2010-02-01 10:53:10

Reklamlar

 

http://ul.gcg.me/files/2010-02/ersin_korkut.jpg

Reklamların üzerimizdeki etkileri göz ardı edilemez. Alışveriş çılgınlığımızı körükleyen cinliklerle kurgulanmıştır çoğu. İzlemeye tahammül edemediğimiz reklamlar da oluyor izlemekten bıkmadığımız reklamlar da… Kendi başına bir sanat eseri olan reklamlar da yok değil.

Bu yazıdaki sebebi ziyaretim son günlerde dönen 3 tür seri reklam…

Birincisi izlerken müthiş eğlendiğim bir çalışma. Ersin Korkut’un rol aldığı, rol aldığı diyorum, “çitliyor, muhabbete kitliyor” temalı reklam. Son zamanların en eğlenceli reklamıdır bence...

Ama ikinci ve üçüncü sırada ele alacağım reklamlar için aynı şeyleri söylemek mümkün değil.

Bir telefoncu reklamı ilki, reklam çekimli içerikli olanı... Tam da olanı yansıtıyor, belki de rahatsız eden şey bu; hep isteyen, üretmeden isteyen (hoş, üretip de isteyenlerin halleri de ortada…) , bedavaya isteyen kurnaz, avantacı tipler… Karşı tarafta da “neden olmasın” diyen daha kurnaz tüccarlar. Bir kere ellerine düşmeye göresin.

Sonuncusu bir “çakma” kola reklamı. Yahşi Batı filmi üzerinden yapılan o reklamlar filmi izleme isteğimi silip götürdü. Sadece o reklam dizi yüzünden bıkmadan izleyebildiğim bir Cem Yılmaz’ın filmine gitmekten vazgeçtim. Kaş yapayım derken göz çıkarmak böyle bir şey demek.

Evet, haftanın ilk yazısı da böyle bir şey oldu: ))

Yazar: Editor
2010-01-26 15:55:05

Sadece Futbol

 

http://ul.gcg.me/files/2010-01/sadece_futbol.jpg

Futbol oyunu daha doğrusu tüm oyunlarda kazananlar ve kaybedenler var.

Ve ne acıdır ki bir başkasının mutluluğu diğerinin üzüntüsü ile olmakta.

Her hafta takımımızdan başarı bekliyoruz.

Bu beklenti karşılanmadığında o gün ve izleyen günlerde bir tarafımız eksik kalıyor. 

İşte tam burada futbolun bir oyun olduğu aklımıza gelmeli bu sonucu olabildiğince sağduyu ile karşılamalı.

Kızmak, sinirlenmek, vurup dökmek…

Bunlar biz insanlara yakışmıyor...

Hafta sonu bunun bir örneğini kendi sahamızda gördük.

İdmanyurdu taraftarının yaptıkları ne kadar çirkin görünüyordu…

Bu sahneyi görüp de olası bir yenilgimizde (bunun olmamasını gönülden diliyorum) umarım aynını yapmayız, yapmamamız lazım.

Her şeye rağmen acımızla yaşayıp önümüz deki haftayı beklemeli...

Güzel günler göreceğimize olan inancımızı sürdürmeliyiz.

Bu sezon sonunda mutlu sona ulaşacağımıza olan inancımızla…

Her şey gönlümüzce olsun Adanaspor’umuz şampiyon olsun…

Zalif Aktaş

Yazar: Editor
2010-01-16 11:49:20

Cumartesi Yazısı

http://ul.gcg.me/files/2010-01/kar____yaka_adanaspor.jpg

Nasıl olur ki bir cumartesi yazısı? Tatil günüdür kurumlarda çalışanlar için. En güzel gündür. Ertesi de tatildir. Ne güzeldir. Çıraklarda, kalfalarda haftalık günüdür, tabi esnafın bir işçisine bile olsun haftalık verebilecek mecali kalmışsa vergilerden, zamlardan ve en mühimi işsizlikten… Bir cümlede nasıl da keyifleri kaçırdım değil mi? Ben olağan hale dönmeye çalışayım en iyisi. Memleketteki meseleleri görmezden geleyim hadi, bulutlu, yağışlı da olsa şu günün keyfini kaçırmayayım.

Geç uyanma, yatak keyfi, battaniye altında elde kumanda eski bir Türk filmi, yenilerin çoğu dayanılır gibi değil, dışarıda serpiştiren yağmur, orada bir portakal bahçesi… Oh efendim, tatlı hayat…

Her şey bir yana, cumartesinin en güzel yanı bizim için pazara, bir Adanaspor maçına dönmesidir. Maç dış sahadadır ama bir canlı yayın vardır. Ne güzeldir…

Takım bu sabah İzmir’e uçuyormuş. Umutlu gidiyoruz, mutlu döneceğiz.

Ne demiş Cahit Külebi:

“İzmir’in denizi kız/Kızı deniz/Sokakları hem kız/Hem deniz kokar!”

Gerçi Karşıyaka tarafı kendilerini bağımsız Karşıyaka olarak konumlandırmışlar gibi; 35,5…

Biz de şöyle diyoruz:

Karşıyaka maçı 3 puan kokar. Ama bize kokar: ))

Yazar: Editor
2010-01-02 16:55:55

Dost

Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.

insanlardan buz gibi soğudum,
işte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın.

***

 http://ul.gcg.me/files/2010-01/Cahit_K__lebi.jpg

Tokat’a Doğru

Çamlıbel'den Tokat'a doğru
Tozlu yolların aktığı ırmak!
Ben seni çoktan unuttum;
Sen de unuttun mu, dön geri bak.
 
Atların kuyruğu düğümlü,
Bir yandan yağmur yağar, ıslak;
Bir yandan hamutlar şak şak eder,
Bir yandan tekerler döner, dön geri bak.
 
Orda, derenin içinde
İki üç akçakavak,
Tekerler döner, başım döner,
Kavaklar yeşeriyor dön geri bak.
 
Orda, derenin içinde
İki üç çırılçıplak
Alçacık damı düşündükçe
Gözlerim yaşarıyor, dön geri bak.
 
Irmaklar gibi uzaklaşır
Bir türkü kadar uzak
Tekerler iki çizgi bırakır,
Hamutlar şak şak eder, dön geri bak.

Cahit Külebi
Yazar: Editor
2009-12-24 20:45:56
KONUŞMAK  -  SUSMAK 

Konuşmak bir ölüm / Susmak bin

Özledim demek yasak buralarda

Seviyorum demek / Boğazda dizili lokma

En çok da sözcükler yaralıyor

“Gidersen”diye başlıyor / Kanadı  kırık cümleler

Eli kanlı konuşmalardan geçiyor yaşam

Zamanı lafa tutmasa / Şu soytarılar diyorum

Serseri adımlarla / Basmasalar bağrımıza

Acımızı taştan taşa  çalmasalar

“Su bulanmazsa durulmaz”diyor / Yaşamın bilge yüzü

Bir ömür müdür / Durulmanın bedeli

Haydan mı geldik ki / Huya gidelim 

Konuşmak bir ölüm / Susmak bin

Sular çağıldıyor gözümde

Her damla bir kırbaç  gibi / Şaha kaldırıyor hüzünleri

Baharlar solduran bir rüzgâr / Esiyor deli gibi

Vuruyor yüzüme yüzüme

Yüküm ağır / Yolum uzun

Kal diyemiyorum / Git demeye dilim dönmüyor

En çok da türküler avutuyor

Bağrı taşlı dizelerden geçiyor yaşam

“Kuş kanadı kalem olsa / Yazılmaz benim derdim” 

                                                      18.07.2003

                                                      Adana / Fatin Murat
Yazar: Editor
2009-12-13 13:46:40

Ölüm, Şarap ve Çıplak Asma

http://ul.gcg.me/files/2009-12/asma.jpg

Kimilerine güllük gülistanlıktır hayat. Onun yöresindeki her şey bir sevinçtir, kapısı her umuda açılır. Akşamlarını en güzel eğlenceler süsler, gün bir çınar gölgesinde geçer adeta. Dereler ona akar, çiçekler ona kokar, ceylanlar hep ona seker. Hep hasat zamanıdır. Yağmur hep berekettir. Sel olup öldürdüğü olmamıştır hiç. Çiçeği solmamıştır. Kuru nehir yataklarında kalmamıştır hiç.

Yaşama sevincinin şarkılarını dinlemiştir. Mevsimi hep ilkbahardır. Biliriz ilkbaharı. Ne güzel kokar. Renklerine hayran olmamak elde mi?

 

Ya sonbahar?

Aşkın ardında yenilmiş insanların hikâyeleri anlatılır. Yalnız, mutsuz insanlar… Bir hüzün imgesi sonbahar…

Ölüm alıp götürendir, şarap; belki bir acıyı katlanılır kılandır ve bunların bütünleştiği çıplak asma; ölümün ve şarabın annesi, bir de yeniden doğmanın… Sonra Dionyzos; aşkın, şarabın ve acını tanrısı… Ve oyun tanrısı, bizi uçsuz bucaksız ovalara salan… Ölme-dirilme motifinin en ilahi örneği…

“Dionyzos’un şarabı

Üzüntüler, kaygılar sarınca yüreklerini insanların

Hiç görmediğimiz bir ülkeye götürür

Yoksullar zengin olur, zenginler duygulanır

Her şeyi yere serer asmadan yapılmış oklar”

http://ul.gcg.me/files/2009-12/asma1.jpg

En yalnızı ve kederlisi belki asmadır bitkilerin. Kolu, bacağı onunki kadar kesilen başka bir canlı daha yoktur, kuruyup kupkuru kalan… Ama en üretken, en verimli olan, yeniden var olan asma…

Yazar: Editor
2009-11-21 08:23:55

Geçip Geçmemek Meselesi

http://ul.gcg.me/files/2009-11/as_cnk_kaplanpenche.jpg

Yarın nihayet maç var.

O bir haftalık ara pek uzun oldu.

Tabi, 15 güne karşılık geldi.

Ceza aralarını saymıyoruz. Bir de şu mesele gündemimizden bir düşse de Adanaspor’un kendisine odaklansak.

 

Rakiple ilgili gelişmeleri biliyorsunuz, ya yeniyorlar ya yeniliyorlar.

Ama daha çok yeniliyorlar.

Umarım bize yenilmeleri denk gelir.

Gerçi ummaktan öte şeyler söz konusudur kazanmada, bunlar da biz de zaten var.

Yarınki maça 3 puanı alabilecek bir kadroyla çıkmamız mümkün.

Bir cezalı bir sakat dışında eksik yok.

O zaman şöyle toparlıyorum: Yarınki Çanakkale maçının galibi biz oluruz. Kazanmamak için hiçbir bahanemiz yok.

Aklımdan geçen maç sonucunu da yarın sabahki yazıda söylerim.

Vira…

Yazar: Editor
2009-11-11 14:26:40

Memleket Futbolu

http://ul.gcg.me/files/2009-11/my.png

TV’lerde bir reklâm dönüyor, B.A. 1. Lig “Memleket Futbolu” temalı…

Hani kahvede olan…

Gevrek sesli bir amca konuşuyor, uzunca saçlı, yer yer kırlaşmış. Eski model bıyıklı, “Memleket’in Yorumcusu” başlıklı (evet, şu fotoğraftaki)...

Ne diyordu:

“Hatırlayın geçen hafta deplasmandaki futbolu, beraber izlemiştik. Takım ne kadar arzuluydu, hırslıydı…”

Böyle bir şeydi değil mi o sözler.

Futbolun klişelerle konuşulduğunun veya durumların aslında ne kadar “aynı” olduğunun komik bir örneği…

Rıdvan’ından tutun da Şansal’ına, özellikle Hıncal’ına kadar hep aynı sözlerin dönüp durduğu bir aynılık, yeknesaklık…

Öyle de devam edecek.

O reklâma ve yazının esbab-ı mucibesine dönersek de tam da kendimizi görürüz son iki hafta fotoğrafında:

“Oysa takımımız deplasmanda ne kadar hırslı ve istekliydi, izlemiştik…”

Yazar: Editor
2009-11-08 15:47:42

Umduğumuz Bu Değildi!

http://ul.gcg.me/files/2009-11/as_ke1.jpg

Bu değildi umduğumuz.

Ne olursa olsun 3 puan bizimdir, diye düşünmüştük.

Gaziantep deplasmanı izlenimleri, genel hava bizi üç puana inandırmıştı.

Takım nasıl oynadı bilmiyorum.

Kötü de oynamış olabilir.

Geçen hafta sevindiren takımımız bu hafta aynı duyguları yaşatmadı.

Ama futbol işte, oluyor böyle işler.

Ne yani, şimdi yuh mu çekeceğiz.

Gider Çanakkale’yi yeneriz bu kaybı telafi ederiz.

Değil mi?

 

Bu arada Fevzi ya atıyor ya attırıyor.

45’te atmış golünü, ah bir de attırsaydı ikinci devrede, hem atmış hem attırmış olurdu bu maçta.

Evet, hedef Çanakkale maçı…

 

Son olarak;

Anlaşılan bu maç seyircinin desteğiyle çok farklı olabilecek bir maçmış. En az on bin kişinin katkısı o iki puan kaybını önleyebilirdi. Bilmem, buradan bakınca şimdi bana öyle geliyor. Hani iş işten geçtikten sonra yorum yaparız ya: ))

Şimdi ne dersiniz; bu maçı ve puan kaybını, sahanın kapanmasına yol açan o “kahramanlara(!)” ithaf edelim mi?

Yazar: Editor
2009-11-03 07:40:58
Unutuyoruz

Bazen unutuyoruz kendi kudretimizi

Kaplan gücünü unutuyoruz

Dipten gelen dalga olduğumuzu

Unutuyoruz bazen turuncu formanın heybetini

Armanın hiddetini

 

 Adanaspor’un dirayetini

Bazen unutuyoruz işte

Sonra da bir belediye deplasmanında beraberliğe bile razı oluyoruz

Ne güzeldir ki mahcup oluyoruz…                          

Unutmayalım

Bu bir Adanaspor’dur

Meselesi de büyük bir meseledir…

Yazar: Editor
2009-10-20 11:01:38

Bir Rakip Bir Hatıra

Kupada rakip Konya Şeker’miş. Üniversite yıllarına götürüverdi bu kura. Okumak için Konya çıkınca tercihlerden oranın yolu tutulmuştu.

Neyse ki mahalleden “Şadi Abi”  vardı da Konya’da Batı dillerinde, böylece biraz güven gelecekti bana o yabancı şehirde.

Eski bir zamandı. Otogarda inip Şeker Fabrikası yolunu tutmuştum.Şadi orada kalecilik yapıyordu. Gel, bir iki gün burada kalırsın, sonra hallederiz ev işini filan demişti. Konya’nın hep iddialı olmuş amatör takımlarının başında gelirdi Şekerspor, Kromspor’la birlikte. Görülen o ki, o zamanki ciddiyet sonucunu vermiş.

Antrenmanda öncesine denk gelmişti fabrikaya varışım. O zamanki antrenörleri Aydın Hocaydı. Adanalı, sen de top oynuyor musun, diye sormuştu şöyle bir bakıp. Oynuyordum. Hadi çık idmana demişti. Bir görelim. Futbolu koşmadan oynama hevesim, onu bir meslek olarak düşünmekten zaten caydırmıştı beni.

Ama işte öğrencilik, lojman fırsatı, fabrika koşullarının cazibesi… Neden olmasın demiştim, ama olmamıştı. Fakat Şadi’den dolayı izlediğim bir takım olmuştu Konya Şeker.

Sonra Kromspor’da Sami Hoca'nın inadıyla oynarken bir hazırlık maçında Şeker’e karşı yine Aydın Hocaydı oradaki antrenör. Burada mısın Adanalı, demişti. Ama daha çok koşman lazım... Doğruydu, bu iş koşmadan halı sahalarda bile oynanmıyor ki…

Derken üniversite yılları bitti. Her şey bir anı oldu. Konya günleri bir buruk hikâye… Sonra Aydın Hocanın bir trafik kazasında öldüğünü söyledi Şadi. Eğer Konya Şekerspor 2B’de oynuyorsa ve bir başarısı varsa, bunda Aydın Hocanın da emeği vardır.

Evet, rakip Konya Şekerspor... Dilerim sonuç hatıralar kadar tatlı olur

Yazar: Editor
2009-10-05 18:21:39

Kutsal Üçleme

http://ul.gcg.me/files/2009-10/kutsal_____leme_kaplanpenche_adanaspor.jpg

 

Her yokuşun bir inişi vardır

Her hatanın bir bedeli vardır

Yanlışların düzeltilmesi…

Her gidişin bir dönüşü vardır

Hayat zıtlıkları ve çelişkileriyle vardır

Umutsuzluğun umudu…

Ve her ayrılığın bir vuslatı vardır…

 

Kemal Hocanın o gidişinden sonra bence kimyamıza uygun bir hoca bulamadık (Eyüp Hocayı değerlendirme dışı bırakıyorum)

Hep eksik kaldı bir yanımız

Tatsız tuzsuz zamanlar geçirdik

Ve zaman kaybettik haliyle…

İşinin zor olduğu söyleniyor Kemal Hoca için. Öyledir. Ama bizim işimiz ne zaman kolay oldu ki.

Lafın özü, Adanaspor Hocasını bulmuştur, o da Kemal Kılıç’tır.

Önceki yılki o kutsal üçleme yeniden tamamlandı: Bayram Akgül, Kemal Kılıç ve Adanaspor Taraftarı…

Şimdi Mevlana’nın dediği gibidir durum:

 

“Dünle beraber gitti cancağızım;
Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

 

Not:

Güya yazmayacaktım bu hafta…

Bir hikâyesinde yazmamaya karar veren Sait Faik, dayanamaz ve kaleme kâğıda sarılırken şöyle tamamlar hikâyeyi: Yazmasam çıldıracaktım…

Hayır, benim iş o kadar uzun boylu değil, ama bu gelişme yazmayı da zorunlu kıldı.

*________________________________________*

http://ul.gcg.me/files/2009-10/ah.png

*Şimdi destek zamanı

*Şimdi öfkeyi değil sevgiyi gösterme zamanı

*Şimdi tek vücut Adanasporluluk zamanı

 

*Bu hafta sonu oynanacak Samsun maçında 5 Ocak’ı bayraklarla donatma zamanı

*Biz maç saatine kadar, bayraklanma konusunda, üzerimize düşeni yapacağımızı taahhüt ediyoruz

*Vira Adanaspor, haydi Adanasporlu…

kaplanpenche

*________________________________________*

Yazar: Editor
2009-10-03 13:57:39

Futbolun Matematiği

http://www.oweiss.com/news/2006/06-06/legal-soccer_12.gif

Futbolun matematiği aslında devamlı dilimizdedir.

—18’de topla buluştu mu affetmez,

—Hocaaaaaa 9,15’e çekseneeeee barajııııııııııı

-Yapma yaa yapma yaaa 6 pastan kaçar mı arkadaşşşşş o golllllllllll!!!

-2,44 – 7,32 ye nasıl girmiyor bu top olacak iş değil!!!

Daha da uzatmadan şu matematik aslında daha basit olabilirdi, lafı ona getirelim.

İngilizler bulduğu için adamlar kendi ölçü birimlerini kullanmış. Kale aslında 8 yarda 8 ft, yani yaklaşık 8*0,9144 m hesabı ile eni 7,32 metre, yüksekliği ise 2,44 metre. 18 dediğimiz aslında 18 metre değil yine 18 yard, yani yaklaşık 16,45 metre, yani 18 den topçumuz kaçırdığında daha hiddetli uyarabiliriz futbolcumuzu: ))

Ya da kalecimiz topu ağlarında görürse çok üzerine gitmeyelim, 16 buçuktan yiyor golü: ))

6 pas aslında yine 6 yard, 5,45 metre. Ordan da kaçar mı bu gol, 5buçuk ya, ne değiştiyse artık bendeniz de gaza geldi.

Orta alan dairesinin çapı  10 yard, yani 9,15 metre, penaltı noktası ile 16,5 : )) pardon 18 yayına olan uzaklık yine 9,15 metre...

Baraj mesafesine de 10 yard uzakta dursunlar işte demiş adamlar. Saha ölçüleri ise en az 100 yard uzunluk, 50 yard genişlik diye koymuşlar, takımın ciğerine göre yapsınlar diye de öğüt vermişler...

İşte bazılarını yard bile olsa direk kabul etmişiz dilimize, bazılarına yok olmaz arkadaş demişiz, futbolun dilimizdeki matematiğinin ardındaki gizemi araştıran bendeniz büyük bir erdeme vararak huzur içerisinde selamlarını iletir, saygılarını sunar siz sevgili okurlara...

Gökmen Demirkaya

Yazar: Editor
2009-09-23 08:58:37
Sürüye Katılmak ya da İnsanlaşmak!
 
http://okulweb.meb.gov.tr/25/01/815422/belirli_gun/belirligun_foto/felsefe02.jpg

KaplanpenCHE! Adanaspor'a soldan destek diyerek yola çıkmış!

"Aslında buna ne gerek vardı hele de futbola siyaset karıştırmanın ne anlamı var" diyenler olabilir.
Zaten diyorlar da!
Ancak benim bu sitede söylenenden anladığım bir siyasal yaklaşımdan çok bir felsefi yaklaşımdır..
Çünkü
pozitif bilime dayalı sağlam bir felsefi temel olmadan olayları
derinliğine kavramak ve bu noktada doğru biçimde düşünce üretmek mümkün
değildir.
KaplanpenCHE'de ifade edilmek istenen şey her hangi bir
sol partiye veya siyasete aidiyet değil olaylara bilimsel pencereden
bakarak diyalektik bir yaklaşımla sürece katkıda bulunmaktır.
Burada sol olan olayları kavrama biçimidir!
Burada sol olan bakış açısının niteliğidir.
Anlamak, kavramak ve bilince çıkarmaktır aslolan.
Unutmayın Özgürlük denen şey doğrudan bilinçle ilgilidir.
Örneğin Bilgisayar kullanma özgürlüğü bilgiden geçiyor.
Bilginiz yoksa bu konuda özgür olamazsınız.
Bilgisayar bilmeyen bir insan bilgisayar karşısında apışıp kalır.
Bilen insan ise bildiği kadar bilgisayara egemen olur.
Bu ilişki yaşamın bütün alanları içinde geçerlidir.
İçinde
yaşadığınız toplumla ilgili gelişmelere bilimsel bir bakış açısıyla
bakamıyor ve bunun için yeterli bilince sahip değilseniz aynı
bilgisayar karşısındaki gibi apışıp kalmanız kaçınılmazdır.
Ondan sonra artık siz sürece değil süreç size yön vermeye başlar.
Yani bilginiz yoksa, yani bilinçizseniz süreç sizi özgürleştirmez tam tersi mahkum eder ve sizi yönlendirir.
Sizi sürünün parçası haline getirir.
Nazım'ın dediği gibi
" Gocuklu celep kaldırıverince sopasını sürüye katılıverirsin!"
Üstelik tüm bunların suçlusu haline gelirsin ama farkında bile olmazsın.
Nazım devam eder:
"Ve açsak,
yorgunsak,
al kan içindeysek,
ve hala şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak,
kabahat senin,
kabahatın çoğu senin canım kardeşim!"

KaplanpenCHE içinde yer aldığı süreçte sürüye dönüşen bir taraftar topluluğu yerine bilinçli bir yapı hedefliyor sanırım!
Bu sürece katkı koymak herkesin görevi olmalı!
Fazla iddialı bir yazı oldu ama ben süreci böyle algılıyorum.

Nedim Soylu

Yazar: Editor
2009-09-14 15:24:09

Kocaeli’nin muhtemel 11′i…

Metin: 87 doğumlu. Amatörde bir de 3.ligde Orhangazi’de oynamış

Emirhan: 88 doğumlu. Amatörde ve 3.ligde İnegöl’de oynamış..

Cem Sinan: 78 doğumlu..Kadrodaki en tecrübeli oyunculardan.. Ankaragücü, Antalyaspor, Kocaelispor ve Giresun’da oynamış…

Burak Halil: 92 doğumlu. Sadece amatörde oynadı… En genç oyuncu..

Mehmet: 90 doğumlu… Aynı Burak Halil gibi sadece amatörde oynadı…

Onur: 90 doğumlu… Yine sadece amatörde oynadı (Fikirtepe Dumlupınarspor)

Bilal:84 doğumlu. Amatörde oynadı sadece… (Suadiye Bld. Spor, Kocaeli Polisgücü, Tavşancılspor, Kocaeli Çenesuyuspor, Kocaeli Plajyoluspor)

Hamza: 86 doğumlu… 3 aydır antrenmansız… Geçmişte yine amatör takımlarda oynadı…(Yavuzpor, Alikahyaspor)

Gökhan: 91 doğumlu… Yine sadece amatörde oynadı. (Kocaeli Kağıtspor)

Uğur: 90 doğumlu… Sadece amatörde oynayan bir başka isim. (Kocaeli Demirspor)

Serdar Topraktepe: 76 doğumlu. Dışarıdan bir insanın kadroya bakıp da tanıdığı tek isim… Çok tecrübeli. Kocaeli, Beşiktaş, Sivas ve Bursa’da oynadı…

Eğer böyle bir takımı yenemezsek şampiyonluk naraları atmayalım!  

Sakın Kocaeli’ni küçümsediğim anlamına gelmesin…

Geçmişte Türkiye Kupasını kazanan takımlardan… Ama şu anda sadece isimleri var. O kadar. Mevcut durumlar rahat galip gelmemiz gerektiğini işaret ediyor…

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2009-09-12 01:27:00
Yine… Yeni… Yeniden…
 
http://ul.gcg.me/files/2009-09/adanaspor_kaplanpenche.jpg

 Rize maçının ardından yorumlar yapıldı… Herkes söyleyeceğini söyledi… Söylenmeyenler vardır mutlaka… Şimdi her şeyi rafa kaldırdık… Otuz dört maçlık engelli bir koşuda bir engele takıldık ve dördüncü  engeli aşmak için yine, yeni, yeniden yollardayız… 

Rakip Kocaelispor…

Ekonomik sıkıntılarla boğuşan bir takım Kocaeli… İyi transferler yaptılar; ama borç batağından çıkamadıkları için bu transferleri oynatamıyorlar… Teknik direktörleri sahaya giremiyor ve gençlerle çıkıyorlar maçlara… Adanaspor maçını “sezon açılışı” olarak niteliyor başkanları… Her ne kadar bir yanımız bu mücadeleye şapka çıkarsa da “turuncu yanımız” bu engeli aşmak istiyor… Sahaya çıkan gençler, kendilerini kanıtlamak isteyecektir… Kocaeli Yönetimi, “biz güçlüyüz” mesajı vermeye çalışacaktır… Ama biz onlara: “Kendinizi kanıtlayacağınız takım biz değiliz” demek için YENECEĞİZ…

İlk iki hafta aldığımız galibiyetlerin ardından yaşadığımız talihsiz Rize yenilgisi bazılarının ayranını kabartmıştır… “İki atımlık barutları vardı, bittiler” diye bıyık altından gülenlere “Rize maçı bir iş kazasıydı; sendeledik ama düşmedik; kaldığımız yerden devam ediyoruz” demek için YENECEĞİZ

Hikmet Karaman’ın dalavereleri ile belleğimizde kötü izler bırakan Kocaelispor’la –O unutulmaz 4-4 lük maçtan sonra- yarım kalan hesabı kapatmak için YENECEĞİZ

Saatlerin Mart ve Eylül’ü vurduğu bu güzel ülkede “Eylül’e İsyan” taşıyan ruhumuzla “12 Eylül”ün yıldönümüne gelen bir haftada “turuncu bayram”  yaşamak için YENECEĞİZ… 

Fatin Murat Seferbeyoğlu

Yazar: Editor
2009-08-22 11:43:37

İlle de 3  Puan

Tolga Gön şöyle demiş Karşıyaka’yı neden yenmeliyiz sorusunu yanıtlarken; "Karşıyaka'da Adanaspor’umuzun formasını giyip göğsümüzü gere gere gezebilmek için...."

Göğsümüzü sadece Karşıyaka’da değil şu ligde de gerebilmek için, ömrümüzün en güzel hikâyesine bir güzel cümle daha ekleyebilmek için, yahu hiçbir şey için olmasa bile o tadından yenmez 3 puan için yenmeliyiz Karşıyaka’yı. Aslında sebepsiz, gerekçesiz, işin icabınca yenmeliyiz.

Peki yenemezsek mi?

E, o da üç ihtimalden biri. Ama şimdi o ihtimali hiç konuşmasak…

Foto Galeri / Yorum

Not: Maç fotoğrafları her zamanki gibi foto-yorum bölümünde olacak, pazarı pazartesiye bağlayan gece…

Yazar: Editor
2009-08-15 21:46:05

 Bilet, Tribün ve Ötelenen Taraftar

Para hesabına dayalı futbolda iş çığrından çıkıyor. Bir örnek:

Fenerbahçe Sivas maçının kale arkasını 55 TL olarak açıklamış. (mevzu Fener değil burada, tribünün gerçek sahiplerinin mekânlarından uzaklaştırılma operasyonlarıdır derdimiz...)
Eski parayla 55 milyon.
Yan masraflar, ikinci ve üçüncü kişiler hariç...
Bu yeni futbol düzeninde öteden beri hesaplanan bir gelişme.
Parası olmayan stada giremeyecek.
Çünkü parasız adam kaybedecek hiçbir şeyi olamayan adamdır ve böyle adamlar nezih tribünlerin huzurunu fena halde kaçırır.
Olayları da hep Allahsız parasızlar çıkarır.

Belli bir gelirin altında parayla hayatını sürdüren taraftarların maça gelmemesi için bilet fiyatlarının artırılmasını 2–3 yıl önce ilk gündeme getirenlerden biri FB'nin eski yöneticilerinden Kemal Dinçer adlı futbol elitiydi(!) Sonra bu sene başlarında benzer açıklamalar Faik Gürses'ten gelmişti.
Yani alçaklığın evrensel tarihi futbolda da pek ala yazılabiliyor bu çerçevede.
Sahibinin sesi öncü birlikler bir kamuoyu oluşturur, sonra icraatlar başlar.

Bir dedikoduya göre TRT / Telekom ortaklığı süper lig maçlarını ücretsiz yayımlayacak. E, geriye ne kaldı?
Tribünlere -huzuru kaçıracak herhangi bir parasız pulsuz olmadan- keyifle yayılan ve hareketleri ve golleri asilce alkışlayan, herhangi bir taşkınlık çıkarmayı lugatlerinde bile barındırmayan zengin seyirci...
Ne diyelim... Her şey gönlünüzce olsun...

Yazar: Editor
2009-08-02 14:29:03

Oysa Bir Kaşkol de Yeterdi

http://ul.gcg.me/files/2009-08/adanaspor_ka__kol__.jpg

Futbolcell

Fenerbahçe, Galatasaray, BJK mobil ile Beşiktaş, ardından Trabzonspor da …cell furyasına dahil oldu. Anadolu kulüplerinin de böyle hayalleri mutlaka vardır.

İlgili takımların taraftarları olasılıkla hoşnuttur bu tür girişimlerden. Kalıcı gelir sağlama, popülerleşme, dünya kulübü olma yolunda ilerleme, “markalaşma” vs adına

Kapitalizmin, hayatımızın en ince yerlerine kadar nüfus etmesi hakikati, taraftarda bir başka hakikati mi doğuruyor; âlemin en büyük futbol takımı ve dolayısıyla taraftarı olma isteği-hayali-umudu-beklentisi… şeklinde…

Bilmiyorum.

Bildiğim bir şey varsa şudur: Söz konusu kulüplerin (birilerince) taraftarlara, taraftarlığın da dehşetengiz bir ticaret ağına pazarlanmasıdır.

“Bunun neresi kötü?” diyebilirsiniz. Kalıcı gelir, markalaşma, ticari kurumsallaşma, böylece devler arasına girme…

Bilmem. Bunun cevabını zaman verir.

Zaman, böylesi bir ticari kurumsallaşmanın, “paranın”; “büyük olmanın kendisi” olamayacağını belki öğretir.

Çünkü o para kazanıldığı gibi kaybedilebilir de.

Futbolu-kulüpleri bu kadar ayrıntılı bir biçimde pazarlamak her zaman aynı nicelikte ve ekonomik düzeyde, müşteri-seyirciyi kasada banknotlar olarak garanti etmeyebilir.

Bu hamleler “taraftarı” “seyirci” yapabilir.

Belli bir ekonomik gücün altındaki taraftarı ki bence geneli yani asıl taraftar kitlesini eritebilir, tribünden koparabilir ve hatta takım aşkından uzaklaştırabilir.

Tüm bunları “belki” çerçevesi içinde söylüyorum. Ama görmezden gelinecek ihtimaller de değildir. (Hani bir biçimde iflas edip kapanmış olmanın somut bir tecrübe olduğunu da ekleyeyim.)

Formaydı, eşofmandı, şapkaydı, kredi kartıydı, terlikti, çoraptı, defterdi, kalemdi, yorgandı, battaniyeydi, nevresimdi, sabahlıktı, dondu, havluydu, bornozdu…

Ve işte üzerinde durduğumuz şu “futbolkulüplericell”…

Daha önce de değinildiği gibi, bir kulübün hazır sermayeyi de arkasına alarak bir telefon alt yapısı kurması, futbolun alt yapısını kurmasından çok daha zahmetsizdir. Bu da bir tercih…

Ama sanki taraftara bir kaşkol de yeterdi…

Yazar: Editor
2009-07-29 00:57:30

 “Şimdiden Kurulamalısın Rengini”

 

Şimdiden kurulamalısın rengini

Dönüşte kuruntumuz olacak soluğumdaki kavurucu yaz

 

Ateşi gizlemelisin özgürlüğün tütsüsünü de

Yeni bir tutsaklığa varacak yolumuz

 

Şimdiden tutmalısın ellerimi görmeden

Aramızdaki uzaklığın nehrini ve gecesini

 

Ekmek kırıntılarını ve zıplayan çekirgeyi

Yıldızların ve pamuk tarlasının tıp tıp yüreğini

Yâd etmelisin

Şimdiden…

 

Şener Özmen

Yazar: Editor
2009-07-24 09:37:14

Şehir ve Hayat

http://ul.gcg.me/files/2009-07/eski_adana.jpg

Geriye doğru gidince galiba herhangi bir şehrin yerlisini bulmak imkânsızdır. Yüzyıllar içinde gelenlerle ve gidenlerle bir kent dokusu oluşur. Her kültür diğerine bir incelik bırakır devrolur gider. Bir şehirde yaşayan insanların tümünün yüzde yüz oralı olması da garip bir durumdur kanımca, farklılığın renkliliği daha cazip geliyor.

Evet, bir şehirde örneğin Adana’da Diyarbakır’dan Niğde’ye, Yozgat’tan Tokat’a onlarca şehirden, inançtan insan var. Olacak da. Hatta olmalı. Ama bu farklılık şehrin doğal dokusuna bir dayatmayı (hayır artık birçok dayatma olur bu, onlarca farklı şehir dedik ya) getirirse, ortaya her yere benzemeye çalışırken hiçbir yere benzemeyen bir şehir çıkar, bir Frankeştayn...

Şalgamın keskinliği kaçar, kebabın tadı gider, bici bici yenmez olur, Çakmak Caddesinde kaybolursun, kuzeyde kalan Adana bilmediğin bir yer olur çıkar, kazancılarda iki tek atamazsın, arasta yani ayakkabıcılar çarşısı dağılır, Taş Köprü her restorasyonla bir ucube olur çıkar, sanayisi kaçmış tarımı göçmüş bir Adana peyda olur…

Lafın kısası şu:

Bence, yaşanan şehrin havası teneffüs edilmeli, o şehrin tarihsel tarzıyla yoğrulmalı kendinden de bir şeyler katarak. Oranın bir parçası olunmalı, bir yaması değil…

Yukarıda yazılanlar, olasılıkla, günümüz dünyasında her yerin meselesi, sadece bizim değil.

Neyse, ben sadede geleyim.

Epeydir internette bir iddia dolaşıyor; Adana’nın büyük bir ilçesinin, Seyhan’ın belediye başkanı Kayserispor’un kombinelerini satın almış, bilmem ne kadar para ödeyip. Bravo, güzel bir dayanışma, o da ülkenin bir takımı. Hatta az bile yapmış yapmışsa; Konya’nın, Sivas’ın kısacası Akp temalı tüm şehirlerin kombinesini alsın, bana ne.

Lakin belediye başkanlığı yaptığın şehirdir falan filan desem; bak, bu şehrin iki takımı var desem; yahu gel bu hayat tarzının, kültürün, güzelim Adanalılığın bir parçası ol, parçalayıcısı olma desem, şu ekonomik koşullarda kendi bütçelerinden 60 bin TL’lik bir destekle ortaya çıkan platform kadar yürekli ol, oradan bir Adanalılık dersi al, daha (ne yazık ki) en az 3–4 yıl buradasın, yüz yüze bakacağız desem…

Ve saire desem… Bilmem, beni kaale alır mı? Veya dediklerimiz umurunda olur mu?

Yazar: Editor
2009-07-18 16:16:51

Dumanıma Karışma Havamı Bozma

 

19 Temmuz 2009 tarihinden sonra kapalı mekânlarda ve muadillerinde sigara yasağı başlıyor. Buna göre kahvehaneler, pastaneler, birahaneler, bilumum haneler, çınar gölgeleri, şemsiye altları, merdiven boşlukları, köprü altları, alt geçitler, kapalı üstgeçitler, bulutlu havalar, kasket altı, fötr kenarı vs. dumansız hava sahası mıdır nedir kapsamında.

İyi hoş, sağlıklı toplum falan filan için güzel bir hamle hayırlısı olsun.  Sigarayı tüm fenalıların anası ilan eden hükümet ve saz arkadaşları şu “sağlık” meselelerini daha ciddiye alıp alanı bir genişletse o zaman samimiyetlerine biraz inanasımız gelir. Hani sanki sigaradan çok aslında içki ile bir mücadeleye girildi de ön adım sigara ile atıldı. Özellikle içkili mekânların etkileneceği bu uygulama bir başka hesabın küçük bir hamlesi gibi duruyor hala.

Sağlıklı bir toplum isteniyor?

O zaman daha kapsamlı ve etkili bir savaşa girişin. Alın size 20 tek (bir paket) öneri:

1.Öncelikle işsizliği bir önleyin. Evine ekmek götüremeyen insanların beden, ruh sağlığını bir muhafaza edin. İşsiz ve çaresiz insanların kendilerine ve çevrelerine zarar vermelerini bir önleyin. Koruyun.

2.Şu asgari ücrete bir el atın millet yoksulluk sınırını aşıp mayın tarlasına girer gibi açlık sınırına dayanmış. O parayla siz nasıl bir sağlıklı toplum gelişimi bekliyorsunuz? Asgari ücretli aileler analar, babalar, büyükanneler, büyükbabalar, çocuklar, gençler iki kuruşla bir alay faturadan sonra nasıl beslenecekler de sağlıklı bir toplumun bireyleri olacaklar. Hadi, koruyun.

3.İşçinin memurun yaşam koşullarını iyileştirin, efendilerinizin çıkarlarını değil, o ücretli kölelerin çıkarlarını düşünün madem sağlıklı bir toplum istiyorsunuz. Doğru düzgün giyinebilsinler bari ayda bir sinemaya, dışarıda bir yerde yemek yemeye gitsinler, TV’lerde görünen o renkli(!) sosyal hayatın bir anlık da olsa bir parçasına dönüşsünler. Anne ve babaların çocuklarının yüzüne bakabilecek bir geliri olsun.

4.Her felaketin tüm kötülüklerin anası da babası da yoksulluk ve sosyal adaletsizliktir. Bunu halledin. İnsanlar ahlaki sağlıklarını kaybedip gayri ahlaki işlere, yüz kızartıcı suçlara yönelmesin. Düzeltin şu ekonomiyi bize maval okumayın. Asıl ailelerin sağlığı bozulmasın, o bozulursa daha hiçbir şeyi düzeltemezsiniz bu ülkede. Övündüğünüz geleneksel Türk aile yapısını yoksullukla bozmayın efendiler.

5.Bir ömrü köle sınıfından biri olarak geçirip, yarı ölüyken emekliye ayrılan insanların onlarca yıllık emeğinin karşılığını doğru düzgün verin. Emeklinin sağlığını, saygınlığını koruyun efendiler.

6.Gençlere geleceklerine dair bir umut verin hayata hayal kırıklıklarıyla başlamasınlar. Onlara sağlıklı bir gelecek verin. O hayali koruyun.

7.Elbette sonsuz olmayan iktidarınızı baki kılmak için insanları sadakaya alıştırıp onların haysiyetlerinin sağlığını bozmayın, koruyun.

8.Şu sömürü zincirini kırın üreten çalışmasının karşılığını alsın emeğin sağlığını koruyun.

9.İnsanların hak arayışlarını, polis devleti şiddetiyle sindirmeyin. Devlet babaya olan inancın sağlığını koruyun.

10.Güven duygusunun ve adaletin, toplumsal barışın sağlığını koruyun.

11.Robin Hood’culuk oynayıp zenginden alıp yoksula verin demiyorum ama yoksula kol kanat gerip sosyal devletin sağlığını koruyun.

12.Hormonlu yiyeceklerle savaşın, kansere yol açan maddeler içeren gıdalarla… Bari domatesin, hıyarın da sağlığını koruyun.

13.Arsa talanlarını kıyı yağmalarını önleyin. Toprağın denizin selametini koruyun. Çarpık kentleşmeye dur deyin şehirleri koruyun.

14.Halkın temel ihtiyaçlarını karşılayın; yeme, içme, giyinip kuşanma, barınma, iş, eğitim, gelecek kaygılarının üstesinden gelin. Umudun sağlığını koruyun.

15.İş güvencesi sağlayın, işsizi işsize kırdırmayın, çalışma prensiplerinin sağlığını koruyun.

16.İş güvenliği sağlayın, örneğin “Tuzla”larda insanlar değersiz varlıklar olarak ölmesin. Üretenin bu manada sağlığını koruyun ki zenginliğinizin temeli onlardır.

17.Gençleri, aileleri paralı eğitimin, dershanelerin tuzağından kurtarın;  eğitimin sağlığını koruyun.

18.Kutsal sayılan çeşitli duyguların sömürülüp, ticarete malzeme edilmesini önleyin. Madem inanıyorsunuz inancın sağlığını koruyun.

19.Milleti hırsızdan, uğursuzdan, kan içiciden, kredi kartlarından, tefeci bankalardan, çetelerden, mafyalardan, “F tipi” örgütlenmelerden, sinsiliklerden, hainliklerden satılmış sendikacılıktan, yalancılıktan, ikiyüzlülükten üçkâğıtçılıktan koruyun.

20.Hastasını müşteri olarak gören “sağlık sektöründen” koruyun insanları; yani sağlıklarını hakikaten koruyun bizi teslim alan sigaranın efkârlı dumanı değildir, siz bizi sizden ve zihniyetinizden koruyun.  

Dumanımıza karışmayın, havamızı bozmayın.

Yazar: Editor
2009-07-04 23:28:24

"Transfer bitmedi, bitmeyecekte. Sadece bir süre bekleme kararı aldık. Biz Adanaspor olarak büyük düşünüp büyük oynayacağız. Gerekli mevkilere takviye yapacağız. Top yekûn mücadele edip Adanaspor'un şampiyonluk özlemine son vermeye çalışacağız. Bunun için Adanaspor camiasının, medyasının, taraftarının kısacası hepimizin bir bütün olmamız şart"
bu sözler Ekrem Al’dan…

Bu sözlerin hepsi güzel… Hepsi heyecan verici: Büyük düşünüp büyük oynamak, top yekûn mücadele etmek, şampiyonluk özlemine son vermek ve en önemli yaklaşım; Adanaspor camiası, medyası, taraftarıyla bir bütün olmak

http://ul.gcg.me/files/2009-07/qa.jpg

Evet Hocam, Adanasporluluk bu yüreği gerektirir. Hele bütün olma konusunda hassasiyetimiz son noktada. Baştan beri arkasında durduğumuz da budur. Kin tutmadan, adam kayırmadan, bir büyük camianın da çıkarlarını gözeterek bütün olmak… Bu takıma hakikaten emeği geçen-hala da geçecek olan has oyuncularımızla da…

O zaman, vira…

Yazar: Editor
2009-06-19 23:05:24

Şimdi bir başka yerden giriliyor mevzuya. Yol inceltiliyor. Ve vakti gelince de cepheden girişeceğiz savaşa. Kaçak dövüşmeden, bel altı vurmadan… Direkt yani doğrudan kalem kuşanacağız. Harbice… Belki sert olacak. Dilimiz ısırmadan, kalemi bükmeden… Vakti gelince… Ama dileriz bir büyük yanlıştan dönülür ve o vakit gelmez.

Konumuz şimdi simgeler olsun. Bildiğimiz semboller, armalar, bayraklar... Kıymetli, değerli, kursal kavramlardır bunlar. Hatırlarsanız Ali Asım önceki sezon yükselme grubu maçları öncesinde futbolu bıraktığında onu uğurlarken değinmiştik bu konuya uzun uzun. Okumak isterseniz o yazıyı buyurun bu da bağlantısı…

Konumuz simge… Boş bir kavram değildir bu. Hatta simgelerin içi anlam olarak fazlasıyla doludur. Onu kimseler tartışamaz bile. Ki kimselerin de simgeleri (bu simge kavramına geniş bir perspektiften bakabiliriz) tartışmaya da hakkı bir anlamda yoktur. Çünkü önce sevmiş ve inanmışsındır. Bunlar yeterli hislerdir.

Futbol âlemi de ezelden beri bu simgelerle vardır, eski veya yeni… Bu simge bir armadır, renklerdir veya bir tür canlıdır ama daha çok has bir futbolcudur, hocadır.

Örneğin kabul veya reddedilsin, Gündüz Tekin Onay Adanaspor için ebedi bir simgedir. Böyledir bu. Ben ya da bir başkası bunu değiştiremez gayri. Ve fakat yine örneğin bir Ekrem Al ömrü billâh, bizi şampiyon yapsa da bu sezon (üzülerek söylüyorum, gidişata göre bu pek mümkün görünmüyor, ama yanılan biz olalım, yeter ki Adanaspor(luluk) kazanan taraf olsun…) asla simgemiz olamayacak, yanından bile geçmeyecek. (sezonu bile tamamlayamayacak diyeceğiz ama demiyoruz işte can sıkmamak için…( hatta  o, koca bir camiayı yok sayarak "başkan yoksa ben de yokum" diyerek bir karakter tahlili yaptırdı bize ve sınıfta aslında o dakikada kaldı...)

Simgeler bir sezonluk da olabilir, üç beş sezonu kapsayan bir dönemlik de… Bu simge o camianın omurgasını oluşturur olduğu yerde. Bir duruş, bir görüş verir. Mizandır…

İsa, Özer, Timuçin, Kayhan, Feyzullah, Ali Beykoz, hatta Altan daha öncesinde Miliç hep bu nitelikte futbolcular olmuştur. Kavafis’in bir şiirinde “bu şehir arkandan gelecek, başka bir şey umma, başka şey umma”… dediği misal; O futbolcuların hayatlarında da hep Adanaspor olmuştur, bu ad (Adanaspor) hep yanı başlarında durmuştur. Arkalarından gitmiştir.

Evet, simgeler önem arz eder. Onlarla oynamamalı. Tersi bir durum, fena çarpar zamanı gelince…

Evet… Devam edeceğiz…

Yazar: Editor
2009-06-13 09:01:25

Üç Maymun Üzerine Birkaç Söz

http://ul.gcg.me/files/2009-06/bab.jpg

Üslup sinemacılığının en önemli ismi olmuştur şimdi Nuri Bilge Ceylan. Üç Maymun’u da bu anlamda Antalya’da garip bir biçimde haksızlığa uğrayıp öte yandan aldığı tüm ödülleri hak etmiştir.

Üç Maymun’un içeriğinde Yılmaz Güney’in Baba adlı filmi hatırlanabilir. İkisinde de bir baba vardır ve ailesi için bir fedakârlık yapar, ikisinde de o aile bu fedakârlığın karşısında alçakça adeta “darp edilir.”

Filmleri anlatmayalım. Ama hem anlatım hem de sonuç yönünden bakınca bambaşka iki film çıkmıştır ortaya, ikisi de birbirinden güzel…

_________________________________

Şöyle bir baktığımızda Yılmaz Güney'in Baba'sı; Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf'unu işaret eder bize, İnce Memed'i... Çünkü o devirlerin hayatı kaçınılmaz olanı zaten dayatmış insanına. Bundan ne Yılmaz Güney kaçabilirdi, ne Sabahattin Ali, ne Yaşar Kemal... Bir hesap varsa görülecek, hiçbir şey sineye çekilmeyecek!

Ee, her dönem koşulları ve anlayışlarıyla gelir.

_________________________________
Bugünün hayatı da Nuri Bilge Ceylan'a üç maymunu oynatmayı dayatmıştır, tüm rezillikleri sineye çeken bir devir ve insanlar kalmıştır ona da anlatacak... Ama o da dayanamamıştır bir Nuri Bilge Ceylan olarak, bir yerde, Yılmaz Güney'in Baba'sı olmuştur, hesabı görmüştür; nagantını alıp, Muazzez'i "kirleten" Kaymakam'ı ve Şakir'i haklayan Kuyucaklı Yusuf'a dönüşüvermiştir adeta.

2000’lerin Türkiye’sinde, ekonomik çaresizliğin bir ahlaki zafiyete devrolduğu anda Üç Maymun’un tüm karakterleri filmin de isminin hakkını vererek “bir zavallı hale razı olmuşken”,  kanımca Nuri Bilge Ceylan olaya bir tanrı-sanatçı hakkını kullanarak müdahale etmiştir. Film kahramanlarının yapamadığını kendisi yapmıştır. Böylece yukarıda bahsettiğim “farklı son”u bir nebze de olsa dengelemiştir.
Bu da, devre uymayan sanatçının kendi eseri içinde "özel" bir duruşunun resmi olmuştur. İyi de olmuştur.

Yazar: Editor
2009-06-04 12:17:35

Milyonluk Eşekler

O müthiş zamanlarımız…

Bizans takımlarını dolayısıyla ligi silkeleyip sarstığımız yıllar… Bir fırtınaydık, Silinidirspor’duk ezip geçen…

Her futbolcumuz bir ateş… İsa milli takıma kadar gidiyor, kolay mı Anadolu’dan bir futbolcunun oraya kadar gitmesi, gidiyor ve 30 metreden golü atıyor. (mesafeyi biraz abartmış olabilirim: )) Apache İsa..

Onu veriyoruz, Zonguldak’tan Özer’i alıyoruz. Özer gol kralı oluyor.

Beşiktaş’a Özer’i veriyoruz, oradan Bora’yı alıyoruz.

Adanaspor’u o yıllarda tutabilene aşk olsun… Ve derken Bora gol kralı…

Bora’yı geri veriyoruz, Özer’i geri alıyoruz…

Anlatmaktan, yazmaktan, dinlemekten, konuşmaktan bıkmadığımız, keyif aldığımız destan zamanlar…

Mütevazı bir Adanaspor Bizans takımlarını tepelediğinde o vakitler bir şenlikle, neşe bularak bağırılırdı, rakibe en ağır darbeyi indirerek; Milyonluk Eşekler

Yani bu sözlerin muhatabı 3 büyüklerin oyuncularıydı.

Ama bunu, oralardaki taraftarın kendi ruhsuz futbolcusunu protesto etmek için de sık sık kullanmış olmaları da vaktiyle söz konusu idi. Bu muhabbet hala var mı bilmiyorum ya… Neyse, şu süper lige çıksak da bu eğlenceyi gündeme getirsek: ))

Yazar: Editor
2009-06-01 19:55:17
http://ul.gcg.me/files/2009-06/adanaspor.jpg
Yazar: Editor
2009-05-28 21:02:18

a41.jpg

 Kötü zamanlarımızdan kalma bir acı hatıradır, diyelim ve paylaşalım bunu: ))(Tezahüratı idare eden tribüncülerden bir arkadaşın yanındakiyle konuşmasından alınmıştır.)

— Gardaş var ya…( bu sırada tezahurat devam ediyordur: saldırın)… (ıslıklı tempo: fiiyt fiiyt) durmadan. fiiyt fiiyt… Tabi yanındakiyle de konuşmasına devam ediyordur bu esnada, eksik anlaşılmasın…

— Biliyon mu( tezahürat devam eder… bu taraftar arkanızda her zaman… fiiyt fiiyt…)

— Şöyle bir gol olmasını…( tezahürata devam: Kaplan’a rahat yok… fiiyt fiiyt…)

— Öyle özledim ki… ( 5 Ocak’ta filancaya atmadan… fiiyt fiiyt…)

— Tellere yapışmayı Öyle özledim ki

Bu arada biz bir gol yeriz ve fakat tezahürat devam eder, tellere yapışma hasreti bir başka bahara kalır.

…saldırın, durmadan, bu taraftar arkanızda her zaman, kaplan’a rahat yok…

Yazar: Editor
2009-05-24 21:19:06

Aslında spor, hayatın dışında öncelikle kutsal bir faaliyet değildir. Spor toplumun yansımasıdır. Toplumun özellikleri spor kurumuna da aynen yansır. Eğer toplumda yoksulluk, cahillik, etnik ve dini ayrılıklar varsa, spor müsabakalarında arzu edilemeyen görüntüleri yaşamak kaçınılmaz olur.

http://ul.gcg.me/files/2009-05/images.jpg

Politikacı, iş adamı ve yöneticiler her ne pahasına olursa olsun zafer isterlerse, oyuncu ve antrenörler bu tür baskılara dayanamazlar ve başarı için her yolu denemek zorunluluğu hissederler. Sporun topluma yansıttığı stres, spor için mazeret değildir. Haksız rekabet, saldırganlık ve şiddet sporun, doğru oyunun düşmanıdır. Toplumun tüm kurumları istenilen düzeye getirilmeden spor kurumunda reform yapmak mümkün değildir. Çünkü spor olgusu toplumun tüm birimleriyle ilişkilidir (Eitzen).

Yazar: Editor
2009-05-16 21:17:37
http://ul.gcg.me/files/2009-05/manisa.jpg

Kendi gündemimizden fırsat bulup 1.lig’de şampiyon olan takımlara değinemedik. Bildiğiniz gibi Manisa ve Diyarbakır doğrudan yükseldi süper lige. Sezon başında sağlam kadrolar kuran iki takım öne çıkıyordu. Birincisi Manisa diğeri, Rize idi. Rize tam bir hayal kırıklığıydı… Aslında Manisa da beklenen tempoda bitiremedi ligi. Haftalar önce ilan etmeliydi şampiyonluğunu. Ama bu sezon 1.lig çok enteresandı.

Diyarbakır tam bir sürpriz oldu. Sezon başında bildiğimiz olayları yaşadılar, sezon boyunca hep sorunlu geçti. Fakat sonuçta istediklerini almayı bildiler.

Tahminlere ve ilk yarı performansına göre Kasımpaşa da favoriler arasındaydı. Süper lige sorunsuz dönerler, diye düşünüyorduk. İkinci yarı sadece bizim düzeni bozdular, daha doğru bir söyleyişle 2. yarıya daha iddialı ve umutlu başlamamıza engel oldular. O kadar, onun dışında Kasımpaşa ikinci devrede, deyim yerindeyse yattı. Karşıyaka-Kasımpaşa şampiyonluk maçıyla da büyük olasılıkla, hani bir sürpriz olmazsa süper lige dönecekler.

Manisa ve Diyarbakır’ı yürekten kutluyoruz. Süper ligde başarılar onlara.

Bizi ilgilendirmeyen şampiyonluk maçında kazanan kim olursa olsun onlara da süper ligde kalıcılık diliyoruz.

http://ul.gcg.me/files/2009-05/diyarbak__r.jpg
Yazar: Editor
2009-05-10 09:12:54
http://ul.gcg.me/files/2009-05/anneler.jpg

beni burada arama anne
kapıda adımı sorma
saçlarına yıldız düşmüş
koparma anne
ağlama
kırıldıysa düş evinin kapısı
bütün kırık kapıların çağrılısıyım
kızların yanaklarında çukurlaşan
biten başlayan aşkların ortasındayım
her kavgada ölen benim
bayrak tutan çarpışan
her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni
özlem benim kavga benim aşk benim
bekle beni anne
bir sabah çıkagelirim

bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığında kapını
umarım kurtuluş haberleriyle dönmüş olur
cam ve kekik kokuları içinde acı yüzlü çocuklar
o zaman nasıl indirilmişlerse şen şakrak
öylece kalkar uykudan şalterler
dişleyip tükürmeden sigaralarını
türkü tadında giyinirken işçiler

bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığında kapını
adı başka sesi başka nice yaşıtım
koynunda çiçekler
çiçekler içinde bir ülke getirirler
başlarını koymak için yoğun dizine
sen hazır tut dizini anne
o mükemmel güne

 

Nevzat Çelik

Şafak Türküsü

Yazar: Editor
2009-04-20 08:56:48

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/ddebfb9.jpg

Şöyle bir bakalım son üç haftaya doğru:

  • Altay bile şu an için rakiplerimizden birisi...
  • Takımın 51 puanı var.
  • Oynayacağı son 3 maçtan birisi bizle...
  • Haftaya Sakarya ile oynuyorlar, iç sahada da olsalar KAZANAMAZLAR...
  • Berabere kalırlar en fazla eder 52, biz zaten Karabük'te kazanacağız etti 49...
  • Sonra Adana-Altay...
  • Kazanırsak puanlar eşitlenecek...
  • Son hafta iddiasız Samsun'da kesin kazanırız.
  • Ligi de 55 puanla kapatırız.
  • Altay son hafta eğer Erciyes iddiasızlaşmışsa yani garantilemişse ligde kalmayı Altay da kazanır onlarda 55 puanda bitirir.
  • Demek ki ikili averaj da çok önemli...
  • O halde Altay'ı 2 hafta sonra 2 farklı yenmek de gerekebilir.

    Bu arada haftaya Bolu-Giresun maçı da çok önemli hale geldi... İkisi de kardeş takım bildiğiniz gibi... Bakalım ne olacak...
  • İsmail Eğriparmak
Yazar: Editor
2009-04-03 21:09:31

Bolu’yu Yenmek

http://ul.gcg.gen.tr/x/3ef413c.jpg

Boluspor’u yenersek neler olur?

  1. Tabi ki ilk 6 heyecanımız pekişir olur.
  2. Sonra oynayacağımız iki rakibin ( Rize ve Altay) bize bakışı iyiden iyiye değişmiş olur.
  3. Adanaspor’un adı ile bu sezondaki ağırlığı örtüşür olur.
  4. Lige yine yeni baştan başlanmış olur.
  5. Müthiş bir “son beş hafta” olur.
  6. Ki o 5 hafta tadından yenmez olur.
  7. Takımın ve taraftarın o inatçı iddiası bir mana kazanmış olur.
  8. Vaktiyle Antalya’da kaybettiğimiz o son maç ile yeniden hesaplaşma fırsatı doğmuş olur.
  9. Bu arada son iki (ekstra) maç için örneğin Emrah Bedir namına güzel ve etkileyici bir sezon sonu “son dokunuş” imkânı doğmuş olur.
  10. Haddizatında iyi olur.
  11. Hiçbir şey olmasa bile yeni sezon için, en üst moral seviyesinde bir Adanaspor hazır olur.
  12. Bu iş olur!!!
Yazar: Editor
2009-03-18 19:58:52
http://ul.gcg.gen.tr/x/d6cb5ec.jpg

Adanaspor.org forumlarında gündemde olan konulardan biri, bu Pazar konvoy halinde veya bağımsız, ama belli bir saatte Çatalan tesislerine gidip takıma moral, güç, sevgi, şefkat, destek vermek… Meşaleler, konfetiler (ikincisini ben ekledim: )) eşliğinde…

Futbol bir şenlikse ve mutlak sevdaysa, yine ve hep yola düşmekse (ki öyledir) tabi ki varız. Antrenman yapan turuncu formaları görmek için de varız, içinde Adanaspor adı geçen her yerde varız, Adanaspor içinse sebepsiz de varız.

“Bizler inandık siz de inanın” demeden de varız, bir başına inanarak da varız.

Turuncu bir gün batımında şehrin sınırlarına varırız; şarkılar, şenlikler… Bir hayalden bahsedilir, gelecek güzel günlerden… Varız, varırız…

Yazar: Editor
2009-03-11 19:36:47

Ersan Âdem Gülüm’e Dair

http://ul.gcg.gen.tr/x/a3acd07.jpg

Sezon başında Ersan bir iki hatadan sonra tribün tarafından ıslıklanmıştı. Bu duruma dair üzüntümüzü yazmıştık. Bırakın bir futbol maçının aktörünü, hiçbir insan  bu şekilde ıssızlığın ortasında bırakılamaz demiştik.

Son maçlar Ersan Âdem’in yüreğinin ve kalitesinin turnusol kâğıdı oldu. Gün gösterdi ki bu futbolcumuz yılın en önemli transferidir, savunmanın bel kemiğidir. Arada ufak tefek hatalar olmuyor mu? Nedir ki…

Önümüzdeki sezon çok iş yapacak Ersan ve biraz zaman geçince de transfer yıldızlarından biri olacak, yeter ki böyle oynamaya devam etsin.

Yazar: Editor
2009-03-05 20:31:53

Yeniden Merhaba “İnce Memed”

http://www.turkdirlik.com/images/Kitap/Roman/InceMemed2.jpg

1993 Şubat-Mart'ında okumuştum Yaşar Kemal’in İnce Memed’ini. İşte 16 yıl oluvermiş. Burada bir iki paragrafta anlatamayacağım bir roman. (Bir kere özellikle Adanalıyım, Çukurovalıyım diyen birinin mutlaka okuması gereken bir kitap.)

Bireysel bir isyanın toplumsal bir hüviyete bürünmesi aşkla, acıyla, vefayla, inatla, sevgiyle, kavgayla, dirençle (ne kadar tanıdık kavramlar değil mi sevgili Adanasporlular) anlatılması ancak bu kadar mümkün olur ve bu kadar güzel…

Modern zamanların Homeros’u Yaşar Kemal bir Çukurova destanını yazarken 20. yüzyılın başlarından yakın zamana gelen bir Türkiye panoramasını da kaleme almıştır İnce Memed’le.

2009 Şubatında, yeniden okuma ihtiyacını derinden duyduğum bu başyapıtı kitaplıkta ararken bir eski dostu aramanın heyecanını ve sonra bulmanın sevincini yaşadım.

Daha ilk sayfaları okurken bile, Abdi Ağaların tahakkümüne bu günlerde daha çok giren ülkemde şimdi seni çok daha iyi anlıyorum İnce Memed…

Yeniden merhaba…

Yazar: Editor
2009-02-10 20:02:19
http://ul.gcg.gen.tr/x/e5743fd.jpg

Şimdi bakıyorum da çok eski bir zamandı. Sanki milattan önceydi. Tarih? Yok! 70′lerin sonu olabilir mi? Ama hatırladığım bir Adanaspor-Zonguldakspor maçıydı. Küme düşmeme mücadelesi veriyoruz. Takım kritik bir dönemeçte. Bu maçı da kazanamazsak halimiz harap. Kapalı, kasvetli bir hava; Adana’ya hiç yakışmıyor. Karabulutlar hem gerçek hem de mecazi anlamda üzerimize çökmüş. Maçın son anlarıdır ve Adanasporumuz 1–0 yenik oynuyordur. Ne o maç için ne de o sezon için yapacak bir şey vardır artık. Bir ara arkama döndüm, o zamanlar 27–28 yaşlarında bir abi başını elleri arasına almış, sessiz sessiz ağlıyordu. Evet, yeni bir şey daha anlamıştım. Adanaspor için maça gidilir, ondan başarı beklenir, sevinilir... Ama işte biricik Adanaspor için gözyaşı da dökülebilirdi.

Yazar: Editor
2009-02-05 16:21:51
http://www.kurtuluscephesi.com/kurcep1/kcfoto/10001.jpg
 
Cumhurbaşkanının Suudi Arabistan gezisine oğlu Mehmet Emre Gül de katılmış. Acaba sadece bir "oğul" olarak mı katılmış? Böyle değilse neden katılmış, nasıl katılmış? Bu normal bir katılma mı? Böyle şeyler her ülkede olur mu? Bize mi özgü yoksa? Onun da gemisi var mı? Biz çok mu fesat düşünüyoruz?  Fena insanlar mıyız bunları düşündüğümüz için? Ne olacak bu memleketin hali?  Ama bu sorunun cevabı için iki tek şart oldu!
Yazar: Editor
2009-02-03 18:42:01

http://www.sporstudyo.com/images/news/4406.jpg

Abdullah Avcı

Sonunda en beyefendi hocayı da çileden çıkardılar ya…

Hiç hazzetmediğimiz bir takımdır İstanbul B.B. renkleri içinde her ne kadar turuncu olsa da…

Ama orada bir Abdullah Avcı var ki… Ona şapka çıkarırız. Severiz… Tutarlı bir biçimde sergilediği incelikli davranışları işte onu en fazla İ.B.B. teknik direktörü yapabilmiştir ne yazık ki… Bu durum da nezih futbol âlemimizin hazin bir fotoğrafını vermektedir. (Bizce) milli takım düzeyinde bir hoca İBB’deyse ve akabinde en fazla İBB’yi çalıştıracak biri milli takımın başındaysa aslında bu ülkede futbola dair konuşulacak herhangi bir şey kalmamış demektir. Yoktur. Bitmiştir.

___________________________________

Mevzunun esasına dönelim; 1Şubat 2009 tarihli Eskişehir-İBB maçında fena halde mağdur olan İBB önce Engin B.nin sonra da hakemin gadrine uğramıştır. Ve Abdullah Avcı da kendi terbiye ölçülerinde öfkesinin sınırına gelmiştir. Buna rağmen işte o bahsettiğimiz ve takdir ettiğimiz terbiye sınırları içinde aslında diyeceğini de demiştir. Ve de öyle anlaşılıyor ki “Türkiye Cumhuriyeti”nin (Eskişehir’in demiyorum) bir maliye bakanı Eskişehirspor’un 12. adamı olarak çift dalmaya devam etmektedir. Devamında da bu konuda zaten hassas olan kamu vicdanı incinmektedir.

Bakın, bir tek bu durum bile o koca Eskişehirspor efsanesini yerle bir etmeye yeter. Belleği zayıf bir toplum olabiliriz. Ama futbolun dünyasında her bir ayrıntı, taraftarların bilincine kazınarak kaydolmaktadır. Biliriz. Yaşadık.

Demedi demeyin!

Yazar: Editor
2009-01-30 11:33:09
http://ul.gcg.gen.tr/x/2f25bf2.jpg

Birkaç yazı altta Arjen Robben’den bahsetmiştim. Şimdi bunu bize bağlayalım. Adanaspor’un Robben’i vaktiyle kimdi? İzlemiş olanlar çok iyi hatırlar ve onaylar ki o Ümit’ti.

Samsunspor’dan 1984 civarında transfer edilmişti. Onunla birlikte bir futbolcu daha alınmıştı ama diğeri Ümit’in yanında sönük kalmıştı. Sağ kanadın adeta sihirbazıydı. Topu aldığı zaman bilirdik ki bir şeyler olacak. Özel bir seyirci topluluğu olan Ümit mutlaka bir şeyler yapardı. Onun 4–4 berabere biten bir Tarsus maçındaki golü aslında golden önceki tüm hareketleri hala belleklerdedir. Hakikatte biz Robben’i izlerken az da olsa bir nostaljiye dalıp o müthiş Adanaspor’un müthiş Ümit’ini de izler gibi oluyoruz.

Bir Tekirdağ maçında Adanaspor’un 8. golünden sonra kanadındaki savunma oyuncusunun “Abi yeter artık gelme!” demek zorunda kaldığı rivayet edilir. Sonraki sezonların birinde Ümit dönemin en yüksek transfer ücretini alarak Antalyaspor’a transfer oldu. Oradan da Fenerbahçe’ye gitti. Biz onu hep Adanasporlu Ümit olarak izledik ve bundan hep mutlu olduk hep keyif aldık.

___________________________

Bugüne gelecek olursak kendi standartlarımızda, şimdiki Adanaspor kadrosu içinde Robbenvari iki oyuncudan bahsetmek mümkün. Bunlardan biri Hakan’dır diğeri ise Habip. Bu iki oyuncumuz oyunun yükünü fazlasıyla omuzlamak zorunda kalmadıkları sürece bulundukları kanatlarda yüksek tahrip gücüne sahiptir. Yeter ki dayanışmanın, yardımlaşmanın üst düzeyde olduğu bir futbol ortamı olsun. Yeter ki özellikle orta sahada biraz daha güçlü bir Adanaspor olsun. Siz o zaman Hakan ve Habip’in neler yapabileceğine tanık olacaksınız. Bu iki futbolcunun oyunun kaderini her an değiştirebilecek niteliklerde olduğunu göreceksiniz. Dilerim zaman beni mahcup etmez!

Not: Ne yazık ki biz bu satırları yazarken, Habip Profesyonel Futbol Disiplin Kurulundan G.Antep maçından dolayı, üstelik ona en çok ihtiyaç duyduğumuz bir zamanda 2 maç ceza alıyor. Ah Habip ah

Yazar: Editor
2009-01-26 14:30:19
http://ul.gcg.gen.tr/x/f5b935a.jpg

Bir Başka Turuncu/ Arjen Robben

“Arjen Robben (Doğumu 23 Ocak 1984 Groningen doğumlu) 1.80cm boyunda Hollandalı futbolcu. Şu anda Real Madrid C.F'de oynamaktadır. Forvet oyuncusu ve kanat oyuncusu olarak görev yapmaktadır. Sürat makinesidir. Sol ayağını mükemmel kullanan bu oyuncu Chelsea'ye geldikten hemen sonra ayağı kırıldığı için bir süre futboldan uzak kalmıştır. Yaklaşık değeri 30.000.000€ dur. Hollanda'da iki kez yılın oyuncusu seçilen Robben, Hollanda Milli Futbol Takımı’nın en önemli oyuncuları içinde yer almaktadır. Real Madrid e 36 milyon Euro ile transfer olarak senenin en pahalı 2. futbolcusu olmuştur.”

______________________________________

Bunlar Arjen Robben’e dair ansiklopedik bilgiler ve her yerde bulunabilir. Fakat yazılanların hiçbiri ve bu yazının kendisi onu futbol perspektifinden anlatmaya yetmez.

  *  Onun karizması David Beckham’ın artistik bir pazarlama ürünü olmasından farklı bir durum arz ediyor. Evet, hazret kadar “vitrinsel” değil, her bir yoldan da gündeme gelmiyor. Belki saçsız kalmaya başlaması onu futbolunun bir adım gerisine itiyor. Robben enteresan bilekleriyle ve çalımlarıyla “rakip savunmacıların bir talihsizliği” ise bahsettiğimiz fiziki durumu (burada bir “galiba’ demek boynumuzun borcudur) direkt Robben’in talihsizliği olarak kendine dönüyor (bunu, onu televizyondan izleyen bir “his” olarak yazıyorum, yanılma ihtimalim son derece yüksektir). Bu da ondan çalımı fena halde yiyip ters yüz olan rakiplerin bir tesellisi oluyor: Evet, bizi fena benzetti, lakin bu anda yolacak saçlarımız var bizim, hiç olmazsa: ))

Bilmiyoruz oralarda böyle bir avuntunun olup olmadığını. Ama bildiğimiz bir şey varsa o da Robben’in izlenmeye fazlasıyla değer bir oyuncu olduğudur. Oyunculuğu da doğrudan futbola dairdir. En azından izlediğimiz maçlarında, onun futbolundan başka bir şeyle ilgilenmediğine tanık olduk. Bir başka talihsizliği ve işte asıl talihsizliği de sıkça sakatlanmasından kaynaklanan “cam adam”lığıdır. Ama işte hiçbir tehdit onu futbolunda, geride bir yere sabitleyememektedir. Ve Robben topu her aldığında, futbol ilahlarını çıldırtırcasına, 90 dakikanın kaderini değiştirebilecek bir karşı-ilah olduğunu göstermektedir. Ateşi tanrılardan çalan Prometheus gibi. Ve işte bunun cezası da belki de bir futbol ölümsüzü olmasını engelleyebilecek “cam adam”lığıdır…

http://web.inonu.edu.tr/~mkarakaplan/images/prometheus.jpg
Yazar: Editor
2009-01-22 08:32:29

Takviye

 http://www.webweaver.nu/clipart/img/entertainment/sports/soccer/player.jpg

Dünkü açıklamalar takviye olacağına dairdi. “Takviye olabilir” gibi bir söz geçmişti. Bu ligi takviyesiz götürmemiz çok zor. Bırakın ilk ikiyi veya ilk altıyı, 1.ligde tutunabilmek için bile 2 noktaya en az 2 transfer gerekmektedir. Bunlardan biri savunma diğeri, orta saha oyuncusu olmalı. Özellikle orta sahadaki boşluk, siz buna ne derseniz deyin, sezon başından beri bizi fena hırpaladı.

  • Bence takım olarak yaşadığımız tüm sorunların temelinde bu orta saha arızası vardı.
  • Gol yollarına sokulamadıysak,
  • Gol pozisyonu bulamadıysak yeterince,
  • Golcülerimiz boş geçtiyse genelde,
  • Haddinden fazla gol yediysek,
  • Takım moralini tribün umudunu yitirdiyse,
  • Keyfimiz kaçtıysa…

Tüm bunların temel nedeni hep orta sahasızlıktır. Bakınsanıza, geçen sene kadroya bile giremeyen bir oyuncuya kaldık… Volkan Glatt transferi bir umut olmuştu ama Kasımpaşa maçındaki sahne Glatt’ın epey sonra hazır olabileceğini gösteriyordu.

Bu iki mevkiiye yapılacak acil transferlerle fakat güçlü transferlerle (bu saatten sonra kimleri bulacaksak…) kabuslar görmeden sezonu tamamlayabiliriz.

  • Unutmayalım, buraya yani 1.lige çıkmak süper lige çıkmaktan (hem maddi hem de manevi anlamda) çok daha zor.
  • Durumdan çıkaracağımız vazife; en azından bulunduğumuz konumu korumaktır, bunun için de en az iki takviye yapmaktır. Son bir umutla bekliyoruz…
Yazar: Editor
2009-01-13 15:22:10
http://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/images/pictures/adalet.jpg

Bir Şehrin Dengeleri

  • Şehrin dengeleri oynaktır, duruma göre değişir.
  • Bugün söylediğini yarın inkâr ettirir.
  • İlkesizlikler üzerine kurulmuştur şehrin dengeleri.
  • Dengeyi kuran da meçhuldür çoğu zaman.
  • Bir gizli el dokunur şehrin dengelerine.
  • Bir ortaoyunudur aslında şehrin dengeleri.
  • Neye göre dengelenir, bellidir de, diyebilene aşk olsun.
  • Tahterevallidir şehrin dengeleri, dengede tutmak için ayak oyunları gerekir.
  • Hakka göre değildir, keyfidir şehrin dengeleri.
  • Standartlar hep  değişir.
  • Dengeleniverir dengeler.
  • Açık olana eyvallah, ama gizli menfaatlere göre dengelenir şehrin dengeleri.
  • Bir nalıncı keseridir.
  • Hırslar, kıskançlıklarla sıvanır binası şehrin dengelerinin.
  • Zalimcedir.
  • Bizans oyunlarına rahmet okutur.
  • Mertçe değildir.
  • Bel altından vurur.
  • Kanaat önderleri(!) hiçbir şeye kanaat etmezler ki hakikatte yoktur öyle bir müessese.
  • Şehrin dengeleri yerel gazetelerin dengesizliğine bırakılmayacak bir hassas terazidir.
  • Adalete dairdir, gözleri bağlıdır, kimi yargıladığını görmemek, bilmemek içindir; kör bir adalet için değil.
  • Ne yazık ki bazen Parası veya gücü olanın dengesidir.
  • Ama “bir gücü olduğunu zannedenin” dengesizliği değildir.
  • Dengesini kaybetmiştir haddizatında şehir.

On yıllardır böyledir şehir. Yoksullaşmaktadır. Kimsesizleşmektedir. Çünkü birilerinin çıkarı, bireylerin-toplumun çıkarlarından önce gelmiştir hep. Hep kandırılmıştır şehir, aldatılmıştır yani. Tarımsız, sanayisiz, siyasetsiz, “komuoyu”suz, sporsuz, felsefesiz, yerelde gazetesiz kalmıştır. Kalakalmıştır. Arada kalmıştır. Koca koca adamlar kendi menfaatleri için manevralar yaparken bir futbol macerasında takımlarını en masum duygularla seven insanlar, garip bir kinle, karşı karşıya kalmıştır. Hep karşı kutupta kalmıştır. Ve oluşturulan bu düşmanlık üzerinden kimi siyaset kimi de ticaret yapmıştır.

  • Şehrin dengeleri mi? Bu söz bir “şehir efsanesi” olsa gerek…
  • Dengesini kaybetmiştir ip cambazı ve şehir ölmüştür!

Yazar: Editor
2009-01-06 20:32:52

Maç İddaa’ya Gitti

http://ul.gcg.gen.tr/x/222df2a.jpg

Yakın zamanın bir tribün saptamasıdır bu:

  • Maç iddaaya gitti.
  • Maç iddaya gidecek
  • Oranlara bak, bu maç iddaaya kurban edilir

Şeklinde yorumlara rastlanır. Yaşananlar göstermiştir ki aslında taraftar yıllardır futbolun içindeyken, onunla yakın bir hayat sürerken edindiği izlenimler, tanık oldukları onun bu durumda pek de haksız olmadığını gösterir.

Gazetelerden okuduklarımız, TV’lerden filan izlediklerimiz, duyduklarımız; Avrupa’da ve Türkiye’de yaşananlar böyle bir tribün kaygısını yaratmıştır. Zaten paranın köpeği olmuş futbol bir de bahislere, bahisçilere mi pazarlanıyor, aslında hiç de karanlık olmayan, hatta ziyadesiyle aydınlık mekânlarda?

Ayrıca “sistem” denen o soyut organizasyona duyulan güvensizliğin bir göstergesidir de bu yorumlar. Çünkü birileri bir yerlerde anlaşılır “ideallerle(!)” örgütlenmiştir. Dernekler, federasyonlar, kulüpler, partiler, ama işte oralarda o örgütlü insanlar “gizli örgüte” evirilip “şahıslarına menfaat sağlama” gruplarına, çetelere dönüşmüşlerdir.

Bir ülkede “dinin kutsallığı” içinde bile türlü dalavereler çevrilirken, tezgâhlar kurulurken, bir yerlerde enteresan insanlar, şirketler enteresan yollarla birkaç gecede dolar üzerinden milyoner edilirken bir futbol maçında küçük bir operasyon düzenlemek iş midir bre!

Sonuçta:

  • Burada her maç rahatlıkla iddaaya gidebilir
  • Bundan sonra, uzunca bir zaman, yenilgi gerekçelerinden biri de bu kaygı sayılmalı
  • Saha, hava, sakatlık, ceza sebepleri gibi…
Yazar: Editor
2008-12-23 20:46:49

Hakemler

http://ul.gcg.gen.tr/x/a172793.jpg

Herkes bir şeyler dedi yazdı onlar için. Biz de yazacağız bir iki satır.

Hem 1.ligde hem de Süper Ligde birçok maçı izledik. 1.ligde muhatap olduğumuz maçlar tabi ki Adanaspor’undu. Stattan veya TV’den izledik bu maçları. Süper lig maçlarının hatırı sayılır bir miktarını da izledik TV’den, evet. Bu yazının hazin sonu şu ünlemle de özetlenebilir hakemler için: Vah!  

Onlarca, yüzlerce hataya tanık olduk. Vahim hatalardı bunların çoğu. Hakemler belki art niyetli filan değildi o anlarda. Belki diyoruz. Öyle farz edelim. Bu da bir sorundur ama kendi başına, garabet şudur: Hakemlerimiz fena halde kötüdür. Kötüden de kötüdür. Bir alay “ne yaptığını bilmeyenler topluluğu”dur.  Birçok takımın kaderiyle oynamıştır onlar. Sezon boyunca onca emeği hırsızlamışlardır. Antrenmansızlardır, tutarsızlardır, iddiasızlardır, gayretsizlerdir, kolaycılardır…

Hata yapan futbolcu gider, yönetici gider, hoca gider; ama hata yapan hakem gitmez, hayır belki gider, yukarı yukarı gider. Büyük takımların(!) maçlarını yönetmeye gider.

Futbol en küresel spor-sektördür belki de. Örneğin bir Avusturalyalı dünyanın öteki ucundan gelip burada top oynuyor. Oynayacak elbette itiraz buna değil. Hocası da geliyor her yerden. Gelsinler, futbolumuza katkıları inkâr edilemez. Anladınız geleceğimiz noktayı:

Öneriyoruz! Bundan böyle hakem de gelsin dışarıdan. Bir yasak varsa konuya ilişkin, kaldırılsın. İstiyoruz bunu; çünkü tanık olduğumuz ve maruz kaldığımız onca eziyetten sonra o hakemlerin bir tekine bile inancımız, güvenimiz kalmamıştır. Art niyetli olup olmamaları bizi hiç ilgilendirmiyor! Can yakmaları ilgilendiriyor! Öyledir, yabancı hakem istiyoruz!!!

 

Not: Fırat Aydınus için çok yazdık burada. Bu notla ona da noktayı koyuyoruz. Ona “sana hakem olamazsın demedim” diye seslenmiştik. Son maçında da (Trabzon-Eskişehir) gördük ki aynı zamanda bir tetikçidir o. Düştüğü hazin durumlar nedeniyle inanın ona acıdık da bu kez. Ah, insan bir kere şaşırmaya görsün.

Yazar: Editor
2008-12-03 17:21:26

Kaplanpenche’ye öteden beri 20’nin üzerinde ülkeden giriş oluyor (Avrupa’nın birçok ülkesinden, Avustralya’dan, Kuzey Afrika’dan, Eski SSCB’den, Çin’den, ABD’den, Brezilya'dan…). Belki bahsetmiştik. Bu girişler bizi tabii ki daha fazla heyecanlandırıyor. Binlerce km uzaktan Adanaspor’u izleyenlere elimizden geldiğince ulaşmak bir başka mutluluğumuz oluyor.

Fakat bu hafta yapılan bir giriş, hassasiyetimize yeni bir boyut kazandırdı. Kamerun’dan gelen tıklama Kbong ve Mbilla için ayrıca bir şeyler yapmamız gerektiğini düşündürdü, hissettirdi bize.

“Dünya’nın öteki ucunda bir yerde yaşayan, futbol oynayan bir arkadaşı, kardeşi, oğlu fotoğraflarla da olsa görme-izleme isteği onları bize de ulaştırdı.” Buna ayrıca cevap vermeli, dedik.

Karabük maçı fotoğrafları sonrası, örneğin çarşamba günü “foto-yorum” bölümünde Mbilla ve Kbong fotoğrafları sıralayacağız; Kamerun’a da sevgiler deyip…

http://assets.panda.org/img/mtkupe_cameroon_35603_135459.jpg
Yazar: Editor
2008-11-27 23:07:11

Sabaha Kadar Oynasak …

http://ul.gcg.gen.tr/x/8e17553.jpg

Aslında bu bir sıkılmanın işaretidir. “Bu maçtan hayır yok. Gidip şurada iki tek atalım. Daha çok keyif alırız. Hem böyle eziyet de çekmeyiz.” anlamındadır.

Takım belki koşuyordur, ama sadece koşuyordur. Boş boş koşuyordur. “Bak ben koşuyorum ve doğal olarak birazdan yorulacağım, sonra bana sitem etme.” der gibi koşuyordur.

Mevkisini bilmeden koşuyordur. Bir kısır döngüde koşuyordur. Topu almak için değil, toptan kaçmak için koşuyordur. Topu koşturamadığı için koşuyordur. Gol atacak bir organizasyonu olmadığından koşuyordur (hay bin kunduz, haftalar önce not aldığımız şu satırlar bizim şimdiki durumumuza ne kadar da benziyor!).

Ama işte biz ille de gol isteriz, onun heyecanını isteriz, girişimizi isteriz. Bunun işaretlerini göremeyince de teşhisimizi koyarız:
“Abi, sabaha kadar oynasak da gol atamayız!”
Bunu yanımızdakine söyleriz daha çok. Acıyla haykırmayız tribünden sahaya. Çünkü bu kendimizin bir saptamasıdır, derin futbol bilgimiz, gözlemlerimiz ve tecrübelerimizle sabitlenmiştir ki kitlenin de keyfini kaçırmaya gerek yoktur. En çok yanı başımızdakiyle paylaşırız derdimizi. Bu yüzden “abi, kardeş, baba” gibi artık bilinmesi gereken bir gerçeğin ifade edilmesinin vaktinin geldiğini sezdiren samimi bir kelimeyle başlar.

Ve bir mucize olmazsa maç hakikaten öyle biter.

Yazar: Editor
2008-11-21 21:56:14

Rize’yi Nasıl Yeneriz?

  • Forma aşkıyla yeneriz.
  • Adanasporluluğumuzla yeneriz.
  • Takım, tribün bir olur yeneriz.
  • Her futbolcu bu işi bir onur meselesi bilir, öyle yeneriz.
  • Mücadele ederek neler yaptığımızı hatırlarsak yeneriz.
  • Uyuyan dev uyanırsa yeneriz.
  • Ama o kadar eksikle nasıl yeneriz!
  • Futbol sadece sahadaki nicelikle değil nitelikle de oynanıyor.
  • Yani sadece 11’e 11 değil ki maç bu anlamda.
  • Bir de “kalite” denen mefhum var ortada.
  • Hani “silkinmeler” olmuyor değil futbolda…
  • Ama bu durumumuz da yalnızca bir “silkinme” ile düzelir mi ki!
  • Yeni hoca yeni umut, deyip bu konuya hiç girmiyoruz ve girmeyeceğiz. Yeter konuştuk bu antrenör işini.
  • Peki, gerçekten yenebilir miyiz Rize’yi?
  • (Vah, biz bu satırları da mı yazacaktık?)
  • Keşke yenebilsek Rize’yi, birçok sıkıntı aşılırdı devreye kadar.
  • Yenelim be şu Rize’yi.
  • Ne iyi olur.
  • Biz yine maça, yenmek umuduyla gideceğiz Rize’yi.

Yine olmadı diyelim, ne gam! Ne demişti bir şiirinde Cahit Sıtkı Tarancı:

“Korkum yok bana verdiğin elemden,

Her mihnet kabulüm,

Yeter ki gün eksilmesin penceremden.”

Yeter ki Adanaspor’umuz herhangi bir eksikliği olmasın hayatımızda.

Yazar: Editor
2008-11-18 22:13:59

Feyzullah

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/fbcefc2.jpg

Top ondayken tribün bilirdi ki bir şeyler olacak. Gol olacak veya net bir gol pozisyonu yaşanacak; taraftar sonu bilinen, belki tahmin edilen bir coşkuyla ayakta olacak. O zamanlar “takım aşkına taraftar ayağa” sloganına zaten gerek yok, çünkü Feyzullah buna tek başına bile yapabilecektir. Bilirdik.

Onun kendine özgü ve binlerle ifade edilebilecek bir taraftar kitlesi vardı. Feyzullah’ı seyretmek, futbol denen o eğlenceli etkinliğin haz alma hissini tatmin etmeye yeterdi. Bizim Maradona’mızdı desem abartmış olmam. Hatırlayanlara sormak bile yeter.

Nejat’la organize ettikleri frikikler unutulmaz. Malum noktada bir serbest vuruş düdüğüne biz penaltı muamelesi yapar öyle sevinirdik. Nejat topu hafifçe havalandırırdı, Feyzullah vururdu ve gol olurdu. Bu kadar basitti eylem.

Yine dar zamanlarımızdı, tribünün tepkisi olur olmaz yerlere isabet eden deli maytaplar gibiydi. Birinde Feyzullah’a geldi bu tepki. Ki o söz konusu maçta da en çok savaşandı. Feyzullah, kendisine yöneltilen “tepkileri” duyduğu yerden bir bakış fırlatmıştı maratona, adeta o anda buz kesmişti tribün veya bir ‘Tarantino’ filminde her şey ağır çekim seyrediyordu o zaman… Sanki bin yıl süren bir sessizlik olmuştu. Evet, bir tepki olurdu belki futbolcuya, hak edeni de vardır; ama işte o saat itibariyle uzayın boşluğunda savrulmuş o acı sözlerin muhatabı asla Feyzullah olmayacaktı. O bakıştan bu böyle bilinecekti.

Derken, ilerleyen dakikalarda o sitemkâr bakışı bıraktığı noktadan (kuzey kale arkasına, orta saha ile ceza sahası arasında bir yerden) öyle bir şut çekti ki Feyzullah, o topu ne kaleci gördü, ne ben gördüm ne de tribün gördü. Bize kalan gole sevinmekti artık. Ama Feyzullah yalnızca bir “futbolcu onuruyla” o golden sonra takımının galibiyetinin peşine düşmüştü yine, tribünden basit bir intikamın değil.

Adanaspor’un mazisine dönüp baktığınızda orada, hem de güzel bir yerde Feyzullah’ı göreceksiniz.

...“YENİLMEMİŞ” bir adam!!!

Yazar: Editor
2008-11-16 18:46:32

Bir Yıldız Daha Kaydı

 

"http://ul.gcg.gen.tr/x/52f4691.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

Adanaspor’un Tarsus’taki en büyük destekçisi sevgili Ali Cem 15 Kasım 2008 itibariyle dünya evine girdi.

Önemli tüm maçlarımızda Adana’ydı ve onun tribünde olduğu maçları hep kazandık; iki Mersin maçı, Demirspor maçı, Karabük maçı… Daha önceki sezonda Mersin'deki şampiyonluğu beraber kutlamıştık hatta…

( Bu aralar Ali Cem’in maçlara acilen gelmesi gerekiyor, evlilik hazırlıkları nedeniyle ihmal etmişti buraları, en yakın zamanda bekliyoruz Başkan Rahmi, Hüseyin’i, Barmen Yusuf’u da alarak: ))

Pankart çalışmalarımıza da katılır, o vakitler müstakbel eşine o pankartlar aracılığıyla da mesajlar yollardı. (Bakınız 1. fotoğraf)

“Gül” çiftine mutluluklar diliyoruz.

(2. fotoğrafta da Tarsus tribünlerinin önemli isimlerinden Başkan Rahmi ve Hüseyin ile Ali Cem kardeşimiz)

 

"http://ul.gcg.gen.tr/x/a90ab44.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
Yazar: Editor
2008-11-11 21:35:11

Hoca Kim Olacak

Üç isim dolanıyor piyasada, üçü de birbirinde vahim.

      *  Celal Kıbrızlı hala antrenörlük yapıyor mu, meçhul. Unuttuğu berberliği tepemizde mi öğrenecek? Bu ismi acilen geçelim.

       *  Diğer isim Bahri Kaya. Rıdvan’dan hazır aldığı takımı zar zor şampiyon yaptıydı(!) Hoş, takım zaten şampiyondu aldığında. Rıdvan işi epeyce kolaylamıştı zaten. Ama o yıl Bahri Kaya’nın kupadaki basiretsizliğini unutmayacağız ve affetmeyeceğiz. Bahri Kaya’nın büyük gayretiyle de yenildiğimiz Kocaeli kupayı alıp UEFA’ya gitmişti. Kupayı almasaydı da gidiyordu… Bir de ne yapmış onca zamanda bu hoca liglerde. Lütfen Adanaspor’un çapını bu kadar düşürmeyelim! Çok basit bir şey söylüyoruz; Adanaspor’un ağırlığını çekebilecek biri lazım. Ne demişler, “devlerin yükünü karıncalar çekemez!” Unutulmaya! Bu ismi de tez elden çizdik.

   * Sonuncusu Hikmet Karaman. Hocalığa dair bir kariyeri varsa nedeni Adanaspor’dur. Büyük bir ihanetle gitmişti Kocaeli’ye. Üstelik türlü Bizans oyunları da yaparak… Bizim paramızla Avrupa’yı gezip beğendiği topçuları Kocaeli’ye transfer ettirerek, peşinden birkaç futbolcumuzu ayartarak… Çabucak geçelim bu ismi de…

http://ul.gcg.gen.tr/x/2d80fc8.jpg

Şimdi takımı Ahmet Yıldırım ve Fuat çalıştırıyormuş. Şu koşullarda bizce en isabetli isimdir Ahmet Yıldırım’dır… Neden, diyeceksiniz. El cevap:

  • İlklere imza atan Adanaspor, burada da bir ilki gerçekleştirecektir. Oyuncu-menajerlik uygulaması. “Şimdiki zaman” buna son derece uygundur.
  • Gündemde o üç isim varsa bunlardan çok daha kariyerli olan bir Ahmet Yıldırım var karşılarında. O, UEFA kupasını kaldırmış bir futbolcudur, hiçbir şey olmazsa… Peki ötekiler?
  • Takımı en iyi tanıyanlardandır Ahmet Yıldırım, bizle bir şampiyonluk keyfi de yaşamıştır, tribünden edindiğimiz izlenim onun takımı çevirebilecek bir dirayette olduğu yönündedir.
  • Ara dönemde isabetli transferler yapabilecek bir çaptadır.
  • Üstelik bunun çok güzel bir örneği de vardır. Aslında çok örneği vardır da biz birini hatırlatalım. Efsanevi futbolcu RUUD GULLİT1995–1998 yıllarında Chelsea'de oyuncu menajer olarak görev almış ve Fa Cup'u kazanan en genç menajer olma unvanını ele geçirmiştir.
  • Vaktiyle Gündüz Hoca başkanımız olmuştu teknik direktörümüzken, şimdi de Ahmet Yıldırım neden oyuncu menajer olmasın…
  • Bizim camia olarak buna yüreğimiz yeter, desteğimiz de olur sonuna kadar! Haydi o zaman…
http://ul.gcg.gen.tr/x/2c78174.jpg
Yazar: Editor
2008-11-08 17:13:24
http://ul.gcg.gen.tr/x/cf024b2.jpg

Önsöz: Maç öncesi son yazı aşağıdaki gibi iddialı bir başlıkta olunca ne de zor oluyor yahu bir beraberlik yazısı yazmak: ))

Denk kuvvetlerin maçı olarak göründü. İlk yarı Orduspor gol pozisyonları da buldu. Bir topları direkten döndü. Adanaspor maç boyunca dikkatli oynadı. Yakaladığım pozisyonu gol yaparım ve maçı koparırım, anlayışıyla oynadı. Nitekim 32. dakikada Hakan’ın ara pasına koşan ve rakiplerinden sıyrılan Kbong Adanaspor’un golünü attı.

Golden sonra da kontrolü elden bırakmadık. Bu sürede Ahmet Yıldırım akıllı oyunuyla takımı rahatlatan futbolcuydu. Hakan yine iyi işler yaptı. Fevzi üzerinde baskıyla net bir pozisyonda, galiba kaleye vurmaya cesaret edemedi, sağındaki Emre Hızarcı’ya bir pas çıkardı ve… bir golden olduk.

İkinci yarıya Emre Hızarcı’nın yerine Kerem’le başladık. Defansı böylece dörtledik, Ahmet önlerinde oynadı, onun da hemen önünde Hakan vardı. İkinci yarı Adanaspor rakibe pozisyon vermeme niyetindeydi. Genelde öyle de oldu. Bir pozisyonda Ahmet Şahin net bir golü çıkardı. Bu dakikada biraz şanslıydık, aslında rakip forvet güzel de vurmuştu; ama kalecimiz o dakikada çok iyiydi.

Derken…
Dakika 86’da hakem çıktı sahneye. Yahu bir her hafta bir şeyler mi yazacağız şu hakemler için! Bir tanesi haysiyetli bir insan gibi bir maç yönetmeyecek mi? Pozisyon şu; (valla en tarafsız halimle yazacağım: )) defansımızın arkasına bir top sarktı, Ahmet Şahin tam da ceza sahası çizgisine kadar çıktı. Rakiple birlikte topa havalandı, bunu yaparken ellerini filan açmadan da sırtını dönmeye çalıştı topa. Defansımız yardıma yetişirken, bu birlikte yükselme sırasında top kaleciye çarptı ve ceza sahası çizgisinden uzaklaştı. Ve hakem işte tam bu sırada start aldı ve tam da ceza sahası çizgisinde frikik kararı verdi. Ahmet Şahin’e de sarı kart gösterdi.

Maden bu kararı verdin ne diye kırmızı göstermedin ki be adam? Yüreğin o kadarına mı yetti? Vaziyeti mi idare ettin? Tabi kabak gibi ortada olan kaleye ayağı son derece düzgün Bruno güzel bir vuruş yaptı ve skoru eşitledi.

Not: Puan kaybettiğimiz her maçta biz zaten genel olarak yetersizdik, hadi itiraf edelim, kötüydük; ama o hakemler de en az bizim kadar kötüydü. Mesele bu. Yardım ummuyoruz, biraz insaflı olun diyoruz. Bırakın da en küçük bir bahanemiz olmadan yenilelim!

Maç fotoğrafları foto-yorum’da.

Yazar: Editor
2008-11-02 20:28:17

Bir Teselli Ver

Üçte üç yaptık. Ama yenilgide… Ne zamandır böyle kötü bir dönem geçirmiyorduk. En son kapanmaya giden senede böyle fena bir seriye tutulmuştuk.

Düzelmenin işaretleri var mı peki? Eldeki kadroyla yok bence. Bu yalnızca futbolcu niteliğinden kaynaklanan bir problem değil. Mevkilerde açıklar var. O da ancak transferlerle düzelir, bildiğiniz gibi…

Rakip belli bir güçte, bizdeki durum da malumunuz.

Hakan Hacıbektaşoğlu
Manisa - Adana maçına bakacak olursak ilk söyleyeceğim isim Hakan olur! Maç boyunca nasıl mücadele edilir, bunun bir resitalini yaptı Hakan!

  • Koşabileceği kadar koştu,
  • Bu yetmez elbette, takımı atağa kaldırdı,
  • Dönüp defansa yardım etti,
  • Hücum oyuncularına destek verdi,
  • Kanat oyuncusu gibi kenarlardan top taşıdı,
  • Şut çekti.

Diyeceksiniz ki orta sahada oynayan bir futbolcunun bunları doğal olarak yapması beklenir… Veya herhangi bir futbolcunun takımına bunlara yakın düzeyde bir katkı sağlaması gerekir…Haklısınız!

Ahmet Yıldırım
Hakan’a eklenecek bir başka isim Ahmet Yıldırım olurdu. 34 yaşındaki Ahmet Yıldırım da nasıl oynanması gerektiğine dair 90 dakikalık bir ders verdi adeta. Cem Karahan’ın ondan öğrenmesi gereken çok şey vardı bu maçta.

Cem Karahan
Ne yazık ki Hüsnü Özkara’nın büyük umutlarla transfer ettiği Cem Karahan oyunda kaldığı süre boyunca hemen hemen hiçbir işe yaramadı.

Yukarıda saydığım o olağan işlerin bir tekini yapsaydı bu maç yine de farklı olurdu.

Maç
Manisa’nın girdiği gol pozisyonları, lehlerine sonuçlansaydı “tarihi fark” diye bir başlık atmam gerekebilirdi. Biz elde ettiğimiz birkaç pozisyonu idareli kullandık ve bu hafta (eski deyimle söyleyeyim) “şerefli bir mağlubiyet” aldık!

Hoca
Hocayı eleştirim “o Cem’e nasıl bu kadar dayandı?” noktasında olur, bir de Onur yerine Kerem giremez miydi? Bunun dışında onun yapabileceği ne vardı ki bu kadroda! Mustafa Çapanoğlu’nun takım için yapabileceği en büyük iş takımdaki "savrukluğu" toparlamak olur, daha çok "kaynaşmış" bir futbolcu topluluğu kurmak, formasını seven… Yoksa ne Eyüp Hoca’yı ne de Mustafa Hocayı sorumlu tutabiliriz hal ve gidişten (öfkemiz kime biliyorsunuz). İşte bundan sonra tüm sorumluluk başkanımıza düşmektedir. Alınacak her kötü sonuçta yavaş yavaş o eleştiri odağına gelecektir. Dilerim işler o noktaya hiç varmaz.

Emre
Emre’nin 8. dakikada üst üste iki sarı kartla oyun dışı kalmasını hala anlayamadım. O arada ne oldu da 2. sarı çıktı sahneye? Bilemedim. Maçı birlikte izlediğimiz hiç kimse anlamadı. O Fırat Aydınus’a da bir çift lafım olacak, yarın… (Bu öfkeyle yazarsam “banlanırız” sonra kaplanpenche olarak: ))

Teselli
8. dakika uzatma oldu toplamda. Ve Adanaspor’umuz tam 90 dakika 10 kişi oynadı. Tüm eleştirilere rağmen, içinde bulunduğumuz koşullara göre konuşursam, “bittiğimizin resmidir” denecek seviyede bir maç oynamadık. Emre oyunda kalsaydı, Hakan ve Ahmet’e o civarda iki oyuncu kendi kapasitelerini biraz zorlayarak destek verseydi, bu karşılaşma yenilgimizle sonuçlanmazdı. Ve fakat 3-0’ı 3-2’ye getirmek hepimizde önümüzdeki Ordu maçı için iyimser bir hava yarattı. Bu da “haftanın kârı” olsun: ))

Yazar: Editor
2008-10-29 17:30:31
http://ul.gcg.gen.tr/x/0791cd7.jpg

Sevinmek duyguların en içten bir biçimde dışa vurumudur. Onun içinde numara, riya olmaz. Bir hesap peşinde olmadan sevinirsin.

Sevdiğin için sevinirsin...

Şu sevinç yumağına bakar mısınız! Emre'nin şu sevincine... Bu, şampiyonluk düğümünü çözen maçın frikik golünden sonra çekilmiş bir fotoğraf... Şampiyonluk sevincine hazırlanma sevincidir bu... Emre'nin ve takım arkadaşlarının samimi sevinci...

Yazar: Editor
2008-10-26 16:50:48
http://ul.gcg.gen.tr/x/9e42ce4.jpg

Kopya Cinayetler

Evimizde oynadığımız ilk karşılaşmanın, Gaziantep maçının bir kopyasını yaşadık.

Rahatlıkla kazanabileceğimiz bir maçı daha aynı rahatlıkla kaybettik.

İlk yarı hiç pozisyon vermedik, birkaç gol pozisyonundan da yararlanamadık.

İkinci yarıda kişisel hatalardan iki gol yedik: İlkinde orta sahada atak hazırlayabileceğimiz bir pozisyonda Fuat Halit'in bir adım gerisine attı topu, orada kaptırılan topla sol tarafımızdan gol geldi. İkincisinde yine sağ kanatta gol hazırlığındayken Cihan kaptırdı sol tarafımızdan ikinci gol geldi.

Arada Fuat kırmızı kartla oyun dışı kaldı 1-1 devam ederken maç.

Yani kendi ipimizi kendimiz çekiyoruz. Tamam, biz yeterince bile iyi bir takım değiliz artık, ama yenildiğimiz takımlar asla bizen iyi değil.

Durum her geçen gün vahimleşiyor.

http://ul.gcg.gen.tr/x/99fb2c0.jpg

Maraton Dışarı

Gaziantep maçında olduğu gibi bu maçta da maratona kurban verdik. Önce Ersan'dı hedef adam, Gaziantep maçında; bugün Fevzi kurban edildi, devamında ona sahip çıkan takım arkadaşı Emre.

Şimdi keyfine göre bağıran maraton bunu takıma destek için birkaç dakika yapıyor. Devamında işler biraz ters gidince küçük bir grubun gazıyla da futbolculara sallıyor. Oysa kötü gün dostu olmak bizim tarzımızdı diyoruz. Anlaşılan "iyi taraftar olmak" sadece takımın iyi gününe endeksli. Son dakikaya kadar Adanasporu'nu destekleyen taraftar buharlaştı mı? Öyle değilse bile "seyirciye dönüştü".

Maçın bitmesine hala 15 dakika varken, uzatmalar hariç; takım 1-0 geriye düştükten sonra 1-1'i yakalamışken, on kişiyken bile rakibin üzerine gidiyorken, gitmek için çabalıyorken "Fevzi dışarı" demek, sadece art niyettir. O maratondaki tetikleyici üç beş kişi takımın galibiyetini düşünmüyor demektir. Başka bir hesap var demektir. Her maçta takım bu gerginliği mi yaşayacak işler biraz ters gidince? Taraftar ne zaman vardır? Sadece şampiyonluk sevinci için mi? Aradaki dönemde ne olacak?

O zaman şöyle mi diyelim; takım şampiyonluk potasına girinceye kadar, tepede iddialı bir konuma gelinceye kadar, "maraton dışarı!"

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/daabb92.jpg

 

İyi takım bir iki takviyeyle yine kurulur; ama iyi bir taraftar olmak iyi bir takım olmaktan çok daha zordur; bu bir "tarz meselesidir".

Kişisel hırslarımızı, tatmin olmak zorunda(!) olan o ille de acil zafer tutkumuzu biraz bir kenara bırakalım, Adanaspor'a bakalım! Adanaspor'u düşünelim! Daha çok üzülmemek için öfkemizi içimizde tutalım bir parça, Adanaspor'a daha çok sarılalım. Gün bu gündür!

Yazar: Editor
2008-10-20 21:24:37

Hedefi şampiyonluk olarak koyup bunun gereği olabilecek pek bir şey yapamamak camiayı dalgalı bir ruh haline sevk ediyor: Evde şen, dışarıda yaslı. Taraftarın da kafası karışıyor, iddialı olsak mı olmasak mı? Bakıyorsun liderle aranda 6 puan var, dönüyorsun geriye lig sonuncusu ile aranda iki puan var. Yüksek sesle düşününce, şampiyon da oluruz küme de düşeriz, gibi bir cümle çıkıyor ortaya.

Biz taraftar olarak hiçbir maddi veya resmi sorumluluk üstlenmeden hedefi zaten belirledik( geçen sene de önceki sene de o bin haz dolu hedefi belirlemiş ve şampiyonluk keyfini yaşamıştık). Çünkü takımın içinde bulunduğu çeşitli koşullar biz o kadar da ilgilendirmez. Neler olduğunu bilmeyiz de. Bakarız rakiplere, bir de Adanaspor’umuza. Bu sahada da çapımızda takım yok deriz (ki geçen yıl 50 takımın en iyisi Adanaspor’dur her anlamda demiştik ve Adanaspor kimseyi mahcup etmeden o 50 takımın lideri olarak şampiyon olmuştu. Bunu bir kez daha hatırlatmakta fayda var.). İddiamızı sürdürürüz. Ama işte dedik ya biz sadece taraftarız. Böyle lafları hiç çekinmeden ederiz.

Peki, sorumluluk sahibi olanlar da böyle konuşursa… O vakit bu iddianın gereği yapılır, yapılmalı.

Dünkü maç, o kadar iddialı açıklamadan sonra tam bir hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Yine söyleyelim; o kötü Karşıyaka’ya hazin bir biçimde yenildik. Ki o Karşıyaka 12 puanla oynuyor bu saat itibariyle. -Bu lig hakikaten enteresan…-

Şimdi şu futbol denen şey bir tür savaşsa ve elinde yeterli silahın yoksa ne yaparsın? Siperde beklersin destek gelmesini… Aslında –bizce- Adanaspor tam da bunu yapıyor. Liderle arayı açmadan ilk yarıyı tamamlamak niyetinde en az kayıpla, şimdi transfer olamayacağına göre. (tabi ki hedef hala şampiyonluksa…) Sorası sonra…

Eyüp Hoca elindeki silahları en iyi şekilde kullanarak çarpıştı. Başarılıydı da. Mustafa Hoca da aynı şeyi yapıyor. (Morinho da gelse, bizde bundan ötesi olmaz hali hazırdaki koşullarda.)

Uzatmadan bağlayalım, sorumluluk sahibi olanlar iddialı almanın gereğini yapmazsa, dedik yukarıda. Sözümüz önce Hüsnü Hocaya:

Karabük ile anlaşırken, Adanaspor istediğim transferleri yapmadı, gibisinde bir şeyler söyledi. Bir teknik direktör için ne hazin bir açıklama. Şimdi sana sormazlar mı neden kabul ettin bu baskıyı. Bu olumsuzluğa rağmen göreve devam etmeyi içine nasıl sindirdin? Antrenörlük çapın başkanın bu “yaptırımına” direnmeye yetmedi mi? Peki vaziyet buyken neden şampiyonluk lafını hiç düşürmedin ağzından? Neden bizi aldattın? Üç dört transferle tozunu atacağımız şu komik sonuçlu ligde yeni bir şampiyonluk sevincinden neden hem kendini hem de bizi mahrum ettin?

Son olarak, Hüsnü Hocanın söyledikleri doğruysa (yalan söylemesi için bir neden yok)… O zaman da bizim başkanı birileri eldeki kadroya dair yanlış yönlendirmiş. Bunun bedelini de işte böyle inişli çıkışlı ve sıkıntılı bir grafikle ödüyoruz…şimdilik…

Yazar: Editor
2008-10-15 21:06:02

Bal Yapmayan Arı

http://ul.gcg.gen.tr/x/8331b62.jpg

Kimdir bu topçu?

Çok koşup bunu bir sonuca bağlayamayan mı? Yani boş boş koşan? Gol pası veremeyen mi? Ya da gol atamayan? Seyirciye hoş gelen hareketler yapamayan mı, yani bir Ali Beykoz, bir Altan, daha öncelerinden söylersek bir Ümit, bir Kayhan, bir Feyzullah olamayan mı "bal yapmayan arı" diye hakir görülen futbolcu?

Çalımlarla orta sahadan rakip eza sahasına süzülemeyen futbolcu mu? Bir kere bu bal yapmayan arının kaleci olmadığı kesin. Defans oyuncularından biri de değildir. O zaman orta sahadan bir oyuncudur bu. Golcüler için de söylenmez bu söz. Onlar golü bir şekilde atar ve vaziyeti kurtarır.

Kendi etrafında dönen, gölgesine çalım atan, topu ileriye taşıyamayan, koşup mücadele eden ama bu mesai sırasında pek iş çıkaramayan, bal yapmayan arı olur (mu?).

Ama çoğu zaman seyirci bu tahlilde yanılır. Çünkü o, acilen sonuca odaklanmıştır. O çok koşan fakat gol pozisyonuna giremeyen (ki işi bu değildir o oyuncunun) futbolcunun arka planda ne kadar çok iş yaptığını göremez bile mevzuu bahis seyirci. Kendine göre her şey ortadadır: Kaç gol attı bu adam? Cevap tatmin etmez kimseyi, o zaman bal yapmayan bir arı vardır sahada…Oysa böyle eleştirilen futbolcular yanındaki takım arkadaşlarını koşularıyla rahatlatmıştır, rakibin oyununu bozmuştur, belki top kaptırmıştır lakin daha çok top kapmıştır; defans ile forvet arasında lojistik bir köprü olmuştur, orada bir ton işi kolaylamıştır, takımı dinlendirmiştir, kritik paslarıyla gol kapısının kilidini açmıştır.

Özeleştiri

Örneğin ilk zamanlarda Halit için bu sıfatı kullanıyorduk. Ama onun ne yaptığına iyice bakınca, özellikle geçen sezon birçok maçta, aslında balın hasını yapan oyuncu olduğunu görmüştük. Yokluğunda otobana dönüşen orta sahanın haline tanık olunca anlamıştık değerini.

Evet, bir oyun içinde mücadele edip de sonuca katkısı olamayan futbolcular vardır. Ama bu durum çoğunda geçicidir, onun karakteristik özelliği değildir. Oyuncu gün olur sahada yoktur bile, gün olur maçı kurtarır (bakın, son maçta Fevzi).

Netice itibariyle arının bal yapıp yapmaması çoğu zaman ahval ve şerait göre değişen bir haldir.

Yazar: Editor
2008-10-14 20:47:15

Yedinci Haftanın Analizi

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/39c2b31.jpg

Kasımpaşaspor-Manisaspor (0–0)

Haftanın maçında ne şiş yandı ne kebap. Kurdukları kaliteli kadrolarıyla Bank Asya Liginin en büyük favorileri arasında gösterilen Kasımpaşaspor ve Manisaspor arasındaki mücadelede beraberliğe sevinen taraf konuk Manisaspor oldu. Ufukhan’ın kırmızı kart görmesiyle tam 60 dakika 10 kişi oynayan Manisaspor, Kasımpaşaspor takımına gol izni vermedi ve hem liderliğini hem de namaglup unvanını korumuş oldu.
Ev sahibi ekipte bu aralar bir düşüş görünüyor. Son 3 maçından sadece 2 puan alan ev sahibi takımda ilk haftalarda sergilenen güzel ve mücadeleci oyun son haftalarda yok. Manisaspor ise şu ana kadar hedeflenen puana ulaşmış durumda. Sene sonuna kadar Manisa takımını sürekli olarak üst sıralarda göreceğimiz kesin.

Altay-Boluspor (1–1)

Lige fırtına gibi bir giriş yapan Altay,oynadığı son 4 maçından da beraberlikle ayrıldı.Golcü Şehmuz'dan yoksun olarak Boluspor maçına çıkan Altay,mutlak favori olduğu karşılaşmada Burak'ın çok net kaçırdığı pozisyonları maç boyu aradı. Bu aralar oldukça çalkantılı bir dönem geçiren Boluspor karşısında kaleci Ziya'nın büyük hatasıyla öne geçen Altay, ilerleyen dakikalarda yapılan yanlış değişikliklerle ve skoru koruma amaçlı defansa çekilince oyundaki üstünlüğünü Boluspor'a kaptırdı. Son dakikalara doğru gelen Bilal'ın golü deplasman takımına beraberliği getirirken, en yakın rakiplerinin karşılaştığı bu haftada Altay galip gelemeyerek avantaj yitirdi. Maçın yıldızı ise Bolusporlu Erdem oldu.

Gaziantep Bş.Bld.Spor-Güngören Bld.Spor (3-0)

Çok az sayıda taraftarın izlediği maçı ev sahibi ekip rahat kazandı. Sezon öncesi yaptığı etkili transferlerin takıma uyum sağlamasıyla gücüne güç katan Antep ekibi, ilk yarıda gelen Mustafa Şahintürk ve Uğur'un golleriyle skor avantajını 90 dakika boyunca korudu. Zayıf Güngören Bld. Spor’un hiçbir varlık gösteremediği maçta, Baykal'ın da takımını 10 kişi bırakması farklı mağlubiyete davetiye çıkardı. Geçtiğimiz hafta güzel bir oyunla güçlü Kasımpaşa'yı deviren Güngören'in kadro yapısı itibarıyla, biraz daha zamana ve tecrübeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Güngören takımının sezon sonuna kadar bu tarz sürpriz galibiyet ve mağlubiyetlerine herkesin alışması gerekir. Ev sahibi ekip için ise söyleyeceklerim, her maçını deplasmandaymış gibi oynuyor. Çünkü iç sahada maçlarını 200–250 kişiye oynuyor. Taraftar desteği denen bir şey söz konusu değil. Her sene olduğu gibi bu sene de taraftar sıkıntısını fazlasıyla yaşayan Antep'in Mavi-Beyazlı ekibi artık yalnızlığa alıştı!

Erciyesspor-Kartalspor (1–1)

Bir başka, az sayıdaki taraftarın izlediği maçtı bu. Maçın başlarında Bikoko'nun golüyle öne geçen ev sahibi ekip, son dakikalara doğru Mesut'un golüne engel olamayarak sahadan beraberlikle ayrıldı. Geçtiğimiz hafta Erciyes-Diyarbakırspor maçından önce Erciyesspor kulüp başkanı Enver Kemaloğlu'nun yaptığı açıklamalar takım üzerinde büyük bir baskı oluşturdu. Futbolcuları ve teknik heyeti tehdit edercesine birtakım söylemlerde bulunan Enver Kemaloğlu kısa vadede istediğini almış görünüyor. 2 haftada alınan 4 puan takımı birazda olsa tehlikeli bölgelerden uzaklaşmaya yetti. Ancak bu ve benzeri açıklamaların uzun vadede başarı getirmeyeceği apaçık ortada. Kartalspor'un ise istikrarlı ilerleyişi devam ediyor. Teknik direktör Mehmet Altıparmak'ın elinde geniş bir kadro var ve süreçte bu kaliteli isimlerle sürekli üst sıralarda dolaşacakları kesin.

Karabükspor-Ç.Rizespor (1–1)

Hafta içinde teknik direktörlüğe Hüsnü Özkara'yı getiren Karabükspor ile geçen sene Turkcell Süper Liginden düşen Ç.Rizespor'un mücadelesinden galip çıkmadı. Şadi, Ali Sakal, Kürşat, Özden ve Sedat'tan yoksun olarak Karabük deplasmanına çıkan Rizespor, Riberio’nun golüyle skorda üstünlüğü yakaladı. Son 15 dakikaya girilirken ev sahibi takımdan Hakan Bayraktar'ın da kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kalan Karabükspor karşısında Rizespor'un daha rahat kazanması bekleniliyordu ancak Mahmut'un golü ev sahibi takımına 1 puanı getirdi. Sezon öncesi şampiyonluğun en büyük favorisi olarak gösterdiğim Ç.Rizespor, şu ana kadar beklenileni veremedi. Tecrübeli kadrosuyla bu ligde mücadele eden bu takımda teknik direktör Metin Diyadin ve futbolcular tamamen hayal kırıklığı yaratmış durumdular. Karabükspor’a baktığımız zaman ise istikrarsızlık söz konusu. Genç kadro ile mücadele veren bu takımın uzun vadede başarı getirip getirmeyeceği şu anda soru işareti.Yalnız geçmiş senelere baktığımızda bu ligde genç kadro ile mücadele eden takımların pek başarılı olamadıkları ortada.

Diyarbakırspor-Malatyaspor (1–0)

İlk 3 haftada topladığı 7 puanla lige iyi bir giriş yapan ancak ardından oynadığı son 3 maçtan da mağlubiyetle ayrılan Diyarbakırspor ile son haftalarda oldukça formda görünen Malatyaspor arasındaki karşılaşmayı ev sahibi ekip ilk yarının son dakikasında Erhan Şentürk'ün attığı golle kazandı ve kötü gidişe dur dedi. Kadro kalitesi olarak birçok takımdan daha iyi durumda bulunan Diyarbakırspor aynı Rizespor da olduğu gibi hayal kırıklığı yaratan takımlardan. Yalnız başarının gelmesi için sadece iyi bir kadro yetmiyor, içte de istikrarlı bir yönetimin olması gerekiyor. Fakat şu ana kadar Diyarbakırspor'da bu gerçekleşmiş değil. Malatyaspor ise, geçen haftanın en büyük sürprizine imza atmış bir takımdı. Fakat dün sahada çok kötü bir Malatyaspor vardı. Skor belki 1–0, ama Malatya kalecisi Fevzi tam 6 mutlak golü önledi. Ayrıca Diyarbakırsporlu Hüseyin Kartal, bir de penaltı atışından yararlanamadı. Kısacası ev sahibi ekip dün tarihi farkı kaçırdı.

Samsunspor-Orduspor (1-0)

Her iki takım taraftarlarının da yoğun ilgi gösterdiği Karadeniz derbisinde gülen taraf Samsunspor oldu. İlk yarıda konuk Orduspor daha iyi bir görüntü sergilerken direkten dönen top belki de maçın kırılma anı oldu. İkinci yarı ise ev sahibi bambaşka bir görüntüdeydi. Yoğun baskı kuran Samsunspor aradığı gole, 80.dakikada Oktay ile buldu. Bu golden sonra ise Orduspor beraberlik için saldırdı fakat maçı ev sahibi ekip kazanmayı bildi. Konuk Orduspor, sezona oldukça sıkıntılı başlasa da şu anda yönetim konusundaki sıkıntıları gidermiş görünüyor fakat geçen seneki motivasyonlarını yakalayabilmiş değiller. Ev sahibi Samsunspor ise kazandı ve biraz da olsa kendine geldi.

Sakaryaspor-Karşıyaka (3–1)

Deplasmanda Giresunspor'u yenerek, beklenen patlamayı yapan Sakaryaspor, bu hafta da Karşıyaka'yı yenerek çıkışını sürdürdü. İlk yarıdaki oyun vasatın altında kaldı. Bu devrede Sakaryaspor sadece 1 pozisyon bulurken, maç boyu Karşıyaka ise 2 pozisyon buldu. Karşıyaka, duran toptan bulduğu pozisyonu gole çevirirken, diğeri ise direkten döndü! İkinci yarıda ise fırtına gibi esen bir Sakaryaspor ve Özgürcan izledik. Yapılan doğru değişikliklerle oyunda tamamen üstün olan Sakaryaspor, maçı hak ettiği şekilde kazandı ve ilerleyen haftalarda daha iyi olacaklarını gösterdi.

 

Yazar: Editor
2008-10-10 23:57:03

Bu iki takım arasındaki efsanevi maç Miliçli zamanımıza denk gelir. Biz bu hikayeyi anlatılanlardan biliyoruz. O zamanki 2. lig şampiyonluk maçıdır. Anlatılana göre Adanaspor'a şampiyonluk için beraberlik de yetiyor.(Galiba her iki takım 1. lige-süper lige yani- her durumda çıkıyor, fakat bu bir tür prestij maçıdır. Böyle bir ayrıntı söz konusu anlatılanlarda.) Son dakikada Giresunspor bir gol atıyor ve skoru kendi lehine 2-1'e getiriyor. Adanaspor hemen santraya geliyor ve Miliç, hala gol sevinci yaşayan Giresunspor kalecisini biraz önde yakalıyor ve orta sahadan attığı golle skoru eşitliyor, böylece Adanaspor üst lige şampiyon olarak çıkıyor.

(Anlatılan bu, arada atladığımız bir şey varsa özür...)

Anlaşılan o bir anlamda keyif maçı olmuş. Ama bu pazar oynanacak maç pek öyle olmayacak. Giresunsporlular, puana acilen ihtiyaç duyduklarını belirtiyorlar. Ligin başı, elbette iddiayı devam ettirmek için bu maç onlar açısından da önemli. Üstelik deplasman performansı iyi olan bir takım.

Bu maçta sadece mücadele etmek yetmeyebilir, oyunun hakimi de biz olmalıyız 3 puan için. Bu da topa daha çok ve disiplinli bir şekilde sahip olmakla mümkün, yani hem koşan hem de paslaşan, gol yollarını açabilen bir orta sahayla... Bu hal, transfer dönemindeki bazı hatalara, eksik transferlere hayıflanmamıza neden oluyor ister istemez. Neyse, bu yarayı artık kaşımanın bir anlamı yok. Tüm bu olumsuzluklara rağmen kör bir saplantıyla değil, takıma inanarak iddiamızın olabileceğini söylüyoruz. Bunu söylememizin nedeni aslında bu ligin takımlarının birbirine çok yakın güçte olmalarıdır. Hatta biraz abartarak örneklersek "x bir takım bu ligde şampiyonluğa da oynayabilir küme düşmemeye" de... Nihai sonucu ne belirleyecek peki? Bizce "takım olmak!" Sihir burada. Takım olmayı sağlayacak olan da yönetimdir, bizim tribündeki desteğimiz, sevgimiz, hoşgörümüz, takıma sonuna kadar destek olmamız, inancımız "en etkili belirleyici" olamayacaktır!

http://ul.gcg.gen.tr/x/47e1aaf.jpg
Yazar: Editor
2008-10-07 22:12:11

Bu topraklarda Türkler, Kürtler, Araplar ve daha birçok halk; Aleviler Sünniler büyük bir çoğunlukla, genel bir uyum içinde on yıllarca ve hatta yüzyıllarca birlikte yaşamışlardır. Kız alıp kız vermişlerdir birbirlerine. Dar günlerinde birbirlerinin yanında olmayı bilmişlerdir. Bunlar yaşananlarla tecrübe edilmiştir.

Yıllardır ülke, özellikle hakikaten "dış güşlerin" kontrolünde birtakım girişimlerle bir kaos ortamına çekilmeye çalışılıyor. Halk buna yıllardır itibar etmiyor. Birlikte yaşamanın önemine olan inancımızın temelinde bu sağduyu vardır. Güzel günlere inancımızın temelinde işte bu vardır.

Bir gün bu oyun bozulur ve Türkiye tüm insanlarıyla hayatlarını yine devam ettirir. Yeter ki "birlikte yaşamanın, aynı kaderi ve kederi paylaşmanın" kutsallığını kaybetmeyelim...

Yazar: Editor
2008-10-02 10:22:26
http://ul.gcg.gen.tr/x/7ee6acf.jpg

Bitti Eylül. Yazın son izleri de böylece çekildi bir yaşantıdan.
Eylül bitti, şimdi sonbaharın en kederli günleri başlar; çünkü mevsim yazdan elini eteğini çekip kışa teslim olma hazırlığındadır ve asmalar daha da kurumaktadır yarı bir ölüm uykusuna yatar gibi.
Eylül bitti, gitti. Soluverdi ömrün en narin teni gibi, gökyüzünün de rengi değişti.
Pencereler daha az açılır artık, balkon oturmaları ertelenir, soğuk bir biranın tadı daha az hissedilir; görebilseydik göçmen kuşlar da toparlanırdı, sahi kaç zaman oldu onları uzak mavi gökyüzünde izlemeyeli, daha bir efkarlı şimdi sonbahar... Çünkü bir ömür biter gibi bitti Eylül...
Şimdi uzak bir yalnızlık şarkısı gibi hafif hafif rüzgarın ıslığı kalır bize...
Eylül bitti.

Yazar: Editor
2008-09-30 18:09:46

Bugünkü idmanı izlemek için (1 Ekim) Çıldırın tesislerindeydik. Teknik Direktörümüz Eyüp Arın ile ayaküstü konuştuk.

http://ul.gcg.gen.tr/x/c26eb42.jpg

Önce tebrik ettik Hocamızı ve ekibini. Hem yeni görevleri hem de alınan puanlar-galibiyetler için.

Takımı sorduk hemen. En sevindirici yan, takımdaki arkadaşlık havası, dedi. (Antrenmanın da neşeli başlaması ve öyle devam etmesi bunun küçük bir göstergesiydi.) Bu arkadaşlık kıymetli bir şeydir, çünkü "takım" olamayan futbolcu topluluğunun başarılı olması da pek mümkün değildir. Arkadaşlık duygusu takım olmayı ve başarıyı getirecek olan itici güçtür.

http://ul.gcg.gen.tr/x/50ca74f.jpg

Kartal deplasmanını sorduk. Kartal zor bir takım, dedi. Sakarya'yı Sakarya'da yenmesini hatırlattı. Gerçi biz de Sakaryaspor'u orada yenebilirdik, ilk yarıda en az 5 pozisyondan yararlanamadık, diye devam etti. Biz de, kimseye sitem etmeden kaçan penaltıyı düşündük. (Gerçi onlar da kaçırmıştı, ama son fırsat bizdeydi, avantaj kaybeden bizdik orada.) Sonuç olarak, Kartal'dan puan almak için, mücadele edeceğimizi vurguladı.

http://ul.gcg.gen.tr/x/2e4107c.jpg

Son olarak "Cem?" dedik. Evimizde oynayacağımız Giresun maçında hazır olacağını düşündüğünü söyledi. (Bunu biz taraftarın genel merakı üzerine sorduk, takımın her bir oyuncusuyla her maça hazır olduğunu özellikle son 3 maçtır zaten görüyorduk.)

http://ul.gcg.gen.tr/x/7af451c.jpg

Eyüp, Feyzullah, ismail ve Cem Hocalara ve de Adanaspor'umuza iyi çalışmalar, dedik; Kartal'dan 3 puan dileğiyle oradan ayrıldık.

http://ul.gcg.gen.tr/x/a6fb43c.jpg
 
Not: Hocaların eski takım arkadaşı ve Akkapıspor'un antenörü Razık da oradaydı arkadaşlarını tebrik etmek, sevgisini iletmek için... Adanaspor arkadaşlığı işte böyle bir şeydir...
Yazar: Editor
2008-09-27 19:44:28
http://ul.gcg.gen.tr/x/c254eaf.jpg
 
"Hiçbir yol çıkmaz değil, hiçbir keder sonsuz...Hiçbir yol uzun değil, hiçbir yolculuk zorlu... ve hiçbir acı, acı değil sensizliğin yanında..."
Yazar: Editor
2008-09-23 19:11:50
http://ul.gcg.gen.tr/x/ad99eee.jpg

Manisaspor-Karabükspor (5–1)
Geçtiğimiz hafta deplasmanda Malatyaspor'u deplasmanda farklı deviren Manisa ekibi, ligin 4.haftasında da ligin yeni ekiplerinden Karabükspor'u farklı devirerek şampiyonluğun en güçlü adaylarından olduğunu gösterdi. Kaptan Sezer'in 3 gol atıp yıldızlaştığı maçta,2 asistle oynayan Rafael de yıldızlaşan bir başka isimdi. Konuk Karabükspor'un bir penaltı atışından yararlanamadığı maçta, taraftarın maça olan ilgisizliği de gözlerden kaçmadı. Bu sonuçla Manisaspor zirveye yerleşirken, Karabükspor son 3 haftayı da mağlubiyetle tamamladı.

Güngören Bld. Spor-Altay (1–1)
Güngören'in en etkili oyuncusu Âdem’in kart cezalısı olmasından dolayı oynayamadığı maçta ev sahibi ekip daha iyi bir oyun ortaya koydu. Haftaya lider olarak giren Altay, beraberliği son dakikada Yasin'in attığı golle kurtarırken, mütevazı kadrosuyla ligde kalma mücadelesi mücadele verecek olan Güngören ise liderden aldığı bu beraberliğe sevinemedi. Maç tamamlandıktan sonra Göngören Belediyespor'dan Ahmet ile Altay'dan Mehmet arasındaki tartışmanın ardından iki takım futbolcuları arasında da gerginlik yaşandı. Maçın hakemi karşılaşmanın ardından Ahmet ve Mehmet'e sarı kart gösterdi.

Giresunspor-Kasımpaşaspor (0–1)
Deplasman takımının fazlaca zorlanmadığı maçı hak eden taraf kazandı. Maç boyu üstün bir performans sergileyen Kasımpaşaspor, belki de galibiyete son dakikada ulaştı ancak maç içinde verilmeyen penaltı ve yine verilmeyen net bir gol vardı. Giresunspor'un sağ kanadının oldukça kötü bir performans sergilediği maçta golü Moritz attı.

Kartalspor-G.Antep Bld. Spor (2–2)
İlk devrede konuk ekip, ikinci yarıda ise ev sahibi ekip üstün bir performans sergiledi. Maçın ilk 20 dakikasında önce Cafercan'ın hemen ardından Mustafa Şahintürk'ün attığı gollerle bir anda 2–0 öne geçen Antep ekibi, ikinci yarıda Kartalspor'un etkili oyununa karşı koyamadı ve sahadan 2-2'lik sonuç çıktı. Ev sahibi ekipte henüz uyum sorununun atlatılamadığı göze çarparken, deplasman takımı Antep Bld ise beraberliğe üzülen takım oldu.

Adanaspor-Diyarbakırspor (2–1)
Gerek Antep Bld maçında gerekse Sakaryaspor maçında iyi bir performans sergilemesine rağmen istediği puanları alamayan Adanaspor, bu kez şansızlığını kırmasını bildi ve sahadan 3 puanla ayrılmasını bildi. İlk yarıda maçın tek hâkimi olarak gözüken Adanaspor, yakaladığı pozisyonları gole çeviremezken, ikinci yarıda iki takımında etkili atakları vardı. Adanaspor’da Cem ve Emrah Bedir yakaladıkları pozisyonları gole çevirirken, konuk ekibin sayısı ise Emrah Bozkurt'tan geldi. Adanaspor’da Kibong ve Emrah Bedir; Diyarbakırspor’da ise Mutlu ve Emrah Bozkurt ön plana çıkan isimler olurken, sahanın en kötü ismi ise Adanasporlu Yunus Murat Ceylan oldu. Kaldığı süre içerisinde sağ kanatta çok silik bir performans sergileyen Yunus'un daha önce çıkması gerekirdi. Bu sonucun ardından Adanaspor yükselişine devam ederken Diyarbakırspor ise ligdeki ilk mağlubiyetini almış oldu.

Boluspor-Ç.Rizespor (2–0)
Güngören Bld. Spor ve Adanaspor'da olduğu gibi Boluspor da yükselişe geçen bir diğer takım oldu. Maça dönecek olursak Boluspor, 90 dakika boyunca maçın tek hâkimiydi. Birçok pozisyondan yararlanamayan Bolulu Yarenler, galibiyete Mehmet Ayaz ve Erdem'in attığı gollerle ulaşırken, Rizespor ligdeki ilk mağlubiyetini aldı. Boluspor’da Gurbanov'un ve İlhan Şahin'in sakatlıklarının tam olarak geçmesiyle daha iyi bir ekip olacaklarını ve üst sıralara hızla yükseleceklerini söyleyebilirim.

Karşıyaka-Samsunspor (0–0)
İlk 2 hafta sonunda 6 puana ulaşmasına karşın hem Malatyaspor maçında hem de Karabükspor maçında iyi bir oyun ortaya koyamayan Karşıyaka, bu hafta iyi bir oyun ortaya koymasına rağmen sahadan 1 puanla ayrıldı. Karşıyakalı Yunus Altun'un oldukça müsait 2 pozisyondan yararlanamadığı maçta Samsunspor tamamen defansif bir anlayışla sahada oldu ve istediğini alarak Samsun'a döndü.

Orduspor-Malatyaspor (4–2)
Bu sene iç sahada oldukça başarılı maçlar çıkarmasını beklediğim Orduspor, beklentilerim dâhilinde iç sahadaki ikinci maçından da galibiyetle ayrıldı. Oldukça rahat bir oyun ortaya koyan Karadeniz ekibinde Ufuk Ateş ve Bronu maçta yıldızlaşan isimler olurken, konuk ekibin golleri Güngör ve Serkan Dökme'den geldi. Bu sonucun ardından Malatyaspor teknik direktörü Kadir Özcan ile yollar ayrıldı.

Erciyes-Sakaryaspor (1–1)

Çok az sayıda taraftarın izlediği maçta ilk yarıda her iki ekipte istediği oyunu ortaya koyamadı. İkinci yarıda ise ev sahibi ekip oldukça baskılı bir oyun ortaya koyarken aradığı golü de daha önce Mersin İdmanyurdu'nda forma giymiş ve benimde yakından tanıdığım forvet oyuncusu Taylan ile buldu. İlerleyen dakikalarda bu sefer Sakarya daha atak bir oyun sergilemeye başladı ve 80. dakikada kazanılan köşe vuruşunda Erciyesspor ceza alanı içinde oluşan karambolden gelen kafa vuruşunu kaleci Kaya çeldi ancak son dokunan Kerem oldu ve takımı adına beraberliği getiren golü kaydetti. Son dakikada da Sakaryaspor, yan topu değerlendiremeyince maç 1–1 sona erdi.

İsmail Eğriparmak

Yazar: Editor
2008-09-20 13:27:55

Bugünkü Adanaspor-Diyarbakırspor maçı itibariyle söylüyoruz; futbol sadece futboldur. Daha öncesinde de dile getirdiğimiz gibi tutkulu bir şenliktir, eğlencedir vesairedir bu anlamlarda. Bir savaş provası filan değildir; psikolojik, siyasi, edebi...

Tribünlerde olumsuz sonuçların dışında herhangi bir cansıkıntısı olmamalı. Kazanan 3 puanın keyfini çıkarmalı (bu biz oluyoruz: )), kaybeden evine biraz üzgün dönmeli. Bu kadar!

Futbol bu akşam sadece futbol olmalı.

Yazar: Editor
2008-09-15 17:36:00
http://ul.gcg.gen.tr/x/00a0072.jpg

Turuncu bir sabaha uyanıyorsak hala, bir şarkıda efkârlanıyorsak biz, uzak şehirlerdeyken de aynı göğe bakıyorsak, hayallerimiz varsa hala umut da vardır. Umut vardır bozulmamışsa rakının tadı, aynı şeylere gülüyorsak umut vardır, umut vardır aynı yağmurda ıslanacaksak, bir gün batımında dolaşacaksak birlikte umut vardır. Umut vardır yolculuklara çıkacaksak, bulut güllerinden daha bir suna ise güneşin şavkı, işaretlerine inanıyorsak hayatın, aynı filmden aynı hüznü buluyorsak ya da aynı aşkı, umut vardır. Aynı kaygılar sıkıyorsa canımızı, ama aynı yarınlara da inanıyorsak umut vardır, ki çıkmaz sokaklardan çıkarız aşka… Ve hep bir umut vardır…

Yazar: Editor
2008-09-03 22:26:16
http://ul.gcg.gen.tr/x/15ee80c.jpg

Adanaspor, Türkiye kupası ilk karşılaşmasında Gaziantep Belediyespor'a 2-1 yenilerek elendi.

Çok şaşırmadığımız ve de hiç üzülmediğimiz bir sonuç. Hedefimiz belli, 1.ligde yol almak. Yanlış birine sevdalanmanın alemi yok. Bu yüzden biz pazar günkü maçın hazırlıklarını yapalım.

"Üzülme" demişken; bu yıl her zorluğa, derde, kedere, gözyaşına hazır olmalıyız. "Pes ettik ilk haftada" mesajı olarak algılanmasın tırnak içindeki bu laf. İlk hafta gösterdi ki (ve geçmiş yıllardan da biliyoruz) 1. lig, sürprizlere fena halde meyilli. Hemen hemen her hafta enteresan sonuçlara tanık olacağı 0 dokuz maç içinde. Her takım, dişli, iddialı, iyi hazırlanmış. En azından bu yolda açıklamalara tanık oluyoruz. Bir Rize-Güngören maçı bile ne demek istediğimizi özetler.

Şimdi hiç paniklemeden, öfkelenmeden, ezginleşmeden yine en masum "Adanaspor aşkımızla" biz üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz. Zaman içinde göreceksiniz ki Adanasporumuz da bizi yine mahcup etmeyecek ve yine güldürecek.

Şimdi, bu sezon itibariyle, tam zamanı bunu söylemenin:Kaplanpençe, yırtar bence!

Yazar: Editor
2008-09-01 17:10:10
http://ul.gcg.gen.tr/x/ad5f962.jpg

Hocamız orta sahada Onur'a inandı ve güvendi, lige onunla devam etme eğilimi gösterdi. Biz antrenmanlarda olan biteni bilemeyiz. Onur'un o çalışmalardaki performansı üst düzeyde de olabilir. Bu durum hocayı cesaretlendirmiştir.

Onur da elbette top oynamak istiyordur, işi bu. O güvenin ve formanın hakkını vermek istiyordur. Zaten Onur Adanaspor'daki hiçbir maçında kaçamak oynamadı. Koştu, didindi, uğraştı, çabaladı. Yani hep bir şeyler yapmaya çalıştı Onur.

İşin "ama"sına gelelim. Özellikle bu 1.ligde Onur oynadığı yerde Adanaspor'a da kendine de faydalı olamaz. Bu noktada mesele hocanın ona güvenmesi veya Onur'un iyi niyeti filan değildir. Onur'un o yere uygun niteliklerde bir oyuncu olup olmamasıdır.

Şimdi siz Onur'u orada oynatmaya devam edersiniz, en küçük bir olumsuzlukta o futbolcuyu seyirciyle karşı karşıya getirirsiniz. Adeta onu arenada aslanların önüne atmış olursunuz.

Bir yolu bulunmazsa bu meselenin Onur da kaybeder, hoca da kariyeri açısından kaybeder, onca yükün altına girmiş ama bunların üstesinden gelip Adanaspor'u bir ilki gerçekleştirme düzeyine ulaştırmış başkan kaybeder, dolayısıyla Adanaspor kaybeder, taraftar kaybeder, emek veren onca insan kaybeder.

Sonuçta hayatımız neden-sonuç ilişkileriyle örülmüştür. Talih vs. bu sürecin hiçbir yerinde yoktur. Bu yüzden, sezon sonunda kötü bir sonuçla karşılaşmadan şimdiden nedenler üzerinde biraz kafa yoralım. Sevgiler.

Her şey Adanaspor için...

 

Yazar: Editor
2008-08-30 11:09:02

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/4c140f0.jpg
 
3 lige Ereğli deplasmanında galibiyetle başlamıştık. Lig, son maça kadar devam etmişti. Noktayı Mersin Belediye maçında koymuş, geçici olarak ikame ettiğimiz 3. lige ebediyen veda etmiştik.

 

2B’ye de Şanlıurfaspor galibiyetiyle başlamıştık. Müthiş bir ilk yarı izlemiştik bu maçta. 3 puanı 2-1’le almıştık. Yükselme grubu Gaziosmanpaşa maçı ile çıkış yapmış ve 4–1 gibi güzel bir skorla şampiyonluğun adaylarından biri olduğumuzu göstermiştik. Sonucu biliyorsunuz.

Geçen iki yıllık üç aşamalı dönemde bunları aslında mütevazı kadrolarla yaptık. Gücümüzün farkında olarak mücadele ettik, en önemlisi vazgeçmedik, son ana kadar sabrettik.

(Biz –yönetim, taraftar- elbette hep iddialı olduk. Ama iddialı olmaktan başka ne beklenebilir ki Adanaspor’dan ve belli bir mazisi olan benzeri takımlardan. Koşullar sizi buna siz istemeseniz de iter. Neyse ki süreçte kimse mahcup olmadı, hedeflere zor da olsa ulaşıldı.)

Hani, hepsi yalan bu gerçek, denir ya. İşte bu noktaya geldik. 1.lig Kasımpaşa deplasmanıyla bu akşam 8’de başlıyor. Bakalım önceki yıllardaki güzel başlangıçlardan birini daha yapabilecek miyiz?

(Bize sorarsanız maçın mutlak favorisiyiz. Sevgili İsmail Eğriparmak gibi nesnel yorumlar yapamıyoruz maç arifesinde. Beklentilerimiz tahminlerimizi kuşatıyor. Olabileceklerden çok olmasını istediklerimizi söylüyoruz. (Gerçi bu hal dünyanın hemen hemen tüm taraftarları için geçerlidir ya.) Ama şimdiye kadar ileri sürdüklerimizin de çoğu gerçekleşti, o da ayrı bir gerçek: )) Demek inanınca oluyormuş: ))

Son paragraf itibariyle toparlayalım: Biz yine iddialıyız. Rakipler daha zorlu olabilir, önümüzde 34 maçlık uzun bir sezon olabilir, türlü sorunlarımız olabilir vs…; ama işte iş gelip Adanaspor’a dayanıyor. Bize bu inancı ve güveni veren de Adanaspor’un kendisidir, yönetimidir, futbolcularıdır, taraftarıdır. Hep olduğu gibi.

Yazar: Editor
2008-08-28 19:56:38
http://ul.gcg.gen.tr/x/7d78043.jpg

Adana'da Güneyyıldızı sahasında 8 amatör takım arasında bir turnuva düzenleniyor. Bu bize yıllar öncesinin turnuvalarını hatırlattı.

http://ul.gcg.gen.tr/x/7d0df59.jpg

Pırasa Tarlasında, Yapı Meslek sahasında, Yeşilevler'de, Milli Mensucat'ta, Mıdık'ta ve daha birçok yerde yapılan mahalle takımları turnuvaları aklımıza geldi. Ciddi bir havada geçerdi, belli bir iddia ve seyirci kitlesi vardı. Kaliteli maçlar oynanırdı. Olaylar da eksik olmazdı elbette. Ama sonuçta eğlenceliydi.

http://ul.gcg.gen.tr/x/92e3a17.jpg

Bugün iki maç vardı. Hadırlı ile Yenibey oynadı. Yenibey maçı 1-0 aldı. İkinci maçta Maliye ile Karşıyaka karşı karşıya geldi. Maliye üstün görünüyordu ilk dakikalarda, zaten maçın hemen başında ilk golünü de bulmuştu.

http://ul.gcg.gen.tr/x/8466f9a.jpg

Maçlar çekişmeli geçecek. Bu günün karşılaşmalı belli etti. Saha Güneyyıldızı. Akkapı yolunda. İzlemenizi öneririz, vaktiniz olur da zaman ayırmak isterseniz...

http://ul.gcg.gen.tr/x/8635d37.jpg
Yazar: Editor
2008-08-27 18:17:42
http://ul.gcg.gen.tr/x/49d7b1d.jpg
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/1cf1583.jpg
Yazar: Editor
2008-08-18 20:08:17

 

http://ul.gcg.gen.tr/x/e50498c.jpg

 

Sabah kondisyon salonunda çalışan Adanaspor, daha sonra topla idman yaptı. Sakatlıkları devam eden Halit ve Habip antrenmanda yer almazken, yabancı oyunculardan Kibong ise takımla birlikte antrenmanlara başladı. Teknik Direktör Hüsnü Özkara, Kayseri Erciyesspor ve Tarsus İdmanyurdu ile oynayacakları iki hazırlık maçında takımın son durumunu görme imkânı bulacaklarını söyledi. Adanaspor Teknik Direktörü Özkara: "Ligin başlamasına kısa bir süre kaldı. İki ciddi hazırlık maçı oynayacağız. Bu maçlarda sonuçtan çok ortaya konulan futbol önemlidir. Cumartesi günü de Tarsus İdmanyurdu ile mücadele edeceğiz. Ardından da maç haftasına gireceğiz." dedi.

Golcü futbolcu Emre Aktaş ise, tüm Adana'nın takıma destek olması gerektiğini belirterek, taraftarların kombine biletler konusunda duyarlı olmalarını istedi. Başkan Bayram Akgül'ün takımı tek başına finanse ettiğini belirten Emre Aktaş: "Başkanımız, Adanaspor'u yok olmaktan kurtararak takımı Bank Asya 1. Lig'e çıkarmıştır. Bundan sonra taraftarlar da kombine bilet alarak takımlarına destek vermelidir. Eğer takımın Süper Lig'e çıkması isteniyorsa tüm Adana kenetlenmelidir." diye konuştu.

Yazar: Editor
2008-08-17 13:35:58
http://ul.gcg.gen.tr/x/79f5392.jpg
 
Kaynak:"Eğlenceli Bilgi/Mıchael Coleman" 
Yazar: Editor
2008-08-15 20:46:19

Daha önce de yazmıştık, adanaspor.org da dile getirmişti, birçok taraftar da aynı istekte, hatta tanıdığımız her Adanasporlu tek şeyi söylüyor kombine konusunda: MARATON TRİBÜNE KOMBİNE İSTİYORUZ!

http://ul.gcg.gen.tr/x/1018038.jpg

Kapalı kombinelerinden bize en uygun olanını almaya çalıştığımızda bile gerçekten çok zorlanıyoruz. Bir kombine alıp Adanaspor'umuza böyle de destek olmayı çok istiyoruz. Ne yapıp edip alacağız diyoruz ama genelin beklentisi maraton kombilerine yönelik. Çünkü Adanaspor taraftarı bu anlamda sınırlı bir bütçeye sahip. Bunu da hesaba katıp bu konuda yönetimin son bir hamle yapmasını bekliyoruz, umuyoruz, diliyoruz!!!

Yazar: Editor
2008-08-12 12:31:15

Adanaspor, Kızılcahamam'daki son maçında Boluspor ile golsüz berabere kaldı. Bu sonuca göre turnuva şampiyonu Boluspor oldu.

http://ul.gcg.gen.tr/x/fcaa23b.jpg

Adanaspor kamp dönemi boyunca 7 hazırlık maçı yaptı. Bunların birincisi Azerbeycan’ın Qabala takımı ile yapıldı. Burada amaç daha çok yabancı oyuncuları görmekti. Adanaspor bu maçı kendi kalesine attığı golle 1-0 kaybetmişti. Sonraki 6 hazırlık maçının 4'ünü galibiyetle kapatan takımımız diğer 2 maçtan 0-0'lık sonuçlarla ayrıldı.

Boluspor ve Karabükspor ile yenişemeyen Adanaspor; Diyarbakırspor (3-1), Manisaspor (1-0), Giresunspor (4-2) ve Kartalspor (3-2) karşılaşmalarından galibiyetlerle ayrıldı. Bu maçlarda Adanaspor 11 gol atıp 5 gol yedi.

Golcümüz Emre'nin bu hazırlık maçlarındaki görünümü bizim için sevindiriciydi. Dileğimiz bu performansın lig maçlarına da yansımasıdır.

Lige az bir zaman kaldı. Takım, başkanın ve teknik direktörün son hamleleriyle ideal hale gelecektir. Adanaspor'u sahada görme heyecanı iyice sardı bizi, çevremizi. Umarız beklentilerimiz doğrultusunda bir Adanaspor oluşmuştur. Nedir mi beklentimiz? Elbette şampiyonluğa oynayan, seyri zevk veren, mücadeleci bir Adanaspor'dur. Ama Adanaspor'umuzun sahaya çıkmasının bile biricik beklentimiz olabileceği de unutulmamalı.

Yazar: Editor
2008-08-02 17:29:35

http://ul.gcg.gen.tr/x/b0f169f.jpg

günbatımına doğru
güneyde
tozlu köy yollarına karşı batar güneş

 akasya kokusu sarar birden
sonra sulama kanallarında
kurbağaların şarkıları başlar
kiminde ağustos böcekleri...

 önceleri at arabalarıyla evlerine
dönen tarla kadınları
mazilerinde genç kızlık

kim bilir

akşama bulgur pilavı – ayransız
zoraki bir hayat
ya da koca dayağı

uzun gecelerde hep bir şey var ki
kimi türkü söyler kendiliğinden
kimi hayıflanır yaşanmamışa ağlayarak

Yazar: Editor
2008-07-31 17:36:11

Son iki sezonda şampiyonluk yaşayarak Bank Asya Birinci Lig'e yükselen turuncu-beyazlı ekip, hazırlık maçlarında gösterdiği performansla dikkat çekerken, taraftarlar 3 sezon üst üste şampiyonluk sevinci yaşatan Adanaspor'u Süper Lig'de görmek istediklerini belirtiyorlar.

http://ul.gcg.gen.tr/x/a87af54.jpg

Geçmişte elde ettiği başarılarla Türkiye'yi UEFA ve Balkan Kupaları'nda başarıyla temsil eden Adanaspor, 2003 yılında yaşadığı çöküşün ardından taraftarlarına üst üste sevinçler yaşatmayı başardı.

Yarım asırlık bir mazisi olan turuncu-beyazlılar, ekonomik zorluklar yüzünden önce 2003–2004 sezonunda İkinci Lig A Kategorisine, ertesi sezon 2. Lig B Kategorisine düştü. Maçlara çıkamayınca Üçüncü Lig'e düşürülen kulüp tasfiye nedeniyle kapanma noktasına kadar geldi.

Futbol Federasyonu'nun 9 Haziran 2006 tarihli toplantısı sonucu yeniden Adanaspor adını alan kulübe sahip çıkan işadamı Bayram Akgül'ün desteğiyle, turuncu-beyazlı ekip yeniden yükselişe geçerek 2006–2007 sezonunda 2. Futbol Ligi B Kategorisi'ne, 2007–2008 sezonu da 2. Futbol Ligi Yükselme Grubu'nun son maçında Pendikspor'u sahasında 4–2 yenerek Bank Asya 1. Lig'e yükseldi.

Yeniden eski parlak günlerine dönmeye başlayan takımın Kartepe kampındaki performansı ise, kadrosuna dâhil ettiği yeni transferlerle gelecek için umut verdi. Kartepe Cup Futbol Turnuvası'na katılan Adanaspor, burada Vestel Manisaspor'u 1–0, Diyarbakırspor'u 3–1, Giresunspor'u ise 4–2 yenerek birinci oldu.

Futbolcular, hazırlık maçlarında başarılı oyunlarıyla göz doldururken, takımın yükselişini de kanıtlar nitelikte performans sergilediler. Kamp süresince, Kamerunlu Kibong ve Mbilla da antrenmanlar ve hazırlık maçlarındaki performanslarıyla Teknik Direktör Hüsnü Özkara'nın gözüne girmeyi başardı. Denenmek üzere kampa alan Kamerunlu Joseph ise ülkesine gönderildi.

Taraftarlar, 3 sezon üst üste şampiyonluk sevinci yaşayarak Adanaspor'u Süper Lig'de görmek istediklerini belirtiyorlar.

Hüsnü Özkara, yaptığı açıklamada hazırlık dönemini başarılı bir şekilde geçirdiklerini, güçlü takımlarla karşılaştıklarını, futbolcularının önemli bir başarı gösterdiğini vurguladı.

HEDEF TURKCELL SÜPER LİG
Özkara, futbolcuların iyi takım olma yolunda büyük başarı sağladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
''Birinci etap kampta futbolcularımız önemli performans sergiledi. Genç bir kadroya sahip olmamıza karşın, futbolcuların hepsi olgun ve takım halinde mücadele eden bir yapıya sahip. Sezondan çok umutluyuz. Futbolcuların antrenman ve maçlardaki istekli davranışları bizi umutlandırıyor. Başkan Bayram Akgül önderliğinde Adanaspor zoru başararak 2 yılda önemli bir noktaya gelmiştir. Yeni sezonda da Turkcell Süper Lig'i hedefliyoruz. Bu hedefimizi gerçekleştirmek için elimizden geleni yapacağız. Sakatlıklar nedeniyle sezon başına kadar takıma takviye yapacağız. Özellikle savunma ağırlıklı bir transfer planlıyoruz.''

Yazar: Editor
2008-07-28 19:43:22

Bize göre, yakın dönemin en önemli şairlerinden biri olan Hakan Savlı'nın "Nişapurlu Hayyam" adlı şiirinin son bölümünü paylaşalım:

http://ul.gcg.gen.tr/x/e6bdab8.jpg

...

“otur karşıma Nişapurlu Hayyam. Sana yüzyıllar sonrasından / gün sökerken susan Şehrazat’ın ruhsatlı konuşmasını / İskenderiye mumlarının kokusunu, yorgun şahların uykusunu / yoksul bir kalbin şarkısını getirdim.

Bilgeler sürgün / budalalar hükümdarken / ayrılıktan gayrısı som altın değilken / otur, bu evrenin şarabını benimle paylaş.

Hakan Savlı

Yazar: Editor
2008-07-25 15:44:47

Adanaspor'da bu sezon forma aslanın ağzında.

http://ul.gcg.gen.tr/x/773e4a0.jpg

Takıma yeni katılan oyuncular antrenmanlarda teknik patron Hüsnü Özkara'nın gözüne girebilmek kıyasıya mücadele ediyorlar.
Her bölgede bu rekabet en üst düzeyde devam ederken oynanan hazırlık maçlarında da futbolcular ellerinden geleni yapıyor. Bir günlük dinlenmenin ardından günü çift idmanla geçiren Güney ekibinde moraller yerinde. 31 Temmuz'da yapılacak sabah idmanının ardından 2 gün izin yapacak olan futbolcular 3 Ağustos'ta Kızılcahamam Patalya otelde toplanacak.

Joseph ülkesine gönderildi Öte yandan denenmek üzere kampta bulunan 3 siyahî oyuncudan Joseph teknik direktör Hüsnü Özkara'nın raporu doğrultusunda ülkesine geri gönderildi.

Ahmet Çenet: '' Forma savaşında kazanan Adanaspor olacak!''

Adanaspor'un geçen sezon oynadığı maçlarda sahaya hırsını da yansıtan Ahmet Çenet takımdaki rekabetin beraberinde başarıyı getireceğini söyledi.Savunmada çok önemli oyuncuların bulunduğuna dikkat çeken başarılı futbolcu: '' Kamp süresince iyi çalışıp bu sezonda forma giymek istiyorum. Şu ana kadar her şey yolunda gidiyor. Ligin ilk maçında karşılaşacağımız Kasımpaşaspor'u yenerek iyi başlamak istiyoruz. Başarımızın önemli anahtarlarından biri olan aile havası bu sezonda devam ediyor.'' şeklinde konuştu.
3. Hazırlık Maçı Pazar Günü

Şu ana kadar Kartepe'de 2 hazırlık maçı oynayan Adanaspor takımı 3.hazırlık maçında Pazar günü Giresunspor ile karşı karşıya gelecek. Karşılaşma saat 16.30’da başlayacak.

Yazar: Editor
2008-07-19 18:04:30
http://ul.gcg.gen.tr/x/10942e7.jpg

İktidar olanın özgürlük ve demokrasi anlayışı hepimizinkinden farklıdır ve ileridedir(!) Bizim aklımız o tür özgürlüğe ve demokrasiye ermez. Adaletli(!) kalkınma(!) yandaşı çevreler, basın, TV'ler bunun yani oradaki özgürlüğün en güzel izahını yaparlar. Ulan biz yine anlamayız. Kafa bu basmıyor işte, anlayamıyoruz sizin sözlüğünüzdeki özgürlük maddesini.

Adam, başkan, futbol takımı, yazarcık, gazetecicik, patron, işbirlikçi vs. kollamak, kayırmak serbest, özgürlüğe ve demokrasiye uyar. Amma velakin işçinin hak arayışı yasak.

"Ne özgürlüğü kardeşim, adamlar iç huzuru bozuyor. Hem yollar aşınıyor, yasak yahu böyle şeyler, yasak. Gidin hükümet takviyeli takımlarınızı destekleyin statlarda. Orada bağırıp çağırarak rahatlayın."

İşte tam bu anda futbol bir afyondur ve fena halde uyuşturur...

Yazar: Editor
2008-07-19 15:34:07

"çıkmaz sokaklardan çıkardık aşka"

İki sezon önce bu günlerde, hatta daha da geç vakitlerde, 1 Eylül 2006 tarihinde Adanaspor yeniden dönüşü başlattı. 15 günde kurulan bir takımla Süper Lig yoluna yokluklardan çıktı. (Tam burada Hakan Savlı'nın bir dizesi gelir aklımıza: Çıkmaz sokaklardan çıkardık aşka, diye...) Bakınız 1. resim.

http://ul.gcg.gen.tr/x/81bfe05.jpg

Derken 19 Temmuz 2008 tarihli bir gazete haberi, bu maceralı ve heyecanlı yolculuğun bir başka durağı. Bakınız 2. resim.

http://ul.gcg.gen.tr/x/08bd006.jpg
 
Aslında buyada da Nazım'ın şu dizeleri denk düşer:
 
Yol Türküsü
 
Alnımızda yanar gençliğin tacı
Yorgunluğun anasını satarız
Elimizde neşemizin kırbacı
Ufukları önümüze katarız
Yazar: Editor
2008-07-13 19:09:57

Avluda çamaşır ipleri gerili, bir ağaçtan bir
ağaca. Bir adam rakısından alıyor.
Bir kadın merdivenlerden iniyor. Bahçenin ortalarından
köpek sesleri geliyor. Merdivenin altında uyuklayan
köpek kulaklarını dikiyor; ama kalkmaya niyetli
değil. Bir rüzgar sofadan avludan geçiyor. İpleri
sallıyor, ağaçlar arasında yitip gidiyor.
Elektrik yeni gelmiş. Sokak lambaları henüz yok.
Sofada sarı bir ışık, büyük odada… Mutfakta
gaz lambası, radyoda hüzünlü bir şarkı… Şarkının
hüznünü yeni yeni anladım. Belki anlar gibi oldum.

Şimdi sokak lambaları.. . Tulumbanın yerinde
bir musluk… Gaz lambaları hiç yok. Köpek sesleri
yine duyuluyor ya, uyuklayan köpek çoktan ölmüş.
Çamaşırlar dama asılıyor. Televizyonda açılış cıngılı…
Her şey darmadağınık. Art arda anımsadığım bunlar,
bir kapının eşiğinde. Ne garip bir hikaye bu; sarı ışık, mahzun şarkı…
ölmüş köpek… dut ağacı…

Yazar: Editor
2008-07-10 18:22:53
http://ul.gcg.gen.tr/x/45ecb87.jpg

Adanaspor, yeni sezon hazırlıklarını sürdürürken, yapılan yazılı açıklamada sıcak havaya rağmen ilk etap çalışmalarını sürdüren takımın, Teknik Direktör Hüsnü Özkara yönetiminde dar alanda çift kale maç yaptığı belirtildi.

Yazar: Editor
2008-07-08 11:55:13

7 Temmuz itibariyle Kaplanpenche 1. yılını doldurdu ve 2. yaşından gün almaya başladı.

http://ul.gcg.gen.tr/x/eec59c7.png

İlkelerimizi ilk yazımızda belirtmiştik ve mümkün olduğunca bu ilkelere bağlı kalarak yazdık. Arada dilimizi ısırmadığımız anlar da olmuştur; ancak bunlar da adabınca gerçekleşmiştir.

“Adanaspor’a soldan destek” diye not da düşmüştük. Politika, siyaset biz farkında olalım veya olmayalım hayatın her alanına sinmiştir. Bunun olumlu, olumsuz yanları elbette olmuştur oluyordur. Fakat hayata nerden baktığını tutarlı ve kendi felsefesine uygun bir biçimde göstermenin hiçbir sakıncası, zararı yoktur. Yeter ki amaç bu ülkeyi her şeyiyle bir adım daha ileriye götürebilmek olsun.

Uzunca bir zamandır siyaset de tekelleştirilmiştir. Kitlelere kendini ifade edebilme hakkı yalnızca belli fikirlere tanınmış, verilmiştir. Bu biçimde tek yönlü beslenen(!) ülkemizde fikri bir vitamin eksikliği baş göstermiştir. Vitamin eksikliği deyip geçmeyin; uzun vadede türlü hastalıkların, fena hallerin anasıdır bu zafiyet.

Bu manada, sporun özellikle futbolun içinde de deli gibi siyaset varken “biz de buradayız” deme ihtiyacı duyduk. Her fikirden olduğu gibi solcu Adanasporlular, Adanasporlu solcular da vardır. İnsanı ile iç içedir. Tribünlerdedir, emek verir, çalışır dedik.

Bu bir yıl içinde bizi beğenen veya beğenmeyenler olmuştur. Önce mesafeli yaklaşıp sonra Adanaspor camiasının bir parçası olarak kabul edenler de olmuştur, ne gerek var diyenler de. İyi oldu şu sanal âlemde farklı bir yaklaşım, bir renk getirdi diyenler de(Bir kere, bir tribün hareketi hiç değildir Kaplanpenche, olmayacak da. Zaten takımına “durması-olması gerektiği yerden” güzel ve olumlu bir destek veren, Adanaspor’un önüne geçmeyen, geçmeye çalışmayan bir grup var: Turbeyler…)

Her düşünce “kendini ifade edebilme becerisini” gösterebildiği sürece değerlidir. Bu, usulen söylenmiş bir laf değildir bizim için. İnanıyoruz buna; çünkü farklı yaklaşımlar bizim zenginliğimizdir, hem bireysel hem de toplumsal anlamda. Yoksa o, fikri vitamin eksikliği eleştirisinin hiçbir anlamı kalmaz.

(Bu süre içinde Kaplanpenche’nin şeklini hiç değiştirmedik. Yalnızca zamanla kategorilere ayrı ayrı renkle verdik. Bu, sayfayı bir monotonluktan kurtarır, diye düşündük. Bizce iyi de oldu. Bunun dışında sayfamızda hiçbir değişiklik yapmayı düşünmüyoruz. Bu görünüşün de bizle özdeş bir tarz olmasıdır amacımız.)

Bildiğiniz gibi sadece Adanaspor veya futbolu yazmadık. Şiirlere, hikâyeciklere, güncel olaylara da yer verdik. Bu içerikte yazmaya da devam edeceğiz. Ayrıca, sayfayı güncelleme konusunda izleyenlerimizi pek beklettiğimizi düşünmüyoruz. Hemen hemen her gün yazdık. Bazen günde birkaç yazı ekledik. Arada yazmadığımız zamanlar olmuştu ancak bu bizden değil koşullardan kaynaklanan bir sorundu. Yoksa yazacak bir konumuz hep vardı: ))

Foto-Yorum bölümüyle uzaktaki Adanasporlulara maçların atmosferini bir parça da olsa yaşatmayı amaçladık. Dileriz tatmin edici olmuştur. Futbolla ilgili her yazımızı Adanaspor sevgisiyle yazdık. Kimseyle bir ahbap çavuş ilişkimiz yoktur, olmaz da. Bu anlamda ilhamımızı, gücümüzü, cesaretimizi, yazma şevkimizi, inadımızı Adanasporluluğumuzdan aldık. Adanaspor’un menfaatleri için yazdık ve yazmaya devam edeceğiz.

Bu ülkede tanık olduğumuz bizce yanlış, eksik ve ucube olan her şeyi eleştirdik; eleştirmeye devam edeceğiz. Güzellikleri alkışladık, hak edene değerini verdik. Devam edeceğiz…

(Kaplanpenche’ye yaklaşık 15 ülkeden binlerce giriş oldu bu 1 yıl içinde. Bu ilgi artarak devam etti. Dolayısıyla bu durum bize hep yazma, daha nitelikli yazma, mümkün olduğunca nesnel yazma sorumluluğunu yükledi. Kaplanpenche tamamen “yaptığı işten haz alma” anlayışıyla devinmektedir. Hiçbir maddi karşılığı filan yoktur bu işin. Reklâm aramayı, almayı asla ve kat’a düşünmüyoruz.)

Tribündeki, sokaktaki, evindeki, işindeki her insanın kendince doğru, haklı bulduğu bir dünya görüşü vardır. (Bu fikirlerin niteliği kendine göredir -aslında her insan kendi başına bir siyasi parti iken- niceliği en yakın partiye verilen oylarla resmileştirilmektedir.) Ama hayatın içinde bu ayrı fikirleri birleştiren o kadar çok ortak nokta vardır ki (işte Adanasporluluktur, mahalle okul arkadaşlığıdır, ekonomik yakınlıktır, meslektaşlıktır, aynı sınıfın insanı olmaktır…) bu durum ister istemez bizi bir anlamda “kaderleri, kederleri ve sevinçleri ortak olan insanlar” konumuna getirir. Ve son tahlilde tüm bunlar aynı renkler altında çatışmayı değil birlikte hareket etmeyi zorunlu kılar.

Bu 1 yıl içinde emeği, desteği, sevgisi, eleştirisi olan herkese teşekkürler. Hep görüşmek dileğiyle… Kaplanpenche

Yazar: Editor
2008-07-03 20:47:18
http://ul.gcg.gen.tr/x/083d926.jpg

Kulüpten son açıklama şöyle:
"Görüşülen Nijeryalı 2 oyuncu önümüzdeki günlerde kampa katılacaktır. Ayrıca Altan ile görüşmeler devam etmektedir, önümüzdeki hafta içerisinde bu transfer de netliğe kavuşacaktır."

Evet, açıklamanın içeriği budur. Başka açıklamalar da vardı, fakat onların hemen hemen hepsini dün yazmıştık. Bakınız biraz alttaki yazı... (Bu kez siyahi futbolcuların kalitesini tutturacağımıza inancımız tamdır: ))

Yazar: Editor
2008-07-01 18:35:50
http://ul.gcg.gen.tr/x/e71bef2.jpg

ADAM/sanat'ın Ağustos 1993 tarihli kapağından alınmıştır...

Yazar: Editor
2008-06-29 09:33:36
Bank Asya 1. Lig’de 2008–2009 sezonunun planlaması belli oldu.

Futbol Federasyonu’ndan yapılan açıklamaya göre, Bank Asya 1. Lig, 31 Ağustos Pazar günü yapılacak ilk hafta maçlarıyla başlayacak. 21 Aralık Pazar günü yapılacak 17. hafta maçlarıyla devre arası tatiline girecek lig, 4 Ocak 2009’da 18. hafta maçlarıyla devam edip, 3 Mayıs 2009’da tamamlanacak.
http://ul.gcg.gen.tr/x/9987439.jpg

 

Yazar: Editor
2008-06-26 20:34:29

Futbol sadece Avrupa'da ve büyükler arasında oynanmıyor elbet. İşte Adana'nın bir mahallesinin herhangi bir sahasında da oynanıyor futbol, hem de en klas bir biçimde.

http://ul.gcg.gen.tr/x/5e5bd82.jpg

 

Yazar: Editor
2008-06-23 20:25:45

Yeni sezonda Bank Asya 1. Liginde mücadele edecek olan Adanaspor'da transfer harekâtı tüm hızıyla sürüyor. Dış transferde bugüne kadar Gebzespor'dan Engin, Giresunspor'dan Cem'i transfer eden Turuncu-Beyazlı ekip Samsunspor'dan Mehmet Hakkı Hocaoğlu ile prensipte anlaştı. Geçen sezon mevcut kadroda yer alan Ahmet Yıldırım, İlker, Hakan Gedik ve Yılmaz Özlem ile yollarını ayıran Adanaspor iç transferde sözleşmesi devam eden futbolcular ile tek tek masaya oturarak fiyat konusunda anlaşma zemini arıyor. Cem, Fevzi ve Ahmet Çenet ile henüz anlaşamayan Turuncu-Beyazlı ekibin bu futbolcular ile tekrar masaya oturacağı öğrenildi. Adanaspor Kulüp Başkanı Bayram Akgül, yeni sezonda şampiyonluğa oynayacak bir kadro oluşturmak için kolları sıvadıklarını söyledi. İç transferde hiçbir futbolcunun önemli boyutta sorun çıkarmayacağını belirten Akgül, " Hemen hemen iç transferde bütün futbolcular ile görüştük. Her futbolcumuz anlaşma taraftarı. Dış transfer çalışmalarımızı da büyük bir titizlik içerisinde sürdürüyoruz. Geçen sezon kiralık olarak forma giyen kaleci Tolgahan'ı tekrar kadroya dâhil etmek istiyoruz. Ancak kulübü Gaziantepspor bu kaleciyi verme taraftarı değil. Teknik direktörümüz Hüsnü Özkara'nın verdiği rapor doğrultusunda transferlerimizi sürdüreceğiz. Adanaspor taraftarları izlerken zevk alacakları bir takım oluşturacağız" dedi.

Öte yandan Adanaspor Teknik direktörü Hüsnü Özkara, Adana'da ilk basın toplantısını yarın saat 11.00'de Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nde yapacak.

Kaynak: bankasyabirincilig.com

Yazar: Editor
2008-06-21 11:57:00

zamana zeyl

http://ul.gcg.gen.tr/x/266dc8d.jpg

kopmuş bir uçurtma, rüzgarda

çocuklar, çığlıklar, ağaçlar, elektrik telleri ...

birden kaybolan görüntüler

siliniveren yüzler

savruluveren sesler

bir aşk, benim için ölür müsün, diyor

ne için ölünür öyle ölünürse

aramak, beklemek, kanamak ...

sırasını kaybettim günlerin

gün on iki saat bazen sekiz

bilmiyorum işte

salı, bileklerini kesiyor banyoda

perşembe, kaba bir fahişeye dönüşüyor

anlayamıyorum ne olduğunu

hangi gün dişidir hangi gün tanrı enlil

cumartesiye sevdalanıyor hepsi

biri belalı, biri berduş, biri serkeş

sanıyordum ki hepiniz atlasın kızlarısınız

karanlıkta yiten sevgili

unuttuğum adınız

boynuna dolanmış ipleri, kaçamıyor

çok kolay ölüyor zaman

ömür bunu hak etmiyor

ve neden, bu kadar yalnızım, diyor ...

ve neden ... ben ...
http://ul.gcg.gen.tr/x/e557bfa.jpg
Yazar: Editor
2008-06-18 13:40:55
Haftaya Dair
http://ul.gcg.gen.tr/x/8905690.jpg
 
 "http://ul.gcg.gen.tr/x/d838a87.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

çarşamba

IV. şiir

tam ortasındayım sanıyorum yolculuğun

bir seninle yürüyorum

bir sensiz

bir varsın, masal kızı gibi

bir yoksun

bir döngüsün, kara

bir gecesin, bir yıldız, bir nergis...

ama ansızın sensin

bugün bir öykücüğüm ben, seni beni anlatan

bir gelgit işte, sana bana dair

bugün bir beklentiyim kendi kendine

bir karartıyım

ertelemeyim, kötü hayat koşullarından

vakitsizliğim, meseleyim, muammayım ...

seni gördüğüm ilk gün’üm

ben bugün kördüğümüm

kargıyım, kargışım, alkışım ...

soruyum bugün ben sana bana

azım, azıcığım, gideceğim, biteceğim, öleceğim... bugün...

zeyl

“açılış cıngılı... radyo tiyatrosu dinlerim

bir roman bir hikaye...

çatı katında kaybolan fotoğraf olurum

Son Tren olurum alıp götüren her şeyi

derin bir ayrılık acısı olurum...

Süslü Karakol Durağı’nda olurum

her gece seni beklerim, her camda seni görürüm

yanlış vakitlerde yanlış bir yolcu-

bir aldanma olurum ben aşk oyununda...

evlerde kaybolurum...

Mapa Melikesi olursun sen, Nilgün

İstanbul’da tutulurum sana, Mısır’da arar Uzakdoğu’da

tenha adacıklarda bulurum seni, bir ‘gün’ gibi bulurum

Jivago gibi, yanı başında belki, senden habersiz ölürüm

yürür gidersin benden habersiz... ölürüm ...”

ve çarşambadır bir dörtlemede

ölüme gönderdiğim pusula.

"http://ul.gcg.gen.tr/x/d838a87.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
Yazar: Editor
2008-06-16 00:49:44

Haftaya Dair

http://ul.gcg.gen.tr/x/c84ee9e.jpg

 "http://ul.gcg.gen.tr/x/bd5da0d.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
pazartesi

 

II. şiir

gelmediğin gündür bana veya gelmeleri ertelediğin ...

tersine bir tatilde sıkıntıdır

kısa yolculuklar, kağıt oyunları, uykuyla avunma

derinleşen yalnızlıktır işte ...

zeyl

“uyandım, yoktum yorgundum

sokağa baktım, belki görünüverirsin diye

dinlemedim haberleri
umurumda değildi dünya

müzik dinlemedim, kitap okumadım

bir zil sesi düşledim, bir zil sesi düşlemedim

ağlamadım yalnızlığa, kendime acımadım

hiçbir şey içmedim güpegündüz

hiçbir şey düşünmedim, seni hiç düşünmedim ...”

pazartesiydi

en dışlanmış günü kamunun

benim…gecenin ...

"http://ul.gcg.gen.tr/x/bd5da0d.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

 

Yazar: Editor
2008-06-14 13:16:54

haftaya dair

http://ul.gcg.gen.tr/x/f24e4de.jpg
 
http://ul.gcg.gen.tr/x/bd5da0d.jpg

cumartesi
VII. şiir
“ rüyamda gördüm seni,
ondan mı ki erken uyandım
balkonda bir sigara içtim
içime çekmeden, üşüdüm

bir sahafa uğradım, bir haber aldım
sana bir haber yolladım
bekledim seni
yan yana kimsesizlikle
bir anahtar aldım

bir gülücük bıraktım ah , birçok dilemma
ağyar mıyım, ağyar mıyız ... biz
mağrurluğu düşündüm iğrendiğim bir aşkta

garlara yürüdüm yan yana, bir başıma

yorgun banklar, çöp kutuları (tahtadan)

palmiyeler, kullanılmayan raylar, ölü vagonlar

gölgeler, bir adam, falcı kadın aklımdaki yüz, kalbimdeki yara ,
taş bina, tren sesi ...


zeyl
“bir fotoğraf çekecektim gölgeler, ışıklar, renkler uyuşabilseydi

uzakları (ben kendim)bir edecektim ...

kalbimde bıraktığım fotoğraflar gibi

kısa metrajlı bir film

iki oyuncu / iki seyirci

sonunda mutlulukla değil beklentisiyle avunulan

bir anahtar, uzun bir yol -

bir hırka, bir gömlek, tozlu bir kazak

aklımda hala

gözümden öptü ,alnından öptüm

aşk mı bu yoksa ah mı ...

sonra Haşim, sonra akşam , sonra şarap

sonra sen, sonra ben, sonra sonsuzluk -

sonsuzluğa vurulmuş sen

yanlış bir zamanda

ah, sen ... “

zeyl’in zeyl’i
(ne güzel bir gün bu

birkaç şiir , biraz öykü; Havuçlu Pilav Meselesi

biraz müzik , belki sessizlik, biraz keder ...

n’olur bitmesin gün bugün ...)

aslında cumartesidir bende keder

(ki kalır) gün biter ...

http://ul.gcg.gen.tr/x/bd5da0d.jpg
Yazar: Editor
2008-06-06 16:43:24

Siyasetin futbola son hızla çift dalmasının Hasan Doğan'ın federasyon başkanı olmasıyla noktalanacağını düşünmek ancak safdillik olurdu. Zaten kulüp yöneticilerinin de böyle bir haksız rekabete engel olmak gibi bir erdemliliği yok, mümkün olduğunca bundan yararlanma var. Her iki taraf da, yani hem yönetici hem de siyasetçi aynı şeyi düşünüyordur: KULLANDIM! Bu enstantanede olan milletin parasına oluyordur. Öyle ya kimse cebinden harcamıyor o paracıkları.

http://ul.gcg.gen.tr/x/b11f890.jpg

Milletin, devletin maliye bakanı, bilimum bakanları bakın nelerle uğraşıyor...Biz de oturmuş buradan masum futbol hayalleri kuruyoruz. Ülkenin futbol ortamında hal ve gidiş böyleyken durun bakalım daha nelere şahit olacağız...

Yazar: Editor
2008-06-02 19:55:12
http://ul.gcg.gen.tr/x/830709d.jpg

Büyük Türk Şairi Nazım Hikmet'in ölümünün 45.yılı... Nazım Hikmet hakkında herkes bir şeyler düşünür ve söyler. Bunlar da genelde siyasal görüşlere göre şekillenmiş ve de kalıplaşmış yaklaşımlardır. Biz onun büyük şair olduğunu söyleriz, başkası onu öncelikle siyaseten reddeder ve beğenmez. Bizim de Nazım Hikmet'i öncelikle fikirleriyle benimsediğimizi söyleyebilirler...Doğruluk payı yok değildir bu düşüncelerin. Lakin biz sanatçıyı evvela sanatıyla severiz;Necip Fazıl'ı, Sezai Karakoç'u şairlikleriyle nasıl yüceltiyorsak Nazım'a da öyle yaklaşıyoruz.

Nazım Hikmet'ten bir şiir ile bağlayıp analım o büyük şairi:

MEMLEKETİMİ SEVİYORUM

Memleketimi seviyorum :
Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım.
Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı
memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.
Memleketim :
Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,
kurşun kubbeler ve fabrika bacaları
benim o kendi kendinden bile gizleyerek
sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.
Memleketim.
Memleketim ne kadar geniş :
dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana.
Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum.
Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum
ve güneye
pamuk işleyenlere gitmek için
Toroslardan bir kerre olsun geçemedim diye
utanıyorum.

Memleketim :
develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler,
kavak
söğüt
ve kırmızı toprak.
Memleketim.
Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven
alabalık
ve onun yarım kiloluğu
pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla
Bolu'nun Abant gölünde yüzer.
Memleketim :
Ankara ovasında keçiler :
kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması.
Yağlı, ağır fındığı Giresun'un.
Al yanaklı mis gibi kokan Amasya elması,
zeytin
incir
kavun
ve renk renk
salkım salkım üzümler
ve sonra karasaban
ve sonra kara sığır
ve sonra : ileri, güzel, iyi
her şeyi
hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır
çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım
yarı aç, yarı tok
yarı esir...

Yazar: Editor
2008-04-28 20:41:10
http://ul.gcg.gen.tr/x/e8cc6d7.jpg

Adanaspor'un eski futbolcularından ve alt yapı hocası olan Eyüp Arın Hüseyin Kalpar ile göreve gelmişti. Sevinmiştik. Çünkü Adanaspor'un istikbali açısından doğru bir hamleydi. Biz günü kurtarma derdinde değiliz, olamayız. Şimdi Hüseyin Hoca'dan boşalan yere geldi Eyüp Hoca. Bu da doğru bir hamle bizce. Hüseyin Kalpar Adanaspor'da belki umduğumuzdan az kaldı. Beklenti çok büyüktü. Planlar şampiyonluk sonrasına dairdi. Ama galiba Hüseyin Hoca, takımı yeterince tanıyamadı ve özellikle son iki haftada, yine bizce, yanlış hamleler sonucu hep beraber şampiyonluk potasından uzaklaştık. Mersin dönüşü zafer sarhoşuyken şimdi efkardan sarhoşuz :))

Önemli değil, her dert aşılır. Lakin futbol böyle bir şey işte, ille de olumlu sonuç bekler. Tam bir arena. Gidenin ardından atıp tutmayız. Yukarıdaki masun ve iyi niyetli bir eleştiri, o kadar. Kendini kanıtlamış bir isimdir Hüseyin Kalpar, yolu açık olacaktır. Gönül, daha mutlu ayrılmayı isterdi, şampiyonlukla filan.

Eyüp Hoca daha önce de aynı şekilde gelmişti takımın başına. Hatırlarsınız, Lig A'dan düştüğümüz yıl. Ahmet Ziya'nın yerine. Feyzullah'la birlikte çok iyi bir dönem geçirmişti. Adeta bitmiş bir takımı son haftalarda diriltmişti. Fakat kurtulmaya zaman kalmamıştı. Sonra da kapanış...

Şimdi durum farklı ve Eyüp Hoca da farklıdır. Zaman acılarıyla onu da iyice pişirmiştir. Adanaspor'un değerini en iyi bilenlerden. Netice itibariyle, sonuna kadar yanındayız Eyüp Hoca...

(fotoğraftakiler-soldan sağa-:Feyzullah, Candan Dumanlı, Eyüp Arın, İsmail ve Razık) 

Yazar: Editor
2008-04-23 13:18:20
http://ul.gcg.gen.tr/x/ac92307.jpg

Biz Aytaç Durak'ın bu gösterisinden usandık artık. Adana'nın bir kesiminin belediye başkanı olan Durak'ın bölgenin lider ve sulhçu başkanı pozlarından bize gına geldi.

Adanaspor'un başkanı Bayram Akgül'ü seviyoruz, Adanasporumuzu diriltti ve bize güzel günler yaşattı yaşatıyor. Ölen futbol sevgimize can verdi. Teşekkür ediyoruz. Ama artık Aytaç Durak'ın bu manevralarına kanmasa diyoruz. Bir kulübü ayakta tutmak, dahası şampiyonluğa oynatmak kolay değildir, anlıyoruz. Gelecek her türlü yardım bir avantajdır. Fakat Adana'nın sadece bir kesiminin belediye başkanı olan Durak'a hiçbir Adanasporlunun hiçbir minnet borcu olmaz, olamaz. DS'ye tonlarca yardımda bulunuyorsa Adanaspor'a da o kadar yardım etmek zorundadır. Evet, bu bir mecburiyettir. Fakat her şey ortadadır...Usta taktisyen bir parmak bal çalmalarla, yerel seçimler sürecinde, Adanaspor'un şampiyonluk fotoğrafına girmeye çalışıyor. İstemiyoruz...Yaptıkları komik yardımları (!) Adanaspor üzerinden gündeme gelmenin