o hep özlediğimiz rahat maçı yapacağız.

Sonrası malum…

Mutlu son.

Gülen gözlerle bakacağız etrafımıza…

Tüm Adana neşeli türküler söyleyecek o gün.

Bu gerçekten olabilir.

Fikstür  oldukça uygun buna…

Keza rakiplerin son dönem ki kötü gidişleri…

Bizim uzun süredir hiç bozmadığımız istikrarımız…

Sanki her şey bizim hikâyemizin mutlu sona ulaşması için hazırlanmış.

Sözün özü…

Bu uzun yürüyüşün sonu geniş bir alan…

O alanda şampiyonluk kupası var.

‘’ Adanaspor İçindir ‘’yazısıyla bizi  beklemekte olan…

Zalif Aktaş

Yazar: Editor
2010-02-21 16:31:14

Bu 3 Puan Çok Güzel 3 Puan

http://ul.gcg.me/files/2010-02/gol_1.jpg

Çok zor olur diye düşünüyordum bu maç için. Müthiş yoğunluktaki tribünü ve sahaya çıkan 11’i görünce keyfim yerine geldi. Adanaspor en ideal ve en genç kadrosuyla sahadaydı. Karşımızdaki, çok tecrübeli futbolcuları olan bir Boluspor’du ve biz o takıma neredeyse pozisyon vermeden futbol oynadık. Atakları yok değildi ama bize ecel terleri döktürdükleri yerler daha çok orta saha civarı oldu.

http://ul.gcg.me/files/2010-02/trb.jpg
(not: bu fotoğraf maratonun en uç tarafından çekilmiştir.)

Buca dün takıldı, bugün de Konya evinde Orduspor ile 1-1 kaldı. Bu anlamda pek güzel bir hafta oldu. Şimdi ben de herkes gibi hesap yapmaya başladım: Buca buraya gelecek, Konya Karabük’e gidecek. Bu iki maçın uygun sonuçları bizi pek ala 2. Sıraya yerleştirir. Ve orada kalmak için de tüm enerjimizle savaşmaya devam ederiz; antrenmanda, sahada, kulübede, yönetimde, tribünde, basında, internet aleminde, gün kavga günüdür deyip… Mecazi anlamda kavga tabi: ))

Maça gelecek olursak; çıktık, sabahki yazıda bahsettiğim gibi insanüstü bir mücadeleyle oynadık ve kazandık. Bazı aksaklıklar olmadı mı bizde? Oldu tabi, örneğin 2’den sonra 4 olacak maç enteresan bir şekilde 2-1’e geldi ve yine son 10 dakika işkence oldu. Neticede Kemal Hoca bu sorunu mutlaka halledecektir.

Hedef Buca maçıdır. 2. Sıra için ve yükselme grubundaki sahneyi tekrarlamak için.

http://ul.gcg.me/files/2010-02/m__.jpg

Not:

Maç fotoğraflarını internet bağlantısından kaynaklanan bir sorun nedeniyle yarın sabah yüklemiş olacağız, bu akşam affınıza sığınıyoruz: ))

Yazar: Editor
2010-02-20 10:20:22

 Asıl Gün Yarın

  • Bence yarınki maç haftaya oynayacağımız Buca maçından daha zor olacak.
  • Bolu'nun farklı Buca galibiyeti önemli bir etken olacak,
  • bir de aramızda sadece 3 puan olması rakibi motive eden bir sebep olacak.
  • işin talihsiz yanı oynadığımız tüm takımların böyle garip dönemeçlerde olmaları.
  • Kimi çıkış arar,
  • kimi inişe geçmeme telaşıyla oynar,
  • kimi bataktan çkmanın son şansı diye çıpınır.
  • Bizden umudu bulamayan da ölü kefala dönüp rakiplere kolay lokmaya dönüşür.
  • Bize de hep kendi göbeğini kesmek düşer.
  • Öyle de olmalı aslında,
  • çünkü Adanaspor'a yakışandır o.

Evet, yarın büyük gün.

Şenlik ateşleri yanmaya başlasın.

Not:

Geçen sezonki Adanaspor-Boluspor maçının fotoğrafları için TIKLAYINIZ...

Yazar: Editor
2010-02-17 07:48:03

Bir Ufka Vardık ki!!!

 http://ul.gcg.me/files/2010-02/asp.jpg

Çok değil, daha ilk yarının sonlarında, kadronun yetersiz olduğundan, orta saha eksikliğinden söz ediyor ve ısrarla “takviye şart” diyorduk… Nerede bir yazı yazılsa, ilk yarı sonuna kadar alınan her puanın artı olacağı ve devre arsı takviyelerden sonra önümüzün açılacağı söyleniyordu…

İsteklerimiz olmadı, siyaseten destek verenler, Bayram Akgül’ün haykırışlarını duymadı… İki oyuncu alabildik ki bunlardan birini henüz izleyemedik… Ama ikinci yarıya iyi başladık, içerde kazanıyoruz, dışarıdan puanla geliyoruz… Taraftar takımına sahip çıkıyor, her maçta taraftar biraz daha artıyor…

Bu hava herkesi etkilemiş gibi görünüyor… Daha dün  “takviye şart” diyerek umutsuzca bakanlar bugün Hacettepe deplasmanından niye galibiyet alamadık diye hayıflanıyorlar…

Hedef büyütmek iyidir, gözünü yükseklere dikmek güzeldir…  Ancak bunları yaparken kendinden geçmemek gerekir… Başarı, emin adımlarla ilerleyenlerindir… Kendinden geçip, hovardalık yapanlar başarıyı elde edemezler… 

Kemal Hoca, sağduyulu demeçler veriyor, bu güzel…

Futbolcular, şampiyonluğa kenetlenmiş, bu da güzel…

Taraftar takımını  yalnız bırakmıyor, bu daha da güzel…

Önümüzde altışarlık puanlık iki maç var… Bolu ve Buca gelecek Adana’ya… Bu maçlardan alınacak iki galibiyet, ayak seslerimizin duyulması demektir… Ama bir iş kazası olur da yenemezsek -ki futbolun içindeki üç sonucu unutmamak gerekir- işte o zaman kendimizden geçmenin bedeli ağır gelebilir bize, endişem tam da bu noktadadır aslında… Şampiyonluk şarkısı için erken davranmayalım, biraz daha sağlam basalım yere diyorum… Çünkü Ahmed Arif’in dizelerindeki gibi:

“Bir ufka vardık ki sevgilim

Artık yalnız değiliz”

Yalnızlığımızı  bitiren dostlar var; ama düşmemizi bekleyenleri de unutmamak gerekir… 

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-02-15 19:32:49

 2010, Kaplan Yılı İçin...

http://ul.gcg.me/files/2010-02/LiveImages_Foto_Haber_Kaplan_y__l__-14.02_P14081619.jpg

Çin'de "Kaplan Yılı" kutlamaları başlamış.

Biz Adana'da onu hep kutluyoruz zaten.

Sıra bunu Türkiye geneline yaymakta.

Bu manada 2010, süper lige dönüş yapacak olan Adanaspor'un  yılı olacak ve böylece "Kaplan Yılını" ülkemizde de tescillemiş olacağız.

Bunun için öncelikle iki adım var. Birincisi Bolu Beyine karşı olacak, diğeri bu haftaya kadar hep çıkışta olan Buca ile, biliyorsunuz zaten. Üstelik bunlarla ortada bir averaj hesabı da duruyorken...

Şimdi tüm enerjimiz birinci adıma...

Vira...

______________________

Doç. Dr. Ali Aydın Altunkan'ın Ankara izlenimlerini okumak için "Kaçan balık" temalı bağlantıyı tıklayınız...

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/kacanbalikk.jpg

 

Yazar: Editor
2010-02-14 15:26:55

Tek Puana Razı Olduk

http://ul.gcg.me/files/2010-02/emre.jpg
  • Taraftar desteğinin de alındığı Hacettepe deplasmanındaydı Adanaspor.
  • Bizim kontrolümüzde geçen karşılaşmada bir deplasman takımının istediği gol pozisyonlarını da bulduk radyo anlatımına göre.
  • İlk yarıda maçı koparma fırsatları bulmamıza rağmen bunları ne yazık ki değerlendiremedik.
  • Kocaeli maçındaki kazanma azminin bu hafta sahaya yeterince yansıtılmadığı gözlendi.
  • İkinci yarıda da kontrolün bizde olması sonucu değiştirmedi maalesef.
  • Dakika 86’da Serkan Şenyürek penaltı dedi, fakat hakem aut noktasındaydı.
  • Ama yorum pozisyonun penaltı olduğu yolundaydı.
  • Bu güzel maç 90+3 sonunda elimizden kaçmış oldu.
  • Neyse ki,
  • Buca Bolu’da yenildi. Konya, Kartal’dan ancak 1 puan çıkardı.
  • Oysa 3 puan alıp zirveye iyice yaklaşacağımız  bir haftaydı.
  • Dilerim burada kalan 2 puanı aramayız.
  • Ve İsmail bir kez daha haklı çıktı: ))
  • Sonuçlar açısından çok daha iyi olabilecek bir hafta böylece geride kaldı. 
    • Peki, kötü mü 1 puan? Tabi ki hayır! Dememiz “keşkelerden” ibaret. Keşke 3 puan olsaydı, şampiyonluk şarkımız daha gür olurdu.
    • Yine de bizi hedefe asıl taşıyacak olan evdeki maçlardır. Biz asıl oraya bakalım.

Şimdi hedef Boluspor maçı…

Yazar: Editor
2010-02-13 10:10:21
Ankara'da Beraberlik...!
 
http://ul.gcg.me/files/2010-02/laligaa.jpg

İkinci yarıda oynadıkları dört maçta iki galibiyet iki beraberlik alan iki takım Hacettepespor ile Adanaspor, Ankara Cebeci İnönü Stadyumunda karşı karşıya geliyorlar...
 
Hacettepe takımı hatırlayacağınız üzere geçen hafta Bolu deplasmanında bir sürprize imza atmış görünse de benim için bu bir sürpriz değildi. Çünkü takım gerek Rize deplasmanında gerekse iç sahada oynadığı hem Kocaeli hem de Buca maçlarında oynadıkları iyi futbolla bunun sinyalini vermişti. Takımdaki en etkili isimler maç esnasında 17 sırt numarasıyla izleyeceğimiz Mehmet Akyüz, 40 sırt numarasıyla Mustafa Kaya ve 22 sırt numarasıyla Serkan Atak. Özellikle Mehmet Akyüz ve Mustafa Kaya son haftalardaki performanslarıyla takımlarına iyi puan kazandıran isimler oldular.
 
Turuncu Beyazlı ekibimiz ise geçen hafta beklediğim şekilde zorlandı ama sonucunda da tahmin ettiğim gibi 1-0 kazandı. Arka arkaya gelen başarılı sonuçların ardından taraftarlar Süper Lig'e çıkma konusunda artık daha bir inançlı. Öyle ki hafta başından beri Turuncu Beyaz sevdalıları bu maç için organizasyonlarını yaptı.
 
Ev sahibi takımda herhangi bir eksiklik yok, Adanaspor'umuzda ise cezalı Onur Demirtaş ve sakat Kibong kesin olarak yokken, hafif sakatlığı bulunan Onur Acar ile gribal enfeksiyon geçiren Emre Aktaş'ın durumları maç saatinde netleşecek. Ancak ben en az birinin bu maçta forma giyeceğini düşünüyorum.
 
Tahmin:

İki takımın da hedefleri ayrı. Hacettepe ligde kalmak, Adanaspor ise ilk ikiye girip direkt olarak Süper Lige çıkmak istiyor. Bu hedefler doğrultusunda yazımın başında da söylediğim gibi her iki takım da ikinci yarıya iyi başladılar. Dolayısıyla iki takım da kaybetmek istemeyecektir; çünkü hem alt tarafta hem de üst tarafta bu hafta zorlu maçlar olduğu için bir puan iki tarafın da işine gelecektir ki alınacak bu bir puanın önemi lig sonunda ortaya çıkacaktır. Skor tahminime gelince... Maçın az gollü sonuçlanacağına kesin gözüyle bakıyorum.0-0 ya da 1-1 gibi. Maçı herhangi bir takım kazanırsa bu 1-0'dan başka olmaz diye düşünüyorum.
 
Başarılar Adanaspor..!
 

Rakiplerimiz Bu Hafta Ne Yapar?
 
http://ul.gcg.me/files/2010-02/devil.jpg

  Lider Karabükspor için daha önce söylediklerimi biliyorsunuz. Bu takım bizim rakibimiz değil. Kadroları bu ligin çok üstünde ve inanın Süper Lig'de rahatlıkla orta sıralarda kendilerine yer bulurlar. Bundan dolayı Karabükspor'un bu hafta ne yapacağı benim için çok da önem arz etmiyor.
 
İkinci sıradaki Bucaspor, ilk altı hedefindeki Bolu deplasmanına konuk oluyor. Konuk takım bu maç öncesi sıkıntılı çünkü bu maç öncesi birçok eksikleri var. Bunların arasında Mehmet Batdal gibi önemli bir ismi de görüyoruz. Bolulu Yarenler ise iki hafta üst üste kendi evlerinde yenilmezler. Beraberlik ve Bolu galibiyetleri olası.
 
Konyaspor, teknik direktörsüz olarak Kartal deplasmanında. İki formsuz takımın maçından çıkacak her sonuç benim için sürpriz olmayacaktır. Kadro kalitesiyle Konyaspor daha ağır bassa da her an her şey olabilir.
 
Karşıyaka, havasını tekrar buldu. Antep Bld zaman zaman sürpriz yapan bir takım da olsa bu deplasmanda yapacakları oldukça sınırlı. Karşıyaka'nın kazanmasına kesin gözüyle bakıyorum.
 
İlk altı içinde yer alan takımlar arasında en kötü oynayan takım Altay. Açıkçası Siyah-Beyazlı bu takımın ilk altı dışında kalacağını düşünüyorum. Giresunspor veya Boluspor, Altay'ı aşağıya çekebilirler. Maça gelince... Mersin yeni teknik direktörüyle çıkışa geçecektir. Taraftarının da desteğini arkasına alacak olan Mersin en kötü ihtimalle berabere kalır ve Altay'daki kötü gidiş devam eder.

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2010-02-09 19:58:17

Fevzi İle Söyleşi

http://ul.gcg.me/files/2010-02/fevzi___zkan_kaplanpenche_adanaspor.jpg

Orta sahamızın başarılı oyuncularından Fevzi Özkan ile kısa bir söyleşi yaptık. Açık, içten ve güzel bir konuşma oldu. Sorduk yanıtladı. Önceden bir soru alışverişi olmadı yani: ))  her şey orada, doğal olarak gelişti. Soruları fazla uzatmadan aşağıya aktarıyorum. Paylaşalım…

_____________________

Kaplanpenche: Adanaspor kaçıncı takımın?

Fevzi: Profesyonel olarak 2. Takımım.

K: Futbola bakışın nasıldır, senin için futbol ne anlama gelir?

Fevzi: Futbol hayatın içinde olan, hayata dâhil olmuş bir şeydir bana göre, ayrıca bir “iş”tir... Bizim de işimiz futbolculuktur, mesleğimiz. Ben bu ciddiyetle bakıyorum...

K: Futbolun dışında nasıl bir hayatın var?

Fevzi: Futbol dışında farklı bir hayatım yok. Futbolla yatıp futbolla kalkıyoruz. Onun dışında yaptığımız şeyler sinema, gezme, arkadaşlarla alışverişe çıkmaktır.

K: Tribünden bakınca orada ilkeli duran bir Fevzi görürüz, bir tarzı olan. Şuna bağlayacağım, ileride bu profesyonel futbolculuk bitecek, futbolun içinde kalmayı düşünüyor musun örneğin bir hoca olarak?

Fevzi: Hayat ne getirir götürür bilemeyiz tabi, futbolun içindeyim hala, daha belli bir karar vermedim. Ama böyle bir hedefim içimde bir yerde var aslında. Kendi adıma konuşayım, futboldan iyi anladığımı düşünüyorum. Kendimi görebiliyorum, nerde hata yaptığımı görebiliyorum. Maçlardan, antrenmanlardan sonra özeleştirimi yapabiliyorum, böyle bir yönüm var. Evet, kafamda var öyle bir şey ama şimdilik net bir cevabım yok. Onu zaman gösterir.

K: Tribünden bakınca nasıl görünüyordur sence saha?

Fevzi: Çok önemli bir konuya değindin, tribünde olan biriydim. Urfaspor alt yapısındayken taraftardım aynı zamanda, futbolcuya ben de tribünden bakıyordum, çeşitli yorumlar olurdu sahadaki futbolcular için. Ama içine girince hakikaten her türlü iyiliği, her türlü zorluğu görüyorsun, yaşıyorsun. Ben şu anki düşüncemle o zamanki futbolculara hak veriyorum, haksız eleştirilere uğramış olduklarını düşünüyorum yani. Yani türlü zorluklar görünüyordur şimdi sahaya bakınca…

K: Müzik?

Fevzi: Kulağa hoş gelen tüm müzikleri dinlerim, ama daha çok İbrahim Tatlıses...

K: Genel anlamda nasıl bir insansın, kendini ne şekilde tanımlarsın?

Fevzi: Uzlaşmacıyımdır futbolculuğumda veya sosyal arkadaşlıklarımda… Bir arkadaşımla tartıştığımda eğer haksızsam o gece uyuyamam, benden küçük de olsa kim olursa olsun özür dilerim... Geçende Anıl’la idmanda tartıştık düşündüm haksız olan bendim gittim yemekte özrümü diledim, uzlaşmacı biriyimdir, art niyetim yoktur.

K: Sence bir futbolcu kazanmak için her şeyi yapmalı mı?

Fevzi: Futbolcu kazanmak için var gücüyle sahada her şeyi yapmalıdır. Böyle mücadele ederim sahada.

K: Kazanmak için her yol mubah mıdır peki, yani hakemi aldatmalar, haksızca davranmalar? Buna bağlayayım soruyu.

Fevzi: Tabi ki hayır!

http://ul.gcg.me/files/2010-02/fevzi_0zkan_kaplanpenche_adanaspor1.jpg

K: Gördüğümüz Fevzi tüm gücüyle savaşan, son nefesine kadar koşan bir futbolcudur. Yorulduğunda göz boyamak için tribüne oynamaz. Buna ekleyeceğin bir şey var mı?

Fevzi: Urfaspor’da öyle yetiştirildim. Tribüne oynamam. Kendim ne isem onu veriyorum sahaya, yorulduğum zaman kulübeye belli ederim, devam edemiyorsam hocaya işaret eder çıkmayı bilirim.

K: Seni maç sürecinde ne motive eder?

Fevzi: Geçen hafta Mersin maçında maça kadar sürekli maçla yatıp kalktım, ama ben o gün maçta ısınırken, o tribünde taraftarı görünce, taraftarlarla, oradaki atmosferde motive oldum. O anda motive olurum. Demirspor maçında da öyle olmuştu...

K: Adanaspor’da hayal kırıklıkların oldu mu?

Fevzi: Hiç hayal kırıklığım olmadı, beklediğimden fazla ilgi gördüm.

K: Seni sahada en çok üzen anlar?

Fevzi: İki maçta çok üzüldüm, biri Kayseri Erciyes maçı ve Antep’teki Rize maçı… Elimizdeki maçları verdik... ( Bu arada Sevgili Serkan Şenyürek Altay maçını hatırlatıyor: İki gol attın ama yine de kazanamadık, diyor.) Evet, onu unutmuştum, gerçekten çok üzülmüştüm o zaman da…

K: En mutlu olduğu anlar hangileri?

Fevzi: Kartalspor maçı, Kartal maçı dönüm maçıydı bizim için. Maçtan önce ısınmaya çıktığımda buradan gol atacaksın demişti Yüksel abi. Gerçekten de öyle oldu.

K: Evet, harika bir goldü.

Fevzi: Mbilla topu ortaladığında bir ara kararsız kaldım vurayım mı vurmayayım mı diye, sonra gelişine vurdum topa ve gol oldu.

http://ul.gcg.me/files/2010-02/fevzi_0zkan_kaplanpenche_adanaspor2.jpg

K: Taraftar ile futbolcu arasındaki bağ nasıl olmalı sence?

Fevzi: Maçta, tribünle futbolcu karşı karşıya gelmemeli, her iki taraf da bilincinde olmalı durumun. Maç kötü gittiğinde itici güç olmalı, eğer ille de olacaksa maç bitince tepkini koymalısın, Avrupa’da da öyle değil mi? Burada da bu sorunu aşmak lazım, gerçi bu sene öyle bir problem yaşamadık... Çok güzel geçiyor bu sezon.

Sonuçta taraftar da insan, futbolcu da insan aradaki fark bizim işimizin yani mesleğimizin futbolculuk olması. Bence bir de böyle bakılmalı…

______________________

“Şampiyonluk” dilekleriyle sohbeti noktalıyoruz.

Teşekkürler Fevzi, hem senin hem de Adanaspor’un yolu açık olacaktır!

Yazar: Editor
2010-02-08 18:36:47
http://ul.gcg.me/files/2010-02/kemal_k__l____.jpg
 
68 fotoğraf için tıklayınız...
 

İnanmak ve Kazanmak

Bank Asya 1. Liginde geçen yıl oynadığımız Sakarya maçı, bugün oynadığımız Kocaeli maçı…

Bu iki maç  birbirine benziyordu… Geçen yıl Sakarya, ilk yarı sonunda tüm kadrosunu yenilemiş ve ikinci yarı ligde kalabilmenin hesaplarına başlamıştı… Biz ise olaylı geçen devre arası  hazırlık döneminden sonra çıkış aramaya başlamıştık…

O maçı 1-0 kazandık ama o güne kadar karşılaştığımız en zorlu rakip oldu Sakarya…

Bu yıl ise, ekonomik sorunlarla boğuşan Kocaeli, lisans bedellerini devre arası ödediği futbolcuları  ikinci yarı oynatma fırsatı bulabildi… Tıpkı  Sakarya gibi 1-0 yendik Kocaelispor’u… Tıpkı Sakarya gibi çok zorladılar bizi… Tıpkı Sakarya gibi ilerleyen haftaların can yakan takımı olmaya aday bir görüntü  verdiler…   Umarım sonları tıpkı Sakarya gibi olmaz…

http://ul.gcg.me/files/2010-02/bak____lar.jpg

Bu maçta dikkat çeken bazı  şeyler vardı (hadi biz de sevgili Hakan’a uyalım ve üçleme yapalım)

  1. Yükselme grubu maçlarından beri özlemle beklediğimiz sahne bugün gerçekleşti… Bayram Akgül, taraftarın arasında izledi maçı… Yani geçmişte olduğu gibi taraftarına inanan bir başkan ve başkan’ına sahip çıkan taraftar görüntüsü vardı…

Ki sürekli yağış altında oynanan Mersin maçı da dâhil olmak üzere Adana, takımına sahip çıkıyor artık…

  1. Sahada yardımlaşan, koşan, savaşan bir Adanaspor vardı ki futbolcuların mücadelesi şapka çıkarılacak türdendi… Birbirlerinin açıklarını kapattılar, gol aradılar, dönüp defanslarına yardım ettiler ve galibiyeti dişleriyle tırnaklarıyla elde ettiler… Maçın hiçbir bölümünde rakibe teslim olmadılar, yılgınlığa düşmediler…
  2. Saha kenarında bir adam vardı ki alkışın en büyüğünü o hak etti aslında… Bir an olsun yerinde durmadı… Futbolculara hep taktik verdi… Aksayan noktaları çok iyi gördü… Aksayan yerlere nokta atışlar yaptı… Saha kenarında en az futbolcular kadar ter döktü… (ki bu sayfada en çok eli cebinde maç seyreden hoca’dan dert yanmıştık)

Sonuç  olarak, Sakarya maçından sonra izlediğim en zevkli ikinci maç  oldu Kocaeli maçı… Sonucu ne olursa olsun üzülmeyeceğim bir maçtı… Tabi ki böyle bir dönemeçten şarampole yuvarlanmadan kurtulmak harika bir sonuç…

Haftaya Ankara yollarındayız, derdimize derman için üç puan arayacağız HACETTEPE’den…

Vira…

Fatin Murat Seferbeyoğlu
Yazar: Editor
2010-02-07 16:31:13

Zor da Olsa Aldık...

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/gol_sevinci.jpg

[68 fotoğraf için tıklayınız...]

Zor da olsa 1-0 alırız demişti İsmail. Serkan Şenyürek de zor geçecek diyordu. Maçtan önce Mehmet’le karşılaştık. O da korkuyorum, demişti. Galiba bir ben rahattım çeşitli gerekçelerimden dolayı. Rakip hala toplama takım diyordum. Kıvamına gelememişlerdir, diye düşünüyordum. Yanılmışım. İkinci gerekçem takıma çok güvenmemdi. Yine savaşacak ve kazanacaktık. Bunda yanılmadım. Bu maçı kazasız belasız atlattıysak alkışlar sahadaki her bir futbolcuyadır, Kemal Hocayadır ve taraftaradır. “Anlamlı” bir galibiyet oldu. Ama bu maçtan sonra Kocaelispor’a önün açık olsun diyorum, hem rakiplerimizle yapacakları maçlardan dolayı hem de Kocaeli gibi bir takımın düşmesini asla istemediğimden dolayı.

Burada maçı bir daha anlatmaya gerek yok. Bir iki not düşebilirim ama:

  • Emre bu takıma çok lazım.
  • Rahman, sen neymişsin be abi.
  • Helal sana Onur Demirtaş, yürekten oynadığın futbolla en azından beni mahcup ettin. Fakat hakkını çok önce zaten teslim etmiştim.
  • Fevzi, yine kanının son damlasına kadar savaştın fakat yedek kulübesindeyken (bu çok ama çok önemli, çıkan futbolcunun yedek kulübesinde maçı tamamlaması) o gol sevincin galibiyet kadar anlamlıydı. O sahne Adanaspor futbolcusunun şampiyonluğa nasıl inandığının net bir fotoğrafıydı.
  • Tolgahan süper ligde de oynarım dedi bugün.
  • Recep, Ersan, Anıl, İzzet çok az bir hatayla oynayarak yine güven verdiler, evet bu cümle klişe oldu ama durum bu ben ne yazayım.
  • Metin İlyas değişikliği orta sahayı müthiş canlandırdı. Devam...
  • Ve en son Okan Salmaz hamlesi tam bir Kemal Hoca dehasıydı. Rakip ceza sahasındaki karambollarda sakin ve kıvrak bileklere ihtiyaç vardı, teşhis ve tedavi 3 puanı getirdi.
  • Mbilla son vuruşlarda biraz daha becerikli olsaydı ya, o zaman rahat bir maç olurdu hakikaten.
  • Durum bu.
  • Var mı unuttuğum bir şey.
  • Ha, maç bittiğindeki takımın yaş ortalamasına ne demeli?
  • Ve o genç kadro Adanaspor taraftarının özel bir mutluluğudur.
  • Vira o zaman…
Maç fotoğrafları
foto-yorum'da
68 kare...
tıklayınız.
Yazar: Editor
2010-02-06 15:29:13
Zor da Olsa...
 
http://ul.gcg.me/files/2010-02/analyze.jpg
  • Geçtiğimiz hafta Ç.Rize gibi zor bir deplasmanından 1 puanla ayrılan Adanaspor'umuz haftayı kazançlı geçiren takımlardan bir tanesiydi.
  • Rakiplerimizden Altay'ın Karabük deplasmanında ve Karşıyaka'nın da evinde Giresun'a kaybetmesi sonucu zirveye biraz daha yaklaştık.(Çoğu kişi Karabük'ün puan kaybetmesini istiyordu ama bence Karabük sezon sonu ilk ikide yer alacak ilk takım olacak, dolayısıyla bizim rakibimiz Karabük değil
  • Kocaeli maçı öncesi takımımızdaki eksiklerine bakacak olursak cezalı olan Emre Aktaş'ın ve sezonu kapatan Kibong'un forma giyemeyeceklerini görüyoruz.
  • Körfez ekibinin eksiklerine bakacak olursak hafta içi yapılan idmanda sakatlanan Aydın ile sağ bek Atahan ve en çekindiğim isim olan Emrah Kol yok...
  • Konuk Kocaeli cephesinde lisanların çıkması da ilaç olmadı. Evlerinde oynadıkları Bolu karşılaşmasından da kötü bir oyunla puansız ayrıldılar ve bu karşılaşmadan sonra teknik direktör Cihat Arslan görevden alınıp yerine Bülent Baturman getirildi.
  • Birçok oyuncunun transfer edilmesiyle bir kere takımın kadrosu oldukça şişirildi. Şu an takımda 55 tane lisanslı futbolcu var ve Bülent Hoca da Adanaspor maçından sonra kadroda indireme gideceklerini belirtti.Birkaç futbolcu dışında diğer futbolcularda bezginlik havası var ve işin tuhaf tarafı takımın ciddi bir güç ve kondisyon sorunu var. Bülent Baturman hafta arası yaptığı basın açıklamasında Adana deplasmanında ellerinden geleni yapacaklarını belirtti fakat asıl başlangıçın Samsun maçı olduğunun üzerinde durdu.
  • Tahmin: Bizim için oldukça önemli bir hafta.. Nedeni ise rakiplerimizden Buca-Konya ile oynuyor (bu maç Buca'nın 3-1'lik galibiyetiyle bitti) Altay-Karşıyaka ile. Böylesine önemli bir haftada Kocaelispor engelini aşmamız gerekir.. Özellikle transfer döneminin bitmesine kısa süre kala disiplinsiz davranışları nedeniyle sözleşmesi Kocaeli'de feshedilen ve Turuncu Beyazlı ekibimizle anlaşan Mohammed Ali'nin maça özel önem vereceğini belirtmeliyim.

Dipnot: Bu maç, geçen sene oynanan Adanaspor-Sakaryaspor maçı öncesine ve sonrasına çok benziyor. O maçta zorlanmamıza rağmen 1-0 kazanmıştık ve bizim maçtan sonra Sakaryaspor çıkışa geçmişti. Bu maçta da zorlanmamıza rağmen kazanacağımızı ve bizim maçtan sonra da Kocaelispor'un çıkışa geçeceğini düşünüyorum...

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2010-02-04 18:09:46

Recep Yıldız

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/recep_y__ld__z.jpg
  • 23 yaşında.
  • Adanaspor onun 3.takımı.
  • Türkiye’de ilk takımı Antalya.
  • Futbola Almanya’da başlıyor.
  • Studgart’ta, 3.ligde.
http://ul.gcg.me/files/2010-02/rec.jpg

Bir sakatlık söz konusu olduğu için bu antrenman maçında oynamıyordu. Konuşma Talha’yı sorarken başladı. Recep’in güler yüzlü olmasından kaynaklanan 10 dakikalık hoş bir sohbet oldu. Önce öylesine konuşurken sonra neden bunu kaplanpenche’de paylaşmayalım, diye düşündüm. Recep’in de izniyle konuşmayı bu yöne kaydırdık.

Sordum, kısa kısa yanıtladı:

______________________

  • “Tek golüm var, o da Antalya’da.
  • Orada 8 maç oynadım, sonra bir sakatlık yaşadım, o arada Şifo Mehmet takımın başına geçti. Sonra Adanaspor’a geldim.
  • Lise mezunuyum.
  • Türkçeyi yeterince bilmediğim için pek okuyamıyorum, ama Zidan’ın kitabını okudum. Bu tarz kitapları seviyorum. Bu arada en sevdiğim futbolcu da Zidan’dır.
  • Maç günü belli olur oynayıp oynamayacağım. Bu hocanın kararına bağlı ama ben oynamazsam büyük ihtimalle orada Koray forma giyer.
  • Talha çabuk uyum sağladı. 11’i zorlayabilir. (Arkadaşlar, tabi ki Recep bunları sorular üzerine söylüyor, bir anlamda merakımızı gideriyor: )) Yoksa kendisi öyle keyfi konuşmuyor, yanlış anlaşılmaya: ))
http://ul.gcg.me/files/2010-02/recep_y__ld__z.2.jpg
  • Türkü dinlemeyi çok seviyorum. 
  • Orhan Hakalmaz (…ilk söylediği isim oluyor.). Sonra İbrahim Tatlıses ve Gökhan Güney de dinlerim.
  • Hedef elbette Adanaspor’la süper lig…
  • Bence ikinciliği yakalarız, ilk altı dışına da hiç çıkmayız. (Ekliyorum, en kötü ihtimalle ilk altıda kalıp 4 takımla oynayacağımız maçlarda favori biziz, diyorum.)
  • Karabük maçında ilk yarıda pozisyonları bulan bizdik. Lider takım, düşün. Sonra uzaklardan bir gol... (Hemen atlıyorum lafa, üç gün boş kaleye vursun aynı yerden, bakalım gire mi otop, diye yine kederleniyorum orada yenilgiye. Neredeyse pozisyon vermiyoruz rakiplere, örneğin Rize maçı, diye ekliyorum direncimize bir kanıt olarak.)
  • Evet, defansımız iyi, (diyor bunun devamında)
  • Sinopluyum aslen.
  • Bu yüzden forma numaram 57.
http://ul.gcg.me/files/2010-02/ry.jpg
  • Kemal Hoca müthiş bir adam.
  • İşini çok iyi biliyor.
  • Bunu her yerde gösteriyor.
  • Bence süper lig hocası. (bence de diyorum, hatta ekliyorum Adanaspor Kemal Hoca ile ömür boyu anlaşmalı. Taraftarın onu Gündüz Tekin Onay olarak da gördüğünü söylüyorum.)
  • Zaten bir hocayı yaptığı toplantılardan da anlarsınız…”
  • ...dedi "Recep Yıldız".
  • Kitabımızı ona hediye ederek (karşılığında Kocaeli maçından 3 puanı hediye olarak bekleyerek: )) bu sohbeti böylece noktaladık.
http://ul.gcg.me/files/2010-02/recep_y__ld__z.1.jpg
Yazar: Editor
2010-02-03 10:01:27

YİĞİDİN GÖLGESİ KENDİNDEN OLUR!

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/as.jpg

Âşık Veysel adlı bir başka yiğittendir bu söz.

Tam da bize göredir.

Şimdi tek tek söyleyelim:

Adanaspor taraftarı takımına daha çok sahiplenecek ve futbolcusunu, hocasını, başkanını daha çok destekleyecektir. Çünkü;

Yiğidin gölgesi kendinden olur.

Adanaspor futbolcusu, her biri iki kişilik oynamaya devam edecektir. Çünkü;

Yiğidin gölgesi kendinden olur.

Kemal Hoca futbolcularını en üst düzeyde hazırlamaya devam edecektir. Çünkü;

Yiğidin gölgesi kendinden olur.

Bayram Akgül daha güçlü gidecektir her olumsuzluğa rağmen. Çünkü;

YİĞİDİN GÖLGESİ KENDİNDEN OLUR!
Yazar: Editor
2010-01-30 16:00:41