2009-01-06 20:32:52

Maç İddaa’ya Gitti

Yakın zamanın bir tribün saptamasıdır bu:

  • Maç iddaaya gitti.
  • Maç iddaya gidecek
  • Oranlara bak, bu maç iddaaya kurban edilir

Şeklinde yorumlara rastlanır. Yaşananlar göstermiştir ki aslında taraftar yıllardır futbolun içindeyken, onunla yakın bir hayat sürerken edindiği izlenimler, tanık oldukları onun bu durumda pek de haksız olmadığını gösterir.

Gazetelerden okuduklarımız, TV’lerden filan izlediklerimiz, duyduklarımız; Avrupa’da ve Türkiye’de yaşananlar böyle bir tribün kaygısını yaratmıştır. Zaten paranın köpeği olmuş futbol bir de bahislere, bahisçilere mi pazarlanıyor, aslında hiç de karanlık olmayan, hatta ziyadesiyle aydınlık mekânlarda?

Ayrıca “sistem” denen o soyut organizasyona duyulan güvensizliğin bir göstergesidir de bu yorumlar. Çünkü birileri bir yerlerde anlaşılır “ideallerle(!)” örgütlenmiştir. Dernekler, federasyonlar, kulüpler, partiler, ama işte oralarda o örgütlü insanlar “gizli örgüte” evirilip “şahıslarına menfaat sağlama” gruplarına, çetelere dönüşmüşlerdir.

Bir ülkede “dinin kutsallığı” içinde bile türlü dalavereler çevrilirken, tezgâhlar kurulurken, bir yerlerde enteresan insanlar, şirketler enteresan yollarla birkaç gecede dolar üzerinden milyoner edilirken bir futbol maçında küçük bir operasyon düzenlemek iş midir bre!

Sonuçta:

  • Burada her maç rahatlıkla iddaaya gidebilir
  • Bundan sonra, uzunca bir zaman, yenilgi gerekçelerinden biri de bu kaygı sayılmalı
  • Saha, hava, sakatlık, ceza sebepleri gibi…
Yazar: Editor
2008-12-23 20:46:49

Hakemler

http://ul.gcg.gen.tr/x/a172793.jpg

Herkes bir şeyler dedi yazdı onlar için. Biz de yazacağız bir iki satır.

Hem 1.ligde hem de Süper Ligde birçok maçı izledik. 1.ligde muhatap olduğumuz maçlar tabi ki Adanaspor’undu. Stattan veya TV’den izledik bu maçları. Süper lig maçlarının hatırı sayılır bir miktarını da izledik TV’den, evet. Bu yazının hazin sonu şu ünlemle de özetlenebilir hakemler için: Vah!  

Onlarca, yüzlerce hataya tanık olduk. Vahim hatalardı bunların çoğu. Hakemler belki art niyetli filan değildi o anlarda. Belki diyoruz. Öyle farz edelim. Bu da bir sorundur ama kendi başına, garabet şudur: Hakemlerimiz fena halde kötüdür. Kötüden de kötüdür. Bir alay “ne yaptığını bilmeyenler topluluğu”dur.  Birçok takımın kaderiyle oynamıştır onlar. Sezon boyunca onca emeği hırsızlamışlardır. Antrenmansızlardır, tutarsızlardır, iddiasızlardır, gayretsizlerdir, kolaycılardır…

Hata yapan futbolcu gider, yönetici gider, hoca gider; ama hata yapan hakem gitmez, hayır belki gider, yukarı yukarı gider. Büyük takımların(!) maçlarını yönetmeye gider.

Futbol en küresel spor-sektördür belki de. Örneğin bir Avusturalyalı dünyanın öteki ucundan gelip burada top oynuyor. Oynayacak elbette itiraz buna değil. Hocası da geliyor her yerden. Gelsinler, futbolumuza katkıları inkâr edilemez. Anladınız geleceğimiz noktayı:

Öneriyoruz! Bundan böyle hakem de gelsin dışarıdan. Bir yasak varsa konuya ilişkin, kaldırılsın. İstiyoruz bunu; çünkü tanık olduğumuz ve maruz kaldığımız onca eziyetten sonra o hakemlerin bir tekine bile inancımız, güvenimiz kalmamıştır. Art niyetli olup olmamaları bizi hiç ilgilendirmiyor! Can yakmaları ilgilendiriyor! Öyledir, yabancı hakem istiyoruz!!!

 

Not: Fırat Aydınus için çok yazdık burada. Bu notla ona da noktayı koyuyoruz. Ona “sana hakem olamazsın demedim” diye seslenmiştik. Son maçında da (Trabzon-Eskişehir) gördük ki aynı zamanda bir tetikçidir o. Düştüğü hazin durumlar nedeniyle inanın ona acıdık da bu kez. Ah, insan bir kere şaşırmaya görsün.

Yazar: Editor
2008-12-03 17:21:26

Kaplanpenche’ye öteden beri 20’nin üzerinde ülkeden giriş oluyor (Avrupa’nın birçok ülkesinden, Avustralya’dan, Kuzey Afrika’dan, Eski SSCB’den, Çin’den, ABD’den, Brezilya'dan…). Belki bahsetmiştik. Bu girişler bizi tabii ki daha fazla heyecanlandırıyor. Binlerce km uzaktan Adanaspor’u izleyenlere elimizden geldiğince ulaşmak bir başka mutluluğumuz oluyor.

Fakat bu hafta yapılan bir giriş, hassasiyetimize yeni bir boyut kazandırdı. Kamerun’dan gelen tıklama Kbong ve Mbilla için ayrıca bir şeyler yapmamız gerektiğini düşündürdü, hissettirdi bize.

“Dünya’nın öteki ucunda bir yerde yaşayan, futbol oynayan bir arkadaşı, kardeşi, oğlu fotoğraflarla da olsa görme-izleme isteği onları bize de ulaştırdı.” Buna ayrıca cevap vermeli, dedik.

Karabük maçı fotoğrafları sonrası, örneğin çarşamba günü “foto-yorum” bölümünde Mbilla ve Kbong fotoğrafları sıralayacağız; Kamerun’a da sevgiler deyip…

http://assets.panda.org/img/mtkupe_cameroon_35603_135459.jpg
Yazar: Editor
2008-11-27 23:07:11

Sabaha Kadar Oynasak …

http://ul.gcg.gen.tr/x/8e17553.jpg

Aslında bu bir sıkılmanın işaretidir. “Bu maçtan hayır yok. Gidip şurada iki tek atalım. Daha çok keyif alırız. Hem böyle eziyet de çekmeyiz.” anlamındadır.

Takım belki koşuyordur, ama sadece koşuyordur. Boş boş koşuyordur. “Bak ben koşuyorum ve doğal olarak birazdan yorulacağım, sonra bana sitem etme.” der gibi koşuyordur.

Mevkisini bilmeden koşuyordur. Bir kısır döngüde koşuyordur. Topu almak için değil, toptan kaçmak için koşuyordur. Topu koşturamadığı için koşuyordur. Gol atacak bir organizasyonu olmadığından koşuyordur (hay bin kunduz, haftalar önce not aldığımız şu satırlar bizim şimdiki durumumuza ne kadar da benziyor!).

Ama işte biz ille de gol isteriz, onun heyecanını isteriz, girişimizi isteriz. Bunun işaretlerini göremeyince de teşhisimizi koyarız:
“Abi, sabaha kadar oynasak da gol atamayız!”
Bunu yanımızdakine söyleriz daha çok. Acıyla haykırmayız tribünden sahaya. Çünkü bu kendimizin bir saptamasıdır, derin futbol bilgimiz, gözlemlerimiz ve tecrübelerimizle sabitlenmiştir ki kitlenin de keyfini kaçırmaya gerek yoktur. En çok yanı başımızdakiyle paylaşırız derdimizi. Bu yüzden “abi, kardeş, baba” gibi artık bilinmesi gereken bir gerçeğin ifade edilmesinin vaktinin geldiğini sezdiren samimi bir kelimeyle başlar.

Ve bir mucize olmazsa maç hakikaten öyle biter.

Yazar: Editor
2008-11-21 21:56:14

Rize’yi Nasıl Yeneriz?

  • Forma aşkıyla yeneriz.
  • Adanasporluluğumuzla yeneriz.
  • Takım, tribün bir olur yeneriz.
  • Her futbolcu bu işi bir onur meselesi bilir, öyle yeneriz.
  • Mücadele ederek neler yaptığımızı hatırlarsak yeneriz.
  • Uyuyan dev uyanırsa yeneriz.
  • Ama o kadar eksikle nasıl yeneriz!
  • Futbol sadece sahadaki nicelikle değil nitelikle de oynanıyor.
  • Yani sadece 11’e 11 değil ki maç bu anlamda.
  • Bir de “kalite” denen mefhum var ortada.
  • Hani “silkinmeler” olmuyor değil futbolda…
  • Ama bu durumumuz da yalnızca bir “silkinme” ile düzelir mi ki!
  • Yeni hoca yeni umut, deyip bu konuya hiç girmiyoruz ve girmeyeceğiz. Yeter konuştuk bu antrenör işini.
  • Peki, gerçekten yenebilir miyiz Rize’yi?
  • (Vah, biz bu satırları da mı yazacaktık?)
  • Keşke yenebilsek Rize’yi, birçok sıkıntı aşılırdı devreye kadar.
  • Yenelim be şu Rize’yi.
  • Ne iyi olur.
  • Biz yine maça, yenmek umuduyla gideceğiz Rize’yi.

Yine olmadı diyelim, ne gam! Ne demişti bir şiirinde Cahit Sıtkı Tarancı:

“Korkum yok bana verdiğin elemden,

Her mihnet kabulüm,

Yeter ki gün eksilmesin penceremden.”

Yeter ki Adanaspor’umuz herhangi bir eksikliği olmasın hayatımızda.

Yazar: Editor
2008-11-18 22:13:59

Feyzullah

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/fbcefc2.jpg

Top ondayken tribün bilirdi ki bir şeyler olacak. Gol olacak veya net bir gol pozisyonu yaşanacak; taraftar sonu bilinen, belki tahmin edilen bir coşkuyla ayakta olacak. O zamanlar “takım aşkına taraftar ayağa” sloganına zaten gerek yok, çünkü Feyzullah buna tek başına bile yapabilecektir. Bilirdik.

Onun kendine özgü ve binlerle ifade edilebilecek bir taraftar kitlesi vardı. Feyzullah’ı seyretmek, futbol denen o eğlenceli etkinliğin haz alma hissini tatmin etmeye yeterdi. Bizim Maradona’mızdı desem abartmış olmam. Hatırlayanlara sormak bile yeter.

Nejat’la organize ettikleri frikikler unutulmaz. Malum noktada bir serbest vuruş düdüğüne biz penaltı muamelesi yapar öyle sevinirdik. Nejat topu hafifçe havalandırırdı, Feyzullah vururdu ve gol olurdu. Bu kadar basitti eylem.

Yine dar zamanlarımızdı, tribünün tepkisi olur olmaz yerlere isabet eden deli maytaplar gibiydi. Birinde Feyzullah’a geldi bu tepki. Ki o söz konusu maçta da en çok savaşandı. Feyzullah, kendisine yöneltilen “tepkileri” duyduğu yerden bir bakış fırlatmıştı maratona, adeta o anda buz kesmişti tribün veya bir ‘Tarantino’ filminde her şey ağır çekim seyrediyordu o zaman… Sanki bin yıl süren bir sessizlik olmuştu. Evet, bir tepki olurdu belki futbolcuya, hak edeni de vardır; ama işte o saat itibariyle uzayın boşluğunda savrulmuş o acı sözlerin muhatabı asla Feyzullah olmayacaktı. O bakıştan bu böyle bilinecekti.

Derken, ilerleyen dakikalarda o sitemkâr bakışı bıraktığı noktadan (kuzey kale arkasına, orta saha ile ceza sahası arasında bir yerden) öyle bir şut çekti ki Feyzullah, o topu ne kaleci gördü, ne ben gördüm ne de tribün gördü. Bize kalan gole sevinmekti artık. Ama Feyzullah yalnızca bir “futbolcu onuruyla” o golden sonra takımının galibiyetinin peşine düşmüştü yine, tribünden basit bir intikamın değil.

Adanaspor’un mazisine dönüp baktığınızda orada, hem de güzel bir yerde Feyzullah’ı göreceksiniz.

...“YENİLMEMİŞ” bir adam!!!

Yazar: Editor
2008-11-16 18:46:32

Bir Yıldız Daha Kaydı

 

"http://ul.gcg.gen.tr/x/52f4691.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

Adanaspor’un Tarsus’taki en büyük destekçisi sevgili Ali Cem 15 Kasım 2008 itibariyle dünya evine girdi.

Önemli tüm maçlarımızda Adana’ydı ve onun tribünde olduğu maçları hep kazandık; iki Mersin maçı, Demirspor maçı, Karabük maçı… Daha önceki sezonda Mersin'deki şampiyonluğu beraber kutlamıştık hatta…

( Bu aralar Ali Cem’in maçlara acilen gelmesi gerekiyor, evlilik hazırlıkları nedeniyle ihmal etmişti buraları, en yakın zamanda bekliyoruz Başkan Rahmi, Hüseyin’i, Barmen Yusuf’u da alarak: ))

Pankart çalışmalarımıza da katılır, o vakitler müstakbel eşine o pankartlar aracılığıyla da mesajlar yollardı. (Bakınız 1. fotoğraf)

“Gül” çiftine mutluluklar diliyoruz.

(2. fotoğrafta da Tarsus tribünlerinin önemli isimlerinden Başkan Rahmi ve Hüseyin ile Ali Cem kardeşimiz)

 

"http://ul.gcg.gen.tr/x/a90ab44.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
Yazar: Editor
2008-11-11 21:35:11

Hoca Kim Olacak

Üç isim dolanıyor piyasada, üçü de birbirinde vahim.

      *  Celal Kıbrızlı hala antrenörlük yapıyor mu, meçhul. Unuttuğu berberliği tepemizde mi öğrenecek? Bu ismi acilen geçelim.

       *  Diğer isim Bahri Kaya. Rıdvan’dan hazır aldığı takımı zar zor şampiyon yaptıydı(!) Hoş, takım zaten şampiyondu aldığında. Rıdvan işi epeyce kolaylamıştı zaten. Ama o yıl Bahri Kaya’nın kupadaki basiretsizliğini unutmayacağız ve affetmeyeceğiz. Bahri Kaya’nın büyük gayretiyle de yenildiğimiz Kocaeli kupayı alıp UEFA’ya gitmişti. Kupayı almasaydı da gidiyordu… Bir de ne yapmış onca zamanda bu hoca liglerde. Lütfen Adanaspor’un çapını bu kadar düşürmeyelim! Çok basit bir şey söylüyoruz; Adanaspor’un ağırlığını çekebilecek biri lazım. Ne demişler, “devlerin yükünü karıncalar çekemez!” Unutulmaya! Bu ismi de tez elden çizdik.

   * Sonuncusu Hikmet Karaman. Hocalığa dair bir kariyeri varsa nedeni Adanaspor’dur. Büyük bir ihanetle gitmişti Kocaeli’ye. Üstelik türlü Bizans oyunları da yaparak… Bizim paramızla Avrupa’yı gezip beğendiği topçuları Kocaeli’ye transfer ettirerek, peşinden birkaç futbolcumuzu ayartarak… Çabucak geçelim bu ismi de…

http://ul.gcg.gen.tr/x/2d80fc8.jpg

Şimdi takımı Ahmet Yıldırım ve Fuat çalıştırıyormuş. Şu koşullarda bizce en isabetli isimdir Ahmet Yıldırım’dır… Neden, diyeceksiniz. El cevap:

  • İlklere imza atan Adanaspor, burada da bir ilki gerçekleştirecektir. Oyuncu-menajerlik uygulaması. “Şimdiki zaman” buna son derece uygundur.
  • Gündemde o üç isim varsa bunlardan çok daha kariyerli olan bir Ahmet Yıldırım var karşılarında. O, UEFA kupasını kaldırmış bir futbolcudur, hiçbir şey olmazsa… Peki ötekiler?
  • Takımı en iyi tanıyanlardandır Ahmet Yıldırım, bizle bir şampiyonluk keyfi de yaşamıştır, tribünden edindiğimiz izlenim onun takımı çevirebilecek bir dirayette olduğu yönündedir.
  • Ara dönemde isabetli transferler yapabilecek bir çaptadır.
  • Üstelik bunun çok güzel bir örneği de vardır. Aslında çok örneği vardır da biz birini hatırlatalım. Efsanevi futbolcu RUUD GULLİT1995–1998 yıllarında Chelsea'de oyuncu menajer olarak görev almış ve Fa Cup'u kazanan en genç menajer olma unvanını ele geçirmiştir.
  • Vaktiyle Gündüz Hoca başkanımız olmuştu teknik direktörümüzken, şimdi de Ahmet Yıldırım neden oyuncu menajer olmasın…
  • Bizim camia olarak buna yüreğimiz yeter, desteğimiz de olur sonuna kadar! Haydi o zaman…
http://ul.gcg.gen.tr/x/2c78174.jpg
Yazar: Editor
2008-11-08 17:13:24
http://ul.gcg.gen.tr/x/cf024b2.jpg

Önsöz: Maç öncesi son yazı aşağıdaki gibi iddialı bir başlıkta olunca ne de zor oluyor yahu bir beraberlik yazısı yazmak: ))

Denk kuvvetlerin maçı olarak göründü. İlk yarı Orduspor gol pozisyonları da buldu. Bir topları direkten döndü. Adanaspor maç boyunca dikkatli oynadı. Yakaladığım pozisyonu gol yaparım ve maçı koparırım, anlayışıyla oynadı. Nitekim 32. dakikada Hakan’ın ara pasına koşan ve rakiplerinden sıyrılan Kbong Adanaspor’un golünü attı.

Golden sonra da kontrolü elden bırakmadık. Bu sürede Ahmet Yıldırım akıllı oyunuyla takımı rahatlatan futbolcuydu. Hakan yine iyi işler yaptı. Fevzi üzerinde baskıyla net bir pozisyonda, galiba kaleye vurmaya cesaret edemedi, sağındaki Emre Hızarcı’ya bir pas çıkardı ve… bir golden olduk.

İkinci yarıya Emre Hızarcı’nın yerine Kerem’le başladık. Defansı böylece dörtledik, Ahmet önlerinde oynadı, onun da hemen önünde Hakan vardı. İkinci yarı Adanaspor rakibe pozisyon vermeme niyetindeydi. Genelde öyle de oldu. Bir pozisyonda Ahmet Şahin net bir golü çıkardı. Bu dakikada biraz şanslıydık, aslında rakip forvet güzel de vurmuştu; ama kalecimiz o dakikada çok iyiydi.

Derken…
Dakika 86’da hakem çıktı sahneye. Yahu bir her hafta bir şeyler mi yazacağız şu hakemler için! Bir tanesi haysiyetli bir insan gibi bir maç yönetmeyecek mi? Pozisyon şu; (valla en tarafsız halimle yazacağım: )) defansımızın arkasına bir top sarktı, Ahmet Şahin tam da ceza sahası çizgisine kadar çıktı. Rakiple birlikte topa havalandı, bunu yaparken ellerini filan açmadan da sırtını dönmeye çalıştı topa. Defansımız yardıma yetişirken, bu birlikte yükselme sırasında top kaleciye çarptı ve ceza sahası çizgisinden uzaklaştı. Ve hakem işte tam bu sırada start aldı ve tam da ceza sahası çizgisinde frikik kararı verdi. Ahmet Şahin’e de sarı kart gösterdi.

Maden bu kararı verdin ne diye kırmızı göstermedin ki be adam? Yüreğin o kadarına mı yetti? Vaziyeti mi idare ettin? Tabi kabak gibi ortada olan kaleye ayağı son derece düzgün Bruno güzel bir vuruş yaptı ve skoru eşitledi.

Not: Puan kaybettiğimiz her maçta biz zaten genel olarak yetersizdik, hadi itiraf edelim, kötüydük; ama o hakemler de en az bizim kadar kötüydü. Mesele bu. Yardım ummuyoruz, biraz insaflı olun diyoruz. Bırakın da en küçük bir bahanemiz olmadan yenilelim!

Maç fotoğrafları foto-yorum’da.

Yazar: Editor
2008-11-02 20:28:17

Bir Teselli Ver

Üçte üç yaptık. Ama yenilgide… Ne zamandır böyle kötü bir dönem geçirmiyorduk. En son kapanmaya giden senede böyle fena bir seriye tutulmuştuk.

Düzelmenin işaretleri var mı peki? Eldeki kadroyla yok bence. Bu yalnızca futbolcu niteliğinden kaynaklanan bir problem değil. Mevkilerde açıklar var. O da ancak transferlerle düzelir, bildiğiniz gibi…

Rakip belli bir güçte, bizdeki durum da malumunuz.

Hakan Hacıbektaşoğlu
Manisa - Adana maçına bakacak olursak ilk söyleyeceğim isim Hakan olur! Maç boyunca nasıl mücadele edilir, bunun bir resitalini yaptı Hakan!

  • Koşabileceği kadar koştu,
  • Bu yetmez elbette, takımı atağa kaldırdı,
  • Dönüp defansa yardım etti,
  • Hücum oyuncularına destek verdi,
  • Kanat oyuncusu gibi kenarlardan top taşıdı,
  • Şut çekti.

Diyeceksiniz ki orta sahada oynayan bir futbolcunun bunları doğal olarak yapması beklenir… Veya herhangi bir futbolcunun takımına bunlara yakın düzeyde bir katkı sağlaması gerekir…Haklısınız!

Ahmet Yıldırım
Hakan’a eklenecek bir başka isim Ahmet Yıldırım olurdu. 34 yaşındaki Ahmet Yıldırım da nasıl oynanması gerektiğine dair 90 dakikalık bir ders verdi adeta. Cem Karahan’ın ondan öğrenmesi gereken çok şey vardı bu maçta.

Cem Karahan
Ne yazık ki Hüsnü Özkara’nın büyük umutlarla transfer ettiği Cem Karahan oyunda kaldığı süre boyunca hemen hemen hiçbir işe yaramadı.

Yukarıda saydığım o olağan işlerin bir tekini yapsaydı bu maç yine de farklı olurdu.

Maç
Manisa’nın girdiği gol pozisyonları, lehlerine sonuçlansaydı “tarihi fark” diye bir başlık atmam gerekebilirdi. Biz elde ettiğimiz birkaç pozisyonu idareli kullandık ve bu hafta (eski deyimle söyleyeyim) “şerefli bir mağlubiyet” aldık!

Hoca
Hocayı eleştirim “o Cem’e nasıl bu kadar dayandı?” noktasında olur, bir de Onur yerine Kerem giremez miydi? Bunun dışında onun yapabileceği ne vardı ki bu kadroda! Mustafa Çapanoğlu’nun takım için yapabileceği en büyük iş takımdaki "savrukluğu" toparlamak olur, daha çok "kaynaşmış" bir futbolcu topluluğu kurmak, formasını seven… Yoksa ne Eyüp Hoca’yı ne de Mustafa Hocayı sorumlu tutabiliriz hal ve gidişten (öfkemiz kime biliyorsunuz). İşte bundan sonra tüm sorumluluk başkanımıza düşmektedir. Alınacak her kötü sonuçta yavaş yavaş o eleştiri odağına gelecektir. Dilerim işler o noktaya hiç varmaz.

Emre
Emre’nin 8. dakikada üst üste iki sarı kartla oyun dışı kalmasını hala anlayamadım. O arada ne oldu da 2. sarı çıktı sahneye? Bilemedim. Maçı birlikte izlediğimiz hiç kimse anlamadı. O Fırat Aydınus’a da bir çift lafım olacak, yarın… (Bu öfkeyle yazarsam “banlanırız” sonra kaplanpenche olarak: ))

Teselli
8. dakika uzatma oldu toplamda. Ve Adanaspor’umuz tam 90 dakika 10 kişi oynadı. Tüm eleştirilere rağmen, içinde bulunduğumuz koşullara göre konuşursam, “bittiğimizin resmidir” denecek seviyede bir maç oynamadık. Emre oyunda kalsaydı, Hakan ve Ahmet’e o civarda iki oyuncu kendi kapasitelerini biraz zorlayarak destek verseydi, bu karşılaşma yenilgimizle sonuçlanmazdı. Ve fakat 3-0’ı 3-2’ye getirmek hepimizde önümüzdeki Ordu maçı için iyimser bir hava yarattı. Bu da “haftanın kârı” olsun: ))

Yazar: Editor
2008-10-29 17:30:31
http://ul.gcg.gen.tr/x/0791cd7.jpg

Sevinmek duyguların en içten bir biçimde dışa vurumudur. Onun içinde numara, riya olmaz. Bir hesap peşinde olmadan sevinirsin.

Sevdiğin için sevinirsin...

Şu sevinç yumağına bakar mısınız! Emre'nin şu sevincine... Bu, şampiyonluk düğümünü çözen maçın frikik golünden sonra çekilmiş bir fotoğraf... Şampiyonluk sevincine hazırlanma sevincidir bu... Emre'nin ve takım arkadaşlarının samimi sevinci...

Yazar: Editor
2008-10-26 16:50:48
http://ul.gcg.gen.tr/x/9e42ce4.jpg

Kopya Cinayetler

Evimizde oynadığımız ilk karşılaşmanın, Gaziantep maçının bir kopyasını yaşadık.

Rahatlıkla kazanabileceğimiz bir maçı daha aynı rahatlıkla kaybettik.

İlk yarı hiç pozisyon vermedik, birkaç gol pozisyonundan da yararlanamadık.

İkinci yarıda kişisel hatalardan iki gol yedik: İlkinde orta sahada atak hazırlayabileceğimiz bir pozisyonda Fuat Halit'in bir adım gerisine attı topu, orada kaptırılan topla sol tarafımızdan gol geldi. İkincisinde yine sağ kanatta gol hazırlığındayken Cihan kaptırdı sol tarafımızdan ikinci gol geldi.

Arada Fuat kırmızı kartla oyun dışı kaldı 1-1 devam ederken maç.

Yani kendi ipimizi kendimiz çekiyoruz. Tamam, biz yeterince bile iyi bir takım değiliz artık, ama yenildiğimiz takımlar asla bizen iyi değil.

Durum her geçen gün vahimleşiyor.

http://ul.gcg.gen.tr/x/99fb2c0.jpg

Maraton Dışarı

Gaziantep maçında olduğu gibi bu maçta da maratona kurban verdik. Önce Ersan'dı hedef adam, Gaziantep maçında; bugün Fevzi kurban edildi, devamında ona sahip çıkan takım arkadaşı Emre.

Şimdi keyfine göre bağıran maraton bunu takıma destek için birkaç dakika yapıyor. Devamında işler biraz ters gidince küçük bir grubun gazıyla da futbolculara sallıyor. Oysa kötü gün dostu olmak bizim tarzımızdı diyoruz. Anlaşılan "iyi taraftar olmak" sadece takımın iyi gününe endeksli. Son dakikaya kadar Adanasporu'nu destekleyen taraftar buharlaştı mı? Öyle değilse bile "seyirciye dönüştü".

Maçın bitmesine hala 15 dakika varken, uzatmalar hariç; takım 1-0 geriye düştükten sonra 1-1'i yakalamışken, on kişiyken bile rakibin üzerine gidiyorken, gitmek için çabalıyorken "Fevzi dışarı" demek, sadece art niyettir. O maratondaki tetikleyici üç beş kişi takımın galibiyetini düşünmüyor demektir. Başka bir hesap var demektir. Her maçta takım bu gerginliği mi yaşayacak işler biraz ters gidince? Taraftar ne zaman vardır? Sadece şampiyonluk sevinci için mi? Aradaki dönemde ne olacak?

O zaman şöyle mi diyelim; takım şampiyonluk potasına girinceye kadar, tepede iddialı bir konuma gelinceye kadar, "maraton dışarı!"

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/daabb92.jpg

 

İyi takım bir iki takviyeyle yine kurulur; ama iyi bir taraftar olmak iyi bir takım olmaktan çok daha zordur; bu bir "tarz meselesidir".

Kişisel hırslarımızı, tatmin olmak zorunda(!) olan o ille de acil zafer tutkumuzu biraz bir kenara bırakalım, Adanaspor'a bakalım! Adanaspor'u düşünelim! Daha çok üzülmemek için öfkemizi içimizde tutalım bir parça, Adanaspor'a daha çok sarılalım. Gün bu gündür!

Yazar: Editor
2008-10-20 21:24:37

Hedefi şampiyonluk olarak koyup bunun gereği olabilecek pek bir şey yapamamak camiayı dalgalı bir ruh haline sevk ediyor: Evde şen, dışarıda yaslı. Taraftarın da kafası karışıyor, iddialı olsak mı olmasak mı? Bakıyorsun liderle aranda 6 puan var, dönüyorsun geriye lig sonuncusu ile aranda iki puan var. Yüksek sesle düşününce, şampiyon da oluruz küme de düşeriz, gibi bir cümle çıkıyor ortaya.

Biz taraftar olarak hiçbir maddi veya resmi sorumluluk üstlenmeden hedefi zaten belirledik( geçen sene de önceki sene de o bin haz dolu hedefi belirlemiş ve şampiyonluk keyfini yaşamıştık). Çünkü takımın içinde bulunduğu çeşitli koşullar biz o kadar da ilgilendirmez. Neler olduğunu bilmeyiz de. Bakarız rakiplere, bir de Adanaspor’umuza. Bu sahada da çapımızda takım yok deriz (ki geçen yıl 50 takımın en iyisi Adanaspor’dur her anlamda demiştik ve Adanaspor kimseyi mahcup etmeden o 50 takımın lideri olarak şampiyon olmuştu. Bunu bir kez daha hatırlatmakta fayda var.). İddiamızı sürdürürüz. Ama işte dedik ya biz sadece taraftarız. Böyle lafları hiç çekinmeden ederiz.

Peki, sorumluluk sahibi olanlar da böyle konuşursa… O vakit bu iddianın gereği yapılır, yapılmalı.

Dünkü maç, o kadar iddialı açıklamadan sonra tam bir hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Yine söyleyelim; o kötü Karşıyaka’ya hazin bir biçimde yenildik. Ki o Karşıyaka 12 puanla oynuyor bu saat itibariyle. -Bu lig hakikaten enteresan…-

Şimdi şu futbol denen şey bir tür savaşsa ve elinde yeterli silahın yoksa ne yaparsın? Siperde beklersin destek gelmesini… Aslında –bizce- Adanaspor tam da bunu yapıyor. Liderle arayı açmadan ilk yarıyı tamamlamak niyetinde en az kayıpla, şimdi transfer olamayacağına göre. (tabi ki hedef hala şampiyonluksa…) Sorası sonra…

Eyüp Hoca elindeki silahları en iyi şekilde kullanarak çarpıştı. Başarılıydı da. Mustafa Hoca da aynı şeyi yapıyor. (Morinho da gelse, bizde bundan ötesi olmaz hali hazırdaki koşullarda.)

Uzatmadan bağlayalım, sorumluluk sahibi olanlar iddialı almanın gereğini yapmazsa, dedik yukarıda. Sözümüz önce Hüsnü Hocaya:

Karabük ile anlaşırken, Adanaspor istediğim transferleri yapmadı, gibisinde bir şeyler söyledi. Bir teknik direktör için ne hazin bir açıklama. Şimdi sana sormazlar mı neden kabul ettin bu baskıyı. Bu olumsuzluğa rağmen göreve devam etmeyi içine nasıl sindirdin? Antrenörlük çapın başkanın bu “yaptırımına” direnmeye yetmedi mi? Peki vaziyet buyken neden şampiyonluk lafını hiç düşürmedin ağzından? Neden bizi aldattın? Üç dört transferle tozunu atacağımız şu komik sonuçlu ligde yeni bir şampiyonluk sevincinden neden hem kendini hem de bizi mahrum ettin?

Son olarak, Hüsnü Hocanın söyledikleri doğruysa (yalan söylemesi için bir neden yok)… O zaman da bizim başkanı birileri eldeki kadroya dair yanlış yönlendirmiş. Bunun bedelini de işte böyle inişli çıkışlı ve sıkıntılı bir grafikle ödüyoruz…şimdilik…

Yazar: Editor
2008-10-15 21:06:02

Bal Yapmayan Arı

http://ul.gcg.gen.tr/x/8331b62.jpg

Kimdir bu topçu?

Çok koşup bunu bir sonuca bağlayamayan mı? Yani boş boş koşan? Gol pası veremeyen mi? Ya da gol atamayan? Seyirciye hoş gelen hareketler yapamayan mı, yani bir Ali Beykoz, bir Altan, daha öncelerinden söylersek bir Ümit, bir Kayhan, bir Feyzullah olamayan mı "bal yapmayan arı" diye hakir görülen futbolcu?

Çalımlarla orta sahadan rakip eza sahasına süzülemeyen futbolcu mu? Bir kere bu bal yapmayan arının kaleci olmadığı kesin. Defans oyuncularından biri de değildir. O zaman orta sahadan bir oyuncudur bu. Golcüler için de söylenmez bu söz. Onlar golü bir şekilde atar ve vaziyeti kurtarır.

Kendi etrafında dönen, gölgesine çalım atan, topu ileriye taşıyamayan, koşup mücadele eden ama bu mesai sırasında pek iş çıkaramayan, bal yapmayan arı olur (mu?).

Ama çoğu zaman seyirci bu tahlilde yanılır. Çünkü o, acilen sonuca odaklanmıştır. O çok koşan fakat gol pozisyonuna giremeyen (ki işi bu değildir o oyuncunun) futbolcunun arka planda ne kadar çok iş yaptığını göremez bile mevzuu bahis seyirci. Kendine göre her şey ortadadır: Kaç gol attı bu adam? Cevap tatmin etmez kimseyi, o zaman bal yapmayan bir arı vardır sahada…Oysa böyle eleştirilen futbolcular yanındaki takım arkadaşlarını koşularıyla rahatlatmıştır, rakibin oyununu bozmuştur, belki top kaptırmıştır lakin daha çok top kapmıştır; defans ile forvet arasında lojistik bir köprü olmuştur, orada bir ton işi kolaylamıştır, takımı dinlendirmiştir, kritik paslarıyla gol kapısının kilidini açmıştır.

Özeleştiri

Örneğin ilk zamanlarda Halit için bu sıfatı kullanıyorduk. Ama onun ne yaptığına iyice bakınca, özellikle geçen sezon birçok maçta, aslında balın hasını yapan oyuncu olduğunu görmüştük. Yokluğunda otobana dönüşen orta sahanın haline tanık olunca anlamıştık değerini.

Evet, bir oyun içinde mücadele edip de sonuca katkısı olamayan futbolcular vardır. Ama bu durum çoğunda geçicidir, onun karakteristik özelliği değildir. Oyuncu gün olur sahada yoktur bile, gün olur maçı kurtarır (bakın, son maçta Fevzi).

Netice itibariyle arının bal yapıp yapmaması çoğu zaman ahval ve şerait göre değişen bir haldir.

Yazar: Editor
2008-10-14 20:47:15

Yedinci Haftanın Analizi

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/39c2b31.jpg

Kasımpaşaspor-Manisaspor (0–0)

Haftanın maçında ne şiş yandı ne kebap. Kurdukları kaliteli kadrolarıyla Bank Asya Liginin en büyük favorileri arasında gösterilen Kasımpaşaspor ve Manisaspor arasındaki mücadelede beraberliğe sevinen taraf konuk Manisaspor oldu. Ufukhan’ın kırmızı kart görmesiyle tam 60 dakika 10 kişi oynayan Manisaspor, Kasımpaşaspor takımına gol izni vermedi ve hem liderliğini hem de namaglup unvanını korumuş oldu.
Ev sahibi ekipte bu aralar bir düşüş görünüyor. Son 3 maçından sadece 2 puan alan ev sahibi takımda ilk haftalarda sergilenen güzel ve mücadeleci oyun son haftalarda yok. Manisaspor ise şu ana kadar hedeflenen puana ulaşmış durumda. Sene sonuna kadar Manisa takımını sürekli olarak üst sıralarda göreceğimiz kesin.

Altay-Boluspor (1–1)

Lige fırtına gibi bir giriş yapan Altay,oynadığı son 4 maçından da beraberlikle ayrıldı.Golcü Şehmuz'dan yoksun olarak Boluspor maçına çıkan Altay,mutlak favori olduğu karşılaşmada Burak'ın çok net kaçırdığı pozisyonları maç boyu aradı. Bu aralar oldukça çalkantılı bir dönem geçiren Boluspor karşısında kaleci Ziya'nın büyük hatasıyla öne geçen Altay, ilerleyen dakikalarda yapılan yanlış değişikliklerle ve skoru koruma amaçlı defansa çekilince oyundaki üstünlüğünü Boluspor'a kaptırdı. Son dakikalara doğru gelen Bilal'ın golü deplasman takımına beraberliği getirirken, en yakın rakiplerinin karşılaştığı bu haftada Altay galip gelemeyerek avantaj yitirdi. Maçın yıldızı ise Bolusporlu Erdem oldu.

Gaziantep Bş.Bld.Spor-Güngören Bld.Spor (3-0)

Çok az sayıda taraftarın izlediği maçı ev sahibi ekip rahat kazandı. Sezon öncesi yaptığı etkili transferlerin takıma uyum sağlamasıyla gücüne güç katan Antep ekibi, ilk yarıda gelen Mustafa Şahintürk ve Uğur'un golleriyle skor avantajını 90 dakika boyunca korudu. Zayıf Güngören Bld. Spor’un hiçbir varlık gösteremediği maçta, Baykal'ın da takımını 10 kişi bırakması farklı mağlubiyete davetiye çıkardı. Geçtiğimiz hafta güzel bir oyunla güçlü Kasımpaşa'yı deviren Güngören'in kadro yapısı itibarıyla, biraz daha zamana ve tecrübeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Güngören takımının sezon sonuna kadar bu tarz sürpriz galibiyet ve mağlubiyetlerine herkesin alışması gerekir. Ev sahibi ekip için ise söyleyeceklerim, her maçını deplasmandaymış gibi oynuyor. Çünkü iç sahada maçlarını 200–250 kişiye oynuyor. Taraftar desteği denen bir şey söz konusu değil. Her sene olduğu gibi bu sene de taraftar sıkıntısını fazlasıyla yaşayan Antep'in Mavi-Beyazlı ekibi artık yalnızlığa alıştı!

Erciyesspor-Kartalspor (1–1)

Bir başka, az sayıdaki taraftarın izlediği maçtı bu. Maçın başlarında Bikoko'nun golüyle öne geçen ev sahibi ekip, son dakikalara doğru Mesut'un golüne engel olamayarak sahadan beraberlikle ayrıldı. Geçtiğimiz hafta Erciyes-Diyarbakırspor maçından önce Erciyesspor kulüp başkanı Enver Kemaloğlu'nun yaptığı açıklamalar takım üzerinde büyük bir baskı oluşturdu. Futbolcuları ve teknik heyeti tehdit edercesine birtakım söylemlerde bulunan Enver Kemaloğlu kısa vadede istediğini almış görünüyor. 2 haftada alınan 4 puan takımı birazda olsa tehlikeli bölgelerden uzaklaşmaya yetti. Ancak bu ve benzeri açıklamaların uzun vadede başarı getirmeyeceği apaçık ortada. Kartalspor'un ise istikrarlı ilerleyişi devam ediyor. Teknik direktör Mehmet Altıparmak'ın elinde geniş bir kadro var ve süreçte bu kaliteli isimlerle sürekli üst sıralarda dolaşacakları kesin.

Karabükspor-Ç.Rizespor (1–1)

Hafta içinde teknik direktörlüğe Hüsnü Özkara'yı getiren Karabükspor ile geçen sene Turkcell Süper Liginden düşen Ç.Rizespor'un mücadelesinden galip çıkmadı. Şadi, Ali Sakal, Kürşat, Özden ve Sedat'tan yoksun olarak Karabük deplasmanına çıkan Rizespor, Riberio’nun golüyle skorda üstünlüğü yakaladı. Son 15 dakikaya girilirken ev sahibi takımdan Hakan Bayraktar'ın da kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kalan Karabükspor karşısında Rizespor'un daha rahat kazanması bekleniliyordu ancak Mahmut'un golü ev sahibi takımına 1 puanı getirdi. Sezon öncesi şampiyonluğun en büyük favorisi olarak gösterdiğim Ç.Rizespor, şu ana kadar beklenileni veremedi. Tecrübeli kadrosuyla bu ligde mücadele eden bu takımda teknik direktör Metin Diyadin ve futbolcular tamamen hayal kırıklığı yaratmış durumdular. Karabükspor’a baktığımız zaman ise istikrarsızlık söz konusu. Genç kadro ile mücadele veren bu takımın uzun vadede başarı getirip getirmeyeceği şu anda soru işareti.Yalnız geçmiş senelere baktığımızda bu ligde genç kadro ile mücadele eden takımların pek başarılı olamadıkları ortada.

Diyarbakırspor-Malatyaspor (1–0)

İlk 3 haftada topladığı 7 puanla lige iyi bir giriş yapan ancak ardından oynadığı son 3 maçtan da mağlubiyetle ayrılan Diyarbakırspor ile son haftalarda oldukça formda görünen Malatyaspor arasındaki karşılaşmayı ev sahibi ekip ilk yarının son dakikasında Erhan Şentürk'ün attığı golle kazandı ve kötü gidişe dur dedi. Kadro kalitesi olarak birçok takımdan daha iyi durumda bulunan Diyarbakırspor aynı Rizespor da olduğu gibi hayal kırıklığı yaratan takımlardan. Yalnız başarının gelmesi için sadece iyi bir kadro yetmiyor, içte de istikrarlı bir yönetimin olması gerekiyor. Fakat şu ana kadar Diyarbakırspor'da bu gerçekleşmiş değil. Malatyaspor ise, geçen haftanın en büyük sürprizine imza atmış bir takımdı. Fakat dün sahada çok kötü bir Malatyaspor vardı. Skor belki 1–0, ama Malatya kalecisi Fevzi tam 6 mutlak golü önledi. Ayrıca Diyarbakırsporlu Hüseyin Kartal, bir de penaltı atışından yararlanamadı. Kısacası ev sahibi ekip dün tarihi farkı kaçırdı.

Samsunspor-Orduspor (1-0)

Her iki takım taraftarlarının da yoğun ilgi gösterdiği Karadeniz derbisinde gülen taraf Samsunspor oldu. İlk yarıda konuk Orduspor daha iyi bir görüntü sergilerken direkten dönen top belki de maçın kırılma anı oldu. İkinci yarı ise ev sahibi bambaşka bir görüntüdeydi. Yoğun baskı kuran Samsunspor aradığı gole, 80.dakikada Oktay ile buldu. Bu golden sonra ise Orduspor beraberlik için saldırdı fakat maçı ev sahibi ekip kazanmayı bildi. Konuk Orduspor, sezona oldukça sıkıntılı başlasa da şu anda yönetim konusundaki sıkıntıları gidermiş görünüyor fakat geçen seneki motivasyonlarını yakalayabilmiş değiller. Ev sahibi Samsunspor ise kazandı ve biraz da olsa kendine geldi.

Sakaryaspor-Karşıyaka (3–1)

Deplasmanda Giresunspor'u yenerek, beklenen patlamayı yapan Sakaryaspor, bu hafta da Karşıyaka'yı yenerek çıkışını sürdürdü. İlk yarıdaki oyun vasatın altında kaldı. Bu devrede Sakaryaspor sadece 1 pozisyon bulurken, maç boyu Karşıyaka ise 2 pozisyon buldu. Karşıyaka, duran toptan bulduğu pozisyonu gole çevirirken, diğeri ise direkten döndü! İkinci yarıda ise fırtına gibi esen bir Sakaryaspor ve Özgürcan izledik. Yapılan doğru değişikliklerle oyunda tamamen üstün olan Sakaryaspor, maçı hak ettiği şekilde kazandı ve ilerleyen haftalarda daha iyi olacaklarını gösterdi.

 

Yazar: Editor
2008-10-10 23:57:03

Bu iki takım arasındaki efsanevi maç Miliçli zamanımıza denk gelir. Biz bu hikayeyi anlatılanlardan biliyoruz. O zamanki 2. lig şampiyonluk maçıdır. Anlatılana göre Adanaspor'a şampiyonluk için beraberlik de yetiyor.(Galiba her iki takım 1. lige-süper lige yani- her durumda çıkıyor, fakat bu bir tür prestij maçıdır. Böyle bir ayrıntı söz konusu anlatılanlarda.) Son dakikada Giresunspor bir gol atıyor ve skoru kendi lehine 2-1'e getiriyor. Adanaspor hemen santraya geliyor ve Miliç, hala gol sevinci yaşayan Giresunspor kalecisini biraz önde yakalıyor ve orta sahadan attığı golle skoru eşitliyor, böylece Adanaspor üst lige şampiyon olarak çıkıyor.

(Anlatılan bu, arada atladığımız bir şey varsa özür...)

Anlaşılan o bir anlamda keyif maçı olmuş. Ama bu pazar oynanacak maç pek öyle olmayacak. Giresunsporlular, puana acilen ihtiyaç duyduklarını belirtiyorlar. Ligin başı, elbette iddiayı devam ettirmek için bu maç onlar açısından da önemli. Üstelik deplasman performansı iyi olan bir takım.

Bu maçta sadece mücadele etmek yetmeyebilir, oyunun hakimi de biz olmalıyız 3 puan için. Bu da topa daha çok ve disiplinli bir şekilde sahip olmakla mümkün, yani hem koşan hem de paslaşan, gol yollarını açabilen bir orta sahayla... Bu hal, transfer dönemindeki bazı hatalara, eksik transferlere hayıflanmamıza neden oluyor ister istemez. Neyse, bu yarayı artık kaşımanın bir anlamı yok. Tüm bu olumsuzluklara rağmen kör bir saplantıyla değil, takıma inanarak iddiamızın olabileceğini söylüyoruz. Bunu söylememizin nedeni aslında bu ligin takımlarının birbirine çok yakın güçte olmalarıdır. Hatta biraz abartarak örneklersek "x bir takım bu ligde şampiyonluğa da oynayabilir küme düşmemeye" de... Nihai sonucu ne belirleyecek peki? Bizce "takım olmak!" Sihir burada. Takım olmayı sağlayacak olan da yönetimdir, bizim tribündeki desteğimiz, sevgimiz, hoşgörümüz, takıma sonuna kadar destek olmamız, inancımız "en etkili belirleyici" olamayacaktır!

http://ul.gcg.gen.tr/x/47e1aaf.jpg
Yazar: Editor
2008-10-07 22:12:11

Bu topraklarda Türkler, Kürtler, Araplar ve daha birçok halk; Aleviler Sünniler büyük bir çoğunlukla, genel bir uyum içinde on yıllarca ve hatta yüzyıllarca birlikte yaşamışlardır. Kız alıp kız vermişlerdir birbirlerine. Dar günlerinde birbirlerinin yanında olmayı bilmişlerdir. Bunlar yaşananlarla tecrübe edilmiştir.

Yıllardır ülke, özellikle hakikaten "dış güşlerin" kontrolünde birtakım girişimlerle bir kaos ortamına çekilmeye çalışılıyor. Halk buna yıllardır itibar etmiyor. Birlikte yaşamanın önemine olan inancımızın temelinde bu sağduyu vardır. Güzel günlere inancımızın temelinde işte bu vardır.

Bir gün bu oyun bozulur ve Türkiye tüm insanlarıyla hayatlarını yine devam ettirir. Yeter ki "birlikte yaşamanın, aynı kaderi ve kederi paylaşmanın" kutsallığını kaybetmeyelim...

Yazar: Editor
2008-10-02 10:22:26
http://ul.gcg.gen.tr/x/7ee6acf.jpg

Bitti Eylül. Yazın son izleri de böylece çekildi bir yaşantıdan.
Eylül bitti, şimdi sonbaharın en kederli günleri başlar; çünkü mevsim yazdan elini eteğini çekip kışa teslim olma hazırlığındadır ve asmalar daha da kurumaktadır yarı bir ölüm uykusuna yatar gibi.
Eylül bitti, gitti. Soluverdi ömrün en narin teni gibi, gökyüzünün de rengi değişti.
Pencereler daha az açılır artık, balkon oturmaları ertelenir, soğuk bir biranın tadı daha az hissedilir; görebilseydik göçmen kuşlar da toparlanırdı, sahi kaç zaman oldu onları uzak mavi gökyüzünde izlemeyeli, daha bir efkarlı şimdi sonbahar... Çünkü bir ömür biter gibi bitti Eylül...
Şimdi uzak bir yalnızlık şarkısı gibi hafif hafif rüzgarın ıslığı kalır bize...
Eylül bitti.

Yazar: Editor
2008-09-30 18:09:46

Bugünkü idmanı izlemek için (1 Ekim) Çıldırın tesislerindeydik. Teknik Direktörümüz Eyüp Arın ile ayaküstü konuştuk.

http://ul.gcg.gen.tr/x/c26eb42.jpg

Önce tebrik ettik Hocamızı ve ekibini. Hem yeni görevleri hem de alınan puanlar-galibiyetler için.

Takımı sorduk hemen. En sevindirici yan, takımdaki arkadaşlık havası, dedi. (Antrenmanın da neşeli başlaması ve öyle devam etmesi bunun küçük bir göstergesiydi.) Bu arkadaşlık kıymetli bir şeydir, çünkü "takım" olamayan futbolcu topluluğunun başarılı olması da pek mümkün değildir. Arkadaşlık duygusu takım olmayı ve başarıyı getirecek olan itici güçtür.

http://ul.gcg.gen.tr/x/50ca74f.jpg

Kartal deplasmanını sorduk. Kartal zor bir takım, dedi. Sakarya'yı Sakarya'da yenmesini hatırlattı. Gerçi biz de Sakaryaspor'u orada yenebilirdik, ilk yarıda en az 5 pozisyondan yararlanamadık, diye devam etti. Biz de, kimseye sitem etmeden kaçan penaltıyı düşündük. (Gerçi onlar da kaçırmıştı, ama son fırsat bizdeydi, avantaj kaybeden bizdik orada.) Sonuç olarak, Kartal'dan puan almak için, mücadele edeceğimizi vurguladı.

http://ul.gcg.gen.tr/x/2e4107c.jpg

Son olarak "Cem?" dedik. Evimizde oynayacağımız Giresun maçında hazır olacağını düşündüğünü söyledi. (Bunu biz taraftarın genel merakı üzerine sorduk, takımın her bir oyuncusuyla her maça hazır olduğunu özellikle son 3 maçtır zaten görüyorduk.)

http://ul.gcg.gen.tr/x/7af451c.jpg

Eyüp, Feyzullah, ismail ve Cem Hocalara ve de Adanaspor'umuza iyi çalışmalar, dedik; Kartal'dan 3 puan dileğiyle oradan ayrıldık.

http://ul.gcg.gen.tr/x/a6fb43c.jpg
 
Not: Hocaların eski takım arkadaşı ve Akkapıspor'un antenörü Razık da oradaydı arkadaşlarını tebrik etmek, sevgisini iletmek için... Adanaspor arkadaşlığı işte böyle bir şeydir...
Yazar: Editor
2008-09-27 19:44:28
http://ul.gcg.gen.tr/x/c254eaf.jpg
 
"Hiçbir yol çıkmaz değil, hiçbir keder sonsuz...Hiçbir yol uzun değil, hiçbir yolculuk zorlu... ve hiçbir acı, acı değil sensizliğin yanında..."
Yazar: Editor
2008-09-23 19:11:50
http://ul.gcg.gen.tr/x/ad99eee.jpg

Manisaspor-Karabükspor (5–1)
Geçtiğimiz hafta deplasmanda Malatyaspor'u deplasmanda farklı deviren Manisa ekibi, ligin 4.haftasında da ligin yeni ekiplerinden Karabükspor'u farklı devirerek şampiyonluğun en güçlü adaylarından olduğunu gösterdi. Kaptan Sezer'in 3 gol atıp yıldızlaştığı maçta,2 asistle oynayan Rafael de yıldızlaşan bir başka isimdi. Konuk Karabükspor'un bir penaltı atışından yararlanamadığı maçta, taraftarın maça olan ilgisizliği de gözlerden kaçmadı. Bu sonuçla Manisaspor zirveye yerleşirken, Karabükspor son 3 haftayı da mağlubiyetle tamamladı.

Güngören Bld. Spor-Altay (1–1)
Güngören'in en etkili oyuncusu Âdem’in kart cezalısı olmasından dolayı oynayamadığı maçta ev sahibi ekip daha iyi bir oyun ortaya koydu. Haftaya lider olarak giren Altay, beraberliği son dakikada Yasin'in attığı golle kurtarırken, mütevazı kadrosuyla ligde kalma mücadelesi mücadele verecek olan Güngören ise liderden aldığı bu beraberliğe sevinemedi. Maç tamamlandıktan sonra Göngören Belediyespor'dan Ahmet ile Altay'dan Mehmet arasındaki tartışmanın ardından iki takım futbolcuları arasında da gerginlik yaşandı. Maçın hakemi karşılaşmanın ardından Ahmet ve Mehmet'e sarı kart gösterdi.

Giresunspor-Kasımpaşaspor (0–1)
Deplasman takımının fazlaca zorlanmadığı maçı hak eden taraf kazandı. Maç boyu üstün bir performans sergileyen Kasımpaşaspor, belki de galibiyete son dakikada ulaştı ancak maç içinde verilmeyen penaltı ve yine verilmeyen net bir gol vardı. Giresunspor'un sağ kanadının oldukça kötü bir performans sergilediği maçta golü Moritz attı.

Kartalspor-G.Antep Bld. Spor (2–2)
İlk devrede konuk ekip, ikinci yarıda ise ev sahibi ekip üstün bir performans sergiledi. Maçın ilk 20 dakikasında önce Cafercan'ın hemen ardından Mustafa Şahintürk'ün attığı gollerle bir anda 2–0 öne geçen Antep ekibi, ikinci yarıda Kartalspor'un etkili oyununa karşı koyamadı ve sahadan 2-2'lik sonuç çıktı. Ev sahibi ekipte henüz uyum sorununun atlatılamadığı göze çarparken, deplasman takımı Antep Bld ise beraberliğe üzülen takım oldu.

Adanaspor-Diyarbakırspor (2–1)
Gerek Antep Bld maçında gerekse Sakaryaspor maçında iyi bir performans sergilemesine rağmen istediği puanları alamayan Adanaspor, bu kez şansızlığını kırmasını bildi ve sahadan 3 puanla ayrılmasını bildi. İlk yarıda maçın tek hâkimi olarak gözüken Adanaspor, yakaladığı pozisyonları gole çeviremezken, ikinci yarıda iki takımında etkili atakları vardı. Adanaspor’da Cem ve Emrah Bedir yakaladıkları pozisyonları gole çevirirken, konuk ekibin sayısı ise Emrah Bozkurt'tan geldi. Adanaspor’da Kibong ve Emrah Bedir; Diyarbakırspor’da ise Mutlu ve Emrah Bozkurt ön plana çıkan isimler olurken, sahanın en kötü ismi ise Adanasporlu Yunus Murat Ceylan oldu. Kaldığı süre içerisinde sağ kanatta çok silik bir performans sergileyen Yunus'un daha önce çıkması gerekirdi. Bu sonucun ardından Adanaspor yükselişine devam ederken Diyarbakırspor ise ligdeki ilk mağlubiyetini almış oldu.

Boluspor-Ç.Rizespor (2–0)
Güngören Bld. Spor ve Adanaspor'da olduğu gibi Boluspor da yükselişe geçen bir diğer takım oldu. Maça dönecek olursak Boluspor, 90 dakika boyunca maçın tek hâkimiydi. Birçok pozisyondan yararlanamayan Bolulu Yarenler, galibiyete Mehmet Ayaz ve Erdem'in attığı gollerle ulaşırken, Rizespor ligdeki ilk mağlubiyetini aldı. Boluspor’da Gurbanov'un ve İlhan Şahin'in sakatlıklarının tam olarak geçmesiyle daha iyi bir ekip olacaklarını ve üst sıralara hızla yükseleceklerini söyleyebilirim.

Karşıyaka-Samsunspor (0–0)
İlk 2 hafta sonunda 6 puana ulaşmasına karşın hem Malatyaspor maçında hem de Karabükspor maçında iyi bir oyun ortaya koyamayan Karşıyaka, bu hafta iyi bir oyun ortaya koymasına rağmen sahadan 1 puanla ayrıldı. Karşıyakalı Yunus Altun'un oldukça müsait 2 pozisyondan yararlanamadığı maçta Samsunspor tamamen defansif bir anlayışla sahada oldu ve istediğini alarak Samsun'a döndü.

Orduspor-Malatyaspor (4–2)
Bu sene iç sahada oldukça başarılı maçlar çıkarmasını beklediğim Orduspor, beklentilerim dâhilinde iç sahadaki ikinci maçından da galibiyetle ayrıldı. Oldukça rahat bir oyun ortaya koyan Karadeniz ekibinde Ufuk Ateş ve Bronu maçta yıldızlaşan isimler olurken, konuk ekibin golleri Güngör ve Serkan Dökme'den geldi. Bu sonucun ardından Malatyaspor teknik direktörü Kadir Özcan ile yollar ayrıldı.

Erciyes-Sakaryaspor (1–1)

Çok az sayıda taraftarın izlediği maçta ilk yarıda her iki ekipte istediği oyunu ortaya koyamadı. İkinci yarıda ise ev sahibi ekip oldukça baskılı bir oyun ortaya koyarken aradığı golü de daha önce Mersin İdmanyurdu'nda forma giymiş ve benimde yakından tanıdığım forvet oyuncusu Taylan ile buldu. İlerleyen dakikalarda bu sefer Sakarya daha atak bir oyun sergilemeye başladı ve 80. dakikada kazanılan köşe vuruşunda Erciyesspor ceza alanı içinde oluşan karambolden gelen kafa vuruşunu kaleci Kaya çeldi ancak son dokunan Kerem oldu ve takımı adına beraberliği getiren golü kaydetti. Son dakikada da Sakaryaspor, yan topu değerlendiremeyince maç 1–1 sona erdi.

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2008-09-20 13:27:55

Bugünkü Adanaspor-Diyarbakırspor maçı itibariyle söylüyoruz; futbol sadece futboldur. Daha öncesinde de dile getirdiğimiz gibi tutkulu bir şenliktir, eğlencedir vesairedir bu anlamlarda. Bir savaş provası filan değildir; psikolojik, siyasi, edebi...

Tribünlerde olumsuz sonuçların dışında herhangi bir cansıkıntısı olmamalı. Kazanan 3 puanın keyfini çıkarmalı (bu biz oluyoruz: )), kaybeden evine biraz üzgün dönmeli. Bu kadar!

Futbol bu akşam sadece futbol olmalı.

Yazar: Editor
2008-09-15 17:36:00
http://ul.gcg.gen.tr/x/00a0072.jpg

Turuncu bir sabaha uyanıyorsak hala, bir şarkıda efkârlanıyorsak biz, uzak şehirlerdeyken de aynı göğe bakıyorsak, hayallerimiz varsa hala umut da vardır. Umut vardır bozulmamışsa rakının tadı, aynı şeylere gülüyorsak umut vardır, umut vardır aynı yağmurda ıslanacaksak, bir gün batımında dolaşacaksak birlikte umut vardır. Umut vardır yolculuklara çıkacaksak, bulut güllerinden daha bir suna ise güneşin şavkı, işaretlerine inanıyorsak hayatın, aynı filmden aynı hüznü buluyorsak ya da aynı aşkı, umut vardır. Aynı kaygılar sıkıyorsa canımızı, ama aynı yarınlara da inanıyorsak umut vardır, ki çıkmaz sokaklardan çıkarız aşka… Ve hep bir umut vardır…

Yazar: Editor
2008-09-03 22:26:16
http://ul.gcg.gen.tr/x/15ee80c.jpg

Adanaspor, Türkiye kupası ilk karşılaşmasında Gaziantep Belediyespor'a 2-1 yenilerek elendi.

Çok şaşırmadığımız ve de hiç üzülmediğimiz bir sonuç. Hedefimiz belli, 1.ligde yol almak. Yanlış birine sevdalanmanın alemi yok. Bu yüzden biz pazar günkü maçın hazırlıklarını yapalım.

"Üzülme" demişken; bu yıl her zorluğa, derde, kedere, gözyaşına hazır olmalıyız. "Pes ettik ilk haftada" mesajı olarak algılanmasın tırnak içindeki bu laf. İlk hafta gösterdi ki (ve geçmiş yıllardan da biliyoruz) 1. lig, sürprizlere fena halde meyilli. Hemen hemen her hafta enteresan sonuçlara tanık olacağı 0 dokuz maç içinde. Her takım, dişli, iddialı, iyi hazırlanmış. En azından bu yolda açıklamalara tanık oluyoruz. Bir Rize-Güngören maçı bile ne demek istediğimizi özetler.

Şimdi hiç paniklemeden, öfkelenmeden, ezginleşmeden yine en masum "Adanaspor aşkımızla" biz üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz. Zaman içinde göreceksiniz ki Adanasporumuz da bizi yine mahcup etmeyecek ve yine güldürecek.

Şimdi, bu sezon itibariyle, tam zamanı bunu söylemenin:Kaplanpençe, yırtar bence!

Yazar: Editor
2008-09-01 17:10:10
http://ul.gcg.gen.tr/x/ad5f962.jpg

Hocamız orta sahada Onur'a inandı ve güvendi, lige onunla devam etme eğilimi gösterdi. Biz antrenmanlarda olan biteni bilemeyiz. Onur'un o çalışmalardaki performansı üst düzeyde de olabilir. Bu durum hocayı cesaretlendirmiştir.

Onur da elbette top oynamak istiyordur, işi bu. O güvenin ve formanın hakkını vermek istiyordur. Zaten Onur Adanaspor'daki hiçbir maçında kaçamak oynamadı. Koştu, didindi, uğraştı, çabaladı. Yani hep bir şeyler yapmaya çalıştı Onur.

İşin "ama"sına gelelim. Özellikle bu 1.ligde Onur oynadığı yerde Adanaspor'a da kendine de faydalı olamaz. Bu noktada mesele hocanın ona güvenmesi veya Onur'un iyi niyeti filan değildir. Onur'un o yere uygun niteliklerde bir oyuncu olup olmamasıdır.

Şimdi siz Onur'u orada oynatmaya devam edersiniz, en küçük bir olumsuzlukta o futbolcuyu seyirciyle karşı karşıya getirirsiniz. Adeta onu arenada aslanların önüne atmış olursunuz.

Bir yolu bulunmazsa bu meselenin Onur da kaybeder, hoca da kariyeri açısından kaybeder, onca yükün altına girmiş ama bunların üstesinden gelip Adanaspor'u bir ilki gerçekleştirme düzeyine ulaştırmış başkan kaybeder, dolayısıyla Adanaspor kaybeder, taraftar kaybeder, emek veren onca insan kaybeder.

Sonuçta hayatımız neden-sonuç ilişkileriyle örülmüştür. Talih vs. bu sürecin hiçbir yerinde yoktur. Bu yüzden, sezon sonunda kötü bir sonuçla karşılaşmadan şimdiden nedenler üzerinde biraz kafa yoralım. Sevgiler.

Her şey Adanaspor için...

 

Yazar: Editor
2008-08-30 11:09:02

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/4c140f0.jpg
 
3 lige Ereğli deplasmanında galibiyetle başlamıştık. Lig, son maça kadar devam etmişti. Noktayı Mersin Belediye maçında koymuş, geçici olarak ikame ettiğimiz 3. lige ebediyen veda etmiştik.

 

2B’ye de Şanlıurfaspor galibiyetiyle başlamıştık. Müthiş bir ilk yarı izlemiştik bu maçta. 3 puanı 2-1’le almıştık. Yükselme grubu Gaziosmanpaşa maçı ile çıkış yapmış ve 4–1 gibi güzel bir skorla şampiyonluğun adaylarından biri olduğumuzu göstermiştik. Sonucu biliyorsunuz.

Geçen iki yıllık üç aşamalı dönemde bunları aslında mütevazı kadrolarla yaptık. Gücümüzün farkında olarak mücadele ettik, en önemlisi vazgeçmedik, son ana kadar sabrettik.

(Biz –yönetim, taraftar- elbette hep iddialı olduk. Ama iddialı olmaktan başka ne beklenebilir ki Adanaspor’dan ve belli bir mazisi olan benzeri takımlardan. Koşullar sizi buna siz istemeseniz de iter. Neyse ki süreçte kimse mahcup olmadı, hedeflere zor da olsa ulaşıldı.)

Hani, hepsi yalan bu gerçek, denir ya. İşte bu noktaya geldik. 1.lig Kasımpaşa deplasmanıyla bu akşam 8’de başlıyor. Bakalım önceki yıllardaki güzel başlangıçlardan birini daha yapabilecek miyiz?

(Bize sorarsanız maçın mutlak favorisiyiz. Sevgili İsmail Eğriparmak gibi nesnel yorumlar yapamıyoruz maç arifesinde. Beklentilerimiz tahminlerimizi kuşatıyor. Olabileceklerden çok olmasını istediklerimizi söylüyoruz. (Gerçi bu hal dünyanın hemen hemen tüm taraftarları için geçerlidir ya.) Ama şimdiye kadar ileri sürdüklerimizin de çoğu gerçekleşti, o da ayrı bir gerçek: )) Demek inanınca oluyormuş: ))

Son paragraf itibariyle toparlayalım: Biz yine iddialıyız. Rakipler daha zorlu olabilir, önümüzde 34 maçlık uzun bir sezon olabilir, türlü sorunlarımız olabilir vs…; ama işte iş gelip Adanaspor’a dayanıyor. Bize bu inancı ve güveni veren de Adanaspor’un kendisidir, yönetimidir, futbolcularıdır, taraftarıdır. Hep olduğu gibi.

Yazar: Editor
2008-08-28 19:56:38
http://ul.gcg.gen.tr/x/7d78043.jpg

Adana'da Güneyyıldızı sahasında 8 amatör takım arasında bir turnuva düzenleniyor. Bu bize yıllar öncesinin turnuvalarını hatırlattı.

http://ul.gcg.gen.tr/x/7d0df59.jpg

Pırasa Tarlasında, Yapı Meslek sahasında, Yeşilevler'de, Milli Mensucat'ta, Mıdık'ta ve daha birçok yerde yapılan mahalle takımları turnuvaları aklımıza geldi. Ciddi bir havada geçerdi, belli bir iddia ve seyirci kitlesi vardı. Kaliteli maçlar oynanırdı. Olaylar da eksik olmazdı elbette. Ama sonuçta eğlenceliydi.

http://ul.gcg.gen.tr/x/92e3a17.jpg

Bugün iki maç vardı. Hadırlı ile Yenibey oynadı. Yenibey maçı 1-0 aldı. İkinci maçta Maliye ile Karşıyaka karşı karşıya geldi. Maliye üstün görünüyordu ilk dakikalarda, zaten maçın hemen başında ilk golünü de bulmuştu.

http://ul.gcg.gen.tr/x/8466f9a.jpg

Maçlar çekişmeli geçecek. Bu günün karşılaşmalı belli etti. Saha Güneyyıldızı. Akkapı yolunda. İzlemenizi öneririz, vaktiniz olur da zaman ayırmak isterseniz...

http://ul.gcg.gen.tr/x/8635d37.jpg
Yazar: Editor
2008-08-27 18:17:42
http://ul.gcg.gen.tr/x/49d7b1d.jpg
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/1cf1583.jpg
Yazar: Editor
2008-08-18 20:08:17

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/e50498c.jpg

 

Sabah kondisyon salonunda çalışan Adanaspor, daha sonra topla idman yaptı. Sakatlıkları devam eden Halit ve Habip antrenmanda yer almazken, yabancı oyunculardan Kibong ise takımla birlikte antrenmanlara başladı. Teknik Direktör Hüsnü Özkara, Kayseri Erciyesspor ve Tarsus İdmanyurdu ile oynayacakları iki hazırlık maçında takımın son durumunu görme imkânı bulacaklarını söyledi. Adanaspor Teknik Direktörü Özkara: "Ligin başlamasına kısa bir süre kaldı. İki ciddi hazırlık maçı oynayacağız. Bu maçlarda sonuçtan çok ortaya konulan futbol önemlidir. Cumartesi günü de Tarsus İdmanyurdu ile mücadele edeceğiz. Ardından da maç haftasına gireceğiz." dedi.

Golcü futbolcu Emre Aktaş ise, tüm Adana'nın takıma destek olması gerektiğini belirterek, taraftarların kombine biletler konusunda duyarlı olmalarını istedi. Başkan Bayram Akgül'ün takımı tek başına finanse ettiğini belirten Emre Aktaş: "Başkanımız, Adanaspor'u yok olmaktan kurtararak takımı Bank Asya 1. Lig'e çıkarmıştır. Bundan sonra taraftarlar da kombine bilet alarak takımlarına destek vermelidir. Eğer takımın Süper Lig'e çıkması isteniyorsa tüm Adana kenetlenmelidir." diye konuştu.

Yazar: Editor
2008-08-17 13:35:58