2010-02-08 18:36:47
http://ul.gcg.me/files/2010-02/kemal_k__l____.jpg
 
68 fotoğraf için tıklayınız...
 

İnanmak ve Kazanmak

Bank Asya 1. Liginde geçen yıl oynadığımız Sakarya maçı, bugün oynadığımız Kocaeli maçı…

Bu iki maç  birbirine benziyordu… Geçen yıl Sakarya, ilk yarı sonunda tüm kadrosunu yenilemiş ve ikinci yarı ligde kalabilmenin hesaplarına başlamıştı… Biz ise olaylı geçen devre arası  hazırlık döneminden sonra çıkış aramaya başlamıştık…

O maçı 1-0 kazandık ama o güne kadar karşılaştığımız en zorlu rakip oldu Sakarya…

Bu yıl ise, ekonomik sorunlarla boğuşan Kocaeli, lisans bedellerini devre arası ödediği futbolcuları  ikinci yarı oynatma fırsatı bulabildi… Tıpkı  Sakarya gibi 1-0 yendik Kocaelispor’u… Tıpkı Sakarya gibi çok zorladılar bizi… Tıpkı Sakarya gibi ilerleyen haftaların can yakan takımı olmaya aday bir görüntü  verdiler…   Umarım sonları tıpkı Sakarya gibi olmaz…

http://ul.gcg.me/files/2010-02/bak____lar.jpg

Bu maçta dikkat çeken bazı  şeyler vardı (hadi biz de sevgili Hakan’a uyalım ve üçleme yapalım)

  1. Yükselme grubu maçlarından beri özlemle beklediğimiz sahne bugün gerçekleşti… Bayram Akgül, taraftarın arasında izledi maçı… Yani geçmişte olduğu gibi taraftarına inanan bir başkan ve başkan’ına sahip çıkan taraftar görüntüsü vardı…

Ki sürekli yağış altında oynanan Mersin maçı da dâhil olmak üzere Adana, takımına sahip çıkıyor artık…

  1. Sahada yardımlaşan, koşan, savaşan bir Adanaspor vardı ki futbolcuların mücadelesi şapka çıkarılacak türdendi… Birbirlerinin açıklarını kapattılar, gol aradılar, dönüp defanslarına yardım ettiler ve galibiyeti dişleriyle tırnaklarıyla elde ettiler… Maçın hiçbir bölümünde rakibe teslim olmadılar, yılgınlığa düşmediler…
  2. Saha kenarında bir adam vardı ki alkışın en büyüğünü o hak etti aslında… Bir an olsun yerinde durmadı… Futbolculara hep taktik verdi… Aksayan noktaları çok iyi gördü… Aksayan yerlere nokta atışlar yaptı… Saha kenarında en az futbolcular kadar ter döktü… (ki bu sayfada en çok eli cebinde maç seyreden hoca’dan dert yanmıştık)

Sonuç  olarak, Sakarya maçından sonra izlediğim en zevkli ikinci maç  oldu Kocaeli maçı… Sonucu ne olursa olsun üzülmeyeceğim bir maçtı… Tabi ki böyle bir dönemeçten şarampole yuvarlanmadan kurtulmak harika bir sonuç…

Haftaya Ankara yollarındayız, derdimize derman için üç puan arayacağız HACETTEPE’den…

Vira…

Fatin Murat Seferbeyoğlu
Yazar: Editor
2010-02-07 16:31:13

Zor da Olsa Aldık...

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/gol_sevinci.jpg

[68 fotoğraf için tıklayınız...]

Zor da olsa 1-0 alırız demişti İsmail. Serkan Şenyürek de zor geçecek diyordu. Maçtan önce Mehmet’le karşılaştık. O da korkuyorum, demişti. Galiba bir ben rahattım çeşitli gerekçelerimden dolayı. Rakip hala toplama takım diyordum. Kıvamına gelememişlerdir, diye düşünüyordum. Yanılmışım. İkinci gerekçem takıma çok güvenmemdi. Yine savaşacak ve kazanacaktık. Bunda yanılmadım. Bu maçı kazasız belasız atlattıysak alkışlar sahadaki her bir futbolcuyadır, Kemal Hocayadır ve taraftaradır. “Anlamlı” bir galibiyet oldu. Ama bu maçtan sonra Kocaelispor’a önün açık olsun diyorum, hem rakiplerimizle yapacakları maçlardan dolayı hem de Kocaeli gibi bir takımın düşmesini asla istemediğimden dolayı.

Burada maçı bir daha anlatmaya gerek yok. Bir iki not düşebilirim ama:

  • Emre bu takıma çok lazım.
  • Rahman, sen neymişsin be abi.
  • Helal sana Onur Demirtaş, yürekten oynadığın futbolla en azından beni mahcup ettin. Fakat hakkını çok önce zaten teslim etmiştim.
  • Fevzi, yine kanının son damlasına kadar savaştın fakat yedek kulübesindeyken (bu çok ama çok önemli, çıkan futbolcunun yedek kulübesinde maçı tamamlaması) o gol sevincin galibiyet kadar anlamlıydı. O sahne Adanaspor futbolcusunun şampiyonluğa nasıl inandığının net bir fotoğrafıydı.
  • Tolgahan süper ligde de oynarım dedi bugün.
  • Recep, Ersan, Anıl, İzzet çok az bir hatayla oynayarak yine güven verdiler, evet bu cümle klişe oldu ama durum bu ben ne yazayım.
  • Metin İlyas değişikliği orta sahayı müthiş canlandırdı. Devam...
  • Ve en son Okan Salmaz hamlesi tam bir Kemal Hoca dehasıydı. Rakip ceza sahasındaki karambollarda sakin ve kıvrak bileklere ihtiyaç vardı, teşhis ve tedavi 3 puanı getirdi.
  • Mbilla son vuruşlarda biraz daha becerikli olsaydı ya, o zaman rahat bir maç olurdu hakikaten.
  • Durum bu.
  • Var mı unuttuğum bir şey.
  • Ha, maç bittiğindeki takımın yaş ortalamasına ne demeli?
  • Ve o genç kadro Adanaspor taraftarının özel bir mutluluğudur.
  • Vira o zaman…
Maç fotoğrafları
foto-yorum'da
68 kare...
tıklayınız.
Yazar: Editor
2010-02-06 15:29:13
Zor da Olsa...
 
http://ul.gcg.me/files/2010-02/analyze.jpg
  • Geçtiğimiz hafta Ç.Rize gibi zor bir deplasmanından 1 puanla ayrılan Adanaspor'umuz haftayı kazançlı geçiren takımlardan bir tanesiydi.
  • Rakiplerimizden Altay'ın Karabük deplasmanında ve Karşıyaka'nın da evinde Giresun'a kaybetmesi sonucu zirveye biraz daha yaklaştık.(Çoğu kişi Karabük'ün puan kaybetmesini istiyordu ama bence Karabük sezon sonu ilk ikide yer alacak ilk takım olacak, dolayısıyla bizim rakibimiz Karabük değil
  • Kocaeli maçı öncesi takımımızdaki eksiklerine bakacak olursak cezalı olan Emre Aktaş'ın ve sezonu kapatan Kibong'un forma giyemeyeceklerini görüyoruz.
  • Körfez ekibinin eksiklerine bakacak olursak hafta içi yapılan idmanda sakatlanan Aydın ile sağ bek Atahan ve en çekindiğim isim olan Emrah Kol yok...
  • Konuk Kocaeli cephesinde lisanların çıkması da ilaç olmadı. Evlerinde oynadıkları Bolu karşılaşmasından da kötü bir oyunla puansız ayrıldılar ve bu karşılaşmadan sonra teknik direktör Cihat Arslan görevden alınıp yerine Bülent Baturman getirildi.
  • Birçok oyuncunun transfer edilmesiyle bir kere takımın kadrosu oldukça şişirildi. Şu an takımda 55 tane lisanslı futbolcu var ve Bülent Hoca da Adanaspor maçından sonra kadroda indireme gideceklerini belirtti.Birkaç futbolcu dışında diğer futbolcularda bezginlik havası var ve işin tuhaf tarafı takımın ciddi bir güç ve kondisyon sorunu var. Bülent Baturman hafta arası yaptığı basın açıklamasında Adana deplasmanında ellerinden geleni yapacaklarını belirtti fakat asıl başlangıçın Samsun maçı olduğunun üzerinde durdu.
  • Tahmin: Bizim için oldukça önemli bir hafta.. Nedeni ise rakiplerimizden Buca-Konya ile oynuyor (bu maç Buca'nın 3-1'lik galibiyetiyle bitti) Altay-Karşıyaka ile. Böylesine önemli bir haftada Kocaelispor engelini aşmamız gerekir.. Özellikle transfer döneminin bitmesine kısa süre kala disiplinsiz davranışları nedeniyle sözleşmesi Kocaeli'de feshedilen ve Turuncu Beyazlı ekibimizle anlaşan Mohammed Ali'nin maça özel önem vereceğini belirtmeliyim.

Dipnot: Bu maç, geçen sene oynanan Adanaspor-Sakaryaspor maçı öncesine ve sonrasına çok benziyor. O maçta zorlanmamıza rağmen 1-0 kazanmıştık ve bizim maçtan sonra Sakaryaspor çıkışa geçmişti. Bu maçta da zorlanmamıza rağmen kazanacağımızı ve bizim maçtan sonra da Kocaelispor'un çıkışa geçeceğini düşünüyorum...

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2010-02-04 18:09:46

Recep Yıldız

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/recep_y__ld__z.jpg
  • 23 yaşında.
  • Adanaspor onun 3.takımı.
  • Türkiye’de ilk takımı Antalya.
  • Futbola Almanya’da başlıyor.
  • Studgart’ta, 3.ligde.
http://ul.gcg.me/files/2010-02/rec.jpg

Bir sakatlık söz konusu olduğu için bu antrenman maçında oynamıyordu. Konuşma Talha’yı sorarken başladı. Recep’in güler yüzlü olmasından kaynaklanan 10 dakikalık hoş bir sohbet oldu. Önce öylesine konuşurken sonra neden bunu kaplanpenche’de paylaşmayalım, diye düşündüm. Recep’in de izniyle konuşmayı bu yöne kaydırdık.

Sordum, kısa kısa yanıtladı:

______________________

  • “Tek golüm var, o da Antalya’da.
  • Orada 8 maç oynadım, sonra bir sakatlık yaşadım, o arada Şifo Mehmet takımın başına geçti. Sonra Adanaspor’a geldim.
  • Lise mezunuyum.
  • Türkçeyi yeterince bilmediğim için pek okuyamıyorum, ama Zidan’ın kitabını okudum. Bu tarz kitapları seviyorum. Bu arada en sevdiğim futbolcu da Zidan’dır.
  • Maç günü belli olur oynayıp oynamayacağım. Bu hocanın kararına bağlı ama ben oynamazsam büyük ihtimalle orada Koray forma giyer.
  • Talha çabuk uyum sağladı. 11’i zorlayabilir. (Arkadaşlar, tabi ki Recep bunları sorular üzerine söylüyor, bir anlamda merakımızı gideriyor: )) Yoksa kendisi öyle keyfi konuşmuyor, yanlış anlaşılmaya: ))
http://ul.gcg.me/files/2010-02/recep_y__ld__z.2.jpg
  • Türkü dinlemeyi çok seviyorum. 
  • Orhan Hakalmaz (…ilk söylediği isim oluyor.). Sonra İbrahim Tatlıses ve Gökhan Güney de dinlerim.
  • Hedef elbette Adanaspor’la süper lig…
  • Bence ikinciliği yakalarız, ilk altı dışına da hiç çıkmayız. (Ekliyorum, en kötü ihtimalle ilk altıda kalıp 4 takımla oynayacağımız maçlarda favori biziz, diyorum.)
  • Karabük maçında ilk yarıda pozisyonları bulan bizdik. Lider takım, düşün. Sonra uzaklardan bir gol... (Hemen atlıyorum lafa, üç gün boş kaleye vursun aynı yerden, bakalım gire mi otop, diye yine kederleniyorum orada yenilgiye. Neredeyse pozisyon vermiyoruz rakiplere, örneğin Rize maçı, diye ekliyorum direncimize bir kanıt olarak.)
  • Evet, defansımız iyi, (diyor bunun devamında)
  • Sinopluyum aslen.
  • Bu yüzden forma numaram 57.
http://ul.gcg.me/files/2010-02/ry.jpg
  • Kemal Hoca müthiş bir adam.
  • İşini çok iyi biliyor.
  • Bunu her yerde gösteriyor.
  • Bence süper lig hocası. (bence de diyorum, hatta ekliyorum Adanaspor Kemal Hoca ile ömür boyu anlaşmalı. Taraftarın onu Gündüz Tekin Onay olarak da gördüğünü söylüyorum.)
  • Zaten bir hocayı yaptığı toplantılardan da anlarsınız…”
  • ...dedi "Recep Yıldız".
  • Kitabımızı ona hediye ederek (karşılığında Kocaeli maçından 3 puanı hediye olarak bekleyerek: )) bu sohbeti böylece noktaladık.
http://ul.gcg.me/files/2010-02/recep_y__ld__z.1.jpg
Yazar: Editor
2010-02-03 10:01:27

YİĞİDİN GÖLGESİ KENDİNDEN OLUR!

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/as.jpg

Âşık Veysel adlı bir başka yiğittendir bu söz.

Tam da bize göredir.

Şimdi tek tek söyleyelim:

Adanaspor taraftarı takımına daha çok sahiplenecek ve futbolcusunu, hocasını, başkanını daha çok destekleyecektir. Çünkü;

Yiğidin gölgesi kendinden olur.

Adanaspor futbolcusu, her biri iki kişilik oynamaya devam edecektir. Çünkü;

Yiğidin gölgesi kendinden olur.

Kemal Hoca futbolcularını en üst düzeyde hazırlamaya devam edecektir. Çünkü;

Yiğidin gölgesi kendinden olur.

Bayram Akgül daha güçlü gidecektir her olumsuzluğa rağmen. Çünkü;

YİĞİDİN GÖLGESİ KENDİNDEN OLUR!
Yazar: Editor
2010-01-30 16:00:41

İlyas Böyle İstedi

 

http://ul.gcg.me/files/2010-01/erkut.jpg
  • Galibiyetle ayrılabileceğimiz bir maçta tek puanla yetinmek zorunda kaldık.
  • Maçın büyük bir bölümünde topa hâkim olan bizdik. Ve çok kısır geçen bu karşılaşmada en net iki pozisyonu yakalayan yine bizdik.
  • Fakat İlyas’ın her iki pozisyonda da hazırlıksız olması bizi 3 puandan ve rahat bir galibiyetten etti.
  • Yazımızın başlığı da bu yüzden “İlyas Böyle İstedi” oldu.
  • İlkinde ayakları ve topa vurma açısını denkleştiremedi.
  • İkincisinde ise bir 10 santimcik geride kaldı.
  • Adanaspor her zaman olduğu gibi mücadele etti.
  • Her bir oyuncu kendini büyük bir organizmanın önemli bir parçası, organı olarak görüp savaştı.
  • Bunda da başarılı olduk.
  • Kendine güvenen bir pas organizasyonumuz vardı.
  • Bu da maçın uzatmalarında bizi az kalsın yakıyordu.
  • Onur Demirtaş’ın topu çıkarmada oyalanması Rize’nin yarım da olsa en ciddi atağını yarattı.
  • Emre’nin yokluğu özellikle bu maçta çok hissedildi.
  • Bir de ne olursa olsun orta sahamızda yaratıcı ve ofansif bir oyuncuya hala çok ihtiyacımızın olduğu yine görüldü.
  • Rahman ve Fevzi’nin gayretini sonuca götürecek bir isim…
  • Dilerim Talha bunun ilacıdır
  • veya Emrah artık iyileşsin.
  • Ya da son bir umutla hala beklenen bir oyuncu, adı formlarda dedikodu olarak dolaşsa da…
  • Kocaeli gelecek, sonra Hacettepe deplasmanı
  • ve ben yine 3 puan diyeceğim o deplasman için de…
  • Maçtan önce Erkut biraderimiz zafer yumruklarını göstermişti oysa.
  • Neyse, sonraki maçlara kalsın o yumruklar: ))
Yazar: Editor
2010-01-27 13:33:42

http://ul.gcg.me/files/2010-01/trby.jpg
  • Turbeyler Grubu, Büyükşehir Belediyesine yürüme kararı aldı. 28.01.2010 Perşembe günü saat 12:00’de Atatürk Parkında toplanma kararı alan grup yetkilileri bu konuya önem verilerek,herkesin birbirine haber vermesini istedi.
Yazar: Editor
2010-01-24 09:20:30

Bu Maçın 18’ini Açıklayalım: ))

http://ul.gcg.me/files/2010-01/adanaspor_miy_kaplanpenche.jpg
  1. Bir kere biz yağmur olsa da maça gidelim,
  2. Üç damladan ne ola ki,
  3. Hem şeker değiliz ki eriyelim,
  4. Rakip alanda çoğalalım,
  5. Çok çok yardımlaşalım,
  6. Topa iyi basalım,
  7.  Sahada kazanacak kadar koşalım
  8. Tribünde galibiyet için coşalım,
  9. Hazır, rakipler de puan kaybetmişken
  10. Bir fırsatı kaçırmayalım,
  11. Oyunu sahamızda kabullenmeyelim,
  12. Tribünde oyuna gelmeyelim,
  13. Aman gol yemeyelim,
  14. Biz, Fevzi ile bir gol atalım,
  15. Gerekirse üzerine yatalım,
  16. Ama 3 puanı alalım,
  17. Bir sigara yakalım,
  18. Keyfimize bakalım…
Yazar: Editor
2010-01-20 18:43:37

Floket’ten Bugüne

 http://ul.gcg.me/files/2010-01/isa_-adanaspor_-floket.jpg

  • Az önce bir radyoda Almanya kaynaklı bir program dinliyordum.
  • Konu sponsorluktu.
  • Bundesliga’da forma reklamlarının ne kadar destekleyici ve tüketici açısından (tüketici dediği de biz taraftarlar oluyoruz: )) etkileyici olduğu vurgulanıyordu.
  • En sıradan bir Bundesliga takımının Premier Lig’de mücadele eden üst seviyedeki bir takımdan daha avantajlı olduğu ayrıca belirtiliyordu.
  • Bunun sebebinin de öteki liglerdeki TV gelirlerinin Almanya’ya göre daha tatmin edici bir düzeyde olması, bu yüzden de forma reklamlarının ikinci planda kalması gösteriliyordu.
  • Fakat neticede ortaya çıkan, Alman takımlarının forma desteği açısından pek avantajlı oldukları gerçeğiydi. İçimize sinse de sinmese de şimdiki zamanın futbolunda hal böyle…
  • En önemli vurgu şurada ortaya çıkıyordu: Taraftarın, takımının formasında gördüğü reklamla, bilmeden de olsa, bir tür gönül bağı kurması…

Hatırlıyorum da en güzel zamanlarımızın forma reklamı, o zamanların Güney Sanayi’sinin ürettiği bir halı olan Floket’ti. Biz bir şekilde Floket’i ne çok sevmiştik; sponsorluğu, ticari futbolu, paranın futboldaki tek ilah olduğunu, naklen yayınları, havuzu vs’yi hiç bilmeden.

Not: Apaçi İsa'mızın üzerindeki o formadaki reklam Floket'indir...

Yazar: Editor
2010-01-17 16:35:50

Sevinsem mi Üzülsem mi?

http://ul.gcg.me/files/2010-01/ksk_adanaspor.jpg
  • Enteresan bir karşılaşmaydı Karşıyaka maçı.
  • Farklı da yenilebilirdik rahat bir galibiyet de alabilirdik.
  • Rakip sol koridorumuzu iyi kullanıp ilki bulduktan sonra ikiyi, üçü de bulabilirdi.
  • Derken penaltıdan sonra dağılan Karşıyaka’yı skorla da dağıtabilirdik, olmadı.
  • Burada en belirleyici etken hakem Bülent Yıldırım’dı.
  • Bir kere o penaltımızı vermeyebilirdi ama verdi ve süreçte kötü başlayıp öyle giden maç lehimize döndü.
  • Maç öncesi klasik yorumlarımızda Kubilay Karşıyaka on kişi kalacak, demişti.
  • Penaltımızdan sonra bu oldu.
  • Ama ikinci yarıda hakemin maçı toparlama çabasında Emre’ye ilgisiz bir ikinci sarıdan kırmızıyı göstereceğini o da düşünmedi.
  • Bize net olarak dönen maç ki ilk yarı topa hâkim olma üstünlüğü bizdeyken, ikinci yarıda Bülent Yıldırım’ın dengesini kaybetmesiyle önce ortaya geldi, sonra bir ara rakibe döndü.
  • Bu arada Tolgahan çok güzel bir top çıkardı ve rakip forvet net bir pozisyonu harcadı.
  • Anlaşıldı ki maç 1–1 bitecekti. Son saniyede yakaladığımız net pozisyon da bu “kaderi” değiştiremedi.
  • Bence maçın en kötü adamı Bülent Yıldırım’dı.
  • Belki de kariyerinin en kötü maçını yönetti.
  • Bunun sebebi de zannederim ki FİFA kokartına güvenip bir 1.Lig maçını hafife almasıydı.
  • Bizim takımsa bildiğiniz gibi, bu haliyle ilk 6 için oynayacaktır.
  • Daha yüksek hedefler bu koşullarda biraz romantikçe olur ve beni de aşar bu manada.
  • Ama hala mümkünse orta alana bir takviye her şeyi, kalan 16 maçı değiştirecektir.
  • Bu arada Mersin maçına Emresiz girmek bu karşılaşmanın en kötü sonucu oldu.
Yazar: Editor
2010-01-16 16:38:46
http://ul.gcg.me/files/2010-01/adanaspor1.jpg
 

“DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE

TARİHİN HİÇBİR DÖNEMİNDE

BU KADAR AZ İNSANA

BU KADAR ÇOK İNSAN

 HiÇ BU KADAR GÜVENMEMİŞTİR!”

http://ul.gcg.me/files/2010-01/adanaspor2.jpg

Yazar: Editor
2010-01-15 09:01:24

Kısa Kısa

http://ul.gcg.me/files/2010-01/pncl.png
  • Karşıyaka maçı, herhangi bir değişiklik yoksa TV’den veriliyor. Yani öyle olduğunu biliyorum ve dilerim yanılmıyorum. Gitme imkânımızın bulunmadığı bu güzel maçı hiç olmazsa TV’den izleyelim, tabi Rize’den sıra gelirse… Bu sezon TV’den verilen maçlardaki performansımız geçen seneye göre daha iyi, bu maçla devam ettireceğiz daha iyi olmayı…
  • Maçın hakemi FİFA kokartlıymış, Bülent Yıldırım… Maçlarımıza komplekssiz, iradeli, basiretli hakemlerin verilmesi daima lehimizedir. Nasılsa hakemlerden bir beklentimiz yok, adil olunsun yeter, biz kendi işimizi görürüz.
  • Süper Lig Digiturk’te, 1. Lig TRT’de… Şimdi, seneye bu ligin maçları TRT’de diye sevinelim mi, daha kaliteli yayın ve şifresiz maçlar… Sevinmemize gerek kalmasın, derim. Biz süpere çıkalım da…
  • Geçen sezon Karşıyaka maçını garip bir şekilde kaybetmiştik. Yarım bir atakları vardı, o zamanki kalecimizin bir zamanlama hatası vardı ve orada bir yerde ballı Yunus vardı… 1-0 kaybetmiştik. Bu kez öyle olmayacak.
  • Yahu Emre gerçekten sakat mı? Böyleyse önemli bir avantaj kaybederiz. Fakat G.Antep’te canlı izlediğim Sinan olası görevi yerine hakkıyla getirecektir. Umarım Emre’nin sakatlığı balon haberdir veya önemsizdir.
  • En içten ve en klasik halimle yazıyorum, bu futbolcularımız önce Karşıyaka’dan puan veya puanlarla: )) dönecektir ve sonra alayına “Vira dedik ulan” diyecektir.

___________________________

  • Gündeme dair bir hamişle bitireyim: Tekel işçilerinin eylemleri devam ediyor. Tüm kalbimizle sizin yanınızdayız. Biliyorum, “direnenler kazanacaktır” sözü bir eski sevdadır, hayatın acı gerçeğine uymamaktadır ama yine direnenler en nihayetinde kazanacaktır. Bu dünya Süleyman’a bile kalmamışken…
Yazar: Editor
2010-01-11 18:27:00

Transfer Yok Ama Orada Bir Adanaspor Var

http://ul.gcg.me/files/2010-01/as1a.jpg
  • Transfer yok ama orada bir Adanaspor var, evet…
  • Sezon başından beri canla başla mücadele eden futbolcularımız var.
  • Aynı mücadeleyi 2. yarıda da gösterecek bir yürek onlarda var.
  • Değil mi ki en çok eleştirdiğimiz futbolcu çıkıp öyle maçlar oynadı ki biz yazdıklarımızdan mahcup olduk. Çıkıp yine oynayacaktır.

İsterseniz tek tek bakalım önce:

  • Kaleye korkmadan bakıyorum. Benim için Tolgahan da Zülküf de aynı. Orada güven tam.
  • Sağda İzzet… Oynadığı maçların çoğunda üst düzeydeydi. Birçoğumuz onun için yılın transferi diyor.
  • Solda Anıl mı Metin mi uzun tartışmalar oldu. Çoğumuz Metin diyorduk. Fakat Anıl öyle maçlar çıkarmaya başladı ki, Metin’e hakkını vermeye devam ederken Anıl da kendi değerini buluyordu.
  • Metin, sadece sol bekte değil orta sahada da oynayabilecek çapta çok önemli bir futbolcu…
  • Ersan Âdem Gülüm, tam adıyla söylemek gerekiyor bir markayı tescillemek için… Israrla yazıyorum, örneğin GS’de veya milli takımda sorunsuz ve fasılasız oynar.
  • Recep, Ersan Âdem Gülüm’le iyi bir ikili oluşturmuştur. Orada sırıtmadan oynayabilecek bir de Korhan var kanımca.
  • Fevzi, 1. ligin üzerinde çoğu zaman. Devam edecektir...
  • Emre ilk yarıdaki performansıyla bile mükemmeldi. İkinci yarıda üzerine koyacaktır ve kendinin belirlediği 15 gol barajını mutlaka aşacaktır.
  • Mbilla… Rakip defansı Özellikle Emre ile birlikte hallaç pamuğu gibi atmaya devam edecektir. Hayır, farazi konuşmuyorum. Maçları izledik, gördük. Polyanna seansı da değil.
  • Rahman oynadıkça mükemmelleşiyor. Ona da zaten Erkin kefil: ))
  • Onur Demirtaş örneğin Kartal, Ordu maçlarındaki gibi oynasın, ki kolay maçlar değildi onlar, orta sahadaki arızamız büyük oranda hallolacaktır.
  • Onur Acar’dan biraz daha özveri ve gayret bekliyoruz, doğal olarak.
  • Asıl mesele İlyas’ın ikinci yarıda ne yapacağıdır. Biz ona güvenmeye devam ediyoruz, ister mecburiyet deyin ister iyi niyet. İlyas, hal böyleyken mutlaka orta sahaya daha çok müdahale edecektir.

Sözün özü, bu takım ne kendilerini ne de kendilerine inananları mahcup edecektir.

http://ul.gcg.me/files/2010-01/as2a.jpg

 Not:

Düşünün, Kbong ve Emrah'ı saymadım bile sakat oldukları için. Bir de onlar katılırsa takıma, milli Okan o niteliğini takıma yansıtırsa...

Yazar: Editor
2010-01-08 20:41:20

Başın Öne Eğilmesin

http://ul.gcg.me/files/2010-01/ad.__amp..jpg
  • Şimdi Adanaspor camiasında tek gündem var: Transfer.
  • Hepimiz kulak kesilmiş, gelecek transfer haberlerini bekliyoruz.
  • Kimimiz umudunu kesti, kimimiz hala çok umutlu…
  • Lakin ikinci yarının ilk maçı da haftaya…
  • Futbolcuyu transfer ettin, takıma uyumunu sağladın ve verim aldın…
  • Biraz daha zaman isteyen işler.
  • Ben, şimdiki zaman itibariyle, transfer konusunda hiçbir beklentisi olmayanlardanım.
  • Bunu da herhangi bir sitemle de söylemiyorum.
  • Koşullar ortada, bir başkanın bir başına yapabileceklerinin de bir sınırı var ve o sınıra da zaten gelindiği kanaatindeyim.

Ki çalışanların ay ortasını bile göremediği ekonomik ıstırapta yüz binlerce lirayı, milyon TL’leri bulup futbolcuya yatırmak benim hayal gücümü aşıyor. Adana’daki iş adamı destek olur mu? Bilmem! Hatta sanmam! Çünkü bahane çok:

  1. İki takım var, hangi birine yardım edelim!
  2. İşler kötü, işçilerimin parasını vermekte zorlanıyorum, fabrikam kapanmak üzere, vergiler belimi bükmekte zaten!
  3. Ben Adanalı bile değilim, bana ne!
  4. Adanaspor zaten şirket, ben niye yardım edeyim ki!
  5. Hele süper lige bir çıksın, o zaman yardım ederim!
  6. Vs…

Bu gerekçelerden şahsen sadece ikincisini anlayışla karşılarım, ötesi işin kaytarması.

Yani sonuç olarak şu şartlarda kimseden bize bir hayır yok, ama keşke bir sürpriz olsa da şu son haftada hepimizi sevindiren bir gelişme olsa…

  • Derim ki; kadrodaki futbolcularımıza daha çok inanarak, daha çok güvenerek, onları daha çok sahiplenerek, daha çok destekleyerek mücadelemize bakalım. Biz daha zor koşullarda şampiyonluklar almış bir kulübüz!
  • Düz mantık,
  • bu takım olumsuz koşullarda bile ilk yarıyı 5. tamamladı. İkinci devrede fikstür avantajı da bizde, en kötüsü ilk 6’da kalır, zor maçların takımı olarak 3 final karşılaşmasıyla yine hedefi vururuz.

Bunları tüm inancımla söylüyorum.

Biz şartsız şamatasız, her koşulda, içeride ve dışarıda Adanasporumuzun daha çok yanındayız ve VİRA deriz, ne dersiniz?

Yazar: Editor
2010-01-06 07:41:28

 Sessizlik

http://ul.gcg.me/files/2010-01/aspr.jpg

 On dört haftayı geride bıraktık… Devre arasında yeni transferlerle Kemal Hoca’nın elinin değmesini bekliyoruz… Son üç haftaya girdik bu umuda yolculukta… Her hafta yeni bir umutla başlıyoruz haftaya… Her hafta bu kez başaracağız, diyoruz… Her hafta gelecek üç puanın hesabını yapıyoruz… Ama her hafta, olsun, bir puan yeter, devre arasına kadar, diyoruz…”

Böyle demiştik son üç haftaya girerken… Devre arasına geldik, hatta bitirmek üzereyiz… On iki gün sonra ikinci yarının ilk maçına çıkacağız… Bütün takımlar transferi noktaladı…

Biz ise hala bekliyoruz… 

Birçok futbolcu adı gündeme geldi… Gündemimizde olan futbolcular yeni takımlarında çalışmaya başladılar bile…     

Biz ise hala bekliyoruz… 

Sessizlik ne anlatır?

Sessizlik nerde ne durumda olursanız olun iki şey anlatır… Susarsın  çünkü elinden bir şey gelmez… Susarsın çünkü  suçlusundur… 

On yedi hafta boyunca Ekrem AL’ın yetersiz transfer politikasını eleştirdik ve on hafta boyunca Kemal Hoca’nın elini bekledik… Ama yine ortada bir şey yok… “Transfer piyasası el yakıyor” diyerek, “Futbolcular gelmiyor” diyerek ne kadar daha oyalanacak bu taraftar… Hani dilim varmıyor ama: “bu kadro ilk yarıyı beşinci bitirdi; öyleyse transfere gerek yok” diye mi düşünülüyor yoksa… Eğer öyleyse, eyvah ki eyvah!!!

Adanaspor yönetimi ve Kemal Hoca hala susuyorsa, adını siz koyun o zaman…

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-01-04 08:29:53
http://ul.gcg.me/files/2010-01/g__nd__z_tekin_onay1.jpg
 
Gölgesi Ağır Adam, Gündüz Tekin Onay, Büyük Hoca...
Adanaspor, Adanasporluluk için hep önemli olacaktır...
Yazar: Editor
2009-12-29 11:19:44

Mahir Abi de düzeltmeye destek için şu puan cetvelini yolladı bize.

Sivas grupta bile yokmuş.

Antalya rakipmiş o haftada. Miliç(2) ve Sami'nin golleriyle 3-0 bitirmişiz.

26. haftayı 40 golle ve lider olarak geçmişiz.

Katkısından dolayı Mahir Abiye teşekkürler.

 

http://ul.gcg.me/files/2009-12/26._hafta_71.bmp

 

Yazar: Editor
2009-12-26 15:15:08

Kimler Gelmeli

  • Ön libero kesinlikle Altay'lı Merter Yüce olmalı...
  • Orta saha İstanbul Büyükşehir'den Ali Güzeldal...
  • Forvet olarak da bence eksiğimiz var... Aklıma ilk gelen isim gayet başarılı bulduğum Ankarasporlu Murat Tosun...
  • Ayrıca Bolulu Bilal ve Âdem Dursun bu ligde her zaman iş yapabilecek isimler, Bolu neden gönderdi bunları?
  • Yine Buca'dan gönderilen isimler var... Özellikle Veli ve eski Adsli Kenan...Bunlarla da Kemal Hoca ilgilenmeli...
  • Ama favorilerim
  • Merter
  • Ali Güzeldal ve 
  • Murat Tosun...
  • Bu 3 isimle ligin tozunu atarız... Duy beni Başkanım: ))

İsmail Eğriparmak

Not:

Sen de bizi duy İsmail,

okurların senden bu sayfalarda yazı bekler: ))

Yazar: Editor
2009-12-22 20:28:24

“Keşke”ye Dair

http://ul.gcg.me/files/2009-12/k__k.jpg

Keşke: Şimdiki zaman veya geçmiş zamanla ilgili dilek kipi... Pişmanlık belirtmek ya da bilek kuvvetiyle elde edilemeyecek bir şeyi istemek için kullanılır... (ekşi sözlük)

 

Keşkenin bizim maça uyarlanması;

  • Keşke Emre Aktaş ilk yarıda  golü yapsaydı,
  • Keşke Onur kırmızı kart görmeseydi,
  • Keşke golü 10 kişi kaldığımız için yeseydik,
  • Keşke Tolgahan o topu çıkarsaydı,
  • Keşke Metin ilk on birde çıksaydı,
  • Keşke Fevzi daha iyi oynasaydı,
  • Keşke İlyas ikinci yarı oyuna girseydi,
  • Keşke Karabük’e hiç gitmeseydik…

Bazı yarışmalarda yarışmacılar joker hakkı kullanır. Biz de keşke hakkımızı kullandık böylece.

Hani futbolda bir geyik vardır ya,

Bu mağlubiyet iyi oldu” Eh, bu da onlardan biri olsun…

 

Ali Cem

Yazar: Editor
2009-12-21 08:50:45

En Uzun Gece

  • Oğlak dönencesinde Türkiye'de ve kuzey yarım kürede en uzun gece 21 Aralıkta yaşanır, yani bugün.
  • Bu vakitlerde güneş ışınları oğlak dönencesine dik, Türkiye'ye de en eğik acıda gelir.
  • Sebep bu, uzun gecede.
  • İşin coğrafi yanı bu.
  • Niye mi bahsettik?
  • Hayır oğlak dönencesi kutlama haftası filan değil.
  • Elbette Adanaspor'a bağlayacağız.
  • Şimdi saat 8.50 itibariyle maç saatine kadar en uzun günü yaşayacağız, 11 saat kadar ve maç başlayınca efendim, bulacağımız erken bir golle en uzun doksan dakikayı yaşayacağız sonra, skoru korumak için.
  • Derken en uzun arayı yaşayacağız transferler ve evdeki 9 maçın heyecanı için.
  • Sonra uzun bir ikinci yarı şampiyonluk için...
  • Uzun bekleyişlerin meselesinde her şey bu gün başlıyor,
  • 21 Aralıkta, Adana'da veya Karabük'te, 
  • Corto Maltese'in bir macerasında olduğu gibi
  • "oğlak burcu altında"...
  • Bekleyiş...

http://ul.gcg.me/files/2009-12/corto-maltese.jpg
Yazar: Editor
2009-12-18 09:38:03

 Haritalar ve Şampiyonluklar ve Adana-Karabük

  • iki şehrin, Adana ve Karabük'ün hikayesi iki sezon önce yükselme grubu maçlarında kesişmişti.
  • Hatırlıyorsunuz elbette her bir ayrıntıyı.
  • O zaman haritaların benzerliği üzerinden bir gönderme yapmıştık emeğin iki şehri de demiştik,
  • sonra da yükselme grubundan birinci lige birlikte çıkmıştık.
http://ul.gcg.me/files/2009-12/adana.jpg

  • Bir kaderdir demiyorum,
  • futbol macerasında iki şehir birçok kez karşılaşabilir,
  • en olağan işlerdendir.
  • Biz yine bir değinelim ama zirveye oynarken hazır,
  • haritaların benzerliği mevzusuna.
  • İyi gelebilir: ))
  • Birlikte çıkarız, bu kez süper lige.
  • Neden olmasın! 
http://ul.gcg.me/files/2009-12/krbk.jpg
Yazar: Editor
2009-12-16 07:42:44
Aynı Tarife
 
http://ul.gcg.me/files/2009-12/tkm_as.jpg
 
“Maçın hakemi ise, 20.03.2009 tarihindeki 2-0’lık Ordu galibiyetinin hakemi Mustafa Öğretmenoğlu… Eh, ne diyelim, yine aynı tarife geçiyor gönlümüzden…”

Geçen yazımızı  böyle bitirmiştik… İnsanı donduran bir soğuğa, televizyon yayınına rağmen stadı dolduran taraftarlarını kırmadı  Adanaspor ve aynı hakem yönetiminde aynı tarifeyi uyguladı Orduspor’a…

Bu galibiyet, Konya ve Karabük’ün puan kaybettiği bir hafta için çok önemliydi…  Bu galibiyet, Karabük deplasmanı öncesi, moral açısından çok önemliydi… Bu galibiyet, görev yaptığı süre içinde Adanaspor’a anlamsız puanlar kaybettiren Ekrem Al’ı mahçup etmek açısından önemliydi…

Maça gelince, iyi başladık, golü bulduk, goller kaçırdık, bir ara bocaladık ama uzatmalarda son noktayı koyduk… Bunlar genel anlamda söylenebilecek sözler… Dört futbolcu var ki, bunlara özel parentezler açmak gerekiyor:

  • İLYAS: Haftalardır beklediğimiz bir İlyas vardı sahada… Takımı yönetti, ağabeylik yaptı ve her şeyden önemlisi öyle güzel derinlemesine paslar attı ki topu alan oyuncu golle burun buruna geldi…
  • ANIL: Öylesine çalışkandı ki, hem defans yaptı top sektirmeden hem de hücuma katkıda bulundu… İkinci golümüzde orta sahada topu rakibinden söküp sürüklemesi ve Emre’ye al da atması görülmeye değerdi…
  • FEVZİ: Maçın başında iki net pozisyonu kaçırınca dağıldı ve toparlanamadı… Kendine güvenini yitirdi… Öylesine yitirdi ki güvenini, ikinci yarı başında altı pasın için topu ağlara yollamak yerine arkadaşına pas vermeyi tercih etti… Burada olmayan Karabük’te olur be Fevzi, dert etme sen…
  • ONUR: Haftalardır eleştirdik, “bu takımda ne işi var?” dedik, kimi zaman ıslıkladık…  Ama maçta öyle bir oyun çıkardı ki söylediklerimizden utandık… Topun önüne can siperane attı kendini… Tekmeye başını uzattı… Orta sahada rakibi bozdu… İlk golümüzde ise kaleye gönderdiği bazuka Ordu kalecisini darmadağın etti…

Bir söz de taraftara, taşkınlık yapmaya kalkanları öyle güzel erittiler ki içlerinde, en ufak bir olumsuzluk yaşanmadı maçta…  Yükselme grubunda olduğu gibi Başkan ile kenetlendiler… Bence bu maçın galibi, Adanaspor’a sahip çıkan taraftardı…

Sözün özü şudur ki, Pazartesi keyfi demiştik, keyifli bir maç izledik… Karabük yoluna, yere daha sağlam basarak çıkıyoruz…

Vira Adanaspor…

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
Yazar: Editor
2009-12-14 08:37:54
Rakibimiz Orduspor
 
http://ul.gcg.me/files/2009-12/as_or.jpg

Pazartesi günü (bu akşam) sahamızda ağırlayacağımız Orduspor, deplasmanda oynadığı yedi maçtan iki galibiyet, üç beraberlik çıkarmış… Toplam 17 puanı bulunan Ordu, dokuz puanı deplasmandan almış bir takım… Eski hocamız Ekrem Al, göreve başladıktan sonra, deplasmanda Rize ve Hacettepe galibiyetlerine imza atmış bir takım Orduspor… Son haftalardaki çıkışı ile dikkat çeken Karşıyaka ile İzmir’de berabere kaldığı da düşünülürse, ev sahibi takımlar için pek de kolay lokma olmadığı anlaşılıyor Orduspor’un…

Toplam 11 golü bulunan Orduspor’da goller yedi farklı oyuncu tarafından atılmış… Bu da gösteriyor ki, gol yollarında çok etkili bir takım değil…

Bütün bunlara, geçen yazımızda da sözünü ettiğimiz, takımımızın iskeletini oluşturmuş bir hoca, yani Ekrem Al faktörü de eklenirse, zor bir maç bizi bekliyor denebilir…

Ancak, geçen yıl yine bu aylarda karşılaşırken,  Orduspor en iyi, biz ise en kötü zamanımızı yaşıyorduk… Buna rağmen, son dakikalarda gelen frikik golü ile ancak beraberlik aldılar bizden… Kaldı ki Kartalspor ile ilgili analiz yaparken Yakubu’ya dikkat demiştik… Ekrem Al’ın önlem alması gereken çok oyuncumuz var ve bu bizim için avantaj… Fevzi, Rahman, Mbilla, Emre rakibi dağıtacak yapıda oyuncular…

Sözün  özü, artıları ve eksileri yan yana getirildiğinde, artıların bizim hanemizde olduğunu söyleyebiliriz…. Konya ve Karabük puan kaybetmişken, tam da sırası değil mi galibiyetin?

Maçın hakemi ise, 20.03.2009 tarihindeki 2-0’lık Ordu galibiyetinin hakemi Mustafa Öğretmenoğlu… Eh, ne diyelim, yine aynı tarife geçiyor gönlümüzden…

Vira Kemal Hoca, Vira Adanaspor…

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
Yazar: Editor
2009-12-10 08:47:25

Kişilikli Futbol

Haftanın en sürpriz skorunu Kartalspor karşısında Adanaspor elde etti. Toros Kaplanları, bu sezon sahasında oynadığı tüm maçları kazanan ve kalesinde sadece bir gol gören Kartalspor’a 4 gol birden attı. Rakibine iç sahada ilk mağlubiyetini tattıran Adanaspor, üç haftalık aradan sonra 3 puanla tanışmış oldu.”

Bu yorumu www.bankasyabirincilig.com.tr sitesinde Remzi KILIÇ yapmış… Dışarıdan bakıldığında herkese sürpriz gibi gelen bu sonuç, bizim beklediğimiz bir sonuç aslında… Ekrem Al döneminde yazdığım bir yazıda “biz futbolun içindeki her sonucu kabullenmeyi biliriz, sen yeter ki kişilikli futbol oynat” demiştim… İşte Kartal maçı, kişilikli futbolun sonucudur…

Yine Kartal maçı öncesi yaptığım analizde “mazeretlerin arkasına sığınmadan ortaya konacak iyi bir oyun anlayışı bize bayram sevinci yaşatır”  demiştim… Evinde oynadığı yedi maçta, on iki gol atıp bir gol yiyen bir takıma bir maçta dört gol atmak, kişilikli futbolun sonucudur… Tebrikler Kemal Hoca… Sen bu takımı  böyle oynat, biz futbolun içindeki üç sonucu da “başımız gözümüz üstüne” der ve kabulleniriz…

Pazartesi rakibimiz Orduspor… Orduspor ile ilgili istatistikleri ve analizi diğer yazımda yazacağım… Ama  bu maç için dikkat edilmesi gereken nokta, Ekrem Al faktörüdür… Takımdaki futbolcuların tamamı ile kamp süresinde beraber olmuş, bu takımı kendisi oluşturmuştur… Bu nedenle oyun anlayışını bizi oynatmamak üzerine kuracaktır… Aman dikkat diyelim şimdilik… 

Fatin Murat Seferbeyoğlu
Yazar: Editor
2009-12-08 07:47:42
Alışılagelmişin Dışına Çıkmak 
 
http://ul.gcg.me/files/2009-12/ass.jpg
  • Ligde ilk yarının son iki haftasına giriyoruz. Bu hafta deplasmanda aldığımız 3 puan bizim için bir nevi duraklamanın ardından silkelenmemize ve gerçek hedefe gitme anlamında kendimize gelmemize vesile oldu. Haftalar sonra turuncu doğan güneşin sabah serinliğinde içimizi ısıtmasını yeniden hissettik. Tepedeki takımlarla puan farkını koruduk, biraz güç ve moral depoladık, şimdi önümüzde zorlu iki karşılaşma daha var. Hangisi zor derseniz benim cevabım Orduspor maçı olur. Karabükspor ilk ikinin içerisine pozitif ve güzel bir futbol ile ulaştı, muhtemelen bunu da devam ettireceklerdir, fakat onlarla deplasmanda oynayacak olmamız bir nevi avantaj şimdilik, açık futbol oynuyorlar ve hızlı adamlarımız onların işini baya zorlaştırabilir. Geçen seneden kalan bir hesap nedeniyle de ek bir motivasyonumuzun olacağı Karabük maçına daha süre var, şimdilik Orduspor üzerine yoğunlaşalım.
 
  • Teknik Direktörleri Ekrem Al sezon başında takımımızı çalıştırıyordu, uzun bir kamp döneminin ardından ligin ilk 6 haftasında takımımızın başında oldu, bu nedenle takımımızı A'dan Z'ye harfiyen çok iyi biliyor. Orta sahamızın güçsüzlüğü ve az yaratıcılığında büyük bir payı var, ve şimdi onun meyvesini yemek isteyecektir: Kemal Kılıç hocamız geldiğinden beri düşük oyun temposundan yakınıyordu, bunu gidermeye yönelik çalışmalarla takımı hızlandırmaya çalıştı, bu haftaki 4 golde bunun payını yadsıyamayız... Fakat bu hafta bizi iyi bilen bir hocaya karşı, onun ezberini bozmak gerek. Onun bildiği alışılagelmiş diziliş ve oyun mantığının dışına çıkarak kendi sahamızda oynadığımız maçta avantaj elde etmemiz gerek... Kemal hocamıza bu konuda güveniyoruz, muhakkak ki sürprizler hazırlayıp kapanan ve hızlı hol arayacak Orduspor'u hızlıca açmanın yollarını arayacaktır. Fakat ben gerek diziliş, gerekse alışışagelmiş oyuncu pozisyonlarındaki farklılılıkların oyuna etki yapacağını düşünüyorum. Geçen sene son dakikada Bruno'nun burun şutuyla yediğimiz gol hala kursağımızda, 3 puan bizim bunu sindirmemizi hızlandıracaktır... ForzAdana!!!
Gökmen Demirkaya
Yazar: Editor
2009-12-05 11:11:50
Rakibimiz Kartal
 
http://ul.gcg.me/files/2009-12/adana_kartal.jpg

Pazar günü deplasmanda karşılaşacağımız Kartalspor, evinde oynadığı yedi maçtan yedi galibiyet çıkarmış bir takım… Toplam 24 puanı bulunan Kartal, deplasmanda oynadığı yedi maçtan ancak üç puan çıkarabilmiş ki bu üç puanı üç beraberlikle almış…

Evinde oynadığı  maçların istatistikleri çok ilginç Kartal’ın… İlk yarı ve maç sonu skorları Kartal’ın oyun anlayışı  hakkında bize ip uçları veriyor aslında… Aşağıdaki tabloya dikkatle bakalım:

Maç     İlk yarı    Maç sonu

Kartal- Gaziantep Bld.     0-0        1-0

Kartal-Dardanel      0-0        1-0

Kartal-Buca       0-0        3-0

Kartal-Ordu       1-0        1-0

Kartal-Karşıyaka      0-0        2-0

Kartal-Rize       1-0        2-0

Kartal-Hacettepe      1-0        2-0

Kazandığı  yedi maçın dördünde ilk yarı gol atamamış… İlk yarı  gol attığı üç maçın ikisinde maçı tek farkla kazanmış…  Bu da demektir ki Kartal, ilk yarı rakibini tartıyor, rakibini üzerine çekmeye çalışıyor ve bulduğu fırsatı da kaçırmıyor… Evinde oynadığı yedi maçta 12 gol atıp bir gol yemiş… Deplasmanda ise dört gol atıp 13 gol yemiş… Toplamda 16 golü var Kartal’ın… Bu on altı golün sekizi Yakubu tarafından atılmış dersek oyun düzeninin bu futbolcu üzerine kurulduğu anlaşılır sanıyorum…

Öyleyse ne yapmalı? Önümüzde iki seçenek var:

Ya sabırla sağlam defans yapıp hızlı toplarla gol arayacağız ki www.tribundergi.com sayfasında bir Kartal taraftarı aynen şöyle yazmış:

“Adanaspor’un maç özetlerini izledim… Çok iyi kontratak yapıyorlar… Bu da beni korkutuyor… Adanaspor böyle oynarsa bize evimizdeki ilk yenilgiyi tattırabilir.”

İkinci yol ise rakibin bizi tartmasına izin vermeden fırtına gibi bir başlangıçla golü ya da golleri ilk yarıda bulmak...

Hangi yolu seçersek seçelim, Yakubu’yu kilitleyecek bir markaja gereksinimimiz var…

Sözün  özü, bizi çok korkutan bir maç, mazeretlerin arkasına sığınmadan(cezalı  ve sakat oyuncular var!) iyi bir oyun anlayışı ile bayram sevinci yaşatabilir bize…

Vira Kemal Hoca, Vira Adanaspor…

Fatin Murat Seferbeyoğlu
Yazar: Editor
2009-12-01 10:13:55

Her Şeye Rağmen 

  • Kasımın son günü bugün ve ben balkonda kısa tişörtle güneş altında yazmaya başladım... Sevgili Adana’mın bu güzel ikliminde insan daha bir umutlu oluyor yarınlar için, hele mevzu Adanaspor’umuzsa umudumuz hiç bitmiyor…  
  • İnişler belirsizlikler yaşıyoruz son zamanlarda, canımız sıkılıyor bu duruma. Çok kötü değiliz ama iyide değiliz. İyi olmak lazım en iyi olmalı bu yarışta… Konyaspor’un 31 puanı var ve birinci sırada…
  • Nedir Konya’nın Karabük ün farkı bizden? Kim ne derse desin kabullenemiyorum bu durumu. Bizim maçlarımız 1 ya da 2 golle bitiyor, gol atamıyoruz, orta sahada topu tutamıyoruz, defansı koruyamıyoruz teknik anlamda çok bilgi sahibi değilim bu yüzden teknik konulara çok fazla takılmak istemiyorum fakat yinede bariz bir pas sorunumuz olduğunu düşünüyorum…
  • Pasın yanı sıra iyi futbol oynasak da bizi galibiyetlere taşıyacak golleri bulmak ve futbolcularımızın sahaya kazanma azimlerini yansıtmaları lazım… Daha fazla yürek daha fazla inanç…
  • Bunları aşarsak iyi futbol sergileriz, iyi futbolda bizi başarıya götürür.  Devre arasına az kaldı önümüzdeki maçlar çok önemli, taraftar olarak üç maçta da takımımızın yanında yer alarak sahaya on ikinci gücü yansıtmalı lige armamızı vurmalı, Adanaspor farkını göstermeliyiz…  
  • Bu cümleler Adanaspor’umuza; Yenilsen de yensen de cezalı maçta bile taraftarın seni yalnız bırakmıyor. Zorlukları aşıp hayati tehlikesi olduğu halde damlara çıkıyor, seni görebilmek uğruna…
  • Bir duvarın önünde dışarıdan boğazları yırtınırcasına bağırıyor destek olmaya çalışıyor, maç bitiminde bekliyor seni, yönetimindekiler araçlarına tek tek binip terk ederken seni… Otobüsünün kalkmasını bekliyor razı olmuyor kalbi seni bırakıp gitmeye…
  • Son bir alkış için son bir destek için bekliyor onlarcası… Ve seni bizlere yeniden kazandıran Başkanımız için bekliyor…
  • Biz seni hep bekleyeceğiz arkanda olacağız iyi günde kötü günde… Armanı  taşıyanlara da sahip çıkarak her zaman kalbimizde olduğunu unutma Adanaspor’um…
Nazlı Demirkaya
Yazar: Editor
2009-11-29 16:02:54

Renksiz Bir Maç

Yine beraberlikle ayrıldıysak şöyle sıralayalım durumu, Aydın abinin damından:

http://ul.gcg.me/files/2009-11/adanaspor_konya.jpg
  • Yine hiçbir yaratıcılığımız yoktu.
  • Çünkü bizde yine orta saha yoktu.
  • Çoğu zaman savunmamız oyunu kurmak zorunda kalıyordu.
  • Dolayısıyla ileri uç, uçsuz bucaksız bir boşlukta deviniyordu.
  • Hatlar hep kopuk telefon telleri gibi salınıyordu.
  • Emre istediği hiçbir topu alamıyordu.
  • Orta alanda sadece Rahman biraz diri duruyordu.
  • Fevzi’nin yerine oynayan Metin orada gereken düzeyde oynayamıyordu.
  • Kbong dağlara taşlara oynuyordu.
  • Kulübede skoru değiştirebilecek bir futbolcumuz ne yazık ki yoktu.
  • Lider Konya nasıl bir liderdi anlaşılamıyordu.
  • Biri penaltından iki pozisyonları vardı ikisinde de Zülküf onlara fırsat vermiyordu.
  • Tam o anlarda Zülküf, bu kale artık benimdir diyordu.
  • Dakika 82 filan oluyordu,
  • Mbilla sağ çaprazdan net bir pozisyonu değerlendiremiyordu.
  • Ve de maç doksan dakika boyunca, benim hakkım beraberlik, diyordu.
  • Eğer Zülküf o penaltıyı çıkarmasaydı olası bir yenilgi haksızlık olurdu.
  • Bir not düşersem; maç, Fevzi oynasaydı bize döner gibi görünüyordu.
http://ul.gcg.me/files/2009-11/adanaspor_kony.jpg
  • Ne diyelim, yenemiyorsan yenilme.
  • Sırada Kartal deplasmanı…
  • Orada olacağız.
  • Yine 3 puan için.
  • Ama galiba yine beraberlikle döneceğiz.

Not:

Adanaspor Konyaspor maçının fotoğrafları foto-yorum’da.

http://ul.gcg.me/files/2009-11/as_2.jpg

36 kare... Tıklayınız...

Yazar: Editor
2009-11-28 10:23:26

Maç  Bu Maç

http://ul.gcg.me/files/2009-11/as.jpg

Desteğe Çağrı

Bu pazar günü Adanaspor grup lideri Konyasporla tarihinin en önemli maçlarından birisine çıkıyor.
Tam 12 puanlık bir maç!
Bu kader maçında destek şart…
Maç seyircisiz oynanacak.
Tribünlerden futbolcuya atılan bir taş sahamızın iki maç kapanmasına yetti.
Ama tribünlerde yer almamak elimizi kolumuzu bağlamamalı.
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.
Ama mutlaka!
Biz bu kente sahip çıkmazsak başkaları neden sahip çıksın ki!
Yaşadığımız kente önce biz sahip çıkacağız!
***
İşte bu pazar bunu gösterme zamanıdır!
Sahamız kapanmış, tribünlerimiz boşaltılmış olabilir.
Bu bizim Adana’mıza sahip çıkmamıza engel olmamalıdır!
Adana gençliği "Turbeyler" olarak Adana’ya ve Adanaspora sahip çıkmak için pazar günü bir konvoy düzenliyor.
Ve sizi davet ediyorlar!
Pazar günü sabah saat 09.00'da stadın yanında toplanıp Çatalan 1. köprüsüne hareket edecekler.
Burada takımı karşılayıp konvoy eşliğinde stadyuma getirecekler.
Tezahüratlarla, meşalelerle, bayraklarla yapılacak bu turuncu konvoya tüm Adanaspor taraftarlarını bekliyorlar!

***
Adana’ya sahip çıkmak için çırpınan "Turbeyler"  bizim gençlerimizdir.
Onları yalnız bırakma!
Adanaspor’u yalnız bırakma!
Adana’yı yalnız bırakma!
Gel ve katıl.
Adana’nın gerçek sahibinin Adana halkı ve Adana gençliği olduğunu herkes görsün!
Adana’yı süper lige omuzlarımızda birlikte taşıyalım!
Bakın ne diyor şair!
"Yüksel ki yerin bu yer değildir!
Yerlerde sürünmek hüner değildir!"

Nedim Soylu

Yazar: Editor
2009-11-25 08:28:11

Yine

Çanakkale ile yine beraberlik.

Kaderimiz mi nedir.

Kupa maçı niyetiyle mi çıksaydık yenebilmek için Çanakkale’yi!

Ben yine aynı şeyi söyleyeceğim, devre arasına kadar alacağımız her bir puan çok kıymetlidir. Ama bu, o devre arasında neler olacağına bağlı.

Evet, şimdi sırada Konya maçı var.

http://ul.gcg.me/files/2009-11/o_mac.jpg

Sezonun en anlamlı maçı, birçok yönden... İlki ve hazırda bizi ilgilendireni lider olmaları ve galibiyetimiz halinde arayı bir miktar kapatacak olmamızla ilgili. Bu durumda bir denge oluşacak ligde. Bu sayede diğer takımlar da yaklaşacak Konya’ya ve mücadele kızışacak iyiden iyiye.

Konya ile oynadığımız o hayati maçı hatırlasınız. Şimdi böyle bir direnç gerekiyor bize, örneği eski maç kayıtlarında.

Yanlış anlaşılmaya, tam da şu sırada maziyle filan hiç işimiz olmaz. Bu maça en iyi şekilde hazırlanıp şatsız bahanesiz 3 puanı almak bir zorunluluktur.

Konya’nın liderliği,

Tek yenilgileri olması,

Maçın seyircisiz oynanması,

Rakibin “Konya” olması,

Bizi hiç mi hiç ilgilendirmez.

Adanaspor’un adı bile, forması bile bu maç için yeterli avantaja sahiptir.

Biraz mücadele skoru bağlayacaktır.

Hadi her bir “Adanaspor futbolcusu,”

Hadi Kemal Hoca…

Hep dediğimiz gibi, eğer “zoru seviyorsak” işte tam sırası.

Maç o maç…

Yazar: Editor
2009-11-23 18:30:58

Geçiyor Bor’un Pazarı

http://ul.gcg.me/files/2009-11/bor_amlem.jpg

1950’li yıllar… Siyasal Bilgiler’den mezun olan iki genç, yükselmek, Kaymakam, Vali, Genel Müdür olmak için aralarında sözleşir… Gel zaman git zaman yıllar sonra iki arkadaş tekrar karşılaşır… İkisi de umduklarını bulamamış, hayallerini gerçekleştirememiştir… İki duble içelim diye otururlar bir yere ama yaşlanmışlardır ve rakı dokunur ikisine de ve o ünlü sözler dökülür, iki arkadaşın ağzından:

“Sende cevher var imiş bunu herkes ne bilsin

Kimler böyle züğürdün huzurunda eğilsin?

Şöyle bir dairede Müdür bile değilsin

Üç kadeh rakı dokunur oldu mideye

Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye”

Durumumuz bu minval üzere seyrediyor… Her hafta yeni bir kayıp ekliyoruz hanemize… Bu haftada yabancıların “Dardanel Less” yani “Cehennem Boğazı”  dediği yerde bıraktık iki puanımızı… Liderle fark sekize çıktı… Karşıyaka ensemize yapıştı…

Peki, bütün bunlardan sonra, siz hala “bir puan iyi puan” diyebiliyor musunuz?

Siz hala, “Hoca, taktik, yenilgi, bunları geçin, önümüze bakalım” diyebiliyor musunuz?

Siz hala, “  önemli değil, Konya’yı yeneriz, her şey düzelir”  diyebiliyor musunuz?

 “Servi gibi ümitler döndü birer iğdeye

Geçti ilk iki pazarı sür umudunu elemelere” 

Fatin Murat Seferbeyoğlu

Yazar: Editor
2009-11-22 10:15:26

Biz de Güveniyoruz

http://ul.gcg.me/files/2009-11/__nk_08.jpg

Erciyes karşısında çok önemli bir iki puan bıraktıklarını ve bunu da Dardanelspor’u deplasmanda yenerek telafi etmeleri gerektiğini vurgulayan Adanaspor Başkanı Bayram Akgül, ‘Ben teknik heyetime ve oyuncularıma güveniyorum. Arzu ettiğimiz galibiyeti almak istiyoruz. Futbolcularımın ellerinden geleni yapacaklarına inancım tamdır’ şeklinde konuştu.

Başkanımızın açıklaması bu. Hani yarım bir inançla gittiğimiz (bizim açımızdan yarım bir inançtı) Gaziantep deplasmanına dönecek olursak Başkan açısından aynı inancı görürüz. 2–0 gibi net bir galibiyet.

Şimdi durum farklıca.

Takım daha ideal bu hafta.

Rakipse kıvamında.

Kısacası tam bir inançla, bu 90 dakikanın bizim için iyi geçeceğini söyleyebilirim.

Adanaspor.org’daki maç tahminine ben de buradan katılıyorum

1–3 diyorum,

Emre diyorum…

http://ul.gcg.me/files/2009-11/__nk_01.jpg
 
 Maç sonunda bu sevinci yaşamak dileğiyle...
Yazar: Editor
2009-11-18 19:40:55

Futbol ve Yazmak

http://ul.gcg.me/files/2009-11/yazar.jpg

Maç dinamizmi sirayet eden bir şeydir.

Virüs gibidir. (ama iyi cinsinden)

Salgın şeklinde yayılır.

Sahada başladığını var sayarsak bu salgının işte internet âleminde farklı bir boyuta geçer.

Bu arada tribünü kasıp kavurur, analizler ve yorumlarla dehşetengiz bir hal alabilir, önüne geçebilene aşk olsun.

Müthiş bir enerji içerir, adı üstünde dinamizm. Yaşlı başlı amcaların bile tribün performanslarına çeşitli şekillerde hepimiz tanık olmuşuzdur; taktikler, küfürler, övgüler, tezahürata iştirak etmeler, bu arada maçın tahlili.

O maç dinamizminde internet sayfaları da renklenir; yazılar, yorumlar peş peşe gelir. Yaklaşımların orijinalliği, netliği, ayrıntıyı fark ediş insanı kendine hayran bırakan incelikler de içerir. ( var ya; memleket meselelerine o yoğunlukla ve inançla kafa yorsak kalıbımı basarım ki birçok siyasetçinin aklına bile gelmeyecek çözümler de üretilir; hayatın tam içinden, doğal, saf, denenmiş, Allahına kadar yaşanmış, hakiki, masa başında hazırlanmayanından…

Maç dinamizminden bahsediyoruz, konudan uzaklaşmamalı.

Öyle bir sihirdir ki bu maç saati yaklaştıkça etkilerini gösterir ve son düzlükte kendinden başka bir şey düşündürtmez olur. Adamı fena çarpar.

Lakin o maç dinamizminden uzak kalınınca bir boşluk da hâsıl oluverir.

O dinamizm yok olmuştur çünkü. Bu hal hem sayfa ziyaretlerine yansır hem de blog yazarlarının ilham perilerinden yani futboldan, yani bir güzel Adanasporumuzdan uzak kalmanın bir sonucu olarak yazılarına ara vermelerine neden olur.

Yoksa yazarlarımızın bir süredir sessiz kalmalarının başka ne sebebi olabilir ki;))

Evet, ilacımızdır o maç dinamizmi.

Yazar: Editor
2009-11-15 10:27:48

Bir Pazar Günü

http://ul.gcg.me/files/2009-11/bah__e_kaplanpenche.jpg

kenar mahallede bir pazar günü
buğulanır toprak yol ve damlar
sabah güneşinin ilk akıntılarında
göğü turuncu bir ağ kaplar.

konuşmalar, küfürler, çocuk çığlıkları
öper yüzünü yeni bir sabahın
çamaşırlar hışırdar avlularda
bayrakları gibi fukaralığın.

kahveye çıkar birer ikişer erkekler
yayılarak otururlar iskemlelerde
çay bardakları şıngırdar, radyo bağırır
bir haftanın yorgunluğu akar iliklerde.

ötelerde, portakal bahçelerinde
gün ışığı dans eder sabah yeliyle
arklardaki sular el çırpar
toprağı ürpertiden titretircesine.

bir çocuk çitleri usulca aşar
geçer uyuklayan bekçinin önünden
bir damla kalır gömleğinin içinde
uzayıp giden portakal denizinden.

tulumbada yüzünü yıkar bir işçi
daha uyanmayan karısına seslenerek
kalkar kadın, elinde bir havlu
geceki yorgunluğunu anlatır ezilerek.

bir kumru tüner dallarına o zaman
avludaki yaşlı dut ağacının
ona sevgiyle gülümser işçi
sonra sarar belini kadınının.

Sözleri Ahmet Erten'e bestesi Eftal Küçük'e ait bir Çağdaş Türkü şarkısı.

İki albümle (Bekle Beni, Delikanlıya) silinmez izler bıraktı hatıralarımızda Erkan Oban'lı Eftal Küçük'lü, Tolga Çandar'lı Çağdaş Türkü.  

Yazar: Editor
2009-11-10 10:44:04
Yorum

İlk yarıda on iki maçı geride bıraktık… 21 puanla ligin beşinci sırasındayız… “Bundan iyisi can sağlığı” diyebilirsiniz… Geçen yıl ilk yarıyı yirmi puanla kapattığımızı anımsatıp “bu yıl daha iyiyiz” de diyebilirsiniz… Editörümüz Sevgili Hakan’ın penceresinden bakıp “kadro sıkıntısı var ve ilk yarı sonuna kadar alınacak her puan kazanç” da diyebilirsiniz… Bunların hepsi doğru tespitler…

Ancak,  benim itirazım farklı noktada… Bugün televizyonda spor programı izlerken yorumcu Mehmet Demirkol’un bir cümlesi dikkatimi çekti… Diyor ki Mehmet Demirkol: “Bir takım maç boyunca defans yapamaz; defans ağırlıklı oynuyorsanız, kontratak yeteneğiniz de olmalı. Aksi halde mağlubiyetten kurtulamazsınız.”

Bu cümle ile Adanaspor arasındaki bağlantıyı mı merak ediyorsunuz? Anlatayım...

21 puanın on birini evimizde alırken onunu da deplasmandan getirdik…

Altı  maçlık ev periyodumuzda kaybettiğimiz yedi puan var… Öne geçtiğimiz maçta skoru koruma çabasına düşüp Rize’ye üç puan verdik… 

Yine öne geçtiğimiz maçta defansif hatalardan Altay karşısında iki puan kaybettik…

Ve defans- kontratak sistemi ile karşımıza çıkan Erciyes karşısında iki puan kaybettik..

Altı  maçlık deplasman periyodunda ise üç galibiyet bir beraberlik aldık… Deplasmanda aldığımız tek beraberlik tıpkı Erciyes gibi defans- kontratak sistemi ile karşımıza çıkan Kocaeli’den oldu…

Bütün bunlardan çıkan sonuç şudur:

Adanaspor, karşısında açık futbol oynayan takımlara karşı rahat oynuyor… Katı defansla karşılaşınca bocalıyor… İşte Sevgili Hakan’la ayrı düştüğümüz nokta tam da burası… Karşınızdaki takımı çözebilmek için A planı, B planı, C planı olmalıdır… Bu planlar yoksa işiniz şansa kalır… Deplasmana gidiyoruz, ev sahibi saldırıyor biz atıyoruz… Bakın dikkat edin ev sahibi saldırıyor… Ama biz Erciyes’e yeterince saldıramadık… Çünkü tek forvetle çıkarak öncelikle puan istiyor, denk gelirse puanlara çeviririz diyorduk… İşte bu yakışmadı Kemal Hoca’ya… Kadro sıkıntısı olduğu doğrudur; ama asla mazeret olamaz… UEFA kupasını alan Galatasaray’ın kadrosu, Arsenal’a  göre çok mu iyiydi… Hayır! Başarı nasıl geldi, derseniz tek bir yanıtı vardır bunun: Cesaret…

Kimi zaman farklı düşünüp, farklı şeyler söyleyebiliyoruz Kaplanpenche’de ama bu kimseyi yanıltmasın… Buradaki tüm yazarlar baştan sona Adanaspor için var… Amaç, asla Adanaspor’a zarar vermek değil; güzel günler için kalemle katkıda bulunmak…

ADANASPOR’u seviyoruz…

Fatin Murat Seferbeyoğlu

Yazar: Editor
2009-11-08 09:29:37

KAZANACAĞIZ…

http://ul.gcg.me/files/2009-11/adanaspor_erciyes.jpg

Altay maçında yaşanan olaylar Adanaspor için iki maçlık seyircisiz oynama cezası ile ağır bir fatura çıkardı bize… Ancak yönetim ve taraftar arasındaki buzları eritmesi açısından insana “iyi oldu” dedirtiyor bir yandan… Başkan, bir yıl aradan sonra taraftara sıcak mesajlar gönderdi, “birkaç kişinin yaptığı hareket tüm taraftara mal edilemez,” dedi… Hatta sahaya cisim atanları engellemeye çalışan taraftarlara teşekkür etti…

Altay maçından sonra, eksiklerimiz ve sakatlarımızla gittiğimiz ve çoğumuzun bırakın galibiyeti, beraberlik bile beklemediği bir deplasmanı güle oynaya geçip eve döndük…

Şimdi rakip Erciyes… Aslında rakip Erciyes mi Kayseri mi buna tam karar veremiyoruz… Kayserispor süper ligden düşmüş, Erciyesspor lig A’da (o zamanki adı) şampiyon olmuştu. Çankaya’ya Kayseri milletvekili çıkınca “bu şanımıza yakışmaz” deyip takımların adlarını değiştirdiler… Yani sizin anlayacağınız, şu an süper ligde Erciyes, Bank Asya’da Kayserispor var… Yani rakip Kayserispor… Eeeeee, siyaset işin içine girince her şey değişiyor… Neyse biz önümüzdeki gerçekliğe bakalım ve rakibi Erciyes olarak kabul edelim!

Eski gücünden uzak bir takım Erciyes… Geçen yıl düşme potasında korkulu rüya gördüler… Bu yıl da değişen bir şey yok… Serseri bir mayın olarak düşünebilirsiniz Erciyes’i… Bir bakıyorsunuz güçsüz Hacettepe’ye evinde yeniliyor, bir bakıyorsunuz lige şampiyonluk parolası ile giren ve üzülerek söylüyorum ki bize fark atan Boluspor’a üç gol atıyorlar…

Seyircisiz oynanacak bir maç, futbolcu için handikaptır… Çünkü maçın kilitlendiği noktalarda, rakibi baskı altına alan, takımı ateşleyen taraftardan, yani 12. adamdan yoksundur futbolcu… Bu açıdan bakıldığında işimiz zor gibi görünüyor… Ama Turuncu-Beyaz formayı giyen bir futbolcu işinin “zoru başarmak” olduğunu bilir… Biz bu zorluğu aşabilir ve bu maçı kazanabiliriz…

Maçtan sonra lige verilecek ara, ardından Dardanel deplasmanı ve ilk yarının belki de en zorlu rakibi Konya… Lige verilecek araya mutlu girip Dardanel maçından puan ya da puanlar dönmek, Konya maçında en büyük kozumuz olacaktır… Bu nedenle Erciyes maçını kazanmalıyız…

Bize birazını  hak ettiğimiz ama “bu kadarı da fazla” dedirten federasyon başkanı odaklı cezayı verenlere kurduğunuz tuzaklar, Toros Kaplanı’na engel olamaz, demek için kazanacağız…  

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2009-11-06 13:27:11

Adanaspor Düşünce Platformu Treni

Anıtkabir’e Kalkıyor 

Adanaspor Düşünce Platformu olarak, sosyal sorumluluk anlayışı ile maddi durumu yeterli olmayan başarılı 50 öğrenciyi 6 Kasım Cuma günü Ankara’ya götürüyoruz. Öğrenciler kendileri için özel olarak yaptırılan Adanaspor montları ile öncelikle Anıtkabir’i, Eski meclis’i, Anadolu Medeniyetler müzesini ve resim-heykel müzesini gezecekler.

 

Sosyal sorumluluk projesine göstermiş oldukları ilgi ve alakadan dolayı öncelikle Yüreğir Kaymakamı Sayın Abdullah Dölek’e, Yüreğir İlçe Milli Eğitim Müdürü Sayın Ahmet Özdemir’e ve sponsorlara Adanaspor Düşünce Platformu olarak en derin şükranlarımızı sunarız.

 

http://ul.gcg.me/files/2009-11/meb_03.jpg
 
Yüreğir İlçe Milli Eğitim Müdürü de “Turuncu” Dedi 

Adanaspor Düşünce Platformunun 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü Ve Atatürk Haftası dolayısıyla organize ettiği Ankara gezisi öncesi geziye katılacak öğrencilere Adanaspor montları teslim edildi. Platform adına Dr.Şamil ŞAŞOĞLU katkılarından dolayı Yüreğir İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Özdemir’e Adanaspor forması hediye etti. Ahmet Özdemir bu güzel düşünceye vesile olmaları nedeniyle Adanaspor Düşünce Platformuna teşekkür etti.

Adanaspor Düşünce Platformu 
Yazar: Editor
2009-11-03 21:02:10

Suç-Ceza(ödül)

http://ul.gcg.me/files/2009-11/ass.jpg

Altay maçından sonra TFF’nin açıkladığı cezalara sanırım itiraz etmedik.
Sanırım diyorum çünkü Adanasporumuzun resmi internet sitesinde de veya başka bir yerde bununla ilgili bir haber göremedik...
İtiraz süresinin de 7 gün olduğunu düşünürsek bu cezaya razı olduk diyebiliriz...
Ancak bu seyircisiz maçların kanımca bize faydası olacak...
Kendi evimizde ki bu seyir kültürü ile futbolcularımıza  zarar verdiğimiz gerçeği ortadayken...
Bu cezaların eğer bir aksilik olmazsa puan olarak bize geri döneceğini düşünmekteyim...
Kaldı ki son iki deplasmanda ki  puanlar da bunun bize bir işaretini vermekte...
Denilebilir ki bu deplasmanlarda da az da olsa seyircimiz vardı...
Ancak deplasmana giden seyirci her zaman takımdan yanadır...
ve genel anlamda futbolcuya kötü tesir edecek hareketler yapmaz.


Bu kadar laftan sonra sonuca gelirsek...
Konu başlığında da görüleceği üzere cezaların ödül olarak dönmesi dileğiyle cezaların bitiminden sonraki ilk maç olan ordu maçında taraftarlık bilincimizi yükselterek gelip Adanasporumuzu kucaklayalım...


Şairinde dediği gibi;
”güzel günler göreceğiz çocuklar...”

Zalif Aktaş

Yazar: Editor
2009-10-31 20:29:36

Disiplin, mücadele ve yardımlaşma...

Bu üç puanın özeti budur.

Bir de Kemal Hoca...

Yorumlar ve maç fotoğrafları yarın.

Yazar: Editor
2009-10-30 15:20:19
İtirazımız Olmalı
 
http://ul.gcg.me/files/2009-10/as_altay_olay.jpg

Altay maçını üç boyutlu analiz ederken ikinci boyutta söylemiştik…  Başbakan’ın Rize’si, Federasyon Başkanı’nın Altay’ı demiştik…  İşte PFDK’nın verdiği karar bu tespitimizi doğruladı…

Adana’ya takımlarına destek olmaya değil, Adanaspor taraftarını tahrik etmeye gelen ve ellerine geçirdiklerini sahaya ve Adanaspor taraftarına yağdıran Altaylılara komik bir para cezası verilirken Adanaspor ‘a iki maç seyircisiz oynama uygun görüldü…

D Spor’un Bank Asya maç özetleri programında yorumcu Tunç Kayacı, Emre’nin düşürülmesi ile ilgili olarak aynen şu ifadeyi kullandı:  “Bu pozisyon için tartışmalı denemez; çünkü tartışmasız olarak kırmız kartı gerektiren bir hareket…” Ama yalnızca stattakiler değil maçı izleyen herkes tanık oldu ki  üst klasman hakemi(!) Özgüç Türkalp, bu pozisyonu sarı kartla geçiştirip Altay’ı mağlubiyetten kurtarmıştır… Bu bile hakemin art niyetli olduğunun bir göstergesi değil midir?

Bütün bunları  geçelim… Fenerbahçe-Galatasaray maçına gidelim… Yan hakemin kafasına sekiz dikiş atıldı, Fenerbahçe taraftarının attığı bir cisim nedeniyle…

Galatasaraylı  futbolcu Keita, gözünden yaralandı, Fenerbahçe taraftarının attığı bir cisim nedeniyle…

Galatasaraylı  futbolcu Arda, Fenerbahçeli futbolcular tarafından dövüldü,  üstelik daha ısınırken…

Peki, Fenerbahçe’ye verilen cezayı biliyor musun? İki maç seyircisiz oynama… Yani Adanasporla aynı cezayı aldı Fenerbahçe, üstelik Adanaspor maçına göre daha fazla olaya sebebiyet vermişken… İşte tam da bu noktada Başkan itiraz etmelidir… Hem de örnek göstererek itiraz etmeli ve zaman geçirmeden Tahkim kurulu’na gitmelidir…

Yoksa bunlar, köpeksiz köyde eli değneksiz gezmeye devam edecekler…  

Fatin Murat Seferbeyoğlu

Yazar: Editor
2009-10-29 15:43:08

KEMAL KILIÇ!

Galatasaray –Buca maçını izlediniz mi?

Ben izledim!

Maçı izleyen bir çok futbolsever Buca’ya gıptayla baktı.

Buca Galatasaray’a Ali Sami Yen’i dar etti.

Rijkart son dakikalarda maçın bitmesi için adeta yalvardı.

Şimdi bunların Adana ile ne ilgisi var diyeceksiniz.

Var !

Çünkü Buca’yı buralara taşıyan adam Kemal Kılıç.

Kemal Kılıç Adanaspor alt yapısından yetişen bir Adana’lı değerin adı!

Yani bizim Kemal’imiz!

Şimdi Adanasporun başında.

**************

Futbol evrensel bir olay!

Doğrudur!

Ama evrensel güç olmaya giden yol yerellikten geçiyor.

Dünyada hiçbir ülke ve şehir kendi iç dinamikleri üzerine basmadan dünya devi olamaz.

Bu sanayi alanında da böyle!

Kültür ve sanat alanında da böyle!

Futbolda da böyledir.

Yerel bir güç olmadan evrensel bir güç olamıyorsunuz.

Hele de lükse saçacak kadar bol paranız ve zamanınız yoksa büyük bir güç olabilmek için yerel kaynaklara dayanmaya mahkumsunuz.

Tıpkı Adana gibi!

**************

Kemal Kılıç bu kentin en önemli değerlerinden biri.

Bu kenti süper lige taşımak için bilgisine,

Birikimine,

Ve mesaisine ihtiyacımız var!

O şimdi bu kentte bunun için boğuşuyor.

Artık göç alan değil göç veren bir kent haline geldik.

En büyük göçüde sermaye ve beyin göçü düzeyinde veriyoruz.

Kemal Kılıç kendi alanında yetişmiş önemli bir beyin gücümüz.

Bu kent ona sahip çıkmak zorunda.

Sadece Kemal Kılıç’a mı?

Elbette diğerlerine de!

Galatasaray- Buca maçını izlerken aklıma takılan işte bu oldu!

Nedim Soylu

Yazar: Editor
2009-10-27 11:19:35

Üç Boyutlu Görüntü

Bir Altay maçı daha geride kaldı… Bir kez daha beraberlikle noktaladık Altay maçını… Gelin bu maça değişik açılardan bakalım… Başka bir deyişle üç boyutlu gözlük takıp buz dağının altındakileri görmeye çalışalım…

Birinci boyut:

Önce teknik ve taktik açıdan inceleyelim Adanaspor-Altay maçını… Maça iyi başladık… Daha yedinci dakikada golü de bulduk… İlk yarı sonuna kadar Altay sahada yoktu… Kibong’la, Emre’yle birkaç pozisyon da yakaladık ama değerlendiremedik… Sol tarafta aksayan Anıl’ın yerine Metin çağrılmıştı ki İzzet sakatlanıverdi… Bu beklenmedik gelişme Anıl-Metin değişikliğini erteletip İzzet-Koray değişikliğini getirdi…İkinci yarıya da iyi başladık… İyi başladık ama ilerleyen dakikalarda orta sahamız düştü … Kibong’un çabası ile ikinci golü de bulduk… Kemal Hoca orta saha değişiklerinde geç kalınca Altay beraberlik golünü bulmakta gecikmedi… Hem de ne gol(!) Tam bir kaleci faciası… Burak topla ilerliyor, Ersan peşinde, Recep müdahale etmeye çalışıyor… Ve Tolga gereksiz yere kahramanlığa soyunup kalesini terk ediyor… Burak ayağının ucuyla dokunuyor ve beraberlik golü geliyor…Bu dakikadan sonra sahada Altay var… Orta sahamız düşmüş… Kemal Hoca Habip ve Onur’u oyuna alıyor… Ama o da ne? Ne Habip ne Onur adım atamıyorlar sahada… Bunu gören Altay teknik direktörü Zafer Biryol’u alıyor oyuna ve Altay Adana’da iki puan kaybediyor…Buraya kadar yazdıklarımızdan, yani birinci boyuttan şu sonuçları  çıkartabiliriz:

  1. Altay, gerçekten iyi bir takım…
  2. Tolgahan, bu ligi kaldırabilecek bir kaleci değil…
  3. Kemal Hoca, anlaşılmaz bir biçimde oyuncu değişiklerinde geç kaldı…
  4. Ekrem Al’ı eleştirdiğim için özür diliyorum… Çünkü Onur Demirtaş’taki cevheri(!) o görmüş, kemal Hoca da ısrar ediyor o cevherde(!) demek ki biz futboldan anlamıyoruz…
  5. Geçen yılki hastalığımız devam ediyor ve yine orta saha olmadan oynuyoruz…

İkinci boyut:

Adanaspor-Altay maçından geriye kalan, yalnızca 2–2’lik bir sonuç değil elbette… Burada ikinci boyut dediğime bakmayın, aslında maçın tam da orta yerinde bir olay var… Buz dağının altındaki görüntü, bu boyutta saklı…Geçen yıla gidelim:Adana’da Altay ile oynuyoruz… Maçın hakemi Fethi Serkan KOÇAK…  Sonuç: 1–1Adanaspor’un 1–0 önde götürdüğü maçta doksan artı beşinci dakikada Altaylı oyuncunun elle oynamasını görmezden geliyor ve o pozisyonun devamı gol oluyor…Bu maçın sonucu Karşıyaka’ya yarıyor ve Karşıyaka play-off oynuyor…Bu yıla bakalım:Adana’da Altay ile oynuyoruz… Maçın hakemi Özgüç TÜRKALP… Sonuç: 2–2Adanaspor’un 1–0 önde götürdüğü maçta, Altay defansı gole giden Emre’yi yaka paça indiriyor ve üst klasman hakemi(!) Özgüç Türkalp, sarı kartla geçiştiriyor…Adanaspor’un 1–0 önde götürdüğü maçta kırk beş artı üçüncü dakikada ceza sahası önünde olmadık bir faul icat ediyor ve o pozisyon gol oluyor…Bu iki maçın ortak özellikleri:

  1. Her iki maçı da üst klasman hakemleri yönetmiştir…
  2. Her iki maçta da hakemler, Altay’ı mağlubiyetten kurtarmıştır…

Federasyon Başkanı, İzmirli olunca, Altay ve Karşıyaka’nın işleri biraz daha kolaylaşıyor sanırım… Rakip tehlikeli ise, maça bir üst klasman hakemi verilir, hakem de ince ayarı yapar ve mağlubiyet engellenir… Öyle bir lige tanıklık ediyoruz ki ne desek ne yapsak boş… Rizespor başkanı, dosta düşmana – özellikle de hakemlere- duyurulur dercesine: “ Her maçtan sonra Başbakanımıza rapor veriyorum” diyor…Rize seyircisi sahaya atlıyor, koltuk kırıyor, doksan dakika küfrediyor ve federasyon “bir maç seyircisiz oynama cezası” veriyor… Bir de geçen yılki Altay maçından sonra aldığımız cezayı düşünün…İzmir takımlarının takılacağı maçlara üst klasman hakemleri(!) verilerek İzmir takımlarının 11+ 3 oynaması sağlanıyor…Sözü  fazla uzatmaya gerek yok, ikinci boyutun özeti şudur: “Başbakan’ın Rize’si varsa, Federasyon Başkanı’nın Altay’ı var… Diğer takımlar mı? Onlar kumda oynasın…

Üçüncü boyut:

Üçüncü boyut, taraftara ait… Öncelikle herkes, Adanaspor taraftarına şapka çıkarmalıdır… Sıcak bir havaya, üstelik naklen yayına rağmen statta yerini aldığı için…Nedense kimse bunu konuşmuyor da Altaylı futbolcuya atılan taşı konuşuyor ve Adanaspor taraftarı yine “terörist” olarak damgalanıyor… Hukuk dilinde bile ceza hafifletici nedenler vardır…Maçı katleden bir üst klasman hakemi(!), Adanaspor’un her kader maçında kendini bilmez birkaç kişinin rakip taraftar arasına girip açtığı Demirspor atkıları, rakip taraftarın koltukları kırıp taraftarların üstüne yağdırması konuşulmuyor da Adanaspor taraftarının barbarlığı(!) anlatılıyor…Takımını  desteklemeye gelen taraftarın sabrını;Verdiği sinsi kararlarla maçı katleden hakem;Kendi takımlarıyla ilgilenmek yerine, yaşamlarını Adanaspor’un başarısızlığı üstüne kuran birkaç Demirspor taraftarı,Ve takımlarını  desteklemek yerine Adanaspor taraftarını tahrik etmek için uğraşan Altay taraftarı taşırmıştır…Bunları  görmezden gelip de taraftarı suçlamak “eyyamcılık”tır… Aman Başkan kızmasın diye taraftarı hain ilan edenlere aslında en güzel yanıt Başkan’dan gelmiştir:“Birkaç kişinin yaptığı taşkınlık tüm taraftara mal edilemez” demiştir, Başkan…

Evlerinde oturup maçı izleyenler, on beş günde bir maça lütfen gelenler, bilmelidir ki bu taraftar, armanın peşinde şehir şehir dolaşmaktadır… Kimse birilerine şirin görünmek amacıyla taraftarın sırtına basmasın lütfen!!! 

Not: maçtan 35 kare foto-yorumda...

Fatin Murat Seferbeyoğlu
Yazar: Editor
2009-10-25 20:04:10

Altay’la Yine Berabere


Son yılların en büyük doluluğu yaşandı 5 Ocak’ta… Gerçi bekliyorduk bu kalabalığı. Ama yoğun bir tezahürat desteğine bir türlü dönüşemiyor o sayının gücü… Bunda takımın genel hali de etkili oluyor mu, diye sormak gerekir. Bence evet! Bir türlü uzun bir zaman dilimine yayamıyoruz sahadaki etkinliğimizi. Sebep elbette kadro darlığı... Devre arasına kadar ne kadar puan alırsak kardır. Sonrası başkanımıza ve hocamıza kalmıştır. Hal böyle olunca da taraftarın coşkusu da sıcakla buharlaşıp gidiyor. Neyse ki Turbeylerde durum iyi…

Bence de yenilebilirdik bile. Ama acı olan, belki çok da sıkıntıya girmeden kazanabileceğimiz maçı enteresan noktalara kendi elimizle getirmemiz. Neyse, düzelir umarım.

Ve fakat, hala Onur Demirtaş ile Anıl’da bu kadar ısrar ediyorsa hem önceki hoca hem Kemal hoca, ben bu konuda artık tek kelime bile etmek istemiyorum. Oysa o Metin Tuğlu hem Onur’un hem de Anıl’ın yerinde, aynı anda o iki mevkide oynadığını farz etsek bile, onların toplamlarından çok daha fazla iş yapar. Ama… Onur’a tanınan şans genç çocuklardan birine tanınsaydı inanın bir futbolcu kazanmıştı Adanaspor. Bunları bir beraberlik üzerine yazmıyorum, günah keçisi de aramıyorum, fakat bir ıstırap yaşıyorsak sahada ve tribünde bunun sebeplerini görmezden de gelemeyiz, diyorum.

Son sözüm adını burada anmak bile istemediğim hakeme. Yazık! Bu kadar basiretsiz bir hakemin sahalarda düdük çalması ayıptır. Eğer bir tatsızlık yaşandıysa bu maçta tribünde ve sahada tek sorumlusu o hakemdir. Orada bir ceza söz konusu olacaksa ilk cezayı alması gereken de o hakemdir.

Sonuç?

Sabır! Bu yazının mesajı da budur!

 

Not: Fotoğrafları bilgisayara yüklemede bazı sorunlar söz konusu, çözersek meseleyi fotoları yükleyeceğiz, yoksa bu hafta affınıza sığınacağız…

Yazar: Editor
2009-10-23 22:45:51

Bir Altay Maçı Daha

http://ul.gcg.me/files/2009-10/adanaspor_altay_kaplanpenche_1.jpg

Yıl 1986… Lise son sınıf  öğrencisiyim… Adanaspor’un, Kayhan’lı, Feyzullah’lı, Ümit’li kadrosu ile ikinci lige sığmadığı dönemler… Öyle bir kadro ki o dönemi bilenler anımsayacaktır, Adana’ya gelen her takımı dört beş golle uğurluyoruz…

Ligin dışında kupada da fırtına gibi esiyoruz… Çeyrek finale kadar yükselmişiz… Rakip Birinci lig takımlarından Altay… İlk maçı İzmir’de oynamışız ve Feyzullah’ın penaltı kaçırdığı maç 0–0 bitmiş… Belki de Feyzullah o penaltıyı kaçırmasa Altay kupaya veda edecek…

On beş  gün sonra Adana’da kozlarımızı paylaşacağız Altay ile…  Bütün Türkiye, gözünü Adana’ya dikmiş ve bir ikinci lig takımının önlenemez yükselişini izliyor… Günler geçmek bilmedi… Ve nihayet maç günü gelip çattı... Maç Çarşamba günü ve liseden arkadaşlarla okulu asıp maça gittik… O dönemde ikinci yarı başladıktan bir süre sonra stad kapıları açılır ve taraftarın “beleşçiler”  dediği grup içeri girerdi… Eeeeee, lise öğrencisiyiz ve yoksulluk diz boyu… Kapıların açılmasını bekledik ve içeri girdik…

Güney kale arkasından içeri girdiğimiz an Ercan Aslankeser, Altay kalesine öyle bir bazuka yolladı ki kaleci topu ancak filede gördü… Bütün stat ayakta, bir şenlik yeri sanki…

Arkadaşlarla maratona doğru ilerlemeye başladık… Maratonun kuzey kale arkasına yakın bölümünde bir yer bulup oturmuştuk ki Reha (Şimdilerde teknik direktör olan Reha Kapsal) kalecimizle başa baş kaldı ve taraftar deyimiyle “top ağlaya ağlaya filelere gitti”

Bundan sonraki çabalarımız gol getirmedi ve maç 1–1 bitti… Altay, 1–1’lik sonuçla kupada yoluna devam etti…

Bu maçtan tam 23 yıl sonra Altay yine Adana’ya geldi… Yine 1–1 bitti maç… Altay bu kez de bizi play-off’tan etti…

Kısacası  bize hep ters gelen bir takım Altay… Ama bu kez öyle olmasın istiyoruz… Necati’lerin Gökmen’lerin dönemindeki gibi ( 6–1 ) gol olup Altay’ın üstüne yağalım istiyoruz…

Haydi Kemal Hoca, haydi çocuklar kıralım şeytanın bacağını… Biz doksan dakika arkanızda olacağız hiç susmadan… 

Fatin Murat Seferbeyoğlu

Yazar: Editor
2009-10-21 08:05:15
Disiplin

 

 

Bu hafta yine zor bir maç var. Gerçi Samsun maçının da zor geçeceğini düşünüyorduk. Fakat son zamanların en kolay maçlarından biri olmuştu o maç. Yorumlara göre Giresun maçını da aslında 3 golle filan bitirebilirmişiz. Değişenin ne olduğunu biliyoruz. Ortada sihirli değnek yok…

 

Şimdi işimiz futbol mantığı içinde yürüyor. Her oyuncu gücünün ve kapasitesinin oranında en uygun bir şekilde görevini yapıyor. Anlaşılan öyle oluyor, şimdilik. Tabi, bir tarzı yerleştirmek de iki haftalık meselelerden hiç değil. Bu arada aksak eksik işler de olamayacak değil. Bunu hem Samsun hem de Giresun maçlarından önce peşin peşin kabullenip bu doğrultuda yazmıştık.

 

Durum bu hafta da farklı değil.

 

Altay her zaman iyi bir takım olmuştur. Her zaman zorludur. Ciddiye almadığınız takdirde bunun bedelini ağır ödetebilecek bir çaptadır. İç saha, dış saha fark etmez.

Buradan bir bağlantı yapacak olursam, Adanaspor son iki maçını tam bir ciddiyetle hareket ettiği için kazandı kanımca. Çünkü sonucu değiştirecek koşulların en çabuk elden geçirilebileni ve kontrol altına alınabileni bu meseledir. Sonuç verdi de. Yoksa her şey aynıyken…

 

Bu Pazar Altay’ı yeneceksek hepimiz göreceğiz ki o galibiyetin altında Gündüz Kılıç menşeli bir Adanaspor disiplini olacaktır.

Yazar: Editor
2009-10-18 16:58:24

0-1 Adana

http://ul.gcg.me/files/2009-10/adanaspor_altay_kaplanpenche.jpg

Adanaspor gönlümüzden geçeni yaptı ve şık bir deplasman galibiyetiyle döndü.

Sahaya şöyle çıkılmış:

Adanaspor: Tolgahan xxx, İzzet xx, Ersan Adem xxx, Metin xx, Recep xxx, Onur xx, Kibong xxx, Fevzi x (Dk. 66 Habip x), İlyas xx (Dk. 89 Onur ?), Emre xx (Dk. 90 3 Koray ?), Rahman xxx
Gol: Dk. 75 Ersan Adem (Adanaspor)

 ___________________________

Takım galip gelince Pazar yazısı haliyle Pazar neşesine dönüşüyor. Bu lezzeti yaşatanlara teşekkürler.

Lezzet demişken iki aşçı arasındaki fark aynı malzemeden farklı tatlar çıkarmasıdır değil mi? Bizim hal de böyle bir şeye benziyor.

 

Şimdi önümüz daha açık ve aydınlık.

Şimdi futbolcumuz daha farklı mücadele azminde, daha özgüvenli.

Şimdi daha zorludur 5 Ocak.

Şimdi tribün daha coşkulu.

Şimdi Turbey daha çok, daha çalışkan.

 

Şimdi sırada küçük bir Altay hesaplaşması, sahada tabi: ))

Yazar: Editor
2009-10-16 17:03:53

Neden?


Önceki sezonlar da yazmıştık “neden yenmeliyiz?” diye, Rize’yi neden yenmeliyiz, Manisa’yı neden yenmeliyiz, Altay’ı neden yenmeliyiz şeklinde… Galiba o zaman yazdıklarımız temenni ve sonuçlar açısından örtüşmemişti…

Şimdi sırada Giresun maçı var. Gönül ister ki yenelim. Bana sorarsanız zaten her maçı alırız biz, yeter ki sahaya çıkalım. Neyse, konuya dönelim ve “Giresunspor’u neden yenmeliyiz?”in birkaç cevabına bakalım.

  1. Bir kere her zaman olduğu gibi 3 puan için yenmeliyiz.
  2. Gündüz Kılıç hocanın dönüşünü daha anlamlı kılmak için yenmeliyiz.
  3. Biz bitti demeden bitmez, demek için yenmeliyiz.
  4. Bir sonraki Altay maçına bir başka heybetle çıkmak için yenmeliyiz.
  5. Önceki deplasman yenilgilerini telafi etmek için yenmeliyiz.
  6. Biz buradan çıkarız, iddialarımızı somutlaştırmak için yenmeliyiz.
  7. Sözün özü, yenmeliyiz…

 

Vira Kaplan…

Yazar: Editor
2009-10-12 17:07:49

Torosspor , Adanaspor'un Temeli
 
http://ul.gcg.me/files/2009-10/torosspormazi-1.JPG

Adana’da Seyhan nehri şehrin kaderine yön vermiştir. Tarihler boyunca Adanalının toprağına suyu vermiş, onlara nimet olmuştur. Yeri geldiğinde de sellerle öfke kusmuştur… Peki, Seyhan nehrinin kökü nereden gelmektedir? Toroslardan eriyen kar suları Çukurova’ya doğru kıvrıla kıvrıla birleşip nehrin damarlarını oluşturmuştur, yani asırlar boyunca Toroslar Seyhan nehri üzerinden Adana’ya bakmış, beslemiş, hayat vermiştir.
Spora bağlayacaksak konuyu, bizler şahsen Seyhan nehrini Adanaspor’a benzetiriz. Adana Seyhan’la, Adana Adanaspor’la özdeşleşmiştir. Adanaspor Adana’da futbola yön vermiştir, nesilleri Turuncu Beyaz’a bağlamıştır, futbol ile tüm Çukurova’yı doyurmuştur yıllar boyunca. Şampiyonluklarla sevincin ve mutluluğun Toroslar gibi zirvesini yaşadığımız gibi, Uzan dönemi sonrası kapanış gibi, üzücü bir trafik kazası sonrası verdiğimiz gencecik şehitler gibi sel altında kaldığımız, acılar yaşadığımız dönemler de olmuştur… Neticede bir Çukurova Destanıdır Adanaspor.

Fakat Adanaspor’un kökü nerededir, geçmişi nerededir, geçmişine sahip çıkabildik mi diye bir kendimize sormak gerek…  Adanaspor tarihini iyi irdelemek gerekiyor. 10 Eylül 1966 tarihli Milliyet gazetesi 2. Lige katılan takımları tanıtırken bakın Adanaspor için neler yazmış:

______________________________________
‘‘Bu yılın Haziran ayında Adana’da üç kulüp Adanaspor, Torosspor ve Akınspor’un birleşmesiyle doğdu. Adını Adanaspor’dan, renklerini ise Torosspor’dan aldı. İkinci Türkiye liginin tek Sarı-Lacivertli kulübüdür.
Adanaspor’un kadrosunda bulunan futbolcular şunlardır:
Kaleciler: Erden, Erol, Talip; Bekler: Asım, Ersin, Erol, Çetin, Kamuran, Turgut; Haflar: B. Erol, İsmail, Mamik, Hüseyin, Aydoğan; Forvetler: Erdoğan, Hasan, Turgut, Rıza, Alkay, Nuri, Kemal, Mustafa, Dimitri.
Takımın ideal tertibi ise şöyledir:
Erden-Kamuran, Asım-Hüseyin, İsmail, Mamik- Nuri, Erdoğan, Alpay, Hasan, Rıza’’.

______________________________________
Adanaspor her zaman Çukurova’dan gelen ağırlığını sahaya yansıtmıştır, görüldüğü üzere Adanasporumuz sahaya 2–3–5 tertibi ile hücum ağırlıklı çıkıyormuş geçmişte. Bir başka ilginç nokta ise, kadromuzdaki ‘Dimitri’ adlı futbolcumuzdan anlıyoruz ki Adanaspor şehrin bütünleştirici noktası olmuş her zaman, azınlık ve çoğunluğun birleştiği kulüp olmuş. Takımımızın antrenörü Recep Adanır bakın nasıl bir hedef koymuş takımımıza:
’Adanaspor bu sezonda ikinci ligin hatırı sayılır bir takımı olacaktır. Gelecek sezonda ise şampiyonluk için oynayacağız’’
Adanaspor’da bakın her zaman ayaklar yere sağlam basmış, hedefler belirlenmiş, o hedefe yönelik altyapı çalışmaları yapılmış.
1966 senesinin İdare Heyeti, şimdiki adıyla Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşmuş: ‘’Başkan: Ali Sepici, 2. Başkan: Cumali Aslankeser, Sekreter: Ahmet Kavrakoğlu’’.
Bu tarihten sonra yaşadığımız başarılar,  Avrupa maceraları, lig ikincilikleri, gol krallarını hepimiz az çok biliyoruz. Bu başarılarla Adanaspor Türkiye’de Adana’yı başarı ile temsil etmiş, futbol tarihine Adana’nın adını altın harflerle yazdırmıştır. Peki ya öncesi, ne kadarını biliyoruz. Geçmişe sahip çıkabildik mi diye bir soru sormuştuk yukarıda, işte bu geçmişle ilgili bulabildiğimiz bazı bilgileri paylaşalım istedik bu yazımızda…
1982 yılında Milliyet gazetesinin çıkardığı Türkiye İller Ansiklopedisi’nde Adana’nın spor tarihine değinilmiş. Bakın Adana’da spor nasıl anlatılıyor:

‘’Adana’da sporun geçmişi hem eski, hem de çok parlaktır. Adana’da çok eski zamanlardan beri güreş yapıldığı, at yarışları tertiplendiği bilinir. Modern sporlara geçiş ise Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın kuruluşu ile mümkün olabildi. 1923 yılında Adana’da ilk futbol lig maçlarının oynandığı ve Türk Ocağı takımının ilk resmi Adana Amatör Futbol Lig şampiyonluğunu kazandığını görüyoruz. 1933 yılında Mersin İdman Yurdu takımı da Adana futbol ligine katıldı. Bu dönemin diğer ünlü takımları arasında Seyhanspor, Torosspor ve Topçu Alayıgücü’nün isimleri sayılabilir. Daha sonra bu takımlara Milli Mensucat, Adana Demirspor, Sümerspor, Kocavezir, Gençlik, Çınarsu, Akınspor, Köprüspor, Ceyhanspor gibi kulüp takımları da iştirak etti’’.


Yazılanlardan anlaşıldığı üzere Adana, bölge futbolunun merkez noktasıdır ve bu merkez noktanın en önemli kulüpleri arasında Adanasporumuz’a canını veren Torosspor ve Akınspor vardı. Özellikle 1930–1960 arası Torosspor Adana ve bölge futboluna yön veren bir kulüp olmuştur.

 

http://ul.gcg.me/files/2009-10/torosspormazi-3.JPG

Torosspor, yukarıdaki 1950 dönemine ait haberlerden anlaşılacağı üzere Adana bölgesinde çeşitli futbol maçları organize etmiş, İstanbul’un Emniyetspor,
Kasımpaşa ve Fenerbahçe gibi takımlarını ve Strum Graz gibi
yurtdışından takımları misafir etmiş ve bölgede futbolun ve futbol
kültürünün gelişmesine çok önemli katkılarda bulunmuştur. Sadece batıya değil, daha güneye Hatay’a futbol gezileri düzenlemiştir Torosspor ve aşağıda ki kupürde görüleceği üzere Suriye’ye giderek Türkiye’nin komşuları ile dostluklar geliştirmesinde katkılarda bulunmuştur.

Peki, sadece futbolda mı şehirde yol açmıştır Torosspor? Voleybol ve basketbol gibi branşlarda da Adana’yı başarıyla temsil etmiştir.

Fotoğraflarda görüldüğü üzere 1939 yılında Adana’da
toprağın kavurduğu esmer yağız delikanlıları bir maç öncesi poz
vermişler. Kim bilir içlerinden kaç tanesi attıkları futbol tohumunun
ileride Avrupa kupalarına kadar gideceğini, gol kralları çıkaracağını,
Türkiye futbol şampiyonluklarının kıl payı kaçacağını tahmin etmiştir
ya da canlı görmüştür, sorunun cevabını bilemiyoruz ama futbolun
temellerini bu şehre atanları saygı ve sevgiyle anıyoruz…

http://ul.gcg.me/files/2009-10/torosspormazi-6.JPG

Her başarının altında sağlam bir altyapı ve birikim vardır. İşte Adanaspor geçmişten aldığı güç, bilgi ve tecrübe sayesinde sonraki senelerde başarıdan başarıya koşmuştur. Adana’nın çok derinlerinde bulunan kökleri ile ‘camia’ olmuş, Türk spor tarihinde Turuncu-Beyaz’ı gönüllere ve hafızalara nakşetmiştir. Bu vesile ile Adanasporumuz’un geçmişinde önemli bir yere sahip olan Torosspor’a, Akınspor’a ve emekleri bulunan tüm sporcularımıza saygılarımızı ve sevgilerimizi sunuyoruz.

Gökmen Demirkaya

Yazar: Editor
2009-10-10 11:52:36

Bizim Hakan Bize Karşı

http://ul.gcg.me/files/2009-10/hac__bekta__o__lu_hakan.jpg
 

Yarın zor bir maç olacak. Takım, yönetim, hoca, taraftar açısından. Varsın zor olsun. İşimiz neticelerle değil şu aralıkta…

Bir başka zorluk Hakan ve taraftar açısından olacak:

Hakan bir anlamda “gözünü açtığı” takıma karşı oynayacak, taraftar da sevdiği bir futbolcusunu rakip olarak görecek.

Ali Beykoz’u hatırlıyorum. Bursa’ya transfer olmuş, ikinci maçta da Adana’da bize rakip olmuştu (hatta yaptırdığı penaltıyla da maç 1–1 bitmişti). Tribün onu çağırdığında gözyaşlarına tanık olduk onun ve eğilip 5 Ocak çimlerini öpüşüne…

Bizde önemlidir vefa duygusu, bizi birbirimize bağlayan hakikatte bu duygudur. Yarın Hakan da çağrılacak, alkışlanacak, sonra da Hakan çıkıp topunu kaplanlar gibi oynayacak ve biz ona daha çok saygı duyacağız.

Yarın Adanaspor’umuzun günü olsun, bir dostu ağırlamanın günü…

Peki 3 puan mı? Puanlar istatistiklerin kuru sayfalarında kaybolur gider, bize ilelebet ve sımsıcak hatıralar kalır, insanlar da zaten en çok bunu hatırlar, bunu konuşur…

Ara transferde dönmen dileğiyle…

Şehrine hoş geldin Hakan…

Yazar: Editor
2009-10-07 21:35:34
http://ul.gcg.me/files/2009-10/g__nd__z_k__l____.jpg

 
                 Gündüz Hoca                      Kılıç Hoca

Sen bizim için gayri "GÜNDÜZ KILIÇ HOCA"sın Kemal Hoca... 

Yolumuz açık olsun...

Yazar: Editor
2009-10-07 20:54:22

Bir Bayrak da Sen Al!

http://ul.gcg.me/files/2009-10/bayrakal.JPG

20 Ocak 1978 tarihli haber...

Ne güzel günlermiş, bayrağımız satılıyormuş kulüp tarafından...

Şimdi maddi olmasa da manevi olarak destek zamanı değil mi? Adanaspor için…

(Gökmen Demirkaya)

 

Haber şöyle:

Adanaspor Başkanı Metin Şenyiğit; maddi destekten yoksun olduklarını, maç hasılatının kulüp kasasına girmediğini, kulübün maddi yönden desteklenmesi için “bir bayrak da sen al” kampanyası başlattıklarını söylemiş.

Adanalıya ve Adanaspor’u sevenlere hizmet ve bir tedbir paketi sunuyoruz, taraftarlarımızın kuvvetlenmemiz için tedbirlerimizi takdir edeceklerini umuyoruz. Özenle atlas işlemeli Adanaspor bayrakları yaptırdık (ah, o bayraklardan bir tane bulmak ne kıymetli olurdu şimdi) bunları teberru karşılığı takdim edeceğiz.” demiştir.

 _____________________________

1978’de durum bu… Devamında, 1981’de Adanaspor’umuz lig ikincisi olarak önemli bir kapıyı aralamış, ancak devamı olmamıştır.

Şimdi yeni baştan o güzel zamanları kurma vakti gelmiştir.

Bizce, Adanaspor için ikinci Gündüz Hoca görev başındadır: Kemal Kılıç Hoca… Destek boynumuzun borcudur. Hem başkana, hem hocaya, hem de takıma…

Bu Pazar bayrağını al da gel…

Adanaspor için…

Yazar: Editor
2009-10-06 13:38:26
Bir Kitap!  Bin Emek!

Her kitabı kolay almam.

Sorun parada değil.

Sorun neyi nasıl anlattığında.

Marguez'in "Yüz Yıllık Yalnızlığı"

Jorge Amado'nun "Tarçın Kokulu Kız"ı veya "Gecenin Çobanları" Neruda'nın şiirleri,

Ya da Eduardo Galeano'nun "Latin Amerikanın Kesik Damarları"nı okumadan Brezilyayı,

Şiliyi,

Arjantini,

Venezuelayı anlamak mümkün değil.

Bir de Pele’yi,

Garrincha'yı,

Kempes’i,

Maradona’yı,

Yani futbolu izlemeden!

Latin Amerika kitaplardan okunacak,

futboldan izlenecek noktada duruyor.

Bunları yaşamadan Brezilyada sosyalist başkan Lula'nın "Umut korkuyu yenecek!" sloganıyla kitleleri nasıl dalgalandırıp iktidara geldiğini anlayamazsınız.

Kitap ve futbol deyip de geçmeyin!

Futbol sadece Şili’de Pinochet'in,

Arjantin’de Jorge Rafael Videla'nın

Yani faşist diktatörlerin kitleleri uyutma aracı değildir.

Futbol aynı zamanda kitleleri dalgalandıran umudun adıdır.

**********

Hakan Tabakan Adanaspor'la ilgili bir kitap yazdığında bu duygularla gidip aldım.

Tıpkı gençlik çağlarımda "İnce Memed’i"

" Bereketli Topraklar Üzerinde”yi alır gibi.

Futbol ya da Adanaspor bu toplumu en az bu kitaplar kadar etkiledi.

Belki daha da fazla.

İnsanlar ömrünün en güzel hikâyelerini 5 Ocak tribünlerinde Adanaspor’la yaşadı.

Belki de diğer alanlarda yaşanacak güzelliklere kavuşamadıkları içindir.

Bir de bizim gençlik yıllarımızda yazlık sinemalarda yaşandı bütün güzellikler.

İşte Hakan Tabakan'ın kitabı yazlık sinema tadında bir etki bırakıyor insanda.

Sularda Yılmaz Güney'in "Umut" filmini izler gibi bir etki!

Eline sağlık hocam!

Bir kitap bin emek demek!

Emeğine sağlık!

Nedim Soylu
Yazar: Editor
2009-10-04 16:58:55
Vah

Adanaspor şu dakikada Buca karşısında 4–1 yenik. Soyunma odasına giderken bir gol daha yersek bilmem.

Özellikle yakın tarihimizde olmayan şeyler oluyor: Rize’den 4 gol, Bolu’dan 3 gol, Buca’dan 4 gol. O Rize Gaziantep Belediye’den 3 yiyor. O Bolu Samsun’dan 3 gol yiyor…

Hayal âleminde mi yaşıyoruz, bu kadar mı kör bakıyoruz Adanaspor’umuza, sadece inanarak… Bilmem… İnanç dediğin düşünerek yapılan bir şey değildir zaten, o yüzden inanmakla filan gurur duymak da boş iş…

Seviyoruz…

Benim bu gün yazacaklarım bu kadar… Hatta bu hafta hiçbir şey yazmak da istemiyorum Adanaspor’a dair, biraz “akla” ihtiyaç var daha sağlıklı teşhisler için, hislerden bir miktar arınıp…

İsteyen varsa buyursun yazsın, sayfamız açık, özellikle Buca maçını sahadan izleyen arkadaşların yorumlarını bekleriz…

Yazar: Editor
2009-10-02 19:32:55

Buca Maçı vs

http://ul.gcg.me/files/2009-10/adanaspor_habip_kaplanpenche.jpg

 İsmail Eğriparmak yazmış zaten, Buca’dan galibiyetle döneriz diye…

Bolu ve Buca deplasmanlarını yorumlarken 3, 2’den iyidir demiştim bir galibiyet ve bir yenilgiyi ima ederek. 6’nın yarısı gitti. Kalan 3’ü kurtarma derdindeyiz. O hesap da tutmazsa… Zaten deplasman maçlarıydı, der avunuruz.

Çanakkale kupa maçı takıma da taraftara da bir güven verdi sanki. Bunun sebebi sahadaki oyundu, forma şansı bulanların gayretiydi, özellikle Rahman’ın maç sonuna kadar devam eden direnciydi. Habip’e kaptanlık jestinin bir anlama dönüşür olmasıydı, kalemizdeki sürprizdi…

 Neticede o kupa maçı, sadece bir kupa maçı değildi; işe yeni(den) başlamanın elle tutulur, gözle görünür heyecanıydı.

Siz buna “her ışığı bir umut sayma” Polyannacılığı da diyebilirsiniz. Eyvallah, derim buna, kabul… Umut yanımızda sevda başımızdayken, benden farklı bir yaklaşım beklemeyin şu saatte: ))

Hoca konusu mu?

Birinci Cevap: “Eyüp Hoca” gayet iyi... Oradan alt yapıya da bakar… Eyüp Hoca ile ilgili geçen sezonki yazımız arşivde duruyor…

"""tıklayınız…"""

İkinci Cevap:  “Kemal Kılıç” derim… Onun bizde bizim onda, birbirimizden bir şampiyonluk alacağımız var… Yarım kalan bir sevinç…

Yazar: Editor
2009-09-30 23:09:55
Demek ki Oluyormuş!
 
 http://ul.gcg.me/files/2009-09/ey__p_ar__n_kaplanpenche.jpg

Televizyonun karşısına geçip (küçük bir rahatsızlığımdan dolayı TV’nin karşısına geçip… Yoksa yerimiz tribündür…) Adanaspor-Dardanelspor kupa maçını izlerken hep bu cümleyi tekrarladım: “demek ki oluyormuş…”

Ekrem Al’ın bir kez olsun şans vermediği oyuncular, top tuttular, organize ataklar yaptılar, paslaştılar ve sonuçta 2–1’lik bir galibiyet aldılar… Sonuç hiç önemli değil… Bu maçta Adanaspor yenilebilirdi de… Önemli olan bıkmadan usanmadan yazdığımız ve Adanaspor’a pahalıya mal olan “sistemsizlik dayatması”nın ortadan kalkmasıdır…

Bu maçta dikkat çeken birkaç nokta var ki bu noktalar Adanaspor’un geleceği için önem taşımaktadır:

  •  
    1. Metin Tuğlu’yu kenarda oturtup Anıl ‘ı sol bekte oynatmak bir cinayetti… Bu maçta Anıl, defansın göbeğinde; Metin ise solda çok iyi işler yaptılar...
    2. Orta sahayı devreye sokmadan defanstan uzun toplarla golcüleri beslemeye çalışmak yanlıştı… Bu hareket, hem golcüleri hem de onlara pas atanları kötü duruma düşürürdü; ama Ekrem Al bunu bir türlü göremiyordu… Bu maçta etkin bir orta saha izledik ve sonuç olarak golcülerimiz daha tehlikeli ataklar yaptılar…
    3. Formunu bulamamış İlyas, Adanaspor’u her maçta eksik oynatıyordu… Bu maçta Adanaspor, ilk kez sahada 11 kişi göründü… İlhan daha istekli, Rahman daha etkiliydi…
    4. Kalede Zülküf, Adanaspor’un geleceği adına güven verdi…
    5. Adını duyduğumuz ama kendisini bir kez olsun göremediğimiz Sinan iyiydi ancak maç eksiği var gibi göründü…
    6. Milli futbolcumuz Okan Salmaz, iyi işler yapmaya çalıştı, çabaladı ve golünü de attı…
    7. Habib: “doğru yerde oynarsam, işte böyle etkili olurum” dedi  bu maçta…

Bunların hepsinden çıkarılacak sonuç şudur ki:

Aşağı yukarı  bir yıldır Adanaspor’u çalıştıran Ekrem Hoca, bunların hiçbirini görememiş ve şampiyonluk yolunda ilerleyen takıma ciddi zararlar vermiştir. Oysa yıllardır Adanaspor’un içinde olan Eyüp ARIN, hastalığı teşhis etmiş, tedaviyi uygulamıştır… Öyleyse biz neden Teknik Direktör arıyoruz? Yanı başımızda bir cevher yatarken…

Fatin Murat Seferbeyoğlu

Not: Maç fotoları foto-Yorum'da... Tıklayınız...

Yazar: Editor
2009-09-29 18:09:15

Ligradyo

http://ul.gcg.me/files/2009-09/lig_radyo.jpg

Lig Radyo’da yarım kalan program bu akşam devam ediyor.

Programın bir bölümünde Sayın Bozkurt Yılmaz’la özellikle “Ömrümün En Güzel Hikâyesi” üzerine konuşacağız.

Tabii bir de “Neden Adanasporluyuz?” sorusunu da Turuncu Fanzin’den bir alıntıyla cevap vereceğiz.

Not: Program 20.00'da başlayacak ve söyleşimiz ilk bölümde yer alacak.

Yazar: Editor
2009-09-28 08:27:58

Kes Cezayı Hâkim Bey

Bu kadar tepki mağlup olduk diye mi?
Bizim bu tepkilerimizi yenildik diye sananlara bu sözlerim!
Biz hiç bir zaman bir mağlubiyetle ne bir adama çok büyük tepki verdik ne de ipe götürdük veyahut kelle istedik.
6 hafta oldu.
Bir tane iyi oynayarak kazandığımız maçı yazabilecek arkadaş parmak kaldırsın.
Ahmet Şahin, Hakan, Yunus ve Metin Tuğlu (kadroda ama onu da silecekler bir kalemde) bir kalemde silinen isimler.
Ya yerine gelenler "İlyas, Onur, Mustafa Akçay"
Kadroda tutulan maestro Onur Demirtaş, Emre Hızarcı.
Koca memlekette bir sürü orta saha oyuncu varken 3 tane adam için ısrar ettin.
Ne istediysen alındı hoca daha biz sana tepki vermeyelim de ne yapalım.
Kocaeli maçında ceza verilmeliydi oyunculara teknik heyete, geç kalındı.
Zararın neresinden dönülürse kârdır, kes cezayı SAYIN BAŞKANIM.
70 dakika takımı 10 kişi bırakan Onur'a, canla başla mücadele eden Hakan'ı yollayıp yerine iki ruhsuz adamı oynatan Ekrem Al'a ve hatta kendinize de çünkü sahaya indiniz, geçen sene kesmiştiniz ya cezayı taraftara aynısını yine istiyoruz.
Kesin cezayı Başkanım kesin hem de acil tarafından…
 

Murat Akıllı

Yazar: Editor
2009-09-25 17:01:33

Sonbaharda İkinci Deplasman

“bu sefer 3 puan olsun”

İlkinde çok kötü bir oyunla Kocaeli deplasmanından bir puan ile dönmüştük sonbaharın ilk deplasmanıydı. Şimdi Bolu’dayız

Aslında takvim olarak avantajlıyız. Düşünsenize bu maçın karla kaplı bir zemin üzerinde oynandığını. Kesin biz kuğu gölü balesi yaparken Boluspor’lular takır takır top oynardı. Çok şükür ki Ekim ayında maça çıkıyoruz ama umarım maç günü yağmursuz bir havada maç oynanır çünkü böylesi hava koşullarında çok da başarılı olamıyoruz.

Gelelim maça. Boluspor çok sağlam transferlerle sezona giriş yaptı ancak aldıkları sonuçlar yaptığı transferler kadar ses getirmedi.

Artılarımız;

+ Duyduğumuza göre 9 oyuncuları sakatmış.

+ Defansımızın her noktası (buna Anıl’da dahil) iyi durumda

+ Gol bölgesindeki sakat oyuncularımızın sağlık sorunları yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Mbilla ve Emre form grafikleri gayet güzel.

Eksilerimiz;

- Deplasmandayız ve havada hakemlerin bize kazık atacak kokusu

- Ekrem Al’ın deplasmanlardaki bir gol atayım üstüne yatayım bir puan gayet güzel mantığı

- Orta sahada   İlyas’ın formunda olmayışı ve bir Onur’un gidip yerine diğer Onur’un gelişi.

İşte artılar ve eksiler. Bence 1 puan ile döneriz. Allah yüzümüze bakar birazda şansımız iyi giderse ha bir de hakem adil maç yönetirse şu güzelim sonbaharın ikinci deplasmanından 3 puan ile döneriz.

Korkma Ekrem Al hocam, bu sefer korkma biraz cesaret.

Murat Akıllı

Yazar: Editor
2009-09-22 16:38:28

Reşit Kaynak

http://ul.gcg.me/files/2009-09/resit133.jpg

Adanaspor’un Efsanevi futbolcularındandı Reşit. Kaynak kardeşlerin ilkiydi ve Adanaspor’da hem unutulmaz zamanlar yaşadı hem de o unutulmaz anları Adanasporlulara yaşattı.

İşte bir anısı; (http://www.turbey-turbey.blogspot.com/’dan alıntıdır)

(Reşit Kaynak'ın anılarından...)

[1975–1976 sezonu. Benim Beşiktaş’taki ilk yılım. Ligde iddiamız yok. Beşiktaş olarak Türkiye kupası’nda iddialıyız.

Gündüz Tekin Onay’ın yerine gelen İsmet Arıkan başımızda. Adanaspor ile Adana’da oynayacağız. Maç adanaspor açısından önemli. Puan kaybetmesi halinde kümede kalma şansı kalmayacak Adanaspor’un.

Maç başlar başlamaz Vedat Bayraktar gözümün içine bakarak, "aman ha Reşit topu götürüp orta yapayım, gol atayım deme!" diyor. Her fırsatta bunun gibi şeyler söyleyerek beni yumuşatıyor. O kadar etki altında kaldım ki, ayağıma gelen her topu Vedat’a pas olarak vermeye başlamışım. İsmet Arıkan beni 15. dakikada oyundan aldı. Daha sonra da beni bir daha Adanaspor'a karşı oynatmadılar...
]

 

N