2010-07-29 10:09:53

Sorular Yanıtlar

Şimdi hepimizin kafasında dolanan bazı sorular var, en olağan taraftar halimizle. Bu sorular olmazsa olmaz. Tabi bunlar sevgi dolu iyi niyetli sorulardır. Olumsuz gibi görünenlerin yanıtları da olumludur.

 “Mızmız taraftar” profilinin sorularıyla karıştırmamalı bunları, ama rastlaşan varsa bu da mesele değildir. En azından yanıtlarımız o tür soruları bir mesele olmaktan çıkaracaktır.

 Sorular

  1. Transfer olacak mı daha?
  2. Gerçekleşen transferler yeterli mi?
  3. Bülent başarılı olacak mı?
  4. Yeni bir İlyas vakası olmaz değil mi?
  5. Özgürcan aradığımız transfer mi forvette?
  6. Biraz kilolu mu ne?
  7. Kemal Hoca ya bu sefer tutturamazsa?
  8. Ersan’ın yokluğunu arar mıyız?
  9. Sakat oyuncuların durumu ne olacak?
  10. Şu Adana’da Bayram başkana somut bir maddi destek çıkacak mı?
  11. Kombine biletlere taraftar gereken ilgiyi gösterecek mi?
  12. Veya bir kombine bilet almayan taraftarın takımdan bir şey beklemeye hakkı olacak mı?

Yanıtlar

  1. Evet, en az üç transfer olacaktır.
  2. Önemli futbolcular transfer edilmiştir. Bana göre şu haliyle bile daha iyi bir takım olduk, ama lig uzun ve geçen seneki dar kadro sorununu yaşamamak için transfer illa ki olacak.
  3. Bülent geçen sene bu günler süper lig kadrosundaydı. Bu bir cevaptır sanırım.
  4. Asla!
  5. Emre Aktaş’tan çok daha faydalı olacaktır. Günde üç idmanla geliyor.
  6. Günde üç idman, dedim ya, fazla kilo varsa bile gidecek. Ama onun yüz hatları biraz tombulca, eski fotolarında da durum aynı.
  7. Bu iş bilgi, birikim, bilinç, görüş, ufuk, kişilik, tecrübe işidir. Talihle filan ilgisi yoktur bu sürecin. Ki Kemal hoca işini de kadere kısmete bağlamayacaktır.
  8. Ersan artık 1.ligin üzerinde bir futbolcudur. Süper ligde olsaydık çok arardık. Onun yerinde oynayabilecek 2 futbolcu şu an kadroda vardır. Şimdi onun başarılarına sevineceğiz.
  9. Rahman ve Emrah en kısa zamanda takıma katılacaktır. Tabi bu en kısa zaman biraz politik bir laf oldu. Ama konuşulanlar öyle. Dert değil, biraz daha bekleriz ve teknik beceri manasında çok sağlam iki oyuncu daha kazanmış oluruz. Sanırım Emrah da sorumluluğunun ayrıca bilincindedir.
  10. Dilerim. Ama sanırım Adanaspor süper lige çıkıp ekonomik özgürlüğünü elde edene kadar kendi başımızın çaresine bakmak zorunda kalacağız.
  11. Göstermek “zorundadır!” Taraftarlık bilinci o biletlerin tüketilmesini gerektirir.
  12. Net bir HAYIR! Buna da Hayır! Ki, ne doğrarsan aşına o gelir kaşığına!
Yazar: Editor
2010-07-26 20:49:44

Yoktan Var Olanlar

  • Çok değil 4 sene önce hazin halde olan bir kulüp
  • şimdi liglere damgasını vuruyor,
  • süper ligde Buca’ya,
  • BJK’ye kiralık oyuncu veriyor,
  • GS’den oyuncuyu kiralık istemiyor,
  • bonservisiyle alıyor,
  • genç futbolcularla akıl almaz işler yapıyor,
  • o genç oyunculara futbol oynama imkânını sonuna kadar sunuyor,
  • o futbolcuların istikballerine dair hiçbir hayaline engel koymuyor,
  • alt yapısını hızla geliştiriyor,
  • hep geleceğe yönelik işler yapıyor,
  • ligin en iyi hocasıyla 4 yıllık bir anlaşmayı sağlıyor,
  • günü kurtarma derdinde olmuyor,
  • yöneticilik örneği sergiliyor… 
  • Adanaspor…
  • Geleceğin takımı adım adım kuruluyor…
  • Şimdi bize düşen
  • kombineleri bir an önce tüketip
  • maçları bekleyip
  • takımı coşkuyla
  • kelimenin tam anlamıyla coşkuyla destekleyip
  • gollere deliler gibi sevinip
  • şampiyonluk turunu beklemektir.
  • Bir de Bayram Akgül’e tüm bunlar için teşekkür etmek…
Yazar: Editor
2010-07-21 01:34:41
Gitmek ya da Kaçmak
 

Deniz Gezmiş : “ Önemli olan çok yaşamak değil; yaşadığın sürede çok şey yapmaktır.” derken insanların yaşamak sözü ile ne algılaması gerektiğini vurgulamıştı. Futbol takımları da böyle değil midir? Önemli olan bir futbolcunun bir takımda uzun süre kalması değildir… Kaldığı süre içinde önemli işler yapmasıdır… Bu mantıkla baktığınızda Dorde Miliç’in niçin unutulmadığını; Gündüz tekin Onay’ın neden efsane olduğunu daha iyi anlarsınız… Sözün özü “aslolan emektir".

 

İki futbolcumuzu uğurladığımız şu günlerde, bu futbolculara ve gidişlerine gelin bu açıdan bakalım…

Ersan Adem Gülüm, Bankasya’ya çıktığımız yıl Adanaspor’a geldi… Hüsnü Özkara’nın taktiksel hatası nedeniyle mevkiinde oynayamadı ve taraftarın protestosu ile karşılaştı… Özkara’nın gidişi ile gerçek yerini buldu… Taraftar onu anladı; o taraftarı anladı… Protesto edildiği dönemlerde bile hiç küsmedi, yılmadı… İki yıl boyunca öyle bir futbol oynadı ki taraftarın gönlünde taht kurdu… Yalnızca futbolu ile mi? Hayır, kişiliği ve duruşu ile de saygı gördü taraftardan… Ve dün Türkiye’nin en önemli takımlarından birine giderken gözyaşlarına boğuldu. “Adanaspor’u hiç unutmayacağım.” dedi… İşte bunun adı, “gitmek”tir… Güle güle Ersan, yolun ve bahtın açık açık olsun… Emin ol Adanaspor taraftarı da seni hiç unutmayacak ve başarılarınla mutlu olacak… Güle güle ADANASPORLU ERSAN…

 

Emre Aktaş, yükselme grubu maçlarının ikinci yarısında geldi… Yükselme grubu maçlarında iyi işler yaptı… Taraftar ona bağlandı… Bankasyadaki ilk yılımızda Sivas, Beşiktaş gibi takımlar beni istiyor, dedi. Sonra Kayseri sırada, dedi… Ama hiçbiri olmadı… Geçen sezon sonunda Ankaragücü’ne gitti; ama ne hikmetse Ankaragücü kamp kadrosuna dahil etmedi… Adanaspor’a döndü, özür diledi ve : “ kafamı karıştırdılar; artık yalnızca Adanaspor için varım.” dedi… Sahada agresifti, taraftarla atışmak için bahane arıyordu… Ama taraftar ısrarla onu ortaya çağırıyor ve üçlü çektiriyordu…

İkinci yarı başındaki Karşıyaka maçından sonra kimse onu görmedi… Ya cezalı ya da sakattı… Oynadığı maçlarda ise varlığı ile yokluğu arasında bir fark görünmüyordu… Sezon sonunda alt yapı ile çalıştı ve nihayet süper lig aşkına kavuştu… Hem de Sivas, Beşiktaş ya da Kayseri ile değil, geçen yılki rakibimiz Buca ile… Kimse uğurlamadı… Adanaspor’u unutmayacağım, demedi, duygusal moda hiç girmedi… Sessizce gitti… Bunun adı “kaçmak”tır…

Güle güle Emre, umarım bizi değiştiğin süper lig, sana istediklerini verir… Ama sen Ersan olamayacaksın, Adanasporlu Emre ise hiç olamayacaksın… Emin ol Adanaspor taraftarı seninle ve takımınla hiç ilgilenmeyecek ve sizleri umursamayacaktır… Güle güle BUCALI Emre

 

Fatin Murat Seferbeyoğlu

 

Yazar: Editor
2010-07-20 07:17:48

Taraftarlık Zamanı

 

Ligin başlamasına az kaldı.

Umalım ki sonunda mutluluk olan bir sezon olsun.

Bunun için gerekli olan şartlar Adanasporumuz açısından bakıldığında oluşmuş durumda.

Geçen yıldan kalan kadro ve buna yapılan eklemeler…

İyi bir teknik ekip, hedef  koymuş bir yönetim ve takımına destek veren/verecek olan  taraftar.

Başarı için gerekli tüm  unsurlar  bizde var.

Bundan sonrasını artık maçlar başlayınca göreceğiz.

Kombine fiyatları da bu arada açıklandı; sanırım bir çoğumuz için de  oldukça uygun bu, fiyatlar.

Maçların başlamasına az kaldı, kombinelerden alabilecek olan taraftarların zaman geçirmeden bu biletlerden alması lazım.

Hem yapılan duyuruda kredi kartına taksit yapılacağı da belirtilmekte…

Bu fırsatı kaçırmayalım ve taraftar olarak daha lig başlamadan görevimizi yapmış olmanın huzuruna varalım.

Alınan her bir kombine  bilet takımımızın geleceğine yapılmış bir katkı olacak.

Gücü yeten tüm taraftarlarımızın bu bilinçle hareket etmesi dileğiyle…

Yaşasın Adanaspor.

 

Zalif  Aktaş

Yazar: Editor
2010-07-17 16:38:39

 Gövde Gösterisi/Kombine Biletler

http://ul.gcg.me/files/2009-07/adanaspor_maraton_kombinesi_2009-2010_2.jpg

  • Kombine biletlerin nasıl bir anlam taşıdığını hepimiz biliriz.
  • Maddi boyut ortada:
  • Taraftar kombineleri alır ve takımına ciddi bir para desteği sağlar.
  • Transferler,
  • türlü kalemdeki masraflar
  • bu kaynaktan faydalanır.
  • Asıl önem arz eden yönü 
  • en azından genel taraftarın yoğunlaştığı
  • maraton tribünün
  • kombinelerinin tüketilmesidir. 
  • Böyle bir iş aynı zamanda taraftarın gövde gösterisidir.
  • Sportif başarının kapısını iyice aralayacak
  • mühim bir destektir bu.
  • Bursaspor örneği hep verilir,
  • çünkü bu doğru ve güzel bir örnektir.
  • Hemen hemen her sezon kombine biletleri tüketen taraftar 3-4 sezon içinde takımı tarafından tarihi değiştiren bir şampiyonlukla ödüllendirilmiştir.
  • Orada gördüğümüz sahne, basit bir neden sonuç ilişkisidir.
  • Taraftar, takımına yaptığı yatırımı en üst düzeyde almıştır.
  • ve Adanaspor
  • süreçte taraftarına
  • en büyük sevinçleri yaşatmaya fazlasıyla aday bir takım-kulüp-yönetim anlaşyışına sahiptir. 
  • Hiçbir kombine bilet boşa gitmeyecek ve taraftara şampiyonluk/lar olarak dönecektir.
  • Hadi, kombine bilet alalım,kombine bilet aldıralım...
Yazar: Editor
2010-07-09 18:06:16

Adanaspor Belgeseli

http://ul.gcg.me/files/2010-07/asb.jpg
  • Eflatun Yapım, TRT ‘ye bir Adanaspor Belgeseli çekmek için Adana’daydı.
  • Ekip üç gün boyunca çekimler yaptı.
  • Adanaspor’un belli başlı isimleri,
  • taraftarları,
  • tesisleri,
  • Kemal Hoca,
  • futbolcular,
  • Adanaspor’a dair birçok öğe,
  • Tarihimiz,
  • Beklentilerimiz,
  • Hayallerimiz,
  • Aşkımız,
  • Adana,
  • bu yapım kapsamında kayda geçti.

Olasılıkla Ağustos 2010'da TRT’de yayımlanacak.

  • 15 kişilik bir ekip
  • Özlem Hanım,
  • Banu Hanım,
  • Funda Hanım,
  • onu izleyenlerin acıma dolu bakışlarına maruz kalan ses teknisyeni Aykut,
  • taraftarın sevgilisi olan, onlarla birlikte üçlü çeken kameraman Mami;
  • Uğur,
  • ışıkçı Arda;
  • Enes,
  • Özkan,
  • Bülent,
  • Kaptan
  • tempolu bir çalışmayla kaydı tamamlayıp yolları tuttu.
  • Ellerine sağlık diyor ve iyi yolculuklar diliyoruz.
  • Biz de bu çalışmanın fotoğraflarını mümkün olduğunca kaydettik.(mevzuya geç ayıktığım için mümkün olduğunca, yoksa biraz öncesinin, ilk günün de fotoğraflarını çekmek pek ala mümkündü, hayıf: ))
  • Fotoğraflar için 
  • Foto-yorum’u tıklamanız kâfidir.
http://ul.gcg.me/files/2010-07/belge.jpg
Yazar: Editor
2010-07-07 22:20:51

En Fazla Bağıran En Haklı Sayılmıyor

http://ul.gcg.me/files/2010-07/goya.jpg

Hep söyleriz, hafiften bu acı durumdan garip bir tat da alarak; Gündüz Tekin Onay takımın teknik direktörüyken kulüp başkanı olmuştur. Keyiften değildi elbette bu başkanlık. Hadi, yeter bu hocalık, biraz da başkanlık yapayım, keyfime bakayım, maceraperestliğinin bir sonucu değildi. Ya da, lan bu takıma hocayken bir sürü para kaptırdım, başkan olayım da kaptırdığım paraları bir şekilde geri alayım, hesapçılığı da değildi. Mecburiyetin en hazin halinin Adana’ya düşen resmiydi. Siluet değil, kopkoyu bir resim… Goya’nın acı çeken insanlarını hatırlatan kapkaranlık bir resim…

Tabi Adana o zamanlar muhtarlıktı, ne belediye vardı ne de bir spor fonu. Kader değil de bir çaresizlik Adanaspor’u Uzanların eline bıraktı. Tartıştığımız, hesaplaştığımız ve bedelini ödediğimiz bir dönemdir. Evet, biz bir bedel ödedik o dönemin sonunda. Hiçbir takımın, bırakın Adanaspor gibi bir mazisi olan takımın, en sıradan takımların bile yaşamasını istemediğimiz bir dönem yaşadık o bedelin içinde. Kapandık. Çeken bilir o acıyı. O sırada neler hissedildiği uzun uzun yazarız. Ama gerek yok. Kederi bizde saklıdır.

Kimselerin kılını kıpırdatmadığı zamanlardı.

Meseleye Adanaspor, A.Ş. olmuştu bir kere, varsın batsın diye bakanlar da vardı elbette. Ama bir Adanaspor taraftarının ne kadar umurunda olabilirdi ki bu süreç? Veya herhangi bir Adanaspor taraftarı ne kadar sorumludur yaşananlardan? Bir özeleştiri değil bir saptama olarak ediyorum bu lafları. Çünkü bir Adanasporlu taraftarın yapması gereken herhangi bir özeleştiri asla ve kata yoktur!!! Evet, ülkeleri siyasetçiler, eh bazen de askerler yönetir, savaşları da onlar çıkarır; ama acıyı çeken ve ölen hep halklar olur. Şimdi öylesine bir örnek veriyorum, muhabbet ediyoruz ya; bir Ankaragücü taraftarının, Ankaragücü’nün Kenan Evren emriyle süper lige alınmasında nasıl bir iradesi olabilir ve biz buradan nasıl bir siyaset yürütebiliriz o takımın taraftarlarına yönelik? Ne diyeceğiz? Reddet! Ama futbol topu yörüngesinde çekim kuralları böyle işlemez. Bir taraftarın, herhangi bir taraftarın beklentileri suyun formülü kadar nettir, bu netliğin ortaklığı da tartışılmazdır. Var olmak ister, devamlılık ister, gol ister, galibiyet ister, başarı ister, transfer ister, olanın fazlasını ister, şampiyonluk yetmez şampiyonluklar ister. İsteriz de çoğu zaman da eldekiyle yetiniriz. Evrensel bir vaziyet arz eder mesele.

Tabi biz de kapanmadan önce bir şey umduk, bekledik, istedik, bir sebep sonuç ilişkisi içinde bekledik. Uzanların kontrolüne geçmemizde Adanaspor’a süregelen bir kayıtsızlığınız vardı, bari şu kapanma arifesinde bir iradeniz olmasını bekledik. Olmadı. Tabi o zamanlarda da Adana bir muhtarlıktı ve bir spor fonu da yoktu. Kapandık…

Sonra bir kulüp başkanı sevgisinden, anlayışlılığından, empatisinden, saygısından şöyle dedi: “2 Temmuzdan sonra doğacak her çocuk Demirsporlu olacaktır.”

Vah!

Sonra döndük! Bu bildiğiniz bir hikâyedir ki futbola dair ömrümüzün en güzel hikâyesidir. Üstelik futbol tarihinin hiçbir zaman tanık olmadığı ve bir daha tanık olamayacağı bir dik duruş örneğiyle döndük. Hani yine hep diyoruz ya kendi külünden doğarak…

Evet, Adana’da doğan çocuklar, en azından onların yarısı hala Adanasporlu doğuyor. Bu yüzden, onların ileride bizim kuşağın yaşadığı o kederi yaşamaması için Adanaspor’un her manada sağlam yol almasını istiyorum. Adanaspor A.Ş. imiş, umurumda değil. Kulüp başkanı değil, şirket patronuymuş, umurumda değil; yasalarmış, hukukmuş umurumda değil. Ben Adana’da yaşıyorum. Bu şehrin idaresi için gidip oy atıyorum, otopark parası ödüyorum, vergi veriyorum ve belediyenin belli bir bütçesinin bu şehirden sağlandığını, bu şehrin tamamı için Adana’ya kaynak ayrıldığını ben de biliyorum ve de bir Adanasporlu taraftar olarak o spor fonundan takımım için gereken payı istiyorum. Adanaspor’un A.Ş. olmasına rağmen bunu istiyorum. Ha, hala olmaz mı diyorsunuz, olsun ben yine istiyorum.

Yazar: Editor
2010-07-06 09:25:18

Adanaspor’u Yok Saydırmayız

http://ul.gcg.me/files/2010-07/ad.__amp..jpg
  • Bu şehrin takımı ADANASPOR' dur.
  • Biz müessese takımı değiliz.
  • İsmimizde 'EK' yoktur.
  • Şehrin adı neyse bizim adımız da odur.
  • Ankara'da kurulmamıştır.
  • 4 amatör Adana takımının bir araya gelmesiyle Adana'da kurulmuştur
  • Renklerini şehrin değerlerinden alan bir takımız,
  • Takımın adının sonunda A.Ş. olmasının bir anlamı yoktur.
  • Bu takımı sevenler ve gönül verenler, Adana'lıdır.
  • Sırtını belediyeye dayayarak takım yönetmek ve sonrasında 'biz halkın takımıyız'  demekle bu işler olmaz.
  • Onlar halksa biz de halkız,
  • Çoğumuzun evinde iki takımında taraftarı olan, kardeş, baba oğul vardır.
  • Şehrin kaynaklarını tek başına yeme hevesinde olanlar bilsinler ki bu kursaklarında kalacak, midelerine inip, bağırsaklarından geçemeyecektir.
  • Yeter artık demenin zamanıdır,
  • Sesimizi yükseltmenin zamanıdır,
  • Evimize, işyerimize, arabamıza takımızın bayraklarını renklerini sloganlarını yazma zamanıdır
  • Adana turuncu’dur ve hep turuncu kalacaktır.
  • Çünkü bu topraklar üzerinde doğan ve batan güneş turuncudur.
  • Bu toprakların en önemli ürünü turuncudur.
  • Bu olaya ilgisiz kalan her kim ise kusura bakmayın; Adanaspor’lu değildir.

 Mahir Alev

Yazar: Editor
2010-07-05 14:50:41

Adanasporlular

Bir profil

http://ul.gcg.me/files/2010-07/zeki_dogramaci.jpg

Zeki Doğramacı

Esnaf ziyaretlerine bu kez Adanaspor teması üzerinden devam ettik. Yılların zenne ayakkabıcısı Zeki Doğramacı’yı ziyaret ettik. Oğlu diş hekimi Taner ve küçük oğlu Hakan da oradaydı. İş güç derken konu tabi ki Adanaspor’a geldi.

Taner “babamın hayatında üç şey vardır” diyor, “dördüncüsü yoktur.”

Evet, diyor Zeki Abi: İş, ev ve Adanaspor.

Bu üçlüyle mutluyum, diye ekliyor. Her Adanasporlu gibi o da güçlü bir arşiv belleğine sahip. Eskileri konuşmak güzel de aslolan bugündür, deyip yeni sezona dönük konuşuyoruz.

  • Takım iyi diyor, ben memnunum.
  • Transferler de iyi.
  • Hele Efecan transferi beni çok mutlu etti.
  • Sanki o gün dükkânda işler daha iyiydi.
  • Bülent de önemli bir transferdir.
  • Hem takımın abisi olacaktır, hem de kaptanlığı yapabilecek bir isimdir bence.
  • Ayrıca Adanaspor kökenli olması ayrı bir avantajdır.
_______________________
  • Takımın bir forvete, bir de ön liberoya ihtiyacı var deniyor.
  • Emre forvette hala mümkün,
  • çünkü bu kadro tam Emre’ye göre,
  • sağdan soldan gelecek toplarda ona dokunmak kalacak.
  • Bu şans ona verilmeli,
  • olmazsa yollar tabi ki ayrılabilir.
________________________
  • Başkanımıza hayranım, onu çok takdir ediyorum.
  • Tek başına boğuşuyor her şeyle.
  • Ben de bir taraftar olarak ne yapabilirim diyorum?
  • Kombinemi alır maça gider ve sonuna kadar bu takımı desteklerim.
  • Bence başkanımızın da taraftardan beklediği budur.
_________________________
  • Kemal hoca müthiş.
  • Üzerine tanımıyorum.
  • Şampiyonlukta başkanla birlikte en büyük güvencem odur.
  • Sonuçta ben şampiyonluğa yürekten inanıyorum.
_________________________

http://ul.gcg.me/files/2010-07/zeki_dogramaci1.jpg

Çekmeceden eski dergilerden birini çıkarıyor, orada bir Adanaspor haberi. Adanaspor tarihi, efsane kadro, efsane oyuncumuz İsa’nın resmi, Gündüz Hoca ne güzel duruyor sayfalarda.

Sonra özenle bir seramik parçası çıkarıyor, 1979’dan, Adanaspor’un 25. yaş anısına yapılmış bir eser.

Bu benim en kıymetli hatıralarımdandır, diyor.

http://ul.gcg.me/files/2010-07/zeki_dogramaci2.jpg

Peki, belediyenin Adanaspor’a ilgisizliği nedir, diyoruz.

  • Bayram Akgül haksızlığa uğruyor burada
  • ve onun adında tüm Adanasporlular.
  • Bu duruma üzülüyorum...

Bu sesin, on binlerce Adanasporlunun sesi olduğunu biliyoruz. Zeki Doğramacı’ya teşekkür ederek ayrılıyoruz...

Yazar: Editor
2010-07-04 22:49:33

Adanaspor’a Kör Bakmak

... O zaman biz de

  • ortada bir art niyet var efendiler,
  • orada bir menfaat çetesi var efendiler,
  • o zaman orada bir yağma var efendiler,
  • o zaman ortada hapur hupur götürülen bir koca pasta var efendiler”
  • diye bakarız mevzuya efendiler
  • ve de Tevfik Fikret’in şu şiirini
  • yapıştırırız o ortaya…
  • efendiler...

 _____________

Han-ı Yağma (şarkısını dinlemek için tıklayınız)

bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!


efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?

bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!


bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...


verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!


bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!

bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...


yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

_____________________

Yazar: Editor
2010-06-29 16:47:00

Dönüş

http://ul.gcg.me/files/2010-06/bbl.jpg

Dönüşler güzeldir. Severim. Filmlerde de en sevdiğim sahneler dönüş sahneleridir. Yıllar sonra iki arkadaşın, sevgilinin, yakının buluşması etkileyici gelir. Bu işi yapanlar da ayrıntıyı gayet iyi bildiklerinden o tür eserlerde sıkça kullanırlar o anları…

  • Feyzullah böyle bir dönüşle gelmişti Adanaspor’a.
  • Adanaspor’un en unutulmaz ve en özel futbolcularının başında gelir Feyzullah,
  • o dönüş de güzel olmuştu. 
  • Kayhan ve Ümit için böyle bir dönüş ne yazık ki mümkün olamamıştı.
  • Ben Gündüz Hoca’nın da dönüşünü umardım hep.
  • Dönüşler vefa doludur.
  • Güzeldir güzel.

Bülent Bölükbaşı da bir dönüşle buluştu Adanaspor’la. İmza da az önce atılmış. Adanaspor alt yapısında yetişip güzel işler yapmıştı futbol hayatında. Geçen sezon Giresun’daydı, hatırlıyorsunuz. Ve o maçı kaybetmemizde etkili olan kendi tribünümüzün yumuşak bir karın oluşturmasında Bülent’in etkisi mutlaka olmuştur.

1) O maçta iyi oynamıştır.

2) Tribünümüz, ona duyduğu sempatiyle daha 60.dakikada filan rakibi alkışlamıştır.

3) Şampiyonluk da aslında o maçta gitmiştir.

Geçti gitti. Bülent de iyi bir transferdir. Adanaspor’dan sorunsuz giden Bülent umutla ve ikinci bahar havasıyla gelmiştir. Takıma katkısı olacaktır.

  • Ama şu dönüş mevzusunda
  • örneğin Volkan Bekiroğlu’nun
  • adının bile geçmesini istemem.
  • En kötü zamanında bize gelip
  • iyileşip
  • en zor zamanlarımızda bizi ortada bırakması
  • unutulmuş değildir.
  • O isimde böyle bir dönüş olmaması dileğiyle.
Yazar: Editor
2010-06-26 13:17:05

Sami Transferi

http://ul.gcg.me/files/2010-06/btuz.jpg

Onu Mersin formasıyla ilk izlediğimde keşke bizde olsaydı demiştim. Ayağına hakim, yapılı ve hep hücumu düşünen bir stili vardı. Vardı diyorum, dün İsmail’le konuştuğumuzda eski formu yok dedi. Ama çok kaliteli bir futbolcu kumaşı olduğu ortada. Mersin’de yaşayan sevgili Azmi ile görüştüğümüzde o da 60 dakika faydalanabilirsiniz dedi. Hakkıyla işlenmiş bir oyuncu olsaydı Türkiye’nin en büyük yeteneklerinde biri olarak parlardı diye ekledi. Formlarda da birçok şey yazılıyor olumlu olumsuz.

Bir futbolcunun inişli çıkışlı dönemleri mutlaka olacaktır. Bu iniş ve çıkışlarda o futbolcunun yanında kimlerin de olduğu önemlidir. Nerde oynadığı, nasıl oynatıldığı… Bildiğimiz şeyler...

Adanaspor şimdiki koşulları itibariyle Sami için ideal bir yapıdadır. Siz hiç yetenekli bir ismin Adanaspor’da heder olduğuna tanık oldunuz mu? Yok öyle bir örnek. Yeter ki o futbolcu futbol oynamak istesin. Bu anlamda Adanaspor en güzel verimi sağlayacak bir ortam sunmaktadır futbolcusuna. Bereketli topraklar üzerinde kurulmuş bir takımdır haddizatında ve Çukurova’nın bu niteliğiyle de ayrıca ve hassasiyetle de örtüşmektedir. Bakınız son zamanlardaki isimlere; Fevzi, Anıl, İzzet, Ersan, Rahman, Talha, Recep, Tolgahan, Okan… Canım, saydırmayın takımı bana: ))

Lafın özü Adanaspor bambaşkadır. Burada her fidan boy atar, yeter ki istesin. Üstelik bu takımda iki önemli faktör de ışımaktadır Adana’nın turuncu gün doğumları gibi; Bayram Başkan ve Kemal Hoca… Yetmez mi?

Yazar: Editor
2010-06-19 21:47:25
“Efecan” iddiası!
 
http://ul.gcg.me/files/2010-06/efecan.jpg
  • Adanaspor transferdeki astronomik rakamlar nedeniyle
  • transferi dondururken,
  • gizliden gizliye
  • transfer çalışmaları yapıldığı öğrenildi.
  • Turuncu-Beyazlı takımın
  • geçen sezon Kartalspor'da forma giyen
  • orta saha oyuncusu Efecan Karaca ile
  • anlaştığı iddia edildi.
  • Yabancı oyuncu olarak düşünülen
  • Hassan Wasswa'nın yanı sıra
  • orta sahanın kenarı için
  • 21 yaşındaki Efecan ile
  • tüm şartlarda anlaşma sağlandığı
  • belirtildi.
Kaynak: Serkan Şenyürek

_______________________

Serkan Şenyürek yazdıysa bu haber doğrudur ve Adanaspor Efecan ile müthiş bir transfer yapmıştır. O da 10 kaplan gücündedir. Orta saha için önemli bir ilaçtır.

Biraz sabır diyoruz.

Orada Bayram Akgül ve Kemal Kılıç var,

boş iş yapmayacak iki isim...


Yazar: Editor
2010-06-17 22:56:24

Onur Demirtaş

"Turuncu-Beyazlı Formayı Giyen Hiçbir Oyuncumuzu Saha İçerisinde Ezdirmeyiz"
 
http://ul.gcg.me/files/2010-06/odt.jpg

Onur Demirtaş'ın spor01’de güzel bir röportajı var.

Özellikle Kemal Kılıç ile müthiş bir çıkış yakalayan Onur, başarılı bir sezon geçirerek sağlam bir güven sağlamıştır. Son açıklamasıyla gayet net bir biçimde isminin de hakkını vermiştir.

Daha önce de söylemiştik Adanaspor’un futbolcusu karakterlidir ki o olağanüstü mücadelenin de kanıtıdır söz konusu karakter...

Satırbaşlarını aktarıyorum:

  • Sözleşmemi uzatmam için başkanımızın bana bir kelimesi yeter.
  • Adanaspor'da olduğum için çok mutluyum.
  • Genç kadroyla çok iyi işler yaptığımıza inanıyorum.
  • Futbolcuların tüm yükünü başkan çekti. O yüzden Bayram Akgül'e borçlu olduğumuzu düşünüyorduk. Onun başını eğmeyelim istedik.
  • Top tutacak bir oyuncumuz olduğunda bu takım çok daha farklı konumda olur.
  • Başkanımız mağlup olduğumuz da bile soyunma odasına gelip bize inandığını söyledi.
  • Bizim takım genç bir ekipti. Ve karşımızdaki rakipler bizim genç kadromuzu saha içerisinde ezmeye çalışıyorlardı. Ben de bu bölümde sahneye çıkarak dişe diş oynayarak hiç kimseden korkmadığımızı göstermek istiyordum.
  • Turuncu-Beyazlı formayı giyen hiçbir oyuncumuzu saha içerisinde ezdirmeyiz.

 

“Tamamını okumak için tıklayınız spor01”

Yazar: Editor
2010-06-13 19:20:00

Transfer Meselesi

http://ul.gcg.me/files/2010-06/as.jpg

Başkanımız ve hocamız sezon sonunda iddialı açıklamalarla yeni sezonun mesajını verdi. Özetle, iyi bir takım kuracağız, dendi.

Geçen sezondan elde zaten iyi bir takım vardı. Bunun üzerine 4–5 topçu koymak o gücü pekiştirecektir.

  • Tabi ekonomiye doğrudan bağlı futbol piyasası keyfimize göre seyretmiyor ki.
  • Şahsen ben de istiyorum Yakubu’yu,
  • Efecan’ı,
  • Sartan Vardar’ı,
  • Adem Küçük’ü,
  • eski futbolcumuz Gürhan’ı,
  • hatta ben Volkan Şen’i de istiyorum,
  • kampın Avrupa’da yapılmasını istiyorum,
  • lige çıksaydık A.Roben’i de isterdim.
  • Lakin ben de ay sonunu zar zor getirenlerdenim: ))
  • Ki bu takıma yapabileceğim en büyük katkı
  • sevgimi ve saygımı göstermek
  • ve kombine bilet almak, çevreme aldırmak…

Başkana, hocaya laf sokmaya başlayan kimi seyirci-taraftarın sabırsız telaşlarına tanık oluyorum arkadaş sohbetlerinde.

Benim transferlerin gecikmesine, tedbirli konuşmalara canım sıkılmıyor, Adanasporluluğundan şüphe edemeyeceğim arkadaşlarımın olumsuz yaklaşımlarına canım sıkılıyor.

  • 1.ligin en iyi takımı duruyor orada.
  • 1.ligin en iyi hocası duruyor orada.
  • Bana göre en iyi yönetim de orada.
  • Biraz sabır ve sevgi…
  • Adanasporluluğa sevgi…
  • Yüzümüzü ağartacak bir takım olacaktır yeni sezonda,
  • paniğe gerek yok.
  • Son sözü en başta söyleyip
  • ileride bir mahcubiyet yaşamaya da gerek yok.
Yazar: Editor
2010-06-08 09:01:04

Mesajlar

 http://ul.gcg.me/files/2010-06/kaplanpenche_mektup_adresi.jpg

  • Hem Bayram başkandan hem de Kemal hocamızdan mesajlar net: 
  • Şampiyon olacağız.
  • “Bunun için gereken yapılacaktır.
  • Hatalarımızdan dersler çıkardık.
  • Üç yabancı hakkımızı kullanacağız. 
  • Bu sezon taraftarımızın yüzünü güldüreceğiz.”
  • Bunlar başkanımızın son açıklamalarından...
  • Kemal hocanın ve Bayram Akgül’ün daha önceki açıklamalarını da paylaşmıştık.
  • İçerikte değişiklik yok. 
  • Yönetim hedefe odaklanmış durumda.
  • Bunu gerekçeli yorumu da
  • süper ligin, kulübün geleceği açısından olmazsa olmaz bir kapı olduğu yönünde.
  • Masraflar çok
  • ve 1. lig bütçesi bu masraflarla baş edemez.
  • Bu işin maddi hesabını yönetim kadar bilemeyiz.
  • Şu ekonomik koşullarda haklılıkları da aşikârdır. 
  • Bir taraftar olarak sırf bu yüzden isteyebiliriz şampiyonluğu.
  • Takımın önü ekonomik yönden açılsın
  • ve daha güvenli zamanlar için
  • sağlam adımlar atılmış olsun.
  • Bu yönetimin olası bir 2010–2011 şampiyonluğundan sonra
  • takımı süper lig bütçesiyle çok çok iyi yöneteceklerini düşünüyorum.
  • Peki, biz taraftar olarak ne yapabiliriz?
  • Cevaplar ortada,
  • daha önce de yazdık.
  • Hatırlatmanın bir sakıncası yok.
  • Örneğin taraftardan kaynaklanan cezalara bir son verebiliriz.
  • Takımın bütçesine dokunacak hiçbir şey yapmayız. 
  • Kombine biletleri çıktığı hafta tüketebiliriz.
  • Şu kombine meselesi önemlidir.
  • Takımının kombine biletlerini tüketmeyen,
  • bu meseleye duyarsız kalan taraftarların şampiyonluk istemesi, beklemesi ne kadar gerçekçi olur?
  • Hatırlayın Bursa taraftarının o biletleri sezon başlarında nasıl tükettiklerini ve olağanüstü başarının sonunda nasıl geldiğini…
  • Evet, birçok yönden taraftar başarının lokomotifidir.
http://ul.gcg.me/files/2010-06/trft.jpg
  • Bence bu anlamda da 2010–2011 bambaşka olacaktır bizim için.
  • Güzel bir bambaşkalık…
Yazar: Editor
2010-06-04 09:15:51

2009-2010 En İyi Ödülleri

http://ul.gcg.me/files/2010-06/2b.jpg
  • 1.lig ödülleri verildi.
  • Bildiğiniz gibi bizden Tolgahan, Anıl ve Fevzi var. İzzet de olabilirdi bence.
  • Recep ve Ersan da. Bana sorarsanız tüm takım: ))
  • Ersan’ın yerine seçilen oyuncu nasıl bir şeymiş öyleyse.
  • Hoca olarak Yücel İldiz seçilmiş.
  • Bence de…
  • Ama ya Kemal Hocamız?
  • İki takımla çalıştı kurduğu ve dirilttiği aynı puanla tamamladı ligi…
  • Kemal Kılıç da yılın hocasıdır.
  • En centilmen takım da Bolu olmuş.
  • İyi.
  • Sorun yok.
  • Bize biraz hırçınlık da lazım.
  • İşimiz olmaz sahte centilmenliklerle.
  • Ama şu da var,
  • bu takıma Allah’ını seven kart gösterdi.
  • Haklı haksız.
  • Hiç insaf etmeden…
  • Hatırlayın, Altan Tanrıkulu TV’nin birinde
  • 1.lig yorumculuğu yapmıştı bir süre.
  • Programın birinde Adanaspor’u bilmiyorum,
  • gibi bir laf edince hazretin 1.lig macerası orada bitti.
  • O programa gelip yorum yapacak bir adam
  • Adanaspor’u özellikle bilmek zorundadır.
  • Çapımızdan dolayı…
  • Ha, bu işten para kazanıyorsa
  • tribünü olmayan bir takımı da tanımak zorundadır.
  • Neyse,
  • ben lafı hakemlere bağlayacağım.
  • O hakemler de 1.lig takımlarını etüt edip tanımak,
  • o takımları çözmek zorundadır
  • ki kararlarını doğru düzgün verebilsinler.
  • Takımın karakterini analiz edemeyip haksız kararlar verme talihsizliğine düşmesizler.
  • Mücadele eden,
  • çırpınan,
  • boğuşan bir takımı yanlış yorumlayıp
  • kartlarla iflahını kesmesinler.
  • Biz bu sorunu iki sezondur yaşıyoruz,
  • takımı hiç anlamayan hakemlerin kurbanı olduk.
  • Yeni sezonda hakemlerin işlerine biraz saygı gösterip
  • tüm 1.lig takımlarını tanımaları
  • ve karalarını da o bilgiler doğrultusunda desteklemeleri dileğiyle.
  • Daha az hata yaparlar
  • ve vicdanları daha az sızlar o zaman.
  • Yazının başına dönecek olursak,
  • evet bence bu sezonun en iyi 11’i bizdeydi
  • bir iki oyuncu takviyesiyle.
  • Yüksek karakterli bir takımdı
  • Aslolan budur.
Yazar: Editor
2010-05-29 18:44:58

Birinci Lig Maceramız Bi- te- cek…

http://ul.gcg.me/files/2010-05/trh.jpg
  • Önce play off kapısından döndük geçen sezon.
  • Sonra aynı puanla süper ligi kaptırdık Buca’ya.
  • Play off’ta da 9 puan taktığımız o takıma verdik vizeyi.
  • Bu iki sene boyunca hep iddialıydık.
  • Hem başkan hem hocalar hem Adanasporlular olarak.
  • Şimdi de iddialıyız.
  • 2010-2011 sezonu öncesinde de…
  • Bu kez daha ciddiyiz.
  • 1) Çünkü transferin başında bu kez Kemal Hocamız var.
  • 2) Başkan; nokta transferler, diyor, 
  • Adanaspor’un geleceğini ilgilendiren kadro diyor,
  • seyirciyi ayağa kaldıracak bir takım diyor,
  • rahat olun diyor, 
  • seyir zevki diyor
  • ve tüm bunları yaparken
  • ince eleyip sık dokuyacağız diyor.
  • E, daha ne desin.
  • 3) Kemal Hoca da özetle
  • bu yıl Adanaspor’un yılı olacak” diyor.
  • İşte bu cümle de yazının ana düşüncesi oluyor. ))
Yazar: Editor
2010-05-26 07:52:22

Kalaycılar

http://ul.gcg.me/files/2010-05/kalay.jpg

“Klasik çağda, bakır ya da pirinç eşyalar kalayla kaplanırdı. Orta çağda gümüş eşyalarının biçimlerini kopya eden kalay kaplar kullanılırdı. Ayrıca tartı aletlerinin yapımında da kalaydan yararlanılırdı. XVI. yy.da kuyumcular üretecekleri yapıtların kalaydan örneklerini yaparlardı.

Kalaycılar loncalar halinde örgütlenirdi. Bu loncalar,  her parçanın yaratıcısını belirlemek amacıyla ayar damgasının kullanımını düzenlerlerdi. Loncaların ortadan kalmasıyla beraber kalaycılık örgütlü bir meslek olmaktan çıkarak usta-çırak ilişkisiyle gelişip öğrenilen bir iş oldu.”

Böyle bir bilgiye ulaştık kalaycılık üzerine. Görüldüğü gibi meslek gerilerken bilgiler de yetersizleşiyor. Oysa hakkında kitaplar basılabilecek bir alanken kalaycılık; madeni, meslek olarak gelişmesi, bağlantılı olduğu nesneler ve madenler, bir ihtiyacı karşılaması Anadolu’da ve dünyadaki tarihsel macerasıyla, insanlarıyla ve daha bir dolu ayrıntısıyla kitaplarda boy gösterebilecekken birkaç satırlık bilgiyle geçiştiriliyor. Bilmem, belki bir yerlerde öyle bir kitap vardır da ben habersizim. Doğrudan maden olarak arayınca da aşağıdaki bilgilere denk geldik:

“Kalay, periyodik cetvelde atom numarası 50 olan elementtir. Simgesi Sn olup Latince stannumdan gelir. Gümüşümsü gri renktedir. Havada kolaylıkla okside olmaz, korozyona karşı dirençlidir. Bu özelliğinden ötürü diğer metallerin (korozyondan korumak amacıyla) kaplanmasında kullanılır. Tarihçesi M.Ö. 3000 yıllarına dayanır. Mısır’da ve Mezopotamya’da bronz alaşımında kalay kullanılmıştır. Dünyada 35 ülkede kalay madenciliği yapılmaktadır.”

Neyse, biz de yaptığımız röportaj sonrasında elde ettiğimiz bilgilerle denizde bir damla olalım o zaman. Yine hakiki hayat sahnelerinden karelerle…

Genel bilgidir, hayatımızda olan her şeyi ihtiyaçlar belirler. Sıralamayacağım bunların ne olduğunu. İhtiyaç olmaktan çıkanın da ömrü biter. Peki, her zaman ihtiyaçlarımızı biz bilinçli olarak mı belirleriz, tercih ederiz özgür, bağımsız, müdahalesiz bir iradeyle? Yoksa ihtiyaçlar bize dayatılır mı? Pazarlamalarla, reklamlarla, kampanyalarla, kredi kartlarıyla, kandırmalarla, numaralarla, tilki kurnazlıklarıyla, masumiyetlerimizden yararlanarak, duygu sömürüleriyle, çoluğu çocuğu da alet ederek, umut vererek… Değil mi? Kanımca şu ihtiyaç dediğimiz şey bize çoğunda dayatılır. Yoksa bu memleketin Recep Tayyip ve garnitürlerine nasıl bir ihtiyacı oldu da kaç zamandır tedavüldeler. Bir tek örnekle de anlaşılacağı üzere bir başkasının ihtiyacı bize bizim ihtiyacımız gibi “dayatılmıştır”. Hakikatte o ihtiyaç (en kısa ve klişe ifadesiyle söylüyorum) sömürgecinin ihtiyacıdır. Bu kelimenin içi de hem yerelde hem de evrenselde pek kolay dolar, çevreye şöyle bir bakmak yeterli. Ayrıca TV’lere baktığımızda gördüğümüz nedir? Birbirinin benzeri diziler, şarkıcılar, programlar resmigeçitte. Yahu it sürüsü gibi telefon ve banka reklamına nasıl bir ihtiyacımız olabilir ki? Anlayanın…

Modernleşmek… Gelişmek… Çağdaşlaşmak… İlerlemek… Yola devam etmek… Ne güzel, ne çarpıcı, ne sihirli sözler. Ama sihir diye bir şey yok, hakikatler var biraz fasılalı algılıyor olsak da…

Cengiz Hoca ve Bülent Hoca ile bir kalaycı ustasıyla röportaj yapmak için tuttuk Kozan’ın yolunu. Çukur ovadan çıkıp yukarı ovaya vardık. Yeşil tarlalar, tepeler, portakal bahçeleri de adeta bizimle seyrüseferdeydi. Veya biz zaten duruyorduk da yolun bir yerinde onlar geçip gidiyordu, biz ilerlediğimizi zannederek…

Kozan’da vardık bir çarşıya. Bülent Hoca memleketten olunca eş dost sarıverdi çevreyi. Görüşmeyeli çok olanlar hasret giderdi. Fotoğraflar çekildi. Sonra Celal Mazak bizi bir kalaycı atölyesine götürdü. Burası Kozan’ın en eski kalaycılarından Deveci Hasan’ın dükkânıydı. Şimdi 4. Kuşak işletiyor. Görüştüğümüz usta torun Hulusi Deveci’ydi. Aynı zamanda Cumhuriyet Mahallesi muhtarı, yani Kalaycı Muhtar… Tabi kalaycılığın şimdiki hali onu meslekten alıp muhtarlığa bırakmış.

*Ben dördüncü kuşağım. ( atölyeye bir genç geçiyor, o da 5. Kuşaktır diyor, ama bu işe devam eder mi bilmem, diye ekliyor.) Dedem Hasan Deveci bu işi Ermeni ustalardan öğrenmiş. (Bu arada parantez açılıyor, bu coğrafyada farklılığın neye göre belirlendiği aslında meçhul olan farklı insanların usta-çırak ilişkisiyle birbirlerine bağlanacak kadar yakın oldukları, ayrılığın ve çatışmanın yine dayatılan bakış açılarından kaynaklandığı notu düşüyor satır aralarına.)

Öğrenmek zahmetli iş. Gün doğarken gelip atölyeyi açmak; körüğü, kalay çubuğunu, nişadırı,  malzemeyi hazır etmek, ateşi yakmak, işleri sıraya koymak, biten işleri ayırıp kendi rafına yerleştirmek, kostiği kıvamına getirmek, kazanı doldurmak, kumu hazırlamak, büyük kazanların içine girip kumunu öyle sürtmek, temizlik- tavlama- kalaylama- silme aşamalarında ustanın eli ayağı olmak, ateşi hep diri tutmak, körüğe sarılmak, kömürden sıçrayan kor parçacıklarının acılarıyla kavrulmak, akşamla birlikte temizlik yapmak, malzemeyi toparlamak hep çırağın işidir. Kolay değildir, zahmetlidir, acı verir, sebat gerektirir. Ancak böyle bir insanın eli ekmek tutar olur. Gerçi gayri insani şartlarda çalışmak icap eder çoğu zaman. Çalışma saatleri, madenin kokusu, kömürün isi, tozu, dumanı; ateş… Bunlarla bir ömür muhatap olmak zannedildiği kadar da kolay değildir. Ama işte burada hayat da böyle bir şey…

*Şimdi öyle bir iş ve çalışma yoğunluğu da yok. Haftada iki gün açıyoruz atölyeyi. Gerek olmuyor. Eskiden ta Ankaralardan gelirdi iş. Kozan’a tatile, eş dost ziyaretine dönenler yanlarında kalaylanacak eşyalarını da getirirlerdi. Bu kadar değer verilen bir müdahaleydi bizimkisi. Şimdi köylerden geliniyor daha çok, çevre mahallelerden; yani Eski Kozan diyebileceğimiz yerden.

*Bizim malzememiz kalaydır evet, ama işimiz bakırla, bakır kaplarla. Tencerelerle, taslarla, sinilerle, kazanlarla ama ille de bakırla. Bakın şurada alüminyum kaplar var, inanın bunları evime bile sokmam. Ama satıyoruz işte. Çünkü insanların belli bir alım gücü var. İhtiyacına göre tercih etmek zorunda. Ben biliyorum her bir müşterim kalaylatmak istiyor elindeki kabı. Lakin o da mutfak hesabını yapmak zorunda. Bir kabın kalayı 5 lira, tencere 10 lira, kazanlar 20 lira. Ama bakın şurada bir alüminyum kabı 7-8 liraya satıyoruz, kalayı yok bir şeyi yok. İnsanlara daha ekonomik geliyor haklı olarak. Ama bakır kabın lezzeti de bir başkadır. Alüminyum veya plastik kapta iki gün kalan yemeği yiyemezsiniz, suyu içemezsiniz. Bakır kapta bunu yapın, yemek de su da ayrı bir lezzet kazanır. Arada böyle bir fark var. Hem lezzet farkı var hem sıhhat farkı var.

*Aşama şudur kalaylamada:

*Gelen kabı önce kostik kazanına koyarız. Kazandaki maddeyle iyice sıvarız onu. Bu, temizleme işidir. Sonra kumlamaya geçeriz. Kumu kaba sürterek yaparız bunu, daha çok çırakların işidir. Peki çırak, diyoruz etrafa bakıp. Kim kalaycı olmak ister ki artık? İş yok, mesleğin geleceği de yok, diyor.

*Gelen malzeme orasından burasından darbe almış olabilir. Sonuçta her gün kullandığımız eşyalar. Doğrultma işi burada başlar. Daha çok tokmaklarla yaparız bu işi.

*Üçüncü aşamada işimize adını da veren kalaylama vardır. Bu esnadan en önemli malzememiz “nişadır”dır. Kalay çubuklarını eriterek geçeriz bu aşamaya. Kabın içi bu maddeyle sıvanır iyice. Tüm bunlar olurken işimiz hep ateşledir, ateşle oynarız bir anlamda. Eskiden elle ayakla basılan körükler vardı, sonra biz de elektrikli körüklere geçtik.

*Son aşama silme işidir, tavlamadır, parlatmadır. (Bu arada bir sürü deyim de bu işten çıkmış gibi duruyor diyorum: birini kalaylamak, bir tarafına nişadır değmek, ateşle oynamak, birini tavlamak… Gülüyoruz.) Ana hatlarıyla tabi ki temizliktir bu ve sokakta görseniz dönüp bu nedir diye bakmayacağınız eşya gelinlik kızın çeyizi gibi yepyeni olur neticede.

*Bir tabağın kalaylanması her şeyiyle 5 dakikamızı alır. Kazanda ortalama süre 20 dakika filandır.

*Şu kalay çubuğu bize İstanbul’dan geliyor. Bulmakta bile zorlanıyoruz şimdi. Bu maden Türkiye’de yok. Bize de dışarıdan geliyor haliyle. Denizden çıkarılıyor diye biliyorum.

*Gitgide geriliyor işimiz. Daha ne kadar devam eder bilmiyorum. Dedim ya haftada sadece iki gün açıyoruz atölyeyi. Hele 5-6 senedir iyice kötüledi işler. Eskiden dükkânın önü 4 sıra mal olurdu; tabaklar, tencereler, tavalar, siniler, kazanlar. Tepeleme mal vardı, satılırdı da. Şimdi öyle mi! Bakıyoruz, ortada bir tek bakır kap yok. Birkaç alüminyum kap, çelik tencere ve saire…

Atölyede Habip Usta ve onun yancısı Kalfa Yaşar… Anlatılan sistemde kalaylanıyor işler. Biz oradayken bir müşteri geliyor belki dağ köylerinden, pazarlık yapılıyor, şu saatte gel al deniyor. Habip Usta, nasıl gidiyor hayat, diyoruz. Bildiğiniz gibi, diyor. Başka iş uğraş var mı? Yok. Son demler bunlar da. Bir sürü kalaycı ustası vardı, şimdi yüzde doksanı işi bıraktı. Geçim, diyoruz. Kıt kanaat, diyor. Ya sonrası? Allah bilir. Yaşar Kalfa’da da hayat aynı. Uzun uzun yazmaya gerek yok. Bu maceranın da olay örgüsü belli. Sonra yeni gelen iş kostik kazanına giriyor, sonra ateş yine harlanıyor, bir kömür kokusu sarıyor etrafı, sonra kumlanıyor, sonra kalaylanıyor, sonra temizlenip parlatılıyor, sonra…

Sonrası yok, bu hikâye aslında burada böylece bitiyor. Yaşar Kemal’in İnce Memedindeki Cabbar gibi, Recep Çavuş gibi, Iraz Ana, İsmail Emmi, Topal Ali, Hürü Ana, Durmuş Ali Emmi, Koca Osman, Sefil Ali, Hatçe, Kerimoğlu, Seyran gibi İnce Memedin kendisi gibi hemen hemen aynı coğrafyada bir rüya gibi akıp geçip uçup sis olup gidiyor, bitiyor…

Fotoğraflar için  tıklayınız.

Yazar: Editor
2010-05-25 10:12:43

Birlikte Yaşayamayacaksak, Yalnız Öleceğiz

 http://ul.gcg.me/files/2010-05/lost.jpg

Geçenlerde “mayıs sonunda Lost ve Adanaspor heyecanı birlikte noktalanacak” gibi şeyler söylemiştim. Önce Adanaspor’umuzun macerası sezon bazında tamamlandı. Sonra da Lost. Lost hepten bitti.

İkisini de heyecanla izledik. Haftaları sabırsızca çektik. Kederlendik, sevindik vs…

Adanaspor dünyanın en güzel takımıdır. Tartışmayız bile. Lost da dünyanın en güzel dizisidir, bunu isteyen tartışır. Ama ikisinin verdiği lezzet su götürmez.

Peki sonuç olarak ne oldu derseniz, ikisinin de bitişi tatmin etmedi. Adanaspor için şampiyonluk demiştik, ummuştuk. Lost’tan da daha etkili ve doyurucu bir bitiş beklerdim. Bu da göreceli bir beklentidir ya…

Fakat Lost’un başkarakterlerinden Jack bir yerde öyle bir laf eder ki, bu hem biz Adanasporlular için hem de Lost’un kendisi için bir ana fikir niteliğindedir. Şöyle diyor:

Birlikte yaşayamayacaksak, yalnız öleceğiz.

Nokta…

Yazar: Editor
2010-05-23 13:33:37
Adanaspor'un Başkanı, teknik heyeti ve futbolcuları sadece ve sadece teşekkürü hak ediyorlar...

ALKIŞ'IN FAZLASINI HAK ETTİLER

Büyük zorluklar ve sıkıntılar içerisinde bir 'MÜCİZE'yi gerçekleştirenleri neredeyse yerden yere vuracağız. Bu kadar imkânsızlık içerisinde şampiyonluğu kıl payı kaçıran bu kulübün Başkanı, teknik heyeti ve futbolcularını ayakta alkışlamamız gerekiyor... Sizce bu alkışı onlar hak etmediler mi?

Bence alkışın fazlasını hak ettiler... Kim istemez takımının şampiyon olmasını...64 puan toplayıp lige çıkamayan tek takımdır Adanaspor... Bir noktayı anlayamıyoruz; Bu takım imkânsızlıklarla bu işi bu noktaya getirdi. Peki, bir de imkânı olsa neler yapardı neler? Hepimiz başarıyı istedik. Hepimiz transfer istedik. Hepimiz şampiyon olmayı arzuladık. Ama hangimiz bunları isterken taşın altına elimizi koyduk. Varsa-yoksa şampiyonluk istedik... Konya'nın valisi, belediye başkanı, 10 milletvekili gibi bir çatı altında kenetlenebildik mi? Vermeden almak Allah'a mahsustur. Adana olarak kılımızı kıpırdatmadan şampiyonluğun tepside önümüze konulmasını istedik. Hem de yalnız başına bırakılan Bayram Akgül tarafından bunun başarılmasını arzuladık.

CANIN SAĞ OLSUN BAŞKAN

Koca sezonda Başkan Bayram Akgül'e kim destek verdi.. İmkansızlıklar içerisinde bu kulübü ayakta tutmaya çalıştı.. Bu şehrin ne Valisi, ne belediye başkanları, ne sivil toplum örgütleri ne de işadamları hangisi Bayram Akgül'e bırakın maddiyatı manevi anlamda yardımcı olabildi? Buna rağmen bu takımı yaşatmayı başarabilen hatta şampiyonluğu ikili averajla kaybeden Adanaspor'un Başkanı alkışı mı hak ediyor, eleştirilmeyi mi? Başkan Bayram Akgül'ün tek hatası varsa o da devre arası yapamadığı transferdir. Ancak cebinizden para harcarsanız devre arası istenen o büyük paraları veremezsiniz. Herkesin kendine göre bir düzeni vardır. Çoluğunuzun çocuğunuzun rızkını harcarken elbette ki dikkat edeceksiniz. Destek verilseydi ve Bayram Akgül transfer yapmasaydı o zaman başkan eleştirilebilirdi. Ama bu sezon hiç kimsenin desteği olmadan Adanaspor'u yaşatan ve şampiyonluğu kıl payı kaçıran Başkanın zaten şevki kırılmıştır. Onun tekrar şevkini yerine getirmek için Adanaspor camiası olarak bir tek söz söylememiz gerekir; CANIN SAĞ OLSUN BAŞKAN...

KEMAL KILIÇ TAKDİR EDİLMELİDİR

Bu teknik heyete kim ne diyebilir. Kemal Kılıç göreve geldiğinde on puanla onuncu sırada yer alıyorduk... Ligi 64 puanla bitiren Kemal Kılıç kendi kurmadığı takımla büyük başarı sağladığını hangimiz inkâr edebiliriz... Eldeki dar kadro ile Kemal hocanın en iyisini yaptığını lütfen göz ardı etmeyin. Sahaya ilk on biri sürdükten sonra kenardan oyuna sokabileceği kaç oyuncu vardı Allah aşkına. Devre arasında bu kadronun takviyesi için ne yapabildik ki Kemal Kılıç'ı eleştirelim. İlk on biriniz çok iyi olur ardından benciniz geniş olur ve Kemal hoca size şampiyonluğu getiremezse o zaman eleştirebiliriz.. Adanaspor ile tam 30 maç göreve çıkan Kemal Kılıç'ın sahaya süreceği on biri de, oyuna girecek futbolcuyu da hepimiz ezberlemedik mi? Kemal Kılıç gelmeseydi bu takım belki ligde kalmaya oynayacaktı, belki şampiyonluğu kovalayamayacaktı belki de Play-Off'lara gidemeyecekti. Bu ligin en başarılı teknik adamı Yücel İldiz kadar Kemal Kılıç da takdir edilmelidir. Bu kadroyla bence Kemal Kılıç Adanaspor'u gönüllerin şampiyonu yapmıştır...

BU ÇOCUKLAR SADECE TEŞEKKÜRÜ HAK EDİYOR

Öncelikle çuvaldızı kendimize batırmamız gerekiyor. Hangimiz bu futbolculara inandık ve şampiyon olmaları için gereken desteği verebildik. Bu futbolcu kadrosunun sezon başından bu yana elinden geleni yaptığına inanıyorum... Onlar kapasitelerinin çok çok üzerine çıktılar... Futbol onların ekmek teknesi... Yani hiçbirimiz onlar kadar üzülemeyiz. Şampiyon olsalar mevcut futbolcuların kazançları artacak ve en önemlisi Süper lig topçusu olacaklardı. Dar kadroyla yapabileceklerin en iyisini yaptılar. Kapasitelerinin üstüne çıktılar. Ligdeki tüm maçlarda canla-başla savaşıp şampiyonluğu averaj ile kaçırdılar. Play-Off'lardaki Konya ve Altay maçlarında da kötü oynamadılar ama turnuva takımı olamadıkları ve bu tür maçlarda tecrübesiz oldukları için hedefe varamadılar. Bu kadroya yer alan birçok oyuncu 37 maçın neredeyse 34'ünde forma giydiler. Kolay mı? Her maç aynı performansı sahaya yansıtmak... Alternatifin olmadığı için her maç oynayıp ayakta kalabilmek kolay mı? Bu çocuklar ne küfürü de eleştiriyi hak ediyorlar. Bu çocuklar sadece teşekkürü hak ediyorlar...

YAZIKLAR OLSUN BU ZİHNİYETE

Eleştiriyi kimler hak ediyor biliyor musunuz? Adanaspor'u yalnız bırakan bu şehrin dinamikleri... Necdet Ünüvar dışında bir tek milletvekilini göremedik. Bir tek belediye başkanını yanımızda hissedemedik... Bir tek sivil toplum örgütünün manevi desteğini alamadık. Parayı-pulu bırakın bir kenara. Manevi anlamda hiç kimseden destek gelmedi. Onlar Adana'nın ileriye gitmesini istemiyorlar... Onlar yalandan Süper Ligi istiyorlar. Olursa gidip 4 büyüklerin maçlarını seyredecekler, olmazsa koltuklarını kaybetmemek için önlerine bakacaklar. Hiçbiri ama hiçbiri çıkıp ne maddi ne de manevi destek vermek için çabalamayacaklar... Yazıklar olsun Adana'nın bu kaderine... Yazıklar olsun Adana'yı geriye götüren zihniyete... Yazıklar olsun bu şehre Süper Ligi çok görenlere... Yazıklar olsun Adanalıları Lig TV ekranlarına mahkûm bırakanlara. Onlar için varsa-yoksa Adanaspor'un şirket takımı olması. Onlar için Adanaspor sadece şunu ifade ediyor; BAYRAM AKGÜL'ün takımı. Maddi yardım yapmadınız, manevi olarak destek vermediniz. Kim kaybetti beyler... Adana kaybetti Adana... Ey Adanalılar... Ey Adanasporlular... Eleştiriyi Adanaspor Başkanı Bayram Akgül mü, Teknik Direktör Kemal Kılıç mı, Aslanlar gibi mücadele eden futbolcular mı hak ediyor yoksa başkaları mı?

TARAFTAR GERÇEĞİ GÖRMELİ

Adanaspor taraftarının da artık gerçeği görmesi gerekiyor... Başkan Bayram Akgül, teknik heyet, futbolcular, personel, bir avuç medya ordusu ve siz taraftarların dışında hiç kimse Adanaspor'un başarılı olmasını istemiyor... Artık bu gerçeği görmek zorundayız. Bu nedenle birbirimizi eleştirmek, yerden yere vurmak yerine bir bütün olmalıyız. Tek vücut olmamız gerekiyor.. Başkanıyla, teknik heyetiyle, futbolcusuyla, medyasıyla taraftarıyla aynı çatı altında birleşip daha güçlü bir Adanaspor yaratmamız gerekiyor. Başkan Bayram Akgül bir noktada mutlaka karar vermesi gerekiyor. Ya büyüyecek ve herkese inat bu takımı şampiyon yapacak, ya sınırlar beni aşıyor diyerek küçülecek ya böyle devam edecek. Ya da bu işten vazgeçmek zorunda kalacak... Ne kadar şevki kırılırsa kırılsın ben Başkan Bayram Akgül'ün hırsına, inadına ve bu işi başaracağına inanıyorum. Sadece onu yalnız bırakmayalım, destek olalım. Maddi olarak destek veremeyebiliriz ama en azından manevi desteğimizi esirgemeyelim. Başkanın kırılan şevkini biz vereceğimiz destek ile eski haline getirebiliriz.

EKMEK PARASI

Taraftara düşen büyük görev var... Birincisi biten sezonda 4 maç ceza alan Adanaspor'un yeni sezonda aynı sıkıntıyı yaşamaması için başlattıkları mücadele devam etmeleri... İkincisi zaten Adanaspor'a destek olan yok, başarısını isteyen yok.. Sadece bu kulüp taraftarıyla yaşayabilir, büyüyebilir.. Ancak bunun içinde artık bölünmeleri bir kenara bırakmalıyız... Geçmiş yıllarda Adanaspor'un şampiyonluğunda pay sahibi olan iki futbolcuyu çok iyi tanıyorum... Birbirlerini sevmezlerdi ama sahaya çıktıklarında EKMEK paraları için birlikte savaşırlardı.. Kim gol atarsa diğeri gider onu sırtında taşırdı. Ama maç bitti mi dışarda birlikte olmazlar, gezmezlerdi. Adanaspor taraftarı da stada geldi mi ortak hareket etmeli. Artık bir noktayı bitirmemiz gerekiyor... Biz tribünde bir bütünüz. Düşüncelerimiz ayrı olabilir, anlaşamayabiliriz ama maç günü veya deplasmanda bir tek sevda yani Adanaspor içir varız diyebilirsek bu takım seneye şampiyonluğu göğüsler. Gelecek sezonun maddi ve manevi anlamda daha zor geçeceğini bilerek birbirimize sarılmamız gerektiğini bilerek hareket etmemiz gerekiyor. Yoksa... Bundan bahsetmek bile istemiyorum ama bir gün galibiyetine sevinemediğimiz, mağlubiyetine üzülemediğimiz, beraberliğine tüh be diyemediğimiz bir ortam ile bir kez daha karşı karşıya kalabiliriz...

Serkan Şenyürek

Yazar: Editor
2010-05-20 17:18:37

 ...Ama Kartları Sıfırlama...

  • Kbong sarıkart cezalısıymış.
  • Yani?
  • Kartlar devam etti.
  • Nasıl bir plansızlıktır bu!
  • Federasyon acaba neresinden uydurmuş bu kuralları?
  • Neyin hesabını,
  • neye göre yapmışlar?
  • Anlayan beri gelsin!
  • Be vicdansızlar,
  • Adanaspor son ana kadar kafa kafaya maçlar oynamıştır,
  • diğer takımlar yatarak gelmiş
  • kartları da temizlemiştir.
  • Eşit koşullarda yaşanmayan mücadele
  • play off'ta da devam etmiştir böylece.
  • Be zalimler,
  • madem kartları sıfırlamadınız 
  • bizim o kadar puan farkımızı
  • neden sıfırladınız?
  • Nasıl bir zihniyet yönetmektedir şu federasyonu?
  • Hiç mi muhasebeniz yok?
  • Aklı izan hiç mi yok?
  • Hadi vazgeçtik onlardan,
  • Yahu hiç mi vicdanınız yok?
Yazar: Editor
2010-05-19 18:36:49

Yok Saymak

  • En etkili tepkidir yok saymak.
  • Güzeldir.
  • Sevgili Erkin yazmıştı fare hikâyesini.
  • Son zamanlarda Adanaspor’un yaşadıkları şehirde bir turnusol kâğıdı etkisi yapmıştır.
  • Gerçek hisler karşıda en net ifadesini göstermiştir.
  • Bundan böyle bu sayfada asla ve kata anılmayacaklar.
  • Hiçbir şekilde, iyi veya kötü.
  • Kendi işimize bakacağız
  • ve nasılsa en kısa zamanda biz şampiyon olacağız.
  • Vira bize…
  • vira...
Yazar: Editor
2010-05-18 19:14:12

Olmaması gereken oldu yine

 

Yine oynadık en güzelinden en azından biz öyle gördük ama yenilen biz olduk.

Bir umutsuzluk üzerimizde, bir iç sıkıntısı  kafa karışıklığı…

Futbolcularımızın, stadyumdaki taraftarların ve biz ekran başındakilerin yüzlerinde aynı şeyler vardı.

"Bitti mi? Bu kadar çaba emek burada sonlanacak mı? Biz bunu hak ettik mi?"

soruları yüzümüze yansımıştı sanki.

Ne bileyim konuşsak ağlayacağız. Sustuk yine gözlerimiz doldu.

Ama içimizde hala bir yerlerde "daha iki maç varı, olabiliri, neden olmasını" da büyüttük bir süre sonra.

Umut bitmez dedik kendi kendimize.

Hayat ta hep böyle değil mi?

Üzüntüler ,sevinçler ,pişmanlıklar ,geriye dönmeler, ah keşkeler, ama olsunlar…

Bunlar hep hayatın içinde , bunca yıldır  kim bilir kaç kez üzüldük ve kaç kez sevindik?

En sevdiklerimizi kaybettik bir daha hiç görmemecesine, her şeyin bittiğini sandık ama yaşam bizi yine kendi yoluna çekti. Olması gerekeni yaptık öylede olmalıydı.

Her acıda öldük ama yeniden dirildik ;azalttık acımızı, paylaştıkça dostlarımızla…

Sevinçleri çoğalttık sonra sırası geldiğinde.

Hep sevinmek olsun konu Adanaspor olunca dedik ama oda olmuyor ne yazık ki.

Derler ya her şey karşıtıyla anlamlı.

Sevinç üzüntüyle; iyi kötü ile; güzel çirkinle anlamlanır.

Bu yüzden üzülmekte bizim için sevinmekte.

Üzüldük belki dün ama yolun sonunda sevinmekte var.

Umalım ki bu üzüntü hali bizi daha güçlü sevinmelere doğru götürsün.

Bekleyelim ve görelim…

Yaşasın Adanaspor.

 

Zalif Aktaş

Yazar: Editor
2010-05-17 22:57:13
3-1

Yenildik

http://ul.gcg.me/files/2010-05/konya_adana_playoff_10.jpg

  • Oyunun hâkimiyken yenilmek ne hazin oluyor.
  • maç esnasında Alper’le konuşuyoruz.
  • Duran top dışında gol yemeyiz Konya’dan.
  • Ve duran toplardan 2 gol yiyoruz,
  • maç gidiyor.
  • Olsun.
  • bizim Adanasporumuz bizim başımızı öne eğmeden oynamıştır bu akşam.
  • Biz zaten ilan etmiştik tüm düşüncelerimizi ve duygularımızı.
  • Yenilmişiz…
  • Yenildikse yenildik.
  • Ortada baki olan bir şey var,
  • Adanaspor aşkımız.
  • Hepinize teşekkürler.
  • Baştan sona.
  • Sağ olun arkadaşlar,
  • bize yaşattığınız tüm heyecanlar için.
  • Kalan iki maçta umudumuz azalsa da,
  • son karşılaşmaları alıp kalan neticeye bakacağız.
Yazar: Editor
2010-05-15 20:45:21

Bayram Akgül

Gelelim Adanaspor’un neden Adana’dan hiçbir şey göremediğine. Çünkü korkuyorlar. Bayram Akgül kimsenin yanından bile geçemeyeceği bir cesaretle bu işe el atmıştır ve sonuç almıştır. Hepimizin ezberden bildiği şeyleri bir daha bir daha yazmaya gerek yok. Öyle, Bayram Başkan bu bahiste şehre korku salmıştır. Ekâbir tutuşmuştur. Kumdan kaleler bu esnada yıkılmıştır. Kolay mı, adı sanı bilinmez bir adam gelecek, Adanasporluları gönendirecek. Hedeflerine bir bir ulaşarak adeta düşman çatlatacak.

Sözün özü, “son bir hamleyle şampiyon olursa bu takım, Bayram Akgül efsanesi hepimizi ezer, ne yardımı, hatta olası yardımlara bile bir çomak sokmalı. Hem ben yardım edeceğim şöhreti Bayram Akgül götürecek; bıy bıy bıy…” diye düşünüyor efendiler. Evet, siz yardım etseniz de etmeseniz de; bu takım şampiyon olsa da olmasa da, biz yine Bayram Akgül’ü alkışlayacağız, onu gerekirse efsane ilan edeceğiz, Hamza abiye de bir selam çakmayı ihmal etmeyeceğiz, ne iyi ettin de iyileştin. Haddizatında görecek günler var daha. Kemal Hocayı ve her bir futbolcuyu kahraman ilan edeceğiz, tarihinin en güzel Adanaspor’unu… Siz yardım etseniz de etmeseniz de biz de Bayram Başkanı gönendireceğiz. En kralınıza inat onu daha fazla seveceğiz.

Öyle hariçten bir otobüs kaldırmayla kimselere ağam paşam demeyeceğiz. Yiğidin hakkını sadece yiğide vereceğiz… Lakin o şampiyonluk fotoğrafına kafasını “yine hariçten” sokmaya çalışana da sıkı bir yuh çekeceğiz… hatta ilk postayı şimdiden yolluyoruz: YUH!

Evet, Çanakkale'den de bakınca böyle görünüyor manzara :))

Yazar: Editor
2010-05-15 08:45:46
ntv
Adanaspor / Yensen de Yenilsen de
 
 http://ul.gcg.me/files/2010-05/yenilsende.jpg
 
  • NTV'de yayımlanan "Yensen de Yenilsen de" programı bugün Adanaspor'umuzu da konuk ediyor.
  • Çok geç kalmış bir davet olsa da sevindirici bir gelişme.
  • özellikle play off'lar ve genelde Adanaspor konuşulacak.
  • Elbette başka konuklar da vardır, bizim cephemizden konu o çerçevede.
  •  Adanaspor'u orada sevgili Serkan ve Kayhan temsil edecek.
  • Güzelbir konuşma olacaktır.
  • Yolları açık, sözleri güçlü olsun,
  • Vira
Yazar: Editor
2010-05-14 10:10:27

İzmir’den

http://ul.gcg.me/files/2010-05/as1.jpg
  • Cuma sabahı yazısını İzmir’den yollamak icap etti. Bu 10 gün itibariyle iyiden iyiye rakip İzmir. Ama İzmir takımlarının şampiyonluğu zorlayacağını düşünmüyorum. En azından yeterince zorlayacaklarına pek ihtimal vermiyorum. Diyeceksiniz ki dün ne yazdın bugün ne diyorsun? Haklısınız. Dün genel bir bakışı ifade ettim. Tamamen standartlar dâhilinde bir yaklaşımla… Bu yazıda işe hislerimi de katıyorum. En sonda da isteklerim olacak tabi ki. O istekler de hemen hemen hepimizin istekleridir…
  • Ben şöyle diyorum. Ali Sami Yen’de pazartesi akşamı saat 9.45’te üç puanı hanesine yazan takım, iki İzmir takımının aralarındaki o ilk maçı pek de umursamayacak ve süper lig biletini alacaktır. Diyorum… Bu yazıyı İzmir’de böylece noktalıyorum, İzmir takımlarını da saf dışı bırakarak: ))
  • E, o zaman vira...
http://ul.gcg.me/files/2010-05/as2.jpg
Yazar: Editor
2010-05-11 09:38:40

Omuz Omuza

İlk iki biletini alamayarak Play-Off yolunu tuttuk.
Şimdi asıl ve en büyük heyecan başlıyor. 17–23 Mayıs tarihleri belki de hayatımızın en özel dönemlerinden birisi olacak... Özel ve bir o kadar da heyecanlı bir bekleyişe geçtik. Heyecan iyi güzel de, sanki biraz da gerginlik ve endişe var. Hayır, bu gerginlik ve endişenin temeli takımımız değil, tribünlerimizin durumu! Takımımızın pozitif futbolu ve yüksek form grafiği heyecanımızı tavan yaparken, tribünlerin içyapısı ve her telden çalınıyor olması gerginliğin ve
endişenin temel noktası...

Peki, ne yapmalı? O kadar çok kola ayrıldı ki Adanaspor tribünleri... Turbeyler Grubu, Kuzey Kale Arkası Grubu, Düşünce Platformu, Adanaspor.ORG, Maraton Tayfası ve bu git-gelin arasında ki yüzlerce, binlerce Adanaspor sevdalısı... Hayır hayır, o bildik senaryoları yazmıyorum... "Birleşilsin!" diye haykırılmasının hiç bir anlamı yok, olamaz da. Benim bu noktadaki önerim daha farklı... Bir kıvılcım yakılmalı... Kıvılcımın koca bir ateşe dönüşmesi için de sihirli cümle şudur; Sadece Bir Hafta Birbirinize Tahammül Edin!

Hatayı karşımızdakinde aramanın zamanı değil şimdi. Adanaspor'un tribün gücüne katkı koyan tüm birimleri bir araya gelmeli ve sadece İstanbul için yoğunlaşmalı! Adanaspor'umuz tarihi dönemeçlerden birinden geçiyor. Eğer bu inatlaşmaları bir hafta ertelemezsek sonradan belki de çok büyük pişmanlıklar yaşayacağız. İstanbul'da daha iyi bir tribün nasıl
yapılır? Organizasyonun seyri nasıl olur? Bunu düşünmeli herkes. Ayrı ayrı değil, tek bir elden...


"Organizasyonu ben yaparım! Gelen gelir, gelmeyen beni bağlamaz..." demenin zamanı değil... Sadece bir hafta birbirimize tahammül edelim ve yeni sezonda 4–5 kol değil gerekirse 10–15 ayrı kolla Süper Lig takımımızı destekleyelim. Ancak şu sırat köprüsünü bize yakışır şekilde atlatalım!


Unutmayın; Konyaspor yönetimi ve belediyesi Konyaspor taraftarına sınırsız otobüs veriyor... İzmir'de Altay ve Karşıyaka için dernekler ve yönetimler "Bir otobüs de sen kaldır" kampanyasına başladı. Ölü şehir Adana'da tık yok. Bu sinerjiyi yaratmak için bir enerji lazım. Bu enerji de birlikte hareketle sağlanabilir. Gecikilen her gün Adanaspor tribünlerine zarar
verecektir. İstanbul'da azınlıkta kalmamak için sınırsız otobüs şart. Bu zorunluluğu gerçeğe dönüştürmek için atılacak tek adım; birlikte harekettir...

Not: Grup bazında son 2 maçta Kuzey ve Güney'deki
kalabalığı herkes görmüştür. Tek bir kale arkasına girildiğini düşünün
ve gruplar ayrı olduğu için maratonu tercih eden binlerce Adanaspor
gencini de düşünün! İşte tüm bu potansiyeli İstanbul'da tek bir tribünde omuz omuza hayal edin... Ne Altay'ın tribünü, ne Konya'nın tribünü ne de Karşıyaka'nın Çarşı'sı karşısında dimdik ayakta duran koca bir turuncu ordu... Zamanı şimdi, yarın geç olmadan...


Şenol Yıldızdoğan

Yazar: Editor
2010-05-10 20:11:13

Bayrak Nöbetine Doğru

 http://ul.gcg.me/files/2010-05/ass_1.jpg

  • Bayrak indirme mevzuları oluyor.
  • Belediyenin veya valiliğin astığı "başarılar" içerikli pankartlar da yırtılıyor.
  • Oradaki hissiyatın ne olduğu aşikar…
  • Lafı uzatmaya gerek yok.
  • Ama sonuç olarak şu çıkıyor ortaya:
  • Demek Adana semalarında
  • Adana’nın hiçbir takımının bayrağı dalgalanmayacak.
  • Yarın bir gün Fener şampiyon olursa onların bayraklarını göreceksiniz orada burada.
  • Ama Adana takımlarının bayrakları ne yazık ki bir şekilde olmayacak.
  • Diyeceksiniz ki Adanaspor bayraklarına, pankartlarına bir grup karşı taraftar saldırıyor,
  • genellememeli.
  • Doğrudur.
  • O zaman oradaki olası bayrak asmalara bir grup Adanasporlu da aynı şeyi yapabilecektir.
  • Onu da genellememeli…
Yazar: Editor
2010-05-08 14:23:42

Gece Gelen Telgraf

  • Dananın kuyruğu kopacak kopacak da,
  • bu kopuş keyfimize göre mi olacak
  • orası meçhul.
  • Ama biz çıkacağız,
  • yine topumuzu oynayacağız
  • ve programları gecenin sonucuna göre yapacağız. 
  • Erciyes normal kadrosuyla çıkar
  • normal oyununu oynarsa ne ala,
  • yok tersi bir durum olursa da yapacak hiçbir şey yok,
  • yeni bir hareket planından başka: ))
  • Bekleyeceğimiz şey İzmir’den “gece gelen telgraf” olacaktır
  • yine de…

Şampiyonluk maçı fotoğrafları gece yarısında foto-yorum’da…

Önceki Adanaspor-Karabükspor maç fotoğrafları için tıklayınız…

 http://ul.gcg.me/files/2010-05/as11.jpg   http://ul.gcg.me/files/2010-05/as22.jpg   http://ul.gcg.me/files/2010-05/as33.jpg 

1. Maç Adana                    2. Maç Adana             3. Maç Karabük

Yazar: Editor
2010-05-08 10:22:05

Gidelim Buralardan

http://ul.gcg.me/files/2010-05/ad.__amp.jpg

Şu macerayı bir hatırlatayım diyorum.

2003–2004 Süper Lig.

2004–2005 1.Lig

2005–2006 liglerde bile yokuz.

2006–2007 3.lig

2007–2008 2B

2007–2008 Yükselme Grubu

2008–2009 1.Lig

2009–2010 1Lig

Sadece son iki sezonu aynı ligde oynamışız. Onun dışında 7 ligi hiç tekrar etmemişiz. Laf kalabalığı yok, gösteriş yok, ağlamak sızlamak yok, şaibe yok, Adana’yı iliklerine kadar sömürmek yok, kendi başını çaresine bakmaktan başka hiçbir şey yok, ama Adanaspor var. Adanaspor direnci ve azmi var. İyi bakın; burada, bırakın bu şehri, bölgeyi, Türkiye’de tanık olamayacağınız bir mücadelenin kronolojisi var. Olmayan bir şeyi varmış gibi göstermek yok, olana ekleyerek gitmek var. Ve bu sezon, tarihinin en güzel Adanaspor’larından biri var. Sadece saygı duyulacak bir Adanaspor var. Ve son saniyeye kadar savaşacak bir Adanaspor var. Dostlara hatırlatılır, düşmanlara duyurulur.

Ali Kaptan

Yazar: Editor
2010-05-07 14:56:05

Çağrı

Özellikle Buca ve ardından yaşadığımız Giresun yenilgisi ile haftalarca tartışmıştık… Sevgili Hakan ile bu sayfada hayli sert kapışmalarımız olmuştu… Konu alkıştı… Alkış neyi anlatıyor? Rakibi alkışlamak ihanet midir? gibi sorulara yanıt aramıştık… Bütün bu tartışmaları geride bıraktık… Bir futbolcunun sezon boyunca gösterdiği performansın iniş çıkışları gibi bizim de inancımız inişler ve çıkışlar gösterdi… Sevdamız hep yükseldi; ama şampiyonluk inancımız bazen azaldı bazen çoğaldı… Şimdi her şeyi geride bıraktığımız bir noktadayız… Şampiyonluğa inancımız elbette sürüyor…

  • Cumartesi olmazsa, dörtlü çarpışmada olacak, başka yolu yok… Özellikle Ali Sami Yen stadında oynanacağını öğrenince daha bir güçlendi şampiyonluk inancı bende…
  • Galatasaray’ın Avrupa’yı dize getirdiği stad, Adanaspor’un kurulan kumpasları, çevrilen dolapları, tüccar mantığını insanlık mantığından ayıramayanları dize getirdiği yer olacak eminim…
  • Bunların hepsi bir yana, asıl söyleyeceğim şey 8 Mayıs 2010 saat 20.00 ile ilgilidir… Sevgili Hakan yazmış, muhtemelen Buca, son maçta bırakmayacaktır şampiyonluğu… Muhtemelen bezirgan yöneticiler, en azından süper lige ayakbastı parası için tekrar kuracaklardır tezgahlarını, hatta kurmuşlardır bile…
  • Bunların hiçbiri önemli değil… Burada önemli olan tek nokta var: Dün tartıştığımız noktada bugün birleşme zamanıdır… Alkışı hangi anlamda görüyorsanız görün fark etmez… Gün alkış günüdür…
  • Karabük, alkışlarla uğurlanmalıdır Süper Lige, hem de tribünlere çağrılarak…Bu emekçi insanlara ve emeğin kentine borcumuzdur bizim…
  • Bayram Akgül, alkışlanmalıdır; her türlü tezgahın kurulduğu bir ligde tertemiz ayakta kaldığı ve Adanaspor adına leke sürdürmediği için…
  • Kemal Hoca, alkışlanmalıdır çokça; Ekrem Al’ın sistemsiz, korkak oynayan takımından şampiyonluğu son dakikaya kadar kovalayan bir takım yarattığı için…
  • Buca ya da Adanaspor fark etmez iki şampiyon takım kurduğu için… Futbolcular alkışlanmalıdır; kendini taraftar zanneden birkaç kendini bilmezin küfürlerine rağmen, sırtlarında yalnızca rakip takım forması olmayan hakem ve hakemciklere rağmen inançlarını hiç yitirmeden savaştıkları için…
  • Bir de taraftar kendini alkışlamalıdır, bir kentin üvey çocuğu gibi davranılan, galibiyetten sonra otobüsü, aynı kentin öz çocukları(!) tarafından taşlanan bir takıma usanmadan, yılmadan destek olduğu için… Demem o ki:

Bu cumartesi alkış şölenine davetlisin… Rakip takımı ile, kendi takımınız ile, alkış tufanında siz de yerinizi alın… Hem kim bilir bakarsınız, bu alkış tufanı 5 Ocak’tan iki şampiyon uğurlar Süper lige…

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-05-06 17:54:23

Olası Kutlama İçeriği

http://ul.gcg.me/files/2010-05/clps.jpg
  • Bucaspor Erciyes’i yener ve şampiyon olursa önce Kemal Hocamızı kutlarım,
  • nasıl bir takım bırakmış orada.
  • Sonra Buca futbolcularını kutlarım, onca mücadele orada da var neticede.
  • Şimdiki hocalarını kutlarım biraz, takımı diri tutmuştur.
  • Yılmaz’ı kutlarım, sanırım Kemal Hocadan sonra aslı hoca oydu, en azından sahada oydu.
  • Bucaspor taraftarını kutlarım.
  • Onların şampiyonluk sevinçlerine gıpta ederim, helal olsun size derim.
  • Çünkü her taraftarın çektiği eziyet ayrı bir hayatın içinde saklıdır.
  • Amma, o bezirgân kılıklı, badem bıyıklı (uyak olsun diye öyle yazdım: )) Bucaspor yönetimini bu manada tanımam bile,
  • hatta olası şampiyonlukta süper lige hoş geldin parasının akıbetini Bucalılar takip de etsin derim.
  • Çünkü o kadar tezgâhçı fesat bir zihniyet her arsızlığı yapmaya müsaittir.
  • Evet, orada olası bir şampiyonlukta yukarıda saydıklarım pek ala kutlanabilir,
  • fakat Bucaspor yönetimi her an yuhalanabilir,
  • izin vardır;
  • çünkü her durumda küme düşmüşlerdir.

_____________

Not: Yahu bunlar şampiyon olamazsa önce ta oradan Kemal Hocaya saldırırlar bir bahane bulup. Sonra kendi topçularına saldırırlar çeşitli ithamlarla, ilk önce de Yılmaz’a giydirirler… İnanın öyle olur gelişmeler o basiretsiz Buca yöneticilerin sapkın zihinlerinde ve eylemlerinde-söylemlerinde. Çünkü anlaşıldı ki orada şampiyonluk için her yol mubahtır ve tek hedeftir hayatlarında; ahlak, erdem, insaniyet ve haysiyet hak getire…

Yukarıda saydıklarımız "kutla" bölümündedir,ama o herifçioğulları -ma ile tamamlanmaktadır...

http://ul.gcg.me/files/2010-05/buc.jpg
  • Bu da Bucaspor yöneticilerine dair son yazıdır, zaman kaybı olmasın artık... 
Yazar: Editor
2010-05-06 09:26:54

Teşekkür ve Takdir

http://ul.gcg.me/files/2010-05/adanaspor.jpg

Şimdi önümüzde bir tek maç var, biz öyle diyelim. Ama yanında bir maç daha… Buca’da…

Ne mi olur? Ne olursa olsun, biz alnımızın akıyla ve gevezelik yapmadan başlayacağız haftaya. Öyle de bitireceğiz. Bu hafta veya dörtlü çarpışmada çıkarız süper lige. Çıkmasak ne gam…

Buca yöneticileri gibi kendi gururunu ve onurunu ve o koca yöneticilik ağırlığını ayaklar altına alıp şampiyon olduktan sonra, ne anlamı var o şampiyonluğun. Enteresan, adam son haftaya dev gibi bir avantajla girmiş hala ağlıyor. Neyse, orayı geçelim.

Bu yazının amacı farklı. Bu bir teşekkür yazısıdır. Ciddi bir rahatsızlık yaşayan sayın Hamza Akgül’den başlayalım teşekküre. Bayram Başkana teşekkür, Kemal Hocamıza teşekkür, teknik kadroya; Tolgahan’a, Zülküf’e, Ersan’a, Recep’e, İzzet’e, Anıl’a, Metin’e, Koray’a, Nuri’ye teşekkür; Onur Acar’a, Onur Demirtaş’a, Rahman’a, Talha’ya, Fevzi’ye, İlyas’a, Mohammed Ali’ye teşekkür; Okan’a, Kbong’a, Mbilla’ya, Emre’ye, Sinan’a teşekkür. Adını saymadığım futbolcu kalmadı sanırım, sayamadıklarıma da teşekkür, malzemeciye, doktora, masöre teşekkür… Bu takımda emeği geçen herkese teşekkür. Takımını hep destekleyen, kötü anında da yanında olmayı bilen yürekli taraftara teşekkür; Adanaspor’u basında, taraftar sitelerinde, formlarda kollayan, destekleyen, yücelten her bir arkadaşa teşekkür. Sonuçta ADANASPOR,a TEŞEKKÜR, tüm bireyleriyle. Bu takım sezonu TAKDİRNAME İLE BİTİRMİŞTİR.

Yazar: Editor
2010-05-05 13:24:32

Buna Ne Dersiniz Beyler?

http://ul.gcg.me/files/2010-05/images_1.jpg

Buca yöneticilerinin Ordu öfkesi, www.bankasyabirincilig.com.tr sayfasına bile yansımış… Beyler, kendilerini Rize’de tur atmaya öyle hazırlamışlar ki evdeki hesap çarşıya uymayınca ne diyeceklerini bilemiyorlar… Çözümü, “Allah bize sahamızda tur atmayı nasip etmiş” demekte buluyorlar…

Bu arkadaşlara, bir kolaylık yapayım dedim ve üşenmeden Kayseri Erciyes ile ilgili istatistiklere baktım… 14.02.2010 tarihinde deplasmanda Karabükspor’a 4–2 yenildikten sonra on bir maç yapmış Erciyes takımı ve bu on bir maçta yalnızca bir kez yenilmiş… 6 beraberlik, 4 galibiyet almış… Rize ve Hacettepe’yi 3–1, Gaziantep belediyesini 3–0 yenmiş kendi evinde… Deplasmanda ise Boluspor’u 2–1 yenmiş…  Mersin ve Adanaspor ile 0–0; Giresun, Samsun ve Kocaeli ile 1–1; Karşıyaka ile 2-2 berabere kalmış… Tek yenilgiyi İzmir’de Altay’dan almış, o da 1–0 gibi bir skorla…

Kısacası, 14.02.2010 tarihindeki Karabük yenilgisinden sonra tek yenilgi alan Erciyes bir yandan da deplasman fatihi olmuş… Mersin, Giresun, Samsun, Kocaeli deplasmanlarından beraberlik çıkarırken Bolu deplasmanından üç puanla dönmüş…

Gelelim konunun özüne… Ordu maçımızı şaibeli göstermeye çalışan beylere soralım şimdi…

SORU 1: Çok değil daha yedi hafta önce yani 26. haftada bizden sekiz puan öndeyken neden sesiniz çıkmıyordu da puanlar eşitlenince birden feryat figana başladınız?

SORU 2: Rize ile oynadığınız maçın daha ilk dakikalarında Rizespor atağında,  yüzde yüz penaltı olan ve kırmızı kart gerektiren pozisyonu, hakemin es geçmesini, üstüne üstlük yayıncı kuruluşun pozisyonu tekrarlamamasını saklamak için mi Orduspor’a ve Ahmet Akcan’a saldırıyorsunuz?

SORU 3: 11 haftada tek yenilgi alan; 11 haftanın altısını deplasmanda oynayıp beş maçtan puan ya da puanlar çıkaran Erciyes’in size karşı nasıl oynayacağını hesap ediyorsunuz ki : “Allah bize sahamızda tur atmayı nasip etmiş” diyebiliyorsunuz?

SORU 4: Erciyes’i yeneceğinizden çok mu eminsiniz ki bizim bu haftaki rakibimize yani Karabükspor’a, onur gibi mertlik gibi çağrılar yapmıyorsunuz?

SORU 5: Siz bu çağrıları yaparken sizin rakiplerinize de çağrı yapılabileceği hiç aklınıza gelmiyor mu?

Siz bu sorulara yanıt ararken ben o çağrıyı yapayım buradan…  11 haftada altı deplasmanın beşinden puan ya da puanlar çıkaran 40 yıllık Erciyes takımı, Buca’nın feryatlarına kanmayacaktır… Bucalı yöneticilerin tuzaklarına düşmeyecek ve sahaya çıkıp aslanlar gibi oynayacaktır… Aksi bir durumun gerçekleşmesi Erciyes adına silinmez bir leke bırakacaktır… 

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-05-05 00:52:25

Cumartesi Ateşi

http://ul.gcg.me/files/2010-05/saturday_night.jpg

8 Mayıs 2010 Cumartesi, saat 20.oo. Bu tarih Adanaspor’un Süper Lig’e dönüş tarihi olabilir. İhtimal biraz düşük olsa da... Düşük ihtimal diyorum, çünkü bırakın Buca’yı hiçbir takım evinde şampiyonluk fırsatını son doksan dakikada elinden kaçırmaz.

Fakat, Olaya Bucaspor yöneticileri gibi baksak;

  • Bucaspor Erciyes maçını bağlayabilir,
  • Erciyesspor maça asılmayabilir,
  • etliye sütlüye karışmak istemeyebilir, Adanaspor’a karşı her iki maçta oynadığı futbolu oynamak istemeyebilir,
  • Buca’nın feri gitmiştir,
  • doping kontrolü yapılsın,
  • federasyon bu maça dirayetli ve tribün baskısına aldırmayacak bir hakem tayin etsin,
  • saha gözlemcileri falan filan Rizespor – Bucaspor maçında olduğu gibi olası bir “ikinci evcilik oyunu”na dikkat etsinler,
  • temiz bir maç olması için gereken titizliği göstersinler,
  • ortada onca emek vardır,
  • o da hazin bir şaibeye kurban gitmesin...
  • gibi laflar edebilirdik.

Bakın yukarıda sıraladıklarımız Bucalıların bile aklından geçiyordur. Herkes böyle şeyler düşünebilir. Futbol âlemi böyle komplo teorilerine pek hazırdır ve teori üretmeye de heveslidir. En bariz örneği Bucaspor yöneticileridir. Evet, insanoğlu her şeyi düşünür ama canım her düşündüğünü söylemez herhalde, yoksa adamı döverler valla : ))

Ama bir sürpriz dileği olmadan da bu yazı bitmez değil mi? Evet, Buca’da bir Erciyes sürprizi… Pek şık olur: ))

Yazar: Editor
2010-05-04 16:53:03

Geçmiş Olsun…

http://ul.gcg.me/files/2010-05/hak.jpg

  • Hasta hasta deplasmana gidip
  • iyice rahatsızlanan
  • Sayın Hamza Akgül’e acil şifalar diliyoruz.
  • Onun Adanaspor sevgisi tartışılamayacak bir olgudur
  • ve o, tribünden gelmiş bir yöneticidir,
  • tüm takım
  • şampiyonluğu Hamza Akgül'eithaf etmek için
  • ayrıca motive olmuştur.
  • Sıhhat ve şampiyonluk için,
  • Karabük maçında sağlıklı haliyle yerini alması dileğiyle…
Yazar: Editor
2010-05-04 09:48:28

Korku İliklerine İşledi!

http://ul.gcg.me/files/2010-05/bc.png

Buca yöneticilerinden bir zat! Orduspor’un ve Ahmet Akcan’ın maçı verdiği yolunda açıklamalar yaparak ortamı germeye devam ediyor… 33 haftadır federasyona ve oynayacağımız takımlara yönelik, kendilerinin yaptığı uslanmaz, arlanmaz açıklamaları bırakmak bir yana her geçen gün terbiye sınırlarını zorlayarak açıklamalarına devam ediyor…

Son iki haftaya kadar bizi cumartesi ya da pazar oynatıp kendilerini pazartesi gecelerine saklayan ve bizim aldığımız sonuçlara göre rahat oynamalarını  sağlayan federasyon desteğini aklına bile getirmiyor… Küme düşme korkusuna rağmen Ordu’dan gelen gol haberinden sonra al gülüm ver gülüm top oynayan Rize kıyağını saklamak için bizim 90 artı 3’te dişimizle tırnağımızla aldığımız galibiyeti kirletmeye çalışıyor…

Son dört haftadır galibiyet alamamanın sıkıntısına bir de son maçı bizimle aynı saatte oynamanın stresi eklenince çileden çıkıyorlar… Son iki dakikada (Allah’ın yardımıyla!) yendikleri Karşıyaka ve diğer İzmir takımı Altay’dan, Başkanları aracılığıyla yardım istiyorlar… Başkanları buyuruyor ki: “İzmir’e şampiyonluk yakışır… Yapılan hatanın telafisi olmayacak bir maça çıkacağız… Gün bu gündür… İzmir bizi desteklemelidir.”

Bu açıklamaya Ordu maçı şaibelidir diyen zat ek yapıyor ve diyor ki: “Allah bize şampiyonluk turunu İzmir’de nasip etmiş!” Önce, Konya Adanaspor’dan puan alacak biz tur atacağız dediler, Konya bizden puan aldı; ama Mersin’e takıldılar… Sonra Kartal’a güvendiler, biz yendik, kendileri de Gaziantep’e takıldılar… Sonra Ordu insanının mertliğinden dem vurup Rize’den şampiyon olarak döneceğiz, dediler… O da tutmadı… Şimdi, bizi tahrik ederek, bize hakaret ederek moralimiz bozmaya, bizi germeye çalışıyorlar… Çünkü Erciyes maçında tur hesabındalar… Resmi internet sayfalarında “Puanı kaptık, tur haftaya” diye başlık atmışlar… Bu güven dolu açıklamanın ardında “Erciyes’le yapılan gizli bir pazarlık mı var?” sorusu geliyor insanın aklına…

Yok canım, Erciyes, mazisi temiz bir takımdır… Erciyes kimin şampiyon olacağına değil onuruna bakar… Nasıl içerde ve dışarıda bizden beraberlik aldıysa Buca’dan da puan ya da puanlar almak için oynayacaktır… Yapılan açıklamaların Erciyes’le bir bağlantısı yoktur… Siyaseten Buca’ya destek olup “onur” dersinden sınıfta kalmayı kabul etmez Erciyes takımı…

Bütün bunları bir kenara bırakıp bu açıklamaları yapan adama şunu söylüyorum: “Behey, herkesi kendi gibi gören, her yapılan işte tezgâh(!) arayan zat! Turuncu formayı giyen bu gencecik çocuklar, alın terleriyle yazıyorlar tarihi… Biz Karabük maçında onurlu bir kavganın onurlu neferlerini avuçlarımız patlayana kadar alkışlayacağız… Sizden gelecek haber umurumuzda bile değil, çünkü bizim Kaplanlar onurlu duruşun şampiyonu olmuştur zaten… Ya siz sayın zat, tezgâhlar kurduğunuz, dolaplar çevirdiğiniz bir şampiyonluk için bunca figan içindesiniz! 

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-05-03 20:01:15

"Köpekleşmenin Tarihi"

http://ul.gcg.me/files/2010-05/kpk.jpg

Adamın birine ne desek az. Adını bile anmaya gerek yok. Rezillik ve kışkırtma diz boyu, durmadan tahrik edici laflarla konuşuyorlar, sevgi saygı bırakmıyorlar, işi de çığrından çıkarıyorlar.

Tamam; centilmenliktir, bilinçtir, hürmettir, prensiplerimizdir, insanları incitmemektir; ulan bunu galiba bir biz düşünüyoruz. Ötede âlem her tarafa saldırıyor, herkesi itham ediyor. Ulan Mersin’i yenemediniz, ulan Gaziantep’i yenemediniz, ulan Rize ile evcilik oynadınız, ulan Adana’da berabere giden maçta penaltımızı çalamadı hakem, devamında maçın daha ilk on dakikasında gösterilen sarı kartlarla bir gözdağına maruz kaldık ve puanlarımız o hakem tarafından itinayla hırsızlandı, ulan bu taraftar sizi alkışladı attığınız gollerde her ne kadar onaylamasam da.

Ulan Kayseri’de bariz golümüz verilmedi, ulan galip gelemediğiniz maçlarınızda biz mi tuttuk ayağınızı gol atacağınız esnada. Bileğinin hakkıyla şampiyonlukmuş. Be terbiyesiz adam Karşıyaka’ya son dakikalarda attınız, hafızasız adam zorla belleğini üstelik on kişiyle üstelik saçma sapan bir şekilde attınız o golü de, ne yani o maç tezgah mıydı o zaman, maçın 2-2'ye gelmesi numara mıydı; be tahrikçi, Altay’a son dakikalarda attınız; be vicdansız, Ordu’yu şaibeli golle yendiniz; be arsız, hiç mi saygın yok o bahsettiğin bilek hakkına.

Maçı veren takım 90+3’te mi yer golü. Saçma sapan gollermiş… Yahu bizi tahrik etmek için mi konuşuyorsun böyle, Yahu bir haftayı da boş geçin, gevezelik etmeden şampiyon olun, biz de her şeye rağmen tebrik edelim sizi.

Not: Bu hafta önereceğimiz kitap, okuyunuz, Nihat Genç’ten: Köpekleşmenin Tarihi

Yazar: Editor
2010-05-03 02:21:39
Onur mu Dediniz!!!
 
http://ul.gcg.me/files/2010-05/images.jpg

Buca yöneticileri, hafta boyunca Ordulu insanların mertliğinden dem vurdular, Karadeniz insanının şaibeye bulaşmayacağından söz ettiler, “Ordu bize karşı nasıl oynadıysa Adanaspor’a karşı da öyle oynamalıdır” dediler… Bunlar iyi niyetli sözler gibi görünse de altında yatan psikolojik yıldırma hareketiydi ki meyveleri maçta görüldü… Maçı Serkan anlatırken arka plandan sürekli “Bir baba hindi” tezahüratı geliyordu Ordu tribünlerinden…

Bir kentin onurunu silah olarak kullanmak, insanları tahrik etmek, Buca yöneticilerinin uzmanlık alanı olmuş artık… Bizimle oynayacakları maç öncesi hakemleri tahrik ettiler, federasyona yüklendiler, kamuoyu yarattılar ve verilmeyen bir penaltıyla mağlubiyetten kurtulup üstüne bir de galibiyet aldılar…

Adanasporlu futbolcular ve yöneticiler ise söylenenlere, yapılanlara kulak asmayıp işlerini yaptılar… “Şampiyonluktan vazgeçeriz; ama onurumuzdan asla” dediler… Ve bugün tahrik edilmiş, kışkırtılmış olarak karşılarına çıkan ve üstüne bir de galibiyet golünü bulan Orduspor karşısında üç puanı dişleriyle tırnaklarıyla söke söke aldılar…

Bu saatten sonra, ikili averajmış, ipler hala Buca’daymış, bunların hiçbiri önemli değil… Çünkü Kaplanlar, onur savaşını kazanıp gönüllerde şampiyon olmuştur gayrı… Kazanmak için her yolu mubah görüp, kurumları, takımları, kentleri tahrik ve taciz edenler ise insanlıktan alamadıkları nasiplerini bırakın şampiyonluktan alsınlar…

Ha bu arada, onların silahını kullanmak zor değildir, çok da kolaydır…  Örneğin bugün itibarıyla, Kayseri Erciyes’in dürüstlüğüne inandığımızı, bizden aldığı beraberliği Buca’dan da alacağına emin olduğumuzu, iki takım yöneticileri arasındaki siyasi kardeşliğin futbola yansımaması gerektiğinden falan söz edebiliriz… Ama gelin biz, geçen yazımızda söylediğimiz sözü tekrarlayalım ve Karabük maçına odaklanalım: “şeytan kuyu eşer; o kuyuya döner kendi düşer” 

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-04-19 22:15:40

Filmi Biraz Geriye Sarsak…

http://ul.gcg.me/files/2010-04/ad.__amp.jpg

2007–2008 yükselme grubu, son 3 hafta, sahne şöyleydi:

  • Karabük 30 puan,
  • Demirspor 30 puan
  • Adanaspor 26 puan.

4 puan geriden takip ediyorduk iki takımı. Kalan 3 maçta 9 puan alan Adanaspor rakiplerinin puanlar kaybetmesi sonucu ligi 35 puanla şampiyon olarak tamamlamıştı.

Ve o son üç haftaya girerken şöyle bir slogan atmıştık:

Biz bitti demeden bitmez.

______________

Not: İsmail’e hakkını bir kez daha teslim etmeli: )) Şimdi ondan “nabzımıza göre” bir son üç hafta analizi bekliyoruz. İsmail, duy sesimizi: ))

Yazar: Editor
2010-04-15 11:08:15

Korkan Değil, Korku Salan

http://ul.gcg.me/files/2010-04/__gygelir.jpg

Cumartesi günü rakip beraberliğe razı bir oyun sergileyecektir, çünkü hem Bolu deplasmanında ummadıkları bir galibiyeti cebe atmışlardır, hem 7.takımla 6 puanlık hoş bir mesafe oluşmuştur ilk 6’nın selameti için, hem ilk iki beklentileri sıfırdır, hem de rakip Adanaspor’dur. Bu sonuncudur bizi umutlandırıp cesaretlendirendir. “rakip Adanaspor, ayağımızı denk almalıyız” tedbiridir aslında bizi hedefe götürecek olan. Çünkü korkan değil korku salan hedefine ulaşacaktır bu macerada.

  • Son maçtaki kadro iyi miydi?
  • Bana sorarsanız iyiydi.
  • Zaten klasik bir diziliş var artık, tercihten veya mecburiyetten.
  • Ama Kbong yerine bir başka oyuncu 11’e girebilir Konya maçında,
  • akla ilk gelen isim de Okan Salmaz.
  • Mümkündür. Fakat Okan’ın son hamleyi yapma konusunda karalı bir tavır sergilemesi lazım,
  • ne demiş adamın biri “en kötü karar karasızlıktan iyidir.”
  • Gerçi bize bu da yetmez bu noktada,
  • çünkü acilinden 3 puana ihtiyaç vardır orada, yanlış kararlarla oyalanıp zaman kaybetmenin anlamı yok.
  • Bu yüzden Okan önce son kararını vermeli ve sonra doğru karar vermeli. Kocaeli maçında attığı gol zamanlama ve vuruş anlamında buna iyi bir örnektir.

Onu Demirtaş’ın cezasından dolayı orada Metin Tuğlu oynamıştı. Muhtemelen Onur Demirtaş yerine döner ve Kemal Hoca Metin’i ikinci yarıya saklar. Lakin şu da ihtimaller dâhilindedir: Kbong yerine Metin oynar.

  • İlyas’ın bu maçta ve sonraki maçlarda zirve yapacağını bekliyorum,
  • dilekten öte somut bir durum bu.
  • Böyle dememin sebebi geçen iki haftadaki performansıdır İlyas’ın.
  • Bir hafta içinde daha hazır hale gelecek olan Emre’nin, Mbilla’yla maça ayrıca damgasını vuracağını da iddia ediyorum.

Her zamanki mücadelesini veren Adanaspor bu maçı farklı bile kazanabilir, yeter ki gol yollarında hovardalık yapmasın bu bir, yeter ki düzgün bir hakem olsun gördüğüne adam gibi düdük çalanından, bu da iki.

Evet, Adanaspor Konya’da gülecektir ve şampiyonluk gittiği yoldan gelecektir…

Yazar: Editor
2010-04-13 12:43:35

Yine Hesaplar, Hayallerle Süslü Olsa da…

 

http://www.fotosearch.com/bthumb/UNC/UNC201/u21266601.jpg

  • Şimdi bizim dışımızda gelişen üç durumla başlayayım. Önce Erciyes maçında hakemler çok önemli bir golümüzü iç ettiler.
  • Kaçırılan golleri saymıyorum. Çünkü bir gol attıydık zaten, versene onu be adam. Gitti 2 puan.
  • Sonra Buca evinde 2-2’ ye düşünce ve hatta on kişi de kalınca 3.golü yemeye yaklaşınca döndü Allah’ın yardımıyla da (Bunu Buca hocası aynen böyle ifade etmişti) kaybedeceği maçı aldı:Geldi 3 puan.  
  • Bu hafta Buca yine son dakikalarda attı golü aldı 1 puan… Yani şu iki haftada bile 1 puan üstte olabilecekken 5 puan gerideyiz.
  • Ne iş be…
  • Ama gelelim önümüzdeki iki haftaya.
  • Senaryoyu Konya galibiyeti üzerine kuruyorum.
  • Cumartesi akşamı 2 puana düşüreceğiz farkı.
  • Mersin, pazartesi akşamı Buca’dan en az bir puan alacaktır.
  • Fark bence 2 puana inecektir maç sonunda, olmazsa 3 puana.
  • Gelecek hafta biz Kartal’ı yenip 3 puanı hanemize yazdıracağız ve Buca evinde olmasına rağmen Gaziantep’e yenilecektir ve en kötü ihtimalle puanlar eşitlenecektir,
  • iyi ihtimalle 1 puan üstte olacağız son iki haftaya girerken.
  • Biz Ordu deplasmanından artık o noktada 3 puanı alıp Buca’nın Rize’ye yenildiğini gördüğümüzde de son hafta Adana’da iki şampiyonun formalite maçını zevkle ve şenlikle izleriz: ))
  • Çok mu uçtum? Olsun: )) hayali bile güzel; ama o vakit geldiğinde “ben demiştim” demek daha güzel…
Yazar: Editor
2010-04-12 09:58:55

Bunu Diyorduk

http://ul.gcg.me/files/2010-04/cantona_u__u__u.jpg

Haftalardır bu konuyu yazıyorduk. Size de gına gelmiş olabilir, ama dün futbolcular dertlerini daha net ifade etmeye başladılar. Küfür… Yekten küfür. O küfürcü zevatla vedalaşamadık. Dün daha 5. Dakikada adam “bilmem kaç numara” diyor sövüyor bizim topçuya. 12. Dakika aynı sahne. Peki, sövdüğün topçunun adı ne, diyorum ses yok. Adam bu kadar ilgisiz ve bilgisiz… Hep zor maçlar oynuyoruz, rakip ya çıkmak istiyor yukarı ya da düşmeme derdinde, bu yüzden herkes dişli. Şimdi ne bekliyor o zihniyet? Çıksın ilk yarıda 5 gol, ikinci yarıda 5 gol, ortalığı darmadağın etsin falan filan… Ama öyle bir futbol dünyada yok ki… Kısmen Barcelona… Ama işte onlar da kaybediyor arada. GS haftalarca son dakika golleri yedi. BJK’si aynı FB’si aynı, şampiyonluğun en büyük adayı Bursa deplasman sayılmayacak bir deplasmandan avantaj kaybedip dönüyor, ilk altı için çırpınan Giresun deplasmanda yeniyor evinde Gaziantep’e yeniliyor. Yine aynı tasadaki Bolu evinde yeniliyor. Sözün kısası ortalık toz duman, futbol bu sahada oynanıyor sanal ortamda değil.

Devre arasında takıma sataşıyorlar alt kapalıdan. Sanırım yine küfür, maç satma iddiası. Şu enteresanlığa bakar mısınız, şampiyonluk hedefi olan takım maç satacak. Buları düşünenler Adanasporluluğunu testten geçirsin veya takıma küssün çeksin gitsin yoksa gerçek Adanasporlu bu taraftar tipine küsüp çekilecek tribünden. Maçtan sonra da Tolgahan oraya yöneliyor bir şeyler diyor. Bir kargaşa oluyor.

Şimdi şöyle diyecekler belki, futbolcu tribüne bir şey dememeli, tribüne bakmamalı… Hikâye bunlar. Fevzulllah, kendine söven adamı, oyundan çıktıktan sonra tribünde nasıl aradığını anlatır. Razık’ın Niğdespor’dayken tellere tırmandığını bilirim küfreden adama cevabını vermek için. Cantona uçuşu hafızalardadır. Haysiyetli bir futbolcu o haysiyetini de koruyacaktır. Takıma, futbolcuya, hocaya söven bunun cevabını almalıdır hem de aynı kelimelerle, biz taraftar olarak buna engel olamıyorsak futbolcu bunu kendi başına halledecektir. İş o zaman çığrından çıkacaktır. O zaman kimse taraftarın kutsallığından bahsetmesin, takımın kutsallığını yok sayıp… Bizim çocuklar yine edepli, sadece “sattı diyenlere ithaf ediyoruz” diyorlar.

Bir de bizim gruplara yine iş düşmekte? Kuzeyde bir grup, güneyde bir grup… Buna itirazım yok, ama takımı kollamak da yine onlara kalacak destekledikleri gibi. Ne yazık ki o vefalı çocuklar kuzeylisiyle güneylisiyle bu sorumluluğu da üstlenecekler. Garipliğe bakın, şampiyonluğa oynayan en genç ve en ekonomik takım, Adanasporlu oldukları “zannedilen” adamların küfürlerine maruz kalıyor…

Bu “gevşek zeminli seyirci sorununu” biz tribün olarak çözmeliyiz. Bu, şampiyonluktan da önemlidir. Yoksa büyük tribün olmak için birkaç şampiyonluk daha yetmeyebilir…

Bu gündeme bir daha dönmemek dileğiyle, çünkü güzel, heyecanlı, iddialı, şenlikli, şampiyonluk kokan, neşeli yazılar yazmak istiyoruz Adanaspor için…

Fotoğraf, Eric Cantona uçuşu. Söven bir taraftara Cantona'dan cevap...Bu sahnelere hiç gerek kalmaması dileğiyle...

Yazar: Editor
2010-04-11 17:51:10

Bir ilk gerçekleşti

http://ul.gcg.me/files/2010-04/adanaspor_ersan_adem.jpg

Ve geriden gelip maç aldık. Her zamanki gibi maça hızlı başladık ve Kbong yine daha 3.dakikada pasını iyi çıkaramadı. Sonra yine gol kaçırma yarışı devam etti. Hele İlyas’ın direkten dönen bir topu vardı ki… Bu da “yine”… Emre’nin tam iyileşemediği ve maç eksiği olduğu belliydi. Buna rağmen hiç durmadan golü kovaladı. Fevzi ve Emre 20.dakikada öyle bir gol kaçırdı ki, kendileri bile anlamamıştır nasıl olduğunu. Ama Fevzi son hamleyi yapacağı sırada kafasında bir “ofsayt” kuşkusu vardı sanırım. O tereddütle tutukluk yaşadı. Yorumum şu, bizim futbolcumuz fazlasıyla dürüst, kurnazlıkla işi olmaz onların, ama canım kaleye girsin varsın iptal etsin hakem golü ve tribünde de şenlik başlasın. Ligin en genç takımı olmak böyle durumları da doğuruyor.

Golü 24.dakikada yedik ve o ana kadar bizim kaçan 4 net pozisyonumuz vardı. Futbolun en klasik hali değil mi bu!

Recep daha ilk dakikalarda bir top kaçırdı ve o pozisyonun etkisinden maç sonuna kadar tam anlamıyla kurtulamadı, buna rağmen iyi bir maç çıkardı. Bu da genç bir takım olmanın sorunlarıdır: Evet, Adanaspor fiziksel olarak çok diri ve dirençli bir takım ama duygusal yönden aynı şeyi diyemem, bu yüzden onları daha iyi anlamalıyız, derim.

İlyas… Dönüşü muhteşem oluyor. İlk iki olmazsa bile dörtlü grupta imzasını atacak diyorum…

http://ul.gcg.me/files/2010-04/adanaspor_canakk.jpg

Derken ikinci yarı öyle bir Adanaspor döndü ki 3 dakikada çözdü düğümü yine farka gidecek bir maçta 2-1’le yetindi.

Okan çok iyi, ama ver kararını son hamle için, eğer messi tarzında olmak istiyorsan...

Metin sessiz ve sakin oynadı yine ve çok az hata yaptı. 

Ersan Adem Gülüm... Ne diyelim ki... Nazar değmesin, tek söz bu!

Ah hakem efendi ah, yani çok uğraştık 3 puanı almamamız için... Neyse, Allah'ından bul. Bak 10 haftadır süper ligden uzaksın, böyle gidersen yerin amatör lig. Demedi deme...

Adanaspor iyi yolda. İşin özü budur. İlk iki veya dörtlü grup olmazsa sene ne olursa olsun bu Adanaspor güzel günleri yaşatacak, biraz sabır.

Not: maç fotoları yine Alper'den, 44 kare foto-yorum'da...

Yazar: Editor
2010-04-07 22:57:31

İtirazım Var

Sevgili Hakan, benden kuşkulanırken ben de ondan kuşkulanıyorum aslında…  Yazdıklarım çok net olmasına karşın Hakan bir noktasını  yakalıyor ve muhalif bir rüzgâr gibi esmeye başlıyor…

Ne demişim yazımda… Demişim ki hakem istatistiği yaparak, hakemlere yüklenerek, direkten dönen toplara bakıp “bizdeki şanssızlık belki Buca’ya geçer” ya da “ yallah cinler yallah” diyerek bir yere ulaşamayız… Asıl romantizm budur… Hatta romantizm’in ötesinde düşsel bir dünyada yaşamaktır… Fırat Aydınus ile galibiyet yoktu, Altay maçını aldık… Peki Aydınuz çok mu iyi yönetti? Hayır… Mürvet Sezer ile galibiyetimiz yoktu, Gaziantep Belediye maçı kazandık, Peki Mürvet çok mu iyi yönetti? Hayır… O halde cinler bizden yanaydı ya da şansımız vardı mı diyeceğiz…

Ortada bir şey vardı, o da futbolcuların kazanma isteğiydi… 

Futbol ya arena ya da sinema mantığı ile izlenir, diyor Sevgili Hakan…  Hangi mantıkla izlerseniz izleyin, var olan gerçeği değiştiremezsiniz…  Dün arenalarda yaşamla- ölüm arasında gidip gelen gladyatörler vardı; bugün ise milyonlar karşılığında lütfen oynayan, iki maçta iyi oynayınca Başkan’ın karşısına geçip transfer ücretini yükselten futbolcular var… 

Dün, arenalarda insanların birbirlerini öldürmesini zevkle, şehvetle izleyen insanlar vardı arenalarda; bugün ise yoksulluğun diz boyu yaşandığı  coğrafyalarda takımının başarısını bekleyen taraftarlar var… Bu taraftarlar arasında bilinçli-bilinçsiz ayrımı  yapabilirsiniz, izleyici-taraftar ayrımı yapabilirsiniz; ama ulusalcı-liberal, hain-dost ayrımı yapamazsınız… Yaparsanız, iyot gibi açıkta kalırsanız ve üç beş kişilik bir TARAFTAR kitlesi ile maç izlersiniz…

Futbolcuyu, bütün eleştirilerden muaf tutup tüm hıncınızı hakeme, direğe, şansa, cinlere ve çoluğunun çocuğunun rızkını her hafta gişelere bırakan insanlara yüklerseniz, sizi en az on maçta, puan ya da puanlardan eden, oynadığı maçlarda bir varmış bir yokmuş olan futbolcular karşınıza geçip: “yenince kahraman, yenilince hain ilan ediliyoruz” der… Bir kişi de çıkıp Rize maçını ve yenen dört hatalı golü, Giresun maçını, inançsız ve ruhsuz bir takımı anımsatmaz… Erciyes maçı sonrası yazılan yazılardan biri buna örnektir aslında… Yazıda önce deniyor ki: “forvetlerimizin beceriksizliği nedeniyle gol bulamadık.” Yazının sonunda ise: “gösterdikleri özveri nedeniyle futbolcularımızı tebrik ediyoruz.” Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demezler mi buna…

Castro vuruşu’nun romantikliğine gelince, unutma ki Sevgili Hakan, romantik bulsan da yıllarca boksta Kübalı boksörlerin egemenliği vardı ringlerde, üstelik holivud filmleri gibi kurgu değil, etleriyle, kemikleriyle, devrime olan inançlarıyla gerçektiler…

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU        

Yazar: Editor
2010-04-05 09:39:08

Deplasmanda İlan Edilmiş Şampiyonluk

http://ul.gcg.me/files/2010-04/askr.jpg
  • En son deplasmanda Karabük’e yenilmişiz.
  • Hatırlayınız o maçı ve golü, ilk yarı işi bitirecekken ikinci yarıda üç bin metre mesafeden yediğimiz bir talih golüyle, bizim için kör talih oluyor bu, yenilmiştik.
  • Öncesinde Mersin, Giresun, Kocaeli, Çanakkale, Gaziantep, Kartal
  • Sonrasında Karşıyaka, Rize, Hacettepe, Samsun, Altay, Erciyes maçlarından hep puanla dönmüşüz.
  • 15 deplasman maçının 12’sinde yenilmemişiz be…
  • Yani?
  • Yani Adanaspor deplasmanda şampiyonluğunu ilan etmiştir bir anlamda.
  • Biz Adana’da kaybetmişiz işi.
  • Peki bunun sorumlusu futbolcular veya teknik heyet mi tam anlamıyla,
  • dirençli rakipler mi yoksa,
  • yoksa
  • başka bir mesele mi var ortada?

Not: Cumartesi günü geriye düşen Bursa yine taraftarıyla bütünleşip maçı 2-1’e getirmiştir.

Şapkayı koyup düşünme zamanıdır, derim. İstikbalimiz için.

Yazar: Editor
2010-04-03 16:37:59