2009-07-03 10:52:14

Dinlemek veya Maruz Kalmak

http://www.guzelresim.info/unlu-resimleri/muslum-gurses-resimleri/muslum-gurses.jpg

Farklı tarzda müzikler dinlemek ilgi penceresini geniş tutuyor. Böyle olunca da en çok sevdiğin tarzdan sıkılıverme ihtimali de ortadan kalkıyor.

İsteyerek dinlediğim farklı tarzların yanında “dinlemeye maruz kaldığım” şarkılar, şarkıcılar da olmuyor değil. Örneğin sabah sabah bir yerde Serdar Ortaç şarkısına maruz kalmak o gün içinde insanoğlunun başına gelebilecek en kötü şeylerden biridir diye düşünürüm. Böyle bir şey: ))

Ana mevzuuma dönersem; Müslüm Babayı alır dinlerim. Hatta “paramparça”yı Teoman’dan değil de Müslüm Babadan dinlemeyi isterim. Üniversite yıllarının en önemli isimlerinden biri Bülent Ortaçgil’ken, ben “sensiz olmaz”ı Müslüm Babadan dinlemeyi ziyadesiyle tercih ederim.

Sebepse şudur: Müslüm Gürses söylediği her şarkıya ayrı bir “ruh” vermiştir. Eserin kendine has kimliğine ayrı bir çehre kazandırmıştır. Yani onu bozmamıştır, o şarkıya tecavüz etmemiştir. Müslüm’ün elinden geçen parça daha bir tatlanmıştır.

Amma velakin, hiç hazzatmediğim ve tamamen dinlemeye maruz kaldığım bir İbrahim Tatlıses vakası vardır ki Türkiye’de söylediği her şarkıyı berbat etmiştir. İmha etmiştir. Paçavraya çevirmiştir. Müslüm Babanın yaptığı iyi işlerin hep tersini yapmıştır.

Genelde benzetilen, yakın alanların şarkıcıları olarak anılan bu iki ismi bırakın karşılaştırmayı birbirine yakın bir yerlerde düşünmek bile gereksiz bir iştir. Bu da yazını son cümlesidir.

Not: Sensiz Olmaz’ı Müslüm Babadan dinlemek için TIKLAYINIZ.

Yazar: Editor
2009-06-30 09:19:59

Önce Transfer etmek, Sonra Umut etmek

  • Her transfer bir umuttur.
  • Yaşama sevinci verir. Hayata bağlar.
  • Dipdiri tutar futbol sevgini.
  • Takımına daha bir güzel bakarsın.
  • Her transfer bir umuttur.
  • Güç verir, yazdırır konuşturur.
  • Kitleye bir başka hava verir. İnancı pekiştirir.
  • Transfer edilen futbolcunun önceki dönemleri pek bir mana taşımaz; sakatlıkları, başarısızlıkları, tatsızlıkları…
  • İnanırız ki bizle yepyeni bir sayfa açacaktır. Yükselecektir bizle.
  • Gol sevincini yaşayacak, yaşatacaktır.
  • Şampiyonluk turu atılacaktır hep birlikte.
  • Bakınca; her transfer adeta bir Messi’dir. Öyle beklenir.
  • Her transferin bir kredisi vardır tribünde. İlk önce güvenilir. Sonra gelişmeler izlenir.
  • Rakiplere nispettir. Bir fark oluşturacaktır onlarla aramızda, lehimize.
  • Çok koşacak, çok çalışacak, çok gol atacaktır. Hiç hata yapmayacaktır, kart görmeyecek, hiç sakatlanmayacaktır.
  • Transfer dönemi bir şenlikse her transfer de bu şenliğin en muhteşem havai fişeğidir. Bin bir renkle art arda patlayan, gökyüzünde ışıltılı izler bırakan, seyrine doyum olmayan…
  • Her transfer bir umuttur.
  • Umut, tribünün yegane ilacı, aşı, dayanağıdır.
http://files.vector-images.com/cd_samples/soccer_players_clipart.gif
Yazar: Editor
2009-06-23 11:41:09
http://ul.gcg.me/files/2009-06/a1.jpg

 kaplanpenche'nin 3. yılı için hazırladığımız farklı model ve renklerdeki kaplanpenche t-shirtlerini (yalnızca 30 adet) Arıplex üzerindeki sunflowers'ten edinebilirsiniz.

http://ul.gcg.me/files/2009-06/sunflowers_logo.jpg

sunflowers

Cemalpaşa Mah. 3.sk. Karabucak İş Merkezi No:69 Adana/ Telefon: 0322 457 03 21

Yazar: Editor
2009-06-17 22:12:04

Borçsuz Olmak

http://ul.gcg.me/files/2009-06/cb.jpg

Bayram Akgül’e bir konuda daha hakkını vermek gerekirse o da borçsuz bir kulüp olmamızı sağlamasıdır. Bu durum bizi ziyadesiyle keyiflendirmektedir. Bu borçsuzluğun nasıl bir şey olduğu veya miktarı ayrı bir konu olarak ele alınabilecek vaziyet gösterse de onca badire atlatmış bir Adanaspor için, bizim için “borçsuz olmak” bir nevi haz almadır.

Her ne kadar “borç yiğidin kamçısıdır” diye bir tür teselli mahiyetli, marazi bir biçimde gaza getirici ve aslında toplumun ekonomik, hatta sosyal halini resmeden bir atasözümüz olsa da borçsuz olmak hem tek tek şahıslarda hem de Adanaspor’da güzel bir şey.

Hep böyle seyretmesi dileğiyle…

Bu arada ilk transfer de gerçekleşti. Devamını heyecanla bekliyoruz.

 

Yazar: Editor
2009-06-13 23:00:19

Transfer dönemi klişeleri

Aşina olduğumuz sözler bunlar. Biz birkaçını hatırlatalım, devamını siz getirin:

  • Falanca kulüp der ki: Bize, filanca oyuncu için herhangi bir teklif yok.
  • Filanca futbolcu der ki: Bana veya menajerime gelen herhangi bir teklif yok.
  • Falanca kulüp der ki: Filanca oyuncu bizim sözleşmeli futbolcumuzdur, biz izin vermeden hiçbir yere gidemez.
  • Filanca futbolcu der ki: Ben zaten kundaktan beri falanca takımlıyım. Ebem beni o renklere sarmıştı ilk.
  • Falanca kulüp der ki: Bu formaya layık transferler yapacağız.
  • Filanca futbolcu der ki: Kulübüme para kazandırmadan bir yere gitmem.
  • Falanca kulüp der ki: Bu transfer dedikoduları kulübümüze zarar vermektedir.
  • Filanca futbolcu der ki: Bu transfer dedikoduları beni yıpratmaktadır.
  • Falanca kulüp der ki: Taraftarımız bize güvensin.
  • Filanca futbolcu der ki: Şampiyonluk yaşamaya geldim.
  • Falanca kulüp der ki: Bu forma her futbolcuya nasip olmaz.
  • Filanca futbolcu der ki: Burada olmaktan çok mutluyum.
  • Falanca kulüp der ki: Biz büyük bir camiayız.
  • Filanca futbolcu der ki: Büyük bir camiaya geldiğimin bilincindeyim.
  • Falanca kulüp der ki: Alamayacağımız futbolcu yok.
  • Filanca futbolcu der ki: Hayallerimin takımına geldim.
  • Falanca kulüp der ki: Taraftarımız bana güvensin.
  • Filanca futbolcu der ki: Burada ikinci baharımı yaşayacağım.
  • Falanca kulüp der ki: İstikrardan yanayız.
  • Filanca futbolcu der ki: Bana inananları mahcup etmeyeceğim.
  • Falanca kulüp der ki: Transferde çok dikkatli davranıyoruz.
  • Filanca futbolcu der ki: Takımı layık olduğu yere getirmek için ben ve arkadaşlarım elimizden geleni yapacağız.
  • Falanca kulüp der ki: Nokta transferler yapacağız.
  • Filanca futbolcu der ki: Benim için para ikinci planda.
  • Falanca kulüp der ki: Sokağa atılacak paramız yok.
  • Filanca futbolcu der ki: Bu sezon tüm kupaları alacağız.
  • Falanca kulüp der ki: Bu sezon tüm kupaları alacağız.
Yazar: Editor
2009-06-08 00:10:33
Onlar da Gelmesin Maça
http://thumbs.dreamstime.com/thumb_167/1185112999rT97R3.jpg

Maçlarda hakem muhabbetleri bildiğimiz gibidir. Ne yapsa, ne etse tribüne yaranamaz o. Zaten yaranmak zorunda da değildir. Adaletli olsun yeter. Yani her maçta bir penaltımız mutlaka verilsin: )) Şaka bir yana, böyle bir an… Biri kalkıyor, sıralıyor hakeme dair vecizeleri (!) Birkaç küfür daha bağrı pek açılmamışından… Lakin tribünde bayanlar da vardır. Arkadaşı, gayri bendine sığmayan bu seyirciyi uyarma ihtiyacı hisseder:

— Lan oğlum etrafta bayanlar var.

Öteki belki henüz fark etmiştir bir maçta, üstelik maratonda bayanların da olabileceğini. Bilemeyiz onun o an neler hissettiğini, fakat nihayetinde bir zihniyetin tahlilini yaptırır cevabı:

— Yav, onlar da gelmesin maça…

Yazar: Editor
2009-06-06 09:26:36
http://ul.gcg.me/files/2009-06/nhk.gif

... Memleket Nâzım Hikmet diye devam ediyordu şarkı.
Seni dünya paylaşamıyor
Şiirlerin bin dilde
Seni senden okumak var ya
Seninle aynı dilde...

Bir şairin şiirini onunla aynı dilde okumanın ne demek olduğunu bilmenin keyfi...
Onunla aynı dili konuşan birçok insanın ona layık gördüğü Hikmetof soyadı sonra...
Ölümünün 46. Yılında bu sabah, sadece onun en sevdiğim şiirlerinden olan Saman Sarısı’ndan küçük bir bölüm geçeceğim. Gerisi için;
 http://www.68liler.net/nazimhikmet.pdf
Adresindeki dosyayı indirebilirsiniz. 368 sayfalık bir seçme var orada. Meraklısına...
Güzel bir gün diliyorum..
"Paris'te bir kestane ağacı olacak;
Paris'in ilk kestanesi, Paris kestanelerinin atası.
Istanbul’dan gelip yerleşmiş Paris'e, boğaz sırtlarından.
Hâlâ sağ mıdır bilmem, sağsa iki yüz yaşında filan olmalı.
Gidip elini öpmek isterdim.
Varıp gölgesinde yatmak;
Bu kitabın kaadını yapanlar, yazısını dizenler, nakışını basanlar;
Bu kitabı dükkânında satanlar, para verip alanlar, alıp da seyredenler
Bir de Abidin, bir de ben, bir de bir saman sarısı... Belası başımın..."

Onur Caymaz

Yazar: Editor
2009-06-03 19:31:57

 "Çapulculuk" Üzerine Birkaç Söz

Adana’daki 20 senelik durak’lama döneminin beyi, yaşadığımız süreçte fikrini söyleyenler için “takıma faydası olmayan çapulcular hala konuşuyor,” demişti. Bu sözün hedefi olasılıkla bir kısım Adanaspor taraftarıdır. Ama dileriz öyle değildir, bir kısım da olsa burada kastedilen taraftar değildir. Ha, bir kısım yerel basın ve o bir kısım yerel basının kimliği meçhul yazarlarıysa kastedilen biz sonuna kadar katılıyoruz o “çapulcuların” eleştirilmesine, hadlerinin bildirilmesine. Ama hayır, taraftar çapulcu değildir, hiçbir taraftar çapulcu değildir, dünyanın hiçbir yerinde taraftarlar çapulcu değildir, olamaz, kelimenin tabiatına uymaz bu.

Bakın Ali Püsküllüoğlu’nun (kendisi de Adanalıdır: )) hazırladığı Türkiye Türkçesinin En Büyük Sözlüğü (Doğan Kitap, İstanbul, 2. baskı, sayfa 354) bu kelime ve türemiş yapıları için neler yazıyor:

Çapul: yağma

Çapulcu: başkasının malını yağmalayan, yağma ile geçinen, yağmacı

Çapulculuk: çapulcunun yaptığı eylem, yağmacılık

Çapullama, çapullamak, çapullanma, çapullanmak diye gidiyor kelimeler… Son iki kelime aslında vatandaşa cuk oturuyor; yağmalanma, yağmalanmak…

Cümle içinde kullanalım, örnek açısından: Adana’nın birçok arazisi, arsası yıllardır çapullanıyor. Evet, güzel bir örnek oldu yağmalanan Adana’yı anlatmak için.

Devamında iki kelime daha var.

Çapullatma: yağmalatma eylemi

Çapullatmak: yağma ettirmek, yağmalatmak… Anlam gayet açık değil mi!

Bunu da cümle içinde kullanalım mı? Gerek yok. Siz biliyorsunuz…

Şimdi Adana’nın caddelerine, bulvarlarına, sokaklarına çıksak, mahallerini dolaşsak ve örneğin 100 (yazıyla yüz) Adanalıya sorsak, desek “efendim, kelime bu, anlam da şu! Sizce Adana’nın en büyük “çapulcusu” kimdir? El cevap, beklesek…

Kim diyor? O, diyor. Ne diyor? Çapulcu diyor. Kime diyor, galiba taraftara diyor. Ama kim diyor, o bey diyor, ne diyor, çapulcu diyor.

Bence kelimenin anlamını bilmiyor…

______________________

Ama Adanasporluluk hiçbir zaman bu kadar hakarete uğramadı

 _____________________

Sayın Bayram başkanımız, bizim derdimiz bu, biz de bir “onur” mücadelesi veriyoruz, bu blog olarak değil, genel taraftar olarak… Ama işte orada, büyük ihtimalle bu taraftardan iyi de bir oy alan Adana’nın belediye başkanı, en sağduyulu olması gereken kişi art arta bizi hançerliyor. İnanın (ve ne yazık ki) o lafların hepsi taraftarı vuruyor, yaralıyor. İmajımız aslında o sahaya girmelerle, atılan koltuklarla değil işte bu ölçüsüz laflarla zedeleniyor… Bizim tüm kederimiz bir vatandaşlık kadar kıymetli olan “Adanasporlu olma”nın şu kısa dönemde 55 senelik tarihinin toplamında yıpranmadığı kadar yıpratılmış olmasıdır.

Her şey biter, her bir varlığın bir sonu vardır. Tarih ölü liderler, ülkeler, diller, dinler, milletlerle dolu. Dünyaya hükmetmiş krallıklar, imparatorluklar da gitti, bitti… Ama hepsi geriye işte gölgesi bugünlere kadar vurmuş bir heybetle gitti.

Bizim derdimiz, ölmek değil, ölmekten beter olmaktır. Size sevgimiz hakikaten bir çıkar meselesi değildir. Sizi zaten sevdik… Sorun aynı yarada. Gelin o insanlara taraftarlığı çiğnetmeyin, siz uzak durdukça pervasızca vuruluyoruz. Bunu bize yaptırmayın. Gitseniz de kalsanız da Adanaspor’un bir parçasısınız artık... Bunu da düşünün.

Uzatmayalım. En büyük aşkların, dostlukların en sağlam harcıdır kavgalar… ve sizi en masum duygularıyla eleştirenler asla düşmanınız değildir. Kulağınıza gelen, gelebilecek olan eleştirilere bir de böyle bakın...

Son olarak; ülkemiz Adanaspor’sa kahramanı siz olun… Başkası değil…

Yazar: Editor
2009-05-28 21:30:51
http://ul.gcg.me/files/2009-05/ne_olacak.jpg
  • Ah şu aşk meselesi ne olacak,
  • iş güç ne olacak,
  • yokluk yoksulluk ne olacak,
  • dersler ne olacak,
  • kriz ne olacak?
Bir dolu belirsizlik hayatımıza dair ve şimdi en çok gündemimizde olan:

Adanaspor ne olacak?

Birçok soru, cevabı bizim dışımızda...

Ötekileri bilmem ama Adanaspor iyi olacak, bunu biliyorum... Çünkü bir İnce Memed halidir Adanasporluluk, demiştik. Düzde kuşatılamaz, darda sıkıştırılamaz...

Vira Adanaspor...

Yazar: Editor
2009-05-27 11:03:36

 Yarayı Kaşımak / Ortalığı Karıştırmak

http://www.webweaver.nu/clipart/img/nature/reptiles/hungry-crocodile.jpg

Malum yerel gazete (Ekspres) spor sayfasından yine saldırdı. Olasılıkla sahibinin sesi (H.G.) karışık, garip bir içerik ve üslupla Bayram Akgül’ü yine hedefe koyup aslında Adanaspor’a vurdu.

Şöyle diyor (veya dedirtiliyor) hazret:

Kulübü 3 yıl önce 125 milyara sahiplendin, diyor.

Cevap: O zaman senin Oktay Rifat'ın ve hacısı sahiplenseydi madem bu kadar ucuzdu bu iş.

Adanalılara bıraksın diyor, mutlaka bir babayiğit çıkacaktır, diyor. Acaba o babayiğit kendisi mi, Oktay Rifat mı (!), patronu mu, yoksa bildiği bir şey mi var, diyoruz.

Bayram Akgül’e verilen imkânlardan bahsediyor. Adanaspor Adana’nın has bir takımıdır, elbette imkânlar verilecek başkanına. Arkasında koca bir camia var. Sen yüreğin yetiyorsa öteki tarafa akan “imkânlardan” da bahset, bir kıyas için hiç olmazsa.

Uzanlar mevzusuna girmeyelim, verecek cevap bulamazsın.

Yaşattığın şampiyonlukları alkışlıyorum, diyor. Vay, lütfetmişsin, ama ihtiyaç yok alkışına, Adanaspor’un yakasından düşün yeter, sen ve sesi olduğun sahibin.

Timsah gözyaşı dökmeyin.

Adanasporlu olmadığın halde Adanasporluymuş gibi yazılar sipariş alıp bu camiayı karıştırmaya çalışma. Sen çapına göre işlerle uğraş. Adanaspor’a Adanasporlular kafa yorar.

Anahtarı valiye teslim et, diyor.

O kadar zahmete gerek yok bre, gelip gazetenizin paspasının altına koyarız anahtarı, ne güzel olur.

Melih Cevdet

Yazar: Editor
2009-05-25 16:41:43
http://dclips.fundraw.com/zobo500dir/picnic_01.jpg
  • Bir piknikçi tribüncü ne ister? Elbette takımının mutlak galibiyetini! Peki, bu galibiyette neyle yetinmez? Tek farklı galibiyetle… Mümkünse en az dört beş fark olsun.
  • Başka ne ister? Takımının hiç durmamasını, yorulmamasını, hep saldırmasını, hiç saldırıya uğramamasını, hiç ama hiç gol yememesini, hep galip gelmesini, ama arada bir antrenör damarının tuttuğunda şöyle ağız tadıyla bir eleştiri yapabilmek için takımın arıza vermesini, kafasındaki oyuncuların oynamasını- tüm oyuncuların adını bilmese de-, yahu sağa pas ver, ulan şut çek, hay seni oynatanın, ben demiştim… gibisinden bağırabilme fırsatları, mutlaka arada çekirdek çitmeyi, takımı ateşleme yerine futbolcuya sinkaf etmeyi… ister isteyebilir, bunları isteme ihtimali kuvvetle muhtemeldir.
  • Çünkü zaten tövbe etmiştir, bir daha gelmeyeceğim, diye. Belki en son yıllar önce gelmiştir, ömrü vefa ederse gayri takım şampiyon olunca gelecektir. Haddizatında sabrı da yoktur vakti de.
  • Sahi, bir piknikçi tribüncü ne ister?
  • Hepsi işin şakası, tabii ki biz ne istiyorsak onu görmek ister.
  • Futbolun muhteşem çiçeğini, golü görmek ister golü…
  • ...goooooooool…
  • Haykırmak ister.
Yazar: Editor
2009-05-24 00:29:59

Beyaz Mendiller

http://4.bp.blogspot.com/_jiH-aNhfxOk/SNN9coN0h4I/AAAAAAAAAik/wRnnZfvaAm4/s320/beyaz+mendil.jpg

Az önce (23 Mayıs, gece 12.oo civarı) Barselona maçında enteresan bir olay yaşandı. Maçın hakemi 80. dakika civarında Barselona 1–0 yenikken, biraz da haksızca Barselona’nın genç bir oyuncusunu kırmızı kartla dışarı attı. Taraftar klasik tepkisini verdi beyaz mendillerle. Dakikalarca…

Sonra… Sonra hakeme pek kızan bir taraftar onu protesto etmek için sahaya girdi. Evet, şampiyonluğunu zaten ilan etmiş bir takımın taraftarı da işte anlaşılmaz bir biçimde dalabiliyor sahaya… Futbolun ruh halini algılamak kimi zaman imkânsızlaşıyor… En evrensel fotoğrafta da…

Oysa ne güzeldir “beyaz mendilli” protesto… Yeterli ve anlamlıdır…

Not: Bu paragraf kendi gündemimize bir gönderme değildir. Vallahi: ))

Yazar: Editor
2009-05-21 19:49:12

Son UEFA “turuncu”nun

http://ul.gcg.me/files/2009-05/LiveImages_Spor_Foto_UEFA_Kupas___Shakhtar_Donetsk_in.jpg

Çarşamba akşamı Fenerbahçe’nin stadında oynandı UEFA şampiyonluk maçı ve bu maçla da kupa tarihe karıştı.

TV’lere bakarken kanalın birinde “turuncu” formayı görünce heyecanlandım. Altında siyah şort ve turuncu tozluklar. Harika bir kompozisyon… Adanaspor’un eski bir maçı mı, derken anladım ki UEFA Şampiyonluk maçı… Adanaspor dışındaki futbola körüz ya: )) unutmuşum bile bu maçı…

Shaktar Donetsk’mış… Rakip Werder Bremen… Doğal olarak tarafım belli oldu bu maçta, her Adanasporlu gibi ben de Lucesku’nun turuncu takımının kupaya uzanmasını istedim. Öyle de oldu.

Bir önceki yazıda “ütopyalarda” bahsettik. Shaktar’ın UEFA şampiyonluğu üç beş sezon önce ütopya değil de neydi. Ama işte gerçek oldu.

Sözler ve ütopyalar unutulmamalı… Değil mi?

Yazar: Editor
2009-05-16 10:35:52
http://ul.gcg.me/files/2009-05/adana_altay_009.jpg

Eyüp Arın önderliğinde altyapımız başarılı sonuçlara imza atmaya devam ediyor.

2008–2009 futbol sezonunda Adanaspor altyapıları kategorilerinden U–14, Türkiye Şampiyonası 2. kademe maçları için Aksaray’a yolcu.

1. kademeyi 1. sırada tamamlayan AS/U-14’lerimiz 21 – 23 Mayıs 09 tarihlerinde Kayseri, Kayseri Erciyes, Ankaraspor ve Şimşekspor ile karşılaşacak. 16 takımın katıldığı Aksaray serisinde 16 takım mücadele edecek.

Eyüp, İsmail ve Serbay Hocaların yönetimindeki AS/U14 takımımızdan bir üst tura gitme vizesi almalarını bekliyoruz.

http://ul.gcg.me/files/2009-05/as2_1.jpg

Yazar: Editor
2009-05-13 07:11:18

Açıklamamız veya Özeleştirimiz

Başkan Bayram Akgül’ün telefon konuşmasındaki bir ayrıntı bizi ilgilendirdi.

Bir yazımızda “taraftarı kurtlar sofrasına atmayın… tenzih ederek gidin” gibi şeyler yazmıştık.

Telefon görüşmesindeki bir iki cümle konuya bizim açımızdan bir açıklık getirmemizi zorunlu kıldı. Yoksa vicdanen rahatsızlık duyar, Bayram Akgül’e bu anlamda bir haksızlık yapmış olmanın huzursuzluğunu yaşarız.

Başkanımız da o basın açıklamasında bunu zaten vurguladığını söylüyor. Zaten, 3–5 kişidir bunu yapan, ama onlara engel olamadık, deniyor da açıklamada.

Bizim bu noktadaki yaklaşımımız, o açıklamadaki ifadenin yok sayılıp bazı kesimlerce Adanasporluluğu linç etme girişimine zemin bırakılmamasıydı. Ki süreçte o kadar incitici yorumlar yapıldı ki taraftar için…(ama yazdıklarımızla, açıklamadaki o ayrıntıyı bizim yok saydığımız da çıkarılabilmektedir, doğrudur.)

Biz Sayın Başkan’dan işte o telefon konuşmasındaki açıklamayı, doğrudan, taraftarın o olaylardaki ve geneldeki konumuyla ilgili belki “özel” birkaç sözü bekliyorduk gerçekte.

Çünkü o ilk bildirinin devamındaki Bayram Akgül dışındaki yaklaşımlar ve haberler farklı bir Adanaspor taraftarı profilinin bina edilmesine yönelikti. Rahatsızlık duyduğumuz şey buydu. Sorumluluk sahibi insanların olaya sağduyudan yoksun bir biçimde dâhil olmasıydı… Meselenin dallanıp budaklanması, gündeme fena bir biçimde oturması, gündemde kalması, işin çığırından çıkıp, farklı bir mecraya kaymasıydı… Ulusal basında edilen laflardı…

Bir yerel gazetede gerçek adını kullanamayacak kadar yüreksiz takma adların, bu fırsatla yine, keyifle Adanaspor’la ve başkanıyla adeta dalga geçmesiydi, buna olanak verilmiş olmasıydı… O meşreple yine muhatap olmanın acısıydı…

Hakikatte derdimiz o büyük hayalin yok olması aşamasına gelmiş olmasıydı…

(Bu olaylar üzerine Bayram Başkan hakkında yazdıklarımızda en ufak bir art niyet veya kötü söz yoktur. “Vefa” duygumuz her şeyin önündedir. Nasıl yok sayarız onca emeğini. Hep güzel şeyler söyledik. Kayıtlar duruyor orada. Ama bu olayın, benzer olayların “gitmenin bir nedeni” olmayacağını, olmaması gerektiğini belirttik, herhangi bir taraftarın en samimi duygularıyla. Yine aynı şeyleri düşünüyoruz, dönmek bir tercih değil, zorunluluktur, diyoruz…)

Altay maçından sonra Başkandan gelen “Açıklamanın” ve devamındaki “eylemintahlilinde Adanaspor dışındaki unsurların bunları toptancı bir infaza dönüştürdüklerini gördük. Yani “Başkan 3–5 kişiye kızdıysa neden her şeyi bırakıp gitsin? Başkan kendisine ihanet eden taraftarlara kızmıştır ve bırakmıştır.” çerçevesindeki yaklaşımlara bir cevap arayışındaydık. Biz bu anlamda bir “nokta atışı” bekliyorduk Başkandan. Telefon konuşmasındaki Adanaspor taraftarına ilişkin sözleri konuyu güzel bir biçimde noktalamıştır.

Konuyla ilgili önceki yazılarımızdaki sürç-i lisan bizim hatamızdır. İki cümle daha yazarak derdimizi tam anlatabilirdik.

Yazar: Editor
2009-05-08 14:33:11

http://osmansahin.com/yahoo_site_admin/assets/images/InceMemed.13160144.jpg

Büyük yazar Yaşar Kemal’in başyapıtlarından biri olan İnce Memed’de Memed, köylüye zulmeden Abdi Ağa’yı vurur. Üç kurşun sıkar. Kurşunların rüzgârından odadaki lamba söner. Ve İnce Memed dağlara çekilir. Roman boyunca hep şu çelişkiyi yaşar İnce Memed; “Abdi gitti, öteki geldi; Ali Safa gitti başkası gelecek…”

Yani biliyordu bu zalimlerin “öldürmekle” bitmeyeceğini. Bir başkası, gidenin yerine daha zalimce geliyordu.

Ama şunu da biliyordu İnce Memed; bir Memed gidecek, binlerce Memed gelecek. Çünkü ağalar azdır, zulüm görenler çoktur. Sen, Memedliğini kaybetme yeter…

Ve bir ikilem yaşasa da mücadelesinden vazgeçmez İnce Memed, mücadele etmezse yalnızca kendinin değil, bir büyük hayalin de yok olup gideceğini; Çukurova’nın; ikiyüzlü, hilekâr, eyyamcı bir grup eşrafın zulmüne kalacağını çok iyi bilir.

Evet, bir Çukurova destanıdır İnce Memed ve müthiş bir Çukurova fotoğrafı verir. Derin tahliller içerir. Duyguludur. Eşsiz bir eserdir. Dirençle, emekle, bir savaşla kurulmuştur.

 

  • Bir tür İnce Memed halidir Adanasporluluk.
  • Hep savaşmak zorunda kalmıştır o da.
  • Bazen kendiyle savaşmak; kendi içindeki korkuları, zayıflıkları yenmek zorunda kalmıştır.
  • Adana’da bir İnce Memed halidir Adanasporluluk.
  • Düzde kuşatılmaz, darda sıkıştırılmaz. Öldü zannedilen İnce Memed: bir koyaktan, bir vadiden, karlı dağ başlarından yarpuz kokularıyla gelir.
  • Onda binlerce köylünün, zulüm gören insanların umudu ve gücü vardır. Bir şey yapmadan, sonuç almadan duramaz…
  • Sadece bir Çukurova değil, bir dünya hayali, idealidir İnce Memed. Sadece bir 1. lig, kuru bir futbol hayali, ideali değildir bu anlamda Adanaspor; bir “tarz” meselesidir.
  • Arada ihanetlere de uğrayan İnce Memed daha çok savaşarak devam eder yoluna; ihanet edenin halini anlamaya çalışarak, aslında onun bir kurban olduğunu bilerek, hedefi şaşırmadan, küsmeden, gücenmeden, her kavgadan güçlenerek, kendi içinde çatışarak ama yıkılmayarak bir büyük hayali hakikat etmeye çalışarak.
  • Adana’da, Çukurova’da bir İnce Memed halidir Adanaspor, Adanasporluluk. Hep direnir. Öldü zannedilir, ölmez. İşte şimdi devirdik onu, derler; deviremezler. Düzde kuşatılamaz, darda sıkıştırılamaz.
  • Her bir unsuruyla; hakikatli bir tek taraftarından başkanına kadar, Adana’da, Torosların var ettiği şu Çukurova’da hep mücadele edecek olan bir İnce Memed halidir Adanasporluluk. Zordur. Zorludur.

O vahşi atla biner Memed. Varır gelir zulmün kapısına. Üç el ateş eder. Kurşunların rüzgârıyla odadaki (gazlı) lamba söner. Döner, Ova’yı geceyle geçer.

Dağların tepesinde turuncu bir ışık hep olur. Çakırdikenliğini yakar ahali, turuncuya keser Ova, şenlik olur. Hakikatte bir isyan halidir İnce Memed. Sonsuz bir umut olur. Pir Sultan, Köroğlu, Dadaloğlu’dur o, ölmez, ölemez; hep olur, hep var olur İnce Memed…

Ve bizde bir İnce Memed halidir bu mesele…

Yazar: Editor
2009-05-06 18:28:12
  1. Ve fakat Rize’de, Karabük’te ve en son Adana’da sahaya inen “taraftarlık” da kendi hesabını vermek, özeleştirisini yapmak zorundadır. Bunlar yapılırken o kişiler Adanaspor tutkusundan çıkıp şahsi egolarının kurbanı olmuşlardır ki sonuçta Adanasporluluğun bu şekilde kurban edilmesine neden de olmuşlardır. Öncelikle bunun üstesinden gelmek zorundayız biricik Adanaspor’umuzun selameti için.

_______________________

  1. Bizim burada itiraz ettiğimiz şey, Adanasporluluğun top yekûn linç edilme girişimidir. Yoksa arşivimize bakan “yanlış taraftarlığı” nasıl eleştirdiğimizi en sert ifadelerle görecektir.

_______________________

  1. Sevgili Başkanımız, size o yerel gazetelerinde saldıranlara yine biz cevap verdik Adanasporlular olarak. Bunu bir Adanasporluluk ruhuyla yaptık. Yine yaparız. Bakın, fırsat kollayan sırtlanlar ilk anda size saldırmaya başladılar köhne köşelerinde gerçek adlarını kullanamadan. O meşrebe bu olanağı vermeyin. Bu taraftarın (çok büyük bir kitlenin) şahsınıza olan sevgisini, yaptıklarınıza olan saygısını görmezden gelmeyin.

 ________________

Evet, bırakıp gitmek yine en doğal hakkınızdır. Hep vefayla anılacaksınız o durumda da. Ama lütfen istenmeyen o süreçte, tartıştığımız o sekiz on kişi üzerinden bizi, Adanasporluluğu kurtlar sofrasına atmayın. Bize nefretini, kinini kusmak isteyenlere o zemini bırakmayın. İlle de gidecekseniz “tenzih ederek” gidin…

_________________

Not: Ekrem Al, “başkan yoksa ben de yokum” demiş. Enteresan! Acaba kendisi Adanaspor’da amme hizmeti mi görüyordu?

"Sen Adanaspor’un antrenörüydün, unutma. Bu takımı çalıştırmakla kariyerini taçlandırdın. Yarın bir gün sorduklarında Adanaspor”u çalıştırdım diyeceksin… Kraldan çok kralcı olamaya gerek yok. Köprünün altından çok sular akacak. Biz bu lafını unutmayacağız, sen de unutma!"

Yazar: Editor
2009-05-04 21:46:40

Son Duruma Dair

Bayram Başkan fevri bir açıklamayla duygu ve düşüncelerini dile getirmiş. Bulunduğu yer, durum ve koşullar itibariyle onu anlamamak mümkün değil. Adana gibi futbolu kutuplu bir şehirde gerçekten bir şey yapmış olmak zordur. Bunları yaparken karşılaştığı sorunlar, ona yapılan türlü saldırılar belleklerdedir. Böylesi bir yükü çekmek ayrı bir direnç de ister olağan kulüp başkanlığının dışında. Direnmiştir. Sonuçta başardıkları övgüye değerdir.(Bayram Başkan başarılarını sıralarken "tekil" konuşmuş haklı olarak, maddi yük orada çünkü. Bu "tekil" ifadeye ekibini de dahil etmiştir olasılıkla. Ama kanımca sitelerle, bloglarla, pankartlarla, tezahüratlarla, konfetilerle, konvoylarla, bayraklarla yapılan desteklerle ve yarım asırlık bir Adanasporlulukla da, belli-somut bir maziyle de kotarıldı bu işler. Kuru bir mazi, yok olmuş tribün elbete Bayram Akgül olmadan o aşamada, bir şey yapamazdı, bunun da farkındayız. Fakat bu bina uzayın boşluğunda da yükselmedi.)

Adanasporlu, Bayram Başkanın öneminin farkındadır. Adanaspor taraftarı da Bayram Başkan’a olan sevgilerini ve güvenlerini her fırsatta dile getirmiştir, getirmektedir. (Örneğin “Bir Yalnızlık Ezgisi” için kayıt yaparken istisnasız her bir taraftar sözü Bayram Akgül’e kendi iradesi ve duygusuyla getirmiş ve en saf hisleriyle teşekkürlerini iletmiştir.)

Maddi sorunlarla uğraşırken, kıl payı bir üst mücadele kaçmışken, tam bu anda dünkü olaylar sonucunda hem maddi birtakım yeni külfetler söz konusu olmuşken, hem bir imaj kaybı gündeme oturmuşken sinirlerin gerilmiş olması olağandır. Dolayısıyla bu açıklama da anlaşılırdır. Dünkü olaylar kötü bir fotoğraf vermiştir, evet. Ama Başkanımız olaya şuradan da bakabilir:

  1. Birçok taraftar ligin Adana’daki son maçına mutlak bir Play-Of iddiasıyla gelmemişti. Herkes işin mucize ötesi olduğunu biliyordu. Yine de sezonun en kalabalık tribünlerinden biri vardı orada. Bu kalabalığın nedeni Adanaspor’a duyulan sevginin ve minnetin ifade edilmesiydi. Bu sevgini merkezinde, isteyen itiraz etsin, isteyen onaylasın (tanık olduklarımız gösterdi ki) Bayram Başkan vardır. Yani “sahipsiz” sıfatının muhatabı asla ve asla Bayram Akgül olmamıştır. Tersine “Adanaspor’un sahipleneni” olarak anılmıştır hep…
  2. Adanaspor tribünü bir ivme içindedir. Birçok anlamda ileriye gitmektedir. Bunlar yaşanırken kontrol edilemeyen birtakım unsurların varlığı adeta kaçınılmazdır. Bu da zamanla kendi olağan ve sağlıklı yoluna girecektir. Burada da biraz sabır gerekmektedir. Bu noktada elbette her bir Adanasporluya sorumluluk düşmektedir.
  3. Dünkü maçın tek günah keçisi taraftar değildir. Olayların bu noktaya gelmesinin en büyük sorumlusu olan hakem de göz önünde bulundurulmalıdır. Maç boyunca çaldığı taraflı düdüklerden sonra uzatmalarda gelen gol bardağı taşıran damla olmuştur. Ama keşke o yediğimiz gol anını Adanaspor’a güçlü bir tezahüratla noktalasaydık… O zaman her şey çok güzel olacaktı.
  4. Bir de orada on bin civarında bir taraftar topluluğu vardı. Sahaya giren on kişiydi. Keşke olmasaydı. Ama Bayram Başkanımız, oradaki bir iki ağaca değil ormana bakın. Güçsüz birkaç ağaç, oranın kesilme nedeni olamaz. Asıl manzara ve Adanaspor istikbali orada. Bakın, Türkiye’nin tek ve galiba son UEFA-Süper Kupa şampiyonu bile havaalanlarında nasıl saldırıya uğruyor. Biz sadece onca emeğimizin davasındaydık taraftar olarak. Olaylara böyle de bakılabilir, iyimser bir açıdan.
  5. Dileriz bir anlık öfkenin kararıdır o sözler. Son yılların en güzel günlerini seninle gördük. Neden böyle devam etmesin…
  6. Ama, son tahlilde; yoruldum, sıkıldım, benden bu kadar noktasına geldiyseniz ve bu son olayı bir vesile olarak görüyor olağan hayatınıza dönmeyi gerçekten istiyorsanız buna da saygı duymak taraftara düşen son görevdir. Adanasporlu ömrümüzde saygın, güzel, vefayla anılan çok kıymetli bir yeriniz olur. Hiçbir Adanasporlu sizi unutmaz, mazisindeki güzellikleri unutmadığı gibi…
Dileriz bu sadece bir öfkedir ve dileriz olumsuz bir süreçte Adanaspor’u, Adanasporluluğu örneğin bir Gökçek’le muhatap etmezsiniz.
Yazar: Editor
2009-05-03 09:25:27
http://ul.gcg.me/files/2009-05/askp_010.jpg
 
_________________________

“Ve bugünkü sonuç ne olursa olsun, Serkan hocanın da dediği gibi bir “Derby Country örneği” takımımızı; maç bitince, deliler gibi, çılgınca, aşkla, vefayla, sevgiyle, değer kıymet bilerek, avuçlarımız dolu dolu, tüm kalbimizle alkışlayalım.”

_____________________________

Cumartesi günü alınan sonuçlar, Sakarya’nın galibiyeti, Samsun’un yenilgisi ve son hafta mecburiyeti, Karabük’ün 3 puan alması, Rize’nin bizden sonra hep yenilmesi, yeniden şekillenen durumlar, hesaplar falan filan demeye gerek yok.

Durum şöyle toparlanabilir bizce:

  1. Bugün güzel bir maçımız var. Hep süper ligde karşılaştığımız bir rakiptir aslında Altay. Zevkli maçlarımız olmuştur. Yine böyle bir karşılaşma olacaktır.
  2. Sadece bunun için bile gidilecek bir maç, gidelim ve eğlenelim, Adanaspor’u izlemenin tadına varalım! Ne dersiniz!
  3. Karşıyaka ne yapacak, öteki ne olacak, son hafta ne olur gibi düşüncelere gerek duymadan geçen iki sezon ve bu sezon özellikle ikinci yarıdaki gayreti için Adanaspor’umuzu kıvançla izleyelim.
  4. Ve bugünkü sonuç ne olursa olsun, Serkan hocanın da dediği gibi bir “Derby Country örneği” takımımızı; maç bitince, deliler gibi, çılgınca, aşkla, vefayla, sevgiyle, değer kıymet bilerek, avuçlarımız dolu dolu, tüm kalbimizle alkışlayalım.
  5. Son haftaya ve yeni sezona, ki o sezon nerede olursa olsun, yepyeni bir heyecanla bakalım…

______________________________

 

Not:

Maç fotoğrafları akşam 9.oo civarı Foto-Yorum’da. Tıklayınız.

http://ul.gcg.me/files/2009-05/ft_1.gif

Yazar: Editor
2009-04-30 21:21:14
http://www.kulphabergazetesi.com/GiRiS/resim/1mayis1.jpg
Yaşasın 1 Mayıs
  • Osmanlı Devleti döneminde işçi örgütlenmesinin en gelişmiş olduğu yer Selanik'ti ve 1911 yılında burada tütün, liman ve pamuk işçileri, 1 Mayıs gösterisi düzenleyerek bu günü kutladılar.
  • 1912 yılında İstanbul`da ilk defa 1 Mayıs kutlaması gerçekleşti.
  • 1923 yılında 1 Mayıs günü yasal olarak "İşçi Bayramı" ilan edildi.
  • 1924`te hükümet kitlesel 1 Mayıs kutlamalarını yasakladı.
  • 1925`te çıkan Takrir-i Sükûn Yasası, İşçi bayramını kutlamayı yasakladı ve uzun yıllar bu yasak geçerliliğini korudu.
  • 1935 yılında 1 Mayıs`a "Bahar ve Çiçek Bayramı" adı verildi ve ücretsiz tatil günü ilan edildi.

Türkiye Cumhuriyeti döneminde işçi hareketleri yüzyılın ikinci yarısından itibaren ivme kazandı.

  • 1976 yılında uzun yıllar sonra ilk defa geniş katılımlı 1 Mayıs kutlaması Taksim`de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu`nun organizasyonu altında gerçekleşti.
  • 1977 yılında İstanbul Taksim Meydanı'nda yaklaşık 500 bin kişiyle en geniş katılımlı 1 Mayıs toplantısı düzenlendi. Ancak, göstericilerin üzerine ateş açıldı ve göstericilerden 34'ü, yaralanarak ve üstlerine ateş açılması sonucu çıkan izdihamda ezilerek öldü. 1977 yılının 1 Mayıs günü, tarihe Kanlı 1 Mayıs olarak geçti.
  • 1978'de yüz binlerce kişi tarafından Taksim Meydanı'nda kutlandı.
  • 1979`da Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul`da miting yapılmasına izin vermedi, sokağa çıkma yasağı ilan etti. Buna rağmen İstanbul sokaklarında yüz binlere ulaşan rakamlarla korsan 1 Mayıs kutlandı.
  • 1981`de Milli Güvenlik Konseyi 1 Mayıs`ı resmi tatil günü olmaktan çıkardı.
  • 2009 Nisan'ında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilen önergeden sonra 1981'den sonra tekrar resmi bayram olarak kabul edildi.
_________________________________
 
"1 Mayıs" Marşına Dair
 

"1 Mayıs, 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı, devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı"
Dilden dile dolaşan ve nakaratı ile miting meydanlarını coşturmayı başaran ünlü 1 Mayıs marşı, özellikle 1970'li yılları yaşamayan kuşaklarca, yabancı bir marştan uyarlama olarak biliniyor. Oysa 1 Mayıs marşı, sözüyle bestesiyle Sarper Özsan'a ait.

Özsan bir tiyatro oyunu için hazırladığı marşın hiç hesapta yokken nasıl bir eylem marşı haline geldiğini işçi filmleri festivali'nde şöyle anlattı:
"1974'te Ankara Sanat Tiyatrosu (ast), Maksim Gorki'nin 'Ana' romanından Bertolt Brecht tarafından aynı adla uyarlanan tiyatro oyununu sahneye koyacaktı. Oyunun müziklerini benim yapmam istendi. Memnuniyetle kabul ettim. Oyunda birçok yerde müzik vardı ve bunların sözleri Brecht tarafından yazılmıştı. Ancak sadece bir sahne, 1 Mayıs 1905 (Rusya’daki kanlı pazar) sahnesi, için hiç söz yazılmamıştı. O sahneyle ilgili Brecht şu notu düşmüştü: 'İşçiler marş söyleyerek sahneye girerler'.
Bu sahne için bir marş kullanmak gerekiyordu.
Bir marş yazma ihtiyacı hissettim hem sözlerini hem bestesini hazırladım ve böylece 1 Mayıs marşı ortaya çıktı. Tabii o zaman oyun müziği olarak yazdığım bu marşın sonradan oyun sınırlarını aşarak mitinglere, devrimci gecelere çıkacağı aklımdan dahi geçmiyordu. Ast oyunu devrimci bir ruhla sahneledi. Ve bundan sonra da marş, oyunun sınırlarını aştı. Birkaç yıl içinde tüm gruplarca sevilen bir marş haline geldi. Sanırım 1976'da da artık büyük meydanlarda söylenen bir marşa dönüşmüştü."


Bu marş, 1977 1 Mayıs’ında Ruhi Su Dostlar Korosu tarafından büyük coşkuyla söylendi. Cem Karaca bundan etkilenerek Dervişan grubuyla '1 Mayıs' plağı çıkardı. Plak büyük ilgi gördü. Türk pop müziği uzmanı Murat Meriç'in bir araştırmasından aktaracak olursak hey dergisi Ocak 1978'de plağı, "Sözlerdeki anlam, müzikteki ahenkle yıllarca dillerden düşmeyecek bir yapıt." diye tanıttı. Marşın 1980'den sonra en çok bilinen yorumu ise Grup Yorum'a aitti.

Alaattin Elgalp

(Kaynak: 1 Mayıs ve Tarihçesi /ve/ Radikal Gazetesi)

Yazar: Editor
2009-04-28 19:52:20

Merhaba
Daha önceki ( Bir Şiiri Sevmek…) yazıma dair ilk tepki bugün Ahmet Hakan’dan geldi.
Sadece ondan da değil, bazı okur dostlardan da, adresini aşağıda vereceğim yazı çerçevesi içinde tepkiler aldım.

Ortaya çıkan ana birkaç madde var.
1) Kimse, şiir sadece çiçekten böcekten bahsetsin demiyor. Bu anlaşıldı.
2) Kimse, şiirde küfür edilmez demiyor. Hatta bunun için küçük İskender’in bazı şiirlerinden örnekler verilebilir. Sadece İskender de değil. Örnek çok.
3) Bir düşünün, Ahmet Güntan’ın yazdığı “Büyük Ortadoğu Karmaşığı” adlı şiiri Metin Iğdırlı adıyla yazıp herhangi bir dergiye gönderseniz yayımlanır mı?
4) Yayımlanmazsa bunun adına elit faşizmi denmez mi?


Akıl ve izan; yazınsallık ve bağlam demiştik.


Güzel kısmı dert değil ama iyi şiirler okumanız dileğiyle.
İnsanların yalanla beslendiği bu çağda üstelik!

Onur Caymaz

 

[Ahmet Hakan'ın konuyla ilgili yazısı için tıklayınız.]

Yazar: Editor
2009-04-25 11:02:15
http://ul.gcg.gen.tr/x/7c693e4.jpg
  • Adanaspor bu akşam 18.oo’da Karabük’te zorlu bir maça çıkıyor. 
  • Turbeyler bu deplasmana da çıkarma yaparak dolu dolu 6 otobüsle takımı yalnız bırakmadı. Oraya bir "Vira" çekelim... Sağlıcakla gidile ve dönüle...
  • Böylece bu haftanın son hamlesi futbolcularımızdan gelecek…
  • Maç fotoğrafları Erkin’in objektifinden Pazar günü öğle saatlerinde foto-yorum’da olacak.

Maçtan sonra güzel şeyler yazmak dileğiyle…

http://ul.gcg.gen.tr/x/a44a732.gif

 

Yazar: Editor
2009-04-21 10:23:27

İnsan Aklı ve İtibarı Kaybetmeme

Melih Cevdet Anday “Mikado’nun Çöpleri”  adlı oyununda, bir yerde “İnsan aklı namussuzun tekidir, her şeyi düşünür.” gibi bir şey söyler. Bu yazının çıkış noktası da işte bu cümle olsun.

http://ul.gcg.gen.tr/x/a53ddf4.jpg

  • Konumuz Karşıyaka – Manisa maçı. 20 Nisan 09 tarihinde akşam 20.oo’da oynanan ve Manisaspor’un 90+’da attığı golle 1–1 biten maç...
  • Bu maça doğru Manisaspor tarafından yapılan, başkan ve teknik direktör kaynaklı açıklamalar, “her şeyi” düşünmemize neden olmuştu. (Ama hali hazırdaki şu futbol âleminde o tip açıklamalardan sonra komplo teorilerinin üretilmemesi imkânsızdı.)
  • Veya benim aklım her şeyi düşünme gafletine düştü.Meğer öyle değilmiş, insanlar çıkar ve haysiyetleriyle mücadele edermiş. Bize de düşündüklerimizden dolayı utanmak ve özeleştiri yapmak kalırmış, yazmak zorunda olmadığımız bu yazıyı yazma sorumluluğu…
  • Bu, yeniden öğrendiğimiz bir şey olsun…
  • Manisaspor dün itibariyle bir ders vermiştir: Futbol aynı zamanda bir itibar oyunudur; puanları, şampiyonlukları değil, işte o itibarı kaybetmeme oyunudur…
Yazar: Editor
2009-04-18 16:56:24

Elde 3 Kaldı 9

http://ul.gcg.gen.tr/x/bcb3aad.jpg

  • Adanaspor Malatyaspor’u Mbilla’nın 2 golüyle geçti.
  • Goller 12. v2 72. Dakikalarda geldi.
  • Her iki yarıda da oyunun hâkimi Adanaspor’du.
  • Ama maç boyunca beklediğimiz mücadele sahada yoktu.
  • Bunun temel nedeni Malatyasporlu futbolcuların ligden düşmeyi kabullenmiş halleriydi.
  • Bugünkü futbol için söylenecek çok şey yok. Galip gelmemiz gerekiyordu ve bu oldu. Rize dünkü maçta Erciyes’e yenilince 7.liğe yükseldik. Maç fazlasıyla Bolu ve Karşıyaka’ya arada 1 puan kalacak kadar yaklaştık.
  • İki taraftarın örnek yaklaşımları karşılaşmanın en renkli yanlarındandı. Diğer renklilik de bayanların pankartlarıyla orada olmalarıydı.

_______________________

  • Son üç haftanın en zor maçı Karabük’te bekliyor bizi.
  • O maçtan gelecek olası 3 puan Adanaspor’un ilk altıdaki yerini tescilleyecek nitelikte olacak.
  • Bu bakımdan Karabük karşılaşması bizim açımızdan bir dönüm noktası niteliğinde olacak.
  • Şimdi Bolu veya Karşıyaka’nın puan kaybetmesini bekleyip Karabük maçından alınacak 3 puanın hesabını yapacağız.
  • Vira Adanaspor…

Not:

Maç fotoğrafları foto yorum’da. 57 kare. İyi seyirler.

Tıklayınız.

Yazar: Editor
2009-04-16 20:57:47
http://ul.gcg.gen.tr/x/3943c09.jpg

Türkçe şiirin en mütevazı, en yalnız, en usta şairlerinden birinin 93. doğum günü bugün. Yaşayaydı, 93 yaşında olacaktı Behçet Necatigil.

Bir şiiriyle analım ustayı:

__________________________
Meddah İsmet

1851 – 1914
Ünlü meddah ve ortaoyuncusu
Camcı esnafındandı
Ölümünden sonra
Beşiktaş’ta bir sokağa
Adı verildi

Ben de ona benzesem
Dipnot bir kitapta:
Behçet Necatigil
Doğum ölüm yılları
Şair, radyo oyunları yazarı
Öğretmendi
Ölümünden sonra
Beşiktaş’ta bir sokağa
Adı verildi.

 ___________________________

Onur Caymaz

Yazar: Editor
2009-04-15 10:47:41

Aşağıdaki yazı 2008’de, 25 Nisan’da yazılmıştı.

Sezonun sonunu siz zaten biliyorsunuz.

Şimdi de benzer bir noktadayız.

Ve o yazıyı tekrar yayımlamakta bir sakınca görmüyoruz.

Son Dört Hafta
4x3=12

”Dört işlemin en basit olanı. Tek haneli bir çarpma.
Son dört hafta ve birçok Adanasporlunun dediği ve inandığı gibi ve de matematiğin nesnelliği itibariyle 4x3=12 bize yetiyor.
O zaman var mı bir sorun?
Tarihi boyunca direnen ve teslim olmayarak savaşan Adanaspor, bulunduğu ligde hedefine ulaşıp şampiyon olacaktır.
Bulunduğu her ligin (şimdilik süper lig hariç) doğal şampiyonluk adayı olan Adanaspor son noktada şampiyonluğun yine en büyük adayıdır.
4x3=12 derken bir hayalden veya temenniden bahsetmiyoruz. Gayet net ve iddialı konuşuyoruz.
Su akar yatağını bulur…
İşte bu kadar doğaldır Adanaspor’un şampiyonluk konumu. Yani tabiatımızda var şampiyonluk potasında olmak ve de şampiyon olmak.
Hayır, onca fedakârlığı ve emeği yok saymıyoruz bunları söylerken. (Parayla saadet olmadığını da hepimiz gayet iyi biliyoruz.)
Dememiz, Adanaspor’un Adanaspor olmasından dolayı doğal bir şampiyonluk adayı olduğudur. Güneşin turuncu doğup turuncu batmasındaki doğallıktır bu, suyun akıp yatağını bulmasındaki doğallık... Güneşin turuncu gücünün doğallığı gibi… Bize düşen, bu gücün gereğini yapmaktır. Yapılıyor da.
Son dört hafta ve de işlemimiz 4x3=12…
Gereken son seri 4’te 4 olarak tescillenecektir, devamında Adanaspor şampiyon olacaktır.
Gönüllerin şampiyonluğu filan değil, hakiki bir şampiyonluk olacaktır bu…
Neydi, “su akar yatağını bulur” ve Adanaspor yine şampiyon olur.”

Yazar: Editor
2009-04-13 10:56:31

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/ba8aba0.jpg

 

Rize – Adana maç fotoğrafları foto-yorum’da.

Fotoğraflar için sevgili Erkin’e teşekkürler.

İzlemek için tıklayınız.

 

Yazar: Editor
2009-04-12 23:16:37

 Devam

 http://ul.gcg.gen.tr/x/b2cea2c.jpg

Rize’den umudumuzu devam ettirecek bir sonuçla dönüyoruz. Ama son 4 maçtan en az 10 puan şart oldu. Bunun yanında rakiplerin de ne yapacağına bakacağız.

Altay ve Bolu’nun haftayı galibiyetle kapatması bizim için olumsuz sonuçlardı. Bunun yanında Kasımpaşa’nın yenilmesi, Karşıyaka’nın beraberliği bize en azından yeni hedefler de verdi altımıza almak için.

Önümüzdeki hafta Büyük olasılıkla Rize’yle yer değiştiririz. Fakat diğer takımlara yaklaşmamız biraz zahmetli olacak gibi.

Yine kıran kırana bir 4 hafta, yine hesaplar, yine heyecan…

Yine söyleyelim, sen bu coşkuyu bize yaşattın ya Adanaspor’um… Bu da yeter… (hani denir ya) bizim için gönlümüzün şampiyonusun.

Ama… Bu sözler de umudumuz bitti anlamına hiç gelmez.

Vira Adanaspor…

Yazar: Editor
2009-04-09 10:48:40

 İTÜ, AY Tİ YU OLMASIN

http://ul.gcg.gen.tr/x/d0356ed.jpg

Gıda sektöründe çalışan bir arkadaşım, bir iş toplantısına katılmış. Dünyayı kurtaracak kertede büyük işler yaptıklarına inandırılan bir kesimin gündeliğinde toplantı çok önemlidir. Fakat bu toplantıların çoğunda aslında hiçbir şey konuşulmaz ya da konuşuluyor gibi görünür.

Nedir; bizimkisi toplantıdan oldukça sıkılıp koptuğu bir anda, dışardan biriymişçesine olanları izlemeye, hatta konuşulanları defterine not etmeye başlamış. Malum, toplantılarda çok önemli şeyler söylenecek diye herkesin önünde bir defter bulunur. Notlarını benimle de paylaştı; buyurun buradan yakın:

*Spagettişarapdvd Hanım, "Bana çok crowd of messages gibi geliyor" derken,

*Bunun yaratacağı etkiyi düşünen Çokbriyantin Bey "mass-looking bir image olacak" diyor.

*Kahvesizuyanamam Bey endişeli: "İyi de ya if bir şey olursa, bu iş must değil ki..." gibi bir cümleyi kusuyor orta yere.

*Araya giren Türkçeşarkısevmem Hanım durumu daha farklı define ettiğini belirtmiş. Aslında yapılması gereken, son durumun bir extension’ı değil, seperate bir case olmalıymış.

*Ultimate limite gitmekte fayda varmış.

*Herkesleyatabilirim Bey atlıyor oradan, iyi de son dönemde yapılan agreement’lar ne olacak? Oluşacak durum, daha önceki status’ları miss ettirebilirmiş. Ona göre watchout şöyle şöyle olmalıymış. Dediklerine katılanlar go desinmiş, katılmayanlar da no go! Türkilizce zor tabii!

How do you feel’in çevirisi olan “Nasıl hissediyorsun?” sorusunu geçtim. Çünkü bu sorunun Türkçedeki cevabı, “Neyi, nasıl hissediyorum?” karşı sorusudur. Elin adamı öyle hissediyor diye ben de öyle mi hissedeyim. Böyle hissizlik olur mu? Bir de şu: “Dönücem ben sana” diyorlar. İngilizce call back’in çevirisi. Bu çevrilmiş hayatı yaşayanlara “Nereni döneceksin” diye sormalı. Hadi bunları da geçtik fakat bu ülkede artık İngilizce bilmeden yaşamanın ne denli zor olduğunu görmüyor musunuz?

 

Devamını Okumak İçin Tıklayınız.

Yazar: Editor
2009-04-07 08:10:37

Geçtiğimiz Pazar rekor bir kalabalık vardı Adana’da. Çeşitli kayıtlar için 12.15 civarında stada vardığımda bilet kuyruğuna tanık oldum. Bu, o günün mahşeri bir kalabalığa sahne olacağının en önemli işaretiydi. Önceki haftalarda bu kadar erken bir yoğunluk pek olmamıştı. (geçen sezonun son Pendik/şampiyonluk maçı hariç)

Artan ilginin iki üç nedeni olabilir. Takım ilk 6 için iddialı hale gelmiştir. Diğer neden takımın dış sahadan galibiyetle dönmüş olmasıdır. Ama en önemli neden bilet fiyatlarındaki indirimdir. Taraftarın bir maç maliyetinin hesabını yapıp maça gelip gelmemesini anlamak, önemsemek lazım…

http://ul.gcg.gen.tr/x/9478b70.jpg

______________________

Haftalardır dile getirilen indirim beklentisi isabetli olmuştur, tribünü güzelleştirmiştir. Sevindirici bir fotoğraf vermiştir. Eski günleri daha bir hatırlatmıştır. Bir şampiyonluk maçı hissi vermiştir, kim bilir belki bunun bir işareti olmuştur.

Rize dönüşünü bu anlamda merak ve ilgiye bekliyoruz, heyecanla…

Not: Alt kapalı 10 tl idi. Üst 20. dolayısıyla altta izdiham oldu. Bir grup taraftar da bunu yukarı “geçmekle” çözdü. İşte o geçme aşamasında “sıkıntı" yaşayan o bir grup pratik çözümcü taraftar “yönetim uyuma taraftara sahip çık” gibisinden bir serzenişte bulundu kendince. Bu ne anlaşılır ne de kabul edilir bir yaklaşımdır. En kibar şekilde söyleyelim, sadece “benbenciliktir”. Her şeyi yönetimden bekleme kolaycılığıdır. Fena bir kurnazlıktır.

Yazar: Editor
2009-04-01 18:19:08

Bayram Akgül “Taraftarımızın isteğini yerine getirdik”

http://img.mynet.com/spr2/bilet.jpg


Ekstra play off’u hedefleyen Adanaspor’da Pazar günü oynayacak olan Boluspor maçı öncesi bilet fiyatlarında indirime gidildi. Turuncu Beyazlı kulübün Başkanı Bayram Akgül  zorlu karşılaşma öncesinde tüm taraftarların tribünleri doldurması gerektiğini ve bu anlamda bilet fiyatlarında indirim yaptıklarını belirtti. Hedeflerinin ilk 6 ‘ya kalarak Süper Lige çıkmak olduğunu söyleyen Başkan Akgül:  “Adana olarak Pazar günü tarihi bir gün yaşayacağız. Bu şehirde yaşayan herkesin maça gelerek takımımızı desteklemesi gerekiyor. Taraftarımızın maça daha ilgi göstermesi için bilet fiyatlarını da ona göre düzenledik. Galibiyet coşkusunu hep birlikte yaşayalım.” dedi.

 

Buna göre bilet fiyatları da şöyle oluştu:

Kale Arkası: 3 tl
Maraton: 7 tl
Kapalı Alt: 10 tl
Kapalı Üst: 20 tl

Yazar: Editor
2009-03-29 19:06:14

Öneriyoruz

http://ul.gcg.gen.tr/x/d33dfce.jpg

Defansta sorun yaşadığını düşündüğümüz Milli Takım için ısrarla Ersan Âdem Gülüm’ü öneriyoruz.

Ersan bu işi hakkıyla yapacak kapasitededir. Yüreklidir. Milli hissiyata da yeterince sahiptir. Vaktiyle süper lig dışından futbolcu bulup milli takıma yerleştiren Fatih Terim, Ersan’ı fark etmemiş olabilir. Biz buradan konuyu gündeme getiriyoruz böylece.

Ersan Âdem Gülüm milli takıma…

Yazar: Editor
2009-03-28 15:47:59
http://ul.gcg.gen.tr/x/131799f.jpg

Stat: 19 Eylül
Hakemler:

Mustafa Öğretmenoğlu xxx, Engin Gökçe xxx, Gökmen Olgaç xxx

Orduspor:

Akın xx, Hakan xx, Fatih x (Dk. 55 Müslüm x), Serdar x, Aytekin x, Mehmet Şen x, Hamza xx, Bruno x, Rıdvan x, Hüsamettin xx (Dk. 70 Mehmet Öncan x), Alaattin xxx


Adanaspor:

Ahmet xx, Yunus xx, Cem xx, Emre xxx (Dk. 90 Murat ?), Recep xxx, Etame xx (Dk. 78 Ümit xx), Kibong xx (Dk. 74 Volkan xx), Onur xxx, Metin xxx, Fevzi xxx, Ersan xxx
Goller:

Dk. 52 Fevzi,

Dk. 87 Emre


Sarı Kartlar: Dk. 55 Fatih, Dk. 73 Bruno (Orduspor),

Dk. 30 Kibong, Dk. 85 Ahmet, Dk. 90 Volkan (Adanaspor)
Kırmızı Kart: Dk. 51 Rıdvan (Orduspor)

Yazar: Editor
2009-03-26 19:46:25
http://ul.gcg.gen.tr/x/7e28af6.jpg

Bu sezon Adanaspor Basketbol Takımımızın
Adana'da oynayacağı son maçtır!
Tüm taraftarlarımızı bekliyoruz.


ADANASPOR-GAZİANTEP BŞB.
28 Mart 2009 / Cumartesi
Saat 16.oo
Menderes Kapalı Spor Salonu
(ÜCRETSİZDİR)


ŞAMPİYONLUK MAÇIMIZA

TÜM TARAFTARLARIMIZ
DAVETLİDİR.


ADANASPOR HEPİMİZİN!
HAYDİ SALONA!

Yazar: Editor
2009-03-23 17:09:50

Gece maçlarında fotoğraf çekmek zor oluyor. Işık yetersizleşince 90-300 mm lens de çaresiz kalıyor (kimi anlarda). Bir de pozisyonu yakalamak için hızlı olmak gerekince güzelim kareler bulanıklaşıyor. Bu kez üçayakla gidiyoruz...

Dilerim daha net görüntüler alırız ve dilerim biz pazartesi maçını artık kazanırız.

http://ul.gcg.gen.tr/x/d0e5d77.gif

Adanaspor Manisaspor maçından 24 kare foto-yorum'da.

-tıklayınız-

fotoları yükleme sorunu yaşadığımızdan bilgisayara aktarabildiklerimizi yayımlayabiliyoruz şimdilik:((

 

Yazar: Editor
2009-03-22 10:17:55
http://ul.gcg.gen.tr/x/3ac20ac.gif
 

Pazartesi oynanacak olan Adanaspor-Manisaspor maçı öncesi futbolculara moral vermek isteyen Turbeyler Grubu büyük bir organizasyon düzenliyor. Bu akşam  saat 18.00’da 5 Ocak Stadı Güney Kale Arkası'nda toplanacak olan taraftarlar konvoy şeklinde Çatalan Adanaspor Tesisleri'ne gidecekler. Futbolcu, Yönetim ve Taraftar bütünleşmesini sağlayıp, BİZ HER ZAMAN YANINDAYIZ! diyecekler.

Turbeyler Grubu yetkilileri yaptığı açıklamada: "Sevgili Adanaspor Taraftarları; Pazar günü saat 18.oo' da 5 Ocak stadı Güney Kale Arkasının önünde toplanıyoruz. Konvoy eşliğinde Çatalan tesislerimizi ziyaret edip, futbolcularımıza zorlu Manisa maçı öncesi moral ve destek vereceğiz. Taraftarlar olarak bizler görevlerimizi iyi günde de, kötü günde de yerine getirip bu maçı savaşarak alacağız.

Meşaleler ile tesisi bayram yerine çevirip, desteğimizi verdikten sonra tekrar arabalar ile evlerimize döneceğiz. Arabası olan veya olmayan herkes bu organizasyona gelsin. Gidiş ve geliş konusunda hiçbir problem olmayacak. Haydi, Adanasporlu Gün BİRLİK GÜNÜ !" dediler.

Yer: 5 Ocak Stadı / Güney Kale Arkası
Tarih: 22 Mart Pazar / Saat: 18.oo

Yazar: Editor
2009-03-20 12:37:02

Futbolu Nasıl Sevdik

http://ul.gcg.gen.tr/x/fdd73fe.jpg

Futbolu biz sokak aralarında sevdik; taş girmiş avuçlar, parçalanmış dizlerle. İki portakal ağacını kale yapıp sevdik, kâğıtlardan toplar öbekleyerek.

Televizyondan otuz saniyelik özetlerle, daha çok radyodan sevdik örneğin Orhan Ayhan, Tansu Polatkan bağlanırken İstanbul’dan, İzmir’den, TRT’den… Onlar en tarafsız halleriyle bile taraf olarak anlatırken maçları biz daha çok bilenmiş bir keskinlikle “en taraf” olarak sevdik.

Pırasa Tarlasında, Yapı Meslekte, Yeşilevlerde, Şakirpaşada, Köprüköyünde, Milli Mensucatta, Emekte, Mıdıkta, köy sahalarında, meralarda kavga dövüş sevdik futbolu.

Bir elektrik direğine veya eski zaman evlerinden birinin kerpiç duvarına sabitlenmiş Çukurovaspor, Güneygençlik, Rayspor, Kanalgücü, Garipspor, İdmanyurdu, Fırtınagücü maç ilan tahtalarıyla sevdik:

________________________________

     Rakip:…

     Saha:…

     Saat:…

     Netice:…

     Goller:…

________________________________

Her golü kavgalı tarla, arsa maçlarıyla sevdik, bazen sonsuz ovanın bir kıyısında.

At arabalarının üzerinde deplasman yolculuklarıyla, kelle başı 25 kuruşa kendi öz kaynaklarımızla sevdik, sponsorsuz; orlondan yapılmış iki yıkamada şekli kaçan ama rengi duran formalarla…

Mahalle, köy turnuvalarına hatta yakın ilçelere, şehirlere giderken sevdik şu futbolu.

Cik Hüseyin’le, Pusu Yusuf’la, Domdom Ali’yle, Şehmuz’la, Veysel’le, Baston Sülo’yla, Emrullah’la, Cemil’le, Özbey’le omuz omuza karşı karşıya sevdik.

Pele’yle efsanesini duyduk ama Maradona’yla “Allah’ına kadar sevdik” futbolu.

Sonra silik soluk hayallerde Miliç’le, Velkoviç’le, Peroviçle, Vedatlarla, Timuçinlerle,  Reşitlerle; derken jilet gibi bir hafızayla Kayhanlarla, Feyzullahlarla, Ümitlerle, Ali Beykozlarla, Sabotiçlerle, Altanlarla daha çok sevdik futbolu.

Ki biz aslında Adanaspor’la, futbolu Adanaspor’la sevdik …

Yazar: Editor
2009-03-16 20:59:07

http://ul.gcg.gen.tr/x/3ad980c.jpg

KAPLANDAN DEV PENÇE

Basketbolcularımız bir zafere daha imza atarak adeta destan yazdılar.
Menderes Spor Salonu’nda oynanan Adanaspor-Zile maçını Yalçın Karadayı, Umut Aksoy hakem ikilisi yönettiği maçta Adanaspor maça hırslı başladı. İlk periyodu 18–16 önde kapayan turuncu beyazlılar, 2. periyodu da 15–11 alarak ilkyarıyı 32–27 önde kapadı. 3. periyota da hızlı başlayan temsilcimiz bu bölümü 20–18 yaparak son periyota 53–45 önde girdi. 4. periyotta coşan basketbolcularımız bunu da 24–9 alarak maçı 77–54 kazanmayı bildi.

Adanaspor Kulübü Başkanvekili ve 1954 Adanaspor Taraftarlar Derneği Başkanı Tevriz Dura: “Haydi çocuklar şurada çok az kaldı. Adana'nın basketboldaki tek temsilcisi biziz. Adana’mıza bu onuru, bu gururu yaşatalım. Ayrıca maçta bizleri yalnız bırakmayan başta Turbeyler Grubu olmak üzere işlerini güçlerini bırakarak bizlere destek olmaya gelen bütün insanlara şükranlarımı sunarım.” dedi.

adanasporkulubu.com

Yazar: Editor
2009-03-13 17:56:33

Sergen Ekinci ve Turhan Alper Turgut U–15 Milli Takım kampına çağrıldı.

Adanaspor altyapısı Eyüp Arın hoca yönetiminde sevindirici gelişmelere imza atıyor. Bir futbol takımı, hepimizin kabul ettiği gibi ancak böyle var olabilir gelecekte de. Adanaspor’a dair birtakım isteklerimiz var taraftar olarak, ama en çok bunu isteriz: kulübün altyapısını, eski günlerdeki gibi adeta bir futbolcu fabrikasını isteriz her şeyden çok.

Devamının hep gelmesi dileğiyle…

 

Yazar: Editor
2009-03-13 12:31:01
http://www.nottageprimary.bridgend.gov.uk/images/basketball_clipart_hoop_ball.gif

Haydi, Salona! Adana'nın basketbolda tek temsilcisi Adanaspor Basketbol Takımı bu hafta sonu Tokat Zile Spor ile final maçına çıkıyor...  14 Mart 2009 Cumartesi günü saat 16.00’da oynanacak karşılaşmaya yönelik açıklama yapan Adanaspor Kulübü Başkanvekili &1954 Adanaspor Taraftarlar Derneği Başkanı Tevriz Dura:
" Gün birlik ve beraberlik günüdür. Yarın Tokat temsilcisi Zile Spor ile önemli bir karşılaşmaya çıkıyoruz. Bu önemli karşılaşmada siz değerli taraftarlarımıza, turuncu-beyazlı renklerin sevdalılarına  çok ihtiyacımız var. Bu takım HEPİMİZİN! Bu ADANASPOR HEPİMİZİN! Ben Adanasporluyum diyen herkesi yarın Menderes Kapalı Spor Salonu'na bekliyoruz." dedi.

ADANASPOR - TOKAT ZİLE
14 Mart 2009 Cumartesi
Saat 16.00
Menderes Kapalı Spor Salonu

Yazar: Editor
2009-03-07 19:50:41

Maç Fotoğrafları

http://ul.gcg.gen.tr/x/d0e5d77.gif

Adanaspor-Karşıyaka maçının fotoğrafları yarın akşam (8 Mart Pazar) saat 4.oo civarında Foto-Yorum’da.

  • Karşıyaka’nın ilk 2 (yazıyla: iki) içinde olması
  • Adanaspor’un hala ikilem içinde olması
  • Rakip tribünde, kuzey kale arkasında, belli bir nicelik olabilecek olması
  • Taraftarımızın bu maça yine kıvamında bir ilgi gösterecek olması
  • Maçın TV’den verilecek olması
  • Şu TV yayınlarının bize iyi gelmemiş olması
  • Sonuçta bu hafta da bir maçımız olması…

İşte tüm bunlar Adanaspor – Karşıyaka karşılaşmasını güzel, anlamlı ve seyredilesi bir düzeye -haliyle- getiriyor. Coşkulu bir tribün ve bol gollü bir maç olsun; ama her durumda bizim gol sayımız rakip kalede bir fazla olsun…

Yazar: Editor
2009-03-06 19:43:25

 Hoşgeldin Kaptan

http://ul.gcg.gen.tr/x/3e96fce.jpg

Sonunda Hakan affedildi. Geç kalınmış bir karar. Keşke daha önce yani Giresun maçından önce bu iş hallolsaydı da şu iki maçta o 4 puanlık kaybı yaşamasaydık. Tamam, bir garantisi yok Hakan’lı kadronun umduğumuzu yapabilecek olması, ama ihtimaller dâhilinde baktığımızda Hakan’ın varlığı mutlak bir avantaj oluştururdu lehimize.

Neyse, Karşıyaka maçı öncesi “hiç yoktan iyi” olan bir karardır bu. Hakan oynadığı takdirde, bu zor maçı alma mücadelesinde bir adım önde olduğumuz inancındayım ve Hakan bizi mahcup etmeyecektir.

Hadi Hakan, sana inananlar için de ekstradan koş, savaş… “Müessesenin ikramıdır” hesabı, bu bile galibiyet için yetecektir.

Yazar: Editor
2009-03-03 20:13:45

Adanasporumuzun yarınki maçının fotoğrafları yarın bu saatler (4 Mart Çarşamba, 21.oo) foto-yorum'da.

http://ul.gcg.gen.tr/x/d0e5d77.gif

Bu grupta "cesur" ve futbolcu tercihi doğru olan bir hocayla yenemeyeceğimiz takım yok. Bu, özellikle bizden kaynaklanan bir durum değil. Şimdiki 1.lig iddiamıza çok müsait bir nitelikte.

Ve fakat görünen o ki, Ekrem Al'ın futbol anlayışıyla da yenilmeyeceğimiz takım da yok.

Bu iki maç kaderimizi belirleyecek gibi ve hala Hakan mevzusu (şu dakika itibariyle) belirsiz. Sonumuz hayırlı olsun: )) Ne diyelim...

Yazar: Editor
2009-02-28 23:58:23

Ürün ve Müşteri

http://www.mastgraph.com/img/phoneset.gif

Bu aralar futbolun “sermayecinin” eline bir “sermaye” olarak düşmesine tanık oluyoruz bir kez daha.

Süregelen bir hal bu.

Her takımın gündeminde ve hayalinde medyatik ve sektörsel atraksiyonlar vardır çeşitli kıvamlarda. İşte kredi kartıdır, hisse senedidir, telefon hattıdır falan filan… Ama sonuna baktığında filmin bu hevesler bir manada “sermayeyi kediye yüklemek” gibidir. Yakın zamanda yaşanan küresel ve yerel ve de teğet krizler buna bir gösterge değil midir? Neyse…

Şimdi biz şuradan başkanımıza sesleniyoruz; olur da bu gelişmelerden etkilenir, bu tarzda bazı girişimleriniz olur diye:

  • Biz kredi kartı filan istemeyiz. Bu, Adanaspor logolu bir kart olsa da. Bu karttan dolayı bir tek kişinin bile kontrolünün dışına çıkıp işin sonunda ailece mağdur olması canımızı sıkar. Meselenin müşteri sömürüsüne, çalışanın bu yolla bir tür esaret altına alınmasına, sonrasında maaşının ilelebet bankaların tahakkümü altında kalmasına, böylece o insanların “taammüden” en rezil işlerde insan haysiyetine uymayan biçimlerde çalışmak zorunda bırakılmasına yani köleleştirilmesine değinmiyoruz bile.
  • Hepimizin Adanaspor davasına dair genel sözleri “senet” olsun, “hissemiz” de bu aşkın bizatihi kendisi olarak kalsın.
  • GSM alt yapısı da istemeyiz. Hatta Adanaspor mevzusunda herhangi olası bir iletişimsizliğe, kapsama arızasına (yakın geçmişimizde olduğu gibi) yol açmasın diye dumanla bile haberleşmeye razıyız. Yani telefon bilmem neyi altyapısı yerine Adanaspor altyapısının canlılığını tercih ederiz. Altyapısı bu anlamda sağlam bir takım, herkes kabul eder ki, geleceğe aslında en büyük yatırımı yapmış demektir. Bakın hala anıyoruz Kayhanları, Feyzullahları
http://ul.gcg.gen.tr/x/c323672.jpg

Bir Adanasporcell’den konuşmaya “Adanaspor altyapısında yetişen Messi” şeklinde konuşmayı ziyadesiyle ister ve tercih ederiz.

Müşteri değil, hep taraftar olarak kalmak istiyoruz.

Bize bir kaşkol de yeter!

http://ul.gcg.gen.tr/x/a32a039.jpg

Yazar: Editor
2009-02-22 10:11:56
http://kidsturncentral2.com/clipart/sunshine.gif
 

Adana’da ışıl ışıl bir gün. Güneş tüm ihtişamıyla tepeye çıkıyor şu şubat pazarında. Rüzgâr yok, bulut yok. Enfes bir bahar sabahı.

Güzel bir pastoral; cıvıldaşan kuşlar, yağmurdan sonra pırıl pırıl ağaçlar, yapraklar. Erikler gaza gelip çiçek açtı açacak. Bu güzel manzarayı tamamlayacak bir tek şey kaldı: Bir Adanaspor galibiyeti.

Makinenin tozunu aldık fotoğraflar için, boğazımızı temizledik coşku için, bilet parasını ayırdık, bugünkü totemi belirledik, maça nerden gireceğimize karar verdik.

Geriye sevgili Adanaspor’umuzun ne yapacağı kaldı, sevince veya kedere dair...

Vira Adanaspor. Aganta…
Yazar: Editor
2009-02-21 13:26:25

Zorlu Bir Adanaspor Kartal Maçı


Bundan sonra her maç zor,

her maç çekişmeli,

puan hep aslanın ağzında olacak,

cepte 3 puanı unutalım,

ya can havliyle ya da ilk altı için herkes saldıracak sahada,

kimse kimsenin gözünün yaşına bakmayacak,

önceki haftalarda da görüldüğü gibi herkes herkesi yenecek,

sürprizler çok olacak,

şampiyonluğunu garanti saydığımız takımlar hedefine öyle kolayca ulaşamayacak,

düştü denen Sakarya çok direnecek, kurtarmaya çok yaklaşacak ve bence kurtaracak…

Bu yüzdendir ki korkulu rüya görmemek için ve süper lig umudu için her maç değerlidir, her puan kıymetlidir, her destek anlamlıdır, tribünün sabrı olmalıdır…

Ve sürprizler tarafımızdan yapılmalıdır, bize bir sürpriz yapılmasına izin verilmemelidir, ortam hazırlanmamalıdır.

Yarınki 3 puan bizim olmalıdır.

Yazar: Editor
2009-02-19 10:26:02

Parasal Futbolun Açmazı

http://www.clker.com/cliparts/8/c/f/8/1195422853575736333ArtFavor_Money_Bag_Icon.svg.med.png

“Avrupa Futbol Federasyonları Birliği UEFA’nın başkanı Michel Platini, futbol sektörünün mali açıdan çökmesini önlemek için oyunculara yapılan yıllık ödemelere ve transfer ücretlerine bir üst sınır getirilmesi çağrısında bulundu.

UEFA’nın bu olasılığı değerlendirdiğini kaydeden Platini, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada, küresel ekonomik krizin profesyonel spor dalları arasında yer alan futbolun geleceğini tehlikeye soktuğunu söyledi.

  • Platini’nin önerisi, kulüplerin gelirlerinin sadece yüzde 50 veya 60’ını ücret ve oyuncu transferlerine ayırmasına yönelik bir sınır getirmek.
  • UEFA Başkanı, bir kulübün diğerine herhangi bir oyuncu için astronomik ücretler ödemesinin ne kadar ahlaki olduğu sorusunu yöneltti.
  • Geçtiğimiz günlerde İngiliz futbol kulübü Manchester City, AC Milan’ın Brezilyalı yıldızı Kaka için 150 milyon dolar önermiş, ancak haftada 250 bin sterlin ücret anlamına gelen teklif geri çevrilmişti. Avrupa’nın önde gelen kulüpleri, böyle bir üst sınır konması fikrine karşı çıkıyorlar.
  • Michel Platini ise asıl kulüplerin ekonomik kriz karşısında yeni bir düzenleme yapılması konusunda teklif getirdiklerine dikkat çekti. Platini “Kulüpler bize uyguladığımız sistemin, orta vadede mali açıdan çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylüyor” diye konuştu.
  • Platini yaşanan ekonomik kriz ortamından sporun da etkilenmeyeceğini düşünmenin safça olacağını belirterek, “Kendimizi kandırmayalım, Manchester United ya da Real Madrid gibi dev kulüpler bile mali açıdan Microsoft ya da Exxon’un yanında birer cüce” dedi.
  • PlatiniAvrupa birinci liglerindeki çoğu takımın cirosu, kentlerinin en büyük süpermarketinden azdır.” diye konuştu.
  • Eski bir Juventus oyuncusu olan Platini, Avrupa Parlamentosu’ndan futbolda istikrarın sağlanması için UEFA’ya yardımcı olmasını istedi.
  • Platini, AB’nin spor konusunda sıkı rekabet kurallarına muafiyet sağlamasını isteyerek, sporu denetleyen kurumların kendi imkânlarıyla adil bir zeminde mücadele ortamını sağlamasına izin verilmesi gerektiğini savundu.”
Yazar: Editor
2009-02-18 16:40:08
http://ul.gcg.gen.tr/x/e26ebd5.jpg
 

  • 90′lı yılların başı. Adanaspor açısından tatsız tuzsuz zamanlar. Tribünlerde, her koşulda Adanaspor’u takip etmeyi kendine bir tür amaç edinmiş insanlar var. Artık birbirine aşina yüzler oluşuyor bu müdavimlikte. Herkes zamanla tanış oluyor. Öfkeler, sevinçler klasik bir tribün muhabbetinde birbirine karışıyor.
  • Bir Yahya‘mız vardı o vakitlerde tanıdığımız. Tüm Adanaspor tribünlerinin bildiği Yahya… Bir rahatsızlığından dolayı kelimeleri tam söyleyemez, ama hiddetlendiğinde de hakeme filan veryansın etmeyi ihmal etmezdi. Biz onun ne dediğini anlar, daha doğrusu hisseder alkışlarımızla Yahya’yı desteklerdik. Adanaspor’u en saf duygularla sevmenin en somut örneğiydi o.
  • Bir pazar günü maçtan önce bir anons yapıldı. Bu ne tribünleri hizaya sokmanın, ne hakemlerin, ne takım kadrolarının ne de başka bir şeyin anonsuydu. Kederli bir sonbahar gününde bir veda anonsuydu bu. Yahya’nın öldüğü duyuruluyordu. Boğazımız düğümlendi. Yahya gitmişti. Kalktık alkışladık. Bir tribüncü bir diğer tribüncüyü başka nasıl uğurlayabilirdi ki?
Yazar: Editor
2009-02-16 16:46:00
http://files.vector-images.com/clipart/pencil_prygov2.gif

15.02.2009 tarihinde Kayseri'de oynanacak olan K.Erciyesspor-Adanaspor karşılaşması,K.Erciyessporlu futbolcuların (önce 14, daha sonra da 8 futbolcusunun) 13.02.2009'da sağlıklı olarak antremana çıkmalarına rağmen, bir gün sonra 14.02.2009'da gripal enfeksiyon gerekçesi ile aynı zamanda klüp doktoru olarakta görev yapan Erciyes Üniversitesi Tıp fakültesi öğretim üyesi Sayın Prof. Dr. Sinan Karaoğlu tarafından hasta raporu düzenlenmesi ile maç Futbol Federasyonu tarafından iptal edilmiştir.
 
Birgün önce antremana çıkacak kadar sağlıklı olan futbolcuların, birgün sonra ve üstelikte gripal enfeksiyon gibi bir nedenle 22 kişinin hastalık raporu alarak maçın ertelenmesi düşündürücüdür. Hafta içinde K.Erciyes kulübü bünyesinde yaşanan olayların ertelenmeye sebep olacak bu olayla bağlantısı olmadığını tüm iyi niyetimizle düşünmek istememize rağmen, gelişmeleri çokta samimi bulmadığımızı ve gerek Adana şehri olarak futbol adına Adanaspor'un ve gerekse ülke futbolunun zarar gördüğü gerçeğini belirtmek istiyoruz.
 
Futbolun futbol kuralları içerisinde, tüm yan etkilerden bağımsız olarak ülkemizdeki saygın yerini koruması için gereken hassasiyetin gösterilmesi için yetkili mercileri sağduyuya davet ediyoruz. 
 
Saygılarımızla.
 
                          Adanaspor Düşünce Platformu

Yazar: Editor
2009-02-13 12:20:16
http://www.dorlingkindersley-uk.co.uk/static/clipart/uk/dk/history/image_history008.jpg

Vur Kır…

*Bir talimattır adeta,

*Emir olarak da telakki edilebilir,

*Ve bu emir önce takımadır,

*Zaten orası o an bir stadyum, spor etkinlikleri mekânı, açma germe yapalım, sağlıklı kalalım, iyi insan olalım, sosyalleşelim, birbirimizi sevelim platformu filan değildir,

*Düpedüz arenadır,

*Ölümüne dövüşen gladyatörler vardır orada,

*Ki biri ölecektir,

*Lakin bizim adam(lar) kaybeden olamayacaktır, en azından biz öyle istiyoruz, umuyoruz,

*Çünkü kaybetmeye şu noktada tahammülümüz yoktur; fenayız, fena yaparız, bu sebeptendir ki takım vurup kırıp parçalayarak bu maçı alacaktır.
____________________________

*Kritik dönemlerin tezahüratıdır,

*En zalimlerindendir,

*Şiddeti tarif eder, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi,

Ya küme düşülecektir, ya da şampiyonluk gidecektir,

*Kazanamamak, o esnada hiç düşünmediğimiz, düşünmeyi bile istemeyeceğimiz bir hazin haldir.

_________________________________

  • Maça bu tezahüratla da başlanabilir,
  • Rakibin takındığı tavır bir tahrik unsuru meydana getirmiş olabilir bu tezahüratın arifesinde,
  • Buna göre bir sonuç istenmektedir,
  • Kan dökülecektir,
  • Bu meyanda birilerinin canı yanacaktır.

_________________________

Ama her tezahürat gibi bu da son düdükle unutulacaktır. Tribünlerin en soğuk bir zamanında, yani kimsesizlikte; konfetiler, karton şapkalar, çekirdek kırıntıları, izmaritlerle bir olup en hafif rüzgârda savrulup gidecektir kaybolmuş sesler sokağında.

“Çünkü…

Vur, kır… Hay Allah, hanım dönüşte ekmek ve yoğurt istemişti. Unutursak: ))”

Yazar: Editor
2009-02-08 13:53:48

Amatör Küme

Adana’da 1.amatör kümenin sonlarına geliniyor. Şampiyonluk mücadeleleri de kızıştı buna göre. İşte bu maçlardan biri: Akkapıspor-Yumurtalık Belediyespor. Akkapı bu maçı alırsa şampiyonluk son haftanın üç puanına kalacak. Adanaspor’un eski futbolcularından Razık’ın çalıştırdığı Akkapıspor her iki yarıda attığı gollerle maçı almayı bildi ve son 90 dakikaya kaldı. Evet, hak eden şampiyon olsun, Akkapı veya Kanal Ufuk...

Bu arada Akkapılı Adanasporlular da destek için oradaydı.

İşte birkaç kare:

http://ul.gcg.gen.tr/x/c9ed368.jpg
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/105dce1.jpg
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/f77db2f.jpg
Yazar: Editor
2009-02-07 14:26:22
http://ul.gcg.gen.tr/x/43fca2b.jpg

İzlediğimiz futbol bloglarının başında gelir ultras/Movement. En güzellerindendir.

Amatörden profesyonele, Anadolu'dan Avrupa'ya kadar birçok futbol yazısını orada üstelik en nesnel haliyle okuyabilirsiniz, taraf olmanın en tarafsız haliyle... Önemli bir inceliktir bu. Birçoğumuzun haberi vardır gerçi u/M'den. Ama biz de burada bahsedelim dedik...

http://ultrasmovement.blogspot.com/

Yazar: Editor
2009-02-06 18:51:34

http://www.ligtv.com.tr/uploads/news_manset_resim_1q_MesutOzil01.jpg

Gurbettekiler

Başlık şöyle bir şeydi: “Gurbetçi Futbolcular Neden Milli Takımımızı Tercih Etmiyor?”

Peki biz soralım, o futbolcular neden bizim milli takımı tercih etsin?

  • Sadece “aileden” Türk olmak burayı tercih etmelerinin bir garip “mecburiyeti” olabilir mi? Neden tercih etsinler milli takımımızı? Evet;
  • Kifayetsiz muhterislerin elinde heder olmak için mi?
  • Örneğin, Yıldıray’ın yaşadıklarını yaşamak için mi?
  • El kapılarına (adeta köle diye) devlet eliyle gönderdiğimiz birinci kuşağın çocuklarından, torunlarından bir tür teşekkür(!) beklediğimiz için mi? (Not: Tam burada dinleyiniz; Ruhi Su / El Kapıları).
  • Geldiklerine pişman olmak için mi?
  • Türlü kaprislerle, kayırmalarla muhatap olmak için mi?
  • Futbol hayatı bitmek üzere olan kimilerinin yedeği kalarak kariyerlerini yıpratmak için mi?
  • Neden tercih etsinler…
  • En önemlisi; onların futbolculuklarında herhangi bir emeğimiz olduğu için mi?

Ne kadar kolay değil mi istemek, çağırmak, gel demek… Ülkede binlerce genç futbolcu, on binlerce futbolcu adayı var. Yetiştirmekten veya bunu düşünmekten, devamında bu topraklardan 18 kişilik bir milli takım çıkarmaktan bu kadar mı aciziz? Hep mi hazıra konma derdinde olacağız? Emeğin en yüce değer olduğunu ne zaman anlayıp emek vererek bir şeyler yapacağız, bu anlamda ne zaman vazgeçeceğiz emek hırsızlığından? Ve sonra yaygaracılıktan?

Not: Bu kuşak artık "gurbette" değil!

Yazar: Editor
2009-02-05 11:49:49

http://4.bp.blogspot.com/_sEVm4vYn3gU/RgEJIDi0AEI/AAAAAAAAAgk/bv_kz1Ac8gw/s320/native_american_clipart_totem.gif

Maç kötü giderken “yer değiştirmenin” tribüncüler için vazgeçilmez bir ritüel olduğu tartışılmaz bir gerçeğe dönüşmüştür adeta. Hepimizin bu tür anıları vardır. Tribün muhabbetleri serisinde bunlara değinmiştik. Bir tanesini daha paylaşalım bu anların:
Adana’da oynadığımız Şeker maçı… O belalımız Şeker. Neyse bunlardan ilelebet kurtulduk:)) Takım bir türlü gidemiyor rakip kaleye. Çabalar boş. Maratonda bir umutsuzluk. İşimiz işte yine totemlere kaldı, yani taraftarın bireysel uğur girişimlerine:))
Ufak tefek ayak veya yer değiştirmeler, sigara yakmalar da fayda etmiyor. En son maratondan bir amca bu girişimlere son noktayı koydu.
— Ulan, olmazsa maratonla kapalı şöyle bir yer değiştirelim yav!
Tabi biz bunu yapamadık ve o maçı 2–1 kaybettik:((

Yazar: Editor
2009-01-31 12:43:40
http://ul.gcg.gen.tr/x/04159af.jpg

2 Kulüp Arasındaki 7 Benzerlik/Fark

 

Burada Adanaspor ile Sivasspor’u karşılaştıracağız. Derdimiz bir tarafı övmek, diğerini yermek değil. Bir tahlildir sadece. İçinde elbette bir Adanasporluluk olan tahlildir. Özneldir yani.

  1. Sivasspor’un yükselişi, Adanaspor’un inişi siyaseten olmuştur. Bu işin benzer yanı. Fark yükselişte ve düşüşte. Tahterevallinin müdahaleli “dengesinde”.  Bunu sahada “kollanma anlamında” söylemiyorum. İşin sahaya kadar gelen maddi boyutundaki kollanmayı kast ediyorum. Bakalım hangisi önce bitecek Akp yükselişi mi, Sivasspor yükselişi mi? İkisi aynı anda mı olur yoksa? Kim bilir!
  2. Adanaspor yükselişi sivil inisiyatife, Adana’nın o zamanki dinamiklerine (70lerin sonu, 80lerin başı), çiftçi, esnaf “müdahalesine” bağlıdır ve aynı zamanda Adana’nın yükselişine bağlıdır. Sivas’ın yükselişi bildiğiniz koşullar bağlıdır.
  3. Adanaspor’un Miliçli, Gündüz Hocalı, Tamer Güneyli dönemlerin uzun vadede, alt yapıya bağlı bir Anadolu direnişiydi. Sivasspor’unki Bülent Uygun’a ve onun elindeki imkânlara bağlı bir başka Anadolu hareketidir.
  4. Kurumsallaşmayı, takım değil kulüp olmayı Adanaspor yükselişinin temelleri olarak almıştır; Sivasspor hâlihazırda iyi bir takımdır, şampiyonluk iddiası ve kalıcılığı daha fazlasına bağlıdır.
  5. Bizim süper ligdeki güzel günlerimiz çoktan mazi olmuş zamanın bir tesellisidir. “Genç Adanasporlulara anlatacağımız hatıralarımız var”ın bir malzemesidir; Sivasspor’unki şimdiki zaman kipine dairdir, keyfi doyasıya çıkarılmalıdır.
  6. Her ikisinin de iddialı, genç başkanı vardır. Ancak, biri en iyi futbolcusunu şampiyonluk kovalamacasındaki en güçlü kozunu satmak için gönüllüyken diğeri en önemli gol silahını satmamak için direnmiştir.
  7. Adanaspor hala “bir yalnızlık şarkısını” söylerken Sivasspor “beraber yürüdük biz bu yollarda”yı terennüm ederek ilerlemektedir.
Yazar: Editor
2009-01-23 18:40:39
http://ul.gcg.gen.tr/x/d441132.jpg

Bu Maçı Alacağız

Toplu bir ayindir söz konusu olan. “tek”ler gitmiş, kitle müdahil olmuştur. Tribünden gelen bireysel çıkışlar işlevsiz ve dolayısıyla anlamsızlaşmıştır. Son bir ayar gerekiyordur sahaya. Mesaj kendi futbolcusunadır, rakibedir, yöneticileredir, hakemleredir, futbolun tüm muhataplarınadır.

Bu maçı alacağız…

________________________________________

Tabi iş, tribünün bu hamlesine kadar gelmişse, takımın da o tribünü ateşleyen bir temposu mutlaka vardır. (Ama onca kötü gidişten sonra bıçak kemiğe dayanmışken maçın hemen başında yapılabilen bu hamle tribündeki yoğun beklentinin bir işareti olarak da değerlendirilmelidir.) Tribün, “kaybolduğuna” hükmettiği bir maç için asla bu “sloganvari” tezahüratı atmaz.

*2. yarının ortalarında görünür daha çok,

*Çünkü kırılma anı o vakitlerdir maçın.

*Takım beraberliği yakalamıştır veya bastırırken talihsiz bir gol yemiştir,

*Hatta hakemin bir arızası yakmıştır takımı…

*Ki bu dakikalarda yüksel ihtimalle, maçın ve tribünlerin tadına doyulmaz.

*Maça asılmanın en agresif olmasa da “kararlı” bir yolu. 

“Tek yol devrim!” der gibi bir şey; bu maçı alacağız, başka yolu yok!

 

Yazar: Editor
2009-01-21 10:49:25

Umut Var veya Kaka’nın İbretlik Röveşatası ya da “Kaka’lamak”

http://www.turkspor.net/images/news/kakaAAA.jpg

Ki hayalimizin, uğraşmaya mecalinin yetmeyeceği bir parayı elinin tersiyle itiyorsa Kaka, paranın her şey olmadığının hatta “hiçbir şey” olduğunun bir dömivolesinin fotoğrafını veriyorsa, zarifçe; bizim adımıza belki “Amerikan Uşağı Arap Şeyhleri”ne “gidin bu parayı Filistin’i imar etmek için harcayın” mesajı veriyorsa /veya biz bir mesaj tahayyül edip bu mesajı da böyle algılıyorsak, ne önemi var şimdi bunun, durumun gerçekliği değişmediği sürece Kaka’nın bu şiirsel davranışını biz pek ala böyle de yorumlarız, sanatsal bir durum söz konusudur çünkü/ bir anlamda “bedenlere sahip olabilirsiniz ama ruhlara asla” diyorsa ve şık bir bilek hareketiyle bedeni de kurtarıyorsa ve hatta muhatabının belinden su alıyorsa, para üzerine şekillenmiş şu futbol sektörseline bir beşlik yapıyorsa yani bacak arası, bizler buna içimizden ve de bloglarımızdan bir “oley” çekiyorsak; formaların kutsallığının namusu, bir parça da olsa kurtarılıyorsa böylece, evet mesleği futbolculuk olan yani bu “işten” geçimini sağlayan futbolcu kardeşlerimize derslik bir hareket gösteriyorsa, bir şeyler öğretiyorsa, tam da jeneriklik bir hareketse bu üstelik; Boggio’nun, Juventus formasını giyerken Fiorentina’ya penaltı atmayı reddetmesini, Sabotiç’in Adanaspor’a gol atmaya yanaşmamasını, Ali Beykoz’un Adanaspor’dan ayrıldıktan sonra Bursa formasıyla çıktığı maçta tüm tribün tarafından alkışlanmasını, Ali Beykoz’un çimleri öpmesini, ağlamasını (siz kendi futbol tarihinizden bu tür incelikleri ekleyiniz), bizim bu fakir futbol heveskarlığımızı daha anlamlı kılıyorsa, böylece efsaneden gerçeğe fuleli bir geçiş yapıyorsa ve birileri bu davranış üzerine keyifli yazılar yazıyorsa, hem futbol denen “olgu” hem taraftarlık hem de bilumum futbol yöneticiliği için umut vardır.

Bu umudun adı da şöyle olsun o zaman “Kaka’lamak” … Kelimenin Türkçemizdeki anlamlarıyla değil ama, belki yeni futbol düzeninin evrensel anlamıyla umudun adı olsun  Kaka’lamak”. Ve Anadolu takımlarının yıldız adayı oyuncuları bu manzaraya üç beş dakika düşünerek baksın.

Ve bu olay, formanın paraya karşı kazandığı önemli bir mevzi olsun!

 

Yazar: Editor
2009-01-19 16:54:16
http://ul.gcg.gen.tr/x/42f69c0.jpg

Kasımpaşa’yı Nasıl Yeneriz

  • Hakan ilk yarıdaki performansını bir adım ileri götürürse,
  • Defansımız klasik kademe hatalarına düşmezse,
  • Orta saha üç pas yapabilirse,
  • Kbong son hamlede başarılı olursa,
  • Emre golcülüğünü hatırlarsa,
  • Volkan gerçekten gladyatörse,
  • Yeni transferler yüzde elli iyiyse,
  • Cemre, ceza sahasına gol için düşerse,
  • Takım Adanaspor gibi oynarsa yani,
  • Taraftar sabırlı olursa,
  • Kimseler hesaplaşma peşinde olmazsa

…biz Kasımpaşa’yı yeneriz. Bu olasılıklardan biri bile bize 3 puanı getirir. Fazlası, rahat bir galibiyeti sağlar. Bir kez daha yazalım, bu grupta yenilmeyecek takım yok… yeter ki…

Not: Maç fotoğrafları 23.oo itibariyle foto-yorum'da...

Yazar: Editor
2009-01-16 20:31:53
http://ul.gcg.gen.tr/x/976f1ec.jpg
Yazar: Editor
2009-01-15 22:46:22

Kasımpaşa Maçına Doğru

  • Pazartesi zor bir maç olacak, demeye gerek yok. İkinci yarının ilk maçının liderle olması bizi bir tür teraziye çıkaracaktır. “Şimdi neyiz, bundan sonra nerelere gidebiliriz?” gibi soruların yanıtı bu maçta aşağı yukarı ortaya çıkacak. Hem takımın hem de taraftarın bir sınavı olacak bu. Oyuncularımız ne kadar hırslı, istekli; taraftarımız ne kadar sabırlı, sahiplenici…
  • Bu pazartesi görülecek bu. Takımı ve taraftarı buluşturacak kelime ise “inatçılık” olacak. Oyuncular bu ilk maçı ne olursa olsun almak için, taraftar da ne olursa olsun desteklemek için inat edecek… Hepimiz izleyeceğiz.
http://ul.gcg.gen.tr/x/ecd9497.jpg

 

Şöyle demişti Can Yücel:

(her şey sende gizli’den)

Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.

Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.

Yazar: Editor
2009-01-14 19:39:04

Gazze’de Futbolcu Olmak

Filistin’de, Gazze’de bırakın insan olmayı, bir canlı olmak bile meseleyken… Çocuklar, kadınlar, adamlar öldürülürken… Oralarda olağan hayata dair hiçbir iz bırakılmamışken… İsrail, insaniyetini zulme tahavvül etmişken…

Gazze’de futbolu kim düşünebilir ki…

Ve işte bu katliamda Filistin milli takımının da oyuncuları olan 3 futbolcu kendi evlerinde, insanın kendini en çok güvende olmak isteyebileceği yerde bombalanarak öldürüldü.

Filistin’de çocuk olmak, kadın olmak, delikanlı-genç kız olmak, yaşlı olmak, bir adam olmak, insan olmak, futbolcu olmak…

Yazar: Editor
2009-01-11 00:31:43
http://ul.gcg.gen.tr/x/f3cc098.jpg
 
Yukarıdaki fotoğraf RED'in Ocak/2009 sayısından alınmıştır! Aşağıdaki ilan da bugünkü gazetelerin arka sayfasından!
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/febb75e.jpg
Yazar: Editor
2009-01-07 23:03:40

Not:

http://ul.gcg.gen.tr/x/d2c5c86.jpg

“Okurlarımıza farklı bir pencere açmak için yeni bir seriye başlayacağız; “Toprak Ev Hikâyeleri diye. Haftada veya on günde bir yayımlayacağız. Çocukluk günlerinden yola çıkıp anılarla, hayallerle karışık hikâyecikler aktaracağız. Belki o satırlarda buluşur benzer hatıralar.”

Yazar: Editor
2009-01-05 21:24:21

“Öte Yandan” Sesleniyoruz

Yuh Sana “Faik Gürses” ya da “Sahibini Sesi”

[“(TSYD) Başkan Vekili Faik Gürses, her türlü imkâna sahip statlarda, çok yüksek rakamlara alınan futbolcuları izlemeye, parası olan futbol seyircisinin girmesi gerektiğini söyledi.”]

[Futbolda Şiddet ve Düzensizliği Önleme Platformu, “Çözüme Doğru–2” toplantısında konuşan TSYD Başkan Vekili Gürses, İngiltere'nin tribün terörünü ve şiddeti, maç biletlerine yaptığı müthiş zamlarla çözdüğünü savundu. Milyonlarca Avroya ya da dolara alınan yıldızların 2–3 TL'ye izlettirilmemesi gerektiğini anlatan Gürses, şöyle konuştu:

“10 milyon Avroya alınan oyuncuyu, karaborsada 3 TL'ye izlettirirseniz bunun neresine lig, neresine ekonomik boyut, neresine sosyal patlama diyebilirsiniz? Peki, parası olmayan futbol maçı izlemeyecek mi? Onlar da belki yılda 3–4 defa stada girebilecektir ama televizyonlarla yapılacak sözleşmelerle, 'öte yanda kalan' futbol izleyicisine de ayrı bir kapı oluşturulmalıdır.”]

Alıntı bu!

Futbol asilleri, ulemaları, ne derseniz deyin, yine sahne aldı. Diyorlar ki “futboldaki terörü zengin seyirciler bitirir!”

Adeta bilinçli bir biçimde kredi kartlarıyla zaten teslim alınan, hayat mücadelesinin en geri saflarına itelenen, yani karnını doyurma derdinden başka bir dert güdemeyen, dilencileştirilen (bu arada kültürümüzde sadaka da vardır, diye buyruldu) halk, bir bir öteleniyor sosyal alanlardan. Onlar zaten mağazaların vitrin seyircisi, onlar zaten sinema salonlarının en yabancısı. O bilet fiyatlarıyla oralarda yok olup gitmişlerdir. En zalim çalışma koşullarında köleleştirilen insanlar, işte bu tarzdaki hamlelerle statlardan da uzaklaştırılmak isteniyor. Bu futbol lortları ki aslında asalakları, çevrelerinde avam tabakasını görmek istemiyor.

Bu zihniyete ne dersek az!

Efendiler; siz önce gazetelerinizde, TV’lerinizde yaptığınız yorumlarda önce kendinize bir bakın. Bu futbol terörünün neresindesiniz onu bir tahlil edin. Bu zihniyet, hiçbir neden-sonuç ilişkisini düşünmeden en kolay, en kestirme, en aciz, en sefil yoldan sorunu(!) halletme hayalindeler. Bu halkın derdine derman olamadan, onu anlamadan, onu sevmeden yapılan bu işler hangi sorunu çözecek acaba? Bunun devamında ne diyeceksiniz merak ediyoruz!

Tribünlerde, mekânlarda, tiyatrolarda, sinemalarda, caddelerde, mağazalarda, otomobillerde-trafikte (ha, bunu da söyle utanma trafik sorunun da şöyle çözmeyi öner; trafiğe parası olanlar çıksın, örneğin 100 bin avrodan ucuz arabalar yollarda görünmesin, bu yasağa uymayan araçlar Taksim Meydanında sallandırılsın!) siz olun, efendileriniz olsun. “Öte yanda kalanlar” da sizin hizmetçileriniz olsun, köleniz olsun, kulunuz olsun, şu rezil hayat keyfinize göre olsun. Ulan o zaman alayınıza yuh olsun. Çürüyor, kokuşuyorsunuz!

Not: Yılda 3–4 defa stada gidecek olanlar örgütlenecek, sayısı milyonlar olan yoksullar o 17 haftayı bölüşecek, nereden baksan her maçta 4–5 bin “öte yanda kalan” olacak ve statlardaki varlıklarıyla da olsa o sezonu sana ve senin gibilere zehredecek!

Not: Peki, bir FB GS maçını Anadolu’nun herhangi bir ilinde buyrulduğu gibi TV'den izleyen taraftar maç sonunda karşı karşıya gelmesin, olay çıkarmasın diye o süre zarfında sokağa çıkma yasağı mı ilan edilsin!

Yazar: Editor
2009-01-04 09:17:28
http://ul.gcg.gen.tr/x/950a999.jpg
Yazar: Editor
2009-01-03 13:31:58

“ÖLÜRSE

BİR ŞEHRİN

DELİLERİ”

 

(Hakan Savlı için)

 

I.

Bir şehrin delileri

Ölürse

Ağlamayın

 

II.

Ölürse bir şehrin delileri

Bulvarlar ıssız kalır

Kördüğüm olur trafik

Bir yana hep kırmızıdır ışıklar

Diğer yana yeşil

Pusulasız gemiler gibi

Karaya vurur hayat

Göz gözü görmez sis olur

III.

Kimse suçlamasın kendini

Koca şehirde

Dikilecek bir yer bulamayınca

Telaşlanılmasın

Zehrolmasın iki tek rakı

 

IV.

Sonra

Kendi kendinize konuşur musunuz

Kendi kendinize mi konuşursunuz

Ölünce bir şehrin delileri

V.

Delisi ölürse

Lanetlenir kabile

Manitu küser yeşil çayırlara

Zulmüne kalınır beyaz adamın

 

VI.

Şakacı yağmurla gibidir şehrin delileri

Islatır da üzmez

“Derken bir keder kalır akşamlara

Hisseder ama ağlayamazsın”

Acımasız bir eğlencenin nesnesidir arastaya

Bir çaya, bir sigaraya fit gariplik

İncinmez mi sanırsın

VII.

İncinmez mi sanırsın

Şehir

Ölünce delileri

 

VIII.

Şehir ölür aslında

Ölünce delileri

IX.

Ölürse şehrin delileri

Düşleri ölür ömrün

Ölür en naif imgelemi

“- düşümde gördüydüm seni

— ama ben niye görmedim ki seni”

Der diğeri

Say ki bir yanılsama oyunu

Bir şehir

Ve ölü delileri

 

X.

Ölürken bir şehrin delileri

Hep yağmur yağar

Ya da he yağmurda

Bir korku sarar şehirde delileri

“ya bu sefer de ölmezsem” kederi

 

XI.

Bir tek damla halinde

Düşer yağmur şehre

Ölünce bir şehrin delileri

“kimileri tufan der buna”

Kimseler bilmez mi

Bu bir uğurlamadır ya

Ölmüştür şehrin delileri

XII.

Kim anlar ki

Aşkın en hazin halini

Ölünce şehrin delileri

Terk edilince biri

XIII.

Bir çadır tiyatrosu olur hayat

Herkes “komik-i şehir”

Kimse kimsenin tanışığı değil

Silinir ortak geçilen meydan

Salıverir dengesini ip cambazı

Ölünce bir şehrin…

XIV.

Ne manası kalır ki hayatın

Ölünce bir şehrin delileri

Hem bu telaş da ne

Güler

Şehrin ölü delileri

XV.

Bir yabancı daha da yalnızdır

Hem nasıl bölüşeceksin ekmeğini

Meyhaneler mühürlenmiş

Üşüyüverirsin kimsesizlikten

Ölünce…

XVI.

Ölümü bir efkâr alır

Dalgın dalgın dolanır koridorlarda

Yanlış kapıları çalar

Sabahçı kahvelerinde unutulur

İki çift laf edemez

Kendi kendine

“ben ne yaptım” der

Pişman olur

Bir bahane arar kendini öldürecek

Ölünce bir

Şehrin delileri

XVII.

Tribünler amigosuz

Vazgeçer takımından taraftar

Kalesine gol atar haf

Sahadan tribüne yabancı maddeler atılır

Son uyarıyı alır köşe gönderi

Sahası kapanır serseriliğin

—bütün bir sezon-

Başı eğik terk eder sahayı iki takım

Tatil edilmiştir işte hayat

Delileri şehrin ölünce bir

 

XVIII.

Yazılmaz ki

Unutulur tarihi

XIX.

Uykusuz kalınca şehir

Sokaklarda başıboş karanlık

Boşaltılmış çöp bidonları

Kim sahiplenecek ki garipliği

Yoksulluğu

Şehrin ölünce delileri

Bir şarkı duyulur mu

Duyulur gibi mi olur

XX.

Kim yakar sigaranı

Teklifsiz

 

XXI.

Ölünce

Üç kişiden birisi

Sahi

Kimdir şimdi

Şehrin yalnız delisi

XXII.

Olmasın ama hiç hayıf

Ölürse delileri

 

XXIII.

Sonra omzuna dokunur

Bir sigara ister

Bir de ateş

Yani bir kibrit çöpü

Bir tek kibrit çöpü

Sen bilmezsin bile

Ölmüştür şehrin delileri

 

XXIV.

Islık çalar bulursun kendini

Taş sokaklarda

Deli gibi

Öldüğünde bir şehrin delileri

 

XXV.

Birkaç berduş kelime

Kaybetmiş tanımını sözlüklerde

Adı artık anılmayan arkadaşlar gibi

Öyle ya

Ölüdür şehir

Veya ölmüştür delileri

 

XXVI.

Ölürse şehrin delileri

Aşk da bitmiştir unut gitsin

Unut gitsin bozulmuştur rakının tadı

Ev bomboştur yollar bomboş

Sonra hayat

Ayrılık ki bir yaradır

İyileştirmeyi bilemediğin

Belki iyileştirmek istemediğin

Bir kavgada yenilmektir

Senin bildiğin gibi midir şehir

Birkaç ölü arkadaş gezinir sokaklarında

Üç beş serkeş

Bir tek şair – sanki deli

Unut ki gitsin

Bak

Ölmüş işte şehrin delileri

XXVII.

Kendinden kendine

Kendi kendine bir mültecisin

Bir kaçak

Üstelik aşkta yalnızlığa terk edilmişsen

 

XXVIII.

Umursar mı sanırsın

Sen öldüğünde

Şehir

XXIX.

Şehir intihar etmiştir hakikatte

Yani kendini vurmuştur

Öldü mü delileri

XXX.

Son

Sözsüz bir oyundur başlar

Öldüğünde şehir

Veya

Ağlarken delileri

Bir ağıt mı bu bilmem ki

Günbatımı mı

Ah

Ölüyor

Bir bir

Delileri…

Hakan Tabakan

Yazar: htabakan
2008-12-27 16:14:32

Sevdiğimin Şehri

http://ul.gcg.gen.tr/x/82a0085.jpg

Tahar Ben Jelloum’un “Yoksullar Hanı” adlı romanında da bir şeyler okumuştum Napoli’ye dair. Yazar inceden çiziyordu Napoli’nin İtalya’nın en “ötelenmiş” şehri olduğunun resmini. İtalya’nın geneli için İtalya’nın güneyindeki bu şehir aslında İtalya’nın güneyi filan değildir, düpedüz Afrika’nın kuzeyidir.

Bir Napolili kuzeye doğru çıktığında başka anlamda da “çıkmış” olur diğerlerine göre ve “İtalya’ya hoş geldiniz” karşılamalarıyla da muhatap olur, diye rivayet edilir.

  • Irkçılığın başka halidir.
  • Zalimcedir.
  • İteler, öteler, yok sayar veya yok saymaya çalışır.
  • Anlamaz, aslında anlamak istemez.

Tüm bunların karşısından baktığımızda Maradona’nın Napolili olması, oradaki şampiyonluğu ve Napoli’nin o meşhur dünya kupası finallerinde kendi ülkesinin değil de Maradona’dan yana durması gayet anlaşılır bir durumdur.

Gelelim Adana’ya!

  • Türkiye Adana’yı kabaca tanımlamıştır, tanımlamaktadır
  • Çünkü o kadar anlamıştır bu şehri.
  • Onların klişeleri vardır Adana’ya dair ama içinde bir satırlık incelik, insani bir ayrıntı yoktur.
  • Acı biber vardır, kebap vardır, şırdan vardır, kimi zaman net olarak dillendirmeye cesaret edemedikleri “kabalığımız, görgüsüzlüğümüz(!) vardır (bakınız bir dizideki o iğrenç “Dilber” garabeti) onların Adanalı portrelerinde ama Türkiye’nin güneyindeki bu efkârlı şehrin ruhuna bakan, bakıp da anlamlı bir hat çizen tek bir hareket yoktur.

Bir biçimde kendi standartlarında (!) olamayan; Adanalı bir iş, okul, askerlik vs arkadaşları vardır ama tüm bunlar, o Adanalılar yine onların çoğu zaman o kör önyargılarıyla vardır. Ötesinde de toptancı bir yargılamanın muhatabı koca bir şehir durmaktadır.

Hal böyleyken bugünlerde dizilerde Adanalı “tipler” de vardır. Bu tipler de işin kendi tabiatına uygun bir biçimde, bu modelleştirmenin birer karikatürü olarak vardır.

  • Bu şehrin en olmadık haliyle vardır.
  • En hazin görünüşüyle vardır.
  • En rezil tahayyülüyle vardır.
  • Oralarda enteresan bir hayat haliyle sevdikleri bir Adana-Adanalı vardır.
  • Çünkü onların “steril” (!) evreninde öyle bir Adana vardır.

Ama “benim” Adana’m yoktur!

Adana;

Sarı sıcağı, ince yağmurlarıyla; Küçüksaat’ten kalkan ırgatların pamuk tarlalarında tutturduğu türküleriyle kederimin, yalnızlığımın, çocukluğumun, çocuksuluğumun, dostluğumun şehri…

“Sevdiğimin şehri!”

Yazar: Editor
2008-12-20 17:58:31
http://ul.gcg.gen.tr/x/af9d939.jpg

Basın Bildirisi

Bu bir yalnızlık öyküsünün Adanaspor’un kaderi olmadığının bildirisidir. Biz düşümüzdeki Adanaspor ve Adana spor’u portresini anlatacağız, siz de bu portreyi çizeceksiniz.

Biz kim miyiz? Biz tribün değiliz… Biz taraftar grubu değiliz… Biz taraftar derneği değiliz…

Biz akademisyenlerden, eğitimcilerden, hukukçulardan ve doktorlardan oluşan başta Adanaspor olmak üzere Adana’daki tüm spor branşlarının gelişimi, taraftar bilincinin oluşumunu ve Adanaspor markasını yaratmak için düşünce, proje ve tezler üreten; ürettiği düşünce, proje ve tezleri kamuoyu ile paylaşan düşünsel bir topluluğuz.

Peki, siz kimsiniz?

  • Adanaspor’a destek olmayıp da, Adana’nın milletvekiliyim diyen 14 milletvekilinden birisi misiniz?
  • Adanaspor’a destek olmayıp da, Adana’nın Belediye Başkanıyım veya adayıyım diyen birisi misiniz?
  • Adanaspor’a destek olmayıp da, ne olacak bu takımın hali diyen sessiz Adana halkı mısınız?
  • Adanaspor’a destek olmayıp da, Adana markası yaratmaya çalışan sivil toplum örgütleri misiniz?

Ama en acısı siz içimizden birisiniz… Bu yüzden biz sizi kaybetmek değil, kazanmak istiyoruz.

Biz kızgın değiliz belki biraz kırgınız belki biraz düşünceliyiz, ama asla umutsuz değiliz. Biz umut projeleri üreteceğiz, umut projelerimizi sizle paylaşacağız, Adana markasını yaratmak istiyorsak, bunun Adanaspor’suz olamayacağını görmenizi sağlayacağız.

Bizim bir ütopyamız var; sene 2015 Adanaspor süper ligde, yeni 50 bin kişilik stadında, sezon başında tüm biletleri satılmış, protokol tribünü olması gereken sahipleri ile dolu, Adanasporlu aile Adanaspor taraftar orkestrası ile coşmakta, Adana basını ertesi güne okurlarına haber yetiştirme derdinde… Goller mi artık olmasa da olur…

Gelin bu tabloyu ütopya olmaktan çıkaralım, Adanaspor’a ve Adana Spor’una destek olalım, biz de varız diyelim. Düşünüyorsak, uygulayalım…

Saygılarımızla,

ADANASPOR DÜŞÜNCE PLATFORMU

www.turuncuplatform.com
Yazar: Editor
2008-12-20 12:33:16

Bir taraftar girişimi olan turuncu platform bugün saat 14'te Seyhan Otelinde basın açıklamasını yapıyor.

Her şey Adanaspor için, ilkesiyle yola çıkan bu girişimin hedefleri Adanaspor komuoyunda paylaşılacak.

Adanaspor için atılan her adım önemlidir. Kolaylıklar...

http://ul.gcg.gen.tr/x/19d1ca9.jpg
Yazar: Editor
2008-12-17 20:22:39

Yerli Malı Haftası

http://ul.gcg.gen.tr/x/3ba80c6.jpg

  • Birçoğumuz için artık sadece nostaljik çağrışımları olan sözcükler bunlar. Yeli Malı Haftası… O kadar… Başka da bir anlam ifade etmiyor. Bilinçli bir biçimde bilinçleştirilen millete şimdi krize karşı yerli malı kullan deniyor. Yarım yüzyıldan fazla bir zamandır yerli sanayiyi adeta özel bir gayret sarf ederek yok eden, Amerikan malının kompradorluğunu, hayır aslında uşaklığını yapan zihniyet şimdi böyle diyor. Geçiniz efendim, o devir mazi oluştur. Yaşlı kuşaktan yerli malı haftalarına dair hoş hatıralar dinleyelim artık.
  • Örneğin ilk yerli otomobilimiz olabilecek olan “Devrim”in devrilmesiyle, piyasanın önce malum çevrelerin “işbirlikçiliği ve işbilirlikleriyle” Fiat’a peşkeş çekilmesiyle, şimdi de alayının iliklerine kadar yabancı menşeli olduğu bir sektörün temelli bir hâkimiyet kurmasıyla oluşan bir otomobil pazarında mı yerliliği tercih edeceğiz. Hangi yerliliği tercih edeceğiz?
  • Kritik her bir noktası “babalar gibi” özelleştirilip yabancılaştırılan ülkemin nasıl bir halinden bekliyorsunuz bu hassasiyeti? Vatandaş olamaya dair hemen hemen tüm inceliğini, duyarlılığını kaybetmiş bir topluluktan mı umuyoruz bunu? Siz “bedava”dan bahsedin. Siz “cebimize ne girecek,” ondan bahsedin. Siz hele şu seçim zamanında, üstelik kışta kıyamette “kömürden” bahsedin. “Çin kömürü olsa da yakarım!” bilincinden(!) bahsedin. Gerisi hikâye…
  • Ama yine de en masum haliyle “bir gün gelecek, hakiki yeli malı haftaları da kutlanacak” idealindeki bilince de selamımızı çakalım. (Ve üstat İhap Hulusi’nin konuyla ilgili bir “eserini” paylaşalım.)
Yazar: Editor
2008-12-09 13:03:52
http://ul.gcg.gen.tr/x/19d1ca9.jpg

Turuncu Platform

  • Proje üretmek kurumların işidir, diye düşünürüz çoğu zaman.
  • Onun organizasyon ağı içinde gerçekleşir.
  • Çünkü bu projelerin “hayata geçirilmesi” söz konusudur, bu da doğrudan doğruya parayla ilgilidir.
  • Yoksa tek tek hepimizin projeleri vardır.
  • Ama o kadar. İşin sonu bu aşamada “keşke olsaydı”lara dayanır, tıkanır kalır.

Bu girizgâhın ucu yine Adanaspor’a çıkacaktır, evet.

Taraftar doğaldır ki aynı zamanda “hep birtakım beklentileri olan topluluktur”. Tabi ki bu beklentiler takımın başarısı içindir. Güzel bir şeydir bu.

Fakat kanımca günümüzde bu taraftar profili de değişmelidir, değişmektedir, değişecektir, değişiyordur (uygun kelime gözlemlerinize göre yerleşsin oraya).

Evet, değişiyor.

Artık elini taşın altına koyan taraftar bilinci söz konusudur. Tribünün dışında da…

Tanık oluyorsunuzdur formlarda, yorumlarda “biz ne yapabiliriz” yaklaşımlarına.

Bireyler tek başına çok büyük bir maddi gücü yoksa bir şey yapamaz, böyle bir gücü varsa zaten yöneticiliğe soyunur o anlamda bir heyecanı varsa. Ama çeşitli projelerle bir komuoyu oluşturmak, buradan yeni bir dinamizm taratmak da pek ala mümkündür.

Ve işte;

  • Belirli bir etkinliği; yanında tutkusu, heyecanı, Adanaspor sevdası olanlar önceden de bazı örnekleri olan bir “turuncu platform”da bir araya gelme aşamasındadır.
  • Mutluluk vericidir.
  • Umut içermektedir.
  • Güzeldir.
  • Gelişmeler pek yakındadır.
Yazar: Editor
2008-12-04 10:25:08

“Penaltımız Verilmedi”

http://ul.gcg.gen.tr/x/4bdc2df.jpg

Biraz daha küçük yaşlarda kullanılan bir yenilgi gerekçesidir (en azından benim için böyleydi). Eve öfkeli, kederli dönüşün makul bir izahı olmalıydı söz konusu hazin yenilgiden sonra. Hani yenildik ama… Sokağa girince kızdıracak “ötekiler”. Birileri takılacak.

  • “Yahu biz aslında iyi oynadık. Ne yaparsın ki düdük hakemin elinde. Bazı şeyleri aşamıyorsun, sen istediğin kadar mücadele et.”

Biz asında tam da o anda “vaziyeti idare etmeye” çalışıyoruzdur. Nasıl diyeceksin, herifler bizi eze eze yendi. Kötüydük. Mecalimiz yoktu. İki pas yapamadık…

“Bu haftayı nasıl kurtarabiliriz?” derdindeyizdir.

  • Evet, bir zalim hep vardır.
  • Kader zaten gülmez bize.
  • Federasyon şöyledir, hakemler de böyledir; ki penaltımız verilmemiştir.

Her taraftarın gerektiğinde başvurduğu bir bahane, bir teselli limanı olduğundan bu savunmalı suçlama anlayışla karşılanır ötekilerce de.

O haftanın salvoları da böylece atlatılacaktır.

Yani; penaltılarımız verilsin, takım galip gelsin ve böyle bahanelerimiz olmasın. Bu da yazımızın ana düşüncesi olsun: ))

Yazar: Editor
2008-12-02 16:20:52

"1 Aralık Dünya Rakı Günü" tüm yurtta, dış temsilciliklerde, çeşitli barlarda, güzelim meyhanelerde, Sular'da, Hadırlı'da ve daha birçok renkli mekanda, sigara eşliğinde de coşku ve şenliklerle kutlandı. İyi de oldu. Afiyet, sıhhat olsun.

"Aydın Boysan" prensipleriyle, yıllarca ve keyifle; ama kararında içilmesi dileğiyle...

Yazar: Editor
2008-11-29 12:28:59

malatyAdana


Tribündeki dostluğu ötelere, takım düzeyinde bir “adı konmamış yakınlık” daha eskilere,  internet âlemindeki dostluğu da tanık olduğumuz zamana dayanmaktadır. Bunun böyle olmasının somut nedenleri vardır, hatırlarım. Ancak bir başka yazının konusu olabilir bu. Hal böyleyken aşağı yukarı, maçın ortak tribünden izleneceğinin de söylendiği bu koşullarda Malatya-Adana maçı nasıl geçer acep? Maddeleyelim bakalım:

*Göreceli bu yakınlık” maçın daha yumuşak bir tempoda geçmesini sağlayacaktır.

*Takımlar, “kaybetsek de puanlar yabana gitmemiş olacaktır” hissiyatında olacaktır.

*Yani belki öyle olacaktır.

*Sahaya çıkınca doğal bir biçimde oluşacak olan puan alma isteği kendine özgü yeni koşullar mutlaka yaratacaktır, ama.

*Zaten sahadaki dostluk sadece centilmence mücadelede olur, “ötesine” aklımız ermez.

*Lakin tribünde dostane bir hava mutlaka olur, bu da bizimkilerin daha rahat oynamasını sağlayabilir.

*Belki öyle olur. Yani bizimkiler belki daha az stresli çıkarlar maça. Umarım…

*Bir başka yandan bakınca, bu aralar Malatya “deplasman takımı” niteliğinde. Evinde biraz arıza veriyor. Bu hali de bizim için bir avantaj olabilir.

*“Olabilir” diyorum, çünkü Adanaspor için şimdilerde net bir şey söylemek pek mümkün değil.

*Takımın, hal ne olursa olsun, bir çıkış yapacağı muhakkak, “gün bu gündür” deyip oradan puan-puanlar almak olası.

*Zaman ve zemin son derece müsait.

*Metin Yıldız’ın açıklamaları, yaklaşımı bir umut ışığı pırlattı. Bu da bir şeyler olabilir hissini güçlendirdi.

*Malatya’dan puan almayı “birçok olumlu”nun peş peşe sıralanması ihtimaline bağladığımın farkındayım.

*Olsun, oradan eve umutla dönme “isteği” bile yeter bize.

*Son dört hafta maçları bize ayrıca bir umut ve olumlu beklenti aşılamıştır. Bu akıştan gelebilecek puanlar (hesabımıza göre en az 6 puandır, 9’a kadar çıkması bunun pek ala mümkündür) bizi komadan ziyadesiyle çıkaracaktır.

*Tüm iyimserliğimle kaleme aldığım bu senaryonun hayata geçmesi için Malatya deplasmanı çok uygundur! deyip yarını bekliyorum, tüm Adanasporlular gibi…

Kaplanpenche, artık, yırtsın bence…

Yazar: Editor
2008-11-22 19:56:31

En son 1 Ekim 2000 tarihinde oynamıştık Rize'yle. Süper Ligdeki senemizdi. Yine kötü zamanlarımızdı. Zor da olsa 1-0 yenmiştik.

[blt.jpg]

Daha önce Süper Lige çıkarken yine yağmurlu bir havada Rize'de 1-0 galip gelmiştik. Altan'lı zamanlardı. O vakitler şampiyonluğun en güçlü adayıydık.

Şimdi durum malum. Geçmişteki o iki galibiyetten bir mesaj çıkaracak kadar hayalperest değilim. Şimdiki zamandaki gerçeğimiz bu maçın çok zor geçeceğini işaret ediyor. Belli bir gücümüz var ve yola bir süre, dileriz bir süre, böyle devam edeceğiz.

Bu maça elbette bir galibiyet umuduyla, ama durumumuzun hakikatte ne olduğunu bilerek gideceğiz.

Daha önce dediğimiz gibi, umut versin yeter!

Not

Maç fotoğrafları, karşılaşmadan hemen sonra foto-yorum bölümünde olacaktır.

Yazar: Editor
2008-11-13 20:27:16

Tribünlerden

Epeydir yazmıyorduk tribün deyimlerine dair bir şeyler. Vakit olmadı ki, gündem hep hareketliydi, ancak ona yetiştik.

Bolu galibiyeti beklentisi üzerine bir şeyler yazmadan, araya bir tribün muhabbeti sıkıştıralım o zaman. Bolu maçı için de yarın bir şeyler yazarız, tabi ki bu yazma işi kendimize has öznelliğimizle olacak: )) çünkü umut etmezsek yaşamayız ki… Değil mi?

 

Satılmış Hakem

Maddeleyelim bakalım yaklaşımları…

  • Tribünlerin hitidir bu saptama.
  • TOP 10’un zirvesindedir.
  • On yılların vazgeçilmezi.
  • Her maçın favorisi, onsuz maç bitmez. Bitse de bir yanımız eksik kalır. Hatta bunu bağırmak için içten içe o maçta kötü durumlara düşmesini bile bekleriz: ))
  • Haklılığımız veya haksızlığımız önemli değil. Önemli olan ortamın bunu ifade edebilmeye müsait olmasıdır. (bu aralar, üst üste birkaç maç, aslında sezon başından beri ortam hakemlerin böyle nitelenmesi için hiç bu kadar müsait olmamıştı)
  • Tabi bu tepki yukarıdaki başlıkta yazıldığı kadar masum dillendirilmemekte. Aslını biliyorsunuz;) Şimdi o şekilde “niteleme” aslında çoğu zaman haksız yere yakıştırılır kara kaşlı, kara gözlü, aile babası, hatta ziyadesiyle eril, kiminde bıçkın, bazen “vadi” tandanslı bir memleket insanına. Ama canım bu “iltifatı (!)” hak edenine de siz bir taraftar olarak hiç mi rastlamadınız?
  • Evet, çoğu zaman taraftar (olarak) duygusal tepkiler verir(iz) hakem kararlarına, bazen de abartır(ız). (Ve fakat hep bir haklılık payını saklı tutarız hanemizde.) belki haklılığımız da yüzdenin az olan diliminde bir yerdedir. Lakin o taraftar tüm yenilmişliğin, adaletsizliğin, zulmün kısmi faturasını hakeme keser. Çünkü o hakem aynı zamanda otoritenin resmi düdüğüdür, ceberut devletin, zalim vergi memurunun, köşede bize pusu atan trafikçinin, acımasız bankacının, ayartan kredi kartlarının, bilumum faturanın, baskıcı-dayakçı öğretmenin, işini yapmazken tersleyen memurun, tepemize inen jopun, bir türlü tarafsız olamayan federasyonun simgesi hatta o tribünde ve de resmiyette kendisidir…
  • Hakeme ve temsil ettiği her bir şeye itaat etmeme refleksi kendi suyunda geliştirilirken, taraftar hayatın tüm kargaşası içinde, “hem dik durup hem de dikleşmek” istediğinde ( siz anladınız;) derdini o iki kelimeyle de anlatır.

http://ul.gcg.gen.tr/x/c201680.jpg
Tepki öyle de koyulurken işte, taraftar geçmişte olmuş ve gelecekte elbette olacak türlü haksızlıklara sayar bunu. Nasrettin Hoca hesabı hemi de, testi kırılmadan denecekler densin de...
Yazar: Editor
2008-11-06 19:55:58

[Dünkü yazıya devam]

Bunun sorgulanması (yani "neden taraftar" kavramının), “aşk” kavramının sorgulanmasına benzer. Mehmet Ali Kılıçbay bir yazısında aşk denen şeyin direkt öznenin arzuları, beklentileri için olduğunu söylemişti. Yani ben birine âşıksam aslında kendim için aşığım. O sevgilinin bazı meziyetleri olsa da ruhsal veya fiziksel… Taraftarlık da öyledir. Kısmen. Kişisel tatmini sağladığı sürece vardır taraftar. Kişisel tatmin de genel için düşünüldüğünde mutlak başarıdır. Yani her an “eski aşka” dönüşebilir takım ve taraftar da onu hayatının önceliklerinden çıkarır.

http://ul.gcg.gen.tr/x/9c7c62f.jpg

Bir takımın taraftarı olmanın tarihsel veya kentsel gerekçeleri ne olursa olsun son tahlilde “taraftarlık taraftar içindir!” saptaması damgasını vurur.

Nasıl Taraftar?

Bu alt başlıkta yine aynı değerler akla geliyor; fedakârlık, kötü günde de sevmek, hep destek, takımı ille de başarısı için sevmemek, falan filan. Sakız ettik… Bildiğiniz laflar. Yani takım aşkı büyük ölçüde “platonik” olan…

Hayatımız baştan sona öznelliklerle doludur. Öyle de olmak zorundadır. Çünkü her insanın bir düşünme, analiz etme, tercih yapma becerisi vardır (reflekslerle de olsa)… Bu da öyle olmak zorundadır, değil mi? ( İradesini –siyasette gördüğümüz gibi- iki torba kömüre pazarlayanlara sözümüz yok!) Durum böyleyken “nasıl taraftar”ın cevabını vermek, buradan bir profil çıkarmak yine öznel bir iş oluyor. Ne diyelim şimdi burada? İdeal olan hangisi?

*çekirdek çinten ve sadece maçını izleyen taraftar mı,
*ne olursa olsun vaziyet, arada hakeme sövmek için bulunan taraftar mı
*rakip takımın maneviyatını bozmak için ter döken taraftar mı
*takımı her haliyle kabul eden taraftar mı
*takım galipken bile ondan hoşnut olamayan taraftar mı
*daha üçüncü dakikada kendi takımına sinkafı basan taraftar mı
*yönetimin taraftarı mı
*yalnızca başarılarla tatmin olan taraftar mı?

Şöyle toparlayabiliriz, galiba; alın bir insanı okulda, evde, işte, rakı masasında, seyahatte, kahvede kâğıt oynarken tahlil edin, şöyle bir resmini çekin, tribüne kopyalayıp yapıştırın ortaya aynı suret çıkacaktır. Bu da o ülkenin; o siyasal, toplumsal, ekonomik, kültürel koşulların, o şehrin, o eğitim niteliğinin insanı olacaktır. On bin kişilik bir tribünü bu anlamda tarzlara göre gruplandıracak olursak orada galiba yine on bin grup olacaktır. Veya böyle bir şey. Yani; “Taraftarın nasıllığı= Bireyin nasıllığı”

Ne Zaman Taraftar?

*takım başarılı olduğu zaman
*galip gelindiğinde
*gol atarken
*gol kovalarken
*takımın bir kalecisi olduğunu unutmuşken
*şampiyonluğa oynarken
*şampiyon olurken
*bazen küme düşerken
*küme düşmemesi için çırpınırken
*diğer takımın taraftarını kızdırırken
*formlarda klavye savaşlarına girişirken
*takıma bir aidiyet hissederken
*bir efsanenin parçası olmaya çalışırken
*camianın gücünden kendine bir güç ararken
*bunun olabileceğini zannederken
*hayata tutunacak bir dal ararken
*hafta sonlarına bir anlam kazandırmak istediğinde
*macera aramaya başladığında
*ağrısız başını ağrıtmak istediğinde
*hayata, talihe sitem etmeye heveslendiğinde

Bu cevaplar da yetmez, diye düşünüyorsanız şöyle toparlayayım;

“taraftarın keyfinin geldiği, gerçekleştiği zaman taraftar.”

Yazar: Editor
2008-11-05 13:08:02

Üç N / Bir T ( Birinci Bölüm) 

Taraftarlık üzerine birçok yazı karaladık, genel taraftarlığa veya kendi taraftarlığımıza dair… Tüm bunlar bir tür “suya yazı yazma” eylemi midir, bilinmez. Fakat öyle gibidir. Kimselerin “tarzından” vazgeçmek gibi bir düşüncesi yok, olmaz da, hatta bunun gerekliliği bile akla getirilmez. Çünkü ben de taraftarlığımı en ideal düzeyde görüyorum, en “taraflı” halimle. Yine de bir şeyler yazmadan olmuyor, “taraftarlık” üzerine. Çünkü taraftarlık o kitlenin içinde bulunduğu “her şeyle” de ilgilidir. Taraftarlığı konuşurken sadece o taraftarlığı konuşmuyoruz, değil mi?Örneğin Adanalı bir taraftarla Kayseriliyi hangi “düzlemde” ele alsak arada hep “yokuşlar” oluyor taraftarın “azami müştereklerde” buluşmasını köstekleyen; inançlarda, ekonomide, futbolu hissetmede, hayata bakışta, siyasal tercihlerde, rakıyı algılayışta mutlaka birtakım özgünlükler vardır tribünleri de sloganları da etkileyen. Bu farklılık doğaldır da.Ama “asgari müşterekler” de mi yoktur taraftarlık hissiyatında? Werder Bremenli bir taraftarla Adanasporluyu hemfikir yapan? Hani gazeteciliğin 5N 1K’sı gibi…Aslında var olduğunu düşündüğümüz için bu başlık böyle: 3N 1T… Açılımı; Neden Taraftar, Nasıl taraftar, Ne Zaman Taraftar? 

Neden Taraftar?

Bunun farklı farklı yanıtları vardır. Avrupa’daki bir şehir takımının taraftarı olmanın bazı tarihsel, kavimsel nedenlerinin olduğu bir hakikattir. Oralardaki ayrım şehir-devletlere kadar gidebilir. En yerel bir bakışla örneğin bir Milanolu taraftar aslında vaktiyle kendince bir devletin vatandaşıydı. Devamında o küçük krallığın bir tecellisi olan tutması da kaderin bir oyunu değil dayatmasıdır. İzmir’deki Karşıyaka-Göztepe farklılığı da kısmen böyledir. Semtlerin oluşturduğu bir tercih vardır orada, kendini İzmirli değil de Karşıyakalı saymanın “orijinalliği”. Ankaragücü-Gençlerbirliği ayrılığı da içinde bir takım sosyolojik, kültürel unsurları saklar. Gençlerin “olaya” biraz daha elitsi yaklaştığı-yaklaşmış olduğu rivayet edilir. Lakin bir Eskişehirsporlu, Sakaryasporlu, Bursasporlu, Bolusporlu olmak günümüz itibariyle “gayri ihtiyari”dir. İşin en enteresan boyutu ise Adana’da yaşanmaktadır. Çünkü baba ve oğul arasında bir tercih farkı olsa da bunun hiçbir ruhbilimsel, sosyo-ekonomik, kültürel filan gerekçesi yoktur. Şöyle bir fark olabilir: Popülerlik. Bu popülerlik de kendini iki biçimde gösterebilir:

 1)      Taraftar kitlesinin popülerliği ve şehirde iyi örgütlenmesi yani kendini iyi ve etkili tanıtması

2)      Takımın liglerdeki başarısı

Bu tercihlerin renklerle de ilgisi yoktur. Benim takımımın renkleri ne ise en güzeli de odur. Bunu geçelim. Peki en nihayetinde bir taraftar neden taraftar? Bunun cevabını da bir sonraki yazıda vereyim, oradan da devam edeyim…

Yazar: Editor
2008-10-23 20:51:13
http://ul.gcg.gen.tr/x/5aa14e8.gif

Şimdi en tanıdık anlamıyla kelimelerin “el ele olmalı” birlik olmalı yani, bir olmalı; biricikliğinin tek başınalığında Adanaspor’un daha çok Adanasporlu olmalı; unutup kırgınlıkları, küskünlükleri tribünde, sahada, kulübede, evde... Nazım Usta’nın deyişiyle “bir ağaç gibi hürken bir orman gibi kardeşçesine” omuz omuza olmalı; belki bir sevgiyi bundan böyle inatçı bir aşka dolamalı; daha çok yürümeli, hayır daha çok koşmalı, bağırmalı ama bir tutkuyla bağırmalı; kitabımızda kimselerle düşmanlık yok, ve fakat bu zalim hissi birbirimizden de uzak tutmalı, bayrağı daha yüksekten sallamalı, dalgalandırmalı bize dair şarkılarla, yolunu kaybetmeden yol almalı… direnmekse bu meselenin bir başka adı, okyanusu aşıp da derede boğulmamalı…

Unutmayın; sessiz bir keder, sözsüz bir şiir bizimki…

“...yenildik, her şey bitti…” de deme bana!

Kalbim hiç bitmedi ki!

Yazar: Editor
2008-10-19 14:37:23
http://ul.gcg.gen.tr/x/3524596.jpg

Adanaspor'u nerede izlersek izleyelim aldığımız keyif hiçbir şeyle karşılaştırılamaz; bir kere bunu hemen söyleyelim ve akşamki maçı nasıl bir heyecanla-sabırsızlıkla beklediğimiz hissini paylaşalım. Biliyoruz ki aynı kıpırtı sizin içinizde de çoktan başladı bile. Ama bu hafta 5 Ocak'ta değilde maç TV'de.

Yine totem yapalım biraz: )) Adanaspor’un bu sezon televizyon maçları iyi gelmedi bize. Yılın ilk yayınındaki Kasımpaşa yenilgisini hala acı acı hatırlarız. Tarihimizin en aciz maçlarından biriydi. Hemen devamında evimizdeki yayında Gaziantep temsilcisine devrildik. İşte geldi TV’deki 3. maç.

Bakalım ne olacak; bu yıla dair TV şansızlığı ile İzmir’e dair, orada havamıza uygun bir maç ortamı bulduğumuz inancı arasındaki totemsel çarpışmayı hangisi kazanacak…

Bu “muhabbetine yazı” nasıl ki hiçbir şeyi değiştirmeyecekse, yukarıdaki batıllar da bir işe yaramayacaktır neticede. Takım olmayı başaran, kazanmak için 90 dakikanın gereği taktikseli uygulayan kazanacak. Yani her şey gayet nesnel bir neden-sonuç ilişkisi içinde cereyan edecek.

Dileriz bir futbol maçının gereğini yapan ve dolayısıyla bu akşamın iyisi ve kazananı Adanaspor olur. Vira…

Yazar: Editor
2008-10-12 22:43:19

 Konrollü Oynamak

http://ul.gcg.gen.tr/x/f0affe8.jpg

Adanaspor Giresunspor’u ilk yarı golleriyle 2–1 yeni.

Maça kontrollü başladık. İlk ciddi atağımızda Emrah Bedir penaltı yaptırdı ve Kerem, Metin Aktaş’ı ters köşeye yatırdı: 1–0. Devamında Adanaspor oyunun hâkimi olmak için yine aynı tedbirle oynadı. Rakibe pozisyon vermemek için orta saha daha çok koştu. Hakan ve Fevzi orta sahayı diri tutmak için çok mücadele etti.

Bu arada 2. gol için kaçan toplar kovaladık. Birinde sol kanattan giden Emre bomboş kalan Emrah’a topu aktardı. Emrah, kelimenin tam anlamıyla kaleciyle baş başaydı. Ama bu pozisyondan az önce yerde kalan Adanasporlu oyuncuyu bahane eden hakem enteresan bir şekilde oyunu durdurdu ve bizi bir golden etti.

Giresunspor ara ara tehlikeli olurken yine bir savunma hatasıyla dakika 42’de maç 1-1’e geldi. Ama Adanaspor yine kontrollü giderek 45’te 2–1 yaptı skoru. Kerem soldan topu Fevzi’nin kafasına kesti, Fevzi çok güzel vurdu, kaleci topu ancak tokatlayabildi, o arada Emre son vuruşu yaptı. Fakat gol resmen kimidir bilemedik. Önemli değil. Hanemize yazılan bir goldü neticede.

İkinci yarıda aynı tarzda oynamaya devam ettik. Fevzi iki net pozisyonda yararlanamadı. Emre’nin kaçırdıkları oldu. Ara sıra sıkıntılı anlar yaşadık ama sonuçta bu zor maçı 3 puanla kapadık.

Bu maçı özetlemek gerekirse cümle şudur: Adanaspor kontrollü oynadı!

Evimizde puan vermeyelim, deplasmanların birinde G.Antep B. Maçını telafi edelim, temennimizdir. Daha iyi bir Adanaspor da böylece görünür olacaktır.

Sonuç; güzel bir hafta oldu bizim için.

Not: Maç fotoğrafları foto-yorum'da...

Yazar: Editor
2008-10-05 17:19:51
3-0

Haftaya Maçımız Var Yine

http://ul.gcg.gen.tr/x/c603f9a.jpg

Kartal’a fena çarpıldık. 5. dakikada yediğimiz golden sonra son dakikaya kadar umutla bekledik beraberlik hatta devamında galibiyet golü için. Ama anlaşılan o ki biz saldırırken rakip bizim hayalini kurduğumuz o iki golü son dakikalarda buldu ve bir anda skoru 3–0’a getirdi.

Sağlık olsun. Klasik lafla bağlayalım; önümüze bakacağız, bu maçı unutup. Ve bizim teselli sözümüzle toparlayalım:

Haftaya maçımız var yine.

 

Yazar: Editor
2008-10-02 13:27:40
"http://ul.gcg.gen.tr/x/8542e1e.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
Yazar: Editor
2008-09-29 14:47:34

Hafta içinde ve hafta sonunda yaşanan üzücü olaylara dairdir.

“Sporda şiddet olaylarına saldırganlık dürtüsünü bastıramayan, denetlemeyen, günlük hayatında amaç ve beklentilerine ulaşamayan, yeterince sosyalleşmemiş; benlik, kimlik, kişilik bunalımı içinde gençlerin yol açtığı bilinmektedir.

Bu tip kişilik yapısında olan gençler, taraftarı oldukları takımla, takımın renkleriyle bütünleşir, özdeşleşirler. Tüm amaçlarını, beklentilerini takımın gücüne, üstünlüğüne, galip gelmesine bağlarlar. Taraftarı oldukları takımın fedailiğini yaparak toplumda yer ve rol kazandıklarına inanırlar. Tuttukları takımların uğruna, saldırganlığı ve şiddeti saygınlık simgesi olarak görürler. İçinde bulundukları tür kültürün, grubun, sosyal kesimin yarattığı boyun eğme, uyma, korkutma, sindirme, sosyal hızlanma ve riske girme gibi süreçlerin etkisi altında, saldırganlığı ve şiddeti, bağlı oldukları renklerin ortak değeri olarak benimserler. Diğer takımlara ve rakiplere aşırı bir düşmanlık besler ve kendilerini toplumdan soyutlarlar.

Sporda saldırganlık ve şiddet olaylarında kitle psikolojisinin rolü büyüktür. Tek başına hiçbir kötülüğü yapamayan kişi, kitle içindeyken her şeyi yapacak bir güçte olduğunu hisseder ve önüne gelen her engeli kolayca tahrip eder, yakar, yıkar."

(Alıntı: Doğan Moralı).

Yazar: Editor
2008-09-11 17:25:04

Bu Sefer Yenilmeyeceğiz!!!

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/b8c4464.jpg



İki puansız takımın mücadelesi. Geride kalan 2 haftada hem Sakaryaspor'un hem de Adanaspor'un oynadığı maçlara bakacak olursak her iki takımda beklenilen futbollarını sergileyemediler. Ev sahibi Sakaryaspor’un, son iç saha maçında göründü ki futbolcularda bir motivasyon ve uyumsuzluk söz konusu. Geçen sezonki kötü kapanışın travmasını atamayan Sakaryaspor, ilk hafta Antep BB deplasmanında özellikle ikinci yarıda oldukça kötü bir performans sergilerken, pazartesi konuk ettiği Diyarbakırspor karşılaşmasında ara ara iyi oynasalar da final vuruşlarında istediğini yapamadı ve sahadan puansız ayrıldı. Belki skor Diyarbakır lehine 1–0 olarak görünüyor olsa da Güneydoğu ekibi farklı kazanacağı bir maçı 1–0 bitirdi. Adanaspor’a dönecek olursak; ilk haftadaki yanlışlıkları artık hepimiz biliyoruz. Son oynanan Antep BB maçında ise skorda 1–0 öne geçtikten sonra yapılan yanlış teknik ve bireysel hatalar maçın kaybedilmesinde rol oynadı. Aslına bakarsanız Adanaspor, çok rahat puan çıkartacağı bir maçı kaybetti.

Sıralamanın altlarında yer alan iki ekipte bu maça 3 puan parolasıyla çıkacak. Adanaspor bu maçta bence kaybetmeyecek. Bunu kesinlikle duygusallık olarak algılamayın. Şimdi bazı nedenlerime geçiyorum:

1-Sakaryaspor geçen seneki gücünden çok şey kaybetti. Geçtiğimiz sezon son haftaya kadar şampiyonluk yarışı içinde olan; ancak ilk 2'ye giremeyen daha sonra Extra Play Off maçlarında elenen Yeşil-Siyahlılar, iyi mücadele ediyordu. Fakat bu sezon takımda Bank Asya Ligine yakışmayan bir futbol görüyoruz. Futbolcular adeta ne yapacağını, kime pas atacağını bilmiyor.

2-İlk hafta gösterdi ki Sakaryaspor'un kondisyonu özellikle ikinci yarının ortalarından itibaren düşüyor.

3-Sağ bekte Hasan Yiğit, stoperde Ünsal oldukça formsuzlar. Bu iki isim de defansta çok top kaybı yapıyorlar. Ayrıca asıl mevkisi stoper olmasına rağmen Diyarbakır maçında ön liberoda oynayan Hamza, Adanaspor maçında da ön libero oynarsa şansımız artar!

4-Murat Özkan, Erman, Ferdi ve Mustafa bildiğiniz gibi takımdan ayrılmıştı. Ancak bu oyuncuların yerlerine alınan isimler şu ana kadar pek bir varlık gösteremediler. Dolayısıyla sağ kanat dışında etkisizler.

5- Sakaryaspor taraftarları takımın neye benzeyeceğini bilmiyoruz diyorlar.

Nelere Dikkat Etmeliyiz?

1-Hafta sonu oynanacak maçta 28 numaralı Levent Demiray'a ne olursa olsun dikkat edeceğiz. Geçen sene bu isim Giresunspor'da 33 maçta banko oynamış, hem asist yapan hem de uzaktan attığı sürpriz golleriyle takımına birçok puan kazandırmış bir isim.

2-Sağ kanatta Eray ismine dikkat...Çok isabetli ortalar yaptığını biliyorum.Son Diyarbakır maçında oyuna sonradan girmesine rağmen yaptığı 2 ortada Taner'i topla buluşturdu.

Neden Şanslıyız?
1-Hüsnü Özkara'nın istifasından sonra bu maçta takımımızın başında Eyüp Arın olacak. Geçmiş senelerde görüldü ki Eyüp Hoca ile çok iyi maçlar çıkarıyoruz. Hocanın futbolcularla uyumu son derece iyi. Takımı tanımasının yanında disiplini ve futbolculara her ne şartta olursa olsun verdiği moral de çok önemli.

2-Dışarıdan görünen sanki Adanaspor bir beraberliğe razıymış gibi..Diğer yandan Sakaryaspor teknik heyeti ve futbolcularının verdiği demeçlere göre kendilerinden eminler ve maçı rahat alırız havasındalar.Futbolda böyle şeylere yer yok.

3-Hüseyin Kalpar Hoca, tavşancı. Sahaya sürpriz bir kadro çıkarabilir. Oyuncuları asıl mevkileri dışında, başka yerlerde oynatabilir.

Sonuç

Bu şartlar altında oynanacak maçta bana göre Adanaspor, bu maçtan 3 puan dahi alabilir. Ayrıca Hüseyin Kalpar Hoca'nın takımına bu maçta ofansif bir oyun oynatması bekleniyor. Fakat futbolcuların bunu tam olarak sahaya yansıtması bana göre 4–5 haftayı alır. Az güvenle Adanaspor kazanır,orta güvenle yenilmeden döneriz diyorum.

İsmail Eğriparmak 

Yazar: Editor
2008-09-09 20:04:49

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/304eca2.jpg

 

Adanaspor-Gaziantep Bş.Bld.Spor (1-2)

İlk yarıda her iki takımda istenilen oyunu ortaya koyamazken, ilk 45 dakikalık dilim orta saha mücadelesi şeklinde geçti. İkinci yarının başlarında Adanaspor, Mbilla’nın attığı gol ile skorda üstünlüğü yakaladıktan sonra 1-0'ı koruma amaçlı defansa çekildi. Bu dakikalardan sonra özellikle konuk Antep ekibi, Mustafa Şahintürk, Cafercan ve Da Silva Alaves ile etkili olmaya başladı. Nitekim Brezilyalı Da Silva, maç içerisinde önce bir penaltı yaptırdı, Adanaspor’un oyun içinde 10 kişi kalmasına neden oldu ve takımı adına da 1 gol atarak maçın yıldızı oldu. İlerleyen dakikalarda da etkili olan Gaziantep BB'de Mustafa Şahintürk, Adanasporlu defans oyuncusu Ersan'ın hatasını iyi değerlendirerek takımının galibiyete ulaşmasını sağladı. Bu sonuçtan sonra Gaziantep Bş.Bld.Spor, puanını 6'ya çıkarırken liderliğini korudu,Adanaspor ise 2.hafta sonunda da puanla tanışamadı. Ayrıca dün beklenen bir gelişme oldu ve Adanaspor teknik direktörü Hüsnü Özkara, istifa etti.

Giresunspor-Altay (2–3)

İlk yarıda konuk ekip Altay, temkinli bir oyun ortaya koyarken, rakip kalede gol arayan, yakaladığı bazı pozisyonları değerlendiremeyen Giresunspor oldu. İkinci yarıya da daha istekli başlayan ev sahibi oldu. Bunun karşılığında gol pozisyonlarına giren Giresun, bunların ikisini Aydın ile üst üste değerlendirerek karşılaşmada 2–0 öne geçti. Golden sonra konuk ekip daha baskılı oyun ortaya koymaya başladı ve Tiago ile bir de gol kaydetti. Baskısını devam ettiren Altay, karışılaşmanın son dakikasında ise önce Mehmet Budak hemen ardından Şehmuz ile üst üste 2 gol kaydederek öne geçti ve maçı İzmir ekibi 3–2 kazandı. Aynı Adanaspor'da olduğu gibi Giresunspor'da da son dakikalarda gelen bireysel hatalar maçın kaybedilmesinde rol oynarken, Altay 2 hafta sonunda puanını 6'ya çıkardı ve zirve takibini sürdürdü.

Karşıyaka-Karabükspor (2–1)

5 takımla profesyonel liglerde mücadele veren İzmir şehri, bu hafta 5'te 5 yaptı. Altay, Giresun’u deplasmanda 3–2 yenerken, TFF.2.Liginde mücadele veren Bucaspor ve Altınordu'da rakiplerini kolay geçerken, TFF 3.Liginde mücadele veren Göztepe de ligin ilk haftasında Mustafa Kemalpaşaspor'u mağlup etti. İzmir'in bir diğer köklü kulübü olan Karşıyaka da pazar akşamı oynanan zorlu maçta Karabükspor'u yenmeyi bildi. Maça dönecek olursak, Karabükspor en az 1 puan alacağı müsabakadan puansız döndü. Maçın başında gelen 2 sakatlık, deplasman takımının oyun kurgusunu bozarken, Karşıyaka'nın Yunus'la attığı golde pozisyonda faul var mı yok mu nedeniyle uzun süre tartışıldı.Deplasmanda oynamasına rağmen Karabükspor, Karşıyaka'ya az pozisyon verirken, maç içindeki en net pozisyonu da yine Karabükspor buldu.Bu sonuçtan sonra Karşıyaka yoluna kayıpsız devam ederken, Karabükspor ise 3 puanda kaldı.

Erciyesspor-Kasımpaşaspor (1–2)

İlk yarıda ev sahibi üstün oynarken, Kasımpaşa duran top dışında pozisyon bulamadı. İkinci yarıda oyun rölantide giderken, Kasımpaşaspor 2 pozisyon buldu ve bu iki pozisyonu da önce Alpaslan sonra da Batista ile gole çevirdi. Özellikle ikinci yarıda Erciyesspor'un mücadele gücünden giderek düştüğünü, tam tersine Kasımpaşaspor'da ise mücadele gücünün arttığını belirtmeliyim. Bu sonuçtan sonra Erciyesspor, henüz puanla tanışmazken, Kasımpaşaspor ise yoluna kayıpsız devam etti.

Sakaryaspor-Diyarbakırspor (0–1)

Sakaryaspor, geçen yılki gücünden çok şey kaybetmiş. Aslında kadroları iyi ancak zamana ihtiyaçları olduğu kesin. Geçen hafta içi kupa maçında Kartalspor'u net bir skorla devirmişlerdi fakat o maça Kartalspor tamamına yakın yedek takımla çıkmıştı. Diyarbakırspor'un golü Sakaryasporlu oyuncuların ofsayt düşüncesi içinde duraklamış oldukları pozisyon sonucunda geldi. Skor 1–0 olduktan sonra risk alan ev sahibi defansta açıklar verdi ve birçok müsait pozisyonu deplasman takımı Diyarbakırspor değerlendiremedi. Bu sonuçtan sonra Diyarbakır yoluna kayıpsız devam ederken, Sakaryaspor ise henüz puanla tanışamadı.

Manisaspor-Ç.Rizespor (1–1)

Haftanın maçında ne şiş yandı ne kebap. Maçın başında konuk ekip skorda üstünlüğü ele alırken, ilerleyen dakikalarda Manisaspor oyunun tek hâkimi olarak göründü. Özellikle ikinci yarıda birçok pozisyonu gole çeviremeyen Manisa ekibi, farklı kazanacağı bir maçı berabere bitirdi. Bu arada maç içinde Manisa ekibinin 2 net penaltısının verilmediğini, taraftarın da maça ilgi göstermediğini söylemeliyim.

Kartalspor-Samsunspor (2–1)

Samsunsporlu taraftarların yoğun ilgi gösterdiği karşılaşmada, özellikle ilk yarıda ev sahibi ekip çok üstün göründü.Hafta içi 120 dakikalık Kupa maçının ardından, Çankırı Bld.Spor'u eleyen Samsun'da yorgunluk maç içinde çok net görünürken, son 35 dakikalık dilimde Kartalspor baskısını arttırdı ve önce golcü oyuncu İskender'in ardından da Ümit'in golleriyle skorda rahatladı. Samsunspor'un tek sayısını son dakikalara doğru bu sene Erciyesspor'dan transfer edilen ve ilk iki hafta itibariyle gol krallığında ilk sıraya ulaşan Burhan attı.

Güngören Bld.Spor-Malatyaspor (0-1)

Her iki takım da ilk hafta yenilmelerine rağmen, ortaya koydukları üstün futbolla beğeni kazanmışlardı. İstanbul'daki Malatayalıların desteğini de arkasına alarak maça başlayan konuk ekip, maçın başlarında Hakan ile bulduğu golle maçı kazanmasını bildi. Bu sonuçla Malatyaspor,3 puanla tanışırken, Güngören Bld. Spor ise henüz puanla tanışmadı.

Orduspor-Boluspor (1–0)

Seyircisiz oynanan maçta ilk galibiyetini arayan 2 takımdan gülen taraf, ilk yarıda Bruno ile attığı golü koruyan Mor-Beyazlılar olurken, konuk ekip Boluspor ise puanla tanışma umutlarını gelecek haftaya bıraktı. Orta saha mücadelesi şeklinde geçen maçta ev sahibi, frikik golüyle 3 puana ulaştı. Geçtiğimiz sezon birçok maçta gol pozisyonu ile karşı karşıya kalan ve 10 gol atan Bolusporlu İbrahim'in ilk 2 haftada henüz gol atamaması hatta pozisyona dahi girememesi, tek forvetli sistemin işe yaramadığını açıkça ortaya koydu. Sonuç olarak Orduspor, ilk 3 puanına ulaşırken, Boluspor ise henüz puanla tanışamadı.

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2008-09-02 17:34:43

İlk Haftanın Analizi

http://ul.gcg.gen.tr/x/c975028.jpg

G.Antep Bş.Bld.Spor-Sakaryaspor (2-0)

G.Antep Bş.Bld.Spor'un teknik direkötürü Suat Kaya, soyadı gibi gerçekten "Taş" gibi bir takım yarattı. Antep ekibi ilk haftada, Sakaryaspor’u 2–0 mağlup ederek, ligde iddialı olduklarını gösterdi. Suat Kaya ile her zaman disiplinli ve kontrollü bir görüntü çizen Antep Bş.Bld.Spor, bu yıl birçok takımın canını yakacak gibi görünüyor.
Maça dönecek olursak, ilk yarıda vasatı aşmayan oyun, ikinci yarıda ise ev sahibinin baskılı oyununu gördük. Antep ekibi, Cihan Can ve Mustafa Şahintürk'ün attığı gollerle kazanırken, bu maçta Sakarya ekibi iyi bir futbol ortaya koyamadı ve zamana ihtiyaçları olduğu görüldü.

Boluspor-Manisaspor (0–2)

İlk iki için en fazla şans verdiğim takım olan Manisa, beklentilerim doğrultusunda deplasmanda kazanırken, bu ligin en iyi takımlarından birisi olduğunu gösterdi. Ev sahibi Boluspor, maç boyunca pozisyon üretemezken, defansta yapılan hatalar, orta sahanın etkisizliği, mağlubiyete davetiye çıkarırken, oyun 2–0 iken ev sahibi takım taraftarlarının farklı tezahüratları Boluspor, teknik heyeti ve yöneticilerini üzdü. Manisaspor’u galibiyete taşıyan golleri Sezer ve Muhammed Hanifi attı.

Altay-Kartalspor (3–2)

Gol düellosu şeklinde geçen maçı İzmir ekibi kazandı. Her iki takımda iyi bir mücadele örneği ortaya koyarken, maçın kırılma anı ise skor 2–2 iken Kartalspor'un çok müsait pozisyonu gole çevirememesi oldu. Kartalspor, takımını tanıtırken defansının sorunlu olduğunu söylemiştim. Nitekim İstanbul ekibi ilk hafta kalesinde 3 gol gördü. Altay, adına golleri Burak (2) ve Alp atarken, konuk ekibin gollerini golcü oyuncu İskender ve Zafer kaydetti. Bu arada transferin son gününde Beşiktaşlı Mehmet Sedef,1 yıllığına (kiralık) Altay'a transfer oldu.

Ç.Rizespor-Güngören Bld. Spor (3-2)

Aldığı birçok isimle yeni bir takım olan ve uyum sorununu atlattığı zaman,ligde çok iyi işler yapacağına inandığım Rize ekibi, zorlanmasına rağmen maçı son dakikada attığı golle kazandı ve lige 3 puanla başlamanın sevincini yaşadı. Güngören ekibi ise kadrosunda İzzet'i ve Turan'ı tutarak bence en iyi transferini yaptı(!) Maçın yıldızı attığı 1 gol ve yaptığı 1 asistle Serdar Samatyalı olurken, Okan Öztürk ve Murat Uluç'ta oyunlarıyla beğeni topladılar.

Samsunspor-Erciyesspor (2–1)

Genç bir ekiple yola çıkan Samsunspor, ilk haftada güçlü Erciyesspor'u yenerek dikkatleri üzerine topladı. Teknik direktör Hayrettin Gümüşdağ ile ilerleyen haftalarda da daha iyi olacaklarının sinyallerini verirlerken, üst sıraları zorlayabilecek kapasitede olduklarını gösterdiler. Konuk Erciyesspor da net gol pozisyonları bulmasına rağmen bunlardan sadece birini değerlendirdi ve ilk haftayı puansız kapadı. Müsabakada ayrıca Samsunsporlu tecrübeli oyuncu Serkan Aykut skor 0–0 iken bir penaltı atışından yararlanamadı.

Diyarbakırspor-Orduspor (1–0)

Orduspor, zor günler yaşıyor. Kulüp karmakarışık. Başkan ve yönetim belli değil. Başlarında teknik direktör yok. Maça dönecek olursak iki takım da maç içinde istenilen oyunu sergileyemezken, Emrah Bozkurt ev sahibine 3 puanı getiren golü kaydetti. İki takım arasında oynanan son karşılaşmalara bakıldığında devamlı olarak Orduspor'un Diyarbakırspor'a karşı üstünlüğü söz konusu iken, bu maçta Diyarbakırspor, bu şansızlığına da son vermiş oldu. Bu arada transferin son gününde Galatasaraylı Erhan Şentürk, Diyarbakırspor'a kiralandı.

Karabükspor-Giresunspor (1–0)

Ligin yeni ekiplerinden olan Karabükspor, taraftarının da desteğiyle sahadan 3 puanla ayrılmasını bildi. Oyunda ev sahibi ekip üstün görünürken, skor 0–0 iken Giresunspor, bir penaltı atışından yararlanamadı. Karabükspor’a 3 puanı getiren golü, eski Adanasporlu, Beşiktaşlı Ümit Aydın penaltıdan attı. Bu arada transferin son gününde Manisasporlu sağ kanat oyuncusu Sinan Özkan ve Denizlisporlu stoper İbrahim Çelik, Giresunspor’a transfer oldu.

Malatyaspor-Karşıyaka (0–1)

Genç bir ekiple yola çıkan iki takımın mücadelesinde ilk yarıda ev sahibi ekip, Karşıyaka’ya göre daha atak bir futbol sergiledi. Kayısılar’dan Caner ve Serkan Dökme, İzmir temsilcisinin kalesinde tehlike yarattı. Ancak bu ataklar sonuç vermedi ve ilk yarı 0–0 sona erdi.2. yarıya Karşıyaka, daha derli toplu başladı. Yunus ve Cihan'ın baskılı oyunu Malatya'yı sindirdi. Bu futbolcuların attığı şutları Malatya kalecisi Emrah zorlukla önledi. 70'te kazanılan köşe atışını Emre kullandı. 6 pasa süzülen topa iyi yükselen Yunus, kafayla topu Malatya ağlarına yolladı. Yediği golle şok olan ev sahibi ekip beraberlik için bastırdı ancak karşılaşma bu skorla sona erdi. Ayrıca Hacettepeli Ferhat, transferin son gününde Karşıyaka'ya transfer oldu.

Kasımpaşaspor-Adanaspor (1-0)

Adanaspor'un cumartesi günü Kasımpaşaspor karşısında oynadığı futbol herkesi şaşırtmış olacak. Maçın başından sonuna kadar ağır bir savunma, orta alanda tamamlanamayan paslar, gol yollarındaki etkisizlik ve takımca maça konsantre olamamanın cezasını Adana'ya puansız dönerek aldı. Ev sahibi Kasımpaşaspor ise güzel bir oyunla hak ettiği 3 puanı aldı. Özellikle savunması ve orta sahası çok güçlü olan Kasımpaşaspor, daha öncede yazdığım gibi ligin en oturmuş takımı. Sertan Eser gibi çok süratli bir futbolcu ile tehlike yaratmayacakları rakip yok. Bu arada transferin son gününde Adanasporlu eski oyuncu Ahmet Yıldırım, tekrardan Turuncu-Beyazlı ekiple anlaştı.

NOT: Lig analizi, puan durumuna göre yapılmıştır.

 

Yazar: Editor
2008-08-29 10:14:08
http://ul.gcg.gen.tr/x/47db93b.jpg

Tahmini Sezon Sonu Tablosu

Ç.Rizespor
Manisaspor
---------------
Kasımpaşaspor
Karşıyaka
Adanaspor
Boluspor
Altay
Diyarbakırspor
----------------
Erciyesspor
Kartalspor
Sakaryaspor
G.Antep Bş.Bld.Spor
----------------
Karabükspor
Samsunspor
Orduspor
Giresunspor
----------------
Malatyaspor
Güngören Bld.Spor

Birinci gruptaki 2 takım şampiyonluk adayları, ikinci gruptaki 6 takım onların hemen altındaki ekipler,üçüncü gruptaki 4 takım orta üst,dördüncü gruptaki 4 takım orta alt olarak adlandırılırken,son 2 sıra düşme hattı ekiplerinden oluşmaktadır.Şampiyonluk adayım Ç.Rizespor,banko düşme adayım ise Güngören Bld.Spor

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2008-08-29 10:01:46

Sakaryaspor

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/9e01004.jpg

Sakaryaspor,1965 yılında Adapazarı'nda kurulmuş ve ile ismini veren Sakarya ırmağının adını almıştır. 1973–1974 sezonunda 1. Lig'e çok yaklaşan ama Trabzonspor'a geçilen Sakaryaspor, 1980–1981 sezonunda 2. Lig A grubu şampiyonu olarak 1. Lige çıktı. 1. Ligde en iyi derecesini 1981–82 sezonunda 5. olarak yapan Sakaryaspor, 1985–86 sezonunda sondan 3. olarak 2. Lige düştü. Ancak ertesi sezon 2. Lig C grubunda Konyaspor'u averajla geçerek yeniden 1. Lige döndü. Ertesi sene Türkiye Kupası'nda Fenerbahçe'yi 5–1,Beşiktaş'ı 4–0 lık skorlarla eleyerek kazanan Sakaryaspor, ülkemizi Kupa Galipleri Kupası'nda temsil etti. İlk turda Macar temsilcisi Spartakus takımını 2–0 ve 0–1 skorlarıyla geçti. Ancak 2. turda Alman E.Frankfurt takımına 3–1 ve 3-0'lık skorlarla elendi.
1989–90 sezonunda sonuncu olarak 2. Lige düştü. Yeniden 1. Lige 1997–98 sezonunda 2. Lig yükselme maçlarında önce şimdiki ismi Marmaris Bld. Spor olan Marmarisspor'u 3-0, sonra
Erzincanspor'u 4-1, finalde İstanbul Bş.Bld.Spor'u 1-0 yenerek döndü. Ama ertesi sezon sondan 3. olarak 2. Lige düştü. Ertesi sezon Marmara Depremi yüzünden 2. Lig maçlarına çıkmayan kulüp, 2001 yılında 2. Lig A Kategorisine kabul edildi. 2002–2003 sezonunda Sivasspor deplasmanına giderken geçirilen kaza yüzünden yardımcı antrenör Aykut Yiğit ve 2 futbolcusunu kaybeden kulüp, Süper Lige 2003–2004 sezonunda 2. Lig A Kategorisi şampiyonu olarak döndü. Ancak ertesi sezon sondan 3. olarak 2. Lig A Kategorisine düştü.
2005–2006 sezonunda 2. Lig A Kateorisini normal sezonda 4. bitirerek yükselme maçlarına katılmaya hak kazandı. İlk maçta lig 5.si İstanbulspor ile karşılaşan Sakaryaspor, normal süresi golsüz, uzatması 2–2 biten maçta rakibini penaltılarla 5–3, toplamda 7–5 yenerek final oynamaya hak kazandı. Finaldeki rakibi lig 6.sı Orduspor'u 1–0 yenen lig 3.sü Altay oldu. Rakibini 4–1 yenen Sakaryaspor, düşmenin ertesinde yeniden Süper Ligde oynamaya hak kazandı. Ancak, 2006–2007 sezonunda, Süper Lige çıkan kadrosunu büyük ölçüde değiştirmesinin faturasının ağır ödeyen kulüp, Beşiktaş'la 2 maçta berabere kalmasına ve evinde Fenerbahçe ve Trabzonspor'u yenmesine rağmen 22 puanla sonuncu olarak yeniden Bank Asya 1. Lig'e düştü.

Süper Lig dışında oynadığı tüm liglerde her zaman hedefini üst sıralar olarak belirleyen Sakaryaspor'da dış transfer çalışmalarının geçmiş yıllara göre sönük kaldığını görüyoruz.Şu ana kadar alınan oyuncular:Rasim Vardar (Şeker), Levent (Giresun), Evren (Afyon), Hasan Uğur (Antalya), Özgürcan (G.Saray),Ünsal Aka (Adana Demirspor),Gökhan (Ç.Rizespor),Erhan Yılmaz (Boluspor).Takımdan ayrılan oyuncular ise: Erman Ergin (Rize), Ercan Yaman (Denizli), Onur (Altay), Mustafa Pektemek (G.Birliği), Mehmet Uslu (Hacettepe), Yasin Çelik (Kartal), Hüseyin Tok ( Manisa), Ferdi Başoda (Konya),Taner Yapağıcı (Giresunspor) Sedat, Murat,Burak Akdiş (Serbest).

İlk etap kamp çalışmaları için Ankara/Kızılcahamam'a giden Yeşil-Siyahlı ekip, burada oynadığı hazırlık maçlarında Malatya Bld. Spor’u 3–0 yenerken, Marmaris Bld. Spor’a 2–1,Erciyesspor'a da 3–0 yenildi. İkinci etap kamp çalışmalarını da yine İç Anadolu'da yapan Sakaryaspor,İddaa'nın düzenlediği turnuvaya katıldı.Burada da 3 hazırlık maçı oynayan takım,Ç.Dardanelspor'la 0-0,Malatyaspor'la 1-1 kalırken,Konya Şekerspor'a 3-1 kaybetti.Oynanan bu maçlarda göze çarpan isimler ise Sinan,Görkem,Abdülvahit ve Taner Demirbaş oldu.

Ligin ilk haftasında G.Antep Bş.Bld.Spor deplasmanına konuk olacak olan Adapazarı ekibi,ilk yarının son haftasında ise iç sahada Kasımpaşaspor ile oynayacak.

Kişisel Görüşüm

Takımdan çok kilit isimler ayrıldı. Örneğin bir Mustafa, bir Mehmet Uslu, bir Ferdi, bir Burak, bir Erman. Takım adeta tekrar kuruldu. Hazırlık maçlarında uyum sorununu henüz atlatamadığı görülen ekipte, ilk 3–4 hafta sıkıntılı geçebilir. Zamana ihtiyacı olan takımda, uzun vaade de şu an için ne yapar derseniz, kesin bir şey söylemek gerçekten güç.

İsmail Eğriparmak 

Yazar: Editor
2008-08-29 09:48:45

Samsunspor

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/63a63e4.jpg
Türk futbol tarihinde önemli yeri olan ekipler arasında yer alan Samsunspor, 23 sezon ile Türkiye'nin en fazla Süper Lig'de liderlikte kalan 5. takımıdır.
 
Tarihçe:
 
Samsunspor Kulübü 1965 yılında Samsun'da bulunan dört amatör mahalli lig takımının birleşmesi neticesinde oluşmuştur. Bu amatör lig takımları şunlardır; 19 Mayıs, Fener Gençlik, Akınspor, Samsunspor. Böylece Samsunspor Kulübü kurularak profesyonel futbol faaliyetlerine başlamıştır.

Samsunspor, ilk kez 1969 yılında 1. lige yükseldikten özellikle 1980'li yılların 2. yarısında altın dönemini yaşamıştır. Samsunspor kuruluşundan bu güne kadar 2. Lig'de 6 defa şampiyon olup 1.lige yükselmiştir. 1985–89 arasındaki dönemde iki kez lig üçüncüsü, bir kez lig dördüncüsü olan Samsunspor, 20 Ocak 1989'daki ölümcül kaza sonrasında büyük bir çöküntü geçirmiştir. O sezon ikinci yarı maçlarına çıkamamasına karşın TFF'nin sağladığı özel statü ile ligde bırakılan Samsunspor, sonraki 5 yıl içinde 1 ve 2. lig arsında mekik dokudu.
1992–1993 yılında beri birinci ligde arka arkaya 15 sezon geçiren Samsunspor, Anadolu takımları arasında Balkan Kupası'nı kazanan tek takımdır. Samsunspor, 2005–2006 sezonunda Turkcell Süper Ligi 17. olarak tamamlayarak küme düşmüştür.
 
Samsunspor Takımı Hakkında Diğer Notlar:
 
Samsunspor, 1966–69 yılları arasında Türkiye 2. Ligi'nde evinde oynadığı 55 lig maçında yenilgi yüzü görmedi.
Samsunspor, Türkiye 1. Ligi'nde 2. Lig'den yükseldiği sezon en iyi dereceyi elde eden takımıdır. (1985–86, lig 3'üncülüğü.)
Turkcell Süper Lig tarihinde 3 kez gol kralı çıkarmıştır:
Tanju Çolak 1985–86 (Avrupa'da Bronz Ayakkabı) ,Tanju Çolak 1986–87, Serkan Aykut 1999–00
Bir resmi maçta, Türk Milli Takımı 11'ine en fazla oyuncuyu veren Anadolu takımıdır. 12 Kasım 1986'da, 0–0 biten Türkiye-K.İrlanda maçında 4 Samsunsporlu futbolcu ilk onbirde yer almıştır.
Samsunspor, 1985–88 yılları arasında F.Bahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'a karşı çarpıcı sonuçlar almıştır. Bu dönemde Fenerbahçe ile oynadığı 9 resmi maçta yalnızca 1 yenilgiye uğrarken ilk 6 maçtan 5'ini kazanmış ve kalesinde gol bile görmemiştir. Toplamda 14 gol atıp, 3 gol yemiştir. Aynı süreçte Beşiktaş ile oynadığı 7 maçı da kaybetmemiş, Trabzonspor’a ise Samsun'da hiç kaybetmemiştir.
Samsun’da bir basketbol potansiyeli de olmuştur. Karadeniz Bölgesinin Türkiye Birinci Erkekler Basketbol Liginde mücadele eden ilk takımı Samsunspor olmuştur. Yetmişli yıllarda bu başarıyı elde eden takımdır. ( 1972-73’te Birinci Ligde oynamıştır. Karadeniz'in ve Anadolu'nun ilk takımıdır. ) O takımın ilk beşi şu şekildedir; Tansev Mıhçıoğlu- İsmet Badem- Cudi İmamoğulları- İren İmre- Yalçın Gürpınar
İki kere daha 1. TBBL’ye yükselmiş ancak sponsor sorunu nedeniyle son anda bu haklarından feragat etmek zorunda kalmıştır. 2001–02 sezonunda 1.TBL’ye çıkma hakkı elde eden takım tam da ülke genelindeki ekonomik krize denk gelince bu hakkından feragat etmek zorunda kalmıştı. 2004–05 sezonunda ise İsmail Uyanık’ın özel gayretleri eşliğinde takım 1973 yılından sonra tekrar 1. TBL’ye yükselmeyi başarmıştı, hatta fikstür çekimine de girilmişti lakin Uyanık’ın başkanlığı bırakmasıyla birlikte yeni yönetim yeterli desteği göremedikleri bahanesiyle lige iştirak edilmedi.

 
Yeni sezon hedefini ilk 6 olarak belirleyen ekipte,dış transfer çalışmalarının oldukça sönük kaldığını ve giden oyuncuların yerlerinin şu ana kadar doldurulamadığını görüyoruz.Şu ana kadar transfer edilen isimler:Burhan Coşkun ve Volkan Çekiç (K.Erciyesspor) Çağatay Tekin (Hacettepe), Eray Birniçan (Konyaspor),Zafer Şakar (Galatasaray),Gökhan Kolomoç (Orduspor),Veysel Aksu (G.Antep Bş.Bld.Spor).Takımdan ayrılan isimler ise:Emre Balak (Gençlerbirliği) Caner Altın (Konyaspor) Hakkı Hocaoğlu (Adanaspor) ,Ercüment Kafkasyalı (Hacettepe) ,Samet Kılıç (Manisaspor),Feridun (Denizlispor).
 
Yeni sezona Isparta/Davraz'da hazırlanan Samsunspor,burada oynadığı dört hazırlık maçında Karadeniz Trabzonspor'u 1-0 yenerken,Alanyaspor'a 2-1 kaybetti.Ardından yine oynadığı K.Trabzonspor'la bu sefer 2-2 kalan Kırmızı-Beyazlılar,Karşıyaka takımıyla da sahadan yine eşitlikle (0-0) ayrıldı.
 
Ligin ilk haftasında Erciyesspor'u konuk edecek olan Samsunspor, ilk yarının son haftasında ise Adanaspor deplasmanında olacak.
 
Kişisel Görüşüm

Samsun yönetimi ve teknik heyeti, bu seneden umutlu olsa da, takımın bu kadroyla yapacağı oldukça sınırlı. Transfer döneminde genelde genç oyunculara yönelen takımda, Serkan Aykut gibi tecrübeli isimler de bulunuyor. Ancak Serkan'ın da artık yapabilecekleri sınırlı. Caner Altın'ın takımdan ayrılması, takımın ofansif yönünü olumsuz bir şekilde etkiler, keza Feridun'un da ayrılması, Samsunspor sağ kanadının bu sezon sıkıntı yaşamasına neden olabilir. Kısacası Samsun takımından bu sene başarı beklemiyorum; ama gelecek sezon kadrosunu koruyup iki- üç tecrübeli oyuncu transfer ettiği takdirde bu genç isimlerle şampiyonluğun en güçlü adayı olacaktır
.

 

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2008-08-28 20:08:48
http://ul.gcg.gen.tr/x/de024f7.jpg

Şiirin ilahlarından biri daha gitti, İlhan Berk 92 yaşında öldü. Belki doya doya yaşanmış bir hayat gitti kağıt üzerinde yapılan bir hesapla; doksan iki yıl... Ama işte dolu dolu bir hayat da gitti; onlarca yılın bilgeliği, ustalığı, deneyimi, koca doksan iki senenin İlhan Berk'i gitti işte.

http://ul.gcg.gen.tr/x/7d762d2.jpg

Çok şey yazılır, söylenir. Ama onu en iyi tabi ki eserleri anlatır, yaşatır. İlhan Berk ölmedi.

"Ne zaman seni düşünsek bir ceylan su içmeye inecek, İlhan Berk."

Ki o artık evde yok, dağlarda dolaşacak...

Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum

“Güneş cebimde bir bulut peydahladı. taş, kördür diye yazdım. Ölüm, geleceksiz.
Şeylerin yalnız adı var. Ve: 'ad evdir.' (kim söyledi bunu?) dün dağlarda dolaştım, evde yoktum. Bir uçurum bize bakmıştı, uçurumun konuştuğu usumda. Buydu bizim kendine sonsuz olanı duyduğumuz. Nesneler ki zamanda vardır. Terziler çıracısı Hermüsül Heramise'nin pöstekisi her bahar ayaklanırdı. Yağmur yağmamazlık edemez. Taş, düşmemezlik.
Ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur. Otların canı sıkılmaz. Kurşunkalem kendini ağaç sanır. Ufuk, hüthüt kuşu. Seni bilmem, bir söylene dönüşmek içindir dünya.
Onun için başka bir son yok. Bir söylene dönüşmek, bir söylen olmak! Sonsuzluk dediğimiz budur.
Nerden başlasam yine oraya geliyorum. Ben gidiyorum. Ölüme, o büyük tümceye, çalışacağım.
Dün dağlarda dolaştım evde yoktum" (İlhan Berk)

Yazar: Editor
2008-08-28 18:26:36
Orduspor

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/2be5f08.jpg

 

Orduspor; Karadeniz İdmanyurdu, Ordugücü, Ocak Kulübü, 19 Eylül ve Yolaç olmak üzere 5 amatör kulübün birleşmesiyle 1967 yılında kuruldu.1975–1981 ve 1983–1986 arası olmak üzere 9 sezon 1. ligde mücadele etmiştir. En iyi derecesi 1978–1979 sezonundaki 4.lüktür. Bu dereceyle UEFA Kupası'na katılmaya hak kazanan Orduspor, Çekoslovakya'nın (şimdiki Çek Cumhuriyeti) Banik Ostrova takımıyla eşleşmiş ve evindeki ilk maçını 2–0 kazanmıştır. Ancak rövanşı 6–0 kaybederek ilk turda elenmiştir. O sene Avrupa'da maç kazanan tek Türk takımı olarak Türkiye'nin gururu olmuştur. Orduspor taraftar grupları Akıncılar, 52 Genç taraftarlar, MorMenekşelerdir. Lakabı Menekşeler olan Orduspor'un en büyük taraftar grubu Akıncılar'dır.
Atatürk'ün Cumhurbaşkanı olarak ziyaret ettiği ilk futbol kulübü Orduspor'dur.
2004–2005 sezonunda mücadele ettiği 2.Lig B Kategorisinde son 17 maçında hiç puan kaybetmeden şampiyon olmuş ve bu alanda da bir rekora imza atmıştır. 2005–2006 sezonunda 2.Lig A Kategorisinde 6. olan Orduspor, Play Off maçlarında yarı finalde Altay'a 1–0 kaybederek Süper Lige çıkamamıştır. 2006–2007 sezonunda ise ligi 8. sırada tamamlamıştır.
Kadrosunda sayısız yıldız yetiştirmiş ve Türk futboluna armağan etmiştir. Başlıcaları: Kemal Yıldırım, Salih Aydoğan, Üstün Türközer, Arif ve Turgay Güney, Fikret Ayabakan, Yener Çelik, Güven Türközer, Erdoğan Arıca, Tuna Güneysu, Sinan Bayraktar ve Şükrü Bekiroğlu.
 
Yeni sezon hedefini ilk 6 olarak belirleyen takımda dış transferde birçok isme imza attırıldığını görüyoruz.
Transfer edilen isimler: Aytekin, Metin Arslan, Akın Sinan, Ufuk Ateş (Antalya), Hakan Macit (Pazar), Sülayman Fatih Şen, Hakan Eren, Haydar Koç (Kocaeli), Murat Kefeli (Ünye), İlker (Erciyes), Mehmet Deliorman (İstanbulspor), Mehmet Al (Elazığ),Bruno Ferreria (Mumbo Rosa), Jerry Akaminko (Gana),Aslan Darabeyaz (Kazakistan).Takımdan ayrılan isimler ise: Emrah Ekmekçi, Ümit Atalay, Şenol Demirci, Volkan Sarıkaya, Gökhan Kolomoç, Alican, Doğukan, Hakan.
 
3 etaplı kamp çalışmasının ilkini Bolu/Gerede'de yapan Orduspor,burada oynadığı 3 hazırlık maçında 1 galibiyet,2 de yenilgi aldı.Karabükspor'u 2-1 yenen Mor-Beyazlılar,Kasımpaşa'ya 1-0,Ç.Rizespor'a da 2-0 mağlup oldu.İkinci etap kamp çalışması için Ankara/Patalya'ya geçen Orduspor,burada da 4 hazırlık maçı oynadı.Tarsus'u 2-1 yenerlerken,Güngören Bld.Spor'a 2-0 kaybettiler. Boluspor ve Karabükspor'la oynanan maçlardan ise sahadan 1-1'lik eşitlikle ayrıldılar.Son hazırlıklarını kendi tesislerinde sürdüren bu ekip ligin ilk haftasında Diyarbakırspor'a konuk olurken,ilk yarının son haftasında ise Manisaspor deplasmanında olacak.
 
Kişisel Görüşüm
Hazırlık maçlarında görünen tablo, uyum sorununun henüz atlatılamadığı yönündedir. Takımda aynı Malatyaspor gibi bir belirsizlik hâkim. Kalan kısa zamanda yeni teknik direktörün, takımla anlaşması, uyumu zaman alır. Çoğu kişi Orduspor'u üst sıralar için aday gösterse de, ben herkesin aksine Mor Menekşelerden bu sene için bir başarı beklemiyorum. Ligi inişli çıkışlı bir grafikle tamamlarlar.

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2008-08-27 18:24:20

Manisaspor

http://ul.gcg.gen.tr/x/e359c58.jpg

Manisaspor 1931 yılında Manisa'da Manisa Sakaryaspor Gençlik Kulübü adıyla kurulmuştur. Maçlarını 17.000 kişilik Manisa 19 Mayıs Stadı'nda oynamaktadır. 2007–2008 sezonunda Süper Lig'den küme düşerek Bank Asya 1.Lig'de bulunan Manisaspor'un teknik direktörü Levent Eriş'tir.1931 (Bazı kaynaklara göre 1932) yılında ilk kurulduğunda adı Manisa Sakaryaspor Gençlik Kulübü iken daha sonra 1965 yılında Manisaspor, son olarak da 2000 yılında Vestel'in  sponsorluğunda Vestel Manisaspor adını almıştır. 29 Ağustos 2007 tarihinde Vestel sponsorluktan çekilme kararı almıştır.
 
Yeni sezona şampiyonluk hedefiyle başlayacak olan Manisa ekibinde, dış transferde birçok isme imza attırıldığını görüyoruz. Şu ana kadar transfer edilen isimler: İlhan (Diyarbakır), Samet (Samsun), Hüseyin (Sakarya), Bulut (Denizli), Yiğit ve Burak (Adana Demir), Cenk (Antalya), Erman (Kocaeli), Mustafa ve Adem (Beşiktaş), Fatih (Almanya), Ufukhan (Trabzon), Muhammed (Ried), Ömer ve Tufan (Eskişehir), İlker (Young Boys) .Takımdan ayrılan oyuncular ise: Uğur İncaman (Beşiktaş), Burak Yılmaz (F.Bahçe), Selçuk İnan (Trabzon) Celaleddin ve Şener (Konya), Ümit Bozkurt (Hacettepe), Bülent (Altay), Koray (G.Birliği)
 
Üç etaplı kamp çalışmasının ilkini İzmit/Kartepe'de yapan Manisaspor, burada oynadığı 3 hazırlık maçında Giresunspor'u 1–0 yenerken, Diyarbakırspor ile 1–1 kaldı, Adanaspor’a da 1–0 mağlup oldu. İkinci etap kamp çalışması için Kızılcahamam'a geçen Manisa ekibi, burada da 3 hazırlık maçı yaptı. Ş.Urfaspor ve Tarsus'u 1–0’lık skorlarla yenerlerken, Güngören Bld. Spor’a 2–1 mağlup oldular. Son kamp çalışmalarını kendi tesislerinde sürdüren bu ekip, ayrıca TSYD İzmir Şubesinin düzenlediği turnuvaya katıldı. Yarı finalde Karşıyaka'yı eleyen bu ekip, bu sene TFF 2.Lig'in en büyük şampiyonluk adayı olan Bucaspor'a penaltılarla yenildi ve kupayı Bucaspor'a kaptırdı.
 
Ligin ilk haftasında Boluspor deplasmanına konuk olacak olan Manisaspor, ilk yarının son haftasında ise iç sahada Orduspor'u konuk edecek.
 
Kişisel Görüşüm

 

Öncelikle gurbetçi oyuncu Fatih'i (sol kanat oyuncusu) Türkiye'ye getiren Manisa teknik heyetini kutlarım. Bilekler yumuşak, sürat var, asist var, dripling var, kapalı savunmaları açacak çalım var, şut var, kafa toplarına çıkmak bile var... Hazırlık maçlarında oynadığı futbolla kalitesini gösteren Fatih'in ismini bu sene sıkça duyacağız. Ama yine de Manisaspor, takıma faydalı olabilecek isimleri kadrosuna katmasına karşın Burak, Uğur ve Selçuk'un takımdan ayrılmaları onları zorlayabilir. Manisaspor’un son 3–4 yıldaki performansına baktığımızda iç sahada hangi takımla oynarlarsa oynasınlar her zaman favoridirler. Bu sene de iç sahada başarılı bir performans göstereceklerinden şüphem yok. Dış sahada ise çoğu maçta kısır sonuçlara imza atarlar. Ligi de ilk 6 içinde bitirirler.

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2008-08-27 10:59:46

Malatyaspor

http://ul.gcg.gen.tr/x/9d76f64.png
Malatyaspor, Malatya’nın Bank Asya 1.Ligi'nde mücadele eden futbol takımıdır. Sarı-kırmızı renklere sahip olan kulüp maçlarını Malatya İnönü Stadı'nda oynamaktadır.
Kulüp Doğu Anadolu bölgesinden Süper Lig'de mücadele eden ilk takım oldu. Serginho, Carlos, Eder gibi 1982 ve 1986 Dünya Kupası'nın Brezilya Milli Takımı yıldızlarını Türkiye'ye getirerek tarihi bir başarıya imza atmıştır.
Ayrıca Doğu Anadolu'dan ilk defa Avrupa'ya giden Malatyaspor, 4 büyükleri bir sezon içerisinde yenen dört takımdan birisidir.
2004 yılında UEFA kupasında mücadele eden takım İsviçre'nin Basel takımını deplasmanda 2–1 mağlup etmiş, deplasman golü kuralıyla elenmiştir. Kardeş ve dost kulübü Adanaspor'dur.
Malatyaspor Türkiye 1. Liginde (Süper Ligde) hiç şampiyon olamamış fakat 1 defa 3.lük, 1 defa da 5.lik kazanmıştır.

Malatyaspor ve İlkler:

 

  1. Malatyaspor Türkiye 2. Lig'ini Namağlup bitirip 1. Lige yükselen ilk takımdır. (1983–84)
  2. Malatyaspor 4 Büyükler denen Fenerbahçe SK, Beşiktaş JK, Galatasaray SK ve Trabzonspor'un dördünü birden aynı sezonda yenen ilk takımdır.
  3. Malatyaspor Doğu Anadolu Bölgesi'nden 1. Ligde en çok oynayan ve UEFA Kupası ile Balkan Kupası'na katılan İlk ve tek takımdır.
  4. Malatyaspor 1987–1988 sezonunda Ünal Karaman ve Feyzullah Küçük'lü kadrosuyla en iyi sezonunu geçirmiş ve ligin ilk yarısını üçüncü sırada bitirmiştir. Sezonu da 3. sırada bitirmeyi başarmıştır.
  5. Malatyaspor Brezilya Milli Takımı forması giymiş 3 oyuncuyu aynı anda getirtebilmiş ilk Türk futbol takımıdır: Eder, Carlos, Serginho.(Bu oyuncular o dönem Brezilya ile Dünya Şampiyonu olmuş takımda oynayan oyunculardı.)
  6. Malatyaspor'un 1989–90 sezonunda 44 puanla ve şikeyle ligden düştüğü mahkeme sonucu ile sabit olarak ortaya çıkmış ilk Türk futbol takımıdır. Adanademirspor - Boluspor maçında şike yapılarak Malatyaspor'un küme düşmesinin sağlandığı belgelenmiştir. Fakat zamanın tahkim kurulunun tekrar 1. lige dönmesi kararına rağmen devletimizin bu konuda yasal düzenlemeleri ve yaptırımları tam olarak uygulamamasından ve zamanın federasyon başkanı Şenez Erzik'in keyfi uygulaması sonucu 2. ligde oynamak zorunda bırakılmıştır.
  7. Anadolu takımlarımdaki ilk kulüp mağazaları zincirini açmış, ilk dergisini Burak İnan önderliğinde çıkarmıştır.
  8. Malatyaspor Lig şampiyonluğu Kupa şampiyonluğu gibi gözle görülür elle tutulur medyatik başarılar elde edememesine rağmen geçen sezon Manisa'da 4000 taraftarla, Olimpiyat Stadı'nda 30 bine yakın taraftarla, Adana'da 10.000 civarında taraftarla ve 2001'de Antalya'da 15 bin taraftarla maça çıkabilen sayılı Türk takımlarındandır.

Yeni sezondaki hedefini ilk 6 olarak belirleyen Sarı-Kırmızılılarda,transfer çalışmalarının diğer takımlara nazaran daha sakin geçti.Bundaki en büyük pay ekonomik zorluklardan kaynaklandı.Şu ana kadar transfer edilen isimler:Gökhan Caba (Kasımpaşa), Gökhan Bozkaya (Sivas),Eren Özen (Hacettepe),Fatih Sezer (Şekerspor).Takımdan ayrılan oyuncular ise:Serdar Samatyalı (Rize), Atilla Birlik (Tokat), Mehmet Budak (Altay), Tayfun (Boluspor), Emre Yılmaz( Sivas), Muammer Sancaklı (Buca),Zafer Demiray (Karşıyaka),Ulaç (Adana Demirspor)..

Lige iç sahada konuk edeceği Karşıyaka maçıyla başlyacak olan Malatyaspor,ilk yarının son haftasında ise Giresun deplasmanında olacak.

Kişisel Görüşüm

Hazırlık maçlarında iyi bir görüntü sergileyemeyen Malatyaspor’da, şu anda herhangi bir başkan adayının olmaması, takımda ekonomik sıkıntının oldukça yoğun yaşanması ve bu ligin en iyi oyuncularından kabul edilen Mehmet Ayaz'ın ve Burak Akdiş'in takımdan ayrılması sene boyunca Sarı-Kırmızılı ekibi çok zorlayacak. Takımdan ayrılan oyuncuların yerine alınan isimlerin ise, beklenen performansı sergileyip sergileyemeyeceklerini sezon boyunca göreceğiz. Malatyaspor ile ilgili son olarak diyeceğim, takıma ciddi bir takviye yapılamazsa küme düşmesi oldukça muhtemel görünen bir takım.

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2008-08-24 17:25:10

Kasımpaşaspor

http://ul.gcg.gen.tr/x/b63bd2f.jpg

Kasımpaşa Spor Kulübü, İstanbul’da 1921 yılında kurulan spor kulübüdür. Adını taşıdığı semtte bulunan Altıntuğ Kulübü ile Kasımpaşa Terbiye-i Bedeniye Kulübü'nün birleşmesiyle kurulmuştur.1942 yılına kadar Altıntuğ adını taşımıştır. 1939–1945 ve 1946–1958 yılları arası İstanbul 1. liginde, 1959–1964 arası Türkiye 1.Ligi'nde oynamıştır. En büyük başarısı 1961–62 sezonundaki beşinciliktir. 1963–1964 sezonu sonunda sonuncu olarak 2. lige, 1967–68 sezonunda 3. lige ve 1978–79 sezonunda amatör kümeye düştü. Lacivert-Beyaz renklere sahip olan kulüp maçlarını Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan Stadyumunda oynar. Daha önce Süper Lig'de oynamış olan kulüp, 2004/2005 sezonunda 3.Lig'den TFF 2.Ligi'ne, 2005/2006 sezonunda ise TFF 2.Ligi'nden Bank Asya 1.Ligi'ne yükselerek büyük başarı göstermiştir. 2007 sezonunda da Altay'ı finalde yenerek Play-Off şampiyonu olarak Turkcell Süper Lige çıkmışlardır. Turkcell Süper Ligini bu sezon 17. sırada tamamlayan Kasımpaşa, Bank Asya 1.Ligi'ne düşmüştür. Kasımpaşa Turkcell Süper Ligin En Saygın Takımı Secilmiştir. Kasımpaşa, 24.02.2008 tarihinde Ali Sami Yen Stadyumunda oynanan Galatasaray maçında 45+2'de Erhan Küçük'ün attıgı frikik golüyle Galatasaray'ı 1– 0 yenerek büyük bir sürpriz yapmıştır.
Futbol dışında boks ve güreş dallarında faaliyet gösteren kulüp, özellikle güreş alanında başarı elde etti. Gazanfer Bilge, Mehmet Oktay ve Ahmet Kireççi (Mersinli Ahmet) gibi güreşçiler uluslararası turnuvalarda birincilikler kazandılar. Bu yüzden kulübün armasında ay-yıldız kullanılmasına izin verildi.
 
Yeni sezondaki hedefini tekrardan Süper Lige dönmek üzerine oluşturan takımda transfer çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Şu ana kadar alınan oyuncular: Sertan Eser (İstanbul Bş.Bld.Spor), Batista (Konya), Özgür Karakaya (Karşıyaka), Onur Çubukçu (Diyarbakır), Özgür Kart (Regensburg /Almanya), Yavuz Onuk (Karsruhe), Gürol Azer (Diyarbakır).Gönderilen isimler ise:Özgür Öcal (Eskişehir), M.Ali Şirin (Karabük), Halit, Sergio, Ademoviç, Göksel Akıncı (Serbest)
 
Yeni sezon hazırlıklarının ilk etabını Bolu/Gerede'de yapan Kasımpaşaspor, burada oynadığı 3 hazırlık maçında Orduspor'u 1-0 yenerken, Rizespor ve Karabükspor'a da aynı skorlarla (1-0) mağlup oldu.İkinci etap kamp çalışmaları için İzmit/Kartepe'ye geçen Lacivert/Beyazlı bu ekip, burada da 3 hazırlık maçı oynadı.Kocaelispor'u 4-2 yenen bu takım, G.Antep Bş.Bld.Spor ile 1-1 kalırken, Bursaspor'a ise 3-0 mağlup oldu. Son hazırlıklarını İstanbul'da sürdüren Kasımpaşaspor, İstanbul takımlarını karşı karşıya getiren Haliç Kupası turnuvasında 2 maç oynadı. Yarı finalde Eyüpspor'u 3–1 yenen Kasımpaşa, finalde ise Alibeyköyspor'la normal süresi 1–1 biten maçın ardından Haliç Kupası'nı penaltılarla Alibeyköyspor'a kaptırdı.
 
Lige iç sahada konuk edeceği Adanaspor maçıyla başlayacak olan Kasımpaşaspor,ilk yarının son haftasında ise Sakaryaspor deplasmanına konuk olacak.
 
Kişisel Görüşüm
Süper Lig deneyimli oyuncuları kadrosunda bulunduran takımda, iskelet kadro korundu, bunların üzerine de önemli sayılabilecek birkaç takviye yapıldı. Teknik direktör Uğur Tütüneker'in hem takımını hem de ligi tanıması, Kasımpaşa ekibi için bir avantaj. Sinouh’un takıma geri dönmesi, Sertan ve Özgür gibi forvet oyuncularının yanı sıra Erhan, Alparslan, Fatih Akyel, Batista gibi isimlerin de kadroda bulunması, Kasımpaşaspor’un bu ligin favorilerinden olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ayrıca geçen sene son birkaç maç dışında maçlarını hep Atatürk Olimpiyat Stadyumunda oynayan Kasımpaşa, bu sene kendi evine dönüyor. Süper Ligde birçok maçta kısır sonuçlara imza atan bu ekipte bu sene yapılan transferler takımın ofansif verimsizliğini azaltmak amacı güdüyor. Kasımpaşaspor’un sahasında genel olarak iyi oynayan bir takım olduğunu belirtiyor ve ligde ilk 6 sıra içinde yer alacaklarına inanıyorum.

 

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2008-08-24 12:05:22

Kartalspor

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/f36ec1c.jpg

Kartalspor, ismini İstanbul'un Kartal ilçesinden almış olan futbol kulübüdür. Bordo-beyaz renklere sahip olan kulüp, maçlar