2017-12-01 10:00:37
Bu tarz bir tribün muhalefetinin içinde veya yanında olmayacağız.
Yazar: Editor
2017-11-19 12:10:08

Her iki takımın da kazanabilleceği bir maç oldu bu.

Özellikle ilk yarı maçı koparabilirdik. 

Ama Magaye sendromu devam ediyor.

Bir var üç yok kendisi.

Hep olsa durum çok farklı olurdu.

İkinci yarıda, oyuncu değişiklikleri galiba takımı olumsuz etkiledi.

Hoca, bu kez isabetli değişiklikler yapamadı.

Yani görünen o oldu.

Neticede şimdi maç sonuna göre konuşuyoruz.

Acaba Bahattin yerine Magaye çıksaydı, daha etkili mi kalırdık sahada?

Sercan Kaya bu kadar top ezmeseydi filan.

Neyse.

Çıkışta olan bir takımdan o 1 puan da iyidir.

Hele Samaras o golü kaçırdı ya! Bu durumda şu tek puan bir hediye gibidir.

Sevdiğimiz Engin İpekoğlu ile kardeşçe bir bölüşüm oldu diyelim.

Engin Hocanın önü açık olsun, diyoruz.

Önceki haftalara göre daha derli toplu oynayan Adanasporun da yolu yine şampiyonluk olsun diye bitiriyoruz.

Güzel Yurdum Adanasporum! 

Yazar: Editor
2017-10-28 12:02:13

Yapayalnız bir Adanaspor.

Her yerde yapayalnız.

En çok da hoca açısından yapayalnız.

Bu maç da bir Kemal Kılıç faciası olarak kayda geçti.

Takımın başında kimden yana olduğunu kestiremediğimiz, anlayamadığımız biri var. Hoca değil, adamın biri.

Kendini Gökhan M ile sahaya çıkmak zorunda hisseden bir acizlik abidesi.

Didi ve Renan F ile oynamak mecburiyetinde olduğunu zanneden bir direktör faciası.

Hoca be, bu işte haysiyetinle çekip gitmek de var.

Bunu neden düşünmüyorsun yahu?

Dört gol yedik.

Üçü müthiş Gökhanın bölgesinden geldi. Ne olacaktı ki?

Maçı koparan ikinci gol, iki laubali futbolcu Didi ve Renan arasından yuvarlana yuvarlana gitti.

O Renan ki maç boyunca ileriye bir tek top atmadı. Bir tek top atmadı ileriye, bir tek top atmadı! Ve oyunda kaldı.

İleriye gitmeyi düşünen sadece iki adam vardı Koman ile Oğuzhan, onlar da ikinci golden sonra oyundan alındı?

Hoca! Kimden yanasın, söyle!

Oğuzhan ki savunmaya gelip top alıyordu, ama ileride bir başka Oğuzhan olmadığından pası kendine atamıyordu.

Maçın özeti şu:

Kemal Kılıç, Didi, Renan F ve Gökhan Meral takımın ağzına sıçtı bıraktı. Diğerleri berbatlığın figüranlarıydı.

Ama acilen şu boktan dörtlü: Didi, Renan, Gökhan Meral ve Kemal Kılıç kapının önüne konmalı. Hemen, şimdi... 

Neticede,

Her şey kötü, fena, berbat, rezil, rüsva ama her şey…

Kimse kaşığım ak demesin.

Yazar: Editor
2017-09-28 14:12:02

Yanlış anlaşılmasın,

Gökhan Merali günah keçisi ilan etmedik.

Bu sahnenin en masumu odur; hoca, yönetim futbolcu üçgeninde. (Çıkıyor, gücünün ve yeteneğinin yettiğini yapmaya çalışıyor GM. Hatta riskli bir cümle kurayım, Renan F.nin takıma verdiği zarar, Gökhanınkinden kat kat fazladır. Çünkü Renan F o yeteğinin gereğini garip ve çağ dışı bir yatay ve geri futbol zihniyetiyle yapmaz oluyor.)

Hazin olan, G.M.nin bu seviyeye transfer edilmesi, 

durumun fark edilmemesi

ve Kemal hocanın ondan ısrarla bir şeyler beklemesidir.

Bir futbolcuyu böyle zorlu bir görevde yıpratmanın ne manası var?

Üstelik ondan beklenen işi şu vasat takımda bile yapacak en az beş topçu varken.

Beş dedim, çünkü al gençlerden birini, örneğin sahaya sür Fıratı bundan kötüsünü yapma ihtimalı sıfırdır. 

Takımın başına hak eden biri gelsin.

O formayı yeteneği ve çabasıyla hak eden giysin. 

Lütfen!

Burası Adanaspor!

Herkes şapkayı önüne koyup bir düşünsün. 

Yazar: Editor
2017-07-12 05:55:01

Samicanın gittiği haber var.

Yolu açık olsun.

Elinden geleni yaptı.

Fazlasını yaptı.

Canını dişine takıp oynadı...

Keşke Süper Lige gitseydi, onun için daha çok sevinirdik.

Hayrullahın da gideceği konuşuluyor.

Onun için de iyi olur.

Adanaspor kalesi için ise çok fark etmez.

Cem de gidecek deniyor.

Çokça forma şansı bulmasına rağmen bir türlü beklenen çıkışı yapamadı, kabuğunu kıramadı.

Gidiyorsa yolu açık olsun, gönlüne göre olsun.

Gitmiyorsa artık bu sezon o yeteneğinin hakkını versin...

Bir de sağ bekimiz var...

EU.

Lütfen gitsin...

Gittiği yerde kalıcı olsun...

Bu arada takım hala teknik direktörsüz...

Fark etmediğimizi zannetmesinler... 

Yazar: Editor
2017-06-19 23:08:21

Bize kahır olan transfer dönemi başladı ya!

Şimdi şu cümlelere hazır olalım.

  1. Piyasanın durulmasını bekliyoruz.
  2. Maliyet çok yüksek, havalarda uçuşuyor.
  3. Menajersiz futbolcu arıyoruz.
  4. Nokta transfer yapacağız.
  5. Daha zamanımız var.
  6. Aceleye gerek yok.
  7. Başkanımız tek.
  8. Kulübü sahiplenmiş.
  9. Adanada yalnız.
  10. Gereken transfer yapılacaktır.
  11. Para verin transfer yapılsın…

Sahi yahu! Bir de böyle bir laf var, para verin transfer yapılsın… diye bir laf…

Ama tam bu esnada daha güzel bir laf var. Madem parayı biz vereceğiz transferi de biz yaparız kulübü de biz yönetiriz. Parayı bulmak, transferi yapmak, takımın ve camianın başını eğdirmemek yönetimin sorumluluğudur.

Yoksa işimizin adı ne?

Çok uzatmamalı! Önce gerçek bir teknik direktör bulmalı. Gerçek, hakiki!

(Kariyersiz hiçbir ismi desteklemeyeceğiz, bekleyelim, belki iyi çıkar diye bakmayacağız. Herhangi bir kredimiz olmayacak. Kendini ispat etmesini beklemeyeceğiz. Kendini ispat etmiş bir hoca bekleyeceğiz. Berberliği yine tepemizde öğrenmeye çalışmasına tahammül etmeyeceğiz. En son olur da başarırsa, işini yaptın diyeceğiz.)

Sonra süper lige dönmemizi sağlayacak o kadroyu bir an önce kurmalı.

Çünkü işimiz bu! Sadece bu.

Adanaspordaki varlığınızın başka bir nedeni yok çünkü.
Yazar: Editor
2017-06-13 05:17:30

Geç Bulduk Çabuk Kaybettik Sezonu Üzerine

Ama sizin açınızdan en dramatik olan da o tertemiz şampiyonluk kupasını siyasetin ellerinde tozlandırmanızdı.

Sezon boyunca tribünün yolunu bilmeyen ve tribünden de gereken tepkiyi net olarak alan siyasete o şampiyonluk kupasını kaldırttınız.

Sonra yine sezon boyunca görünmedi o siyaset.

Düştük, yine görünmediler.

Zaten görünmemesi yeğdi.

Yoksa göründüler de biz mi göremedik?

O zaman pardon.

Yoksa şampiyonluk aslında onu eseri miydi? O zaman pardon.

Ne oldu?

İşte bu tür şaibeler oldu. Sizin onca emeğinize de yazık oldu.

Sonra o vakanın ardından küçük bir domino etkisiyle kimi manevralar oldu ki bunun takımla bir ilgisi yok şahsın kendi sorunu olarak kayıtlarda kaldı.

Ama siz de haklı olabilirsiniz. O kupayı siyasete kaldırtmayacak bir şansınız olmayabilirdi.

Bu son cümle de bu manada sizi azıcık kurtarmaktadır.

Bunu da ders olarak kenara kaydetmek mümkün.

Yeni sezonda yine şampiyon olunduğunda o kupaya sıkıca sarılırız belki.

Her manada!

Yazar: Editor
2017-06-05 19:29:37

Geç Bulduk Çabuk Kaybettik Sezonu Üzerine

Adanasporun böyle yıldırım hızıyla düşmesinde biri doğrudan diğeri de dolaylı olmak üzere temel iki sebep tespit edebiliriz.

İkincisi birincisini pohpohlayıp cesaretlendirdi zira.

Öyle ki, ilk 6 içinde kalacağız yanılgısının mimarları arasında olundu.

Başkanın bu manada, topçu kalitesine dair evet yanıtını bekleyen sorularına evet dendi örneğin.

Oysa o sorulara Hayır demek, bu topçularla paraşütsüz düşeriz demek bir Adanasporluluk işiydi.

Birincisi hemfikirizdir ki yönetemeyen, basiretsiz ve liyakatsiz yönetim. O liyakat ki kendinde olduğunu zannetmekle olmuyor.

Bu sezon ne çok takke düştü, ne çok kel göründü.

İkinci ise Türkiyenin de temel sorunu olan o yandaşlık müessesesidir.

Kralda çok kralcı olmak, eleştirememek, razı olmak, sorunları görmezden gelmek, görüp de bir türlü diyememek, bir tür biat klanı oluşturmak, eleştirenleri kışkırtıcılıkla suçlamak…  

Keşke bunun yerine yönetimi uyarsalardı. Eylem, hiç olmazsa işe yaramış olurdu.

Umarız ki onlar da bu sezondan bir ders çıkarmıştır kendilerine. Neyse.

Biz kendi özeleştirimizi de yaparız burada, yaptık da; ama oturduğun yerden kışkırtıcılıkla suçlamak en basit ifadeyle nahoş bir işti.

Dileriz yeni sezonda bu tavrın tercihi hakikaten, kalplerinde hissettikleri gibi, Adanaspor olur.

Nedir?

Söz konusu bir inatsa;

inadına başkancı olunmaz,

inadına Adanasporlu olunur.

Yazar: Editor
2017-04-10 09:40:08

 soccer art ile ilgili görsel sonucu

Yazılacak, söylenecek,  çizilecek bir şey yok.  

Zaten dünkü yazımda da belirtmiştim Rize kazanacak diye.  

Dolayısıyla puan almamız bile benim gözümde mucizenin üzerindeki mucize olurdu. 

Tabi bazen renktaşlarım bana serzenişte bulunuyor neden ümitli konuşmuyorsun, hevesimiz kalmıyor gibisinden. Birincisi ben kâhin değilim zaten ama iyi bir Adanasporluyum, yıllardan beri de çok az maçta yanılmışımdır.

Her zaman eldeki verilerden yola çıkarım.

Yoksa oturduğu yerden herkes yazar, taraflı yorumlarda bulunur.

Kısacası bu takımı ne kadar sevsem de maç yazılarında objektifliğimden asla ödün vermem.

*Gelelim bundan sonrasına.

Kalan yedi hafta nasıl geçecek onu düşünüyorum.

Resmen averaj takımı olduk.

Her takım bizimle oynamadan +3 ekliyor.

Özellikle Beşiktaş maçını bırakın izlemeyi o günün gelmesini bile istemiyorum.

O günkü skor tamamen Beşiktaşlı oyunculara bağlı.

Kaç tane atmak isterlerse o kadar atacaklar.

*Kötü yönetim, kalitesiz ve yeteneksiz Brezilyalılarla berbat bir sezon bir an önce sonra ersin de bizler de artık kurtulalım.

Tabi vasatın altındaki ESKİ teknik adama da değinmeden geçmeyeceğim. Vinicius yedek, Itandje yedek, Reynaldo yedek.

Haftalardır ne yapmaya çalıştığını ben anlayamıyorum. Bir takımın kadrosuyla bu kadar da oynanmaz. Çok geç kalınmış bir gidiş oldu onun gidişi… Hasar dolu, yıkım dolu…

*Bundan sonraki yazılarım ise ağırlıklı olarak alt ligler olacak.

Son haftalara giriyoruz artık. 

En azından izlerken, takip ederken keyif alıyorum. 

İsmail EYRİPARMAK

Yazar: Editor
2017-04-03 04:32:45

* Süper Ligde artık sonlara doğru yavaş yavaş geliyoruz. Galatasaray-Adanaspor maçından sonra son sekiz haftaya gireceğiz. 

* Ligde 46 puanla dördüncü sırada yer alan ev sahibi konumundaki Galatasaray, bu maçı kazanması durumunda ezeli rakibi Fenerbahçeden üçüncülük koltuğunu tekrar alacak.

* Özellikle Medipol Başakşehirin Akhisar deplasmanındaki yenilgisi sonrası Galatasaraylı oyuncuların bu maça daha motive çıkmasını ve ekstra iştahlı çıkmasını bekliyorum. 

* Milli arada iyi oynayan Ahmet Çalıkın formu iyi. Podolski de Milli takıma veda maçında harika bir gole imza attı ve moralli döndü.

* Ev sahibi takımda sakat olan Serdar Aziz ve ligin ilk yarısında Adanada oynanan maçta takımının golünü atan Bruma kadroda yer almıyor. 

* Temsilcimiz Adanaspor ise beş maçlık seri yenilgiler sonrası içeride Akhisarı yendi ama maalesef hala küme düşmenin en büyük adaylarından birisiyiz.

* Üstelik Magayeden sonra en skorer isim olan Roni de Akhisar maçında son dakikada sarı kart görerek bu maçta cezalı durumuna düştü. 

* En önemlisi de ligin deplasmanda en az puan toplayan üç takımından birisiyiz.

* Tüm bunların yanında Fenerbahçe maçı öncesindeki gibi bir heyecan bir motivasyon ben bu hafta takımımızda maalesef göremedim. Dolayısıyla bugün işimizin çok zor olduğunu söyleyebilirim.

* Tek hedefi lig ikinciliği olan Igor Tudorun öğrencileri umarım yanılırım ama bence hata yapmayacaklardır.

* Skor tahminim, ne yazık ki 3-1...

İsmail Eyriparmak

Yazar: Editor
2017-03-18 23:03:34

* Ligin alt sıralarını yakından ilgilendiren mücadelede Akhisarı yenerek az da olsa ümitlendik.

Ama yine de geç gelen 3 puan oldu bu.

Sene sonunda Konya, Karabük maçlarındaki puanları çok arayacağız gibi.

Çünkü bu iki takımı da çok da iyi oynamadıkları haftalarda yakalamıştık.

* Açıkçası rakip eski gücünden çok ama çok uzaklaşmış.

Giden oyuncuların yerleri doldurulamamış vasat bir takım benim gözümde.

Hani puan avantajları var evet ama alttaki takımlar ( G.Antep, Adana, Rize ) reaksiyon gösterirlerse Akhisarı aşağıya çekebilirler.

* Son haftalara oranla daha iyi bir takım görünümündeydik.

Pozisyonlar da bulduk ama Akhisar kalecisi de bugün iyi günündeydi bence.

Yine de son düdük çalmadan maçlar tamamlanmıyor.

Son dakikada Vaz Te golünü atmış olsa bugün 1.Lig için hazırlık yapıyor olacaktık.

* Bireysel performanslara bakacak olursak Roni bugün sivrilen isim oldu. Ahmet Dereli kendisine verilen şansı bence golünü atarak iyi değerlendirdi yalnız bulduğu bir pozisyon daha vardı ki kaçırmak daha zordu.

Neyse ki telafi etti.

* Cem bence daha erken oyundan alınmalıydı.

Digao biraz daha hareketliydi.

Ceza sahası içinde bulduğu pozisyonda golünü atmış olsa maçı koparacak ve rakibin direncini tamamen kıracaktı.

Magaye bence Reynaldo olmadığında daha etkili.

Reynaldo demişken de bugün 18 de yoktu (!) 

* Artık son 9 hafta.

Akhisar maçı kayıpsız atlatıldı ama Galatasaray ve Rize maçları bizim kaderimizi belirleyecek maçlar.

Bu iki maçtan en az 4 puan almak şart. Ümidimiz az evet ama matematiksel bitene kadar zorlamaya ve destek olmaya devam.

İsmail EYRİPARMAK

Yazar: Editor
2017-03-16 22:02:38

*Adana kenti olarak kötü bir haftayı geride bırakıyoruz.

Sevgili Refik Gülün eşi Belkıs Hanımın vefatı ile zaten yıkılmıştık arkasından gelen Adana Demirsporlu Yastık Dayının vefatı ile üzüntümüz daha da arttı.

İkisine de tekrardan Allahtan rahmet diliyorum. 

Akhisar maçına gelecek olursak...

Aslında söylenecek pek bir şey kalmadı.

Önceden heyecanla değişik bir hevesle maç analizi yapardım ama ligden ümidini kesmiş bir takım hakkında inanın ne yazılır çizilir bilmiyorum.

Antep maçı öncesine kadar Adanaspor, beş maçta yenilmeyen tek takım iken Antep maçıyla birlikte beş maçtan puan alamayan tek takım oldu.

*Dolayısıyla Adanasporlu futbolcular büyük bir özgüven kaybı yaşıyor.

Eğitim bilimlerinde "Öğrenilmiş Çaresizlik " kavramı vardır.

Bu kavram kişinin herhangi bir durumda çok sayıda başarısızlığa uğrayarak, bir şey yapsa da hiçbir şeyin değişmeyeceğini, olayların kendi kontrolünde olmadığını, o konuda bir daha asla başarıya ulaşamayacağını düşünüp, bir daha deneme cesaretini kaybetmesidir.

İşte bizdeki durumda aynen budur.

Kısacası " Öğrenilmiş Çaresizlik " aslanı kediye çeviriyor, kazanmayı değil, kaybetmeye katlanmayı öğretiyor.

*Takımı bu enkazdan kurtaracak kişi aslında başkan Bayram Akgüldü.

Fakat bu aralar o da zamanını garip Tweetler atarak geçiriyor.

Oysaki Perşembenin gelişi Çarşambadan belliydi.

Hiçbir şey için geç kalınmamıştı, Osmanlı maçından sonra Başkanın yumruğu masaya vurması gerekiyordu.

Ama bunları yapmadı ya da yapamadı.

*Bugünkü yazımın son sözü ise futbolculara olacak... 

Kendinizi aşmak, daha büyük yaşamak isteyenler için bir yol haritasıdır.

Sloganınız: Hayatta ya tozu dumana katarsın ya da tozu dumanı yutarsın. 

Dr.Feldenkraisin, "Amacımız, imkânsızı mümkün, mümkünü kolay, kolayı da zarif ve zevkli yapmanın yollarını bulmaktır."

Bu özdeyiş size ilham vermelidir.

İsmail EYRİPARMAK

Yazar: Editor
2017-03-03 19:15:51

Son Kurşun

Turuncu Beyazlı ekibimiz Levent Şahin Hoca ile ikinci yarıya iyi başladı ancak arkasını getiremedi.

Son 3 haftayı puansız kapatmamızın yanı sıra 10 gol kalemizde gördük.

Ve saman alevi gibi parlayıp biten bir dönem yaşadık. 

  • Oysaki 
  • Antep maçından önce 
  • ateş hattından tam çıkacağız derken 
  • şu an sınırın 
  • 8 puan aşağısına düştük.

*Haftalar geçiyor ve maalesef çember daralıyor.

Bundan sonraki haftalar ise daha zor olacak. 

*Konuk Konyasporda da aslında işler yolunda gitmiyor.

Son 8 haftada tek galibiyet aldılar.

Ancak geçen hafta Trabzon maçında eskiye oranla daha derli toplu göründüler.

Hafta içi kupa maçında ise Sivastan avantajlı skorla döndüler. 

  • Dolayısıyla 
  • Konyanın tek hedefi 
  • Kupada önce yarı finale 
  • daha sonra da  finale yükselmek.

Ligde ise kaybedecek bir şeyleri yok.

Ama biz kaybedersek ligi Adanaspor olarak noktalamış oluruz.

  • Sözü uzatmadan 
  • teknik heyet, 
  • futbolcular, 
  • yönetim 
  • ve taraftar 
  • bu maçta birlik olup 
  • herkes elinden gelenin en iyisini yapmak zorunda!

*Artık silkelenme zamanı.

Levent Şahinin " Kebap gibi takım olacak " dediği takımı pazar günü görmek istiyoruz. 

Bu maçı kazanalım ve az da olsa ümitlenelim. 

İsmail EYRİPARMAK

Yazar: Editor
2017-02-25 21:28:59

*Adanasporun Alanya deplasmanında aldığı vahim yenilgi işe ciddi bir boyut kazandırdı. Artık hepimiz biliyoruz ki Adanasporun bu saatten sonra içinde bulunduğu kaostan kurtulması çok zor.

Dünkü yazımda belirttiğim gibi hareketli, hızlı bir oyun oldu ama oyunu domine eden bir Alanya takımı vardı.

Kadroda Vierayı gördükten sonra Twitter hesabımdan da maçta penaltı olacağını bile yazdım.

Çünkü Viera bunu hep yapıyor Rize maçında da gereksiz faulü sonrası kalemizde golü görmüştük.

Maç için söylenecek pek bir şey yok.

Daha önemli konulara değinmek istiyorum.

*Şimdi Levent Hoca bir kurtarıcı mıydı?

Bir teknik direktörün tek başına herhangi bir takımı kurtardığının bir örneği daha var mı futbol tarihinde?

Doğaldır ki kurtarmaktan ne anladığınız da önemlidir.

Bugün gelinen noktanın sebeplerini başka yerde aramak gerekmez mi?

*Futbol, sanıldığı gibi tek adamların sihirli değneğini kulüplere dokundurması sonucu yetkinleşen bir etkinlik değil.

Birçok farklı parametresi vardır.

Teknik adam, futbolcular, yönetim ve daha birçok yan etkenin birbiriyle örtüşmesi sonucu önce kurumlaşma ve hemen arkasından da saha içi başarıları gelir. 

*Bu bağlamda Levent Şahinin Adanasporda yaptıklarını sadece ona bağlayarak en önce Adanaspor kurumuna haksızlık ediliyor.

Eğer saydığımız unsurlar içerisinde en büyük pay kime düşer diye bir soru anımsayacak olursak yanıtı yönetimdir diyorum ve bugünkü yazımı da burada noktalıyorum.

İsmail EYRİPARMAK

Yazar: Editor
2017-02-16 18:27:56

Osmanlısporu Neden Yeneceğiz?

Sebeplerimiz kısaca şöyle:

1. Sezon başından beri oynadığımız umut verici oyun

2. Futbolcuların inancı

3. Taraftarın Onlardan daha çok inancı

4. Yönetimin geç de olsa taraftarla arasını kısmen düzeltmesi

5. Levent Hocanın beklediğimizden iyi çıkması

6. O üç puana onlardan çok ihtiyacımızın olması

7. Adanaspor isminin tüm sebeplerin üstünde olması

*Nasıl yeneceğimiz de teknik kadronun ve futbolcuların sahada vereceği cevapta saklı olsun.

Olgun Memili

Yazar: Editor
2017-02-13 13:40:35

*Süper Ligde üst sıralardan ziyade alt sıralarda inanılmaz bir mücadele başladı. Haftalar ilerledikçe can havliyle takımlar puanlar almaya başladılar.

*Kayserispor, teknik direktör Sergen Yalçın ile inanılmaz bir ivme kazandı ve bu performanslarıyla ligden zor düşerler! Devre arasında katılan isimler takımı bir hayli toparladı ve moral motivasyonları çok üst düzeyde.

*Alanyaspor, son haftaların formsuz takımlarından olan Gençlerbirliğini yenerken zorlanmadı. Başkent ekibine kan değişikliği şart bu şekilde giderlerse bence düşmenin adaylarından birisi olurlar. Alanya kazandı kazanmasına ama onlar için ise kararımı haftaya Trabzon deplasmanında vereceğim.

*Akhisar ve Rize arasında oynanan maçta ise gülen ev sahibi oldu. Sonucunu merak ettiğim karşılaşmalardan birisiydi bu. Maçın başında attığı golle Akhisar kazandı ve biraz olsun rahat nefes aldı. Rize ise günü gününe tutmayan takımlardan. Dolayısıyla düşmenin yine adaylarından olacaklar.

*Kasımpaşa ise şampiyonluk adaylarından olan Başakşehire karşı bulduğu pozisyonları gole çevirdi desek yanlış olmaz. Bu galibiyetle Kasımpaşa da rahat nefes alırken, Başakşehir ise zaten 200-300 kişiye karşı oynuyor. Açıkçası şampiyon olmalarını zaten istemem olmayacaklar da.

*PTT 1.Liginde haftanın en flaş skoruna Manisaspor attı. Eskişehir deplasmanında rahat kazanırlarken biz bu ligden düşmeyiz dediler. Bence de düşmezler. Maçta en dikkat çeken isim Manisalı İsmail Haktan Odabaşı olurken Eskişehirdeki Jerry Akamingo günün en vasat ismiydi.

*TFF 2.Ligi Kırmızı Grupta ise haftanın maçı Gümüşhanede Gümüşhane ile Ankaragücü arasında oynandı. İlk maçta olduğu gibi kazanan 2-1lik skorla Gümüşhane oldu. Ve şampiyonluğa doğru emin adımlarla ilerlemeye başladılar.

İsmail EYRİPARMAK

Yazar: Editor
2017-02-10 11:11:21

Gümüşhane-Ankaragücü 

Bu hafta sonu TFF 2.Ligi Kırmızı Grupta öyle bir maç oynanacak ki... 

Sonucunu merakla beklediğim karşılaşma Pazar günü saat 13.00te Gümüşhanede Gümüşhane ile Ankaragücü arasında oynanacak. 

Şu an lider Ankaragücü ama Gümüşhanenin bir maçı eksik. Gizli lider konumundalar.

Aslında Gümüşhane puan farkıyla lider olabilirdi ama Türkiye Kupası bence zaten kısıtlı olan kadroyu çok yordu.

Gereksiz bir şekilde kupaya da odaklandılar ve Ankaragücü de bu durumu iyi değerlendirdi.

Kadro kalitelerine bakınca aslında çok fark yok. Ankaragücünde Muharrem Ozan Cengiz, Erhan Şentürk, Emre Kara gibi isimler dikkat çekerken Gümüşhanede ise Ali Özgün, Rıdvan Koçak, Hakan Çalhanoğlunun kardeşi Muhammed Çalhanoğlu gibi isimler dikkat çekiyor. 

Her iki takım taraftarının yoğun ilgi göstereceği maçı ben de takip etmeye çalışacağım. 

Kazanan çok büyük ihtimalle ligi şampiyon olarak bitirecektir.

Bu arada ligin ilk yarısında oynanan maçı Gümüşhane, Ankarada 2-1 kazanmıştı. 

Her iki takıma da başarılar dilerim.

İsmail Eyriparmak

Yazar: Editor
2016-12-31 08:03:00

Muktedirin herhangi bir karşı sese tahammülü yok.

Eleştiriye tahammülü hiç yok.

İstiyor ki

herkes ya yandaş olsun

ya da yalaka...

Veya sussun,

otursun.

Nedir?

Ahmet Şık, bir sebeple yine tutuklandı.

Kim şaşırdı?

Gazeteciler içeride,

boyacı badanacı tayfası da internette, Tvlerde ve gazetelerde...

Hayatın her bir yerinde böyle bu, ne yazık ki...

Muktedirin göremediği şu:

Son kişi kalıncaya dek

bu hak hukuk adalet özgürlük insanca ve ortak yaşama mücadelesi

s ü r e c e k. 

Son tahlilde Ahmet hâlâ Şık...

Çıkacak, yine yazacak. 

Ötesi pespayelik... 

Yazar: Editor
2016-12-09 20:54:42

Durum bu şeklide devam ediyorsa süper ligde

O zaman 

ligden çekilmeyi tartışmalıyız.

Hiç olmazsa

İsyan ederek

düşmüş oluruz.

Adam yerine konmayarak

değil.

Yazar: Editor
2016-12-04 18:50:48

Yenildik.

Sürpriz bir sonuç olmadı.

Maç için söylenecekler bu kadar.

Ancak iki ayrıntı var.

1.Bu kadro hakikaten yüreğiyle oynuyor.

Olup olacağı bu!

Bu yüzden bu takımı protesto etmenin bir anlamı yok.

2.Federasyon her hafta en berbat hakemi Adanaspor maçlarına nasıl yollarızın deneyini yapıyor.

Her hafta daha berbat bir hakem,

her hafta

daha berbat bir hakem,

her hafta

daha

berbat

bir

hakem...

Rezilliğin dibini bekliyoruz.

Adanaspor maçlarına F.Aydınusu gönderin de

tam olsun. 

Yazar: Editor
2016-11-21 14:49:33

Bir hoca değişikliği daha konuşuluyor.

  • Daha vahim olan vaka ise, 
  • adı geçen hocanın kariyersizliği.

Eğer Ajanslarda konuşulan hoca Adanasporun başına gelecekse, takımdan tamamen vazgeçildiğinin bir itirafı olur bu!

Tüm fiyaskolara tüy dikmek olur.

Nöbetçi Hocaya hepten karşı olduğumuzu zaten en başta belirtmiş, nöbetçi hocanın artık hayır deyip ilkesel olarak o nöbetçi hocalığı kabul etmemesini umduğumuzu vurgulamıştık.

  • Bağımsız
  • iradesi olan, 
  • bir inisiyatif kullanabilen, 
  • en önemlisi 
  • futbolcu isteyebilecek kadar cesur olan, 
  • nöbetçi olmayan, 
  • başkanın, taraftarın, futbolcunun değil, 
  • Adanasporun hocası olabilecek bir teknik direktör 
  • umuyoruz.

İmkansızı istedik değil mi?

Sadece, Gündüz Hoca dirilip gelsin, demediğimiz kaldı! 

  • Bu arada, 
  • Gündüz Tekin Onay hayatta olsaydı da, 
  • yeter, 
  • emaneti almaya geldim
  • deseydi...
  • Ne güzel olurdu!

Vah,

Güzel Yurdum

Adanasporum... 

Yazar: Editor
2016-11-05 06:08:36

Cumhurbaşkanının Telefonunu Yok Sayarsak

Ülkemizin Cumhurbaşkanı, TRTnin haberine göre,

Rizenin golcüsü K.yi aramış ve tebrik etmiş.

Tam da Adanaspor maçından önce.

Federasyon veya hakemler de arandı mı acaba?

27 Mayıs 2012 Kasımpaşa vakası mı yaşanıyor yoksa?

Bay Ahmet H. gibi sadece soruyoruz. 

Yeni bir cümle duymazsak bre,

Adanalılar kusura bakmasın, neticede Rize memleketimiz...

gibisinden...

Maçın hakemi de Fırat Aydınus olsaydı bari.

Neyse...

Bir maç analizi aşağıda duruyor, diğeri de yukarıda.

Bunlara göre,

Cumhurbaşkanımızın telefonunu yok sayarsak, puansız dönmeyeceğimiz bir maç olacak bu.

Vira Adanaspor. 

Yazar: Editor
2016-11-01 13:51:06

Muktedirin kendisi,

gazetesi,

aparatı,

yandaşı,

döneği

bizi susturunca,

susturduğunu düşününce

böyle zannedince yani,

ülkeden,

cumhuriyetten,

laiklikten vazgeçtiğimizi mi düşünüyor,

hakikaten öyle mi zannediyor.

Bizim de döneklik yapacağımızı mı umuyor? 

Yazar: Editor
2016-10-28 21:38:51

Adanaspor futbolcusundan beklentimiz,

sahada kendilerini

hiçbir durumda ezdirmemeleridir,

hiçbir durumda... 

 

Maça gelebilen Adanaspor taraftarı

maç sonuna kadar

onların yanında olacaktır.

Fazla lafa gerek yok.

Bu maç,

tribünde ve sahada

tam bir mücadele maçı olacaktır.

Milat olsun!

Güzel Yurdum Adanasporum. 

Yazar: Editor
2016-10-18 16:56:25

Tam almışım eleştiri havamı yüksek dozda,

salacağım en haşin kelimeleri

transfer sürecinde sessiz kalmalara

ve sessiz bırakmalara,

takımdan haber alamamaya,

sanırım taraftardan tepki gelmesin diye

zaten eksik olan takımda yaşanan kritik sakatlıkları kamuoyuyla paylaşmamaya,

örneğin Bekirin ne halde olduğuna

Goranın son ahvalinin bilinmemesine hala

ve saire,

  • derken duygusal tweetler geliyor, 
  • birlik beraberlik temalı, 
  • bu zor günlerde tek yumruk seslenişi
  • derken benim yufka yüreğim 
  • dayanamıyor bu hissiyat yoğunluğuna 
  • kardeşlik çağrılarına, 
  • yakıp yıkma hevesim kursağımda kalıyor 
  • iyi mi?

Peki.

Her şey yalan bu gerçek diyelim.

Nedir?

Akhisar maçı.

Rakip için sezon başında, zor günler yaşarlar, diye düşünülmüyordu.

Ama işte onlar da zor günler yaşıyor.

Böyleyken Akhisar da küme düşme potasında erimeye başlarken rakibimiz oluverdi.

  • Bursa, 
  • Eski Ankaraspor, 
  • Konya, 
  • Karabük maçları 
  • ligdeki konumlar ve hedefler itibariyle yalan 
  • ama bu gerçek diyelim 
  • ve biz tüm yazarlarımızla 
  • Akhisarı nasıl yeneriz sorusunun yanıtına 
  • odaklanalım.

Vira Güzel Yurdum Adanasporum.

Her halin güzel bre! 

Yazar: Editor
2016-10-10 04:41:25

İyi oynuyoruz.

Ama kazanamıyoruz.

Gol pozisyonları da üretiyoruz.

Ama gol atamıyoruz.

İyi defans yapıyoruz.

Ama kötü gol yiyoruz.

Son 6 haftanın beşinde en çok duyduğumuz laflar bunlar.

Bundan sonra duymak istediklerimiz ise;

Kötü oynuyoruz.

Ama kazanıyoruz.

Gol pozisyonları da üretemiyoruz.

Ama gol atıyoruz.

Kötü defans yapıyoruz.

Ama gol yemiyoruz.

Malum puan ya da puanları,

iyi oynayana, gol pozisyonu üretene,

iyi defans yapana değil,

gol veya goller atıp

kazanana veriyorlar.

Mahir Alev

Yazar: Editor
2016-10-03 06:05:41

Bir görüş şöyle diyor:

Konya maçında 3 oyuncu sakatlanmıştır.

Bu durum bir gerçeği ortaya çıkarmıştır.

Sezon başı kampı çok kötü geçmiştir.

Sonuç bu! 

Kısa görünen ama uzun bir analiz aslında.

Bir başka görüş de şu:

Yeni hocaya, (ve aslında transfer dönemlerinin sabıkalısı )yönetime bir şey söyleyemeyeceğimize göre, dalalım eski hocaya, endirekt değil direkt. Nefis! Daha önce de böyle girişimler olmuştu. Eskisi öldüğüne göre şimdi yenisini (ve bizi amatör kümeden alıp süper lige çıkaran yönetimi -ne olursa olsun-) kollamak ve iyi(!) bir Adanasporluluk için yaşasın yenisi denecek. (Bu da mecazen ölene kadar. Ama gitmemek için bu yeni TD kral kurnaz davranıyor, takımdaki eksik ve gedikten hiç bahsetmiyor. Nasıl da asil bir davranış… Ondan öğreneceğimiz çok şey var.) Nasıl olsa eskisi öldü gitti, dönüp bir şey de diyemez bu garip teknik direktörlük centilmenliği şeysinde. (oysa yenisi o kadar da asilzade değilmiş meğer, yönetimi kollarken eski hocaya o da lafı çakıyor. Anlamadığımızı zannediyor.)

Neymiş oradan bakınca görünen gerçek?  Sezon başı kampının ne kadar kötü geçtiği… Gerçek bu, çünkü üç oyuncu sakatlandı ve çıktı. Düşünün, Cem gibi bir biyonik adam bile sakatlandı çıktı! Kimin aklına gelirdi ki Cemin bir gün sakatlanacağı! Ah eski hoca, yaktın adamı!

Oysa, gerçek durduğun yere göre değişebilir, demişti Nadia Comaneci. (Baktığın yere göre mi değişiyordu yoksa?)

Şöyle bir gerçek acaba ihtimal dâhilinde olabilir mi?

Kadro o kadar kısıtlı ki, o kadar kısıtlı ki (vaktinde dendiği gibi, ama buna kulak verilmediği gerçeği ortadayken) her topçu sahada bir onur mücadelesi vererek iki, bazen üç kişilik çalışıyor. Ve arıza çıkıyor. muhatap olduğumuz futbolcular birer insan, kurup da sahaya süreceğiniz makineler değil, ama makine de olsa o kadar yüklenmeyle muhtemeldir ki motor yakarlardı. Mücadele öyle böyle değil, müthiş ve fakat kapasite üzeri bir mücadele. Adam o hırsla Müfettiş Gadget gibi, organlarının da uzayacağını zannederek uzanıyor topa, ama uzamıyor işte bel, bacak, baldır. Sonra tık! Ne bekliyordunuz?

Yedek savunmacı Diniz, yoklukta sol bek oynuyor, çünkü esas sol bek pimi çekilmiş el bombası. Esas savunmacı  Viera sakatlanınca yedek Diniz esas oluyor. Esas sol bek de eski esaslığına dönüyor.

Bu arada esas sağ bek olan Emre; esas sol bek bir ara, sezon başında eski hoca tarafında iyi hazırlanmadığı için sakatlanınca, yedek sol bek oluyor. Sonra yedek orta sol olan Sami, yedeğin yedeği bir sol beke dönüşüveriyor (bu sol bekliği destekliyorum şahsen.). Esas ön libero olabilecek eski Renan, yeni Hoca Jurcic tarafından oyuna alınmayınca, amatör küme topçusu Ahmet giriyor, derken orada bir şeyler oluyor… Tam bu esnada takım sürmenaj olup golü yiyor. Esas forvet vaktinde alındığı ama eski hoca tarafından sezon başında iyi hazırlanmadığı için yedek kalıyor, aslında yedek olması gereken Gueye esas forvet oluyor, on bin kişilik oynuyor. Neyse ki sakatlanmıyor o! Aman nazar değmesin! Ama sezon başı kampını kendi kendine yaptığı için sağlam. Bazı topçular şahsi iş ahlakları nedeniyle, eski hocadan bağımsız çalıştıkları için şimdilik iyiler, iyi kalmaya devam etmeleri dileğiyle…

Nasıl ama? Bu kadrosuzluk kaosunu kısa geçeyim hadi.

Sezon başı hazırlığı geçirmeyen Didi de sakat. Didi neden sezon öncesi hazırlığı geçirmedi? Eski hoca yüzünden mi? Kendi yüzünden mi? Yönetimin, en kralını terbiye deriz, köleci anlayışı yüzünden mi? Soru ortada!

Yönetime bir şey diyemeyeceğimize göre…

Ne yapacağız?

Eski hocaya yükleneceğiz. Nedir? Bir maçta 3 oyuncu sakatlanmıştır. Bu da sezon başı kampının ne kadar kötü geçtiği gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Emre de eski hoca ona antrenman maçında yüklendiği için sakatlanmıştı. Eski Renan da…

Sol bek yok!

Kanat yok!

Forvet yok!

Azıcık tecrübeli bir kaleci yok!

Oyunu değiştirecek yedek oyuncular yok.

Bu ligde bir tek hata, fişin çekilmesine yeter, bu hain gerçeği görmek yok!

Ama takımı sezon başında hazırlamayan bir hoca var!

Topçuları çölde su aramaya mecbur etmiş bir yönetim var, onu görmek yok, ama küme düşecek takımı (futbolcular hariç diyorum bunu, benim de ne ima ettiğim anlaşılmıştır) tek başına ama tek başına, üstelik rekorlar kırarak şampiyon yapmış bir hocaya süper ligin altıncı haftasındaki maçın faturasını kesmek var!

Jurcic Hocanın Konya maçındaki yanlış ve korkakça oyuncu değişikliği tercihleri de gündemde değil. Neden? Bu hoca kollanmalı, çünkü takım eksik mi hocam, sorularını es geçiyor. Ne güzel! Var mı bundan iyisi?

Tek cümlelik bir görüşe uzun bir cevap oldu?

Hayır, kısa bir cevap oldu.

Gerektikçe görüş bildirmeye devam edeceğim! Böyle bir yazıyı biz de yazmak istemezdik. Ama bu bir sonuçtur. Nedeni de yukarıdaki gibi analizlerdir. (Lakin tedirginliğe gerek yok, kelimeler kimselere zarar vermez.)

Nedir? Berikini aklamak için ötekini boklamaya gerek yok! Bırakalım artık. Önümüze bakalım!

Her türlü karşı yanıtı da burada virgülüne dokunmadan yayımlarız. Tabi ona da yanıt veririz.

Bir dahaki yazıda, oyun karakteri, kenarda basket koçu edasıyla sirk cambazı gibi zıplayan hoca vs konularına da değiniriz.

Yazar: Editor
2016-09-27 13:46:29

Jurcic Hocanın şu açıklaması pek önemli:

Dağınık bir futbol oynadık, bu benim hiç sevmediğim bir şey! Anlaşılan o ki futbol Türkiyede böyle oynanıyor.

Jurcic Hoca talebe değil, takımın farkında, önlemini alacaktır veya almaya çalışacaktır. Olduğu kadar muhtemelen...

Peki takım neden dağıldı?

Durup dururken değil ya!

Adanaspor savunması, Alanyasporun attığı o ilk golden sonra ne yazık ki Suriye sınırımız gibi oldu.

Tabi ki öyle bir koridorun oracıkta olmaması gerekirdi hem futbol hem de jeopolitika prensipleri adına. Ne ki, bir neden sonuç ilişkisi içinde, işler bir anda bizim için kötü gitmeye başladı.

Suat Arslanboğa denen hakem kötüsü bariz bir faulü vermedi ama tuttu fena halde olan o şaibeli golü verdi.

Üstelik tereddütsüz verdi.

Oysa az önce Tevfik biraderimizin şık plasesiyle gelen golü vermemek için yan hakemle göz göze gelme çabasındaydı filan, bir süre bekledi. Olmadı...

O leziz golü iç etmek için oradan bir küçük işaret bekledi, küçücük minicik.

Bu şey, o küçücük minicik hakeme yetecekti.

Suat Arslanboğa Alanyanın ilk golünü vermeseydi, çalınması gereken faulü çalsaydı bambaşka bir olay örgüsü gelişecekti.

Bir kere, defansımız art arda o dört talihsiz atakla muhatap olmayacak ve devamında incinmeyecekti.

Takım kontrollü oyununa devam edecekti.

Hatta dakikalar ilerledikçe daha derli toplu olacaktı.

Cemin yediği o hüzünlü tekmeyi görmesine gerek kalmayacaktı, çünkü maçın bizim üstünlüğümüzle geçen akışında Cem muhtemelen orada olmayacaktı rakip sağ bekinin de o tekmeyi Cemin hassas yerlerine atmasının koşulları oluşmamış olacaktı.

Böylece ikinci devrede de başka bir hayat kesiti olacaktı.

Dün akşamki karşılaşmanın devinim zincirinde Sefa, ceza alanımıza girmeyecekti, Ramos da o penaltıyı yapmayacaktı.

Yani, bizim için makul olan bir düzeni bozup kaosu yaratan bir hakemcik kararı vardı. O mendebur karar, devamında birçok olumsuz durumu beraberinde getirdi.

Neticede aslında basit bir iş yapan şu hakem kabilesi, o basit işlerini gereken ciddiyetle yapmadıkları için basit hatalar yapıyorlar.

Yapmasınlar!

Lehimizde veya aleyhimizde...

Ya hata yapmasınlar ya da bu işi yapmasınlar!

Bu kadar! 

Yazar: Editor
2016-09-23 11:21:21

Pazartesi akşamı kritik bir maça çıkıyoruz.

Bizim maç esnasında yapacağımız hatalar bizi bağlar.

Ceremesini de çekeriz.

Ağlarız da...

Amma...

İş ahlakı deniz seviyesinde olan o hakemlerin yaptığı hataların bedelini biz ödemeyelim.

Niye ödeyelim?

Neden hazine değerindeki o puanlarımızdan olalım?

Ey kifayetsiz muktedirin muhteris hakemi, ey kifayetsiz muhterisliğin izansız hakemi!

Adanaspor maçında lehimize veya aleyhimize hata yapma!

Adanaspor maçında hata yapmakta ısrarcıysan taç kararlarında filan hata yap, orta alan civarında, ufak tefek faullerin düdüklerinde hata yap muhterem, telafisi mümkün hatalar yap ey düdüklerin efendisi...

Maçın kaderiyle oynayacak hata yapma! 

Bizi mağdur edebiyatı yapmak zorunda bırakma!

Pozisyonları görmek zorundasın hakem!

Göremiyorsan bu işi yapma!

Bu işi yapıyorsan da hata yapma!

Denklem bu kadar basit.

Aslında birazcık mesleki terbiye, ciddiyet ve hakkaniyet sorunları çözer.

Dileriz bu yazı son olur bu manada! 

Yazar: Editor
2016-09-18 17:21:07

Canın sağ olsun Adanaspor Futbolcusu ve Teknik Yönetimi!

Takım elinden geldiğince, gücünün yettiğince bir taktiği uyguladı.

Doğru yoldaydı.

Ta ki yan hakem o ofsayt golünü göremeyene kadar.

Değilse iyi örülmüş bir maç gidişatı vardı.

Golü yedikten sonra da iş bitti zaten.

Çünkü rakip Antep veya Kasımpaşa değildi.

Rakip ciddi bir rakipti.

Golden sonra iş bitti dedik!

Niye dedik?

1-0 sonrası Hocanın oyuna almak zorunda kaldığı, üstelik hücum bölgesine almak zorunda kaldığı isim Canberkti...

Varın ötesini siz düşünün.

Üzerinde fazla durulacak bir maç değil.

Lakin korkarız ki, biricik Adanasporumuz süper lig itibariyle bu kadro üzerinden gerçek kimliğini yavaş yavaş buluyor, heyhat!

Dileriz Eric Cantonanın dediği gibi, bizi sofra bezi üzerindeki ekmek kırıntıları gibi silkelemez, şu 12 haftada kalan Süper Lig ekipleri...

Hay bin keder. 

Sadece şunu merak ediyoruz!

Adanaspor Yönetimi bu kadar eksik, güçsüz, yalnız, takviyesiz, efkarlı bir kadro kurduğu için acaba bir nebze olsun herhangi bir nedamet gösteriyor mu? 

Göstermiyor değil mi?

Vira o zaman! 

________________ 

Bu arada,

Maçın bizim için en önemli anı- Büyük Adanaspor Tribününün, rakibin ideolojik şeysine istinaden açtığı, Yaşasın Cumhuriyet pankartıydı. 

Yazar: Editor
2016-09-14 06:52:42

Muktedir olanın (bildiğin iktidar işte) yönetenin küstahlığı diye bir olgu (Olgu? Varlığı deneyle kanıtlanmış olan şey.  Gerçekleşmiş olan, gerçek. Hakikat.) var şu hayatta.

Buna muktedir kibri de diyebiliriz.

Biliyoruz, tanıyoruz da söylüyoruz, on seneden fazladır hayatımızda, ömrümüze en yakın zaman dilimi içinde.

Bunların en eskilerinden birini tarih Roma diye yazmış. Naziler de daha yakın tarihin küstah muktedirleri.

İşte o muktedirin lügatinde anlayış yok, onun kitabında sadece bir kelime var, birinci tekil kişi zamiri: ben ben ben ben ben ben ben ben ben…

Bu kelimeye istinaden hiç emeği olmadığı halde gider bir kupayı kaldırır ve onunla poz da verir örneğin, bunlardan bir tanesi, alt rütbeli bir tanesi, üçüncü sınıf bir muktedir.

En Muktedir olanın etrafı çok kalabalıktı, ama kimsesi yoktu. Bu yüzden muktedirlik hayatı yanlışlarla irrasyonel kararlarla doluydu, ama o bunu hiç bilmedi, çünkü tenkit edeni hiç yoktu, hal böyleyken de en ihtişamlı muktedirlerin de mütevazı bir sonu oldu.

 

Kaleci Mayerin dediği gibi:

Havada kalan uçak yoktur,

hepsi   b i r    ş e k i l d e   yere iner. 

Yoksa bunu da mı Nadia Comaneci söylemişti?

Bilemedim bre. 

Yazar: Editor
2016-09-06 13:38:12

68 -70 cm çapında 410-420 gr ağırlığında bir küre, insanları niye bu kadar etkiler diye ara sıra sorarım kendime. Nedir insanları bu kadar cezbeden şey? Futbolcu olmak mı, yoksa Teknik Direktör ve hatta bir Spor Kulübünün Başkanı olmak mı? Bunların hepsi Seyirci veya Taraftar için mi var yoksa Taraftar bunlar için mi var? Bir bakalım.

Futbolcu, bir futbol oyununun olmazsa olmazı. Bu işten hem para hem şöhret kazananı, ama sadece iyi, hatta en iyi olmak koşulu ile. İyi olmazsa, üstelik bir iki maç değil, her maçta iyi olmak zorunda, aksi halde küfürlerin bini bir para olur gelir ona doğru.

Teknik Direktör bu işin hem Veziri hem de Günah Keçisi. Takım iyi netice alıyorsa onun katkısı çok büyüktür. Vezir muamelesi görür. Ama işler istenildiği gibi gitmiyorsa -kime göre olduğunun bir anlamı yok - takımın Günah Keçisidir ve ilk gözden çıkarılandır. Kariyer mariyer fayda etmez. Bileti kesilir ve yollanır. Geçmiş başarılar artık mazide kalan hatıralardır.

Başkan bu işin Kralıdır. Her şey onun emri ile olur. Eğer statü olarak bir dernek kulübünün başkanı ise kongreye kadar Kraldır. Eğer kongrede üyeleri inandıramazsa gider. Zaman zaman da Taraftar gönderir kongreye bırakmadan. Ama yok bir kulübün sahibi olarak Başkan ise o zaman tam bir Kral, yoktur büyüğü... Her şey ona sorulur, ol derse olur olma derse olmaz. 

Taraftar bu işin neresindedir diye sorarsak, kimine göre Asıl Patrondur. Her şey onun istekleri doğrultusunda gelişir. Teknik Direktörü Vezir de Günah Keçisi de yapan genellikle odur. Takım onundur. Oyuncu aldırır, kafası bozulur gönderir, Başkanı göklere çıkarır sonra aniden bir bırakır, Başkan yere çakılır, umurunda değildir. Taraftar konusunda sayfalar dolusu yazsam yine de tam olarak onu anlatamam. Cefa çeken de odur, sefa süren de. Deplasman yapar paralı parasız, pankart yapar el emeği göz nuru. Zaman zaman emanetlere ihtiyaç duyar, Allah ne verdiyse girişir. Maçlarda sesi kısılana kadar marşlar söyler, eğlenir, hüzünlenir, kızar, söver, asar keser - e bazıları tabi çekirdek te çinter kapalıda da oturur-.

Güzel şeydir futbol, bir yerinde olmak gerek.

Mahir Alev

Yazar: Editor
2016-09-02 12:28:15

Yeni kadro olasılıkları üzerinde değerlendirme yapalım.

Sami Can

Neden sol bek oynayabilir?

-Solak bir oyuncu neticede, hatta takımın iyi solaklarından biri.

-O bölgede oynayan oyuncuların sahip olması gereken enerjiye ve çabukluğa fazlası ile sahip. 

-Hatırlarsanız geçen sezon Canberkin kırmızı kart gördüğü Balıkesir deplasmanında sol bek pozisyonunda görev de yapmıştı. Kısa süreli de olsa orayı görmüşlüğü var.

-Orta sahada diğer oyuncuları da göz önünde bulundurunca, ortada forma bulma şansı zayıf görünüyor. 

-Sol bekten hafifçe ileri çıkarak ortalar da yapabilir, üstelik icap edenden fazla sorumluluk almadan.

-O da sürpriz şutlar çıkarabilir. Bunu Canberk Karşıyaka maçında yapmıştı, daha önceki yıllarda Rahman çokça yapmıştı. Samican bu işi hepsinden iyi yapabilir.

-Pozisyonunun değişmesi daha fazla şans bulması anlamına da gelebilir ilerleyen süreçte.

Neden oynayamaz?

-Sorumluluğu daha fazla olan bir mevkii ve alışkın olmadığı için sorun yaşayabilir.

-Sol bek orijinli olmadığı için pozisyon alma konusunda eksiklikleri olabilir.

-Sahanın ortasında daha geniş bir alana hâkimken, çizgiye kaydırılması ile beraber pozisyonunu yadırgayabilir.

-Orada konumlanmayı canı istemeyebilir.

Bekleyip görelim...

Belki de Diniz, performansı ile oraya bir alternatif üretmeye gerek bırakmaz. Ama aksi bir durumda Sami Can neden olmasın ?

Halit Gürer

Yazar: Editor
2016-08-27 07:13:10

Bursa maçını, eve döndükten sonra eksiksiz 90 dakikayı TVden yine izleme fırsatı olmuştu. Pozisyon tekrarlarıyla takımı o maç için daha iyi görebilmiştik böylece.

Örneğin gollerde Hayrullah kadar ve belki ondan da fazla, Diniz hatalıydı. İki topta da rakiplerine vurma şansı tanıdı. Sebep? Ağır bir oyuncu olması.

Örneğin kaptanlarımızın oyuna pek katkısı olamadığını daha net gördük. 

Vieranın orada Dinizle pek bir şey yapamayacağını, Canberkin sos veren durumunu, kulübenin oyunu idrak edemediğini, Guayenin umulanın çok üzerinde ve duran topların fiyakalı ayağı olduğunu, Komanın klas futbolculuğunu, Ronienin güçlendikçe daha iyi olacağını, ama takımın ne kadar eksik ve üst düzey futbolculara ne çok ihtiyaç olduğunu... gördük.

En önemlisi bizim geçen seon rakiplere; Giresuna, Boluya, Samsuna, GBBye, Urfaya... hissettirdiğimizi rakibin bize hissettirmesiydi.

Nedir?

İyi oynadığımızı zannettik.

Geçen sezon biz bunu rakibe hissettiriyorduk ama maçı biz alıyorduk. Takımın potansiyelini bilen akılcı bir futbolla... Maçı tam süreye yaymayı bilerek. Oyunun akışını futbolcunun inisiyatifine bırakmadan, tam bir disiplinle ve kulübenin egemenliğini takımın üzerinde sürekli tutarak. 

Buna benzer bir taktik uygulamak acaba sonuç verir mi? Ki referansımız geçen sezondur. Tabi, koşulların değişmesiyle sonuçların da değişeceği prensibini hatırlamakta fayda var. Şimdi koşullar değişmiş durumda...  

Kontrolün yine bizde olduğu, mücadelenin doksan + dakikaya göre hesaplandığı, frikiklerin ve köşe vuruşlarının kıymetinin bilindiği bir taktikle, yenilmeyeceğimizi umuyoruz.

Olur mu?

Olur! 

Neticede bu yazı serisinin başlığı Kasımpaşadan Rövanşı Almaktır. 

Yazar: Editor
2016-08-21 10:09:10

İçeriği ideolojisi niyeti ne olursa olsun

hedefi kim olursa olsun

ülkenin zaten var olan

sorunlarına ve düşmanlıklarına

yeni sorunlar ve düşmanlıklar da ekleyen

baştan sona hepsini ve işte en son Elazığ, Gaziantep!

bütün bu  terör eylemlerini kınıyoruz.  

Yazar: Editor
2016-08-19 14:04:09

Sahaya çıkacak futbolcularımız

her türlü eleştirinin dışındadır.

Onları maçın son dakikasına kadar destekleyeceğiz.

Muhakkak ki

becerilerinin ve güçlerinin yettiğini

sahaya yansıtacaklardır.

İyi bir mücadele bekliyoruz.

Kaybetmemeyi umuyoruz.  

Yazar: Editor
2016-08-15 13:43:32
  • Yönetimin 
  • transfer politikalarına eleştirimiz bakiyken 
  • takıma 
  • gücün yettiğince sahip çıkma prensipleri 
  • iki ayrı olgu olarak 
  • önümüzde duruyor.
  • Kaplanpenche olarak kombinelerimizi aldık.
  • Cuma akşamı da 
  • takımı 
  • tribünde 
  • terimizin son damlasına kadar destekleyeceğiz.
  • Şahıslar tartışır, 
  • fikir ayrılığı yaşar. 
  • Adanaspor tutkusu 
  • tüm bunların üzerindedir.

      Vira Güzel Yurdum Adanasporum. 

Yazar: Editor
2016-08-11 19:06:47

Adanasporu ilk kez izleme fırsatı bulduk.

İlk yarı korktuğumuzdan biraz daha iyi bir takım vardı sahada. 

Ama bu, süper lige hazır olduğumuz anlamına gelmiyor.

Örneğin turnuvada mücadele eden Konya, Karabük ve Gençlerbirliği kadar hazır değiliz henüz.

İlk yarının sonunda yediğimiz o talihsiz golden sonra, yani ikinci yarıda takımın takviyeye ne kadar muhtaç olduğu çıktı ortaya.

Zaafımız gol yedikten sonra bariz bir şekilde göründü.

Özellikle geriye düşünce, oyuna gereğince hakim olma ve skoru değiştirme becerisi, hırsı ve yırtıcılığı anlamında önemli eksiklerimiz var.

Örneğin yanılmıyorsam köşe vuruşu hiç kullanamadık. 

İkinci yarı tek pozisyonla gol attık.

Rakip kaleciyi neredeyse hiç görmedik.

Orta sahayı tamamen kaybettik.

Savunmada daha çok açıklar verdik... 

Süper lig Pttden çok farklı, buna tanık oluyoruz.

Geçen seneki mücadele başarısı burada tutmayabilir.

Bu yüzden daha klas oyunculara ihtiyacımız var.

Bir an önce birçok takviye...

Gerçekleşmesi mutluluğumuz olacaktır. 

Bir forvet alıp transferi kapatma düşüncesi Adanaspor için hazin bir lig sonunu kaçınılmaz olarak hazırlar.

Eleştirilerimiz yönetime, kombine biletlerimizi alıp güzelim Adanasporumuzu hak ettiği gibi desteklemek elbette boynumuzun borcudur. 

Yazar: Editor
2016-08-01 07:18:40

Dün tweetlere azıcık bakmak taraftarın transfer konusundaki vahim ve çatışmalı durumunu görmeye yetti.

  • Sebep ve sorumlu olan, 
  • şapkayı önüne koyup 
  • biraz özeleştiri filan 
  • yapmalı mı?
  • Yapmalı.
  • Yapar mı o özeleştiriyi?
  • Meçhul!

Musanın Kızıl Denizi yarması gibi, transfer problemimiz de 2ye ayırmış taraftarı, genel olarak, birbirlerine inceden ve kalından giydiriyorlar.

Dökün kurtlarınızı. 

Keyfinize göre takılın.

Hakaretin sınırlarını aşın gidin. 

Kapışmayınız veya siz bilirsiniz, ama ayırmaya kalkmam. 

Herkesin haklı olduğu bir Nasrettin Hoca fıkrası gibi durum. 

  • Lakin Bayram AKgülün 
  • 10 senedir 
  • taraftara 
  • aynı bahanelerle yaşattığı 
  • o transfer buhranları da 
  • yabana atılır gibi değil, 
  • hep aynı şey 
  • hep aynı şey 
  • hep aynı şey 
  • hep aynı şey 
  • hep aynı şey 
  • hep aynı şey 
  • hep aynı şey 
  • hep aynı şey 
  • hep aynı şey 
  • hep aynı şey... 
  • Bunu 10 kere yazmak bile küçük şiddetli bir kabus gibi.

Durum bu.

Aslında alıştığımız şeyleri yaşıyoruz tam bir klişe olarak. 

Bakalım bakalım son sahneye. 

Yeter ki film iyi bitsin.

Gerisi yine laf jimnastiği olak kayda geçer. 

Yazar: Editor
2016-07-19 09:34:13

Şu an

en çok ihtiyaç duyulan şey

bu darbe girişimi ile yasal mücadele yapılırken

sosyal hayatta da

normalleşmektir galiba.

Yaşanan ağır bir tavmadır

doğru...

Bunun da bir an önce aşılması şart.

Hem iç güvenlik

hem ekonomi

hem de toplumsal barış

ve huzur için

normalleşmek

olmazsa olmazdır.

Başbakan

ve

ana muhalefet liderinin

bu konuda ortak görüş bildirmesi

umut verici bir ayrıntıdır elbette.

Yazar: Editor
2016-07-02 06:13:55

Ersin Düzen denen

trt spor yorumcusu haberlere göre

kurumdan her ay

bir kamyon para alıyormuş.

ayda 278 bin... neyse ki TL, yabancı para değil.

alsın bakalım.

her emeğin bir karşılığı vardır.

ama

soyadı bu manada

her türlü espriye müsat olan

bu arkadaşın programlarda

neden bu kadar yandaş

ve yalayan bir düzen içinde olduğu

imdi daha iyi anlaşılıyor.

devam

çünkü düzen

tam da sana ve senin gibilere göre bir düzen

ersin düzennnnn.

Yazar: Editor
2016-06-26 08:20:32

Ülkenin,

içinde bulunduğu kaostan vs

çıkmak için

en çok sosyalistlere ihitiyacı var.

Ama kapris yapmaya gerek yok.

Ülkenin

bu manada

CHPye de ihtiyacı var.

MHPye de ihtiyacı var.

HDPye de ihtiyacı var.

Hatta

aklıselim ve hür ve bağımsız AKPlilere de

ihtiyacı var.

Belki en çok

onlara ihtiyaç var,

bir şahıs sarmalından

kurtulabilmek için.

Yazar: Editor
2016-06-20 11:33:20

İyi şeyler olacak gibi.

ilk yansımaları

hafta sonunu bulur,

diye düşünülüyor.

3 ila 5 futbolcunun

bu hafta

imza atması

mümkün olabilir...

Önce

1 savunma

1 orta saha

1 kanat ve

1 de hücum oyuncusu

imza atacak

diye bekleniyor.

toplamda 10 futbolcu alınacak

diye umuyoruz.

bunların 6sı banko oyuncu ise

4 futbolcu da

alternatif olarak düşünülebilir.

mantıklı...

şahsen engin hocaya güveniyor

ve inanıyorum. 

Yazar: Editor
2016-06-14 12:45:27
che

Hey Ernesto,

bize hala

umut lazım

düştüğümüz yerden

kalkmak için.

Kelimelerden

daha çok

şey...

Yazar: Editor
2016-06-09 05:04:54

Muktedir arsızlığı

ülke üzerindeki

14 senelik sorumluluklarının sonuçlarını;

ekonomideki,

sağlıktaki,

eğitimdeki,

dünya ilişkilerindeki sorumsuz davranışlarının bedelini,

özellikle terördeki öngörüsüzlüklerinin acı tablosunun yükünü

şimdi

muhalefete

üstelik bir gözdağıyla yüklemeye çalışıyor.

Ülke tariihinde

bundan daha kötü yönetilen bir dönem

olmamıştır herhalde.

Hay bin efkar...

Yazar: Editor
2016-06-02 14:54:17

Herkes dipomasını göstersin.

Olanı göstersin.

İlkokul

ortaokul

lise

üniversite

fark etmez.

İcap eden gösterilsin... 

Bakanlar

milletvekilleri

parti başkanları

müdürler

öğretmenler

kamunun alayı

resmi olan olmayan.

Herkes bir ehliyet hükmünde olan o diplomasını göstersin.

Olmayan diplomaya var diyen de

doğal olarak gösteremediği için

istifa etsin.

Yani hiçbir takım

diplomasız hoca çalıştıramasın kuzen.

Kural neyse o!

Yazar: Editor
2016-05-23 13:21:10
  • Atanmış
  • itilmiş, 
  • tutulmuş 
  • ve kaybolmuş 
  • kimlikler 
  • ülkesinde 
  • her şey 
  • zalimce 
  • ve garipçe 
  • en çok da 
  • komikçe 
  • gelişiyor.

Gazetesi zalimdir,

kitle gariptir,

bir mesajı ayakta dinlemek

komiktir.

İzan ve sabır temennisi ile... 

İhtiyaç duyulan istensin gayrı.

Yazar: Editor
2016-04-28 14:03:09

Sevgili arkadaşlar, kaplanpenche sunucusu yenilendiği için ve bizim sitenin de irtibat noktaları biraz eskidiği için sayfaya yazı yüklemede sorunlar yaşıyoruz. 

Örneğin şimdilik uzun yazı yayımlayamıyoruz.

Tam da şampiyonluk zamanında bunların olması çok sıkıcı.

Halledip işimize devam edeceğiz.

Yazar: Editor
2016-02-21 14:44:51

Adanaspor 2016

  • Hayrullah örümcek gibi kalesini ağlarıyla örüp 
  • kalesini golle kapatıyor.
  • Defansta Didi ve Merthan emniyet valfları. 
  • Emre Uğur, Canberk adeta birer vahşi kaplan. 
  • Renan ve Tevfik işçi arılar gibi kovanı örüyorlar. 
  • Samican füzeci uzaktan güdümlü füzelerle 
  • rakibi sürekli bombalıyor. 
  • Guaye ve Nduka, zehiri ne zaman fırlatacakları anı bekliyorlar. 
  • Eğer zehir yeterli gelmezse 
  • Ergin silahını çıkarıp keleşle tarıyor. 
  • Dakikalar 65 bulduğunda eğer ki Adanaspor halen galip değilse 
  • Karayılan Uche’yi sahaya itiyor... 
  • Engin Hoca bu filmin yönetmeni. 
  • Bayram Akgül Adanaspor’umuzun mimarı. 
  • Son olarak, 
  • Büyük Adanaspor taraftarı 
  • bu takımın itici gücü. 
  • Tüm bu denklemler bir araya gelince 
  • Adanaspor rakiplerin 
  • korkulu rüyası oluyor.
Murat Zöngür
Yazar: Editor
2015-11-25 13:49:12

Damat Ferit Paşa'yla ilgili okul bilgilerimiz hiç de hoş değildir. Resmi tarihtir ve o bilgilere itibar edilmeyebilir, diye bir fikir beyanı gelebilir bu durumda üstelik hiç de itiraz etmediğimiz onlarca resmi tarih bildirmesi varken.

Sultan Vahdettin'in kız kardeşi Mediha Sultan ile evlenmiş Osmanlı sadrazamı olarak kayda geçmiş ilk olarak.

Eğitimli, hırslı lakin kifayetsiz bir muhteris olduğu gayri resmi tarih tarafından da kaydedilmiş neticede.

İngiliz taraftarı olduğu, şahsi ikbalinin ve hatta ülke istikbalinin ancak İngilizlerle mümkün olacağına iman etmiş bir fertmiş Ferit. Zaten genel bilgiler de en başta bu yönde; memleketi İngilizlere satma konusunda bir dakka bile tereddüt etmeyecek bir nevi irade... Sağlamlığı hala tartışılıyor işte. Bir İngiliz Amiraline "Padişahın ve benim yegane ümidimiz Allah'tan sonra İngiltere'dir." dediği fena halde rivayet edilir.

Rivayet işte, diyen de çıkar.

Murat Bardakçı onun hain olamayacak kadar aptal olduğunu da ileri sürer; aptal ve damat ve sadrazam... Nahoş bir şey neticede.

Bir de Hababam Sınıfı'nda Tarik Akan'ın oynadığı bir Ferit vardı, Güdük Necmi'nin lakaplandırmasıyla Damat Ferit. Ne güzel bir filmdir değil mi?

Böyle...

Neyse ney de... Biz gidip Trabzon'un 1463 olanını yener miyiz acaba? Ne dersiniz?

Yazar: Editor
2015-09-20 10:09:44

Bu lig, her zaman olduğu gibi daha bir sürü şenlik şamataya gebe.

Yine herkes herkesi yenebiliyor, yine hayal kırklkları olabiliyor, her hafta kağıtlar yeniden dağıtılabiliyor.

Bir maça bakıp küme düştük diyebiliyorum örneğin, bir başka maça bakıp acaba rahat bir sezon olur mu, etliye sütlüye karışmadan, diye düşünüyorum bazen de 4 adamın performansı ilk 6'yı zorlar diye mırıldanıyorum filan.

Hepimizin hissettiği şeyler.

Biz işimize odaklanacağız.

Evet, kümede kalmaya oynayacağız önce, sonrası sonra...

Eyüp Hoca, kendi kurduğu veya sorumluluğunu direkt aldığı kadroyla lige uyum aşamasını geçiyor. Bu sezon daha öncekilerden farklı, önceleri vekildi, birinci derecede sorumluluğu yoktu, şimdi asil ve sorumluluğu var, bu yüzden de bunun muhtemelen ayrı bir psikolojik baskısı var.

Aşılır.

Kadroya dönersek...

Bence Samican'ın yeri solbek. Üç isim içinde o bölgenin hakkını en iyi verecek futbolcu Samican'dır. Çünkü o bölgenin gerektirdiği teknik beceri, savunma olgusu, hücuma destek performansı var. Orta alanda olduğu gibi 360 derecelik bir alanı kontrol etmeye kalkmayacak, daha az sorumluluk daha çok katkı...

Herkes için en iyisi bu olur.

Kalecimiz Hayrullah!

Ondan çok şey bekliyorduk. Hala bekliyoruz. Bu aralar daha hızlı ve daha dikkatli olmasını bekliyoruz. Kaleyi vermek kolaydır ama geri almak zordur. Biraz daha çaba...

Merthan için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Yiğitcan'dan da orayı sonsuza kadar zorlamasnı bekliyoruz.

Mahmut, Cem Halleçeli'ni hatırlatıyor.

Bu iyi bir şey.

Formunu bulunca Tevfik ve Cem'le olağanüstü işler bile yapabilirler. 

Nduka bundan geri düşmeyecektir, Guaye üzerine koyarak gidecektir, Ergin Keleş her maça damgasını vuracaktır.

Emre Uğur da formayı Özgür'e kaptırmamak için canını dişine takacaktır, daha iyi olacaktır. 

Didi daha risksiz ve Renan daha riskli oynadıkça her maçımız eğlenceli olacaktır. Ahmet son yarım saatlerin sarsıcı adamı... Roni ise muhtemelen hazır değil...

Görüşlerim bunlar.

Ve fakat şu aşamada, şahsi hedefim kümede kalmak. Bunu hedef şaşrtmak veya beklentileri düşürmek için demiyorum. Gerçek görüşüm böyledir. Her sürpriz için de doğal olarak çok sevineceğim...

Vira, güzel Yurdum Adanaspor'um. 

Yazar: Editor
2015-05-29 18:59:59

31 Mayıs Cuma

“Dikenlidüzüne beş kadar köy yerleşmiştir. Beş köyün beşinin de insanları topraksızdır. Cümle toprak Abdi Ağanındır.

Dikenlidüzü, dünyanın dışında, kendine göre apayrı kanunları, töresi olan bir dünyadır.”

1 Haziran Cumartesi

“O gün bu gündür, Dikenlidüzü köylüleri her yıl çift koşmadan önce, çakırdikenliğe büyük bir toy düğünle ateş verirler. Ateş, üç gün üç gece düzde, doludizgin yuvarlanır.

Çakırdikenliği delicesine yanar. Yanan dikenlerden çığlıklar gelir. Bu ateşle birlikte de Alidağın doruğunda bir top ışık patlar. Dağın başı üç gece ağarır, gündüz gibi olur.”

2 Haziran Pazar

“Adımı dersen de Sefil Ali’yim

 Bir gün akıllıysam yüz gün deliyim

 Üstü köpüklenmiş bahar seliyim

 Başı pare karlı dağlardan geldim.” 

3 Haziran Pazartesi

Yalımlar diken öbeklerinden ovaya atladı. Kurumuş çakırdikeni ovası tepeden tırnağa bir anda yalıma kesti.

Bir de poyraz esiyordu. Yalımları aldı, saçarak döküp savurarak ta güneye götürdü. Çakırdikenlikten çatırtılar geliyor, çığlıklar geceyi dolduruyor, yalımlar bir uçtan bir uca ovada koşuyordu.” 

4 Haziran Salı

“Kırlangıç yapar yuvayı

 Çamur sıvayı sıvayı”

5 Haziran Çarşamba

“Kimi yıllar Çukurovaya bahar birdenbire iner. Çiçekler, tomurcuklar, kuşlar, arılar, böcekler, otlar birdenbire bastırır. Ilık güneş apaydınlık ortalığı doldurur.

Kurdu kuşu, börtü böceği yılanı karıncasıyla bütün yaratık yuvalarından dışarıya uğrayıp şaşkın, telaşlı, yeni, taze bir dünyaya kavuşmanın sevinci içinde yumuşacık toprakta gezinirler.”

Not:

Tüm alıntılar

Yaşar Kemal'in büyük eseri

İnce Memed’dendir.

Yazar: Editor
2015-03-09 15:13:03

Edit

Önce Adanasporlu arkadaşlar aradı, Adanaspor hiç kimseye maç vermez, ne yaptın diye.

Maçın sıcak hisleriyle özensizce yazılmış ve yayımlanmış bir bölüm içermekteydi, bu yüzden edit.

Adanasporluluğa uymayan görüş ve niyetlerden dolayı Adanaspor camiasından özür...

Daha sonra gece vakti karşıdan bir arkadaş aradı, fena küfür yiyorsun diye. Deme yav, mesele nedir, diye sordum. aynı noktaymış. Bakamayacağım küfürlere, yüreğim kaldırmaz dedim.

Hakikatte birkaç mavili arkadaşı kızdırmak için yazılan geyiğine bir yazıydı. Kitlesini aşıp fazlaca ilgi gördü anlaşılan. Bu kadar ciddiye alınacağını bilseydim...

Bir kamyon dolusu küfür iyi mi!

Canları sağolsun.

Olur da arada bir sevenimiz cevap vermiştir, bu mesele üzerinden bir gerginlik olmasın diye de edit. 

Yazar: Editor
2013-03-12 08:35:24

Salı Fırçası

Kasımpaşa maçı yine gündeme geldi. Bu ülkede hakikaten bir vicdan, adalet hissi varsa, o koca koca adamlarda hakikaten Allah korkusu varsa, dini bir ahlak bilinci ne derseniz deyin, hani öyleler ya, yani o koca koca adamlar hakikaten namuslu adamlarsa...

  • O maç daha çok gündeme gelecek.
  • Bir büyük günah olarak peşlerinden gelecek...

Kasımpaşalılar, Fenerbahçe'nin açıklamalarına cevap vermiş, şöyle demiş efendiler: "…Doğrular idare, acizler şikayet ve NAMUSTAN YOKSUN OLANLAR İFTİRA EDERLER …"

Biz de şöyle ilave edelim:

Doğrudan, namustan, ahlaktan yoksun olanlar da muktedirin bahçesinde vicdanları hiç sızlamadan, utanmadan şike yapar, şampiyon olurlar...

Hiçbir hakem muhteremini sevmediğim gibi Cüneyt Çakır'ı da o kategorinin dışına çıkarmam. Tanımadığın etmediğin adamı nasıl sevmezsin, denir evet; ama sevmediğim onun hakemliği, sahadaki o çok bilmiş hali, hakemtanrıyı fazlasıyla oynayan pozları, soğukkanlı zulmü...

  • Şimdi bir anketen filan bahsediyorlar,
  • maçın birini o yönetsinmişmiş...
  • Asıl karınağrısı olan, bir hakemin şahsi yükselişinden milli bir kıvanç duymak.
  • Neymiş, Cüneyt Çakır, şampiyonlar ligi finalini yönetecekmiş.
  • Ee?
  • Bana ne?
  • Sabahtan akşama kadar yönetsin.

Yoksulluğumuza çare mi oldu?

İsveç Kralı Gustaf, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü müthiş karşılamış.

Başka ne olacaktı yahu? En basit nezaket kuralı, ülkene bir başka ülkenin cumhurbaşkanı geliyor, icap eden protokolle karşılanacaktır.

  • Hani buradan da
  • kendilerine veya ideolojilerine(!) ayrı, özel
  • filanca bir saygınlık kazandırmaya çalışıyorlar ya;
  • gereksiz plonjonlar,
  • topa yanlış çıkmalar,
  • kusurlu hareketler...

Yeni Bir Etkinlik

Kendime Anket:

Drogba bir daha penaltı kaçırır mı?

A) Kaçırır.

B) Uygun zeminde kaçırmaz.

C) Bana ne!

Anket Sonucu: Oy tekliği ile C

Yazar: Editor
2013-01-02 06:49:20

VerGi

Günaydın dostlar!

Yeni bir sabah fırçasından merhaba! Üzülerek bildiriyorum ki bu fırça darbeleri bütçemizedir ve tabi ki bizedir.

Zamlara ilişkin yeni durum aşağıdaki gibidir.

Korununuz lütfen.

 

1.     Yeni yılla birlikte, daha önce alınan vergi artışları da yürürlüğe girmiştir.
Otomobil, pasaport, sürücü belgesi ve cep telefonu aboneliklerinde yeni vergiler eklenmiştir.

2.     Zamlı ürünler listesine sigara da dâhildir. Sigara fiyatlarında yüzde 10’u bulan bir artış beklenmektedir.

3.     Damga vergisi oranları ile maktu vergi tutarları yüzde 15, harç oranları ve maktu tutarları (tapu harçları hariç) yüzde 15 artırılmıştır.

4.     1 Ocak 2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aracın yaşına göre motor hacmi bin 300 cc ve altında olan otomobil, arazi taşıtları, kaptıkaçtı gibi araçlar için 56 lira ile 517 lira arasında bir vergi ödenecektir.

5.     Bina ve arazi emlak vergisi değeri artış oranı, yeniden değerleme oranının yarısı yerine tamamı (yüzde 7,8) olarak tespit edilmiştir.

6.     Zamlı fiyatlı ürünler listesine pasaport, sürücü belgesi, noter belgeleri gibi değerli kâğıtlar da girmiştir.

7.     Mobil telefon aboneliğinin ilk tesisinde ödenen vergi tutarı 37 liradan 39 liraya çıkarılmıştır.

8.     Noter kâğıdı ile beyanname bedeli 7,25 lira protesto, vekâletname, re'sen senet bedeli 14,50 lira olarak belirlenmiştir.

9.     Beri yandan pasaport bedeli 72 lira, yabancılar için ikamet tezkereleri 198 lira, nüfus cüzdanları 6,5, aile cüzdanları 66 lira, sürücü belgeleri, sürücü çalışma belgeleri (karneleri), motorlu araç trafik belgesi 89'ar lira, motorlu araç tescil belgesi ile iş makinesi tescil belgesi 66,5'er lira, banka çekleri (her bir çek yaprağı) 4,5 lira, mavi kart da 6 lira olmuştur.

10. Pasaport harçları 6 aya kadar olanlar için 80.50 liradan 86.77 liraya, 1 yıl için 117.60 liradan 126.77 liraya çıkmıştır.

Ne diyelim?

Ülkemi seviyorum, vergimi ödüyorum.

Ama aynı hassasiyetin vergi koyucular toplayıcılar harcayıcılar tarafından gösterilmesini de re’sen bekliyorum.

Misalen asgari ücretlere yapılan zamlar diyorum.

 Damlayla verip kepçeyle almak filan diye ekliyorum.

Ve sabah fırçasını, padişahım çok yaşa, diye bitiriyorum!

Vergi devletinde yaşamanın hay bin efkârı!

Yazar: Editor
2012-09-22 08:24:03

1461 TS Nedir, Ne Yapabilir?

Bu haftaki rakibimiz liderle aynı puana sahip olan 1461 Trabzon…

  • Sezona beklentilerin üzerinde başladılar. 
  • Kontra atak futbolunu çok iyi oynuyorlar. 
  • Oyuncuları da bu taktiğe çok yatkın. 
  • Jebrin, Eren Albayrak, Sercan Kaya ve Mustafa Tiryaki çok hızlı ve savunmanın arkasına iyi sarkan isimler.
  • Özellikle hücuma yönelik orta saha oynayan Sercan çok kaliteli bir oyuncu. 
  • Süper ligdeki takımlarda oynayacak potansiyeli de fazlasıyla var. 
  • Pazar akşamı da bizi zorlayacak isimlerin başında geliyor.

Mustafa Tiryaki sezon başı fazlasıyla methedildi. Ancak kendisi şu ana kadar beklenen performansını gösteremedi.

  • Fatih Öztürk 1461 Trabzon’un kalesini koruyor 
  • ve net bir şekilde söylüyorum 
  • eğer Erciyes maçında sergilediği performansı tekrarlarsa 
  • bizi ciddi anlamda zora sokar.
  • Geçen hafta aldıkları puanı tamamen file bekçilerine borçlular.

Bize gelince

içerideki Buca maçının telafisi için 3 puana gidiyoruz ama belirteyim 1461 Trabzon’un oynadığı futbol çoğu takımdan iyi.

  • Ben onların sezonu yukarılarda bitireceğini düşünüyorum 
  • ve bu maçı şu ana kadarki en ciddi test olarak görüyorum.
  • 3 puan tabii ki mükemmel olur 
  • ama alınacak bir puan da başarısızlık değildir. 
  • Perşembe idmanında Levent Hoca da 1461 Trabzon’un kontra ataklarını bildiği için 
  • atak sonuçlanınca 
  • oyuncuların hızlı bir şekilde geri dönmelerini istedi. 
  • Bunun yanı sıra hücum organizasyonu üzerinde fazlasıyla çalışıldı. 
  • Futbolcuların da hırslı görünmesi 
  • maç öncesi umut verdi. 
  • Sahaya da muhtemelen 
  • Zülküf 
  • İzzet, Tuna, Merthan, Ferhat 
  • Emre Toraman, Sedat Ağçay, Kibong 
  • Metin, Talha 
  • Mbilla 
  • on biri ile çıkacağız.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2012-08-03 09:07:56

Dilek ve Temenniler

Yeni bir sezon 2012-2013’te bu ay içinde başlıyor. Ne güzel!

İki hafta beyler izleyemeyecek olsa da, sorun değil, hanımlar var!

Güzel ve önemli bir sezon olacak değil mi?

  • Adanaspor’un oynadığı her maç, 
  • her kategori zaten güzel ,
  • ve hep iddialıyız şimdilik şu ligde. 
  • Hep heyecan hep zirve hedefi, hep coşku… 
  • Şimdiden tribün hazırlıkları…

Peki, bu heyecan be coşku sezon açılışında da olsa fena mı olur? Bakınız zaten ilk iki hafta evimizdeki maçlarda tribündeki yerimizi alamayacağız.

  • Ve üstelik hep diyoruz, 
  • imaj ve reklam, 
  • moral ve motivasyon, 
  • gövde gösterisi ve turuncu şehir argümanlarının somutlaşması açısından 
  • bir SEZON AÇILIŞI istiyoruz. 
  • Yani ben istiyorum şahsen, 
  • isteyenlerin de olduğunu biliyorum 
  • daha doğrusu istemeyene rastlamadım, 
  • bu yüzden İSTİYORUZ diyebiliriz, birinci çoğul şahsa verip.

Yine kendi adıma derim ki öylesi bir açılış da istemiyorum. Örneğin Tarkan ile bir açılış ne güzel olur. Zira Adanaspor’a yakışan böyle bir organizasyondur! Hakkaten aşağısı bizi kesmez.

Rakip de bu çapta olmalı açılış maçında. Hele açılışı alt liglerden bir takımla oynamayı filan aklımın ucundan bile geçirmem. Evet! Örneğin yıllar önce bir UEFA maçında konuk ettiğimiz İNTER ne den olmasın açılıştaki rakibimiz?

  • Tamam, elbette bunlar belli bir maliyet işi 
  • fakat bir gösteriler dünyasında 
  • böylesi beklentiler de olacak 
  • ve böylesi organizasyonlara da girişilecek.

Plan ve program için önümüzde yeterince zaman var. Şimdi başlasak on günde kurulur bağlantılar, yapılır duyurular.

Çok şey mi istedim bir Adanasporlu olarak?

Hayır! Olağan bir şey istedim.

İstediğim sadece bir açılış değil, görkemli bir açılıştır. 

Not: Orta sahaya en az 2 transfer beklentim de devam ediyor bu arada.
Yazar: Editor
2012-07-24 12:29:09

Metin Akan

Onu ilk kez Manisaspor’dan hatırlıyorum.

  • Çevik ve böylece hızlı, 
  • ileriye doğru oynayan, 
  • yırtıcı yani Kaplan Tarzına uygun, 
  • ayağına hakim, 
  • dripling halinde de etkili, 
  • gol atan gol attıran, 
  • isabetli şutları olan, 
  • hem takım oyununda faydalı 
  • hem de bireysel becerileriyle 
  • yükü çekebilecek nitelikte bir futbolcu, 
  • ama harbi futbolcu! 
  • Geçen sezonun devre arasında 
  • adı geçmişti, olamamıştı. 
  • Ama keşke olsaydı. 
  • Şimdi farklı yerde konuşuyor olurduk, 
  • transfer harekâtımız farklı olurdu...

Bu sezon kesin geleceği çok önceden konuşuluyordu. Kaygılandıran şey, bir aksiliğin çıkması işin yine bozulmasıydı. Neyse ki bu kez oldu ve hakikaten hedefe oturan bir nokta transfer oldu.

Bursa, İnegöl, Manisa, Ankaragücü, İBB ve A d a n a s p or

  • Metin Akan  
  • hem Manisaspor’da 
  • hem de Ankaragücü’nde çok önemli bir performans sergilemişti. 
  • Geçen sezon İBB’de 
  • fazla forma şansı bulamamasının 
  • İBB’nin güçlü kadro yapısı 
  • ve teknik adamlarının futbolcu tercihleriyle ilgisi vardı, 
  • doğrudan Metin’in olumsuz herhangi bir performansıyla ilgisi yoktu o durumun.

Adanaspor’un şampiyonluk iddiası da, evet, Metin Akan transferi ile somut bir anlam kazanır olmuştur.

Alınacak diğer 3–4 oyuncu da böyle isimlerse, doğrudur, heyecanlanır olduk! Demek ki alınıyormuş.

Evet,

Bize bunlarla gelin.

Yazar: Editor
2012-03-06 06:43:05

Önce Dershaneler...   

 

Eğitimle ilgili tartışmalar devam ediyor, lehte ve aleyhte fikirle çarpışıyor. Gerçi lehte olanlar bilimsellikten uzak yandaş fikirler ya, olsun oralardaki suların sığlığı da ortaya çıkıyor böylelikle. Merak ettim, on yıllar sonra yakın tarih araştırmaları bu günlerle ilgili asıl notlar düşecekler? Öğrenmek mümkün olsaydı.

  • Şimdi efendim,
  • bu eğitim meselesini öğretmenlerin yarı açık cezaevi pozisyonlarını kurcalamadan konuşmak eksik kalır.
  • Ne demiştik;
  • maddi ve manevi yönden özgürleştirilsin öğretmenler,
  • mesai sonrasında ek işe ihtiyaç duyup
  • örneğin simsar dershane kapılarında bilgi birikimiyle heder olmasın,
  • o dershanecilere hizmet etmek zorunda kalmasın.
  • Enerjisini de okulundaki öğrencisine versin.

Bu birinci aşamasıdır. İkinci aşaması bu paralelde yine o dershanelerdir.

Zira dershaneler birer eğitim öğretim kurumu değildir, önce ve sonra ticarethanedir arada kalan bölümde ise sosyal bir mekândır, yer yer kreştir çeşitli yaşlara hitap eden, pastanedir, cafedir, geyikhanedir, kiminde gerici örgütlenmedir vs…

  • Yapılabiliyorsa,
  • eğitim öğretim sürecinde,
  • dershanelerin varlığını gereksiz kılacak bir uygulamaya gidilsin.
  • Değilse hem bu alanda haksız rekabetler yaşanmaya devam edecek,
  • hem de sonradan görmeler bu yolla kendilerine saltanatlar kuracaklar,
  • hem de okulların dokusunu bozup onların bir tür kanser hastalığına yakalanıp dershanelere benzemeye başlamasına neden olacaklar.
  • Sadece sınava odaklı öğrenci yetiştirme gayesinin sonuçlarını da zaman hazin bir şekilde gösterecektir yine.
  • Sığ, neredeyse cahil, bir paragrafı bile okumaktan aciz, bilgi sahibi değil bilgi korsanı, şimdiden demagojiye meyilli, analiz özürlü bir nesil…
  • Ne?
  • Sistem bu insanı mı istiyor zaten!
  • Eyvallah dedim ve sustum!
Yazar: Editor
2012-01-22 08:02:32

Yine Yağmur

Bana sorarsanız yine güzel yağıyor. Fakat benden “dur yağmur” yazısı beklemeyin bu kez. Hatta yağ yağmur, tarlaları bahçeleri bırak direkt stadyuma yağ. Gök yarılsın, bardaktan boşalırcasına olsun.

http://galeri5.uludagsozluk.com/1/singin-in-the-rain_20590.jpg
 
  • Rıdvan Dilmen hocamızken
  • bir Altay maçı vardı
  • ve yine deli bir yağmur yağıyordu.
  • Necati’nin bizdeki ilk maçıydı.
  • Televizyon da veriyordu maçı.
  • Gidip gitmeme konusunda kararsızdım.
  • Gitti ve sanırım Altay’a o maçta 6 gol atmıştık.
  • Yani deyimin tam anlamıyla yağmur olup yağmıştık.

Şu maça gidip gitmeme konusundaki karasızlığımın nedeni ise tabi ki yağmur değil.

  • Gereken transferi yapacağım dediği halde
  • bir türlü yapmayan yönetimin
  • bu anlaşılmaz transfer politikasından sonra
  • olası bir puan kaybında
  • biricik Adanaspor’umuzun
  • muhatap olabileceği protestolara
  • tanık olmak istememdir maça gidip gitmeme konusundaki tereddütlerim.

Neyse, yağmur yağmaya devam eder,

Ben yine maça giderim (ki bir haftadır kendimi her sonuca hazırlamışım derin elemlere düşmemek için) ve Adanaspor çıkar yine gücü yettiğince mücadele eder.

Ama dilerim bu kez yener.

Yoksa…

Bu işin “yoksa”sını

düşünmek bile istemiyorum.

Yazar: Editor
2011-10-13 11:27:30

ADANASPOR Basketbol'dan Turnuva

  • Adanaspor B.
  • uzun yıllar Adanaspor’a büyük hizmetler veren 
  • Gündüz Tekin Onay 
  • ve çok yakın tarihte trafik kazasında kaybettiği 
  • takım kaptanı Taylan Taylancı’yı unutmadı. 
  • 14-15-16 Ekim tarihlerinde Adana Menderes Spor Salonu’nda oynanacak 
  • 2. Adanaspor Gündüz Tekin Onay – Taylan Taylancı Basketbol Turnuvası’na 
  • Adanaspor B’nin yanı sıra 
  • 68 Aksarayspor, 
  • Kayseri Melikgazi Bel. Spor 
  • Ve Mersin Akdenizspor katılacak. 
Yazar: Editor
2011-06-25 08:36:22

Millet İradesi                    :

Bildiğimiz hikâye, hep duyduğumuz laflar Akp’den, Millet İradesi… O kadar ki “millet iradesi” ile yatar yine onla kalkar olduk.

Evet, millet iradesi…

http://us.cdn4.123rf.com/168nwm/jameschipper/jameschipper1103/jameschipper110300030/9147158-business-people.jpg

Millet iradesinin meşruluğu için yasal veya hukuksal veya vicdani olmasının da bir kıymeti harbiyesi yoktur. Millet iradesi olsun yeter.

Haddizatında bu sözü sakız eden hükümetçilerin yaslandığı millet iradesi de kanımca millet iradesinden öte bir şey değildir, yukarıdaki cümlede belirttiğim cinsten üstelik.

Şimdi efendim millet iradesiyle meclise gidemeyen 4 vekil var (Balbay, Alan, Dicle, Haberal). Hatta o dört vekilden biri düşüyor onun yerine bir Akp vekili gidiyor meclise. Üsteli neredeyse vekilliği düşen vekilin aldığı oyun onda biriyle. E, n’oldu millet iradesine? Ve böylece Akp vekil sayısı 330’a doğru gider olur… Vaktiyle başbakan da bu süreçten geçmişti.

Akp tarafında grup başkan vekili Bekir Bozdağ şöyle açıklıyor durumu:

İşte Bozdağ'ın açıklamalarından satırbaşları;

“YSK kararlarını AK Parti ile veya hükümetle eşitlemek büyük bir insafsızlık ve haksızlıktır. Hatip Dicle kararının Sayın Başbakanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın yaşadığı durumla bir alakası yoktur.

Yüksek yargının araya girmesi ve yargının müdahaleleriyle Sayın Başbakanımızın milletvekilliği adaylığı engellenmiştir. Burada yapılan itiraz hukuka ilişkindir fakat Başbakanımızın olayında hukuk çiğnenmiştir.

Dicle'nin milletvekilliğinin düşmesinin AK Parti'nin başvurusu üzerine yapıldığı söyleniyor bu da tamamen asılsız bir söylentidir.”

Gel de inan!  

Evet, böylece Akp vekil sayısı 330’a doğru gider olur…

Devamında ne mi olur? Millet iradesi sözü Akp'nin sırtına yük olur, başbakan işaret eder ve bu mesele "bağımsız yargıda" çözülür. Muhtemelen...

_____________________

Bu arada son seçimde Akp’nin birinci parti olduğu Adana yine işsizlik şampiyonu oldu, hem de %20 ile. Vah!

Yazar: Editor
2011-04-02 15:46:52

Şimdi çağ dışı oyun taktiğinden dolayı karşısında çağdaş futbolun herhangi bir anını yaşamanın imkânsız olduğu şu Tavşanlı L. şampiyon olsa ne olur olmazsa ne olur?

____________________________

Şu Tavşanlı Linyitspor dedikleri,

Enteresan bir sempati ile oynuyorlar maçlarını.

Bu sempatiyi diğer takımlar gösterir taraftar düzeyinde, internette, basında… Olabilir, hatta TRT bile maçı yorumlatırken orada örneğin Ömer Üründül de özel bir sevgiyle bakabilir oraya. Olağandır, diyelim aslında öyle olmaması gereken vaziyete. Yoktan var olup gelmiş bir sürpriz takımmış...

Ama Ömer Üründül topa basmadan yapıyor medhiyesini ve o olağan iticiliğine devam ediyor. Yanlış görüyor, yanlış yorumluyor, fazlasıyla taraf oluyor, adeta göz göre göre yalan söylüyor. Rüsva oluyor. İnsanın TV’nin sesini kısıp da maçı izleyesi geliyor. Yetmez, çıkıp haykırası geliyor. Yazık, ayıp, günah be…

Peki, hakemler de belli bir sempatiyle yönetirse onların maçlarını? O zaman yuh olsun böyle lige ve aparatlarına… (Mesela şu maçta 4 kırmızı kart görmesi gereken Tavşanlının siyahi oyuncusu Ogunseye sanırım tek sarıyla maçı bitiriyor…)

Bizim maçtaki o hakem faciasını ve 90+4’teki o şaibeli penaltıyı da geçiyorum, şu son Tavşanlı – Denizli maçına göre söylüyorum; bir hakemin kararlarının çoğunu ev sahibi takım yani “sempatik Tavşanlı L.” lehine kullanmaları can sıkıyor, insanı üzüyor, bir adalet duygusunu zedeliyor.

Bu arada Ömer Üründül sanırım birazdan amigoluğa başla Tavşanlı’da, bir pespaye takımdan kendince bir Barselona yaratmaya çalışmıyor mu? (TRT spor servisi kimlerin çiftliği olmuş böyle Ömer’inden Hakan’ına)… Ömer Ü. Tavşanlı’yı övmek için adeta değil resmen halüsinasyon görüyor, of of…

Evet, gerek hakemler ve gerekse TV’de Ö. Üründül “sıkılmazca” taraf oluyorlar, Üründül vakasını geçtik, ama hakemlerin bu hali işi sefilliğe götürüyor. Federasyon uyuma! desem bir şey ifade eder mi?

Bu mucize takım(!) ne yapıyor peki?

Hiçbir şey! İlkel bir futbol anlayışı ve uygulamasıyla buraya kadar gelmişler. Fakat işte anlaşılıyor da buraya kadar hakemler filan vs nasıl geldikleri. (Tabi rakiplerinin onları önceleri ciddiye almadan sahaya çıkmaları da bir başka etkendir.)

Sahaya 4–1–4–1 ile çıkıyorlar. (En azından şu Denizli maçına öyle çıktılar.) Ne anlama gelir bu? “Ben en az 8 oyuncuyla bildiğin savunma yapacağım” demektir. “1 gol atarım üzerine de yatarım!” demektir. “Öne geçince de serilir yatarım, maçı soğutur, oyalarım” demektir. Doğru düzgün atakları yok, doğru düzgün bir organize hareket yok, bir seyir zevki yok. Ne var? Katı defans, çok koşu, hakem desteği…

Şimdi çağ dışı oyun taktiğinden dolayı karşısında çağdaş futbolun herhangi bir anını yaşamanın imkânsız olduğu şu Tavşanlı L. şampiyon olsa ne olur olmazsa ne olur?

Yazar: Editor
2011-02-11 09:42:01

Ülkenin futbol gündemine bakarsak;

İstanbul kulüplerinin başkanları, yöneticileri hakem hatalarının kurbanı olduklarını iddia ederek açıklama üzerine açıklama yaptılar, yapıyorlar. Federasyon başkanı Mahmut Özgener de bir cevap verdi söz konusu iddialara. Uzun bir yazı olurdu buraya hepsini aktarsaydım, son iki paragrafı alıyorum, fena bölümler değil. En kapsamlı konuşmayı gazetelerden okuyabilirsiniz, ilginizi çekerse.

TFF Başkanı Mahmut Özgener futbolun adil bir seyrine dair iddialı, çekici laflar etmiş birçok büyük laf etmiş. Bakalım bu içeriğin devamında ne yapacak? Üç hafta sonra, beş hafta sonra? Sadece süper ligde değil alt liglerde de? Çünkü özellikle B.A. 1. Ligde malum iktidar takımları var. Bize göre can sıkıcı transferleriyle zaten haksız bir mücadeleyi başlatmış durumdalar.

Süreçte federasyon ve dolayısıyla hakemler korktuğumuz manada acep bir baskıya maruz kalacaklar mı, ki kalmaları kuvvetle muhtemeldir; o durumda ne yapacaklar, direnecekler mi, ki direnemeyecekleri kuvvetle muhtemeldir. Geçen sezonlardan tecrübelerimiz var zira. Ha, bu sezon biz bariz hakem hatalarına maruz kalmadık, çünkü gerek kalmadı ipimizi hep kendimiz çektik. Yani çekincelerimiz var…

Şimdi o konuşmanın son bölümünü alıyorum buraya, hem beğendiğimiz bir nitelikte olduğu için hem de gerekirse hatırlatmak için…

Alıntı şöyle:

“Merak etmeyin, biz de sizin gibi bu ülkede "adil bir oyun"un oynanabilmesi için gerekli tüm koşulların oluşması için var gücümüzle çalışıyoruz ve çalışıyor olacağız. Biz de bu şekilde konuşmalar yapmak yerine kendi işimize, adil ve tüm kulüplere eşit mesafede pırıl pırıl bir ligin oynanmasını tesis etmeye, hakemlerimizin motivasyonuna, eğitimine, gelişimine odaklanıp ana işlerimize konsantre olalım…

Buradan tüm futbol ailesine, hakemlerimize ve tüm kulüplerimize sesleniyorum:

Lütfen hiç kimsenin en ufak bir endişesi olmasın... Federasyonumuz bu ülkede adil ve her kulübümüze eşit mesafede, hakkı olanın kazanacağı, hak edenin ipi göğüsleyeceği bir ligin oynanması için mücadelesini sürdürecek. Lütfen kendinizi güvende ve rahat hissedin... Geçmişte olduğu gibi, sesi çok çıkanın, gazetede sayfası çok olanın, taraftarı çok olanın bu gücünü kullanarak futbolu baskı altına almasına izin vermeyeceğiz.”

Yazar: Editor
2011-01-31 11:39:33

Adanaspor.ORG’dan

Emrah Bedir Adıyamanspor’da

Günlerdir forum sayfamızda ve paylaşım sitelerinde dedikodu şeklinde dönen Emrah Bedir gidiyor haberi doğru çıktı. Emrah, facebook profiline, "Adıyamansporla sezon sonuna kadar anlaştım." şeklinde haberi duyurdu...

Başkanımız Bayram Akgül'e teşekkür ederek taraftara mesaj yollayan genç golcümüz Emrah, "Zor günlerimde yanımda olan Başkanımız Bayram Akgül ve büyük Adanaspor taraftarına şükranlarımı sunuyorum. Adanaspor'a ikinci yarıdaki maçlarında başarılar dilerim. Umarım istediğimiz şampiyonluğa kavuşuruz. Selametle Adana'm." diyerek şimdilik Adanaspor macerasına nokta koydu...

Kendisine güvenmeyenler ve gitmesi için mücadele edenlere de mesaj yollayan Emrah, "Bana güvenmeyenler her hafta Adıyaman'dan mesajı alacak!" dedi...

 ________________________

Bu takımda, Emrah'dan önce gitmesi gereken başka kişiler varken, verimli bir kamp dönemi geçirmiş tekrar eski günlerine döneceğinin sinyallerini veren Emrah'ı gönderenleri ayakta alkışlıyoruz! Umarız ki bugünkü maçta olumsuz bir durumda tribünlerden Emrah Bedir seslerini duymaz, kaosa sürüklenmeyiz... (bu kaygıya ve olası tepkiye biz de imzamızı atarız kaplanpenche olarak...)

________________________

Ayrıca kulübümüzün önemli-önemsiz herhangi bir gelişmede taraftarını bilgilendirmeme alışkanlığına da devam ediyor olması önemli bir soru işareti. Emrah'ın gidişi sırasında kulübümüzden tek bir açıklama yapılmadı. Bu sorunun en kısa sürede halledilmesini umuyoruz...

Emrah Bedir'e Adıyamanspor forması altında başarılar diliyor, yarı tatilde zıpkın gibi Adana'ya dönmesini umut ediyoruz. Yaşanacak çok güzel günlerimiz var daha, yarım kalan şarkıyı tamamlamak için, sezon sonunda büyük bir özlem ve sevgiyle seni bekliyor olacağız... Yolun açık olsun Emrah Bedir!

Adanaspor.ORG

Yazının bütününe de attık imzamızı kaplanpenche diye...

Yazar: Editor
2011-01-21 09:26:18
Laf Salatası 

Zihni Aldırmaz, Adana'nın gelirinin çok geriye düştüğünü belirterek, "Biz de sporumuzun çok iyi yerlerde olmasını istiyoruz ve arzuluyoruz.  Ancak gelir yönünden Adana'nın ekonomisi ortada" şeklinde konuştu...

Ancak bu şekilde konuşulabilir, tabi söz konusu olan ikiyüzlülükse…

Belediyeciler çıkıp açıklamalar filan yapmasın, komik duruma düşüyorlar. Siz Adana sporunun bir yere gelmesini belki istiyorsunuz fakat ADANASPOR’un bir yere gelmesini asla istemiyorsunuz. Bunun sebebini de cümle âlem biliyor.

Geçelim…

______________

Dernek Balosu
  • Bu akşam
  • 19.30’da
  • Seyhan Otelinde
  • Adanasporlular Derneği’nin
  • açılış balosu düzenlenecek.
  • Duyurulur.
  • En güzel günlerin Adanasporlularla da olması dileğiyle...

 

Yazar: Editor
2011-01-17 07:58:30

 Virüs

Birkaç gün görüşemedik. Sebep doğrudan be değilim efendim. Bilgisayarlara giren virüs vs şifreleri allak bullak edince bir sorun da böylece peyda oldu. Yoksa gündem de ne sıcaktı.

Neler oldu bu arada?

Takım transfersiz gidiyor, beklentilerin tersine.

Korkarım ki Haluk transferi tribünü kandırmak için, o kaleci işine devam edecek gibi.

Adanaspor dışında neler oldu?

Biliyorsunuz, içki yasağı fena halde gündemde. Ama biz bunu ta sigara yasağından beri yazıyoruz. Niyetleri sağlık filan değil.

Galatasaray taraftarı stat açılışında Türkiye'nin gerçek hislerine tercüman oldu diyelim. Dikkat ederseniz kendi organizasyonlarının dışında yuhalanıyorlar. Oralarda hür iradele var. Futbolu bu yüzden de seviyoruz.

Ama bu arada tehdit ve gözdağı ve dolayısıyla karşı atak durmuyor. Neymiş, GS'nin o statta kuruş emeği yokmuş. E ne olmuş, milletin kulübü milletin parası, cebinizden mi verdiniz efendim?

Üstelik aldığınız oylar miletin iradesiyse bu tepkiler de milletin iradesidir, dediğim gibi üstelik en hür iradedir.

Şimdilik bu kadar olsun, nasılsa bu konuları daha çok konuşacağız.

Yazar: Editor
2010-12-20 00:10:29

         19       

  • İlk devre bitti
  • 19 puan
  • 19 gol,
  • kalemizde ve rakip kalede.
  • Beklentilerin en az 6 puan gerisindeyiz,
  • en az...
  • Daha iyi olabilirdik.
  • Hatta lider de olabilirdik
  • bu 16 maç sonunda.
  • Olamadık.
  • Sebebini en ilgisiz futbol izleyicisi bile biliyor. 
  • Geçelim,
  • tedavisi olmayan bir hastalık değil.

 ________________________

Bir aydan biraz fazla bir ara var.

  • Gündemimiz çoğu zaman futbol dışı olacak.
  • aşağı yukarı bildiğiniz bir içerik...
  • sanat, siyaset filan.
  • Kitaplardan, filmlerden bahsederiz.
  • Entel de takılırız: ))
  • İkinci devrede de gündem hep sıcak olacaktır
  • doğal olarak.
  • Motoru soğutmalı.
  • Derim...

 

Yazar: Editor
2010-11-27 08:12:52

Yeni Format 

  • Bank Asya 1.LİG GÜNLÜĞÜ
  • yeni bir yayın dönemine girdi.
  • Bundan sonra cumartesi, pazar ve pazartesi olmak üzere 3 gün yayımlanacak.
  • Ve maç saatlerinde canlı yayınla bağlanacak.
  • Bu canlı bağlantıları da Banu Uzpeder sunacak.
  • Sanırım çok güzel olacak.
  • Şimdiden başarılar, kolaylıklar…

 

  • Bu formatıyla yapımın daha dinamik ve biraz daha etkili olacağını düşünüyorum.
  • Maç sürecinin izleyiciyle,
  • bir maçın mümkün olan tüm ayrıntıları dâhilinde buluşması
  • başka bir renklilik sağlayacaktır.
  • Bu yayın, zaten nitelik olarak belli bir kaliteye yükselen 1.ligin kıymetini biraz daha artıracaktır.
  • Hadi o zaman: ))
Yazar: Editor
2010-11-07 12:03:37

Su İster Ağaçlar

http://ul.gcg.me/files/2010-11/2s.jpg

Hava güneş, Adana güzel, portakal bahçeleri yemyeşil, turuncular kendilerini gösterir olmuş, en güzel sonbaharların yaşandığı memleket… Orada bir radyo, istek programı, Haluk Levent Elfida’yı söylüyor:

Elfida
Bir belalı başımsın
Elfida
Beni fark etme sakın
Omzumda iz bırakma
Yüküm dünyaya yakın
Elfida
Hep aklımda kalacaksın

 

Biri evinin damında güvercin uçuruyor. Bir çocuk mevsimi kaçırmış, kâğıdı solmuş bir uçurtmayla uğraşıyor. Üç kişi tek kale maç yapıyor portakal ağaçlarının yanında, Ali Dayı bahçeyi suluyor. Yağmur geç kaldı. Su ister ağaçlar. Sulama havuzu yeşillikler içinde çocukluğumuzdan bakıyor bize. Hava biraz daha sıcak olsa diyorum, şurada çimmek vardı ya…

Derken bir satıcı giriyor sokağa. Yavru köpekler etrafında, meseleyi algılamak ister gibi veya “birine mi baktın birader” der gibi. Bir iki havlama. Asayiş berkemal, güneşte şekerlemeye devam…

Yaşlılar “bu sonbaharı da gördük” mü diyor, divana uzanmış tatlı bir güneşte, kim bilir… Yeni gelin (ki büyük kızı evlendi, hala yeni gelin) açık çay getiriyor yaşlılara, kaşıklar şıngırdıyor bardaklarda... Ömrünüz uzun olsun…

Ve kenar mahallede bir pazar günü, böyle geçer, aşağı yukarı… Özleyenlerden, kaybettiklerini bir daha asla bulamayacaklarını da hesaba katarak, o eski mahallere bir yolculuk olsun...

Buyurun Elfida, tıklayınız.

Yazar: Editor
2010-11-04 13:14:57

Ankara’ya Doğru

Adanaspor Düşünce Platformu Treni

                      2.kez Anıtkabir'e yola çıkıyor.

Atatürk'ün bu vatanı emanet ettiği gençlerin ATA'nın huzuruna çıkması gerçeğinden yola çıkan Adanaspor Düşünce Platformu, ilk defa geçen yıl 10 Kasım haftasında 35 öğrenciyle bu etkinliği gerçekleştirmişti. Bu yıl da Platform, Yüreğir ilçesinden 40 farklı okulun SBS 8.sınıf
birincilerini, 5–7 Kasım tarihleri arasında 2.kez Ankara'ya ATA'sına götürüyor.

Adanaspor Düşünce Platformu olarak, bu yıl da 5 Kasım akşamı Anıtkabir'e ATA'mıza yine gençlerimizle yola çıkacağız. Bu gezi çerçevesinde tüm öğrencilere Adanaspor Düşünce Platformu tarafından Turuncu renkli montlar hediye edildi.

Bizler çocuklarımızın ufkunu açmanın Türkiye'nin kalbinin attığı başkentte Atatürk'ün huzuruna götürmenin, geleceklerine ışık tutmak adına önemli bir proje olduğunu düşünüyoruz.

Bu geziye öğrencilerin belirlenmesi aşamasında destek veren Yüreğir Milli Eğitim Şube Müdürü Cemal Akdemir de, gelecekte bu şehrin, bu ülkenin gururu olacak gençlerin Ulu Önder Atatürk'ün ilkeleriyle yetişmiş vatansever bireyler olacağı umudunu taşıdığını dile getirdi.

Adanaspor Düşünce Platformu yetkilileri, benzer sosyal projelerde yer almaya devam edeceklerini ve gençleri aydınlatmanın kendileri için bir borç olduğunu dile getirdiler.

Yazar: Editor
2010-10-20 11:07:06

TRT’nin Yüz Akı 

 http://ul.gcg.me/files/2010-10/asblg.jpg

  •  TRT’ye bakıyorsunuz,genel yayında gün boyu izlenme oranı 1.3
  • Ama arkadaşların bin bir emekle, yüzlerce kilometre yol kat ederek,
  • onlarca insanla görüşerek çektiği;
  • sunumunu Öykü Serter ile Tunç Kayacı’nın yaptığı
  • Bank Asya 1.Lig Günlüğü başlayınca izlenme oranı 18’e fırlayıveriyor.
  • Yazıyla on sekiz.
  • Zannederim ki TRT hiçbir yapımında bu oranı rüyasında bile göremez,
  • hele tam bir hükümet kanalına dönüşmüş, bir tür Samanyolu TV, ne bileyim Kanal 7 olmuşken…
  • 1.lig programı dışında işleri zor.
  • Bir de süper ligin özetlendiği stadyum programı evet belli bir oranda izleniyordur.
  • B.A. 1.Lig programı neden izleniyor?
  • Çünkü orada kelimenin tam anlamıyla memleket hikâyeleri var, sadece futbol değil...
  • Doğal, samimi haller var o kayıtlarda.
  • Belki toplumbilimcilerin, halkın seyrüseferini takip etmek zorunda olan partilerin, siyasilerin, çeşitli sivil örgütlerin yapması gereken işi
  • arkadaşlar bir futbol ekseninde ama aslından görünenden çok daha fazlasını yapıyorlar.
  • Öyle...
  • Sadece futbol değil, memleketimden insan manzaraları
  • Elinize sağlık Funda, Özlem, Banu, Aykut, Fatih, Aziz
  • Emeği geçen herkesin eline sağlık…

Nedir, program çok geç saate atılmış durumda, oo.30’a… Çok geç! Bu yapımın daha erken bir saate alınması şarttır. Tanık olduğumuz üzere, taraftarların da beklentisi bu yoldadır.

  • Sanırım aynı beklenti her takımın taraftarında aynıdır.
Yazar: Editor
2010-10-11 19:06:32

Futbol Ne Zaman Afyondur?

  • Onunla yatıp onunla kalktığımızda,
  • işimizden aşımızdan caydığımızda,
  • her yenilgide ölüp her galibiyette dirildiğimizde,
  • memleket sorunlarının önüne futbolla geçtiğimizde,
  • bir milli maçtan milli bir dava çıkardığımızda,
  • bu işten trilyonlar götüren sözde spor yazarlarına fazla baktığımızda,
  • ki onlar kendi tezgahındadır,
  • Erman’ı Rıdvan’ı Ahmet’i vs ciddiye aldığımızda,
  • emeğimiz olamayan yerden yemek beklediğimizde
  • yani bir Mesut Özil’i hala ağzımıza sakız ettiğimizde,
  • futbol gündeminden kendi gündemimize dönemediğimizde,
  • siyasi dalavereler,
  • işsizlikler,
  • pahalılıklar,
  • yokluklar ortada öylece dururken
  • biz ısrarla meşin yuvarlakla yuvarlandığımızda,
  • bir kötü zamanı sineye çekmekte zorlanıp,
  • lan bu sene de böyle geçsin
  • diyemediğimizde,
  • vefasızlaştığımızda,
  • ilk darlıkta iyi gün dostu olup
  • önümüze gelene veryansın ettiğimizde…

Futbol afyondur o vakit fena uyuşturur.

Yazar: Editor
2010-10-03 22:27:59

Nihayet 3 Puan

http://ul.gcg.me/files/2010-10/ga.jpg

(Ankara'da Dayımız, Belediyede Başkanımız Yok! Adanaspor'u yok sayan belediyeye protesto pankartı...)

Şimdi zor kazandık çünkü kötü oynadık, denecek; bu takımdan bir şey olmaz denecek, işimiz zor, denecek; bir sürü şey denecek. Doğaldır. Beklentiler çok yüksek… Olağandır. Biz Adanaspor’uz, elbette yüksek beklentilerimiz olacak.

Benim de bu maçtaki beklentim çok yüksekti. 3 farka bile razı değildim. Beni yanıltan Bolu’nun Linyit’e 5 gol atması oldu. Beni yanıltan o maçta Linyit kalecisi Oğuz’un çuval olmasını unutmam oldu. Linyit iyi ekip. Takım savunmasında iyi, karşı ataklarda iyi, mücadelede iyi… Onların handikabı acemilikleri.

Peki, neden gol 70. dakikaya kaldı? Bir kere yukarıda saydığım gerekçeler var ortada Linyit’e dair. Bunun yanında da bizim en büyük handikabımız olan “galibiyetsizlik” söz konusuydu. İlk dakikalarda gol bulma telaşı bir meseleye dönüştü. Meseleyi çözmek de zaman aldı. Gerçi Ahmet Dursun sorunu teşhis etmiş ve müdahalelerini yapmıştı; şutlarla. Evet, rakibi çözecek tek formül şuttu, Ahmet Dursun’un bu yoldaki çabaları hep rakip defans duvarına tosladı. Lakin ikinci yarıda orada bir gedik açıp golü bulabildik.

Volkan; ilk 20 dakikada gol bulduk bulduk, yoksa zorlanırız, demişti. Golü de Ahmet atar, diye eklemişti. Öyle oldu. Serkan Şenyürek’le konuşurken o da 1–0 olsun bizim olsun, demişti, bu öyle de oldu.

Neticede 3 puan güzeldi.

İyi olan, takımın hep bir çaba içinde olmasıydı. Kötü olan, takımın üzerindeki o fena baskıydı.

İyi olan, yardımlaşma gayretinin en üst düzeyde olmasıydı. Kötü olan, bunun bir gol şenliğine dönüşmemiş olmasıydı.

İyi olan, Ahmet Dursun’un klasına uygun bir golle merhaba deyip 3 puanı koparmasıydı. Kötü olan, Bülent’in bir türlü klasına uygun bir performansı bulamamasıydı.

İyi olan, tribündeki tekil çıkıntıların en aza inmiş olmasıydı. Kötü olan, maratonu bir türlü genel tezahürata dâhil edemememizdi ki bu da dünyanın her yerinde bir derttir zannederim.

İyi olan, bu galibiyetle bir yükü sırtımızdan atmamızdı. Kötü olan dinlenmiş bir Samsun’a gidecek olmamızdır. Bunu iyiye çevirmek, takımın mücadele devamlılığında saklıdır.

Haftaya iyi olanları yazmak dileğiyle…

Not: maçtan 30 kare foto-yorum’da. Tıklayınız.

Yazar: Editor
2010-09-30 20:11:21

Bir Tek Galibiyet

http://ul.gcg.me/files/2010-09/gll.jpg

Derdimiz dünyadan büyük. Çünkü bizim için Adanaspor meselesi bir memleket meselesidir. Kulüp iyi gitmiyor, maddi sorunlar ve şehirdeki yalnızlık ortada.

  • Belediyenin yekten yok saydığı bir Adanaspor’uz,
  • komik gerekçeleriyle,
  • on binlerce Adanasporlunun iradesini yok sayarak,
  • aslında Adanaspor’a yaptıkları yardımın
  • nasıl büyük bir başarıya dönüşeceğini gayet iyi bilerek…
  • Ama bilmiyorum
  • belediyecilerin işine böyle bir şey gelir mi?
  • Dolmuşçulardan alınan veya alınacağı söylenen (şehirde konuşulanlar bunlar, elimde belge tabi ki yok, keşke olsa),
  • yeni açılan bir özel okuldan “bir şekilde” alınan veya alındığı söylenen (şehirde konuşulanlar bunlar, elimde belge tabi ki yok, keşke olsa)
  • spora-futbola yardım paralarının akıbetini
  • hepimiz biliyoruz veya tahmin ediyoruz.
  • Ah ulan…
  • Yalnızlığımızın şehri diyoruz ya,
  • az bile söylüyoruz.
  • Oysa o dolmuşçu arkadaşların en az yarısı Adanasporlu,
  • fakat o taraftarın maddi desteğini kendi takımına,
  • Adanaspor’a vermesine izin olacağını düşünebiliyor musunuz?
  • Malum kudretin böyle bir tercihe “belediye olanakları ve yaptırımları” çerçevesinde yol vermesi mümkün mü?
  • Neyse, biliyorsunuz o sözü, 
  • “Keser döner sap döner gün gelir hesap döner!”

Bekliyoruz…

Sonra efendim, takım iyi gitmiyor, 4 maçta elde edilen sonuç pek tatsız. Elbette moraller bozuk futbolcularımızda da.

Tribünün tadı yok bu gelişmelerin sonucunda. Olağan haller…

  • Çözüm nedir?
  • Yahu ölüm kalım meselesi değil en nihayetinde.
  • Bir tek galibiyet,
  • önümüzdeki Linyit maçında bir güzel mücadele ve bal tadında bir 3 puan
  • birçok derdin,
  • ağrının,
  • sızının ilacı olacaktır.
  • Hele güzel oyunla bol gollü bir galibiyet kaymak gibi olacaktır,
  • haddizatında bu lige de bir mesaj olacaktır.

İlk aşamanın çözümü ortada. Geriye, taraftarın maça gidip takımını sadece desteklemesi kalıyor. Destek, o kadar!

Ne demiştik:

“Ya hep birlikteyiz ya hiçbir şeyiz!”

Yazar: Editor
2010-09-14 16:04:46

Yeni Hoca Menteşe

Adanaspor K.K.nin yerine Cemal Gürsel Menteşe ile anlaştı. Konuyla ilgili fikrimizi belirtmiştik. Çekincelerimiz vardır. Kaygılarımız vardır. Anlaşılan şampiyonluk gibi hatta ilk altı gibi bir hedefimiz kalmamıştır. Bunun göstergesi seçilen hoca olur mu, diye bir soru gelebilir, bizce evettir bunun yanıtı. Hocaya karşı olumsuz bir hava yaratmak değildir derdimiz, derdimiz Adanaspor’dur.

Neyse… Şimdi Cemal Hoca mutlaka başarılı olacaktır, adeta bir mecburiyettir bu. Onun başka şansı yoktur. Bu olgu hepimizin şansı olabiliriz bu anlamda. Aksi takdirde tribünde vs iki haftalık kredisi bile yoktur. Tutuk bir oyunda stat arenaya dönecektir ve hemen kelle isteyecektir. Ve korkarım ki tribünde kitlesel bir tepkiyi henüz almayan Bayram Başkanımız da olası protestodan payını bu kez alacaktır.

Lakin Hoca konusunda bir kez daha yanılmayı şiddetle arzu ediyoruz.

Hali hazırdaki olumsuz fikirlerimize rağmen de şu andan itibaren Cemal Hoca için önyargılı olmadan, yine Adanaspor menfaatleri doğrultusunda hareket edeceğiz.

Biricik temennimiz başarılı olmasıdır.

Not: Dilerim hocanın eski takımından, ayartmamızla bir ayrılma yaşaması söz konusu olmamıştır, yoksa Kemal Kılıç ve Karşıyaka vakasının bir örneğini sergilemiş ve ayıp etmiş oluruz.

Not: Bu süreçte elbette futbolcuların da önemli sorumlulukları olacaktır. Bu dar dönemde şu zor eşiği futbol anlayışıyla, futbolcularla olan iletişimiyle ve sahaya sürdüğü 11'le futbolcunun sorumluluğunu tesis edecek olan da yine Hocanın kendisidir! Ve dolayısıyla Bayram Başkan'dır...

Not: Cemal Hocanın hazırladığı Gaziantep BB. İzmir'de Karşıyaka karşısında pozitif futbol oynamıştır. Aslında galibiyeti kaçırmıştır. Denizli ile evinde oynarken 3-0 geriye düşmesine rağmen mücadeleyi bırakmamış 3-2'ye getirdiği maçı çevirme aşamasına gelmiştir, aynı sahne'ye Kayseri Erciyes deplasmanında tanık olunmuştur.Bu ayrıntıları da bir haksızlık etmememek için yine o iyimser "kesemizden" saçalım, derim: ))

Vira, desem mi: ))

Yazar: Editor
2010-09-07 12:00:34
Olur Böyle Şeyler

 

Olaya biraz da kendi açımızdan mı bakıyoruz nedir?

Taraftar açısından baktığımızda bizim tuttuğumuz takımı bırakma gibi bir düşüncemiz olamaz.

Zaten öyle bir şey olsa o takımın taraftarı olamayız.

İyi günde, kötü günde ,yensek de , yenilsek de hep yanında olmayı seçmişizdir tuttuğumuz takımın.

Diğer taraftan futbolcu ve teknik adamlar açısından bu durum bu kadar keskin bir dille ifade edilemez.

Futbolcu ve  teknik adamlar her an her takıma gidebilir.

Spor dünyasında işler böyle gitmektedir.

Bunun örneklerini de yıllar boyu gördük ve ömür yettiğince de göreceğiz.

O yüzden ayrılan birinin ardından bu kadar küçük düşürücü sözler söylemek  ne derece doğru?

Biz Adanaspor taraftarına bu şekilde bir davranış sergilemek yakışmaz.

Daha sağduyulu davranmalıyız.

Kemal hocanın aklında gitmek varken takımda kalması belki de ileride onarılamayacak kötü sonuçlara neden olacaktı.

Bu bağlamda hocanın  erken  gidişi bizim için daha hayırlı olacaktır.

Şampiyonluk yolunda daha çok şeyler göreceğiz önemli olan bu işin sonunun iyi olması.

Aradaki üzüntüler, kırgınlıklar yolun sonunda şampiyonluk olduğunda önemsizleşecek.

O yüzden Kemal hocanın gidişine bu kadar takılmayalım biz önümüze bakalım…

Yaşasın Adanaspor!

 

Zalif Aktaş

 

Yazar: Editor
2010-07-22 00:35:12

Bıyıkların Efendisi

Bildiğiniz üzere geçen hafta içinde gündemde bir bıyık polemiği vardı. AKP Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in bir soruya cevap verirken kullandığı “Özel Harekat Timleri içinde çok yanlış adamlar vardı. Bıyıkları aşağıya doğru sarkık, tipik MHP militanı görüntüsü veren insanlar vardı…” şeklindeki açıklamalarına, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ne yapacağız şimdi özel bir ordu kuruyorlar. Bu ordu, badem bıyıklılar ordusu mu olacak? Şeklindeki ifadeleri takip etti. Bıyık polemiğinde, badem ve sarkık bıyıkların yanında bir tek solcu bıyığı eksikti.

Türk siyasi tarihinin önemli simgelerinden biri olan bıyığın çeşitlerini incelemeye başlayacak olursak. Badem bıyık; daha çok muhafazakar eksene yakın kişilerin kullandığı, üst dudağın açıkta bırakıldığı, kenarların inceltildiği ve düzenli olarak bakım yapılması gereken bıyıktır. Sarkık bıyık; kaşlarla birlikte üç hilalin tamamlanması için öngörülen, uçları ağzın kenarlarından inceltilerek aşağı sarkan, gür ve kaba olmamasına özen gösterilen bıyıktır. Solcu bıyığı ise; pos bıyıktır, her yandan kalındır, kılların uçları üst dudağı örten bıyık çeşididir.

Bizim kuşak bıyığın hayat memat meselesi olduğu dönemlere yetişemedi, biz 1980 civarı doğumlu kişiler 80 kuşağı olarak apolitik bir yetiştirilme tarzına tabi tutulduk veya itildik. Bizim apolitik kuşağın bıyık ile tanışması 1990 Dünya Kupasında Kamerunlu futbolcu Omam Biyik ile olmuştur.

İşin şakasını bırakacak olursak, toplum olarak bizlerin, bıyığın altında yatan kavramlarla ya da siyasi düşünceden ziyade işin şekil boyutunu öne çıkaran bir yapımız vardır. İşin kolayına kaçarak fikirlerimizi, düşüncelerimizi anlatmaktan ziyade şekil olarak üstümüze yerleştiririz. İşte o zamanda bu tür bıyık polemiklerin önü kesilemez bir boyuta ulaşır.

Burada hangi bıyık iyidir, hangi bıyık daha çok yakışır şeklinde bir yaklaşımda bulunmayacağım, açıkçası benim için önemli olan bıyık değil, o bıyıktan akan terdir. Burada vurgulamak istediğim husus insanları ya da politikacıları bıyıkları ya da şekilleri ile değil de bıyıklarından akıttıkları alın teri ile değerlendirmemiz gerektiğidir. Nasıl Anayasa Mahkemesi şekli inceleme ile sınırlı kalmadan esas incelemeye geçiyorsa toplum olarak bizlerin de insanları, bireyleri şeklen incelemek yerine esas olarak değerlendirme zamanına geçmemiz gerekmektedir.

Yıllardır bu ülkeyi sağcı-solcu, sünni-alevi, badem-sarkık-solcu bıyık diye ayırıp, bizi şeklen birbirimize düşürmediler mi? Düşürdüler. Ama şeklen düşürdüler. Bu milletin, bu toplumun, bu ulusun bir de esası vardır. Bu esas bıyık değil o bıyıktan akan terdir. Şimdi esas zamanı, şeklen değil esasen düşünme ve davranma zamanıdır. Bu yazının başlığını “Bıyıkların Efendisi” koymuştum, bıyıkların efendisi esasen ALIN TERİDİR.

Erkin A. DOYGUN

Yazar: Editor
2010-07-14 10:33:01

Günün Biri

http://ul.gcg.me/files/2010-07/syyh2.jpg

Amca oltayı atmış balık peşinde. Rast gele diyoruz. Eyvallah yeğen, diyor. Biz de Sinan’la bir kayanın üzerine konuşlanıyoruz. İki saat önceden hazırlamıştı olta takımlarını, yemleri takıp denize salmak kalıyor geriye. Canlı yem için yavru kefal lazım, diyor Sinan. Onun için de ciddi bir mesai gerekiyor. Ağın içine ekmek misinalayacaksın, sonra bekleyeceksin. Balık güvende hissetmeli kendini, diyor. O zaman ağın içindeki ekmeğe gelir. Ne zalim bir hayat bu, demiyorum; tatilde, balık avında kahvehane felsefesinin hiç gereği yok.

Hım, diyorum, bekleyelim o zaman. Bekliyoruz da yavru da olsa kefallerin bu numarayı yutacağı yok. Üstat diyorum, ekmeği atsak, onlar üşüşse sonra biz kepçe ile saldırsak… Öyle yapıyoruz. Alıyoruz üç dört canlı yem. Alıyoruz da devamı gelmiyor.

Bu iş sabır işiymiş. O kadar sabır ne gezer, demeye kalmıyor ötedeki amca sallıyor okkalı bir küfür. Orda da problem var anlaşılan. Yemi çaldı namussuz diyor, yine düz gidiyor. Sonumuz böyle olmadan biz ufaktan yol alalım diyoruz. Balık dediğin balıkçıda da satılıyor. Ötesi derviş işi… Kendini adama işi... O kadar da bölemeyiz ki hayatımızı.

Boş ver diyor Sinan, hava da iyice sıcakladı, gel biz birkaç bira içelim. Ben de vira o zaman diyorum: ))

Derken akşama doğru Sinanlara veda ve yine yol...

Yazar: Editor
2010-07-03 19:09:23

Mesut Özil ve TRT Yorumcuları


Fırsat oldu Almanya Arjantin maçını izledim. TRT yorumcularının garip yorumları eşliğinde. Adamlar Arjantin’i konuşmak için çırpındılar adeta. Ne zaman Almanya ikinci golü attı döndüler Almanya’yı konuşmaya başladılar. Bunları ana hatlarıyla söylüyorum. Nasıl bu kadar keyfi yorumlar oluyor devlet televizyonun yayınlarında, anlamak mümkün değil.

İşin en hazin yanı saplantılı bir biçimde Mesut Özil muhipliği. Bunlar sevince tam seviyor. Fenerli Semih’e de tutkuyla sarılıyorlardı yorumlarında. Arkadaş sohbetlerinde olur da resmi televizyonda biraz garip kaçıyor.

Şu maçta, izlemişsinizdir, Mesut 2-0’a kadar takıma gram fayda sağlamadan top oynadı. 67. dakikaya kadar konuk oyuncuydu. Alman oyuncular dişiyle tırnağıyla savaşırken Mesut kayıplardaydı. 2-0’dan sonra rakip gevremişken Mesut bir iki göründü, ama TRT yorumcuları coştu. Hele son golde Klose Mesut’un pasıyla golü atınca hazretler adeta “dellendi”. Hatta şöyle bir laf geldi oradan; Mesut pastan fazlasını yaptı Klose’ye gol attı. Tamam, canlı yayındır, dil sürçmesi doğaldır, ama canım el insaf. Biraz nesnellik lazım size de…

Bir de bu “Maldonado tarzlı Mesut” dünya yıldızı adayıysa Arda, Emre ne oluyor, ki Almanların diğer oyuncuları… O da ayrı bir soru…

Hamasetin bu kadarı…
Yazar: Editor
2010-06-25 16:13:22

http://disikaplanlar.blogspot.com/

Dişi Kaplanlar

http://ul.gcg.me/files/2010-06/dk.jpg

Dişi kaplanlar durmuyor ve çalışmalarına devam ediyorlar. Dava Adanaspor tabi ki.

 

  • Hedef
  • daha başarılı bir Adanaspor,
  • daha güzel bir Adanaspor,
  • daha mutlu Adanasporlular,
  • daha neşeli günler,
  • şampiyonluklar.
  • Şampiyonluklar dedik evet.
  • 1.ligde şampiyon olduktan sonra
  • duracak mıyız zannettiniz.
  • Bursa nasıl olsa araladı kapıyı,
  • o kapıdan geçmek boynumuzun borcudur gayri.

 

Evet, bu da dişi kaplanların yeni sayfası.

http://disikaplanlar.blogspot.com/

Onlara başarılar ve iyi çalışmalar diliyoruz.

Sizlere de bu sayfayı izlemenizi öneriyoruz.

Her yerde Adanaspor. Vira…

Yazar: Editor
2010-06-23 10:50:53

Analiz

  • Transferde Adanaspor'un yapısına uygun, ahengi bozmayacak, tecrübeli ve katkı koyabilecek oyuncu bulabilmek önemli...
  • Büyük paralar verip Boluspor'un aldığı oyuncuları Adanaspor alabilirdi.Ama o oyuncular belki de Adanaspor'a katkı koyamazlardı...
  • Burada önemli olan şu gerçeği yakalayabilmek...Adanaspor'un hangi mevkiye ihtiyaç duyduğu bölgeleri takviye yapabilmek..Savunmanızda sorun yok ama siz gider savunmaya transfer yaparsanız sıkıntı yaşarsınız..
  • Adanaspor'un eksikleri belli. Çok acil olan ön libero, orta alanda sağ ve sola kanat oyuncusu ve çok iyi, son vuruşu iyi bir forvet. Bunları gerçekleştirdikten sonra imkanınız olursa orta alana ekstra, savunmanıza hem stoper hem sağbek oynayabilecek bir joker ve çok inandığım, performansını arttıracağını düşündüğüm kaleci Tolgahan'ı zorlayacak bir kaleci alabilirsiniz.
  • Tüm bunlara imkana ve bütçeye bağlı. Ama transferde öncelik arz eden yerlere takviye yapılmalı..Adanaspor transferde geç kalmıyor. İskelet sorunu olsaydı bu görüşe katılırdım.
  • Transfer 10 gün sonra bitecek olsaydı bu görüşü yine desteklerdim.Ama iskeleti olan Adanaspor'un 5–6 oyuncu alarak bu işte başarılı olacağından şüphem yok.Bu sene Adanaspor'un yılı olacak.Ve tanıdığım Bayram Akgül'ün hiç boş durduğuna inanmıyorum..
  • Onun birçok oyuncu ile temas kurduğunu ama bunları kamuoyuyla paylaşmadığına inanıyorum..Çünkü Adanaspor Başkanı imza attırmadan ve anlaştığı oyuncunun bonservis sorununu çözmeden kamuoyuna açıklama yapmıyor...
  • Bence Bayram Akgül kulübün bünyesine uyacak 5–6 oyuncu için temaslarını son noktaya getirmiştir. Hatta öncelikli olarak kampa kadar ön libero, orta saha kanat oyuncusu ve forvet transferini gerçekleştirecektir. 

 

Serkan Şenyürek

 

"tamamını okumak için spor01'i tıklayınız"

Yazar: Editor
2010-06-17 09:32:05

Reklâm Arası

 

http://ul.gcg.me/files/2010-06/nr.jpg
  • Şu ara reklamlara takıldım.
  • Biri, hiç hazzetmediğim ve bir anlamda mağduru olduğum şu vınn reklamı ve o reklamda oynayan Gülse Birsel’in pespayeliği, çapsızlığı, kötü oyunculuğu.
  • Vınn’ı övüyor.
  • Ürünü nerede kullanacaklarını, kolaylıklarını anlatıyor.
  • Merak ediyorum, bu işi yaparken acaba insanların o ürünle neler yaşadıklarını biliyorlar mı?
  • Bunların ne ince tuzaklar içerdiğini…
  • Yoksa sadece aldıkları paraya mı bakıyorlar? 
  • Bence sadece aldıkları paraya bakıyorlar.
  • Bir de ‘bilmem ne cell’in çekim gücü diye bir şey var. Allah Allah…
  • Bir insan hangi iradeyle böyle bir şey yapma gereği duyar ki? Nasıl bir ruh hali ki? İğdiş edilmiş bilinç böyle de bir şey olmalı.
  • Ama ben olsam onu şöyle çekerdim ve tabi ki yayımlamazlardı: “bilmem ne cell’in parayı cepten çekim gücü…” nasıl, daha güzel olmadı mı?
  • Sonra bir tür kumar şirketi için “oynayın oynamadan kazanamazsınız” diyerek insanları ekrandaki sahte kredisiyle kandırıp kumara düşürmeye çalışan cilalanmış Erman’ın reklamı.
  • İşleri güçleri para bu zevatın.
  • Ortada bir de delikanlı pozlarıyla geziyorlar ya... İnsanları, zaten yokluktan her bir lanete sarılacak kadar çaresiz kalmış vatandaşları teşvik ettikleri şeye bakın... vicdan eksilerde geziyor...
  • Peki, bunların hırsızlanmış bir malı “ben tüccarım, işime bakarım” deyip bile bile alan bir bezirgândan ne farkı var?
  • Bir de robotun tekine kırmızı-beyaz çektiren bir reklam var.
  • Ne yani, oradan mı avuçlayacaklar milli manevi duyguları?
  • Garip…
  • Son olarak, yasaktan dolayı TV’lerde sigarayı buzlama mevzusu var ki o da bir başka yazının konusu olsun.
Yazar: Editor
2010-05-31 20:09:26

Konuşma Karış

Fırsatı ganimet bilip de yazmıyorum, ama İsrail Türk bayrağının her yanında olduğu bir yardım gemisine böyle rahatça saldırabiliyorsa bunun bir sorumlusu olmalı. İsrail tescilli katildir, orasını konuşmaya gerek yok.

Ne yazık ki bu tarafta da hiçbir şeyi idare edemeyen bir hükümet var. İç politikayı, ekonomiyi, eğitimi, sporu, sanatı, olağan hayatı, adaleti, kalkınmayı, hakları, özgürlükleri ve işte dış politikayı çekip çeviremeyen, işin o taraflarına çapı yetmeyen bir hükümet var.

En iyi bildikleri işi bir önceki yazıda belittim; konuşmak… Biri çıkar üzgün üzgün konuşur, öteki çıkar ezgin ezgin konuşur, beriki çıkar mangalda kül bırakmadan konuşur.

Ee? E’si bu kadar!

İsrail, Akp’nin bu sahibinin sesi politikasından, hep büyük abiye bakan halinden, sahte kahramanlıklarından ziyadesiyle almıştır cesaretini. Nasıl olsa önlerinde durabilecek kararlı, kişilikli bir tavır da yok…

Nasıl olsa âlem yalandan kınar, numaradan lanetler… Ve onlar da nasıl olsa ellerinde zulmün sopası istedikleri gibi gezinirler. Bizimkiler yine hiçbir irade gösteremez ve ölenler öldükleriyle kalır.

Yazar: Editor
2010-05-21 18:46:31

Emeğin Gaspı


Kötü bitti. En iyisini hayal etmiştik. O heyecanla bazı “arızalarımızı” hesaplayamadık. Bu noktayı kaşıyıp kimseyi hedef tahtası yapmaya gerek yok. Şimdi olmadı seneye olur. Mesele değil.

Fakat şu play off sisteminin tamamen zırva bir zihniyetin ürünü olduğu da aşikârdır.

Evet, sevgili Serkan Şenyürek bağıra bağıra söylemişti bunları, bu işin adaletsizliğini. Şimdi canımız fena yandı, tekrar gündeme getiriyoruz, ona da evet.

Federasyon bu uygulamasıyla Adanaspor’un puanlarını çalmıştır, gasp etmiştir, yani hırsızlık yapmıştır. Hayır, hırsızlık kelimesi yanlış olur, alenen yaptığı için bu gaspa girer kapkaççılığa girer. Öyle… Puanları eşitlemiş(ki en yakına 5 en uzağa 9 puan takmışız) kartları devam ettirmiştir. Böyle yaparak ligin kaderiyle de oynamıştır. Örneğin ilk 6 (bu durum son 6 için de yapılabilirdi madem derdiniz heyecan veya iddaa’ya maç peşkeşi çekmektir derdiniz…) kendi puanlarından devam etseydi play off’a 77–64–64–59… ve saire diye… Acaba Buca yine Mersin’e evinde yenilecek miydi? Rize ile Buca yine aralarında evcilik oynayacak mıydı? Sondan bir önce Hacettepe Karşıyaka’yı İzmir’de yenebilecek miydi? Son altı için düşünürsek Mersin ve Rize yine kardeş kardeş mi bitirecekti maçı? Erciyes gidip Buca’dan 4 mü yiyecekti yine? Adana Karabük maçı öyle mi bitecekti, kendimizi de hesaba katıp konuşalım…

Neyse, olan olmuş. Acıdan yazıyoruz bunları haklısınız: )) İki üç güne geçer. Bir de taca çıkmış toptan iki hakemin de gözü önünde gole giden Konya, Altay’a takılsa 3 puanı bırakarak, o zaman biraz daha iyi olacağız: ))  Ki o maçın hakemi Fırat Aydınus için diyeceklerimizi demiştik vaktiyle… Aman be, bu sene de böyle oldu diyelim ve 2010–2011 sezonunda işimizi garantiye alalım… Yoksa bu lafların sonu gelmez.

Şimdi yeni sezona heyamola, ne şenlikli günle başlıyor; transferler vs… Evet, futbola biraz mola…

Yazar: Editor
2010-05-18 11:23:20

Men Dakka Dukka

Futbolu siz oynuyorsunuz, golleri rakip atıyor… Oyununuzla sahadan sildiğiniz bir takım duran toplarla üç puanı cebine koyup gidiyor… “Futbolun adaleti yok”  cümlesi bu maçı tam anlamıyla özetleyebilir…

Yenildik… Tıpkı Buca maçında olduğu gibi sahada biz vardık, gülen taraf rakip oldu… 

Yenildik… En çok güvendiğimiz defansımızın adam paylaşımındaki hatalarına kurban gittik…

Yenildik… Yine göbeğimizi kendimiz kesemeyeceğiz… Yine rakiplerden medet umacağız…

Bunlar maçın genel değerlendirmesi…  Bir de takımın değerlendirmesine bakalım:

Bu takımdan ne köy olur ne de kasaba diyenlere sezon içinde lig ikinciliği yarışı ile, elemelerin ilk maçında oynadığı futbolla ders vermiştir Adanaspor…

Konya’da olduğu gibi Ali Sami Yen’de de rakip tribünü dolduran Konyalı şimşeklere(!) “ya süper lige çıkarlarsa” kâbusu yaşatmıştır Adanaspor… (Konyalılarla bir olup kendi memleketlerine küfredecek kadar düzeysizleşenler, bizim “men dakka dukka” yani eden bulur, diyeceğimiz kendi finallerinde ağlamazlar umarım!)

Sözün özü şudur ki, bu takım, henüz son sözünü söylememiştir… Bu takım, kötü başlayıp iyi bitirmeyi çok sevmiştir her dönem…  Ola ki iyi bitiremezse elemeleri, bu takım gelecek sezonun banko şampiyonudur…  Dosta düşmana, özellikle içimizdeki Konyalılara duyurulur… 
 
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-05-13 09:46:05

İstanbul Dörtlüsü

  • İstanbul’da ne mi olur?
  • Buna iki tür yanıt verebilirim:
  • 1) Gönül ister ki… diye başlayacağımız bir sonuç olur.
  • 2) Her şey olur.
  • Şu dakika itibariyle “İstanbul Dörtlüsünde” her takım denktir.
  • Her takım diğerini yenebilecek güçtedir.
  • Orada artık sürpriz yoktur.
  • Sonuçları o anlardaki mücadeleler belirleyecek.
  • Ama elbette takımların bazı karakter özellikleri oluşmuştur bu sezon içinde, bunların da kısmen etkileri olacaktır.
  • Fakat en nihayetinde o 90 dakika içindeki mücadele son noktayı koyacaktır.
  • Biz aslında burada İsmail’den bir analiz bekliyorduk, hala da bekliyoruz: )) 
  • Adanaspor sezon boyunca sergilediği o insanüstü mücadeleyi yine gösterirse
  • ve forvet gol kaçırmada biraz cimri olursa
  • dörtlünün en avantajlı takımı olacaktır bu bakımdan.
  • Bir de şahsen en büyük avantaj olarak Kemal Hocayı görüyorum.
  • Ve gayet öznel bir yaklaşımla Emre ve İlyas’ın sezonu muhteşem kapatacaklarını ve bu iki performansın bizi şampiyonluğa taşımada çok önemli güçler olacağını iddia ediyorum.
  • Tabi bunların hepsi birer temenni niteliği de taşımaktadır.
  • Temenni veya başka şey,
  • ne olursa olsun,
  • yeter ki bu takım şampiyon olsun…
Yazar: Editor
2010-05-09 18:07:50

Gidene Uğurlar Olsun

http://ul.gcg.me/files/2010-05/bye.png

Son maçta daha dakika 65 filan bir kısım “seyirci” stadı terk etmeye başladı. Bizi bağlamaz. O şahıslar herhangi bir takımın taraftarı olamaz. Onlar sadece seyircidir ve beyfendilerin öyle değerlendirilmesi gerekir.

Buca’nın üçlediğini duyunca hepimizin keyfi kaçtı lakin gerçek Adanasporlu maç sonunu bekledi takımı alkışlamak için. Olması gereken yaptı.

O dakikada çekip giden adam sadece kendini sevmektedir ve onun bir futbol takımına tutulmaya dair bir omurgası yoktur. Bugün bu tribündedir o bir gün şu…

Aslında takımlara durup dururken sövenler de onlardır. İnanın her takımda var öyleleri veya her şehirde…

TV’den tanık olmalarla söylüyorum o tip seyirciyi hem GS’de hem FB’de hem BJK’de hem Barcelona’da lafın özü burada ve dışarıda birçok tribünde tanık olduk bu sahnelere. Onlar hiçbir tribünü bağlamaz bizi de bağlamadıkları gibi. Yolları açık olsun ve mümkünse o tip seyirciyle yollarımız hiç kesişmesin.

Herkes kendi yoluna…
Yazar: Editor
2010-04-18 03:26:51

Olmayınca olmuyor

  • mutlak galibiyet için gittiğimiz Konya'dan mağlubiyet gibi bir beraberlikle döndük.
  • şimdi mesafe biraz daha açıldı gibi görünüyor.
  • ve Buca pazartesi akşamı yine rahat bir maça çıkacak. bizi böyle erkenden oynatıp rakibi rahatlatmak yok mu...
  • bu beraberliğin bahanesi değildir kesinlikle,
  • ama canım her deplasmanımız böyle erkenden oynanınca da olmuyor.
  • gerçi göbeğimizi kendimiz kesemedikten sonra...
  • üstelik Erciyes ve Konya'dan üçer puan çıkarsaydık başka olacaktı Buca'nın ruh hali, ve başka cümleler kuracaktık, diyeceksiniz, haklısınız.
  • neyse matematiksel olarak şansımız olduğu sürece iddiamız da devam edecektir.
  • Bir de, yenilgi gibi beraberlik oldu bu diyorum ya...
  • o "Konya tribününe" bizi yenme zevkini yaşatmadık ya,
  • bu da ayrı bir ayrıntı.
  • onlar isterlerse varsınlar bize şampiyonluk yolunda bir çelme attıkları için sevinsinler...
  • asıl hesap dörtlü çarpışmada görülecektir.
  • bu da bir kenara not olarak düşüle...
Yazar: Editor
2010-03-01 11:30:51
Yüksel ki Yerin Bu Yer Değil
 
http://ul.gcg.me/files/2010-03/ygn.jpg
  • Ve dünyanın hiçbir yerinde
  • Hiçbir zaman
  • Bu kadar az insana
  • Bu kadar çok insan
  • Hiç bu kadar inançla güvenmemişti
  • Demiştik
  • Ve o kadar az insan
  • Öyle yürekli çıktılar ki
  • Önce mırıldanan şarkıları şimdi marşlar yaptılar
  • Bir şehri peşlerine takıp
  • Çıkmaz sokaklardan “aşka” çıktılar…
  • Ki bu yolda onlar şampiyonluğu ilan etmişlerdir artık,
  • ligin sonu ne olursa olsun
  • Kendim için bir şey istiyorsam namerdim: )) bu şampiyonluk onca emek veren insanlar için olsun...
Yazar: Editor
2010-02-22 15:53:26
Sıradaki  Gelsin!!!
 
 http://ul.gcg.me/files/2010-02/adanaspor.jpg
 
 (66 Fotoğraf için tıklayınız...)
Bucaspor’a 4-1 yenildiğimiz maçtan bu yana tek yenilgimiz var, o da Karabük’te… Demektir ki 16 maçın on beşinden puan çıkarmışız… İkinci yarı daha bir sağlam basıyoruz yere… İçerde maç kaybetmedik…
 

Bolu maçına çıkarken biraz tedirgindik aslında… Son haftalardaki çıkışı ile dikkat çeken bir takımdı Bolu… Bizden alacağı puan ya da puanlar ilk altı yolunda moral verecekti Bolu’ya… Bizim içinse hiç iyi olmayacaktı… Rakiplerimizden  Buca’nın takıldığı bir haftada yenmek gerekiyordu…

5 Ocak stadı tarihi günlerinden birine tanıklık etti bugün…  Taraftar yerini aldı ve inanılmaz bir coşku ile destek verdi…  Meksika dalgası mı dersiniz, şampiyonluk şarkıları  mı dersiniz sahaya yabancı madde atanlara karşı tepki koyan bir bilinç mi dersiniz ne ararsanız vardı… Takımlarını desteklemeye gelen Bolu taraftarları bile çoğu zaman oturup bu şenliği izledi…

Kemal Hoca’nın sahaya sürdüğü takım ise zekice düşünülmüş bir kadroydu… Tecrübeli oyunculardan kurulmuş Bolu’yla ancak böyle savaşan bir genç kadro baş edebilirdi… Mbilla karşısında çaresiz kalan rakip defansı, Metin’in paslarını izlemek zorunda kalan rakip orta sahasını görünce “var ol Kemal Hoca” dedik…

Bu galibiyete bir de Konya’nın beraberlik haberi eklenince keyifli bir pazar oldu bizim için… Gerçi artık rakiplerin ne yaptıkları bizi çok da ilgilendirmiyor… Biz yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz… Bu taraftar, bu yönetim, bu teknik kadro, bu futbolcular her şeyi başarabilecek güçtedir… Artık kim olursa olsun fark etmez… Artık söylenecek tek şey var: “SIRADAKİ GELSİN!” 

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Adanaspor - Boluspor maçından 66 kare için, Tıklayınız...

Yazar: Editor
2010-02-08 08:23:13

İki Köy Takımının Maçını Şehirli Bir Çocuk Renklendirdi

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/adanaspor_kocaelispo.jpg

[Adana Kocaeli maçından 68 fotoğraf için tıklayınız]

  • Bir tarafta sanayisi güçlü bir şehir ama takımına gereken değeri vermeyen köy takımı kadrosuna sahip Kocaelispor, diğer tarafta sanayisi bitirilmiş tarımı felç edilmiş bir şehrin hem belediye başkanının hem de mülki amirlerinin üvey evlat muamelesi yaptığı takımı A d a n a s p o r.
  • Aslında bu şehre köy diyerek köye ayıp etmiş oluyoruz. Trafiği de şehir planı da stadı da bir şeye benzemeyen ilginç bir şehir....
  • Takım aşkı yüzünde takımına sırf destek olsun diye kombine bilet almak ve 1 saat sıra bekleyip maça 15 dakika geç girmek ülkenin hiç bir yerinde olacak bir olay değil diye düşünüyorum. Skorboard'u çalışmaz anons yapan adam desen Çin işkencesi, yağmur yağmasın diye dua etmek vallahi olacak şeyler değil.
  • Tüm bu saydığımız durumları bize layık görenlerin sanırım kulakları 6 saat uyku uyuduklarını varsayarsak 18 saat çınlıyordur. Çınlamayacak gibi değil ki kardeşim ...
  • Neyse deyip Allah'a havale ediyoruz.
  • Maça gelecek olursak 30 dakika dayandı İlyas'a hoca.
  • Zaten ne olduysa İlyas'ın sahadan çıkıp yerine Metin Tuğlu'nun girmesiyle oldu.
  • Bu saatten sonra (tabi tabela olmadığında 30. dakika diye tahmin ediyoruz) takım kendine gelmeye başladı. Köy takımı havasından yavaş yavaş kurtulmaya başladı.
  • İlk yarı sona ermeden sanırım tek etkili atağımızı Rahman ile yaptık (ilk 15 dakikada çok etkili atağımız yoksa eğer). Koca 45 dakikada tek etkili atağımızın olma sebebini de Emre Aktaş olmayışı Mbilla'nın yalnız kalmasına bağlıyorum.
  • İkinci yarıda iyiden iyiye hâkimiyeti ele geçirmeye başladık.
  • Oyuncu değişikleri de hocamıza olan saygımızı daha da arttırdı.
  • Mbilla'nın yalnız kaldığını gördü hocamız önce ve daha sonra hayati değişikliği gerçekleştirdi. Şehirli çocuk sahadaydı nihayet.
  • Okan kıvrak ve akıllı oyununu sahaya yansıtmaya başladığı andan itibaren takımını Şehir takımı havasına soktu.
  • Mbilla gol kaçırmaya devam ederken binlerce kişinin beklediği bitirici vuruş yine şehirli çocuktan gelmişti. Sanırım hiç bir Adanaspor taraftarı ne zamandır bir gol için bu kadar sevinmemişti.
  • İlerleyen dakikalarda defansımız falso vermeyince hayati önem taşıyan 3 puanı hanemize yazdırırken Kocaelispor'u daha da ateş atmış oluyorduk.
  • Bu maçta bize 3 puanı armağan eden ve emekleri geçen herkese koca bir teşekkür ederken, binlerce kişiyi saatlerce sıra bekleten zihniyetlere de koca bir YUH çekiyorum.
  • Bize bu stadı layık gören ve maddi açıdan destek olmayan herkes için son sözümüz:

ALMAYIN MAZLUMUN AHINI ÇIKAR AHESTE AHESTE.
Saygılarımla.

Murat Akıllı
Yazar: Editor
2010-02-04 17:07:46

Çatalan’dan

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/ant___tln_5.jpg

Çift kale için Çatalan tesislerinin yolunu tuttum. Yol boyunca manzara harikaydı. Göl değil adeta bir iç deniz oluşmuş oralarda. Yaklaşık 40 dakikalık bir yolculuktan sonra oradaydım. Rüzgâr ve soğuk Adana dışında bir atmosfer yaratıyordu sanki. Tamam, şehir de soğuk ama orası bir başka soğuk. Titretti: ))

http://ul.gcg.me/files/2010-02/ant___tln_3.jpg

Amaç hem takımı A2 ile yapılan çift kalede izlemek hem de hem de Fevzi ile küçük bir söyleşi yapmaktı.

Eyüp Hocanın takımı taş gibiydi, Emrah Bedir’in kaptanlığında A takıma adeta kök söktürdüler ve o maç da 1-1 bitti.

http://ul.gcg.me/files/2010-02/ant___tln_1.jpg

Bu arada Adanaspor minik takımından yıllar öncesinden bir arkadaş, İbrahim Demirtaş da oradaydı. Meğer oğlu A2’de oynuyormuş, Burak. Adanasporluluk futbolculukta da babadan oğla devrediliyordu. Bir de kaleci var, dedi İbrahim. O da Adanaspor alt yapısında, Engin.

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/ant___tln_2.jpg
O birkaç saatte birkaç yazılık konu toparlandı. Ayaküstü Recep’le de konuştuk. Birkaç saat içinde o konuşmayı da paylaşırız burada. Sonra dönüşte takımın masörü, doktoru, şifacısı, adeta her şeyi olan Mehmet Turan (depar adam: )) ile de bir sohbet oldu. O sohbeti de ileriki günlerde paylaşırız.
Ve güzel ve doğal bir Fevzi röportajıyla günü tamamladık. Bunu da Kocaeli galibiyetinden sonra yayımlarız.

Şöyle bir izlenim pekişti: Takımın her birimi bu mücadeleye inanmıştır. Hedefe odaklanılmıştır!

O zaman Vira, dedim içimden.

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/ant___tln_4.jpg
 
Yeni Transfer Talha...

 

Yazar: Editor
2010-01-28 11:37:11

Akp, Elini Ekmeğimizden Çek

 

http://ul.gcg.me/files/2010-01/tekel1.jpg

Tayyip Bey radyoda emekli zamlarını açıklıyordu: Bağ-Kur tarım emeklisiniiiiiiin 306 lira olan aylığı, 380 lirayaaaaaaa... Vay! Hesaplayalım: Son cigara zammından sonra, tarım emeklisine günde yedi cigara beleş. Peki başbakanın maaşı kaç lira? Diyeceksiniz ki o başbakan! Yani? Bizden üstün değil mi? En az onun kadar harika olan bir de Ahmet Altan var ha! Bakın hazret 2 Ocak’ta neler yazmış.

  • İşçilerin durumunu tartışmışlar gazetede. Servis şefleri ve editörler ikiye ayrılmış. Globalleşen dünyada, devletlerin tekeller kurması ekonomi mantığına tümden aykırıymış. Ülkemizde devlet işletmeleri yıllarca iktidarın arpalığı olarak kullanılmış, ekonomi kurallarına aykırı biçimde yönetilmiş ve devlet zarar etmiş. Fakat devletin zarar ettiği kurumlar nasıl kurumlar ki bir dolu başka devlet atlıyor üstlerine de hemen hepsi satılıyor; kâr etmediği için satılıyor demek...
  • Devletimiz de diğer devletler gibi ekonomiden çekiliyor ve kendine ait kurumları özel sektöre devrediyormuş. Sanırsınız ki tüm dünya devletleri her şeyini satıyor! Bu özelleştirme döneminde de birçok işçi işsiz kalıyor ve para istiyormuş. Fakat devletin kendine ait parası olmazmış. Devlet, parayı ‘çalışanların’ vergilerinden toplarmış; işsiz kalan işçilere para verilecekse, o para çalışanların parası olurmuş. Yani özelleştirmeyi meşru kılmak için devlet, çalışanın parasını alıp ‘çalışmayana’ mı versinmiş demeye getiriyor!
  • Canım Altan ya, bir tanesin sen! Çalışmayan da demiyor aslan! Duygulu ya, kendince bir ad buluyor duruma, ‘emeklerine artık ihtiyaç duyulmayanlar’ diyor. Sanki istihdam, devletin sorumluluğunda değil!
  • Ve kusuyor: “Özel sektörde çalışanlar rekabetin kızgın olduğu bir alanda ve her türlü riski göze alarak çalışırken, ‘devlet çalışanlarının’ rekabetten ve riskten uzak bir çalışma hayatı sürdürmeleri eşitliğe ne kadar uygun?”
  • Diyor ki yani; o, parklarda eylem yapan işçiler manda gibi yatıyor ama bakın özel sektörde insanlar kızgın rekabet altında çalışıyor falan... İşte her gün ona buna faşist diyenler, konu emekçilerse; emekçinin hakkı, özgürlüğü, yokluk, açlık, işsizlikse konu, kıvırıyor hemen.

Bakalım Altan’ın dediği gibi mi olmuş bu iş: TEKEL, aldığı tütünleri, Türkiye’nin yaygın 56 işletmesinde 12 bin kamu işçisi çalıştırarak işlemektedir. Son büyük tütün işletmesi de 2008’de British American Tobacco’ya (BAT) satılır ve TEKEL, TTA olur. TTA bir süre daha işlemek üzere tütün alır, sonra alım durur. Neden durduğu meçhul (!) Hal böyle olunca işçiler işsizleşir; AKP de bunların işi yok, yatıyorlar diyerek işten atmalara başlar. Fakat işçiler kıdemlidir, ücretleri de ona göre... Altan’ın övdüğü özelleştirme yasasının 4C maddesine göre bu kişiler, yeni kuruma girmek isterse ‘geçici personel’ olacaktır. Adı üzerinde geçici. Yani yıllık sözleşmeyle ayda 500 TL civarı para alırlar, sosyal güvenlik hakları devam eder ama çalışma güvenlikleri yoktur. Ayrıca sözleşme bitince kapı dışarı! Sonra, Necati Doğru yazdı Vatan’da, TEKEL’in başdenetçisi Şenol Sarrafi uzaklaştırılır kurumdan. Sarrafi, TEKEL’in, BAT’a nasıl peşkeş çekildiğini ispatlayan onurlu adamdır...
AKP demek lazım değil mi? Ne yapıyorsun AKP? Bunca onursuzlaşıp, insanları işlerinden ediyorsun... İki kuruşluk çarklarına çomak sokuyorsun insanların, sonra da yan gelip yatıyorlar diye çamur atıyorsun. Haklı kim; neyi, kime satıyorsun AKP demek lazım? Kimi, nereden kovuyorsun! Kirli ellerin, üreten ellerden daha mı büyük AKP? Hırsızlığa izin veriyorsun, kirli para yığınlarının altında kalıyor işçiler; kadınlar, çocuklar vuruluyor, aç kalıyor, atölyeler yanıyor, üç kuruş için insanların üzerine göçüyor madenler, kot pantolonlar taşlanıyor... Sağlığı, eğitimi paraya bağlıyorsun AKP, partileri kapatıyorsun; komutanın, bakanın, gazeten, televizyonun hep yalan söylüyor demek lazım.
AKP, elini ekmeğimizden çekmen lazım...

Onur Caymaz

Yazar: Editor
2010-01-25 12:43:04

“ U Ğ U R ” L A R A    K A R D A Ş 

http://ul.gcg.me/files/2010-01/_dolma_kalem.jpg

Bir kar yağar Ankara’ya// İnceden, sinsi sinsi// Bir “Uğur” kaldırır yerden// Kan tutar yürekleri// Dalından koparılmış değil// Kokusu çalınmış güller çıkar karşına// Dilinin tüm sözcükleri// Kıt gelir// Bir susar// Bin yanarsın//

Elinin ermediği yerde// Gücün yetmez olur// Gayrı susmak// Yanmalara haldaştır// Sustuğun yerde// Uzar kirli sakallar// Çember olur// Boğar dört bir yanını// Bir kar yağar Ankara’ya// Beyazı hayındır// Beyazı kana bulanmış// Bir “Uğur” kaldırır yerden// Bir susar// Bin yanarsın// Sonra atarsın// Ölü toprağını üzerinden// Silkinir// Kalkarsın ayağa//

Bir “Uğur” yağar Ankara’ya// Gündönümüne vurur// Ülkemin toprağı// Bir ağlar// Bin haykırırsın// Gayrı direnmek// “Uğur”lara kardaştır.

                                                Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2010-01-19 18:56:33
Spiker : ))

 

http://ul.gcg.me/files/2010-01/drunk7.gif

Ben de değineceğim Karşıyaka maçının spikerine. Müthişti. Fatin Murat yazmıştı Murat Ünlü diye. Eskiden de bildiğimiz bir sestir. İzmir’e yapışmıştır adeta, oradan yapılan maç yayınları hala ondan soruluyor demek ki.

Maç için Sular’da Ergün abinin oradaydık. Elbette ufaktan başlamıştık bira-sigara keyfine. Ama anlaşılan maçın spikeri bizden epeyce önce başlamıştı. Fatin’in vurguladığı taraflılığı bir yana maça hâkimiyeti hakemden beterdi: )) Maç bir ara Karşıyaka-Altay arasındaydı, sonra Adanaspor-Altay maçı oldu. Kim hangi takımın oyuncusu bir ara ben de karıştırdım. Israrla Emre’yi 8 golde gösterdi, içine doğmuş anlaşılan, öyle de oldu. Hele kartlar sırasında hakem dağıtır, Karşıyaka dağılırken bizimki adeta 5. dubleyi fon-diplemişti. Kim ne gördü, kaç kart oldu meçhuldü…

Ve ikinci yarı Metin Tuğlu oyuna girdiğinde tam gitti üstat. Hani biraz dalgın bir taraftarımız veya maçı sonradan izleyen biri pek sevinirdi, Mutlu diye bir topçu aldık, adam da iyi çıktı, fakat Metine benziyor biraz, diye düşünürdü. Sonra bir ara Habip Tok’u gördük yedekler yazılır, sayılırken. Habip gerçekten affedildi de takıma mı döndü hiç anlayamadık.

Kafalar hem Murat Ünlü’de hem de bizde dumanlıyken, maçın sonunda artık Okan da o net golü kaçırmışken, alayımızda kafa ambale olmuşken… Maç bitti. Hazır uçurmuş ya bizi spiker; Ali abi, o pozisyon Ali Beykoz’a gelseydi keşke, kaçırmazdı dedi. Doğru filan diyenler oldu. Hayır, dedim, Miliç oyundan çıkmamış olsaydı, sol ayakla onu yan fileye takardı diye tamamladım. Benim fikrim kabul gördü. Bir maç da şenlik şamata böylece bitti. Birkaçımız hala kendine gelebilmiş değil. Duyduğuma göre Kumcu Yusuf hala devam ediyormuş demlenmeye; Miliç Feyzullah’a verseydi keşke o pası, adam bomboştu, haybeye gitti 2 puan diyormuş.

Neyse, biz Murat Ünlü’yü onca yıllık maziye istinaden olsa da seviyoruz ve bu yazıyı ona ithaf ediyoruz: ))

Sevgilerle…

Yazar: Editor
2010-01-07 08:27:06

Filmler Üzerine

http://ul.gcg.me/files/2010-01/GIZLI_YUZ.jpg

(Issız Adam yazısının devamıdır)

Tabi, Demirkubuz’un Masumiyet ve Kader’i gibi sert bir aşkı anlatmıyor Issız Adam, daha yumuşak seyrediyor. Daha bir kentli Issız Adam, Masumiyet ve Kader gibi kenar mahalle keskinliğinde değil. Demirkubuz, haysiyetini ayaklar altına alan bir karakterle uğraşırken Çağan Irmak adamını kentin kaypaklığında, züppeliğinde, tuzu kuruluğunda bina etmiştir. Masumiyet ve Kader karmaşık ruh hallerini ve ilişkileri içerirken Issız Adam olay örgüsünü daha düz bir zemine yerleştirmiştir.

Sinemanın kendisi masalsıdır, kurmacaların en renklisidir, hareket alanı en geniş olanıdır. Buna göre elbette her üç eser her ne kadar gerçeklikten nasibini yeterince almışsa da Issız Adam o gerçekliğini romantizm sosuna fazlaca bandırmıştır, diğer ikisi ise kör bir bıçağın keserken daha çok ıstırap veren, acıyı işkenceye dönüştüren atmosferinde kurmuştur olay örgüsünü. Yani masalın biri bizi biraz daha kederli şarkılar dinlemeye sevk ederken, diğerleri dehşet veren bir sessizlikte bırakıvermiştir, sevgili Gencer’in deyişiyle özellikle Kader’de  aşktan ziyade bir insana iman etme hali vardır, bir manada “iman destanıdır”, insana ama...

Ama neticede aşk aşktır. Acısı da son derece “özel”dir. Kimseye “Sen neden bu yoğunlukta yaşamadın, ne diye öteki kadar perişan olmadın veya sen niye böylesin?” diyemem ki. Koşullar farklıyken nedenler de farklı sonuçları getirecektir. Doğal olarak…

Farklı lezzetlerde filmler…

Ama bana sorarsanız Ömer Kavur’un “Gizli Yüz”ü (senaryo Orhan Pamuk) bu manada bir başyapıttır. Aşk halinin en güzel anlatıldığı, sinema dilinin icap eden incelikleriyle kullanıldığı dilemmalı ama enfes bir kederin dile geldiği yine enfes bir film… Fakat bunu ben söylüyorum, yine tüm öznelliğimle. Gizli Yüz’deki hikâye bir başkasına aynı şeyleri fısıldamayacaktır.

Hele Kadın’ın (Zuhal Olcay) saat kulesinde Fotoğrafçıyla (Fikret Kuşkan) yaptığı o konuşma bir başına bir sanat eseridir. Fikrimce, bir gizli aşk hiç bu kadar güzel ifade edilmemiştir.

Yazar: Editor
2010-01-04 17:32:50

Birçok Duygu Bir Film

http://ul.gcg.me/files/2010-01/ISSIZADAMFILMIFRAGMANIb.jpg

Geç de olsa “Issız Adam”ı izledim. Üzerinde fırtınalar kopmuş bir film gösterime girdiği zamanlarda. Beğenenler, beğenmeyenler yeni bir sağ-sol çatışmasına sebebiyet verecek kesinlikteydi.

Müziğine hasta olanlar, iğrençti diyenler, filmi defalarca izleyenler, filmle dalga bile geçenler, eh diyenler hap ayrı saflardaydı doğal olarak. Neyse, film gündemden düştü ve ortalık duruldu. Ben de tam bu sırada “Issız Adam”ı izleme fırsatı buldum.

Yazan yöneten aynı isim olunca (Çağan Irmak) tam bir “keyfe göre film” ortaya çıkmış. Aslında en sevdiğim tarz. Yazan ve yönetenin olası çatışmasına mahal bırakmayan, ben öyle istedim ve yapıyorum, diyen bir yöntem… Elbette sinemanın temel öğeleri yok sayılamaz böyle yapımlarda da. Ama bir özgürlük de söz konusudur. Belki gerekirse doğaçlama müdahaleler… Bilmiyorum, “muhtemelen” konuşuyorum.

Hikâye herkesin ezberinde olasılıkla... Klasik bir aşk çıkmazı… Keyfi de kederi de belirleyenler tercihlerimizdir veya günahlarımızın bedelini kendimiz öderiz, ya da bu bedeli aslında başkasına ödetiriz. Yaşanmışlık oranı çok yüksek bir durum… Filmi cazip kılan galiba bu gönüldeşlik... Herkesin o hikâyeden kendince bir şeyler bulması…

Sonuç;

Filmde diyalog sorunu vardı kanımca, doğallığa nüfuz etmemiş konuşmalar, yer yer senaristin fikirleriyle konuşan kahramanlar; ama böyle olunca bir karakter yaratmak meselesi çıkıyor ortaya, yani yarattığımız roman veya film karakteri ne kadar biziz, onlara ne kadar müdahale edeceğiz? Bunun yanıtı önemlidir, sanatı hevesten bu ayırır.

Şimdi oturup izlediğinde olasılıkla yönetmenin de içine sinmeyen bazı jestler, sözler, sahneler…

Hayır, filmi yerden yere vurmuyorum. Bunlar özellikle bizim sinemamızın temel sorunu. Hatta filmi beğendim diyorum, yukarıda eleştirdiğim noktalara rağmen. Ve hatta ikinci kez, hiçbir eleştirel duyguya kapılmadan daha bir rahat ve zevkle izledim, yine beğendim. Örneğin erkek karakterin “alçak” olması filan beni ilgilendirmez, öyle insan hiç mi yok, ben hikâyeye bakarım, bunun nasıl anlatıldığına… Neyse, beğendim sonuçta… Belki yukarıda bahsettiğim o “duygu ortaklığıdır” bunun sebebi, kim bilir?

İzlemeyenler varsa öneririm…

Yazar: Editor
2009-12-28 18:41:21

Bir Kenti Özlemek

Ne zaman yangın yerine dönse yüreğim

     Karacadağ’dan esiyor derim rüzgâr

Ne zaman özlem özlem kurusa dudaklarım

     Dicle’nin suyudur derdime derman derim

Ne zaman anılar gelip dayansa gözlerimin önüne

     Anamın kokusudur Seyrantepe’den ılgıt ılgıt esen derim

Bir kenti özlemek

   Yaşananlardan arta kalanları anımsamaktır aslında

Bir kenti düşlemek

     Anıların  izini sürmektir aslında

Fatin Murat

Yazar: Editor
2009-12-26 18:19:43

Ölüyorum Gitmeye

Çürüdü tuzumuz
ve Battık gırtlağımıza kadar pisliğe
Ufkunda silinirken umut,
Yere düştü tavana çaktığımız gözlerimiz

Yine...
Tekrar...
Ne üç, ne beş,
Hep dört duvar oda,
Loş,
Kahretsin hâlâ bomboş...

Süzerek verdi acıyı kahraman
ve Kadehini çaresizliğimizin şerefine kaldırdı
Söz verdi Abidin "Bittiğimizin Resmidir"’i çizmeye
Para sayamadan öldü Affan Dede
Kirlendik biz ve büyüdü dünya
Dibini gördük bu şişenin de
Cızırdayarak sustu gramofon
Parkamı ver askıdan
Kapa gözlerini

Ölüyorum gitmeye...

Hakan Tanak

Yazar: Editor
2009-12-22 14:25:57

 Hak Edilmiş Bir Mağlubiyet

İddialıydık hepimiz, cemili cümlemiz, en çok da ben... 30 puan garanti diyordum, 32 kuvvetle muhtemel.

Elektrik kesintileri maç seyrimizi bozdu. Toplam yarım saat izleyebilmişimdir. Bir yağmurla nasıl da darmadağın oldu memleket. Nasıl bir haldir bu? Takımın bir kırmızıyla dağılması gibi... İlk yarı iyi gibiydik, goller de kaçırdık. Ah, vah...

Ama ikinci yarıda bir baskı... Neyse ki o arada elektrik gitti de o eziyete tanık olmadım. Görenler anlatıyor, fena bastırmışlar. Sonra Onur'un çift sarıdan kırmızısı ve gol...

Son 15 dakikayı izledim. İzlemez olaydım. Baktım, 2 dakika top göstermediler bize bir ara. Haftalardır zevkle izlediğimiz Adanaspor yoktu, buharlaşıp gitmişti adeta. Ama Karabük'ün hakkını vermemek de ayıp olur. Bizden iki gömlek üstün bir takım...

Tanıklar "o kırmızı olmasaydı da golü yerdik" diyor. Kim bilir... Bitti gitti. Bu maç bir gerçeği en yalın haliyle orta çıkardı tekrar: Transfer, ille de transfer. Umudumuz olası transferlerde... 

Geçen hafta Onur Demirtaş'ı kahraman ilan etmiştim. Bu hafta hain ilan etmeyeceğim. Kimse takımını bile isteye yalnız bırakmaz. Yorgunluk, rakibin baskısı o hataları üst üste yaptırdı, diyorum ve ben de şöyle bağlıyorum: 29 puan iyi puan. Rakiplerin 8 puan önde olması hiç mi hiç mesele değil...

Neydi, biz zoru severiz.

Şimdi transfer dönemine vira...

Yazar: Editor
2009-12-19 17:56:27

Vicdan Meselesi

http://ul.gcg.me/files/2009-12/adalet.jpg
 
  • Aşağıda bir yerlerde değinmiştik, yazılar duruyor.
  • Eczacıya sözleşme feshi;
  • tekelciye, su, dayak, küfür, hakaret, gaz;
  • demiryolcuya işten çıkarma.
  • Zaten arada işçisi, öğrencisi gider.
  • Sebep, hak arayışı…
  • Eylem...
  • Ortada cinayet filan yok yani;
  • yürüyüş, gösteri… 

 _______________________

  • Ama öte tarafta göçük altında kalan işçiler,
  • grizu patlamasıyla ölen 19 insan,
  • 19 işçi,
  • 19 aile,
  • 19 sönen ocak…
  • Ve “ölüm ocağının sahibi serbest”…
  • Nasıl bir vicdan ama…
  • Nasıl bir adalet...
Yazar: Editor
2009-12-15 11:16:45

Sezar’ın Hakkı Sezar’a / Onur Demirtaş

http://ul.gcg.me/files/2009-12/onur_demirta__.jpg

  • Adanaspor evinde rakibinin dirençli ve ısırgan stili açısından ilk yarının en zor maçlarından birini oynadı.
  • Biz üç puanı aldıysak; Onur Demir taş’ın olağanüstü mücadelesinin, defansın yerinde müdahalelerinin hatırına aldık önemli bir ölçüde.
  • Hayır, bu galibiyeti, takımın mücadelesini, Kemal Hocanın yerinde müdahalelerini değersizleştirmek istemiyorum.
  • Tersine çok iyi bir rakiple boğuştuğumuzu vurgulamak istiyorum ve 3 puana çok seviniyorum.
  • Evet, maçın kahramanı bence önce Onur Demirtaş’tır.
  • Ersan’ın bildiğimiz savaşçılığı yine takdire şayandı, bence şu haliyle üç büyüklerde eksiksiz oynar.
  • Takımın mücadele azmine diyecek yok. İnsan izlerken yoruluyor.
  • Lakin o yaratıcılık sorunumuz ve sert bir rakip, oyun kontrolünü inisiyatifimiz dışında bıraktı.
  • Orta saha yine kayıptı. Yalnız bugün bir farklılık vardı o da Onur Demirtaş’taydı. Kartal maçındaki yükselişini bu maçta en üst düzeye çıkardı. Top kesti, baskılı oynadı, ileriyi düşünerek pas yaptı, arkadaşlarına yardım etti.
  • Sonuçta arızalı orta sahamızı mümkün olduğunca diri tuttu.
  • Ve Emre, böyle bir forvet oyuncusu dostlar başına. Rakibinin de vay haline…
  • Hep diyoruz, baş top alsın üçü mutlaka gol… Yeter ki o meşin yuvarlakla buluşma uygun koşullarda olsun.
  • Bir de Fevzi günüde olsaydı, bu zor maç ziyadesiyle kolaylaşırdı.
  • Şimdi hedef  Karabük.
  • Rahatız, oradan gelecek her sonuca razıyız.
  • Ama bizde rota yine 3 puan…
  • Vira…

Not:

Adanaspor -Orduspor maçından 37 kare foto-yorum’da, tıklayınız…

Yazar: Editor
2009-12-11 10:55:19

 Sınav

http://ul.gcg.me/files/2009-12/ad_or.jpg

Şimdi hem Ekrem Al bir sınav verecek bu hafta hem de onun transfer ettiği, ısrarla şans verdiği futbolcular.

  • Yenersek Ekrem Al diyecek ki "alın işte size beni de yenen bir takım bıraktım."
  • Yenersek, ki yeneceğiz, onun transferleri, ki onlar her halleriyle bizim futbolcularımızdır, "bakın boşa alınmadık." diyecekler.
  • Her iki duruma da eyvallah deriz.

Peki yenilirsek...

Öyle bir sonucu düşünmek bile istemiyorum, en azından Al'ın düşeceği mahcup bir pozisyon için.

Yazar: Editor
2009-12-07 19:24:01

İnancımız Var

Beni bazen küçük hediyeler de mutlu eder.
Tabi ki 4 gollü galibiyet beni mutlu etti; ama
Ersan Adem Gülüm'ü maç öncesi tribüne çağırırken armayı öperek yumruk şov yapmaya gelmesi beni daha da çok mutlu etti.
Bu armanın değerini bilin ona göre mücadele edin yenilseniz de olur, yeter ki hakkını verin o formanın.


Pazar günü hemen hemen herkes canla başla mücadele etti maçta bir kişi hariç...
İsim vermeme gerek var mı?
Ezberledik artık bu ismi.
Son iki maç ilk yarının bitmesi için.
Bu son iki maçta 4 puan kadayıf gibi olur 6 ise kaymaklı kadayıf olur.
Bu alınan puanlardan sonra ismini vermediğim kişinin yerine bir tane kaliteli oyuncu alınırsa ilk ikiden süper lige neden çıkmayalım?


Çok zor iki hafta bizi bekliyor ama bizim içimizde şu var:
Hani diyoruz ya tribünde,
Şampiyonluğa yürüyoruz,
İNANCIMIZ var İNANCIMIZ var.

Murat Akıllı

Yazar: Editor
2009-11-30 16:42:29

Umuda Yolculuk

http://ul.gcg.me/files/2009-11/kkl__.jpg

On dört haftayı geride bıraktık…  Devre arasında yeni transferlerle Kemal Hoca’nın elinin değmesini bekliyoruz… Son üç haftaya girdik bu umuda yolculukta…  Her hafta yani bir umutla başlıyoruz hafta… Her hafta bu kez başaracağız, diyoruz… Her hafta gelecek üç puanın hesabını yapıyoruz… Ama her hafta, olsun, bir puan yeter, devre arasına kadar, diyoruz…

Maçı izleyemedik, federasyonun Hitler’den kalma ceza anlayışı yüzünden… 

Maçı izleyemedik, eline geçirdiği taşı sahaya fırlatan ve bir şey yaptığını  sananlar yüzünden… 

Radyodan dinledik maçı… Son dönemlerin klasik Adanaspor’unu anlattı Serkan… Defanstan Emre ve Mbilla’ya şişirilen toplar ve orta sahası olmayan bir anlayış… Otuz puanla ligin zirvesindeki takım, ürkerek oynadı Adanaspor karşısında… Adımız hala birilerini korkutmaya yetiyor anlaşılan… Kendisini baskı altına alan bir taraftar olmayınca hakem, at koşturdu sahada… Son adamların yaptıkları faulleri görmezden gelip Ersan’ın müdahalesine tereddütsüz penaltı verdi… Ama kalede bir Zülküf vardı ki, “bu oyunu ben bozarım” dedi hakeme… Yalnızca bunu mu dedi? Elbette hayır… “Ben buradayım, bu kaleyi ben korurum” dedi, tabii anlayana…

Önümüzde Kartal maçı var… Son maçlarda iyi gitmiyorlar; ama bizim maçta toparlanmak isteyeceklerdir… 

Önümüzde Ordu maçı var… Son maçlarda içte dışta yeniyorlar…  Ekrem Al, bize sürpriz yapmak isteyecektir…

Önümüzde Karabük maçı var…  İlk ikideki yerlerini perçinlemek için yenmek isteyeceklerdir bizi…

Peki, ya biz?

“Yedi haftadır yenilmiyoruz” cümlesinden başka tutunacak bir dalımız yok… 

“Ligin zirvesine oynayan takımlarla yaptığımız maçlardan yalnızca iki puan çıkarabildik” gerçeği tokat gibi çarpıyor yüzümüze…

“Ligin altında kalan takımlara bayram harçlığı dağıtır gibi puan dağıttık” diyoruz ve susuyoruz… 

Kemal Hoca, Erciyes maçından sonra, “kaybettiğimiz iki puanı Dardanel maçında telafi edeceğiz” demişti… Dardanel maçından sonra da “ Konya’yı yenip üst sıralardaki yerimizi koruyacağız” demişti.

Bugün ise, “önümüzdeki maçları kazanıp üst sıralardaki takımlarla puan farkını kapatmak istiyoruz” diyor…

Kısacası, her hafta verilen demeçler farklı oluyor ve kötüye gidiyor…  Bana sorarsanız üç haftada toplam üç puan çıkarmak bile umuda yolculuk için başarı olacak…

Fatin Murat Seferbeyoğlu

Yazar: Editor
2009-11-26 15:26:43

BJK Galibiyeti ve Medya

En ikiyüzlü camia galiba futbol medyasıdır.
Yoksa ikiyüzlü sözcüğü az mı gelir.
Gerçi yıllardır tanık olduğumuz sahneler bunlar.
İyiyken kralsın, "sör"sün, imparatorsun...
Sonra...
Sakın tökezleme,
Çünkü orada âlem biraz farklı, tökezleyeni...

Beşiktaş dün tek atışla M.U.'yu devirdi.
Ve düne kadar yerden yere vurulan M. Denizli ve BJK şimdi nasıl tarif ediliyor, sadece 3 gazeteden alıntılar yapacağım bunu görmek için:


*M.U.'yu devirip apoletini taktı
*Sir Kartal
*Beşiktaş karizma çizdi
*Mustafa vizyonda
*Çaresiz hissettirdiler
*Taraftarlarını sevinçten ağlattılar (ama taraftar ki tüm takımı ağlatmıştı yönetimiyle, başka şekillerde..)
*Alın size Türk lokumu
*Destan
*Rüştü gibisi dünyada yok
*Tarihin hocası
*Gurur gecesi
*Bu sir başka sir
*İngiliz anahtarı
*Yenip tarihe geçti
*En büyük sör bizim sör
*Bravo size
*Unutulmaz bir ders verdi
*Tarih yazmak ne güzel
*O uçakta olmak istedim (dönüş uçağı için diyor Ercan Saatçi)
*Türkiye'ye gurur verdiniz(bunu da Başbakan diyor.)

Buna benzer şeylerle doludur o spor sayfaları, köşeleri.
Ama bu iş bir sonraki maçta tam tersine dönebilir.
Kimse "sör"lüğünü ilelebet sanmasın buralarda. Mustafa Denizli bunun keyfini birkaç gün sürsün. Beşiktaş futbolcuları, başkanı biraz sevinsin. Birkaç gün... (bu durum tabi ki diğer takımlar için de geçerlidir… Örneğin dün dediğini bugün unutan Hıncal Uluç’un marazi Rijkaard takıntısı ve önceki GS’li hocalara olan takıntıları)
Çünkü ilk fırsatta paçalarından aşağı alınacaklardır bu sektörün vampirleri tarafından.
Hıncal ve türevleri alesta vaziyette çünkü.
Çünkü felaketten nemalanan bir güruh var karşılarında.

Yazar: Editor
2009-11-23 08:55:11

Duraklama Dönemi?

http://ul.gcg.me/files/2009-11/dusunen_adamm.jpg

Kemal Kılıç hocamız ile yine yeni yeniden sevmeye başlamıştık futbolu. Takım toparlanmış, zor şartlar altında galibiyetler gelmişti. Fakat iki haftadır iddiası olmayan takımlara karşı önemli puanlar kaybettik. Ligdeki iddialı konumumuz devam etmesine rağmen üst sıralardaki takımlara ayak uyduramadık. Oynadığımız son iki maçı izleyemedik ama kadromuzun derin olmayışı ve oyunu yönlendirecek iyi bir lidere sahip olmayışımız gollere ve galibiyete yaklaşmamızı engelliyor.

Ligde her takım birbirine eşdeğer güçte, her maç zor klasiğini söylesek de zaman zaman farklı sonuçlar görüyoruz ligimizde, Karabük'ün geçmiş haftalardaki 6-1'lik galibiyeti gibi. Biz en son ne zaman 4 attık diye sorsam sanırım uzun süre düşünürüz... Bugün İngiltere'de ligin üst tarafını sürklase eden Tottenham alt sıralardaki rakibi Wigan'ı 9–1 ile geçti, totemden midir bilemiyoruz, fakat futbola doydukları kesin Tottenham taraftarının. Biz yine de 1–0 galibiyetlerimizle de mutlu oluyorduk, ama iki haftadır dilimizin ucunda bir tatsızlık, çok mutsuz da değiliz elbet ama dediğim gibi bir tatsız bir durum var.

Bu hafta ligde arayı açan lidere karşı önemli bir maçımız var, maçı almamız lazım, ikinci yarı için ve direk rakibimiz olduğu için bu maç varolma mücadelesidir. Bazen işler iyi gitmese de, 'var'olduğunuzu herkese bildirmeniz lazım ki ağırlığımız lafta değil sahada da olsun. Bunun için mücadele edecek futbolcularımız. Puan cetvelinde kopanları hizaya getirmek için oynayacağız. Tarih kitaplarında duraklama döneminin ardından genelde çöküş dönemi gelir, ama tarih bunun için var, gelin bizler bu dönemi yaşamadan tekrardan yükselme dönemine geçelim yeniden... Nilüfer'in kulağımızdaki tınıları ile yine yeni yeniden çıkışa geçelim...

Yine bana gel\Yana yana yine beni sev\Hadi beni yine sev
Beni deli deli sev\ Beni yine yeni yeni\Yine yeni yeniden sev

Gökmen Demirkaya

Yazar: Editor
2009-11-17 10:15:34

Sessiz Bir Maç Daha

 

Geçen Pazar Mersin’le bir hazırlık maçı yapılmış.

Çatalan tesislerinde,

Hayran kalınmış tesislerimize,

Güzel şeyler bunlar.

Bir maç,

Sessiz sedasız,

Kimseler duymadan,

Bir tür seyircisiz maç,

Kendi kendine ceza…

 

İyi olmuş bu hazırlık maçı,

Seyircisiz olması da isabet,

Bir de rakibi düşününce, Mersin…

Yine iyi olmuş bu sessizlik.

 

Hafta içi yüklenilen takım yorgun çıkmış sahaya,

Yedeklerle,

Buna rağmen gelen galibiyet de iyi olmuş,

Sinan’dan gol,

Dakika 87 filanmış.

 

Bir hazırlık maçı, takımlar arasındaki dostluğun taraftarlar arasında da olması temennisiyle bitmiş…

Yazar: Editor
2009-11-10 18:01:35

Devam

 

http://ul.gcg.me/files/2009-11/kpl.jpg


Tam her şey yoluna girdi derken yine umulmadık bir sonuç çıktı karşımıza. Bir Adanaspor klasiği. Biz bu takımı böyle sevdik, içinde barındırdığı derin gizemle, inişli çıkışlı halleriyle, sancılı zaferleriyle.

Ama yine Adanasporluların çok çok iyi bildiği bir şey vardır ki: Adanaspor'un hali hazırda var olan gerçek, ulaşılabilir bir hedefi varsa asla yılmaz. Asla vazgeçmez.

Bir düşünün, sancısız, son dakikasız, heyecansız, bir kaç hafta öncesinden kazandığımız bir zafer var mı?
Bu yüzden değil mi "Adanaspor zoru sever" sözüyle çoğu kez muhatap olmamız.

Taktikti, transferdi, hocaydı hepsi bir kenara, biz öyle ya da böyle bu yarışın bu heyecanın içinde olacağız! Bunun en somut kanıtı da içerde oynadığımız son seyircili maçtaki tribünlerin doluluğu ve verilen destektir.
Yarışın içindeyiz, inanıyorum hedefe de ulaşacağız ama her haliyle şu takımı sevmek gerçekten çok özel.

Kurduğumuz hayaller küçük rüzgârlarla sarsılmayacak kadar güçlü!
İnanmaya devam, en ufak bir hayal kırıklığı yaşamadan.

Çünkü unutmayınız Adanaspor'dan, ortada tutunacak hiçbir dalımız olmasa dahi bizim umudumuz olan bir sevgiden bahsediyoruz.

Ve dediğimiz gibi: yolumuzda karşımıza çıkan zorluklar ulaşacağımız zaferi daha değerli kılmaktan başka bir şeye yaramaz...

 

Biz inanmaya devam ettikçe…

 

Mehmet Uysal

Yazar: Editor
2009-11-06 19:55:15
Demirspor - Livorno Maçı  ve Adalet!

Adana Demirspor-Livorno maçında Güler Zere serbest bırakılsın diye pankart açan gençlere ceza yağdı.

Sizin bu cezayı vermeye hakkınız yok. Hakkınız yok çünkü  özünde bu bir maç değil gösteridir. İki takımın taraftarları protesto amaçlı bir gösteri olarak bu etkinliği düzenlemiştir.

Siz de biliyorsunuz ki Livorno, Sn. Pauli ve birkaç kulübün taraftarı bu bakış açısıyla endüstriyel futbola karşı çıkıyor. Ve bu takımlar bu sürecin parçası olarak zaman zaman gösteri maçı yapıyorlar. Amaç paranın egemen olduğu ve taraftarın müşteri olarak görüldüğü bir süreci protesto etmek…

İşte Demirspor-Livorno maçı da onlardan biriydi. Bu maçın bir protestonun parçası olarak düzenlendiğini herkes biliyordu. Ulusal ve uluslarası basın günlerce yazdı! Havaalanındaki karşılama ve buluşma tüm dünyaya yayınlandı! Bu gösteri yasaksa izin vermeseydiniz!

Bu gençler böyle bir gösteri olmasa maça gelip pankart açar mıydı? Hangi maçta açtılar? St. Pauli Almanya’da  Türk düşmanlığını protesto etmek için gösteri maçı düzenledi. “S..tir edin faşistleri! Biz kardeşiz!” diye pankartlar açıldı.

Belediye başkanı, vali ayakta alkışladı.

Bizde yapılana bakın!

****

Ben buradan İl güvenlik Kurulu Üyelerine soruyorum. Gösteri maçında pankart taşıyan gençlere ceza yağdırdınız! Peki, bu kentin stadyumu resmi maçlarda çıkan olaylar nedeniyle defalarca kapatıldı. Olay çıkartanlara bu güne kadar ne yaptınız?

Haydi, açıklayın ne yaptınız? Hem de gözlerinizin önünde oldu olaylar!

Ne yaptığınızı ben söyleyim! Sadece seyrettiniz!

Yıllardır Başkan Durak ”yeter artık” diye bas bas bağırıyor! Bayram Akgül takımı  bırakıyor! Bekir Çınar istifa ediyor! İl Güvenlik Kurulu Üyeleri sadece seyrediyor. Adanaspor maçlarında eşkıya sahaya iniyor. Taş yağdırıyor. Ortalık savaş alanına dönüyor!

Bu millet eşkıyaya canı pahasına karşı koymaya çalışıyor.

Saha kapanıyor!

İl Güvenlik Kurulu seyrediyor!

****

Futbol teröristine ceza vermeyeceksin, gösteride pankart açana terörist diye ceza yağdıracaksın. Az bile vermişsiniz! Sahanın ortasında kale direklerine assaydınız!

Hak ediyorlar!

Çünkü onlar solcu!

Bu ülkede solun kaderi bu!

Ceza sanki doğuştan yakalarına yapışmış! 

Nedim Soylu

Yazar: Editor
2009-10-28 15:45:25

Yenildik

Konya Şeker'e 3-2 yenildik ve gruplara kalamadık.

Can sıkıcı bir yenilgi bu.

1. Alt ligden bir takıma yenildik.

2. 2 kez galip duruma geçip de yenildik.

3. 33. dakikada yine 10 kişi kalarak yenildik.

4. Gruplara kalmak istediğimizi bağıra çağıra yenildik.

5. 5 dakikada 3 golyiyerek yenildik.

6. Yahu yine bir Şekerspor'a yenildik.

7. Netice itibariyle incitici ve umut kırıcı bir şekilde yenildik... ve elendik...

İyi oldu, dikkatimizi lige veririz diyenler de çıkacaktır. Ama gruplara kalıp bir başka heyecanı da yaşamak çapımızın çok mu üzerindeydi, Adanaspor bu kadarını yapamayacak kadar acizleşti mi?

Yazar: Editor
2009-10-25 20:43:18
Kaçan üç puana mı üzülelim kazandığımız bir puana mı sevinelim?

Maç başlamadan bir saat önce nasıl bir atmosferin bizi beklediği anlaşılmaya başlanmıştı 5 Ocak çevresinde.

Geçen seneden yarım kalan bir hesap olarak görüp 5 Ocak stadyumuna koşmuştu 10000'in üzerinde seyirci hem de maçı televizyon yayınlamasına rağmen.
Maça resmen 1–0 önde başladık

İzzet'in güzel ortası Fevzi'nin şık kafa vuruşuyla.

Gerçekten güzel mücadele ettik ilk yarı ama işte 35. dakikada hakem katliamı ile bence 3 puanı kaçıran taraf olduk.

Gole giden oyuncuya sarı kart gösteren zihniyete sahip hakem ve bunu görevlendiren federasyona sahipsek değil Afrika'ya Kapıkuleden bir adım öteye gidemeyiz.

Ayıp ayıp geçen koca bir senemizi yediniz doymadınız bu senemize mi gözünüzü diktiniz.

Unutmayın bu taraftarın ahını alırsanız bir daha iflah olmazsınız bunu açık açık belirtelim.

Nitekim ilk yarının uzatma anları yaklaşırken olmayan faulü icat eden hakem ofsayt ile bize birde gol yedirip rengini belli etmiş oldu.

Zaten bundan sonrada film koptu.
Pimi çeken hakem bundan sonra ne saha içine ne de saha dışına hakim oldu.

Kibong'un enfes mücadelesi ile ikinci golü bulduk ama hakem faktörünü arkasına alan Altay golü hemen buldu.

Rahman'ın sakatlanması Onur ve İlyas'ın oyundan düşmesi yerlerine giren oyuncuların sanki 90 dakikalık bir maçı bir gün önce oynamış gibi sahada mücadele etmesi bizleri 1 puana şükretmemize neden oldu.
Bu maçta 2 puan kaybettik birde üstüne İzzet'i.

Umarım İzzet'in sakatlığı çok vahim değildir aksi takdirde o mevkide bize Koray hiç umut vermedi.
Acısı tatlısı üzüncü sevinci kederi ile bir maç son buldu.

Umarım bu iç sahada kaybettiğimiz puanları Gaziantep'ten alacağımız üç puan ile telafi ederiz her ne kadar ters ve zor bir takım olsalar da.

Murat Akıllı

Yazar: Editor
2009-10-23 10:58:55
u2

Güzel Bir Gün-U2


Güzel bir gün/ Gökyüzü  sanki aşağıya kayıyor, öyle hissediyorsun/ Güzel bir gün/ Geçip gitmesine izin verme/ Bu kenti seversin/ Hatta işler iyi gitmese bile/ Sen kentin her yerindesin/ Kent, senin her yerinde/ Gökyüzü  sanki aşağıya kayıyor, öyle hissediyorsun/ Güzel bir gün/ Geçip gitmesine izin verme 

10 sene kadar evvel Türkiye’nin çok yakınından geçmişlerdi, duyduklarımıza göre Türkiye’yi siyaseten pas geçiyorlardı her seferinde, çeşitli illerden Selanik’teki konser için turlar düzenlenmişti, fakat öğrenciydik, gidememiştik malum sebeplerden : )  

Elbet yolumuz karşılaşacaktı  be Bono, elbet The Edge’in beni alıp götüren gitar nağmelerini duyacaktım canlı, elbet Adam’in basını, Larry’nin davula vuruşlarını  görecektim, biliyordum… Hayat nihayet bizi kesiştirdi… Ne adamlarmış böyle de yarine kavuşmuş gibi yazıyorsun demeyin, gençlik döneminde 10 sene bazen günün 5 saatini U2 dinleyerek geçiren biri yazıyor bu satırları. Anlayınız dermanımı, şu anki huzurumu : )  
Çok sıcak bir Tampa gününde 70 bin kişi alkışlarla merhaba dedi U2’ya, en baba şarkılarını uzata uzata, gönlümüzün pasını sile sile söylediler. ‘Sunday bloody Sunday’ şarkısı İngiliz askerlerinin insan hakları için gösteri yapan İrlandalı 13’ü çocuk 27 kişiyi vurmasının hikayesidir, Bono boş durmadı her zamanki gibi, İran’daki gösterilerde hayatını kaybeden Nida için söyledi parçayı. Tüm Dünya’ya barış ve özgürlük diledi.

Konserdeki görsel  şovu satırlara sığdıramam, muhakkak izlemelisiniz (yazının sonunu muhakkak okuyun : ) ). Turun adı olan ‘360 derece’lik ekran müthiş bir görsellik katıyor konsere, 2 buçuk saatlik konserde sadece 5 dakika ara verildi, uzayla bağlantı yapıldı, nasıl demeyin, uluslararası uzay istasyonundan bir kozmonot bağlandı konsere canlı : ) Velhasıl, zıplayarak, sesimiz kısılana dek eşlik ettik bu hep genç kalan asi İrlandalı gruba…  Şimdi sadede gelelim, bu hafta sonu Pazarı Pazartesiye bağlayan gece saat 12:30’da konserini canlı olarak youtube sitesinden izleyebilirsiniz http://www.youtube.com//u2

İzleyemeyenler üzülmesin, kaçıranlarla gelecek sene Eylül ayında İstanbul’da buluşuruz :) 

Yazıyı Adanaspor’a bağlama adına, konser gününden beridir bizim için her gün  ‘Güzel Bir Gün’ oldu, ikide iki yaptık, bu Pazar maçımızın ardından yine güzel bir gün olacak diye içimizden geçiriyoruz, akşamda konserle çok daha güzel olmaz mı siz söyleyin : )

Gökmen Demirkaya

Yazar: Editor
2009-10-22 10:04:54

Haberdeki alıntı ardındaki anlam üzerine…

Bu haber B. A. Birinci Lig Sitesinden!

“Bank Asya 1.Lig'de son 4 maçında 12 puan toplayarak ikinci sıraya yerleşen Altay, pazar günü  oynanacak olan zorlu Adanaspor karşılaşmasını bekliyor. Kemal Kılıç'ın gelmesiyle galibiyet serisi yakalayan Adanaspor'a konuk olacak olan Altay, deplasman maçlarındaki başarılı performansıyla dikkat çekiyor.Bank Asya 1.Lig'de oynadığı  son 15 deplasman maçında da yenilgi yüzü görmeyen Altay, bu süre içinde 7 galibiyet ve 8 beraberlik elde etti.Bu dönemde Adana 5 Ocak Stadı'na da bir kez konuk olan siyah-beyazlılar, geçen sezonun 33.haftasında oynanan maçta Adanaspor ile 1–1 berabere kalmıştı.Altay'a deplasmanda son yenilgisini tattıran ekip ise Kasımpaşa oldu. Geçen sezonun 13.haftasında İstanbul'da oynanan karşılaşmada Kasımpaşa rakibini 2–0 mağlup etmişti. Altay son iki sezonda oynadığı 22 deplasman maçında ise sadece 2 karşılaşmadan mağlup ayrıldı. Altay'ı yenen diğer ekip ise tıpkı Kasımpaşa gibi şu anda Süper Lig'de mücadele eden Diyarbakırspor.Adanaspor - Altay karşılaşması pazar günü saat 13.30'da başlayacak.”

Yorum  da Bizden ! 

Haberi dikkatle okuduğunuzda bir ayrıntının dikkat çektiğini göreceksiniz. Altay son iki sezonda oynadığı deplasman maçlarında yalnızca iki kez yenilmiş! Peki Altay’ı yenen o iki takım dikkatinizi çekti mi: Biri Kasımpaşa; diğeri DiyarbakırPeki bu takımlar şimdi neredeler: SÜPER LİGDEYani süper ligin yolu Altay galibiyetinden geçmiş denilebilir mi? Bu rastlantıyı ciddiye alırsak evet…Öyleyse Pazar günü:Altay ile geçen seneden kalan hesabı sahada görmenin ötesinde, belki de SÜPER LİG YÜRÜYÜŞÜMÜZÜ  perçinlemek için mücadele edeceğiz…

Biz tribünde yerimizi alacağız…  Hep destek için. Adanaspor için…

Fatin Murat Seferbeyoğlu
Yazar: Editor
2009-10-17 12:43:10

Giriş

 

http://ul.gcg.me/files/2009-10/adanaspor_giresun.jpg

 

Yarın 14.00’da,

Giresun’da sahaya çıkar,

Uzatmalar hariç 90 dakika Adanasporluluğumuza yaraşır bir mücadele içinde olur,

Koşar, basar, yardımlaşır,

Savaşır…

 

Gelişme

Bir kere dış sahadayız,

Rakip, bu sezon ilk kez evinde oynuyor,

Bu durumun heyecanı, coşkusu ve baskısı üzerlerinde olacaktır,

Cıvıl cıvıl tribünler,

Mutlak 3 puan sloganları,

Onlar da bir çıkış arayışında,

Ve 11 kişiyle sahaya çıkacaklar,

Yenmek için onların da bir dolu sebebi vardır…

 

Sonuç

Maç kimle olursa olsun,

Yeryüzünün neresinde olursa olsun,

Kazanma şansımız hep yüksektir bize göre, değil mi?

 

Ama işte bu da ‘Yenemezsek ne olur ki canım!’ yazısı olsun…

Hiçbir netice Adanaspor'un önünde değildir... 

ve yeter ki şu sevdalı başımızda bir Adanaspor hep olsun…

Yazar: Editor
2009-10-11 17:37:28

Sıcak

http://ul.gcg.me/files/2009-10/uyuyan_melek_kaplanpenche_adanasporlu.jpg

(Uyuyan Melek, devre arasını dinlenerek geçirdi. Evet, bu minik taraftar belki uyudu fakat Adanaspor bu kez uyumadı: ))

Sıcaktı, çok sıcaktı. Bu fena sıcak sahayı da tribünü de etkiledi. Ağır tempoda geçti her şey bu yüzden.

Eldeki kadroyla devam etti doğal olarak Kemal Hoca. Fark Fevzi ile Rahman’ın yer değiştirmesiydi. Rahman da anlaşılan önceki maçtan dersini almıştı ki daha tedbirli oynadı.

Bir de ilk yarı biterken rakip hocanın 2 oyuncu değişikliğine Kemal Hoca'nın hemen cevap verip tedbirini alması önemli bir ayrıntıydı.                                                                                    

Bildiğimiz Adanaspor’du. Bu da olağandır. Biraz daha mücadele ve pas trafiği farkı vardı belki. Ama bu 3 puan ileriki haftalar için altın değerindeydi.

Kemal Hoca orta sahayı kalabalık tutmayı tercih etti. Tek hücumcu Emre ile mücadele ettik. Emre de ağırlığını en kritik noktalarda gösterdi ve önce penaltı yaptırdı sonra da Kbong’un pasıyla kaleciden sıyırdığı topu Samsun filelerine gönderdi. Bir de harika bir röveşatası vardı ki, “golden güzel oldu” desem yeridir.

Her iki takım da vasattı. Bu vasatlıkta kazanan taraf olmak pek hoş oldu. Samsun’un öyle anılacak bir pozisyonu da yoktu. İnsan düşünmeden edemiyor; Bolu’ya nasıl 3 attılar, bizden 2 yediler, son vuruşlar etkili olsaydı Kbong’la fark açılabilirdi de… O iki deplasmana yanmamak elde değil, bu kargaşada… Neyse, bu lig oldu bitti renkli seyrediyor, bu da maceraya güzellik katıyor.

Tribün doluluğu ve Turbeyler harikaydı. Kimse vazgeçmiyor işten anlaşıldığı üzere. Biz yekvücut olamaya devam edelim, işler nasıl olsa yoluna girecek, zamanla ve savaşla…

Vira…

Fotoğraflar (50 kare) foto yorumda.

Yazar: Editor
2009-10-07 09:05:36

Kemal Kılıç'ın Gelişinin Anlamı Üzerine

  • Kemal Kılıç sadece bir teknik direktör değişikliği olarak değil yeni ve güzel bir başlangıç olarak algılanmalıdır.
  • Herkes bu yeni ve umut dolu başlangıca göre şekillenmelidir.
  • Ve artık Kemal Kılıç'la her ay hoca değiştirme gülünçlüğünden kurtulmalıyız.
  • Uzun ve kalıcı işlere yönelmeliyiz.
  • Devre arasında futbolcu alınacaksa bizi başarıya taşıyacak uzun ve kalıcı bir stratejinin parçası olarak alınmalıdır.
  • Benim dileğim süper lige çıkıp orada uzun yıllar Kemal Hocayla devam etmektir.
  • Başarı birazda istikrardan geçiyor.
  • Yoksa saman alevi gibi yanıp sönüyoruz.

 _____________________

  • Yuvana hoş geldin hocam!
  • Sorumluluğun çok büyük.
  • Arkandayız!
  • Allah yardımcın olsun!

Nedim Soylu

Yazar: Editor
2009-10-05 17:43:21

*_______________________________________*

http://ul.gcg.me/files/2009-10/ah.png

*Şimdi destek zamanı

*Şimdi öfkeyi değil sevgiyi gösterme zamanı

*Şimdi tek vücut Adanasporluluk zamanı

 

*Bu hafta sonu oynanacak Samsun maçında 5 Ocak’ı bayraklarla donatma zamanı

*Biz maç saatine kadar, bayraklanma konusunda, üzerimize düşeni yapacağımızı taahhüt ediyoruz

*Vira Adanaspor, haydi Adanasporlu…

kaplanpenche

*________________________________________*

İnanın

Kötü bir pazardı, evet…  Bolu maçının ardından bu sonuç, ağır oldu, evet… Gelecek için umutlanmak istemiştik; ama olmadı, evet…  Orta sahası  olmayan bir takımız, evet… Bunlara ve daha fazlasına “evet”  derim; ama kör karanlığa gidiyoruz derseniz, turuncu sevdamın olanca direnciyle “HAYIR” derim…

Bundan önceki yazılarımda belirtmiştim… Yıkık bir binayı onarmak, yenisini  yapmaktan daha zordur, demiştim… Ekrem Al’ın kurduğu ve şampiyon adayı olarak gösterdiği takım Rize’de sendeledi, Kocaeli deplasmanında sarsıldı ve Bolu deplasmanında düştü… Bu noktada, yapılabileceklerin en iyisi yapıldı ve Ekrem Al ile yollar ayrıldı…

Bundan sonraki süreç, sıkıntılı olacak bu belli; ama biz buna hazır değil miydik zaten? Belki duygusal davranıp “hadi be çocuklar”  diyorduk içimizden; ama mantığımız Buca maçından ve önümüzdeki birkaç maçtan da iyi sonuçlar beklemiyordu…

Samsun maçında, stat dolmaz mı diyorlar, gülerim buna… Futbolculara küfür edecekler mi diyorlar, o küfredenlere bakın, ADANASPORLU değildir onlar…

Kim ne derse desin, bu takım hangi sonucu alırsa alsın, tribünde yerimizi alacağız, “iyi gün dostu olmadığımızı göstermek için”

Kim ne derse desin, bu takım hangi sonucu alırsa alsın, tribünde yerimizi alacağız, “zafere giden yolun gül bahçesi olmadığını bildiğimiz için”

Kim ne derse desin, bu takım hangi sonucu alırsa alsın, tribünde yerimizi alacağız, “birbirini yiyen değil; zor günlerde kenetlenen taraftar olduğumuz için”

Kim ne derse desin, bu takım hangi sonucu alırsa alsın, tribünde yerimizi alacağız, “düşmana inat, bir dakika fazla yaşamak için”

Fatin Murat Seferbeyoğlu
Yazar: Editor
2009-10-04 22:05:55

Kılıçları Gömmek

 

Gidişat iyi değil... Öylesine karambol bir pozisyondayız ki, kim vurduya gideceğiz sanki... Hatalar çok... Her geçen hafta da hatalar artıyor... Okların büyük bir
kısmı futbolcular üzerinde toplanırken, bir kısım oklar da Bayram Akgül
ve yönetime çevrilmiş durumda-ki en acısı da bu-.

Kaç kişi ciddi anlamda farkındadır bilmiyorum... Kendi ipimizi kestik ve dipsiz kuyuya doğru gidiyoruz...  İp kesildi, geri dönüş yok... Dip görünmüyor ve karanlık... Hızla
çakılıyoruz... Çare mi? Kafalar çok karışık... Camiayı krizden
çıkartacak tek bir lider var; Bayram Akgül... Ve hissediyorum ki, onun
kafası hepimizden karışık... Sağlıklı düşünülemediği gibi, akbabalar da hızla türüyor ve camiaya pire gibi yayılıyor... Aman dikkat! Doğru yönlenemiyoruz, gidişat inanılmaz kötü...

Kılıçları

gömmek zorundayız... Mecburuz buna... Gerçek anlamda seviyorsak bu
takımı, tapıyorsak bu renklere susma zorunluluğumuz var şu anda...

Camianın yarısı başkan, yarısı teknik direktör kıvamında... Olmayan yarısı da* camiayı iyice karıştırma telaşında...

Şimdi
gerçek anlamda kenetlenme zamanı... Henüz Bucaspor bozgununun üzerinden
sadece 3 saat geçmiş durumda... Forumlarda ve ajans sitelerinde ki
yorumlar feci... Gelecek hafta ki iç saha Samsunspor maçı için tribün
beklentisi "Bir kaç bin kişi anca olur" şeklinde...
Yanılıyorsunuz... Sadece takıma sövmek için geleceklerin sayısını
kestiremiyorum... Sadece camiayı iyice karıştırmak için tribünden
edilmedik laf bırakmayacaklar sürüsüne bereket!

Aman dikkat... En kritik an, bu an... Keşke ile başlayan cümleler kurmak zorunda kalmayalım...  Başkanından futbolcusuna, teknik heyetinden masörüne kadar sahiplenmek zorundayız... Biz
üzerimize düşenin fazlasını yapıp, bu camiayı temsil edenleri bağrımıza
basalım... 4 yıldır her krizden alnının akıyla çıkıp, bu yıl ki krizde
hatalar yapan Bayram Akgül'e destek olalım ve bu krizin liderini
belirleyelim; taraftar...   Şimdi destek zamanı Adanasporlu... Kuşan turuncunu ve kızgınlıkla değil umutla bekle Pazar günkü buluşmayı...

*Olmayan
yarısı derken, buradaki vurgu çok net. İçimize İrlandalı sokmayalım.
Kimsenin gazına gelmeyelim. Aman dikkat! (Biliyorum "aman dikkat"
sözcük çiftini çokça kullandım ama işler gerçekten fazlasıyla dikkatli
olmamızı gerektiren bir noktaya doğru gidiyor.)

Surçi lisan varsa affola...

Şenol Yıldızdoğan...

Yazar: Editor
2009-10-01 17:42:17

Yine Issızlığın Ortasında mı?

http://ul.gcg.me/files/2009-10/fevzi_kaplanpenche.jpg

Geçen sezon Ersan yuhalanmıştı daha ikinci maçta mı ne… Küfürsüz de olsa… O an, içimize batmıştı ve “ıssızlığın ortasında” diye yazmıştık… Gel zaman git zaman Ersan tribünün sevgilisi oldu ve 1. Lig’de altın kadroda yerini aldı.

 

Kupa akşamı devre arsında ısınan Fevzi bu kez küfre muhatap oldu. Yekten… Mevzu nedir? Evveliyatı nedir? Bunlar uzun hikâyeler, ama biz tribünü hep kan davasıyla mı götüreceğiz? Hiç mi barış olmayacak? Hatalar mı? Hata bize mahsustur haddizatında. Orhan Baba da demişti hatasız kul olmaz, diye… Hoş, bu örnek işin latifesi… Üstelik hata ve hatasızlık son derece göreceli bir kavramken ve hayat yanlış anlamalara veya anlayamamalara son derece müsaitken…

 

Neyse, biraz daha yazarsam işin felsefesine kaçacağım ve bu da canı sıkıcı bir şey olacak…

Ana fikir mi? El cevap… Şimdi hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var dayanışmaya… Adanasporluluğun her bir noktasında... Hadi, herkes gömsün artık şu kılıçları… Adanaspor için, bin bir emekle ulaşacağımız o şampiyonluk için… Küsmeden, sitem etmeden… Tepeden tırnağa dupduru olan bir Adanaspor aşkına…

 

Not: 3. sezonunda, Fevzi’ye dair izlenim şöyle: Savaşır, kanının son damlasına kadar savaşır ve en önemlisi haysiyetiyle savaşır, kaçak dövüşmeden, riyasız, işin hilesine kaçmadan…

Yazar: Editor
2009-09-29 20:56:56

Vira

http://ul.gcg.me/files/2009-09/adanaspor_dirili__i_kaplanpenche.jpg 

Yeni bir dönem, deyip sarılacağız lige. Liderin sadece 4 puan gerisindeyiz. Elbette aşağı tarafa bakmıyoruz. Yolumuz önümüzde…

Keşke işler rast gitseydi de biz burada yazdıklarımızdan dolayı mahcup olsaydık. Ama sonuçları belirleyen koşullardır, onların nedenleridir. Bu etkenleri değiştirmeden sonuçları da değiştirmek pek mümkün olmuyor.

İşi “idare ederek” götürmek bir yere kadar. Sağlam yol almaktı hayalimiz. Dilerim bundan sonra gerçekleşir bu beklenti.

Hayatımız boyunca Adanaspor’a inandık. İnanmaya devam ediyoruz. Herhangi bir sapma yok bunda…

Adanaspor’un ve Adanasporluluğun bu işi götürmeye yüreği yeter. Bundan sonra söz sırası futbolcularımızda…

http://ul.gcg.me/files/2009-09/7v.jpg

Hadi, vira…

Yazar: Editor
2009-09-27 22:22:40

Kanlı Pazar

Hafta sonuna girdiğimde içim buruktu, hastaydım ve Bolu'ya gidemeyeceğim için üzgündüm... Kendimi avutup pazar saat 16.00'yı bekledim, Serkan Şenyürek hiç olmadığı kadar heyecanlı ve hızlı anlatıyordu maçı, derken kartlar ve Bolu`nun golleri sıralandı. İçimdeki hayal kırıklığını tahmin edebilir misiniz, nasıl bir acıdır bu... İçim acırken kızgınlığım artıyor, Ekrem Al`a kızıyorum Onur Demirtaş`a kızıyorum Tolgahan`a ve ölesiye adam gibi oynamayan diğerlerine... Nasıl bir disiplin bu, nasıl bir ciddiyetsizlik... Hakemlerle iletişim kuramıyoruz itiraz ettikçe kartlar üzerimize yağmur gibi yağdı... Mbilla ve Kibong'un mücadelesi kadar hangisi çabaladı? Adamlar başka ülkeden geldiler, Adanaspor'umuza diğerlerinden daha çok sahip çıkıyorlar...

Sorun deneyimsizlik, inanç ve mücadeledeki eksikliğimiz... Bir şeye ne kadar inanırsak o kadar çok mücadele ederiz... Kocaeli deplasmanında  gençlerin mücadelesini hatırlayın... Biz sonuna dek mücadele etmeyi beceremiyoruz, Çaykur Rize biz attıkça bırakmadı mücadelesine devam etti ve galip geldi. Ya biz? Biz ne yaptık bu sezon? Sorularım çok ama maalesef yanıtları yok...

Takımdaki eksikliklerimizi, Ekrem Al şansla gidermeye çalışıyor  anladığım kadarıyla... Profesyonel bakış açısı göremiyorum eylemlerinde, bu soğukkanlılığın altında bir şeyler var... Adanaspor'umuzun arması için adı için ne kadar yüreğini koydu bu adam? Yeter artık Ekrem Al YETER!!! Adanaspor'umuzu hiç umursamıyorsun, senin iç hesapların bizlere mal oluyor! Ya kalır, taraftarı da dinleyerek adam gibi teknik adamlığını yaparsın ya da yolu biliyorsun...

10 saat gidiş 10 saat dönüş... Gidiş güzel de dönüşü nasıl olur Taraftarın? Sefayı çeken cefayı da çeker değil mi? De nereye kadar? Biz taraftarız, en ufak bir olayda her şey taraftara mal edilir, bu gelenek haline geldi neredeyse... Ya bu taraftarın bu cefayı çekmesi de bir ceza mıdır Sayın Başkanım? Bu mudur bize layığı? Ekrem Al`a karşı çıkıldı susturulduk, İlyas`a karşı çıkıldı, `bu adamlara güvenin` denilerek yine susturulduk... Ama artık bu taraftar susmaz Sayın Başkanım...

Böyle olmaz, bir an önce normale dönmemiz lazım, mevcut kadro gözden geçirilmeli, futbolcularımıza özgüven verilmeli ne gerekiyorsa sağlanmalı sayın Başkanım!!!

Zaman Başkaldırma Zamanıdır

http://ul.gcg.me/files/2009-09/SundayBloodySunday.jpg

Ve cümlelerimi yazımın başlığını aldığım U2 grubunun Sunday Bloody Sunday parçasından sözlerle bitiriyorum;

       ......

       ve muhabere henüz başladı,

       çok kayıp var ama bana kimin kazandığını söyle?

       siperler kalbimizle birlikte kazıldı

       desteğim geliyor

       desteğim duvara karşı geliyor

       pazar, kanlı pazar

       gözlerindeki kanları sil

       pazar kanlı pazar

       gerçek muhabere yeni başladı...

Nazlı Demirkaya

Yazar: Editor
2009-09-21 09:32:31
Şehrine Sahip Çık
 
Bu hafta sonu oynanan Hacettepe karşılaşmasını yaklaşık olarak 6–7 bin dolayında taraftarımız izledi. Kimimiz bayram öncesi olmasından ötürü ve ilave olarak da havanın yağmurlu olduğunu söyleyerek bu rakamın iyi  olduğunu söyleyebilir. Karşılaştırırsak süper ligde bu rakamları hayal bile edemeyen takımlar mevcut. Genel olarak süper lig takımları da seyirci konusunda bir problem yaşamaktadır, peki ülkemizde tribünlerden kaçışın sebebi nedir?

Türkiye genelinde konunun üzerine gitmeden Adana özelinde bu problemi inceleyecek olursak altyapı yetersizliğinden kaynaklanan bazı sorunların olduğunu söyleyebiliriz. 5 Ocak stadımız maalesef artık ömrünü tamamladı, yenisi yapılmayacaksa, çok iyi elden geçirilmeli, tribünler yıkılıp yeniden yapılmalı ve iyi bir atmosfer yaratmak ve çağımız modern teknolojisini Adana’mıza sunma adına tribünlerin üzeri kapatılmalı. Şu anki 5 Ocak stadımızda maalesef hiçbir konfor mevcut değil, yıllarca güneş altında, sıcakta, soğukta, yağmurda maçları takip eden kemik kitle stada aldırmıyor ama modern statların birçok kişiyi de stada çekeceğini belirtmek lazım. 

Öte yanda tribünlerde yaşanan bazı tartışmalar, kavgalar son bulmalı, ilave olarak polisin bazen gereksiz müdehalelerini de ekleyebiliriz bu duruma, tabi bu sebepler bir yere kadar. Yine de bu olaylara bir son vermek lazım. Ama sadece bu sebeplerden ötürü mü tribünlerimiz boş? Tabiî ki hayır, şehirde yaşayan Adana ahalisinin spora bakış açısına ve şehrini temsil eden takıma olan sorumsuzluğuna da değinerek konuyu irdelemek gerekiyor.

Adanalılar ne kadar sorumlu kendi şehirlerine karşı? Adanalılar neden spora ters bakıyor, statlara yanaşmıyor?

http://ul.gcg.me/files/2009-09/clip_image002.jpg

Resimde gördüğünüz stat ABD'de öğrenimimi devam ettirdiğim University of South Florida'nın (USF) Amerikan futbol maçlarını oynadığı stat, Raymond James Stadyumu. Kapasitesi 72 bin kişilik, çoğu yerleşim yerinden ulaşım araba ile en az yarım saat sürmekte. Üniversite futbol maçları için genelde en ucuz bilet 15–20 dolar. Maç için gittiğinizde otopark parası, yeme içme masraflarını da sayarsanız asgari 40–50 dolar harcamanız gerekli. Bu parayı adamlar verir, nasılsa zenginler demeyiniz, bu ülkede çok zor koşullar altında yaşayan çalışan insanlar da mevcut. Türkiye'de birçok şehirde görülen bitmemiş projeleri, hoyratça harcanılan paraları buralarda çoğu şehirde göremezsiniz. İşin ekonomik kısmına girmeden, bir üniversite futbol takımının maçlarına gelen seyirciye değineceğim.

Kendi stadında ortalama seyirci sayısı olarak 2007 yılında  53.160, 2008 yılında ise 49.690 seyirciye oynadığını biliyor musunuz? Kaldı ki tarihinde hiçbir başarı ya da ulusal çapta kupa yok. 18 sene önce liglere katıldığını da ekleyeyim. Yukarıda verdiğim 50 bin ortalama sayısı, geçmişi başarılı ve futbol konusunda ünlü diğer üniversiteler için 70–80 binleri buluyor. Farz edin ki Adana'da Çukurova üniversitesinin futbol takımı üniversiteler liginde 50 bin taraftar ortalaması ile oynuyor, hayal edebildiniz değil mi ne demek istediğimi? 2–3 milyonluk bir şehir olan Tampa'da  profesyonel liglerde futbolda (NFL) Buccaneers, buz  hokeyinde (NHL) Tampa Bay Lightning ve beyzbolda (MLB) Rays takımları mevcut  ve hepsinin maçlarına gelen seyirci sayısı  yukarıda verdiğim ortalamaların çok daha yukarısında.

Kısaca, şehir bünyesine sahip çıkıyor, sorumluluğunu alıyor. Almakta zorunda, çünkü burada takımlar bazen şehir ilgisiz kalınca başka şehirlere taşınabiliyor. Peki ya biz, 1954'te kurulan, tarihi 1930'lara dek giden Torosspor ve Akınspor'un mirasına sahip, şehrin sivil hareketiyle kurulan ve profesyonel liglerde şehrin adını başarıyla temsil eden takımımız Adanaspor'a ne kadar sahip çıkıyoruz? Turuncumuza, portakalımıza, beyazımıza, pamuğumuza ne derece sahip çıkıyoruz?

Oturduğumuz yerden kül bırakmayız biz toplum ve şehir olarak, Adana böyle güzel şöyle güzel, Adanalı böyle iyidir, böyle yiğittir.

Şehrin göbeğindeki statta maçlarını oynayan, şehrinin renklerini taşıyan takıma sahip çık Adanalı!!!

Hodri Meydan Adanalı!!! Şehrine eskiden olduğu gibi tekrar sahip çık!!! Adanaspor'a sahip çık!!! 

Gökmen Demirkaya

Yazar: Editor
2009-09-17 23:06:35

Bir Çocuk Saflığıyla Sevmek

http://ul.gcg.me/files/2009-09/adanaspor_a__k__.jpg

Sevgili Serkan Şenyürek’in spor01’deki yazısına da bir destek ve ortak olmak amacıyla kaplanpenche olarak takıma yönelik eleştirilerimizi sadece maç analizine indirgeyeceğiz. Ekrem Al Hocaya ve futbolculara yönelik hiçbir olumsuz değerlendirmede bulunmadan hareket edeceğiz.

  • Bunu tam bir Adanasporluluk duruşu için yapacağız.
  • Takımın maneviyatına çok az da olsa herhangi bir zarar vermemek için yapacağız.
  • Zor olabilecek günleri el birliğiyle aşmak için yapacağız.
  • Yokuş çıkışa omuz vermek, yokuş aşağı turuncu bir coşkuyla çoğalmak için yapacağız.

Son iki maçta ummadığımız şeyler oldu, “Görecek günler var daha!” diyerek her durumda, biricik Adanasporumuzun yanında şartsız şamatasız olacağız.

 

O zaman, VİRA Adanaspor… Cumartesi 20.3o’da 5 Ocak’ta…

Yazar: Editor
2009-09-15 22:04:15
not

Bilginize

Yazmak gibi olmuyor konuşmak, üstelik canlı ve ulusal bir yayında… Heyecan, konuşma akıcılığını aksatmadı dersem doğru olmaz. Bu manada sevgili Adanasporluların affına sığınıyorum: ))

Anlatacak o kadar çok şeyimiz vardı ki; hepimiz bildiği dalgalı, zengin, sevinçli ve kederli bir Adanaspor mazisine dair…

Ama işte sınırlı süre ve bu alandaki tecrübesizlik heyecanla birleşti, planını yaptığım bir söyleşi en azından benim açımdan istenen nitelikte gerçekleşmedi…

Bu durumu bilginize sunmam gerekiyor, deyip sözü bağlayayım.

Sevgiler…

 

 

Yazar: Editor
2009-09-09 21:38:59

Ekrem Hocanın son açıklamasını buraya aktarıyoruz. Haber, spor01’den.

Sayfamızda Ekrem Hocayı eleştirirken açıklamalarını da görmezden gelmek olmaz. Eleştiririz, ama bunu insanları kaybetmek için hele Adanasporumuza zarar vermek için asla yapmayız. Gerekirse kırık kolu yen içinde de bırakırız. Her şey Adanaspor için…

'Bu kadar eleştirirsek bu ligin sonunu getiremeyiz'

Rize karşısında 3–2 galipken karşılaşmayı 4–3 kaybeden Adanaspor'da Teknik Direktör Ekrem Al, oyuncularını eleştirmeyeceğini dile getirdi ve aksine futbolcularına sahip çıktı. Futbolcularına güvendiğini ve sezonu bu oyuncularla bitireceklerini anlatan Ekrem Al, eleştiri oklarının çevrildiği iki kaptanı İlyas ve Tolga'ya sahip çıkarak,

"Futbolcuları böyle eleştirirsek bu ligin sonunu getiremeyiz. Sezon başı insafsızlık olur. Tolga Mersin'de iyi oynadı, bu maçta kötü oynadı diye eleştiremeyiz. İlyas sahada olduğunda bir şeyler yapmak istiyor, çok iyi oynamamış olabilir ama sahada olması onun suçu değil, benim suçum. Türkiye ona güveniyor biz nasıl güvenmeyelim?" dedi...

Sezona başlarken her maçı 2 puan olarak hesapladıklarının altını çizen Ekrem Al, "Biz üç maçta altı puan aldık. Aslında puan hedefimizde sapma yok. Ancak Rize'yi yenseydik artı 3 puanımız hanemizde yazılı olacaktı." ifadelerini kullandı. Emrah’ın Kocaeli maçına yetişmeyeceğini, Emre'yi yetiştirmek için uğraş vereceklerini anlatan Ekrem Al, Emre'nin yetişmemesi halinde mevcut kadro ile en iyisini yapacaklarını kaydetti. Metin Tuğlu'yu oyuna sürmeyi planladıklarını ifade eden Ekrem Al, "Metin'den önce Onur'u oyuna aldık. İstediklerimizi de yaptı. Üçüncü oyuncu tercihinden önce art arda goller geldi." şeklinde görüş belirtti...

Kenan, Riberio ve Özgürcan üçlüsüne karşılık orta alanı dörtlü yaptıklarını ve İlyas'ı sol tarafa çektiklerini dile getiren Ekrem Al,

"İlyas'ı ben o bölgeye çektim ve ona göre oyun kurgusu yaptık. Dörtlü blok halinde oynadık. Aslında başarılı da olduk. Emre sakatlanınca Rahman'ı oyuna aldık. 3-2 iken yakaladığımız net pozisyonlar vardı atamadık. Sonra 2 defa geldiler ve iki pozisyon da gol oldu.. Oyunun genelinde iyiydik. Kişisel ve bölgesel hatalar yaptık. Önce beraberlik sonra şok gol takımı etkiledi. Bu yüzden oyuncularımı eleştirmem. Önümüze bakacağız, istenen neticeyi alamadık ama önemli olan bu işin sonunu getirmektir." diye konuştu...

Mbilla-Emre Aktaş ikilisinin rakipler için korkulu rüya olduğuna dikkat çeken Adanaspor Teknik Direktörü Ekrem Al konuşmasını şöyle tamamladı:

"Emre Aktaş sakatlanıp çıkınca rakip cesaretlendi ve savunması ön tarafa çıktı. Mbilla o bölgede yalnız kaldı. Buna rağmen pozisyona girdi kaçırdı ve sonra penaltı yaptırdı. Forvette çift oynadığımızda çok etkili oluyoruz. Emre'nin sakatlanması gücümüzü azalttı. Şimdi önümüzde Kocaelispor maçı var ve bu maçı telafi edeceğiz. Adanaspor ilk defa mağlup olmuyor ve olmayacak da. Önemli olan bu yengiliden ders çıkarmaktır." dedi...

Yazar: Editor
2009-09-08 10:24:48
Niçin Yenildik?

Bir başkadır Turuncu sevdası… Gördüğün her turuncuyu Adanaspor diye kucaklarsın… Gördüğün her turuncuda Adanaspor ararsın… İspanyol Liginde Valencia’yı, Ukrayna Liginde Shaktar’ı, milli takımlar içinde Hollanda’yı sevmemiz içimizdeki bu Turuncu aşkındandır…

 Bir başkadır Turuncu sevdası… Türkiye ligini ikinci bitiren ilk Anadolu takımı olmanın gururudur bu sevda… Kapanma aşamasına gelip küllerinden doğan bir takım olmanın haklı sevincidir bu sevda… Bir kentin içinde ötelenen, öteki sayılan bir takımın taraftarı olmanın bilinçli direnişidir bu sevda…

 Ekranın karşısında Adanaspor- Rizespor maçını izlerken bunları düşündüm… Gaziantep Kamil Ocak Stadı’nı 5 Ocak Stadı’na çevirmeye çalışan taraftar kitlesini görünce Adanasporlu olmanın ne demek olduğunu daha iyi anladım… Ligde ikide iki yapmış bir takım olarak çıktık Rize karşısına… Üçte üç yapacaktık ve tıpkı eski günlerde olduğu gibi “Titre 1. Lig Adanaspor geliyor!” diyecektik… Bizler buna inanmıştık… İnandığımız için Tur-beyler grubu Gaziantep Kamil Ocak Stadı’nda yerini almıştı… Futbolcular da inanmıştı. Ki daha üçüncü dakikada Emre Aktaş ile golü bulduk… Rize beraberliği yakaladı ama bir dakika sonra yanıt verdik İzzet’le…

Peki, ne oldu da yenildik… Bu kadar inançlı bir toplulukta aksayan dişli neredeydi? Yanıt çok açık aslında… Takımı yöneten-daha doğrusu yönetmesi gereken- kişi galibiyete inanmıyordu… Sistemi Emre ve Mbilla’ya atılan uzun toplarla kuran Ekrem AL, Emre’nin sakatlığını hesaplayamamıştı, yani Hoca’nın B planı yoktu… Emre çıkınca sistem kilitlendi… Aslında kilitlenen sistem değil Ekrem Al’ın ta kendisiydi… İkinci yarıya hızlı başlayan Rizespor’u durdurmaktan başka bir şey düşünmedi Ekrem AL… Oysa Adanaspor durdurmak için uğraşmamalı, bu Rizespor’un sorunu olmalıydı… 2–1’lik skorun üstüne yatmaya çalışan Hoca’ya Rize ilk uyarı atışını gönderdi ve beraberliği tekrar sağladı… Mbilla’nın olağanüstü çabası ile kazanılan penaltı atışı tekrar öne geçirdi bizi ama Ekrem Al’ı uyandırmaya yetmedi… Takım bocalıyor, futbolcular şaşırıyor, Hoca ise yalnızca izliyordu… İzlemeyen ise  Oktay Çevik ve Hasan vezir idi… Gerekli hamleleri yapıp maçı kazanmayı bildiler… Yetmiş beş dakika S.O.S veren bir takıma müdahale etmeyip oyuncu değişikliği hakkını doksan artı üçte kullanan bir teknik direktör için ne söyleyebiliriz ki…

Ekrem Al, futbolun aslında bir satranç oyunu olduğunu unutup bir tavlacı  gibi zarın iyi gelmesini beklemiştir. Ama düşeş atan Oktay Çevik  olunca mars olan Adanaspor olmuştur… Rakibi küçümsemek yanlıştır, doğru; ama kendini küçümsemek yanlışlıktan öte yüreksizliktir… Ekrem Al, bu gece Adanaspor’u küçümsemiş ve Rize’ye hiç de hakkı olmayan üç puanı armağan etmiştir…

Şimdi bazı kişilerin: “daha ilk yenilgi, normaldir, Adanaspor’a zarar vermeyelim, Başkan’ı küstürmeyelim” gibi beylik sözler ettiklerini duyar gibiyim… Bunu diyenler unutmamalıdır ki “Teknik Direktör” futbolcu için her şeydir… Bu nedenle kenarda Fatih Terim’i gören oyuncularımız beş dakikada Çekleri sahadan silmişlerdir… Emre çıkmış, sistem aksamış, futbolcu Hoca’ya bakıyor, ondan medet umuyor… Peki Hoca ne yapıyor? 75 dakika (zorunlu Emre değişikliği hariç) oyuncu değiştirmiyor… Metin kenarda otururken Özgürcan’ı marke etmesi için Onur Demirtaş’ı alıyor… Bunu Rize hocası anlıyor ve Özgürcan’ı kenara alıp Çağrı’yı oyuna sokuyor… Sonuç mu? Çağrı’nın çabası ve skor 3–4…

 Bir başkadır Turuncu Sevdası… Gündüz tekin Onay’ların, Dorde Miliç’lerin yönettiği bir takımın Hocası olmak ise bir başkadır demiyorum, çok zordur… Bunu taşımak ise tek cümle ile : “YÜREK İŞİDİR!”

 Bu maç şunu göstermiştir ki: Maç başladıktan sonra futbolcularımız sakatlanmasın diye dua edeceğimiz, rakip takım hocaları satranç bilmeyen kişiler olsun diye bekleyeceğimiz, şans faktörü hep yanımızda olsun diye tespih çekeceğimiz bir sezon bizi bekliyor… Niye mi? Çünkü gemi kaptansız gidiyor…

 F. Murat Seferbeyoğlu

Yazar: Editor
2009-08-30 16:36:17

Şeytanın bacağını kırdık

 Biz Mersin’i son iki maçta zaten yenmiştik ha diyeceksiniz ki neden böyle bir başlık attınız? Hemen açıklayalım:

Geçen sene koca bir sezon TV’de verilen deplasman maçlarının bir tanesinde bile galip gelememiştik işte bu yüzden şeytanın bacağını kırdık.

 

Maça gelecek olursak TV’den bizlere şunlar yansıdı:

 İlk yarıda sol taraftan çok fena ataklar yedik o bölgemiz resmen yolgeçen hanına dönmüştü ayrıca orta sahanın ortasında çok fazla açıklar verdik. Bazı pozisyonlarda Mersin forvetleri kaleci ile burun buruna gelip beceriksizce golleri harcadılar. Tolgan bir yüzde yüzlük bir topu çıkarttı bir de Mersin’in topu direk döndü ki yüreklerimizin ağzımıza geldiği dakikalardı. Biz ise daha çok karşı tarafı önce durdurmaya daha sonra atak yapmaya çalıştık çok nadir etkili ataklarımız oldu.

İkinci yarıya da Mersin etkili başladı ilk 15 dakika bizi iyice bunalttılar. Tam bu dakikalarda bir gol kaçırdı ki Mersin hem bizim defans evlere şenlikti hem de Mersin’in forveti o anda. O gol nasıl kaçtı gerçekten inanılmazdı. Bu atakta beraber maç izlediğimiz abim bana aynen şunu söyledi bu bir ışık olsun aklımızı başımıza getirsin golleri biz atalım dedi.

Maçın kader anı Mbillanın 50 metre top sürüp 5 kişiyi geçip o bize ters gelen öne geçtiklerinde maçı yavaşlatan Kerem efendinin üstünde topu filelerle buluşturmasıydı.Bu dakikadan sonra sahada maçın hâkimi biz olduk oyunu istediğimiz gibi yönlendiriyorduk. Doğru oyuncu değişiklikleriyle ikinci golü bulmamızda gecikmedi. Hakem ısrarla Mersin’e golü attırmak istedi ve emeline 90+5 ‘de ulaştı.

Maçtaki bana göre önemli nüanslar şunlardı:

 

Mersin çok güzel takım kurmuş ama forvet yönünden çok fakirler

Biz daha iyi olacağız ancak biraz daha zamana ihtiyacımız var

Turbeyler takımlarını yine yalnız bırakmadılar deplasman seyircisi değil de ev sahibi takım taraftarı gibiydi.

Sol defansa dikkat çekirge bir sıçrar iki sıçrar üçüncüde yakalanırmış, Rize bizi yakalamadan önlem almak şart. 

*Son olarak sanırım tarafsız sahadaki maçımız Gaziantep’teymiş desenize haftaya Gaziantep’e akıyoruz.

 

Murat Akıllı
Yazar: Editor
2009-08-28 11:20:36

Adana Futbolu

 

Ankara Tayfası’ndan Sayın Mustafa Uçar ile Yavuz Yıldırım’ın hazırladığı Adana Futbolu adlı kitap İletişim Yayınlarından basıldı ve kitapçı raflarında yerini aldı.

Her kitap büyük bir emek sonucu ortaya çıkıyor (bir şey biliyorum da söylüyorum: )). Dolayısıyla sırf bu emek övgüye değerdir.

Ellerine sağlık, yürekten kutluyorum. 

Şimdilik ön bir incelemeyle yüzeysel bir fikir edinebildim kitaba dair. İzlenimin bu kadarıyla bir şeyler yazmak ayıp olur.

Ayrıntıları kitabı okuyunca paylaşırız.

Tekrar tebrikler…

Yazar: Editor
2009-08-26 23:53:03
http://thumbs.dreamstime.com/thumb_277/1212670301cdOrTX.jpg

Salı akşamı stv'de bir 1.lig programı vardı. Üç de konuk: Uğur Tütüneker, Tunç Kayacı ve Altan Tanrıkulu.

Uzatmayım. Aslında severek izlediğim biri spor yazarıydı Altan Tanrıkulu. Lakin o program itibariyle sanki bir rüzgar esti ve alıp götürdü o sempatiyi. Mevzu şu: Program sunucu Adanaspor'u soruyor, hazret de bilmediğim bir takım diyor. 

Bre adam o zaman sana orada ne işin var demezler mi? Oraya vazo diye mi geldin, süs bitkisi misin? İnsan utanma belası bir araştırma yapar 1.lig takımları için yüzeysel de olsa. Üstelik bahis konusu takım Adanaspor, Çatladıkapıspor değil. 

Şu Bizansın o kadar kapıkulu olmuşsunuz ki, hakikatte de size o soyad daha çok yakışır, alayınıza.

İşini layıkıyla yapın, ekmek paranızdır. Veya çıkıp o programlarda boy göstermeyin dekor niyetine, yaptığınız işe biraz saygınız olsun...

Yazar: Editor
2009-08-13 00:02:45

http://ul.gcg.me/files/2009-08/k__ksal_mesci.jpg

Evet,

Köksal Mesçi'ydi...

[Sayın Ali Aydın Altunkan doğru cevaplar sonucunda kazanan isim olmuştur. En nihayetinde Adanaspor'un kazanması dileğiyle...]

 

Yazar: Editor
2009-08-10 22:34:38

Sevgili Sabahattin Özen Kartepe kampından fotoğraflar göndermiş paylaşmamız için. Teşekkür ediyoruz.

Bu güzel Adanasporluluk heyecanımızı iyice pekiştiriyor.

http://ul.gcg.me/files/2009-08/kartepe.jpg
 
http://ul.gcg.me/files/2009-08/kartepe_adanaspor.jpg
 
http://ul.gcg.me/files/2009-08/kartepe_adanaspor_kaplanpenche.jpg
 
 http://ul.gcg.me/files/2009-08/kartepe_as.jpg

İlle de Adanaspor…

Yazar: Editor
2009-08-03 21:17:03

Kombine Almaya Dair Bir Güzelleme

http://ul.gcg.me/files/2009-08/adanaspor_kombinesi_2009-2010_4.jpg

Kombine alalım ki maddi bir katkımız, çorbada tuzumuz olsun.

Kombine alalım ki farkımız olsun.

Kombine alalım ki fiyakamız olsun.

Kombine alalım ki tribünde tescilli bir yerimiz olsun.

Kombine alalım ki cüzdandaki onlarca kart içinde yüz akımız olan bir kart olsun.

Kombine alalım ki söyleyecek sözümüz olsun.

Kombine alalım ki keyfimiz baki olsun.

Kombine alalım ki istediğimiz başka şeyler de olsun.

Kombine alalım ki gol sevincinde daha çok sevincimiz olsun.

Kombine alalım ki tribün bayram yeri olsun.

Kombine alalım ki şehirde turuncu şenlik olsun.

Kombine alalım ki “Adana Turuncudur” tezahüratının bir manası olsun.

Kombine alalım ki filmin devamı olsun.

Kombine alalım ki birbirimize bakacak yüzümüz olsun.

Kombine alalım ki stada girişimiz heybetli olsun.

Kombine alalım ki bir kombinemiz olsun.

Kombine alanlara helal, alacak olanlarda gayret, almayı düşünenlere zihin açıklığı, Adanasporlu olup da almayanlara selam olsun…

Ama…

Kombine alalım ki kazanan Adanasporluluk olsun.

Vira…

Yazar: Editor
2009-07-26 12:02:50
[Mekânlar karşı atakta. TURİD başkanı ve Sunset Bar’ın sahibi Barış Tansever sigara yasağında İspanya modelini önerdi. (Yani isteyen işletmeci burası sadece sigara içenlere açık bir yerdir diyebiliyor.) Ayrıca restoran işinden bir milyon yüz bin kişinin ekmek yediğini ve sigara yasağının bu sektörü olumsuz etkilediğini ekledi.]

Gelişmeler böyle.

Derdimiz sigaranın içilmesi değil, bunları sigara tiryakisi olmadan yazıyorum. Sorun Akp’nin kendi istediği bir yaşam tarzını dolaylı taktiklerle dayatır olmasıdır.

Ama bunu yaparken de toplumun hassasiyetlerine hiç bakmamaktadır, çünkü toplumun tercihleri ve hassasiyetleri sadece Akp’nin ve Akpcilerin çıkarları söz konusuyken bir anlam taşır, yoksa ötesi hikâyedir. Memleketin yüzde otuzu yani aşağı yukarı sana oy veren bir kitle kadarı bu mereti içiyor. Bunu da düşünün.

Lokantaların, kahvehanelerin, barların, birahanelerin, nargilecilerin geçimlerini de düşünün. Sizin gibi yaşamak istemeyen insanların hür iradelerini düşünün. (daha fazla uzatmayayım, yasakla ilgili ilk yazıda ayrıntılara değinmiştim zaten, ama bir düşünün…)

Yazar: Editor
2009-07-23 12:02:31

İlyas, Net Konuştu

"Sakatlığım tamamen geçti"

http://ul.gcg.me/files/2009-07/ilyas_kahraman.jpg 

*Eğer futbol oynayamazsam

aldığım parayı geri verir ve giderim.*

Transfer oldu günlerde sakatlığı konusunda çeşitli spekülasyonlar yapıldığını belirten Kaptan İlyas şöyle dedi:

"Ameliyat olalı 4 hafta oldu. Gizli fıtık denilen bir sakatlıktan dolayı bıçak altına yattım. Geçen sezon Kasımpaşa maçında yaşadığım sakatlığa teşhis konulamadı ve bende yurt dışına gittim. Ancak orada sıkıntılarım anlaşılabildi. İsviçre’de yapılan kontrollerim sonrasında kasığımda fıtık tespit edildi.

Bugün toplu idmanlara başladım. Ağrılarım kalmadı sadece kuvvetsizim. Başkanım sağ olsun beni çok onure etti. Benim kişiliğime inandı ve beni gözü kapalı aldı. Ben de yaşananları anlattım. Eğer futbol oynayamazsam aldığım parayı geri verir ve giderim.

Futbolculukta her şey var başka sakatlıklar da yaşayabilirim. Bolu’da yaşanan bu spekülasyonlardan dolayı Adanaspor’u tercih ettim. Sakatlığım hakkında benimle görülüşülmedi ama Bayram Akgül bana güvendi ve onun yüzünü kara çıkarmayacağım. Bana bugün deseler, çıkar oynarım. Hocam 3 maçın ardından kalan 6 hazırlık maçında bana şans verecek. Sakatlık konusunda problemim kalmadı. Biraz temkinliyim ama ilk maçta zıpkın gibi olacağım."

Not: Bu haber editörünün izniyle spor01’den alınmıştır.

Yazar: Editor
2009-07-21 09:53:24

* Adanaspor 1975 Senesi Takım Kadrosu *

 http://ul.gcg.me/files/2009-07/adanaspor_1976_poster.jpg

Teknik direktör Gündüz Tekin Onay.

Ayaktakiler: Güngör, Necip Naci, Selami Tekkazancı(Füze Selami, antrenör), kaleci Ahmet Ziya, Orhan Yüksel(antrenör), Mehmet, Ömer, Mustafa;

Orta sıra: Yener, Muzaffer, Gündüz Hoca, Bayram Erbil(antrenör), Harun, Köksal;

Oturanlar: Masör Ali, Akın, İrfan, Kemal, Faruk, Küçük İrfan, Vedat Bayraktar.

http://ul.gcg.me/files/2009-07/__nder_1976.jpg

Sonra, Önder: Fenerbahçe ve Demirspor’da da oynamıştı. Bir trafik kazasında yaşamını kaybetmişti.

http://ul.gcg.me/files/2009-07/timu__in_ve_isa_1976.jpg

Kaptan Timuçin ve Apaçi İsa Ve Reşit.

http://ul.gcg.me/files/2009-07/re__it_1976.jpg
  • Poster altında da şöyle bir yazı, 1976 senesinden: Güçlü kadrosu, uyumlu yönetimi ve de yetkili teknik adamlarıyla daha iyi bir sonuca layık Adanaspor...

** Bu değerli belgeyi bizimle paylaşan Ergün Abiye teşekkürler.

Yazar: Editor
2009-07-17 09:14:39

Transferler Devam Ediyor

Adanaspor’un son transferi Beşiktaş alt yapısında yetişen Koray Şanlı. Yazılanlardan, yorumlardan Koray’ın Adanaspor için heyecan uyandıran, umut veren bir oyuncu olduğu görülüyor. Daha öncesinde alınan futbolcuların da yaşları ve futbol öz geçmişleri transfer konusunda taraftara güven vermektedir. Bir de usta bir oyuncunun, İlyas’ın alınmış olması bu güven duygusunu pekiştirmektedir.

http://www.fotosearch.com/bthumb/SUE/SUE117/SCCL0040.jpg
 
Daha önce de bahsetmiştim her futbolcu, her transfer bir umuttur diye. Her aşamaya önce olumlu yaklaşılır, işin iyi yanı görülür. Dilerim zaman içinde bu duygular futbolun sahadaki gerçekleriyle de örtüşür ve vaat edilen şampiyonluğa ulaşırız.

 

Ee, bir taraftar takımından başka ne bekler ki, hele bir Adanaspor taraftarının bulunduğu lig itibariyle, 18 takım içinde gerek geçmişi gerekse bugünü ile en sağlam duran takımından başka ne beklemesi gerekir. Aynı koşullarda başkanın ve teknik yönetimin, futbolcuların net bir şampiyonluk mesajından başka ne vermesi beklenir.

Şampiyonluk konusunda hala “temkinli” konuşan yani bu işe yüreği yetmeyen varsa da beri dursun. Başka ne diyelim!

Yazar: Editor
2009-07-10 12:00:44
http://ul.gcg.me/files/2009-07/gerrard.jpg

Liverpool’da başladığı futbolculuk hayatını gene kırmızı renkler altında bitirmek üzere 4 yıllık sözleşmeye daha gözünü kırpmadan imza atmış. Birçok topçu için transfer söylentisi yayılırken, nedense Kaptan için tek kelime dahi yazılmıyor, çünkü karakteri belli, yaşantısı belli... Son günlerde bayrak adamlar flama olurken, Gerrard gibiler hala göklerde dalgalanıyorlar...

Bu alıntı ultras/Movement’ten.

Bakın elin İngiliz’inde durum böyle. Kimseler elindeki bayrağı birilerine kaptırma niyetinde değil.

Ama biz ilk on maçı bile görmesi şüpheli bir hocanın kaprisleri uğruna “bayrak” ismimizi, futbola adeta Adanaspor’da başlamış birini, şu an itibariyle takımın en eski oyuncusunu, sorumluluk alabilen, turuncu formayla çok uzun seneler mücadele edebilecek olan yürekli bir futbolcumuzu gözden çıkarmış gibiyiz.

Yazar: Editor
2009-07-03 10:52:14

Dinlemek veya Maruz Kalmak

http://www.guzelresim.info/unlu-resimleri/muslum-gurses-resimleri/muslum-gurses.jpg

Farklı tarzda müzikler dinlemek ilgi penceresini geniş tutuyor. Böyle olunca da en çok sevdiğin tarzdan sıkılıverme ihtimali de ortadan kalkıyor.

İsteyerek dinlediğim farklı tarzların yanında “dinlemeye maruz kaldığım” şarkılar, şarkıcılar da olmuyor değil. Örneğin sabah sabah bir yerde Serdar Ortaç şarkısına maruz kalmak o gün içinde insanoğlunun başına gelebilecek en kötü şeylerden biridir diye düşünürüm. Böyle bir şey: ))

Ana mevzuuma dönersem; Müslüm Babayı alır dinlerim. Hatta “paramparça”yı Teoman’dan değil de Müslüm Babadan dinlemeyi isterim. Üniversite yıllarının en önemli isimlerinden biri Bülent Ortaçgil’ken, ben “sensiz olmaz”ı Müslüm Babadan dinlemeyi ziyadesiyle tercih ederim.

Sebepse şudur: Müslüm Gürses söylediği her şarkıya ayrı bir “ruh” vermiştir. Eserin kendine has kimliğine ayrı bir çehre kazandırmıştır. Yani onu bozmamıştır, o şarkıya tecavüz etmemiştir. Müslüm’ün elinden geçen parça daha bir tatlanmıştır.

Amma velakin, hiç hazzatmediğim ve tamamen dinlemeye maruz kaldığım bir İbrahim Tatlıses vakası vardır ki Türkiye’de söylediği her şarkıyı berbat etmiştir. İmha etmiştir. Paçavraya çevirmiştir. Müslüm Babanın yaptığı iyi işlerin hep tersini yapmıştır.

Genelde benzetilen, yakın alanların şarkıcıları olarak anılan bu iki ismi bırakın karşılaştırmayı birbirine yakın bir yerlerde düşünmek bile gereksiz bir iştir. Bu da yazını son cümlesidir.

Not: Sensiz Olmaz’ı Müslüm Babadan dinlemek için TIKLAYINIZ.

Yazar: Editor
2009-06-30 09:19:59

Önce Transfer etmek, Sonra Umut etmek

  • Her transfer bir umuttur.
  • Yaşama sevinci verir. Hayata bağlar.
  • Dipdiri tutar futbol sevgini.
  • Takımına daha bir güzel bakarsın.
  • Her transfer bir umuttur.
  • Güç verir, yazdırır konuşturur.
  • Kitleye bir başka hava verir. İnancı pekiştirir.
  • Transfer edilen futbolcunun önceki dönemleri pek bir mana taşımaz; sakatlıkları, başarısızlıkları, tatsızlıkları…
  • İnanırız ki bizle yepyeni bir sayfa açacaktır. Yükselecektir bizle.
  • Gol sevincini yaşayacak, yaşatacaktır.
  • Şampiyonluk turu atılacaktır hep birlikte.
  • Bakınca; her transfer adeta bir Messi’dir. Öyle beklenir.
  • Her transferin bir kredisi vardır tribünde. İlk önce güvenilir. Sonra gelişmeler izlenir.
  • Rakiplere nispettir. Bir fark oluşturacaktır onlarla aramızda, lehimize.
  • Çok koşacak, çok çalışacak, çok gol atacaktır. Hiç hata yapmayacaktır, kart görmeyecek, hiç sakatlanmayacaktır.
  • Transfer dönemi bir şenlikse her transfer de bu şenliğin en muhteşem havai fişeğidir. Bin bir renkle art arda patlayan, gökyüzünde ışıltılı izler bırakan, seyrine doyum olmayan…
  • Her transfer bir umuttur.
  • Umut, tribünün yegane ilacı, aşı, dayanağıdır.
http://files.vector-images.com/cd_samples/soccer_players_clipart.gif
Yazar: Editor
2009-06-23 11:41:09
http://ul.gcg.me/files/2009-06/a1.jpg

 kaplanpenche'nin 3. yılı için hazırladığımız farklı model ve renklerdeki kaplanpenche t-shirtlerini (yalnızca 30 adet) Arıplex üzerindeki sunflowers'ten edinebilirsiniz.

http://ul.gcg.me/files/2009-06/sunflowers_logo.jpg

sunflowers

Cemalpaşa Mah. 3.sk. Karabucak İş Merkezi No:69 Adana/ Telefon: 0322 457 03 21

Yazar: Editor
2009-06-17 22:12:04

Borçsuz Olmak

http://ul.gcg.me/files/2009-06/cb.jpg

Bayram Akgül’e bir konuda daha hakkını vermek gerekirse o da borçsuz bir kulüp olmamızı sağlamasıdır. Bu durum bizi ziyadesiyle keyiflendirmektedir. Bu borçsuzluğun nasıl bir şey olduğu veya miktarı ayrı bir konu olarak ele alınabilecek vaziyet gösterse de onca badire atlatmış bir Adanaspor için, bizim için “borçsuz olmak” bir nevi haz almadır.

Her ne kadar “borç yiğidin kamçısıdır” diye bir tür teselli mahiyetli, marazi bir biçimde gaza getirici ve aslında toplumun ekonomik, hatta sosyal halini resmeden bir atasözümüz olsa da borçsuz olmak hem tek tek şahıslarda hem de Adanaspor’da güzel bir şey.

Hep böyle seyretmesi dileğiyle…

Bu arada ilk transfer de gerçekleşti. Devamını heyecanla bekliyoruz.

 

Yazar: Editor
2009-06-13 23:00:19

Transfer dönemi klişeleri

Aşina olduğumuz sözler bunlar. Biz birkaçını hatırlatalım, devamını siz getirin:

  • Falanca kulüp der ki: Bize, filanca oyuncu için herhangi bir teklif yok.
  • Filanca futbolcu der ki: Bana veya menajerime gelen herhangi bir teklif yok.
  • Falanca kulüp der ki: Filanca oyuncu bizim sözleşmeli futbolcumuzdur, biz izin vermeden hiçbir yere gidemez.
  • Filanca futbolcu der ki: Ben zaten kundaktan beri falanca takımlıyım. Ebem beni o renklere sarmıştı ilk.
  • Falanca kulüp der ki: Bu formaya layık transferler yapacağız.
  • Filanca futbolcu der ki: Kulübüme para kazandırmadan bir yere gitmem.
  • Falanca kulüp der ki: Bu transfer dedikoduları kulübümüze zarar vermektedir.
  • Filanca futbolcu der ki: Bu transfer dedikoduları beni yıpratmaktadır.
  • Falanca kulüp der ki: Taraftarımız bize güvensin.
  • Filanca futbolcu der ki: Şampiyonluk yaşamaya geldim.
  • Falanca kulüp der ki: Bu forma her futbolcuya nasip olmaz.
  • Filanca futbolcu der ki: Burada olmaktan çok mutluyum.
  • Falanca kulüp der ki: Biz büyük bir camiayız.
  • Filanca futbolcu der ki: Büyük bir camiaya geldiğimin bilincindeyim.
  • Falanca kulüp der ki: Alamayacağımız futbolcu yok.
  • Filanca futbolcu der ki: Hayallerimin takımına geldim.
  • Falanca kulüp der ki: Taraftarımız bana güvensin.
  • Filanca futbolcu der ki: Burada ikinci baharımı yaşayacağım.
  • Falanca kulüp der ki: İstikrardan yanayız.
  • Filanca futbolcu der ki: Bana inananları mahcup etmeyeceğim.
  • Falanca kulüp der ki: Transferde çok dikkatli davranıyoruz.
  • Filanca futbolcu der ki: Takımı layık olduğu yere getirmek için ben ve arkadaşlarım elimizden geleni yapacağız.
  • Falanca kulüp der ki: Nokta transferler yapacağız.
  • Filanca futbolcu der ki: Benim için para ikinci planda.
  • Falanca kulüp der ki: Sokağa atılacak paramız yok.
  • Filanca futbolcu der ki: Bu sezon tüm kupaları alacağız.
  • Falanca kulüp der ki: Bu sezon tüm kupaları alacağız.
Yazar: Editor
2009-06-08 00:10:33
Onlar da Gelmesin Maça
http://thumbs.dreamstime.com/thumb_167/1185112999rT97R3.jpg

Maçlarda hakem muhabbetleri bildiğimiz gibidir. Ne yapsa, ne etse tribüne yaranamaz o. Zaten yaranmak zorunda da değildir. Adaletli olsun yeter. Yani her maçta bir penaltımız mutlaka verilsin: )) Şaka bir yana, böyle bir an… Biri kalkıyor, sıralıyor hakeme dair vecizeleri (!) Birkaç küfür daha bağrı pek açılmamışından… Lakin tribünde bayanlar da vardır. Arkadaşı, gayri bendine sığmayan bu seyirciyi uyarma ihtiyacı hisseder:

— Lan oğlum etrafta bayanlar var.

Öteki belki henüz fark etmiştir bir maçta, üstelik maratonda bayanların da olabileceğini. Bilemeyiz onun o an neler hissettiğini, fakat nihayetinde bir zihniyetin tahlilini yaptırır cevabı:

— Yav, onlar da gelmesin maça…

Yazar: Editor
2009-06-06 09:26:36
http://ul.gcg.me/files/2009-06/nhk.gif

... Memleket Nâzım Hikmet diye devam ediyordu şarkı.
Seni dünya paylaşamıyor
Şiirlerin bin dilde
Seni senden okumak var ya
Seninle aynı dilde...

Bir şairin şiirini onunla aynı dilde okumanın ne demek olduğunu bilmenin keyfi...
Onunla aynı dili konuşan birçok insanın ona layık gördüğü Hikmetof soyadı sonra...
Ölümünün 46. Yılında bu sabah, sadece onun en sevdiğim şiirlerinden olan Saman Sarısı’ndan küçük bir bölüm geçeceğim. Gerisi için;
 http://www.68liler.net/nazimhikmet.pdf
Adresindeki dosyayı indirebilirsiniz. 368 sayfalık bir seçme var orada. Meraklısına...
Güzel bir gün diliyorum..
"Paris'te bir kestane ağacı olacak;
Paris'in ilk kestanesi, Paris kestanelerinin atası.
Istanbul’dan gelip yerleşmiş Paris'e, boğaz sırtlarından.
Hâlâ sağ mıdır bilmem, sağsa iki yüz yaşında filan olmalı.
Gidip elini öpmek isterdim.
Varıp gölgesinde yatmak;
Bu kitabın kaadını yapanlar, yazısını dizenler, nakışını basanlar;
Bu kitabı dükkânında satanlar, para verip alanlar, alıp da seyredenler
Bir de Abidin, bir de ben, bir de bir saman sarısı... Belası başımın..."

Onur Caymaz

Yazar: Editor
2009-06-03 19:31:57

 "Çapulculuk" Üzerine Birkaç Söz

Adana’daki 20 senelik durak’lama döneminin beyi, yaşadığımız süreçte fikrini söyleyenler için “takıma faydası olmayan çapulcular hala konuşuyor,” demişti. Bu sözün hedefi olasılıkla bir kısım Adanaspor taraftarıdır. Ama dileriz öyle değildir, bir kısım da olsa burada kastedilen taraftar değildir. Ha, bir kısım yerel basın ve o bir kısım yerel basının kimliği meçhul yazarlarıysa kastedilen biz sonuna kadar katılıyoruz o “çapulcuların” eleştirilmesine, hadlerinin bildirilmesine. Ama hayır, taraftar çapulcu değildir, hiçbir taraftar çapulcu değildir, dünyanın hiçbir yerinde taraftarlar çapulcu değildir, olamaz, kelimenin tabiatına uymaz bu.

Bakın Ali Püsküllüoğlu’nun (kendisi de Adanalıdır: )) hazırladığı Türkiye Türkçesinin En Büyük Sözlüğü (Doğan Kitap, İstanbul, 2. baskı, sayfa 354) bu kelime ve türemiş yapıları için neler yazıyor:

Çapul: yağma

Çapulcu: başkasının malını yağmalayan, yağma ile geçinen, yağmacı

Çapulculuk: çapulcunun yaptığı eylem, yağmacılık

Çapullama, çapullamak, çapullanma, çapullanmak diye gidiyor kelimeler… Son iki kelime aslında vatandaşa cuk oturuyor; yağmalanma, yağmalanmak…

Cümle içinde kullanalım, örnek açısından: Adana’nın birçok arazisi, arsası yıllardır çapullanıyor. Evet, güzel bir örnek oldu yağmalanan Adana’yı anlatmak için.

Devamında iki kelime daha var.

Çapullatma: yağmalatma eylemi

Çapullatmak: yağma ettirmek, yağmalatmak… Anlam gayet açık değil mi!

Bunu da cümle içinde kullanalım mı? Gerek yok. Siz biliyorsunuz…

Şimdi Adana’nın caddelerine, bulvarlarına, sokaklarına çıksak, mahallerini dolaşsak ve örneğin 100 (yazıyla yüz) Adanalıya sorsak, desek “efendim, kelime bu, anlam da şu! Sizce Adana’nın en büyük “çapulcusu” kimdir? El cevap, beklesek…

Kim diyor? O, diyor. Ne diyor? Çapulcu diyor. Kime diyor, galiba taraftara diyor. Ama kim diyor, o bey diyor, ne diyor, çapulcu diyor.

Bence kelimenin anlamını bilmiyor…

______________________

Ama Adanasporluluk hiçbir zaman bu kadar hakarete uğramadı

 _____________________

Sayın Bayram başkanımız, bizim derdimiz bu, biz de bir “onur” mücadelesi veriyoruz, bu blog olarak değil, genel taraftar olarak… Ama işte orada, büyük ihtimalle bu taraftardan iyi de bir oy alan Adana’nın belediye başkanı, en sağduyulu olması gereken kişi art arta bizi hançerliyor. İnanın (ve ne yazık ki) o lafların hepsi taraftarı vuruyor, yaralıyor. İmajımız aslında o sahaya girmelerle, atılan koltuklarla değil işte bu ölçüsüz laflarla zedeleniyor… Bizim tüm kederimiz bir vatandaşlık kadar kıymetli olan “Adanasporlu olma”nın şu kısa dönemde 55 senelik tarihinin toplamında yıpranmadığı kadar yıpratılmış olmasıdır.

Her şey biter, her bir varlığın bir sonu vardır. Tarih ölü liderler, ülkeler, diller, dinler, milletlerle dolu. Dünyaya hükmetmiş krallıklar, imparatorluklar da gitti, bitti… Ama hepsi geriye işte gölgesi bugünlere kadar vurmuş bir heybetle gitti.

Bizim derdimiz, ölmek değil, ölmekten beter olmaktır. Size sevgimiz hakikaten bir çıkar meselesi değildir. Sizi zaten sevdik… Sorun aynı yarada. Gelin o insanlara taraftarlığı çiğnetmeyin, siz uzak durdukça pervasızca vuruluyoruz. Bunu bize yaptırmayın. Gitseniz de kalsanız da Adanaspor’un bir parçasısınız artık... Bunu da düşünün.

Uzatmayalım. En büyük aşkların, dostlukların en sağlam harcıdır kavgalar… ve sizi en masum duygularıyla eleştirenler asla düşmanınız değildir. Kulağınıza gelen, gelebilecek olan eleştirilere bir de böyle bakın...

Son olarak; ülkemiz Adanaspor’sa kahramanı siz olun… Başkası değil…

Yazar: Editor
2009-05-28 21:30:51
http://ul.gcg.me/files/2009-05/ne_olacak.jpg
  • Ah şu aşk meselesi ne olacak,
  • iş güç ne olacak,
  • yokluk yoksulluk ne olacak,
  • dersler ne olacak,
  • kriz ne olacak?
Bir dolu belirsizlik hayatımıza dair ve şimdi en çok gündemimizde olan:

Adanaspor ne olacak?

Birçok soru, cevabı bizim dışımızda...

Ötekileri bilmem ama Adanaspor iyi olacak, bunu biliyorum... Çünkü bir İnce Memed halidir Adanasporluluk, demiştik. Düzde kuşatılamaz, darda sıkıştırılamaz...

Vira Adanaspor...

Yazar: Editor
2009-05-27 11:03:36

 Yarayı Kaşımak / Ortalığı Karıştırmak

http://www.webweaver.nu/clipart/img/nature/reptiles/hungry-crocodile.jpg

Malum yerel gazete (Ekspres) spor sayfasından yine saldırdı. Olasılıkla sahibinin sesi (H.G.) karışık, garip bir içerik ve üslupla Bayram Akgül’ü yine hedefe koyup aslında Adanaspor’a vurdu.

Şöyle diyor (veya dedirtiliyor) hazret:

Kulübü 3 yıl önce 125 milyara sahiplendin, diyor.

Cevap: O zaman senin Oktay Rifat'ın ve hacısı sahiplenseydi madem bu kadar ucuzdu bu iş.

Adanalılara bıraksın diyor, mutlaka bir babayiğit çıkacaktır, diyor. Acaba o babayiğit kendisi mi, Oktay Rifat mı (!), patronu mu, yoksa bildiği bir şey mi var, diyoruz.

Bayram Akgül’e verilen imkânlardan bahsediyor. Adanaspor Adana’nın has bir takımıdır, elbette imkânlar verilecek başkanına. Arkasında koca bir camia var. Sen yüreğin yetiyorsa öteki tarafa akan “imkânlardan” da bahset, bir kıyas için hiç olmazsa.

Uzanlar mevzusuna girmeyelim, verecek cevap bulamazsın.

Yaşattığın şampiyonlukları alkışlıyorum, diyor. Vay, lütfetmişsin, ama ihtiyaç yok alkışına, Adanaspor’un yakasından düşün yeter, sen ve sesi olduğun sahibin.

Timsah gözyaşı dökmeyin.

Adanasporlu olmadığın halde Adanasporluymuş gibi yazılar sipariş alıp bu camiayı karıştırmaya çalışma. Sen çapına göre işlerle uğraş. Adanaspor’a Adanasporlular kafa yorar.

Anahtarı valiye teslim et, diyor.

O kadar zahmete gerek yok bre, gelip gazetenizin paspasının altına koyarız anahtarı, ne güzel olur.

Melih Cevdet

Yazar: Editor
2009-05-25 16:41:43
http://dclips.fundraw.com/zobo500dir/picnic_01.jpg
  • Bir piknikçi tribüncü ne ister? Elbette takımının mutlak galibiyetini! Peki, bu galibiyette neyle yetinmez? Tek farklı galibiyetle… Mümkünse en az dört beş fark olsun.
  • Başka ne ister? Takımının hiç durmamasını, yorulmamasını, hep saldırmasını, hiç saldırıya uğramamasını, hiç ama hiç gol yememesini, hep galip gelmesini, ama arada bir antrenör damarının tuttuğunda şöyle ağız tadıyla bir eleştiri yapabilmek için takımın arıza vermesini, kafasındaki oyuncuların oynamasını- tüm oyuncuların adını bilmese de-, yahu sağa pas ver, ulan şut çek, hay seni oynatanın, ben demiştim… gibisinden bağırabilme fırsatları, mutlaka arada çekirdek çitmeyi, takımı ateşleme yerine futbolcuya sinkaf etmeyi… ister isteyebilir, bunları isteme ihtimali kuvvetle muhtemeldir.
  • Çünkü zaten tövbe etmiştir, bir daha gelmeyeceğim, diye. Belki en son yıllar önce gelmiştir, ömrü vefa ederse gayri takım şampiyon olunca gelecektir. Haddizatında sabrı da yoktur vakti de.
  • Sahi, bir piknikçi tribüncü ne ister?
  • Hepsi işin şakası, tabii ki biz ne istiyorsak onu görmek ister.
  • Futbolun muhteşem çiçeğini, golü görmek ister golü…
  • ...goooooooool…
  • Haykırmak ister.
Yazar: Editor
2009-05-24 00:29:59

Beyaz Mendiller

http://4.bp.blogspot.com/_jiH-aNhfxOk/SNN9coN0h4I/AAAAAAAAAik/wRnnZfvaAm4/s320/beyaz+mendil.jpg

Az önce (23 Mayıs, gece 12.oo civarı) Barselona maçında enteresan bir olay yaşandı. Maçın hakemi 80. dakika civarında Barselona 1–0 yenikken, biraz da haksızca Barselona’nın genç bir oyuncusunu kırmızı kartla dışarı attı. Taraftar klasik tepkisini verdi beyaz mendillerle. Dakikalarca…

Sonra… Sonra hakeme pek kızan bir taraftar onu protesto etmek için sahaya girdi. Evet, şampiyonluğunu zaten ilan etmiş bir takımın taraftarı da işte anlaşılmaz bir biçimde dalabiliyor sahaya… Futbolun ruh halini algılamak kimi zaman imkânsızlaşıyor… En evrensel fotoğrafta da…

Oysa ne güzeldir “beyaz mendilli” protesto… Yeterli ve anlamlıdır…

Not: Bu paragraf kendi gündemimize bir gönderme değildir. Vallahi: ))

Yazar: Editor
2009-05-21 19:49:12

Son UEFA “turuncu”nun

http://ul.gcg.me/files/2009-05/LiveImages_Spor_Foto_UEFA_Kupas___Shakhtar_Donetsk_in.jpg

Çarşamba akşamı Fenerbahçe’nin stadında oynandı UEFA şampiyonluk maçı ve bu maçla da kupa tarihe karıştı.

TV’lere bakarken kanalın birinde “turuncu” formayı görünce heyecanlandım. Altında siyah şort ve turuncu tozluklar. Harika bir kompozisyon… Adanaspor’un eski bir maçı mı, derken anladım ki UEFA Şampiyonluk maçı… Adanaspor dışındaki futbola körüz ya: )) unutmuşum bile bu maçı…

Shaktar Donetsk’mış… Rakip Werder Bremen… Doğal olarak tarafım belli oldu bu maçta, her Adanasporlu gibi ben de Lucesku’nun turuncu takımının kupaya uzanmasını istedim. Öyle de oldu.

Bir önceki yazıda “ütopyalarda” bahsettik. Shaktar’ın UEFA şampiyonluğu üç beş sezon önce ütopya değil de neydi. Ama işte gerçek oldu.

Sözler ve ütopyalar unutulmamalı… Değil mi?

Yazar: Editor
2009-05-16 10:35:52
http://ul.gcg.me/files/2009-05/adana_altay_009.jpg

Eyüp Arın önderliğinde altyapımız başarılı sonuçlara imza atmaya devam ediyor.

2008–2009 futbol sezonunda Adanaspor altyapıları kategorilerinden U–14, Türkiye Şampiyonası 2. kademe maçları için Aksaray’a yolcu.

1. kademeyi 1. sırada tamamlayan AS/U-14’lerimiz 21 – 23 Mayıs 09 tarihlerinde Kayseri, Kayseri Erciyes, Ankaraspor ve Şimşekspor ile karşılaşacak. 16 takımın katıldığı Aksaray serisinde 16 takım mücadele edecek.

Eyüp, İsmail ve Serbay Hocaların yönetimindeki AS/U14 takımımızdan bir üst tura gitme vizesi almalarını bekliyoruz.

http://ul.gcg.me/files/2009-05/as2_1.jpg

Yazar: Editor
2009-05-13 07:11:18

Açıklamamız veya Özeleştirimiz

Başkan Bayram Akgül’ün telefon konuşmasındaki bir ayrıntı bizi ilgilendirdi.

Bir yazımızda “taraftarı kurtlar sofrasına atmayın… tenzih ederek gidin” gibi şeyler yazmıştık.

Telefon görüşmesindeki bir iki cümle konuya bizim açımızdan bir açıklık getirmemizi zorunlu kıldı. Yoksa vicdanen rahatsızlık duyar, Bayram Akgül’e bu anlamda bir haksızlık yapmış olmanın huzursuzluğunu yaşarız.

Başkanımız da o basın açıklamasında bunu zaten vurguladığını söylüyor. Zaten, 3–5 kişidir bunu yapan, ama onlara engel olamadık, deniyor da açıklamada.

Bizim bu noktadaki yaklaşımımız, o açıklamadaki ifadenin yok sayılıp bazı kesimlerce Adanasporluluğu linç etme girişimine zemin bırakılmamasıydı. Ki süreçte o kadar incitici yorumlar yapıldı ki taraftar için…(ama yazdıklarımızla, açıklamadaki o ayrıntıyı bizim yok saydığımız da çıkarılabilmektedir, doğrudur.)

Biz Sayın Başkan’dan işte o telefon konuşmasındaki açıklamayı, doğrudan, taraftarın o olaylardaki ve geneldeki konumuyla ilgili belki “özel” birkaç sözü bekliyorduk gerçekte.

Çünkü o ilk bildirinin devamındaki Bayram Akgül dışındaki yaklaşımlar ve haberler farklı bir Adanaspor taraftarı profilinin bina edilmesine yönelikti. Rahatsızlık duyduğumuz şey buydu. Sorumluluk sahibi insanların olaya sağduyudan yoksun bir biçimde dâhil olmasıydı… Meselenin dallanıp budaklanması, gündeme fena bir biçimde oturması, gündemde kalması, işin çığırından çıkıp, farklı bir mecraya kaymasıydı… Ulusal basında edilen laflardı…

Bir yerel gazetede gerçek adını kullanamayacak kadar yüreksiz takma adların, bu fırsatla yine, keyifle Adanaspor’la ve başkanıyla adeta dalga geçmesiydi, buna olanak verilmiş olmasıydı… O meşreple yine muhatap olmanın acısıydı…

Hakikatte derdimiz o büyük hayalin yok olması aşamasına gelmiş olmasıydı…

(Bu olaylar üzerine Bayram Başkan hakkında yazdıklarımızda en ufak bir art niyet veya kötü söz yoktur. “Vefa” duygumuz her şeyin önündedir. Nasıl yok sayarız onca emeğini. Hep güzel şeyler söyledik. Kayıtlar duruyor orada. Ama bu olayın, benzer olayların “gitmenin bir nedeni” olmayacağını, olmaması gerektiğini belirttik, herhangi bir taraftarın en samimi duygularıyla. Yine aynı şeyleri düşünüyoruz, dönmek bir tercih değil, zorunluluktur, diyoruz…)

Altay maçından sonra Başkandan gelen “Açıklamanın” ve devamındaki “eylemintahlilinde Adanaspor dışındaki unsurların bunları toptancı bir infaza dönüştürdüklerini gördük. Yani “Başkan 3–5 kişiye kızdıysa neden her şeyi bırakıp gitsin? Başkan kendisine ihanet eden taraftarlara kızmıştır ve bırakmıştır.” çerçevesindeki yaklaşımlara bir cevap arayışındaydık. Biz bu anlamda bir “nokta atışı” bekliyorduk Başkandan. Telefon konuşmasındaki Adanaspor taraftarına ilişkin sözleri konuyu güzel bir biçimde noktalamıştır.

Konuyla ilgili önceki yazılarımızdaki sürç-i lisan bizim hatamızdır. İki cümle daha yazarak derdimizi tam anlatabilirdik.

Yazar: Editor
2009-05-08 14:33:11

http://osmansahin.com/yahoo_site_admin/assets/images/InceMemed.13160144.jpg

Büyük yazar Yaşar Kemal’in başyapıtlarından biri olan İnce Memed’de Memed, köylüye zulmeden Abdi Ağa’yı vurur. Üç kurşun sıkar. Kurşunların rüzgârından odadaki lamba söner. Ve İnce Memed dağlara çekilir. Roman boyunca hep şu çelişkiyi yaşar İnce Memed; “Abdi gitti, öteki geldi; Ali Safa gitti başkası gelecek…”

Yani biliyordu bu zalimlerin “öldürmekle” bitmeyeceğini. Bir başkası, gidenin yerine daha zalimce geliyordu.

Ama şunu da biliyordu İnce Memed; bir Memed gidecek, binlerce Memed gelecek. Çünkü ağalar azdır, zulüm görenler çoktur. Sen, Memedliğini kaybetme yeter…

Ve bir ikilem yaşasa da mücadelesinden vazgeçmez İnce Memed, mücadele etmezse yalnızca kendinin değil, bir büyük hayalin de yok olup gideceğini; Çukurova’nın; ikiyüzlü, hilekâr, eyyamcı bir grup eşrafın zulmüne kalacağını çok iyi bilir.

Evet, bir Çukurova destanıdır İnce Memed ve müthiş bir Çukurova fotoğrafı verir. Derin tahliller içerir. Duyguludur. Eşsiz bir eserdir. Dirençle, emekle, bir savaşla kurulmuştur.

 

  • Bir tür İnce Memed halidir Adanasporluluk.
  • Hep savaşmak zorunda kalmıştır o da.
  • Bazen kendiyle savaşmak; kendi içindeki korkuları, zayıflıkları yenmek zorunda kalmıştır.
  • Adana’da bir İnce Memed halidir Adanasporluluk.
  • Düzde kuşatılmaz, darda sıkıştırılmaz. Öldü zannedilen İnce Memed: bir koyaktan, bir vadiden, karlı dağ başlarından yarpuz kokularıyla gelir.
  • Onda binlerce köylünün, zulüm gören insanların umudu ve gücü vardır. Bir şey yapmadan, sonuç almadan duramaz…
  • Sadece bir Çukurova değil, bir dünya hayali, idealidir İnce Memed. Sadece bir 1. lig, kuru bir futbol hayali, ideali değildir bu anlamda Adanaspor; bir “tarz” meselesidir.
  • Arada ihanetlere de uğrayan İnce Memed daha çok savaşarak devam eder yoluna; ihanet edenin halini anlamaya çalışarak, aslında onun bir kurban olduğunu bilerek, hedefi şaşırmadan, küsmeden, gücenmeden, her kavgadan güçlenerek, kendi içinde çatışarak ama yıkılmayarak bir büyük hayali hakikat etmeye çalışarak.
  • Adana’da, Çukurova’da bir İnce Memed halidir Adanaspor, Adanasporluluk. Hep direnir. Öldü zannedilir, ölmez. İşte şimdi devirdik onu, derler; deviremezler. Düzde kuşatılamaz, darda sıkıştırılamaz.
  • Her bir unsuruyla; hakikatli bir tek taraftarından başkanına kadar, Adana’da, Torosların var ettiği şu Çukurova’da hep mücadele edecek olan bir İnce Memed halidir Adanasporluluk. Zordur. Zorludur.

O vahşi atla biner Memed. Varır gelir zulmün kapısına. Üç el ateş eder. Kurşunların rüzgârıyla odadaki (gazlı) lamba söner. Döner, Ova’yı geceyle geçer.

Dağların tepesinde turuncu bir ışık hep olur. Çakırdikenliğini yakar ahali, turuncuya keser Ova, şenlik olur. Hakikatte bir isyan halidir İnce Memed. Sonsuz bir umut olur. Pir Sultan, Köroğlu, Dadaloğlu’dur o, ölmez, ölemez; hep olur, hep var olur İnce Memed…

Ve bizde bir İnce Memed halidir bu mesele…

Yazar: Editor
2009-05-06 18:28:12
  1. Ve fakat Rize’de, Karabük’te ve en son Adana’da sahaya inen “taraftarlık” da kendi hesabını vermek, özeleştirisini yapmak zorundadır. Bunlar yapılırken o kişiler Adanaspor tutkusundan çıkıp şahsi egolarının kurbanı olmuşlardır ki sonuçta Adanasporluluğun bu şekilde kurban edilmesine neden de olmuşlardır. Öncelikle bunun üstesinden gelmek zorundayız biricik Adanaspor’umuzun selameti için.

_______________________

  1. Bizim burada itiraz ettiğimiz şey, Adanasporluluğun top yekûn linç edilme girişimidir. Yoksa arşivimize bakan “yanlış taraftarlığı” nasıl eleştirdiğimizi en sert ifadelerle görecektir.

_______________________

  1. Sevgili Başkanımız, size o yerel gazetelerinde saldıranlara yine biz cevap verdik Adanasporlular olarak. Bunu bir Adanasporluluk ruhuyla yaptık. Yine yaparız. Bakın, fırsat kollayan sırtlanlar ilk anda size saldırmaya başladılar köhne köşelerinde gerçek adlarını kullanamadan. O meşrebe bu olanağı vermeyin. Bu taraftarın (çok büyük bir kitlenin) şahsınıza olan sevgisini, yaptıklarınıza olan saygısını görmezden gelmeyin.

 ________________

Evet, bırakıp gitmek yine en doğal hakkınızdır. Hep vefayla anılacaksınız o durumda da. Ama lütfen istenmeyen o süreçte, tartıştığımız o sekiz on kişi üzerinden bizi, Adanasporluluğu kurtlar sofrasına atmayın. Bize nefretini, kinini kusmak isteyenlere o zemini bırakmayın. İlle de gidecekseniz “tenzih ederek” gidin…

_________________

Not: Ekrem Al, “başkan yoksa ben de yokum” demiş. Enteresan! Acaba kendisi Adanaspor’da amme hizmeti mi görüyordu?

"Sen Adanaspor’un antrenörüydün, unutma. Bu takımı çalıştırmakla kariyerini taçlandırdın. Yarın bir gün sorduklarında Adanaspor”u çalıştırdım diyeceksin… Kraldan çok kralcı olamaya gerek yok. Köprünün altından çok sular akacak. Biz bu lafını unutmayacağız, sen de unutma!"

Yazar: Editor
2009-05-04 21:46:40

Son Duruma Dair

Bayram Başkan fevri bir açıklamayla duygu ve düşüncelerini dile getirmiş. Bulunduğu yer, durum ve koşullar itibariyle onu anlamamak mümkün değil. Adana gibi futbolu kutuplu bir şehirde gerçekten bir şey yapmış olmak zordur. Bunları yaparken karşılaştığı sorunlar, ona yapılan türlü saldırılar belleklerdedir. Böylesi bir yükü çekmek ayrı bir direnç de ister olağan kulüp başkanlığının dışında. Direnmiştir. Sonuçta başardıkları övgüye değerdir.(Bayram Başkan başarılarını sıralarken "tekil" konuşmuş haklı olarak, maddi yük orada çünkü. Bu "tekil" ifadeye ekibini de dahil etmiştir olasılıkla. Ama kanımca sitelerle, bloglarla, pankartlarla, tezahüratlarla, konfetilerle, konvoylarla, bayraklarla yapılan desteklerle ve yarım asırlık bir Adanasporlulukla da, belli-somut bir maziyle de kotarıldı bu işler. Kuru bir mazi, yok olmuş tribün elbete Bayram Akgül olmadan o aşamada, bir şey yapamazdı, bunun da farkındayız. Fakat bu bina uzayın boşluğunda da yükselmedi.)

Adanasporlu, Bayram Başkanın öneminin farkındadır. Adanaspor taraftarı da Bayram Başkan’a olan sevgilerini ve güvenlerini her fırsatta dile getirmiştir, getirmektedir. (Örneğin “Bir Yalnızlık Ezgisi” için kayıt yaparken istisnasız her bir taraftar sözü Bayram Akgül’e kendi iradesi ve duygusuyla getirmiş ve en saf hisleriyle teşekkürlerini iletmiştir.)

Maddi sorunlarla uğraşırken, kıl payı bir üst mücadele kaçmışken, tam bu anda dünkü olaylar sonucunda hem maddi birtakım yeni külfetler söz konusu olmuşken, hem bir imaj kaybı gündeme oturmuşken sinirlerin gerilmiş olması olağandır. Dolayısıyla bu açıklama da anlaşılırdır. Dünkü olaylar kötü bir fotoğraf vermiştir, evet. Ama Başkanımız olaya şuradan da bakabilir:

  1. Birçok taraftar ligin Adana’daki son maçına mutlak bir Play-Of iddiasıyla gelmemişti. Herkes işin mucize ötesi olduğunu biliyordu. Yine de sezonun en kalabalık tribünlerinden biri vardı orada. Bu kalabalığın nedeni Adanaspor’a duyulan sevginin ve minnetin ifade edilmesiydi. Bu sevgini merkezinde, isteyen itiraz etsin, isteyen onaylasın (tanık olduklarımız gösterdi ki) Bayram Başkan vardır. Yani “sahipsiz” sıfatının muhatabı asla ve asla Bayram Akgül olmamıştır. Tersine “Adanaspor’un sahipleneni” olarak anılmıştır hep…
  2. Adanaspor tribünü bir ivme içindedir. Birçok anlamda ileriye gitmektedir. Bunlar yaşanırken kontrol edilemeyen birtakım unsurların varlığı adeta kaçınılmazdır. Bu da zamanla kendi olağan ve sağlıklı yoluna girecektir. Burada da biraz sabır gerekmektedir. Bu noktada elbette her bir Adanasporluya sorumluluk düşmektedir.
  3. Dünkü maçın tek günah keçisi taraftar değildir. Olayların bu noktaya gelmesinin en büyük sorumlusu olan hakem de göz önünde bulundurulmalıdır. Maç boyunca çaldığı taraflı düdüklerden sonra uzatmalarda gelen gol bardağı taşıran damla olmuştur. Ama keşke o yediğimiz gol anını Adanaspor’a güçlü bir tezahüratla noktalasaydık… O zaman her şey çok güzel olacaktı.
  4. Bir de orada on bin civarında bir taraftar topluluğu vardı. Sahaya giren on kişiydi. Keşke olmasaydı. Ama Bayram Başkanımız, oradaki bir iki ağaca değil ormana bakın. Güçsüz birkaç ağaç, oranın kesilme nedeni olamaz. Asıl manzara ve Adanaspor istikbali orada. Bakın, Türkiye’nin tek ve galiba son UEFA-Süper Kupa şampiyonu bile havaalanlarında nasıl saldırıya uğruyor. Biz sadece onca emeğimizin davasındaydık taraftar olarak. Olaylara böyle de bakılabilir, iyimser bir açıdan.
  5. Dileriz bir anlık öfkenin kararıdır o sözler. Son yılların en güzel günlerini seninle gördük. Neden böyle devam etmesin…
  6. Ama, son tahlilde; yoruldum, sıkıldım, benden bu kadar noktasına geldiyseniz ve bu son olayı bir vesile olarak görüyor olağan hayatınıza dönmeyi gerçekten istiyorsanız buna da saygı duymak taraftara düşen son görevdir. Adanasporlu ömrümüzde saygın, güzel, vefayla anılan çok kıymetli bir yeriniz olur. Hiçbir Adanasporlu sizi unutmaz, mazisindeki güzellikleri unutmadığı gibi…
Dileriz bu sadece bir öfkedir ve dileriz olumsuz bir süreçte Adanaspor’u, Adanasporluluğu örneğin bir Gökçek’le muhatap etmezsiniz.
Yazar: Editor
2009-05-03 09:25:27
http://ul.gcg.me/files/2009-05/askp_010.jpg
 
_________________________

“Ve bugünkü sonuç ne olursa olsun, Serkan hocanın da dediği gibi bir “Derby Country örneği” takımımızı; maç bitince, deliler gibi, çılgınca, aşkla, vefayla, sevgiyle, değer kıymet bilerek, avuçlarımız dolu dolu, tüm kalbimizle alkışlayalım.”

_____________________________

Cumartesi günü alınan sonuçlar, Sakarya’nın galibiyeti, Samsun’un yenilgisi ve son hafta mecburiyeti, Karabük’ün 3 puan alması, Rize’nin bizden sonra hep yenilmesi, yeniden şekillenen durumlar, hesaplar falan filan demeye gerek yok.

Durum şöyle toparlanabilir bizce:

  1. Bugün güzel bir maçımız var. Hep süper ligde karşılaştığımız bir rakiptir aslında Altay. Zevkli maçlarımız olmuştur. Yine böyle bir karşılaşma olacaktır.
  2. Sadece bunun için bile gidilecek bir maç, gidelim ve eğlenelim, Adanaspor’u izlemenin tadına varalım! Ne dersiniz!
  3. Karşıyaka ne yapacak, öteki ne olacak, son hafta ne olur gibi düşüncelere gerek duymadan geçen iki sezon ve bu sezon özellikle ikinci yarıdaki gayreti için Adanaspor’umuzu kıvançla izleyelim.
  4. Ve bugünkü sonuç ne olursa olsun, Serkan hocanın da dediği gibi bir “Derby Country örneği” takımımızı; maç bitince, deliler gibi, çılgınca, aşkla, vefayla, sevgiyle, değer kıymet bilerek, avuçlarımız dolu dolu, tüm kalbimizle alkışlayalım.
  5. Son haftaya ve yeni sezona, ki o sezon nerede olursa olsun, yepyeni bir heyecanla bakalım…

______________________________

 

Not:

Maç fotoğrafları akşam 9.oo civarı Foto-Yorum’da. Tıklayınız.

http://ul.gcg.me/files/2009-05/ft_1.gif

Yazar: Editor
2009-04-30 21:21:14
http://www.kulphabergazetesi.com/GiRiS/resim/1mayis1.jpg
Yaşasın 1 Mayıs
  • Osmanlı Devleti döneminde işçi örgütlenmesinin en gelişmiş olduğu yer Selanik'ti ve 1911 yılında burada tütün, liman ve pamuk işçileri, 1 Mayıs gösterisi düzenleyerek bu günü kutladılar.
  • 1912 yılında İstanbul`da ilk defa 1 Mayıs kutlaması gerçekleşti.
  • 1923 yılında 1 Mayıs günü yasal olarak "İşçi Bayramı" ilan edildi.
  • 1924`te hükümet kitlesel 1 Mayıs kutlamalarını yasakladı.
  • 1925`te çıkan Takrir-i Sükûn Yasası, İşçi bayramını kutlamayı yasakladı ve uzun yıllar bu yasak geçerliliğini korudu.
  • 1935 yılında 1 Mayıs`a "Bahar ve Çiçek Bayramı" adı verildi ve ücretsiz tatil günü ilan edildi.

Türkiye Cumhuriyeti döneminde işçi hareketleri yüzyılın ikinci yarısından itibaren ivme kazandı.

  • 1976 yılında uzun yıllar sonra ilk defa geniş katılımlı 1 Mayıs kutlaması Taksim`de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu`nun organizasyonu altında gerçekleşti.
  • 1977 yılında İstanbul Taksim Meydanı'nda yaklaşık 500 bin kişiyle en geniş katılımlı 1 Mayıs toplantısı düzenlendi. Ancak, göstericilerin üzerine ateş açıldı ve göstericilerden 34'ü, yaralanarak ve üstlerine ateş açılması sonucu çıkan izdihamda ezilerek öldü. 1977 yılının 1 Mayıs günü, tarihe Kanlı 1 Mayıs olarak geçti.
  • 1978'de yüz binlerce kişi tarafından Taksim Meydanı'nda kutlandı.
  • 1979`da Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul`da miting yapılmasına izin vermedi, sokağa çıkma yasağı ilan etti. Buna rağmen İstanbul sokaklarında yüz binlere ulaşan rakamlarla korsan 1 Mayıs kutlandı.
  • 1981`de Milli Güvenlik Konseyi 1 Mayıs`ı resmi tatil günü olmaktan çıkardı.
  • 2009 Nisan'ında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilen önergeden sonra 1981'den sonra tekrar resmi bayram olarak kabul edildi.
_________________________________
 
"1 Mayıs" Marşına Dair
 

"1 Mayıs, 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı, devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı"
Dilden dile dolaşan ve nakaratı ile miting meydanlarını coşturmayı başaran ünlü 1 Mayıs marşı, özellikle 1970'li yılları yaşamayan kuşaklarca, yabancı bir marştan uyarlama olarak biliniyor. Oysa 1 Mayıs marşı, sözüyle bestesiyle Sarper Özsan'a ait.

Özsan bir tiyatro oyunu için hazırladığı marşın hiç hesapta yokken nasıl bir eylem marşı haline geldiğini işçi filmleri festivali'nde şöyle anlattı:
"1974'te Ankara Sanat Tiyatrosu (ast), Maksim Gorki'nin 'Ana' romanından Bertolt Brecht tarafından aynı adla uyarlanan tiyatro oyununu sahneye koyacaktı. Oyunun müziklerini benim yapmam istendi. Memnuniyetle kabul ettim. Oyunda birçok yerde müzik vardı ve bunların sözleri Brecht tarafından yazılmıştı. Ancak sadece bir sahne, 1 Mayıs 1905 (Rusya’daki kanlı pazar) sahnesi, için hiç söz yazılmamıştı. O sahneyle ilgili Brecht şu notu düşmüştü: 'İşçiler marş söyleyerek sahneye girerler'.
Bu sahne için bir marş kullanmak gerekiyordu.
Bir marş yazma ihtiyacı hissettim hem sözlerini hem bestesini hazırladım ve böylece 1 Mayıs marşı ortaya çıktı. Tabii o zaman oyun müziği olarak yazdığım bu marşın sonradan oyun sınırlarını aşarak mitinglere, devrimci gecelere çıkacağı aklımdan dahi geçmiyordu. Ast oyunu devrimci bir ruhla sahneledi. Ve bundan sonra da marş, oyunun sınırlarını aştı. Birkaç yıl içinde tüm gruplarca sevilen bir marş haline geldi. Sanırım 1976'da da artık büyük meydanlarda söylenen bir marşa dönüşmüştü."


Bu marş, 1977 1 Mayıs’ında Ruhi Su Dostlar Korosu tarafından büyük coşkuyla söylendi. Cem Karaca bundan etkilenerek Dervişan grubuyla '1 Mayıs' plağı çıkardı. Plak büyük ilgi gördü. Türk pop müziği uzmanı Murat Meriç'in bir araştırmasından aktaracak olursak hey dergisi Ocak 1978'de plağı, "Sözlerdeki anlam, müzikteki ahenkle yıllarca dillerden düşmeyecek bir yapıt." diye tanıttı. Marşın 1980'den sonra en çok bilinen yorumu ise Grup Yorum'a aitti.

Alaattin Elgalp

(Kaynak: 1 Mayıs ve Tarihçesi /ve/ Radikal Gazetesi)

Yazar: Editor
2009-04-28 19:52:20

Merhaba
Daha önceki ( Bir Şiiri Sevmek…) yazıma dair ilk tepki bugün Ahmet Hakan’dan geldi.
Sadece ondan da değil, bazı okur dostlardan da, adresini aşağıda vereceğim yazı çerçevesi içinde tepkiler aldım.

Ortaya çıkan ana birkaç madde var.
1) Kimse, şiir sadece çiçekten böcekten bahsetsin demiyor. Bu anlaşıldı.
2) Kimse, şiirde küfür edilmez demiyor. Hatta bunun için küçük İskender’in bazı şiirlerinden örnekler verilebilir. Sadece İskender de değil. Örnek çok.
3) Bir düşünün, Ahmet Güntan’ın yazdığı “Büyük Ortadoğu Karmaşığı” adlı şiiri Metin Iğdırlı adıyla yazıp herhangi bir dergiye gönderseniz yayımlanır mı?
4) Yayımlanmazsa bunun adına elit faşizmi denmez mi?


Akıl ve izan; yazınsallık ve bağlam demiştik.


Güzel kısmı dert değil ama iyi şiirler okumanız dileğiyle.
İnsanların yalanla beslendiği bu çağda üstelik!

Onur Caymaz

 

[Ahmet Hakan'ın konuyla ilgili yazısı için tıklayınız.]

Yazar: Editor
2009-04-25 11:02:15
http://ul.gcg.gen.tr/x/7c693e4.jpg
  • Adanaspor bu akşam 18.oo’da Karabük’te zorlu bir maça çıkıyor. 
  • Turbeyler bu deplasmana da çıkarma yaparak dolu dolu 6 otobüsle takımı yalnız bırakmadı. Oraya bir "Vira" çekelim... Sağlıcakla gidile ve dönüle...
  • Böylece bu haftanın son hamlesi futbolcularımızdan gelecek…
  • Maç fotoğrafları Erkin’in objektifinden Pazar günü öğle saatlerinde foto-yorum’da olacak.

Maçtan sonra güzel şeyler yazmak dileğiyle…

http://ul.gcg.gen.tr/x/a44a732.gif

 

Yazar: Editor
2009-04-21 10:23:27

İnsan Aklı ve İtibarı Kaybetmeme

Melih Cevdet Anday “Mikado’nun Çöpleri”  adlı oyununda, bir yerde “İnsan aklı namussuzun tekidir, her şeyi düşünür.” gibi bir şey söyler. Bu yazının çıkış noktası da işte bu cümle olsun.

http://ul.gcg.gen.tr/x/a53ddf4.jpg

  • Konumuz Karşıyaka – Manisa maçı. 20 Nisan 09 tarihinde akşam 20.oo’da oynanan ve Manisaspor’un 90+’da attığı golle 1–1 biten maç...
  • Bu maça doğru Manisaspor tarafından yapılan, başkan ve teknik direktör kaynaklı açıklamalar, “her şeyi” düşünmemize neden olmuştu. (Ama hali hazırdaki şu futbol âleminde o tip açıklamalardan sonra komplo teorilerinin üretilmemesi imkânsızdı.)
  • Veya benim aklım her şeyi düşünme gafletine düştü.Meğer öyle değilmiş, insanlar çıkar ve haysiyetleriyle mücadele edermiş. Bize de düşündüklerimizden dolayı utanmak ve özeleştiri yapmak kalırmış, yazmak zorunda olmadığımız bu yazıyı yazma sorumluluğu…
  • Bu, yeniden öğrendiğimiz bir şey olsun…
  • Manisaspor dün itibariyle bir ders vermiştir: Futbol aynı zamanda bir itibar oyunudur; puanları, şampiyonlukları değil, işte o itibarı kaybetmeme oyunudur…
Yazar: Editor
2009-04-18 16:56:24

Elde 3 Kaldı 9

http://ul.gcg.gen.tr/x/bcb3aad.jpg

  • Adanaspor Malatyaspor’u Mbilla’nın 2 golüyle geçti.
  • Goller 12. v2 72. Dakikalarda geldi.
  • Her iki yarıda da oyunun hâkimi Adanaspor’du.
  • Ama maç boyunca beklediğimiz mücadele sahada yoktu.
  • Bunun temel nedeni Malatyasporlu futbolcuların ligden düşmeyi kabullenmiş halleriydi.
  • Bugünkü futbol için söylenecek çok şey yok. Galip gelmemiz gerekiyordu ve bu oldu. Rize dünkü maçta Erciyes’e yenilince 7.liğe yükseldik. Maç fazlasıyla Bolu ve Karşıyaka’ya arada 1 puan kalacak kadar yaklaştık.
  • İki taraftarın örnek yaklaşımları karşılaşmanın en renkli yanlarındandı. Diğer renklilik de bayanların pankartlarıyla orada olmalarıydı.

_______________________

  • Son üç haftanın en zor maçı Karabük’te bekliyor bizi.
  • O maçtan gelecek olası 3 puan Adanaspor’un ilk altıdaki yerini tescilleyecek nitelikte olacak.
  • Bu bakımdan Karabük karşılaşması bizim açımızdan bir dönüm noktası niteliğinde olacak.
  • Şimdi Bolu veya Karşıyaka’nın puan kaybetmesini bekleyip Karabük maçından alınacak 3 puanın hesabını yapacağız.
  • Vira Adanaspor…

Not:

Maç fotoğrafları foto yorum’da. 57 kare. İyi seyirler.

Tıklayınız.

Yazar: Editor
2009-04-16 20:57:47
http://ul.gcg.gen.tr/x/3943c09.jpg

Türkçe şiirin en mütevazı, en yalnız, en usta şairlerinden birinin 93. doğum günü bugün. Yaşayaydı, 93 yaşında olacaktı Behçet Necatigil.

Bir şiiriyle analım ustayı:

__________________________
Meddah İsmet

1851 – 1914
Ünlü meddah ve ortaoyuncusu
Camcı esnafındandı
Ölümünden sonra
Beşiktaş’ta bir sokağa
Adı verildi

Ben de ona benzesem
Dipnot bir kitapta:
Behçet Necatigil
Doğum ölüm yılları
Şair, radyo oyunları yazarı
Öğretmendi
Ölümünden sonra
Beşiktaş’ta bir sokağa
Adı verildi.

 ___________________________

Onur Caymaz

Yazar: Editor
2009-04-15 10:47:41

Aşağıdaki yazı 2008’de, 25 Nisan’da yazılmıştı.

Sezonun sonunu siz zaten biliyorsunuz.

Şimdi de benzer bir noktadayız.

Ve o yazıyı tekrar yayımlamakta bir sakınca görmüyoruz.

Son Dört Hafta
4x3=12

”Dört işlemin en basit olanı. Tek haneli bir çarpma.
Son dört hafta ve birçok Adanasporlunun dediği ve inandığı gibi ve de matematiğin nesnelliği itibariyle 4x3=12 bize yetiyor.
O zaman var mı bir sorun?
Tarihi boyunca direnen ve teslim olmayarak savaşan Adanaspor, bulunduğu ligde hedefine ulaşıp şampiyon olacaktır.
Bulunduğu her ligin (şimdilik süper lig hariç) doğal şampiyonluk adayı olan Adanaspor son noktada şampiyonluğun yine en büyük adayıdır.
4x3=12 derken bir hayalden veya temenniden bahsetmiyoruz. Gayet net ve iddialı konuşuyoruz.
Su akar yatağını bulur…
İşte bu kadar doğaldır Adanaspor’un şampiyonluk konumu. Yani tabiatımızda var şampiyonluk potasında olmak ve de şampiyon olmak.
Hayır, onca fedakârlığı ve emeği yok saymıyoruz bunları söylerken. (Parayla saadet olmadığını da hepimiz gayet iyi biliyoruz.)
Dememiz, Adanaspor’un Adanaspor olmasından dolayı doğal bir şampiyonluk adayı olduğudur. Güneşin turuncu doğup turuncu batmasındaki doğallıktır bu, suyun akıp yatağını bulmasındaki doğallık... Güneşin turuncu gücünün doğallığı gibi… Bize düşen, bu gücün gereğini yapmaktır. Yapılıyor da.
Son dört hafta ve de işlemimiz 4x3=12…
Gereken son seri 4’te 4 olarak tescillenecektir, devamında Adanaspor şampiyon olacaktır.
Gönüllerin şampiyonluğu filan değil, hakiki bir şampiyonluk olacaktır bu…
Neydi, “su akar yatağını bulur” ve Adanaspor yine şampiyon olur.”

Yazar: Editor
2009-04-13 10:56:31

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/ba8aba0.jpg

 

Rize – Adana maç fotoğrafları foto-yorum’da.

Fotoğraflar için sevgili Erkin’e teşekkürler.

İzlemek için tıklayınız.

 

Yazar: Editor
2009-04-12 23:16:37

 Devam

 http://ul.gcg.gen.tr/x/b2cea2c.jpg

Rize’den umudumuzu devam ettirecek bir sonuçla dönüyoruz. Ama son 4 maçtan en az 10 puan şart oldu. Bunun yanında rakiplerin de ne yapacağına bakacağız.

Altay ve Bolu’nun haftayı galibiyetle kapatması bizim için olumsuz sonuçlardı. Bunun yanında Kasımpaşa’nın yenilmesi, Karşıyaka’nın beraberliği bize en azından yeni hedefler de verdi altımıza almak için.

Önümüzdeki hafta Büyük olasılıkla Rize’yle yer değiştiririz. Fakat diğer takımlara yaklaşmamız biraz zahmetli olacak gibi.

Yine kıran kırana bir 4 hafta, yine hesaplar, yine heyecan…

Yine söyleyelim, sen bu coşkuyu bize yaşattın ya Adanaspor’um… Bu da yeter… (hani denir ya) bizim için gönlümüzün şampiyonusun.

Ama… Bu sözler de umudumuz bitti anlamına hiç gelmez.

Vira Adanaspor…

Yazar: Editor
2009-04-09 10:48:40

 İTÜ, AY Tİ YU OLMASIN

http://ul.gcg.gen.tr/x/d0356ed.jpg

Gıda sektöründe çalışan bir arkadaşım, bir iş toplantısına katılmış. Dünyayı kurtaracak kertede büyük işler yaptıklarına inandırılan bir kesimin gündeliğinde toplantı çok önemlidir. Fakat bu toplantıların çoğunda aslında hiçbir şey konuşulmaz ya da konuşuluyor gibi görünür.

Nedir; bizimkisi toplantıdan oldukça sıkılıp koptuğu bir anda, dışardan biriymişçesine olanları izlemeye, hatta konuşulanları defterine not etmeye başlamış. Malum, toplantılarda çok önemli şeyler söylenecek diye herkesin önünde bir defter bulunur. Notlarını benimle de paylaştı; buyurun buradan yakın:

*Spagettişarapdvd Hanım, "Bana çok crowd of messages gibi geliyor" derken,

*Bunun yaratacağı etkiyi düşünen Çokbriyantin Bey "mass-looking bir image olacak" diyor.

*Kahvesizuyanamam Bey endişeli: "İyi de ya if bir şey olursa, bu iş must değil ki..." gibi bir cümleyi kusuyor orta yere.

*Araya giren Türkçeşarkısevmem Hanım durumu daha farklı define ettiğini belirtmiş. Aslında yapılması gereken, son durumun bir extension’ı değil, seperate bir case olmalıymış.

*Ultimate limite gitmekte fayda varmış.

*Herkesleyatabilirim Bey atlıyor oradan, iyi de son dönemde yapılan agreement’lar ne olacak? Oluşacak durum, daha önceki status’ları miss ettirebilirmiş. Ona göre watchout şöyle şöyle olmalıymış. Dediklerine katılanlar go desinmiş, katılmayanlar da no go! Türkilizce zor tabii!

How do you feel’in çevirisi olan “Nasıl hissediyorsun?” sorusunu geçtim. Çünkü bu sorunun Türkçedeki cevabı, “Neyi, nasıl hissediyorum?” karşı sorusudur. Elin adamı öyle hissediyor diye ben de öyle mi hissedeyim. Böyle hissizlik olur mu? Bir de şu: “Dönücem ben sana” diyorlar. İngilizce call back’in çevirisi. Bu çevrilmiş hayatı yaşayanlara “Nereni döneceksin” diye sormalı. Hadi bunları da geçtik fakat bu ülkede artık İngilizce bilmeden yaşamanın ne denli zor olduğunu görmüyor musunuz?

 

Devamını Okumak İçin Tıklayınız.

Yazar: Editor
2009-04-07 08:10:37

Geçtiğimiz Pazar rekor bir kalabalık vardı Adana’da. Çeşitli kayıtlar için 12.15 civarında stada vardığımda bilet kuyruğuna tanık oldum. Bu, o günün mahşeri bir kalabalığa sahne olacağının en önemli işaretiydi. Önceki haftalarda bu kadar erken bir yoğunluk pek olmamıştı. (geçen sezonun son Pendik/şampiyonluk maçı hariç)

Artan ilginin iki üç nedeni olabilir. Takım ilk 6 için iddialı hale gelmiştir. Diğer neden takımın dış sahadan galibiyetle dönmüş olmasıdır. Ama en önemli neden bilet fiyatlarındaki indirimdir. Taraftarın bir maç maliyetinin hesabını yapıp maça gelip gelmemesini anlamak, önemsemek lazım…

http://ul.gcg.gen.tr/x/9478b70.jpg

______________________

Haftalardır dile getirilen indirim beklentisi isabetli olmuştur, tribünü güzelleştirmiştir. Sevindirici bir fotoğraf vermiştir. Eski günleri daha bir hatırlatmıştır. Bir şampiyonluk maçı hissi vermiştir, kim bilir belki bunun bir işareti olmuştur.

Rize dönüşünü bu anlamda merak ve ilgiye bekliyoruz, heyecanla…

Not: Alt kapalı 10 tl idi. Üst 20. dolayısıyla altta izdiham oldu. Bir grup taraftar da bunu yukarı “geçmekle” çözdü. İşte o geçme aşamasında “sıkıntı" yaşayan o bir grup pratik çözümcü taraftar “yönetim uyuma taraftara sahip çık” gibisinden bir serzenişte bulundu kendince. Bu ne anlaşılır ne de kabul edilir bir yaklaşımdır. En kibar şekilde söyleyelim, sadece “benbenciliktir”. Her şeyi yönetimden bekleme kolaycılığıdır. Fena bir kurnazlıktır.

Yazar: Editor
2009-04-01 18:19:08

Bayram Akgül “Taraftarımızın isteğini yerine getirdik”

http://img.mynet.com/spr2/bilet.jpg


Ekstra play off’u hedefleyen Adanaspor’da Pazar günü oynayacak olan Boluspor maçı öncesi bilet fiyatlarında indirime gidildi. Turuncu Beyazlı kulübün Başkanı Bayram Akgül  zorlu karşılaşma öncesinde tüm taraftarların tribünleri doldurması gerektiğini ve bu anlamda bilet fiyatlarında indirim yaptıklarını belirtti. Hedeflerinin ilk 6 ‘ya kalarak Süper Lige çıkmak olduğunu söyleyen Başkan Akgül:  “Adana olarak Pazar günü tarihi bir gün yaşayacağız. Bu şehirde yaşayan herkesin maça gelerek takımımızı desteklemesi gerekiyor. Taraftarımızın maça daha ilgi göstermesi için bilet fiyatlarını da ona göre düzenledik. Galibiyet coşkusunu hep birlikte yaşayalım.” dedi.

 

Buna göre bilet fiyatları da şöyle oluştu:

Kale Arkası: 3 tl
Maraton: 7 tl
Kapalı Alt: 10 tl
Kapalı Üst: 20 tl

Yazar: Editor
2009-03-29 19:06:14

Öneriyoruz

http://ul.gcg.gen.tr/x/d33dfce.jpg

Defansta sorun yaşadığını düşündüğümüz Milli Takım için ısrarla Ersan Âdem Gülüm’ü öneriyoruz.

Ersan bu işi hakkıyla yapacak kapasitededir. Yüreklidir. Milli hissiyata da yeterince sahiptir. Vaktiyle süper lig dışından futbolcu bulup milli takıma yerleştiren Fatih Terim, Ersan’ı fark etmemiş olabilir. Biz buradan konuyu gündeme getiriyoruz böylece.

Ersan Âdem Gülüm milli takıma…

Yazar: Editor
2009-03-28 15:47:59
http://ul.gcg.gen.tr/x/131799f.jpg

Stat: 19 Eylül
Hakemler:

Mustafa Öğretmenoğlu xxx, Engin Gökçe xxx, Gökmen Olgaç xxx

Orduspor:

Akın xx, Hakan xx, Fatih x (Dk. 55 Müslüm x), Serdar x, Aytekin x, Mehmet Şen x, Hamza xx, Bruno x, Rıdvan x, Hüsamettin xx (Dk. 70 Mehmet Öncan x), Alaattin xxx


Adanaspor:

Ahmet xx, Yunus xx, Cem xx, Emre xxx (Dk. 90 Murat ?), Recep xxx, Etame xx (Dk. 78 Ümit xx), Kibong xx (Dk. 74 Volkan xx), Onur xxx, Metin xxx, Fevzi xxx, Ersan xxx
Goller:

Dk. 52 Fevzi,

Dk. 87 Emre


Sarı Kartlar: Dk. 55 Fatih, Dk. 73 Bruno (Orduspor),

Dk. 30 Kibong, Dk. 85 Ahmet, Dk. 90 Volkan (Adanaspor)
Kırmızı Kart: Dk. 51 Rıdvan (Orduspor)

Yazar: Editor
2009-03-26 19:46:25
http://ul.gcg.gen.tr/x/7e28af6.jpg

Bu sezon Adanaspor Basketbol Takımımızın
Adana'da oynayacağı son maçtır!
Tüm taraftarlarımızı bekliyoruz.


ADANASPOR-GAZİANTEP BŞB.
28 Mart 2009 / Cumartesi
Saat 16.oo
Menderes Kapalı Spor Salonu
(ÜCRETSİZDİR)


ŞAMPİYONLUK MAÇIMIZA

TÜM TARAFTARLARIMIZ
DAVETLİDİR.


ADANASPOR HEPİMİZİN!
HAYDİ SALONA!

Yazar: Editor
2009-03-23 17:09:50

Gece maçlarında fotoğraf çekmek zor oluyor. Işık yetersizleşince 90-300 mm lens de çaresiz kalıyor (kimi anlarda). Bir de pozisyonu yakalamak için hızlı olmak gerekince güzelim kareler bulanıklaşıyor. Bu kez üçayakla gidiyoruz...

Dilerim daha net görüntüler alırız ve dilerim biz pazartesi maçını artık kazanırız.

http://ul.gcg.gen.tr/x/d0e5d77.gif

Adanaspor Manisaspor maçından 24 kare foto-yorum'da.

-tıklayınız-

fotoları yükleme sorunu yaşadığımızdan bilgisayara aktarabildiklerimizi yayımlayabiliyoruz şimdilik:((

 

Yazar: Editor
2009-03-22 10:17:55
http://ul.gcg.gen.tr/x/3ac20ac.gif
 

Pazartesi oynanacak olan Adanaspor-Manisaspor maçı öncesi futbolculara moral vermek isteyen Turbeyler Grubu büyük bir organizasyon düzenliyor. Bu akşam  saat 18.00’da 5 Ocak Stadı Güney Kale Arkası'nda toplanacak olan taraftarlar konvoy şeklinde Çatalan Adanaspor Tesisleri'ne gidecekler. Futbolcu, Yönetim ve Taraftar bütünleşmesini sağlayıp, BİZ HER ZAMAN YANINDAYIZ! diyecekler.

Turbeyler Grubu yetkilileri yaptığı açıklamada: "Sevgili Adanaspor Taraftarları; Pazar günü saat 18.oo' da 5 Ocak stadı Güney Kale Arkasının önünde toplanıyoruz. Konvoy eşliğinde Çatalan tesislerimizi ziyaret edip, futbolcularımıza zorlu Manisa maçı öncesi moral ve destek vereceğiz. Taraftarlar olarak bizler görevlerimizi iyi günde de, kötü günde de yerine getirip bu maçı savaşarak alacağız.

Meşaleler ile tesisi bayram yerine çevirip, desteğimizi verdikten sonra tekrar arabalar ile evlerimize döneceğiz. Arabası olan veya olmayan herkes bu organizasyona gelsin. Gidiş ve geliş konusunda hiçbir problem olmayacak. Haydi, Adanasporlu Gün BİRLİK GÜNÜ !" dediler.

Yer: 5 Ocak Stadı / Güney Kale Arkası
Tarih: 22 Mart Pazar / Saat: 18.oo

Yazar: Editor
2009-03-20 12:37:02

Futbolu Nasıl Sevdik

http://ul.gcg.gen.tr/x/fdd73fe.jpg

Futbolu biz sokak aralarında sevdik; taş girmiş avuçlar, parçalanmış dizlerle. İki portakal ağacını kale yapıp sevdik, kâğıtlardan toplar öbekleyerek.

Televizyondan otuz saniyelik özetlerle, daha çok radyodan sevdik örneğin Orhan Ayhan, Tansu Polatkan bağlanırken İstanbul’dan, İzmir’den, TRT’den… Onlar en tarafsız halleriyle bile taraf olarak anlatırken maçları biz daha çok bilenmiş bir keskinlikle “en taraf” olarak sevdik.

Pırasa Tarlasında, Yapı Meslekte, Yeşilevlerde, Şakirpaşada, Köprüköyünde, Milli Mensucatta, Emekte, Mıdıkta, köy sahalarında, meralarda kavga dövüş sevdik futbolu.

Bir elektrik direğine veya eski zaman evlerinden birinin kerpiç duvarına sabitlenmiş Çukurovaspor, Güneygençlik, Rayspor, Kanalgücü, Garipspor, İdmanyurdu, Fırtınagücü maç ilan tahtalarıyla sevdik:

________________________________

     Rakip:…

     Saha:…

     Saat:…

     Netice:…

     Goller:…

________________________________

Her golü kavgalı tarla, arsa maçlarıyla sevdik, bazen sonsuz ovanın bir kıyısında.

At arabalarının üzerinde deplasman yolculuklarıyla, kelle başı 25 kuruşa kendi öz kaynaklarımızla sevdik, sponsorsuz; orlondan yapılmış iki yıkamada şekli kaçan ama rengi duran formalarla…

Mahalle, köy turnuvalarına hatta yakın ilçelere, şehirlere giderken sevdik şu futbolu.

Cik Hüseyin’le, Pusu Yusuf’la, Domdom Ali’yle, Şehmuz’la, Veysel’le, Baston Sülo’yla, Emrullah’la, Cemil’le, Özbey’le omuz omuza karşı karşıya sevdik.

Pele’yle efsanesini duyduk ama Maradona’yla “Allah’ına kadar sevdik” futbolu.

Sonra silik soluk hayallerde Miliç’le, Velkoviç’le, Peroviçle, Vedatlarla, Timuçinlerle,  Reşitlerle; derken jilet gibi bir hafızayla Kayhanlarla, Feyzullahlarla, Ümitlerle, Ali Beykozlarla, Sabotiçlerle, Altanlarla daha çok sevdik futbolu.

Ki biz aslında Adanaspor’la, futbolu Adanaspor’la sevdik …

Yazar: Editor
2009-03-16 20:59:07

http://ul.gcg.gen.tr/x/3ad980c.jpg

KAPLANDAN DEV PENÇE

Basketbolcularımız bir zafere daha imza atarak adeta destan yazdılar.
Menderes Spor Salonu’nda oynanan Adanaspor-Zile maçını Yalçın Karadayı, Umut Aksoy hakem ikilisi yönettiği maçta Adanaspor maça hırslı başladı. İlk periyodu 18–16 önde kapayan turuncu beyazlılar, 2. periyodu da 15–11 alarak ilkyarıyı 32–27 önde kapadı. 3. periyota da hızlı başlayan temsilcimiz bu bölümü 20–18 yaparak son periyota 53–45 önde girdi. 4. periyotta coşan basketbolcularımız bunu da 24–9 alarak maçı 77–54 kazanmayı bildi.

Adanaspor Kulübü Başkanvekili ve 1954 Adanaspor Taraftarlar Derneği Başkanı Tevriz Dura: “Haydi çocuklar şurada çok az kaldı. Adana'nın basketboldaki tek temsilcisi biziz. Adana’mıza bu onuru, bu gururu yaşatalım. Ayrıca maçta bizleri yalnız bırakmayan başta Turbeyler Grubu olmak üzere işlerini güçlerini bırakarak bizlere destek olmaya gelen bütün insanlara şükranlarımı sunarım.” dedi.

adanasporkulubu.com

Yazar: Editor
2009-03-13 17:56:33

Sergen Ekinci ve Turhan Alper Turgut U–15 Milli Takım kampına çağrıldı.

Adanaspor altyapısı Eyüp Arın hoca yönetiminde sevindirici gelişmelere imza atıyor. Bir futbol takımı, hepimizin kabul ettiği gibi ancak böyle var olabilir gelecekte de. Adanaspor’a dair birtakım isteklerimiz var taraftar olarak, ama en çok bunu isteriz: kulübün altyapısını, eski günlerdeki gibi adeta bir futbolcu fabrikasını isteriz her şeyden çok.

Devamının hep gelmesi dileğiyle…

 

Yazar: Editor
2009-03-13 12:31:01
http://www.nottageprimary.bridgend.gov.uk/images/basketball_clipart_hoop_ball.gif

Haydi, Salona! Adana'nın basketbolda tek temsilcisi Adanaspor Basketbol Takımı bu hafta sonu Tokat Zile Spor ile final maçına çıkıyor...  14 Mart 2009 Cumartesi günü saat 16.00’da oynanacak karşılaşmaya yönelik açıklama yapan Adanaspor Kulübü Başkanvekili &1954 Adanaspor Taraftarlar Derneği Başkanı Tevriz Dura:
" Gün birlik ve beraberlik günüdür. Yarın Tokat temsilcisi Zile Spor ile önemli bir karşılaşmaya çıkıyoruz. Bu önemli karşılaşmada siz değerli taraftarlarımıza, turuncu-beyazlı renklerin sevdalılarına  çok ihtiyacımız var. Bu takım HEPİMİZİN! Bu ADANASPOR HEPİMİZİN! Ben Adanasporluyum diyen herkesi yarın Menderes Kapalı Spor Salonu'na bekliyoruz." dedi.

ADANASPOR - TOKAT ZİLE
14 Mart 2009 Cumartesi
Saat 16.00
Menderes Kapalı Spor Salonu

Yazar: Editor
2009-03-07 19:50:41

Maç Fotoğrafları

http://ul.gcg.gen.tr/x/d0e5d77.gif

Adanaspor-Karşıyaka maçının fotoğrafları yarın akşam (8 Mart Pazar) saat 4.oo civarında Foto-Yorum’da.

  • Karşıyaka’nın ilk 2 (yazıyla: iki) içinde olması
  • Adanaspor’un hala ikilem içinde olması
  • Rakip tribünde, kuzey kale arkasında, belli bir nicelik olabilecek olması
  • Taraftarımızın bu maça yine kıvamında bir ilgi gösterecek olması
  • Maçın TV’den verilecek olması
  • Şu TV yayınlarının bize iyi gelmemiş olması
  • Sonuçta bu hafta da bir maçımız olması…

İşte tüm bunlar Adanaspor – Karşıyaka karşılaşmasını güzel, anlamlı ve seyredilesi bir düzeye -haliyle- getiriyor. Coşkulu bir tribün ve bol gollü bir maç olsun; ama her durumda bizim gol sayımız rakip kalede bir fazla olsun…

Yazar: Editor
2009-03-06 19:43:25

 Hoşgeldin Kaptan

http://ul.gcg.gen.tr/x/3e96fce.jpg

Sonunda Hakan affedildi. Geç kalınmış bir karar. Keşke daha önce yani Giresun maçından önce bu iş hallolsaydı da şu iki maçta o 4 puanlık kaybı yaşamasaydık. Tamam, bir garantisi yok Hakan’lı kadronun umduğumuzu yapabilecek olması, ama ihtimaller dâhilinde baktığımızda Hakan’ın varlığı mutlak bir avantaj oluştururdu lehimize.

Neyse, Karşıyaka maçı öncesi “hiç yoktan iyi” olan bir karardır bu. Hakan oynadığı takdirde, bu zor maçı alma mücadelesinde bir adım önde olduğumuz inancındayım ve Hakan bizi mahcup etmeyecektir.

Hadi Hakan, sana inananlar için de ekstradan koş, savaş… “Müessesenin ikramıdır” hesabı, bu bile galibiyet için yetecektir.

Yazar: Editor
2009-03-03 20:13:45

Adanasporumuzun yarınki maçının fotoğrafları yarın bu saatler (4 Mart Çarşamba, 21.oo) foto-yorum'da.

http://ul.gcg.gen.tr/x/d0e5d77.gif

Bu grupta "cesur" ve futbolcu tercihi doğru olan bir hocayla yenemeyeceğimiz takım yok. Bu, özellikle bizden kaynaklanan bir durum değil. Şimdiki 1.lig iddiamıza çok müsait bir nitelikte.

Ve fakat görünen o ki, Ekrem Al'ın futbol anlayışıyla da yenilmeyeceğimiz takım da yok.

Bu iki maç kaderimizi belirleyecek gibi ve hala Hakan mevzusu (şu dakika itibariyle) belirsiz. Sonumuz hayırlı olsun: )) Ne diyelim...

Yazar: Editor
2009-02-28 23:58:23

Ürün ve Müşteri

http://www.mastgraph.com/img/phoneset.gif

Bu aralar futbolun “sermayecinin” eline bir “sermaye” olarak düşmesine tanık oluyoruz bir kez daha.

Süregelen bir hal bu.

Her takımın gündeminde ve hayalinde medyatik ve sektörsel atraksiyonlar vardır çeşitli kıvamlarda. İşte kredi kartıdır, hisse senedidir, telefon hattıdır falan filan… Ama sonuna baktığında filmin bu hevesler bir manada “sermayeyi kediye yüklemek” gibidir. Yakın zamanda yaşanan küresel ve yerel ve de teğet krizler buna bir gösterge değil midir? Neyse…

Şimdi biz şuradan başkanımıza sesleniyoruz; olur da bu gelişmelerden etkilenir, bu tarzda bazı girişimleriniz olur diye:

  • Biz kredi kartı filan istemeyiz. Bu, Adanaspor logolu bir kart olsa da. Bu karttan dolayı bir tek kişinin bile kontrolünün dışına çıkıp işin sonunda ailece mağdur olması canımızı sıkar. Meselenin müşteri sömürüsüne, çalışanın bu yolla bir tür esaret altına alınmasına, sonrasında maaşının ilelebet bankaların tahakkümü altında kalmasına, böylece o insanların “taammüden” en rezil işlerde insan haysiyetine uymayan biçimlerde çalışmak zorunda bırakılmasına yani köleleştirilmesine değinmiyoruz bile.
  • Hepimizin Adanaspor davasına dair genel sözleri “senet” olsun, “hissemiz” de bu aşkın bizatihi kendisi olarak kalsın.
  • GSM alt yapısı da istemeyiz. Hatta Adanaspor mevzusunda herhangi olası bir iletişimsizliğe, kapsama arızasına (yakın geçmişimizde olduğu gibi) yol açmasın diye dumanla bile haberleşmeye razıyız. Yani telefon bilmem neyi altyapısı yerine Adanaspor altyapısının canlılığını tercih ederiz. Altyapısı bu anlamda sağlam bir takım, herkes kabul eder ki, geleceğe aslında en büyük yatırımı yapmış demektir. Bakın hala anıyoruz Kayhanları, Feyzullahları
http://ul.gcg.gen.tr/x/c323672.jpg

Bir Adanasporcell’den konuşmaya “Adanaspor altyapısında yetişen Messi” şeklinde konuşmayı ziyadesiyle ister ve tercih ederiz.

Müşteri değil, hep taraftar olarak kalmak istiyoruz.

Bize bir kaşkol de yeter!

http://ul.gcg.gen.tr/x/a32a039.jpg

Yazar: Editor
2009-02-22 10:11:56
http://kidsturncentral2.com/clipart/sunshine.gif
 

Adana’da ışıl ışıl bir gün. Güneş tüm ihtişamıyla tepeye çıkıyor şu şubat pazarında. Rüzgâr yok, bulut yok. Enfes bir bahar sabahı.

Güzel bir pastoral; cıvıldaşan kuşlar, yağmurdan sonra pırıl pırıl ağaçlar, yapraklar. Erikler gaza gelip çiçek açtı açacak. Bu güzel manzarayı tamamlayacak bir tek şey kaldı: Bir Adanaspor galibiyeti.

Makinenin tozunu aldık fotoğraflar için, boğazımızı temizledik coşku için, bilet parasını ayırdık, bugünkü totemi belirledik, maça nerden gireceğimize karar verdik.

Geriye sevgili Adanaspor’umuzun ne yapacağı kaldı, sevince veya kedere dair...

Vira Adanaspor. Aganta…
Yazar: Editor
2009-02-21 13:26:25

Zorlu Bir Adanaspor Kartal Maçı


Bundan sonra her maç zor,

her maç çekişmeli,

puan hep aslanın ağzında olacak,

cepte 3 puanı unutalım,

ya can havliyle ya da ilk altı için herkes saldıracak sahada,

kimse kimsenin gözünün yaşına bakmayacak,

önceki haftalarda da görüldüğü gibi herkes herkesi yenecek,

sürprizler çok olacak,

şampiyonluğunu garanti saydığımız takımlar hedefine öyle kolayca ulaşamayacak,

düştü denen Sakarya çok direnecek, kurtarmaya çok yaklaşacak ve bence kurtaracak…

Bu yüzdendir ki korkulu rüya görmemek için ve süper lig umudu için her maç değerlidir, her puan kıymetlidir, her destek anlamlıdır, tribünün sabrı olmalıdır…

Ve sürprizler tarafımızdan yapılmalıdır, bize bir sürpriz yapılmasına izin verilmemelidir, ortam hazırlanmamalıdır.

Yarınki 3 puan bizim olmalıdır.

Yazar: Editor
2009-02-19 10:26:02

Parasal Futbolun Açmazı

http://www.clker.com/cliparts/8/c/f/8/1195422853575736333ArtFavor_Money_Bag_Icon.svg.med.png

“Avrupa Futbol Federasyonları Birliği UEFA’nın başkanı Michel Platini, futbol sektörünün mali açıdan çökmesini önlemek için oyunculara yapılan yıllık ödemelere ve transfer ücretlerine bir üst sınır getirilmesi çağrısında bulundu.

UEFA’nın bu olasılığı değerlendirdiğini kaydeden Platini, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada, küresel ekonomik krizin profesyonel spor dalları arasında yer alan futbolun geleceğini tehlikeye soktuğunu söyledi.

  • Platini’nin önerisi, kulüplerin gelirlerinin sadece yüzde 50 veya 60’ını ücret ve oyuncu transferlerine ayırmasına yönelik bir sınır getirmek.
  • UEFA Başkanı, bir kulübün diğerine herhangi bir oyuncu için astronomik ücretler ödemesinin ne kadar ahlaki olduğu sorusunu yöneltti.
  • Geçtiğimiz günlerde İngiliz futbol kulübü Manchester City, AC Milan’ın Brezilyalı yıldızı Kaka için 150 milyon dolar önermiş, ancak haftada 250 bin sterlin ücret anlamına gelen teklif geri çevrilmişti. Avrupa’nın önde gelen kulüpleri, böyle bir üst sınır konması fikrine karşı çıkıyorlar.
  • Michel Platini ise asıl kulüplerin ekonomik kriz karşısında yeni bir düzenleme yapılması konusunda teklif getirdiklerine dikkat çekti. Platini “Kulüpler bize uyguladığımız sistemin, orta vadede mali açıdan çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylüyor” diye konuştu.
  • Platini yaşanan ekonomik kriz ortamından sporun da etkilenmeyeceğini düşünmenin safça olacağını belirterek, “Kendimizi kandırmayalım, Manchester United ya da Real Madrid gibi dev kulüpler bile mali açıdan Microsoft ya da Exxon’un yanında birer cüce” dedi.
  • PlatiniAvrupa birinci liglerindeki çoğu takımın cirosu, kentlerinin en büyük süpermarketinden azdır.” diye konuştu.
  • Eski bir Juventus oyuncusu olan Platini, Avrupa Parlamentosu’ndan futbolda istikrarın sağlanması için UEFA’ya yardımcı olmasını istedi.
  • Platini, AB’nin spor konusunda sıkı rekabet kurallarına muafiyet sağlamasını isteyerek, sporu denetleyen kurumların kendi imkânlarıyla adil bir zeminde mücadele ortamını sağlamasına izin verilmesi gerektiğini savundu.”
Yazar: Editor
2009-02-18 16:40:08
http://ul.gcg.gen.tr/x/e26ebd5.jpg
 

  • 90′lı yılların başı. Adanaspor açısından tatsız tuzsuz zamanlar. Tribünlerde, her koşulda Adanaspor’u takip etmeyi kendine bir tür amaç edinmiş insanlar var. Artık birbirine aşina yüzler oluşuyor bu müdavimlikte. Herkes zamanla tanış oluyor. Öfkeler, sevinçler klasik bir tribün muhabbetinde birbirine karışıyor.
  • Bir Yahya‘mız vardı o vakitlerde tanıdığımız. Tüm Adanaspor tribünlerinin bildiği Yahya… Bir rahatsızlığından dolayı kelimeleri tam söyleyemez, ama hiddetlendiğinde de hakeme filan veryansın etmeyi ihmal etmezdi. Biz onun ne dediğini anlar, daha doğrusu hisseder alkışlarımızla Yahya’yı desteklerdik. Adanaspor’u en saf duygularla sevmenin en somut örneğiydi o.
  • Bir pazar günü maçtan önce bir anons yapıldı. Bu ne tribünleri hizaya sokmanın, ne hakemlerin, ne takım kadrolarının ne de başka bir şeyin anonsuydu. Kederli bir sonbahar gününde bir veda anonsuydu bu. Yahya’nın öldüğü duyuruluyordu. Boğazımız düğümlendi. Yahya gitmişti. Kalktık alkışladık. Bir tribüncü bir diğer tribüncüyü başka nasıl uğurlayabilirdi ki?
Yazar: Editor
2009-02-16 16:46:00
http://files.vector-images.com/clipart/pencil_prygov2.gif

15.02.2009 tarihinde Kayseri'de oynanacak olan K.Erciyesspor-Adanaspor karşılaşması,K.Erciyessporlu futbolcuların (önce 14, daha sonra da 8 futbolcusunun) 13.02.2009'da sağlıklı olarak antremana çıkmalarına rağmen, bir gün sonra 14.02.2009'da gripal enfeksiyon gerekçesi ile aynı zamanda klüp doktoru olarakta görev yapan Erciyes Üniversitesi Tıp fakültesi öğretim üyesi Sayın Prof. Dr. Sinan Karaoğlu tarafından hasta raporu düzenlenmesi ile maç Futbol Federasyonu tarafından iptal edilmiştir.
 
Birgün önce antremana çıkacak kadar sağlıklı olan futbolcuların, birgün sonra ve üstelikte gripal enfeksiyon gibi bir nedenle 22 kişinin hastalık raporu alarak maçın ertelenmesi düşündürücüdür. Hafta içinde K.Erciyes kulübü bünyesinde yaşanan olayların ertelenmeye sebep olacak bu olayla bağlantısı olmadığını tüm iyi niyetimizle düşünmek istememize rağmen, gelişmeleri çokta samimi bulmadığımızı ve gerek Adana şehri olarak futbol adına Adanaspor'un ve gerekse ülke futbolunun zarar gördüğü gerçeğini belirtmek istiyoruz.
 
Futbolun futbol kuralları içerisinde, tüm yan etkilerden bağımsız olarak ülkemizdeki saygın yerini koruması için gereken hassasiyetin gösterilmesi için yetkili mercileri sağduyuya davet ediyoruz. 
 
Saygılarımızla.
 
                          Adanaspor Düşünce Platformu

Yazar: Editor
2009-02-13 12:20:16
http://www.dorlingkindersley-uk.co.uk/static/clipart/uk/dk/history/image_history008.jpg

Vur Kır…

*Bir talimattır adeta,

*Emir olarak da telakki edilebilir,

*Ve bu emir önce takımadır,

*Zaten orası o an bir stadyum, spor etkinlikleri mekânı, açma germe yapalım, sağlıklı kalalım, iyi insan olalım, sosyalleşelim, birbirimizi sevelim platformu filan değildir,

*Düpedüz arenadır,

*Ölümüne dövüşen gladyatörler vardır orada,

*Ki biri ölecektir,

*Lakin bizim adam(lar) kaybeden olamayacaktır, en azından biz öyle istiyoruz, umuyoruz,

*Çünkü kaybetmeye şu noktada tahammülümüz yoktur; fenayız, fena yaparız, bu sebeptendir ki takım vurup kırıp parçalayarak bu maçı alacaktır.
____________________________

*Kritik dönemlerin tezahüratıdır,

*En zalimlerindendir,

*Şiddeti tarif eder, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi,

Ya küme düşülecektir, ya da şampiyonluk gidecektir,

*Kazanamamak, o esnada hiç düşünmediğimiz, düşünmeyi bile istemeyeceğimiz bir hazin haldir.

_________________________________

  • Maça bu tezahüratla da başlanabilir,
  • Rakibin takındığı tavır bir tahrik unsuru meydana getirmiş olabilir bu tezahüratın arifesinde,
  • Buna göre bir sonuç istenmektedir,
  • Kan dökülecektir,
  • Bu meyanda birilerinin canı yanacaktır.

_________________________

Ama her tezahürat gibi bu da son düdükle unutulacaktır. Tribünlerin en soğuk bir zamanında, yani kimsesizlikte; konfetiler, karton şapkalar, çekirdek kırıntıları, izmaritlerle bir olup en hafif rüzgârda savrulup gidecektir kaybolmuş sesler sokağında.

“Çünkü…

Vur, kır… Hay Allah, hanım dönüşte ekmek ve yoğurt istemişti. Unutursak: ))”

Yazar: Editor
2009-02-08 13:53:48

Amatör Küme

Adana’da 1.amatör kümenin sonlarına geliniyor. Şampiyonluk mücadeleleri de kızıştı buna göre. İşte bu maçlardan biri: Akkapıspor-Yumurtalık Belediyespor. Akkapı bu maçı alırsa şampiyonluk son haftanın üç puanına kalacak. Adanaspor’un eski futbolcularından Razık’ın çalıştırdığı Akkapıspor her iki yarıda attığı gollerle maçı almayı bildi ve son 90 dakikaya kaldı. Evet, hak eden şampiyon olsun, Akkapı veya Kanal Ufuk...

Bu arada Akkapılı Adanasporlular da destek için oradaydı.

İşte birkaç kare:

http://ul.gcg.gen.tr/x/c9ed368.jpg
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/105dce1.jpg
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/f77db2f.jpg
Yazar: Editor
2009-02-07 14:26:22
http://ul.gcg.gen.tr/x/43fca2b.jpg

İzlediğimiz futbol bloglarının başında gelir ultras/Movement. En güzellerindendir.

Amatörden profesyonele, Anadolu'dan Avrupa'ya kadar birçok futbol yazısını orada üstelik en nesnel haliyle okuyabilirsiniz, taraf olmanın en tarafsız haliyle... Önemli bir inceliktir bu. Birçoğumuzun haberi vardır gerçi u/M'den. Ama biz de burada bahsedelim dedik...

http://ultrasmovement.blogspot.com/

Yazar: Editor
2009-02-06 18:51:34

http://www.ligtv.com.tr/uploads/news_manset_resim_1q_MesutOzil01.jpg

Gurbettekiler

Başlık şöyle bir şeydi: “Gurbetçi Futbolcular Neden Milli Takımımızı Tercih Etmiyor?”

Peki biz soralım, o futbolcular neden bizim milli takımı tercih etsin?

  • Sadece “aileden” Türk olmak burayı tercih etmelerinin bir garip “mecburiyeti” olabilir mi? Neden tercih etsinler milli takımımızı? Evet;
  • Kifayetsiz muhterislerin elinde heder olmak için mi?
  • Örneğin, Yıldıray’ın yaşadıklarını yaşamak için mi?
  • El kapılarına (adeta köle diye) devlet eliyle gönderdiğimiz birinci kuşağın çocuklarından, torunlarından bir tür teşekkür(!) beklediğimiz için mi? (Not: Tam burada dinleyiniz; Ruhi Su / El Kapıları).
  • Geldiklerine pişman olmak için mi?
  • Türlü kaprislerle, kayırmalarla muhatap olmak için mi?
  • Futbol hayatı bitmek üzere olan kimilerinin yedeği kalarak kariyerlerini yıpratmak için mi?
  • Neden tercih etsinler…
  • En önemlisi; onların futbolculuklarında herhangi bir emeğimiz olduğu için mi?

Ne kadar kolay değil mi istemek, çağırmak, gel demek… Ülkede binlerce genç futbolcu, on binlerce futbolcu adayı var. Yetiştirmekten veya bunu düşünmekten, devamında bu topraklardan 18 kişilik bir milli takım çıkarmaktan bu kadar mı aciziz? Hep mi hazıra konma derdinde olacağız? Emeğin en yüce değer olduğunu ne zaman anlayıp emek vererek bir şeyler yapacağız, bu anlamda ne zaman vazgeçeceğiz emek hırsızlığından? Ve sonra yaygaracılıktan?

Not: Bu kuşak artık "gurbette" değil!

Yazar: Editor
2009-02-05 11:49:49

http://4.bp.blogspot.com/_sEVm4vYn3gU/RgEJIDi0AEI/AAAAAAAAAgk/bv_kz1Ac8gw/s320/native_american_clipart_totem.gif

Maç kötü giderken “yer değiştirmenin” tribüncüler için vazgeçilmez bir ritüel olduğu tartışılmaz bir gerçeğe dönüşmüştür adeta. Hepimizin bu tür anıları vardır. Tribün muhabbetleri serisinde bunlara değinmiştik. Bir tanesini daha paylaşalım bu anların:
Adana’da oynadığımız Şeker maçı… O belalımız Şeker. Neyse bunlardan ilelebet kurtulduk:)) Takım bir türlü gidemiyor rakip kaleye. Çabalar boş. Maratonda bir umutsuzluk. İşimiz işte yine totemlere kaldı, yani taraftarın bireysel uğur girişimlerine:))
Ufak tefek ayak veya yer değiştirmeler, sigara yakmalar da fayda etmiyor. En son maratondan bir amca bu girişimlere son noktayı koydu.
— Ulan, olmazsa maratonla kapalı şöyle bir yer değiştirelim yav!
Tabi biz bunu yapamadık ve o maçı 2–1 kaybettik:((

Yazar: Editor
2009-01-31 12:43:40
http://ul.gcg.gen.tr/x/04159af.jpg

2 Kulüp Arasındaki 7 Benzerlik/Fark

 

Burada Adanaspor ile Sivasspor’u karşılaştıracağız. Derdimiz bir tarafı övmek, diğerini yermek değil. Bir tahlildir sadece. İçinde elbette bir Adanasporluluk olan tahlildir. Özneldir yani.

  1. Sivasspor’un yükselişi, Adanaspor’un inişi siyaseten olmuştur. Bu işin benzer yanı. Fark yükselişte ve düşüşte. Tahterevallinin müdahaleli “dengesinde”.  Bunu sahada “kollanma anlamında” söylemiyorum. İşin sahaya kadar gelen maddi boyutundaki kollanmayı kast ediyorum. Bakalım hangisi önce bitecek Akp yükselişi mi, Sivasspor yükselişi mi? İkisi aynı anda mı olur yoksa? Kim bilir!
  2. Adanaspor yükselişi sivil inisiyatife, Adana’nın o zamanki dinamiklerine (70lerin sonu, 80lerin başı), çiftçi, esnaf “müdahalesine” bağlıdır ve aynı zamanda Adana’nın yükselişine bağlıdır. Sivas’ın yükselişi bildiğiniz koşullar bağlıdır.
  3. Adanaspor’un Miliçli, Gündüz Hocalı, Tamer Güneyli dönemlerin uzun vadede, alt yapıya bağlı bir Anadolu direnişiydi. Sivasspor’unki Bülent Uygun’a ve onun elindeki imkânlara bağlı bir başka Anadolu hareketidir.
  4. Kurumsallaşmayı, takım değil kulüp olmayı Adanaspor yükselişinin temelleri olarak almıştır; Sivasspor hâlihazırda iyi bir takımdır, şampiyonluk iddiası ve kalıcılığı daha fazlasına bağlıdır.
  5. Bizim süper ligdeki güzel günlerimiz çoktan mazi olmuş zamanın bir tesellisidir. “Genç Adanasporlulara anlatacağımız hatıralarımız var”ın bir malzemesidir; Sivasspor’unki şimdiki zaman kipine dairdir, keyfi doyasıya çıkarılmalıdır.
  6. Her ikisinin de iddialı, genç başkanı vardır. Ancak, biri en iyi futbolcusunu şampiyonluk kovalamacasındaki en güçlü kozunu satmak için gönüllüyken diğeri en önemli gol silahını satmamak için direnmiştir.
  7. Adanaspor hala “bir yalnızlık şarkısını” söylerken Sivasspor “beraber yürüdük biz bu yollarda”yı terennüm ederek ilerlemektedir.
Yazar: Editor
2009-01-23 18:40:39
http://ul.gcg.gen.tr/x/d441132.jpg

Bu Maçı Alacağız

Toplu bir ayindir söz konusu olan. “tek”ler gitmiş, kitle müdahil olmuştur. Tribünden gelen bireysel çıkışlar işlevsiz ve dolayısıyla anlamsızlaşmıştır. Son bir ayar gerekiyordur sahaya. Mesaj kendi futbolcusunadır, rakibedir, yöneticileredir, hakemleredir, futbolun tüm muhataplarınadır.

Bu maçı alacağız…

________________________________________

Tabi iş, tribünün bu hamlesine kadar gelmişse, takımın da o tribünü ateşleyen bir temposu mutlaka vardır. (Ama onca kötü gidişten sonra bıçak kemiğe dayanmışken maçın hemen başında yapılabilen bu hamle tribündeki yoğun beklentinin bir işareti olarak da değerlendirilmelidir.) Tribün, “kaybolduğuna” hükmettiği bir maç için asla bu “sloganvari” tezahüratı atmaz.

*2. yarının ortalarında görünür daha çok,

*Çünkü kırılma anı o vakitlerdir maçın.

*Takım beraberliği yakalamıştır veya bastırırken talihsiz bir gol yemiştir,

*Hatta hakemin bir arızası yakmıştır takımı…

*Ki bu dakikalarda yüksel ihtimalle, maçın ve tribünlerin tadına doyulmaz.

*Maça asılmanın en agresif olmasa da “kararlı” bir yolu. 

“Tek yol devrim!” der gibi bir şey; bu maçı alacağız, başka yolu yok!

 

Yazar: Editor
2009-01-21 10:49:25

Umut Var veya Kaka’nın İbretlik Röveşatası ya da “Kaka’lamak”

http://www.turkspor.net/images/news/kakaAAA.jpg

Ki hayalimizin, uğraşmaya mecalinin yetmeyeceği bir parayı elinin tersiyle itiyorsa Kaka, paranın her şey olmadığının hatta “hiçbir şey” olduğunun bir dömivolesinin fotoğrafını veriyorsa, zarifçe; bizim adımıza belki “Amerikan Uşağı Arap Şeyhleri”ne “gidin bu parayı Filistin’i imar etmek için harcayın” mesajı veriyorsa /veya biz bir mesaj tahayyül edip bu mesajı da böyle algılıyorsak, ne önemi var şimdi bunun, durumun gerçekliği değişmediği sürece Kaka’nın bu şiirsel davranışını biz pek ala böyle de yorumlarız, sanatsal bir durum söz konusudur çünkü/ bir anlamda “bedenlere sahip olabilirsiniz ama ruhlara asla” diyorsa ve şık bir bilek hareketiyle bedeni de kurtarıyorsa ve hatta muhatabının belinden su alıyorsa, para üzerine şekillenmiş şu futbol sektörseline bir beşlik yapıyorsa yani bacak arası, bizler buna içimizden ve de bloglarımızdan bir “oley” çekiyorsak; formaların kutsallığının namusu, bir parça da olsa kurtarılıyorsa böylece, evet mesleği futbolculuk olan yani bu “işten” geçimini sağlayan futbolcu kardeşlerimize derslik bir hareket gösteriyorsa, bir şeyler öğretiyorsa, tam da jeneriklik bir hareketse bu üstelik; Boggio’nun, Juventus formasını giyerken Fiorentina’ya penaltı atmayı reddetmesini, Sabotiç’in Adanaspor’a gol atmaya yanaşmamasını, Ali Beykoz’un Adanaspor’dan ayrıldıktan sonra Bursa formasıyla çıktığı maçta tüm tribün tarafından alkışlanmasını, Ali Beykoz’un çimleri öpmesini, ağlamasını (siz kendi futbol tarihinizden bu tür incelikleri ekleyiniz), bizim bu fakir futbol heveskarlığımızı daha anlamlı kılıyorsa, böylece efsaneden gerçeğe fuleli bir geçiş yapıyorsa ve birileri bu davranış üzerine keyifli yazılar yazıyorsa, hem futbol denen “olgu” hem taraftarlık hem de bilumum futbol yöneticiliği için umut vardır.

Bu umudun adı da şöyle olsun o zaman “Kaka’lamak” … Kelimenin Türkçemizdeki anlamlarıyla değil ama, belki yeni futbol düzeninin evrensel anlamıyla umudun adı olsun  Kaka’lamak”. Ve Anadolu takımlarının yıldız adayı oyuncuları bu manzaraya üç beş dakika düşünerek baksın.

Ve bu olay, formanın paraya karşı kazandığı önemli bir mevzi olsun!

 

Yazar: Editor
2009-01-19 16:54:16
http://ul.gcg.gen.tr/x/42f69c0.jpg

Kasımpaşa’yı Nasıl Yeneriz

  • Hakan ilk yarıdaki performansını bir adım ileri götürürse,
  • Defansımız klasik kademe hatalarına düşmezse,
  • Orta saha üç pas yapabilirse,
  • Kbong son hamlede başarılı olursa,
  • Emre golcülüğünü hatırlarsa,
  • Volkan gerçekten gladyatörse,
  • Yeni transferler yüzde elli iyiyse,
  • Cemre, ceza sahasına gol için düşerse,
  • Takım Adanaspor gibi oynarsa yani,
  • Taraftar sabırlı olursa,
  • Kimseler hesaplaşma peşinde olmazsa

…biz Kasımpaşa’yı yeneriz. Bu olasılıklardan biri bile bize 3 puanı getirir. Fazlası, rahat bir galibiyeti sağlar. Bir kez daha yazalım, bu grupta yenilmeyecek takım yok… yeter ki…

Not: Maç fotoğrafları 23.oo itibariyle foto-yorum'da...

Yazar: Editor
2009-01-16 20:31:53
http://ul.gcg.gen.tr/x/976f1ec.jpg
Yazar: Editor
2009-01-15 22:46:22

Kasımpaşa Maçına Doğru

  • Pazartesi zor bir maç olacak, demeye gerek yok. İkinci yarının ilk maçının liderle olması bizi bir tür teraziye çıkaracaktır. “Şimdi neyiz, bundan sonra nerelere gidebiliriz?” gibi soruların yanıtı bu maçta aşağı yukarı ortaya çıkacak. Hem takımın hem de taraftarın bir sınavı olacak bu. Oyuncularımız ne kadar hırslı, istekli; taraftarımız ne kadar sabırlı, sahiplenici…
  • Bu pazartesi görülecek bu. Takımı ve taraftarı buluşturacak kelime ise “inatçılık” olacak. Oyuncular bu ilk maçı ne olursa olsun almak için, taraftar da ne olursa olsun desteklemek için inat edecek… Hepimiz izleyeceğiz.
http://ul.gcg.gen.tr/x/ecd9497.jpg

 

Şöyle demişti Can Yücel:

(her şey sende gizli’den)

Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.

Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.

Yazar: Editor
2009-01-14 19:39:04