2012-01-22 08:02:32

Yine Yağmur

Bana sorarsanız yine güzel yağıyor. Fakat benden “dur yağmur” yazısı beklemeyin bu kez. Hatta yağ yağmur, tarlaları bahçeleri bırak direkt stadyuma yağ. Gök yarılsın, bardaktan boşalırcasına olsun.

http://galeri5.uludagsozluk.com/1/singin-in-the-rain_20590.jpg
 
  • Rıdvan Dilmen hocamızken
  • bir Altay maçı vardı
  • ve yine deli bir yağmur yağıyordu.
  • Necati’nin bizdeki ilk maçıydı.
  • Televizyon da veriyordu maçı.
  • Gidip gitmeme konusunda kararsızdım.
  • Gitti ve sanırım Altay’a o maçta 6 gol atmıştık.
  • Yani deyimin tam anlamıyla yağmur olup yağmıştık.

Şu maça gidip gitmeme konusundaki karasızlığımın nedeni ise tabi ki yağmur değil.

  • Gereken transferi yapacağım dediği halde
  • bir türlü yapmayan yönetimin
  • bu anlaşılmaz transfer politikasından sonra
  • olası bir puan kaybında
  • biricik Adanaspor’umuzun
  • muhatap olabileceği protestolara
  • tanık olmak istememdir maça gidip gitmeme konusundaki tereddütlerim.

Neyse, yağmur yağmaya devam eder,

Ben yine maça giderim (ki bir haftadır kendimi her sonuca hazırlamışım derin elemlere düşmemek için) ve Adanaspor çıkar yine gücü yettiğince mücadele eder.

Ama dilerim bu kez yener.

Yoksa…

Bu işin “yoksa”sını

düşünmek bile istemiyorum.

Yazar: Editor
2011-10-13 11:27:30

ADANASPOR Basketbol'dan Turnuva

  • Adanaspor B.
  • uzun yıllar Adanaspor’a büyük hizmetler veren 
  • Gündüz Tekin Onay 
  • ve çok yakın tarihte trafik kazasında kaybettiği 
  • takım kaptanı Taylan Taylancı’yı unutmadı. 
  • 14-15-16 Ekim tarihlerinde Adana Menderes Spor Salonu’nda oynanacak 
  • 2. Adanaspor Gündüz Tekin Onay – Taylan Taylancı Basketbol Turnuvası’na 
  • Adanaspor B’nin yanı sıra 
  • 68 Aksarayspor, 
  • Kayseri Melikgazi Bel. Spor 
  • Ve Mersin Akdenizspor katılacak. 
Yazar: Editor
2011-06-25 08:36:22

Millet İradesi                    :

Bildiğimiz hikâye, hep duyduğumuz laflar Akp’den, Millet İradesi… O kadar ki “millet iradesi” ile yatar yine onla kalkar olduk.

Evet, millet iradesi…

http://us.cdn4.123rf.com/168nwm/jameschipper/jameschipper1103/jameschipper110300030/9147158-business-people.jpg

Millet iradesinin meşruluğu için yasal veya hukuksal veya vicdani olmasının da bir kıymeti harbiyesi yoktur. Millet iradesi olsun yeter.

Haddizatında bu sözü sakız eden hükümetçilerin yaslandığı millet iradesi de kanımca millet iradesinden öte bir şey değildir, yukarıdaki cümlede belirttiğim cinsten üstelik.

Şimdi efendim millet iradesiyle meclise gidemeyen 4 vekil var (Balbay, Alan, Dicle, Haberal). Hatta o dört vekilden biri düşüyor onun yerine bir Akp vekili gidiyor meclise. Üsteli neredeyse vekilliği düşen vekilin aldığı oyun onda biriyle. E, n’oldu millet iradesine? Ve böylece Akp vekil sayısı 330’a doğru gider olur… Vaktiyle başbakan da bu süreçten geçmişti.

Akp tarafında grup başkan vekili Bekir Bozdağ şöyle açıklıyor durumu:

İşte Bozdağ'ın açıklamalarından satırbaşları;

“YSK kararlarını AK Parti ile veya hükümetle eşitlemek büyük bir insafsızlık ve haksızlıktır. Hatip Dicle kararının Sayın Başbakanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın yaşadığı durumla bir alakası yoktur.

Yüksek yargının araya girmesi ve yargının müdahaleleriyle Sayın Başbakanımızın milletvekilliği adaylığı engellenmiştir. Burada yapılan itiraz hukuka ilişkindir fakat Başbakanımızın olayında hukuk çiğnenmiştir.

Dicle'nin milletvekilliğinin düşmesinin AK Parti'nin başvurusu üzerine yapıldığı söyleniyor bu da tamamen asılsız bir söylentidir.”

Gel de inan!  

Evet, böylece Akp vekil sayısı 330’a doğru gider olur…

Devamında ne mi olur? Millet iradesi sözü Akp'nin sırtına yük olur, başbakan işaret eder ve bu mesele "bağımsız yargıda" çözülür. Muhtemelen...

_____________________

Bu arada son seçimde Akp’nin birinci parti olduğu Adana yine işsizlik şampiyonu oldu, hem de %20 ile. Vah!

Yazar: Editor
2011-04-02 15:46:52

Şimdi çağ dışı oyun taktiğinden dolayı karşısında çağdaş futbolun herhangi bir anını yaşamanın imkânsız olduğu şu Tavşanlı L. şampiyon olsa ne olur olmazsa ne olur?

____________________________

Şu Tavşanlı Linyitspor dedikleri,

Enteresan bir sempati ile oynuyorlar maçlarını.

Bu sempatiyi diğer takımlar gösterir taraftar düzeyinde, internette, basında… Olabilir, hatta TRT bile maçı yorumlatırken orada örneğin Ömer Üründül de özel bir sevgiyle bakabilir oraya. Olağandır, diyelim aslında öyle olmaması gereken vaziyete. Yoktan var olup gelmiş bir sürpriz takımmış...

Ama Ömer Üründül topa basmadan yapıyor medhiyesini ve o olağan iticiliğine devam ediyor. Yanlış görüyor, yanlış yorumluyor, fazlasıyla taraf oluyor, adeta göz göre göre yalan söylüyor. Rüsva oluyor. İnsanın TV’nin sesini kısıp da maçı izleyesi geliyor. Yetmez, çıkıp haykırası geliyor. Yazık, ayıp, günah be…

Peki, hakemler de belli bir sempatiyle yönetirse onların maçlarını? O zaman yuh olsun böyle lige ve aparatlarına… (Mesela şu maçta 4 kırmızı kart görmesi gereken Tavşanlının siyahi oyuncusu Ogunseye sanırım tek sarıyla maçı bitiriyor…)

Bizim maçtaki o hakem faciasını ve 90+4’teki o şaibeli penaltıyı da geçiyorum, şu son Tavşanlı – Denizli maçına göre söylüyorum; bir hakemin kararlarının çoğunu ev sahibi takım yani “sempatik Tavşanlı L.” lehine kullanmaları can sıkıyor, insanı üzüyor, bir adalet duygusunu zedeliyor.

Bu arada Ömer Üründül sanırım birazdan amigoluğa başla Tavşanlı’da, bir pespaye takımdan kendince bir Barselona yaratmaya çalışmıyor mu? (TRT spor servisi kimlerin çiftliği olmuş böyle Ömer’inden Hakan’ına)… Ömer Ü. Tavşanlı’yı övmek için adeta değil resmen halüsinasyon görüyor, of of…

Evet, gerek hakemler ve gerekse TV’de Ö. Üründül “sıkılmazca” taraf oluyorlar, Üründül vakasını geçtik, ama hakemlerin bu hali işi sefilliğe götürüyor. Federasyon uyuma! desem bir şey ifade eder mi?

Bu mucize takım(!) ne yapıyor peki?

Hiçbir şey! İlkel bir futbol anlayışı ve uygulamasıyla buraya kadar gelmişler. Fakat işte anlaşılıyor da buraya kadar hakemler filan vs nasıl geldikleri. (Tabi rakiplerinin onları önceleri ciddiye almadan sahaya çıkmaları da bir başka etkendir.)

Sahaya 4–1–4–1 ile çıkıyorlar. (En azından şu Denizli maçına öyle çıktılar.) Ne anlama gelir bu? “Ben en az 8 oyuncuyla bildiğin savunma yapacağım” demektir. “1 gol atarım üzerine de yatarım!” demektir. “Öne geçince de serilir yatarım, maçı soğutur, oyalarım” demektir. Doğru düzgün atakları yok, doğru düzgün bir organize hareket yok, bir seyir zevki yok. Ne var? Katı defans, çok koşu, hakem desteği…

Şimdi çağ dışı oyun taktiğinden dolayı karşısında çağdaş futbolun herhangi bir anını yaşamanın imkânsız olduğu şu Tavşanlı L. şampiyon olsa ne olur olmazsa ne olur?

Yazar: Editor
2011-02-11 09:42:01

Ülkenin futbol gündemine bakarsak;

İstanbul kulüplerinin başkanları, yöneticileri hakem hatalarının kurbanı olduklarını iddia ederek açıklama üzerine açıklama yaptılar, yapıyorlar. Federasyon başkanı Mahmut Özgener de bir cevap verdi söz konusu iddialara. Uzun bir yazı olurdu buraya hepsini aktarsaydım, son iki paragrafı alıyorum, fena bölümler değil. En kapsamlı konuşmayı gazetelerden okuyabilirsiniz, ilginizi çekerse.

TFF Başkanı Mahmut Özgener futbolun adil bir seyrine dair iddialı, çekici laflar etmiş birçok büyük laf etmiş. Bakalım bu içeriğin devamında ne yapacak? Üç hafta sonra, beş hafta sonra? Sadece süper ligde değil alt liglerde de? Çünkü özellikle B.A. 1. Ligde malum iktidar takımları var. Bize göre can sıkıcı transferleriyle zaten haksız bir mücadeleyi başlatmış durumdalar.

Süreçte federasyon ve dolayısıyla hakemler korktuğumuz manada acep bir baskıya maruz kalacaklar mı, ki kalmaları kuvvetle muhtemeldir; o durumda ne yapacaklar, direnecekler mi, ki direnemeyecekleri kuvvetle muhtemeldir. Geçen sezonlardan tecrübelerimiz var zira. Ha, bu sezon biz bariz hakem hatalarına maruz kalmadık, çünkü gerek kalmadı ipimizi hep kendimiz çektik. Yani çekincelerimiz var…

Şimdi o konuşmanın son bölümünü alıyorum buraya, hem beğendiğimiz bir nitelikte olduğu için hem de gerekirse hatırlatmak için…

Alıntı şöyle:

“Merak etmeyin, biz de sizin gibi bu ülkede "adil bir oyun"un oynanabilmesi için gerekli tüm koşulların oluşması için var gücümüzle çalışıyoruz ve çalışıyor olacağız. Biz de bu şekilde konuşmalar yapmak yerine kendi işimize, adil ve tüm kulüplere eşit mesafede pırıl pırıl bir ligin oynanmasını tesis etmeye, hakemlerimizin motivasyonuna, eğitimine, gelişimine odaklanıp ana işlerimize konsantre olalım…

Buradan tüm futbol ailesine, hakemlerimize ve tüm kulüplerimize sesleniyorum:

Lütfen hiç kimsenin en ufak bir endişesi olmasın... Federasyonumuz bu ülkede adil ve her kulübümüze eşit mesafede, hakkı olanın kazanacağı, hak edenin ipi göğüsleyeceği bir ligin oynanması için mücadelesini sürdürecek. Lütfen kendinizi güvende ve rahat hissedin... Geçmişte olduğu gibi, sesi çok çıkanın, gazetede sayfası çok olanın, taraftarı çok olanın bu gücünü kullanarak futbolu baskı altına almasına izin vermeyeceğiz.”

Yazar: Editor
2011-01-31 11:39:33

Adanaspor.ORG’dan

Emrah Bedir Adıyamanspor’da

Günlerdir forum sayfamızda ve paylaşım sitelerinde dedikodu şeklinde dönen Emrah Bedir gidiyor haberi doğru çıktı. Emrah, facebook profiline, "Adıyamansporla sezon sonuna kadar anlaştım." şeklinde haberi duyurdu...

Başkanımız Bayram Akgül'e teşekkür ederek taraftara mesaj yollayan genç golcümüz Emrah, "Zor günlerimde yanımda olan Başkanımız Bayram Akgül ve büyük Adanaspor taraftarına şükranlarımı sunuyorum. Adanaspor'a ikinci yarıdaki maçlarında başarılar dilerim. Umarım istediğimiz şampiyonluğa kavuşuruz. Selametle Adana'm." diyerek şimdilik Adanaspor macerasına nokta koydu...

Kendisine güvenmeyenler ve gitmesi için mücadele edenlere de mesaj yollayan Emrah, "Bana güvenmeyenler her hafta Adıyaman'dan mesajı alacak!" dedi...

 ________________________

Bu takımda, Emrah'dan önce gitmesi gereken başka kişiler varken, verimli bir kamp dönemi geçirmiş tekrar eski günlerine döneceğinin sinyallerini veren Emrah'ı gönderenleri ayakta alkışlıyoruz! Umarız ki bugünkü maçta olumsuz bir durumda tribünlerden Emrah Bedir seslerini duymaz, kaosa sürüklenmeyiz... (bu kaygıya ve olası tepkiye biz de imzamızı atarız kaplanpenche olarak...)

________________________

Ayrıca kulübümüzün önemli-önemsiz herhangi bir gelişmede taraftarını bilgilendirmeme alışkanlığına da devam ediyor olması önemli bir soru işareti. Emrah'ın gidişi sırasında kulübümüzden tek bir açıklama yapılmadı. Bu sorunun en kısa sürede halledilmesini umuyoruz...

Emrah Bedir'e Adıyamanspor forması altında başarılar diliyor, yarı tatilde zıpkın gibi Adana'ya dönmesini umut ediyoruz. Yaşanacak çok güzel günlerimiz var daha, yarım kalan şarkıyı tamamlamak için, sezon sonunda büyük bir özlem ve sevgiyle seni bekliyor olacağız... Yolun açık olsun Emrah Bedir!

Adanaspor.ORG

Yazının bütününe de attık imzamızı kaplanpenche diye...

Yazar: Editor
2011-01-21 09:26:18
Laf Salatası 

Zihni Aldırmaz, Adana'nın gelirinin çok geriye düştüğünü belirterek, "Biz de sporumuzun çok iyi yerlerde olmasını istiyoruz ve arzuluyoruz.  Ancak gelir yönünden Adana'nın ekonomisi ortada" şeklinde konuştu...

Ancak bu şekilde konuşulabilir, tabi söz konusu olan ikiyüzlülükse…

Belediyeciler çıkıp açıklamalar filan yapmasın, komik duruma düşüyorlar. Siz Adana sporunun bir yere gelmesini belki istiyorsunuz fakat ADANASPOR’un bir yere gelmesini asla istemiyorsunuz. Bunun sebebini de cümle âlem biliyor.

Geçelim…

______________

Dernek Balosu
  • Bu akşam
  • 19.30’da
  • Seyhan Otelinde
  • Adanasporlular Derneği’nin
  • açılış balosu düzenlenecek.
  • Duyurulur.
  • En güzel günlerin Adanasporlularla da olması dileğiyle...

 

Yazar: Editor
2011-01-17 07:58:30

 Virüs

Birkaç gün görüşemedik. Sebep doğrudan be değilim efendim. Bilgisayarlara giren virüs vs şifreleri allak bullak edince bir sorun da böylece peyda oldu. Yoksa gündem de ne sıcaktı.

Neler oldu bu arada?

Takım transfersiz gidiyor, beklentilerin tersine.

Korkarım ki Haluk transferi tribünü kandırmak için, o kaleci işine devam edecek gibi.

Adanaspor dışında neler oldu?

Biliyorsunuz, içki yasağı fena halde gündemde. Ama biz bunu ta sigara yasağından beri yazıyoruz. Niyetleri sağlık filan değil.

Galatasaray taraftarı stat açılışında Türkiye'nin gerçek hislerine tercüman oldu diyelim. Dikkat ederseniz kendi organizasyonlarının dışında yuhalanıyorlar. Oralarda hür iradele var. Futbolu bu yüzden de seviyoruz.

Ama bu arada tehdit ve gözdağı ve dolayısıyla karşı atak durmuyor. Neymiş, GS'nin o statta kuruş emeği yokmuş. E ne olmuş, milletin kulübü milletin parası, cebinizden mi verdiniz efendim?

Üstelik aldığınız oylar miletin iradesiyse bu tepkiler de milletin iradesidir, dediğim gibi üstelik en hür iradedir.

Şimdilik bu kadar olsun, nasılsa bu konuları daha çok konuşacağız.

Yazar: Editor
2010-12-20 00:10:29

         19       

  • İlk devre bitti
  • 19 puan
  • 19 gol,
  • kalemizde ve rakip kalede.
  • Beklentilerin en az 6 puan gerisindeyiz,
  • en az...
  • Daha iyi olabilirdik.
  • Hatta lider de olabilirdik
  • bu 16 maç sonunda.
  • Olamadık.
  • Sebebini en ilgisiz futbol izleyicisi bile biliyor. 
  • Geçelim,
  • tedavisi olmayan bir hastalık değil.

 ________________________

Bir aydan biraz fazla bir ara var.

  • Gündemimiz çoğu zaman futbol dışı olacak.
  • aşağı yukarı bildiğiniz bir içerik...
  • sanat, siyaset filan.
  • Kitaplardan, filmlerden bahsederiz.
  • Entel de takılırız: ))
  • İkinci devrede de gündem hep sıcak olacaktır
  • doğal olarak.
  • Motoru soğutmalı.
  • Derim...

 

Yazar: Editor
2010-11-27 08:12:52

Yeni Format 

  • Bank Asya 1.LİG GÜNLÜĞÜ
  • yeni bir yayın dönemine girdi.
  • Bundan sonra cumartesi, pazar ve pazartesi olmak üzere 3 gün yayımlanacak.
  • Ve maç saatlerinde canlı yayınla bağlanacak.
  • Bu canlı bağlantıları da Banu Uzpeder sunacak.
  • Sanırım çok güzel olacak.
  • Şimdiden başarılar, kolaylıklar…

 

  • Bu formatıyla yapımın daha dinamik ve biraz daha etkili olacağını düşünüyorum.
  • Maç sürecinin izleyiciyle,
  • bir maçın mümkün olan tüm ayrıntıları dâhilinde buluşması
  • başka bir renklilik sağlayacaktır.
  • Bu yayın, zaten nitelik olarak belli bir kaliteye yükselen 1.ligin kıymetini biraz daha artıracaktır.
  • Hadi o zaman: ))
Yazar: Editor
2010-11-07 12:03:37

Su İster Ağaçlar

http://ul.gcg.me/files/2010-11/2s.jpg

Hava güneş, Adana güzel, portakal bahçeleri yemyeşil, turuncular kendilerini gösterir olmuş, en güzel sonbaharların yaşandığı memleket… Orada bir radyo, istek programı, Haluk Levent Elfida’yı söylüyor:

Elfida
Bir belalı başımsın
Elfida
Beni fark etme sakın
Omzumda iz bırakma
Yüküm dünyaya yakın
Elfida
Hep aklımda kalacaksın

 

Biri evinin damında güvercin uçuruyor. Bir çocuk mevsimi kaçırmış, kâğıdı solmuş bir uçurtmayla uğraşıyor. Üç kişi tek kale maç yapıyor portakal ağaçlarının yanında, Ali Dayı bahçeyi suluyor. Yağmur geç kaldı. Su ister ağaçlar. Sulama havuzu yeşillikler içinde çocukluğumuzdan bakıyor bize. Hava biraz daha sıcak olsa diyorum, şurada çimmek vardı ya…

Derken bir satıcı giriyor sokağa. Yavru köpekler etrafında, meseleyi algılamak ister gibi veya “birine mi baktın birader” der gibi. Bir iki havlama. Asayiş berkemal, güneşte şekerlemeye devam…

Yaşlılar “bu sonbaharı da gördük” mü diyor, divana uzanmış tatlı bir güneşte, kim bilir… Yeni gelin (ki büyük kızı evlendi, hala yeni gelin) açık çay getiriyor yaşlılara, kaşıklar şıngırdıyor bardaklarda... Ömrünüz uzun olsun…

Ve kenar mahallede bir pazar günü, böyle geçer, aşağı yukarı… Özleyenlerden, kaybettiklerini bir daha asla bulamayacaklarını da hesaba katarak, o eski mahallere bir yolculuk olsun...

Buyurun Elfida, tıklayınız.

Yazar: Editor
2010-11-04 13:14:57

Ankara’ya Doğru

Adanaspor Düşünce Platformu Treni

                      2.kez Anıtkabir'e yola çıkıyor.

Atatürk'ün bu vatanı emanet ettiği gençlerin ATA'nın huzuruna çıkması gerçeğinden yola çıkan Adanaspor Düşünce Platformu, ilk defa geçen yıl 10 Kasım haftasında 35 öğrenciyle bu etkinliği gerçekleştirmişti. Bu yıl da Platform, Yüreğir ilçesinden 40 farklı okulun SBS 8.sınıf
birincilerini, 5–7 Kasım tarihleri arasında 2.kez Ankara'ya ATA'sına götürüyor.

Adanaspor Düşünce Platformu olarak, bu yıl da 5 Kasım akşamı Anıtkabir'e ATA'mıza yine gençlerimizle yola çıkacağız. Bu gezi çerçevesinde tüm öğrencilere Adanaspor Düşünce Platformu tarafından Turuncu renkli montlar hediye edildi.

Bizler çocuklarımızın ufkunu açmanın Türkiye'nin kalbinin attığı başkentte Atatürk'ün huzuruna götürmenin, geleceklerine ışık tutmak adına önemli bir proje olduğunu düşünüyoruz.

Bu geziye öğrencilerin belirlenmesi aşamasında destek veren Yüreğir Milli Eğitim Şube Müdürü Cemal Akdemir de, gelecekte bu şehrin, bu ülkenin gururu olacak gençlerin Ulu Önder Atatürk'ün ilkeleriyle yetişmiş vatansever bireyler olacağı umudunu taşıdığını dile getirdi.

Adanaspor Düşünce Platformu yetkilileri, benzer sosyal projelerde yer almaya devam edeceklerini ve gençleri aydınlatmanın kendileri için bir borç olduğunu dile getirdiler.

Yazar: Editor
2010-10-20 11:07:06

TRT’nin Yüz Akı 

 http://ul.gcg.me/files/2010-10/asblg.jpg

  •  TRT’ye bakıyorsunuz,genel yayında gün boyu izlenme oranı 1.3
  • Ama arkadaşların bin bir emekle, yüzlerce kilometre yol kat ederek,
  • onlarca insanla görüşerek çektiği;
  • sunumunu Öykü Serter ile Tunç Kayacı’nın yaptığı
  • Bank Asya 1.Lig Günlüğü başlayınca izlenme oranı 18’e fırlayıveriyor.
  • Yazıyla on sekiz.
  • Zannederim ki TRT hiçbir yapımında bu oranı rüyasında bile göremez,
  • hele tam bir hükümet kanalına dönüşmüş, bir tür Samanyolu TV, ne bileyim Kanal 7 olmuşken…
  • 1.lig programı dışında işleri zor.
  • Bir de süper ligin özetlendiği stadyum programı evet belli bir oranda izleniyordur.
  • B.A. 1.Lig programı neden izleniyor?
  • Çünkü orada kelimenin tam anlamıyla memleket hikâyeleri var, sadece futbol değil...
  • Doğal, samimi haller var o kayıtlarda.
  • Belki toplumbilimcilerin, halkın seyrüseferini takip etmek zorunda olan partilerin, siyasilerin, çeşitli sivil örgütlerin yapması gereken işi
  • arkadaşlar bir futbol ekseninde ama aslından görünenden çok daha fazlasını yapıyorlar.
  • Öyle...
  • Sadece futbol değil, memleketimden insan manzaraları
  • Elinize sağlık Funda, Özlem, Banu, Aykut, Fatih, Aziz
  • Emeği geçen herkesin eline sağlık…

Nedir, program çok geç saate atılmış durumda, oo.30’a… Çok geç! Bu yapımın daha erken bir saate alınması şarttır. Tanık olduğumuz üzere, taraftarların da beklentisi bu yoldadır.

  • Sanırım aynı beklenti her takımın taraftarında aynıdır.
Yazar: Editor
2010-10-11 19:06:32

Futbol Ne Zaman Afyondur?

  • Onunla yatıp onunla kalktığımızda,
  • işimizden aşımızdan caydığımızda,
  • her yenilgide ölüp her galibiyette dirildiğimizde,
  • memleket sorunlarının önüne futbolla geçtiğimizde,
  • bir milli maçtan milli bir dava çıkardığımızda,
  • bu işten trilyonlar götüren sözde spor yazarlarına fazla baktığımızda,
  • ki onlar kendi tezgahındadır,
  • Erman’ı Rıdvan’ı Ahmet’i vs ciddiye aldığımızda,
  • emeğimiz olamayan yerden yemek beklediğimizde
  • yani bir Mesut Özil’i hala ağzımıza sakız ettiğimizde,
  • futbol gündeminden kendi gündemimize dönemediğimizde,
  • siyasi dalavereler,
  • işsizlikler,
  • pahalılıklar,
  • yokluklar ortada öylece dururken
  • biz ısrarla meşin yuvarlakla yuvarlandığımızda,
  • bir kötü zamanı sineye çekmekte zorlanıp,
  • lan bu sene de böyle geçsin
  • diyemediğimizde,
  • vefasızlaştığımızda,
  • ilk darlıkta iyi gün dostu olup
  • önümüze gelene veryansın ettiğimizde…

Futbol afyondur o vakit fena uyuşturur.

Yazar: Editor
2010-10-03 22:27:59

Nihayet 3 Puan

http://ul.gcg.me/files/2010-10/ga.jpg

(Ankara'da Dayımız, Belediyede Başkanımız Yok! Adanaspor'u yok sayan belediyeye protesto pankartı...)

Şimdi zor kazandık çünkü kötü oynadık, denecek; bu takımdan bir şey olmaz denecek, işimiz zor, denecek; bir sürü şey denecek. Doğaldır. Beklentiler çok yüksek… Olağandır. Biz Adanaspor’uz, elbette yüksek beklentilerimiz olacak.

Benim de bu maçtaki beklentim çok yüksekti. 3 farka bile razı değildim. Beni yanıltan Bolu’nun Linyit’e 5 gol atması oldu. Beni yanıltan o maçta Linyit kalecisi Oğuz’un çuval olmasını unutmam oldu. Linyit iyi ekip. Takım savunmasında iyi, karşı ataklarda iyi, mücadelede iyi… Onların handikabı acemilikleri.

Peki, neden gol 70. dakikaya kaldı? Bir kere yukarıda saydığım gerekçeler var ortada Linyit’e dair. Bunun yanında da bizim en büyük handikabımız olan “galibiyetsizlik” söz konusuydu. İlk dakikalarda gol bulma telaşı bir meseleye dönüştü. Meseleyi çözmek de zaman aldı. Gerçi Ahmet Dursun sorunu teşhis etmiş ve müdahalelerini yapmıştı; şutlarla. Evet, rakibi çözecek tek formül şuttu, Ahmet Dursun’un bu yoldaki çabaları hep rakip defans duvarına tosladı. Lakin ikinci yarıda orada bir gedik açıp golü bulabildik.

Volkan; ilk 20 dakikada gol bulduk bulduk, yoksa zorlanırız, demişti. Golü de Ahmet atar, diye eklemişti. Öyle oldu. Serkan Şenyürek’le konuşurken o da 1–0 olsun bizim olsun, demişti, bu öyle de oldu.

Neticede 3 puan güzeldi.

İyi olan, takımın hep bir çaba içinde olmasıydı. Kötü olan, takımın üzerindeki o fena baskıydı.

İyi olan, yardımlaşma gayretinin en üst düzeyde olmasıydı. Kötü olan, bunun bir gol şenliğine dönüşmemiş olmasıydı.

İyi olan, Ahmet Dursun’un klasına uygun bir golle merhaba deyip 3 puanı koparmasıydı. Kötü olan, Bülent’in bir türlü klasına uygun bir performansı bulamamasıydı.

İyi olan, tribündeki tekil çıkıntıların en aza inmiş olmasıydı. Kötü olan, maratonu bir türlü genel tezahürata dâhil edemememizdi ki bu da dünyanın her yerinde bir derttir zannederim.

İyi olan, bu galibiyetle bir yükü sırtımızdan atmamızdı. Kötü olan dinlenmiş bir Samsun’a gidecek olmamızdır. Bunu iyiye çevirmek, takımın mücadele devamlılığında saklıdır.

Haftaya iyi olanları yazmak dileğiyle…

Not: maçtan 30 kare foto-yorum’da. Tıklayınız.

Yazar: Editor
2010-09-30 20:11:21

Bir Tek Galibiyet

http://ul.gcg.me/files/2010-09/gll.jpg

Derdimiz dünyadan büyük. Çünkü bizim için Adanaspor meselesi bir memleket meselesidir. Kulüp iyi gitmiyor, maddi sorunlar ve şehirdeki yalnızlık ortada.

  • Belediyenin yekten yok saydığı bir Adanaspor’uz,
  • komik gerekçeleriyle,
  • on binlerce Adanasporlunun iradesini yok sayarak,
  • aslında Adanaspor’a yaptıkları yardımın
  • nasıl büyük bir başarıya dönüşeceğini gayet iyi bilerek…
  • Ama bilmiyorum
  • belediyecilerin işine böyle bir şey gelir mi?
  • Dolmuşçulardan alınan veya alınacağı söylenen (şehirde konuşulanlar bunlar, elimde belge tabi ki yok, keşke olsa),
  • yeni açılan bir özel okuldan “bir şekilde” alınan veya alındığı söylenen (şehirde konuşulanlar bunlar, elimde belge tabi ki yok, keşke olsa)
  • spora-futbola yardım paralarının akıbetini
  • hepimiz biliyoruz veya tahmin ediyoruz.
  • Ah ulan…
  • Yalnızlığımızın şehri diyoruz ya,
  • az bile söylüyoruz.
  • Oysa o dolmuşçu arkadaşların en az yarısı Adanasporlu,
  • fakat o taraftarın maddi desteğini kendi takımına,
  • Adanaspor’a vermesine izin olacağını düşünebiliyor musunuz?
  • Malum kudretin böyle bir tercihe “belediye olanakları ve yaptırımları” çerçevesinde yol vermesi mümkün mü?
  • Neyse, biliyorsunuz o sözü, 
  • “Keser döner sap döner gün gelir hesap döner!”

Bekliyoruz…

Sonra efendim, takım iyi gitmiyor, 4 maçta elde edilen sonuç pek tatsız. Elbette moraller bozuk futbolcularımızda da.

Tribünün tadı yok bu gelişmelerin sonucunda. Olağan haller…

  • Çözüm nedir?
  • Yahu ölüm kalım meselesi değil en nihayetinde.
  • Bir tek galibiyet,
  • önümüzdeki Linyit maçında bir güzel mücadele ve bal tadında bir 3 puan
  • birçok derdin,
  • ağrının,
  • sızının ilacı olacaktır.
  • Hele güzel oyunla bol gollü bir galibiyet kaymak gibi olacaktır,
  • haddizatında bu lige de bir mesaj olacaktır.

İlk aşamanın çözümü ortada. Geriye, taraftarın maça gidip takımını sadece desteklemesi kalıyor. Destek, o kadar!

Ne demiştik:

“Ya hep birlikteyiz ya hiçbir şeyiz!”

Yazar: Editor
2010-09-14 16:04:46

Yeni Hoca Menteşe

Adanaspor K.K.nin yerine Cemal Gürsel Menteşe ile anlaştı. Konuyla ilgili fikrimizi belirtmiştik. Çekincelerimiz vardır. Kaygılarımız vardır. Anlaşılan şampiyonluk gibi hatta ilk altı gibi bir hedefimiz kalmamıştır. Bunun göstergesi seçilen hoca olur mu, diye bir soru gelebilir, bizce evettir bunun yanıtı. Hocaya karşı olumsuz bir hava yaratmak değildir derdimiz, derdimiz Adanaspor’dur.

Neyse… Şimdi Cemal Hoca mutlaka başarılı olacaktır, adeta bir mecburiyettir bu. Onun başka şansı yoktur. Bu olgu hepimizin şansı olabiliriz bu anlamda. Aksi takdirde tribünde vs iki haftalık kredisi bile yoktur. Tutuk bir oyunda stat arenaya dönecektir ve hemen kelle isteyecektir. Ve korkarım ki tribünde kitlesel bir tepkiyi henüz almayan Bayram Başkanımız da olası protestodan payını bu kez alacaktır.

Lakin Hoca konusunda bir kez daha yanılmayı şiddetle arzu ediyoruz.

Hali hazırdaki olumsuz fikirlerimize rağmen de şu andan itibaren Cemal Hoca için önyargılı olmadan, yine Adanaspor menfaatleri doğrultusunda hareket edeceğiz.

Biricik temennimiz başarılı olmasıdır.

Not: Dilerim hocanın eski takımından, ayartmamızla bir ayrılma yaşaması söz konusu olmamıştır, yoksa Kemal Kılıç ve Karşıyaka vakasının bir örneğini sergilemiş ve ayıp etmiş oluruz.

Not: Bu süreçte elbette futbolcuların da önemli sorumlulukları olacaktır. Bu dar dönemde şu zor eşiği futbol anlayışıyla, futbolcularla olan iletişimiyle ve sahaya sürdüğü 11'le futbolcunun sorumluluğunu tesis edecek olan da yine Hocanın kendisidir! Ve dolayısıyla Bayram Başkan'dır...

Not: Cemal Hocanın hazırladığı Gaziantep BB. İzmir'de Karşıyaka karşısında pozitif futbol oynamıştır. Aslında galibiyeti kaçırmıştır. Denizli ile evinde oynarken 3-0 geriye düşmesine rağmen mücadeleyi bırakmamış 3-2'ye getirdiği maçı çevirme aşamasına gelmiştir, aynı sahne'ye Kayseri Erciyes deplasmanında tanık olunmuştur.Bu ayrıntıları da bir haksızlık etmememek için yine o iyimser "kesemizden" saçalım, derim: ))

Vira, desem mi: ))

Yazar: Editor
2010-09-07 12:00:34
Olur Böyle Şeyler

 

Olaya biraz da kendi açımızdan mı bakıyoruz nedir?

Taraftar açısından baktığımızda bizim tuttuğumuz takımı bırakma gibi bir düşüncemiz olamaz.

Zaten öyle bir şey olsa o takımın taraftarı olamayız.

İyi günde, kötü günde ,yensek de , yenilsek de hep yanında olmayı seçmişizdir tuttuğumuz takımın.

Diğer taraftan futbolcu ve teknik adamlar açısından bu durum bu kadar keskin bir dille ifade edilemez.

Futbolcu ve  teknik adamlar her an her takıma gidebilir.

Spor dünyasında işler böyle gitmektedir.

Bunun örneklerini de yıllar boyu gördük ve ömür yettiğince de göreceğiz.

O yüzden ayrılan birinin ardından bu kadar küçük düşürücü sözler söylemek  ne derece doğru?

Biz Adanaspor taraftarına bu şekilde bir davranış sergilemek yakışmaz.

Daha sağduyulu davranmalıyız.

Kemal hocanın aklında gitmek varken takımda kalması belki de ileride onarılamayacak kötü sonuçlara neden olacaktı.

Bu bağlamda hocanın  erken  gidişi bizim için daha hayırlı olacaktır.

Şampiyonluk yolunda daha çok şeyler göreceğiz önemli olan bu işin sonunun iyi olması.

Aradaki üzüntüler, kırgınlıklar yolun sonunda şampiyonluk olduğunda önemsizleşecek.

O yüzden Kemal hocanın gidişine bu kadar takılmayalım biz önümüze bakalım…

Yaşasın Adanaspor!

 

Zalif Aktaş

 

Yazar: Editor
2010-07-22 00:35:12

Bıyıkların Efendisi

Bildiğiniz üzere geçen hafta içinde gündemde bir bıyık polemiği vardı. AKP Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in bir soruya cevap verirken kullandığı “Özel Harekat Timleri içinde çok yanlış adamlar vardı. Bıyıkları aşağıya doğru sarkık, tipik MHP militanı görüntüsü veren insanlar vardı…” şeklindeki açıklamalarına, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ne yapacağız şimdi özel bir ordu kuruyorlar. Bu ordu, badem bıyıklılar ordusu mu olacak? Şeklindeki ifadeleri takip etti. Bıyık polemiğinde, badem ve sarkık bıyıkların yanında bir tek solcu bıyığı eksikti.

Türk siyasi tarihinin önemli simgelerinden biri olan bıyığın çeşitlerini incelemeye başlayacak olursak. Badem bıyık; daha çok muhafazakar eksene yakın kişilerin kullandığı, üst dudağın açıkta bırakıldığı, kenarların inceltildiği ve düzenli olarak bakım yapılması gereken bıyıktır. Sarkık bıyık; kaşlarla birlikte üç hilalin tamamlanması için öngörülen, uçları ağzın kenarlarından inceltilerek aşağı sarkan, gür ve kaba olmamasına özen gösterilen bıyıktır. Solcu bıyığı ise; pos bıyıktır, her yandan kalındır, kılların uçları üst dudağı örten bıyık çeşididir.

Bizim kuşak bıyığın hayat memat meselesi olduğu dönemlere yetişemedi, biz 1980 civarı doğumlu kişiler 80 kuşağı olarak apolitik bir yetiştirilme tarzına tabi tutulduk veya itildik. Bizim apolitik kuşağın bıyık ile tanışması 1990 Dünya Kupasında Kamerunlu futbolcu Omam Biyik ile olmuştur.

İşin şakasını bırakacak olursak, toplum olarak bizlerin, bıyığın altında yatan kavramlarla ya da siyasi düşünceden ziyade işin şekil boyutunu öne çıkaran bir yapımız vardır. İşin kolayına kaçarak fikirlerimizi, düşüncelerimizi anlatmaktan ziyade şekil olarak üstümüze yerleştiririz. İşte o zamanda bu tür bıyık polemiklerin önü kesilemez bir boyuta ulaşır.

Burada hangi bıyık iyidir, hangi bıyık daha çok yakışır şeklinde bir yaklaşımda bulunmayacağım, açıkçası benim için önemli olan bıyık değil, o bıyıktan akan terdir. Burada vurgulamak istediğim husus insanları ya da politikacıları bıyıkları ya da şekilleri ile değil de bıyıklarından akıttıkları alın teri ile değerlendirmemiz gerektiğidir. Nasıl Anayasa Mahkemesi şekli inceleme ile sınırlı kalmadan esas incelemeye geçiyorsa toplum olarak bizlerin de insanları, bireyleri şeklen incelemek yerine esas olarak değerlendirme zamanına geçmemiz gerekmektedir.

Yıllardır bu ülkeyi sağcı-solcu, sünni-alevi, badem-sarkık-solcu bıyık diye ayırıp, bizi şeklen birbirimize düşürmediler mi? Düşürdüler. Ama şeklen düşürdüler. Bu milletin, bu toplumun, bu ulusun bir de esası vardır. Bu esas bıyık değil o bıyıktan akan terdir. Şimdi esas zamanı, şeklen değil esasen düşünme ve davranma zamanıdır. Bu yazının başlığını “Bıyıkların Efendisi” koymuştum, bıyıkların efendisi esasen ALIN TERİDİR.

Erkin A. DOYGUN

Yazar: Editor
2010-07-14 10:33:01

Günün Biri

http://ul.gcg.me/files/2010-07/syyh2.jpg

Amca oltayı atmış balık peşinde. Rast gele diyoruz. Eyvallah yeğen, diyor. Biz de Sinan’la bir kayanın üzerine konuşlanıyoruz. İki saat önceden hazırlamıştı olta takımlarını, yemleri takıp denize salmak kalıyor geriye. Canlı yem için yavru kefal lazım, diyor Sinan. Onun için de ciddi bir mesai gerekiyor. Ağın içine ekmek misinalayacaksın, sonra bekleyeceksin. Balık güvende hissetmeli kendini, diyor. O zaman ağın içindeki ekmeğe gelir. Ne zalim bir hayat bu, demiyorum; tatilde, balık avında kahvehane felsefesinin hiç gereği yok.

Hım, diyorum, bekleyelim o zaman. Bekliyoruz da yavru da olsa kefallerin bu numarayı yutacağı yok. Üstat diyorum, ekmeği atsak, onlar üşüşse sonra biz kepçe ile saldırsak… Öyle yapıyoruz. Alıyoruz üç dört canlı yem. Alıyoruz da devamı gelmiyor.

Bu iş sabır işiymiş. O kadar sabır ne gezer, demeye kalmıyor ötedeki amca sallıyor okkalı bir küfür. Orda da problem var anlaşılan. Yemi çaldı namussuz diyor, yine düz gidiyor. Sonumuz böyle olmadan biz ufaktan yol alalım diyoruz. Balık dediğin balıkçıda da satılıyor. Ötesi derviş işi… Kendini adama işi... O kadar da bölemeyiz ki hayatımızı.

Boş ver diyor Sinan, hava da iyice sıcakladı, gel biz birkaç bira içelim. Ben de vira o zaman diyorum: ))

Derken akşama doğru Sinanlara veda ve yine yol...

Yazar: Editor
2010-07-03 19:09:23

Mesut Özil ve TRT Yorumcuları


Fırsat oldu Almanya Arjantin maçını izledim. TRT yorumcularının garip yorumları eşliğinde. Adamlar Arjantin’i konuşmak için çırpındılar adeta. Ne zaman Almanya ikinci golü attı döndüler Almanya’yı konuşmaya başladılar. Bunları ana hatlarıyla söylüyorum. Nasıl bu kadar keyfi yorumlar oluyor devlet televizyonun yayınlarında, anlamak mümkün değil.

İşin en hazin yanı saplantılı bir biçimde Mesut Özil muhipliği. Bunlar sevince tam seviyor. Fenerli Semih’e de tutkuyla sarılıyorlardı yorumlarında. Arkadaş sohbetlerinde olur da resmi televizyonda biraz garip kaçıyor.

Şu maçta, izlemişsinizdir, Mesut 2-0’a kadar takıma gram fayda sağlamadan top oynadı. 67. dakikaya kadar konuk oyuncuydu. Alman oyuncular dişiyle tırnağıyla savaşırken Mesut kayıplardaydı. 2-0’dan sonra rakip gevremişken Mesut bir iki göründü, ama TRT yorumcuları coştu. Hele son golde Klose Mesut’un pasıyla golü atınca hazretler adeta “dellendi”. Hatta şöyle bir laf geldi oradan; Mesut pastan fazlasını yaptı Klose’ye gol attı. Tamam, canlı yayındır, dil sürçmesi doğaldır, ama canım el insaf. Biraz nesnellik lazım size de…

Bir de bu “Maldonado tarzlı Mesut” dünya yıldızı adayıysa Arda, Emre ne oluyor, ki Almanların diğer oyuncuları… O da ayrı bir soru…

Hamasetin bu kadarı…
Yazar: Editor
2010-06-25 16:13:22

http://disikaplanlar.blogspot.com/

Dişi Kaplanlar

http://ul.gcg.me/files/2010-06/dk.jpg

Dişi kaplanlar durmuyor ve çalışmalarına devam ediyorlar. Dava Adanaspor tabi ki.

 

  • Hedef
  • daha başarılı bir Adanaspor,
  • daha güzel bir Adanaspor,
  • daha mutlu Adanasporlular,
  • daha neşeli günler,
  • şampiyonluklar.
  • Şampiyonluklar dedik evet.
  • 1.ligde şampiyon olduktan sonra
  • duracak mıyız zannettiniz.
  • Bursa nasıl olsa araladı kapıyı,
  • o kapıdan geçmek boynumuzun borcudur gayri.

 

Evet, bu da dişi kaplanların yeni sayfası.

http://disikaplanlar.blogspot.com/

Onlara başarılar ve iyi çalışmalar diliyoruz.

Sizlere de bu sayfayı izlemenizi öneriyoruz.

Her yerde Adanaspor. Vira…

Yazar: Editor
2010-06-23 10:50:53

Analiz

  • Transferde Adanaspor'un yapısına uygun, ahengi bozmayacak, tecrübeli ve katkı koyabilecek oyuncu bulabilmek önemli...
  • Büyük paralar verip Boluspor'un aldığı oyuncuları Adanaspor alabilirdi.Ama o oyuncular belki de Adanaspor'a katkı koyamazlardı...
  • Burada önemli olan şu gerçeği yakalayabilmek...Adanaspor'un hangi mevkiye ihtiyaç duyduğu bölgeleri takviye yapabilmek..Savunmanızda sorun yok ama siz gider savunmaya transfer yaparsanız sıkıntı yaşarsınız..
  • Adanaspor'un eksikleri belli. Çok acil olan ön libero, orta alanda sağ ve sola kanat oyuncusu ve çok iyi, son vuruşu iyi bir forvet. Bunları gerçekleştirdikten sonra imkanınız olursa orta alana ekstra, savunmanıza hem stoper hem sağbek oynayabilecek bir joker ve çok inandığım, performansını arttıracağını düşündüğüm kaleci Tolgahan'ı zorlayacak bir kaleci alabilirsiniz.
  • Tüm bunlara imkana ve bütçeye bağlı. Ama transferde öncelik arz eden yerlere takviye yapılmalı..Adanaspor transferde geç kalmıyor. İskelet sorunu olsaydı bu görüşe katılırdım.
  • Transfer 10 gün sonra bitecek olsaydı bu görüşü yine desteklerdim.Ama iskeleti olan Adanaspor'un 5–6 oyuncu alarak bu işte başarılı olacağından şüphem yok.Bu sene Adanaspor'un yılı olacak.Ve tanıdığım Bayram Akgül'ün hiç boş durduğuna inanmıyorum..
  • Onun birçok oyuncu ile temas kurduğunu ama bunları kamuoyuyla paylaşmadığına inanıyorum..Çünkü Adanaspor Başkanı imza attırmadan ve anlaştığı oyuncunun bonservis sorununu çözmeden kamuoyuna açıklama yapmıyor...
  • Bence Bayram Akgül kulübün bünyesine uyacak 5–6 oyuncu için temaslarını son noktaya getirmiştir. Hatta öncelikli olarak kampa kadar ön libero, orta saha kanat oyuncusu ve forvet transferini gerçekleştirecektir. 

 

Serkan Şenyürek

 

"tamamını okumak için spor01'i tıklayınız"

Yazar: Editor
2010-06-17 09:32:05

Reklâm Arası

 

http://ul.gcg.me/files/2010-06/nr.jpg
  • Şu ara reklamlara takıldım.
  • Biri, hiç hazzetmediğim ve bir anlamda mağduru olduğum şu vınn reklamı ve o reklamda oynayan Gülse Birsel’in pespayeliği, çapsızlığı, kötü oyunculuğu.
  • Vınn’ı övüyor.
  • Ürünü nerede kullanacaklarını, kolaylıklarını anlatıyor.
  • Merak ediyorum, bu işi yaparken acaba insanların o ürünle neler yaşadıklarını biliyorlar mı?
  • Bunların ne ince tuzaklar içerdiğini…
  • Yoksa sadece aldıkları paraya mı bakıyorlar? 
  • Bence sadece aldıkları paraya bakıyorlar.
  • Bir de ‘bilmem ne cell’in çekim gücü diye bir şey var. Allah Allah…
  • Bir insan hangi iradeyle böyle bir şey yapma gereği duyar ki? Nasıl bir ruh hali ki? İğdiş edilmiş bilinç böyle de bir şey olmalı.
  • Ama ben olsam onu şöyle çekerdim ve tabi ki yayımlamazlardı: “bilmem ne cell’in parayı cepten çekim gücü…” nasıl, daha güzel olmadı mı?
  • Sonra bir tür kumar şirketi için “oynayın oynamadan kazanamazsınız” diyerek insanları ekrandaki sahte kredisiyle kandırıp kumara düşürmeye çalışan cilalanmış Erman’ın reklamı.
  • İşleri güçleri para bu zevatın.
  • Ortada bir de delikanlı pozlarıyla geziyorlar ya... İnsanları, zaten yokluktan her bir lanete sarılacak kadar çaresiz kalmış vatandaşları teşvik ettikleri şeye bakın... vicdan eksilerde geziyor...
  • Peki, bunların hırsızlanmış bir malı “ben tüccarım, işime bakarım” deyip bile bile alan bir bezirgândan ne farkı var?
  • Bir de robotun tekine kırmızı-beyaz çektiren bir reklam var.
  • Ne yani, oradan mı avuçlayacaklar milli manevi duyguları?
  • Garip…
  • Son olarak, yasaktan dolayı TV’lerde sigarayı buzlama mevzusu var ki o da bir başka yazının konusu olsun.
Yazar: Editor
2010-05-31 20:09:26

Konuşma Karış

Fırsatı ganimet bilip de yazmıyorum, ama İsrail Türk bayrağının her yanında olduğu bir yardım gemisine böyle rahatça saldırabiliyorsa bunun bir sorumlusu olmalı. İsrail tescilli katildir, orasını konuşmaya gerek yok.

Ne yazık ki bu tarafta da hiçbir şeyi idare edemeyen bir hükümet var. İç politikayı, ekonomiyi, eğitimi, sporu, sanatı, olağan hayatı, adaleti, kalkınmayı, hakları, özgürlükleri ve işte dış politikayı çekip çeviremeyen, işin o taraflarına çapı yetmeyen bir hükümet var.

En iyi bildikleri işi bir önceki yazıda belittim; konuşmak… Biri çıkar üzgün üzgün konuşur, öteki çıkar ezgin ezgin konuşur, beriki çıkar mangalda kül bırakmadan konuşur.

Ee? E’si bu kadar!

İsrail, Akp’nin bu sahibinin sesi politikasından, hep büyük abiye bakan halinden, sahte kahramanlıklarından ziyadesiyle almıştır cesaretini. Nasıl olsa önlerinde durabilecek kararlı, kişilikli bir tavır da yok…

Nasıl olsa âlem yalandan kınar, numaradan lanetler… Ve onlar da nasıl olsa ellerinde zulmün sopası istedikleri gibi gezinirler. Bizimkiler yine hiçbir irade gösteremez ve ölenler öldükleriyle kalır.

Yazar: Editor
2010-05-21 18:46:31

Emeğin Gaspı


Kötü bitti. En iyisini hayal etmiştik. O heyecanla bazı “arızalarımızı” hesaplayamadık. Bu noktayı kaşıyıp kimseyi hedef tahtası yapmaya gerek yok. Şimdi olmadı seneye olur. Mesele değil.

Fakat şu play off sisteminin tamamen zırva bir zihniyetin ürünü olduğu da aşikârdır.

Evet, sevgili Serkan Şenyürek bağıra bağıra söylemişti bunları, bu işin adaletsizliğini. Şimdi canımız fena yandı, tekrar gündeme getiriyoruz, ona da evet.

Federasyon bu uygulamasıyla Adanaspor’un puanlarını çalmıştır, gasp etmiştir, yani hırsızlık yapmıştır. Hayır, hırsızlık kelimesi yanlış olur, alenen yaptığı için bu gaspa girer kapkaççılığa girer. Öyle… Puanları eşitlemiş(ki en yakına 5 en uzağa 9 puan takmışız) kartları devam ettirmiştir. Böyle yaparak ligin kaderiyle de oynamıştır. Örneğin ilk 6 (bu durum son 6 için de yapılabilirdi madem derdiniz heyecan veya iddaa’ya maç peşkeşi çekmektir derdiniz…) kendi puanlarından devam etseydi play off’a 77–64–64–59… ve saire diye… Acaba Buca yine Mersin’e evinde yenilecek miydi? Rize ile Buca yine aralarında evcilik oynayacak mıydı? Sondan bir önce Hacettepe Karşıyaka’yı İzmir’de yenebilecek miydi? Son altı için düşünürsek Mersin ve Rize yine kardeş kardeş mi bitirecekti maçı? Erciyes gidip Buca’dan 4 mü yiyecekti yine? Adana Karabük maçı öyle mi bitecekti, kendimizi de hesaba katıp konuşalım…

Neyse, olan olmuş. Acıdan yazıyoruz bunları haklısınız: )) İki üç güne geçer. Bir de taca çıkmış toptan iki hakemin de gözü önünde gole giden Konya, Altay’a takılsa 3 puanı bırakarak, o zaman biraz daha iyi olacağız: ))  Ki o maçın hakemi Fırat Aydınus için diyeceklerimizi demiştik vaktiyle… Aman be, bu sene de böyle oldu diyelim ve 2010–2011 sezonunda işimizi garantiye alalım… Yoksa bu lafların sonu gelmez.

Şimdi yeni sezona heyamola, ne şenlikli günle başlıyor; transferler vs… Evet, futbola biraz mola…

Yazar: Editor
2010-05-18 11:23:20

Men Dakka Dukka

Futbolu siz oynuyorsunuz, golleri rakip atıyor… Oyununuzla sahadan sildiğiniz bir takım duran toplarla üç puanı cebine koyup gidiyor… “Futbolun adaleti yok”  cümlesi bu maçı tam anlamıyla özetleyebilir…

Yenildik… Tıpkı Buca maçında olduğu gibi sahada biz vardık, gülen taraf rakip oldu… 

Yenildik… En çok güvendiğimiz defansımızın adam paylaşımındaki hatalarına kurban gittik…

Yenildik… Yine göbeğimizi kendimiz kesemeyeceğiz… Yine rakiplerden medet umacağız…

Bunlar maçın genel değerlendirmesi…  Bir de takımın değerlendirmesine bakalım:

Bu takımdan ne köy olur ne de kasaba diyenlere sezon içinde lig ikinciliği yarışı ile, elemelerin ilk maçında oynadığı futbolla ders vermiştir Adanaspor…

Konya’da olduğu gibi Ali Sami Yen’de de rakip tribünü dolduran Konyalı şimşeklere(!) “ya süper lige çıkarlarsa” kâbusu yaşatmıştır Adanaspor… (Konyalılarla bir olup kendi memleketlerine küfredecek kadar düzeysizleşenler, bizim “men dakka dukka” yani eden bulur, diyeceğimiz kendi finallerinde ağlamazlar umarım!)

Sözün özü şudur ki, bu takım, henüz son sözünü söylememiştir… Bu takım, kötü başlayıp iyi bitirmeyi çok sevmiştir her dönem…  Ola ki iyi bitiremezse elemeleri, bu takım gelecek sezonun banko şampiyonudur…  Dosta düşmana, özellikle içimizdeki Konyalılara duyurulur… 
 
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-05-13 09:46:05

İstanbul Dörtlüsü

  • İstanbul’da ne mi olur?
  • Buna iki tür yanıt verebilirim:
  • 1) Gönül ister ki… diye başlayacağımız bir sonuç olur.
  • 2) Her şey olur.
  • Şu dakika itibariyle “İstanbul Dörtlüsünde” her takım denktir.
  • Her takım diğerini yenebilecek güçtedir.
  • Orada artık sürpriz yoktur.
  • Sonuçları o anlardaki mücadeleler belirleyecek.
  • Ama elbette takımların bazı karakter özellikleri oluşmuştur bu sezon içinde, bunların da kısmen etkileri olacaktır.
  • Fakat en nihayetinde o 90 dakika içindeki mücadele son noktayı koyacaktır.
  • Biz aslında burada İsmail’den bir analiz bekliyorduk, hala da bekliyoruz: )) 
  • Adanaspor sezon boyunca sergilediği o insanüstü mücadeleyi yine gösterirse
  • ve forvet gol kaçırmada biraz cimri olursa
  • dörtlünün en avantajlı takımı olacaktır bu bakımdan.
  • Bir de şahsen en büyük avantaj olarak Kemal Hocayı görüyorum.
  • Ve gayet öznel bir yaklaşımla Emre ve İlyas’ın sezonu muhteşem kapatacaklarını ve bu iki performansın bizi şampiyonluğa taşımada çok önemli güçler olacağını iddia ediyorum.
  • Tabi bunların hepsi birer temenni niteliği de taşımaktadır.
  • Temenni veya başka şey,
  • ne olursa olsun,
  • yeter ki bu takım şampiyon olsun…
Yazar: Editor
2010-05-09 18:07:50

Gidene Uğurlar Olsun

http://ul.gcg.me/files/2010-05/bye.png

Son maçta daha dakika 65 filan bir kısım “seyirci” stadı terk etmeye başladı. Bizi bağlamaz. O şahıslar herhangi bir takımın taraftarı olamaz. Onlar sadece seyircidir ve beyfendilerin öyle değerlendirilmesi gerekir.

Buca’nın üçlediğini duyunca hepimizin keyfi kaçtı lakin gerçek Adanasporlu maç sonunu bekledi takımı alkışlamak için. Olması gereken yaptı.

O dakikada çekip giden adam sadece kendini sevmektedir ve onun bir futbol takımına tutulmaya dair bir omurgası yoktur. Bugün bu tribündedir o bir gün şu…

Aslında takımlara durup dururken sövenler de onlardır. İnanın her takımda var öyleleri veya her şehirde…

TV’den tanık olmalarla söylüyorum o tip seyirciyi hem GS’de hem FB’de hem BJK’de hem Barcelona’da lafın özü burada ve dışarıda birçok tribünde tanık olduk bu sahnelere. Onlar hiçbir tribünü bağlamaz bizi de bağlamadıkları gibi. Yolları açık olsun ve mümkünse o tip seyirciyle yollarımız hiç kesişmesin.

Herkes kendi yoluna…
Yazar: Editor
2010-04-18 03:26:51

Olmayınca olmuyor

  • mutlak galibiyet için gittiğimiz Konya'dan mağlubiyet gibi bir beraberlikle döndük.
  • şimdi mesafe biraz daha açıldı gibi görünüyor.
  • ve Buca pazartesi akşamı yine rahat bir maça çıkacak. bizi böyle erkenden oynatıp rakibi rahatlatmak yok mu...
  • bu beraberliğin bahanesi değildir kesinlikle,
  • ama canım her deplasmanımız böyle erkenden oynanınca da olmuyor.
  • gerçi göbeğimizi kendimiz kesemedikten sonra...
  • üstelik Erciyes ve Konya'dan üçer puan çıkarsaydık başka olacaktı Buca'nın ruh hali, ve başka cümleler kuracaktık, diyeceksiniz, haklısınız.
  • neyse matematiksel olarak şansımız olduğu sürece iddiamız da devam edecektir.
  • Bir de, yenilgi gibi beraberlik oldu bu diyorum ya...
  • o "Konya tribününe" bizi yenme zevkini yaşatmadık ya,
  • bu da ayrı bir ayrıntı.
  • onlar isterlerse varsınlar bize şampiyonluk yolunda bir çelme attıkları için sevinsinler...
  • asıl hesap dörtlü çarpışmada görülecektir.
  • bu da bir kenara not olarak düşüle...
Yazar: Editor
2010-03-01 11:30:51
Yüksel ki Yerin Bu Yer Değil
 
http://ul.gcg.me/files/2010-03/ygn.jpg
  • Ve dünyanın hiçbir yerinde
  • Hiçbir zaman
  • Bu kadar az insana
  • Bu kadar çok insan
  • Hiç bu kadar inançla güvenmemişti
  • Demiştik
  • Ve o kadar az insan
  • Öyle yürekli çıktılar ki
  • Önce mırıldanan şarkıları şimdi marşlar yaptılar
  • Bir şehri peşlerine takıp
  • Çıkmaz sokaklardan “aşka” çıktılar…
  • Ki bu yolda onlar şampiyonluğu ilan etmişlerdir artık,
  • ligin sonu ne olursa olsun
  • Kendim için bir şey istiyorsam namerdim: )) bu şampiyonluk onca emek veren insanlar için olsun...
Yazar: Editor
2010-02-22 15:53:26
Sıradaki  Gelsin!!!
 
 http://ul.gcg.me/files/2010-02/adanaspor.jpg
 
 (66 Fotoğraf için tıklayınız...)
Bucaspor’a 4-1 yenildiğimiz maçtan bu yana tek yenilgimiz var, o da Karabük’te… Demektir ki 16 maçın on beşinden puan çıkarmışız… İkinci yarı daha bir sağlam basıyoruz yere… İçerde maç kaybetmedik…
 

Bolu maçına çıkarken biraz tedirgindik aslında… Son haftalardaki çıkışı ile dikkat çeken bir takımdı Bolu… Bizden alacağı puan ya da puanlar ilk altı yolunda moral verecekti Bolu’ya… Bizim içinse hiç iyi olmayacaktı… Rakiplerimizden  Buca’nın takıldığı bir haftada yenmek gerekiyordu…

5 Ocak stadı tarihi günlerinden birine tanıklık etti bugün…  Taraftar yerini aldı ve inanılmaz bir coşku ile destek verdi…  Meksika dalgası mı dersiniz, şampiyonluk şarkıları  mı dersiniz sahaya yabancı madde atanlara karşı tepki koyan bir bilinç mi dersiniz ne ararsanız vardı… Takımlarını desteklemeye gelen Bolu taraftarları bile çoğu zaman oturup bu şenliği izledi…

Kemal Hoca’nın sahaya sürdüğü takım ise zekice düşünülmüş bir kadroydu… Tecrübeli oyunculardan kurulmuş Bolu’yla ancak böyle savaşan bir genç kadro baş edebilirdi… Mbilla karşısında çaresiz kalan rakip defansı, Metin’in paslarını izlemek zorunda kalan rakip orta sahasını görünce “var ol Kemal Hoca” dedik…

Bu galibiyete bir de Konya’nın beraberlik haberi eklenince keyifli bir pazar oldu bizim için… Gerçi artık rakiplerin ne yaptıkları bizi çok da ilgilendirmiyor… Biz yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz… Bu taraftar, bu yönetim, bu teknik kadro, bu futbolcular her şeyi başarabilecek güçtedir… Artık kim olursa olsun fark etmez… Artık söylenecek tek şey var: “SIRADAKİ GELSİN!” 

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Adanaspor - Boluspor maçından 66 kare için, Tıklayınız...

Yazar: Editor
2010-02-08 08:23:13

İki Köy Takımının Maçını Şehirli Bir Çocuk Renklendirdi

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/adanaspor_kocaelispo.jpg

[Adana Kocaeli maçından 68 fotoğraf için tıklayınız]

  • Bir tarafta sanayisi güçlü bir şehir ama takımına gereken değeri vermeyen köy takımı kadrosuna sahip Kocaelispor, diğer tarafta sanayisi bitirilmiş tarımı felç edilmiş bir şehrin hem belediye başkanının hem de mülki amirlerinin üvey evlat muamelesi yaptığı takımı A d a n a s p o r.
  • Aslında bu şehre köy diyerek köye ayıp etmiş oluyoruz. Trafiği de şehir planı da stadı da bir şeye benzemeyen ilginç bir şehir....
  • Takım aşkı yüzünde takımına sırf destek olsun diye kombine bilet almak ve 1 saat sıra bekleyip maça 15 dakika geç girmek ülkenin hiç bir yerinde olacak bir olay değil diye düşünüyorum. Skorboard'u çalışmaz anons yapan adam desen Çin işkencesi, yağmur yağmasın diye dua etmek vallahi olacak şeyler değil.
  • Tüm bu saydığımız durumları bize layık görenlerin sanırım kulakları 6 saat uyku uyuduklarını varsayarsak 18 saat çınlıyordur. Çınlamayacak gibi değil ki kardeşim ...
  • Neyse deyip Allah'a havale ediyoruz.
  • Maça gelecek olursak 30 dakika dayandı İlyas'a hoca.
  • Zaten ne olduysa İlyas'ın sahadan çıkıp yerine Metin Tuğlu'nun girmesiyle oldu.
  • Bu saatten sonra (tabi tabela olmadığında 30. dakika diye tahmin ediyoruz) takım kendine gelmeye başladı. Köy takımı havasından yavaş yavaş kurtulmaya başladı.
  • İlk yarı sona ermeden sanırım tek etkili atağımızı Rahman ile yaptık (ilk 15 dakikada çok etkili atağımız yoksa eğer). Koca 45 dakikada tek etkili atağımızın olma sebebini de Emre Aktaş olmayışı Mbilla'nın yalnız kalmasına bağlıyorum.
  • İkinci yarıda iyiden iyiye hâkimiyeti ele geçirmeye başladık.
  • Oyuncu değişikleri de hocamıza olan saygımızı daha da arttırdı.
  • Mbilla'nın yalnız kaldığını gördü hocamız önce ve daha sonra hayati değişikliği gerçekleştirdi. Şehirli çocuk sahadaydı nihayet.
  • Okan kıvrak ve akıllı oyununu sahaya yansıtmaya başladığı andan itibaren takımını Şehir takımı havasına soktu.
  • Mbilla gol kaçırmaya devam ederken binlerce kişinin beklediği bitirici vuruş yine şehirli çocuktan gelmişti. Sanırım hiç bir Adanaspor taraftarı ne zamandır bir gol için bu kadar sevinmemişti.
  • İlerleyen dakikalarda defansımız falso vermeyince hayati önem taşıyan 3 puanı hanemize yazdırırken Kocaelispor'u daha da ateş atmış oluyorduk.
  • Bu maçta bize 3 puanı armağan eden ve emekleri geçen herkese koca bir teşekkür ederken, binlerce kişiyi saatlerce sıra bekleten zihniyetlere de koca bir YUH çekiyorum.
  • Bize bu stadı layık gören ve maddi açıdan destek olmayan herkes için son sözümüz:

ALMAYIN MAZLUMUN AHINI ÇIKAR AHESTE AHESTE.
Saygılarımla.

Murat Akıllı
Yazar: Editor
2010-02-04 17:07:46

Çatalan’dan

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/ant___tln_5.jpg

Çift kale için Çatalan tesislerinin yolunu tuttum. Yol boyunca manzara harikaydı. Göl değil adeta bir iç deniz oluşmuş oralarda. Yaklaşık 40 dakikalık bir yolculuktan sonra oradaydım. Rüzgâr ve soğuk Adana dışında bir atmosfer yaratıyordu sanki. Tamam, şehir de soğuk ama orası bir başka soğuk. Titretti: ))

http://ul.gcg.me/files/2010-02/ant___tln_3.jpg

Amaç hem takımı A2 ile yapılan çift kalede izlemek hem de hem de Fevzi ile küçük bir söyleşi yapmaktı.

Eyüp Hocanın takımı taş gibiydi, Emrah Bedir’in kaptanlığında A takıma adeta kök söktürdüler ve o maç da 1-1 bitti.

http://ul.gcg.me/files/2010-02/ant___tln_1.jpg

Bu arada Adanaspor minik takımından yıllar öncesinden bir arkadaş, İbrahim Demirtaş da oradaydı. Meğer oğlu A2’de oynuyormuş, Burak. Adanasporluluk futbolculukta da babadan oğla devrediliyordu. Bir de kaleci var, dedi İbrahim. O da Adanaspor alt yapısında, Engin.

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/ant___tln_2.jpg
O birkaç saatte birkaç yazılık konu toparlandı. Ayaküstü Recep’le de konuştuk. Birkaç saat içinde o konuşmayı da paylaşırız burada. Sonra dönüşte takımın masörü, doktoru, şifacısı, adeta her şeyi olan Mehmet Turan (depar adam: )) ile de bir sohbet oldu. O sohbeti de ileriki günlerde paylaşırız.
Ve güzel ve doğal bir Fevzi röportajıyla günü tamamladık. Bunu da Kocaeli galibiyetinden sonra yayımlarız.

Şöyle bir izlenim pekişti: Takımın her birimi bu mücadeleye inanmıştır. Hedefe odaklanılmıştır!

O zaman Vira, dedim içimden.

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/ant___tln_4.jpg
 
Yeni Transfer Talha...

 

Yazar: Editor
2010-01-28 11:37:11

Akp, Elini Ekmeğimizden Çek

 

http://ul.gcg.me/files/2010-01/tekel1.jpg

Tayyip Bey radyoda emekli zamlarını açıklıyordu: Bağ-Kur tarım emeklisiniiiiiiin 306 lira olan aylığı, 380 lirayaaaaaaa... Vay! Hesaplayalım: Son cigara zammından sonra, tarım emeklisine günde yedi cigara beleş. Peki başbakanın maaşı kaç lira? Diyeceksiniz ki o başbakan! Yani? Bizden üstün değil mi? En az onun kadar harika olan bir de Ahmet Altan var ha! Bakın hazret 2 Ocak’ta neler yazmış.

  • İşçilerin durumunu tartışmışlar gazetede. Servis şefleri ve editörler ikiye ayrılmış. Globalleşen dünyada, devletlerin tekeller kurması ekonomi mantığına tümden aykırıymış. Ülkemizde devlet işletmeleri yıllarca iktidarın arpalığı olarak kullanılmış, ekonomi kurallarına aykırı biçimde yönetilmiş ve devlet zarar etmiş. Fakat devletin zarar ettiği kurumlar nasıl kurumlar ki bir dolu başka devlet atlıyor üstlerine de hemen hepsi satılıyor; kâr etmediği için satılıyor demek...
  • Devletimiz de diğer devletler gibi ekonomiden çekiliyor ve kendine ait kurumları özel sektöre devrediyormuş. Sanırsınız ki tüm dünya devletleri her şeyini satıyor! Bu özelleştirme döneminde de birçok işçi işsiz kalıyor ve para istiyormuş. Fakat devletin kendine ait parası olmazmış. Devlet, parayı ‘çalışanların’ vergilerinden toplarmış; işsiz kalan işçilere para verilecekse, o para çalışanların parası olurmuş. Yani özelleştirmeyi meşru kılmak için devlet, çalışanın parasını alıp ‘çalışmayana’ mı versinmiş demeye getiriyor!
  • Canım Altan ya, bir tanesin sen! Çalışmayan da demiyor aslan! Duygulu ya, kendince bir ad buluyor duruma, ‘emeklerine artık ihtiyaç duyulmayanlar’ diyor. Sanki istihdam, devletin sorumluluğunda değil!
  • Ve kusuyor: “Özel sektörde çalışanlar rekabetin kızgın olduğu bir alanda ve her türlü riski göze alarak çalışırken, ‘devlet çalışanlarının’ rekabetten ve riskten uzak bir çalışma hayatı sürdürmeleri eşitliğe ne kadar uygun?”
  • Diyor ki yani; o, parklarda eylem yapan işçiler manda gibi yatıyor ama bakın özel sektörde insanlar kızgın rekabet altında çalışıyor falan... İşte her gün ona buna faşist diyenler, konu emekçilerse; emekçinin hakkı, özgürlüğü, yokluk, açlık, işsizlikse konu, kıvırıyor hemen.

Bakalım Altan’ın dediği gibi mi olmuş bu iş: TEKEL, aldığı tütünleri, Türkiye’nin yaygın 56 işletmesinde 12 bin kamu işçisi çalıştırarak işlemektedir. Son büyük tütün işletmesi de 2008’de British American Tobacco’ya (BAT) satılır ve TEKEL, TTA olur. TTA bir süre daha işlemek üzere tütün alır, sonra alım durur. Neden durduğu meçhul (!) Hal böyle olunca işçiler işsizleşir; AKP de bunların işi yok, yatıyorlar diyerek işten atmalara başlar. Fakat işçiler kıdemlidir, ücretleri de ona göre... Altan’ın övdüğü özelleştirme yasasının 4C maddesine göre bu kişiler, yeni kuruma girmek isterse ‘geçici personel’ olacaktır. Adı üzerinde geçici. Yani yıllık sözleşmeyle ayda 500 TL civarı para alırlar, sosyal güvenlik hakları devam eder ama çalışma güvenlikleri yoktur. Ayrıca sözleşme bitince kapı dışarı! Sonra, Necati Doğru yazdı Vatan’da, TEKEL’in başdenetçisi Şenol Sarrafi uzaklaştırılır kurumdan. Sarrafi, TEKEL’in, BAT’a nasıl peşkeş çekildiğini ispatlayan onurlu adamdır...
AKP demek lazım değil mi? Ne yapıyorsun AKP? Bunca onursuzlaşıp, insanları işlerinden ediyorsun... İki kuruşluk çarklarına çomak sokuyorsun insanların, sonra da yan gelip yatıyorlar diye çamur atıyorsun. Haklı kim; neyi, kime satıyorsun AKP demek lazım? Kimi, nereden kovuyorsun! Kirli ellerin, üreten ellerden daha mı büyük AKP? Hırsızlığa izin veriyorsun, kirli para yığınlarının altında kalıyor işçiler; kadınlar, çocuklar vuruluyor, aç kalıyor, atölyeler yanıyor, üç kuruş için insanların üzerine göçüyor madenler, kot pantolonlar taşlanıyor... Sağlığı, eğitimi paraya bağlıyorsun AKP, partileri kapatıyorsun; komutanın, bakanın, gazeten, televizyonun hep yalan söylüyor demek lazım.
AKP, elini ekmeğimizden çekmen lazım...

Onur Caymaz

Yazar: Editor
2010-01-25 12:43:04

“ U Ğ U R ” L A R A    K A R D A Ş 

http://ul.gcg.me/files/2010-01/_dolma_kalem.jpg

Bir kar yağar Ankara’ya// İnceden, sinsi sinsi// Bir “Uğur” kaldırır yerden// Kan tutar yürekleri// Dalından koparılmış değil// Kokusu çalınmış güller çıkar karşına// Dilinin tüm sözcükleri// Kıt gelir// Bir susar// Bin yanarsın//

Elinin ermediği yerde// Gücün yetmez olur// Gayrı susmak// Yanmalara haldaştır// Sustuğun yerde// Uzar kirli sakallar// Çember olur// Boğar dört bir yanını// Bir kar yağar Ankara’ya// Beyazı hayındır// Beyazı kana bulanmış// Bir “Uğur” kaldırır yerden// Bir susar// Bin yanarsın// Sonra atarsın// Ölü toprağını üzerinden// Silkinir// Kalkarsın ayağa//

Bir “Uğur” yağar Ankara’ya// Gündönümüne vurur// Ülkemin toprağı// Bir ağlar// Bin haykırırsın// Gayrı direnmek// “Uğur”lara kardaştır.

                                                Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-01-19 18:56:33
Spiker : ))

 

http://ul.gcg.me/files/2010-01/drunk7.gif

Ben de değineceğim Karşıyaka maçının spikerine. Müthişti. Fatin Murat yazmıştı Murat Ünlü diye. Eskiden de bildiğimiz bir sestir. İzmir’e yapışmıştır adeta, oradan yapılan maç yayınları hala ondan soruluyor demek ki.

Maç için Sular’da Ergün abinin oradaydık. Elbette ufaktan başlamıştık bira-sigara keyfine. Ama anlaşılan maçın spikeri bizden epeyce önce başlamıştı. Fatin’in vurguladığı taraflılığı bir yana maça hâkimiyeti hakemden beterdi: )) Maç bir ara Karşıyaka-Altay arasındaydı, sonra Adanaspor-Altay maçı oldu. Kim hangi takımın oyuncusu bir ara ben de karıştırdım. Israrla Emre’yi 8 golde gösterdi, içine doğmuş anlaşılan, öyle de oldu. Hele kartlar sırasında hakem dağıtır, Karşıyaka dağılırken bizimki adeta 5. dubleyi fon-diplemişti. Kim ne gördü, kaç kart oldu meçhuldü…

Ve ikinci yarı Metin Tuğlu oyuna girdiğinde tam gitti üstat. Hani biraz dalgın bir taraftarımız veya maçı sonradan izleyen biri pek sevinirdi, Mutlu diye bir topçu aldık, adam da iyi çıktı, fakat Metine benziyor biraz, diye düşünürdü. Sonra bir ara Habip Tok’u gördük yedekler yazılır, sayılırken. Habip gerçekten affedildi de takıma mı döndü hiç anlayamadık.

Kafalar hem Murat Ünlü’de hem de bizde dumanlıyken, maçın sonunda artık Okan da o net golü kaçırmışken, alayımızda kafa ambale olmuşken… Maç bitti. Hazır uçurmuş ya bizi spiker; Ali abi, o pozisyon Ali Beykoz’a gelseydi keşke, kaçırmazdı dedi. Doğru filan diyenler oldu. Hayır, dedim, Miliç oyundan çıkmamış olsaydı, sol ayakla onu yan fileye takardı diye tamamladım. Benim fikrim kabul gördü. Bir maç da şenlik şamata böylece bitti. Birkaçımız hala kendine gelebilmiş değil. Duyduğuma göre Kumcu Yusuf hala devam ediyormuş demlenmeye; Miliç Feyzullah’a verseydi keşke o pası, adam bomboştu, haybeye gitti 2 puan diyormuş.

Neyse, biz Murat Ünlü’yü onca yıllık maziye istinaden olsa da seviyoruz ve bu yazıyı ona ithaf ediyoruz: ))

Sevgilerle…

Yazar: Editor
2010-01-07 08:27:06

Filmler Üzerine

http://ul.gcg.me/files/2010-01/GIZLI_YUZ.jpg

(Issız Adam yazısının devamıdır)

Tabi, Demirkubuz’un Masumiyet ve Kader’i gibi sert bir aşkı anlatmıyor Issız Adam, daha yumuşak seyrediyor. Daha bir kentli Issız Adam, Masumiyet ve Kader gibi kenar mahalle keskinliğinde değil. Demirkubuz, haysiyetini ayaklar altına alan bir karakterle uğraşırken Çağan Irmak adamını kentin kaypaklığında, züppeliğinde, tuzu kuruluğunda bina etmiştir. Masumiyet ve Kader karmaşık ruh hallerini ve ilişkileri içerirken Issız Adam olay örgüsünü daha düz bir zemine yerleştirmiştir.

Sinemanın kendisi masalsıdır, kurmacaların en renklisidir, hareket alanı en geniş olanıdır. Buna göre elbette her üç eser her ne kadar gerçeklikten nasibini yeterince almışsa da Issız Adam o gerçekliğini romantizm sosuna fazlaca bandırmıştır, diğer ikisi ise kör bir bıçağın keserken daha çok ıstırap veren, acıyı işkenceye dönüştüren atmosferinde kurmuştur olay örgüsünü. Yani masalın biri bizi biraz daha kederli şarkılar dinlemeye sevk ederken, diğerleri dehşet veren bir sessizlikte bırakıvermiştir, sevgili Gencer’in deyişiyle özellikle Kader’de  aşktan ziyade bir insana iman etme hali vardır, bir manada “iman destanıdır”, insana ama...

Ama neticede aşk aşktır. Acısı da son derece “özel”dir. Kimseye “Sen neden bu yoğunlukta yaşamadın, ne diye öteki kadar perişan olmadın veya sen niye böylesin?” diyemem ki. Koşullar farklıyken nedenler de farklı sonuçları getirecektir. Doğal olarak…

Farklı lezzetlerde filmler…

Ama bana sorarsanız Ömer Kavur’un “Gizli Yüz”ü (senaryo Orhan Pamuk) bu manada bir başyapıttır. Aşk halinin en güzel anlatıldığı, sinema dilinin icap eden incelikleriyle kullanıldığı dilemmalı ama enfes bir kederin dile geldiği yine enfes bir film… Fakat bunu ben söylüyorum, yine tüm öznelliğimle. Gizli Yüz’deki hikâye bir başkasına aynı şeyleri fısıldamayacaktır.

Hele Kadın’ın (Zuhal Olcay) saat kulesinde Fotoğrafçıyla (Fikret Kuşkan) yaptığı o konuşma bir başına bir sanat eseridir. Fikrimce, bir gizli aşk hiç bu kadar güzel ifade edilmemiştir.

Yazar: Editor
2010-01-04 17:32:50

Birçok Duygu Bir Film

http://ul.gcg.me/files/2010-01/ISSIZADAMFILMIFRAGMANIb.jpg

Geç de olsa “Issız Adam”ı izledim. Üzerinde fırtınalar kopmuş bir film gösterime girdiği zamanlarda. Beğenenler, beğenmeyenler yeni bir sağ-sol çatışmasına sebebiyet verecek kesinlikteydi.

Müziğine hasta olanlar, iğrençti diyenler, filmi defalarca izleyenler, filmle dalga bile geçenler, eh diyenler hap ayrı saflardaydı doğal olarak. Neyse, film gündemden düştü ve ortalık duruldu. Ben de tam bu sırada “Issız Adam”ı izleme fırsatı buldum.

Yazan yöneten aynı isim olunca (Çağan Irmak) tam bir “keyfe göre film” ortaya çıkmış. Aslında en sevdiğim tarz. Yazan ve yönetenin olası çatışmasına mahal bırakmayan, ben öyle istedim ve yapıyorum, diyen bir yöntem… Elbette sinemanın temel öğeleri yok sayılamaz böyle yapımlarda da. Ama bir özgürlük de söz konusudur. Belki gerekirse doğaçlama müdahaleler… Bilmiyorum, “muhtemelen” konuşuyorum.

Hikâye herkesin ezberinde olasılıkla... Klasik bir aşk çıkmazı… Keyfi de kederi de belirleyenler tercihlerimizdir veya günahlarımızın bedelini kendimiz öderiz, ya da bu bedeli aslında başkasına ödetiriz. Yaşanmışlık oranı çok yüksek bir durum… Filmi cazip kılan galiba bu gönüldeşlik... Herkesin o hikâyeden kendince bir şeyler bulması…

Sonuç;

Filmde diyalog sorunu vardı kanımca, doğallığa nüfuz etmemiş konuşmalar, yer yer senaristin fikirleriyle konuşan kahramanlar; ama böyle olunca bir karakter yaratmak meselesi çıkıyor ortaya, yani yarattığımız roman veya film karakteri ne kadar biziz, onlara ne kadar müdahale edeceğiz? Bunun yanıtı önemlidir, sanatı hevesten bu ayırır.

Şimdi oturup izlediğinde olasılıkla yönetmenin de içine sinmeyen bazı jestler, sözler, sahneler…

Hayır, filmi yerden yere vurmuyorum. Bunlar özellikle bizim sinemamızın temel sorunu. Hatta filmi beğendim diyorum, yukarıda eleştirdiğim noktalara rağmen. Ve hatta ikinci kez, hiçbir eleştirel duyguya kapılmadan daha bir rahat ve zevkle izledim, yine beğendim. Örneğin erkek karakterin “alçak” olması filan beni ilgilendirmez, öyle insan hiç mi yok, ben hikâyeye bakarım, bunun nasıl anlatıldığına… Neyse, beğendim sonuçta… Belki yukarıda bahsettiğim o “duygu ortaklığıdır” bunun sebebi, kim bilir?

İzlemeyenler varsa öneririm…

Yazar: Editor
2009-12-28 18:41:21

Bir Kenti Özlemek

Ne zaman yangın yerine dönse yüreğim

     Karacadağ’dan esiyor derim rüzgâr

Ne zaman özlem özlem kurusa dudaklarım

     Dicle’nin suyudur derdime derman derim

Ne zaman anılar gelip dayansa gözlerimin önüne

     Anamın kokusudur Seyrantepe’den ılgıt ılgıt esen derim

Bir kenti özlemek

   Yaşananlardan arta kalanları anımsamaktır aslında

Bir kenti düşlemek

     Anıların  izini sürmektir aslında

Fatin Murat

Yazar: Editor
2009-12-26 18:19:43

Ölüyorum Gitmeye

Çürüdü tuzumuz
ve Battık gırtlağımıza kadar pisliğe
Ufkunda silinirken umut,
Yere düştü tavana çaktığımız gözlerimiz

Yine...
Tekrar...
Ne üç, ne beş,
Hep dört duvar oda,
Loş,
Kahretsin hâlâ bomboş...

Süzerek verdi acıyı kahraman
ve Kadehini çaresizliğimizin şerefine kaldırdı
Söz verdi Abidin "Bittiğimizin Resmidir"’i çizmeye
Para sayamadan öldü Affan Dede
Kirlendik biz ve büyüdü dünya
Dibini gördük bu şişenin de
Cızırdayarak sustu gramofon
Parkamı ver askıdan
Kapa gözlerini

Ölüyorum gitmeye...

Hakan Tanak

Yazar: Editor
2009-12-22 14:25:57

 Hak Edilmiş Bir Mağlubiyet

İddialıydık hepimiz, cemili cümlemiz, en çok da ben... 30 puan garanti diyordum, 32 kuvvetle muhtemel.

Elektrik kesintileri maç seyrimizi bozdu. Toplam yarım saat izleyebilmişimdir. Bir yağmurla nasıl da darmadağın oldu memleket. Nasıl bir haldir bu? Takımın bir kırmızıyla dağılması gibi... İlk yarı iyi gibiydik, goller de kaçırdık. Ah, vah...

Ama ikinci yarıda bir baskı... Neyse ki o arada elektrik gitti de o eziyete tanık olmadım. Görenler anlatıyor, fena bastırmışlar. Sonra Onur'un çift sarıdan kırmızısı ve gol...

Son 15 dakikayı izledim. İzlemez olaydım. Baktım, 2 dakika top göstermediler bize bir ara. Haftalardır zevkle izlediğimiz Adanaspor yoktu, buharlaşıp gitmişti adeta. Ama Karabük'ün hakkını vermemek de ayıp olur. Bizden iki gömlek üstün bir takım...

Tanıklar "o kırmızı olmasaydı da golü yerdik" diyor. Kim bilir... Bitti gitti. Bu maç bir gerçeği en yalın haliyle orta çıkardı tekrar: Transfer, ille de transfer. Umudumuz olası transferlerde... 

Geçen hafta Onur Demirtaş'ı kahraman ilan etmiştim. Bu hafta hain ilan etmeyeceğim. Kimse takımını bile isteye yalnız bırakmaz. Yorgunluk, rakibin baskısı o hataları üst üste yaptırdı, diyorum ve ben de şöyle bağlıyorum: 29 puan iyi puan. Rakiplerin 8 puan önde olması hiç mi hiç mesele değil...

Neydi, biz zoru severiz.

Şimdi transfer dönemine vira...

Yazar: Editor
2009-12-19 17:56:27

Vicdan Meselesi

http://ul.gcg.me/files/2009-12/adalet.jpg
 
  • Aşağıda bir yerlerde değinmiştik, yazılar duruyor.
  • Eczacıya sözleşme feshi;
  • tekelciye, su, dayak, küfür, hakaret, gaz;
  • demiryolcuya işten çıkarma.
  • Zaten arada işçisi, öğrencisi gider.
  • Sebep, hak arayışı…
  • Eylem...
  • Ortada cinayet filan yok yani;
  • yürüyüş, gösteri… 

 _______________________

  • Ama öte tarafta göçük altında kalan işçiler,
  • grizu patlamasıyla ölen 19 insan,
  • 19 işçi,
  • 19 aile,
  • 19 sönen ocak…
  • Ve “ölüm ocağının sahibi serbest”…
  • Nasıl bir vicdan ama…
  • Nasıl bir adalet...
Yazar: Editor
2009-12-15 11:16:45

Sezar’ın Hakkı Sezar’a / Onur Demirtaş

http://ul.gcg.me/files/2009-12/onur_demirta__.jpg

  • Adanaspor evinde rakibinin dirençli ve ısırgan stili açısından ilk yarının en zor maçlarından birini oynadı.
  • Biz üç puanı aldıysak; Onur Demir taş’ın olağanüstü mücadelesinin, defansın yerinde müdahalelerinin hatırına aldık önemli bir ölçüde.
  • Hayır, bu galibiyeti, takımın mücadelesini, Kemal Hocanın yerinde müdahalelerini değersizleştirmek istemiyorum.
  • Tersine çok iyi bir rakiple boğuştuğumuzu vurgulamak istiyorum ve 3 puana çok seviniyorum.
  • Evet, maçın kahramanı bence önce Onur Demirtaş’tır.
  • Ersan’ın bildiğimiz savaşçılığı yine takdire şayandı, bence şu haliyle üç büyüklerde eksiksiz oynar.
  • Takımın mücadele azmine diyecek yok. İnsan izlerken yoruluyor.
  • Lakin o yaratıcılık sorunumuz ve sert bir rakip, oyun kontrolünü inisiyatifimiz dışında bıraktı.
  • Orta saha yine kayıptı. Yalnız bugün bir farklılık vardı o da Onur Demirtaş’taydı. Kartal maçındaki yükselişini bu maçta en üst düzeye çıkardı. Top kesti, baskılı oynadı, ileriyi düşünerek pas yaptı, arkadaşlarına yardım etti.
  • Sonuçta arızalı orta sahamızı mümkün olduğunca diri tuttu.
  • Ve Emre, böyle bir forvet oyuncusu dostlar başına. Rakibinin de vay haline…
  • Hep diyoruz, baş top alsın üçü mutlaka gol… Yeter ki o meşin yuvarlakla buluşma uygun koşullarda olsun.
  • Bir de Fevzi günüde olsaydı, bu zor maç ziyadesiyle kolaylaşırdı.
  • Şimdi hedef  Karabük.
  • Rahatız, oradan gelecek her sonuca razıyız.
  • Ama bizde rota yine 3 puan…
  • Vira…

Not:

Adanaspor -Orduspor maçından 37 kare foto-yorum’da, tıklayınız…

Yazar: Editor
2009-12-11 10:55:19

 Sınav

http://ul.gcg.me/files/2009-12/ad_or.jpg

Şimdi hem Ekrem Al bir sınav verecek bu hafta hem de onun transfer ettiği, ısrarla şans verdiği futbolcular.

  • Yenersek Ekrem Al diyecek ki "alın işte size beni de yenen bir takım bıraktım."
  • Yenersek, ki yeneceğiz, onun transferleri, ki onlar her halleriyle bizim futbolcularımızdır, "bakın boşa alınmadık." diyecekler.
  • Her iki duruma da eyvallah deriz.

Peki yenilirsek...

Öyle bir sonucu düşünmek bile istemiyorum, en azından Al'ın düşeceği mahcup bir pozisyon için.

Yazar: Editor
2009-12-07 19:24:01

İnancımız Var

Beni bazen küçük hediyeler de mutlu eder.
Tabi ki 4 gollü galibiyet beni mutlu etti; ama
Ersan Adem Gülüm'ü maç öncesi tribüne çağırırken armayı öperek yumruk şov yapmaya gelmesi beni daha da çok mutlu etti.
Bu armanın değerini bilin ona göre mücadele edin yenilseniz de olur, yeter ki hakkını verin o formanın.


Pazar günü hemen hemen herkes canla başla mücadele etti maçta bir kişi hariç...
İsim vermeme gerek var mı?
Ezberledik artık bu ismi.
Son iki maç ilk yarının bitmesi için.
Bu son iki maçta 4 puan kadayıf gibi olur 6 ise kaymaklı kadayıf olur.
Bu alınan puanlardan sonra ismini vermediğim kişinin yerine bir tane kaliteli oyuncu alınırsa ilk ikiden süper lige neden çıkmayalım?


Çok zor iki hafta bizi bekliyor ama bizim içimizde şu var:
Hani diyoruz ya tribünde,
Şampiyonluğa yürüyoruz,
İNANCIMIZ var İNANCIMIZ var.

Murat Akıllı

Yazar: Editor
2009-11-30 16:42:29

Umuda Yolculuk

http://ul.gcg.me/files/2009-11/kkl__.jpg

On dört haftayı geride bıraktık…  Devre arasında yeni transferlerle Kemal Hoca’nın elinin değmesini bekliyoruz… Son üç haftaya girdik bu umuda yolculukta…  Her hafta yani bir umutla başlıyoruz hafta… Her hafta bu kez başaracağız, diyoruz… Her hafta gelecek üç puanın hesabını yapıyoruz… Ama her hafta, olsun, bir puan yeter, devre arasına kadar, diyoruz…

Maçı izleyemedik, federasyonun Hitler’den kalma ceza anlayışı yüzünden… 

Maçı izleyemedik, eline geçirdiği taşı sahaya fırlatan ve bir şey yaptığını  sananlar yüzünden… 

Radyodan dinledik maçı… Son dönemlerin klasik Adanaspor’unu anlattı Serkan… Defanstan Emre ve Mbilla’ya şişirilen toplar ve orta sahası olmayan bir anlayış… Otuz puanla ligin zirvesindeki takım, ürkerek oynadı Adanaspor karşısında… Adımız hala birilerini korkutmaya yetiyor anlaşılan… Kendisini baskı altına alan bir taraftar olmayınca hakem, at koşturdu sahada… Son adamların yaptıkları faulleri görmezden gelip Ersan’ın müdahalesine tereddütsüz penaltı verdi… Ama kalede bir Zülküf vardı ki, “bu oyunu ben bozarım” dedi hakeme… Yalnızca bunu mu dedi? Elbette hayır… “Ben buradayım, bu kaleyi ben korurum” dedi, tabii anlayana…

Önümüzde Kartal maçı var… Son maçlarda iyi gitmiyorlar; ama bizim maçta toparlanmak isteyeceklerdir… 

Önümüzde Ordu maçı var… Son maçlarda içte dışta yeniyorlar…  Ekrem Al, bize sürpriz yapmak isteyecektir…

Önümüzde Karabük maçı var…  İlk ikideki yerlerini perçinlemek için yenmek isteyeceklerdir bizi…

Peki, ya biz?

“Yedi haftadır yenilmiyoruz” cümlesinden başka tutunacak bir dalımız yok… 

“Ligin zirvesine oynayan takımlarla yaptığımız maçlardan yalnızca iki puan çıkarabildik” gerçeği tokat gibi çarpıyor yüzümüze…

“Ligin altında kalan takımlara bayram harçlığı dağıtır gibi puan dağıttık” diyoruz ve susuyoruz… 

Kemal Hoca, Erciyes maçından sonra, “kaybettiğimiz iki puanı Dardanel maçında telafi edeceğiz” demişti… Dardanel maçından sonra da “ Konya’yı yenip üst sıralardaki yerimizi koruyacağız” demişti.

Bugün ise, “önümüzdeki maçları kazanıp üst sıralardaki takımlarla puan farkını kapatmak istiyoruz” diyor…

Kısacası, her hafta verilen demeçler farklı oluyor ve kötüye gidiyor…  Bana sorarsanız üç haftada toplam üç puan çıkarmak bile umuda yolculuk için başarı olacak…

Fatin Murat Seferbeyoğlu

Yazar: Editor
2009-11-26 15:26:43

BJK Galibiyeti ve Medya

En ikiyüzlü camia galiba futbol medyasıdır.
Yoksa ikiyüzlü sözcüğü az mı gelir.
Gerçi yıllardır tanık olduğumuz sahneler bunlar.
İyiyken kralsın, "sör"sün, imparatorsun...
Sonra...
Sakın tökezleme,
Çünkü orada âlem biraz farklı, tökezleyeni...

Beşiktaş dün tek atışla M.U.'yu devirdi.
Ve düne kadar yerden yere vurulan M. Denizli ve BJK şimdi nasıl tarif ediliyor, sadece 3 gazeteden alıntılar yapacağım bunu görmek için:


*M.U.'yu devirip apoletini taktı
*Sir Kartal
*Beşiktaş karizma çizdi
*Mustafa vizyonda
*Çaresiz hissettirdiler
*Taraftarlarını sevinçten ağlattılar (ama taraftar ki tüm takımı ağlatmıştı yönetimiyle, başka şekillerde..)
*Alın size Türk lokumu
*Destan
*Rüştü gibisi dünyada yok
*Tarihin hocası
*Gurur gecesi
*Bu sir başka sir
*İngiliz anahtarı
*Yenip tarihe geçti
*En büyük sör bizim sör
*Bravo size
*Unutulmaz bir ders verdi
*Tarih yazmak ne güzel
*O uçakta olmak istedim (dönüş uçağı için diyor Ercan Saatçi)
*Türkiye'ye gurur verdiniz(bunu da Başbakan diyor.)

Buna benzer şeylerle doludur o spor sayfaları, köşeleri.
Ama bu iş bir sonraki maçta tam tersine dönebilir.
Kimse "sör"lüğünü ilelebet sanmasın buralarda. Mustafa Denizli bunun keyfini birkaç gün sürsün. Beşiktaş futbolcuları, başkanı biraz sevinsin. Birkaç gün... (bu durum tabi ki diğer takımlar için de geçerlidir… Örneğin dün dediğini bugün unutan Hıncal Uluç’un marazi Rijkaard takıntısı ve önceki GS’li hocalara olan takıntıları)
Çünkü ilk fırsatta paçalarından aşağı alınacaklardır bu sektörün vampirleri tarafından.
Hıncal ve türevleri alesta vaziyette çünkü.
Çünkü felaketten nemalanan bir güruh var karşılarında.

Yazar: Editor
2009-11-23 08:55:11

Duraklama Dönemi?

http://ul.gcg.me/files/2009-11/dusunen_adamm.jpg

Kemal Kılıç hocamız ile yine yeni yeniden sevmeye başlamıştık futbolu. Takım toparlanmış, zor şartlar altında galibiyetler gelmişti. Fakat iki haftadır iddiası olmayan takımlara karşı önemli puanlar kaybettik. Ligdeki iddialı konumumuz devam etmesine rağmen üst sıralardaki takımlara ayak uyduramadık. Oynadığımız son iki maçı izleyemedik ama kadromuzun derin olmayışı ve oyunu yönlendirecek iyi bir lidere sahip olmayışımız gollere ve galibiyete yaklaşmamızı engelliyor.

Ligde her takım birbirine eşdeğer güçte, her maç zor klasiğini söylesek de zaman zaman farklı sonuçlar görüyoruz ligimizde, Karabük'ün geçmiş haftalardaki 6-1'lik galibiyeti gibi. Biz en son ne zaman 4 attık diye sorsam sanırım uzun süre düşünürüz... Bugün İngiltere'de ligin üst tarafını sürklase eden Tottenham alt sıralardaki rakibi Wigan'ı 9–1 ile geçti, totemden midir bilemiyoruz, fakat futbola doydukları kesin Tottenham taraftarının. Biz yine de 1–0 galibiyetlerimizle de mutlu oluyorduk, ama iki haftadır dilimizin ucunda bir tatsızlık, çok mutsuz da değiliz elbet ama dediğim gibi bir tatsız bir durum var.

Bu hafta ligde arayı açan lidere karşı önemli bir maçımız var, maçı almamız lazım, ikinci yarı için ve direk rakibimiz olduğu için bu maç varolma mücadelesidir. Bazen işler iyi gitmese de, 'var'olduğunuzu herkese bildirmeniz lazım ki ağırlığımız lafta değil sahada da olsun. Bunun için mücadele edecek futbolcularımız. Puan cetvelinde kopanları hizaya getirmek için oynayacağız. Tarih kitaplarında duraklama döneminin ardından genelde çöküş dönemi gelir, ama tarih bunun için var, gelin bizler bu dönemi yaşamadan tekrardan yükselme dönemine geçelim yeniden... Nilüfer'in kulağımızdaki tınıları ile yine yeni yeniden çıkışa geçelim...

Yine bana gel\Yana yana yine beni sev\Hadi beni yine sev
Beni deli deli sev\ Beni yine yeni yeni\Yine yeni yeniden sev

Gökmen Demirkaya

Yazar: Editor
2009-11-17 10:15:34

Sessiz Bir Maç Daha

 

Geçen Pazar Mersin’le bir hazırlık maçı yapılmış.

Çatalan tesislerinde,

Hayran kalınmış tesislerimize,

Güzel şeyler bunlar.

Bir maç,

Sessiz sedasız,

Kimseler duymadan,

Bir tür seyircisiz maç,

Kendi kendine ceza…

 

İyi olmuş bu hazırlık maçı,

Seyircisiz olması da isabet,

Bir de rakibi düşününce, Mersin…

Yine iyi olmuş bu sessizlik.

 

Hafta içi yüklenilen takım yorgun çıkmış sahaya,

Yedeklerle,

Buna rağmen gelen galibiyet de iyi olmuş,

Sinan’dan gol,

Dakika 87 filanmış.

 

Bir hazırlık maçı, takımlar arasındaki dostluğun taraftarlar arasında da olması temennisiyle bitmiş…

Yazar: Editor
2009-11-10 18:01:35

Devam

 

http://ul.gcg.me/files/2009-11/kpl.jpg


Tam her şey yoluna girdi derken yine umulmadık bir sonuç çıktı karşımıza. Bir Adanaspor klasiği. Biz bu takımı böyle sevdik, içinde barındırdığı derin gizemle, inişli çıkışlı halleriyle, sancılı zaferleriyle.

Ama yine Adanasporluların çok çok iyi bildiği bir şey vardır ki: Adanaspor'un hali hazırda var olan gerçek, ulaşılabilir bir hedefi varsa asla yılmaz. Asla vazgeçmez.

Bir düşünün, sancısız, son dakikasız, heyecansız, bir kaç hafta öncesinden kazandığımız bir zafer var mı?
Bu yüzden değil mi "Adanaspor zoru sever" sözüyle çoğu kez muhatap olmamız.

Taktikti, transferdi, hocaydı hepsi bir kenara, biz öyle ya da böyle bu yarışın bu heyecanın içinde olacağız! Bunun en somut kanıtı da içerde oynadığımız son seyircili maçtaki tribünlerin doluluğu ve verilen destektir.
Yarışın içindeyiz, inanıyorum hedefe de ulaşacağız ama her haliyle şu takımı sevmek gerçekten çok özel.

Kurduğumuz hayaller küçük rüzgârlarla sarsılmayacak kadar güçlü!
İnanmaya devam, en ufak bir hayal kırıklığı yaşamadan.

Çünkü unutmayınız Adanaspor'dan, ortada tutunacak hiçbir dalımız olmasa dahi bizim umudumuz olan bir sevgiden bahsediyoruz.

Ve dediğimiz gibi: yolumuzda karşımıza çıkan zorluklar ulaşacağımız zaferi daha değerli kılmaktan başka bir şeye yaramaz...

 

Biz inanmaya devam ettikçe…

 

Mehmet Uysal

Yazar: Editor
2009-11-06 19:55:15
Demirspor - Livorno Maçı  ve Adalet!

Adana Demirspor-Livorno maçında Güler Zere serbest bırakılsın diye pankart açan gençlere ceza yağdı.

Sizin bu cezayı vermeye hakkınız yok. Hakkınız yok çünkü  özünde bu bir maç değil gösteridir. İki takımın taraftarları protesto amaçlı bir gösteri olarak bu etkinliği düzenlemiştir.

Siz de biliyorsunuz ki Livorno, Sn. Pauli ve birkaç kulübün taraftarı bu bakış açısıyla endüstriyel futbola karşı çıkıyor. Ve bu takımlar bu sürecin parçası olarak zaman zaman gösteri maçı yapıyorlar. Amaç paranın egemen olduğu ve taraftarın müşteri olarak görüldüğü bir süreci protesto etmek…

İşte Demirspor-Livorno maçı da onlardan biriydi. Bu maçın bir protestonun parçası olarak düzenlendiğini herkes biliyordu. Ulusal ve uluslarası basın günlerce yazdı! Havaalanındaki karşılama ve buluşma tüm dünyaya yayınlandı! Bu gösteri yasaksa izin vermeseydiniz!

Bu gençler böyle bir gösteri olmasa maça gelip pankart açar mıydı? Hangi maçta açtılar? St. Pauli Almanya’da  Türk düşmanlığını protesto etmek için gösteri maçı düzenledi. “S..tir edin faşistleri! Biz kardeşiz!” diye pankartlar açıldı.

Belediye başkanı, vali ayakta alkışladı.

Bizde yapılana bakın!

****

Ben buradan İl güvenlik Kurulu Üyelerine soruyorum. Gösteri maçında pankart taşıyan gençlere ceza yağdırdınız! Peki, bu kentin stadyumu resmi maçlarda çıkan olaylar nedeniyle defalarca kapatıldı. Olay çıkartanlara bu güne kadar ne yaptınız?

Haydi, açıklayın ne yaptınız? Hem de gözlerinizin önünde oldu olaylar!

Ne yaptığınızı ben söyleyim! Sadece seyrettiniz!

Yıllardır Başkan Durak ”yeter artık” diye bas bas bağırıyor! Bayram Akgül takımı  bırakıyor! Bekir Çınar istifa ediyor! İl Güvenlik Kurulu Üyeleri sadece seyrediyor. Adanaspor maçlarında eşkıya sahaya iniyor. Taş yağdırıyor. Ortalık savaş alanına dönüyor!

Bu millet eşkıyaya canı pahasına karşı koymaya çalışıyor.

Saha kapanıyor!

İl Güvenlik Kurulu seyrediyor!

****

Futbol teröristine ceza vermeyeceksin, gösteride pankart açana terörist diye ceza yağdıracaksın. Az bile vermişsiniz! Sahanın ortasında kale direklerine assaydınız!

Hak ediyorlar!

Çünkü onlar solcu!

Bu ülkede solun kaderi bu!

Ceza sanki doğuştan yakalarına yapışmış! 

Nedim Soylu

Yazar: Editor
2009-10-28 15:45:25

Yenildik

Konya Şeker'e 3-2 yenildik ve gruplara kalamadık.

Can sıkıcı bir yenilgi bu.

1. Alt ligden bir takıma yenildik.

2. 2 kez galip duruma geçip de yenildik.

3. 33. dakikada yine 10 kişi kalarak yenildik.

4. Gruplara kalmak istediğimizi bağıra çağıra yenildik.

5. 5 dakikada 3 golyiyerek yenildik.

6. Yahu yine bir Şekerspor'a yenildik.

7. Netice itibariyle incitici ve umut kırıcı bir şekilde yenildik... ve elendik...

İyi oldu, dikkatimizi lige veririz diyenler de çıkacaktır. Ama gruplara kalıp bir başka heyecanı da yaşamak çapımızın çok mu üzerindeydi, Adanaspor bu kadarını yapamayacak kadar acizleşti mi?

Yazar: Editor
2009-10-25 20:43:18
Kaçan üç puana mı üzülelim kazandığımız bir puana mı sevinelim?

Maç başlamadan bir saat önce nasıl bir atmosferin bizi beklediği anlaşılmaya başlanmıştı 5 Ocak çevresinde.

Geçen seneden yarım kalan bir hesap olarak görüp 5 Ocak stadyumuna koşmuştu 10000'in üzerinde seyirci hem de maçı televizyon yayınlamasına rağmen.
Maça resmen 1–0 önde başladık

İzzet'in güzel ortası Fevzi'nin şık kafa vuruşuyla.

Gerçekten güzel mücadele ettik ilk yarı ama işte 35. dakikada hakem katliamı ile bence 3 puanı kaçıran taraf olduk.

Gole giden oyuncuya sarı kart gösteren zihniyete sahip hakem ve bunu görevlendiren federasyona sahipsek değil Afrika'ya Kapıkuleden bir adım öteye gidemeyiz.

Ayıp ayıp geçen koca bir senemizi yediniz doymadınız bu senemize mi gözünüzü diktiniz.

Unutmayın bu taraftarın ahını alırsanız bir daha iflah olmazsınız bunu açık açık belirtelim.

Nitekim ilk yarının uzatma anları yaklaşırken olmayan faulü icat eden hakem ofsayt ile bize birde gol yedirip rengini belli etmiş oldu.

Zaten bundan sonrada film koptu.
Pimi çeken hakem bundan sonra ne saha içine ne de saha dışına hakim oldu.

Kibong'un enfes mücadelesi ile ikinci golü bulduk ama hakem faktörünü arkasına alan Altay golü hemen buldu.

Rahman'ın sakatlanması Onur ve İlyas'ın oyundan düşmesi yerlerine giren oyuncuların sanki 90 dakikalık bir maçı bir gün önce oynamış gibi sahada mücadele etmesi bizleri 1 puana şükretmemize neden oldu.
Bu maçta 2 puan kaybettik birde üstüne İzzet'i.

Umarım İzzet'in sakatlığı çok vahim değildir aksi takdirde o mevkide bize Koray hiç umut vermedi.
Acısı tatlısı üzüncü sevinci kederi ile bir maç son buldu.

Umarım bu iç sahada kaybettiğimiz puanları Gaziantep'ten alacağımız üç puan ile telafi ederiz her ne kadar ters ve zor bir takım olsalar da.

Murat Akıllı

Yazar: Editor
2009-10-23 10:58:55
u2

Güzel Bir Gün-U2


Güzel bir gün/ Gökyüzü  sanki aşağıya kayıyor, öyle hissediyorsun/ Güzel bir gün/ Geçip gitmesine izin verme/ Bu kenti seversin/ Hatta işler iyi gitmese bile/ Sen kentin her yerindesin/ Kent, senin her yerinde/ Gökyüzü  sanki aşağıya kayıyor, öyle hissediyorsun/ Güzel bir gün/ Geçip gitmesine izin verme 

10 sene kadar evvel Türkiye’nin çok yakınından geçmişlerdi, duyduklarımıza göre Türkiye’yi siyaseten pas geçiyorlardı her seferinde, çeşitli illerden Selanik’teki konser için turlar düzenlenmişti, fakat öğrenciydik, gidememiştik malum sebeplerden : )  

Elbet yolumuz karşılaşacaktı  be Bono, elbet The Edge’in beni alıp götüren gitar nağmelerini duyacaktım canlı, elbet Adam’in basını, Larry’nin davula vuruşlarını  görecektim, biliyordum… Hayat nihayet bizi kesiştirdi… Ne adamlarmış böyle de yarine kavuşmuş gibi yazıyorsun demeyin, gençlik döneminde 10 sene bazen günün 5 saatini U2 dinleyerek geçiren biri yazıyor bu satırları. Anlayınız dermanımı, şu anki huzurumu : )  
Çok sıcak bir Tampa gününde 70 bin kişi alkışlarla merhaba dedi U2’ya, en baba şarkılarını uzata uzata, gönlümüzün pasını sile sile söylediler. ‘Sunday bloody Sunday’ şarkısı İngiliz askerlerinin insan hakları için gösteri yapan İrlandalı 13’ü çocuk 27 kişiyi vurmasının hikayesidir, Bono boş durmadı her zamanki gibi, İran’daki gösterilerde hayatını kaybeden Nida için söyledi parçayı. Tüm Dünya’ya barış ve özgürlük diledi.

Konserdeki görsel  şovu satırlara sığdıramam, muhakkak izlemelisiniz (yazının sonunu muhakkak okuyun : ) ). Turun adı olan ‘360 derece’lik ekran müthiş bir görsellik katıyor konsere, 2 buçuk saatlik konserde sadece 5 dakika ara verildi, uzayla bağlantı yapıldı, nasıl demeyin, uluslararası uzay istasyonundan bir kozmonot bağlandı konsere canlı : ) Velhasıl, zıplayarak, sesimiz kısılana dek eşlik ettik bu hep genç kalan asi İrlandalı gruba…  Şimdi sadede gelelim, bu hafta sonu Pazarı Pazartesiye bağlayan gece saat 12:30’da konserini canlı olarak youtube sitesinden izleyebilirsiniz http://www.youtube.com//u2

İzleyemeyenler üzülmesin, kaçıranlarla gelecek sene Eylül ayında İstanbul’da buluşuruz :) 

Yazıyı Adanaspor’a bağlama adına, konser gününden beridir bizim için her gün  ‘Güzel Bir Gün’ oldu, ikide iki yaptık, bu Pazar maçımızın ardından yine güzel bir gün olacak diye içimizden geçiriyoruz, akşamda konserle çok daha güzel olmaz mı siz söyleyin : )

Gökmen Demirkaya

Yazar: Editor
2009-10-22 10:04:54

Haberdeki alıntı ardındaki anlam üzerine…

Bu haber B. A. Birinci Lig Sitesinden!

“Bank Asya 1.Lig'de son 4 maçında 12 puan toplayarak ikinci sıraya yerleşen Altay, pazar günü  oynanacak olan zorlu Adanaspor karşılaşmasını bekliyor. Kemal Kılıç'ın gelmesiyle galibiyet serisi yakalayan Adanaspor'a konuk olacak olan Altay, deplasman maçlarındaki başarılı performansıyla dikkat çekiyor.Bank Asya 1.Lig'de oynadığı  son 15 deplasman maçında da yenilgi yüzü görmeyen Altay, bu süre içinde 7 galibiyet ve 8 beraberlik elde etti.Bu dönemde Adana 5 Ocak Stadı'na da bir kez konuk olan siyah-beyazlılar, geçen sezonun 33.haftasında oynanan maçta Adanaspor ile 1–1 berabere kalmıştı.Altay'a deplasmanda son yenilgisini tattıran ekip ise Kasımpaşa oldu. Geçen sezonun 13.haftasında İstanbul'da oynanan karşılaşmada Kasımpaşa rakibini 2–0 mağlup etmişti. Altay son iki sezonda oynadığı 22 deplasman maçında ise sadece 2 karşılaşmadan mağlup ayrıldı. Altay'ı yenen diğer ekip ise tıpkı Kasımpaşa gibi şu anda Süper Lig'de mücadele eden Diyarbakırspor.Adanaspor - Altay karşılaşması pazar günü saat 13.30'da başlayacak.”

Yorum  da Bizden ! 

Haberi dikkatle okuduğunuzda bir ayrıntının dikkat çektiğini göreceksiniz. Altay son iki sezonda oynadığı deplasman maçlarında yalnızca iki kez yenilmiş! Peki Altay’ı yenen o iki takım dikkatinizi çekti mi: Biri Kasımpaşa; diğeri DiyarbakırPeki bu takımlar şimdi neredeler: SÜPER LİGDEYani süper ligin yolu Altay galibiyetinden geçmiş denilebilir mi? Bu rastlantıyı ciddiye alırsak evet…Öyleyse Pazar günü:Altay ile geçen seneden kalan hesabı sahada görmenin ötesinde, belki de SÜPER LİG YÜRÜYÜŞÜMÜZÜ  perçinlemek için mücadele edeceğiz…

Biz tribünde yerimizi alacağız…  Hep destek için. Adanaspor için…

Fatin Murat Seferbeyoğlu
Yazar: Editor
2009-10-17 12:43:10

Giriş

 

http://ul.gcg.me/files/2009-10/adanaspor_giresun.jpg

 

Yarın 14.00’da,

Giresun’da sahaya çıkar,

Uzatmalar hariç 90 dakika Adanasporluluğumuza yaraşır bir mücadele içinde olur,

Koşar, basar, yardımlaşır,

Savaşır…

 

Gelişme

Bir kere dış sahadayız,

Rakip, bu sezon ilk kez evinde oynuyor,

Bu durumun heyecanı, coşkusu ve baskısı üzerlerinde olacaktır,

Cıvıl cıvıl tribünler,

Mutlak 3 puan sloganları,

Onlar da bir çıkış arayışında,

Ve 11 kişiyle sahaya çıkacaklar,

Yenmek için onların da bir dolu sebebi vardır…

 

Sonuç

Maç kimle olursa olsun,

Yeryüzünün neresinde olursa olsun,

Kazanma şansımız hep yüksektir bize göre, değil mi?

 

Ama işte bu da ‘Yenemezsek ne olur ki canım!’ yazısı olsun…

Hiçbir netice Adanaspor'un önünde değildir... 

ve yeter ki şu sevdalı başımızda bir Adanaspor hep olsun…

Yazar: Editor
2009-10-11 17:37:28

Sıcak

http://ul.gcg.me/files/2009-10/uyuyan_melek_kaplanpenche_adanasporlu.jpg

(Uyuyan Melek, devre arasını dinlenerek geçirdi. Evet, bu minik taraftar belki uyudu fakat Adanaspor bu kez uyumadı: ))

Sıcaktı, çok sıcaktı. Bu fena sıcak sahayı da tribünü de etkiledi. Ağır tempoda geçti her şey bu yüzden.

Eldeki kadroyla devam etti doğal olarak Kemal Hoca. Fark Fevzi ile Rahman’ın yer değiştirmesiydi. Rahman da anlaşılan önceki maçtan dersini almıştı ki daha tedbirli oynadı.

Bir de ilk yarı biterken rakip hocanın 2 oyuncu değişikliğine Kemal Hoca'nın hemen cevap verip tedbirini alması önemli bir ayrıntıydı.                                                                                    

Bildiğimiz Adanaspor’du. Bu da olağandır. Biraz daha mücadele ve pas trafiği farkı vardı belki. Ama bu 3 puan ileriki haftalar için altın değerindeydi.

Kemal Hoca orta sahayı kalabalık tutmayı tercih etti. Tek hücumcu Emre ile mücadele ettik. Emre de ağırlığını en kritik noktalarda gösterdi ve önce penaltı yaptırdı sonra da Kbong’un pasıyla kaleciden sıyırdığı topu Samsun filelerine gönderdi. Bir de harika bir röveşatası vardı ki, “golden güzel oldu” desem yeridir.

Her iki takım da vasattı. Bu vasatlıkta kazanan taraf olmak pek hoş oldu. Samsun’un öyle anılacak bir pozisyonu da yoktu. İnsan düşünmeden edemiyor; Bolu’ya nasıl 3 attılar, bizden 2 yediler, son vuruşlar etkili olsaydı Kbong’la fark açılabilirdi de… O iki deplasmana yanmamak elde değil, bu kargaşada… Neyse, bu lig oldu bitti renkli seyrediyor, bu da maceraya güzellik katıyor.

Tribün doluluğu ve Turbeyler harikaydı. Kimse vazgeçmiyor işten anlaşıldığı üzere. Biz yekvücut olam