2019-12-29 07:16:19

Onun dışında zeytin toplama işi zorlu geçiyor, bayır aşağı, ayağının altında sürekli kayan irili ufaklı taşlarla tam bir macera. Bugün yağmur olduğu için zeytin de yok deniz de.

Tekne olan Zagor ile denize çıkıp sırtı çekiyoruz insan olan Zagor babayla. İri yemlerle dip sırtı da çekiyoruz büyük balıklar için ama bu aralar balıklar da kuytuda.

Üç gün önce Zagor Baba hadi çıkalım dedi denize, Dereağzına gideriz hem sırtı çekeriz hem de lodosçuluk yaparız. Lodosçuluk dediği, fırtına sonrasında denizin kumsala bıraktığı görece ganimetleri toplama işi. Çok enteresan nesneler çıkıyor, heyecan verici yani bir tür kıyı defineciliği.

Denize çıktık ama Kızılburunu dönünce sabah yellicesi olan dalgalar büyüdü, uzadı, sertleşti. Altımızdaki tekne ne ki, hepi topu 4.65 bir şey, motor 9.9, neye dayanacak hangi dalgaya gücü yetecek.

Dalganın üzerinde bir an Rodos Adasını görüyoruz, inince dalgalardan başka bir şey görmüyoruz, bildiğiniz su duvarı. Yani sadece filmlerde, belgesellerde gördüğüm bir sahne ama bu sefer ben bizzat içindeyim o teknenin.

Zagor Babaya, yani Hüseyin Kaptana bakıyorum, dağlardan serin. Baba, ileride dalgalar daha da büyük görünüyor, ne dersin dönsek mi, diyorum ama bir yandan da Dereağzı Koyuna gitmek istiyorum.

Kara Mehmet Koyuna yaklaştığımızda tonozlara vuran dalgalar apartman boyunda olmuş, gittiğimiz yön de orası, en usulca can yeleğini kavrıyorum, Zagor sigara içiyor, bir keresinde Dereağzından batmadan nasıl döndüğünü anlatıyor kahkaha atarak.

Dalgalara yanda vurarak gitmeye çalışıyorum, deniz tertemiz Zagor, korkma diyor. Fakat az sonra durumun daha kritik olacağına kanaat getirip şu iki kayanın arasından gir, kenarda yemleri takım dip çekelim dedi. İki kaya arası dediği sanki cehennem ağzı.

Neyse, en azından döneceğiz diye rahatlayıp girdim kayaların arasına, koyda nispeten kuytu bir yerde oltaları iri kalamarlarla yükleyip dönüşe geçtik.

Dönüş de zorlu oldu. Bu havada balık da olmazdı zaten, yanıma yaşadığım macera kar kaldı.

Dönünce Birgül Ana kızdı Hüseyin Kaptana (Büyük Zagor) sana adamı bu havada Kızılburunun ötesine geçirme dedim diye, Zagor yine bir kahkahayla geçiştirdi, batmadan dündük mü dedi, bana baktı, mesela yani, bir daha deniz tertemizken gideriz tamam dedi.

Bütün gece rüyamda o dalgalarla boğuştum, iki gün denize bile yaklaşmadım:)

Yazar: Editor