2012-02-21 20:48:31

Memlekete Dair Bir Sözlük Denemesi

 http://www.paperstone.co.uk/images/NewsImages/2010/old_book.jpg

2.Bölüm 

hukuk: a. Ar. / Toplumu düzenleyen, muhalifleri belli, makul bir hizaya getiren ve devlethükümet yaptırımlarıyla fena güçlendirilmiş bulunan kuralların, yasaların ‘ozalimolangücünü12eylüllerdenalmış bütünü.

Ör. “-Biz hukuğa saygı duyuyoruz.

–Efendim o ‘hukuğa’ değil ‘hukuka’ olacaktı.

– Efendim?

– Hukuka!

–Ne fark eder, bundan sonra benim dediğim gibi olsun.

–Peki efendim!”

medya: a İng. / Görsel, işitsel, yazılı, basılı, tutulu, yatılı, dizili, şimdineyapalımefendimci iletişim organlarının bütünü.

Ör. “Medya neye hizmet eder bre?”

-merkez medya: a. / Kimi zaman laik, kimi zaman, tutucu, kimi zaman vurucu, aslında faşist, panoramik bakınca eyyamcı, neticede hacıyatmaz, iğneler batmaz; kör, bakar kör, katliama kör, şimdineyigörmesemci iletişim organlarının bütünü.

Ör. “Merkez medyanın kaç yüzü vardır acep?” 

-yandaş medya: a. / Hımm. Sözlük burara durur ve düşünür. Siz hangi bağın güzelisiniz öyle? Al yanaklarınız, bal dudaklarınızla ne yazar ne söylersiniz? Siz ne güzel şeylersiniz. Özetle, medyanın arsızamansız hali.

Ör. “Yandaş medya, muktedirin kanalizasyonları mıdır abiler?”

milli irade: a. tam. / Sıfat tamlaması biçiminde oluşmuş, her seçimden sonra kalıplaşmış, milletin iradesini de böylece iradesizleştirmiş öbektir. Sonubalkonavaranirade.

Ör. “Milli irade milli takım gibi bir şey mi hocam?”

özür: a. / Öz’ün hicap edip normalde iç bir ahlaki dürtü ile harekete geçip bir tür af dilemesi. Fakat dilbilimcilerin bu masum sözcüğün bile ‘kullanıldığına’ dair yalancınınözrüyatsıyakadar türü kimi kuşkuları vardır.

Ör. “Önce söveyim, sonra özür dilerim abiler.”

referandum: a. / Fr aslında alınmış olan kararın aslında halk tarafından alındığının zannedilmesini budahalkıniradesiulan ile sağlayan Saltimbanco sirkinin bir başka gösterisidir.

Ör. “Abi, şimdi bu referandumda ben hangi partiye oy vereceğim? Parti yok mu bunda? O zaman bir şey dağıtmayacaklar demek! Hadi ya!”

sağlık: a. / Sağ olma isteğini ima eden, vatandaşın temel gereksinimlerinin en temeliyken sağcı politikalarla ticari bir imgeye tahavvül etme. Sağınticarisağlığı.

Ör. “Sağlığımız kimlerin kumpasındadır abiler?”

seçim: a. / Çeşitli periyotlarla atanmışseçilmişlerin arzı endam ettiği bir tür Saltimbanco sirk gösterisi.

Ör. “Cumhurbaşkanlığı seçimleri 5 yılda bir mi yapılacak, 7 yılda bir mi?”

şike: a. Fr. / Futbolun damarlarında dolaşan kandır. Birçok yan anlamı vardır. Mecazi kullanımlara da müsaittir. Futbol dışına da çıkabilir. Siyasi erk’in elinde pek ala dehşetengizbirsilah’a dönüşebilir.

Ör. “Seçimlerde bir şekilde şike olursa ona da şike denir mi?”

tutuklama: a. / Tutmak fiilinden isim görevli fiil anlamlı bir kaderle türeyip bir infaza dönüşerek anlam kötüleşmesine uğramış sözcük. Şimdi kendi anlamından utanıyor.

Ör. “Yarın kimleri tutuklasak da saklasak efendimiz?”

taş: a. / Fred Çakmaktaş ile Barny Moloztaş’ın atası olup kendi devrinde işlendikten sonra silah olarak kullanılan varlığın adı olan sözcük.

Ör. “Taş at, izi kalsın.”

yargı: a. huk. / Mahkemece, yaslara göre olduğu var sayılıp bir olayın doğuşuna yol açan etkenlerin de göz önüne alınarak değerlendirilmesi sonucu verildiği düşünülüp davayı sonuca bağlayan benefendimiseverim mahiyetinde karar.

Ör. “Bu yargı kimin işaretine göre alınmıştır muhteremler?”

yargıcı: a. huk. / Bir uyuşmazlığı, anlaşmazlığı çözmek için her iki yanın birlikte başvurduğu kimse ya da kendisine böyle bir anlaşmazlığı çözme yetkisi verilmiş muktediregörebilirkişi. Eş. Hakem.

Ör. “İ.ne hakem!”

yeni yargı paketi: a. tam. Akpce / Siyasal erkin keyfiyetinin tecellisini temsil eden babalargibiyaparız paketi. 

Ör. “Bu yeni yargı paketinde nohut da var mı? Yoksa eğer, oy vermem.” 

Yazar: Editor
2012-02-20 19:28:03

Memlekete Dair Bir Sözlük Denemesi

 http://kitaptamiri.com/images/old%20book%206.gif

1.Bölüm

adalet: a. Ar. / Hak ve hukuka uygunluk; hak ve hukuku gözetme ve yerine getirme, olmadığıtecrübeylesabitlenmiş doğruluk.

Ör. “Adaletsiz kalkınmada, ne adalet ne de kalkınma vardır.”

basın: a. / Gazete, dergi gibi işaret edilen zamanlarda çok fena çıkan yayınlarla haber ajansları ve bunların sahipleriyle çalışanlarının ve de haddiniaşanıaşarızların tümü.

Ör. “Bu haberi basın, onu değil bunu basın, basın ulan!”

başmüzakereci: s. Akpce / Lüzumsuz işlerden sorumlu olan ve özellikle ilkokul düzeyinde bir espri anlayışıyla gülmece dünyasının alt yapısında önemli işlere imza atan esprisüperi.

Ör. “Yahu, kafama saç ektireceğim, acaba bunu kimle müzakere etsem?”

-müzakereci: s. Ar. / Bir konuyla ilgili görüşme yapan, danışmacı; bilmeden karışan, görmeden konuşan.

Ör. “Abi, oradan yarım kilo müzakereci tartsana.”

biat etmek: f. / Etsemdeettimdememki bileşik sözcüğü.

Ör. Sayın Bülent Arınç, Sayın Başbakana hiç biat etmedi abiler.” deyip geçiyorum bunu.

demokrasi: a. Fr. / Siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu sanılan, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı farz edilen adıvarkendiyok bir yönetim biçimi.

Ör. “Bu kadar demokrasi milleti dellendirir mi acaba?”

-ileri demokrasi: a. Akpce / Bir siyasal partinin iktidarı boyunca hayata geçirdiği gelişmiş, ferah, zengin, nezih ve necip projelerin toplamının sağgüdümü.

Ör: “Ülke, partimiz sayesinde ileri demokrasiye geçmiştir.”

-daha ileri demokrasi: a. Yandaşça / Demokrasinin ve ileri demokrasinin yetersiz kaldığı bir keyfiyette acil olarak ihtiyaç duyulan çekyat demokrasi iması.

Ör. “Daha ileri bir demokrasi için acil durumda camı kırınız.”

Dink: a. / Hrant’la anlam kazanan bir sözcüktür. İkisi yan yana gelince bir güvercin olur. Bin bir cins ve şekilde ve de muhtevadaki ‘münferitler’ tarafından birkaç kez vurulur.

Ör. “Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.”

ekonomik kriz: a. tam. / Yandaşın bilmediği, sırdaşın demediği,  medyanın görmediği, iktidarın inkâr ettiği, vatandaşın iflahının gevrediği kriztrik bir memleket hali.

Ör. “Ekonomi olmayınca kriz de olmaz ki! Ne güzel.”

eylül: a. Ar. / Sonbahara mensup bir ay adıdır. Toprak burcundadır. Romantiktir fakat bu dokusunu Anadolu topraklarında kaybetmiştir. Netekim, zamanla anlam daralmasına uğramış 12 sayısı ile bir olup darbelireferandum metaforuna kapılar açmıştır.

Ör. “Alpay, şarkısını 12 Eylül’de Gel, diye söylerse onu yine sevecek miyiz?”

futbol: a. İng. / Çinlilerin icat ettiği, İngilizlerin geliştirdiği, alemin şikesini yaptığı, Akp’nin siyasete çift dalarak soktuğu, yahu kaç kişiyle oynandığı bir türlü belli olmadığı alengirliçiftforvetli bir spor türü.

Ör. “Sayın Bakanım, Valim, Emniyet Müdürüm, Mebusum; Akdeniz’in güzide futbol takımını el birliği ile Süper Lige ne güzel çıkardığınız için şu ‘çubuklu’ formayı size hediye etmek isterdik. Fakat ileri demokrasi oraya kadar bir türlü ilerlemiyor.”

gazeteci: a. İtl. / Kimisi gazete denen yayın organından, kimisi de muktedirin balgamından türemiş; kimisi içeride, kimisi pek dışarıda bir tür meslek grubu mensubunu veya tertipçitetikçi kitleyi karşılayan sözcük.

Ör. “Elimizde bir miktar gazeteci var, nereye salsak efendim?”

günlük: a. / Osmanlıcada ruzname. Günü gününe tutulan ve tarih atılan, aslında ergen kızların hobisi olduğu kabul edilen, derken Başbakanımızın da teşrif ettiği notlar. Neosmanlınınmüştemilatgüncesi

Ör. “Tamam! ‘Sevgili günlük’ diyerek bir başmüzakere düzeyinde espri yapmayacağım.”

Yazar: Editor
2012-02-09 19:16:57

Bu Haftanın Analizi

-Maçları konuşalım mı kuzen?

-Olur. Ama sonra gidip iddaa da oynarsın sen.

-Yemin billah oynamam. Yakalayamıyorum çünkü. Yanından bile geçmiyor canına yandığım.

-O zaman iddaacılar bu konuşmayı ciddiye almasınlar.

-Almasınlar tabi.

-Başla o zaman. Bolu – GBB maçı ne olur?

-Şimdi nasıl cevap vereceğim buna? Adanaspor açısından mı, tarafsız gözle mi?

-Becerebilirsen tarafsız olsun kuzenciğim.

-Hadi ya! Bakalım bir. Şimdi efendime söyleyeyim, Bolu üst üste iyi puanlar aldı. Belli bir hava yakaladılar yeni hocalarıyla.

-Galiba Yılmaz da yardımcısı olmuş Özcan Kızıltan’ın.

-Ben de TV’den gördüm. Evet, bu maçta düşüşte olan GBB karşısında Bolu favori, ama Veysel gibi içi geçmiş bir santraforla şansları biraz azalacak gibi. Ters takım GBB bence en az bir beraberlikle döner.

-Diyorsun.

-Dedim kuzen. Peki, sen söyle Karşıya – Kasımpaşa maçını.

-Karşıyaka kazanamaz!

-Bu kadar net diyorsun?                                  

-Evet, son derece sıradan bir takım, hiçbir özellikleri yok. Çıkabilecekleri yere kadar çıktılar. O kadar. Kasımpaşa bu hafta liderliği alır ve bir daha bırakmaz.

-Hımm. O zaman ben de Güngören – Göztepe maçı için ev sahibi veya beraberlik diyorum ve geçiyorum. Bizim maçı dün zaten konuşmuştuk.  Kartal – Linyit?

-Linyit de ligin çapraz takımlarından biri olmaya aday. Ama bence tipik bir beraberlik maçıdır bu.

-Bence de kuzen. Peki, Rize – Elazığ için ne diyeceksin?

-Banko Rize! Haftanın en sağlam maçı, bizim maçtan da sağlam bence. Hatta Rize handikap yapar.

-O kadar diyorsun!

-Az bile diyorum. Karşıyaka için özelliksiz bir takım demiştim, Elazığ ligin en özelliksiz 4–5 takımından biri. Yerini hak etmeyen tek takım. Tabi diğer anlamda da biziz yerini hak etmeyen takım olarak. Elazığ için ilk 6 bile zor. Lig sonuna kadar galibiyet alamazlarsa hiç şaşırma. Kötü Karşıyaka daha kötü olan Elazığ’ın tekkesini düşürmüş kelini göstermiştir.

-Allah Allah!

-Sana şöyle diyeyim kuzencik, bu ligi Elazığ’ın üzerinde bitireceğiz.

-Ne güzel şeyler söylüyorsun. Aldın gazı. Konya – Buca peki?

-Konya o kabız hocalarıyla aslında olmaları gereken yerden de uzaklar. Başlarında daha basiretli bir gerçek teknik direktör olsaydı kesin ilk adayımdı. Buca isterse bu maç berabere biter. Konya değilse de Osman hocaları o beraberliğe dünden razı.

-Denizli – Erciyes?

-Ev sahibi yenilmez. Erciyes’e güle güle deriz ilk 6 umudu için.

-Sakarya – Akhisar maçı için nedir fikrin?

-Akhisar da abartılı gelen takımlardandı. Onlar da buraya kadar bence. Ve Sakarya’yı yenemezler. Bana sorarsan ilk beşte kapışması gereken takımlar doğru yerleşmemiş zirveye.

-Kimdir onlar?

-Kasımpaşa, Adana, Konya, Rize, Bolu’dur onlar ve işin sonunda Kasımpaşa ve Adana ipi göğüslemeli. İşin hakkaniyetli sonucu bu olurdu!

-Sen şimdi tarafsız yorum mu yaptın kuzen? Hep Adanaspor’a yonttun sonuçları.

-Ne güzel işte. O inanç olmazsa ne işimiz var taraftarlıkta, gazeteci miyiz biz kuzencik! -Memlekette yeterince Hıncal var zaten, bizim bu güzel takımla umuda ihtiyacımız var.

-Umut yoksulun ekmeği yani!

-Böyle diyeceğini biliyordum! Bana eyvallah kuzencik, üşüttüm biraz, ilaç içip uzanacağım.

-Doktor çağırayım mı?

-Yok yahu, dinlensem geçer.

-Ben meşgul etmeyeyim o zaman.

-Lütfen!                              

-Vira: ))

-Sana da: ))

Yazar: Editor
2012-02-08 22:08:11

Keyfe Keder Monodiyaloglar

 http://4.bp.blogspot.com/_N1zJdOuZRqU/SCQ6DHtVCBI/AAAAAAAAAA4/dF70Di4qETQ/s400/Statler_Waldorf.jpg

-İki gündür bir şey yazdığın yok kuzen. Ne oldu, şiştin mi?

-Ne bileyim kuzen, üzerimde bir yorgunluk filan.

-Anlaşılan Güngören galibiyetinin sevinci çabuk geçti.

-Sevinçler ve hüzünler kalıcı olmuyor, hem memlekette gündem o kadar çabuk değişiyor ki. Başladığımız yazı bitene kadar konu eskiyor yahu.

-“Aynen öyle” demeyeceğim kuzen.

-Lütfen!             

-Fakat bizim tarafta şu gündem bir türlü değişmiyor bre.

-Nasıl yani?

-Bir Tolgahan’a vur, dön sıradaki Fevzi’ye vur! Stres topu gibi oldular.

-Sorma yahu! Hakkaten bu meseleden de yoruldum.

-Cem gol attı.

-Evet, güzel oldu. Son on dakika stresini aldı üzerimizden. Aylardır özlediğimiz histi.

-Yedek kulübesinden sonra kaleciye koşmuş.

-Anladım niyetini senin. Vereceksin gazı, konuşturacaksın beni. Zalimsin kuzen. Neyse. Adam futbolcu ve koşmayan futbolcu da bir işe yaramaz. Adam koşacak bir yere. Ne iyi etmiş. Keşke bir de Fevzi’ye koşsaydı.

-Belki yedek kulübesinde Fevzi’ye koşmuştur.

-Yok yahu Fevzi oyundaydı. Ama zaten biz koşan futbolcu istiyoruz, değil mi? Koşsun abi, buna da mı karışacağım ben? Yani!

-Talha da oynadı sonunda. Elin kolun kulübeye mi uzandı nedir kuzen?

-Dur yahu, şakası bile tehlikeli bunun… Aklın yolu birdir derim. Ve fakat kimileri yine memnun olmadı çocuğun o etkili performansından. On dakkada üç ince pas etti yine fayda etmedi.

-Galiba Barselona filan çok fazla izleniyor!

-Zannederim ki sorun biraz da bu.

-Peki, ne olacak şimdi?

-Ne ne olacak?

-Giresun maçı!

-Çok seri geçiyorsun konudan konuya. Ambale ettin lan! Şöyle diyeyim: Adamlar can havliyle mücadele ediyor. Ama lafı uzatmadan bir cevap istiyorsan hemen söyleyeyim, yine handikap yaparız. Gol yemeden kazanırız.

-Ağzından bal damlıyor! Ama seninki analiz değil de bir temenni galiba!

-Sen çözmüşsün mevzuyu, deyip sohbeti bitirsem?

-Ben de vira be derim o zaman kuzen…

Yazar: Editor
2012-01-28 08:02:43

Maç Öncesi Sayıklamaları

 http://blog.businesssocialmediasolutions.com/wp-content/uploads/2010/05/Picture-143-271x300.png

Yahu! Bir deplasman galibiyeti zamanı gelmiş olabilir mi?

Neden olmasın, galiba 3 galibiyet zaten var deplasmanda. Evdeki kadar neredeyse o deplasman puanları.

Sebep ne olabilir?

Sebep, tribünün bazı unsurlarının şu aralar Adanaspor taraftarı gibi davranmamaları olabilir.

Yani iyi günde kötü günde, yemininin unutulması söz konusu.

Evet, kötü anlarda takım birdenbire yalnızlaştırılıyor. Bu da doğaldır ki, futbolcunun kendine olan güvenini yıpratıyor. Hep bir panik hali… Bir an önce gol atma telaşı, gol olunca da onu koruma korkusu filan.

Şimdi de psikolog mu oldun kuzen!

Sahadaki telaşı görmek için bir çift göz yeter yahu. Psikolog olmaya ne gerek var.

Kişisel hatalara ne demeli? Görmezden mi geleceksin onları.

Ona da eyvallah. Çok konuştuk bunu da. Hangi birini sayayım? Özellikle hocanın hataları damgasını vuruyor sezona.

Yani adeta elbirliğiyle heder ettik bu sezonu.

Bak burada “aynen öyle” diyesim geldi kuzen: ))

Tamam, yarına ve sonrasına bakalım. Ne olursa kazanırız?

Levent Hocanın tercihleri belirleyecek maç sonucunu. Örneğin Talha ile başlayıp skor avantajından sonra oyuncu değişikliğine gitmeli, Talha’ya 90 dakika tahammül edemiyorsa. Bir de şunu düşünmeli, ben mi H. Kaplar mı? Bu esnadan artık hocalığını konuşturmalı. Hatırla bak kuzen, geçen sezon o Samsun maçıyla hem Samsun’a hem de Kalpar’a hayat vermiştik. Şimdi Levent hoca adına layık bir taktikle bu maçı Kalpar’ın son maçı yapabilir.

Yani adamı ekmeğinden etsin.

Değil kuzen, onlara her türlü ekmek var, acıyan bize acısın.

Peki, Burak Çalık?

Bize karşı oynadığı futbolu oynasın yeter.

Faydası olur yani?

Dilerim kuzen.

Net konuşamıyorsun.

Ben de kendime güvenimi kaybettim böylece: ))

Sonuçta ne diyorsun Rize maçı için? Adamlar fark istiyormuş tribünde.

Bunun cevabını bu sefer hoca ve futbolcular versin. Top onlarda.

Bekleyip görelim diyeceksin.

Dedim bile!

Yazar: Editor
2012-01-27 09:55:19

Olmayan Diyaloglar

  • Nasıl olur da 
  • demokrasiye 
  • ve özgürlüklere 
  • bu kadar değer veren bir ülkede, 
  • entelektüel ve gazeteciler 
  • parmaklıklar arkasında olabilir, 
  • anlamıyorum. 
  • Türkiye 
  • birinci sınıf demokrasi istiyorsa, 
  • Kopenhag kriterlerine ulaşacaksa 
  • bu standartlara erişmeli.

http://im.haberturk.com/2011/08/11/657870_detay.jpg?1313131620

İyi laf etmişsin kuzen.

- Bunları ben demiyorum.

- Kim diyor?

- 3 Tahmin hakkın var.

- Egemen Bağış?

- Yok canım, daha neler!

- Bülent Arınç olabilir mi?

- Son hakkını kullan!

- Hüseyin Çelik’tir banko!

- Bilemedin.

- Başbakan, cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri, HSYK, CHP, BDP, Gazeteciler Cemiyeti, Odalar ve Borsalar, taraftar grupları, Bakkallar Birliği, muhalifler, ÖSYM, İETT, PTT…

- Amerika Birleşik Devletleri Türkiye Büyükelçisi Francis Ricciardone!

- Evet, Adanasporlu olan Amerikalı! Ne mutlu bize yahu!

- Sence gazetecilerin demir parmaklıklar arkasından kurtulabilmelerinin bir işareti olabilir mi bu?

- Olabilir. Zira işaret mühim bir yerden gelmiş.

- Değil mi! Sağlam laf etmiş ama: “demokrasiye ve özgürlüklere bu kadar değer veren bir ülke” demiş bize.

- Laf sokmuş olabilir mi kuzen?

- Bunlardan her şey beklenir, fakat büyük abiden bir yol göstermedir diye düşünüyorum ben.

- Hımm. Bekleyip görelim o zaman. Peki o Kopenhag Kriterleri ne kuzen?

- Bilmem ki. Ama iyi bir şey benziyor. Okur öğreniriz.

- Bu arada Rize maçını nasıl alırız yazısı olmayacak mı yahu?

- Valla totem motem bitti gitti. Mahir abi yazmazsa ben yazacağım. Bu da yeni totem: ))

- Vira o zaman kuzen.

Yazar: Editor
2011-11-06 17:12:25

 Bayram muhabbetine paylaşsak şöyle bir masalcığı: ))

[Karga ile Tilki Hikâyesi’nin Gerçeğini Hikâye Ederiz]

 
  • Efendim, Karga ile tilkinin hikâyesi hakikatte şöyledir:
  • Bizim Karga rakı masasına gidecektir, ahbaplarla nevale hazır edilmiştir. Bizimki de bakar çilingir  sofrasına, Ezine Peynir eksiktir. 
  • Olmaz, der, bir kanatta gider alır gelirim. Nedir  ki, kuş uçuşu 500 km’dir. 
  • Gider, alır. Lakin dönüşte pek yorgun düşer. Eh, onca senenin Kargasıdır, yaş gelmiştir, kemale de ermiştir, gençliğin körük ciğeri vs haliyle yoktur, bir de son zamanlarda sigarayı filan artırmıştır. 
  • Şu kuru dallarda bir soluklanayım der kendine. 
  • Yakar bir filtresiz bu arada. Tam da o sırada sefil tilki geçiyordur. Her kurnaz gibi sefil bir mahlûk! 
  • Efendime söyleyeyim, görür tabi bizimkini nefis kokulu Ezine ile. Kurar zavallı senaryosunu. Yok şarkıdır, türküdür, sendeki ne güzel bir sestir; olmadı evde çocuklar aç biilaçtır, yengen vallah hastadır, üç gündür eve bir lokma girmemiştir, yani… 
  • Aslında yemez bu numaraları bilge Karga, ama insan evladıdır; ki son zamanlarda eski Yeşilçam filmlerini izlerken gözleri de dolmaktadır. Tamam bre adam, der. Sen al şunu, ama heder etme bak… Döner gider bir yarım kg daha alır. 

Hikâyenin aslı budur. 
O tilki d.mbüğü de âlemde mevzuyu farklı konuşur. 
La Fontaine de ona alet olur… 

Evet, öğrendiniz şimdi işin aslını…

Yazar: Editor
2011-07-30 17:46:38

Açıklamadan Önce Ayıklama (mı)

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-87424/asmn.jpg

Şimdi bir dedikodu üzerinden yazıyorum bu yazıyı. Bakın baştan dedikodu diyorum: ))

  • Şimdi efendim, şike konusunda adı bir türlü geçmeyen ve açıklamayan bir takım var ya…
  • Evet, biz de çokça yazdık meseleyi farklı örnekleriyle,
  • yani başka şehirlerdeki siyasi organizasyonlu örnekleriyle filan.
  • O takımın adı açıklanacak açıklanacak da sorun biraz derin.
  • Açıklamadan önce bir ayıklama icap ediyor;
  • ekâbir isimleri süreçten koparıp da açıklama.
  • Hani belki o isimlerin hürmetine bir şike olayını yok da sayacaklar ya,
  • ama olmuyor anlaşılan,
  • anlaşılan her şey tas gibi ortada…

Dedikoduya göre örneğin eski bir vekil veya bir bakan belki emniyet müdürü ya da vali iyi niyetle hareket etmiş olsalar da : ) bu gelişmeye dâhil oluvermişler. Ekâbirlerden dediğim bu… Hal böyle olunca o takımın adı da gecikiyor doğal olarak. Kim bilir, tüm operasyon belki bu yüzden gecikiyordur; açıklamadan önce bir ince ayıklama için…

  • Ama tüm bunlar dedikodudan ibaret,
  • bu yüzden asparagas kategorisine etiketliyorum bunu.
  • Böyle bir şey vardır, yoktur.
  • Beklentimiz, bir takımın bağlanmış maçlarla sorgulanır olması değildi temelde,
  • siyasetin gücüyle haksız bir rekabetin içinde olmalarıydı hakikatte.
  • Çünkü gizli saklı şike organizasyonlarından çok
  • aleni yapılan işler asıl sorunun kaynağıdır,
  • pervasızca yapılan o işler…
Yazar: Editor
2011-07-17 01:31:28

Koşul Kipiyle İstek Anlamı

http://a.dryicons.com/files/graphics_previews/midnight_dreams.jpg
  • Söz konusu olan o 3 transferi yapsak,
  • sonra hazırlık maçları başlasa,
  • oradan iyi sonuçlarla çıksak
  • çünkü nasıl başlarsak öyle gider,
  • skorlar takıma moral olsa,
  • iyi bir fikstür çeksek,
  • bu kez o Ankaraspor bize dolaylı bir zarar vermese,
  • hatta o Ankaraspor direkt süper ligden başlasa,
  • keyfimizi hiç kaçırmasa,
  • ligler başlasa şu kargaşaya rağmen,
  • çıksak sahalara
  • 3’te 3,
  • hatta 5’te 5 yapsak,
  • evimizde hiç puan vermesek,
  • ilk yarıyı namaglup bitirsek,
  • hatta sezonu öyle tamamlasak,
  • gol atma rekoru kırsak,
  • hiç gol yemesek,
  • tamam abartım az gol yesek,
  • veya şampiyonluğumuza takoz olacak kadar gol yemesek bari,
  • şampiyonluk turunu Adana’da atsak,
  • öncesinde şehri bayraklarla donatsak,
  • şu 1.lige veda edip süpere merhaba desek
  • ve seneye bu günler Süper ligin transfer politikasını tartışsak,
  • bu lig bu kaleciyle şu oyuncuyla olmaz filan desek,
  • Eto’yu isteriz diye yazsak,
  • harbiden de onu transfer etsek,
  • bu transfere inanamazsak
  • veya ben bu yazıyı şuracıkta bitirsem,
  • hayallerimin elinde oyuncak olmasam: ))
  • vira...
Yazar: Editor
2011-07-07 18:41:02

Teşvik Ettiniz Beni Bu Yazıyı Yazmaya

Bu yazıdaki takımlar gerçekse de olay örgüsü tamamen kurmacadır.

http://www.dekortr.com/wp-content/uploads/duvar-saati-dekortr.jpg

‘Adanaspor Kartal ve Adanaspor Altay maçlarında bir soru işareti varsa o zaman soru işareti olmayan yoktur’ üzerine farazi bir çeşitlemedir.”

Son 2 haftaya bakarsak sonuçlar aşağıdaki gibidir.

Sondan Önceki Hafta

Kartalspor 1 – 0 Giresunspor (Bu maça Giresun rahat çıktı, o zaman küme düşme tehlikesi olan takımlar Giresun’a teşvik göndermiş olabilir. Ya da Kartal ve Giresun aralarında anlaşmış olabilir. Yahut Kartal kendi kendini teşvik etmiş olabilir.)

Orduspor 1 – 0 Karşıyaka (Bu maça ilk altı için mücadele eden takımlardan teşvik gelmiş olabilir Karşıyaka’ya. Ya da bu iki takım aralarında anlaşmış olabilir. Ya da Orduspor teşvik olma hakkını kullanmıştır.)

Erciyesspor 1 – 3 Denizlispor (İlk 6 için oynayan takımlardan Denizli’ye teşvik gitmiş anlaşılan.)

Çaykur Rizespor 3 – 1 TKİ Tavşanlı Linyitspor (Hımm. Buradan bir şey çıkmaz, ilk 6 mücadelesinde ikisi de. Ama skora oynamış olabilirler.)

Gaziantep BB 3 – 1 Samsunspor (Samsun bu maça şampiyon olarak çıktı, ama Mersin bir teşvik göndermiş olabilir Samsun’a kendi şampiyonluğunu garantiye almak için.)

Güngören Belediyespor 1 – 0 Diyarbakırspor (Diyarbakır’a küme düşme potasındaki takımlardan teşvik gitmiş olabilir. Ama özellikle 2. devredeki Diyarbakır’ı yenemeyende bir arıza aranmalı.)

M. İdmanyurdu 2 – 0 Boluspor (Bu maçta Bolu kendi futbolcusuna garanti teşvik primi vermiştir. Çünkü ilk 6 tehlikeye girdi bu sonuçla.)

Akhisar Belediyespor 1 – 0 Adanaspor (Bu maçta Adana’ya özellikle Altay’dan bir teşvik gitmiş olabilir, son haftaya rahat girmek için. Ama Adana bu maçtan zaten puan çıkarmak zorundaydı son haftada bir kaza yaşamamak için.)

Son Hafta

TKİ Tavşanlı Linyitspor 3 – 3 Akhisar Belediyespor (Bu maçta Akhisar’a Bolu’dan Tavşanlı’ya da Altay’dan, Güngören’den ve belki Adana’dan teşvik gitmiş olabilir. Ama Adana zaten kendi göbeğini kendi kesmek zorunda. Diğer takımlar gibi…)

Giresunspor 1 – 1 Erciyesspor (Bu maçta beraberlik teşviki olabilir.)

Karşıyaka 1 – 1 Güngören Belediyespor (Bu maçta Karşıyaka’ya düşme potasındaki takımlardan teşvik gitmiş olabilir.)

Adanaspor 4 – 1 Altay (Bu maçta Adana’ya küme düşme potasındaki diğer takımlardan teşvik gitmiş olabilir. Ama Adanaspor kaybederse zaten kendi büyük bir riske girecek, yani olsa olsa Adanaspor kendi kendine, özellikle bir büyük taraftar teşviki sağladığı için suçlanıyor olabilir.)

Samsunspor 1 – 2 Çaykur Rizespor (Mersin B.A.1.lig şampiyonu olmak için Rize’ye teşvik göndermiş olabilir. Öte taraftan ilk 6 umudu olanlar Samsun’a bir teşvik göndermiş olabilir.)

Boluspor 0 – 1 Kartalspor (Bu maçta Kartal kendi topçusuna garanti teşvik primi vermiştir. Ayrıca Tavşanlı da bir teşvik yollamıştır Kartal’a. Bolu ise kendi topçusuna karşı giriştiği teşvik primi konusunda ikinci kez başarısızlığa uğramış oldu. Onları bu beceriksizlikten dolayı cezalandırmalı.)

Diyarbakırspor 0 – 3 Gaziantep BB (Bu maçtan bir şey çıkmaz.)

Denizlispor 0 – 1 Orduspor (Bu maç da antrenman maçı olmuştur.

Alın size bir dizi komplo teorisi.

Ama hakikaten merak ediyorum, bizi ne ile ve nasıl ilişkilendirecekler o maçlarda?

Hani bu kargaşada korkmuyorum da değil, ihale bize kalır diye…

Bir de bazı taraftarların(!) felaket tellallığı söz konusu olunca...
Yazar: Editor
2011-06-19 13:37:57

[Kaplan’ın Penche İle Röportajını Hikâye Eder]

Kendi kendimize soralım bakalım, yani hem çalıp hem oynayalım, üstelik önceden bilinen sorularla. Kaplan sorsun, Penche yanıtlasın: )) Uzatıyoruz mikrofonu:

http://www.vector-eps.com/wp-content/gallery/music-microphone-vectors/music-microphone-vector2.jpg

Kaplan: Merhaba diye başlayalım o zaman.

Penche: Merhaba efendim.

Kaplan: Nerden girelim sorulara?

Penche: İstediğiniz yerden, zaten soruları biliyorum aşağı yukarı.

Kaplan: Arada hesapta olmayan sorular gelirse bozulmak yok ama muhterem Penche.

Penche: Arada ummadığınız cevaplara da kızmak yok o zaman sayın Kaplan.

Kaplan: Geçen sezondan başlasak?

Penche: Bildiğimiz gibi beklentilerimizin pek dışında gelişen bir sezon oldu. Evdeki hesap çarşıya uymadı.

Kaplan: Sebep?

Penche: Önce transferlerin “nokta” olmamasıydı. İşe aramaz topçular da almışız arada.

Kaplan: Sonra?

Penche: Sonra hoca sorunu, daha doğrusu “hocalar” sorunu, bir de Başkanımızın belki de daha profesyonel bir yöntemle çalışması gerekiyor transfer sürecinde. Bilmiyorum, alınacak ve gidecek futbolcular kâğıt üzerinde de olsa örneğin mayıs ayında tamamen belirlenmiş olabilir, ön anlaşmalar yapılmış, hocaya dair kararlar da verilmiş olabilir. Sezon bitmeden yeni sezon proje olarak hazırlanmış olabilir.

Kaplan: Peki, böyle çalışan bir kulüp var mı acaba süper ligde bile?

Penche: Zannetmiyorum, hatta bilmiyorum. Biliyorsunuz Adanaspor dışındaki hiçbir futbol aktivitesi umurumuzda bile değil. Ama bakın bunu bu sene Levent Eriş konusunda yaptık. Devamı ve fazlası neden olmasın?

Kaplan: Ya kaleci mevzusu?

Penche: Orada Tolgahan ne kadar hatalıysa ondan çok daha hatalı olan bir idare var bence.

Kaplan: Yani?

Penche: Yani, Tolgahan’ın kellesini istemeden asıl meseleye bakmalı; önce onu ısrarla oynatıp arena ortasında kaplanların öne bile bile atan hocalardır sorumlu olan böyle bir meselede. Zülküf’ü 3 – 4 hafta oynatacak kadar cesur davranamadılar. Böyle yapsalardı 2 kaleciyi birden kazanmış olurduk. Kaba bir hesapla bu noktada kaleci yüzde 20 filan sorumludur, bu da zaten olağan sorumluluktur. Ötesi hocalarındır. Belki de Başkanın “şu adamcağızı biraz dinlendirin” demesi filan gerekiyordu. Demedi, oynatıldı, hatalar yaptı, bu noktaya gelindi. Tüm bu kargaşada en sağduyulu davranan yine Adanaspor taraftarı oldu. Özellikle son haftalarda takım kötü giderken, kalede Tolgahan’ı görünce hata yapmaması için o kritik dönemde tepki de göstermedi, hatta destekledi, tribüne çağırdı. Nedir? Adamlar Adanaspor’u seviyor canı gönülden, orada bir kaleciye patlatabilecekleri öfkelerinin ardındaki deli egoyu değil, evet Adanaspor’u seviyorlar hem de kendilerinden çok.

Kaplan: Bu konudaki kimi tepkilere ne diyorsunuz?

Penche: Müşteri her zaman haklıdır, mantığıyla taraftarlığa bakamayız. Müşteri istediğini alır gider veya almaz gider. Ama gider. Taraftarlık böyle değildir. Şimdi taraftarlığın ne olduğunu burada tanımlamayacağız uzun uzun. İstanbul takımlarının taraftarı isterse müşteri gibi davranır, çünkü kulüpleri de onları zaten müşteri gibi görüyor, borsaları hisseleri sektörleri ile. Zaten tanıdığım birçok İstanbul takımının taraftarı aynı zamanda sıkı bir Barselona veya Real Madrid ya da Manchester taraftarına dönüşmüş durumda, yani adamların futbol hissiyatında gidecek hep bir ikinci kapısı bir şekilde var, genel olarak, yahut bir müşteri esnaf ilişkisinde müşterinin hoşnutsuzluğunu en zalim tepkiyle dile getirme lüksü (hatırlayınız, adamcağız başkanı olduğu takımın maçlarına gidemediydi) ... Ama bizde böyle mi?

Kaplan: Yani?

Penche: Dostum, amma çok yani dedin: )) Şöyle izah edeyim. Adanaspor ve taraftarının gönül bağı has bir futbol ve memleket sevgisine dayalıdır. Adanaspor ve taraftarı birbirini hem görece bir başarı beklentisiyle sever hem de en kötü günlerin vefasıyla. Yani Adanaspor taraftarı “o zaman ben de bu mağazadan alışveriş yapmıyorum” psikolojisiyle veya kompleksiyle ya da tribal enfeksiyonu ile hareket etmez. Değilse, istedikleri tarzda takımlar da zaten var…

Kaplan: Tribal enfeksiyon ne ola ki?

Penche: Bilmiyorum, konuşulurken duymuştum, arada kullanayım dedim, dilerim uygun düşmüştür: )) Şimdi şöyle diyeyim devamında;

Bilmem hangi hissini veya hesabını biricik Adanaspor’umuz üzerinde görenler de var gibi geliyor, kendince kulüp üzerinde bir baskı oluşturmaya çalışanlar… Baktığımızda şu ifadeleri görüyoruz artık: Onu istemiyorum! “istemiyoruz” gitmiş bir yana, ifade tekile dönmüş. Keyiflerine göre bir gelişmede “ben dedim oldu” hazzını mı yaşayacak o taraftarlar? Tam bu sırada işte o tribün dönüşmeye başlar. Ve bu dönüşme iyi bir dönüşme değildir. Hayırlı bir dönüşme değildir. Faydalı bir dönüşme değildir. Adanaspor’un geleceği için mücadele ediyorum diye işlere bu kadar yakın temas etmek Adanaspor’u hiç haz etmediğimiz bir takıma; taraftarını da hiç haz etmediğimiz bir taraftar tipine dönüştürebilir. Şahsen ben bu lige abone olmuş ve hatta bir alt ligde oynayan ya da sahaya çıkan bir Adanaspor’u orada oluşturulmak istenen Adanaspor’a tercih ederim. Niyet her ne kadar bir Adanaspor’un şampiyonluk meselesi gibi görünse de iş üzüm yemekten çok bağı tarumar etmeye gelmiştir. Ve tekrar ediyorum, kıvamını aşarak çeşitli organizasyonlarla bir protesto sürecine girişmek Adanaspor’a bir başka darbe girişimidir. Taraftarın tepkisini gösterecek daha “Adanasporluca” yöntemler hep vardır. Ama kulübü dışarıdan yönetmeye çalışmak! Tam bu noktada safımız çok net olur!

Kaplan: Nasıl bir netlik?

Penche: Adanaspor, belli bir taraftarın keyfine göre hareket edecek bir takım olmasın! Olduğu an, bittiğimizin ve futbola küstüğümüzün resmidir! Bu konuda alınacak en kötü kulüp kararı bir grup taraftar baskısıyla(!) alınacak en iyi müdahaleli karardan karşılaştırılamayacak kadar iyidir. Kurumsallaşmış kulüplerin işine gerçek taraftar burnunu keyfince sokmaz. Sokmamalı. Bugün bir futbolcunun kellesi istenir yarın bir diğerinin. Herkes keyfine göre bir eylem planı gerçekleştirir ki bunu da herhalde hiçbir Adanasporlu istemez! Şahıslar üzerinden bu takım, bir camia, değerli bir mazi, önemli bir imaj yıpratılmamalı. Böyle işler Adanaspor dokusuna virüs sokar ve sonra bizler, bir fırsattan yararlanıp Adanaspor’un üzerine başka hesaplarla yine yine gelenlerle yine yine mücadele etmek zorunda kalırız, Hayır, mücadele ederiz, ederiz de neden kendi zehrimizi kendimiz yaparız da başka mevzilere süreçte bir malzeme olarak veririz. Gerekirse varsın bu sezon da gitsin boşa, ömrümüz olduğu sürece bekleriz o şampiyonluğu ama dokusu bozulmuş bir Adanaspor’u düşünmek bile istemiyorum.

Kaplan: Peki, şöyle soralım o zaman, küsmek demişken, arada “ben oynamıyorum” şeklinde tribal enfeksiyonlarınız oldu sizin de kaplanpenche olarak, yazmayacağız filan, pardon bunu az önce siz kullandınız diye alıntı yaptık, dileriz doğru kullanılmıştır.

Penche: Tam olarak ifade etmiştir o zamanki ruh halimizi. Şöyle diyeyim o zaman; neticede bir Adanaspor konusunda en duygusal tepkileri veririz. Çünkü şu hayatta en güzel, en çiçekli, en renkli yanımızdır Adanaspor. Ve bazen susmanın konuşmaktan daha yararlı olduğu anlar vardır. Biz de o sıralar bu hakkımızı kullanıyoruz. Kimi zaman demediklerimiz dediklerimizden çok daha önemlidir. Ama hata da yapıyoruz işte, küserek, yılarak, yorularak. Olmaz… Fakat dayanamayınca takvimi bile değiştirip işe yine girişiyoruz. hem arada bu tür tribal durumlar da olur canım: ))

Kaplan: Geçen sezonun taraftarı için nedir yorum?

Penche: Tribünde mükemmel bir performans gösterdiğimizi söylemiştik daha önce.

Kaplan: Bilet fiyatları için ne demeli?

Penche: Bunu da tekrar etmede fayda var: Adanaspor taraftarının ve hatta ülke taraftarının (İstanbul Dukalığını isteyen ayırabilir) bütçesi filan bellidir. Siz bakmayın seçimlerdeki o yüzde elliye. Yoksulluk kırıp geçiriyor memleketi, hele Adana’yı. Bu yüzden o 10 lira örneğin maraton tribün için çoktur. En az yarıya düşmeli bu fiyat. Bu konuda hiçbir açıklama şu ekonomi gerçeğinde tatmin edici olmaz. Tabi, biz beklentimizi dile getiriyoruz, oluru olmazı kulübün bileceği iş. Ama anti parantez Adanaspor’un Adana’nın tek takımı olmadığı da unutulmamalı. Diri ve yoğun bir tribüne, genç taraftarlara fazlasıyla ihtiyacımız olduğu kesin.

Kaplan: Son olarak transferler için ne diyorsun bay Penche? Taraftar pek dertli, malum tek isim dışında bir icraat yok!

Penche: İnan ben de sabırsızlıkla bekliyorum etkili isimleri. Ama ses seda yok. Şöyle yorumluyorum; Ersan’ın o pazarlık sürecindeki kozumuzu galiba bize karşı kullanıyorlar, Adanaspor adını duyan parayı katlıyor. İşler sarpa sarıyor. Bekliyoruz biz de. Lakin yine bir yanımızdaki o Polyannapenche ile tüm iyimserliğimizle bekliyoruz. Hatta küme düşme kaygımızın olmadığı iddiasız bir sezona bile razıyım şahsen, şöyle stressiz sakin bir sezon, saf bir turuncu futbol aşkıyla geçen bir sezon…

Kaplan: Yaşlılık halleri olmasın bu teslimiyet.

Penche: Bu yorum, konuşmamızın sonunu işaret ediyor zannederim. Sağlıcakla kalın efendim. Ben istihare yatsam bir öğle uykusuyla karışık, belki rüyada transfer işaretleri filan alırız: ))

Kaplan: O zaman yeni asparagas sohbetlerde görüşmek üzere, Kaplan olarak sayın Penche’ye veda ediyoruz…

Yazar: Editor
2011-06-13 21:32:34
http://kubradogru.files.wordpress.com/2009/11/dedikodu.gif
  • Bursa’dan Ramazan Sal kamp dönüşü büyük ihtimalle bizde,
  • sonra Ordu’dan bir defans oyuncusu gündemde, frikikleri de iyi olan biri, şut ortalaması da yüksek…
  • Anıl’a bir Karadeniz seyahati görünüyor.
  • Eski topçulardan (şahsen, hakikatte kulüp kapısından bile içeri girmesini hiç mi hiç istemediğim) biri yedek olarak dönebilir takıma, bizi sıkça satıp gidenlerden biri.
  • Veli için çalışmaların devam ettiğini hepimiz biliyoruz.
  • Bir forvet arayışı var, ki Ali Çamdalı son anda kaçmış elden.
  • Geçen sezon “fazlasıyla antrenman eksiği olan” yani çalışmayıp yatan kaleciyi bu sefer ciddi bir çalışma programı beklediği falında da çıkmış.
  • Orta sahaya olan inanç tam, orada fazla oynama olmaz gibi.
  • Ve muhtemelen en fazla 6 transferle yeni sezona vira denecek.
  • GBB'deki Ramazan ne yazık ki büyük ihtimalle Mersin'e gidecek. Oysa bize gelmesini çok isterdik.
  • Manisa'dan Murat bir ara gündemimizdeydi fakat onun futbol oynamaya ilişkin şahsi kararının bu transferi engellemesi söz konusu olmuştur.
  • Böyle şeyler…
Yazar: Editor
2011-03-30 11:53:36

Olayların adamı Emre ile “sanal” bir röportaj yaptık. Güya biz sorduk, o da yanıtladı… Yayınlıyoruz bu asparagas röportajı. (Lütfen ciddiye almadan okuyunuz.)

http://www.bilderkiste.de/galleryscript/gallery/cliparts/fussball_schiri_rot.gif

Emre, bize Adanaspor’a gelişini anlat.

Malatya’daydım, Adanaspor’un dönüşünü ve iddiasını gördüm, birçok teklife rağmen Adanaspor’un o muhteşem havası beni de çok heyecanlandırmıştı ve burayı tercih ettim. Aradaki ‘git/gel’lerime rağmen iyi ettim.

Çıkışını değil de inişini gördük şu 3 senede, sence sebep nedir? Oysa seni de Ersan gibi 3 büyüklerden birinde görmek isterdik.

İnanın ben de isterdim. Ama evdeki hesap çoğunda çarşıya uymuyor. Bende de uymadı. Keşke uysaydı, hepimiz kazanırdık.

Bir konsantrasyon meselesi olabilir mi veya bir camiaya aidiyet duygusunun eksikliği… Sanki futbola değil de bireysel sporlara daha uygun bir halin var senin.

Küçükken judocu olmak isterdim hani. Karate Kit’e hastaydım. O olmadı, futbolcu oldum, arada o tarafa kaçar gibi oluyorum. Yani şu Denizli maçı: ((

Taraftar maça senle başlıyor ama maçı sensiz bitiriyor; yani üçlük çektirerek başlıyorsun, bazen de yuhalarla bitiriyorsun.

Valla ben de ambale olmuş durumdayım. Ama hiçbir şey sebepsiz değildir hayatta. Vardır bunun da bir nedeni. Yaşım daha genç, öğreneceğim incelikler, aşacağım meseleler mutlak var. Ama sahada formam için savaşırım, taraftarı en azında bunu fark etmesini beklerim, örneğin topsuz alanlarda, anlarda neler yaptığımı. Yoksa ben de hoşnut değilim son zamanlardaki performansımdan. Aslında K. Kılıç’ın dediği bir manada doğru, bir takımı 1.Ligde şampiyon yapabilecek çapım var, tabi bir takım oyunu anlayışı içinde. Galiba, 35’ime filan geldiğimde “keşke şimdiki aklım o zamanlar olsaydı” diyeceğim ben de…

Olacak işleri kaçıyor, olmayacak işleri yapıyorsun.

Ne manada?

Hem gol atma-kaçırma, hem de kartlar, desek…

Hakikaten enteresan haller yaşıyorum. Örneğin o Manisa maçında deplasmanda, 9. dakikada 2. sarıdan atıldım. Fakat o maçın tekrarına bakan aslında Fırat Aydınus’un, önceki haftadan üzerinde kalan bir Arda Turan ezikliğini benim cismimde onarmaya çalıştığını görür. Yani o hakem Arda’ya yapamadığını bana yapmıştı. Sonra Karşıyaka maçındaki hakem benim pozisyonumdaki penaltı kararının altında kaldı, o kararını içine sindiremedi ve beni ilk fırsatta attı. Kaçan gollere gelince; sahi, o goller nasıl kaçtı ki? Anlayanın… Galiba bulunduğumuz durumun stresi bana da çöktü, golü bir an önce atayım diye panikleyip bir anlamda çuvalladım. Yani o Samsun maçındaki pozisyonlar aklıma geldikçe kahroluyorum.

Peki, son maçtaki kart?

Adam ense köküme inince galiba bir bilinç kaybı yaşadım, ne bileyim. Hatırlamıyorum bile o anı desem, acaba yırtar mıyım: ))

O röveşata golü?

Aslında önceki maçlarda atacağım bir goldü, kısmet Denizli’ye oldu. Kırmızıdan vaktim kalırsa daha çok atarım böyle goller.

Sahi, 3 sezondur kaç maçta yalnız bıraktın bizi, saydın mı?

Mevzu değiştirsek: ))

Peki taraftar?

Ben onları anlamaya çalışıyorum, onlar da beni anlamaya çalışırsa daha iyi anlaşırız.

Yani?

Yani, maçın içinde kaptırıp gidiyorum o hırsla, duygular belli bir yorgunluktan sonra aklı, sağduyuyu teslim alıyor. Taraftar işte bu sırada beni, bizi hepimizi motive etmeli ki irademizle olan bağımız protestolarla kopmasın tersine, destekle o bağ güçlensin.

Küme düşer miyiz, diye sormuyorum bile.

Söz konusu bile olmaz. İlk oynadığımız maçta affettireceğim kendimi.

Yemin et!

Kartlar çarpsın ki!

Peki, önümüzdeki sezon?

Ayarı sağlam ve gölgesi ağır bir hocayla bu takımın şampiyonluğunda önemli bir payım olur, diyorum.

Teşekkürler o zaman bu hayali sohbet için.

Ne demek! Ben de zaten şekerleme yapıyorum, zahmet olmuyor.

Ben de dördüncü dubleyi devirdim devireceğim, kafam güzel yani…

Maç izlemeye de öyle geldiğin söyleniyor zaten.

Valla iftira: )) Müsadenle ben kendimi alıp kaçayım o zaman;)

Yazar: Editor