Tunç Kayacı’ya Dair
İlk maç istediğimiz gibi olmadı. Çünkü yakaladığımız pozisyonları gole çeviremedik. Kaleci ve iki direk üçgeninde kaldık, bir yine o hakemi geçemedik… Özgüç adını okuyunca haber sitelerinde karnım ağrımıştı, eyvah demiştim… Korktuğum başıma geldi.
İkili mücadelelerdeki tercihlerini rakibe, taç atışlarını bize kullanması da pek eğlenceliydi. Bunları geçelim ama üç pozisyonda tam bir acz içindeydi. Evet, penaltı pozisyonlarından bahsediyorum...
Ben yazının başlığına geleyim. İzliyorsunuzdur, TRT’nin sunduğu 1.lig programının yorumcusu Tunç Kayacı. Ekmeğini genelde 1.lig üzerinden kazanıyor. Daha çok orada uzmanlaşmış bir spor yorumcusu olarak tanıyoruz Tunç Kayacı’yı. Fakat ona dair kaygılarımız artıyor. Şöyle;
Dünkü maçı ortada bir maç olarak lanse etti. Neyse ki maç naklendi ve biz de zaten stattaydık. Mersin hak ettiği bir puan aldı dedi. Hay Allah, oysa biz de maçtaydık. İzledik. Hakem kararlarında haklıydı, diye analiz etti. Ama biz de tanık olduk o pozisyonlara!
Şimdi, Mersin istediği gibi oynar ve hedefine göre de taktiğini geliştirir. Birse bir, üçse üç… Bunu eleştiremem. İsterse hiç atak yapmaz. Tercihidir. Bunları laf sokmak için söylemiyorum. Yeni takım, deplasmanda oynuyor ve karşıda zorlu bir rakip var. Bu durumda o 1 puanın nesi kötü olabilir ki? Rıdvan’ın deyişiyle Mersin’e deselerdi hiç gelmeyin, alın bir puan, o sıcakta 90 dakika eziyet çekmeyi tercih etmezlerdi. Maç boyunca da bir buçuk atakları oldu. Buçuğu serbest vuruştandı. Bunun yanında Adanaspor hem ilk yarıda hem de ikinci yarıda net pozisyonlardan, yarı netlikteki pozisyonlardan yararlanamadı. Ama ev sahibi olarak haliyle 3 puan için savaştı. O “tek puan” teklifi bize yapılsaydı adama ters ters bakardık. Şimdi aynı teklifi yine elimizin tersiyle iteriz. Mersin yine o teklifi şu dakika itibariyle seve seve kabul eder. Ve Tunç Kayacı bu maçta Mersin’in bir puanı hak ettiği fotoğrafını çekiyor. Biraz puslu fotoğraf, ama saygı duyarız.
Diyor ki hakem kararlarında haklıydı. İlk yarıda Anıl’ın eline çarpan topu ceza sahası çizgisinde, çok çok kritik bir noktada serbest vuruşa bağladı. Eyvallah! Peki, yine ilk yarıda ve o pozisyondan az önce benzer bir durumda neden ceza sahası içindeki o çarpmayı penaltı olarak değerlendirmedi veya neden çift vuruş filan bile demedi? Biz anlamadık. Ama oradan pozitif bir anlam çıkarana da bir şey demeyiz, saygı duyarız. Ki iyi niyeti severiz…
Şehmuz’un bir sarısı vardı ve sağdan ceza sahasına girdi, gidemedi ve kendini yere bıraktı. Bunun hakkı dünyanın her futbol coğrafyasında ikinci sarıdan kırmızıdır. Ama Tunç Kayacı’ya bakarsanız hakem doğru kararlar verdi! Ne diyelim, saygı duyacağız.
Anlaşılan şudur. Tunç Kayacı TRT’de suya sabuna dokunmayan yorumlarla orta yolcu olarak devam edecektir. İşaretler bu yöndedir. Hakemler hakkında gerçekçi sözler demeyecektir. “Taraftarı kışkırtmayalım, hakemleri filan hedef göstermeyelim” sahte sulhçuluğuyla o sularda kulaç atmayacaktır. Ki zannederim TRT de hakiki analizlere pek izin vermeyecektir.
Oradan lehimize yorumların, bir Adanaspor pohpohçuluğunun derdinde değiliz. Ama TV’lerin tek 1.lig programının yorumcusunun daha net ve daha nesnel olmasını beklemek en doğal hakkımızdır. Tunç Kayacı’nın bir Boluspor hayranlığı, (Daha önce yazdım, 2009-2010 sezonunu dönüp tahlil ediyor, Karabük diyor doğal olarak, Buca diyor, ne var ki şampiyon Buca ile aynı puanla şampiyonluğu kaçıran Adanaspor’un adını bile anmıyor, ima bile etmiyor, ama aynı paragrafın içinde durup durup ‘play off’ların gediklisi, ilk altıya giremeyen Bolu diyor, yahu bu görmezlik de canımızı sıkıyor… onca badire atlatmış ve bin bir emekle kurulmuş, konumunu elbette alın teriyle, bakın kayırma veya kollama entrikalarıyla değil veya korkunç maddi desteklerle, hükümet kanadının kanatları altında olmadan, başbakana hesap vermeden, bir başına ve kendi başına elde etmiş bir Adanaspor'un yok sayılır zannedilmesine fena içerliyoruz...) bir Rizespor kaygısı umurumuzda bile değil. Bu takımlara özel sempati duyabilir. Fakat bir 1.lig programında bunun aleni bir biçimde olması, her lafı Boluspor’un hedeflerine ulaşamamasına bağlama çabası, Rize’nin başarısızlığına efkârlanması, özel ilgi duyduğu takımları cilalaması, onları ısrarla şampiyonluk potasına sokmaya çalışması, biraz garip kaçıyor. Açık ve ulusal kanal neticede... Yine diyorum, orada ağzımıza bir parmak bal çalacak laflar, analizler değildir beklediğimiz. Öyle, ilk 5 programın sonunda bizce fotoğraf budur. Dileriz ileriki günlerde taşlar eleştirdiğimiz hususlarda yerine oturur. Yoksa o programın ardındaki onca alın terine, oradaki yayının çekim, montaj, yapım yükünü çekerken Anadolu kazan deyip gezen arkadaşların çabasına, emeğine yazık olacak…
Not: Adanaspor – Mersin İdmanyurdu maçından 66 kare foto yorumda…

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.































