2012-01-23 08:23:50

Sorular                         

 

Bayram Başkan’a verdiğimiz ilkesel destek, onu bu transfer politikasından eleştirmeyeceğimiz anlamına gelmez. Şu son tabloda durum üzüntü vericidir. Takımın ihtiyacı olan transferler yapılmamıştır.

  • Bu kadro en iyi niyetiyle A’dan Z’ye müthiş mücadele veriyor.
  • O kırmızı kartlara da böyle bakmalı.
  • Psikolojisiyle de çırpınıyor futbolcumuz.
  • Fakat bu kadronun yapacağı ortada işte.
  • Takviye olmadan buraya kadar…

Ama Levent Hoca’nın Talha konusundaki problemini de ben anlamış değilim. Talha bu takımda neden oynamaz?

  • Transfer politikasından dolayı Başkan hatalı.
  • Takımı doğru düzgün kuramamasından dolayı Hoca hatalı.
  • Yer yer futbolcu hatalı.
  • Kimi durumlarda taraftar hatalı.

Peki bu hakemler bir iradeden ve idareden ve kontrolden ve eleştiriden soyutlanmış ve vicdandan, ardan, hayadan, utanmadan yoksun mahluklar mı?

  • Öyle olduklarını söylemiyorum.
  • Soruyorum sadece.
  • Tribünlerde onlara edilen onca küfürleri yoksa gerçekten hak ediyor mu bu adamlar?
  • Küfretmiyorum tabi,
  • sadece soruyorum.

Ayrıca, şunları da not düşelim yine saçma sapan düdükler çalmayacaklarsa.

  • Şu şike soruşturmasında hakemlerin neden hiç yeri yok?
  • Neden bu adamlar cellât rolüne canla başla sarılmışlar?
  • Milyonlarca liralık futbol yatırımı neden sahadaki kifayetsiz, çapsız, çabasız üç dört adamın keyfine bırakılır?
  • Türk futbolunun katledilmesinin baş sorumlusu önce de sonra da o hakemlerdir.
  • O adamcağızları eğitmeden, geliştirmeden, belli bir kişiliğe büründürmeden
  • bu futbol bataklığından namuslu kulüpler sağ çıkamayacaktır.
  • Ne yazık ki!
Yazar: Editor
2012-01-07 23:43:27

Gündüz Tekin Onay 

 http://2.bp.blogspot.com/_gHAE_z0DfBo/SV5ichwDxlI/AAAAAAAABI8/W0ZBNfAwH9E/s400/g.jpg

Güzel günleri unut,

Kötü günleri tez unut,

Hayallerini unut,

Lig 2.liğini unut,

UEFA’ları unut,

Konuk ettiğin İnter’i vs unut

Güzel mazini unut,

Gol krallarını unut,

Şampiyonlukları unut,

Şampiyonluk hayallerini unut…

Bir kulüp geçmişiyle vardır; ki

Yaptıkları yapacaklarına teminattır böylece.

Var her bir inceliği unut;

Ama

Gündüz Tekin Onay’ı unutma!

Bir camia insanlarıyla vardır.

 

Ve fakat Güney Tribününü

Gündüz Tekin Onay Tribünü yapamadık ya…

Adanaspor’la bir olmuş o şanlı hatırandan ve senden özür dileriz Büyük Hoca,

 

Gölgesi Ağır Adam…

Gündüz Tekin Onay

Mayıs 1942 – Ocak 2008

Yazar: Editor
2011-12-28 20:14:41

İnadına Aşk İnadına Adanaspor İnadına Vefa

Davul ve zurna ile karşılanmış Sayın Serdal Adalı. Sloganlarla! Hem “Beşiktaş’ın evladı” hem de “Adanaspor’a başkan ol” diye… Böyle bir çelişki ancak bir hesap hatasında olur.

Herkes herkesi istediği gibi karşılar. Bunda bir şey yok! Mesele Sayın Serdal Adalı’nın Adanaspor’umuzla bu kadar özdeş tutulmasında veya öyle gösterilmeye çalışılmasında. Sahi, nedir Adanaspor tarihindeki yeri, Adanaspor’la somut bağı, Adanaspor’a katkısı Sayın Serdal Adalı’nın.

Bilmediğimden veya bilemediğimden soruyorum. Biri aydınlatırsa ben de öğrenmiş olurum.

Bir süreç yaşanıyor, “enteresan” bir şekilde.

(Bunları Bayram Akgül’le en ufak bir bağım, görüşmem, tanışıklığım olmadan yazıyorum yanlış anlaşılmasın sonra.)

İlkinde 2B’ye hazırlık döneminde Nevşehir’deki kampta hoş geldiniz demişti bir minibüs taraftara. Diğerinde Gaziantep’te tesislerdeki maçın birinde bir sigara içimi aynı tribünde durmuşluğumuz var yüzlerce taraftarla. Sonuncusunda 60–70 kişinin olduğu bir toplantıda bulunmuştum… Ötesinde yolda görse tanımaz beni.

Şunun için yazıyorum bunları.

Bayram Akgül’ü savunmamdan ötürü kimseler bir kulp takmaya çalışmasın. Çünkü tutturamazlar. Ve bugün Bayram Akgül’ü savunmak Adanaspor’u savunmak gibidir benim için…

Evet, Adanaspor’un bir başkanı vardır.

Kulübün belli bir yönetim anlayışı vardır sevin sevmeyin. Bu yönetimde demokrasi filan yok diyenlerle ülke meselelerinde omuz omuza mücadele etmeye hazırım gerçek bir demokrasi için, fakat bir kulüp yönetiminde demokrasi sorgulaması komik oluyor, ki o iddia baştan sona tartışılır. Elbette bir Adanaspor aşkıyla hareket edilip kulüp başkanlığı arzulanabilir, buna kim itiraz edecek? Benim de sizde olduğu gibi Adanaspor’a dair hayallerim var. Benimki bildiğiniz hayal tabi: )

Fakat bu işin yolu yöntemi sanırım görüp tanık olduğumuz gibi değildir.

Tarafımı net olarak belirtmiştim. Bir daha yazmakta ben sakınca görmüyorum; bitti diyene kadar Bayram Akgül; hatta takımı aldığı yere bırakana kadar da Bayram Akgül! (Aslında böyle bir şey iyi bir gösterge de olur; olmayan bir Adanaspor’a başkan olmak için aynı süreç yaşanır mıydı görmüş olurduk!)

Neyse,

Şahsi dileğim Bayram Akgül’ün bu davada yenik düşmemesidir! Pes etmemesidir! Değilse, teslim olursa yani, fena halde kırılırım, içerlerim, sitem ederim! Ona “koşulsuz” güvenip inananlarla birlikte direnmek, bundan böyle boynunun borcudur Bayram Başkan’ın.

Ve bir başka dileğim elbette ki bu takımı şampiyon yapmasıdır! Bu şampiyonluk hem bize hem Başkan’a hem de Adanaspor istikbaline çok iyi gelecektir. Öyle!

Not: Varsayımla soruyorum. Şampiyon olup süpere çıktığımızda Başkan’ın ne kadar kredisi olacak acaba? Orada da şampiyon olmazsak yine istifası mı istenecek? Şöyle bir 5 sezon filan beklenmeyecek mi yeni bir şampiyonluk için; ) 

Neticede bu bir Bayram Akgün değil, bir Adanaspor yazısıdır!

Yazar: Editor
2011-12-17 14:59:00

Başladığı Gibi

Nefis bir kapanış ilk yarı için. Böylece ilk yarı başladığı gibi bitti: Karşıyaka deplasmanı ve Kartal deplasmanı: 2-0

Adanaspor, Kartalspor’u deplasmanda 2–0 yenerek ikinci yarı için çok güzel bir yatırım yaptı. Bunda örneğin geçen hafta pek eleştirdiğim Levent Eriş’in katkısı tartışılmazdı. Çıkan kadro ve oyuncu değişiklikleri son derece isabetliydi hem isimler hem de dakikalar itibariyle.

  • Bu maçta forma giyen tüm oyuncular alkışı hak etti. 
  • Bir deplasman için en doğru taktikle oynadık 
  • ve bunun da karşılığını 3 puanla aldık. 
  • Bu 3 puan güzel değil, 
  • çok güzeldir.

Önemli not: Hala garip bir şekilde kimi yerlerde eleştirilen Tolgahan, bu galibiyette çok kritik 3 kurtarışla önemli bir pay sahibi olmuştur. Bu anlamda şu galibiye üzülen birçok kişi olmuştur... Heyhat...

  • Savunma en az hatayla oynamıştır. 
  • Ama tabi ki hata yapmıştır. 
  • Bu da 90 dakikanın olağan hatalarındandı. 
  • Savunmanın hücuma katkıları sağ kanatta daha azdı. 
  • Zira İzzet’in yokluğu bu atak organizasyonunda hissedildi.

Rekor düzeyde pas hatasının olduğunu söyleyebilirim. Ve ayakta durmakta zorlanan futbolcular, her iki takımda da yaşandı bunlar.

  • Yani öyle bakınca 
  • kötü bir maçtı bu seyir açısından. 
  • Bunun en büyük nedeni Kartal sahasının patates tarlası olmasıydı. 
  • Kelimenin tam anlamıyla patates tarlasıydı saha. 
  • Bu koşullarda sahadan puanla ayrılmak 
  • hele o 3 puanı almak…

İşte bu saha koşullarında da orta sahanın istenen pas oranında bir futbol sergileyememesi doğaldı.

Forvet de bu orta sahadan beslenebildiği kadar etkiliydi genelde.

  • İkinci devrede 
  • şampiyonluk iddiamızın devam etmesi için 
  • bu kez 
  • doğru transferler gerekmektedir. 
  • Bu arada hiç olmadığı gibi bir hamle bekliyoruz başkandan. 
  • Tabi bir beklentimiz de 
  • grafiği yükselen futbolcuların takımda kalması 
  • ve daha faydalı bir düzeye getirilmesidir.

Gelelim bu maçın totemlerine;

  • Önce Mahir abinin maç öncesi yazılara şerh koymasıdır. 
  • Sonra da her bir puan için arkadaşların (Metehan-Erkin-Gökalp) 
  • İstanbul'da kutsal üçlemeyi vücuda getirmiş olmaları galibiyetin gizli kahramanlarıdır.

Ne diyelim;

Keyfimiz bol tatilimiz güzel olsun…

Yine İstanbul'daki 4-2'lik Kartal maçıfotoğrafları  için dilerseniz tıklayınız.

 

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-155072/kkk.jpg

 

Yazar: Editor
2011-11-27 09:28:56

Kilidi Açmak

 http://us.cdn4.123rf.com/168nwm/santi0103/santi01031101/santi0103110100020/8625278-medieval-keys-fourth-variant-stencil.jpg

Dün harika bir maç oynandı sahada. Tabi ben maça her sonuca razı olarak gittiğimden daha bir hoş geldi futbol. Tamam, kafa da güzeldi biraz; ))

  • Tavşanlı, Adana’ya gelen ya en kötü takımdı 
  • (o 18 puanı nasıl almışlar?) 
  • ya da biz rakibi fena sürklase ettik. 
  • Top oynatmadık da, 
  • adamlar böyle kötü göründü gözümüze. 
  • Gözüme veya. 
  • Güzel kafayla gördüğüm Adanaspor’un sahanın her yerinde basmasıydı. 
  • Adeta fazla oynadık. 
  • Efendim? 
  • Ben bir ara çift görmeye başladım 
  • ondandır diyorsunuz: )) 
  • Mümkün.

Fakat o hakeme ne demeli?

Yahu nasıl bir hakem kuşağı geliyor böyle? Bunlarda olsa olsa ebemkuşağı yani gökkuşağı olur (biliyorsunuz mecazi anlamını; ))

  • Bakın takımı aklamaya çalışmıyorum. 
  • Fakat özellikle Bolu, Göztepe, Elazığ, Erciyes, Giresun maçlarının hakemleri birer caniydi. 
  • Rize, Akhisar maçlarının hakemlerini de hatırlayın. 
  • Takımın genelde sonuca ulaşamayan futboluna o hakemleri de ekleyince ortaya hazırdaki durum çıkıyor.

Evet, dün mücadele eden ve az hata yapan bir takım vardı. Fakat o gol yollarındaki panik halimiz, biraz beceriksizliğimiz… Aşmalıyız bunu!

  • Dün çok kıymetli bir 3 puan aldık. 
  • Şu sırada bundan daha değerli 
  • ve önemli bir 3 puan olamazdı. 
  • Eğer hala bir şampiyonluk iddiamız olacaksa 
  • (ki bence o iddia bir Adanaspor’da hep vardır!)
  • o şampiyonluk kapısının kilidini açmış olan bir maçtı Tavşanlı Linyit maçı. 
  • (Hayır, şimdi ayığım: ))
Yazar: Editor
2011-11-20 20:26:07

Her Şey Adanaspor İçin

 http://www.tigerscricketclub.com/images/QH%20Tigers%20SC.jpg

İyi maç oldu. Alırdık da kaybederdik de, diye yuvarlak bir laf edeyim fakat bu yuvarlak laf gerçeği değiştirmez.

Rakip Adana’ya gelen en sağlam takımdı. Adamlar her noktada basıyordu. Çok diri, pek hareketliydiler. Kasımpaşa yukarıyı fena yapar ileriki haftalarda.

Gelelim Adanaspor’umuza.

Müthiş oynamadık. Ama gücümüzün son damlasına kadar mücadele ettik. En azından gol yemedik. Rakibin ikisi direkten dönen 3 pozisyonuna karşılık biz gol olması gereken pozisyonlar bulduk. Birazı şansızlık birazı da beceriksizlikti. Bir iki futbolcu daha etkili olsaydı 3 puan mümkündü. Örneğin Okan Göztepe maçındaki futbolundan uzaktı. Ama işte rakip de Göztepe değil. Çok daha üstün bir takım, nefes aldırmadılar.

Maçtan önceki düşüncem beraberlikti. Yine bir klişe ekleyeyim, yenemiyorsan yenilme! İçeride veya dışarıda, yanlış bir taktik değil bu.  Talihsiz yenilgileri beraberliğe bağlasaydık da durum farklı olurdu o lanet olası cetvelde. Öyle…

Şu da var, üstteki takımlardan birine ilk kez kaybetmedik. Bu da bir züğürt tesellisi olsun hadi: ))

Açıklamalar devre arasına yönelik. Sanırım ilk kez devre arasında takımda önemli değişiklikler olacak. Bu da umut! Bir de; üsttekilerin işi böyle asla rast gitmeyecek. Üstler de tepe taklak olacak. Burası B.A.1Lig, kimsenin işi garanti değil ve bu lig bu yüzden enfes bir lig. Mevzunun devamı var daha!

Son olarak, ne dilersin deseler; yönetim, tribün, takım arasındaki bağın eskisi gibi mutlu uyumlu olmasını dilerim, derim. Bakın şahsım için bir şey dilersem namerdim. Kimin nasıl bir kudreti varsa bunun için bir şeyler yapsın.

Her şey Adanaspor için.

Yazar: Editor
2011-11-12 07:56:50

Önce Savunma

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-135138/elazig.jpg

Gelelim Elazığ maçına.

Bir haftalık ara iyi gelmiştir diye düşünüyorum bize, hepimize. Şimdi futbola dönüş daha güzel olacaktır.

  • Göztepe maçı tarihi bir maçtı, diye not düşmüştük. 
  • Tabi o galibiyetin bir anlam taşıması Elazığ deplasmanından alacağımız puan ve puanlara bağlı. 
  • Bu arada bir cümlede 2 klişe kullandım. 
  • Önceki galibiyetin bir anlam taşıması ile 
  • puan ve puanlar kalıbı… 
  • Ama böyledir bu işin jargonu, yapacak bir şey yok, 
  • fazla orijinal olmaya da pek imkân yok.

Elazığ havasını bulmuş bir takım. İyi de gidiyorlar. Fakat her havanın bir sonu vardır. Bakın Adana’da puslu bir hava var, onca güneşten sonra.

Önceki sezon deplasmanda oynadığımız ve 4 attığımız Kartal maçını hatırladım. Adamlar haftalardır yenilmiyordu, bırakın yenilmeyi gol yemiyordu.

Elazığ’dan puansız dönmeyiz yeter ki pırasa tarlası futbolu oynamayalım. Ne yapacağımızı düşünüp de çıkmış olalım sahaya.

  • Hepimizin bildiği gerçek, 
  • defans zafiyetimiz var. 
  • Bu yüzden Onur ve Tuna’nın önüne mutlaka iki adam yerleştirmeliyiz. 
  • Onur Demirtaş ve Adnan olabilir bu iki isim. 
  • Onur savunmaya dönük, 
  • Adnan ileriye doğru oynayabilir. 
  • Yani önce gol yememek için oynamalıyız. 
  • Ötesi hakikaten hallolur.

Adanaspor her maça galibiyet için çıkar. Böyledir bu! Fakat kimi durumlarda, deplasman maçlarında bir puan için oynayıp gelişmelere göre taktiği belirlemek mantıklısıdır. Örneğin Rize buraya 1 puan için gelmişti, Akhisar keza! Adamların istediği bir göz Allah verdi iki göz hesabı oldu, telaşımız 6 puana mal oldu.

Sonuç?

  • Elazığ maçına sağlam bir savunma 6’lısı ile çıkmalıyız. 
  • Bu, orta sahamızı da diri tutacaktır. 
  • Öncelikli hedefimiz 1 puan olmalıdır. 
  • Bu, 3 puanın da kapısı açacaktır,
  • zira rakip üstümüze gelirken kaçıp gidecek futbolcularımız ziyadesiyle vardır.

Hadi Adanaspor, 1 puan olsun bizim olsun. Lakin son dilime gol yemeden girdiğimizde 3 puan da ihtimal dâhilindedir.

Vira büyük Adanaspor!

Yazar: Editor
2011-10-29 22:35:38

Tarih Tekerrürden İbarettir

Geçmişte ne yaşanmışsa sadece zaman değişerek aynı olaylar bir döngü halinde yaşanır ufak tefek değişikler haricinde her şey aynıdır. Bu cümle başlığımın tanımıdır.

Nereden aklıma geldi?

  • “Çıkış aramak için, 
  • Adanaspor için, 
  • biraz umutlu mesaj verebilmek için” 
  • nasıl bir yazı yazabilirim diye düşünürken,
  • 1999–2000 sezonunda 
  • Göztepe ile oynadığımız süper lig 24. Hafta maçı aklıma geldi 
  • ve böyle bir başlık attım.

1999–2000 sezonu süper lig deyiz. Teknik direktör Hikmet Kahraman…

  • İlk yarıyı 22 puanla 10. Tamamlıyoruz. 
  • İkinci yarıya deplasmanda Trabzonspor galibiyeti ile başlıyoruz, 
  • ne oluyorsa ondan sonra oluyor 
  • ve 24. haftaya kadar evimizde Ankaragücü maçında aldığımız beraberlik haricinde 
  • puan alamıyoruz 
  • yani 5 hafta üst üste mağlup oluyoruz.
  • 24. hafta Göztepe maçı öncesi Hikmet Kahraman 
  • şöyle yorum yapmıştı
  • ’’bu maç çıkış maçımız olacak, 
  • hatta o kadar iddialı konuşuyorum ki; 
  • 30. Dakikaya kadar gol olmaz ise istifa edeceğim.’’

O maçı Ali Asım Balkaya’nın golleri ile 2–0 kazandık (ilk gol 31. Dakikada geldi), sonra deplasmanda F.Bahçeyi 4–2 yendik. Gerçekten Göztepe çıkış maçımız oldu ve ligi 45 puanla 8.bitirdik.2011–2012 sezonu 12 yıl sonra yine Göztepe maçı ve yine çıkış arıyoruz. Ne dersiniz tarih tekerrür eder mi?

ETSİN BE!

B.Şehmus Seferbeyoğlu                                

Yazar: Editor
2011-10-28 07:52:41

Biz

Anadolu’ya has özellikler sanırım, şahsımıza filan özgü değildir bunlar, çevremizde genelde tanık olduğumuz davranışlar;

 

  • çabuk kırılırız, hemen seviniriz; 
  • mutluluklarımız ve hüzünlerimiz uçlarda olabilir; 
  • tez küser daha tez barışırız, 
  • sevdik mi tam severiz, öfkeler pek baki olmaz, 
  • anlaşmak için birkaç kelam yetebilir, 
  • bir adım atana üç beş adım atarız 
  • ve aslında vefakârız, cefakârız, kıymet biliriz, dost canlısıyız, 
  • sevdiğimize daha çok küsüp kızar, sevmediklerimize de haksızlık yapmamaya çalışırız; 
  • düşmanımızın kötü gününü kollamayız, ona en güçlü zamanında çatarız ille de çatacaksak, 
  • iyi gün dostu hiç değiliz, 
  • düşene tekme atmak gibi bir zayıflığımız yoktur. 
  • İçten söylenmiş güzel bir söz, ama içten söylenmiş güzel bir söz tüm kırgınlıkları bitirebilir. 
  • Yoktan var ederiz muhabbeti, 
  • yeter ki küçük veya büyük hesaplar hiç olmasın. 
  • Hiç olmasın. 
  • Kaderleri ve kederleri ortak insanlarız neticede… 
  • Bir futbol sergüzeştinde…

 

Bu futboldan umudum yok, ama Adanaspor’dan umudum var.

Kötü günde umudum yok, ama kötü günde de takımın yanında olmakta umudum var.

Kimi futbolcudan umudum yok, ama o formadan umudum var.

Geçen maçlardan ötürü hocadan umudum yok, ama iyi işler de yapabileceğine dair güç umudum var.

Sonuçta, memlekette hiçbir şeyden umudum olmasa da, bir başına Adanaspor’dan umudum vardır. Ki çıkmaz sokaklardan çıktık ya aşka…

Her sonuçta ve her olumsuzlukta (söz konusu Adanaspor’sa) benim hala umudum var, şu Göztepe maçının da çok zor geçeceğini gayet iyi bilmeme rağmen, yine puan kaybı yaşama ihtimalleri dahilinde… Ne gam! Sahaya çıkan bir Adanaspor’um var!

Not:

 

  • Emrah Bedir
  • twitter hesabından 
  • taraftara destek çağrısında bulunmuş. 
  • Hiçbir şey bitmedi anlamında, 
  • geçen sezonki Samsun 
  • ve Mersin’i örnek gösteriyor 
  • ve dayanışma istiyor. 
  • Hiçbir Adanasporlu bu çağrıya kayıtsız kalamaz!

 

Yazar: Editor
2011-10-22 12:05:55

        Yine Bilmem Sakarya Maçı Ne Olur

 

  • Yarın görece kolay bir maç var. 
  • Görece… 
  • Artık bizim hesabımızda kesin bir şey yok. 
  • Biz de buradan salakça dörtte dört edebiyatı yapıyorduk. 
  • Edebiyat işte, 
  • hayatın gerçeklerinden çoğu zaman bihaber…
  • Rakip çok güçlü değil, 
  • ama bizi yenenlerin hangisi aman aman bir takımdı?

Sakarya tek puan için oynarsa maç berabere biter, derim. Açamayız! Yenmek için oynarsa maç ortada, diye eklerim, kaçamayız. Hele ilk golü biz yersek melodramlardayız...

  • Oynanmadan maç alınmıyor. 
  • Sorsanız Rıdvan Dilmen de aynısını söyler 
  • ve ondan bir alıntıyla, 
  • yarım sıfıra 3 puanı versinler ben şahsen alıp öteki haftaya bakmaya razıyım. 
  • Evet, 
  • rakip kötü ama biz de çok kötüyüz. 
  • Bu yüzyılın en kötü Adanaspor’uyuz. 
  • Doldur boşaltan başka bir şey yapmıyoruz. 
  • Sebep? 
  • Sebep belli, 
  • bir daha yazmaya gerek yok... vermeyin şimdi gazı bana...
  • Bu hafta Tuna’nın cezalı olması 
  • bizim için hayırlı bir şeydir. 
  • Onun yerine Anıl, 
  • Anıl’ı yerinde Berk oynar, 
  • hiç de sorun olmaz. 
  • Koray da oynayabilir, 
  • sırıtmaz. 
  • Tuna’yı görünce 
  • Görkem ve hatta Recep niye gitti baba, 
  • diye düşünmekten de kendimizi alamıyoruz bu arada.

Kadroda rotasyona mı gidilecekmiş neymiş. Kolayı var. 1 isim! Gönderin, işleri kolaylamaya başlayın.

  • Bir Adanasporluluk aşkıyla 
  • her maçta iddialıyız, 
  • favoriyiz. 
  • Ama şu sıralar dokunmayın ağlarım, 
  • yazıyı da, 
  • bu maç ne olur bilmem, 
  • diye bağlarım.

Biz de uçlarda yorumlar yapıyoruz değil mi? Haklısınız, ama şu son iki maçı görünce hakkaten işimiz zor abiler... Zor...

Yazar: Editor
2011-10-16 12:16:44

     ...

 

  • Şu yenilgi 
  • ve stadın 
  • o ruh hali üzerine 
  • "yazmama hakkımı" 
  • kullanıyorum!

 

      ... 

Yazar: Editor
2011-10-12 10:17:00

Gelişme

Maç dönümüne girdik derim.

Akhisar diri, dişli bir takım görünümünde. Fakat bu özellikleri bizden puan almaya yetmeyecektir. Adanaspor evinde bu maçı kazanacak güçtedir tabi ki. İsimler karşılaştırmasında üstünlüğümüz gereken avantajı sağlamalı, diyeceğim ama böyle olsaydı geçen sene evimizde berabere kalıp deplasmanda yenilmezdik Akhisar’a.

Birincisinde küçük takım psikolojisiyle Adanaspor’a karşı mücadele eden rakip, evindeki maçta can havliyle oynamıştır ve kazanmıştır.

 

  • Bu sezon Akhisar’ın ilk 5 hafta itibariyle de normalleştiğini düşünüyorum. 
  • Bu normalleşme bizim lehimize bir durum yaratacaktır. 
  • Artık 1.ligde yeni veya misafir olarak kabul edilen bir takım değildir Akhisar. 
  • İsimli futbolcuları, isimli hocası vardır. 
  • Şu haliyle en az bir Erciyes havasında ve kıvamında bir takımdır. 
  • Şunu demek istiyorum, 
  • Akhisar’ın o olağanlaşmış ve 1.lig açısından olgunlaşmış ruh hali 
  • yenilgilerinin temel nedeni olacaktır. 
  • (Tabi ki benimki bir iddia, buları da bir temenni ile yazıyorum: ))

 

Rakibin o isimli futbolcularının ikisi sakatlıktan çıkacak, yetişir mi, verimli olurlar mı bilmem (Sertan Vardar ve Levent Kartop). Diğeri ise bizim eski Emrah ve o Emrah takımının en etkili futbolcusu olarak görünüyor. Durumları bence budur, düşünün!

 

  • Çok gol pozisyonuna girebiliriz diğer maçlarda olduğu gibi, 
  • lakin bunlar daha organize ataklar şeklinde gelişmezse, 
  • birer karambol veya uzun pas pozisyonları olursa, 
  • rakibi hataya zorlayan değil, 
  • adamların kısmetten gelen hataları sonucunda pozisyonlar bulursak 
  • yine önceki maçlardaki gol sorunlarını yaşayabiliriz. 
  • Sanırım Emre'ye bu anlamda çok ihtiyacımız olacak, 
  • rakip sahada ve ceza alanı içindeki doğru yer tutmalarımız için.

 

Bolu maçını bence doğru yerde yanlış adam olması yüzünden kaybettik. Örneğin, kaleciyle karşı karşıya kalınan pozisyonda topun önünde Tuna değil de keşke Fevzi veya Fahri olsaydı… Böyle bir şey.

Evet, haftanın “gelişme” bölümünün yazısı budur. Sonuç yazısını dilerim maç galibiyetine bağlarız.

Yazar: Editor
2011-10-02 15:34:12

Yine Yenildik Ulan veya Lanetli Bolu

 

Ortada geçen sıkıcı, pas hatasının üst sayıda olduğu bir maçtı ve atan kazandı. Peki, bu maçı seyrettikten sonra yine, kazanabilirdik, diyebilir miyiz? Bence hayır. Çünkü maçı aldıracak bir orta saha yaratıcılığımız hiç yok. Umut duran toplardaydı ve uzun paslardaydı. Yani bir tür karambol beklentisi… Bu halde de fırsatlar bulduk, bulduk da sonuç çıkaramadık. Rakip kaleci günündeydi veya biz çok beceriksizdik ya da her ikisini söyleyebiliriz.

  • Çok fazla pas hatası yapıyoruz, 
  • çok fazla faul yapıyoruz ve ayakta duramıyoruz, 
  • bütün ikili mücadelelerde hep yerdeyiz, 
  • hakem çaldı çaldı, 
  • yoksa o pozisyonların devamı kalemizde bir karın ağrısına sebep oluyor.
  • Hazırlık maçlarında da gördüğümüz penaltılar kalemizde görünmeye devam ediyor.
  • Yedekten gelen oyuncu faydasız, 
  • forma şansı bulan futbolcu yararsız. 
  • En iyi dediğimiz oyuncu saçma sapan bir pozisyonda penaltı yapıyor. 
  • Forvette ele geçen pozisyonlar altı bastan harcanıyor. 
  • Son dakikalarda klasik olarak, yenik takım psikolojisiyle saldırır olduk, 
  • Boluspor da doğal olarak çekildi. 
  • Olmadı!

Evet, bu maç böyleydi. Ama bu lig böyle. Yeneceğiz, yenileceğiz. Bir lider olacağız bir alta düşeceğiz. Bir sevinip bir üzüleceğiz. Olacak öyle sonuçlar.

Ama devre arasına kadar puan açılmadan ilk 4’te kalmamız lazım. (Ha, tüm olumsuzluklara rağmen puanı açan biz olursak eyvallah)  Lakin ne olursa olsun devre arası takıma bir takviye şart olacak, sanırım bunda hemfikiriz. 

Ve evet,

Her haliyle güzeldir Adanaspor! : )) ...seviyoruz...

Yazar: Editor
2011-09-29 23:41:57

Gölge Etmeyin Yeter Hakemler

4. haftada liderliğe yerleşmek güzel, bu kez gerçekten alkışlanacak bir mücadeleyle güzel, puanlar kadar o savaş da güzel…

  • Adanaspor’umuz bizi çelişkilerde bırakmaya devam ederek oynuyor. 
  • Daha üç gün önce insanın canını sıkan bir oyundan sonra bu maçtaki hava inancımızı yine pekiştirdi. 
  • Gerçi hocanın da bu maçta şanına yakışan işler yapması da etkendi…

Emre ile başlaması doğru bir hareketti. Diğer oyunculardaki hamleleri de yerindeydi. Eyvallah!

  • Tolgahan mevzusu ilk dört maç itibariyle kapanıp gitmiştir. 
  • Bir tarafımı kaşıyorum, nazar değmesin diye, 
  • Tolgahan bu süreçte neredeyse hatasız oynamıştır, 
  • böyle devam edeceğinin düşünüyorum.

Adnan attığı o golle iki hafta ileri gitmiştir moral motivasyon açısından, iyi bir kazançtır bu.

  • Her futbolcuyu tek tek analiz etmeye gerek yok, 
  • takım bu maçta çok iyiydi, 
  • taraftar çok iyiydi, 
  • özellikle kritik dakikalardaki yoğun desteği etkileyiciydi.

Tüm bunlar bir takımı şampiyonluğa taşıyan etkenlerdir, iyi işlerdendir. Devam…

  • Fakat o hakeme bir not düşmeden bu yazıyı bitirmek olmaz. 
  • Son yazımızdaki iddiamızın gerçekleşmesi işten bile değildi 
  • fakat Taner Gizlenci denen şey, 
  • maçı katletmiştir. 
  • Adanaspor’un fark atacağı maçı kritik bir mücadeleye sokmuştur.

Şike komisyonuna, neyse artık adı, veya savcılığa suç duyurusunda bulunuyoruz, bu adam bu maça muhtemelen bahis oynamıştır, araştırılsın. Böyle bir rezilliğin başka bir izahı yoktur.

  • Hep diyoruz, 
  • kimse bize çalmasın 
  • ama kimse de alçaklık yapmasın. 
  • Herkes işini ahlaklı bir şekilde yapsın. 
  • Gölge etmeyin, 
  • başka ihsan isteyen namerttir ulan!
Yazar: Editor
2011-09-25 16:52:27

Ya Her Şey Çok Güzel Olacak ya da Eyvah Eyvah!

Deplasmanda yine 3 puan ve yine 2–0 ile. Çok güzel!

Şimdi skora göre mi konuşayım gerçeklere göre mi?

  • Ben skora göre konuşacağım: 
  • Yaşasın, 
  • 6 puan oldu, 
  • bekle bizi şampiyonluk, 
  • bizi kimse tutamaz, 
  • önümüze gelene diz çöktürürüz. 
  • Oley oley 
  • falan filan. 
  • Bu maç yazısı da böylece bitti.

_____________________

  • Ama bu yazıda Levent Eriş Faciası 2’den bahsetmeyeceğim, 
  • sağ açık oynatılıp pas alamadan, oyundan 42 dakikada garip bir şekilde çıkarılan Talha’dan 
  • (bu şöyle bir şeydir; alın size Talha, oynattım ama top bile alamadı, taktiğidir. Bir futbolcunun futbol hayatı böyle bitirirsiniz ancak, ayıptır), 
  • 9 kişi ve as kalecisiz kalan rakipten ve onlardan 9 kişiyle baskı yiyişimizden, 
  • maç hala 1–0 iken o laubali oyundan, 
  • 42.dakika oyuna giren Emre’nin 73. dakikada filan yine anlaşılmaz bir biçimde oyundan alınmasından
  • (eğer Emre sakat filan değilse veya başka gizemli bir hesap yoksa hocanın bu hamlesi yine Emre’yi bitirme hareketidir, art niyettir), 
  • ancak yürüyerek top oynayan Fahri’den, 
  • kafasına çarpan topla gol atıp bize kapak yapan Bülent’ten hiç mi hiç bahsetmeyeceğim.

 _______________________

  • Eğer bu maçı ölçü alırsak Bülent Messi’dir, o ne goldür; 
  • Levent Eriş de Mourinho’dur, nasıl müdahale etti ama oyuna; 
  • bizim takım Barca’dır, nasıl da paslaştık pres yaptık rakibi ezdik; 
  • şampiyonluk ceptedir, ee etti mi 6 puan; 
  • bundan sonraki maçlara formalite olarak çıkılacaktır… 
  • Ben de köyün delisiyimdir: ))

Neyse, siz bana bakmayın şu galibiyetin keyfini çıkaralım, ama kafayı kuma gömmeden; ))

____________________ 

Not: Kimselerle şahsi bir tanışıklığımız veya hasımlığımız tabi ki yok, maksat araba devrilmeden, testi kırılmadan birkaç arızaya değinmektir. Ve meselemiz tamamen Adanaspor'dur, şu şehirde, tökezlemesini birçok insanın beklediği, umuduğu Adanaspordur meselemiz.

Ele güne karşı yalnızken bir de kötü günler yaşamayalım.

Ve bazı futbolcularımıza karşı "şahsen" incitici gibi oluyorsak özür, dediğimiz sadece futboldur! Kişilikleri, insanlıkları konu bile edemeyeceğimiz kadar değerlidir!

Yazar: Editor
2011-09-21 23:29:58

Güzel Şeyler Yazmak İstiyoruz

  • Kimseleri eleştirmek, kimseleri de savunmak zorunda kalmak istemiyoruz. 
  • Bir Adanaspor adına yakışır iddiada olmak istiyoruz, 
  • “biz bitti demeden bitmez” deme noktasına gelmeyi hiç istemiyoruz. 
  • Seri galibiyetlere dair yazmak istiyoruz, 
  • yahu bu hafta acaba ne olur soruları sormak istemiyoruz. 
  • Her topçumuzu övmek istiyoruz, birilerinin açığını kollama zafiyetine düşmeyi istemiyoruz. 
  • Tribünde maçın keyfini çıkarmak istiyoruz, dokuz doğurmak istemiyoruz. 
  • Sıkıştırılan bir takım olmak istemiyoruz, rakiplerin kâbusu olmak istiyoruz. 
  • Kazalara kurban gitmek istemiyoruz, kazasız belasız bir şampiyonluk istiyoruz. 
  • Yalnızlığımızın şehrinde ortak aklın fikri sabitine bir şaplak niyetine şampiyonluk istiyoruz. 
  • Şansa galibiyetler istemiyoruz, hak edilmiş galibiyetlere abone olmak istiyoruz. 
  • Ne olursa olsun bir şampiyonluk olsun demek istemiyoruz 
  • ama bir Adanaspor aşkına 
  • ve hatırına 
  • ve tarihine 
  • ve çapına 
  • ve kadrosuna 
  • ve camiasına 
  • ve liglerdeki ağırlığına istinaden, 
  • bir de diğer takımlara bakıp, 
  • evet şampiyonluk istiyoruz, 
  • söke söke alınmış, 
  • güzel bir şampiyonluk istiyoruz. 
  • Bu, herkesten çok bize yakışır.

Ve biz taraftar olarak, bu takımın aslında bize rahatlıkla verebileceklerini istiyoruz, imkânsızı değil; ama imkânsız da olsa Adanasporlular olarak bizler layık olanı ve istememiz gerekeni istiyoruz!

Vira Adanaspor! 

Yazar: Editor
2011-09-17 01:22:45

Levent Eriş Faciası 1

Bu maçta kötü bir Adanaspor vardı. Önce bunu kabul edelim. Sonra şunu ekleyelim, deplasmanda yenmek varsa evinde de yenilmek vardır. Olağan işlerden bunlar. Bir de şu vardır ki 2. haftada başımıza gelmesi belki dank ettirir kafaları: papaz her zaman pilav yemez. Ayrıca geçen hafta nasıl övdüysek bu maçta da yerme hakkımız vardır, şimdi bunu kullanıyoruz.

Evimizde muhtemelen alacağımız maçı kaybettik. Efkarlıyız. Ki gecenin ikisine bıraktık maç yazısını, haddini aşan laflar etmemek için yenilginin sıcağında. Yenildik evet, fakat bunun tek sorumlusu var; o da özellikle golde enteresan bir hata yapan Onur değil, konsolosluk günlerine çabucak dönen Bülent de değil, ileride doğru düzgün pas alamayıp bocalayan Emre de değil, girişinin 2. dakikasında kırmızı kart gören Rahman da değil, Tolgahan da değil tribünü dolduran taraftar da değil, ben de değilim…

Başlıkta dedik aslında diyeceğimizi, bu maçı katleden Levent Eriş’tir. Kenardan yaptığı o teatral atraksiyonlar onu bu sorumluluktan kurtarmaz. Karşısındaki vasat hocaya yenilen bizim “adam kayıran” hocanın kendisidir.

Elinde bu maçı ve daha birçok maçı alacak bir kadro var, buna şu mağlubiyete rağmen inanıyorum; geçen haftaki galibiyette şen yazılar yazıp nihai bir zafere inancımızı kafadan ilan ettiğimiz gibi inanıyorum. Ama hocanın kendisi bunu göremiyorsa bizim buradan gazel okumamızın hiçbir anlamı yok.

Biri Levent Eriş’e söylesin bizi zaten dinleyen olmaz, yahu olmasın da. Ama Adanaspor teknik direktör öğütür. Bunların sonuncusu pek ala kendisi de olabilir. Bunu önlemek için yapacağı şeyler var, geçen sezonki hocaların yaptığı hatayı yapmasın yeter. O formayı hak edene vermesi kendisinin de kurutuluşu olacaktır, değilse teknik direktör mezarlığımızda onun da taşı hazırdır. Eğer Adanaspor’u ve kendini kurtarmak istiyorsa elini prizden çeksin bir zahmet.

Biri Levent hocaya söylesin takımda Talha gibi bir oyuncu var, fark edilmemiştir diye büyük harflerle yazayım, TALHA! Takımda kimse babamızın oğlu değil, kimseyi de şahsen bilmeyiz tanımayız, derdimiz Adanaspor. Ama onun da derdi Adanaspor olsun, işi birilerine takımda yer açmak olmasın.

Sayın hocam, mesela Emre’den gerçekten faydalanmak istiyorsanız onu Bülent’le oynatmayınız, aynı durum diğer oyuncular için de geçerlidir. Tribüne oynayacağınıza bir iki tepki alan Emre’yi oyunda tutup onun yanına Talha’yı alarak keşke gerçekten galibiyete oynasaydınız. Derdimiz size işinizi öğretmek değil, ama deyim tam yerinde diye kullanıyorum; yahu görünen köy de kılavuz istemez! Takımda onca genç oyuncu var, onların önünü açın geyiği de yapmayacağım, en pragmatik bir yaklaşımla bile Bülent’in yerine herhangi bir futbolcunun çok daha faydalı olacağı aşikardır. Ha, şu yazının amacı bu yenilginin acısını dolaylı da olsa Bülent’ten filan çıkarmak değildir. Sorumluluğun direkt sizde olduğunu net bir örnekle anlatmak için ter döküyoruz burada. Yoksa takımın geneli vahim durumdaydı. Fakat yine bunun sebebi sizsiniz. Ne yazık ki Onur Demirtaş şikâyetçi olduğumuz günlerine döndü, Fahri bu maçta da kayıp. Hücum bölgemiz hücum etmekten aciz. Bir Onur Akbay, biraz Anıl; hay Allah, devamını yazmak için düşünüyorum, biraz o, biraz bu! O kadar!

Neticede kötüydük ki yenildik. Lakin bu sıradan bir yenilgi değildir. Göz göre göre alınmış bir yenilgidir. Geçen haftanın erken golü galiba gözlerimize bir sis perdesi indirdi ve gerçekleri bir hafta rötarlı gördük, ama gördük. Siz de görünüz Levent hoca! Değilse haftaya Güngören deplasmanında Volkan’ı da oynatın tam olsun.

Not: Güngören galibiyeti olursa elbette o galibiyete göre yine umuda dair bir şeyler yazacağız, fakat her defasında daha temkinli olacağız. Neyse, dilerim haddini aşan bir yazı olmamıştır. Evet Levent hoca, bundan böyle övgünün de yerginin de tek muhatabı siz olacaksınız. Bundan sonra özellikle yergilerde mümkün olduğunca futbolcu adı anmayacağız, ansak da her defasında lafı size bağlayacağız.

Siz yanlış oyuncu oynattıkça Adanaspor da hedeften o kadar uzaklaşacaktır ve size olan inancımız her defasında daha çok azalacaktır.

Üstelik “top bizi sevmedi” klişesi ile kimseleri ikna edemezsiniz, böylece bir yenilgiye kılıf uyduramazsınız. Özeleştirinizi yapın ve yol yakınken hatanızdan dönün, bizim için değil, Adanaspor için! Eh, devamında da kendiniz için!

(Maç fotoğrafları için özür, geç oldu, belki ilerleyen saatlerde…)

Yazar: Editor
2011-09-11 21:57:48

3 Puan Oldu Ne Güzel Oldu

http://ul.gcg.me/files/2010-01/adanaspor_kaplanpenche.jpg

Harika bir başlangıç yaptık ve bunu nihayet yaptık. Galiba BA1.Ligde ikinci kez lige 3 puanla başladık. Yine bir Karşıyaka maçıydı. Ne güzel.

  • Maça enfes bir frikik golü ile başladık.
  • Sonrasında skor avantajı topun Karşıyaka’da kalmasına neden oldu.
  • Olağandır ama keşke o dakikalarda daha sakin kalabilseydik.
  • Topu son dakikalarda olduğu gibi biz tutabilseydik.
  • Fakat bir deplasman takımı budan başka da oynayamazdı, üstelik rakip kafadan şampiyon ilan edilen bir takım.
  • Güzeldi güzel.

Kale ve defans kaygılarımızı azalttı, bir iki hataya rağmen ilerisi için daha da umutlandık. Anıl’a özel bir parantez açmalı, tek kelimeyle mükemmeldi. Son dakikada bile bindirme yapacak kadar diri ve inatçı ve inançlıydı. Herkesin istediği budur, Anıl’ın da…

  • Fahri golün dışında biraz tutuktu. İlk maça verelim.

Bülent bu maçta bizi biraz utandırdı. Kendi sınırları içinde çok da iyiydi ama aynı yerde yine bir parantez açabiliriz, bu takımda ondan iyisi var! Yine de oynayacaksa hep böyle oynasın, razıyız.

Kbong ve Mbilla geçen seneden birazcık uzaktı. Bu da olağandır, ilk maçtır, hallolur.

  • Son çeyrekte Hocanın Rahman ve özellikle Talha hamleleri yerindeydi.
  • Dikkat ederseniz takım onlar girince topa net olarak hâkim oldu. 
  • Bu da yeni bir gelişme çünkü önceki yıllarda son dakikalara hep baskı yiyerek girerdik
  • neyse ki bunu da aştık bu maçta.
(Fakat Emrah biraz daha erken girebilirdi oyuna.)
  • Ve gol yemedik.
  • Ne güzel bir şeydir.
  • Rakibe topu bırakırken ezilmedik, dirençliydik.
  • Duran toplarda bu kez gedik vermedik.
  • İlk kez deplasmanda 3 puanla başladık.

Bir de o son dakikada Talha pası geçirebilseydi, Taha’nın 3’lük iddiası gerçekleşmiş olurdu. Üzüldük; )

  • Haftaya Rize, sonra Güngören ve Giresun…
  • Hafta içindeki 4’te 4 iddiamızın en önemli ayağını aştık.
  • Karşıyaka iyi takım, ileriki haftalarda toparlayacaklardır,
  • süpere beraber çıkmamız dileğiyle,
  • çünkü oraya Adanaspor ve Karşıyaka gibi takımlar hakikaten yakışır.

Rize maçına takım da tribün de güzel hazırlanacaktır.

Evet, şimdi kombineye hücum, hadi büyük Adanasporlu!

Yazar: Editor
2011-09-03 22:12:54

Adı: Hazırlık Maçı

Konu: Ne Durumdayız?

Ana Fikir: Bu Takım Karşıyaka’ya Yenilmez

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-102866/fs.jpg

Son hazırlık maçı da böylece bitti; G.Antepspor: 2 Adanaspor:1

Konumlara göre bakınca olağan bir sonuçtur bu. Skora bakmadan konuşursak, bence iyi bir Adanaspor vardı sahada. Bu “iyi” olma hali genel bir fotoğraftır. Mücadele eden bir takım olması, yaklaşımımızın temel dayanağıdır. Hep diri, hep koşan bir Adanaspor! Hep dediğimiz gibi işin sırrı da burada zaten. Adanaspor son 2 hazırlık maçındaki mücadeleyi göstersin ilk maçı örnek alacak olursam, Karşıyaka evinde yenemez bizi.

Kale;

  • Tolgahan bana umut verdi.
  • Hamleleri yerindeydi, oyuna ilgisi kıvamındaydı.
  • Şu oyuna göre memnuniyet verici, ÖSYM’cilerin diliyle söylersek “tatmin “etti: ))

Savunma;

  • İlk gol Fahrinin hatalı geri pasıyla oldu evet,
  • fakat fazlasıyla adam kaçırıyorlar geriye.
  • Olamaz!
  • Bize bunlarla gelmesinler.
  • Fakat Sivas maçıyla karşılaştırırsak daha iyiler, evet.
  • Bize lazım olan ne?
  • En iyi hal tabi ki…
  • Bu arada Berk bu takımda forma giyebileceğini gösterdi, olumlu transferdir.

Orta saha ve civarı;

  • Sanki Fahri gibi bir adam daha lazım,
  • ama hücuma daha çok yönelik biri olacak bu.
  • Örneğin Gaziantepsporlu Olcan!
  • İstesek vermezler mi acaba: ))
  • Ne iyi bir adam o,
  • Anadolu takımları içinde mevkisinde rakipsizdir kanımca.
  • Neyse, süper lige çıkınca alırız onu; )

Kbong iyi ki var! Rahman lig başlayınca daha iyi olacak gibi, Talha’da ısrar ne iyi olur. Fevzi hala hazır değil, önemli bir sakatlıktan çıkmak psikolojik bir süreç de gerektiriyor. Orta saha oyuncularını birbirlerine daha yakın tutmanın teknik taktik formülleri beni aşar, o işi Levent Hocaya bırakıyoruz: ) Oradan Emre’ye öne paslar gitmeli ve bunu yapacak adamlar var bu takımda.

Hücum;

  • Emre de “tatmin “edici bir performansa gidiyor.
  • Bakın, gidiyor diyorum,
  • ama bu bile güzel bir gelişme. Mbilla’nın da öne paslar alması gol sorunumuzu çözecek.
  • Evet, sihirli söz: Önüne Pas!
  • Yoksa Mbilla sırtı dönük de iş yapıyor,
  • fakat zaman kaybına ne gerek var.
  • Emrah ondan beklediğimiz ışığı fasılalı da olsa gösterdi.
  • Okan daha çok forma bulsa sorunu kedi çözecek,
  • tabi pas zamanlamasını da ayarlayınca kapacak o formayı.
  • Biraz çelişik bir denklem gibi oldu Okan tahlilim. Ama öyle bir şey işte!

Ana sorun savunmanın oyuncu kaçırmasında ve ileri hattın son vuruşları doğru düzgün yapabilmesinde. Orta sahanın dinamizmi, bu iki sorunu da çözebilir ve imkânsız bir şey de beklemiyoruz orta bölgeden, hakikaten işi kolaylayacak adamlarımız var orada. Eleştirilerimizin çözümü bu kadrodan çıkar, tabi son günleri transfersiz geçirdiğimizi varsayarak diyorum bunu. Yukarıda bahsettiğimiz tarzda bir orta sahayı bu saatte 1.lig düzeyinde bulmak da nasıl bir kısmettir bizim için, tartışılır: ))

  • Uzatmayayım;
  • bir iki teknik hamle ve isabetli oyuncu tercihi iddiamızı somutlaştırır.
  • Bir de bu sezon iyi bir yedek kulübemiz olacak bence.
  • Bunu da olumlu bir not olarak kaydedelim.
Yazar: Editor
2011-08-27 22:33:26

Adı: Hazırlık Maçı

Konu: Adanaspor’un Bir Başka Yüzü

Ana Fikir: Bu Sefer Umut Verdi

Sivas’la başarılı bir hazırlık maçı oynadık. Bence mükemmel derecedeydi bu başarı. Mücadelenin kendisi, oynama inadı, direnç ve hakemin tahriklerine doğru reaksiyonlar hep kıvamındaydı. Bu futbolu öteki hazırlık maçlarında da beklemiş olmamız en olağan taraftar halimize dairdir. Böylece bizi de çelişkilere düşürmeyiniz lütfen. 

  • Hakem demişken,
  • yahu ne ayıp bir şeydir bu,
  • adamlar bir hazırlık maçını bile idare edemeyecek kadar hükümsüzdüler.
  • Kayıp kimlik misali...
  • Zaten ambale olmuş federasyonun bu maça örneğin Ankara’dan hakem göndermeyi akıl etmesi pek hayalcilik olurdu.

Defans; rakip forvet çok sıkıydı. Arada iki hata ve iki gol olağandı. Zaten ilk yarı başka bir icraatları da yoktu. Anıl! Bu Anıl süper lig oyuncusudur, ama bu maçtaki Anıl! Ama sonuçta bu defansın belli bir yol kat etmesi kaçınılmazdır, tabi yeterli mesafe varsa.

Orta saha; Fahri deyip nokta koymak isterim. Sen ne iyi bir adamsın. Talha’nın oyuna girmesi ile ayrıca bir canlılık dikkatlerden kaçmamıştır. Bir de Kbong, daha iyi olacak, bunu gösterdi. Maç içindeki öfkesine saygı duyuyorum.

Forvet; eksik aksak gittik, oraya etkili bir isim kaçınılmaz. Ahmet Kuru’nun geldiğini varsayarsak o ilacımız olabilir. Bizim 2. gol ne güzeldi öyle. Adeta döve döve gol attık.

Tolganın kurtardığı penaltı, oyuna dikkatini yoğunlaştırmasının göstergesiydi.

Not 1: Acaba bizim dediğimiz gibi Tarsus ve İskenderun maçlarında olduğu üzere, Sivas maçı ciddiye mi almadı. Hayır, derim, kavga dövüş bir maç oldu, ellerinden gelse bir bardak suda boğarlardı. Bu noktayı geçelim.

Not 2: Emrah; sanki forvet arkası daha bir anlam kazanır. Gizli kahraman işlevi…

Not 3: Bülent! Bahsetmezsek bir tarafımız şişer. De ki, adam bizde obsesif bir sendrom yaratmış olabilir, ne yapsa bize yaranamayacak. O ayrı bir tartışma konumuz olsun. Lakin bakın 19. dakika, 39. dakika ve 79. dakika itibariyle üç pas verdi. Yalnız öyle uygun noktalarda paslar aldı ki onları gol atağına aktarmaması eşyanın tabiatına aykırıydı. Attığı gol, denecek. Keşke ben atsaydım o golü. Nasıl olsa takıma herhangi bir yüküm olmaz ekstradan. Atardım ve evime dönerdim. Şöyle oldu gol bu arada, hatırlatmış olayım, Fahri’ye bir pas attı, adamı yine deli bir mücadeleye itti, Fahri topu aldı, muhteremi gol pozisyonuna soktu. Eh, o da gol olsun gayri. Yani Fahri de Bülent de aynı mesafededir bizim için işin ta en başında, nihayetinde gerçek böyle olmuyor son tahlil itibariyle. Arada dağları aşan bir fark var! Yani aslında Bülent maçın genelinde yine oyunda yoktu. Ha, Bülent yapabileceğinin en iyisini yaptı. Evet. Hatta bu oyuna şapka çıkarır avuçlarım patlayana kadar alkışlarım. Peki bize bu mu lazım? Hayır! Geçelim o zaman! Alt liglerde belki mutlu eder taraftarını.

Not 4: Levent Eriş; gerçekten gençlere yer verecekse önce onlara yer açsın, kapatmasın. Maç yorumcusu Sayın Adnan Ercan Bülent’i övgüyle yorumladı. Anlaşılan çok farklı düşünüyoruz. Anlaşılan Bülent’te ısrar eden hocayla da farklı düşünüyoruz. Lakin kimseye de işini öğretmek gibi bir aymazlığımız da olamaz. Katlanacağız Adanaspor aşkıyla.

Bu kadar.

Yazar: Editor
2011-08-22 07:16:05

Adı: Analiz

Konu: Adanaspor

Ana Fikir: Adanaspor İlk 4’ü Görebilecek Potansiyelde

(Goal.com Özel)

Adanaspor Kadro İncelemesi

http://image.spreadshirt.net/image-server/image/composition/19323043/view/1/type/png/width/178/height/178/schwarz-weiss-knoten-im-bleistift-pencil-n-knot-2c-caps-muetzen_design.png

Bank Asya Birinci Lig yazarı Hüseyin Ataş, yeni sezon öncesinde takımları mercek altına alıyor.

  • İki sezon önce averajla Süper Lig'i kaçıran Adanaspor
  • geçtiğimiz sezon ise Real Sociedad vari bir performans göstererek ligde kalmayı son maçta başarabilmişti.
  • Liglerin bitmesinden sonra Ersan Gülüm transferinden dolayı basında en çok haber konusu takım olan turuncu-beyazlılarda
  • kadroda en dikkat çekici değişiklik ligin kıdemli hocalarından Levent Eriş'in takıma katılışı oldu.

Öte yandan geçen sezonki başarısızlığın fatura edildiği 2 stoper ve bir sol bek de gönderildi.
 
Zenke ile beraber ligin en fazla gol atan oyuncusunu kadrosunda bulunduran Adanaspor geçen sezon gol sıkıntısı yaşamamıştı. Aksine küme düşme hattında olmasına rağmen play off kotasındaki birçok takıma nazaran çok kolay gol bulabiliyorlardı.  Ancak savunmadaki bireysel hatalar, uyumsuzluklar ve sakatlıklardan dolayı tam anlamıyla başarılamayan takım savunması Adanaspor’un kolay gol yiyen bir takım olmasına sebep olmuştu.
 
Kalede bir değişim yok!
 
Her ne kadar geçen sezon kötü performanslarından dolayı takımına en az 3-4 maç kayıp ettirerek kötü bir sezon geçirmiş olsa da Tolgahan kaliteli bir kaleci.

  • Gününde olursa maç kurtarabilecek potansiyeli olan bir eldiven.
  • Levent Eriş Tolga'yı kafasındaki iskelette 1. sıraya yazmış durumda.
  • Tolga'nın alternatifi ise Zülküf Özer. Geçtiğimiz sezon Mersin idman Yurdu'nda forma giyen veteran golcü Şehmus'un kardeşi.
  • Geçen yıl sadece 1 maçta kalede görev yaptı. Güven verdi ancak son iki yılda toplam 5-6 defa kaleye geçen birisi olarak tecrübesiz olduğunu söyleyebiliriz.
  • Sezona şampiyonluk hedefiyle başlayan bir takım için çok da güven verici bir kaleci portföyü olduğu söylenemez Adanaspor'un. Eriş bu iki futbolcuya da hazırlık maçlarında şans tanıdı. Kale konusunda rotasyon yetersiz gözüküyor.
  • Tolgahan kalibresinde bir kaleci transferi daha yapılması gerekir bence Adanaspor'a.
  • Lig içinde Tolgahan'ın olası bir sakatlığında iki yılda toplam 5-6 maçta görev alan Zülküf'e eldivenler verilirse bir sezonun umutları dahi ertelenebilir.

Savunma'ya Eriş ayarı!
 
Takıma geldikten sonra gönderilecek oyuncular listesini yönetime sunan Eriş ilk olarak takımın iki stoperi Recep Yıldız, Görkem Görk ve sol bek İsmail Özeren’in isimlerini vermişti. Bu oyuncuların yerine geçen sezon sakatlık sebebiyle Antalyaspor'da fazla forma şansı bulamayan Tuna Üzümcü ve Konya Torku Şekerspor'daki performansıyla dikkat çeken Onur Akbay transfer edildi. Stoperde görev yapabilecek diğer oyuncular ise Beşiktaş patentli Koray Şanlı ve eski Galatasaraylı Anıl Karaer.

  • Torku Şekerspor'da stoper oynayan Onur'u Eriş son hazırlık maçında sağ bek olarak denedi ancak iyi sinyaller alamadı, ki ligin en kaliteli sağ beki İzzet Yıldırım'ı kesmesi de mümkün değil verimli olsa dahi.
  • Adanaspor geçen sezon sol kanatta ciddi sıkıntı yaşamıştı ama Hüseyin Yoğurtçu transferi sol kanattaki sorunu çözebilecek gibi gözüküyor.
  • Anıl Karaer hem sol bek hem de sol stoperde görev yapabiliyor.
  • Eriş'in kafasındaki savunma hattı ise şu şekilde; Sağ bek İzzet Yıldırım, Stoperler Tuna ve Onur sol bek ise Anıl Karaer.

Derinliğin en fazla olduğu mevkii orta saha!

  • Adanaspor’da derinliğin en fazla olduğu mevki şüphesiz orta saha.
  • Bu bölgede çok fazla yaratıcı oyuncuya sahip turuncu-beyazlı takım. 2 sezon önce şampiyonluğun averajla kaçırıldığı dönemde Adanaspor orta sahasının performansı çok belirleyici olmuştu.
  • Fevzi Özkan, Okan Salmaz, Emrah Bedir orta sahada ofansif etkinlikleri daha fazla olan isimler olarak dikkat çekerken.
  • Bülent Bölükbaşı, Fahri Tatan ve Rahman gibi oyunu çift yönlü oynayabilen oyunun temposunu çok iyi ayarlayan üç de maestro. Geçen sezonki başarısızlıkta takımı hücuma taşıyan Fevzi ve orta sahanın dinamosu Rahman’ın sakatlıklar yüzünden takımda olmayışının etkisi büyüktü.
  • Onur Demirtaş, Talha Mayhoş ve Kibong ise Adanaspor’da tandemin hemen önündeki isimler olacak.

Formda bir Kibong’un kadroya ilk yazılacak isim olacaktır orta sahada. Adanaspor orta sahasındaki oyuncular eğer ciddi sakatlıklar yaşamazsa bu sezon ligde orta sahası en iyi takım turuncu-beyazlılar olacaktır.

  • Bu arada kariyeri düşüşteki oyunculardan Okan Koç Adanaspor ile sözleşme imzaladı
  • ama yetersiz görülerek dün sözleşmesi fesh edildi.

Ligin gol kralı Adanaspor’da!
 
Güney’in renkli takımında hücum bölgesinde bu sezon rekabet oldukça ciddi olacak. Zira geçen sezon Adıyamanspor’a kiralanan Emrah Bedir takıma döndü. Forvet olarak da görev yapabiliyor genç oyuncu. Frederic yeni sezona yetişecek. Emre Aktaş ve en önemlisi Mbilla Etame de hücumdaki diğer alternatifler. Son iki sezondur olduğu gibi forvet hattında Mbilla-Emre Aktaş ikilisi Eriş’in ilk tercihi olabilir.

  • Rahman ve Fahri gibi milimetrik paslar atabilen oyuncuların atacağı ara ve uzun paslar Mbilla’yı her zamanki gibi tehlikeli bir silah yapacaktır özellikle deplasmanda.
  • Eme Aktaş gibi yıpratıcı ve markajı çok zor bir silah da Adanaspor’un hücumdaki en önemli artılarından.

Rotasyona girmesini beklediği Frederic’te önemli bir hücum oyuncusu. Sürekli golü düşünen, çabuk ve uzaktan her fırsatta kaleyi yoklayan bir oyuncu. Özellikle iç saha maçlarında kilidi açmak için önemli bir koz olacaktır Eriş adına.

  • Adanaspor’a sizce hangi mevkiye transfer lazım derseniz eğer ilk cevabım tereddütsüz kaleci olacaktır.
  • Onun dışında Adanaspor kadrosu hem derinliği olan hem de potansiyel arz eden isimlerle kendini kanıtlamış veteranlardan oluşan kaliteli bir kadro.

Orta saha ve hücum konusundaki yetenekli oyuncular ve Eriş faktörü düşünüldüğünde takım savunmasını başarıyla uygulayacak bir Adanaspor ilk 4’ü görebilecek potansiyelde.

Hüseyin Ataş / Goal.com

Yazar: Editor
2011-08-20 00:27:06

Adı: Antrenman maçı

Konu: Adanaspor

Ana Fikir: Utanç Verici Yenilgi

http://1.bp.blogspot.com/_xw5B2WiAiQU/S4-5RUzm7gI/AAAAAAAAA20/G_fuxuaijmc/s200/tiger-woods-dropped-shame.jpg

Kafadan yazdık diyeceğimizi, Adanaspor Tarsus ile bir hazırlık maçı yapmıştır ve rakibinden 4 gol yemiştir, bu 4 golü aslında 4.ligde olan bir takımdan yemiştir, üstelik 4-0 geriye düşer bir pozisyonda kalmıştır. utanç vericidir!

Anlaşılmamış olabilir diye bir daha üstelik büyük harflerle yazalım; UTANÇ VERİCİ BİR SAHNEDİR BU!

  • O maça ki bir hazırlık maçı da olsa,
  • Adanaspor forması ve arması ile çıkılmıştır sahaya.
  • önce bunun farkına varılsın.
  • Ülkede her şey deformasyona uğramış,
  • tüm kaleler fethedilmiş vs olabilir
  • ama bir Adanaspor forması hala en kıymetli değerlerdendir,
  • bir hazırlık maçı da olsa ancak terletilir o forma
  • böyle bir sonuçla kirletilemez.

Ve

Şu esnada kimse bize şampiyonluktan, süper ligden filan bahsetmesin, hiç inandırıcı olmaz, böyle iddiaları bizimle dalga geçiliyor olarak kabul ederiz!

  • Kulübün işine karışmadan sade ve ideal bir taraftar olarak kenarda durmamız
  • her sonucu sineye çekeceğimiz anlamına gelmesin.
  • Kimse de bu bir hazırlık maçıdır, takım ciddiye almamıştır  demesin,
  • buna da aldırış etmez, biz ciddiye almayız.
  • Aynı fikri tersten de söyler ve şöyle bir sonuca varırız,
  • 4-0’dan sonra Tarsus, ayıp olmasın diye işi ciddiye almamış ve 3 gol yiyerek mevzuyu tatlıya bağlamıştır.

Yine söylüyoruz, bize karşı net olun, deyin ki "şampiyonluk gibi bir iddiamız yoktur hatta kümede kalmaktır amacımız!" Saygı duyalım, daha çok sahip çıkalım. Ama bize o büyük iddialarla ve böyle utanç verici sonuçlarla gelmeyin. Ve bizi futboldan da soğutmayın! Lütfen!

  • Yol yakınken alınacak önlemler çok şey ifade eder,
  • amma velâkin
  • iş işten geçtikten sonra alacağınız en radikal önlemlerin hiçbir anlamı, değeri, etkisi yoktur!
Yazar: Editor
2011-08-14 15:13:07

Konya - Adana hazırlık maçı Pazar 16.30’da KanalA’da.

Maç bu gece 00.40’ta ve yarın 22.00’de tekrar verilecektir.

Bu bilgiyi paylaşalım dedik.

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-93283/kanalahabernet_logo.jpg

Aşağıda da 'Serkan Şenyürek’in maç yazısı ve kaleci yorumu:

Kaleci Şart

Adanaspor, Konya'da 2–1 kazandı...

Gaziantep'te 3-1 kaybettiğinde yenilginin önemli olmadığını dile getirdim.

Şimdi kazanırken ve iyiyken eksikleri görmek gerekir.

Adanaspor'a kaleci şart...

90 dakika içinde Konya'nın 2 tane pozisyonunu sayamazsınız.

Bu karşılaşma lig maçı olduğunu düşünün.

Deplasmandasınız, maçı 0–0 götürdüğünüz sürece kazanma şansınız var.

Ancak bir gol yediniz mi, iki gol atmak zorundasınız.

Deplasmanda her maç iki gol atabilecek konumda olamayabilirsiniz.

90 dakika içinde kaleci Tolgahan muhteşem denilebilecek 2 yan top aldı.

Fakat yediği golde açıyı kapatmak için önde kaldı ve golü kalesinde gördü.

Bunun tek bir nedeni var; TOLGAHAN'I RAHATSIZ EDEN YOK!

Bu nedenle Adanaspor'a mutlaka kaleci şart.. 

  • Bu eksikliği zannediyorum Başkan Bayram Akgül de, Teknik Direktör Levent Eriş de görüyor...

Özel maçlardaki Adanaspor ilk yarıda değil, ikinci yarıda daha iyi futbol oynuyor...

  • Konya'daki Adanaspor'un ilk on birinde sadece Onur Akbay yeni transfer olarak oynadı.. Diğer on kişi geçen yıl ki Adanaspor...

Ve sahada farklı mücadele eden bir takım.

Bunun tek bir nedeni var Teknik Direktör Levent Eriş...

  • Onur Akbay'ın hata yaptığı anlar da oluyor ama Adanaspor için olumlu bir transfer olduğunu ısrarla belirtmek istiyorum.
  • Yanında oynayan Koray kesiciliğinin yanı sıra ikinci goldeki harika pasını ayakta alkışladık. 

Yabancılar Mbilla ve Kbong'un geri dönüşleri takıma büyük katkı sağladı. Levent Hoca Kbong'u ısrarla orta göbekte oynatıyor, ona kanatlarda şans vermiyor. Bence Kbong geldiğinden bu yana en iyi performansını burada sergiliyor. Kanatlarda değil, ön liberoda daha faydalı. Mbilla hem gol attı hem de ikinci golde bencillik yapmayıp Emrah'a golü attırması mükemmeldi. Mbilla ve Kibong'ta bir eksiklikleri göze çarpıyor.. Mbilla topu aldığında Kibong'u, Kibong topla buluştuğunda Mbilla'yı arıyor. Bunun yerine boştaki diğer arkadaşlarıyla da oynayabilirler..

Konyaspor taraftarının Fahri'ye gösterdiği tepkiye üzüldüm.. Fahri adam gibi adam, kişilikli ve beyfendi bir insan. O kadar tepkiye ve ağıza alınmayacak galiz küfürlere rağmen Fahri oyundan çıkarken kendine tepki gösterenleri alkışlayarak profesyonelce bir davranış gösterdi...

  • Futbolun 11 kişiyle oynandığı gerçek. 3 oyuncu da sonradan giriyor ve bir maç 14 kişiyle sona eriyor. Ancak olaya böyle bakmamak lazım. Adanaspor'da 'on bir'de yer alamayan futbolcu rekabetin dışında kalmayı tercih etmemeli.
  • Rekabetin içinde olmalı.. Örneğin bir basketbol maçı 5 kişiyle oynanıyor ama maç bittiğinde 12 oyuncu sahada süre alıyor.
  • Ve bir basketbol takımı bencinden gelen oyuncularla maçı kazanıyor. Adanaspor'un da bencinden gelecek oyuncular maç kazandırmalılar. O hafta oynayamayan oyuncularda önlerindeki futbolcuları zorlamaları gerekir.
  • Oynamıyorum bitti yerine 'Oynamıyorum ama ben de varım" demek lazım.. 

Sonuç olarak Adanaspor, ikinci yarıdaki oyunuyla Konya'da umut verdi.. Ama kaleci kesin şart.. Bir orta saha ve özellikle oynamayan oyuncuların önlerindeki futbolcuları zorlaması şart. İşte o zaman arzu ettiğimiz Adanaspor lige kadar hazır hale gelir.

Yazar: Editor
2011-08-11 23:38:13

Vira!

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-92171/sydgn.jpg

Adanaspor’la ilgili yazılar yazmam 3.lige denk gelir, işe sıfırdan başladığımız tarihe. Adanaspor.org ile… Mehmet’le bir maçtaydık. Org’un yöneticilerinden bir arkadaşla böylece tanıştık. Derken Adanaspor.org sayfalarını açınca biz de böylece hasbel kader Adanaspor için yazar olduk. Güzel bir şeydi, heyecan vericiydi. Bir ömür kader birliği yaptığın takım için yazmak öyle sıradan bir iş değildi neticede. İnsanın hayallerinin bir parçasıydı,

  • Adanaspor için yazmak!
  • Hâlâ heyecan verici,
  • muhteşem,
  • mutluluk kaynağı…
  • Bir gram abartı yok bu sözlerimde,
  • hatta az bile dedim.
  • Tabi o zamanlar interneti bırakın bilgisayarı bilmem.
  • Ben yazarım kurşun kalemle Mehmet aktarır bilgisayara.
  • Yayımlanır.
  • Nerede o zaman kişisel bloglar, siteler filan.

Hep derim ya o sebepten Adanaspor.org, Adanaspor orijinli sitelerin blogların amiral gemisidir diye. Bu da az bir iş değildir yani bir amiral gemisi olmak… (Bu arada ana sayfa durgun, onu dile getirelim yani: ))

Evet, yazdık Adanaspor için Adanaspor.org’da…

  • Her yazının hele böyle girizgahların elbet bir nedeni vardır.
  • Öyle!
  • Sevgili Şenol,
  • namı diğer Şenoli 
  • 12 Ağustos itibariyle birliğine teslim olup vatani görevini yapacak.
  • Sağlıcakla gitsin ve sağlıcakla dönsün.

Mehmet’in tanıştırdığı o arkadaş Şenol’du! Böylece başlamıştı yazı serüvenimiz Adanaspor saflarında. Bugün hala bir şeyler yazıyorsam internet üzerinden bunun kaynağında Adanaspor.org ve dolayısıyla Şenol vardır. Benim için bu anlamda hem Şenol hem de Org kıymetlidir.

  • Adanaspor saflarında özellikle lojistik destekte inanılmaz değerde bir isim bir süreliğine görev yerini değiştirmiş oluyor.
  • Bu tribünün o güzelim pankartlarında ve muadilindeki işlerde çok ama çok büyük emeği olan biridir Şenol.
  • Yokluğu bu sürede mutlaka hissedilecektir
  • ve fakat arkadaşlar ilk maçın pankartını ithafen mutlaka hazırlayacaktır.

Şafak nedir? Şöyle diyelim; her şafak TURUNCUDUR!

Vira o zaman: ))

Yazar: Editor
2011-08-05 09:15:07
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-89988/ka.jpg

Bu fotoğrafı, daha 2B'de iken, deplasmanda bir İskenderun DÇ maçında çekmiştik.

Doğuştan Adanasporlu dedikleri böyle bir şeydir işte: ))

Yazar: Editor
2011-07-20 00:14:26

Ortalık şık, afili, müthiş, delikanlı, gösterişli, heyheyli, bol mesajlı, hisseli açıklamalardan geçilmiyor. Geçilmiyor da kimseler dönüp de bakmıyor maziye, o hisseli harikalar kumpanyalarına…

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-82376/astr1.jpg

Trabzonspor da bu aralar şikeden dolayı toz kondurmayan açıklamalar yapıyor. Hassaslardır, titizlerdir, haklılardır ve sairedir…

Biz zaten baştan beri yargısız infaz olmasın diyoruz. Medyanın tetikçiliğine sabahtan akşama kadar yuh çekiyoruz.

Meselenin futbol ötesi bir harekâta dayandığına inanıyoruz, futbolun pek kirli ilişkileri içermeye son derece müsait olduğuna inandığımız kadar...

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-82377/astr2.jpg
 
  • Ama tarihimizde önemli bir sayfayı açtığımız zaman;
  • 1980–1981 futbol sezonuna baktığımızda,
  • Trabzon’da oynanan Trabzonspor – Adanaspor maçını,
  • 1-0’lık skoru,
  • o maçta o golü nasıl yediğimizi
  • veya aslında herhangi bir gol yemediğimizi,
  • çizgiden çıkarılan topun gol sayıldığını
  • ve o maçta Adanaspor’a uygulanan şiddeti,
  • bu şiddete kayıtsız kalınmayı,
  • lig ikinciliğimizi,
  • dolayısıyla, bize göre, elimizden alınan,
  • Trabzonspor’a kalan şampiyonluğu da hatırlıyoruz,
  • net olarak hatırlıyoruz,
  • öfkeyle hatırlıyoruz,
  • unutmamacasına hatırlıyoruz.
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-82378/astr3.jpg
 
Buyrun o maça dair notlar:
  • Tarih 4 Ocak 1981.
  • Adanaspor sahaya Malik, Şevket, K. Mustafa, Timuçin, B. Mustafa, Kamil, (Necdet), Selahattin, Ercan, Nihat, (Gani), Bora, Ahmet ile çıkar.
  • Gol 86. dakikada Sinan'dan gelir.
  • Adanaspor bu gole, çizgiden çıkardık, diyerek itiraz eder.
  • Trabzonlu bir taraftar sahaya girer, Bora'yı yumruklar.
  • Olaya Gündüz Hoca müdahale eder,
  • sahaya girer.
  • Bora oyuna devam edemez.
  • Devamında lehimize bir serbest vuruşta
  • Timuçin, önünde duran rakibinin üzerine şut çektiği iddiasıyla,
  • ki o rakip maçı oyalıyor topu engelliyordur,
  • oyundan ihraç edilir
  • ve Adanaspor 10 kişi kalır,
  • defansın bel kemiği sonraki haftaya da yoktur, Bora yoktur.

Gündüz Hoca şu açıklamayı yapar:

  • 90 dakikalık maç için
  • 500 dakika hazırlandık,
  • 2000 km yol geldik.
  • Ancak hakem bir düdük ile kaderimizi değiştirdi.
  • Hakem oteritesi olsaydı bu olayların hiçbiri yaşanmazdı.
  • Son derece formsuz hakemler
  • bu sezon
  • çelişkili kararları ile
  • en az
  • 4 puanımızı yediler.
____________________________

Efendiler, hiçbiriniz temiz değilsiniz. Mesele kirlilikse herkes dönsün bir baksın şanlı(!) mazisine. Değilse biraz mahcubiyet, biraz tedirginlik hissedip susunuz…

Zaten en fazla bağıran da en haklı olmuyor…

Yazar: Editor
2011-07-07 11:56:34

Vay Be              !

19 maçta şike ve teşvik ve sairesi saptanmış, delillenmiş.

Bunların ikisi Adanaspor maçı.

Allah Allah...

Biri Kartalspor’a Adana’da 3–2 yenildiğimiz maç.

İkinci yarının 2. maçı. İlk maçta şampiyon Mersin ile deplasmanda berabere kalmışız ve Mersin’in 4 puan filan gerisindeyiz. Evimizde şampiyonluk hedefinin devamı için motive edici önemli bir maç oynayacağız Kartal’la. Yenersek yola devam. Yenilirsek hedeften uzaklaşma söz konusu.

Kartal ise can telaşında, küme düşmeme mücadelesi verecek. Öyle bir maç...

Ve Kartal’a evimizde 3–2 yenildik?

Bu maça kim teşvik göndermiş olabilir? Varsa bir teşvik herhalde bizi bağlamaz. Şike mi yapıldı Adana ve Kartal arasında? Hadi canım! Eğer bu maçta şike olduysa gidip başımızı duvarlara vuralım, nasıl bir âleme düştük diye…

Daha sonra bir sürü maçta da yenildik, berabere kaldık. Küme düşme potasına girdik. Çok mu şaşırtıcı?

Ne olacak şimdi?

Diğer maç Adanaspor Altay maçı.

Kaybedenin lige veda edeceği bir maç... Teşvikten bahsediliyor. Evet, bir teşvik olabilir; ama o tribün teşvikidir, taraftar maça gelip takımına destek olmuştur ve maçın bizim açımızdan risksiz geçmesi için futbolcusunu motive etmiştir, gereğince, yasalar çerçevesinde, sahaya para filan atmadan…

Bu iddiaları Adanaspor için ortaya atanların futboldan, söz konusu süreçlerden haberi yok anlaşılan. Bu iddianın “ulan acaba”sı bile olmaz. Asıl söylenti biz Altay’ı yenemeseydik veya onlarla berabere kalsaydık çıkardı, çıkmalıydı. Ama hiçbir şaibeye yer vermeden o maçı aldık. Ötesindeki iddialara ancak gülünür…

Siz bırakın bu işleri, bizim o malum sorularımıza bir cevap verin önce...

Yazar: Editor
2011-06-28 00:43:15

Yeni Anlaşma           :

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-73020/bbs.jpg
  • Bülent’le yine anlaşılmış.
  • Keşke anlaşılmasaydı.
  • Çünkü futbolcu olarak takıma hiçbir faydası yok,
  • olmadı,
  • olamayacak da.
  • Üstelik hem takıma yük oldu sezon boyunca hem de genç futbolcuların önünü kesti.
  • Bunlar bir futbolcu ile anlaşılmaması için önemli iki nedendir.

Takıma bir ağabey mi gerekiyordu? Fahri var, Onur var! Ben de gider ağabeylik yapardım, mesele oysa…

Ama Hoca ve yönetim bu yolda karar vermiş. Elbette futbolun kendi iç dinamiklerinde bizim tribünden göremeyeceğimiz, anlayamayacağımız bir takım incelikler, ayrıntılar vardır. Bunu bir ima olarak söylemiyorum, belki gerçekten Bülent’in futbolculuğuna dair önemli bir işlev öngörülmüştür.

Bu konuyu kendi adıma kapatıyorum.

  • Bülent’in kişiliğine, insanlığına zerre kadar sözüm olamaz,
  • haddim değil, zaten şahsen tanımıyorum da...
  • fakat futbolculuğundan şu noktada hele yeni sezon için,
  • hele bir şampiyonluk mücadelesinde,
  • ondan hiçbir şey beklemiyorum, çünkü şimdiki futbolculuğunu tanıyorum.
  • Dilerim kimselere yük olmaz
  • ve kimselerin de önünü haksızca kesmez
  • ve dilerim öyle bir sezon geçirir ki
  • bizi burada utandırır
  • ve biz de burada ondan özür dileriz,
  • ki Onur Demirtaş’tan bu özrü vaktiyle diledik.

Her şey

Adanaspor için…

Yazar: Editor
2011-06-16 16:20:20
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-67506/kassap_zihni.jpg

Adanaspor tribünlerinin güzel insanlarından biri olan Kassap Zihni de gitti!

Yakalandığı hastalıktan kurtulamayan Zihni Abimiz hayata gözlerini yumdu.

"Sana bir şampiyonluk borcumuz var Kassap Zihni!"

Sezon sonunda da bayraklar, atkılar ve formalarla seni ziyaret edeceğiz...

Seni unutmayacağız!

Yazar: Editor
2011-06-05 10:16:39
ve
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-63939/earsg.jpg

Turnusol kâğıdı oldu Ersan.

Beşiktaş’a transferi gerçekleşti, gerçekleşti de bu aralıkta enteresan şeyler de yaşandı. Bu yüzden adeta bir turnusol kâğıdı görevi üstlendi Ersan, tabi o böyle bir şeyin olmasını istemezdi.Evet, böylece, bir transfer masalında;

  1. Adanaspor il sınırları içindeki darbecileri gördük.
  2. Adanasporlu olmayan bir yerel basın güruhuyla yapılan o hazin işbirliğini gördük.
  3. Bayram Akgül üzerinden bir Adanaspor düşmanlığını gördük.
  4. Belli bir hesaba alet olmayı gördük.
  5. Adanaspor tarihinde önemliymiş gibi gösterilenlerin aslında pek de önemli olmadığını, hatta çok önemsiz olduğunu gördük.
  6. Kişisel işlerin bir transfer sürecine nasıl dâhil edildiğini gördük.
  7. Futbolun hakikatte futbol dışı birçok unsuru fazlasıyla içerdiğini gördük.
  8. Adanaspor’un başarısını asla istemeyecek insanların artık Adanaspor içinde de var olabileceğini gördük.
  9. Yeni sezonda Adanaspor’un futbol dışında başka güçlerle de mücadele etmek zorunda kalabileceğini gördük.
  10. Kestiremediğimiz bir süreçte Adanaspor’un ticari/siyasi bir komploya kurban gidebileceğini de gördük.
  11. Bir kulüp başkanının, takımın çıkarlarını nasıl koruduğunu da gördük. Bazıları o koruduğu kendi parasıydı, diyebilir. Olsun onu da gördük.
  12. Bazı BJK taraftarının bu meyanda nasıl alçaldığını gördük. Bu transferden sonra da görmek isteriz o yüzlerini. Orada bir utanma hissi oluşmuş olabilir mi ki?
  13. Ersan’ın ne kadar iyi bir futbolcu olduğunu, sonra aslında ne kadar kötü bir futbolcu olduğunu, derken yahu gerçekte ne kadar iyi bir futbolcu olduğu tekrar tekrar gördük. Tabi biz bunları bilmiyorduk iki sezon canlı gözle izlerken, sadece medya, internet üzerinden gördük bunları. “Yaprak Dökümü” misali, gereğinden fazla uzamış bir dizide.
  14. Tam bu esnada Adanaspor taraftarının dirayetini, bilincini, özgüvenini de gördük. Darbecilere ve İstanbullu küstahlara hiç pirim vermeyişini, vefasını, takımına ve camiasına ne güzel sahip çıktığını gördük. Bu, ezici çoğunluktaki has bir Adanasporluluktur!

Ve de

  • Şampiyon olamayan bir Adanaspor’un
  • şu iki üç haftalık süreçte
  • şampiyon olmuş Samsun’dan,
  • Mersin’den
  • veya Ordu’dan çok daha fazla gündemde olduğunu gördük.
  • Bir süper lig takımı havasıdır bu!
  • Bir büyük takım edasıdır bu!
  • İyi bir şeydir bu!
  • Hani derler ya,
  • parayla yaptıramayacağımız reklâmı yaptırdık!
  • Evet, bunları da gördük.

Adanaspor Başkanı Bayram Akgül bu transfer meselesini son derece iyi ve ustaca yönetmiştir. Ona ayrıca teşekkür…

Şimdi iyi transferler istiyoruz, bizi gerçekten şampiyonluğa taşıyacak isimler. Yoksa Adanaspor’un tökezlemesini bekleyenlerin ekmeğine yağ sürer. Millet Adanaspor’a üşüşmek için orada öylece bekliyor zira!

Yazar: Editor
2011-06-03 08:21:38
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-62611/as_kaplanpenche.jpg

Tolgahan ile ilgili son yorumumuzu (mümkün olursa son yorum) yapalım.

Onunla olan derdimiz, en azından bizim için, temel meselemiz onun şampiyonluk kadrosunda yer alamayacağını düşünmemize ilişkindir. Adanaspor Tolgahan’la şampiyon olamaz! Nasıl olur? Önünde ona iş bırakmayan bir defansla mümkün olabilir. Ya da kendini çok geliştirir! Ötesini bilmiyorum! O bilinen hareketi ise vicdanına, futbol terbiyesine ve ahlakına havale etmiştik zaten.

Evet, bundan sonra Tolgahan’ın yetenekleri, kaleciliği konusunda mucizeler bekliyoruz gayri!

Emre!

Aslında süper lig oyuncusu…

Onun için diyeceklerimizi yazmıştık zaten.

Bizi oraya buraya mahcup etmesin yeter.

Fevzi!

Çok önemli bir futbolcu! Onun için fal açmaya gerek yok. Yaptıkları bizim için en somut ölçüttür. Bir de geçen yarım sezon Fevzi’nin kıymetini daha çok gösterdi bize! Üstelik çoğu zaman ne yaptığını bilmeden oraya buraya keyfince küfreden, vakitli vakitsiz protesto krizine tutulan bir kısım “seyirci tipi”ne de prim vermemesi, onlara tavrını esirgememesi de saygı duyulacak bir kişilik özelliğidir! Haklı olduğun sürece, helal sana Fevzi!

Bülent!

Onunla sahaya çıkan bir Adanaspor’a, yeğleriz onsuz bir Adanaspor’u! Ha, takımda bir ağabey olarak kalırsa eyvallah, ama sadece ağabey olarak! Abi yani!

Zülküf!

Kadersiz çocuk…

Fahri!

Bizde olması ve sözleşmesinin uzaması önemli bir kazançtır! İyi ki var.

İzzet!

O, sahada bizim adımıza sahada konuşuyor zaten! Atom karınca.

Talha!

Çok klas bir futbolcu. Niye hep banko oynamaz ki!

Rahman!

Biraz dalgın, biraz savruk, ama çok iyi, sanki geliştirmesi gereken bir iki meziyeti var. Takım futboluna dair, hücuma daha hızlı çıkmaya dair, topu en kısa zamanda oyuna sokmaya dair. Ne bileyim, öyle şeyler.

Anıl!

O yer Anıl’a biraz ağır geldi. Sanki sol beke döner.

Koray!

Henüz değil. Kulübede biraz zaman geçirmeli.

Onur!

Seviyoruz onu. Çalışkan adam.

Mbilla & Kbong

Sahi, ne yapıyor onlar?

Emrah!

Forma bulsun ve yerli Messi olduğunu kanıtlasın. Temennimiz bu! Bakın, Orduspor’da aynı tarzdaki, hatta bir gömlek daha beride olan İrfan takımı adeta şampiyon yaptı!

Aslında Tolgahan’ı yazacaktım ama laf lafı açtı işte: )) Devamı sonra…

Yazar: Editor
2011-05-30 18:18:04
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-61344/emre_akta%C5%9F_kaplanpenche_adanaspor.jpg

Adanaspor’umuz Emre Aktaş ile sözleşme yeniledi. Bizce iyi oldu böyle bir anlaşma. Öncelikle, Emre’nin süper ligi Adanaspor’la görme isteği onun sezona kafası rahat, kendiyle de barışık girmesini sağlayacak.

  • Elbette kendi futbol kariyeri çerçevesinde sadece Adanaspor’u düşünen bir sezon geçireceğini umuyoruz.
  • Daha çok mücadele edeceği
  • ve daha çok gol atacağı bir sezon…
  • Gerçi Emre’nin mücadele azminde bir sorun yoktu.
  • Arada son vuruşlarda bazen Kbonglaşması söz konusu oluyordu: ))

Bizde umut bitmez anlayışıyla, evet Emre’den bu sezon gerçek bir patlama bekliyoruz. Bir gol krallığı örneğin.

  • Emre’nin futboluna dair daha önce de bir iki kelime etmiştik.
  • Rakibin defans hattını sürekli rahatsız eden,
  • en az iki oyuncuyu meşgul eden,
  • yıpratıcı,
  • rakip savunmanın mümkün olan en geri mevzide kalmasını sağlayan,
  • yanındaki oyuncuların da gol yollarını açan
  • birçok olumlu yanı var onun.

Yakındığımız nokta, kolay kart görmesi, kendini bazen kontrol edememesi belki. Hatırlayınız ligin en güzel golünü atıp ligin en kolay kartını gördüğü Denizli maçını.

Taraftarın genelinin de bir sorunu yok Emre ile. Her maçta üçlük çektirdiği, hemen hemen ilk alkışladığı futbolcudur zira. Fakat tekilde tepki aldığına tanık da oluyoruz. Israrla süper ligi istemiş ve bu konuda girişimleri olmuş olması duygusal yönden etkilemiştir taraftarı.

  • Ayrıca gereksiz kart görmesi,
  • kolay gol kaçırması temel sebeplerdir diye düşünüyorum.
  • Sanırım içten içe aslında Emre’nin tribüne de oynamasını, daha net söyleyeyim tribün yalakası olmasını bekleyenler de var.

Bize (haklı olduğu sürece) belli bir “seyirci” türüyle de gerektiğinde çatışacak kişilikli futbolcular lazım. Çünkü o “seyirci” tipiyle biz de çatışıyoruz. Bu anlamda Fevzi de önemli bir futbolcudur bizim için. Bir an önce iyileşmesi dileğiyle… Çünkü o sakatlığı bize çok pahalıya patladı.

Sonuçta sevindiğimiz bir transfer oldu.

ve Emre,

lütfen bu sezon sana yürekten inananları mahcup etme!

Yazar: Editor
2011-05-24 10:30:43
http://images.gittigidiyor.com/2555/Retro-Poster-57-I-Want-You-For-US-Army__25557320_0.jpg

Adanaspor’a saldırılar devam ediyor. Yani o malum darbe girişimi eski başkanın bizzat kendisi tarafından dillendirildi. Masum görünen kimi ifadelerle. Güya bir Adanaspor aşkıyla! Yalanın kuyruklu olanıdır şu halleri, son derece de samimiyetsiz! Tek soru o Adanaspor sevdalılarına(!):

Vaktiyle neredeydiniz?

Hadi bir iki soru daha.

Şimdi kimlerle nasıl bir işbirliği içindesiniz ve asıl amaç ne?

Görünen şudur;

kimi Adanasporlu bile olmayan hatta gerçekte Adanaspor düşmanı bazı yerel gazete müsveddeleriyle omuz omuza bir işe girişilmiş.

Amaç Bayram Akgül’ü yıpratmak, yormak, usandırmak ve devamında Adanaspor’u bitirmek.

Eski başkanlara bir çağrı; Bir Adanasporluluk hatırına size saygımızın bir parça da olsa sürmesini istiyorsanız Adanaspor’dan çekin elinizi.

İyisiyle kötüsüyle bu Adanaspor bizimdir, kötü sezonuyla da şampiyonluk mücadelesiyle de! Bu tarafa fazla bulaşmayınız. Bir meseleniz varsa da onu Bayram Akgül’le bire bir görüşmede halledin. Adanaspor üzerinden kişisel işler yapmayın, üstelik “amaç Adanaspor” taktiğini kullanarak.

İşbirlikçilerinizle birlikte, Düşün yakamızdan!

_____________________

  • Şimdi de
  • Formlardan taraftar yorumlarını paylaşalım,
  • Bakın bunlar gerçek Adanasporludur,
  • darbeci filan değildir!

_____________________

Bunlar yiğitlik mertlik edebiyatıyla bizi gazlamaya çalışıyorlar.
Yemezler.
Siz bu mertlik sınavından zaten sınıfta kaldınız Adalı ailesi.
Adanaspor'u yönetimini eleştirmek haddiniz değildir şu noktada, size Beşiktaş jimnastik kulübünün adresini versek!
Ne yani
eski yöneticiler çıkıp bir bir açıklama mı yapacak şimdi Bayram Akgül takımı iyi yönetemiyor diye.
Dalga mı geçiyorsunuz bizle?
İşinize bakın,
bize uzak Allah'a yakın olun.
Adanaspor da sahipsiz filan değil zaten, var bir başkanı.
Öyle öteki medyayı arkanıza alıp iş çevirmek ne yiğitliktir ne de mertliktir.

Kulüp bir daha kapanana kadar Bayram Akgül'ün arkasındayız,
ondan sonra dilerseniz sahneye çıkarsınız!

Kaplan D.

_______________________

 

Sayın Adalı cümlesini şöyle bitirmiş: ADANASPOR ORTADA KALMAZ.

Ben de diyorum ki KALDI, ORTADA KALMAYI bırak kapanma noktasına gelmişti. Kapanmıştı hatta!

Bu hayatta en önemli şey VEFA'dır.

  • Bayram Akgül'ün kulübü yönetiş şeklini beğenmeyebiliriz,
  • ama bir şeyden adım gibi eminim
  • Türkiye'nin içinde RANT olmayan en baba takımıdır.
  • Adanaspor'a yerel basından veya başkaca kişilerden destek bulamazsınız
  • çünkü RANT kapıları kapalıdır.
  • Niye?
  • Burada para belediyeden ya da başka odaklardan gelmez.
  • Bu kulüpte harcanan para,
  • sizin benim evimizde kendi cebimizden harcarken nasıl dikkat ederek harcıyorsak öyle harcanır.


Hadi Sayın Adalının açıklamalarının hepsini kabul edelim o zaman demezler mi şimdiye kadar neredeydin, niye birden Serdal Adalı-Bayram Akgül olayı patlak verdikten sonra bunları dile getirdin, niye bu olaylar ortaya çıktığında söylemedin de şimdi söylüyorsun.

Bir iki soru da biz soralım?

1- Adanasporu şirket statüsünde satışı(Uzanlara) yapılırken o ekipte kimler vardı?

2- Serdal Adalı Beşiktaş yönetimine nasıl girdi?

3- Adanaspor kapanma noktasında Bayram Akgül kulübü sahiplenirken siz neredeydiniz?

4- Ersan Adem Gülüm transferinde opsiyon hakkını sözleşmeden çıkaran kim? ve niye?

Önemli olan Adanaspor sahipsizken çıkıp talip olmaktır, Adanasporun sahipleneni varken talibim demek, Adanasporluların gözünde tekere çomak sokmak olacaktır.

Future Adana

Yazar: Editor
2011-05-22 03:27:24

[Eriş, Adanaspor'un yeni sezonda başarılı olması için en iyi kadroyu kurmaya çalışacaklarını ifade etti. Gidecek futbolcuların açıklanmasının ardından sözleşmesi sona eren kaptan Bülent Bölükbaşı ile devam etmek istediğini belirten Levent Eriş, ''Büyük ihtimalle Başkanımız Bayram Akgül ile Kaptan Bülent görüşüp anlaşacaklardır. Yeni sezonda Adanalıların çok daha iyi bir Bülent Bölükbaşı izleyeceklerini düşünüyorum'' dedi.]

http://cvcim.com/Yedek%20Dosyalar/Foto%C4%9Fraflar/question_clipart.gif

 

Açıklama böyle!

O zaman biz de diyoruz ki,

bundan sonra atılacak her adıma kuşku ile yaklaşıyoruz,

Bülent ile devam edilecek yeni sezonda takımın şampiyonluk gibi bir hedefi ziyadesiyle zayıftır.

Heyhat!

Aynı kabuslar bizi bekliyor demektir.

Bu açıklamadan sonra biz topa bastık.

Gelişmeleri kaygıyla da bekleyebiliriz şahsen...

Hay Allah! Tadım Kaçtı bre: ((

O zaman Sami niye gitti ki? Veya ve saire...

Yazar: Editor
2011-05-15 17:03:32

Bitti şu fena sezon, ama güzel bitti, birçok anlamda güzel bitti üstelik.

Bilet fiyatlarının uygun olması tribünü doldurdu. Bu durum önemli bir mesajdır aslında Başkanımıza, isterseniz bu konuyu bir başka yazıya bırakalım.

 http://hizliresimyukle.com/showoriginal-56220/azsa.jpg

  • Yoğun ve nitelikli bir tribün vardı. Takımını destekledi daha çok. Arada klasik tribün çekişmeleri olmadı değil, fakat bu da olağan düzeydeydi.
  • Adanaspor taraftarı büyük bir özgüvenle ve müthiş bir sağduyu ile hem takımını hem de Başkanını bağrına bastı. Bu yönüyle de sezonun en güzel atmosferlerinden biri yaşandı 5 Ocak’ta.
  • Grubun maratonda olması da ayrı bir coşku oluşturdu, bu da gruba bir mesajdır, o zaman şu konuyu da bilet fiyatlarını konuşacağımız yazıya öteleyelim.
  • Özü, takım ve tribün güzeldi bu tatlı mayıs pazarında.
  • Geçen sezonun şampiyonluk adayları, yükselme grubunun rakipleri şu sezonun son haftasında dramatik bir kümede kalma mücadelesi verdiler. Kelimenin tam anlamıyla iyi olan kazandı. 4-1’lik skor daha farklı olabilirdi. Altay genel olarak bu maçtan tek puanı alabilecek bir oyun bile sergileyemedi. Demek bu noktalara kadar gelmeleri bir tesadüf değilmiş. Ve lige veda ettiler.
  • Kendi adıma şöyle söyleyeyim; bu son maçtan bağımsız konuşuyorum şimdi, Altay maçlarında aldığımız cezalardan da bağımsız, eski defterleri bir kenara bırakarak diyorum bunu; Akhisar, Güngören, Kartal, Altay çekişmesinde düşenin Altay olmamasını isterdim. Büyük camiaların düşüşü üzüyor! Biz bunu en derin bir şekilde yaşadık. Acıma filan da değil, ama Altay keşke bu haftaya bırakmasaydı işi. Evlerinde iki rakiplerini ellerinde kaçırdılar; Akhisar’a yenildiler, Kartal’la berabere kaldılar, önceki haftalarda güçsüz Diyarbakır’ı bile yenemediler. Sanırım özeleştirilerini yapmak durumundalar. Bir de, maç sonunda tüm takım gözyaşı döker diye düşündüm. Bu sadece üç futbolcuları yaptı. Ya vakur bir duruştu bu, ya da futbolcu bile şu pozisyonlarını pek önemsememiş olanı kabullenmişti. Onlar adına birinci olasılığı tercih ederim. Biraz duyusal yazdım değil mi!

Sonuç olarak Adanaspor diğer hiçbir sonuca bakmadan, bu maçtan alnının akıyla, adına, bir Adanasporluluğa yakışır şekilde ligi tamamlamıştır. Hiçbir yoruma, lekeye, şaibeye mahal vermeden. Çok güzel bir servettir bu!

Yazar: Editor
2011-05-14 14:41:07
  • Yarın olsun,
  • temiz bir maç olsun,
  • skor bizim istediğimiz gibi olsun,
  • kazasız olsun belasız da olsun,
  • yarın tam anlamıyla keyfimize göre olsun
  • bu sezon da böylece bitmiş olsun,
  • iyi olsun
  • güzel olsun
  • hoş olsun…
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-55961/a.jpg

        Adanaspor’umuza sıkı sıkı sarılmak zorundayız.

  • Futbola dair ömrümüzde
  • yaralanmış bir Adanaspor olmasın,
  • Adanaspor üzerinden sefil hesaplar hiç olmasın, olamasın
  • çünkü bu hayat sadece Adanaspor’umuzla güzeldir
Yazar: Editor
2011-05-12 15:06:33

Bugün Türkiye birçok sorunun yaşandığı dönemden geçerken ve bir ay sonra yapılacak genel seçimlere dikkatini vermiş iken, son 2 gün içerisinde Adana’mızda, adına yerel basın dediğimiz yayın kuruluşlarında mesnetsiz ve asılsız iddialar ile Sayın Adanalılar ve Adanaspor camiası incitilmekte ve üzülmektedir.

Sayın Başkan Bayram Akgül’ün Adana ve Adanaspor için yaptıklarını yok saymak ancak gerçeği inkâr etmek olacaktır. Büyük bir camianın ve şehrin bugün geldiği noktaya, yıllarca çok büyük paralar harcayarak gelemeyenler var iken, 4–5 yılda şampiyonluk kovalayıp süper ligden dönen bir şehri ve takımı, gerçek olmayan sözlerle Başkan’ı üzerinden yıpratmaya çalışmak sadece kötü niyet göstergesidir.

Küstah kelimesi gibi kişilik haklarına saldırı ile kaleme alınan yazılar tüm Adana ve Adanaspor camiası için onur kırıcıdır. Araştırmacı gazeteci kimliğini asla yansıtmayan, bir futbol takımının oyuncuları ile ilgili sayfalara döken yazarların kanıtlarının nerede olduğunu sormak tüm Adana ve Adanaspor camiasının hakkıdır.

Yazıya konu edilen olayda, Türkiye’nin güzide bir futbol takımının sayın yöneticisinin televizyon programında, Sayın Başkan Bayram Akgül’e herhangi bir yanıt veremediği gerçeği ve sözlerinin yanlışlığını tekzip edecek bir belge sunamadığı da ayrıca dikkat edilmesi gereken husustur. Adanaspor’un 5 yıl önceki durumu esnasında kılları kıpırdamayanların, Adanaspor üzerinden Adana’ya zarar verecek işlere imza atmalarının iyi sorgulanması ve yanıtların dürüstçe yazılması bir görevdir. Bu göreve imza atacak Adana basının yürekli kalemlerine ise bizlerin saygısı sonsuz olacaktır.

Zamanlama olarak çok manidar bir anın seçilmesi ise ayrıca ilginçtir. Takımın durumu ve sezonun son haftasında Adanaspor taraftarı ile Sayın Başkan’ı karşı karşıya getirmeye yönelik satırlar ise kışkırtıcı anlam taşımaktadır. Bu yönden bakıldığında Sayın Bayram Akgül üzerinden asıl hedefin Adanaspor olduğu gerçeğini görmezden gelmekten sadece saflık olacaktır. Adanaspor‘u  hedef almak binlerce Adanalıyı hedef almak gerçeğini unutmak demektir. Bu gerçeği hatırlatmak ise biz Adanalıların onurudur ve boynunun borcudur.

Adanaspor nezdinde Adanalılara yapılan bu çirkin, gerçek olmayan ve kişilik haklarına aykırı satırları kınıyor ve dürüst, onurlu, gerçekleri yansıtan basına her zaman saygı duyduğumuzun altını ısrarla çiziyoruz.
Saygılarımızla,
 
Adanasporlular Derneği

Adanaspor Düşünce Platformu  
          
Adanaspor.Org
           
Turbeyler Grubu
 
Kaplanpenche.Org
 
Adanaturuncudur.Com

Dişi Kaplanlar

Yazar: Editor
2011-05-09 10:21:41

Yine son dakikalarda gelen bir gol ve yine devam ediyor bildiğimiz eziyet.

Tam rahatladık derken…

 http://hizliresimyukle.com/showoriginal-54150/tiger.jpg

Şimdi bu sezon için oturup düşünmemiz gereken bir nokta da şu son dakikalarda gelen goller…

Bunun birkaç sebebi olabilir;

Bir; takım yorgun düşer,

İki; takım çok tecrübesizdir ve maçın sonunu bir türlü getiremez,

Üç; takım taktik ve teknik yönden bir maçı bitirecek kadar donanımlı değildir,

Dört; takımı maçı bitirmeye motive edecek unsurlar yoktur, kritik maçlarda örneğin primdir veya taraftar desteğidir… Prim demişken; Mersin şampiyonluk primi olarak birer Mercedes otomobil koymuş ortaya, ya… Gel de şampiyon olma: ))

Beş; takımın özgüven sorunu vardır,

Altı; takım bir kimsesizler takımıdır,

Yedi; takım, takım olma ruhunu kaybetmiştir…

Sekiz; takım yanlış yönetiliyordur… Falan filan…

Şimdi bunların hepsi birden Adanaspor’umuz üzerine bir karabulut gibi çökmüş demiyorum. Ama bir tekinin bile bize dair olması bu sebeplerin, yeterince can sıkıcıdır…

Yani efendim,  karşımızdaki bir Akhisar belediyedir ya da Linyit'tir veya GBB'dir, Adanaspor olan biziz! Arada bunu hatırlatmak lazım, Adanaspor olan biziz, turuncu beyaz formalı takım Adanaspor'dur, biz Adanaspor'uz... Bre biz Adanaspor'uz Adanaspor!!!

Yahu şu lig bir bitse de…

Of, of!

______________________

Not: Mersin’in şampiyonluğunu kutlayacağız, ama daha önce de dediğimiz gibi oraya bir “siyasi” not düşerek kutlayacağız…

Yazar: Editor
2011-04-29 18:51:54

Adanaspor Rizespor maçı da kritik bir maç, hem bizim için hem de onlar için. Geçen sezonun tersi yaşanıyor dramatik bir biçimde, biz şampiyonluk hesabı yapıyorduk…

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-50124/aspr1.jpg

Bu maçın için bizim zorluğu Rizespor’un galibiyet durumunda şampiyonluğu kovalamaya devam edecek olması ve yenilgi durumunda da ilk 6’yı riske atacak pozisyona düşmesi ikileminden de kaynaklanıyor. Bu aralar zor maç kazanan bir takım hüviyetine bürünmüş olmamız da işin cabası… Bu sezona kadar önemli maçları kolaylayan bir Adanaspor vardı, şimdi elindeki maçı bile kaçıran bir Adanaspor var.

Kısa geçerek yazayım yarınki maça dair duygu ve düşüncelerimi, mümkün olduğunca sataşmadan malum noktalara, ama bir maç yorumunda da x ve y’lerle de konuşamayız ya…

  • Bu önemli maçta kadroyu hazırlayanın
  • bazı isimlerden yine vazgeçmeyeceğini düşünüyorum.
  • Bu durumda
  • iş büyük oranda
  • o isimlerin etrafında oynayanlara düşecek
  • ve ne yazıktır ki 
  • diğer futbolcularımız da böylece ya yorulacak
  • ya da önünde sonunda bir hata yapacak.
  • Kaygım ve korkum bu yüzden hat safhadadır.
  • Evet, bu maçta koca Adanaspor ve camiası ve tarihi ne hazindir ki iki üç ismin insafına terk edilmiş gibi duruyor.
  • Ya da bir sürpriz olur da bu maçta onlar kahraman olur.
  • Bir Adanasporlu olarak
  • tam bu noktada
  • hayattan başka ne isteyebilirim ki?

Hayır, üç haftalık sükûneti bozmuyorum şimdiden, ama bunlar konuşulmadan yarınki maç da konuşulmaz…

Ama beni asıl düşündüren haftaya oynayacağımız maç ve hatta sonraki maç. Bu maçı 3 puanla bitirmek de bizi tamamen tehlikeli bölgeden uzaklaştırmaz. Hatta bu maç diğerlerine göre en önemsiz olanı, bu yüzden ayrıca sarı kartlara da dikkat etmeli. Bu hatırlatmadan bir iki ismi ayrı tutabilirim, onlar diledikleri kadar kart görüp hiç almadıkları o cezayı alabilirler aslında: ))

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-50125/a1.jpg
  • Bu maçta ve kalan maçlarda
  • en çok kimlere güveniyorum?
  • Şahsen Fahri’yi başa yazarım,
  • Kbong ve Mbilla derim sonra.
  • Keşke Fevzi de olsaydı diye dertlenirim.
  • Talha mutlaka oynamalı, diye eklerim.
  • Rahman’dan daha etkili paslar beklerim,
  • İzzet’i önceki performanslarından birinde görmek isterim,
  • Onur bu maçta daha iyi oynar diye düşünürüm,
  • Hadi be Emre, öde şu borcunu kalan maçlarda diye ona dair umudumu sürdürürüm.
  • Ötesinde Allah’a emanetiz diye bitiririm.

Ama taraftarın bu maça bir not düşmesini,

fazlasıyla umut ettiğimi de bir kenara eklerim.

Yazar: Editor
2011-04-28 13:00:55

Olumlu Bir Gelişme,

Levent Eriş ile önümüzdeki sezonun anlaşması yapıldı.

Sözleşmenin 1 yıllık olduğu belirtildi.

Hocanın cumartesi Adana'da olacağı kendisi tarafından da ifade edilmiştir. 

Gelişmeler ilerleyen saatlerde...

 

http://www.alucravakfi.org/images/photos/levent-eris.jpg
Yazar: Editor
2011-04-15 17:04:52

Gün dosta moral, düşmana cevap verme günüdür.
Bu kudret; kalpleri beyaz atan, sevdaları Turuncu kokan her Adanasporluda mevcuttur.

http://1.bp.blogspot.com/_gHAE_z0DfBo/SbK2j4upJSI/AAAAAAAABuQ/3bqQEiCVAFw/s400/aa.jpg

"Adanaspor1954 yılında şehrimizin armasını, rengini ve adını alarak Türk futboluna adını yazdıran, o tarihten bu yana Türk futbol camiasında gerek kulüp başarıları, gerekse taraftarının büyüklüğü ile adından sıkça söz ettiren Türk futbolunun güzide kulüplerinden birisidir. Bugün güzel ülkemizin en ücra köşelerine gidin futbolla ilgisi olan her birey ADANASPOR'UMUZUN ne kadar köklü ve taraftarının büyüklüğünün bilincindedir. Şu an gelinen noktada Adanaspor'un içinde olduğu durum memleketini, takımını seven her Adanalı her Adanasporlu gibi biz Turbeyler Grubunu da derinden üzmüş bulunmakta..

  • Dünyanın en güzel renklerine
  • elimizden geldiğince
  • her maç 90 dakika hiç susmadan,
  • nefesimiz kesilip,
  • sesimiz kısılana kadar destek olmaya çalışıyoruz.

Biliyoruz ki bir başka Adanaspor yok.

Ve biz bu renklere, formaya aşığız..Yeşil sahalarda bu kutsal forma var olduğu müddetçe arkasında olacağız. Oynadığı lig ve sıralaması her ne olursa olsun biz Turbeyler Grubu olarak sonuna kadar savaşımıza devam edeceğiz. Biz şehrin âşıkları, Adana'nın öz çocuklarıyız. Tüm Adana halkı birlik, beraberlik içerisinde olup kenetlenerek Adanaspor'umuzu layık olduğu yerlere taşımalıyız. Adanaspor bu şehrin markası, gerçeğidir. Bugün Adanaspor'umuzun kümede kalıp kalmayacağı konuşulmakta. Biz takımımızın ligde kalıp, gelecek sene daha yukarılara oynayacağına sonuna kadar inanıyoruz.

  • Futbolcu arkadaşlarımızın Adanaspor'un ne kadar köklü ve büyük bir camia olduğunun bilincine varmaları gerektiğini
  • ve üzerlerindeki ölü toprağını bu hafta oynanacak Güngören maçı ile atmalarını istiyoruz.
  • Bu takım bugün bu durumda ise bunda en büyük pay sahibi futbolculardır.
  • Yine bu futbolcu kardeşlerimizin üzerinde dünyanın en güzel renklerine sahip formanın büyüklüğü ile sahaya çıkıp Güngören maçını şerefiyle, onuruyla, gururu ve hırsını formaya ter olarak akıtıp bu zorlu maçtan galip gelmelerini bekliyoruz.
  • Bizler Adanalıyık diyorsak ve bu şehrin ekmeğini yiyip, suyunu içiyorsak bu şehre ihanet etmeye hakkımız yok.
  • Bu yüzden şehrimizin takımını pazar günü stadı tıklım tıklım doldurarak, rakip futbolcuların kendilerini adeta cehennemde hissedecekleri bir atmosfer hazırlayalım.
  • Başkanıyla, teknik heyetiyle, futbolcusuyla, malzemecisiyle ve Büyük Adanaspor taraftarıyla 90 dakika sonunda mutlu sona ulaşalım.

Evinde turuncuya ait ne varsa giyip maça gelme zamanıdır. Pazar günü 5 Ocak stadını karnaval yerine çevirelim. 90 dakika kapalısı, Arjantin köşesi, cefakar maratonu ve Adanasporumuzun neferi Turbeyler Grubuyla adeta stadı yıkalım.. Stadı bir Eskişehir, Buca, Konya, Denizli, Karabük maçları gibi tıklım tıklım doldurup ateşli olalım.Biz Turbeyler Grubu olarak biliyoruz ki Adanaspor taraftarı cefakardır, vefakardır ve takımına sahip çıkan çok büyük taraftarlardır..
Biz üzerimize düşeni yapıp bu hayati önem taşıyan 6 puanlık maçta sözü büyük Adanaspor'un futbolcularına bırakalım. Biz Turbeyler Grubu adına; Adanalıyım diyen, Adanasporluyum diyen tüm Adana halkını pazar günü stadı cehenneme çevirmeye davet ediyoruz.

  • Unutmayalım bu maçta alınacak bir mağlubiyet
  • biz Adanaspor camiasına çok şeylere mal olacak
  • ve belki bizi 5 sene geriye atacaktır.
  • Bu yüzden zorlu 90 dakikada sonuna kadar takımımıza destek vererek üzerimize düşeni yapıp, galibiyet adına itici güç olalım.
  • Haydi Adanalı, haydi Adanasporlu yüreğini ortaya koyarak Adanaspor'un ne kadar büyük bir camia ve ne kadar büyük taraftarları olduğunu tüm Türkiye'ye gösterelim..

Kayıtsız-şartsız destek vermemiz gereken bu günlerde Adana'da kurulan Adana'nın simgesi bir takımın gerçek sahipleri olan Adana halkı yani Büyük Adanaspor taraftarı;
Gün birlik beraberlik günüdür..
Gün sevdamız olan armaya sahip çıkma günüdür.
Gün dosta moral düşmana cevap verme günüdür.


Bu kudret; kalpleri beyaz atan, sevdaları Turuncu kokan her Adanasporluda mevcuttur."

Yazar: Editor
2011-04-03 17:12:42

Özellikle Fahri’ye teşekkür, sonra Kbong ve Mbilla’ya… İyi ki varsınız. Diğer topçularımız da canını dişine takıyor; ama…

[Maç Fotoğrafları için tıklayınız]

_______________________

Ne desek boş…

Mecalimizin bittiği, ömrümüzün tükendiği yerdeyiz. Kime kahırlanacağız, kime sitem edeceğiz, başımızı hangi taşa vuracağız, gidip ağlama duvarına mı varacağız… Kime inandıysak, kime güvendiysek boş çıktı…

Sezon sonuna hazırlık için bir iki kelime yazalım.

Bu maçın ve birçok maçın katlinden sorumlu olan önce ve sonra haliyle, kulüp başkanı konumunda olan Bayram Akgül’dür.

Diğerleri ikinci derecede sorumludur.

Sonra hocalar, hocalıktan bihaber hocalar, bizi mahcup edenler de dâhildir buna…

Israrla bir kaleciyi oynatarak hem takımı hem de o kalecinin kendisini yakan hocalar. Niye bir Tolgahan’ı kesip Zülküf’ü oynatamayacak kadar uzaksınız cesaretten. Nasıl olsa kalemizde golleri görüyoruz, hiç olmasa içimiz rahat yeriz o golleri...

(Yahu, Yusuf oyuna girdikten sonra bütün paslar o Yusuf'a gitti, bunu tründeki bir çocuk bile gördü, ama kulübe durumu görüp bir önlem alamadı.)

Sonra o Bülent’i kesemeyen hocalar, buna en inandıklarımız da dâhildir. Şunu görün lütfen, futbolu biraz biliyorsanız, Bülent takıma yüktür, onun yerine Fahri, Sami, Rahman, Kbong, tribünde taraftar yoruluyor ama Bülent yorulmuyor çünkü oynamıyor, takıma katkısı sıfır bile değil eksilerde…

Şöyle bir katkısı olabilirdi şu maçta; o penaltı düdüğünden sonra, o hakem müsveddesine takım kaptanı olarak okkalı bir tokat atabilirdi, maç sonunda da yapabilirdi bunu. Zaten bitmiş futbol hayatı bir zarara uğramazdı, ama bizim gözümüzde son hamlede bir kahraman olurdu.

Tolgahan için söyleyecek bir kelime bulamıyorum. Adamcağızdan bu kadar…

Maçın hakemini öğrenmemiştim maçtan önce, ama ısınırken o liglerin en sefil hakemini görünce şahsen bu maçta da tek puana razı oldum, aslında bu kadar kızıp üzülmemem gerekir…

Özellikle Fahri’ye teşekkür, sonra Kbong ve Mbilla’ya… İyi ki varsınız. Diğer topçularımız da canını dişine takıyor; ama…

Ama ne yazıktır ki o kaleciyle, bir Bülent’le ve sairelerle ancak bu kadar oluyor… Ancak bu kadar, fazlasını kimseler beklemesin…

-Maç fotoğraflarından 54 kare foto/yorum'da-

Yazar: Editor
2011-03-28 22:41:23

Emre yine öfkesini kontrol edemedi. Yılın golünü atmışken, yılın kırmızı kartını da gördü. Ah Emre! Peki, hareket direkt kırmızıyı mı gerektiriyordu? Hayır, bir sarı yeterdi. Çünkü Emre, boynuna gelen harekete o refleksle bir karşılık verdi. Hakemin öncelikle bunu görmesi gerekiyordu. Ama tuttu en ağır cezayı verdi. Maç canlı verilmeseydi TV’den bence sarıyla idare ederdi.

http://ul.gcg.me/files/2009-11/as_1.jpg

Kazandığımız maçın iki puanını acemice verdik.

  • Maça gereken kontrolle başladık.
  • Doğru bir taktikti bu. Çünkü hücum futbolunu tercih eden ve aslında bu yüzden şampiyonluk potasından uzaklaşan Denizlispor’a karşı böyle oynamak bizim şimdiki konumumuz itibariyle doğru olandı.
  • Yani biz futbolun kötü yanını sergiledik durumumuzun vahametinden dolayı.
  • Normal koşullarda normal oyunumuzla Denizlispor’u ama bu Denizlispor’u bir güzel yenerdik.
  • Dedim ya, lanet olsun içinde bulunduğumuz duruma. iyi mi oynadık, asla! Olması gereken miydi? Evet, ne yazık ki evet!

Plan belliydi ve Emre’nin de klasıyla da hedefine ulaştı.

Sonra ne oldu?

Emre yine öfkesini kontrol edemedi. Yılın golünü atmışken, yılın kırmızı kartını da gördü. Ah Emre! Peki, hareket direkt kırmızıyı mı gerektiriyordu? Hayır, bir sarı yeterdi. Çünkü Emre, boynuna gelen harekete o refleksle bir karşılık verdi. Hakemin öncelikle bunu görmesi gerekiyordu. Ama tuttu en ağır cezayı verdi. Maç canlı verilmeseydi TV’den bence sarıyla idare ederdi. Emre orada ne sakatlayacak bir tekme attı rakibe ne de eylemini durup dururken gerçekleştirdi. Çok çok rakibin poposuna ayağının içiyle küçük bir şaplak attı, seni seni, der gibi...

Bir de Samsun maçında oyuncumuzun yediği tokatla karışık yumruğu düşününce, ve o maçın hakeminin o anı es geçmesini hatırlayınca... Ayıptır be… Ama keşke Emre o hareketi yapmasaydı da biz maçı güle oynaya alsaydık.

Tamam, Emre’nin oyuna etkili bir katkısı yoktu ama rakibin defansı en geride kurmasına da neden oluyordu, bu da hem orta sahayı hem de defansı rahatlatıyordu. Ve, golü de yoktan var ediyordu işte, vardan yok da ettiği gibi: )) Yokluğu kötü sonuçladı bizim için. Bu, bana önce önceki sezondaki Karşıyaka maçını hatırlattı. Emre kırmızı gördü ve yine biz öndeyken alacağımız maçı berabere bitirdik ve belki o maçla yükselme grubunu kaçırdık. Bir de geçen sezonki Giresun maçı… O maçta da Emre sakatlandı ve en azından bir puan alacağımız maçı ve devamında şampiyonluğu kaybettik. Sebep aynıydı, rakip defans rahatlayıverdi. Bunları ben Emre’yi suçlamak için mi yazıyorum peki? hayır? Böyle olmasını o bizden çok istemezdi.

Çok pas hatası yaptık geriye yaslanmanın dışında. Bu da başka bir arızamızdı.

Emre’nin kırmızısından sonra maçı düzene sokacak olan Eyüp Hocaydı. olmadı, yapamadı. Başladığı taktiğe koşulların değişmesine rağmen devam ederek önemli bir taktik hata yaptı bence.

  • Önce Bülent’i boş yere aldı.
  • Bilmem ki onda ne buluyor bu hocalar?
  • Oysa orada Okan var! Onu alın ille de birini alacaksanız. Okan o hareketliliği ve yaratıcılığıyla hem rakibi bozar hem de ileriyi şenlendirirdi.
  • Böyle yaparak Eyüp Hoca,  zaten ileride top tutamayan takımı iyice geriye itti. Bir de kaçabilecek tek adamı Sami'yi aldı oyundan. İyice mahkum etti bizi rakibe...
  • İkincisi; madem alacaktı Ahmet Görkem’i ikinci yarının başında alsaydı.
  • Defans zaten gedik veriyordu yine bireysel hatalar yüzünden. Oraya erken bir takviye olurdu, hücumdan iyice vazgeçmişken...
  • Üçüncüsü; rakip on kişi kalınca yine bir forvet aldı oyuna, Özgürcan… Eee?
  • Olmadı Hocam!
  • Bu maç daha çok senin hatandan gitti! o güzelim iki puan boş yere gitti.

Son olarak,

Tolgahan!

Bu maçta tek puan aldıysak bunu Tolgahan’a borçluyuz. Onu ağır eleştirdik diye geçmişte, bu maçtaki katkısını görmezden gelecek değilim. Bence maçın en iyi adamıydı bizim cephemizde. Hep doğru işler yaptı. O gol de tamamen defans bloğunun hatasıydı. Tolgahan’ın yapacağı bir şey yoktu Ceyhun o topa vurduğunda. Bir de, Tolgahan sakatlandı gerçekten. Yahu Zülküf o kadar mı kötü, Tolgahan’ı ve maçı bu kadar riske attık… Enteresan…

Hocalarımıza akıl sır ermiyor…

Yazar: Editor
2011-03-20 11:31:04

Rakipten hızlı oynamak yani onlara oyun ve baskı kurma fırsatı vermeyecek kadar seri düşünmek… Böyleyse, bizi güzel bir maç bekler kendi payımıza…

__________________________

Strese gerek yok. Olağan bir oyunla Karşıyaka’yı yeneriz. Yenince de büyük ölçüde rahatlarız. Öyle olursa da kalan maçları dertsiz tasasız izleriz. Fena da olmaz. İnsan bazen pek yoruluyor o tempodan. Takım da taraftar da… Bu sezonun böyle olmasının sebeplerinin başında da geçen seneki o yoğun tempo gelmiyor muydu zaten?

Lige bu sefer orta sıralarda bitirmek dünyanın sonu değil ya.

Hafta içinde R. Madrid’in maçının bir bölümünün izledim, Adanaspor dışında futbol hayatı nasıl geçiyor diye: )) R. Madrid’in rakibini rahatlıkla geçmesinin ardındaki sihrin futbolcuların ne kadar seri olduklarında saklı olduğunun ben de gördüm. Ve bu seri oynamanın da futbolcunun sahada meselesini çok seri düşünmesine bağladım.

Yanılmıyorum her halde!

Rakipten hızlı oynamak yani onlara oyun ve baskı kurma fırsatı vermeyecek kadar seri düşünmek… Böyleyse, bizi güzel bir maç bekler kendi payımıza…

Not:

Maç fotoları Foto-Yorum’da… Buyurun son Adanaspor – Karşıyaka maçını fotolarını tıklayın idareten, biz yeni fotoları yükleyene kadar…

Yazar: Editor
2011-03-17 11:09:53

şampiyon olmasan bile... sensizliğin acısı yok içimde, şimdi Toros Kaplan her yerde, haftaya maçımız var yine

http://ul.gcg.me/files/2010-01/adanaspor_kaplanpenche.jpg
 
  • Her şey bir Karşıyaka maçı ile başladı,
  • orada koptu sazın en ince teli,
  • tam da bavulu toplayıp yukarılara bir yola çıktığımız anda,
  • yetmez ama bu 2 gol de iyidir bir kaçak Kemal K’ye sevgiler gönderme iletisinde,
  • o 3 dakikada gelen rakip 2 gol, bizi bambaşka mecralara akıttı.
  • Kendi içimizde bir tsunamiye maruz kaldık, yine kendi yarattığımız bir depremin neticesinde.
  • İstemezdik ama öyle oldu.
  • Bu yönüyle İzmir’deki Karşıyaka maçı Adanaspor için kötü bir milat oldu,
  • modern çağa geçerken sanırsın ki ortaçağa döndük, dönüverdik.
  • Bu yüzdendir ki kötü bir hatırası vardır o maçın.

Şimdi geldi o maçın gündönümü, bir baharda öğlesinde, pazarda, 13.3o’da, Adana 5 Ocak’ta…

Yine bir olmazsa olmaz maçı, diyeceğimiz cinsten değil. Rakip de bizcileyin bir efkârda, bulunduğu yere göre de ligin en rahat takımı; ne yukarılarla işi var ne de aşağılarla. Biz de onları bir yenip sezonu erken kapatanlardan olma eğilimindeyiz. Varsın böyle olsun, bu kez bitti diyelim. Anlaşılan iki binin onu bize iyi gelmedi, belki on bir ve on ikisi daha iyi olacak; bu sezon nadasa bırakmış olalım, kafayı dinleyelim, motoru soğutalım…

  • Ama Karşıyaka’yı mutlaka yenelim.
  • Yenelim ki önce Adana’da haftalar sonra bir galibiyet sevinci yaşayalım,
  • sonra da yeni sezonun hayaline başlayalım.

Bu sezonun marşı belli zaten;

“şampiyon olmasan bile… sensizliğin acısı yok içimde, şimdi Toros Kaplan her yerde, haftaya maçımız var yine…”

 

Not:

Fotoğraf çektiğimiz zamanlar sanki daha iyi gidiyorduk, şans mı getiriyordu ne: )) Olmazsa bu hafta birkaç kare alsak… Belki yukarıdaki sahnenin bir benzerini yakalarız; ))

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/ftmk.gif

 

Yazar: Editor
2011-03-10 11:49:50

Mustafa Tuncel’e Kısa Bir Cevap

Giriş

Bu yazı tamamen “Adanaspor şirket takımıdır, Demir spor halkın takımıdır iddiasını tekrar gündeme getiren Sayın Mustafa Tuncel”e cevaptır, temelde Adana Demirspor’a yönelik bir yazı değildir. Kimseler alınganlık göstermesin aşağıdakilere. Çünkü bu bir “incitme, yaralama, sırtından vurma, yok sayma, yok etme yazısı değildir… (Ama alınganlık gösterenler olursa da bunun için yapacak bir şey yok.)

Ara söz

Ayrıca bu yazının siyasi bir içeriğe yönelmediğini hemen belirteyim. Sadece Sayın Tuncel’in de öne sürdüğü “halkın takımı” iddiasının altında bir süredir geliştirilen fazlasıyla öznel argümanlara da bir cevap içerirken siyasi kimi noktalara da temas etmektedir yazımız.

Bir de arada değindiğimiz “devlet erki” meselesi de yanlış anlaşılmasın. Sonuna kadar devletçiyiz ve özelleştirmenin santimini bile onaylamayız, eğitim, spor, sağlık, ekonomi her bir sosyal hat elbette devletin denetiminde olmalı deriz... Bahsettiğimiz başka bir şey… Halkın takımı – belediye/devlet takımı meselesindeyiz... Konuya; devlet takımı olmak kötüdür, halk takımı olmak iyidir veya tersi noktalardan bir ana fikir verme kaygısından da uzağız. Sonuçta herkes aynı potada eriyip gidiyor.

Talimatnamelerle

Herkesin bildiği bir noktadan gireceğim yazıya; demir sporlar, adında da anlaşılacağı gibi devletin demir yolları kanadından takımlardır. Resmidirler, talimnamelerle, nizamnamelerle kurulmuşlardır. DSİ spor, Tekel spor, Gümrük spor, Yol spor, Krom spor, PTT spor örnekleri... Türkiye’nin birçok ilinde, ilçesinde görebilirsiniz zaten “demir spor”ları. Birkaçını ben sayayım; Ankara Demirspor, Eskişehir Demirspor, Konya Demirspor, Nusaybin Demirspor… “Türkiye'de, Futbol Federasyonu'nun kayıtlarına göre 38 tane demir spor var.” Hepsi devletin belli bir politikası sonucu kurulmuş takımlardır. Bu; vatandaşı sosyalleştirme, geliştirme, modern hayatla, kolektif yaşamla, kentli olma olgusuyla bütünleştirme politikası da olabilir. Kendi devrinin veya genel olarak her dönemin koşullarıyla da düşününce doğru bir politika olarak da kabul edilebilir. Evet, bu kulüpler tek bir organizmanın Türkiye’ye dağılmış halidir. Sonraları çoğu Devlet Demiryollarından bağımsızlaşmıştır vs… Fakat hemen hepsi de belediye takımına dönüşmüştür süreçte…

İşçi Sınıfı

1940’larda her yerde yaygınlaşmıştır demir sporlar. Hep iddia edildiği gibi ulusal medyada kimi yazarlarca, internet sitelerinde dile getirildiği gibi gerçekten işçi sınıfının bir büyük örgütlenmesi mi vardır onun arkasında? Sanmam!

19. yy. sonlarında ve 20. yy. başlarından itibaren yaygınlaşan ve bir ticari ağın önemli parçası olan demiryolları ve işçileri elbette gelişmiş ve örgütlenmiştir. Böyle bakınca ilk örgütlenmeler de hemen hemen demiryolu işçileri arasında görülmüştür. Doğaldır, yüz binlerce demiryolcu taşıdıklarıyla, kazandıklarının çok daha fazlasını kazandırmışlardır. Akabinde pastadan daha fazla pay almak için çeşitli faaliyetler de göstermişlerdir. Fakat gerek sendikalaşmaları gerek eylemleri gerekse grevleri asla ideolojik bir temel üzerine yerleşmemiş, yerleşememiştir. Bir sınıf mücadelesini demiryolcuların tarihinde görmek mümkün olmamıştır. Sadece daha çok para almak için devinmişlerdir. Bunu da eleştirmek için demiyorum. Doğal olabilir bu tür strateji kendi koşulları içinde ama işçi sınıfı tarihinde, siyasal bir mücadelenin saflarında değeri olmamıştır. Memleketteki demir sporların bir işçi sınıfı hareketinden doğduğunun düşünülmesi sadece romantik bir yakıştırmadır, bir algı sorunudur ve muhtemelen vaktiyle sosyalist o ülkelerdeki “lokomotif” namlı takımların ülkemize vurduğu zannedilen yansımalarıdır, zannedilendir, o kadar (ama muhtemelen oralarda da bu işler devlet iradesiyle yeşil sahalara inmiştir).

[Düşünebiliyor musunuz, belki de tarihimizin en sert dönemlerinden sayılabilecek yıllarda, hele Almanya’da zirve yapan Nazilerin gölgesinin Avrupa’yı aşıp da ta Türkiye’ye vurduğu bir zamanda, 1940’larda 38 yerde demiryolu işçileri sınıfsal bir hidayete erip “aştık her bir engeli, çözdük sınıfımıza dair en karmaşık meseleleri, şimdi eğlenme, futbol oynama zamanıdır ki tribünleri de saflara çekme vaktidir ilerideki bir sınıf devletinin lojistiği için.” mi dediler, eşsiz ve mucizevî bir örgütlenmeyle? Bunu böyle düşünmek bile heyecan veriyor gerçekten. Biz de o zaman işin böyle olmuş olma ihtimalini sevelim…]

Halkın Takımı

Dolayısıyla bu takımların “halkın takımı” olarak piyasaya sürülmesi de sadece oralarda dönen paraların buharlaşmasının bir başka kamuflajıdır. Ben buradan bakınca öyle görünüyor çünkü… Deniyor ki; e canım halkın takımıdır; o zaman halkın belediyesinin halktan aldığı paralar, işçilerden aldığı paralar, o dolmuşçulardan muhtemelen bir çöküntüyle alınan paralar buraya gönül rahatlığıyla akacaktır. Halktan halka nakliyat(!) (Bir de halk bir türlü hakkının hesabını soramaz ya…)Böyle mi diyelim?

[Zaten demiryollarının kuruluş amacı da bu değil mi? Kapitalizmin iktidarının ve bir sömürü zinciri kurmasının nakliyesi… Bakın ABD demiryolları da aynı tarihsel süreçten geçer, İngilizlerin Hindistan’da, bu civarda demiryollarıyla yaptıkları da… Buraya bir alıntıyla destek olsak, bir örnektir konumuza, konumuzun kendisi değildir, derdimizi anlatmamıza bir destektir sadece: Bakınız,

“İngiliz tekellerinin Hindistan’da kârlı şekilde çalışabilmeleri için gerekli olan koşullar, serbest ticaret döneminde hazırlandı. Bu koşullardan en önemlisi demiryollar ve diğer bazı altyapı tesisleriydi. Koşul Hindistan’da kurulan sömürge hükümetinin çabaları ve İngiltere Hükümeti’nin desteklediği özel şirketlerin faaliyetleri ile yerine getirildi.

Sonuçta Hindistan, demiryollarıyla, sulama tesisleriyle donatıldı. Kimin için? Hindistan için mi? Bazı faydalar nedeniyle “evet” diyebilirsiniz, ama asıl İngiltere için! Evet, İngiltere için! Çünkü örneğin demiryolları İngiltere’ye şu avantajları sağlayacaktı:

—Hindistan üzerindeki politik denetim kolaylaştı.

—Gerekli hammaddeler İngiltere’ye ulaştırıldı.

—İngiltere başta demir-çelik endüstrisi olmak üzere, sanayileri için pazar buldu. İngiliz sanayi malları ülkenin en uzak köşelerine kadar pazarlandı.

—Hindistan pazarı, sonuna kadar İngiliz sermayesine açıldı.

İngiltere; sanayilerinin gereksinimlerini karşılamak üzere bazı malların üretimini, örneğin, çivit, çay, kahve ve kauçuk plantasyonlarını teşvik edildi.

Para - meta ilişkilerini geliştiren ve dünya pazarı için hammadde üretimini teşvik eden demiryolu yapımı Hindistan’ın çeşitli bölgelerini belirli ürünler alanında uzmanlaşmaya itti. Pençap, buğday; Bengal, Jüt; Maharaştra, pamuk; Assam, çay; Madras, kök bitkiler üretiminde uzmanlaştı.” Böyle akıp gidiyor aslında demir ağların hikâyesi; ))

Ama burada demiryolcuları eleştirdiğim fikri çıkmasın; demiryolcuları, rayları, lokomotifleri, vagonları, Belemedik’te bir sonbahar öğleden sonrasına dair demiryollu bir manzarayı romantik bir hissiyatla da olsa sevmek için Demirsporlu olmaya gerek yok: )]

Varsayım

Öyle olmasaydı, yani bir işçi sınıfının ideolojik örgütlenmesiyle, bir siyasal bilinçle kurulmuş olsaydı, o halkın takımları(!);

1)      Kurulamazdı efendim. O işçilerin, sendikacıların alayı Karadeniz’in karanlık sularında kaybolurdu. Bakınız Mustafa Suphiler.

2)      Olamazdı efendim. O işçilerin, sendikacıların hepsi ömürlerini zindanlarda geçirirlerdi. Bakınız Nazım Hikmet, Orhan Kemal. Kaçmaya kalkanlar da dağlarda başları ezilerek öldürülürdü. Bakınız Sabahattin Ali… En popüler isimleri sayıyorum, daha birçok isim var böyle bir siyasi mücadele sürecinde kaybolup yok olup giden…

3)      Olamazdı efendim. Kıstırılıp öldürülürlerdi. Bakınız Mahir Çayanlar…

4)      Olabilemezdi efendim. Asılırlardı. Bakınız Deniz Gezmişler…

5)   Ayrıca 1951 Tevkifatını hatırlatırım, 1. Yerli Mc Carty'ciliğimizi...

6)      Diyelim ki öyle bir şey oldu. Öyle bir şey olsaydı, örneğin 1950’de Demokrat Parti filan iktidar olamazdı, Türkiye Amerika’ya yanaşmazdı, bir işçi sınıfının iktidarı olurdu. Memleket bir gericilik sarmalında kaybolmazdı. Hal öyleyken Türkiye’nin seyri de ta o zamanda değişmiş olurdu. Örneğin Adana ta 1940’tan beri sosyalistlerin idaresindeki belediyelere sahip olurdu, örneğin yine Adana her seçimde 10 tane filan partili veya bağımsız sosyalist, işçi sınıfından gelen milletvekillerine sahip olurdu. Değişik olurdu. İsteyen de belki güle oynaya o takımların taraftarı olurdu, belki müreffeh bir ülkenin müreffeh bir şehri olurdu Adana’mız; ama öyle değil meselemiz olan süreç.

[Bunları sosyalist fikre katılıp katılmama, Denizleri, Nazımları övüp övmeme anlamında söylemiyorum, bir sınıf mücadelesinin sözleri de değil, yanlış anlaşılmaya. Sadece bir tahlilde bulunuyorum, böyle olsaydı böyle olurdu, diye. Yukarıda bahsettiğim gibi “halkın takımı” fantezisinin gerekçelerine bir göndermedir bunlar… Fakat kaz ve ayağı destur etmiyor bu tür tahlillere, gerçeklerle kurgular, görünenle gösterilmek istenen örtüşmüyor pek, olmuyor…]

Tersten Bakınca

Devlet bir yere neden yol yaparsa bu kulüpler de o mantıkla kurulmuş ve serpiştirilmiştir: Eğer dağ başına giden bir yol varsa oraya ayak basan kolluk kuvvetleri de vardır. Mesele hizmetten çok kontroldür çünkü; vatandaşı kontroldür, köylüyü, kasabalıyı, işçiyi, emekçiyi, göçerleri (bakınız Yaşar Kemal’in Binboğalar Efsanesi’ne) … ABD ordusu Navaho topraklarına bir yol yapıyorsa amaç oraları ele geçirmektir, işte o İngiliz o Hindistan’a o rayları döşüyorsa amaç o coğrafyayı demir ağlarla sömürmektir; Portekiz’i, İspanyol’u, Latin Amerika’ya uzanıyorsa sevdiğinden değildir, böyle bir şeydir bir tür keşif kolu göndermek… Bakınız örneğin diyeyim yine, Bizans’tır, Roma’dır civarına askerini yollamak için elbette bir ikmal ve istihkâm sistemi kurar. Bu sistemi yine elbette ki oradaki insanlara hizmet için yapılmaz, bir zapturapt altına almak için yapılır işler. (Bir de 12 Eylül darbesi sonrasındaki “sağlık yaşam koşuları” meşgalesini hatırlatmak isterim; “siyasete kafa yormayın, politikayla uğraşmayın, koşun, terleyin, genç kalın, yaşayın; ama siyaset olmaz…” gibi bir hatırlatma…) Ama işte devlet kendi sistemini kurarken kendi insanını da çeşitli yöntem ve uygulamalarla bir şekilde yetiştirecektir en doğal hakkıyla. Eh, olağan karşılama eğilimi de söz konusu olabilir.

Demektir ki devlet bir yere giriyorsa temel amaç kontroldür yani ıslahtır, hizaya getirmedir, baskı altında tutmaktır, egemenliği altına almaktır, tek tipleştirmektir (tam şu anda TV’lere, gazeteler şöyle bir bakabiliriz). Bir yere neden karakol kuruluyorsa bir yere işte o yüzden devlet menşeli işletmeler, kulüpler kuruluyordur. Köylere gidip köylünün iflahını gevreten tahsildarın hiçbir farkı yoktur devletin taşranın sahalarına kondurduğu futbol takımlarından veya dayattığı herhangi bir yaşam tarzından, halden, havadan. Her durumda, en nihayetinde mağdur olan halkın kendisidir çünkü, türlü sonuçlarla, emeğiyle alın teriyle… (Dikkat ederseniz karakolların, emniyet müdürlüklerinin kimi resmi dairelerin rengi de mavidir, laciverttir, gridir… Halkın olamayacak kadar renklerin devletçi tonlarıdır…) Yani üzülerek söylüyorum -teknik olarak, pratikte elbette değil- o karakollar ne kadar halkın karakoluysa demir sporlar da o kadar halkın takımıdır… Ama koca bir ülkede karakollara da ihtiyaç vardır mutlaka, devlet menşeli belediye inşalı takımlara da, çeşitli müesseselere de… Sebebi çok…

Adana’dan bir daha bakarsak;

Ben de şöyle diyorum o zaman; ille de bir halk takımı halk edeceksek…

Adanaspor tamamen bir emeğin takımıdır, sivil bir iradenin, vatandaşın tasarrufunun…

Öyle olmasaydı 14 yıl sonra kurulan bir kulüp şehrin ikinci takımı olarak sahalara çıktığında kendine taraftar bulamazdı. Adanaspor herhangi bir vatandaşın yaşadığı acıları veya mutlulukları en gerçek haliyle yaşamıştır. 1954’ten bugüne… Devletin desteğini almamıştır tersine kösteğine maruz kalmıştır, vatandaş gibi halkın kendisi gibi. Hep halkın bir parçası olmuştur, gerçek parçasıdır, ötesi sadece illüzyondur ki gözbağcılıktır, kandırmacadır, olanı farklı göstermecedir. Ki Adanaspor, devletin kendi resmi futbol takımını Adana’ya istihkamından önce kurulsaydı elbette fotoğraf çok ama çok farklı olacaktı.

Sayın Mustafa Tuncel Adana’yı yeterince tanımayabilir, bilmeyebilir, futbol tarihine veya halk realitesine, bir maziye aşina olmayabilir, bir makamı Adanasporluların da oylarıyla elde etmiş olabilir, fakat Adanaspor konusunda biz daha titiz sözler sarf edilmesini bekleriz. Ama konuşana niye konuştun diyemeyiz. Özgür bir ülkede yaşıyoruz. İnsanlar da nasılsa bu ülkede bilgi sahibi olmadan bir fikir sahibi de olabiliyor. Biz de o zaman cevap veririz, cevap vermeye devam ederiz. Yine şunu mu diyelim; hatırlayınız, son Adanaspor – Demirspor maçında ikiye ayrılmış maratonda iki ayrı çalışma vardı tribünde. Birinde devasa dijital pankart vardı, içeriğinde pamuk, demir, kaplan, miyav filan… Bizim galiba paramızla yaptıramayacağımız bedelde bir teknolojik ürün…

Bizde ise evin damında bezlerle, yapıştırmalarla bir çalışma, “güneş bu şehirde turuncu doğar” diye… En düşük maliyette, tamamen el emeği göz nuru bir iş…

İlle de ayıracaksa, o fotoğrafa bir daha bakmasını öneririz Sayın M. Tuncel’e, o manada hakikatte hangisi halkın takımıdır, hangisi değildir, o da bir fikir verecektir. Böyle mi karşılık verelim iddialara? Neyse…

Unutana, bilmeyene, bilmezden gelene de not düşelim, saf futbol sevgisiyle statları dolduranlara da, en masum taraftara da… Adanaspor da en hasından, en güzelinden, en doğrusundan, en hakikisinden bu memleketin, vatandaşın takımıdır (Orduspor, Boluspor, Tarsus İdmanyurdu, Çankırıspor, İBB demiyorum ama Mardinspor, Sakaryaspor, Altay, ve hatta idarede olmasa da tribünde Adana Demirspor, Samsunspor ve daha birçok spor gibi, bütün Memleketspor’lar gibi…). Uzanların yönetimindeyken bile Adana halkının önemli bir kitlesinin takımıydı, şimdi de öyledir. Gelecekte de öyle olacaktır. Eğri oturup doğru konuşmalı; Adanaspor kendine bir yönetim, yönetici, başkan bulma gücünü gösterebilmiştir. Tarihi boyunca. Belli bir işi, emeği, becerisi, hevesi, aşkı sevdası olan insanlar gelip elini taşın altına atmıştır. Bir başlarına. Bir başlarına yapmışlardır yapacaklarını. Batırmışlarsa da kendi paralarını batırmışlardır. Doğruları ve yanlışlarıyla bizimdir; sevabıyla ve günahı olmadan, bizimdir…

Şimdi iddianın muhatabına sormak gerekir (Aslında bizi ilgilendiren bir şey yok ama bir şekilde meselenin muhatabı olduğumuz için bir iki laf etmek mecburiyetinde kaldık, yoksa hakkaten bizi ilgilendirmiyor durum.) acaba şu başkanlığınızda başkanı olduğunuz takım için ne kadar para harcadınız? Kendi cebinizden ne harcadınız? Bayram Akgül gibi bir para harcadınız mı, tamamen sizin olan bir parayı? Tüm ekibiniz? Bilgilenmek için soruyorum. Emeğiyle geçinen dolmuşçulardan, belediye işçilerinden, özel okullardan ne kadar para akıttınız başkanı olduğunuz kulübe? Kimin parasını kime dağıttınız, dağıtıyorsunuz da ısrarla ve bilinçli bir taktikle öteleyip yalnızlaştırmaya çalışıyorsunuz bir Adanaspor’u?

Biri bir şey istiyorsa o belediyeden, o belediyecilerden anasının sütü gibi helal olanı istiyordur, vatandaşlık hakkıyla... Şahsınızdan bir şey isteyen de her halde namerttir…

 

Söz çok da, biz daha da uzatmadan bitirelim.

 

DS taraftarını ayırarak söylüyorum; oradaki tribün niteliğini de inkâr etmeden, görmezden gelmeden söylüyorum; kendi kulübünü, ben Adanaspor’umu nasıl seviyorsam, öyle sevenleri ayırıyorum; yıllarca bize bu manada yapılan saldırıları da umursamadan, o tarz müstehzi sözleri de yok sayarak söylüyorum;

Demirspor halkın takımıdır, Adanaspor ne kadar halkın takımıysa; ama bir farkla, ne yazıktır ki DS sanki daha çok (yine diyorum, idaretendir bu;  yoksa onca DS’li arkadaşımı Azmi’yi, Gencer’i, Erdal’ı nasıl dâhil edebilirim buna ) halkın parasını çarçur edenlerin takımıdır. Ötesinde Adanaspor’un varlığı sadece kendi dinamiklerine bağlıdır. Ve vatandaşın dinamikleridir bunlar…

 

[Yahu, haddizatında şahsen, çok da umurumda değil halkın takımı sıfatı… Halkın iradesinin anlamsızlaştığı, itibarsızlaştığı bir devirde ve ülkede herhangi bir futbol takımının halkın takımı olarak “taçlandırılması” biraz komik oluyor. Zannedersin ki Türkiye’de futbol sosyalist bir kitlenin meşgalesidir, işçi sınıfının tekelinde bir etkinliktir, saf bir amatör ruhun tecellisidir de, biz de öylece ne güzel eğleniyoruz. Sanki bu işte deli paralar dönmüyor da hala Pırasa Tarlasında, Milli Mensucatta kıran kırana maçlar oynanıyor. Çamurda, yağmurda bir aşkla… Sanki hala mahalle tabelaları var o skorboardlar yerine; rakip, saha, saat, netice, goller yazan…

İşte öyle bakınca, hem her takım halkın takımıdır hem de hiçbir takım halkın takımı değildir, tam bir paradoks… Ne diyeyim daha…

Bir de ülkenin en kozmopolit bir şehrinden birer Celtic ve Rangers çıkarmaya çalışmak komikten öte garip oluyor.

İsterseniz bu kez Vikipedi’den bir alıntıyla destekleyeyim bu noktayı:

“Glasgow şehrinin takımı olan Celtic ile şehrin doğusundaki Rangers arasında ezeli bir rekabet bulunmaktadır. Celtic ile Rangers arasındaki ezeli rekabetin altında mezhepsel ve siyasi sebepler yatmaktadır. Celtic taraftarları Katolik, Rangers taraftarları ise Protestan mezheplerine mensuptur. Ayrıca Rangers taraftarları, İskoçya'nın kendi hükümet ve meclisine sahip olduğu, ancak devlet teşkilatı açısından Birleşik Krallık'a bağlı olduğu mevcut statüsünün devamından yana iken; Celtic taraftarları İskoçya'nın tümüyle bağımsız bir cumhuriyete dönüşmesinden yanadırlar. Bu mezhepsel ve siyasi sebeplerden ötürü, iki kulüp taraftarları arasındaki ayrım çok keskindir ve İskoçya'da, aynı ailenin içinde hem Celtic hem de Rangers taraftarına rastlamak imkânsız gibidir. Taşıdığı mezhepsel ve siyasi anlamlar sebebiyle Celtic-Rangers derbileri bir futbol müsabakasının çok ötesinde algılanır.”]

 

Sanırım yeterince çarpıcı bir farkı somut bir biçimde izah ediyordur bu alıntı…

 

Fakat bilinsin ki bu meselede ruhum hala acı çekmede, kaderleri ve kederleri ortak insanların tam da şu devirde safları sıklaştıracakları yerde safları iyice ayırmalarında… ama…

 

Lakin hakikatte vallahi umurumda bile değil kim halkın takımıdır, kim değil, sonuçta erimiyor muyuz ki hepimiz, aynı potada

Yazar: Editor
2011-03-08 20:17:58

Ayağım Kopsa da Oynayacağım

  • 1 Temmuza kadar ara demiştik. Neredeyse bir ay oldu yazmayalı. Bu bir ay nasıl geçti, Adanaspor için yazmayana sorun bir de.
  • Yazmayana dedim, yazamayana değil: )) Yani özgür irademizle yazmıyorduk, belki o arada yanlış anlaşıldı mevzu, bir değinelim icabında bu hassas noktaya da: ))
  • Sevgiliye mektup yazmamak gibi bir şey… Yanı şu 1 ay bile uzun geldi. Tutmuş 1 Temmuz demişiz, neyimize güvendiysek; )) Bekâra karı boşamak kolay, hesabı: ))
  • Bir de şu 1 ay içinde koşullar fena değişti. Bir kere o Osman Ö’den kurtulduk. Öteki farkına vardı, beriki uyanır oldu. Neyse… En azından sular durulur oldu. Bir de takım kötü gider oldu. Hedefler tepe taklak oldu. Yani yine diyoruz biz bitti demeden bitmez diye, ama ne yazık ki şimdi bunu tersten diyoruz. Off… Sebep olanlar kahırlansın diyeceğim, ama eski defterleri de açmak niyetinde değilim.
  • Koşullar değişti, amaç değişti, mesele değişti, mücadelenin şekli değişti, kaygılar değişti, içimizdeki öfke değişti, değişmeyen sevdamız geldi kalbimizin en naif noktalarına yetişti, bu ayrılık gayri yetişti: ))

Efendim? Kıvırıyoruz değil mi: )) Yazacağız ve buna uygun zemin yaratma çabasındayız. Tastamam öyle. Yazacağız…

 

  • Zor günse şu gün, yazacağız.
  • Mesele kritik bir boyuttaysa, yazacağız.
  • Kötü günümüzü bayram ilan edecekler varsa, yazacağız.
  • Bir hakem zulmü başlar olmuşsa, yazacağız.
  • Federasyona da bir isyan bayrağı açtıysak, yazacağız.
  • Belediyeciler bin bir türlü ayak oyunu içindeyse, yazacağız.
  • Bir nebze de faydamız olacaksa dar günlerde, yazacağız.

Eyüp Hoca ile yola devam ediliyorsa, ona destek olmak için yazacağız.

Futbolcumuz sahada canını dişine takıp oynuyorsa, çırpınıyorsa yazacağız.

Tek yumruk olarak yazacağız.

  • Güzel insan, vefalı futbolcu ONUR DEMİRTAŞ,
  • Ayağım Kopsa da Oynayacağım
  • deyip sakatlanma pahasına oynayıp sakatlanıyorsa…
  • Biz de oturup yazacağız,
  • mürekkebimizin son damlasına kadar yazacağız,
  • son kelimelerimiz Adanaspor olana kadar yazacağız.

 

Yazmak istediğimiz için yazacağız.

Bir güzel Adanaspor için yazacağız.

Şimdi yazmazsak ne zaman yazacağız?

Yazar: Editor
2011-02-12 19:03:43

Başkanımızdan M. Tuncel'e cevap

Bunu paylaşalım ki, başkanımızın arkasında gücümüz yettiğince olduğumuzu bildirelim...

_______________________________

Sevgili Adanasporlular, Sevgili Adana Demirsporlular , Değerli  Adanalılar

Bugüne kadar sessizliğimi koruduysam Adana’yı çok sevdiğimden ve Adanaspor Başkanı olarak temsil ettiğim kulübümün menfaatlerini düşünerek hareket ettiğimdendir. Her zaman açıklamalar yaparken sadece Adanaspor’u değil kardeş kulübümüz Adana Demirspor’u da düşünmüş ve camialar arasındaki seviyeyi esas almışımdır. Fakat artık susmayacağım ve spor kamuoyunu yaşanan olaylar karşısında bilgilendireceğim. Öncelikle herkesin bilmesini isterim ki Adana Demirspor camiası ile yaptığım açıklamaların hiçbir ilgisi ve alakası yoktur.

Sayın Mustafa Tuncel’in ''Adanaspor Şirket takımıdır, Adana Demirspor halkın takımıdır.'' açıklamasını hayretler içinde dinledim. Bu ayrımı yaparak koskoca bir camiayı hiçe sayan Tuncel seçim zamanlarında Adanaspor’u halkın takımı gibi görerek oy istemiş ve Adanaspor taraftarının oylarıyla şuan ki konumuna yani meclise girerek önemli bir göreve gelmiştir.

Ayrıca  Adanaspor’a 360 bin TL ödeyerek oyuncu aldıklarını söyleyen Mustafa  Tuncel bu olayı bir lütuf olarak nitelendirmiştir. İki oyuncumuzu Bank Asya liginde önemli takımları isterken makul bir ücretle kardeş takımımız Adana Demirspor’a vererek sevgimizi göstermişizdir. Bundan üç sezon önce biz Bank Asya 1. Ligde oynarken  Emrah Bedir’i 300 bin tl ödeyerek almış ve maddi sıkıntılar yaşayan Demirspor’a bu bonservis bedelini ödemişizdir. O dönemde kulübün başında Mustafa Tuncel bulunuyordu.

Adanaspor şirket takımı  değil halkın takımıdır. Yönetim kurulumuzda hepsi birbirinden değerli işadamları bulunmakta ve bu isimler Adana’da kazanıp bu şehirde yatırımları olan önemli kişilerdir. Yöneticiler ellerinden geldiği kadar Adanaspor’a maddi manevi yardımlarını esirgememektekiler.

Önemli bir konuya daha temas etmek istiyorum. Adana  Demirspor kulübü son 5 yılda büyük rakamlar harcayarak başarısız olması ve trilyonlarla borca girmesi  konusunda sayın Tuncel taraftara bir açıklama yapmalıdır. Dolmuşçulardan ve esnaflardan Demirspor’a yardım olarak toplanan paralar, belediyeden aktarılan paralar düşünülürse halen takımın B kategorisinde olması olayları net bir şekilde özetlemektedir.  İki kulübün arasına ayrımcılığı sokan Tuncel öncelikle kendi başarısızlığını düşünmelidir .  Her sezon büyük umutlarla tribünleri dolduran Adana Demirspor taraftarları yaklaşık 10 senedir başarıya hasret kalmış ve kötü yönetimlerin esiri olmuştur. Sayın Tuncel şirket takımı halkın takımı ayrımını bırakarak öncelikle şampiyonluk özlemi çeken taraftara hesap vermelidir. 51 oyuncu transfer ederek halkın parasını sokağa atanlar halen Demirspor taraftarını kandırmaktadırlar.

Yıllar önce insanların kol kola maça giderek Adanaspor-Adana Demirspor maçlarını beraberce izlediği dönemlerin özlemlerini yaşarken Adana Demirspor başkanlığı yapan bu kişinin yaptığı talihsiz açıklama iki kulübün arasını bozmak adına önemli bir adımdır.

Neredeyse her hafta  Adanaspor’a yardım yapılacağı yönünde medyaya açıklamalar yapan Mustafa Tuncel’in söylemlerine bir anlam vermiş değilim. Bizim Adanaspor olarak hiç kimseden yardım talebimiz olmamıştır. O zamanki Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Aytaç  Durak döneminde Mustafa Tuncel’in ve Zihni Aldırmaz’ın olduğu bir toplantıda Çatalan’ın masrafları konusunda yardım yapacakları söylenmiştir. Bizim talebimiz bu yöndedir. Hiçbir yardım almamıza rağmen Durak’ın verdiğinden daha fazla yardım yapacağım diyen Tuncel söylemleriyle de tezada düşmüştür. Aynı Tuncel bundan 3 sene önce ‘’Çatalan Tesisleri Adana’ya uzaktır’’ açıklamamın hemen sonrasında medya önüne çıkarak istenirse iki takımın tesislerinin yer değiştirmesinin uygun olduğunu söylemişti. Bu söylemlerin ardından bende ‘’Tesisler namustur bizim Adana Demirspor’un tesisinde gözümüz yoktur’’ şeklinde bir açıklamam olmuştu. O zamanda bu olayı gündeme atan Mustafa Tuncel’di.

Halen aktif olarak kullandığımız Çatalan Tesislerine ‘’Adanaspor çıkarsa, Demirspor’u oraya götütürüz’’ ifadesini kullanan Sayın Başkan bir anlamda iki camiayı karşı karşıya getirmek isteyerek yeni bir polemik başlatmıştır.

Şu unutulmasın Çatalan Adanaspor’un namusudur ve öyle kalacaktır. Futbol takımımız lig maçları hazırlıklarını burada sürdürmekte ve tesis takımımıza hizmet etmektedir.

Kamuoyunda yer alan diğer bir açıklamada Adanaspor’un ASKi’ye olan kira borcu, su borcu ve elektrik borcu olduğu yönündedir. Tuncel, bu borçların yapılandırılmasını beklediklerini ve sonra spor fonunda yardım yapacaklarını belirtmiştir.

Adanaspor ‘un yapılandırmaya girecek borcu yoktur. Ayrıca bir dönem kendiside Demrispor’u şirket yapmak istemiş ve bu konuda girişimlerde bulunmuştur. O zaman Demirspor’u halkın takımı olmaktan çıkarmayı mı düşünüyordu?

Unutulmasın ki kişiler geçici camialar kalıcıdır. Adanaspor’da Adana Demirspor’da bu şehrin iki değeridir.

Her iki camiayı sağduyuya davet ediyor ve şehrimize sahip çıkmalarını gönülden temenni ediyorum.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

                                                                                                        Bayram AKGÜL

                                                                                                        Adanaspor Kulübü Başkanı

 

1 Temmuz 2011’e Kadar Mola

Futbolu değil Adanaspor’u seviyoruz.

Birçoğumuz gibi…

Ki, kendi adımıza bir milli takım olarak ilan etmiştik ta en başta.

Evet, Adanaspor aşkımızı hiç kimse gibi biz de tartışmayız…

Seviyoruz.

Memleket meseleleri de duruyor şuracıkta.

  • Elimizden geldiğince,
  • dilimiz döndüğünce,
  • fikrimizce orada da daldık mevzulara.
  • Çünkü futbol kendi başına kalırsa,
  • toplumsal muhalefeti barındırmazsa
  • o zaman afyondur.
  • Fena yapar. Uyuşturur.
  • Bu yüzdendi oralarda da laf koşturmamız.

 

Şimdi tam bu noktada topa basma zamanıdır kaplanpenche için,

1 Temmuz 2011 ‘e kadar…

Aşağıya bazı bağlantıları sıraladık, diğerleri zaten yan tarafta duruyor. Kimseler arşivden mahrum kalmasın; ))

 

Yeni sezonda, maç fotoğraflarıyla foto-yorum bölümünü yine aktifleştirerek yepyeni bir Adanaspor gündemiyle, yine vira diyene kadar bana eyvallah.

______________________________

NOT: Bu kararda kimselerin herhangi bir ricası, baskısı, tazyiği ve sairesi olmamıştır. Olamazdı zaten. Tamamen hür iradedir söz konusu olan.

______________________________

  • Dönüşte yine burada olmanız dileğiyle…

 

Kaplanpenche

 

______________________

// Ama arada okumak isterseniz tıklayınız KARGA //

http://www.countryclipart.com/STCACollectionAd.gif

 Karga; asabi bilge kuş, muhalif blog: ))

_______________________________________________

 

ADANASPOR ve ADANASPOR

Yazar: Editor
2011-02-08 02:15:26

Adanaspor

http://www.seeklogo.com/images/A/Adanaspor_Adana_Spor_Kulubu-logo-1C63E71101-seeklogo.com.gif

Nedir Adanaspor?

Önce haysiyettir.

Salt başarı değildir ama başarıdır işte.

Adı konmamış şampiyonluktur. Adı belli bir namdır, sandır, şandır…

Ve mağrur bir duruştur.

Yokluk içinde varlıktır.

Adaydır hep.

Güzel günler görmeye adaydır.

Mecburiyettir. Ömrümüze dairdir…

Ama işte kör bir saplantı da değildir. Ah ki bazen gerektiğinden fazla aklı selimdir. ve fakat çok kıymetlidir... Değeri bilinmesi icap eden bir kıymettir...

Daha çok mütevazıdir.

Ne güzeldir.

Ömrümüzün en güzel hikâyesidir, demiştik bunu. Bir Çukurova destanıdır, bunu da demiştik, anlayamayanlar için bir kez daha diyoruz, ulan bin kez daha deriz bizde bu aşk varken…

Bakın, bir rant kapısı değildir Adanaspor.

İtelenemez, ötelenemez, hakir görülemez, yok sayılamaz, ufalanamaz, yıpratılamaz, yalnızlaştırılamaz ki taraftarı vardır seveni sevdalı olanı kafa yoranı uğruna ağlayanı yollara düşeni yol keseni vardır ama yolunu bulanı yoktur, Adanaspor’dur bu, gölgesi ağır adamların camiasıdır, haddizatında. Bu nokta böyle biline…

Bir dinleyin, o uğultular tribündedir hala; Feyzullah’ı vardır, Kayhan’ı, Miliç’i… saydırmayın bir dolu ismi bize şimdi. Bir mazisi vardır, bizi şanlı da olsa o maziyle avutamayacağınız kadar duru temiz tertemiz bir mazisi vardır. Bu Adanaspor’dur.

Ayak oyunlarının, küçük hesapların, perişanlıkların, rezilliklerin, sefilliklerin işi bizle hiçbir zaman olamamıştır, olmamıştır, olmayacaktır da…

Bizim kazanacağımız bir tek değer vardır, ki kazandığımız bir değerdir, bir ömür adımız ve soyadımız gibi… ADANASPORLULUK’tur bu…

Bunun dışında kazanmamız gereken ikinci bir isim yoktur. Bize kimseleri dayatmayınız, paçozunu, kifayetsizini, yeteneksizini, basiretsizini…

Böyledir…

Yine sorup toparlayalım;

Adanaspor nedir?

Adanaspor haysiyettir…

Anlaşılmış mıdır?

Yazar: Editor
2011-02-06 15:46:21

Hocasız

http://www.clker.com/cliparts/G/4/Q/K/q/n/stop-and-get-your-free-fag-bag-careless-matches-aid-the-axis-hi.png

Adanaspor Bolu’ya bir kez daha hocasız gitti ve bir kez daha hezimete uğradı.

  • Biz sabahtan akşama kadar iddialı olalım,
  • hadi kaplanlar diyelim.
  • Olmaz.
  • Olabilemez.

Resmen hocasızız. Hem de sezon başından beri.

Şimdi o canlı yayına çıkıp küstah küstah konuşan Osman Ö’nün ne yapacağını merak ediyorum. 10 kişi kalan takımdan 3 yedi. Biz yemedik. Kendisi yedi.

Madem o kadar bilmiş bir küstahsın sen Osman Ö, bir nebze izzet-i nefsin de varsa, bir nebze, bu Adana’ya da dönmezsin.

Ama ne gezer.

  • Bu arada giden(!) futbolcular da
  • gittikleri yerde yeni takımlarını sırtlıyorlar.
  • Kendileri gitmek istemişmiş.
  • Diyelim öyle olsun,
  • be Osman bu kadar adam neden kendi gitmek istesin
  • bir sor kendine,
  • hangi futbol adaletini uyguladın da bu takımda
  • o futbolcular çekip gitmeyi tercih etti.

Bir nebze… varsa… sen de çek git Osman. Hatta sen       git… kendini kovdurmadan. Tatilden dönüp yav tatilden dönüp tatilini sürdüren takıma Çarşamba gününe kadar izin veren Osman… bir zahmet…

...stop gayri yakma bizi...

________________________

Kibar Osman

Rakip on kişi kalınca bizimki hemen müdahale etti, Bülent'ini "çok daha fazla dayanamayıp" oyuna aldı ve oyuncu sayısını eşitledi.

Levent Eriş'in maçtan sonra bu hamlesinden ötürü Osman Ö'ye teşekkür ettiği haberi kulağımıza kadar geldi: ) hay Allah...

________________________

Şampiyonluğun En Net Adayı

Bolu için diyeceğimizi geçen hafta demiştik.

Bir HOCA var orada.

Tebrikler Bolu'ya. Gizli liderdir ve şampiyonluğun en büyük adayıdır!

Yazar: Editor
2011-02-03 14:20:31

‘’Büyük Taraftar’’

http://www.guneyhaberajansi.com/upload/resimler/haber/adanaspor_bayrak_kaplanpenche.jpg

Geçtiğimiz pazartesi, taraftar  Adanaspor’umuzun maçı kazanmasını  ve futbolcuların da bunun için gerçekten iyi bir oyun oynamasını istemişti. Aslında futbolcular  çok iyi oynamasalar da ilk yarıda ki kaçırdıklarını atabilselerdi maçı da kazanmış olacaktık.   Ancak sonuç istenilen gibi olmadı ve üzülerek ayrıldık sahadan. Bu ilk değildi ve son da olmayacaktı bunu bilen taraftarlar da vardı aramızda bilmeyenlerde ve topçulara gereksiz yere oldukça aşağılayıcı sözler söylenildi.

 

Herkeste bir Tolgahan takıntısı oluştu, tamam Osman hoca yanlış yaptı en azından bu maçta Zülküf’ ü oynatacaktı, kaleciye yapılacak protestoları öngörmeliydi.  Ama  el insaf artık, sen maça ne için geliyorsun? Tolga’yı ıslıkladın, olmadı ağza alınmayacak sözler söyledin oda kesmedi diğer topçuları da sıradan geçirdin. O zaman pazartesi akşamı her şey senin istediğin gibi oldu.

 

Lütfen biraz bilinçli olalım ne istediğimizi ve ne ile karşılaşabileceğimizi iyi anlayalım, bu oyunda, yenmek de var yenilmek de. Hani bir şarkıda der ya ‘’dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey’’ biz güzel olalım, güzellikler düşünelim ki, güzelliklerle karşılaşalım.

 

Yaşasın Adanaspor!

 

Zalif Aktaş

Yazar: Editor
2011-02-01 21:41:31

Kol Kırılır ama Yen İçinde Kalmaz

Adanaspor tarihinin en önemli başkanlarının başında gelir Bayram Akgül. Fikrim budur, katılmayan olabilir. Tartışmaya hazırım. Bu sezon tribünden bakıp gördüğüm kadarıyla önemli hatalar yapmasına rağmen Bayram Akgül’ü öyle kıyasıya eleştirmeye hala elim varmıyor. Sevgi deyin, vefa duygusu deyin, empati deyin…

Tabi böyle girizgâhlar hep bir “ama”ya bağlanır. Bağlıyorum.

Ama, Tolgahan’ı kazanma konusunda bu kadar ısrarcı olunmasına katılmıyorum. Mesele orta parmak meselsi de olmasın varsın. Sadece kaleciliğiyle bile değerlendirirsek onu kazanmaya çalışmak zaman kaybından başka bir şey değil.

Orada kazanılacak bir Zülküf de var öyle bakınca. Onu kazanalım lütfen. Bir kere Tolgahan’dan hiç de yeteneksiz değil. Ki Tolgahan’daki yetenek de fazlasıyla tartışılır. Bir kere bu taraftar o kaleciyi ilk hatasında veya ikinci hatasında, ya da üçüncü hatasında, hatta on dördüncü hatasında protesto etmedi ki. O malum Karşıyaka maçındaki cinayetinden sonra bile, döndüğünde ertesi hafta  “Adana seninle gurur duyuyor” diye bağrına bastı. Gurur duymak da ne demekse veya niyeyse…

  • Ve biz asıl Adanaspor’umuzu kazanalım.
  • Adanasporluluk ruhumuzu kazanalım,
  • çünkü bu kadro o ruhu fena hırpaladı.
  • Geçen sene ile kıyas kabul edilmez bir fark var o ruhta.

Sebep? Takım kaptanı veya kaptanları. Aradaki fark bu... Geçen seneki İlyas’ı beğenin beğenmeyin, ama ben mumla arıyorum. Yedek kulübesinde bile takım için çırpınıyordu. En yakın tanıklar geçen seneki uyumun baş mimarlarından birinin İlyas olduğunu vurguluyordu.

Geçen sene genç arkadaşlarını koruyup kollamak için kart görüp taraftarın gözünde fena duruma düşmeyi göze alabilecek kadar yürekli bir Onur Demirtaş vardı. Şimdi kendi hakkını bile aramakta zaafiyet gösteren fazlasıyla kokmaz bulaşmaz bir kaptan var. Sahi -marifet değil ya- kart filan gördümü acaba, öyle hırslanıp kazanmak için kendini oyuna kaptırdığı bir esnada veya hakem bizi baskı altına alırken bir kaptanlığın icabiyetinde o baskıyı kırmak için hakemle didiştiğinde... Ki bir takımın hakkını korumak için hakemle rakiple didişmek ayıp değil günah değil... Zannedersin ki futbolcu değil konsolos... (bu arada konsolos sözünde bir hakaret yoktur, fazlasıyla centimen manasında, gereksiz centilmenlik yani... bu aralar sahada ihtiyacımız olmayan kibarlık...)

Neyse, demem o ki eskiden öyleydi mücadele, şimdi ne var? Tatsızlık, bölünmüşlük, bir nevi çeteleşme… Şimdi, en kritik zamanda gelen beraberlik golüne bile sevinmeyen bir kaptan… Yedek kulübesinde ya ve görmeyeceğimizi, fark etmeyeceğimizi zannediyor ya… Ah ulan…

_______________________

Sevgili Serkan Şenyürek’in yazdıklarına bu kez katılmıyorum.

Tolgahan üç golde de hatalıydı. Birinci golde kurdurduğu barajın zafiyetinde ve kapattığı köşeden gol yedi. Kaleye biraz ciddi gelen ilk topu içeri aldı. Sormak lazım kaleciye, kaleci dediğimiz ne iş yapar? Onun kurtardığı toplar her hafta otuz kırk kere amatör maçlarda da kurtarılıyor. Hatta halı sahalarda... Geçelim. İkinci golde bir türlü kendine yer bulamadı, bilinçsizce o çizgide gidip gelirken doğaldır ki yarı kontrpiyede kaldı. Üçüncü gol de zaten bacak arası, daha ne olsun.

 _______________________

  • Adanaspor’u seviyoruz.
  • Adanaspor’un istikbalini seviyoruz.
  • Adanaspor’un mazisini zaten seviyoruz.
  • Adanasporluluk ruhunu seviyoruz.
  • Bir Adanaspor meselesini seviyoruz.
  • Bir maçlık, gol için, şampiyonluk uğruna değil ilelebet seviyoruz.
  • Kendimizden çok seviyoruz.
  • Yokken de seviyorduk.
  • Yine yok olsa yine seveceğiz.

Ama Adanaspor’a yakışmayan işleri ve isimleri sevmek zorunda değiliz. Bir 3 puan için de olsa bir Adanaspor istikbalini kökten dinamitleyenleri sevmiyoruz. Sevmeyeceğiz. Adanaspor ne mağlubiyetler aldı, dert ol değil ki, derdimiz Adanaspor’un bir Bülent’e bir Tolgahan’a, bir Osman Ö’ye feda edilmesidir.

  • Yoksa, zannedildiğinden de çok seviyoruz Adanaspor’u.

Kol kırılır yen içinde kalır günleri çok geride kaldı. Bu meseleyi konuşup tartışarak aşmak zorundayız.

____________________

Bir de Ahmet Görkem Görk çıktı başımıza. Neymiş, gol atmış sonra tribünün yuhaladığı sevgili arkadaşına golü hediye etmek için sahayı geriye doğru kat etmiş. Ne güzel bir davranış... Asilce ama boş… Ondan sonra ne yaptın efendi diye yine sorarlar. Yoksa diğer iki golü bize kapak olsun diye mi yediniz? Arkadaşınıza sahip çıkmak istiyorsanız onun kendine bir çeki düzen vermesine yardımcı olun veya “yahu Zülküf de arkadaşımız, Tolgahan moralsizdir beklesin, bu arada o dursun kalede” de diyebilirsiniz, gerçekten arkadaşınızı, takımı, camiayı, Adanaspor’u, bir Adanasporluluğu düşünüyorsanız.

  • Tamam, tribüne oynamayın,
  • sevmeyiz zaten öylesini; 
  • ama tribünle de oynamayın...

_____________________

Bir mesele de şudur! Taraftarın yer yer bazı noktalarda dillendirdiği gibi takım içinde böyle bir çeteleşme var mıdır (bence vardır, Efecan’ın, gidişine sevinsem de Metin’in, Emrah’ın, Ahmet’in gidişlerinde ya takım içi kliklerin-egemen klik’in ya da Mossad’ın parmağı var, Mossad olmayacağına göre…)? Varsa niyet nedir, takımı Bayram Akgül’den mi devralacaklardır? Darbe mi olacak (ki bence o darbe oldu bile), menajerliğe mi hazırlanmaktadırlar? Aslında Adanaspor düşmanı olup o fena günlere dönmemiz için bir gizli mücadele içindeler midir? İşin içinde dış güçlerin parmağı mı var? Nedir yahu mesele?

  • Bu meseleyi ya Bayram Başkan çözecek, çünkü Osman Ö’nün herhangi bir hükmü yok,
  • ya da erim erim erimeye devam edeceğiz…

Ya bir irade çizecek kaderimizi

Ya da iradesizlikte çözülüp gideceğiz…

Bunun orta yolu kalmamıştır…

__________________

__________________

(Bir parantez açıyorum ve meselenin bambaşka bir boyutuna, insani yönüne geçiyorum, gerekirse kendi adıma bu satırları Tolgahan tartışmasının soz sözleri olarak kabul ediyorum...

Bir de gerçekten Tolgahan'ı kazanmak istiyorsak onu gündemden düşürmek zorundayız. Birkaç hafta kulübede bile olmamalı. Yoksa bu kadar ısrar ederlerse onu oynatmakta, onun kendi dünyasında yaşayacağı travmalar daha yıkıcı olabilir potansiyel hatalardan-olası onca tepkiden sonra. Vazgeçelim futboldan bilmem neyden... bırakalım kaleciliğini filan, onu önce bir şahıs olarak kaybetmeyelim, onca eleştirime rağmen yazıktır üzülerek yazıyorum, bir kurbana dönüşmesin... çözüm O. Özdemir'de, gibi... ya da Başkan'ın kendisinde, bilmiyorum...)

Yazar: Editor
2011-01-31 12:36:55

Ya Galibiyet


Ya galibiyet bu maçta ya da Osman’ın son maçı...

Garip bir şekilde Bolu maçlarına hep nöbetçi hocayla (Sevgili Eyüp Hoca) çıkıyoruz. Çünkü öncesinde hep bir şeyler oluyor ve hocalar yol alıyor.

Şimdi Kartal, sonra yine Bolu.

Kritik bir maç...

Vallah bizim için değil,

O.Özdemir için.

Biz zaten buradayız ezelden ebede.

O düşünsün.

Aşağıdaki yazıların birinde Samsun’u favori gösterirken “Samsun’u ise yakaladığı hava ve ısrarı ile avantajlı görürüm.” denmiş. Dün Samsunspor 87. dakikada vurdu. Israr…

Fakat bu akşam böyle bir sahne Adana’da yaşanmayabilir. Taraftar takıma değil ama Osman Ö.’ye o kadar kredi vermeyecek.

Yatsın kalksın dua etsin son dakikalara en az iki farkla girsin, çünkü kaptanları futbolculuk güveni açısından gemiyi hemen terk edecek cinsten. Hele biri edep yönüyle o gemiyi çoktan terk etti ya.

Demem o ki, bu maç ya galibiyet ya da sepet havasıdır. Bize mi? Değil!

Biz buradayız ezelden ebede.

Onu, yani gider olmayı keyfi, adeta keyfi işler yapan düşünecek.

Evet, Bolu maçına yine hocasız (bu hoca kelimesini öylesine kullandım, O.Ö’yü asla tarif etmez) çıkılmaması için bu maçın erkenden koparılması şarttır, kendisi için. Bizim için değil, biz daha önce de değdim gibi, kenarda sigaramızı yakar Osman’ın gidişini bir kez daha izleriz (vasat futbolculuğunu da dâhil ettim bu cümleye). Çok çok iki damla gözyaşı daha dökeriz bu maç için.

Elbette Canımız Adanaspor’umuzun farklı galibiyeti için gideceğim maça. Ama üzülme hakkımı da saklı tutacağım. Gerekirse "güle güle sizlere" demek için…

Öyle,

Ya galibiyet ya da… her maç size son maç gibi olacak….

 

Yazar: Editor
2011-01-29 00:21:38

Abartma Osman

'adanaspor.org'da bir haber. Emrah Bedir gönderiliyor mu? diye... Karar da Osman Özdemir'in raporu doğrultusunda alınmış. 

  • Yapmayalım,
  • etmeyelim,
  • aman O. Özdemir abartmayalım.
  • O abartsa da bir aklı selim ona uymasın,
  • biri onu durdursun...

Bu gelişme doğruysa Osman Ö. için "o bir Truva atıdır ve hesabı Adanaspor'u içten bitirmektir." diyesim gelir. Böyle düşünmek için o kadar çok işaret var ki...

  • Böyle bir iş olursa
  • gelişmeleri tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok:
  • Kötü giden herhangi bir maç Osman Özdemir'in bu camiada sonu olur
  • ve Adanaspor tarihinin en büyük protestolarından birine tanık oluruz 5 Ocak'ta...
  • O vakit şampiyonluktur,
  • ilk altıdır kimselerin umurunda olmaz.
  • Bize kalan yine bir kaos olur.

Tamam, hiçbir futbolcu Adanaspor'dan, Adanaspor menfaatlerinden önemli, değerli değildir. Ama canım Osman Özdemir de bu kıstasa dahildir ve de haksızca/akılsızca yapılan işler de bir Adanaspor istikbalini dinamitlemek gibidir.

Emrah Bedir gönderiliyor mu? Değildir be...

___________________________

1. Not: Bizim bilmediğimiz anormal bir durum varsa bir açıklama yapsın da biz de burada eğri büğrü konuşmuş olmayalım. Değil mi? Bu da var yani...

2. Not: Veya bu haber sadece bir dedikodudur ve biz de burada onca lafı boşuna etmiş oluruz. eyvallah, buna razıyız.

3. Not: Ne? Fevzi de mi sezonu kapatmış? Bre ne uğursuz bir senedir. Bela, ayağını sürüyerek geldi... 

Yahu!

Yazar: Editor
2011-01-25 07:49:51

Adanasporlular Derneği Kuruluş Bildirgesi

Adanasporlular Derneği kendisini Adanasporlu addeden tüm bireyleri temsil etme ülküsü ile Bekir Alpkaya başkanlığında ve mesleklerinin önde gelen isimleri ile bir arma için yola çıkmıştır.


Bu yol Adanaspor’a, Adanaspor camiasına, Adanasporlu bireylere ve futbolun gelişimine hizmet yoludur. Bu genel amaç doğrultusunda derneğimizin öncelikli amaçları;


  • Adanaspor’a gönül veren tüm bireyleri bir çatı altına toplamak,
  • Adanasporlu birey sayısını artırmak ,
  • Adanasporlu bir nesil yaratmak,
  • Adanaspor’u tüm Dünya’da tanıtmak,
  • Adanaspor ve Adanaspor camiası için kamuoyunda etkin bir lobi oluşturmak,
  • Adanasporlular arasında maddi ve manevi dayanışmayı ve yardımlaşmayı sağlamak,
  • Adanasporlu bireylerin kişisel, sosyal, kültürel ve sportif gelişimlerine destek olmak,
  • Adanasporlu başarılı ve maddi imkânlardan yoksun öğrencilerin öğrenim yapmalarına yardımcı olmak,
  • Adanasporlu bireylerden oluşan bilinçli, futbola ve rakibine saygılı bir seyirci kitlesi yaratmaktır.
  • Bu ülküyü gerçekleştirirken aslolan sadece ve sadece Adanaspor olacaktır. Ünlü bir söz vardır : “Alınyazımı değiştiremem ama istemediğim kadere de boyun eğmem” der bu söz.
  • İşte bu noktada tüm Adanasporlulara ve Adanaspor camiasına tek bir söz veriyoruz; belki Adanasporun alınyazısını değiştiremeyeceğiz ama istemediğimiz bir kadere kimse biz Adanasporluları boyun eğdiremeyecektir.
  • Bu noktada sen Adanasporluya camianın ihtiyacı var, o zaman üstüne düşeni yap, aramıza katıl.
  • Bu camia sana özlem duyuyor…

Adanasporlular Derneği

Yazar: Editor
2011-01-23 13:53:59

Sağlam / Değil

  • Maçtan sonra, “ben demiştim” edebiyatına girmeme namına bir yazıdır benimkisi,
  • içim burkularak ve yanılmayı çok isteme namına.
  • Bakıldığında Mersin son beş maçta dört galibiyet
  • bir mağlubiyet almış bir takım ki
  • o mağlubiyet son 5 dakikada yenilen frikikler sonucunda gelmişti Bolu gibi zor ve ters deplasmanda.

Peki ya Kaplanımız ne yapmış bu 5 maçlık periyotta? iki beraberlik iki mağlubiyet bir galibiyet almış ki o galibiyette Güngören maçı ki o takımı yenmeyeni dövüyorlar zaten. bakıldığında bana göre bir çok oyuncu var Adanaspor’da skoru değiştirecek.

  • Ama hazret beraberliğe gidiyor o maça,
  • Emrah, Okan, Rahman hatta satılan Efecan bunu yapabilecek futbolcular
  • ama sağlamcı kaptan ve yeri on birde her daim hazır olan futbolcular varken
  • ne gerek var risk'e hedef ilk altı
  • ilk iki değil ki
  • oysa birinci ile arasında sadece 9 puan farkı var Adanaspor’un
  • ama Adanaspor’un bir teknik direktörü yok
  • bizim en büyük eksiğimiz TEKNİK DİREKTÖR
  • sonuçta
  • Nurullah SAĞLAM
  • ama Osman değil...

Emre Pürçek

Yazar: Editor
2011-01-22 16:04:30

Rağmen

Adanaspor, Mersin İdmanyurdu deplasmanından puanla döndü.

Güzel bir oyunla üstelik.

Öyle ki ilk yarı topla oynama oranları 39’a 61’di.

Tabi bu oranlar ikinci yarı değişti.

Ne oldu?

Nurullah HOCA galibiyeti düşündü, Osman Özdemir ise tek puana razıydı.

İlk yarıdaki hâkimiyet buhar olup gitti. Buna kalecinin de oyalanmaları katılınca, her hatasında numaradan sakatlanmaları filan. Biz de enayiyiz ya… Bakınız, bir Adanaspor kalecisi üstelik Mersin deplasmanında hele iyi olduğu bir maçta beraberliğe yatmaz, yatamaz. O formanın haysiyetini tribün ıslıklarıyla ayaklar altına alamaz.

Geçelim diğerine...

Bakın, adamcağız 90. dakikada Rahman’ı alıyor oyuna. Hazır olmayan Onur’u daha önce tercih ediyor. Sanki niyeti Onur’u bitirmek. Formun zirvesindeki Sami’yi son dakikalarda oyuna alıyor. Niye? Sevgili kaptanını çıkarmak zorunda kalmamak için.

Evet,

Tolgahan’a, Bülent’e ve Osman’a rağmen puanla döndük.

Ha, biraz becerikli olsaydık 3, 4 gol atar gelirdik. Bu durumda eleştirilerimiz değişir miydi, hayır tabi ki…

Bence,

Bu takımın hocaya filan ihtiyacı yok, çocuklar çıkıp kendi kendilerine oynarlar. Yine yeter ki diyorum, yeter ki kimseler gölge etmesin. O üç isim artık Allah billâh aşkına çeksin gitsin…

Kartal maçındayız;

lakin PROTESTO hakkımızı fena halde saklı tutarak o maça gideceğiz...

Ve Osman Özdemir, güya olay çıkmadı diye Adanaspor'a küfreden Mersin taraftarına da maç sonrası canlı yayında teşekkür ediyor. Bravo sana O. Özdemir. Ama diyoruz ya, yanlış takımdasın O. Özdemir, yanlış...

Yazar: Editor
2011-01-18 08:06:21

Tek Yol Şampiyonluk

 

Belediyeciler demiş ki “Adanaspor’a, Demirspor’a yaptığımız beklenmesin.” Ne demekse? Açılımı şu olsa gerek, “Adanasporlular, biz Demirspor’a deli kaynaklar akıtırız. Sakın heveslenmeyin, size bundan zırnık koklatmayız. Değil, bir parmak bal çalarız sus payı o kadar!” zannederim aşağı yukarı böyle bir şeydir.

  • Şahsen benim o taraftan hiçbir beklentim yok.
  • İstemem anlamında değil.
  • Olmaz böyle bir şey.
  • Küçük kandırmacaların dışında…
  • Yine Bayram Başkan’a kalacak her şey.
  • O da olduğu kadar olacak doğaldır ki…
  • Şahsen bu da benim için dert değil.
  • Ne diyoruz, Adanaspor’a yakışan işler…
  • Bunu başkan da söylüyor, dernek yönetimi de taraftar da…
  • Güzel bir noktada hemfikiriz.
  • Bunun ilk hareket noktası O. Özdemir’de başlayacak.
  • Sahaya sürdüğü takımla.
  • Bu nokta, belediyecilerin bize yardım edip etmemesinden çok daha önemlidir.
  • Bu kadro, her şeye rağmen şampiyon olacak bir kadrodur,
  • yeter ki…
  • Yahu ezber ettik o “yeter ki”nin devamını…

Evet, doğru kadro demek, şampiyonluk demektir, şampiyonluk demek belediyecilere ne gerek var demektir.

 

Başlıkta "tek yol şampiyonluk dedik, o lafı bunun için dedik"

Böyle...

Yazar: Editor
2011-01-13 21:09:47

Beklentimiz Ne Ki

Osman Özdemir'le adanaturuncudur.com konuşmuş. "Bir forvet de yeter." demiş. Buna katılıyorum. Aşağıdaki yazıda bize iyi bir kalecini bile yetebileceğini zaten yazmıştık.

Osman Özdemir yeter ki o güzelim formayı gerçekten hak edene versin ve takımda daha fazla kıyıma gitmesin. Elinde hala çok iyi futbolcular var. 

Doğru işler yaparsa Adanaspor'da işi zannettiğinden de kolay olur. Bir kere o formanın kendisi doğrudan puandır sahada. Belli bir kalitenin de üzerinde futbolcularımızın olduğunu da söylemiştik. Tek tek isme gerek yok. Biliniyor onlar. Osman Özdemir gidip kulübede otursun yeter. Nasıl yeter, bir daha yazacağım, kendimi tutamıyorum: o formayı o formaya layık olan giysin. Evet, bu kadar, budur, tüm sihir bu...

Başarı asla uzak değil, yeter ki garantiler, taahhütler, güvenceler bir Adanaspor istikbaline dair olsun.

Kimselerin bunun dışında bir şey beklediği yok...

Yazar: Editor
2011-01-05 23:11:12

Fanatiklik Üzerine  

Fanatik  “bağnaz’’! Bağnaz ise ;  Bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen, mutaassıp” olarak yer almıştır Türk dil sözlüklerinde ve dilimize Fransızcadan girmiştir ama birçok dilde de mesela İngilizcede de aşağı yukarı aynı yazılır ve aynı anlamdadır. Birçoğumuza, hangi  futbol takımının taraftarı olduğu sorusu sorulduğunda  “fanatik a takımlıyım’’ der hemencecik.  Sanırım son 15-20 yıldır  kullanılmaya başlanan   bu sıfatın aslında çok gerekli olmadığını da söyleyebiliriz pekala ,ancak yerleşmiş bir betimleme olduğundan bir çok insan istemeden de olsa bunu kullanır.Tam da burada iki ayrı fanatiklik tanımı ortaya çıkmaktadır kendi açımdan baktığımda olaya.

Sözcüğün ilk anlamından yola çıkarak fanatik olan taraftarlar,  çoğu zamanki bu körlük derecesindeki bağnazlıkla olmaktadır, kendinden olmayana şiddet uygulama, kötü söz söyleme eylemlerinde bulunmaktadırlar.  

Bunu yaparken karşıdan bir hareket bekleyerek ya da çoğunlukla karşı taraftan bir tepki gelmesine gerek bile duymadan şiddete yönelirler, çünkü bu tip taraftarlar kendilerini, diğerlerine olan düşmanlıkları ile anlamlandırmaktadırlar. Bu tip insanlar hemen hemen her  futbol takımının taraftarları arasında oldukça fazladır. Hepimiz biliriz ki spor müsabakalarında yaşanan  en kötü şiddet  olaylarını  futbol maçlarının; öncesinde, sırasında ve sonrasında görürüz. Ama birçoğumuzda  biliyoruz ki  buradaki fanatik sözcüğünün ilk olarak sözünü ettiğimiz  anlamda kullanan sayısı da gün geçtikçe azalmaktadır, sözcüğün anlamı “ben şiddete karşıyım ve tuttuğum takımı çok seviyorumu” da  anlatmaya başlamıştır  çoğunlukla bize. Bu insanların çoğalmasının en güzel örneğini de kendi adımıza biz Adanaspor taraftar topluluğumuzda görmekteyiz. İdmanyurdu maçından beridir içimizde ki şiddet yanlısı fanatikler biraz daha azalmakta ya da kendilerine çekidüzen vermekteler.

Aslında hâlihazırda taraftar gruplarımızın yapmış olduğu bir sürü çalışma da Adanaspor taraftarının ne kadar köklü bir gelenekten geldiğini ve eğitimli bir kitleye sahip olduğunu göstermekte ve  diğer takım taraftarlarından bizi ayırmaktadır. Örneğin ; adanaspor.org adlı sayfamızın hazırladığı Fanzin, ortak çalışma ürünü olan taraftar gazetemiz buna en güzel örnektir. Fanatiklik, tamda bu noktada hepimizin istediği anlama bürünmektedir.

Son olarak hep söylediğimiz üzere futbol taraftarlığı konusunda sevgi ve aklı ön plana çıkararak, aslında sahada oynananın bir oyun olduğunu, taraftarların, hakem ve futbolcuların da hepimiz gibi bir insan olduğunu düşündüğümüzde, şiddet olaylarının ne kadar anlamsız olduğu sonucuna çok kolay ulaşırız.

Bu bağlamda, keşke sezonun ilk maçında kötü anlamdaki fanatiklerimizi ve  İdmanyurdu fanatiklerini  daha akıllıca davranışlara yönlendirebilseydik  ve olaylar olmasaydı da  22 Ocakta ki maçta takımımızın yanında olup, hep beraber  izleyebilseydik.Futbolun güzelliklerle anılması, şiddetin ve kötü sözün olmadığı maçlar görmek dileğiyle…

Yaşasın  Adanaspor! 

Zalif Aktaş 

Yazar: Editor
2011-01-01 09:26:31
Dinamik Camia

Adanaspor’dan bahsediyorum. Hep hareket halinde, hep canlı, hep renkli, hep heyecan verici... Öyle durup beklemek bize göre değil. Bakın kulüp tarihçesine, bakın takım tarihçesice, bakın tribün tarihçesine… Daima daha iyiye evrimle ana hattı oluşturur bu dinamizm içinde. Rengârenk ama turuncunun rengârenkliğinde bir Adanaspor sevgisiyle oluşan o çeşitlilik…

Bu seyrüseferde takımın ayrı işleri, taraftarı ayrı işleri, yönetimin ayrı işleri vardır elbette. Bu farklı işlerlik en nihayetinde organik bir bağla sacayağını tamamlar. Güzel şeyler bunlar.İyi bir takım kurma yönetimin işi, onları bir bütünlük içinde tutabilme; o takımı doğru düzgün kurup oynatma hocaların işi, sahaya çıkıp da o 90 dakikacık süre içinde sonuca gitme de futbolcunun işidir.

Ya taraftar?

Çarpıcı sloganlar, el işi pankartlar, konfetiler, meşaleler, tezahüratlar, marşlar, biz maziye sahip çıkma, onu gündemde tutma, dergiler, sözlüktür şiirdir derken kitaplar ve fanzinler…Taraftarın da yaptığı bir dolu iş var canım. Hepsi saygıya değer, hepsi gıpta edilecek enfes işler.

Evet, hep dediğimiz gibi Adanasporlu sitelerin, blogların amiral gemisi adanaspor.org, yukarıda bahsettiğim çerçevede güzel işlerini sürdürüyor. Turuncu  Fanzin 5. sayısına da ulaştı. Bu güzel çalışmaya emeği geçen arkadaşların eline sağlık.

Yazar: Editor
2010-12-28 15:17:44

Sebebini Anlamadığımız Şeyler 

Takımımız genç oyuncuların peşinde, gelecek vaat eden. Güzel bir şey bu! Bu özelliğimizle göneniyor ve mutlu oluyoruz.

  • Ama bazı şeyler var ki sebebini anlayamıyorum.
  • Neden forma şansı bulduğu halde hemen hemen hiçbir işe yaramayan
  • yaşlı kaptan duruyor da
  • gelecek ışıltısı kesin olan Efecan gidiyor.
  • Birazcık ısrar edilmeden…
  • Sebebini anlayamıyorum.
Emrah için söylenecek söz yok! Neden yok sayılıyor ve gönderilmek isteniyor. Bu futbolcu Adanaspor formasını giymek için ne badireler atlattı. Hiçbir şeye değilse de buna saygı duyun lütfen! Ama ne iştir, sebebini anlayamıyorum.
  • Ahmet Dursun konusu es geçiliyor?
  • Yaşlı diye mi?
  • Ama ondan daha yaşlı ve ondan daha kritik bölgede top oynayan duruyor!
  • Eee?
  • Biz de futbol izliyoruz.
  • Taraftar, hocaların veya bazı futbolcuların zannettiği kadar futbola ilgisiz ve bu alanda bilgisiz değil.
  • Meseleye gayet mantıklı bir biçimde yaklaşan,
  • neden sonuç ilişkilerini ihmal etmeyen,
  • analizlerini bin bir emekle ve gereken bilimsellikle hazırlayan onlarca taraftarı bir kaleme sayarım
  • ve inanıyorum çoğunun karşısında var sayılan bir futbol sohbetinde örneğin Osman Özdemir zayıf kalır.
  • Vallahi!
  • Bakın; Metehan, Şenol, İsmail, Murat, Zalif, Mahir, Erkin, Ömer, Fatin, Nazlı diye saymak istemiyorum onlarca ismi,
  • vallahi hoca geçinenlere ayıp olur…
  • Futbol sizin zannettiğiniz, bildiğiniz devirde değil,
  • hemen hemen her gün maç var,
  • yorumlar var,
  • analizler var,
  • futbol formlarında dehşet futbol muhabbetleri dönüyor taktiksel veyahut estetik anlamda canım.
  • insanlar bu işe, belki meslekleri olmadığı için, ciddi ciddi kafa yoruyor beyler...
  • ki o yoğunlukta insan istemese de bilgilenir oluyor.

Şunu demek istiyorum:

Bize yutturamazsınız böyle keyfi işleri.

Tertemiz top oynayan, oynamaya çalışan bir Efecan’ın, Ahmet’in gönderilmesini; yahu örneğin demeden, kulübe hem maddi hem de manevi anlamda çok ama çok zararı olan o kalecinin hala bu kulüpte tutulmasını gerekçeli veya gerekçesiz anlamıyorum ya da anlamak istemiyorum. 

Bu da benim keyfiyetim olsun!!!

Yazar: Editor
2010-12-26 12:17:58

Bu Hocanın işine Karışılmalı

Söylenenlere göre (dilerim kısmen doğrudur bu) Metin, Efecan, Ahmet Dursun gönderilecek futbolcular arasında anılıyor. Metin’e tamam. (Kısmen doğru olmasını istediğim yer burasıydı.) Çünkü Metin o rahat tarzıyla bence hiçbir takımda doğru düzgün top oynayamaz. Ruhsuz mu desem, eski ifadeyle? Bence de gidebilir o, istediği zaman maç alacak kadar etki oynasa da…

Ben hala iddia ediyorum. Bu takımda futbolu en iyi bilen futbolcumuz Ahmet Dursun’dur. Yaşı 32’dir. Söylenenlerin aksine, koşup pres yapmaktadır. Gol pozisyonlarına neredeyse kendi başına girmektedir. Arkadaşlarını da pozisyona sokmaktadır. Ama ne gariptir ki hak ettiği formayı alamamaktadır. Bence hocaların çapı Ahmet Dursun’a yetmemektedir.

Efecan! Genç oyuncu. Özellikleri olan bir futbolcu... Kaşar futbolcuların bulduğu o istikrarlı forma şansının onda birini bulsaydı çoktan kazanılmıştı. Bakınız Anıl, bakınız Ersan Âdem, bakınız Fevzi. Ama gönderiliyor gibi. Hocanın raporları doğrultusunda! Hoca kim, Adanaspor’a uygun olmayan bir isim. Off of! Futbolcuyken de ömrümüzden almıştın…

Sonra Emrah Bedir! İyileşmesi için yıllarca mücadele edilsin. İyileşince ilgilenilmesin, bir de kiralık düşünülsün.

Sayın Bayram başkan, lütfen tam da bu noktada hocanın işine karışın.
Yazar: Editor
2010-12-23 17:37:06

Emre Aktaş 

Emre’ye sitem etmişliğim vardır. Sezon başındaki bize karşı isteksizliği, ille de süper lig demesi (aslında son derece doğaldır bu istek) bizi es geçmesi canımı sıkmadı değil vaktiyle. Muhtemelen o zaman kral bellediğimiz Kemal Kılıç’ın da gazına geldik. Olur canım öyle küçük arızalar. Biz bundan da bir ders çıkarırız kendimize. Neyse efendim Emre gitti böylece Buca’ya. Olmadı. Biz Emre’yi aradık, Emre bizi aradı. Birbirimizi aradık.

Emre’ye vaktiyle sitemimizin gerekçesini yine o zaman Kemal Kılıç net ifade etmişti: İsterse bir takımı tek başına şampiyon yapar. Tabi futbol ping pong değil. Ekip oyunu. Kalan 10’u, yedekleri inkâr etmiyor kimse. Denen, çok etkili bir adamdır. Evet, doğrudur Emre’yi eleştirdiğimiz oldu bu sayfalarda fakat arşive bakarsanız onu daha çok övdüğümüzü görürsünüz.

Emre’yi anlamalı, onu iyi izlemeli, kendisinin topsuz alanda neler yaptığına bir bakmalı gibisinden sözler etmiştik. Onun olmadığı maçlarda rakip defansın daha rahat oluğunu böylece defansı daha önde kurabildiğini, bu durumun da rakip atakların daha etkili olmasına sebebiyet verdiğini filan konuşmuştuk.

Örnek Adana’da 1–0 kaybettiğimiz Giresun maçıdır. Emre erken sakatlanıp çıkınca ki bir gol pozisyonunda sakatlanmıştı, oyunun Giresun’a döndüğünü hatırlayınız. Bir de o maçta şimdiki kaptanımızın nasıl bir maç oynayıp da aslında bizi ta o zamanlar şampiyonluktan ettiğini de hatırlayınız.

Hayır, maçı bıraksaydı bize gibisinden aciz hayıflanmalardan dem vurmuyorum, elbette giydiği formanın hakkını verecek, şimdi meselemiz başka.

Ne diyordum? Buca yollarını ayırmış Emre’yle. Teknik olarak hala bizimdir Emre. Taktik olarak da bizim olabilir. İtirazım yok. İyi olur.

Not: Emrah Bedir’in Göztepe’ye kiralık gitme ihtimali varmış! Ben bu Osman Özdemir’i anladıysam ne olayım! Milletin arayıp da bulamayacağı futbolcuyu kiralık veriyoruz! Vay be!

Yazar: Editor
2010-12-15 22:16:11

Bir Kayhan şiiri gelsin o zaman, Adanaspor şiirleri kitabı olan "De ki Aşktır"dan. Eski zamanlardan bir soluk iyi olur şimdi: ))

_________________________ 

4.şiir

Rüzgârın Oğlu

[Kayhan Kaynak]

 

Meşin yuvarlak yuvarlanınca önüne

Bir uğultudur tribünde

Hermes rüzgârdır şimdi

Alır götürür uzaklara ama yanı başına bırakır

Bilirsin ıslak çimlerin kokusunu

Tribün ve bir mabettir

Önünden gri beyaz fotoğraf kareleri geçer

Rakip ceza sahasına doğru

Sağ haf’ta bir onmaz keder

Biz Arjantin Köşede

Gole sevinmeye hazır çocuklar

Birazdan oradan bir Kayhan geçer

“Rüzgârın bir diğer oğlu”

 

Bayraklar dalgalanır, ölü konfetiler yine uçuşur

Bir şenliktir ya bağbozumu

Asma yaprakları kıpırdar

Dalında şaraba keser üzüm

Portakal çiçeği, kokusuyla gelir

Goldür…

 

Bu yeşil sahalardan, turuncu akşamlardan

Şu devrandan, bir şehrin hatırasından

Alkışlarla, tezahüratlarla, şarkılarla

Feyzullah, Razık, Mekik Ahmet

Nejat, İsmail, Mustafalar

Timuçin, Bakir, Eyüp, Ümit’le

Bir Kayhan geçmiştir.

 

Sonra bir şarkı yalnızlık makamından

Sonra bir sessizlik

Kayıp bir zamandır, zannedersin ki güzdür

Sonra?

Sonra, formasına ah en çok yakışan adam

Bir Kayhan

Gurbette ölmüştür…

 

_____________________

Şimdi Futbol

Bir Gurbet İmgesidir

Adana’da

Yazar: Editor
2010-12-10 08:49:00
6

Hedef Altı Puan 

Osman hoca geldiğinde hatırlayalım; "hedefinin kalan maçların lideri olmak" olduğunu söylemişti. Dönüp baktığımızda son dört haftanın en başarılı takımları  sırası ile İdman Yurdu(12 puan),Rize(9 puan),Tavşanlı(8 puan),Karşıyaka(8 puan)  ve Adanaspor’umuz (7 puan) .

Yani bu puanları hesapladığımızda, son dört haftanın beşincisiyiz. Önümüzde ki  maçları aldığımızı düşündüğümüzde   13 puana ulaşacağız. Hadi hep beraber  hani geçtiğimiz 8 Aralıkta ölümünün 30. yılını geride bıraktığımız John Lennon’un  ünlü “imagine” adlı şarkısında dediği  gibi hayal edelim ve bundan sonraki maçların, şu şekilde sonuçlanacağını düşünelim. 

İdman Yurdu bu hafta Bolu ile maç yapacak olası yenilgisinde  son hafta maçı olmadığından onu geçmiş olacağız. Tavşanlı ve Rize bu hafta maç yapacak olası beraberlikte Tavşanlı’yı da geçeceğiz. Rize’nin son hafta Samsunla karşılaştığını ve bize karşı oynadığı futbolu düşündüğümüzde muhtemel  puan kaybı yaşaması işten bile olmayacak ve   onu da geçmiş olacağız.

Karşıyaka’nın da bu hafta Orduyla karşılaşması var onunda en azından beraberlikle bitmesi durumunda Karşıyaka’yı da geçmiş olacağız. Eğer yukarıda ki düşünce gerçekleşirse Osman hoca ve ekibinin hedefi gerçekleşmiş olacak. Tabi biz bu hesabı tümden gelerek yaptık.  Adanaspor’umuzun başarılı olacağından yola çıkıp son iki haftanın senaryosunu buna göre kurguladık. Birçoğumuz bilecektir ki bilimsel yöntem tümevarımdır.  

Ama taraftar olarak bu konuda bakışımızı bu yönde gerçekleştirmemiz son hafta ki maçtan dolayı üzerimizde ki sıkıntıları atmak açısından anlamlı olacaktır. Artık şu hata yapmış o oynamasın bu oynasın gibi lafları bırakalım. Pazara az kaldı teknik kadro hedefine ulaşmak için elinden geleni yapacaktır. Futbolcularımızda son haftalarda oldukça iyi oynamakta, onların da kafalarından Akhisar maçında taraftar bize tepki verecek düşüncesini uzaklaştırmalıyız.

Bu anlamda taraftar olarak bundan sonraki yorum ve görüşlerimizin daha yapıcı olmasına dikkat etmek yerinde olacaktır.    Ligin  sıralama cetvelini gözümüzün önüne getirdiğimizde  herkesin şansının olduğu gerçeğini hepimiz görmekteyiz.  

O yüzden son iki maçı alarak yola devam edeceğimiz inancımızı koruyalım ve şunu hayal edelim:  ligin sonunda  şampiyon Adanaspor olacak. 

Yaşasın  Adanaspor! 

Zalif Aktaş

Yazar: Editor
2010-12-04 15:32:53

Rize'de Ne Olur?

Yazının şu başlığına "ben ne bileyim" diye bir cevap verip noktayı koymak isterim ya, öyle olmuyor, bir iki şey yazmalı yine de şu "ben ne bileyim" için.

Ama gerçekten bizim bu sezonki halimiz sonuç tahmininde tam da öyle.

Bir bakıyoruz dehşet bir Adanaspor, bir bakıyoruz tanınmayacak haldeyiz.

Bir maç süper lig ayarında top oynuyoruz, diğer maçta ara ki bulasın takımı.

Takımın en iyisi bir bakıyorsun en kötüsü olmuş.

Tribünümüz de öyle, bazen coşkulu bazen durgun, bazen çok bazen az, bazen heyecanlandırır bazen heyecan öldürür.

Şimdi Rize maçı için şöyle olursa böyle olur gibi şeyler yazacağım. Yazdıklarımın bir anlamı olmayacak. Çünkü biz dalgalı havalardayız bu aralar. Bizimkilerin havası ve keyfi yerindedir, Rize'yi deviririz evinde. Değilse, ikinci bir Erciyes faciası da kapıdadır.

Acaba Hocamı Ahmet ve Emrah'ı 11'de oynatsa, bu oyuncular maçın kaderini değiştirir mi, yoksa sahada kaybolup giderler mi?

Dolayısıyla Hoca bir kadro revizyonuna gider mi? Peki, Rize ne alemdedir, onlar acep gününde midir? Orada papaz hep pilav mı yer, şans melekleri yine onlarla mıdır?

Yahu bu maçta ne olur, ne biter?

Ben  ne bileyim!

Yazar: Editor
2010-12-01 00:26:49

Maratondan Mektup 

Tüm futbolseverler maraton tribününün ne kadar önemli olduğunu bilir. Nasıl önemli olmasın ki! Bu tribünde oturanlar yıllarını vermişlerdir buraya, her tarz insan profiline rastlamak mümkündür, oyunu o kadar dikkatli izlerler ki, her biri teknik direktördür adeta. Saha kenarında teknik direktörün göremediklerini görür, yorumunu yapar. Burada herkes konuşur, olacakları sezer, kızar. Herkesin kendince doğrusu vardır, ama çoğunlukla da aklın yolunda birleşir düşünceler. Hani dedik ya yıllarını vermişlerdir bu tribüne diye! Buradaki sesi duyabilenler şanslılar. Bu, bazen bir isyandır belki, ama hep yol gösterendir.

Bu güçlü ses, her şeyden önce ortada futbol varsa kazanılacağını ya da kaybedileceğini, şayet yoksa geçici mutlulukların günlerce konuşulacağını ve tartışılacağını ve hedefsiz olunacağını gayet iyi bilir. Kaldı ki  56 yıldır Adanaspor hedefsiz kalmamıştır.

Futbolda başarılı olmak da var kaybetmek de. Her şeyi doğru yapıp başarısız da olabilirsiniz. Çünkü rakipleriniz daha güçlüdür, daha şanslıdır. O zaman kamuoyu yanınızda yer alır ve camiada tutunmaya devam edersiniz. Ama ya doğruları yaptığınızı sanıp da yanılıyorsanız? O zaman maratondaki o sese kulak vermelisiniz.

Maraton tribünü sayın Osman Özdemir’e der ki: “ Adanaspor’a başarılı oyuncu olarak hizmet ettiğiniz, yaptığınız asistlerle ön plana çıktığınız dönemi mutlulukla hatırlamaktayız. Teknik direktör olarak da başta Adanaspor’un menfaatleri için başarılı olup takımı hedefe götürmenizi inanın bizden daha fazla kimse isteyemez. Ünlü İtalyan hoca Giovanni Trapattoni’nin “İyi bir teknik direktörün takıma katkısı yüzde 10’dur, ama kötü bir teknik direktörün zararı en az yüzde 50’dir.” Sözünün ilk bölümünün gerçek olacağı umudunu taşıyoruz fazlasıyla, zira kariyerinizde başarılar çoğunlukta. Ama; 

Adanaspor’un bu sezonki geniş kadro yapısında iki haftalık süreçte 18 kişilik maç kadronun aynı olması bir istikrar göstergesi midir? Sisteminize uyan, formda olan oyuncular hep mi aynı? Rakibe göre oyuncu ve taktik yerine, ben hep kendi sistemimle ve klasik oyun tarzımla mı oynarım diyorsunuz? Maç içerisinde oyuna katkı koyamayan oyuncular tribünden net olarak görünürken, oyuncu değişikliği için belirli bir dakikayı beklemek gibi bir alışkanlığınız ya da toteminiz mi var, yoksa tesadüf mü? Sevgili Hakan Tabakan’ın dediği gibi, takımda bazı oyuncuların kontenjanı mı var? Diye sormamız gerekiyor.

Bir tarafta oyuna girdiği son on dakikada inanılmaz katkı koyan tecrübeli oyuncu, ben hep hazırım, görevimi yaparım mesajı verirken, diğer tarafta sakatlıktan kurtulup içinde futbol oynama azmi olan gençler, şevkimizi kırmayın diye haykırıyorlar. Maç kadrosuna giremeyen oyuncular formayı henüz hak etmiyorlar mı?  

Ve siz sevgili oyuncular.Bu çok önemli camianın formasını terletiyorsunuz. O halde bizim için çok önemlisiniz. İçinizde kariyerini kanıtlamışlarınız var. Futbol oyununda büyük oyuncu derler. Ve büyük oyuncular böyle kritik dönemlerde takıma daha çok katkı koyarlar. Kazanılan puanlarda hakları fazladır.

Adanaspor’un yakın geçmişteki büyük oyuncusu Yılmaz Özlem’di. Ondaki kazanma azmini, oynama şevkini sizde görmek ister taraftarlar sahada. Bunu da Pazar akşamı televizyon ekranlarından on binlere gösterin.Maraton kızar da sever de. Ama hep yol gösterendir, çünkü sezgileri kuvvetlidir.

Her şey Adanaspor için.

Yazar: Editor
2010-11-28 16:46:01

Gerçekler ve Doğrular 

Efendim, aşağıdaki yazıda bir iki noktaya vurgu yapmıştık. Biraz “neden” biraz da “nasıl” diyerek kazanmak için. Yazı orada.Şimdi skor yazısı değil bu. Öncelikle belirteyim maksadımı.

İlk yarı bittiğinde ben zaten beraberliğe kelimenin tam anlamıyla razıydım. Üçte üçe dair duygusal beklentilerimi sıfırlamıştım.

Karşımızda ne yaptığını bilen, bence Denizli’den de sağlam bir takım vardı. Ama bu sağlamlık bizim izin verdiğimiz kadardı. Muhakkak ki yenilmez bir takım değildi GBB. Onları yenememek bizim aczimizden öte bir şey değildi.

(Rakibin tek ayıbı gereksiz yatmalarıydı. Bir ara baktım acaba yedek kulübesinde de yatan olacak mı diye. Yazık. Hiç yakışmadı onlara.)

Hakeme ayrıca bir parantez filan açmayacağım. Hani denir ya tanıdığım güne lanet olsun, öyle bir şey; ulan sahaya çıktığın dakikaya lanet olsun; ))

Neyse biz kendimize bakalım.

Mücadele edemeyen bir Adanaspor vardı. Kişisel hatalar hat safhadaydı. Fahri, Metin, Kbong, Mbilla genel çizgilerinden çok uzaktı. Sami direndi. Defans hırpalandı. Vs… Peki nedir mesele?  

Benim şahsi yorumum şudur. Daha öncelerinde de yazmıştım hayata neden sonuç ilişkileriyle baktığımı. Ortada bir başarı veya başarısızlık varsa bunun nedeni de vardır. Bu manada işler takdiri ilahi ile yürümüyor. Hatanın da iyi işlerin de biraz öncesine bakmalı. Birkaç pozisyon evveline örneğin...

Buna bağlı olarak soruyorum: ADANASPOR’DA BAZI FUTBOLCULARIN KONTENJANI MI VARDIR?

Ne olacak, bekleyeceğiz adam sezon buyunca iki asist yapacak! 1–0 olan maç 2–0 olacak. Gardı düşmüş rakibe mi hükmü sökecek. Başa baş giden bir oyuna hiç mi katkısı olmayacak?

Birkaç yazı önce domino etkisinden bahsetmiştim. Bakın bu maçta o etki bariz olarak kendini gösterdi. Bir yerde yıkılan taş diğerlerini de yıktı. Ayıptır!

Şunu da sormak istiyorum: Yahu, Adanaspor kadrosunu kim belirliyor? Hocalar belirlemiyor mu? Bilmediğimiz işler mi var ortada?

Osman Hoca sağlam bir maziye sahip, biraz araştırınca gördük bunu. Sayın Hocam lütfen bu antrenörlük mazinize uygun işler yapın o zaman. Bu maç da gösterdi ki siz hala bir sınav veriyorsunuz tribün için. Haberiniz olsun.

Sormaya devam ediyorum: Emrah Bedir neden hala yok? Sayın Hocam, Emrah’ı hala fark edemediyseniz, tanımıyorsanız, sorun anlatalım, gereken bilgiyi biz taraftar olarak size seve seve veririz. Ahmet Dursun neden son on dakika oynatılır? Veya oynatılmaz, sebep nedir? Bunların kontenjanı mı yok takımda? Ahmet Dursun girdi, oyunun rengi değişti. O dakikadan itibaren maçı alabilirdik de… Öncesinde kaptan çıktı yavaş yavaş işler düzelir oldu. Örneğin Metin hata yapmadan oynamaya başladı. Günahtır, birilerinin hatası, başkalarının felaketi olmasın... 

Birileri bir açıklama yapsın lütfen! Adanaspor’da bir futbolcu kontenjanla mı oynuyor? Hocalar sözde hoca mı? Nedir?

O zaman biz de buna göre pozisyonumuzu alalım ve söylemimizi, iddiamızı, yaklaşımımızı, heyecanımızı, tutkumuzu, meselemizi buna göre belirleyelim.

Adanaspor, başarıya daima formayı hak edip alan futbolcuyla ulaşmıştır. Geleneğimizde, mazimizde, tarzımızda olan budur. Haddizatında başarının ardındaki gerçek de budur. Evrensel bir olgudur yani!

Evet, bu koşullarda alınan o “tek” puan çok kıymetlidir. Müthiştir. Çok güzeldir. Ama o kadar!

Bir yol ayrımıdır söz konusu olan!

  • Gerçekten şampiyonluğa mı oynayacağız?
  • Hangi futbolcularla mücadeleye devam edeceğiz?
  • Kariyeri bitmiş isimlerle mi,
  • oynamak için can atan futbolcularla mı?
  • Bir iddia sahibi olmak mı, sıradanlık mı?
  • Doğru kadro mu, klişe kadro mu?
  • Adalet mi, keyfiyet mi?
  • Bilelim de ona göre laf edelim,
  • sonra o iddialı sözlerimizle kimselere mahcup olmayalım.
  • Komik durumlara düşmeyelim…
Yazar: Editor
2010-11-25 08:46:29
3

Yeni Sayı

  • Şenol'un da büyük emekleriyle
  • gazetemizin 3. sayısını hazır ettik.
  • Dollu dolu oldu.
  • Bize yakışan tarzdadır.
  • Muhtemelen bu saatlerde internet üzerinden paylaşılmaktadır
  • gerek adanaspor.org'da
  • gerek adanaturuncudur.com'da.
  • beğeneceğinizi umuyoruz.
  • Sınırlı sayıda çıkarıyoruz matbaadan.
  • Çünkü bir hayli maliyetli bir iş.
  • Bizim piyasaya sürdüğümüz,
  • aslında daha çok saklamalık, arşivlik bir çalışma.
  • Evin kitaplığında yıllarca muhafaza edebileceğiniz 
  • bir dönemin kaydını tutan belge.
  • Evet, internette paylaşılıyor,
  • lakin benim tercihim o kağıdın kendisidir.
  • 4. sayıyı muhtemelen Rize deplasmanından sonra yaparız.
  • Kim bilir, "4'te 4 oldu, sıra 5'te 5'te" manşetiyle çıkarırız onu.
  • Bir de 2011 takvimi olur içinde ayrı bir baskı şeklinde,
  • kalitelisinden gramajlı kuşe kağıda.
  • Elbette Adanaspor temalı.
  • Bakalım.
  • Önce şu GBB maçını bir atlatalım.
  • Atlatalım diyorsam, kaygılanmayın.
  • GBB, Beşiktaş maçıyla gazını almıştır,
  • haddizatında da hızını kaybetmiştir.
  • Korktuğumuz kadar zor bir maç olmayacaktır.
  • Onlara havayı Adana'daki kupa maçıyla biz vermiştik.
  • O havayı yine Adana'da almak
  • boynumuzun borcudur.
Yazar: Editor
2010-11-22 17:32:04

  3  

  • Gazetemizin 3. sayısı için startı verdik.
  • Yarın akşam vira deyip bitiriyoruz, perşembe günü de okurlara ulaştırıyoruz.
  • Orduspor maçından sonra çıkaracaktık.
  • Tabi bunu düşünürken bayram tatili aklımızdan çıkmıştı. Şimdi daha heyecanlı olacak yeni sayıyı hazırlamak.

Geride 6 gol, iki galibiyet ve önümüzde kuvvetle muhtemel bir 4x3=12 puan var.

Bunu söylerken Adanaspor'dan başka bir güvencemiz veya dayanağımız yok tabi.

  • Şimdi efendim, 3. sayı için açık bir davetiyedir bu!
  • Nedim Abi, Serkan Şenyürek, Mahir Abi, Zafer Şahin, Fatin Murat, Murat Akıllı, Nazlı Demirkaya, Okyanus Ötesi, Erkin, Zalif Aktaş, kadın taraftar gruplarımız, Bay Erkut, ayrıca ben de yazmak istiyorum diyenlerimiz yarın akşama kadar (çarşamba akşamıdır bu) yeni yazılarını lütfen adresimize ulaştırsınlar.

Biraz emrivaki olsun canım bu davet: ))

Bekliyoruz ama...

Yazar: Editor
2010-11-21 10:24:22

Ara

  • Uzun bir ara oldu. Sayfayı hiç bu kadar yalnız bırakmamıştık.
  • İlk sebep teknik bir arızadan dolayı admin olarak sayfaya ulaşamamdı.
  • Sonra Evliya Çelebi gibi bir seyahat sergüzeştiyle yollara düşünce...
  • Böyle oldu. Gerçi bildiğimiz dışında bir şey gelişmedi zanırım.
  • Ne bileyim örneğin, futbolu bırakan birileri olmadı heralde.
  • İzzet sakatlanmış ne yazık ki.
  • Lakin Berkan onu aratmayabilir, diye düşünüyorum. Ama İstikrarlı İzzet de İzzet'tir yani.
  • Başka neler olmuş.
  • Bir Ersan savaşı başlamış deniyor.
  • Ne güzel.
  • BJK'nin fiyatı düşürüp mevzuyu kapatma ihtimali böylece gündemden düşer.
  • İyi parayı veren iyi oyuncuyu alır.
  • Neyse,
  • Yazımızın içeriğine dönersek,
  • Sevgili Erkut son maçın bir değerlendirmesini yapmıştı, Orduspor galibiyetinin yazısını yükleyemedik, o teknik arızadan dolayı, ama bugün Göngeren'i yenince yazının başlığını filan değiştirip yayımlarız: )) 
  • Peki yener miyiz bugün Güngören'i? Galiba kimsenin bu konuda bir kuşkusu yok.
  • Biraz "kendimiz" gibi oynayalım.
  • Yeter! ve artar bile...
  • Bir de daha önceki kaygılarımız var durduğu yerde duran.
  • Bakıp beklemekten başka yapacak bir şey yok. Lakin son söz,
  • Adanaspor bugün Güngören'i yener, haftaya GBB'yi de yener ve Rize'ye yüksek moral ve güvenle gider.
  • Şimdilik bu kadar.
  • Maç sonrasında da görüşmek üzere efendim.
Yazar: Editor
2010-11-13 17:25:27

Güzel Sonuç

 
  • Sadece güzel sonuç…
  • Hayatımda ilk kez böyle bir galibiyete yeterince sevinemedim.
  • Güzel günde de tatsız şeyler yazan bir adam olup tatsızlaşmak istemiyorum.
  • Ama bu durumda bir iki laf şart…
  • Sevimsizleşme riskini göze alacağım.
  • O iki futbolcunun ismini vermeden derdimi anlatmaya çalışacağım: ))

Önce rakip. Aşağıda duruyor onlar hakkında yazdığım: Hiçbir özelliği olmayan takım. Öyleler. Öyle olmasalardı ilk yarıda kalemizin enteresan hareketlerini 3 golle cezalandırırlardı. Adamların kelecisi 3 yedi ama 4 tane gayet net top çıkardı. Yer değiştirselerdi, maçı biz 8–0 filan alırdık.

İkinci yarı 10 kişi kalan rakipten atak üstüne atak yedik. Ve ciddi anlamda kaleyi tutan tek top kalemizin ellerinden yine içeri girdi. Bakın geçen hafta rakip bizi kötü yakaladı ve dörtledi. Bu hafta biz rakibi öyle yakaladık. Eksildiler, skorun üstüne serilmeye çalıştık.

Osman hoca… Futbolculuğunda tribünü illet ederdi. Çok net hatırlarım. Onu en iyi Sedat Abi bilir bu manada: )) Üstümüze can sıkıcı bir biçimde gelen rakibe gol yedikten sonra müdahale etti. Keşke biraz daha tez canlı olsaydı. Zannederim futbolculuğundaki ağırlık hocalığına da sinmiş.

 

  • Fevzi mükemmeldi yine.
  • Mbilla pek yordu oraları.
  • Kbong çok çırpındı.
  • Sami daha da iyi olacak.
  • İzzet bildiğimiz gibi.
  • Metin işi ciddiye aldığını gösterir bir tarzda oynamalı sanki.
  • Tarz diyorum, adamımızın meselesi bu bence.
  • Yoksa Metin’i kötü bulmuyorum.
  • Merkez defansta ısrar edilmeli.
  • Daha da iyi olacaklar.
  • Fahri maç boyunca bir geliyor bir gidiyor.

Canımı sıkan şey 3–0 galipken oynadığımız “garip” futbol. Aynısı 2-0’ken de vardı. İlk yarının sonlarında... Takım inanamıyor sanki öne geçtiğine, bazen bir telaş bazen bir umursamazlık. Adamlar elimize düşmüş. 5’lik,  6’lık maç… Ama işte o enteresan hal. Evet, canımı sıkan şey kârdan zarar... Doğrudur.

Kaptan için bir şey demek istemiyorum, 11 maçta bir pas verdi gol oldu. Eh, o kadarı olsun. Hoca için de çekincelerim olduğu gibi duruyor. Bir önceki yazımdaki fikirlerimin hala arkasındayım.  Bu galibiyete rağmen.

  • Lakin, galibiyet ne güzel bir şeydir.
  • Erciyes maçı, treni kaçırdığımız bir maçtı.
  • Bu maçla ek tarifeyi yakaladık.
  • Haftaya Güngören’de bileti tekrar kesmek elimizdedir.
  • Hoca ve kaptanlar bu maçla daha nesnel bir sınav verecektir.
  • Biz mahcup olup özür dilemeye razı ve hazırız
  • bir Adanaspor meselesinde…

Not: Erciyes hezimetinden sonra hem sayı hem sağduyu anlamında böyle bir taraftar beklemiyordum. Maç öncesinde takım gayet iyi karşılandı, olması gerektiği gibi. Bu da galibiyet kadar güzeldi.

Yazar: Editor
2010-11-11 21:07:36
Dünü Unutmak 
  • 10 puan var.
  • Karşıyaka’da 2 puan bıraktık.
  • 12 olacaktı.
  • Denizli maçındaki futbolla da 2 puan kaybetmiştik.
  • 14 olacaktı.
  • Bu hesap tutsaydı Erciyes’te hezimete uğramayacaktık.
  • En az bir puan oradan.
  • Etti mi 15!
  • E canım ne kaldı ki liderle veya ikinciyle aradaki fark?
  • Böyle bir hesap olur mu?
  • Olmaz!
  • Ne olur?
  • Giden maçları unutup kalan maçlara bakmak olur!
  • Böylesi hem daha iyi hem de daha sağlıklı olur.
  • Yoksa dünü düşünmekten yarına mecalimiz kalmaz.
  • Bu yazıdaki mesajım budur!
  • Dünü unut!
  • Unutalım.
  • Hepimiz unutalım!
Yazar: Editor
2010-11-02 00:00:03

Her Şey Güzel Olacak

http://ul.gcg.me/files/2010-11/aaaa.jpg

Geçtiğimiz Pazar istediğimizi alamadık.

Gerçekten de çok istemiştik 3 puanı ama olmadı.

Bize kalan 1 puan ve gelecek haftalar için bir umut oldu.

Her geçen hafta daha iyi oynayan bir Adanaspor, biz taraftarları fazlasıyla memnun etmiştir sanırım.

Sahadaki topçular gerçekten çok başarılıydı, ilk yarı futbol adına gerçekten çok keyifli bir maç izledik.

Futbol adına keyifliydi ama bu keyfi bir golle taçlandıramadı topçularımız  ama yinede maç sonunda tüm taraftarların yüzlerine; galip gelememenin üzüntüsünden ziyade iyi oyunun mutluluğu yansımıştı.

Denizli maçındaki oyun kalitesini gördükten sonra  tüm taraftarların önümüzdeki Erciyes maçının sonucuna dair umutları artmış ve  bu  maçtan 3 puanla ayrılacağımız konusunda en ufak bir kuşkusu  kalmamıştır sanırım.

Bu arada her geçen hafta stadyumda ki Adanaspor taraftarı da nitel bir manada sayıca artmakta, bu da ayrıca sevindirici.

Bu anlamda Adanasporumuz için artık işler yoluna girdi diyebiliriz.

İşler yolunda ama teknik direktör  sorunu daha çözülmedi; yeni hoca falan denilebilir ama yönetimin Eyüp Hoca gerçeğini de bir gözden geçirmesi iyi olur sanırım.

Mutluluğu uzaklarda aramak yerine yakınlarımızda aramak  daha mı iyi olur?

Neyse,  bu konuda yönetim  en doğru kararı verecektir.

Her şeyin daha güzel olması ve sezon sonundan  bir güzel şampiyonluk dileğiyle…

Yaşasın Adanaspor!

Zalif Aktaş

Yazar: Editor
2010-10-31 03:57:45

Sevgili Adanasporlular,

Adanaspor camiası gerek kulüp gerekse taraftar olarak kapanma noktasından bu yana en zor dönemlerini geçirmektedir. Adanaspor camiası kuşatma altına alınmış, kendi öz topraklarında üvey evlat muamelesi görmeye başlamıştır. Yapılanlara ve yaşatılanlara karşı artık dur demenin zamanı çoktan gelmiştir. Adanaspor camiasının sessizliğini görenler bunun bizim vakur tavrımızdan değil de acizliğimizden olduğunu düşünme cesaretini göstermeye başlamışlardır.

İşte bu dönemde dağınık bir şekilde faaliyet gösteren Adanaspor camiasını oluşturan tüm grup, site, dernek ve oluşumlar tek ses olma kararı almışlardır. Bu yazıyı okuyanlar bilsinler ki bundan sonra bu zor dönemde Adanaspor camiasında “Ortak Kimlik Adanaspor” anlayışı olacak ve 7 yaşından 70 yaşına kadar her kesimden Adanasporlunun temsili ve varlığı için Adanasporlular Derneği faaliyete geçecektir.

Adanasporlular Derneğinin ilk amacı tribünlerde birlik ve beraberliği sağlayarak, şiddetten uzak bir tribün yaratmaktır. İkinci amacımız tribün dışındaki birlik ve beraberliği sağlayarak taraftarıyla bütünleşmiş bir camiayı tekrardan ayağa kalmasını sağlamak olacaktır. Bu yüzden muhtacız ama sadece siz Adanasporlulara muhtacız. O yüzden kim olduğunun hiç önemi yok Adanasporluysan, Adanaspor’a hizmet etmek istiyorsan, senin oylarınla seçilen seçilmişlerin seni unuttuğunu düşünüyorsan, kendini tekrardan hatırlatmak için Adanasporlular Derneği seni bekliyor.

Adanasporlular Derneği olarak ilk mücadelemizi Çatalan Tesislerinden Adanasporumuzun turuncu-beyaz bayrağını indirmemek için vereceğiz. Tüm Adana kamuoyu bilsin ki Çatalan Tesisleri Adanasporun namusudur. Bu namus bekçiliğine biz kendimiz soyunmadık, Adana Büyükşehir Belediyesi bu tesisi kullanması için Adanaspor’u zorlamış ve masraflarını taahhüt etmiştir. Bu noktadan sonra Çatalan Tesisleri hem Adanaspor hem de camia için namustur.

Bunun için, ilk kıvılcım için seni Pazar günkü Adanaspor-Denizlispor maçına bekliyoruz, Adanasporluysan takımından uzak kalma… 

Adanasporlular Derneği

Yazar: Editor
2010-10-28 14:33:42

Hoca Meselesi

 http://ul.gcg.me/files/2010-10/wx.png

Yeni hoca meselesi mesele oldu hakikaten. Yani formlarda mesele oldu. İsimler çarpışıyor. Kimler anılmıyor ki!

Kim olur yeni hoca, bilemem! Fikrimi soran olursa söylerim. Söylemiştim de… O isim imkansızsa plase adaylar da var.

  • Sanırım
  • ve dilerim
  • ve umarım ki
  • başkanımız bu kez
  • gerçekten kulübün,
  • formanın,
  • camianın ağırlığın taşıyabilecek
  • kelle bir ismi getirir Adana’ya.
  • Hani keşke diyorum,
  • Nurullah Sağlam’ı Mersin almamış olsaydı da bize gelseydi o hoca.
  • ve fakat...

Lakin ben şahsen kim olmasın, olmamalı, olamaz’ı yazarım buraya. Gerekçesiz yazarım, lafı uzatmak istemiyorum.

1.Suat Kaya olamaz! Asla. Adı istediği kadar anılsın. Kimyamız, tarzımız, tabiatımız, defterimiz kitabımız uyuşmaz. Sevgili Azmi, Demirspor’a gelecekti, olmaması için çok uğraştık, iyi de oldu, diye not düştü. Ben de bu notu paylaşayım dedim.

2.Adı formlarda geçtiği içi yazıyorum, okuyunca ürktüm, hatta korktum. Yüksel Yeşilova… Arkadaşlar, bu yakım Adanaspor Adanaspor, büyük harfle de yazayım ADANASPOR… Aramızda yüzyıllar var… Olabilemez.

3.Yine her hoca olayında adı hep geçer, niyeyse… Ercan Albay… Bizim hocamız olamaz. Hatta bence 1.ligde herhangi bir kulüpte tutunamaz.

______________________

Son sözüm:

  • Hâlâ şampiyonluk umudumuz var.
  • Zira orada 25 maç daha var.
  • Futbolcu sorunumuz yok.
  • Bu takım devre arasında takviye de istemez.
  • Emre, Ersan döner o ayrı…
  • Bu Adanaspor’un tek ihtiyacı
  • “gölgesi ağır bir hoca”…
  • Bizim için değil sadece,
  • lige de bir ayar için…
[Ki bu isimlerden biri olursa, örneğin Suat Kaya... Hiçbir şekilde desteklemeyiz, yanında yamacında olmayız, muhalif oluruz, hatasını ararız veya yok sayarız...]
Yazar: Editor
2010-10-26 15:39:12

Yeni Hoca Arayışı

  • Karşıyaka son dakika şoku sonrasında
  • Cemal Hoca ile yollar ayrıldı.
  • olması gerekendi bu.
  • baştan yazmıştık,
  • gelmesi bile hataydı.
  • Olan oldu, unutalım.
  • Lig için kaybolmuş bir şey yok.
  • İhtiyacımız olan
  • dirayetli ve basiretli bir hocadır.
  • Bu isim neden Yılmaz Vural olmasın.
  • Onunla güzel de bir mazimiz var, hatırlayınız:

"Herkes gitse de onlara bakma, Yılmaz Vural bizi bırakma!" marşını... 

  • kısa sürede belli olacaktır yeni Hoca.
  • Ama lütfen
  • ve asla
  • ve kat'a
  • ve hatta Suat KAYA olmasın.
  • Hadi Bayram Başkan,
  • son bir hamleyle
  • klas bir hoca...
  • Hepimize yakışır...
  • Bu birliği pekiştirecek bir isim...
Yazar: Editor
2010-10-22 13:11:52

Son Dönemeç

Ayrı Anlam

“Adanaspor Futbol Şube Sorumlusu Hamza Akgül Karşıyaka maçında sahaya 3 puan için çıkacaklarını ve futbolcular için de bu maçın ayrı bir anlam taşıdığını söyledi.”

Haber alıntısı böyledir. Yönetime tribünden geçmiş bir Adanasporlu olan Hamza Akgül de hissettiklerimizi söylüyor. Futbolcu da… Bayram Başkan da…

Şampiyonluk değil, bu maçı istiyoruz. (Laf aramızda, bu maçı aldığımız takdirde şampiyonluğu doğal olarak isteyeceğiz ya da şampiyonluk onu istememiz için bize bir arkadaşlık isteği yollayacak: ))

Pres

Hoca da ilk talimatı doğru ve net olarak vermiş, PRES!

Adanaspor’un geçen sezondaki sihri buydu: Pres! Olmazsa olmazımızdır. Bu sezon da bizi zirveye taşıyacak olandır.

Silah

Önemli bir silahımız yok: Onur. Gerçi takımda onun yerini dolduracak oyuncular alternatifli olarak var: Fahri olur, Kbong olur, Metin olur, Fevzi Fahri ayarıyla ileride boşalan yere Ahmet Dursun desteği olur. Talha olur. İkinci yarı Emrah olur.

Emrah

Sayın Cemal Hocam, belki siz onu yeterince bilmezsiniz, lakin Emrah’ta fiziksel bir arıza yoksa, ki zannederim yok, ileri hatta bir yerde, sahaya bıraktığınız herhangi bir noktada Emrah pek şık olur.

İleride veya bu maçta canım, hazır olan Emrah’ı oynatmazsanız ve bir puan kaybı yaşanırsa o zaman tribünün direkt muhatabı olusunuz, bizden söylemesi.

Neticede bu sene alternatifli bir kadromuz var ve doğru kullanım ve taktikle bu sene de iyi şeyler olur!

Not

Bu arada Emrah için (dolayısıyla bizim için) uğursuz sayılan Karşıyaka maçı arifesinde futbolcumuzun bir totem denemesiyle “sakatlanmaması için” bu hafta antrenmanlarda bile yok sayıldığı, kadroya da alınmadığı haberi geçti. Yahu uğur uğursuzluk, totem filan yalan işler, biz bunları tribünde yaparız hadi, ama bilimsel yöntemlerle ve zihniyetle yönetilen kurumlarda böyle işler biraz komik ve garip oluyor.

Neyse... Ama keşke Karşıyaka da Tiago’yu böyle bir sebeple oynatmasa, ne iyi olurdu. Örneğin 24 Tiago’nun uğursuz sayısıymış ve o tarihe denk gelen maçlarda kendi kalesine gol atıyormuş… filan…

Yazar: Editor
2010-10-19 02:12:41

2–0

  • Evet, bizim Adanaspor’umuz nihayet sahadaydı;
  • koşan,
  • saldıran,
  • baskı yapan,
  • hep golü düşünen
  • ve nihayetinde de golü bulan…
  • İlk yarı maç 6–0 olurdu,
  • olmadı.
  • Aksilikler oldu çünkü.
  • Enteresan pozisyonlar yaşandı biz gol kaçırırken,
  • Murat Daldık’ın deyişiye
  • Mbilla adeta Diyarbakır liberosu gibiydi
  • öyle toplar çıkardı: ))
  • Mesele değil güzel bir üç puandı.
  • Çok daha gollü olabilirdi,
  • bu da mesele değil.
  • 2–0 da iyi bir skor.
  • İkinci yarı biraz yaslandık,
  • olağandır.
  • Bu bir arızaysa,
  • Hoca önlemini alacaktır Karşıyaka maçına doğru.
  • Yabana atılır bir takım değildir Diyarbakır,
  • hatırlayınız Bolu ellerinden kendi evlerinde son anda kurtulmuştu.
  • Bu yüzden bu,
  • kıymetli bir galibiyettir.
  • Hedef şimdi İzmir’de bir kıymetli galibiyet daha almaktır.
Not: Bu yazını arkası ilerleyen saatlerde gelecektir efendim. Bu arada, tribün bütünleşmesinin ilk güzellikleri de yaşandı, tanık olduk.Devam..
Yazar: Editor
2010-10-16 23:55:36

Olumlu Gelişme

http://ul.gcg.me/files/2010-10/bab.jpg

Bayram Başkan taraftarla buluştu. Birçok şey konuşuldu. Önemli olan sonuçtur. Biz buna bakalım. Nedir bu? İyi bir noktaya bağlandı mevzu. Ben her zaman umutluyum bu takımdan ve bu camiadan. Bu umudu bana veren mazimizdir. Biz çok zor anlardan güzel zamanlara gelmiş bir camiayız ve aşamayacağımız zorluk yoktur. Bu lafları ara gazı vermek için etmiyorum sözlerimin kanıtı için bakınız Adanaspor tarihine… Ki yıllardır yazdıklarım da bu doğrultudadır. İnandığımı yazıyorum, yazacağım.

Tribünde lokomotif olan Turbey Grubu bazında ve çatısı altında, dağınıklığın toparlanması anlamında gelinen nokta güzeldir. Bu esnada benim anladığım, bir tasfiye yoktur, görev değişikliği vardır. Gruptaki isimler yönetim düzeyinde hizmetlerine devam edecektir. Bütünlük için bu iyi bir şeydir. Dernek başkanlığında adı geçen sevgili Bekir Alpkaya’dır. Daha net gelişmeler hafta içinde gerçekleşecek ve bunlar da Adanaspor kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Ne olur?

Biz buradan Adanaspor için atılan her adımın arkasında, yanında olduk gücümüz yettiğince. Çünkü hep bir bütüne inandık. Ağaca değil hep ormana baktık, biz büyük maziden aldığımız inanç, güven ve terbiyeyle. Buna devam edeceğiz.

Taraftarın da özellikle formlardaki yorumlarda bu olumlu gelişmenin destekçisi olması gerektiği düşüncesindeyim. Yine bir öneridir bu. Tabi her bir Adanasporlu kendi prensipleri doğrultusunda bir yaklaşımda bulunacaktır sürece. Fakat ihtiyacımız olan pozitif adımlardır. Destek olunmasa bile köstek olmamaktır.

Yazar: Editor
2010-10-15 01:00:16

Dobra Dobra

  • Futbolcu derdini dobra dobra anlatıyor, 
  • bize daha maçın başında tepki göstermeyin diyor. 
  • Evet, geçen seneki havamız yok ama taraftarın da yok, diyor.
  • Bakın ne kadar netler. Ne güzel bir içtenliktir bu.
  • Futbol da hayat gibi neden sonuç ilişkileriyle bağlıdır birbirine;
  • takım iyiyse taraftar da iyidir,
  • taraftar iyiyse takım da iyidir.
  • Tersini bırakın konuşmayı, düşünmek bile istemiyorum.
  • Peki, bize düşen ne? Bunu da çok konuştuk, bir daha söylemenin yok bir sakıncası.
  • Yine söyleyelim evet, bu sayfayı okuyan arkadaşların belli bir duyarlılığı var en zor durumlara bile.
  • Benim o Adanasporlulara verecek bir dersim yok!
  • Önerim olur ancak.
  • Takıma olur olmaz müdahalelere biz de müdahale edelim.
  • Otokontrolü biz sağlayalım.
  • Bu futbolcuların davetine icabet edelim.
  • O duyarsızlar kadar cesur olalım.
  • Kazanan Adanaspor olacaktır
  • Diyarbakır maçı
  • hem takımın hem de tribünün dönüşü olsun.
Yazar: Editor
2010-10-10 17:28:14

Bu Hafta (7.)

http://ul.gcg.me/files/2010-10/soccerora.gif

Durum şöyle;

Linyit deplasmanda Giresun’u devirdi. Öngörmüştük bunu bir anlamda. Adana’daki maçtan sonra Linyit için şunları demişiz: “Zor bir galibiyet aldığımız ortada. Fakat şu notu düşelim, Linyit’e ilk 20 dakikada gol atamayan her takım onları zor yener.” Bizim yenildiğimiz Giresun’u tek golle indirdiler!

Her maç zor olacak!” lafını çok duyacağız.

Denizli evinde Kartal’a puan kaptırdı.

Altay deplasmanda kötü bir oyunla Ordu’yu yendi.

Bence şampiyonluğun gizli adayı olan Erciyes evinde yine “bence sürpriz bir şekilde” Mersin’e bir puan verdi.

Gaziantep BB şampiyonluk adayı Rize’yi üçledi.

Niye diyorum bunları?

B.A. 1.Lig enteresandır. Her olasılığa gebedir. Daha 6. haftada şampiyonluk ilan etmek boş iştir, yılgınlığa kapılmak da lüzumsuzdur.

Önümüzde ilk yarı için 10 maç vardır.

Her şey kazanılmış veya kaybedilmiş değildir. Şimdi ilk hedefe bakmalı ve dünü hep unutmalı, hep yeni bir sayfa açmalı. Bu haftanın sonuçları bize bu mesajı net olarak verdi. Mesele biraz da nefesin yetmesiyle ilgil...

Aslında bir mesaj daha verdi bu hafta: zirve yarışı kadar altlardaki durum da bizim için söz konusudur. İki kapı var önümüzde, hangisinden çıkacağımıza tüm camia olarak biz karar vereceğiz!

Yazar: Editor
2010-10-06 18:14:38

Samsun’a Doğru

Zor bir galibiyet aldığımız ortada. Fakat şu notu düşelim, Linyit’e ilk 20 dakikada gol atamayan her takım onları zor yener. Bir de kalecileri o gün bavul olmasın, Bolu maçında olduğu gibi…

O maçı unutalım artık.

Gelelim Samsun’a… Şunu ben bile anladım artık, bu ligde kolay maç yok. Bana kalsa gol bile yemeden 15 puandık; kazın ayağı öyle değilmiş. Şu garanti, bu değil keyfiyeti yok. Her takım için geçerlidir bu.

Samsun’dan puan veya puanlar nasıl çıkar? Keşke Sevgili İsmail Eğriparmak yazsaydı bunu, ama sanırım bu aralar yoğun, bu yüzden affına sığınarak ben yapacağım bu maçın analizini ve mümkün olduğunca nesnel kalarak… Nasıl olacaksa: ))

Tribün

Samsun tribünü bizim tribün tarzındaysa az çok, ki her tribünün öyle olduğunu düşünüyorum, hele lige direkt şampiyonluk parolası ile başlanmışsa, geniş zamanda durum vahimleşiyor ters sonuçlar itibariyle, zaten Samsunspor da tam böyle bir pozisyonda… Yani bizimki gibi pek cevvalse oraların maratonu, dış sahada olmamızın hiçbir olumsuz yanı görülmeyecek hesabımıza… Bunun için, öncelikle, ne yapıp edip şöyle bir 30 dakika filan gol yemeyeceğiz. Varsın ilk yarı her iki taraf için de kısır geçsin. Dert değil. Çünkü o süre zarfında zaman bize çalışacak her durumda.

Durum buysa varsayımlar dâhilinde, ikinci yarıda çift forvete geçmemiz daha cazip geliyor bana. Ha, bana kalsa hep çift forvet derim, ilelebet… Lakin işler bana göre gelişmemiştir hiçbir zaman, bu yüzden zaman ve zemine göre hareket iyi sonuç için mantıklı olandır. 

Takım

Tolgahan kalede tamam… Yalnız, macera araması dileğiyle: ))

Defansta Recep ile Ahmet Görkem ikilisi göbeği tutmalıdır. Recep diyorum, çünkü onun mücadelesinde takım ruhunun cisme bürünmüş halini görüyorum; çift sarıdan kırmızı, rakiple boğuşma vs bu tezimin kanıtlarındandır. Sağ İzzet, sol Anıl

Bazıları Onur Demirtaş konusunda hala tereddüt sahibi. Aşınız bunları, ben aştıysam herkes aşar, valla… Lütfen Onur’u önyargılarınızdan uzak izleyin, bir iki hatasıyla kurban etmeyin onu. Olabilir, Giresun’da bir hata yaptı gol oldu. Onun gibi bir makinenin biraz kredisi olsun canım. Bakın, Linyit maçında tek hata ile oynadı, aslında hata filan da değildi, 20. dakika filan, topa saldırdı, kontrolsüz oldu bu hamle ve top taca çıktı, o kadar… Bunun dışında çevresindeki, berisindeki veya ötesindeki tüm arkadaşlarına yardıma koştu. Onur’u yok sayanın, takımda görmek istemeyenin (bunu muhabbetinize güvenerek söylüyorum) futbol bilgisinden fena halde şüphe ederim. Son bir senedeki Onur Demirtaş, bu takımın ilk on birine adı konacak ilk adamıdır. Diğer on futbolcuyu sonra yazın. Bu kadar kesin konuşuyorum…

Güven

Sonra… Biliyorsunuz, şu Adana’da galiba Fevzi’ye en çok inananlardan biri benim. Gerekçem şudur o inançta: Fevzi kaçak dövüşmez, numara yapmaz, mücadele ediyor gibi yapmaz, formasının hakkını tam anlamıyla verir. Gücü bitene kadar da savaşır. Bu cümlelerden diğer futbolcularımıza bir gönderme yok, yanlış anlaşılmaya, Fevzi’yi eleştirenlere bence bir yaklaşım sunuyorum sadece… Ve dilerim Fevzi bu satırları okuyordur ve dilerim bu hafta (biraz ego vereyim hadi) beni mahcup etmez. Zaten Linyit maçından sonraki açıklamasında Samsun’dan 3 puanla döneceğimizin inancını yansıtmıştı bize; hadi Fevzi, hem takım için hem kendin için hem de benim için: )) plakayı al da dön oradan…

Efecan da oynamalı ilk on birde derim. Ceza sahasına o pervasız girişleri işimize yaramaya başlayacaktır bu maçta. Ya yine penaltı yaptıracak ve hakem bu kez çalacak, ya da Mbilla’ya, kafadan çift forvet oynarsak eğer Ahmet Dursun’a gol attıracak.

İlk 5 haftada kaptanımız gereğini yapamadı. İstemedi değil; beklenenin, umut bağlananın gerisinde kaldı sadece. Bu hafta bekletilmesi fikrindeyim. İkinci yarı son yarım saat…

Metin derim… Sakat, rahatsız filan değilse, onu oynatmamak bize lüks kaçar, gereksiz israf olur… Bir de Emrah’ın 18’e girme vakti gelmiştir zannederim. A2 maçlarında rakip kız takımı değil herhalde. Orada oynayan Emrah'ın bu ligde yarım saat olsa da işimize yarayacağını iddia ediyorum, tabi hala bariz bir sakatlığı yoksa…

Sami’nin 18’de olması iyidir. Onun ikinci yarıda özellikle, soldan kaçışlarında işi bir sonuca bağlayabileceği kanaati var bende. Mbilla olmazsa olmaz. Yoruma gerek yok. Dediğim gibi çift forvet söz konusuysa ta başta, o zaman Ahmet Dursun yanında olmalı. Ahmet Dursun ona güvenenleri mutlu, eleştirenleri mahcup edecektir. Ki bu hepimizin sevineceği bir neticedir.

Sonuç

Ve sihirli kelimelerimiz; mücadele, yardımlaşma, inat ve cesarettir.

Futbolcularımızda bir tribün baskısı da olmayacaktır. Son maçın morali de ceptedir. Rakip evinde gol bile atamamıştır henüz, bu gerginlik üzerlerindedir. Önce defansı sağlama alarak gerginliklerini hat safhada tutmamız şarttır.

Fakat az mücadele veya erken gelen bir gol bizi kötü bir maç skoruna bağlayacaktır. Rakipte dikkat etmemiz gereken bir Zenke vardır, deli bir şeydir; bir de berbat zemindir. Bunlar göz önünde tutulursa oradan puansız dönmemiz, imkânsızıdır. Hele bir galibiyet, evimizdeki Bolu maçını dengeleyecektir.

Bu da ne güzel bir şeydir

Yazar: Editor
2010-10-02 18:21:26

Pankart Çalışması

http://ul.gcg.me/files/2010-10/p1.jpg

  • “Ya hep birlikteyiz ya hiçbir şeyiz.” pankartını hazır etti arkadaşlar, sıkı bir çalışmayla,
  • yarın tribünde olacak
  • gerçi Mehmet biraderimiz bir dizgi değişikliğiyle
  • ‘birlikteyiz’i ‘beraberiz’ yaptı ya,
  • mesele değil;
  • nasıl olsa anlam aynı; ))
http://ul.gcg.me/files/2010-10/p2.jpg
  • Biz taraftar olarak mesajımızı verdik,
  • sıra takımda.
  • Yarın onlardan önce mücadele ve inanç
  • ve devamında tabi ki galibiyet istiyoruz,
  • mümkünse farklı bir galibiyet.
  • Yüksek moral hiç de fena olmaz: ))
http://ul.gcg.me/files/2010-10/p3.jpg

Not: Bugün Bolu’yu izledik Diyarbakır karşısında. Eğer şampiyonluğun en büyük adaylarından biri Bolu ise biz şampiyonluğumuzu bu futbolcularımızla ilan edelim 4. haftada toplam 2 puanımıza rağmen: ))

Yazar: Editor
2010-09-29 14:53:54

Adanaspor Şiirleri Kitabı 

Şimdi elimizdeki çalışma yine bir ilktir. Adanaspor’a dair futbol şiirlerini yayıma hazırlıyoruz. Adanaspor, Adana, eski futbolcular, Gündüz Hoca, 20 Eylül, kapanış, yeniden doğuş, bize dair birçok imge bir şiir evreninden geçip dizelere dönüşecek, yeni çağrışımlarıyla. Ve 2010 içinde kitap olacak. Bir ad bulamadık henüz kitaba. Şimdi şöyle diyoruz: “Bir Maziye Dair, On Sekiz Adanaspor (Futbol) Şiiri”

Buyurun, isterseniz ilk şiirden birkaç dizeyi paylaşalım burada, devamı kitapta…

 __________________________

1

Adana İçin

(Bana Anlatma)

 

 

Bana anlatma kaybetmeyi

Kederli akşamüstlerini bana anlatma

Kimsesizliği anlatma bana

Kendi sokaklarında kaybolan şehri

Ki bir toz bulutudur artık

Tribünden kalan uğultular, bir bir yok olurken yaralar

Oysa bu şehrin sokakları aşinadır bize

İlkyazda portakal çiçeği kokusu

Bir totem olur yalnızlığımızın şehrine

Âşık olursun da bilmezsin ince yağmurlarında Adana’mın

Derken

Tribün kendi kendine susar

Bir gol atmışızdır kalemize, bir gol daha

Bize anlatılmasın kaybetmenin zalim kederi

Ki acının tarihi bu topraklarda yazılmıştır

Pamuk tarlalarında, turuncu günbatımlarında…

Yazar: Editor
2010-09-27 16:35:20

Çıkış Yolu

http://ul.gcg.me/files/2010-09/tkyn.jpg

Artık konuşulmayan şey kalmadı.
Herkes içini döktü ve bir kısım arkadaşımız da kafasının arkasındakileri söylemiş oldu.
Eleştirileri başkan dâhil herkes okudu.
Ben başkanın bu yazılanların farkında olduğunu olmasa bile artık farkına vardığını düşünüyorum.
Bu aşamadan sonra başkanın yapabilecekleri de  belli bizim yapabileceklerimizde belli!

1- Biz bu futbolcu topluluğuyla bu sezonun bitireceğiz! En azından ilk yarıya kadar böyle gideceğiz! İlk yarıyı kaybedersek çok şey kaybederiz. Bence öncelikli sorun taraftar sorunu olmaktan çıkmış ve futbolcu topluluğunun sorunu öncelikli hale gelmiştir.

2- Futbolcuların maddi sorunu varsa ve bu kötü gidiş ondan kaynaklanıyorsa bu sorunu çözecek olan Başkandır! Öncelikle bu çözüme kavuşturulmalıdır. Eğer gerçekten bu sorunu çözecek maddi yani parasal kaynak yoksa o zaman başkan ve taraftar omuz omuza Çatalan sorunu ve kaynak aktarımı dâhil bütün sorunların çözümü için ortak mücadele başlatmalıdır. Bunun için bütün güçler harekete geçirilmelidir.
Taraftar grubunun parçalı yapısı topluca verilecek etkin bir mücadelenin önünü kesmemelidir. Böylesi bir mücadelede herkes ortak tavır alabilmelidir.

3- Bu noktada tek handikapımız var! Çeşitli yanlışlıklar nedeniyle taraftarımız kamuoyunda çok yıprandı! Bu günlerde taraftarımıza kötü gözle bakıldığından en büyük sorunu burada yaşarız gibi görünüyor. Bu nedenle atılacak adımlarda inandırıcı  olabilmek için öncelikle topluma sempatik gelecek adımlar atılmalıdır. Basın toplantısı, meclise toplu dilekçe, imza kampanyası ve benzeri şeyler yapılacaksa bu işler kamuoyu desteğine dönüştürülecek biçimde yapılmalıdır. Adanaspor’a sahip çıkmakla Adana’ya sahip çıkmanın aynı anlama geldiği öne çıkartılmalıdır.

4-Asıl alan tribünlerdir. Bence bütün küçük sorunları bir tarafa itip tribünlerde bu yönde bir ortak tavır geliştirilmelidir. Adanaspor Bayram Akgül’ün ötesinde bir olaydır! Bayram Akgül gücünü de aşacak biçimde yapabileceklerini zaten yapıyor. Ama Adanaspor için bu kentte yapılması gerekenler muhatapları tarafından yapılmıyor. Bayram Akgül’le bizim sorunumuz aile içi küçük sorunlardır. Başkan biraz alçakgönüllü davranırsa bu işler bir dakikada yoluna girer. Asıl sorun Adanaspor’a sahip çıkma sorunudur. Herhalde bu kentte bu noktada suçlanmayacak tek insan Bayram Akgül’dür. Bu nedenle hedefi doğru tayin etmek zorundayız! Eleştiri ayrı şey hedef haline getirmek ayrı şeydir. Hedefimiz asla Bayram Akgül olamaz!

5-Ben sonuç olarak Başkanın etrafında kümelenerek verilecek bir mücadelenin hem taraftarı hem de takımı toparlayacağını düşünüyorum. Bu noktada oldukça ileri araçlara sahibiz! Taraftar sitelerimiz inanılmaz büyük bir değerdir. Bu sitelerin değeri bilinmelidir. Ayrıca FACEBOOK  ve İnternet bu alanda bizi yerel alandan uluslar arası alana taşıyacak müthiş bir olanaktır. Herkes bu alanı bu mücadelenin bir parçası haline getirebilir.

6- Sonuç olarak son günlerdeki tartışmalar rayından çıkıp camiayı karşı karşıya getirmeden toparlayıcı bir noktaya taşınmalıdır. Sorunlar tek başına boğuşan ve giderek bunalan Bayram Akgül’ün omuzlarından alınıp paylaşılmalıdır. Başkan da bu noktada biraz mütevazı davranıp taraftara ve kamuoyuna duyulan ihtiyacın farkına varıp bu yönde adımlar atmalıdır. Artık yanlış anlaşılmalara neden olacak tavır ve davranışlardan uzaklaşma zamanı geldi de geçiyor bile!
Ben Çıkış noktası olarak bu bütünleşmeyi görüyorum!
Bu noktada eksik ve yanlış düşünüyor olabilirim.

Daha iyi önerisi olan arkadaş ve çevrelerin önerilerine destek verebilirim.

Nedim Soylu

Yazar: Editor
2010-09-26 14:37:05

“Şu kahpe dünya seni bana düşman eder mi?”

http://ul.gcg.me/files/2010-09/ass_1.jpg

Zor zamanlardan geçiyoruz, hep geçtik biz o zor zamanlardan, hangi işimiz kolaydı ki? Ama biz Adanaspor olarak o badireleri mücadele ederek atlattık, değil mi? Önce kendimizle, sonra koşullarla, sonra kahpe devranla…

Kötü zamanlar olacak. Biz, birbirimizin arkasında durarak aşacağız sıkıntıyı. Bir sloganımızı daha hatırlatsam: Zoru severiz / Oyunu bozarız…

Peki, geçtim bu ara gazı laflardan. Ben yine aynı yerde duruyorum Adanaspor konusunda. Mutlak sevgi / Sadece destek!

(Ve safların taraftar kısmında bizim yapacak çok işimiz var…)

Sanırım bu konuyu saha çok konuşacağız, derdimizi dilimizde tüy bitene kadar anlatacağız.

Ana fikir niyetine şöyle bir Ahmet Kaya güftesi versem?

“Yan yana geçen geceler unutulup gider mi
Acılar birden biter mi

Bir bebek özleminde seni aramak var ya
Bu hep böyle böyle gider mi.

Suya hasret çöllerde beyaz güller biter mi
Dikenleri göğü deler mi
Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya
Bu hep böyle böyle gider mi.

Kendine iyi bak beni düşünme
Su akar yatağını bulur,


İçimdeki fırtına, kör kurşunla diner mi
Kavgalar kansız biter mi
Bir mavzer çığlığında seni aramak var ya
Bu hep böyle böyle gider mi

Şu kahpe dünya seni bana düşman eder mi
Dostluklar birden biter mi

Bir kardeş selamında seni aramak var ya
Bu hep böyle böyle gider mi

Kendine iyi bak beni düşünme
Su akar yatağını bulur…”

Yok, ben şarkıyı dinleyeceğim diyorsanız, buyrun bağlantıyı: ))

Yazar: Editor
2010-09-23 01:41:18

TRT1’deyiz

  • Hafta içi her gece oo.3o’da TRT1’de yayımlanan
  • B.Asya Günlüğü’nün konuğu olacağız.
  • Perşembe gecesi, oo.3o itibariyle...
  • Öykü Serter ve Tunç Kayacı’nın sunduğu futbol programında
  • sürenin ve yayın akışının el verdiği ölçüde
  • Adanaspor’u konuşacağız.
  • Bilginize;)

Bu Arada Sözlük

http://ul.gcg.me/files/2010-09/ass.jpg
  • Adanaspor Sözlüğü’nün
  • 1. cildini hazırladık
  • ve sınırlı sayıda da olsa örnek basımını gerçekleştirdik.
  • O koldan da çalışmalarımız son hızla devam ediyor.
  • Biz kitabı sezon sonuna hazır edeceğiz
  • ve dilerim bu kitabın son maddesi
  • 2010–2011 B.A. 1.Lig futbol sezonunun şampiyonu Adanaspor”dur, olur.
  • Gündüz Tekin Onay Tribünü çalışmalarımız da sürüyor.
  • Vazgeçmediğimiz bir konu olarak bunun da notunu düşelim.
Yazar: Editor
2010-09-22 22:33:03

Kupa Başlamadan Bitti

Gaziantep Belediyeye 3. kez elendik. İlk iki yenilgi deplasmandaydı bu kez evimizde veda ettik kupaya. Mesele değil. Orada bir hedefimiz yoktu. Ama devam etseydik eğlenceli olurdu aradaki maçlar. Adanaspor’u fazladan izlemiş olurduk. Olmayınca olmuyor demek.

  • Oldukça eksik bir kadroyla çıktık,
  • forma şansı bulamayanlar sahadaydı.
  • İlk yarı istediğimiz gibi seyretti.
  • Çok pozisyon yoktu, fakat gol vardı.
  • Ahmet Dursun, klâsına uyan bir gol atarak bizi umutlandırdı kendisi adına.
  • Bu, maçın artılarındandı.
  • Maçın özeti şu olabilir: On kişi kalmasına rağmen akıllıca oynayan GBB turu hak etmiştir. Onların eksisi ise kurnazlığı aşırıya kaçıran kalecileriydi.
  • ve o zavallı hakem, hep mi bize denk gelecek böyle basiretsiz adamlar, hep mi kötü adamların aczine maruz kalacağız?

Bizim eksilerimiz nelerdi peki? Eksik kadro üzerinden konuşuyorum. Genellemiyorum bunu.

  • Yaratıcılıktan yine yoksunduk.
  • Mücadele istikrarımız olumsuzdu.
  • Paslaşma sorunumuz vardı.
  • Hazır olmayan futbolcularımız ziyadesiyleydi.
  • Hoca iyi giden takıma devre arasında yanlış bir hamle yaparak heyecanımızı bir parça kırdı.
  • Tamam, eksik kadro;
  • ama hazırdaki yedek kulübesini
  • galibiyet avantajına rağmen iyi kullanamadı.
  • Çok iyi tanıdığını düşündüğümüz rakibin katı defansını açacak hamleyi inandırıcı bir biçimde yapamadı.
  • Neyse, yine neyse, bu bir antrenman maçı olsun. Dert değil, fakat eldeki turu kaçırmamız can sıkıcı.
  • Ve bana göre maçın en önemli eksisi yine o taraftar bilincinden bihaber kitlenin hanesine yazıldı.
  • Kendi futbolcusunu yuhalamak İstanbul takımlarının taraftarının bir lüksü olabilir.
  • Takımını ortada bırakmak yine İstanbul takımlarının taraftarının bir keyfiyeti olabilir.
  • Bizim ise, yani en büyük özelliği “alçakgönüllük” olan Adanaspor taraftarının böyle bir lüksü ve keyfiyeti yoktur, olmamalıydı, olmamalıdır.

Sorarım; dar zamanda dostunun, sevdiğinin, arkadaşının, kardeşinin yanında olmayan ki bir Adanaspor bunların hepsini içermektedir, evet şu karanlık günlerde Adanaspor'un elini tutmayan, durması gerektiği yerde olmayanlar ne kadar hak etmektedir o sevgiliyi, arkadaşı, dostu, Adanaspor’u?

Zaten yalnızlığımızın şehri Adana'da yalnız bir Adanaspor'un taraftarıyız. Bir de biz mi yalnız bırakacağız Adanaspor'u? Bir kez olsun kötü bir günde takımın yanında olmayacak mıyız.

İddia ediyorum: Yenilen bir bir takımı alkışlayarak uğurladığımız hafta, başarının kapısını bir tribünden açmış olacağız. 

Bizim asıl meselemiz budur, şampiyonluk değil.

Hey hat, ne yazıktır ki hep biz söylüyoruz, biz dinliyoruz.

Yazar: Editor
2010-09-19 09:24:10

Emrah Bedir / Futbolun Bir Başka İlahı

http://ul.gcg.me/files/2010-09/ebdr.jpg
  • Futbol bir seyirlik oyunsa;
  • işin eğlence, keyif yanı bizi daha çok cezp ediyorsa;
  • Maradona futbolun en büyük ilahıysa,
  • Hagi hala bir kıyas ölçüsüyse,
  • A.Robben bizi büyülüyorsa,
  • Messi modern zamanların futbol pagan tanrısıysa,
  • Arda’ya şapka çıkarıyorsak;
  • bizim o zaman yalnızlığımızın şehri Adana’nın Adanaspor’unda Emrah Bedir’e de bir not, önemli bir not düşmemiz,
  • Emrah’a buradan –ondan (Feyzullah, Kayhan gibi) bir Adanaspor efsanesi olmasını bekleyen tüm Adanasporlular adına-
  • bir selam göndermemiz icap eder,
  • ki vaktidir.

Emrah’ı ilk kez bir Demirspor maçında izlemiştim. Keşke Adanaspor’da olsaydı dediğim futbolculardan biriydi. Tarzı Adanaspor’a son derece uygun bir futbolcuydu. Ve Adanaspor formasında bizimle buluştu 2/B’den 1.lige çıktığımız senede. Ama istediğimiz gibi bir buluşma olmadı Emrah, Adanaspor ve taraftar için. Sakatlığa bağlı şanssızlıklar hepimiz için türlü kayıpların sebebi oldu. Şöyle:

  • Emrah futbol oynayamadı,
  • biz onu izleme zevkinden mahrum olduk,
  • takım onun eksikliğinde güç kaybetmiş oldu
  • ve bu yüzden galibiyet sayımız istediğimiz düzeyde olmadı.
  • Ve iddia ediyorum ki bizdeki o ilk sene Emrah Bedir sakatlık olmayan bir sezon geçirmiş olsaydı
  • onun da önemli katkısıyla üst üste üçüncü şampiyonluğumuzu şenliklerle yaşamış olurduk 
  • (bunu sadece ben demiyorum, futboldan az biraz anlayan herkes söylüyor).
  • Neyse, o şampiyonluk rötar yapmış olsun.

Tabi Emrah’ın kendisini de maddi anlamda kişisel birtakım kayıpları olmuştur futbol oynamadan geçen o iki yılda. Neticede her şeyi bir yana bıraksak bile, mesleğini yapamadı Emrah, ki tek geçim kaynağı futbol olan genç bir adam için bu tahmin edebileceğimizden de çok sıkıntılara neden olmuştur. Bunların da telafisinin zamanı gelmiştir…

Ve ağabeyinin genç yaşta ölümü…

Büyük acıdır. Başka söze gerek yok.

  • Şimdi 2010–2011 futbol sezonu
  • bana göre Emrah Bedir’in dönüşüne tanık olacaktır.
  • Bunu tahmin olarak söylüyorum,
  • bunu bir dilek olarak ifade ediyorum,
  • bunu bir mecburiyet olarak vurguluyorum.
  • Emrah Bedir’in (bir insan olarak) hem kendine,
  • (o talihsiz olaydan dolayı) hem ailesine,
  • hem Bayram Başkana,
  • hem Adanaspor’a
  • hem de Adanaspor taraftarına karşı (borcu demeyeyim)
  • ama sorumlulukları vardır.
  • Genç bir insan için ona belki bu sözlerle ağır yükler vermiş olduk.
  • Mesele değil, 
  • Emrah o eşsiz futbol stiliyle
  • tüm olumsuzlukların üstesinden gelecek bir yeteneğe sahiptir.
  • Süreç onu mutlaka daha da olgunlaştırmıştır.
  • Bunun da izlerini göreceğiz. 
  • Adanaspor bu sezon
  • Emrah Bedir adında bir efsanesinin doğuşuna,
  • yükselişine tanık olacaktır.

Doğaldır ki bunu bir beklenti, umut olarak da söylüyoruz, taraftarız neticede; sadece somut verilerin bir tespiti olarak vurgulamıyoruz o sözleri…

En büyük dileğimiz de Emrah’ın sakatlıktan uzak bir sezon geçirmesidir. Böyle bir sezon, Emrah’lı bir Adanaspor üstüne basa basa söylüyorum, yalnızlığımızın şehri Adana’ya turuncu bir şampiyonluğu getirecektir.

  • Hadi Emrah Bedir;
  • geçmiş yalan,
  • yarınlar gerçek!
  • Top sende artık...
  • Hem senin hem Adanaspor’u önü açık olsun.
Yazar: Editor
2010-09-15 13:11:41

Futbol Adanaspor İçindir

Diyeceklerimizi dedik, eleştirilerimizi yaptık. Daha çok şey de söylenebilir. Gerek yok buna. Bir bayrak olarak bellediğimiz o Adanasporluluk ruhumuzla bundan sonra hem Bayram Başkan’ın hem Cemal Gürsel Hocanın hem de takımın arkasında durmaktır taraftar olarak bize düşen. Bunun dışında maçlar çerçevesinde teknik ve taktik yönden haddimizi bilerek eleştiriler yaparız. Adanaspor için didinir çırpınır uğraşırız yine. Duracağımız yer budur. Ortak hedefler doğrultusunda ortak hareket başarının bir kapısı açar.

  • Kendi adıma söylersem ben hedefimi küçülttüm.
  • Ama bunu yaparken kimselere sitem etmiyorum, kızmıyorum.
  • Tribüne gidip “sanat, sanat içindir” düsturuna nazire yaparak
  • “futbol Adanaspor içindir”
  • idealiyle izleyeceğim maçları.
  • Arada çıkıntılar olursa onlara kulak asmayacağım.
  • İşler kötü giderse
  • Adanaspor’u daha da çok seveceğim.
  • İflah olmaz bir aşkla seveceğim…
  • Mümkün olan her deplasmana gideceğim.
  • Adanasporlu olmanın keyfini çıkaracağım.
  • Benim yapacağım budur.

Kaşarlara Yeğdir

  • Şimdi tecrübesiz bir hoca aldık.
  • Güzel görülen o ki
  • bir amacı
  • ve gayreti
  • ve heyecanı olan bir hoca aldık.
  • Yalama olmuş kaşar hocalardan iyidir böylesi.
  • Bunu için nasıl gerekiyorsa öyle omuz vereceğiz,
  • fakat K. Kemal vakasındaki hatamızı tekrar etmeyeceğiz.

Bir camia kahramanlarıyla vardır yaklaşımıyla kahraman yaratmaya çalışırken düştüğümüz hazin hali bir güzel revize edip kahramanımız önce ve sonra illa ki Adanaspor’dur sloganında durmayı daha sağlıklı görüyoruz. Kendi kahramanını, gerekirse, zaten Adanaspor’un kendisi yaratır. Yapay gayretlere K.Kılıç örneğinde olduğu gibi hiç gerek yok.

Yazan: Polyannapenche: ))

Yazar: