2017-11-06 13:46:36

Gün boyu yağan yağmur sahanın zemini istenmediğimiz kadar ağırlaştırmıştı.

Topla daha fazla oynama ihtiyacı olan Adanaspor için pek de istenen bir durum değildi.

Kemal Hoca hem kendi için hem de Adanaspor için çok uzun zaman sonra ilk kez çift forvet ile çıktı ve açıkçası B planı olmadığını söyleyen beni ve Rizesporu da yanılttı.

4-1-3-2 ile başlamak gerçekten kazanmaya çıkan bir takımın yapacağı bir oyun formatıydı ve başarılı olduk. Magaye ve Bahattin forvette, orta sahada kanat olarak Koman, Oguzhan hücum gücümüzdü.

Sağbek olarakta Digaonun sakatlığında Tevfik ile oyuna başladık.

Ne yazık ki yedek sağbek yerine Tevfik ile başladık, neyse ki Kaptan iyi bir performans gösterdi.

Maçın içinde olup biteni pozisyon olarak değerlendirmek yerine hücum olarak çok daha doğru yaptığımızı ve ne yazık ki özellikle takım savunmasında başarısız olduğumuzu söylemek istiyorum .

Hemen hemen her maçta ilk 45 dakika ile ikinci 45 dakika siyah ile beyaz kadar farklı bunun nedenini araştırmak gerekli ki bence maç içindeki konsantrasyon kaybı.

İlk 45teki oyunu 65-70 dakika oynamayı başarırsak ve gereksiz şekilde defansa çekilip gömülmezsek içeri ya da dışarı demeden 3 puan alınabilir.

Set oyunu kurup gol atmak istiyorsan ceza sahası içinde kalabalık olmalısın ki; bu maçta bu sezon için duran toplar haricinde en kalabalık olabildiğimiz maçlardandı.

Guaye’nin kaçırdığı pozisyonda 4, Komanın golunde 4 ve yine Bahattinin ilk golünde topa vurduğu anda 4 futbolcu ile ceza sahası içinde idik.

Ve yine bu tip maçlarda 2 farkı alamazsan kazanman zorlaşır ve her zaman bu kadar Futbolun Tanrısı yanında olmayabilir.

Maçın adamı Bahattin gerçekten antrenman sonrası ekstra çalışmasının karşılığını aldı.

Birçok kez antrenmandan sonra çalıştığına şahit olmuştum.

Aynı şekilde Koman da hem tecrübesi hem de istekli oyunu ile 3 puanın alınmasında o da Bahattin kadar etkili oldu.

Takımın kondisyonunun iyi olduğunu düşünmüyorum.

Oyuncular arasında bariz güç ve dayanıklılık farkı var Tevfik, Koman, Bahattinin kondisyonu ne kadar iyi ise Gökhan Süzen, Bekir, Oğuzhan, Vinicius, Aziz tel tel dökülüyor.

Ve oyuna sonradan girenler milli tatil vb yapmadan çalışmalı devam etmeliler.

Ve ne yazık kulübeden oyuna girenler ki hiç ama hiçbir katkıları olmuyor belki daha güçlü olabilseler faydaları da daha fazla olur.

Samsunda bekleyerek değil hücum ederek oynamalıyız.

Ahmet Gültekin

Yazar: Editor
2017-10-16 14:45:45

Adanaspor İzmir deplasmanında ilk sekiz haftanın en klas ilk yarısını oynadı. Nefisti. Her şey tıkır tıkır işliyordu. Özellikle Koman ileride her topa basıyor, rakibin çıkmasını önlüyor, takımı karşı alanda tutuyordu.

Bu yarıda Renan da topla çok az buluşuyor, takımın yatay veya geriye oynamasına neden olamıyordu. Bu da çok güzeldi.

İrfancan ve Onur savunmada harikalar yaratıyordu. Gerçi ilk yarı iki pozisyon vardı, birinde İrfancan açıyı kapatıp gole engel oldu, diğerinde de Didi adlı arkadaşın kalemize giden kafa vuruşunu sıkı çeldi.

Maç ilk yarı bitebilirdi ama bitmedi çünkü takımın son vuruş problemi vardı. Hoca buna hiç kafa yormamıştı.

Ne olduysa ikinci yarı başımıza geldi.

Önce Bay Renan yine bir geri pas yaptı yani bunu yine yaptı ve diğer Bay olan Didi de klasik laubaliliğiyle topu rakibin almasına engel olamadı. Neyse ki kalede yine İrfancan vardı da net gol pozisyonunu çeldi.

Yani şu sakızcı kardeşler Renan ve Didi daha ikinci yarının başında ritmimizi bozdu ve rakibe de atak yapma cesareti verdi.

Rakip de gelmeye başladı. İzin verirsen gelirler tabi.

İrfancan yine enteresan toplar çıkardı, Onur mükemmeldi, Didi uyuyordu. Fakat takım genel olarak gayet güzel direniyordu. Hatta kontralarla cazip pozisyonlar da buluyordu. Koman bu arada öyle gol pasları attı ki bunlarla haftanın asist kralı olabilirdi. Ne yazık ki olamadı.

Çünkü sevgili hocamızın önüne bir türlü geçemediği bireysel disiplinsizlikler vardı. Sıfırdan kale vurmak gibi. Oysa A Solmaz böyle bir pozisyonda topu Sercan Kayaya yollasaydı skor 2 olacaktı ve maç kopacaktı.

Benzer bir pozisyonda da Gökhan M ( bu M, Messi kısaltmasıdır.) yanındaki A Solmaza topu keseceğine sıfırdan şutu tercih etti. Tercih etti, çünkü Messi Gökhan M hayatı boyunca oralardan gol atmış, kariyerini de yani futbolculuk kariyerini de böyle stil vuruşlarla kurmuştu.

Gelelim Kemal Kılıç & Gökhan M muhabbetine.

Ve sahneye işte o Kemal Kılıç çıktı.

Rakibin üstümüze gelmesini, büyük Teknik Direktör, İmparator, Kral, İlah, Müthiş Kemal Kılıç şeysi bu sorunu oyuna Gökhan Messiyi alarak çözeceğini zannetti. Burada sözümüz hakikaten Gökhana değil. Hoca onu Messi zannediyor, her fırsatta oyuna alıyor, kendince bir gerekçe bulup. Adam da çıkıyor sahaya. Çıkmasın mı?

Ne oldu?

90+3 ile tam da bizim sol bölgeden rakibin golü geldi. Gelir. Sen ona oradan bir koridor açarsan gelir. Sen oraya kendi çakma Messi futbolcunu koyarsan rakip hoca da tam oraya hasta ama klas oyuncusunu Barışı koyar. Adamı yedek kulübesinde öttürür! Ya!

Sen bu iş ne zannediyorsun muhterem? Geçen hafta takımın atttığı 2 son dakika golünden hiç mi ders çıkarmıyorsun? Yalnız sen mi atarsın son dakika gollerini?

Yazık!

Başkana, yatırımını koru lütfen, çağrısında bulunuyoruz. Bu iki adamı takımdan hemen gönderiniz. Çünkü futbolcular bu maçta, özellikle ilk yarıda çok iyi sinyaller verdi. Olur mu olur! Engelleri kaldırın yeter.

Ha! Kemal hocaya şu Gökhan fantezisi konusunda bir öneride bulunalım. Bir dahaki maça şöyle yap: Üç oyuncu birden çıkar ve sahaya sadece Gökhan M.yi sür. Yeter. Üç kişilik de iş yapar sence. Veya radikal bir iş yap tarihe geç. Bak Galatasaray 11 yabancı ile çıkmış bir ilke imza atmış. Sen de Ankaragücü maçına sadece Gökhan Meral ile çık, efsane ol!

Vira Kemal Kılıç…

Yazar: Editor
2017-09-23 08:04:10

Pazartesi günü

Kemal Hoca, kadro seçiminde dramatik bir hata yapmazsa

kaybetme ihtimalimiz çok zayıf. 

İçinde Diniz olan bir savunma;

rakibin hızlı, güçlü ama savruk fotvetini durdurmakta sorun yaşamayacaktır.

Orta sahada nispeten daha iyi olma ihtimalimiz yüksek.

Magaye kendini affettirir mi acaba? Mümkün.

Oğuzhan yine iyi işler yapacaktır. Muhatabı, rakipte galiba en zayıf halka.

Bahattinin güçlü koşuları kendine pozisyonlar yaratabilir.

Yener, Denizli maçındaki ara paslarına dönme fırsatı bulsa ne iyi olur. 

Kalecimiz bu derbinin baskısından etkilenmesin. Bu konuda da hazırlanmalı.

Sahada Diniz ve Koman olmalı. Ama Renandan vazgeçmeyecektir Hoca, bu yüzden Koman ihtimali yok gibi.

Kendi adımıza iyi bir mücadele olsun!

Not: Aşağıdaki yazıdan dolayı hakikaten sevdiğim ve değer verdiğim arkadaşlarımı kırmışım. buna üzüldüm. Ama o yazı yorumladıkları gibi bir şey değil ki! Gerekirse konuya ilişkin bir yazı daha yazarım. 

Yazar: Editor
2017-09-20 13:57:29

20 Eylül 1981

 

Bir futbol takımının en büyük yatırımı, sağlıklı koşullarda gelişirse, alt yapısıdır. Tabi bunun için maddi kaynaklara ihtiyaç vardır.

Adanaspor öteden beri alt yapı konusunda belli bir çabası olan bir takımdır. Bu anlayışın yerleşmesinde vaktiyle bizde hocalık yapan Tamer Güneyin de katkıları hatırlanmalı. Bir de Sami Bayraktarın emekleri…

Bildiğimiz o acı kazadan sonra Sami Hoca ve 3 genç futbolcu

Faik Algan

Rafet Akkaya

Hakan Ece

hayatını kaybedince Adanaspor alt yapısı uzun yıllar etkisinde kalacağı bir hasar almıştı maddi ve manevi anlamda.

Her zaman saygıyla anılacaklar.

20 Eylül 1981 tarihinde, futbol mazimizin en parlak yıllarında Fenerbahçe deplasmanı dönüşü yaşanan o kaza Adanaspor alt yapısından çok şey alıp götürmüştü.

Sami Hoca, Faik, Rafet, Hakan;

Hep hatırlanacaksınız.

Yazar: Editor
2017-09-15 12:53:46

Futbolculara, hocaya, yönetime eleştirilerimizi sakınmıyoruz. Dilimizi ısırmadan yazıyoruz.

Peki, Adanaspor taraftarı ne âlemde?

Büyük Adanaspor taraftarı?

Par u pak mı duruyoruz kendi hanemizde ve kendi halimizde?

Bu süreçte bizim hiç mi sorumluluğumuz yok?

Sahi, en son ne zaman elimizi taşın altına koyduk?

Galiba Adanaspor Altay maçında…

Ondan sonraki gelişler gidişler elini taşın altına koyma değildi, olağan ve daha çok keyfi seyirlerdi.

Ne zaman koşulsuz destekledik bu takımı?

Desteklemedik, destekler gibi yaptık.

Takıma sahip çıkmadık hiç, en çok kendi tutku ve beklentilerimiz peşinde olduk.

Eğer tersi olsaydı şu takım son maçını 870 kişiye filan oynamazdı. İtiraz ettiğimiz o fahiş bilet fiyatlarına rağmen bir Adanaspor tutkusuyla yerinde olurdu.

Biz ne zaman taraftar karikatürü olmaktan çıkıp bir tribün karakterine dönüşeceğiz?

Sıradan taraftar kitleleri gibi çoğu zaman iyi günlerde, işler yolundayken tribünde olduk. Olağan zamanlarda en fazla birkaç bin olduk. Bu da en üst sayımız oluyordu ne yazık ki…

Takım şampiyonluğa giderken bile tribün eksikti.

Takım süper lige çıktı, tribün yine çok eksikti.

Şimdi ise kesik filan değil, adeta kimseler yok.

Tamam. Yönetimsel hatalar vardı, hala var. Onları milyon kez yazdık, yine yazacağız.

Bu başka bir mesele. İğneyi kendimize batırma veya özeleştiriyi geçiştirme meselesi bu.

Takımına ne zaman sahip çıkacaksın ey Adanasporlu? Şampiyonlar ligine filan gidersek mi? Yoksa sıradan olmayan bir taraftar kitlesi gibi her zaman mı? Bu durum bir varoluş sorununa kadar gidebilir. Ve o an yeniden doğmak için çok istemek de yetmeyebilir.

Ayrıca;

Yeni bir grup kurmama konusunda sözler verilmişti. Ciddi sözler. Şimdi yeni bir kulüp kurma aşamasına gelindi. Yani o sözün bir hükmü yok artık.

Adanaspor tribününün, kendine bir grup kurma ve böylece maçları dinamik tutma tercihi, isteği, mecburiyeti, hevesi, hakkı, sorumluluğu (siz buna ne derseniz deyin) söz konusu olabilir.

Desteklenecek gibi bir oluşum kendini gösterirse destekleriz.

Tabi tercihimiz arkadaşların tribüne dönüp bu Adanaspora sahip çıkmasıdır.

Güzel Yurdum Adanasporum!

Yazar: Editor
2017-09-12 14:59:50

Manisaspor Bizi Neden Yenecek?

Peşin peşin yazalım kuvvetle muhtemel sonucu.

Çünkü;

Sahada ne oynadığını bilmeyen bir Adanaspor var.

Takımın başında, önceden desteklediğimiz fakat foyası çabucak ortaya çıkan ve bizi de morartan bir hoca var. Ama bu hocanın takıma bir faydası yok. Bir de kamp döneminde hiç ama hiç çalışmamış olduğumuz gerçeği var.

Kalede hantal bir isim var. Kalecilik müessesinin kaldıramayacağı kadar cansız. Sakalı kesse belki bir faydası olur.

Savunmada Didi diye bir futbolcu karaktersizi var. Geçen sezon başında takımdan gidemeyişinin bedelini fena ödetiyor. Kanıtım filan olsa maç satıyor diyeceğim. Ama kanıt manıt yok, sadece bir futbolcu pespayeliği var. Ciddiyetsiz, isteksiz, haysiyetsiz futbolcu. Şahsını bilmiyoruz, zaten bizi ilgilendirmiyor. O sakızı ağzından çıkarsa da fayda etmez.

Neyse ki Diniz dediğimiz güzel insan oynayacak muhtemelen. Onur cezalı olunca. Ama Diniz takımı tek başına orada kurtaramayacak.

Kazanamayız, çünkü Dinizin Önünde adaşı Renan olacak. Renan için son sözümüzü dedik. Topla çok buluşup takımı top eden topçu problemi. Neden topla bu kadar buluşuyor? Çünkü rakiplerde gerçekten Teknik Direktörler var ve onlar rakip futbolcuları analiz ediyorlar. Renan da bu manada etkisiz elaman olduğundan, örneğin Sait Hoca şöyle diyecek, onu sakın marke etmeyin, top onda olduğu sürece biz 12 kişiyiz, rakip 10. Bu bir espri veya laf sokma değil, bu bir Renan gerçeğidir. Sakızı atması onda da bir boka yaramaz.

Tevfik için olumsuz bir şey söylemeye içim elvermiyor. O zaman bir şey demeyeyim.

Koman yine sahada olmayacak.

Çünkü onun çapında bir idrak yok kulübede. Yok sayılmaya devam edecek.

Hoca karikatürü, futbolcu karikatürü olan G.Myi sahaya sürecek yine. Adını yazmayalım belki ara transferde biri alır gider, piyasasını yok etmeyelim. Hoca bu arkadaşla (arkadaş dedik, çünkü futbolcu diyesimiz yok) puan filan alacağını zannediyor. Bunu ciddi ciddi zannediyor ki onu durup durup sahaya sürüyor.

Vini yine yedek kalacak, Oğuzhan yine yedek kalacak.

Sol taraf koridor olacak.

Arzusuz, ruhsuz, idealsiz bir kadro hiçbir maçı kazanamaz. Ancak bize kafayı yedirtirler.

Lafın özü,

Kulübün başında BAkgül olduğu sürece bize güzel günler yok! Takımın başında KKılıç; Sahada Hayro, Didi, Renan, Gökhan M olduğu sürece; aynı sahada Koman, Vini, Oğuzhan, normal bir kaleci, Diniz olmadığı sürece, puan alma ihtimalimiz sıfıra yakın.

Hocanın bu kafasıyla maç alması sadece mucize olur. O mucize de Ümraniye maçında zaten gerçekleşti.

Yıldırım aynı yere ikinci kez düşmez.

Yazar: Editor
2017-09-09 18:59:52

Takım gol atamadığımız için değil

Kötü savunma yaptığımız için kaybediyor.

Savunma oyuncuların ayakları iyi değil, top yapamıyorlar.

Kaleciler bu kadar formsuz ise onlar kadar kaleci hocasının da şapkasını önüne koyması gerekli. İrfancan daha fazla şansı hak ediyor TFF 1. Ligde.

Oyunun boyunu bu kadar uzun tutan,bu kadar kırılgan ve saçma kart gören başka takım yoktur.

Golden sonra dağılıyoruz.

Orta sahada oynayanlar çok benzer ve hazır değiller.

Komandan faydalanmalı, Renan da etkinliğini arttırmalıyız. Yan top oynanmamalı.

Vinicius hazır değilse 18 yapmasın. Hazırsa da 11 yapsın.

Aziz kaleye en hızlı gidebilecek oyuncu olmasına rağmen faydalanamıyoruz.

Guaye kafayı rakibe değil bize attı.

Bahattin bu kadar dağınık olmamalı.

Oyun yapımızdandır topla az buluşuyor ya onu ya da oyunu değiştirmeli.

Kontraya uygun Aziz ve Bahattin var.

Bir Nduka değiller ama sahamızda beklemek şimdililik daha iyi bir fikir gibi geliyor.

Kaybetmek ya da kazanmak alışkanlık yaratır.

Geçen sene kaybeden, düşen takımdan futbolcu mağlubiyete isyan etmeyi unutur ve mağlubiyeti çabuk kabullenir.

Birde karakter olarak bu takında isyan eden kimse yok.

2 yıldır Ergin gibi adam yok.

Ne Tevfik ne Bekir o karakterdeler.

Sadece Onur karakter koyabiliyor.

1 kişi ile de ancak bu kadar olabiliyor.

Bence şu klimaları yaptırma zamanı geldi. Siz bunu anladınız.

Ahmet Gültekin

Yazar: Editor
2017-07-29 20:49:54

Böyleyken Böyleler

Bedeli ne olursa olsun eldeki kullanılmayacak yabancılar gönderilmeliydi.

Orta saha ve forvette güçlü ve koşan Afrikalı oyuncular alınmalıydı.

Teknik direktör konusu kamp başlamadan çözülmeliydi.

Takımı hücuma taşıyacak orta saha, kanat ve ayağında top tutacak santrfor alınmalıydı.

Süper lige 3 genç kaleci ile başlamak yanlıştı ama bu lig için doğruydu.

Bir alt liglerden alınacak oyuncular sıçrama yapabilecek olmalı.

Adanaspor doğru mevkilere transfer yaptı ama alınan oyuncular kalite olarak yetersiz.

Daha kaliteli 4-5 oyuncu alınmalıydı.

Kemal Kılıç, geçmiş sezonlarda Adanasporda başarılıydı.

BirSıfırSpor olmuştuk zamanında, az gol atıp az gol yemiştik.

Ayrılışı biraz kötüydü açıkçası, bu şekilde ayrılan hoca geri gelebiliyorsa Engin İpekoğlu da gelebilirdi demektir.

Tercih Başkanın elbette.

Sezona Bucaspor ile başlayan Kemal Kılıç daha sonra Adanaspora gelmişti ve averajla süper ligi kaçırmıştık.

Bir sonraki sezon ise 2. haftada ayrılmıştı.

Yine her şeyi ben iyi bilirim zihniyetinin kurbanı olacağız.

Postacı kapıyı iki kere, ama şans bir kere çalar.

Mahir Alev

Yazar: Editor
2017-07-27 12:30:32

İtiraz Ediyoruz

Yeni süreç, bu Adanasporun halkın takımı olmadığını iddia eden bir dili de ortaya çıkardı. (Kendi açımızdan ne hazin, bahsederken “bu Adanaspor” deme ihtiyacı duyuyoruz…)

Bu iddianın sahibi de bizden olan arkadaşlar...

Yönetime duyulan tepkiden şimdi de Adanaspor Varlığının kendisi etkilenmeye başladı. Adanaspor Varlığından bahsediyoruz…

Yönetimi eleştiriyoruz, eleştirilir.

Onlarca yazı var konuya dair. Hala eleştiriyoruz.

Arşiv bu yazılarla dolu.

Adanada, Adanasporun halkın takımı olmadığını öne süren görüşe karşı yıllarca birçok cevap verdik, onlar da arşivde.

O taktik iddiada, Adanasporun A.Ş. olması bir gerekçe idi. Bu yapay bir gerekçeden başka bir şey değildir. Konuya dönmeyeceğim.

Adanasporun A.Ş. olmasının sebeplerini de yazmıştık defalarca onlar da arşivlerde…

Şehirde yalnız kalan Adanaspora, dönemim teknik direktörü Gündüz Tekin Onay, somut bir çaresizlikten dolayı başkan olmuştur. Yol, kulübü Uzanlara kadar götürmüştür.

Mesele, Uzanlar için bir hesap işiydi, bir stratejiydi, kurnazlıktı ama Adanaspor için yaşamsal bir olaydı.

Bir varlığın hayatta kalma güdüleriyle adeta, Adanaspor hayata tutunmaya çalışmıştı.

Kurulurken Adanaspor halkın takımıydı. O zamandan önce biçare iken de Adanaspor halkın takımıydı, Uzanların yönetimine geçince de halkın takımıydı, Allahına Kurban Kemal Uzan Baba, Melek Yüzlü Başkan, pankartları açıldığında da Adanaspor halkın takımıydı, A.Ş. Sizin Adanaspor Bizim pankartı dalgalandığında da Adanaspor halkın takımıydı, Uzanlar tasfiye edilirken ülke siyasetinden, işin ucunun Adanaspora dayanması sonucu üst üste lig kaybederken de Adanaspor halkın takımıydı, kapanıp liglere katılamadığında da…

Adanaspor hep halkın takımıydı, çünkü kuruluş mayasında doğrudan, yani dolaysız bir şekilde halkın kendisi vardı. Kurucu isimlere tekrar bir bakmak yeter.

Adanaspor halkın takımı olduğu için kendine yeni bir yönetim buldu A.Ş. mecburiyetinde olsa da… Adanaspor halkın takımı olduğu için sadece iki senede süper ligin bir altına gelebildi.

Bu, bir Adanaspor dirayetiydi, halk dirayetiydi.

Kötü yönetilmesine rağmen süper ligi gördü. Geç bile kaldı. İyi yönetilen bir Adanaspor süper ligin değişmezi olurdu…

Bu dönüşün en büyük sebebi Adanasporun halkın takımı olmasıdır.

Evet, takımın bir sahibi var şimdi, ama tüm idari talihsizliklere rağmen, küskünlüklere, kırgınlıklara rağmen Adanaspor HALKIN TAKIMIDIR.

Bundan başka bir şeyi iddia etmek dikkatsizliktir. Hangi değirmene su taşıdığını sanki bilmemektir.

Yönetime olan tepkiyi Adanaspor Varlığına yöneltmek, ne yaptığını fark etmemektir.

Biz onca senedir, şu ana kadar halkın takımını desteklemiyor muyduk?

Bir mevzi böyle mi kazanılır?

Yeni bir oluşum çabasına, Bağımsız Adanaspor vurgusuna saygımız var, ama bu süreç Adanaspor Varlığına zerre kadar zarar vermeden işlemeli…

Kaplanpenche olarak tavrımız şudur:

Örneğin, bu hükümete karşı bir tepkimiz var, sebebi ise ülkenin hak ettiği gibi yönetilememesidir…

Bu yönetime karşı bir tepkimiz var, sebebi ise Adanasporun hak ettiği gibi yönetilememesidir.

Neticede Türkiyeden de Adanaspordan da vazgeçmedik... 

Yeni bir ülke aramıyoruz... 

Mücadelemizi bu yolda sürdüreceğiz. Sabırlıyız, razı değiliz, sadece sabırlıyız…

Mevcut Adanaspor yönetimi kendi tavrını gözden geçirir veya geçirmez, bu onların basiretiyle ilgili bir şey, onları ilgilendirir…

Daha önce de olduğu gibi, şimdi de, sonra da; Adanaspor Varlığını incitecek söyleme cevap vereceğiz…

Güzel Yurdum Adanasporum.

Not:

Sayfalarımız tüm görüşlere, yorumlara, cevaplara,  hakaret içermeyen bir dil kullanmak koşuluyla, açıktır.

Saygıyla…

Yazar: Editor
2017-07-16 20:18:43

Yıllardır aynı şeyleri yaşayıp duruyoruz.

Neler olduğunu tekrar etmeye gerek yok.

Peki, tüm bu sorunlar cehenneminde sorumlu olan kimdir?

Camianın huzursuzluğunda, kırgınlıklarda, küskünlüklerde, düşmanlıklarda…

Yanıt nettir! Adanaspor yönetimidir, yani Bayram Akgüldür.

Tüm kitleyi bir arada tutmak, gönendirmek, sevinçte ve hüzünde bir tek vücut haline getirmek evet, Bayram Akgülün sorumluluğuydu.

Arada bizim de hatalarımız oldu ama bunların hiçbiri belirleyici değildi. Çünkü erk biz değildik.

Şimdi taraftar yeni bir oluşum içinde.

Yeni bir arayış var.

Bir başka Adanaspor…

İşte taraftarı bu kadar uç noktaya iten yine Başkanın süreçteki tavrıdır…

Özellikle şu son yıldaki facia boyutlarında hatalar, her şeye tuz biber ekmiştir…

Keşke öyle olmasaydı…

Oysa Adanaspor camiasıyla birlikte yaşamak kolaydı. Genelde sorunsuz, alçakgönüllü bir taraftar kitlesi bu kadar itilmemeliydi, bu kadar küstürülmemeliydi.

Bundan sonra düzelir mi işler? Bilmiyorum!

Ne olursa olsun Bayram Akgül hep başarılı olmak zorunda, eğer bir kitleyi hala tribünde tutmak istiyorsa…

Ne fena bir yük değil mi bu?

Başarı da yetmez, Adanaspor taraftarını gerçekten taraftar olarak görmek zorunda.

Onları yok saymamak, incitmemek, takımdan uzaklaştırmamak zorunda.

En önemlisi, Başkan dönüşmek zorunda…

Bir camianın başkanına dönüşmek zorunda…

Bir maziyi, eski futbolcuları ve eski yöneticileri, yok saymamak zorunda…

Yoksa çok güzel bir taraftar topluluğunu tamamen kaybedecek, sonsuza kadar…

Tabi bunları, kulübü devretmeme, yola yine kendi başkanlığında devam etme durumuna göre yazdık.

Madem devam edeceksiniz, kitleyi hissedin, onların sitemine kulak verin…

Biz bu noktaya kadar nasıl geldik? Bunun yanıtını kendiniz verin! Laf sokmayarak, kulak vererek…

Çok yazdık çok söyledik.

Bazen bilmeden bazen adeta bile bile hatalar yapıldı. Hatalarda ısrar edildi. Hala ısrar ediliyor.

Örneğin takımın hala bir hocası yok. Hala, olmayacak bir nöbetçi hoca ile gitmeye çalışıyor. Olmayacağının anlaşılması için daha nelerin yaşanması bekleniyor?

Hala he olduğu meçhul futbolcularla devam ediliyor.

Alt liglerin topçuları ile zorlu bir sezona çıkılıyor.

Kariyerli bir hocaya takımı teslim etmek ne kadar zor acaba?

Alt yapı dediğimiz de gerçekte bizim şişirdiğimiz bir vaka!

Alt yapıdan şimdiye kadar kim çıktı Türk futboluna damga vuracak?

Kadrodaki isimler mi? Transfer olup giden futbolcumuz mu?

Alt yapısı da havanda su döven bir kulüp konumundayız.

Alt yapıda bir tek topçuyu onca yılda çıkaramayan bir teknik yönetim A takımı mı başarıya ulaştıracak?

Zor bir hayal! 

Yaşananlar hep bir hatalar zinciri…

Çünkü Başkan hep yanlış isimlerle yola çıktı.

Adanasporu, Adanasporluluğu bilmeyen, hissetmeyen, anlamayan, Adanaspora âşık olmayan bir yönetim kurdu hep. Bu da hep yanlış iletişimlere sebep oldu.

Böyleyken böyle…

Yeni oluşum, kendi yoluna gitme konusunda kararlı.

Dileriz taraftar kendi içinde bir kırılma yaşamaz. Dileriz ortaya düşmanlıklar çıkmaz.

Adanaspor ülkemizse, bu ülke içinde, yine muhalifler olarak, iktidarı değiştirme-dönüştürme mücadelesini de -her şeye rağmen- tercih edebiliriz.

Sabırsız olmaya gerek yok, Adanasporluluk sonsuza kadardır çünkü…

Nasıl olsa bu tür zihniyetler ya değişecek-dönüşecek ya da gidecek.

Her yerde…

Tarih boyunca da hep böyle olmuştur. Tersine bir tane bile örnek yoktur... 

Güzel yurdum Adanasporum... 

Yazar: Editor
2017-06-08 19:22:28

Geç Bulduk Çabuk Kaybettik Sezonu Üzerine

Samimiyetsizlik

Şu dendi veya şuna yakın laflar: Sözümüz gerçek Adanasporlulara değil… Tavrımız bütün taraftara değil… Üç beş kişi filan…

Ama her defasında bütün Adanaspor camiası adeta, belki de onların tam yapmak istediği buydu, hep bütün Adanasporlular “cezalandırıldı”.

En başta takıma transfer yapmamakla bütün Adanasporluları cezalandırdılar. (Kimin haddineyse bu cezalandırma işi?)

Bilet fiyatlarıyla yine bütün taraftarı cezalandırdılar.

Galiba seviyorlar böyle işleri.

Bir kulüp geçmiş ellerine.

Nefis, güzel, tertemiz, canım bir Adanaspor.

Fakat tüm bu nitelikleri darmadağın ettiler.

Oynuyorlar…

Abisinden yöneticisine kadar…

Hiç samimi olmadılar.

Hep bir planları vardı.

Ama bu plan Adanaspor istikbaline dair değildi.

Bunu şu hazin sezonda net gördük.

Hep bir içten pazarlık…

Hiç umursamadılar ve hala umursamıyorlar.

Neler oluyor, neler olacak?

Sıfır bilgimiz var.

Bari çıkın bir özür dileyin.

Muhaliflerden değil, gerçek Adanasporlular diye ayırdığınız taraftarlardan özür dileyin. Yeni plan ve program şu, deyin...

Yapmazlar değil mi?

Kibir izin vermez!

Adanasporun kimyasıyla oynamaya devam edin.

Taraftarın hisleriyle oynamaya devam edin.

Önünde sonunda gideceksiniz.

Bu bir kehanet değil. Diyalektiğin yasası bu!

Adanaspor elbette özgürlüğüne kavuşacaktır.

Bir daha hiç anılmamak üzere gideceksiniz.

Dinleyiniz: Geç Buldum Çabuk Kaybettim. 

Yazar: Editor
2017-05-09 13:30:24

      Sahip mi, Başkan mı?

 money boss art ile ilgili görsel sonucu

  1. Bir futbol takımı satın alarak onun Sahibi olmak çok kolay bir şey. 
  2. Zor olan ise Sahip olduğun futbol takımına Başkan olmak.
  3. Sahip olduğunda zaten etrafındakiler emir kulundan öte gitmez. 
  4. Ne senden habersiz bir şey yapabilirler ne de karar verirler. 
  5. Çünkü hepsi bilir ki Sahip, bu konuda eğer senden farklı düşünüyorsa işinden veya görevinden olabilirsin. 
  6. Onun için etliye sütlüye karışmadan Padişahım çok yaşa misali.
  7. Sahibin ağzının içine bakarsın.
  8. Başkan olunca işler değişir. 
  9. Bir kere herkesi dinlemek istersin. 
  10. Belki yine son karar senden çıkar. 
  11. Ama başkalarının düşüncelerinden de faydalanabilirsin. 
  12. Öyle her aklına geleni söyleyemezsin.
  13. Mesela Başkan olunca. 
  14. Bilirsin ki rahatsız olan birileri de seni rahatsız eder. 
  15. Bir orta yol bulmak zorunda kalırsın.
  16. Başarıyı tek başına sahiplenmezsin.
  17. Paylaşabilirsin mutlu olmak için.
  18. Ama başarısızlık senindir. 
  19. Çıkıp göğüslemek gerekir.
  20. Şimdi bunları oku ve düşün.
  21. Tutuğun takımın başındaki;
  22. Sahip mi,
  23. Başkan mı?

      Mahir Alev

Yazar: Editor
2017-04-24 10:21:26
Yazar: Editor
2017-03-11 20:02:23
old safe ile ilgili görsel sonucu
Yazar: Editor
2017-02-28 18:46:17
İlgili resim
Sen ki hem gururu hem de umudusun bu coğrafyanın... 
Yazar: Editor
2017-01-05 18:16:52

Gölgesi Ağır Adam

Gündüz Tekin Onay

 kaplanpenche gündüz tekin onay ile ilgili görsel sonucu

Efsanelerden bahsediyorsak

Gündüz Hocayı anmadan

olmaz.

Adanaspor tarihinin

Hem teknik direktör

hem de

başkan düzeyinde

Bir tek efsanesi varsa

O da

Gündüz Tekin Onaydır.

Adanaspor tarihini değiştiren

büyük futbol adamı.

O düzeyde,

geri kalan

belki söz konusu olur.

Veya olmaz.

Keşke

ömrün uzun olsaydı Gündüz Hoca.

Gölgesi Ağır Adam.

Seni

sevgi ve saygıyla anıyoruz.

*

Fotoğraf, Vedat Bayraktar arşivinden alınmıştır.

Yazar: Editor
2016-11-17 20:33:56

İnanılmaz güzel sesli bir bülbülünüz var.

O kadar güzel ötüyor ki, sesini duyduğunuz zaman, bütün dertlerinizi kederlerinizi unutuyorsunuz.

Bu güzel bülbülün sesini millete duyurmak yerine bülbülün sesini kesmek gibidir yaptığınız.

Yeni Adanasporlu yaratamıyorsanız ve üzerine mevcut taraftarı kırıp küstürüyorsanız gün gelir öyle ortada kala kalırsınız, yalnız başınıza.

Neyse biz başka bir yerden bakalım meseleye.

Pazarlamanın kurallarını konuşalım biraz.

Şu sorular filan sorulabilir, yanıtlanabilir örneğin.

1. Neyi yanlış, eksik yapıyoruz?

2. Ürünümüzü neden almalılar?

3. Reklam yapmalı mı veya teklif sunmalı mı?

 4. İnsanlar satın alırken beklediğini bulmalı mı?

5. Pazarlayacağınız ürünün kalitesini ve sayısını nasıl artırmalı?

6. Yaptıklarını test edip araştırma fonu koyup alt yapıyı geliştirmeli mi?

7. Küreselleşmeye ayak uydurmalı mı?

Neticede rekabete hazırlıklı olmalı.

 Yaşamak için, ticarette yapılması gereken:

1. Para harcamalı

2. Reklam yapmalı

3. Sattığınız ürün sizi desteklemeli

4. Devamlılık olmalı

Yukarda bahsedilenler yapılmazsa gün olur, değer pul olur.

Gün olur sadece “sen ve sen” yalnız kalırsın.

Aldığınızda kâğıt parçası değildi aslında, ama sayenizde oraya doğru hızla, tam gaz ileri gidiyoruz.

Ahmet Gültekin

Yazar: Editor
2016-10-23 17:51:08

Sembollerin, davranışların, jestlerin, mimiklerin ve çeşitli kararların birtakım anlamları vardır. Bunların ille de kelimelerle ifade edilmesine ihtiyaç duyulmaz.

Örneğin trafikteki yeşil ışık dünyanın her yerinde geç git anlamındadır. Ayrıca kelimelere gerek yoktur.

Sigara üzerindeki çarpı işareti, içilmez anlamındadır. Ve saire.

Peki, Adanaspor Yönetiminin Kuzey Kapalıyı bu haftaki rakip takıma açmasının anlamı nedir? Böyle bir karar, içinde hangi yorumları içeriyor?

Empati yapıp bir de yönetimin gözüyle bakalım meseleye.

Muhtemel birinci anlam: Biz para kazanmak istiyoruz üstadım.

Muhtemel ikinci anlam: Adanaspor taraftarı zaten o tribüne tek tük geliyor, biz yönetim olarak orayı rakibe vermekte herhangi bir sakınca görmedik.

Muhtemel üçüncü anlam: Bizim için futbolda taraftarın manevi değerleri yoktur, bizim için tek değer bilet fiyatlarına biçtiğimiz değerdir.

Muhtemel dördüncü anlam:  Kendi tribünümüzü doldurmak için bir şey yapmak istemiyoruz, rakip gelsin doldursun. On iki senedir rakip taraftar kendi takımını Adanada izleyemiyor zaten, parasını versin izlesin.

Muhtemel beşinci anlam: Adanaspor taraftarının bu konudaki hissiyatı bizi ilgilendirmiyor. Sebebini ilk ihtimalde zaten yazdık.

Muhtemel altıncı anlam: Altı üstü tribün, bu kadar hassas olmaya gerek yok, siz kalan yerleri doldurun görelim.

Muhtemel yedinci anlam: Tamam, Adanasporlu biletlerine üç beş liralık bir indirim yaparız, bir parmak balı çalarız.

Muhtemel sekizinci anlam: Takımı süper lige çıkardık işte, daha ne istiyorsunuz nankörler.

Muhtemel dokuzuncu anlam: Emir büyük yerden.

Muhtemel onuncu anlam: Biz ne dersek o olur, biz ne yaparsak o doğrudur.

Netice?

Bu karardan dönünüz. Zaten harap olan o son köprüyü de yıkmayınız.

Yazar: Editor
2016-08-05 12:04:47

Transferler gecikti.

Taraftarlar arasındaki umutsuzluğun sebebi de bu. Haksız da sayılmazlar. Zira ligin başlamasına yaklaşık 15 günlük bir süre kalmasına rağmen 6-7 tane oyuncunun gelmesi bekleniyor.

  • Uyum sürecini de hesaba katınca 
  • bir takım olgusu yaratmak 
  • biraz zaman alacak gibi görünüyor. 

Ancak şu süreçte bile hayalleri diri tutacak sebepler var. Basında ismi Adanaspor ile anılan oyuncuların kalitesi umut veriyor.

  • Dileğimiz ve beklentimiz 
  • bir an önce bu isimlerle anlaşılıp 
  • imzaların atılması...

An itibariyle Bekir Yılmaz tamam, ama devamını umutla bekliyoruz...

 

Halit Gürer

Yazar: Editor
2016-08-04 07:11:44
  • Duygusal duvarı 
  • her transfer döneminde
  • iyice yıpranan Adanaspor taraftarı 
  • dünkü Alanya galibiyeti ile 
  • o duvara birkaç tuğla koyma şansı buldu. 
  • Adanaspor romantizmi 
  • bizi Yeşilçam filmlerinin müptelası yapacak. 
  • Yaptığından daha fazlasını yapacak. 
  • Bir de dün Fenerbahçenin futboluna tanık olunca, 
  • ligin en iyilerinden biri buysa 
  • bize bir şey olmaz, 
  • der gibi oldu 
  • Hulusi Kentmen, Adile Naşit, Münir Özkul filan, 
  • yani içimizdeki o Yeşilçam romantizmi... 
  • Derken 
  • bir tek tarnsferle 
  • haftayı geçiyoruz. 
  • İşimiz Allaha 
  • transferimiz Bayram AKgüle kalmış durumda. 
  • bekliyoruz. 
  • Ediz Hunun, Filiz Akının yuvaya gelişini beklemesi gibi 
  • bekliyoruz. 
  • Nedir? 
  • Beklemek ki bize en çok yakışandır.
Yazar: Editor
2016-07-31 12:05:46
  • Her transfer döneminde yaşadığımız bir travmayı 
  • yine yaşıyor olmak 
  • bende ve taraftarda 
  • aynı yılgınlığı yaratıyor elbette. 
  • Tam da
  • yeter bre, 
  • diyecekken bir haber geliyor kaynaklardan, 
  • iki güne filan 5-6 imza tamam, şeklinde, 
  • hadi biraz daha bekleyelim freni devreye giriyor. 
  • Ama işte fiyasko hep an itibariyle.  
  • Bir de geçen seneki tecrübe 
  • hadi biraz daha bekleylim bakalım demenin 
  • en önemli sebebi. 
  • Bu durumda taraftar haklı olarak sitem ediyor. 
  • Böyle.
  • ki bu konuda 
  • yani transfer konusunda 
  • en sabırsız olanların başında ben geliyorum. 
  • Evet, yine birkaç transfer duyumu var. 
  • Birkaç yetmez birçok transfere ihtiyaç var. 
  • Bu meseledeki güvenim ne başkandır ne de olmayan yönetimdir. 
  • Daha önce belirttiğim gibi 
  • Engin Hocanın kendisidir. 
  • Bekliyoruz. 
  • Elimizden bir şey gelmeden bekliyoruz. 
  • Benim de elimden bir şey gelmiyor zira.
Yazar: Editor
2016-05-13 17:22:14

Yılların emeği bir sayfa hart diye kapattırılırsa, durumun adı nahoşluk olur.

Oysa şampiyonuğun getirdikleri,

götürdüklerinden fazla olmasın, diye temenni ederiz.

Ancak temenni ederiz.

Örneğin bu "dünyanın en güzel şampiyonluğu" doyasıya ve yaz sonuna kadar kırıklıklar olmadan kutlanmaya devam etse topluluklarda veya tekilde.

Bir sayfa için de olsa...

Nezaket yok sayılmasa...

Unutmalayım.

Kibir ki düşmandır hepimize... 

Yazar: Editor
2016-05-10 13:34:40
  • Daha önce 
  • bahsettiğimiz gibi 
  • sayfaya yazıları 
  • dilediğimiz gibi yüklemede 
  • sorun yaşıyoruz. 
  • Ama 
  • üzülmeyin, 
  • dönüşümüz 
  • muhteşem 
  • olacak:)
Yazar: Editor
2016-04-15 11:55:50

Daha Fazla Hissettirmek

 

Maçlar arasındaki aranın kısa olması Adanaspor'un iyi bir ivme yakalamasına yardımcı oldu. Rakibi ise bu dönemi iyi değerlendiren bir başka takım 1461 Trabzon. Onlar da Adana'dan puan alarak ligde kalma umutlarını canlı tutmak isteyecektir.


  • 1461 Trabzon ligde kalabilmek için gerekli mücadeleyi veren takımlardan. Son maçlarda çok motiveler ve korkusuzca rakip kim olursa olsun galibiyet hedefliyorlar. Özellikle Ziya Alkurt ve Abdülkadir Parmak gibi yetenekli ve formda isimleriyle hücumda üretkenlik sağlıyorlar. Fakat Adanaspor'a karşı eksiklikleri olacağını ekleyelim. Cezalı Emrullah ve Oktay'ın yanı sıra sakatlığı süren Ferhat Yazgan ve Yaser'in oynaması zor görünüyor. Bu da kısıtlı kadroya sahip 1461 Trabzon'un işini zorlaştırıyor.


Her şeye rağmen Adanaspor'un konsantrasyonu yüksek tutması gereken bir maç daha. Matematiksel olarak kesinleşmeyecek olsa da bu maçta alınacak galibiyet Adanaspor'u üst lige taşıyacaktır. Zira galibiyet halinde Adanaspor'un iki rakibinin birden kalan tüm maçlarını kazanması gerekecek ve bu zorlu fikstürde bunu başarmaları çok zor görünüyor.


  • Toparlayacak olursak, Adanaspor'un yakaladığı yüksek özgüven rehavet yaratmazsa, maçın zorluğu ve rakip iyi analiz edilirse, tabloya bir üç puan daha eklenir.


Son olarak taraftara da büyük iş düştüğünü ekleyelim. Taraftarın, şampiyonluğa giden takımı en iyi şekilde desteklemesi ve on ikinci adam olarak varlığını her zamankinden daha fazla hissettirmesi gerekiyor.

Yolun Sonu Şampiyonluk Olsun. 

Halit Gürer

Yazar: Editor
2016-04-12 19:51:48

Şampiyonluk Gittiğin Yoldan Gelir

Bilmem kaç yıllık, muhtemel ki yarıma yakın asırlık bir istatistik daha bozuldu, diye başlayacağız yazıya dostlar.

Ama bir takımın her maçı mı zor olur?

Oluyor işte.

Zor oluyor çünkü rakipler bize fena bileniyor, bakınız ligde hiçbir iddiası kalmayan Bolu bile maçın uzun bir süresinde, ama çok uzun bir süresinde bizi fena boğdu.

Neden böyle oluyor, neden boğuluyoruz, neden taktik dışı bir kaos yaşıyoruz?

Panikliyoruz. Bu da doğaldır.

Neden panikliyoruz?

Çünkü Futbolcular şampiyonluğu çok ama çok istiyor. Bu durum da onlar üzerinde bir stres yaratıyor. Ele geçen bu tarihi fırsatı kimse kaçırmak istemiyor.

Peki neden çuvallamıyoruz?

Çünkü takım oyun disiplininden hiç kopmuyor.

Bu bir meziyettir.

Bu manada, her maçın kahramanı aslında Engin İpekoğlu’dur.

Peki haftanın kahraman futbolcusu kimdi?

Nduka idi!

Hayır, kimsenin alnından öpülesi emeğini ve mücadelesini yok saymıyoruz.

Tüm futbolcularımız nefis!

Konuşmalarda, iddialı duruma geldiğimizde, bu sezon deplasmandan Altınordu ve Bolu galibiyetleri gelirse şampiyonluk ışığını görebiliriz, gibi bir cümle geçiyordu. Şimdi o ışığı gördük. Yani ben şahsen hala böyle diyorum. Resmen ilan edilmediği sürece, bu disiplinli mücadeleye devam.

Elinize, emeğinize, ayağınıza, inancınıza sağlık.

Vira Güzel Yurdum Adanaspor’um.

Yazar: Editor
2016-04-10 19:36:13

 

Biraz Daha

Boluspor deplasmanına giderken bu sefer öncekilerden biraz daha iyi konumdayız, yani önceki yıllardan. Bu, bir avantaj olacaktır elbette. Boluspor’un ligdeki konumu ise maçın çantada keklik olacağı düşüncesini doğurmasın.

  • Her maç iddialıdır 
  • ve her rakip 
  • ciddiye alınmak zorundadır. 
  • Zaten Engin İpekoğlu da 
  • bu manada gereken özeni gösteriyor 
  • ve 6 maçtaki hedefin 
  • 12 puan olduğunu söylüyor. 
  • Şimdi coşku, sevinç, 
  • heyecan, mutluluk olacak 
  • ama daha öncesinde bir sükûnet 
  • ve tedbir… 
  • Ne güzeldir.

Yine Engin Hoca, Samsunspor maçındaki kişisel hatalara dikkat çekmişti. Bu saptama da takımın meseleye nasıl bir özenle ve önemle baktığını gösteriyor.

  • Taraftarın 
  • bir şenliği hissedip yansıtması 
  • elbette hakkıdır. 
  • Meşakkatli günlerden 
  • geçtik geldik. 
  • Ama unutmayalım, 
  • biz Adanaspor’uz 
  • ve sadece 
  • olmamız gereken yere gidiyoruz.

Şu son 6 maçta bizim en çok ihtiyacımız olan şey ise yine disiplindir.

Son sözü söyleyene kadar…

Vira, Güzel Yurdum Adanaspor’um.

Yazar: Editor
2016-04-06 21:52:16

#HedefSamsun

İlk Puan tablosunda ilk 6’da olmamasına rağmen son haftaların en formda ekiplerinden cuma günü karşılaşacağımız Karadeniz temsilcisi Samsunspor. PTT liginin bir başka Engin Hocalı takımı, Engin Korukır ile çıktığı  son 8 maçta 5 Galibiyet ve 3 Mağlubiyet aldılar ki bu mağlubiyetlerin son ikisi dışarıda Karabük ve Gaziantep BB karşılaşmaları.          

  • Samsun’la oynadığımız içerideki  maçlardan en son 2003 yılında kaybetmişiz.
  • Ve Samsunspor’a karşı  genel olarak içerde oynadığımız maçlarda başarılıyız.
  • Bu sezon dışarıda oynadıkları 13 maçta 5 Galibiyet,3 Mağlubiyet ve 5 Beraberlikleri bulunmakta.

PTT liginde takım savunmasını en iyi yapan takımlardan Samsunspor. Savunmayı yaparken en dikkat çekici kısım kendi kalelerinden uzakta savunmaya çalışıyorlar  ve kalecileri genç yaşına rağmen iyi maçlar çıkarıyor.

  • Genel olarak PTT ligi takımlarının ortak özelliği olarak oyunun sağ tarafını iyi kullanmaya çalışıyorlar.  
  • Murat Gürbüzerol ile sağ tarafı kullanıp mümkün olduğu kadar oradan işlemeye çalışıyorlar.
  • Son haftalarda Mehmet Çakır  eski formundan uzakta,takımın en fazla pas hatası yapan futbolcusu  ama duran topları olumlu kullanma özelliği devam etmekte.  
  • Başka bir formsuz ise Ofoedu son haftalarda yedek kulubesinden oyuna dahil oluyor.
  • Hava toplarında başarılı değiller ki bu da uzun toplarla çıkmamalarına neden oluyor.
  • Kone’ye atılan toplarda Didi başarılı olacaktır.

7 puan fark ile  maça çıkacağız nasıl, neden  yazamıyorum  ama oynadıkça, haftalar geçtikçe azalmadan artan, heyecan veren, mutlu  eden kaygımız bu hafta alacağımız 3 puanla daha da  artacak Cezalı oyuncumuz yok sakat olarak Ergin ve Hakan oynayamayacak. Sezonun sürpriz olarak etkili isimlerinden Sak bir hafta aradan sonra formasını tekrar alacak. Sak oyunda iken Sami Can daha etkili ve onunda etkili oyunu ilerdeki üçlünün çok daha fazla etkili (özellike N’Duka) olmasına sağlayacaktır. Sabırlı oyunumuzu gol yemeden geçirdiğimiz her dakika atacağımız golün yaklaşacağı hissiyatı yaratacak.  Duran toplarda etkili olacağımız maçlardan birine daha çıkacağız.

  • Her hafta bir kahraman çıkaran
  • Babacan Engin İpekoğlu ve Ekibi
  • bu hafta en az bir kaç kahraman çıkarmayı başaracaktır.
  • Engin Hoca’nın dediği gibi
  • Şampiyon olmak kolay olsa herkes olurdu.
  • Bize zor olanı başarmak düşer.

ViraAdanaspor

Ahmet Gültekin

Yazar: Editor
2016-04-03 12:51:02

Kötü Oyun Güzel Kazanç

Kırılma anlarının Adanaspor'u üç puana ulaştırdığı bir maç oldu desek sanırım yanlış bir ifade olmaz. Youssef kırmızı kart görmemiş olsaydı veya 1-0 iken Karşıyaka'ya penaltı verilseydi Adanaspor maçı çevirebilir miydi, bilinmez. Bu açıdan bakınca aslında turuncu-beyazlılar açısından kaybedilmesi muhtemel bir maçtı denebilir. 

  • Ortaya koyulan kötü oyunun sebebi 
  • taktiksel değil, bireysel kaynaklıydı
  • Çoğu Adanasporlu bildiğimiz, 
  • alıştığımız performansından 
  • çok uzaktı. 
  • Belki de birçoğu, 
  • en kötü oyununu Karşıyaka karşısında oynadı. 

Bunca olumsuzluğa rağmen can havliyle ligde tutunmaya çalışan Karşıyaka karşısında alınan bu galibiyet büyük önem arz ediyor. Kötü oynanan bir maçta sonuca gidebilmek şampiyonluğa oynayan takımlarda bulunması gereken önemli özelliklerden. Şu an Adanaspor zirvedeyse ve önemli bir puan avantajı yakaladıysa, kötü oynadığı maçlardan puan çıkarabilmesi sayesinde bunu başardı.

  • Ama her zaman bu kadar şanslı olunmayabilir
  • Bu nedenle Adanaspor bu maçtaki hatalardan dersler çıkarmalı 
  • ve bu galibiyeti abartmadan, 
  • Samsunspor maçına odaklanmalı...

Haftaya her zamankinden daha zorlu bir fikstür Adanaspor'u bekliyor. Önce Samsunspor, hafta içi Boluspor deplasmanı ve sonrasında 1461 Trabzon maçı... Bu maçların ardından önümüzde daha net bir tablo olacak şüphesiz. Ama göreceğimiz o net tablonun Adanaspor lehine olması için yedi maç sonrası değil, sadece ve sadece bir sonraki maç düşünülmeli...

Halit Gürer

Yazar: Editor
2016-04-01 06:57:23

Bir Önemli Adım Daha

Liderin sonuncu ile yapacağı maçların rahat geçeceği düşünülür. Çoğu ligde bu böyle olabilir ancak PTT 1. Lig'de maçların zorluk düzeyi çok yüksek. Adanasporlu futbolcuların sıralamaya aldanmadan şu ana kadar yaptığı gibi iyi konsantre olması gerekiyor.

  • Karşıyaka cephesine bakınca, 
  • orada büyük bir hayal kırıklığı 
  • ve umutsuzluk hâkim denebilir. 
  • İlk yarıda büyük harcamalara rağmen 
  • ortaya çıkan vahim tablo, 
  • ikinci yarı için takımda 
  • radikal değişiklikler yapılmasına 
  • sebep oldu. 
  • Bu değişikliklerle birlikte 
  • birkaç maçta iyi sonuç alsalar da 
  • sonrasında oynadıkları futbol, 
  • ilerisi için taraftarlarına ümit vermiyor.
Tisdell, Gökhan Ünal, Can Erdem gibi oyuncuların formsuzluğu Karşıyaka'nın hücum hattındaki sıkıntının sebebi. Bununla birlikte beklenen golü bulamayınca, panik halinde ileri gitmeye çalışmaları hem sonuç vermiyor hem de kontralara zemin hazırlıyor.
  • Üstüne üstlük stoperleri Berkay Can Değirmenci ve İbrahim Kaş'ın aynı anda cezalı olması, Karşıyaka'nın işini daha da zora sokuyor.

Formsuz ve ağır bir stoper olan Efe Halil'in oynayacak olması,  Adanaspor'da Uche Kalu'nun daha rahat pozisyon bulmasına yardımcı olabilir. İyi toplar alırsa Altınordu maçındakine benzer bir performans gösterebileceğini düşünüyorum.

  • Adanaspor ise şu zamana kadar 
  • şampiyonluk yolunda 
  • çok önemli adımlar attı. 
  • Geçtiğimiz hafta derbide aldığı galibiyetle de 
  • çok büyük bir avantaj elde etti. 
  • Ancak hala kazanılan bir şey yok. 
  • Sekiz hafta sonrası değil 
  • sadece Karşıyaka düşünülmeli. 
  • Bu anlamda Turuncu-Beyazlıların 
  • en büyük avantajı Engin İpekoğlu gibi 
  • takımı iyi motive eden 
  • ve konsantre olmasını sağlayan 
  • bir teknik direktöre sahip olması.
İpler Adanaspor'un elinde... İyi konsantre olursa bu maçtan da galip ayrılır ve yakaladığı avantajı sürdürür.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2016-03-29 19:04:57

 

Başka maç yok sadece bu maç var.

Bu konuyu konuşmuştuk. 

  • Karşıyaka ile 
  • İzmir'de yapacağımız maç var, 
  • ötesi berisi yalan.

Açıklamalar da gösteriyor ki Engin Hoca da Futbolcularımız da bu görüşte.  

Ne güzel.

Herkesin ayaklarının yere bastığı bir süreci yaşamak çok güzel.

Hiçbir şey bitmiş değil.

Kalan maçlar bir şenliğe de hazır, takımlar için hüzünlere de...

  • Saygı duymamız gereken 
  • bir rakibe karşı 
  • zorlu bir 90 dakika var. 
  • Bu maçın ciddiyetinden bahsetmeye kalksam 
  • sadece gevezelik yapmış olurum. 
  • Herkesin bildiği konular bunlar.

Şimdi sorumluluklarımızın olduğu bir yerde duruyoruz, takım ve taraftar olarak.

  • Bu sorumluluklar yerine getirildikten sonra 
  • bazı haklarımız olacak. 
  • Örneğin sevinme hakkı...

Ama sonra, şimdi değil.

Aceleye gerek yok...

Vira, Güzel Yurdum Adanaspor'um. 

Yazar: Editor
2016-03-20 17:45:46

Sekiz Maç Daha

Bazen fazla söze gerek yoktur...

Süper Lig Seni Çağırıyor” derinden derinden duyulur. Duyulur olur.

8 hafta kaldı, ADANA şehir olarak Süper Lig şehri olacak.

Başkan Süper Lig Başkanı olmayı çoktan hak ederek (27 Mayıs 2012’den beri aslında),  Süper Lig Başkanı olacak.

Engin Hoca ve ekibi Süper Lig antrenörü olacak.

Futbolcular  Süper Lig topçusu olacak.

Nihayetinde biz TARAFTARLAR Süper Lig taraftarı olacağız.

Kaleci Hayrullah Süper Lig kalecisi olmaya hazır.

Emre Uğur bir dahaki sene Süper Ligin en iyi sağ beki olarak sahaya çıkacak.

Brezilya’dan gelen Renan & Didi hayalleri için geldiği güzel ülkemde seneye Süper Ligde olacak.

Sami Can direkt sınıf atlayacak. Hep sol ayağına almadan oynamayı Süper Lig’de başaracak.

N’duka hayatının topunu oynayarak Kadiköy’de gol atacak.

Tevfik yıkılmadan ayakta kalıp Cimbom’a meydan okuyacak.

Ergin kariyerinde ilk kez SL’de çok sevdiği Trabzon’da kaptan çıkacak.

Tek tek yine yazacağız bütün futbolcularımızı…

Tutacak

Atacak

Çıkacak...

Şehrini Super Lige taşıyacak takım için neyin nasıl olduğunu söylemek bundan sonra bize düşmez, zaten hiçbir zaman düşmezdi ama biz yazdık.

Ve işte SüperLigBiziÇağırıyor

ElvadaPTT, demeye son 8 hafta…

ViraAdanaspor

Ahmet Gültekin
Yazar: Editor
2016-03-19 09:32:15

Turuncu Beyaz tarafta kısıtlı bütçeyle, mücadeleci futbolla ve mevcut kadrodan maksimum verim alan Engin Hoca ile şampiyonluğa giden Adanaspor var.

Anlaşılacağı gibi bu maç, taban tabana zıt yöntemlerle zirveye oynayan iki takımın mücadelesi de olacak aynı zamanda.

Rakipte bireysel isimler ön planda. Takımın hücum yükünü iki isim çekiyor. Ancak ikisi de geniş alan bulduğu sürece etkili olabiliyor. Adanaspor ise alan daraltmayı iyi beceren bir takım.

Bunun yanı sıra rakip oyuncuların çoğunun hücumu seven yapıda olması ve atakları kalabalık yapmaları, iyi kontra atak üreten takımımızın işine gelecektir. Tabi karşı atağı düşünürken savunmadaki kontrolü de elden bırakmamak lazım.

Sonuçta ligin en çok pozisyon üreten takımlarından birine karşı oynayacağız. 

Her hafta olduğu gibi yine sabırlı oynamamız gereken bir maç.

Perşembe gününden itibaren takımımız kampa girdi. Mutlaka konsantrasyon ve motivasyon anlamında bir geri dönüşü olacaktır. Sakat ve cezalı oyuncuların dönmesi ise bir başka avantajımız. Tek eksiğimiz Canberk...

Onun yerine kesicilik özelliği iyi olan Mehmet Sedef'in oynaması en mantıklı tercih gibi duruyor.

Kazandığımızda Süper Lig yolunda ciddi bir kilometre taşı olur. Bu da bize kalan haftalarda önemli derecede psikolojik avantaj sağlar. Kaybetmeyi ise konuşmayalım.

Yolun sonu şampiyonluk olsun...

Halit Gürer

Yazar: Editor
2016-03-14 17:39:35

Bir plan program ve ciddi bir taktik takımı olduğumuzu hep belirttik. Önemli isimlerin eksik olmasına rağmen sistemimizi etkilemeyeceğini, yerine geçen oyuncuların o açığı fazlasıyla kapatabileceğini söylüyorduk.

Önce Mehmet Sak, Renan'ın yokluğunda şansını iyi değerlendirmişti. Şimdi ise Uche, Ergin'in yerinde şans buldu ve galibiyeti getiren golleri attı. Şans bulan diğer isimler,  Mehmet Sedef ve Fahri'nin de görevlerini başarıyla yerine getirdiğini belirtelim. Yedek oyuncularımızın hazır bir şekilde şans beklediğini görmek sevindirici. 

Maçta ise her zamanki gibi pozisyon vermeyip rakibin hata yapmasını bekledik. Bir ara kontrolü rakibe versek de her zamanki gibi net bir gol şansı vermedik. Rakibin savunmasında geçen haftadan kalma sıkıntılar devam etti. Biz de bu hataları iyi değerlendirdik. Son dakikalarda yediğimiz o basit golden sonra biraz paniklesek de sonuca ulaştık. 

İki haftadır skorun rahatlığından mıdır bilinmez basit goller yiyoruz. Malatya deplasmanındaki kâbusun bir benzeri İzmir'de de yaşanabilirdi. Konsantrasyonumuzu son ana kadar sürdürmemiz gerekiyor. Tek sıkıntı bu... Onun haricinde her yönüyle iyi bir Adanaspor izledik. 

Altınordu şanssızlığımızı da kırdık. Yakaladığımız puan avantajımızı sürdürüyoruz. Kurduğumuz hayaller yavaş yavaş gerçeğe dönüşüyor. Hedefimize sadece 9 maç kaldı

Aynı ciddiyetle, aynı istekle mücadele ettiğimiz sürece süper denen o lige ulaşmamız işten bile değil...

Yolun sonu şampiyonluk olsun.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2016-03-11 20:13:14

Güzel Bir Sonuç Bekliyoruz

Son 3 maçın üçünü de kaybettiğimiz bir takımla deplasmanda oynayacağız.

Gerçi Altınordu için ev veya deplasman fark etmiyor. Seyirci niceliği açısından dedim.

Muhtemelen bu maç, haddizatında, bizim için tam manasıyla bir deplasman maçı olmayacak.

En büyük dezavantajımız belki sahanın bozuk bir zemine sahip olma ihtimali olacaktır.

Altınordu’ya kaybettiğimiz tüm maçların koşulları birbirine benziyordu.

Fakat şimdi yeni kartlar dağıtılıyor.

Deplasmanda oynadığımız son üç maçtan daha zorlu mu olur?

Bunun cevabını Adanaspor Futbolcusu verecektir.

Her maçın zaten ayrı bir zorlukta olduğu parantezini de açmayı unutmamalı bu arada.

Olası kötü zemin cepte.

Peki, rakibin başka nelerine dikkat edeceğiz?

Bunun cevabı da sonraki yazılarda gelecektir.

Vira, Güzel Yurdum Adanaspor’um.

Halkın senden güzel sonuçlar bekliyor.

________________ 

Ve Tüm Analizler Bir Yana

Sen Adanaspor'sun

Unutma!

Yazar: Editor
2016-03-06 18:27:38

 

İyi Bir Adanaspor

İddiasız bir takımın bulunmadığı ligimizde bu haftaki rakibimiz ligde kalma hedefinde. İşin aslı sezon başında önceki senenin Orduspor'u veya bir öncesinin Kahramanmaraş'ı gibi açık ara son sırada bulunacaklarını tahmin ediyordum.

Çünkü sezona başladıkları oyuncuların çoğu lig tecrübesi olmayan genç ve tecrübesiz isimlerden oluşuyordu. Buna rağmen ilk yarıyı düşme hattının üzerinde kapatmayı başardılar.

  • Devre arasında ise bazı transfer takviyelerinde bulundular
  • ancak ilk yarıda kulüplerinde fazla forma şansı bulamayan isimleri tercih ettikleri için
  • bu oyunculardan henüz verim alamadılar.
  • Bir kaç isim hariç ilk yarıdaki kadrolarıyla başlamayı tercih ediyorlar. 

Hücumda yeterince yaratıcı değiller. Ortadan ileriye doğru uzun ve derin paslarla atak üretmeye çalışıyorlar. Volkan Okumak'ın bireysel yeteneklerine fazlaca bağımlı olduklarını da belirtelim. Takımın en yetenekli ve en üretken ismi. Ligin en az gol atan takımına karşı, her zamanki takım savunmamızı yaparsak ve Volkan'ı kilitlersek rakibin gol yollarına ciddi bir darbe vururuz diye düşünüyorum

  • Adanaspor
  • açısından bakacak olursak,
  • eksiklerin biraz can sıktığını söyleyebiliriz.
  • Ancak ne olursa olsun
  • sahaya çıkacak oyuncularımızın hedefi
  • galibiyet olacaktır.
  • Renan'ın yokluğunda Mehmet Sak çıktı,
  • kadroya çok iyi monte oldu
  • ve önemli düzeyde katkı koydu.
  • Erciyes karşısında da eksiklerimizin yerine
  • sahaya çıkacak oyuncularımız
  • elinden geleni yapacaktır
  • şüphesiz

Bunun yanı sıra geçen hafta Malatya karşısında yaşanan son dakika şoku ve kötü performans, oyuncularımızı bu maçta daha iyisini yapmaya itecektir diye düşünüyorum. Eğer sahada iyi bir Adanaspor olursa, biz bu maçı kazanırız. 

Yolun sonu şampiyonluk olsun...

Halit Gürer

Yazar: Editor
2016-03-05 15:21:54

Erciyes Analiz

Sezonun ilk yarısında oynanan maçta ilk deplasman galibiyetimizi Ergin’nin attığı üç golle almıştık. Son yıllarda Erciyesspor ile yaptığımız maçlarda üstünlüğümüz bulunmakta. Bu üstünlüğü bu maçta devam ettireceğimizi düşünüyorum.

 

  • Ligde son haftalara yaklaştıkça alttaki takımlar; 
  • düşmeme adına çok daha fazla can yakacaktır. 
  • Maçın rahat geçeceğini düşünmemeli.
  • Adanaspor’u rehavet içinde olduğunu düşünme hakkımızı geçen hafta kullandık. 
  • Bu hafta daha konsantre olarak oynamalıyız.

Kayseri ekibi Erciyesspor bu yıl oynadıkları 23 müsabakadan 21 puan topladı. Bu puanların 12’sını kendi evlerinde kazanırken, deplasmanda oynadığı 12 maçtan  9 puanı ise 2 galibiyet ve 3 beraberlik ile  hanelerine yazdırdılar. Bu 12 maçta 8 gol atıp kalelerinde 16 gol gördüler.

  • Erciyesspor 4-3-1-2 formatı ile oynuyor. 
  • Defasın ortasında Ethem ve Yunan Sarris ile sağda Tugay ve solda Emre Özkan ile yayılıyorlar. 
  • Orta sahada Emre Toraman ve yanında çok koşan genç Cihan ve Makedon Stefan ile orta sahada mücadele ediyorlar. 
  • İleride ise Volkan Okumak, Erçağ ve Üstün sahaya çıkıyorlar. 
  • Son deplasmanda Üstün yerine tek forvet Erçağ ile oynayıp orta sahayı kalabalık tutmuşlardı.

Son haftalarda 3 puan alamasalar da oyunsal olarak iyi maçlar çıkarıyorlar. Oyunu Adanaspor’a bırakıp 2-3 topla kaleye gitmeye çalışacaklar. Bunu yaparken de ileride Erçağ ve oynarsa Volkan Okumak’ı kullanacaklar. Daha çok oyunu kendi sol kanatlarından şekillendirmeye çalışıyorlar.

  • Emre Toraman defansın arkasına ara pası atmaya deneyen oyuncuları ve topu daha çok kullanan isim sol kanatta oynayan  Stefan Avskovski. 
  • Orta sahada sakat ve cezalılarımızın yokluğunda dirençli olabilirsek pek pozisyon vermeden geçirebileceğimiz bir maç olacaktır.

Maçta erken gol yemediklerinde oyun disiplininden kopmuyorlar ve maçı tutmaya çalışıyorlar. Defansları oldukça ağır bir yapıya sahip. Kornerler kullanırken Erçağ’ın arka direği diğer arkadaşları ise ön direği düşünerek oynuyor. Kullandıkları duran toplardan sonra kalelerinde pozisyon veriyorlar N’Duka ve Ergin ile bunu değerlendireceğimizi düşünuyorum.

  • Kısacası erken gol bulursak kolay bir maç olacak
  • Engin Hoca’nın oyunu tutmak yerine daha çabuk gole giden bir yapıda olmamızı sağlaması gerekiyor. 
  • Bunu yaparken de dirençli orta saha düzeniyle oynamalıyız.  

Son haftalarda duran toplardaki etkinliğimiz bu maçta da devam edecektir. Savunan taraf değil hücüm eden olacağımız bir müsabaka bizi bekliyor. Haydi rastgele

#ViraAdanaspor

 ___________________

Ahmet Gültekin

Yazar: Editor
2016-02-26 11:49:16

 

Mışmış Diyarı

Malatyaspor son 2 haftada, puan tablosunda ilk 6 içinde bulunan takımlarından gol yemeden 6 puan çıkardı.

İçerde oynadıkları 10 maçtan 3 Galibiyet,1 beraberlik ve 6 mağlubiyetle ayrıldılar. 

3. Hafta Alanya’yı, 12. Hafta Erciyesspor’u, son iç saha maçında da dış saha performansı iyi olmayan Karabükspor’u puansız göndermeyi  başardılar. 

İçerdeki maçlarında 10 gol atıp, kalelerin de 14 gol gördüler.

Muhtemelen kısır bir maç bizi bekliyor.

Malatyaspor son iki haftadır 4-2-3-1 ile oynuyor.

Hatta ileri uçta oynayan Osmanlıspor’dan kiralanan  93 doğumlu Umut Nayır bile çoğu zaman orta sahada kalabalık içerisinde yer alıyor.

Yani nerdeyse santraforsuz olarak oynayıp oyunun boyunu çok kısa tutuyorlar. 

Kaleyi son 2 haftadır tekrar alan Vedat, oynadığı son 2 haftada rakip takımlara  kalesini kapamış durumda, özellikle Elazığ maçında iyi bir oyun çıkardığını düşünüyorum.

Defansın ortasında Godoy ve Sadık oynuyor her ikisi de kesici özellikleri ile ön plana çıkıyor. 

Topu oyuna sokarken kaleci vuruşları ile başlıyor Malatya akınları ve hep Umut’u arıyorlar. Umut’ta bu topları mümkün olduğu kadar Mba’ya servis etmeye çalışıyor.

Hatırlatayım  Sunday Mba, Elazığ’a attığı 2 gol ile geçtiğimiz haftanın en etkilisiydi. 

Didi’nin Umut Nayır’a hava topu üstünlüğü sağlayacağını düşünursek bu şekilde pek etkili olamayacaklardır.

Sol kanatta Osman Fırat takımın en fazla olumlu pas kullananı ve oyunun hücum yönü olarak sol tarafını kullanıyorlar. 

Sağ önde oynayan Guido Koçer sol kanata geçtiğinde beki ile beraber daha etkili oluyor.  Savunmamızın sağ kanadı daha dikkatli olmalı.

Dikkat etmemiz gereken başka bir konuda son haftalarda etkili korner kullanıyorlar. Kendi akın yönü olarak sağdan kullanırken Guido kullandığında ön direğe sert şekilde isabetli ortalar yapıyor.

Adanaspor tarafından bahsedecek olursak, pek sevmediğimiz bir zeminde oynamak zorunda kalacağız. 

Maç saatinde yağmur bekleniyor ki iyi olmayan zemin yağmurla biraz daha fazla zorlayabilir Adanaspor’umuzu. 

Güçlü kuvvetli oyuncuların ayakta kalacağı saha şartları bizi bekliyor. Orta saha da oynayacak oyuncu sayısının artması ile rekabet daha kuvvetli bir orta saha kurgusu oluşturmamıza neden olacak. Renan, Tevfik ve Samican kendilerinden daha kalabalık olan Malatya orta sahasına ayakta kalarak işi bitirecek en önemli başrol oyuncularımızdan olacaktır.

Daha fazla kendi alanında kalan takım olmayacağımızı düşünüyorum. 

Oyunu elimize alıp oynayacağımız bir deplasman olacak Malatya. N’duka ısrarlı davranıp Ergin’le daha fazla hücum sahamızın ortasında kalmalı. 

4 haftadır gol yemediğimizi düşünürsek, bulduğumuz gol altından kıymetli olan 3 puan ile dönmemizi sağlayacaktır.

Kart sınırında olan listemiz çok kabarık; Emre,

Merthan, Canberk, Tevfik, Mehmet Sak sarı kart sınırındalar.

Belki de biraz ayar çekmek lazım.

Son olarak Mışmış derler kayısıya Malatya’da.

Takım ve taraftarımıza deplasmanda başarılar dilerim. Plakayı yaz gel kaplanım.

Ahmet Gültekin 

Yazar: Editor
2016-02-22 17:01:46

 

Emre Uğur Uruç

2014-2015 sezonunun başında formayı kaptı ve o günden bugüne en çok gelişim kaydeden oyuncumuz oldu. İlk maçlarında hızı ve kondisyonu en iyi özellikleriydi. Savunmada zaman zaman yetersiz oluyordu, hücuma katkısı ise yoktu neredeyse.

  • Sezonun devamında ise 
  • hız ve kondisyonunun üzerine 
  • savunmadaki kusursuz kesiciliğini ekledi. 
  • Ancak hücuma katkısının azlığı 
  • eleştirilere maruz kaldığı noktaydı.
Ama Emre kendini geliştirmeye devam etti. Bu sezon ilk yarının ortalarından şu ana kadar performansı zirveye çıktı. Savunmadaki başarısı bir yana, ataklarımızda da pay sahibi oluyor. Bindirmeleri, top sürmesi ve adam eksiltmesi.  
  • Bir sağ bek ne kadar katkı koyabilirse 
  • o kadar katkı koyuyor.
  • Ayrıca önünde oynayan Nduka ile 
  • o kadar iyi bir ikili oldular ki, 
  • zaten zor açık veren takımımız 
  • sağdan pozisyon vermediği gibi, 
  • ataklarımızın çoğu 
  • o bölgeden gelişiyor.
Sürekli olmasa da bazen önemli anlarda takımı eksik bırakması tek zaafı. Geçen sezon Samsun deplasmanında iyi oynadığımız maçta kırmızı kart gördükten sonra dengeler değişmiş ve beraberliğe razı olmuştuk.  
  • Bu sezonda ise 
  • Altınordu maçında gördüğü kırmızı 
  • hem o maçı 
  • hem de sonrasındaki derbi maçı 
  • etkilemişti. 
  • Sadece bu konuda 
  • bundan sonrası için 
  • biraz dikkat diyoruz.

Onun haricinde böyle devam ederse milli takımlar düzeyinde bir oyuncu olacağına inanıyorum.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2016-02-14 15:25:44

Sonunu Görmek Gerek

Her maçımızı özetlesek son haftalar için sürekli benzer şeyler yazmak durumunda kalırdık. Bu da bu ligdeki takımlar arasında en isabetli sisteme sahip olduğumuzu ve bulunduğumuz konumun tesadüf veya şans olmadığını gösterir.

Beğenilmeyebilir, şampiyonluğa oynayan bir takım olarak daha baskın oynayıp oyunu domine etmemiz beklenebilir ama bu tarzda futbol oynayan takımlar göze hoş gelse de her zaman başarıya ulaşmamıştır. İlk aklıma gelen Hollanda milli takımı, her turnuvada favori olmuşlardır. Cruyff, Van Basten, Rijkaard gibi kaliteli isimlere de sahip olsalar, müthiş hücum futbolu oynayarak her dönem beğeni de kazansalar, dünya kupaları tarihinde hiç şampiyonlukları bulunmamakta. 

Aksi örnekte ise başarıya ulaşan çok sayıda takım var. Yakın zamanda aklıma Mourinho'nun Inter'i geliyor. Skor avantajını yakalayıp, kalenin önüne otobüsü çekerek hem ligi kazandı, hem de yarı finalde Barcelona gibi muazzam hücum gücüne sahip bir takımı eleyerek Şampiyonlar Ligi'nde kupaya ulaştı. Geçen sene Chelsea'nin şampiyonluğunda da benzer bir sistemle takımını oynatmıştı. Çok sıkıcı futbol oynattığı için sürekli eleştirildi ancak hedefine ulaşmayı başardı. 2004'de Yunanistan, 2006'da ise İtalya'nın kazandığı turnuvalarda da savunma ağırlıklı futbolun şampiyonluk getirdiği hafızalarda. Son bir sözle bu konuya noktayı koyalım. "Forvetler maç kazandırır, savunma şampiyon yapar."

Önceki senelerde hatırlarsanız sadece Mbilla'nın sakat veya cezalı olması durumunda ciddi güç kaybederdik. Kişilere fazla bağlıydık. Ve Tiago ile 9 maç üst üste kaybettiğimiz unutulmamalı. Şimdi ise takımın ve sistemimizin en önemli parçalarından Renan'ın bile yokluğunu hissetmiyoruz. Herkes birbirinin açığını kapatacak seviyede. Onun yokluğunda ilk on birde başlayan Mehmet Sak, kadroya iyi monte oldu ve kendisinden çok iyi verim aldık. Transferlerin yetersiz olduğunu savunduk zaman zaman. Ancak Engin Hoca, başta Mehmet Sak olmak üzere mevcut oyuncuların performansını o kadar yukarı çekti ki adeta yeni transfer yapmış gibi olduk. Transfere ihtiyacımız yok derken bir bildiği varmış hocamızın demek ki.

İyi gidiyoruz ve haftaya rakiplerimizden biriyle oynayacağız. Futbolcularımızın henüz kazanılmış bir şey olmadığının bilincinde olarak sahaya çıkıp haftaya Balıkesir karşısında da adeta sıfırdan başlayarak gerekeni yapacağına inanıyorum.

Yolun sonu şampiyonluk olsun...

Halit Gürer

Yazar: Editor
2016-02-13 19:58:10

Diyalektik Futbola Devam

Adanaspor öngörüldüğü gibi oynadı. Bu artık bizim klasik oyun taktiğimiz.

 

  • Takımın temel prensipleri 
  • disiplinli oynamak 
  • ve ne yaptığını bilerek oynamak üzerine kurulu. 
  • İyi futbol çoğu zaman göreceli bir anlam içeriyor. 
  • Birçoğu hala 
  • Adanaspor’un kötü futbol oynadığını düşünebilir.

Bu düşüncenin sonuçta pek bir kıymeti yok. Yani takım hedeflediği sonuca doğru oynuyor. 

Bu, iyi futbol hakikatte bundan başka bir şey değil. Bu ayırıcı bir özellik.

  • Takımın hepsi çok iyiydi. 
  • A'dan Z'ye.
  • Rastlantı yok, 
  • kader kısmet yok. 
  • Ciddi, çalışılmış bir taktik var. 
  • Futbolda hep söylendiği gibi 
  • kıvamında bir takım oyunu var.

Ne diyeyim?

Çok güzel bir akşam daha yaşadık.

Emeği geçenlere teşekkürler; yönetime, futbolculara, Hocaya ve kilometre tanımayan taraftara…

Var olun!

Vira, Güzel Yurdum Adanaspor’um!

Yazar: Editor
2016-02-10 16:32:49

Engin İpekoğlu ve Diyalektik Futbol

Maç izlerken, bazen bir gerçeği gördüğümü ama bunu hocanın görmediğini düşünüyorum. Bir taraftarın en hazin yanılgısı tam da bu anlarda başlıyor. Her şeyi bilmek güzel bir şey olabilir, fakat imkânsız. Her şeyi bildiğini zannetme imkânı ise en fenası dostlar. Kişi adına lanetli bir vaziyet. Bunu bir özeleştiri olarak kayda geçebiliriz. Aslında konumuz tamamen Engin İpekoğlu.

Çok iyi hocalarımız oldu tarihte. En başta Gündüz Tekin Onay gelir, bana sorarsanız. Sıradan hocalarla da çalıştık. Yoktan var edenler de oldu zamanında, varı yok edenler de…

Konumuz hala Engin Hoca.

Yoktan var edenlerin başında geliyor. Bunu derken futbolcumuzun yeteneğini, çabasını yok saymıyorum. Eyüp Hoca ve Engin Hoca bu sezon adına birbirini çok iyi tamamladılar. Biri iyi tuttu, diri tuttu; diğeri sıkı işledi, hızlı geliştirdi.

Dedim ya, bazen bakar kör olarak “Hoca, oyuna müdahale et…” diye sitem ediyorum, daha bir sürü panik halleri... Aslında hoca oyuna müdahaleyi en başta yapmış da bunu ben göremiyorum. Evet, bazen değil, her zaman haddini bilmek en iyisi.

Örneğin son Giresun maçında Uche’yi oynatmasını, rakibin etkili ve çokça öne çıkan sağ bekine bir tehdit unsuru olarak açıkladı… Bu açıklama aslında Engin Hocanın sahada ve her yerde oyuna ne kadar hâkim olduğunun en nefis açıklaması. Her an müdahale halinde aslında, ne ki benim gibi pek heyecanlı ve tezcanlı taraftar profili bunu görmekten aciz oluyor.

Müthiş bir sekiz maç.

Nazar değmeyecek…

Çünkü Engin Hoca işini ne nazara ne de şansa bırakıyor, her maç üç sonuca gebe olsa da.

Çalışıyor, çalıştırıyor; çabalıyor ve futbolcunun da çaba göstermesini sağlıyor.

Onun futbolunda inşallaha ve maşallaha yer yok. Yani takımı kaderine, talihe, kısmete teslim etmiyor. Yeter ki dışarının veya hakemlerin bir etkisi olmasın.

Kuruyor, işletiyor, sonuçlandırıyor. Futbol düşüncesindeki hareketin yasalarını, neden- sonuç ilişkisi içinde sahadaki mücadeleye bağlıyor. Onun futbola yaklaşımı bu manada son derece diyalektik.

Anlamam, görmem zaman aldı.

Netice itibariyle Engin İpekoğlu, başarılıdır, çok başarılıdır. Lig sonunda sonuç ne olursa olsun Engin Hoca her hamlesinde haklıdır, taktiği isabetlidir, stratejisi mahsulü tarlada bırakmaya değil, ürünü kaldırmaya yöneliktir.

Nedir? Görülüyor ki Engin İpekoğlu, son tahlilde iflas ettirmez; kazandırır.

Kanıtı da şimdiye kadar kazandırdıklarıdır.

Yazar: Editor
2016-02-04 16:37:07

 

Sonucu Biz Belirleyeceğiz

Maddi açıdan birçok güçlü takımın bulunduğu ligde, kısıtlı bütçe ile zirveye oynayan iki takım, Adanaspor ve Giresunspor. Biz takım oyunu ve iyi savunmayla iddialı konuma gelirken, rakibimiz bunu yabancı transferlerindeki isabeti ve başta Vedat Muriqi olmak üzere hücum oyuncuları ile yaptı.

Kontra atağı çok iyi yapan bir takıma karşı oynayacağız. Abwo, Tchami, Abdülaziz gibi süratli oyuncuların varlığı bu taktiğin başarıya ulaşmasında en önemli faktör. İleride ise Vedat Muriqi gibi bir forvetleri var ki bu ligde tek başına maçı değiştirebilen ender oyunculardan. 

Hücum güçleri iyi olsa da savunmaları için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Geri dörtlüleri arıza vermeye meyilli. Geçen hafta on kişi kalan Elazığ karşısında yaptıkları basit hatalar iki puanlarına mal oldu. Mutlak galibiyet hedefledikleri bu maçın ardından zirveden uzaklaşmaları takımı psikolojik olarak yıpratmıştır diye düşünüyorum. Bu hafta bize karşı alacakları muhtemel bir mağlubiyet, üst lig hayallerini ertelemelerine neden olabilir. Bizim açımızdan düşünecek olursak da, kazandığımız takdirde, zirve yolundaki rakiplerimizden bir tanesini eksiltmiş olacağımız bir maç olacak. 

Son iki maçımızdan dört puan almamıza rağmen performansımızda biraz düşüş olduğunu görmüştük. Böyle bir araya ihtiyacımız vardı. Dilerim faydasını sahada görürüz. Bunun yanı sıra yeni transferimiz Oğuzhan'ın orta sahada bize güç katacağına inanıyorum. İlk yarı az maç yapmış olsa da  takıma adapte oldukça daha çok verim alacağımız görüşündeyim. 

Zor bir maç olacak ancak maçın kaderini bizim futbolcularımızın belirleyeceğini düşünüyorum. Her maçta istek ve hırs bakımından üst düzey mücadele veriyorlar ve hiç şüphesiz yine verecekler. Bu istek ve hırsı iyi bir futbola dönüştürebilirsek eğer kazanır ve zirve mücadelemize kayıpsız devam ederiz. 

Halit Gürer

Yazar: Editor
2016-02-02 11:43:49

 

Son yıllarda hızla büyüyen ülke ekonomisi herkesin iştahını kabarttı ve tahminler bir anda zirve yaptı. GSMH'dan kişi başına düşen gelir 20.000 USD seviyelerine ulaşacak diye hedefler kondu. Lakin Dünya konjonktürü bizim kontrolümüzde değildi ve bölge ülkelerinde ve dünya ekonomisinde sorunlar olabileceğini öngörememiştik. Son 3 yıldır patinaj yapan ve hatta gerileyen ihracat sonrası kişi başına düşen gelir 10.000 USD'ı aşamadığı gibi gerilemelerde oldu.

  • Benzer durumu Adanaspor'da da yaşıyoruz. 
  • Artan yayın ve iddia gelirleri ile 
  • 2012 yılında finalden dönen takımı, 
  • bir türlü PTT 1.Liginin üst düzey takımları seviyesine çıkaramadık. 
  • Bu biraz da gelir gider seviyesini dengelemek zorunda olan Bayram Akgül'den kaynaklanıyor. 
  • Bu takımı bir üst lige çıkarabilecek riski, 
  • parasal olarak almıyor ya da alamıyor. 
  • Elbette bu durumu kabul edebilen taraftar da var kabullenemeyen de. 
  • Bu durumu sürdürmek bir alternatif.

Ama başka yollar da var ve denemek de gerek. Kısıtlı sermayeyi ve geliri arttırmak için kendi kaynakları dışında kaynak bulmalı Sn.Başkan.

  • Süper ligde 30 milyon ve üzeri gelir elde edebilmek 
  • ve de genç futbolcu bularak bunları parlatmak 
  • ve bunları gerek süper ligdeki gerekse 
  • Avrupa liglerindeki takımlara pazarlamak için 
  • PTT 1.Ligde 5-6 milyon TL bütçeli bir takım değil 
  • 10-15 milyon TL bütçesi olan bir takım 
  • ve kadro oluşturmak zorunda.

Bunun yolu da takıma katkı koyacak yerli yatırımcı veya yabancı fon bulmaktan geçer.

Gelişme kaydedebilecek potansiyeli olan birçok şirket sermayelerini yabancı fonlar veya yerli sermaye girişi ile başarabildiler.

  • Bu yol 
  • eninde sonunda 
  • denenecektir.

Mahir Alev

Yazar: Editor
2016-01-30 14:29:50

Tutmazsa şeyimiz sağ olsun demiştik.

Şahsen hala öyle diyorum, zaten aradan sadece on beş, yirmi saat geçti bunu diyeli.

  • Ve tam da bu esnada 
  • o lanetli fakat giriyor araya...
  • Fakat;

Eksikliği aciliyet gösteren yerlere 2 transfer yapılmazsa.

Taraftarın bu konudaki sağlık olsun hissine fazlaca yaslanınca.

Ara transfer öylece geçiştirilirse.

  • Hiçbir şey olmasa bile 
  • taraftarın kalbi kırılmış olur.

Bu acaba ciddiye alınmayacak bir şey mi?

Bence kalp kırmanın bir gereği yok.

  • Olası bir başarısızlıkta, 
  • sorumlulara vicdani fatura kesilirken 
  • belki ben 
  • az sitem ederim; 
  • ama 
  • benden daha fazla sitem edeni de 
  • anlarım. 
Yazar: Editor
2016-01-26 09:18:03

4 Puanlık Maç Oldu

Gol yememeye odaklı bir taktiğimiz var. Geride geniş alan vermemeye dayalı bir futbol... Göze hoş gelmeyebilir ancak bu şekilde başarıya ulaşıyor ve puan topluyorsak itiraz edilecek bir nokta yok. Hele bir de bu kadar yüksek bütçeli, geniş kadrolara karşı mütevazı bir kadro varsa elimizde, oynadığımız oyun gayet makul görülmeli.

  • Neticede, hem rakiplerimizden Göztepe ile 
  • hem de zirve ile aramızdaki puan farkını koruduk. 
  • Lig içerisinde zaman zaman 
  • böyle kötü performanslar olabilir. 
  • Son altı maçının beşini kazanmış bir takımın 
  • kötü oynama kredisi mutlaka olacaktır. 
  • Önemli olan kötü oynarken de puan alabilmek. 
  • Hatırlatmakta fayda var; 
  • şu an zirvede değilsek, 
  • galibiyet sayımızın az olmasından değil, 
  • az beraberlik elde etmemizden. 
  • "Yenemiyorsan yenilme" sözünü 
  • böyle bir deplasmanda uygulayabilmemiz önemliydi. 

Ancak gerçekçi olmak gerekirse Göztepe karşısında maçı gol yemeden bitirmek ve beraberlikle ayrılmak savunma başarımızdan çok rakibimizin beceriksizliğindendi. Ayrıca yine ileri gitmekte zorlandığımız bir karşılaşma oldu. Hücum oyuncularımız bir ara sahadan kayboldu desek yeridir. Savunma ile forvet arasındaki bağlantıyı kuracak bir oyuncu ihtiyacımız olduğunu bir kez daha gördük.

  • Ciddi bir kayıp yaşamadık belki 
  • ama son iki haftada performans olarak 
  • takımımızda bir düşüş var.  
  • Milli takım arası bize iyi gelecek. 
  • Hem kendimize gelme açısından iyi olur. 
  • Hem de yapılacak muhtemel orta saha transferimiz 
  • takıma biraz adapte olur. 
  • Zirve yürüyüşümüze de 
  • kaldığımız yerden devam ederiz. 

Metin Diyadin'e de bir kaç söz etmeden geçemeyeceğim. Elinde bir kadro var ki bazı yedek oyuncuları bizde ilk on bir oynayacak kalitede. Bir başkanı var ki Metin Diyadin kimi istediyse onu aldı. Buna rağmen gününde olmayan takımımızı yenemiyorsa eğer bunu hakemin zaman geçiren oyuncuya kart vermemesi ile açıklayamaz. Bu yaptığı, kendi başarısızlığını başkalarının üzerine suç atarak kapatmaya çabalamaktan başka bir şey değil. 

Halit Gürer

Yazar: Editor
2016-01-24 19:53:58

Nedir?

Yine üst düzey bir mücadele. Tebrik etmemiz gereken bir savaş veriyor futbolcularımız. Ayaklarına sağlık.

Sadece küçük bir sitemimiz olacak, dostane... Futbolumuz, örneğin bu akşam olduğu gibi, bazen hiç zevk vermiyor. Diyeceksiniz ki, bu deplasmanda ancak böyle oynanır, buna itiraz etmeyeceğim, sözüme devam edeceğim.

An itibariyle önemli değil, kabul ediyorum ve fakat iki kez lider olma fırsatını, sadece -aslında takımda bir karşılığı olmayan- korkaklığımız yüzünden iki kez elimizin tersiyle ittik.

Bizden pek “pahalı” takımlara karşı psikolojik bir problem yaşıyoruz canına yandığım. Bırakın gelip gelmeyi düşünmeyi, atak yapmayı bile aklımıza getirmiyoruz.

Hatta oyalayıcı futbolumuzdan bazen hicap ediyoruz. Olmasa öyle. Bu forma Adanaspor forması.

Bu filmin ezik çocuğu hep biziz.

Ama denk getirirsek adamların ebesini belliyoruz. Hep denk getirmemiz lazım. Şimdiye kadar çoğunda denk getirdik.

Peki, bu maçta ilk dakikalardaki o toplardan biri kalemizde gol olsaydı ne yapacaktık? İkinci golü yememek için mi oynayacaktık?

Sebep?

Kadro bu!

Transfer!

Durum yok!

Hayır, şimdi yazdıklarımın hiçbirinde muhalefet etmiyorum, durum saptaması yapıyorum.

Ama böyle mi gidilecek kalan 15 maçta?

Korkuyorum, bir çözülürsek fena çözüleceğiz.

Oysa korkuyu -tribünde ve sahada- savmak için en net yol korku salmaktı.

Bu kadroyla biz harika maçlar çıkardık.

Yine çıkarırız.

Sadece cesaret.

Biraz daha cesaret!

Vira Güzel Yurdum Adanaspor’um.

Yazar: Editor
2016-01-21 14:34:20

 

Öncelikle, Türkiye kupası yükünden kurtulduk.

Taraftar, haklı olarak takımımızın kupada da yol alıp, o kulvarda da başarılı olarak ses getirmesini istiyordu.

Ancak, Engin hoca takımın kadro zenginliği açısından kısıtlı olduğunu en iyi bilenlerden. O nedenle ligi düşünerek, G. Antepspor maçına da yedek ağırlıklı kadro ile çıktı.

Buna rağmen kaybetmeyip umudumuzu son maça taşıyabilirdik.

3-2 yenik durumda, rakibe baskı kurduğumuz anlarda, 2 golümüzü de atan, yeni transferimiz Uche’yi oyundan alıp 17 yaşında ki orta saha oyuncusu Fırat Kaplan’ı sahaya sürünce, kupada formalite maçları oynadığımız gerçeğini kabullendik.

Engin hoca birazcık isteseydi,  gruptan rahatlıkla çıkabilirdik. Sağlık olsun. Lig daha güzel.

Maçın en sevindirici yanı, yeni transferimiz Uche’nin performansı oldu. Hücum gücümüzü artıracaktır.

Kubilay Arı

Yazar: Editor
2016-01-19 15:51:04

 

Gölgesi Ağır Forma

Ligin en alnı ak, emeği pak takımıyız. Arkamızda bakanlar yok, vekiller yok, belediyeciler yok. Önce bununla göneneceğiz, sonra sahaya çıkan her futbolcumuza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Sahip çıkıyoruz zaten, buna devam edeceğiz.

  • Bitik topçu alırız, 
  • ya tutarsa diye bekleriz. 
  • Şansa transfer olur bizimkisi. 
  • Beklentinin bu kadar yüksek olmaması lazım bence… 
  • Bu takımın standardını biliyoruz, 
  • her takıma karşı bu taktikle oynayacak; 
  • bekle, ilerde basma, sakin oyna. 
  • Bu taktik ayıp değil, günah değil.

Takviye olsun hepimiz isteriz ama transfer beklentisi, sonrasında koca bir hayal kırıklığı yaratıyor ve motivasyonu bozuyor.

O formayı giyen hakkını versin yeter.

Gündüz Hoca’nın dediği gibi, Adanaspor’u kalbimize yakın tutalım yeter.

Ki gölgesi ağır bir forma o forma.

Cem Kaplanoğlu

Yazar: Editor
2016-01-17 19:59:23

 

Gerçekler ve Doğrular

Urfa’yı 3-2 yendik.

Bu, doğrudur, tabelaya da yazdı zaten.

Mutluyuz ve emeği geçenleri sahadan tribüne dek, hepsini kutluyoruz.

Gelelim gerçeklere.

Özellikle ilk yarıda, sahada korkak, ileriye gitmeyi düşünmeyen veya düşünemeyen ya da istemeyen bir Adanaspor vardı. Zaten tek atak vardı o da gol oldu (yani gidince atıyoruz, bu kadar korkaklık rakibe cesaret veriyor, verdi de...).

  • Çok mecbur kalmadıkça atak yapmayan bir Adanaspor’uz. 
  • Gerçeğimiz bu. 
  • Topu geride çok tutuyoruz. 
  • Gerçeğimiz bu. 
  • En zayıf takıma karşı da en güçlü takıma karşı da bekliyoruz. 
  • Gerçeğimiz bu. 
  • Oyunu Didi, Merthan ve Hayrullah üçgeninde kurmaya çalışıyoruz. 
  • Gerçeğimiz bu.

Bunu hoca istiyorsa zaten sorun var. Bunu hoca istemiyor ama futbolcular öyle oynuyor veya oynamak zorunda kalıyorsa daha fena bir sorun var. Bakın o üçgen bu maçta 2 gole neden oldu. Takımın ve tribünün maneviyatını bozdu, topun ileri gitmesine mani oldu. Gerçeğimiz bu. Evet, doğrudur bunlara rağmen 3 puan aldık. Saldırıp üzerlerine gitseydik farklı bir galibiyet alırdık. Yapmadık.

Bu “bekleyen” taktiğe korkaklık ve çapsızlık diyoruz, siz ne derseniz deyin. Renan'ın sakatlanmasının sebebim de bu geriye oynama hastalığından başka bir şey değil.

Şimdi... Hoca transfer istemiyor. Doğrudur. Ve fakat ortaya 2 forvet 1 futbolcuya hala ihtiyaç var, en net gerçeğimiz de budur. Dileyen özeleştirisini yapar veyahut -nasılsa galip geldik ya- kafayı kuma gömer.

(O Bermuda Üçgenimize eleştiri hakkımızı saklı tututuyor ve yazıyı toparlıyoruz) Herkes, bu koşullarda vasatın iyisiydi, Ama evet, canla başla çalıştılar o taktik el frenine rağmen. Elinize ayağınıza sağlık.

  • Ergin’i sahadaki hocalığı, 
  • oyunu ileriye çekme çabası için, 
  • özellikle tebrik ediyoruz. 
  • Bu galibiyetin gizli mimarıdır.

Not:

O üçgen, o topla ne kadar az oynarsa o kadar hayrımızadır, değilse hata yapıyorlar, ki yaptılar ve yapmaya devam edecekler.

Yazar: Editor
2016-01-16 15:15:58

 

Golü Düşünen Taraf Olmak 

İkinci yarıya galibiyetle başlamak için çok ideal bir karşılaşma oynayacağız. Rakibimizin düşme hattında yer alması ve şu ana kadar deplasmanda oynadığı dokuz maçtan sadece iki beraberlik alabilmesi bizi maçın ciddi favorisi durumuna getiriyor. Ayrıca rakibimiz bir çok oyuncu ile yollarını ayırıp, sıfırdan bir takım kurdu.

Devre arasında yapılan bu değişikliklerden sonra, kadrolarının bu kadar kısa bir sürede uyum yakalayabilmesi pek olası görünmüyor. Gelen oyuncuların bir çoğunun önceki takımlarında az forma şansı bulduğunu da hesaba katarsak Şanlıurfaspor'un biraz zamana ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz. 

  • Biz ise son haftalarda kazandığımız maçların favorisi konumunda değildik 
  • ve savunmayı ön planda tutup yakaladığımız fırsatları değerlendirerek galibiyetler almıştık. 
  • Şanlıurfaspor maçı bu açıdan farklı bir maç olacak. 
  • Çünkü bu kez golü bulmayı düşünen taraf biz olacağız. 
  • Nasıl savunacağımızı iyi biliyoruz 
  • fakat savunan rakibe karşı neler yapacağımızı görmek açısından önemli bir sınav vereceğiz. 
  • Hem hedefimiz şampiyonluksa eğer oyunun iki yönünü de iyi oynamamız ve bu tarz maçlarda takılmamamız gerekiyor.

Şanlıurfaspor ile bu dönemde karşılaşmak bizim için önemli bir fırsat. İyi bir ilk yarı geçiren, kadrosunu koruyan ve az da olsa transferlerle kadrosuna derinlik getiren bir takım olarak, Şanlıurfaspor'a kıyasla kağıt üzerinde avantajlıyız. Bir aksilik yaşamazsak eğer, PTT 1. Lig'de iç sahada hiç kazanamadığımız rakibimize karşı şanssızlığımızı kıracağımıza inanıyorum.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2016-01-01 12:54:52

 

İlk Yarı Analiz

İlk üç maçın ardından son iki sezonda olduğu gibi düşmeme mücadelesi vereceğimiz öngörülüyordu. Ancak bu maçlarda 8 puan kaybetmemizin esas sebebi transferleri henüz tamamlayamamış olmamızdı. Mahmut Temür, Ergin Keleş, Tevfik Altındağ ve Canberk Dilaver'in bu maçların ardından kadroya dâhil olması ile lig bizim için dördüncü hafta başladı diyebiliriz.

  • Denizlispor maçında ilk golümüz 
  • ve galibiyetimiz geldi. 
  • Sonraki hafta 9 kişi ile Balıkesir deplasmanından alınan beraberlik 
  • devamında Malatyaspor 
  • ve Erciyesspor galibiyetleri bizi bir anda ilk altıya yaklaştırdı. 
  • İlk maçların ardından yaşanan 
  • küme düşme korkusu, 
  • 7. haftadan sonra yerini 
  • "Play-off oynar mıyız ?" 
  • heyecanına bıraktı.  

Ergin, Nduka ve Mahmut Temür, dördüncü haftanın ardından yakaladığımız ivmede baş rol oynadılar. Daha önce farklı takımlarda birlikte oynamaları, Adanaspor'da çabuk uyum yakalamalarını sağladı. Bu dönemde attığımız goller ve hücum organizasyonlarımız çok başarılıydı. Bunda da Eyüp Hoca'nın payı büyüktü. Takım oyununu ve yardımlaşmayı ön planda tutmuştu ve şu an takımın geldiği yerde onun payı inkâr edilemez.

  • İşler iyi gidiyor derken 
  • Altınordu maçı ile bir düşüşe geçtik. 
  • Geride alanı iyi daraltamadığımız, 
  • çok pozisyon verdiğimiz bir maç oldu 
  • ve bu maçın ardından 
  • bir süre daha bu sıkıntıyı yaşadık. 
  • Arkasına oynadığımız derbide 
  • tamamen oyun kimliğimizi kaybetmiş bir hal içerisindeydik ki 
  • Eyüp Hoca derbinin ardından 
  • Karşıyaka maçının son maçı olacağını belirtmişti. 
  • O hafta çalkantılı bir süreç geçirdik. 
  • Karşıyaka maçında alınan galibiyet 
  • ve kendisine verilen destekten dolayı 
  • Eyüp Hoca'nın kararından vazgeçmesi 
  • yaşadığımız bu krizi geçici olarak atlatmamızı sağladı.

On birinci haftada deplasmanda oynanan Samsunspor maçına çok iyi başlamış ve golü de bulmuştuk. Fakat yediğimiz golle birlikte maç tamamen değişti ve kaybettiğimiz bu maçın ardından Eyüp Arın görevi kesin olarak bıraktı. 

  • Sonrasında göreve gelen Engin İpekoğlu, 
  • ilk maçı olan Boluspor karşısında 
  • iyi bir izlenim vermemişti 
  • fakat bu maçın ardından 
  • üçüncülüğe kadar yükseldiğimiz 
  • harika bir çıkış yakaladık. 

Engin Hoca, 1461 Trabzon maçından itibaren takıma savunma ağırlıklı, rakibe geniş alan vermemeyi amaçlayan bir futbol oynattı. Kadro da bu sisteme çabuk alıştı. Ligin ilk yarısının sonuna kadar bir kaç istisna hariç rakiplere pozisyon vermedik. Gaziantep BB ve Alanya maçlarında savunma arkasına atılan hızlı toplarla, Karabük maçında ise duran topla kilidi açıp sonuca gitmeyi başardık.

  • Bunun yanı sıra 
  • Engin Hoca gelmeden önce 
  • verim alamadığımız Magaye ve Mehmet Sak, 
  • son maçlarda performanslarının çok üzerine çıktılar. 
  • Attıkları/attırdıkları gollerle 
  • son haftalara damga vurdular. 
  • Aynı şekilde geri dörtlümüz de 
  • son altı maçta neredeyse hatasız oynayarak 
  • hem kendi performanslarını 
  • hem de takımı yukarıya taşıdılar.

Verimli bir ilk yarı geçirdik. Sezon başı bu sıralamada olacağımız tahmin edilmiyordu ancak Ptt 1. Lig'de iyi kadroların değil, iyi takımların başarıyı yakaladığını yeniden hatırladık.

Şimdi yapılması gereken takımın kimyasını bozmadan, kadro derinliğini sağlayan ve başarıya aç isimler transfer etmek. 2011-2012 sezonu devre arasındaki gibi isabetli transferler yapabilirsek eğer, o sezon kaçırdığımız (aslında elimizden alınan) “hedefe” bu sezon erişebiliriz.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2015-12-28 14:42:36

Razı Olmak

Maça her zamanki taktik anlayışımızı uygulayarak başladık. Geride rakibe geniş alan vermedik. Rakip yarı alanda topla buluştuğumuzda ise sürekli faullerle durdurulmaya çalışıldık. Bu şekilde giden maçta dengeyi duran toptan gelen gol bozdu. Golle birlikte işler rakibimizin lehine dönmüşken Tom'un atılması oyunun gidişatını tamamen değiştirdi.

Rakibimiz kırmızı kart gördükten sonra özellikle ikinci yarıda topa daha fazla sahip olduk. Daha geniş alanda oynayıp rakip üzerinde baskı kurmaya çalıştık. Bir kaç gol pozisyonundan yararlanamadık. Tam rakibimiz oyunu dengelenmeye başlıyordu ki Samican'ın ayağından golü bulduk. Bu dakikadan sonra rakip üzerinde yeterince baskı kuramadık ve 10 kişi kalan rakibimiz karşısında bir puana razı olduk.

On kişi kalan rakibe karşı alınan beraberlik biraz hayıflanmamıza sebep olduysa da lig liderine karşı deplasmanda alınan bir puanın son derece önemli olduğunu düşünüyorum. İlk iki sıradaki rakiplerimiz daha fazla kazandığı için değil, daha fazla beraberlik aldığı için üzerimizde bulunuyorlar. Ligin ilk 11 sırasında bulunan takımlar arasında en fazla mağlubiyeti bulunan takımız. Bu nedenle yenemiyorsak yenilmemeyi bilmemiz gerekiyor. Bu puanı alamasaydık eğer ilk yarıyı 7 veya 8. kapatacağımız da dikkatlerden kaçmasın. 

Ligde en iyi savunma yapan takımız. Arka arkaya oynadığımız zor maçları da yaptığımız iyi savunma sayesinde kazandık. Tabi bu maçlarda ilk golü bulan taraf olmamız işimizi biraz kolaylaştırmıştı. Şu son maçta bu kez geriye düştük ve rakibimiz eksik kalmasaydı işimiz bayağı zorlaşacaktı. Gol bulmamızı gerektiren durumlar için bir B planı üretmeliyiz.

Lig araya girdi ve bu boşlukta kupa maçları oynayacağız. Kupada alınan iyi sonuçların lige de olumlu yansıdığını çok kez gördük. Bunun bir örneğini de Adanaspor olarak göstermek dileğiyle...

Halit Gürer

Yazar: Editor
2015-12-26 14:26:22

 

İlk Yarının Lideri Bu Maçtan Çıkabilir

Şüphesiz sezon öncesi iki takımın da liderlik mücadelesi vereceği tahmin edilmiyordu. Kısıtlı bütçeler ile muazzam işler yapan iki takım karşı karşıya gelecek. 

Bizde bulunduğumuz konumdan ve son haftalarda yakaladığımız çıkıştan dolayı olumlu bir hava var. Ancak rakibimiz lider olmasına rağmen maddi sıkıntılarla boğuşuyor.

Futbolcular iki gün idmana çıkmadı. Üstüne teknik direktör İbrahim Üzülmez istifa etti. Ciddi bir kaosun içerisinde görünüyorlar fakat Elazığspor iki sezondur benzer sıkıntılar yaşıyor. Y. Malatyaspor ile oynadıkları maçın ardından da şehirden destek görmedikleri gerekçesi ile başkanları görevi bıraktığını açıklamış, buna rağmen sonraki Erciyes maçını kazanmışlardı. 

Yani? Rakibin durumuna değil, kendi işimize bakmalıyız. 

Rakibimiz orta sahada iyi baskı yapan, kazandığı toplarla da hızlı hücum yapmaya çalışan bir takım. Yabancı oyuncularının takımın sıralamasındaki payı büyük.

Traore ve Segbefia, orta sahada agresif oynayıp rakibin oyununu bozuyor. Önlerindeki Cleyton ve Tom, süratli yapılarıyla pozisyon üretme görevini üstleniyorlar. İleri uçtaki Serdar Özbayraktar ise 15 maçta attığı 9 gol ile takımın gol yükünü çeken ismi. 

Adanaspor olarak haftalardır iyi savunma yapıyoruz ve iyi sonuçlar alıyoruz. Arka arkaya aldığımız galibiyetler bizi rehavete sokmaz, son haftalardaki istekli ve hırslı oyunumuz sürerse eğer, puansız dönmeyeceğimize inanıyorum.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2015-12-21 18:55:01

Maçın ilk yarısında önceki haftalarda olduğu gibi mükemmel savunma yaptık. Top kontrolü rakipteydi belki ama Renan ve Tevfik'in kusursuz mücadelesi, kanat oyuncularımızın savunmaya iyi destek olması ve geri dörtlünün hatasız oyunu rakibe pozisyon vermememizi sağladı. Ancak hücum yönünden yeterince iyi değildik. Sonuçta ligin en az gol yiyen takımıyla oynadık ve Ergin gibi önemli bir ismin yokluğunda sıkıntı yaşamamız da normaldi.

İkinci yarı Engin Hoca, etkisiz kalan Ahmet'i kenara aldı ve yerine Mehmet Sak girdi. Bu değişiklikten sonra Magaye ileri uca, Mehmet Sak da sol açığa geçti. Engin Hoca'nın bu hamlesinin oyunumuzu olumlu anlamda değiştirdiği görüşündeyim. Ara sıra kadro seçimi ve değişiklikler konusunda eleştirdiğimiz Engin Hoca, bugün elindeki kadroyu en iyi şekilde kullandı. 

Gole kadar pozisyon yönünden kısır bir maç vardı. Ancak duran toptan gelen gol maçın bizim lehimize dönmesini sağladı. Hemen arkasından Magaye'nin muhteşem volesi maçı tamamen kopardı. Renan'ın da penaltısıyla Karabükspor'a karşı iç sahada uyguladığımız üç gollü tarife devam etti.   

Bireysel olarak bakarsak; Emre Uğur, takımın en çalışkanlarındandı. Yerinde müdahaleleri ve bindirmeleri ile harika bir maç çıkardı. Bir de ortalarını geliştirse de bin bir çabayla getirdiği o toplara yazık olmasa...

Renan ve Tevfik, bana göre son haftalardaki çıkışımızın mimarları. Pozisyon vermememizde onların yaptığı baskının payı büyük... 

Genelde sol bek olarak kullandığımız Mehmet Sak, sol açıkta daha etkili. İki haftada ikinci asistini yaptı. 

Magaye ise 1461 Trabzon maçıyla yakaladığı çıkışı harika bir golle süsledi. Aynen devam.

Her şeyden önce bu heyecanı, coşkuyu yaşamayı özlemişiz. İddiasız geçirdiğimiz iki sezonun ardından hem tribün hem de takım anlamında bir geri dönüş yaptık.

"Sezonun en zor maçlarını oynayacağız" dediğimiz haftaları kayıpsız atlattık. 

Tabi henüz kazanılmış hiçbir şey yok.

Aynı ciddiyetle yola devam etmeliyiz.

Zira önümüzde zorlu bir Elazığspor maçı var. 

Halit Gürer
Yazar: Editor
2015-12-19 09:27:24

 

Rehavete Kapılmadan

Hafta içi oynadığımız Gaziantepspor maçı, bir hazırlık maçı edasında geçti. İki takım da yedek ağırlıklı kadrolarıyla sahaya çıktı. İlk yarı kötüydük. İkinci yarı biraz daha derli topluyduk ve önemli sayılabilecek bir puan aldık. Devamındaki maçlarda alacağımız skorlar gruptan çıkma yolunda bu puanın ne kadar değerli olduğunu gösterecek.

Geçen haftaki Alanyaspor galibiyetimizden beri gözümüz ligde. Bu sezon, şu ana kadarki en iyi konumumuza ulaştık ve rehavete kapılmadan yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Puanlar, bu sezon hiç olmadığı kadar yakın. Bu nedenle yaşanabilecek bir kaybın ciddi bir sıkıntıya yol açmaması gerektiği görüşündeyim. Beş maçın dördünü kaybettikten sonra aldığımız üç galibiyetle altıncı sıraya yükseldiğimiz unutulmamalı. Olası bir kaybın telafisi yapılabilir. Tabi kazanırsak pek çok şey kazanacağımız da bir gerçek. Umudumuz bu yönde.

Rakibimiz ligin en az gol yiyen takımı belki ama gol yollarında ciddi sıkıntı yaşıyorlar. Son yedi maçta sadece beş gol atabildiler. Bizim de son haftalarda savunma yönümüzün kuvvetli oluşu, maça daha iyimser bakmamızı sağlıyor. Ancak tıpkı onlar gibi, biz de bu maç hücum yönünden sıkıntılıyız. Gol yükümüzü çeken Ergin Keleş'in yerine iyi bir alternatifimiz yok. Ronieli, kupa maçında ümit vermedi. Bu nedenle Ahmet Dereli o bölgede en ideal isim gibi duruyor. Gününde bir Mahmut'un da rakip savunmayı zorlayacağı görüşündeyim. Bakalım bu hafta tercih edilecek mi?

Rakibimizin önemli isimlerinin başında kalecileri Adriano Facchini'nin geldiğini düşünüyorum. Karabükspor ligin en az gol yiyen takımıysa eğer en büyük pay onun. Kalemizde tehlike yaratabilecek isimler ise Zenke ve Muhammet Reis. Bu iki ismi kontrol altında tutabilirsek hücum güçlerine büyük bir darbe vurmuş oluruz.

İlk golü bulan tarafın büyük avantaj yakalayacağını düşünüyorum. Karabükspor, ligde, içerideki son üç maçımızı da üçer golle kazandığımız bir başka rakip. İç saha istatistiği yine bizim yanımızda yani. Bir kez daha tutar mı?

Halit Gürer

Yazar: Editor
2015-12-13 14:34:46

 

Yıllar sonra, bir kupa maçında da olsa, Gaziantepspor'la resmi bir karşılaşma oynayacağız.

Bana sorarsanız 10 senedir yılda 2 kez zaten karşılaşıyoruz Gaziantep ile.

Bazen adı GASKİ oluyor bu takımın bazen de GBB, yahu bana hepsi aynı geliyor.

Yenisine bakacağız şimdi. 

  • Gerek rakibin süper lig takımı olması
  • gerese alt ligden bir takımla 
  • karşılaşacak olmalarının verdiği 
  • onlar açısından bir duygu rahatlığı 
  • bu maçta 
  • bizim avantajımız olacak.

Diyarbekirspor'a karşı yaşadığımız sıkıntıyı bu kez Gaziantepspor bize karşı yaşayabilir.

Tamamen örnekleri üzerinden konuşuyorum elbette.

Alt ligdeki takımların hırsı, hevesi, şevki bir mücadele azmi getiriyor takıma.

Doğaldır.

Biraz da biz bu ruh haliyle yıllarca kupalarda yok idik.

  • Takımın futbolcuyusuyla camiasıyla 
  • vitrine çıkma fırsatı bu.
  • Amacımız önce eğlence olsun.
  • Sakatlık olmasın.
  • Şans bulmayanların da 
  • şansı olsun.

En önemlisi Mahmut Temür şu maçlarda klasını milletin gözünün içine soksun ve o formayı geri vermememek üzere alsın. Daha çok çaba harcasın. Varsa fazla kilosu atsın...

Çünkü ikinci devrede olası bir tırmanışımızda ona çok ihtiyacımız olacak. 

Yazar: Editor
2015-12-12 13:05:27

Mahmut Temür, Fahri’den Ne Kadar kötü Olabilir?

Engin Hoca'nın savunma ağırlıklı futbol oynatması dikkat çekiyor. Son üç maçımızda çok az pozisyon verdik ve kadro bu şekilde oynamaya elverişli. En önemlisi, istediğimiz sonuçları elde ediyoruz. Taktik amaca ulaşıyorsa sıkıntı yok ancak kadro seçimleri ve oyuncu değişiklikleri, herhangi bir kayıp durumunda Engin Hoca'nın çok fazla eleştiri almasına sebep olabilir.

Mesela aynı oyunla kaybetseydik veya berabere kalmış olsaydık neler konuşurduk? Savunmayı iyi yaptığımızı ancak hücumda rakibi az adamla yakaladığımız durumlarda bile pozisyon üretmekte zorlandığımızı konuşurduk. Yapılan oyuncu değişikliklerini ve neden yapıldıklarını konuşurduk. Mahmut'un değil de Fahri'nin neden oyuna girdiği gibi.

En fazla da Mahmut Temür'ün neden ilk on birde başlamadığını konuşurduk. Oynasaydı eğer kazanacağımızdan bahsederdik ve Engin Hoca'yı bu sebeple bir hayli eleştirirdik.

Neyse ki kazandık ve yaşanabilecek muhtemel sıkıntıları şimdilik öteledik.

Maça gelince, ilk yarıda düşük tempoda giden bir karşılaşma vardı. Savunmayı iyi yaptık ve rakibi durdurmayı başardık. Ancak, rakip yarı alanda çok fazla top kaybı yaşamamız, gol pozisyonları üretmede sıkıntıya sebep oldu. Dengeyi (aslında çok kötü bir pas istatistiğiyle oynayan) Samican'ın savunma arkasına attığı güzel pas bozdu. Pasın devamında Nduka'nın attığı golden sonra geçen haftakine benzer bir şekilde savunmaya çekildik. 

İkinci yarı rakibin risk almasıyla geniş alanlar bulduk. Rakibi az adamla yakaladığımız çok pozisyon oldu. Bu dakikalarda doğru zamanda doğru paslar atabilseydik farkı açabilirdik. İkinci yarıda kilit pasları atabilecek olan Mahmut'un yedek kulübesi yerine sahada olması bize gol getirebilirdi. 

Geride olmasına rağmen Alanyaspor, üzerimizde büyük bir baskı kuramadı. Savunmada son iki maçtır olduğu gibi yine çok iyiydik. Ancak Barış'ın füzesi işleri biraz bozdu. 1-1'den sonra, golün de coşkusuyla tehlikeli geldiler ancak Hayrullah'ın yaptığı kurtarış maçı bizim lehimize döndürdü.

Maçın son dakikasında ise sezona formsuz başlayan Ahmet Dereli'nin attığı gol bize galibiyeti getirdi. Geçen sezon da oyuna sonradan girip attığı gollerle çevirdiği çok maç olmuştu. En iyi özelliğinin gol pozisyonlarına çok sık girmesi olduğunu düşünüyorum. Sağ kanatta değil de forvet olarak oynarsa kendisinden daha fazla verim alacağımız görüşündeyim. 

Hafta içi pek alışık olmadığımız farklı bir heyecan var. Salı günü kupada Gaziantepspor karşısına çıkacağız. Ligdeki galibiyet serimize kupada da devam etmek dileğiyle...

Halit Gürer

________________________ 

Editör Notu:

Bu soru işareti de sadece Mahmut Temür'ün durumu için... Ne yani, Karabük maçında Mahmut değil de Fahri mi oynayacak?

Yazar: Editor
2015-12-11 11:34:19

 

Rakibimiz Alanyaspor lige kötü bir başlangıç yaptı. Kötü skorlar aldılar ve ilk 7-8 hafta düşme hattından uzaklaşamadılar. Bu dönemde aslında kötü futbol oynamadılar. Yaşadıkları puan kayıplarında şanssızlıklarının ön planda olduğunu düşünüyorum.

Bu dönemlerde biraz daha şanslı olsalar şu an puan tablosunun zirvesinde olabilirlerdi. Daha sonra Hüseyin Kalpar'ın takımın başına gelmesiyle 5 maçlık bir seri yakaladılar ve üst sıralara tırmandılar. 

Ligin en iyi hücum yapan takımlarından birine karşı oynayacağız. Pozisyona girme konusunda hiç sıkıntı yaşamıyorlar. Jonathan Ayite en büyük gol silahları. Ona destek veren Slavko Perovic ve Sinan Özkan da çok sık pozisyona girebilen etkili isimler. Onların arkalarında oynayan Barış Örücü ve Timuçin'in de hücuma iyi destek verdiğini düşünürsek savunmada geçen haftaki gibi sağlam olmalıyız. Tabi geçen maçın ikinci yarısındaki kadar gömülmekten bahsetmiyorum. Savunmada hücumdaki kadar iyi değiller.

Hızlı ataklarla dengelerini bozabiliriz. Bunun için o bölgede oyunu iyi kurabilecek olan Mahmut'un ilk on bir başlaması gerektiğini düşünüyorum. Son üç resmi maçı kazandık ve galibiyetler aldığımız için yaşanan sorunlar pek görülmedi. Buna rağmen tribünlerden geçen hafta Mahmut'un oynaması için tezahuratlar yapıldı. Herhangi bir kayıp durumunda Engin Hoca'ya bu konuda biraz yüklenilebilir. Bu nedenle araba devrilmeden yol göstermiş olalım.

Alanyaspor geçen sezon da kağıt üzerinde bizden üstün görünüyordu ancak iki maçta da rakibimizi 3 golle mağlup etmeyi başarmıştık. Bu maçta da şartlar benzer ancak karşılarında daha iddialı bir Adanaspor var. Galibiyet durumunda çok şeyler kazanabileceğimiz bir karşılaşma. İstatistiksel üstünlüğümüzün devam etmesi dileğiyle...

Halit Gürer

Yazar: Editor
2015-12-06 19:55:42

 

İlk yarı çok mücadele eden bir takım vardı sahada, her an gol atabilirim diyordu.

Attık da...

İlkini hakem zottiriği ofsayt diyerek iptal etti.

Buz gibi goldü, mis gibiydi, Antep fıstığı lezzetindeydi.

Kötü hakem...

İkinci yarı kürek mahkumu gibi prangalandık adeta.

Neyse ki son saniye karambolü hariç pozisyon vermedik.

Ama dokuz doğurttular.

Hatta bir ara Çiko doğuracak sandım, rakibin her atağında sancılara tutuldu.

Buna rağmen 3 net pozisyon bulduk.

Birinde Emre'nin pasına Samican vuramadı.

Diğerinde hakem şeysi penaltımızı vermedi.

Üçüncüsünde futbol tarihinin en dramatik golünü kaçırdık.

Örneği yoktur.

İkinci yarıyı çok kötü oynayarak 3 puan almak nefisti evet.

Keşke bu kadar aciz oynamasaydık o 49 dakikayı.

Bir de yahu hakkaten bu Mahmut size ne yaptı hocalar?

Seyircinin tezahuratından sonra karizmayı da çizdirerek mi almak lazımdı Mahmut'u ta 85. dakikada?

Cidden aklım almıyor. 

Neyse.

Takım çok mücadele etti.

Hepsinin eline ayağına sağlık.

Teşekkürler.

Şahsen 1 puana razıydım.

3 puan benim için baklava gibi oldu.

Kupayı da sayarsak galiba ilk kez 3'te 3 yaptık.

Bakalım cuma günü Alanya Obasında ne yapacağız.

Vira diyelim bari. 

_____________________ 

Tebrik:

Turbeyler köşede yine mükemmeldi.

Kahır mektubu: 

Keşke maraton da, tutuk kalan takıma sitem edeceğine onları ateşlemeye yorsaydı çeneyi... 

Yazar: Editor
2015-12-05 10:08:35

 

Para verip maça gelen birtakım seyirci kendini taraftar zannetse de aslında onlar sadece seyircidir, dedi Çiko.

Verdiği paranın karşılığını alıyor.

Verdiği paranın hizmet karşılığında takıma tribünden müdahale hakkını da görüyor.

Bu zevatın kimisi sövmeden ama maç boyu tekilden, ağzından tükrük saçarak parasının karşılığını alıyor kendince, kimisi de futbolcuya sövüyor.

Lan oyna biraz.

Hoca takıma müdahale et.

Sana o formayı verenin...

Hiç mi antrenman yapmıyorsunuz...

Hani maçın içinde buna benzer şeyleri düşündüğümüz olmuyor değil. Lakin bu müdahalelerin maç boyunce ve çoğu zaman küfürle devam ettiğini düşünün.

Kupa maçında örneğin, takım 1-0 öndeyken bile geveze kadrosu boş durmuyordu. Gruba katılıp desteğe ortak olacağına, tek başına ya da 3 çapsız kadafadar 1 olup takımı kösteklemeyi taraftarlık zannediyor.

Neredeyse 60 dakika takıma tribünden sataşanlar, hoca takıma müdahale et, diye mürhiş bir taraftarlık örneği sergileyerek şaşkınlık işindeki hocayı bu uyarısıyla kendine getirdi.

Neyse ki biri çıktı, yahu bir hocalık lisansı al da takıma sen müdahale et, diye çıkıştı geveze üçlüsüne filan.

Ne dedik, sövdük mü, diye savundu kendini tribün futbol bilgesi, iyi bir de sövseydin bari, sövmediğin için teşekkürler.

Öteki ben böyle bağırmadan rahat edemiyorum, dedi.

Aslında o seyirci profiline bakınca memleketçe kafayı yediğimize bir kez daha inandım.

Çaresiz bir vatandaş şahsi kurtuluşunu, motoru yakmamayı, kafayı sıyırmamayı o 90 dakikalık patlamalarında arıyor. Yanlış yerde arıyor ama arasın bakalım.

Sonra hem ben para verdim, diyerek ana fikri sunuyor.

Eh, parasını veren adama kim ne diyebilir ki, değil mi? Kralına bile atar yapar.

Yahu bunlar eski ve süren hatta hiç bitmeyen tribün dramları.

Muhtemel ki Kongo'da bile böyle seyirci tipi vardır.

Hay bin kahır deyip yine yazdık işte... 

Yazar: Editor
2015-12-02 09:47:18

 

Bu kez kupada gruplara kalmalıyız. 

Bunu istiyoruz.

Siz bakmayın, kupaya ne gerek var,biz lige bakalım, görüşlerine...

Bu sadece çapsızlıktır, yani kupada da yol almayı istememek.

Engin Hocam, lütfen kupayı ciddiye alın ve bize tur getirin.

Orada da bir heyecan yaşamak istiyoruz.

Ve Adanaspor maçlarının daha çok olmasını,

böylece

Adanaspor'u daha çok izleme fırsatı istiyoruz.

Forma şansı bulamayanlara o şansın verilecek olma olasılığı da işin cabası,

rekabet ve takıma aidiyet hissi açısından.

Evet. 

Tur istiyoruz.

Vira.. 

Yazar: Editor
2015-11-29 23:02:26

İyi  İyi

Maça iyi başlayan ve pozisyonları bulan taraftık. Ancak taçtan gelen topta yediğimiz gol geriye düşmemize neden oldu. Önceki haftaların aksine yediğimiz golden sonra oyundan düşmedik. İlk yarının sonuna kadar hücum oynayan ve golü isteyen bir Adanaspor vardı ve devreye kısa bir süre kala Magaye'nin getirip Ergin'in bitirdiği gol ile eşitliği yakaladık. İkinci yarıya yine iyi başladık. Ancak sonlara doğru biraz tempomuz düştü. Maç berabere bitecek izlenimi oluşmuşken Mahmut'un kullandığı duran topta Renan'ın kafası bizi galibiyete taşıdı. Gol son dakikalarda gelmiş olsa da oynadığımız oyunun hakkı galibiyetti.

 Bireysel olarak bakınca, maçın en iyisi Magaye'ydi. Kendisinden beklediğimiz performans buydu. Sezon başından beri bu kalitede oynasaydı eğer puan sıralamasında daha yukarıda olurduk. Dilerim aynı şekilde devam eder. 

Samican'ın son dönemlerde formu yükseliyor. Bu maçta da gayet iyi bir oyun ortaya koydu.

Nduka ve Renan takımın en istikrarlı iki ismi. 1461 Trabzon karşısında da sergiledikleri performanslarla fark yarattılar. 

Genel olarak, rakibimizden üstün götürdüğümüz ve aldığımız haklı bir galibiyet var. Ancak rakibimizin çok zayıf olduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Daha iyi olabiliriz. Engin Hoca'nın değişikliklerde biraz geç kaldığını düşünüyorum. Tempomuzun düştüğü sıralarda Mahmut oyuna daha erken dahil olmalıydı. Hatta bana kalırsa ilk on bir başlamalıydı. İki maçtır son dakikalarda şans buluyor. Görev aldığı kısa sürede geçen hafta golü, bu hafta asisti vardı. Bundan sonraki maçlarda ilk on bir başlaması gerektiğini düşünüyorum.

 Devre arasına kadar zorluk düzeyi yüksek maçlar oynayacağız. Oynayacağımız rakipler ligin ilk altı sırasında bulunan takımlar. Bu maçlar sonunda alacağımız puanlar bu sezonki akıbetimizi belirleyecek. Bu galibiyeti büyütmeden önümüzdeki maça odaklanmalıyız.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2015-11-20 18:15:58

İlk Golü Atmak

Boluspor lige kötü başlangıç yapan takımlardan. İlk beş haftada sadece iki puan toplayabildiler. Altınordu, Demirspor ve Karşıyaka maçlarında yedikleri son dakika golleri 5 puanlarına mal oldu.

Son olarak Samsunspor'a karşı hezimetle sonuçlanan maçın ardından teknik direktör değişikliğine gittiler. Yeni hocaları Cüneyt Karakuş ile çıkış yakalayan takım iyi savunma yapması ile dikkat çekiyor. İlk hedefleri gol yememek.

  • Savunmalarını çok kalabalık tutuyorlar 
  • ve maçları genelde az gollü geçiyor. 
  • Son iki maçlarında karamboller 
  • ve uzaktan şutlar dışında 
  • ne pozisyon buldular 
  • ne de rakiplerine fırsat verdiler. 
  • Karabük maçındaki 
  • karambolden attıkları gol, 
  • Boluspor'un son iki maçında atılan tek gol. 
  • Bu nedenle sabırlı olmalıyız.

Nduka, Cem ve Mahmut'un iyi performanslarına ihtiyacımız var.

Ergin'in rakibin kalabalık savunması arasında kaybolmasını bu isimlerin engelleyebileceği görüşündeyim.

  • Tabi savunma güvenliğini de 
  • elden bırakmamak gerekiyor. 
  • Zor gol yiyen bir takıma karşı 
  • yiyeceğimiz bir gol, 
  • maçın geri kalanında 
  • bize büyük sıkıntı yaratacaktır.

En önemli oyuncularının 50 numaralı Anco Jansen olduğunu söyleyebilirim. Forvet arkasında oynayan Anco, ligimizde, mevkisindeki en iyi üç oyuncudan biri. Uzaktan şutlarının da çok etkili olduğunu belirtelim.

Sol kanatta oynayan Emre Kılınç için "Boluspor'un Hayrullah'ı" diyebiliriz.Boluspor altyapısından yetişen 21 yaşındaki oyuncu, beş sezondur kadroda ve üç sezondur da ilk on birde görev alıyor. Süratli ve top sürme yeteneği olan bir isim.

Forvet oyuncuları Ricketts, Ofere ve Tevfik Köse sezon başından beri sürekli değişiyor. Bu bölgede istikrar yakalayamadılar ve üç oyuncu da bekleneni verebilmiş değil.

Zor ve dengede bir maç olacağını düşünüyorum. Erken bir gol gelmezse eğer kısır bir maç olacağı görüşündeyim.

  • Rakibimiz 
  • geriye düştüğü maçları 
  • çevirebilen bir takım değil. 
  • Sadece Gaziantep'te 
  • beraberliği kurtarabildiler.

Bu nedenle ilk golü atan taraf olursak eğer kazanacağımızı düşünüyorum.

Şans yanımızda olsun.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2015-11-14 09:23:00

 Yeni Teknik Direktör

Yeni teknik direktörümüz Engin İpekoğlu, kalecilik kariyerine Avusturya'da başlamış, Türkiye'ye ise Sakaryaspor formasıyla giriş yapmıştır. Sonrasında Beşiktaş, Çanakkale Dardanelspor ve Fenerbahçe gibi takımların kalesini korumuş ve milli takım formasını 32 kez giymiştir.

2000 yılında kaleciliği bırakan Engin İpekoğlu, 2005-2006 ve 2006-2007 sezonunda Bursaspor'da antrenörlük yapmıştır. İlk teknik direktörlük deneyimini 2007-2008'de Karşıyaka'da yaşamıştır. Kulüpte kaldığı 28 hafta boyunca sürekli ilk altıyı kovalayan bir takım yaratmış ancak maddi sıkıntılardan ötürü kulüpten ayrılmıştır. Aynı sezonun devamında, ligin bitimine üç hafta kala lig üçüncüsü olan Kocaelispor'un başına geçen Engin İpekoğlu, kalan maçlarını kazanarak takımının lider olarak süper lige yükselmesini sağlamıştır. Ancak devamında işler maalesef iyi gitmemiş ve Süper Lig'deki ilk dört haftada alınan tek puan Engin Hoca'yı istifa etmeye mecbur bırakmıştır. 2008-2009 sezonunun 14. haftasında ise daha önce formasını da giymiş olduğu, lig sonuncusu Sakaryaspor'un başına geçmiştir. Özellikle devre arası kadronun güçlenmesiyle büyük bir çıkış yakalayan Sakaryaspor, müthiş performans göstermesine rağmen averajla 2. lige düşmüş ve Engin Hoca'nın Sakaryaspor macerası da burada sona ermiştir. Bu yıldan sonra üç sezon takım çalıştırmaya ara vermiş ve kısa bir süreliğine milli takımda kaleci antrenörlüğü de yapmıştır.

Teknik Direktörlüğe dönüşü 2012-2013 sezonunda Denizlispor'la yapmış ancak alınan kötü sonuçlardan dolayı dokuz maç takımın başında kalabilmiştir. Yakın zamandaki en iyi dönemini Fethiyespor'da geçirmiştir. Göreve getirildiğinde 6 puanla sonuncu olan Fethiyespor ile önce Fenerbahçe'yi Türkiye Kupası'nda elemiş ardından ligdeki ilk maçında deplasmanda Denizlispor'a karşı 5 gollü bir galibiyet almış ve takımını çıkışa geçirmiştir. Ancak ligin ikinci yarısında düşme hattında mücadele verdiği rakiplerine karşı aldığı mağlubiyetler ve ligin sonlarına doğru takımın formdan düşmesi Fethiyespor'un küme düşmesine neden olmuş ve Engin İpekoğlu kulüpten ayrılmıştır. Son olarak geçen sezon Denizlispor'un başında dört maça çıkıp hepsini kaybeden Engin İpekoğlu, o günden sonra ilk teknik direktörlük görevini Adanaspor'da yapacak.

Engin Hoca'ya ve Adanaspor'umuza başarılar diliyoruz.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2015-11-07 19:15:40

Fabrika Ayarlarına Dönmek

Yediğimiz gole kadar ideal bir takım vardı sahada.

Savunmada kontrollü, atağa kalkarken ne yaptığını bilen, rakibin gol hevesini kıran ve saire...

Ne zaman ki o beleş golü yedik, takımın tüm dengesi alt üst oldu.

Geçen hafta 3 puanın baş mimarı olan Hayrullah günün moda sözüyle, kendi namına bu sezonun fabrika ayarlarına döndü.

Maç yorumcusu kişisel tarihinin en isabetli analizini yaptı; milli takım kalecisiysen o golü yemeyeceksin, diye...

İkinci yarının ilk dakikası içinde yediğimiz golde de bence kalecimizin aklı hala o ilk goldeydi. O da alabileceği bir toptu. Nitekim rakip kaleci benzer bir şutu çıkardı.

Neyse!

Neticede bizim kalecimiz ve A Milli kadroda. Bizim için kıvanç verici bir şey bu. Yeter ki Adanaspor maçlarına daha çok konsantre olsun. Eksiklerini daha çabuk gidersin. 

  • Bu arada, şu maçta Samican'ın takımın en iyi mücadele eden oyuncusu olduğunu belirtip ona hakkını teslim edelim.

Hakem oyuna hiç karışmadı.

Biz de yediğimiz golden sonra hiç karışmadık.

Ama Ümit Özat, kendilerinin yediği golden sonra oyuna karıştı ve maçı aldı.

Eyüp Hoca, ne yazık ki, rakip hocanın hamlelerine karşılık veremedi.

Oyuna girenlerin takıma faydası sıfırdı.

Zaten Dr. Rıza da maçı izlerken söylenip duruyordu, koşmuyor, yürüyoruz diye...

Ve bence, her şeye rağmen, çıkmaması gereken üç adam oyundan çıktı.

Mahmut her haliyle klas bir oyuncu, bu kadroda sahada 90 dakika kalsa yeridir, ki her an her şey yapabilir.

N'duka da sahada kalabilirdi. Yoruldu da mı çıktı? Bilmem! Ama çıkmasaydı daha iyi olurdu.

Aynı sözleri Cem için de söyleyebirim. Hep ileriye gitmeye çalışan 3 adamı çıkardık ve sahada tamamen kaybolduk.

Nedir?

Canınız sağ olsun arkadaşlar.

Liderle deplasmanda oynadık. Bu sonuç olağandır. Bunu çok dert etmemeli.

Fakat öne geçince hele, alacağımız bir maçı çok kolay verdik. İlk golden sonra hemen hemen hiç direnç gösteremeden...

Sadece buna üzülüyorum.

Yazar: Editor
2015-10-31 08:41:20

Bu mudur? Budur!

Önemli bir galibiyet aldık. Dengede giden maçta çok iyi bir mücadele sergiledik. Pozisyon üretme açısından biraz sıkıntı yaşadık. Tabi bunda Karşıyaka'nın savunmasını kalabalık tutmasının etkisi büyüktü. Öncelikli hedefi bir puan olan rakibimiz karşısında bu bakımdan biraz zorlandık.

Ceza sahasının içine kadar getirip şutu çıkaramadığımız veya rakip savunmacılara çarpıp çıkan çok sayıda pozisyon vardı. Rakibimizin de etkili olduğu ve daha net sayılabilecek pozisyonları oldu. Gökhan Ünal'ın karşı karşıya kaçırdığı iki pozisyon kırılma anlarını oluşturdu. Bu pozisyonlarda Gökhan'ı arkaya çok kolay kaçırdık. Biraz daha dikkat diyelim zira haftaya belki de ligin en iyi hücum yapan takımına karşı oynayacağız. Son dakikalara doğru kilitlenmiş ve berabere bitecek gibi görünen maçı Samican'ın uzun şutu değiştirdi ve üzerimizdeki kara bulutlar dağıldı.

  • Adanalı oyuncularımızın 
  • Eyüp Hoca için sergiledikleri performans 
  • takdire şayandı. 
  • Cem, formsuz Magaye'nin yerine şans buldu 
  • ve çok iyi bir oyun sergiledi. 
  • Samican, sonradan girdi 
  • ve bu sezonki en iyi maçını çıkardı. 
  • Attığı gol harikaydı. 
  • Aynen devam. 
  • Hayrullah, harika bir performans sergiledi. 
  • Maçı aldı diyebiliriz. 
  • Zaman zaman eleştiriliyor 
  • ama bana kalırsa biraz haksızlık ediliyor. 
  • Kaleciler tecrübe kazandıkça gelişir. 
  • Henüz çok genç 
  • ve bu ligden milli takıma çağrılan tek oyuncu. 
  • Sadece iyi günlerinde değil, 
  • her zaman destek olunmalı. 
  • Ayrıca Tevfik de formunu bulmaya başladı. 
  • Mücadelesi çok iyiydi. 

Takımımızın ve tribünlerimizin Eyüp Hoca'mıza ne kadar bağlı olduğunu gördük. Oyuncularımızın Eyüp Hoca için ne kadar yürekten mücadele ettiğine şahit olduk. Takımın birbiriyle olan bağı galibiyetin önündeydi ki bu bağ başarıyı da getirecektir. Galibiyetle ve Eyüp Hoca'nın verdiği istifa kararından vazgeçmesi ile kriz dönemini atlatmış olduk. İlk altı sıra ile aramızda sadece bir puan var. Böyle mücadele etmeye devam edersek Samsun'da sürpriz yapmamız işten bile değil.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2015-10-25 16:04:39

Kötü Derbi

Son yılların en kötü derbisini geçirdik. Bambaşka bir takım gibiydik. Önceki haftalarda iyi olduğumuz hiç bir özelliğimizi sahada gösteremedik. Bunun sebebinin kendi oyunumuzdan çok rakibin oyununa odaklanmamız olduğunu düşünüyorum. Rakibin orta sahadaki etkinliğini düşürme amacıyla Eyüp Hoca Mahmut Temür'ü yedek bıraktı ve savunmaya dayalı özelliği ağırlıkta bir orta saha ile başlamayı tercih etti. Bu tercih pek yerinde değildi ve maç boyunca pozisyona giremeyişimizin de sebeplerindendi. Hâlbuki birlikte oynadıkları hiçbir maçta rakip fileleri boş geçmeyen Ergin-Mahmut-Nduka üçlüsünü bozmasaydık mutlaka daha iyi bir sonuçla sahadan ayrılırdık.

Ancak kulüp kapandığında bile Adanaspor'u terk etmeyen, as takımın her ihtiyacı olduğunda ipleri eline alan ve takımın başına her geçtiğinde elindeki kadroyu en iyi şekilde kullanan, hatta 2008'de şampiyon yapan Eyüp Hoca'nın kredisi sonsuzdur. Derbiyi kaybetmiş olsak da o bir şekilde çıkış yolu bulacaktır ve telafisini yapacaktır.

Maça dönersek, sadece Demirspor'u durdurmaya çalıştık. Burak Çalık'ı savunma arkasına kaçırana kadar da bir şekilde gol yememeyi başarmıştık. Önce Burak'ı kaçıran Özgür, daha sonra kırmızı kartı da görerek takımı on kişi bıraktı ve bu dakikadan sonra neredeyse topu sadece seyrettik. Emre Uğur'un geçen hafta aldığı kırmızı kartın bizi ne kadar zora soktuğunu da böylece görmüş olduk. Umarım ona da tecrübe olur ve bundan sonra bu tarz hataları tekrarlamaz.

Kötü bir derbiyi geride bıraktık ve üst üste ikinci mağlubiyetimizi almış olduk. Bu maçın psikolojisinden çıkmak kolay değil ama lig devam ediyor. Hala önümüzde zorlu bir Karşıyaka maçı var. Kayıplardan ders alarak yolumuza devam etmeliyiz.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2015-10-21 08:26:23

Birkaç klişeyle bu yazıyı geçeyim.

Hani deriz ya futbol hatalar oyunudur, diye, yani öyle derler ve biz de bu denen laflar üzerinden konuşuruz.

Öyle olsun, klişeler üzerinden gidelim, sakınca yok.

Altınordu maçını kişisel hatalarla kaybettiğimiz konusunda galiba hemfikiriz.

Nedir bu?

Onca insanın takımdaki çabasını, masrafını heder eden bir şeydir; binlerce taraftarın da kalbini kıran hareketler veya hareketsizlikler bu kişisel hatalar.

Şu son maça bakınca çeşitli çapsızlıklardan kaynaklanan kişisel hatalara tanık olduk. Tanık olmasaydık keşke, şimdi 14 puanla daha keyifli konuları konuşuyor olurduk.

Kağıt oyunlaının da bir klişesi var, yanlış açan 100 yer, diye... Yani bir bedeli vardır kağıdı yanlış sayıp da açmanın...

Eyüp Hocam canını dişine takmış taraftarı da olduğu Adanaspor için mücadele ediyor. Bu durumda, çok güvenip de forma verdiği birkaç futbolcunun hatalarının bedelini kendisi ödemek zorunda değil, onlara müthişinden birçok şans verdi diye.

Eyüp Hoca, takımda Hazreti Eyüp sabrıyla o futbolculara mis gibi şanslar verdi evet, bu fırsatlar hayatları boyunca babalarından bile görmeyecekleri şeylerdendi.

Madem öyle, madem o formanın hakkı verilmiyor, o forma ikinci derecede bir forma gibi görülüyor...

O zaman bedel ödeme zamanı. Ama bu bedeli Eyüp Hoca değil, o formanın hakkını vermeyenler ödemeli.

Vaktidir. 

Yazar: Editor
2015-10-03 23:46:38

Erciyes'ten 3 puanla dönmek güzel değil mükemmel oldu.

Bu maçta, özellikle 2. yarı mücadeleyi en üst seviyeye çıkaran bir Adanaspor izledik, canını dişine taktı ve savaştı. 

Yer yer savrukluk olsa da olağanüstü bir direniş gösterdik.

Bütün takım...

Hem sahada hem tribünde... Devam...

Her yerde takım olmak böyle bir şey...

Erciyes deplasmanından alınan bu 3 puan önemsenmeli, çünkü rakibin de bu 3 puana ihtiyacı vardı ve onlar da çok mücadele etti; daha iyi olan, daha organize olan, daha tecrübeli olan, daha çok inanan yani Adanaspor kazandı.

Eyüp Hoca her hafta üzerine koyarak gidiyor. Bundan sonra eli daha rahat olacaktır hem psikolojik yönden hem de takımı sahaya yayma taktiği açısından... Devam...

Ayrıntılara gelirsek;

Penaltılarımızın ilki tartışmalı, ikincisinin de penalyıyla uzaktan bile ilgisi yok. Keşke böyle bir penaltı kazanmasaydık... Haksız kararlar ne lehimize ne de aleyhimize olsun, herkes emeğinin karşılığını alsın derim.

Takım bu hafta ileriye doğru daha çok oynadı, sonuç ortada... Devam...

Samican ilk yarı tutuktu ama ikinci yarı olması gerekeni yaptı, müthiş savunma yaptı, ileri doğru mücadele etti ve 2 kritik hareketiyle maçı kopardı. Birincisinde rakibin atağını kesti ve seri bir şekilde topu ileriye oynadı pozisyonun devamında Nduka da aynı hızla Ergin Keleş'i gördü skor 0-2 oldu. Az sonra yine Samican topu hızla Ergin'e oynadı yani ileriye doğru ve nefis 3leme geldi. devam...

Anlatmak istediğimiz buydu. Ayağına sağlık, sen oyna biz eleştirilerimizden utanalım...

Cem yine oyuna katkı koydu, devam... 

Mehmet Sak da bu maçta performansının doruğuna çıktı. Mükemmeldi.

Ergin Keleş kaçan penaltı sonrasında oyundan düşmedi ve devamında gollerini attı. Dönüşümuhteşem oluyor Keleşnikof'un. Devam...

Aslında tüm futbolcularımız maçı kazanmak için dehşetengiz bir maç oynadı... Devam...

Vira Güzel Yurdum Adanaspor'um... 

Yazar: Editor
2015-09-29 06:41:59

Tam Kapasite Olmamasına Rağmen

Kötü bir sürprize yer vermedik. Daha güçlü olduğumuz rakibimiz karşısında gerekeni yaptık. Gol yemeyip maç boyunca rakibimize pozisyon vermemek iyi bir şey ancak pozisyona girmekte zorlandığımız anlar da oldu. İlk yarıda duran topta gelen ortaya Nduka'nın iyi vuramadığı pozisyon dışında heyecanlanmadık bile.  İkinci yarı daha yüksek tempoda başladık. Magaye'nin kullandığı her duran top rakip kale için büyük tehlike arz ediyor. Bugün de bu şekilde en az üç pozisyon yakaladık. Ayrıca ikinci yarıda Mahmut'un savunma arkasına attığı toplar bir diğer silahımız oldu. İlk gol de Mahmut'un Nduka'ya attığı ara pasla geldi. Maçta tek hedefi yenilmemek olan ve savunmasını kalabalık tutan Malatyaspor'un ise bu golden sonra direnci kırıldı ve kalan dakikalarda ikinci golün de gelmesiyle rahat bir maç çıkardık.

Oyuncularımıza gelince, Malatyaspor savunmamızı pek zorlayamadı belki ama Yiğitcan-Didi ikilisi savunmanın ortasında iyi bir görüntü sergiledi. Bundan sonraki haftalarda da bu ikili görev almaya devam edecek gibi duruyor. Orta sahada Tevfik yine ilk on birde başlamadı. Ama bunun sorumlusu Eyüp Hoca değil, Tevfik'in kendisi. Son iki maçta oyuna girdikten sonra çok açık görüldü ki geçen seneki Tevfik değil. Hal böyle olunca zaten alternatifi az olan kadromuzda Samican dışında bir seçenek kalmıyor. Zamanla Tevfik'in eski haline gelmesini temenni ediyorum. Zaten hazır hale geldiğinde takımın as oyuncularından birisi olacak. Renan sağlam performanslarından birini sergiledi. Takımın en istikrarlısı. Mahmut ve Nduka Mersin'de yakaladıkları uyumu buraya da taşıdılar. İkilinin paslaşmaları ilk golü getirdi. Maça sonradan dahil olan Cem oyuna hareketlilik getirdi ve iyi bir oyun sergiledi. Tek beklentimiz istikrarlı olması. Ergin'in Gaziantep'ten çok iyi döndüğünü söylemiştik. İyi oyununu gollerine de yansıttı.

6. sıra ile aramızdaki puan farkı sadece iki. 1461 Trabzon'un üst lige çıkamayacağını da hesaba katarsak Play-off'la aramızda sadece bir puan var. "Bu takım süper lige çıkar" demiyorum ama geç toplanmış bir takım olmamıza ve henüz tam kapasite ile oynamamıza rağmen gayet iyi bir pozisyondayız. Haftalar geçtikçe daha iyi olacağız. Ligin sonunda ne olur bilinmez. Henüz çok erken fakat takımımızın bu sezon en azından düşme potasıyla alakasının olmayacağı görüşündeyim.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2015-09-15 09:35:51

Siyasetçi Sözlü, çıkmış yine Adanaspor'u diline dolamış.

Adanaspor'a uzak, vicdanına yakın ol!

  • Adanaspor ve 
  • menfaatsiz Adanasporluluk 
  • sana 
  • teslim 
  • ol
  • ma
  • ya
  • cak
  • tır.

Adanaspor tarihi  boyunca dar günlerden geçmiştir, çıkmaz sokaklardan kendi bir yol açıp çıkmıştır, bunu da belediye ve başkanları olmadan yapmıştır.

  • Bayram Başkan'ı 
  • transfer konusunda 
  • eleştirmemiz 
  • onu 
  • Sözlü karşısında 
  • yalnız bırakacağımız 
  • anlamına gelmez.

Bu konuşmaları yok saymalı, üzerinde fazla durmamalı, kendilerinin belirlediği bir gündem tuzağına düşmemeli.

Vira, Güzel Yurdum Adanaspor'um. 

Gidecekler bir gün; ama sen hep olacaksın!

Yazar: Editor
2015-08-02 19:54:36

Zafer Kupası Adanaspor'un oldu.

Bu iyi bir başlangıçtır, moral şeysinde artılar hanesindedir, güzeldir. İsterse o kupa Gazoz Kupası olsun, bizim için cezbedici olan unsur Adanaspor'un sahaya çıkıp ciddiyetle mücadele etmesidir. 

Önceki bir buçuk eleştirime rağmen Adanaspor Zafer Kupasının ilk 2 maçında sahada kamunun beklediği o muteber ciddiyetle mücadele etmişti.

Şu son maçı izleyemedik, keşke izleseydik, ne iyi olurdu, sekiz sene sonra bir kupa görmüş olurduk. Dalga geçmiyorum, ciddiyim. 

Şimdi ben de o klişe lafı edeceğim, evet bu kupa bizi aldatmasın, takıma hala topçu lazım hem de en az 5 topçu...

Gerçi Bayram Başkan da gücümün yettiğini yapacağım diyor, biz daha fazlasını istiyoruz. Tabi ki çatışıyoruz bu konuda. Ama futbolun kendisi bir çatışma oyunu değil midir?

Bazen kendi içimizde çeliştiğimiz de olur.

Ama zaten futbol en az çatışma kadar çelişme de barındırır fıtratında. Bakınız bir sezona, kim ne kadar çelişmiş, takımdan tribüne; kazanana gazoz.

Şu 3 maçta analiz açısından ortaya çıkan en önemli nokta Eyüp Hocanın takıma hakim olduğudur. Bu kendi başına fark yaratacak bir transferdir.

Ne yapmalı?

  1. Bu kupa bizi aldatmamalı
  2. topçu alınmalı
  3. alt yapıdan gelen futbolcular özellikle, 3 değil 5 mücadele etmeli
  4. kimse oldum dememeli
  5. bizim eleştirilerimizi teşvik edici değerlendirmeler olarak kabul etmeli
  6. hatta bizi mahcup etmeli
  7. futbolcumuz akıl güç ve beceriyle hareket etmeli
  8. taraftar takıma sahip çıkmalı
  9. sadece eleştirmemeli
  10. passo kartlar iptal edilmeli, tribüne kapitalizmin turnikesinden girilmemeli
  11. ve pazartesi veya en geç salı Brezilyadan bir santrafor gelmeli
Diyeceklerim bu kadar.
Vira dostlar.
Kimsenin ölmediği-öldürmediği, huzurlu, barış dolu bir Türkiye dileğiyle...
Hırslarımızı, hesaplarımızı vs  değil, ülkeyi sevmek...
Yazar: Editor
2015-07-26 19:05:01

Alanyaspor'la bir hazırlık maçı yaptık ve 1-0 aldık. Sanırım bu sezon da Alanyaspor'a şansımız tutmaya devam edecek görünen o.

Bir takım ilk hazırlık maçında eleştirilir mi?

Bal gibi eleştirilir.

Ama eleştirmeyeceğim şimdilik.

Sadece kaygılanacağım;

SCK yüzünden...

MS yüzünden örneğin...

Off of!

Neyse, eleştirmeyeceğim... 

Not:

Rica etsek Tiago dönmez mi acep? 

Yazar: Editor
2015-07-04 09:20:23

Biri kitlesel bir partiyi yok sayar, 

Yerel olan temsilcisi de koca bir camiayı yok sayar.

İkisi de aynı sazı çalar.

İki sığlık bir koltuğa sığıyor işte.

*

C.Başkanı bir ara susmuştu şimdi yine sahnede.

Yine milletin içkisine sigarasına karışıyor.

Hoca olmuş, profesör olmuş, diyor, içki sigara içiyor, diyor CB.

Pek ama muhterem sana ne bre, sana ne!

*

Mehmet Ağar yine mahkemeye gitmemiş, yani zatı mahkemeye götürememişler, telekonferansla filan, savunmasını vermiş ve ben suç işlemedim demiş.

Derin devlet devam ediyor. Vardılar, varlar ve hal böyleyken var olmaya devam edecekler.

*

2 Temmuz 1993... Sivas Katliamı olarak kalmaya devam ediyor.

*

Camide cumhurbaşkanlığı forsu, mevcut iktidarın, dini keyfine göre kullanmada ne kadar hür ve ne kadar pervasız olduğunun bir figürü olarak duruyor.

*

Aynı mevcut iktidar bir Suriye savaşını kaşımaya devam ediyor.

Ama tatlı tatlı kaşımaların sonu yaradır ve öyle oluşan yaralar yayılabilir ama...

Bir aklı selim yok mu yahu oralarda?

Memleket menfaatlerini Emperyal hesaplara yeğ tutacak...

*

Dünya tersine dönse dünya tersine dönmüş olur ama sayın Devletlüm, bu iyi bir şey değildir heralde.

*

Çocukcağız (B.E.), bir karikatür dergisinde takma isimle karikatürist yazarlığı yapmış, iyi mi? Ne güzel aslında, alayı bu işlerle uğraşsa ve memleketi biraz rahat bıraksa ne iyi olur, hele muhterem babası...

*

Bu arada, İnce Memed'in Abdi Ağalarla mücadelesi elbette sürecektir, vazgeçtik zennedilmesin.

Güzel Yurdum Adanaspor'um... 

Yazar: Editor
2015-06-19 15:16:41

Hadi ama...

Hadi ama...

Hadi ama... 

Geçti pazartesi oldu cuma

hadi ama... 

Yazar: Editor
2015-05-02 10:54:44
Gelelim ligin en ucube takımına Osmanlısipor’a.


Neresinden tutacağımı bilemedim bu silikonlu takımın. Gerçi bu muhteremler için çok yazmıştık, şimdi deplasmandaki rakibimiz, bu sebepten değineceğiz.


İlk yarıda, en kötü zamanımızda yenilmedik ucubelere, şimdi de yenilmemek için takım yine en üst mücadeleyi gösterecektir, diğer maçlarda olduğu gibi.


Önce bizim hala puana ihtiyacımız var ki kümede kalmamız matematiksel olarak pek kritik bir noktada. Bu hafta bir kâbusu bitirmek için Osmanlısipor’u yenmeliyiz veya en azından onlara yenilmemeliyiz. Nasıl oynamamız gerektiğine dair burada bilmişlik taslamaya hiç gerek yok, çünkü Adanaspor Teknik Direktörü Eyüp Arın, gereken maç taktiğini sahada zaten uyguluyor.

 

Evet dostlar.

Bu takıma yenilmeyelim.

Kayserispor maçında olduğu gibi, Osmanlısipor da şampiyonluk yolunda bir avantaj sağlamasın bizim maçta. Gökçeğin takımını, mehter takımı eşliğinde biraz üzsek ve kümede kalma meselesinde biz sevinsek ne ala! Yani Osmanlıya bir Dadaloğlu tokadı, Adanaspor'dan! Neden olmasın... Hatta ne güzel olur!

Ha! Devamında kim mi şampiyon olur?

Bilmem...

Ama Osmanlısipor, bizden o vizeyi alamasın… Ve hakemlerin, maçın kaderine etki eden olumsuz birer unsura dönüşmemesi dileğiyle...

Vira.

Güzel yurdum Adanaspor’um.

 

Yazar: Editor
2015-04-28 16:30:36

Bu sene alttaki takımlarla başımız beladaydı. Enteresan bir yıl oldu.

Biliyorsunuz ama yine de sayacağım:

Ordu bizden 4 puan aldı bre! Dört...

Bolu 6 puanı sildi süpürdü 5 golle.

Altınordu 6 golle iflahımızı gevretti mübarekler, her gole bir puan yazdılar.

Giresun 4 puanı cukkaya attı bizim hanemizden.

Denizli 3 puanı,

Manisa da boş durmadı aldı bir başka 3 puanı.

Buca da en kötü zamanında bizden 4 puanı adeta yolarak aldı zira canımız çok yandı.

Elazığ'dan deplasmandan 1 puan aldık diyelim hadi.

Bunun yanında; Alanya'dan 6 puan, Antalya'dan 3 puan, Ds'yle bölüştük 3'er puan, Urfa'dan 1 puan alabildik toplamda. GBB de iyi geldi, 4 puanı tabelaya yazdık.

Kayseri'ye yenildik Osmanlı denen ucube takıma neyse ki yenilmedik, Samsun'dan 4 puanı kaptık, Karşıyaka'dan 3 puanı deli bir şansla veya mücadeleyle, bilmiyorum işte, aldık.

Lafın özü, aşağıdakilere karşı sefilleri oynarken yukarıdakilere Kaplan kesildik.

Şimdi önümüzde 3 tane deli maç var.

İlki Kayseri ile.

Adamlarda yok yok...

Bizde ise 2 önemli adam, Tevfik ile Nduka yok.

Ama unutma Kaplan, muktedirin Ptt 1. Lig denen şu bahçesinde durum ne olursa olsun;

Sen Adanaspor'sun,

Sen Adanaspor'sun,

Sen Adanaspor'sun...

Senden bizi gönendirecek sonuçlar, galibiyetler istiyoruz... Biliyorsun...

Yazar: Editor
2015-04-25 17:10:33

Bir Bolu deplasmanı klasiği yaşadık, yine. 

Yine eli boş döndük.

  • Maçı izleyemedim, 
  • bu sezon kaçırdığım ilk maç oldu, 
  • bu yüzden mücadele için bir şey diyemeyeceğim. 
  • Ne olursa olsun 
  • her yenilgi can sıkıcı bir şeye dönüşüyor. 
  • Şimdi şahsen bende takıntıya dönüşen 
  • Boluspor deplasmanını 
  • seneye kadar beklemek zorunda kalacağız. 
  • Oysa bir sendromu atlamak için 
  • iyi bir fırsattı bu hafta. 
  • Lakin puanı 32 olan Bolu'nun da 
  • bir karın ağrısı yaşamaması için 
  • sahaya yansıtacağı direncini 
  • hesaba katmak gerekiyormuş 
  • demek.

Neyse, biz Kayseri maçına odaklanalım o zaman. 

Zira, dün bahsettiğim sebeplerden dolayı Kayseri'ye yenilmek olmaz!

Güzel Yurdum Adanaspor'um..

Yazar: Editor
2015-04-21 18:03:49

2015-2016 SEZONU ADANASPOR!

  • Alanyaspor karşısında alınan 3 puanla 
  • ligde kalmayı 
  • neredeyse garantiledik. 
  • Olağan üstü futbol mucizeleri olmadıktan sonra 
  • Adanaspor’umuz 
  • 6’da sıfır çekse bile ligi garantilemiştir.

Bayram Başkan’a çağrımız var!

Gelecek sezon için bir yapılanma çağrısı bu!

Adanaspor’umuzun yeni sezon hedefleri netleştirilmelidir. Bu konuda Bayram Başkan ve kurmayları samimi hedefler belirlemelidir.

Yağımızda kavrulacaksak eğer, bu; doğrudan camiaya anlatılmalı, rüzgarın akışına Adanaspor’umuz bırakılmamalıdır.

1) Eğer bu ligde kalmaksa hedef, altyapıya olan güven artarak devam etmeli. Daha çok altyapı oyuncumuz A takıma monte edilerek yeni sezona girilmeli, transfere para harcanmamalı. Eldeki kadro-ki gönderilecekler gönderilsin- korunursa altyapı takviyeli Adanaspor gelecek yıl en kötü bu seviyeyi yakalar. Transfere para harcanmasın ve bu para olduğu gibi altyapının yapılanmasına, tesisleşmesine aktarılsın. Gelecek sağlam temeller üzerine kurulsun.

2)"Biz şampiyonluğu hedefliyoruz, bu ligden çıkacağız." deniliyorsa, mazeretsiz ve dosdoğru hemen bu hedef açıklansın. Lig bitmeden teknik direktör belirlensin. Bu teknik direktör vizyonu olan, ne konuştuğunu bilen, camiayı kucaklayacak ve mazeretsiz bizi Süper Lig’e taşıyacak bir isim olsun. Transferde çabuk ve doğru tercihlerle kampa gidilmeden zımba gibi bir takım yapılsın.

3) Yukarıdaki iki yoldan hangisi tercih edilirse edilsin, Eyüp Arın ve kurmayları ödüllendirilsin, onure edilsin. Altyapıya sezon başı planlamasında muhakkak ciddi bir bütçe ayrılsın. Otobüsse otobüs, tesisse tesis. Ne lazımsa harcansın.

  • Adanaspor’u 
  • bu şehirde kurtaracak 
  • ve yaşatacak 
  • iki unsur var; 
  • birincisi vefalı taraftarı, 
  • ikincisi mucize altyapısı!

facebook.com/adanaspor | twitter.com/adanaspor | instagram.com/adanaspor

Yazar: Editor
2015-04-16 10:42:22

Sevgili Cem Kaplanoğlu'nun altyapıyla ilgili yazısı da etkili olmuştur kanımca- dün akşam 20.00'de sosyal medyada Adanaspor Altyapısına Destek Ol kampanyası başlatıldı. İyi de oldu. Bu arada Cem Kaplanoğlu ben(HT) değilim, onu da belirteyim hemen:)

Evet, o sosyal medyada kimseye "küfretmeden" Adanaspor'umuza destek olmaya çalıştık bir kamuoyu yaratma meselesinde. Neymiş, bu iş küfürsüz de halledilebiliyormuş hacılar! Neyse, o mevzuya yani sosyal medya üzerinden küfretme yiğitliğine bir ara döneriz dostlar.

Hani Adanasor A.Ş. ya, halkın takımı değil ya. Bize işte o yüzden destek gelmiyormuş kamudan, ortak kaynaktan filan.

Alın size bir alt yapı.

Üstelik var olan koşullar içinde başarılı da.

Önü açık ve gelişmeye son derece uygun.

Bu memleketin çocukları için.

Futbolcu olacaklar, hem de kendi şehirlerinin takımında.

Futbolcu olacaklar zira olmuşları var:

Reşit, Kayhan, Orhan, İrfan (kısaca Kaynak Kardeşler), Feyzullah, İsmail, Büyük Mustafa, Küçük Mustafa, Halis, Nevzat, Eyüp, Razık, Volkan, Serkan, Tolgahan, Cem, Samican, Emre Uğur, Hayrullah...

En eskilerden en yenilere bir özet geçtim, dahası da var. Var oğlu var...

Yani bu münbit takım yani Adanaspor alt yapısından futbolcu çıkarıyor ve oynatıyor kardeşim... Öyle...

Hadi Adanaspor bir A.Ş. ve halkın takımı filan değil, İngiliz Aristokratlarının takımı canına yandığım; ama saydığım o isimler ve onlara benzer koşullarda büyüyen çocuklar bizzatihi halkın kendisidir.

Buyrun bakalım...

Neymiş?

Bedbaht olma destek ol!

Belki kendini biraz da olsa iyi hissedersin ey ekabir! 

Yazar: Editor
2015-04-11 09:57:20

Giresun'la ilk yarıdan kalan hesabı kapatsak ne güzel olur.

Bu maça 
kimle nasıl çıkarız 
diye fikir belirtmelere 
hiç gerek yok. 
Eyüp Hocamız 
en doğru kadroyu 
en isabetli maç taktiğiyle 
sahaya 
sürecektir.

Teknik Direktör Eyüp Arın'ın sakin, akılcı, takımı, formayı ve camiayı seven ki en klas Adanasporlu hali hepimiz için bir umuttur. 

Her manada umuttur.

Hem geleceğe 
daha güvenle bakmada 
hem alt yapının 
yukarıya doğru evrilmesinde 
hem de 
tek yumruk olmamız 
meselesinde.

Vira Eyüp Arın

Vira Adanaspor... 

Yazar: Editor
2015-04-05 17:22:18

Bu maçı muhakkak ki Eyüp Arın farkıyla aldık.

Rakibin yeterince güçsüz olması bir avantajdı belki, ama biz Denizlispor'a benzer 3 takıma yenildik: Altınordu, Manisa ve Buca'ya...

  • Bu maçın taktiği 
  • bence de doğru bir taktikti: 
  • Aşağı yukarı aynı güçte olduğumuz takımları 
  • kendi yarı alanımızda beklemeyip 
  • rakibe yüklenme taktiği... 

Daha zor maçlarda, bekle gör politikası belli bir ölçüde olabilir evet! 

Adanasporlu Eyüp Arın, Adanaspor için şu kritik dönemde yine ilaç oldu neticede.

Futbolcularımızın emeği yok sayılmıyor elbette.

  • Bu maçta forma giyen her bir futbolcumuz 
  • takıma katkı koyabilmiştir. 
  • Bu mümkün olmuştur. 
  • Katkı koyma işini 
  • Hoca, 
  • takım, 
  • yönetim 
  • ve taraftar bütünleşmesi hep birlikte sağlamıştır. 
  • Ne güzel olmuştur.
  • bu dayanışmaya devam edelim dostlar...

Şimdi orada 8 maç ve 24 puan var.

Onları almak için bazı maçlarda olağanüstü mücadele sergilememiz gerecektir, doğrudur. Adanaspor'umuz şimdi o 24 puana bakacaktır.

Vira Adanaspor! 

Yazar: Editor
2015-03-23 15:24:45

Şimdi o tribün oryantalizmi içinde bazı görüşler vardır, ülkemizde yaygın bir hissiyata karşılık gelir bu diyeceklerim.

Nedir?

Takım, yani herhangi bir takım "tribünündür" diye.

Örneğin; Boluspor taraftara aittir, Samsunspor tribünündür, Tarsus İdmanyurdu, Korsanlarındır gibi yaklaşımlar... Tabi bu saydıklarım sadece örnek.

Son derece yanlış yaklaşımlar bence. Çünkü taraftar da futbolcu da yönetici de takım da o kulübündür; şimdi bunu örneksiz, direkt söylüyorum içindeki tüm ünsurlarıyla yani her şey Adanaspor'undur!

Tribün? Adanaspor'undur. Zaten kayıtlara Adanaspor tribünü olarak geçer, Güney Cephe; Maraton'dan İnce Memed Tribünü'ne kadar. İşin gramer mantığı da bunu anlatır. 

Taraftar? Adanaspor Taraftarı: İsim tamlaması, demesi o ki taraftar Adanaspor'a aittr! 

Yönetici? Adanaspor'un yöneticisidir. Gazeteler bile böyle yazar; Adanaspor Yöneticisi... diye.

Başkan? Başkan Adanaspor'un başkanıdır. Bakın resmi kayıtlara, Adanaspor Başkanı Bayram Akgül, diye yazılmıştır.

Grup? Adanaspor'un grubudur. "Adanaspor Taraftar Grubu Turbeyler", denir her yerde.

Futbolcu? Adanaspor futbolcusudur! Adanaspor'un resmi, kayıtlı futbolcusudur. Dileyen TFF'ye bakar! Kimileri ilelebet Adanaspor'un futbolcusudur, hissiyatta da böyledir bu: Eyüp Hoca, ismail Hoca, Altan, Ali Asım Balkaya, Ali Beykoz, Miliç hep bu listededir ve o liste uzar gider.. Sonsuza kadar Adanaspor futbolcusudur onlar.

Kaplanpenche? Adanaspor Taraftar Güncesidir. Adanaspor Taraftar Güncesi, sadece taraftar güncesi değil. Komünisttir evet. Ve Adanasporludur. Biat ettiği tek şey Adanaspor'dur!

Bu böyle gider... 

  • Sahip olduğum yalın bir sevgidir Adanaspor sevgisi, 
  • yeni veya eski her taraftarda olduğu gibi. 
  • Bir günlük taraftar da 50 senelik taraftar da 
  • Adanaspor dediğimiz kudretin bir parçasıdır. 
  • Adanaspor dediğimiz bir nevi İlahtır 
  • ve biz onun pervaneleriyiz, 
  • onu etrafında döneriz, 
  • ama ondan dönmeyiz.

Evet dostlar "Ben var oldukça Adanaspor asla yalnız değildir."

Şimdi bu cümleyi okuyan her bir Adanasporlu işte o birinci tekil kişi zamiri olan BEN'in ta kendisidir!

Unutmamalı! Dağlar yıkılır Adanaspor Yıkılmaz! 

Yazar: Editor
2015-03-14 15:26:17

Nereden bakarsan bak elle tutulacak bir yanımız yok, bu yüzden yuvarlanıp gidiyoruz;

takım

tribün

hoca

yönetim... kayıpta...

Sadece "Adanaspor" ismi ayakta kalmış.

Vah! 

Bu maç için ne mi yazacağız? Analiz filan...

Yazdık işte.

Bu kadarcık... 

Hayaller Silindirspor, gerçekler 2015...

Şimdilik bu, haftaya bakalım ne konuşturacak 2015 gerçeğimiz... 

Yazar: Editor
2015-02-01 10:57:11

Tabi şahsen burada, 
Şanlıurfaspor taraftarını 
iyi karşılayalım, 
demiştim. 
Çünkü iyi karşılanmıştık, 
aslında burada 
çünkü'ye de gerek yok, 
rakip takım iyi karşılanmalı tribün düzeyinde 
sahada kapışalım. 
Yani Şanlıurfaspor'a 
3 puan ikram edelim, 
gibi bir ima bile yoktu o önerimde, 
zaten böyle bir şeyi 
düşünmek bile 
Adanasporluluk genlerini 
çileden çıkarır, dellendirir
haddizatında bu maç 
son derece hayati bir maç 
üste gidebilme maceramızda 
falan filan. 

Her şeyinin merak edildiği bir maç bu 
Güney tribünün, 
maratonun, 
Cemşit'in, 
N'duka'nın, 
takımın 
ve 34. dakikada 
jimnastik kulübüne 
bir gönderme yapılıp yapılmayacağının...
Merak ediliyor işte.

Vira, deyip bitireyim. 

Yazar: Editor
2015-01-29 10:52:37

Bizde BoştaysanGel Transfer Dönemi bitmez dostlar.

İngiliz de olmadı. 
Neden olmadı? 
Kulübüyle anlaşılamadı? 
Adamlar galiba para istedi, 
ben ne bileyim. 
Ben taraftar olarak transferin olmamasına bakarım, 
kulübün muhasebecisi filan değilim.

Biraz önce Fransız da olmamıştı. Onun da "Kulübünde Bir Sorun Çıkmıştı".

Hakikaten sorunlu kulüpler, 
hem bize topçu verecekler 
hem de para istiyorlar. 
Ne kadar istedikleri 
taraftar olarak benim umrumda değil, 
ben taraftar olarak "gelemeyen" futbolcuya bakarım.
Bir Subasiç hikayemiz vardı. 
On beş bin sezon uğraşmıştık adamı almak için 
ama öptüğümün kulübü bırakmamıştı yine. 
Sonra biri zırt diye alıverdi. 
Kimin aldığı umurumda değil, 
ben taraftar olarak 
bizim alamadığımız futbolcuya bakarım.
Karın ağrısı durumlar.
Allah'tan N'duka boştaydı da aldık. 
Ya boşta olmasaydı ne alırdık acaba? 
Galiba Cemşid de boştaydı, 
yani sözleşmesi bitmişti aldık. 
Yaşasın sözleşmesi biten futbolcular. 
Üç kere hurra...

"Taraftarı Kaderine Razı Etme Profesyoneli" oldunuz bre! 

Not:

Kurnazlığı Fikret Orman'a yapın yapabiliyorsanız, kurnazlığı o jimnastik kulübüne yapın yine yapabiliyorsanız; ama taraftara kurnazlık yapmayın artık, bu taraftarın duygularıyla bu kadar oynamayın, sizi her olumsuzluğunuza rağmen alemde ezdirmemek için mücadele eden taraftarınızı şu belediyecilere karşı ezdirmeyin artık.

Bu Caz1 idi... 

Yazar: Editor
2015-01-27 09:38:41

Turbeylerin Lideri Refik Gül'ün maç öncesi konuşmasını dinledim.

  • Ana hatlarıyla 
  • duygusal bir konuşmaydı 
  • ve ayrılış nedenlerini özetliyordu. 
  • Konuşmanın satır aralarındaki 
  • sözler de 
  • o duygusallığın yansımalarıydı 
  • diye düşünüyorum.

Konuşmada benim ilgimi en çok çeken nokta Bjk başkanı Fikret Orman'a dair saptamasıydı... Öyle...

Dem Ba Ba'yı verecekmiş... İstemez, evine götür, diyeceğim geliyor hala... 

Baştan beri 
dediğim şuydu, 
her birlikte olalım, 
tek olalım, 
az olalım 
ama kemik gibi olalalım.

Herkesin kendine göre haklı gerekçeleri var ve bu gerekçeler bizim yekvücut olmamızı engelledi.

  • Ne diyeyim? 
  • Elimde 
  • bir sihirli değnek olsaydı 
  • her şeyi 
  • düzeltirdim, 
  • ama 
  • keyfime göre düzeltirdim. 
  • ve 
  • bu keyfine göre düzeltme 
  • bence 
  • hiç de fena olmazdı:))

Ben yine barış ve huzurdan yanayım bir Adanaspor idealinde. 

Çünkü önümüzde bir "hisse" meselesi var dostlar! 

Yazar: Editor
2015-01-20 16:45:55

Süreçte Konuşulan Taraftar Cümleleri

Diren Adanasporluluk.

İnat eden kaybolabilir, biat eden kalır.

Adanaspor taraftar profili değişiyor.

Formamı katladım, rafa kaldırdım.

Bizim pilot takım olmayacağımız aşikar, ama beridekilerin “Belediyenin Hostes Takımı” olduğu kesin.

Pilot olmak, iyidir ama mavili lacili hosteslerle…

Bjk tarihinde bizi ilgilendiren Ds’ye attı o 10 goldür, yazıyla on.

Hisseleri vermeyin hislerimizle oynamayın.

Adanaspor’u “iyi niyet protokolü” olmadan sevdim.

Adanaspor kazanır.

Ortaklık var, pilotluk yok.

Endüstriyel futbol kapımızdaydı, içeriye girdi.

Adana ve belediyesi öyleyse, anlaşma da böyle.

Böyle başa böyle tarak.

Galeyana gelmeyin.

Adanaspor, hükümete de belediyeciliğe de biat etmemiştir, Bjk’ye mi biat edecek?

Adanaspor’a bok atan bir Kayserispor vs  taraftarı önce iktidarın kucağından kalkacak.

Bu anlaşmayı Ds yapsaydı yere göğe sığdırılmazdı.

Halkın gerçek iki takımı işbirliği yapıyor. Belediyeciler kenara…

Adanaspor hakkı, sonuna kadar savunulacak.

Adanaspor’umuzu kurda kuşa kartala yedirmeyiz.

Hissesizdir aşkımız.

Rahatsızlığım Bayram Akgül’ün az sözü, Fikret Orman’ın "rahatlığıydı".

Ve saire…

Yazar: Editor
2015-01-17 19:27:32

Hisseler ve Hisler

Adanaspor ve Bjk arasındaki “İyi Niyet Protokolünü” dinledik. İki başkan da ısrarla Adanaspor pilot takım olmayacak vurgusunu öne çıkardı. Ortada bir çıkar ortaklığı, bir işbirliği olacak dendi. Altyapı ve futbolcu yatırımlarıyla her iki kulüp süreçte kazançlı çıkacak dendi. Bjk başkanı, bizim sponsorluk ilişkilerimizden Adanaspor da faydalanabilecek gibi bir şey söyledi. Adanaspor’u yönetmek gibi bir amaçları olmadığı, futbolculara birlikte sermaye konulacağı, Bjk patronajı olmayacağı dile getirildi.

Ve yasal koşullar elverdiğinde bir hisse alımı da olacak dendi, ne kadar hisse alınacağı o kadar önemli değil.

Bjk böyle bir işbirliğini neden Adanaspor ile tercih ettiği ayrı bir yazının konusu olabilir. Bunu geçeceğim. Yukarıdaki sözler de bakınca (hisse devri hariç) makul gibi görünüyor, endüstriyel futbolun koşulları böyle sonuçları doğuruyor yorumu da bir olgu olarak ortada durmaktadır. Eyvallah!

Ama benim itiraz ettiğim noktalar var.

Böyle hassas ama son derece hassas konuşmalar bir üslup titizliği de ister. Gergin olacağını bildiğiniz bir süreç bu söylem dikkatini gerektirir, ortamı yumuşatmak için yapılacak bir esprinin her yanı düşünülmeli, lafın nereye gideceği, gidebileceği hesaplanmalı; ki ısrarla Adanaspor pilot takım olmayacak vurgusu da bu elektrikli ortamın getirdiği bir ifadedir ama bunun gereği ne kadar yapıldı? Hakikaten pilot takım olmayacak mıyız? Benim de canım sıkkın ve kafam karışık ve keyfim kaçık… Sormak, söylemek zorundayım. Ayrıntılar da önemlidir ki şeytan ayrıntıda gizlidir diye bir söz de var, her ne kadar böyle aforizmalara itibar etmesem de. Şimdi ben tek başına bir taraftar olarak kaygıyla şöyle bir itiraz silsilesiyle bakıyorum duruma!  Evet, futbolcu alışverişi olsun, zaten oluyor, çıkar ortaklığı olsun, pek ala…

Ama şu noktalara

İtiraz ediyorum:

  1. Son diyeceğimi en başta söyleyeyim: Adanaspor hisselerinin bir başka takıma satılma ihtimaline bile itiraz ediyorum.
  2. Bu iyi niyet protokolünün, bir pilot takım olduk imajını kökünden yok edememiş olmasına itiraz ediyorum.
  3. Bjk Başkanı Fikret Orman’ın Adanaspor Başkanı Bayram Akgül’den daha çok konuşmasına itiraz ediyorum.
  4. Bayram Akgül’ün en azından, çeşitli problemlerde, benim gibi kendisine nispeten daha fazla destek veren bir taraftarı bile ikna edecek şeyler söylememiş olmasına itiraz ediyorum.
  5. Fikret Orman patavatsızlığına itiraz ediyorum.
  6. Dem Ba Ba’yı Adanaspor’a yollayacağız esprisine, bir soru üzerinden gelse de itiraz ediyorum.
  7. Bu manada bir hissiyatın hesaplanamamış olmasına itiraz ediyorum.
  8. Gökhan Keskin’in bir müstemleke valisi gibi gönderilmiş olduğunu izleniminin verilmesine itiraz ediyorum.
  9. Adanaspor’a Güvenç Kurtar’ın yardımcısı olarak yollanan Bjk U21 hocasının “Adanaspor pilot takımız oldu” cümlesini twitterden RT etmesine itiraz ediyorum.
  10. Fikret Orman’ın, “Güvenç Kurtar iyi bir Beşiktaşlı.” lafına itiraz ediyorum.
  11. Fikret Orman’ın Adanaspor kampını ziyaret etmesine itiraz ediyorum.
  12. Fikret Orman’ın Adanaspor futbolcularıyla “toplantı” yapmasına veya böyle bir haberin çıkmasına ya da böyle bir kanının oluşmuş olmasına itiraz ediyorum.
  13. Beşiktaş’ın Adanaspor hisselerini almasına veya o hisseleri almaya niyetlenir olmasına bir daha itiraz ediyorum. Birazdan buna tekrar itiraz edeceğim.
  14. Endüstriyel futbolun bana böyle “incitici” anlaşmalarla da dayatılmasına itiraz ediyorum.
  15. Adanaspor camiasının sosyal ağlarda rencide edici bir şekilde konuşulur olmasına itiraz ediyorum.
  16. Bir anlaşma sürecinde Fikret Orman’ın o üslubundan dolayı “acaba yeterince samimisiniz” hissinin verdiği ıstıraba itiraz ediyorum
  17. Bir güzel Adanaspor’un dillere böyle dolandırılır olmasının önüne geçilememiş olmasına itiraz ediyorum.
  18. Futbolcu alışverişinin, altyapı işbirliğinin bu kadar protokolleştirilmesine itiraz ediyorum.
  19. Adanaspor taraftarının hisselerle değil hislerle işi olur, bunun göz ardı edilmiş olmasına itiraz ediyorum.
  20. Bir güzel Adanaspor’umun bu anlaşmalara mecbur kalacak kadar yalnızlaştırılmış olmasına da itiraz ediyorum.
  21. Ama bir başka futbol takımına hisse satma hamlesine çok itiraz ediyorum.
  22. Futbolun sadece futbol olmamasına itiraz ediyorum.
  23. 27 Mayıs 2012 tarihli Adanaspor Kasımpaşaspor maçında önümüzün kesilmiş olmasına lanetler okuyarak bir kez daha ve bu vesileyle itiraz ediyorum.
  24. Şimdi taraftar açısından bakınca yaşadığımız bu trajik sahnenin tüm sebeplerine itiraz ediyorum.
  25. Adana belediyeciliğinin adaletsiz futbol kulübü bakışına ve oradaki rant paylaşımına itiraz ediyorum. Laf dağılıyor sanmayın, bu yaşadığımız durum ve “pilot takım algısı veya olasılığı” bir sonuçtur ve sebepler de yukarıda itiraz ettiğim maddelerin altında yatıyor.
  26. Haziran ayına kadar yaşanacak süreci iyi analiz ediniz ve bizi bırakın bir pilot takım olmak böyle bir imanın muhatabı olmaktan bile uzak tutunuz. Bu konuda daha hassas davranılmama ihtimaline itiraz ediyorum.
  27. Lütfen "Taşeron" gibi algılanmayalım, itiraz ediyorum.
  28. Yok sayılmama itiraz ediyorum.
  29. Adanaspor hisselerini vermeyiniz, hislerimizle oynamayınız.
  30. Bu dehşetengiz ihtimale itiraz ediyorum.
Yazar: Editor
2015-01-06 06:57:19

Orada Bir Kaleci Vardı

Yenilmemeyi özlemişiz dostlar. Elazığ'dan gelen 1 puan da iyidir, ne diyeyim; ama kim 3 puan beklemiyordu ki? O da olurdu fakat acemi forvet 3 puanı söküp alamadı.

Yenilebilirdik de.

Hem de farklı yenilebilirdik.

Daha 4. dakikadaki savunma hatası bizi yakabilirdi. Ama kalede bir kaleci vardı. Yani nihayet bir kaleci vardı kalede. Aman nazar değmesin.

Hayrullah Mert'i ayrı konuşmalı. Kaleye girmesi mecburiyet veya Eyüp Hocanın tercihi, fark etmez. Fark eden şey o kalede artık bir kalecinin olması.

Özgüven, yer tutma, zamanlama, refleks, topu oyuna sokma neredeyse hepsi eksiksiz...

Diyebilirim ki; Adanaspor'da son 9 yılın en iyi kalecisidir Hayrullah Mert.

Helal olsun sana. Cesaret edip seni oynatana da helal olsun.

Derken Özellikle Cem ve sonra Samican için iki laf etmezsem bu yazı yarım kalır. Rakibe yenilebilirdik de dedim, çünkü özellikle bu iki isim direnç gösterme ve takımı atağa kaldırma işinde varlık gösteremediler. Etkisiz iki eleman, güya alt yapıdan gelmiş 2 adet kendi öz evladımız. Hikaye! Çapsız 2 adam, olup olacakları bu. Cem'i Akkapıspor'a, Samican'ı da Maliyespor'a kiralık göndermeli. Belki biraz gelişirler de o formaya layık olurlar.

Öyle... 

ilk yarıyı 17 puanla kapadık.

liderle 14 puan, 6. takımla 8 puan fark var ve zaten küme düşme hattındayız. 

Bundan sonra son söz Bayram Akgül'de. Zira onun dışında konuşmaya mecali olan birileri yok anlaşılan. Ara transfer dönemi isabet şampiyonu olan Adanaspor'da bakalım ne olacak?

Zirve için hiçbir şey bitmiş değil! 

Bekliyoruz. 

Yazar: Editor
2014-12-31 13:34:01

Bitmeyen Dejavu veya Kelebek Etkileri

Sevgili dostlar, senenin bendeki son yazısı bir tekrar yazısıdır ki “manidardır” hazindir, ağlamaklıdır, içler acısıdır, nereden nereye geldiğimizin veya gelemediğimizin, gidemediğimizin yahut neden yol kat edemediğimizin kara fotoğraflarından biridir.

Hani demiştim ya, ta 2009 yılında tribünde, özellikle maratonda  “arızalar” çıkmaya başladı diye.

Düzeltiyorum.

8 Eylül 2008’de başlamış malum işler. Arşivden çıkardım bu yazıyı. (Tabi arşivden benim de bir sürü çelişkim çıkar, bunu düşünen de haksız değil, haddizatında ben de masum değilim ;))

Tabi şimdinin birçok tribün emekçisi arkadaşım, kardeşim hürmet ettiğim dostlarım veya hiç tanımadıklarım o zamanlar muhtemelen henüz bebeydi veya ergenliğin maceralarında yol alıyorlardı;)) zira kabaca sayınca 7 sene oluyor bre:)

İşte aşağıdaki yazı... Devamında kimler linç edilmedi ki özellikle o “maraton seyircisi” tarafından…

____________

2008-09-08 18:32:35 Bir Başına

Issızlığın Ortasında

Dün akşamki maçta yaşananların trajik boyutuna değinelim, şu alıntıdan geçerek.

Ferit Edgü bir yazısında şöyle der:

Bir gün bu salonda, suçlu ya da tanık olarak bulunduğunuzda görecek ve anlayacaksınız ki bu ülkede adalet yoktur.
Bizler, işte o olmayan adaleti uygulayanlardanız. Sizlerse düşündüğünüz oranda suçlu…”

  • İki sezon üst üste şampiyon olan takımın taraftarı, 
  • ligin henüz ikinci haftasında 
  • ve evindeki ilk maçta 
  • hatalar yapan futbolcusunu 
  • en sert biçimde protesto ediyor. 
  • Dışarı, diyor; 
  • ıslıklıyor.

İşte tam bu noktada futbol bir infaza, devamında bir drama dönüşüyor. Burada artık taraftarın haklılığı veya haksızlığı tartışılmaz. Futbolcunun gollere neden olan hataları da söz konusu değildir. Şampiyonluğun bir hayale dönüşmesi korkusu da mevzuumuz olamaz. Veya hocadan başlayıp filelerimizde son bulan yanlışlıklar komedyası da hiç yazılmamış farz edilir. Hakemlerin basiretsizlikleri filan… Geçelim bir kalem…

Bir maç öncesinden kalan yükün altında sahaya çıkan, mevkisinin sorumluluğunu belirlenen taktiğe göre yürütmeye çalışan, buna bağlı neden-sonuç ilişkileri içinde o maç için hayati hatalar yapan, takımının yenilgisine neden olup günah keçisi ilan edilen, sahanın ortasında bir başına kalan, mesleği futbolculuk olup duyguları, onuru, hayalleri olan bir insanın 5 Ocak stadındaki yalnızlığıdır aslolan. Bu zalim düzenin (zafer, başarı, kazanmak, galibiyet vs. tarzındaki) sahte kelimeleri; tribündeki veya sahadaki, işindeki ya da evindeki hiçbir insandan daha değerli değildir.

Tek kalana yüklenmek kolaydır. Taraftarımız ne hazindir ki dün (7 Eylül Pazar, 2008) bunu yaptı. Bu acımasız infaza katılmayanlar da oldu. Susmak da bir tepki olsun, kabulümüzdür. Ama tepkilerin en yoğun olduğu maratonun ortasında hala vicdan sahibi biri vardı ki, o hayal ettiğimiz Adanasporlu (veya başka takımdan) bir taraftar portresi çiziyordu. “Kazanınca bağrınıza basar, kaybedince yuhalarsınız.” diyerek tepkileri durdurmaya çalışıyordu. O da bir başınaydı işte binlerce insanın içinde.

Biz burada sadece Ersan Âdem Gülüm adlı futbolcumuzu anlamaya çalışırken belki suya yazı yazıyoruz, kumdan kaleler yapıyoruz. Ama bir ince sitem olarak da 2. çoğula; “siz yine de duymayın, hissetmeyin, yok edin, ezin, umursamayın, zafer sarhoşu olun, düşene tekmeyi basın, daima kazanandan yana olun, adaletsiz bir hayatın içinde boğuştuğumuz-boğuştuğunuz için siz de adaleti vurun, katledin ve en nihayetinde bu linç’in bir parçası olun. Bakın âlem böyle, uyun…” diyoruz(!)

_______

Neymiş?

Mazi kalbimde bir yaraymış…

Mutlu seneler arkadaşlar!

2015; Adanaspor için, -o statükonun yeni bir “zihniyete” evrilmesiyle- umarım iyi bir yıl olacaktır. Ve ben hep umarım…

Bu da alıntı yazının orijinal bağlantısıBir Başına

Yazar: Editor
2014-12-29 10:34:02

Dünkü galibiyetten sonra enteresan şeylere tanık oldum sosyal medya şeysinde dostlar;

şapkam uçtu...

Çok fazla takip etmediğim için oraları, işin vahim yanını bu kadar göremiyordum, yine de daha fazlasına tanık olmaya yüreğim yetmedi. Yaşlanıyor muyum ne?

Adanaspor konusunda herkes benim gibi düşünmek zorunda değil, bunu en başta kabul ettim. Lisedeyken filan, tribünde ortak bir his yoğunluğu olduğunu zannederdim. Daha sonra öğrendim, öyle değilmiş.

Ama takımın bir galibiyetine herkes sevinir diye umuyordum. 

Evet, 

Adanaspor'un galibiyetine -kendilerince ve bizim de bildiğimiz birkaç sebepten dolayı- tahammül edemeyen bir grup arkadaşım var. Ve onlar da Adanasporlular, en az benim kadar.

Neyse. 

Şöyle arşive dönüp baktım da; 2009'dan beri biz burada barış, birliktelik, kardeşlik yazıları yazıyormuşuz.

(Ama şimdi öyle bir şey demiyorum, dün son kez fikir belirttim o konuda.)

2009'dan beri... ya hep birlikteyiz ye hiçbir şeyiz, diye mesaj vermeye çalışmışız. Pankartı bile var! 2009'dan... Beri... yani...

Yani Bayram Akgül'ün gelişinden neredeyse az sonra, üst üste alınan şampiyonlukların hemen ardından...

Ta o zamandan beri bu tribünde üzücü, garip, hazin, bitmeyen, dramatik bir "kaos" var.

Enteresan değil mi?

Ve hatta ilginç

ayrıca muamma

hem de kabus...

Falan filan...

Yazar: Editor
2014-12-22 22:19:19

De ki Fıkra

Nasrettin Hoca, bir arkadaşına epeyce borçlanmış. İşlerini bir türlü düzeltemediğinden borcunu da ödeyemiyormuş. Alacaklı bir gün kendisini sıkıştırarak parasını istemiş. Bizim Hoca Nasrettin sakin sakin anlatmaya başlamış;

“Bak, şu yolun kenarına çalı çırpı diktim, demiş,

koyunlar buradan geçerlerken tüyleri çalılara takılacak.

Çalıdaki tüyleri toplayacağım.

Hanımım da eğirip iplik yapacak,

ipliklerle kazak örecek, pazarda satacak.

Ben de sana olan borcumu böylece ödeyeceğim!”

Alacaklı acı acı gülmeye başlamış.


Yaa, demiş Nasrettin Hoca, peşin parayı görünce nasıl da gülersin.

Bu öylesine bir kıssadan hisse. Geçiyorum bunu hemencecik.

Eskilerden biri, bir konu hakkında görüş bildirmek zorunda kalmak veya böyle hissetmek de faşizmdir, diye veciz bir laf etmiş vaktiyle. Ulan benim durum da böyle. Varsın olsun, dert değil, yandı gülüm keten helva...

Yukarıdaki fıkrada ima hakkımı kullandım, bundan sonrasını imasız yazacağım.

Bir teklif yapılmıştır. Beğenen olur beğenmeyen olur, zaten işin ekonomik boyutu filan özellikle benim gibi birinin beğenip beğenmeme lüksünü ortadan kaldırıyor…

Teklifin yukarıdaki fıkrayı hatırlatması benim ekonomi siyasetine, ticarete dair sıfır bilgiye sahip olmamda da kaynaklanabilir.

Ve "olağan koşullarda" kuvvetle muhtemeldir ki bu güzel ve makul bir tekliftir hele konu Adanaspor’sa…

Hepimizin samimiyete ihtiyacı var; şu anda, şimdi, hemen!

Talip olan koşullarını sundu, beri taraf da fikrini söyleyecektir. Süreçte kimin zarar edeceği kimin kar edeceği de artık iyice cılkı çıkmış şu muhabbette çok da umurumda değil, ben Adanaspor’a bakarım…

Ve fakat…

Tüm yaşananlardan sonra… [üç nokta…] ben olsam, aynı koşullarda, kulübün devrini, şimdiki taliplere değil herhangi bir talibe verirdim, böyle bir niyetim varsa... Zira önerilen bu koşullar Adanaspor yönetimini düşünen her işadamı veya herhangi bir taraftar için gayet caziptir.

Bu aralar aklıma nedense hep Çağdaş Ergin ve Şahabettin Yavuzer ekibi geliyor, biliyorsunuz, son şampiyonlukta Kulüp Menajeri Şahabettin Yavuzer’di. Böyle bir şey…

Not: Bu eski hesaplaşmadan dolayı yani kulübe talip olma mevzusunda taraf olmayan bertaraf olur diyen olursa, şahsen yanıtımı çok önce vermiştim zaten. Arşive bakınız!

 

Ve olası bir etikete, muhetemelen ben de etiketle karşılık veririm -o da ayrı bir hassasiyettir!

Vira ulan kaos!

Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi! 

Yazar: Editor
2014-12-21 16:33:36

Refik Gül'ün açıklamasıyla Turbeyler de "bu süreçte" tribünü bıraktığını belirtti.

Grup da itham edilmekten şikayetçi, konunun bir boyutu bu.

Herhangi bir yanlış anlaşılma olmaması için çok dikkatli yazacağım, çünkü bizim daha çok karışıklığa değil daha çokhuzura ihtiyacımız var.

Şahsen kaostan haz ve hız alan bir ruh halim yok, bu yüzden takıma dair her olumsuz gelişme beni fena tedirgin ediyor (böyle olanlar var demiyorum).

Bayram Akgül bıraktığını açıkladığında onun -bana göre- yaptığı hataları özetlemiştim ve bu işin dönüşü olmayacağına dair fikrimi söylemiştim. Çünkü transfer politikası şu an yaşadığımız sorunların ana kaynağı diye düşünüyorum, hep böyle düşündüm ve bunu yazdım. Katılmayanlar olabilir, başka sorunlar da var diyen çıkar, saygı duyarım.

Başkanı eleştirirken tüm olumsuzluklarda onun tek sorumlu olmadığını yazmıştım. Ama yine yazıyorum, hoca ve transfer meselesi bizde hakikaten bir meseledir ve bu konuda tek sorumludur. Ötesini tekrar yazmayacağım.

Buradan yer yer grubu da eleştirdim, tekilden gayet sağlıklı konuşmalarımız da oldu bazı arkadaşlarla, hemfikir olduğumuz şeyler de vardı ayrı düştüğümüz konular da oldu. Olağandır.

Uzun bir giriş oldu.

Grubun ve Refik Gül'ün kimi çıkışlarını, ben olsam böyle yapmazdım, diye yorumladığım oldu. İtiraz ettiğim kimi şeyler hala var. Bunlara girmeye gerek yok, dediğim gibi ben huzurdan yanayım.

Şu sahnemizin tek başına sorumlusu elbette Turbeyler de değildir, olumsuzlukta sadece bir pay var; benim de veya bir yerlerde yazıp çizen herhangi bir Adanasporlu'nun da etki alanı oranında bir sorumluluğu olduğu kadar. 

Ne mi diyorum?

Hep beraber acı çekiyoruz dostlar, buradan bir tek kişi kedere bulanmadan çıkamaz.

Şu linç etme işini de bırakalım artık. Grup da linç edilmesin, Refik Gül de linç edilmesin, Başkan da linç edilmesin. İlk taşı da kimse atmasın...

Herkes kendi sorumluluğu-etkisi-gücü -her ne ise, uygun kelimeyi siz koyun- işte o oranda özeleştiri yapsın, derim. Çok mu zor?

Son bir uzlaşmadan yanayım.

Çünkü;

yönetim değişmezse ve alt yapı ile devam edilirse Grup eleştirilecek, sizin yüzünüzden oldu diye. 

yönetim bu yeni koşullarda devam kararı alır ve yine başarılı olmazsa işler zaten zorken külli ateşten gömlek olur. 

O acı reçeteyi birlikte uygulayalım, o ateşten gömleği birlikte giyelim, şimdi bizim kucağımızda bir el bombası var ve biz o pimi çekmeyelim sevgili arkadaşlar, Adanasporlu kardeşlerim büyüklerim... 

Evet, bir kere de biz faydacı davranalım, bir kere de biz politik olalım Adanaspor için, ama hep dostane. Bunu ülkenin siyasi-ekonomik- demokratik geleceğini satmak için çark edelim, ilkelerden taviz verelim demiyorum ki, Adanaspor için uzlaşalım diyorum. Adanaspor'dan bahsediyorum, var mı daha büyük bir mesele?

Kimse kimseyi itham etmeden, yok saymadan, daha katılımcı, daha saygılı, daha birlik... Bu meselede olmaz diye bir şey yok.

Şu süreçten benim anladığım şu:

Başkanın gitmesi veya Refik Gül ve Grubun gitmesi bir başına işleri düzeltmeyecek. Çünkü kimse buharlaşmayacak! 

Ben yoruldum bre.

Diyeceklerim bu, uz-laş-ma-mız la-zım...

Huzur ve barış için bir şeyler yapabilecek olan varsa lütfen elini taşın altına koysun. Üçüncü bir kişinin dostane irtibatına ihtiyaç var.

Hayır, savaşa devam diyene de bendeki akıl bu kadar, derim.

Yazar: Editor
2014-12-13 08:55:15

Ne mi olacak Kayseri'de?

Bu maçta, örneğin Giresun maçından daha umutluyum. 

Neden mi?

Olaylarda batağa vurduk.

Beklentiler dibin dibine indi.

Herkeste ve tabi bende de bir soru. Hay bin kunduz diye...

Yani şimdi şampiyonluğu düşünen yok! 

Böyleyken vaziyet, doğaldır ki bir rahatlama olmuştur takımda, hocada, yönetimde; hani dördüncü dubleden sonraki o kaygısızlık var ya, biz şimdi o alemdeyiz.

Bir de o Kayser'e yenilsen sana kim ne der frekansı var ya... O frekans iyi bir frekanstır.

"Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir Adanalıdan kork!" diye tarihe not düşmüştür Adana'nın ataları...

Evet şimdi Adanaspor'u en iyi tarif eden Adanalı Atasözü budur derim, saha itibariyle diyorum bunu: "Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir Adanalıdan kork!" İdeal anlamında kaybedecek neyimiz kaldı ki, canına yandığım! 

Yine aynı şeyi diyeceğim, önce defansı kavi tutalım, sonra maçın ilk 60 dakikasında sıkı bir rölanti yapalım, ondan sonraki 10 dakika Kayser'i bir yoklayalım, son 20 dakikada ise Allah kime verirse deyip girişelim. 

Yeter ki o hakemoğlu hakemler maça karışmasın, yeter ki o bir düdük iki karta kendini sahada 90 dakkalık Allah zannedenler şöyle birazcık adil olsun adi olmasın, başka bir şey isteyen insan değildir!

Samican'a not:

Taraftarın sana olan inancını gördün.

Benim sana gram inancım yok, o ayrı konu.

O zaman çık, sen oyundan alındın diye kıyameti koparan o taraftarı değil beni mahcup et, şu maçı önce sen al!

Ben de sana buradan "kralsın, ilahsın, Emre de kim, sensin bre sendin" diyeyim! 

Yazar: Editor
2014-12-06 15:37:12

Şimdi evinde dördüncü yenilgisini alan her takım protesto edilir. Bunun lamı cimi yok.

Protesto yöntemleri de kişinin keyfine göre de olabilir, oluyor da. Alkışlı protesto da güzeldi.

Ahmet çıkarken ne oldu bilmiyorum, muhtemelen küfür yedi, o da karşılık verdi. Keşke böyle olmasaydı. Bence her iki hareket de yanlış. Ahmet de alkışla protesto edilip kulübeye yollanabilirdi. Dedim ya, protesto etme nizamnamesi yok ki... Rakibin ikinci, üçüncü golünü alkışlamak bugünkü gibi aciz düştüğümüz sahnelerde bizim tribünün olağan tepkilerindendir. Normaldir, diyeceğim; ben alkışlamam ama alkışlayana da niye alkışlıyorsun demem! Bu takımı bağrına basmak çok romantik olur, memleket gerçeğinde öyle bir şey olmaz.

Vatandaş tepki verecek, protesto edecek; hayatın her alanında bu böyledir ki protesto edilen kendine bir çekidüzen versin...

Ben de protesto ediyorum. Bu takım takım değil, bu futbol futbol değil.

Fakat başka bir şey bekleyen var mıydı? Devre arasını beklemekten başka...

İşi küfürsüz halletmek sanki en güzeli olurdu, yoksa karşındaki sana döner o da bir şeyler der. Zaten kitlesel tepkide de küfür filan yoktu. Tekilde vardı galiba. O zaman herkes hesabını tekilden görsün, gidillsin kireç ocağına...

Samican konusuna gelince. Bu manada Samican'ı sahiplenmek için hocaya yüklenmek bence ağır oldu. Samican'a ısrarla forma veren yine bu hocadır. Yahu peki Samican şimdiye kadarki maçlarda ne yaptı? Bu maçta ne yaptı? Hiçbir şey! O formanın hakkını vermeyenlerin başında Samican geliyor. Sahada hiçbir şey yapmayan bir altyapı topçusu. Sadece kötüler arasından bir tercih yapıp onu çıkardı. Sahada Adanaspor futbolcusu olmaya layık bir tek kişi bile yoktu Samican da onlardan bir tanesidir.

Hocayı da başkanı da kendine inananları yüzüstü bırakmaktan başka hiçbir şey yapmayan topçuları da protesto ediyorum.

Herkes bu formanın hakkını versin, ADANASPOR'a layık olsun.

Mahalle takımına çevirdiniz bizi!

Yazar: Editor
2014-12-04 16:03:24

Şimdi bir hissiyat var anlaşılması gereken. Bunu taraftar dile getiriyor sıkça; yahu yönetim taraftarın adını anmaktan, olumlu anlamda anmaktan imtina ediyor sanki. Öyle bir algı var ve dillendiriliyor yer yer. Bu duyguyla bakınca haklılar.

Grup, taraftar iyi işler yapıyor ve o iyi işlerin anılmasını istiyor doğal olarak, ama her zaman umdukları ilgiyi göremiyorlar.

Arada bir sevgi problemi olduğu düşünülüyor.

Ben duruma şöyle yaklaşıyorum, Adanaspor'dan soyutlayıp konuşuyorum bundan sonrasını, genel hatlarıyla:

Bir kere bu "durumu idare etme yazısı" değil, öznel bir saptama yazısı, yani taraftarla yönetimin aslında birbirini sevmesinin işin tabiatına aykırı olduğunu dile getirme yazısı bu yazı. Tabi örneklere ve karşılaştırmalara ve açıklamalara yer vereceğim.

Tanıdığım eski futbolcuların sohbetlerinden bilirim, futbolcu yönetimi sevmez, futbolcu taraftarı hiç sevmez, futbolcu aslında giydiği o formayı da pek sevmez; futbolcu profesyoneldir, düzgün bir profesyonelse, işini sever, bu bize zaten yeter!

Yönetim futbolcuyu sevmez, çünkü hep problemdir o futbolcu; yönetim, taraftarı da sevmez çünkü isterler ve sıkıştırırlar. Yönetim para harcamayı da sevmez, çünkü o para çoğu zaman boşa gider.

Taraftar yönetimi sevmez çünkü yönetim hep vaad eder ama yapmaz. Taraftar futbolcuyu da özel saydıklarının dışında öyle aşkla filan zaten sevmez, o formaya saygı duysun yeter. 

Kuşbakışı şöyle bir göz atınca taraftar da birbirini sevmez, çünkü en çok kimin sevdiği meselesi vardır hep. Bakın, herkes elinde etiketlerle dolaşmıyor mu bir başkasının taraftarlık durumunu tanımlamak için?

Doğaldır bunlar.

En vahimi, geçtim futbolu, devlet vatandaşı sevmez; vatandaş devleti sevmez her ikisi birbirine kütük atma derdindedir, sebepleri ayrı bir yazının konusudur.

Komşu komşuyu sevmez, öğrenci öğretmeni öğretmen öğrenciyi okul idaresi hiçbirini sevmez; patron işçiyi sevmez e haliyle işçi de patronun Allahını sevmez.

Öyle.

Derim ki;

Biz Adanaspor'u sevelim yeter, ortak paydamız en güzelidir. Futbolcu da yaptığı işi sevsin ona saygı duysun, aslolan budur!

Neticede yönetimin ne hissettiğini kafaya takmamalı. (Tersi yönetim için de geçerli olmasın, transfer konusunda taraftara kulak versin.)

Fazla romantizm bizi bozar. 

Yazar: Editor
2014-11-25 10:25:46

Uzatmalar da Bitti

Şimdi şu puan hanesini yeniden gözden geçirelim bakalım.

Hani ben diyorum ya aslında puan kaybımız şu kadardır, yok bu kadardır diye, yalan! Takıma gaz vermek için düpedüz palavra atıyorum. Laf yani...

Pollyanna öldü, şimdi gerçekleri yine ve daha açık bir şekilde konuşma zamanı. Mecazsız, doğrudan, acı bir şekilde.

Bu paçoz, çapsız, tatsız tuzsuz, beş para etmez, ucuz transfer politikamızla ve dolayısıyla bu sefil kadroyla ve artık bitik olan teknik ekiple ve çağdışı yönetim anlayışıyla bizim o tüm maçlarda, yani geçen 1o müsabakada puan kaybımız hiç yok, hatta fazlamız var!

Makara olsun diye değil, kendimizle dalga geçmek için değil, hocayı yıpratmak, yönetime vurmak için de değil bu satırlar; gerçek kimliğimizi gözler önüne sermek içindir. Kandırmayalım kendimizi, diye tekrar etmek içindir bu sözler. Üzülelim ama gerçeği görerek üzülelim.

Durumu açıklayayım:

1.maçta Urfa bizi hak ettiği gibi yendi. Hatta o penaltıyı kaçırmasalardı maç 3-1 biterdi.

2.maçta Orduspor normal bir sonuçla memleketine döndü, o dört gol bizim hakiki vaziyetimizin bir belgesidir aslında.

3.maçta GBB bizi 5’lemeliydi, ama yeni bir takım ve biraz kibir onların 2 puanına mal oldu bize de avantadan 1 puan geldi.

4.maçta Manisa’nın şımarıklığı kendilerini deplasmanda 3 puandan etti. Merak ediyorum bizle oynadıkları maç için hayıflanmıyorlar mı acaba, yahu biz elimizden ne kaçırdık öyle, diye? Daha 7. Dakika maç 0-2, bir top da direkten dönüyor 3.gol kaçıyor sonunda dönüp maçı veriyorlar, tamamen laubalilik. Oradan aldığımız 3 puan normalde alınabilecek 3 puan değildir. Sildik.

5.maçta Samsun’dan 1o kişi ile 1 puan aldık. Lükstür o 1 puan, onu da sildik.

6.maç tamamen taraftarın gücüyle alınmıştır. Bir gaz, bir hırs… Normalde o maçtan en iyi ihtimalle 1 puanla çıkardık. Gerçek puan cetveline sadece o bir tek puanı yazdık.

7.maç tam bir komedi, özür dilerim ama salak Buca ilk yarıda en az 4 atacağı mücadelede 2 puandan oldu bize de 1 puanı ikram etti. Haneye yazılmayacak puan, o 1 puan. İade ettik.

8. ve 9. ve 10. Maçlardaki skorlar zaten çok normal, bu 3 maçta çekilen sıfır olağan sıfır.

Nedir, şimdi normalde, o hazin puan cetvelinde, son sırada olmamız lazımdı ve orada 1, yazıyla bir, yani tek puanla oturmamız lazımdı.

Oradaki fazladan 8 puan ve toplamdaki 9 puan, şu sefaletimiz içinde, futbolcuların, hocanın ve yönetimin eline yüzüne çok bile.

Hani biz bitmez demeden bitmez, demiştik ya…

Evet, BİTTİ!

Bu yaşadığımız her şey, bir camianın iflasıdır. Ben dâhil, sebep olan herkes utansın! Ama bu utancın tamamına yakını şu yönetim anlayışınındır.

Daha sert eleştiriler zaten yapılıyor, yönetimin şark kurnazlığı bitmediği sürece eleştiriler de bitmeyecektir.

Neticede sadece şampiyonluk bekliyorum...

O kadar. 

Sevinirsem seveceğimi daha önce yazmıştım zaten.

Yazar: Editor
2014-11-10 15:49:07

Gelelim genç futbolcu edebiyatına.

Önce şunu tekrar edeyim; Altınordu'nun gençlerini görünce bizim kadroya giren genç futbolcularımızdan utandım.

Biz kendi kendimizi avutuyormuşuz takımda Adanalı, Adanaspor'da yetişmiş futbolcularımız var diye.

Hikaye...

Bunlar vasat bile olamayan genç futbolcular. Adanaspor formasını giyemezler, alt liglerde belki oynarlar, belki, yani bir ihtimal.

Üstelik genç dediğimiz adamlardan biri olmuş 23, iyi mi?

Kimdir genç futbolcu, kaç yaşına kadar gençtir? Ne bileyim canına yandığım; bakınsanıza eski FB'li Semih hala Genç Semih! Evvelden şairler için böyle denirdi; genç şair! Yaşını soruyorsun 55 filan. Misalen anlattım...

Her genç futbolcu, futbolcu adayı mıdır yoksa futbol oynama heveslisi midir?

Bizimkiler futbol oynama heveslisi, ne yazık ki...

Yaptıklarıyla yapamadıkları alt alta, üst üste konunca ortaya hem onlar adına hem de takım adına hazin bir tablo çıkıyor.

3 puan gelmeyen bir maçın ardından benim üzüldüğümün yarısını bile üzülmüyorsa bana ne o genç futbolcudan.

Evet, elimde bir üzüntü ölçen alet yok; sahada ne yaptığına bakıyorum genç futbolcu kardeşimin, Adanaspor için ne yapmış veya genç futbolcu kendi istikbali için ne yapmış, Adanaspor kaybedince üzülmemek için ne yapmış? Hiçbir şey!

Bakın o tribün genç insan dolu, o formanın hayaliyle yaşamış ve yaşlanmış binlerce insan var, Adanaspor forması için hasta olan... İşte onlar üzülüyor Adanaspor için!

Bizim gençler üzülüyor mu?

Sahada gördüğüm futbola bakınca adamların umurunda bile değil hiçbir şey.  

Bırakalım kendimize gaz vermeyi, hatırlayalım bakalım, Kayhan ve Feyzullah'tan sonra Adanaspor alt yapısından klas bir genç futbolcu çıktı mı?

30 sene olmuş be!

Yanlış anlaşılmasın, genç futbolcu işinden vazgeçmeyelim, hatta küme düşme pahasına sahaya daha genç futbolcularla çıkalım. Benim kederim o bizim genç futbolcularımızın o taşın altına o narin ellerini bir türlü sokmamalarındandır. Gençsen yaşının hakkını ver, Adanasporlu gençsen o formanın hakkını daha çok ver.

Zor.

Ne yaptığını bilmeyen, istikrarsız, dengesiz bir takım olduk çıktık. Vah!

Evet, eleştireceğim, şampiyon olana kadar eleştireceğim. Bizi birer maçlık seyrek galibiyetlerle avutamazsınız.

Zira o bardağın yarısı hep boş, bomboş.

Bize verdiğiniz sözü yerine getirin, iddia ettiğiniz hedef için bir şey yapın, ne yapacaksanız artık...

Bu arada ısrar ediyorum, Levent Eriş'in TD ömrü Adanaspor'da bitmiştir. Milli aradan sonraki Giresun maçını alsak da bitmiştir, ki o maçı 3 puanla geçme ihtimalimiz yüzde 10'u geçmez şimdiden yazın şuraya, Giresun ilk galibiyetini buradan alır gider, demedi demeyin. Talih ve hakemler yanımızda olursa belki bir şey olur...

İşte o ara varken, Levent Eriş'in yerine aklı başında bir hocayı bulmak olmazsa olmazdır.

Şimdi de başkan için kuruyorum şu cümleyi; geç kalmış bir karar da karar değil, felakettir.  diye...

Şu son maçta test etti ve gördü Levent Hoca, takımın başında yine tutulursa felaket görmeye de devam edecek; bari siz o felaketi görmeyin Sayın Başkanım.

Gitme vakti gelen gider.

Levent Eriş hatalarının bedelini ödemezse, bu bedeli zaten hep bir kriz ortamında olan biz hepimiz birlikte öderiz?

Nasıl öderiz?

Üzülerek öderiz!

Yetmez mi bu? 

Yazar: Editor
2014-11-09 19:46:09

Peki bu rezil futbolu neyle telafi edeceksin Levent Eriş?

Ligin en kötü takımı Denizli, ama duralım orada ligin en kötü takımı bir teknik direktör karikatürü olan Levent Eriş sayesinde Adanaspor'dur.

10 kalan rakibe hiçbir oyun üretemedin Levent Eriş, sen ne iş yaparsın o zaman orada Levent Eriş, sormazlar mı adama, ne işe yaramak için takımın başındasın?

Git Levent Eriş, bizim için değil kendi şerefin için git, 4 sezondur kurduğun takımlar, yaptığın işler dama dedi Levent Eriş, sen ne yapacağını bilmeyen hocaların ilahısın.

Çözüm üretemiyorsan gideceksin Levent Eriş, mümkünse lisansını yırt da git Levent Eriş.

örneğin, Tiago takımda kendi için oynuyor ve sen bunun için hiç bir şey yapamıyorsun Levent Eriş, bu konuda hamle yapacak bir çapın mı yok, cesaretin mi yok, bilgi becerin mi yok Levent Eriş?

Utanma belası git Levent Eriş.

Yine örneğin Marko bu takımda kimden kötü Levent Eriş?

Sahaya Cem diye bir adam sürersin yürümekten aciz, Sami dediğimiz genç adam pas atmaktan şut çekmekten aciz, savunma oyuna top sürmekten aciz, Adanaspor'un bugün ne oynadığını bilen var mı, çünkü takım organize atak yapmaktan aciz, sen baş aciz, ama git Levent Eriş.

10 kişilik takıma 2. devrede neredeyse pozisyon bulamadık, git Levent Eriş. Ne diyeyim sana?

Bir sezonu daha yedin bitirdin, git Levent Eriş, git!

Lütfen! 

Yazar: Editor
2014-11-02 16:37:31

Madara Olduk

İnan ki ağlamadım, hüzünlüyüm sadece sevgili günlük. Evet yine gol yedik, bu sefer goller yedik. Çok morardık sevgili günlük.

Bu satırları öfkeyle yazmıyorum, öfke faslı bitti gitti, efkar zamanıdır şimdi sevgili günlük.

İnsanları beni anlamıyor zaten ben de onları anlamıyorum; örneğin Levent Eriş'i hiç anlamıyorum, ama o da anlaşılmaz işler yapıyor sevgili günlük.

Sevgili günlük daha önce fark bekliyorum diye yazmıştım sana, sen görmedin, iyi ki görmedin, farkı biz yedik, iyi mi?

Biz duygularımızla konuşuruz, taraftarız çünkü doğaldır, ama bir teknik direktör düşünceleri ve taktikleriyle vardır, oyuncu analizleriyle; hem kendi oyuncularının hem de rakip oyuncuların analizinden sorumludur, sevgili günlük; ama dedim ya ne insanlar beni anlıyor ne de ben insanları anıyorum, anlaşamadan gidiyoruz.

Maçtan önce pek mutluydum, önce gittim nefis bir dürümü gövdeye indirdim, yanında şalgam da vardı, maç öncesi sigaramı yaktım, atacağımız golleri neşeyle bekledim. Heyecanım kursağımda kaldı günlük, derken o kebap da midemi yaktı ilk golü kalede görünce.

Kalecimize çok kırgınım sevgili günlük, ama ona forma verene daha çok kırgınım; hepimiz kırgınız saçılmış bir nar gibi, sessiz akan bir ırmağız bu hafta da... Sevgili günlük. Kumbara Malik'in ruhu bu kalecimizle yeniden döndü aramıza. Çok romantik değil mi?

Rakibin genç oyuncularını görünce bizim genç oyunculardan hicap ettim. Çok duygusalız ve çabuk sevinip gerçeklere kör bakıyoruz bazen.

Yazacaklarım çok, ama bu günlük bu kadar sevgili günlük, iki birayla kendime akşam tedavisi uygulayacağım. Değilse bu gece geçmez.

Bizimkiler bu yenilgiyle Trt'cisinden belediyecisine ne çok insanı mutlu etti bilemezsin; dostlarını üzüp düşmanı güldürenlerle daha nereye kadar yol arkadaşlığı yapılabilir bilmiyorum.

Ne dersin sevgili günlük? 

Yazar: Editor
2014-10-25 15:21:04

Buca'ya karşı bocalamak fıtratımızda var galiba. Bir düzen tutturamadık gitti bu rakibe. Yine öyle oldu.

İlk yarı Adanaspor'u ara ki bulasın.

Bırakalım pası hiçbir şey yoktu.

  • Bunun sebebi biraz da 
  • Levent Hoca'nın 
  • kazanan takımı yine sahaya sürme fantezisi. 
  • Bence yanlış işler. 
  • Bir kere rakip aynı rakip değil, 
  • saha aynı saha değil, 
  • koşullar aynı koşullar değil, 
  • duygular aynı duygular değil. 
  • ve saire ve saire...

Biz rakip için geriye adam kaçırıyor diyorduk, biim takım koridor oldu canına yandığım. Bakmayın 2-2 bittiğine maç 2-0 giderken 5 de olurdu. İkinci yarı biraz geri çekildiler de işte 2 duran topla bir şey oldu. Onun dışında da genelde gole yönelik pas yapacak mecalimiz yoktu.

  • Önceki haftaki yorumumuz yine kabus oldu; 
  • puan için 2 gol şart, 
  • 3 puan içi 3 gole ihtiyacımız olacak, diye... 
  • Ama bu nereye kadar sürecek?

Atilla için artık hiçbir şey demeyeceğim. Ona güvenmek için elimizden geleni yapıyoruz o ise topları takip etmeme konusunda elinden geleni yapıyor.

Gençleri oynatmayı seven Levent Hocam, bakınız Buca 19 yaşında bir kaleci oynattı. Ve çocuk çok iyiydi. Kaleye de genç bir isim konabilir yani. Neyse durumu kaşımayalım, Atilla'dan beklediğimiz pozisyonları takip etmesidir.

2 dakikada 2 gol hastalığımız nüksetti. Bu iyi bir şey değil. geçen sezonlardan acı sonuçları vardı bunun. Unutmamalı. 

  • İstikrarımız yok. 
  • Bir sorun da bu. 
  • Bir hafta iyi olan diğer hafta kayboluyor. 
  • Penaltıyı kaçırmasını saymıyorum 
  • ama Tiago bu hafta vasatı bile bulamadı. 
  • Tiago kaitesinde bir futbolcunun 
  • böyle farklı fotoğraflar vermemesi lazım bence.
  • Ergin keleş bu konuda daha istikrarlı gidiyor. 
  • Biraz daha özenli olsaydı 
  • bu maçı tek başına almış olurdu.

Evet, görüldüğü gibi iyi şeyler de oluyor.

Gollere karşılık vermek iyi bir şey.

Oyunu bırakmamak iyi bir şey.

5 haftadır yenilmemek iyi bir şey. 

  • İlk kez 
  • şikayet etmediğimiz bir hakemle karşılaştık. 
  • Bu da iyi bir şey.

Umutlu muyum?

İlk 2 için konuşmak çok erken.

İlk 6 için bile işler zor.

3 noktada kendi iç psikolojisinde de olsa acil çözüme ihtiyaç var; kale defans ve orta saha! 

Gol yemediğimiz bir hafta yaşamak dleğiyle. 

Yazar: Editor
2014-10-06 10:11:20

Hedef Süper Lig diye bir Trt programı

ve iki adamcağız yorum yapıyor. Lafım yorumculara Trt spikerine sözüm yok, hatta ona hakkaten saygı duyuyorum, o iki çapsız arasında nasıl dayanıyor.

İlk çapsız Hayri Ülgen!

Amca sen ne iş yaparsın bre, hangi kontenjandan Trt'de futbol yorumu yapıyorsun? Her hafta aynı cümleleri kurmaktan sıkılmadın mı, daha doğrusu cümle kuramamaktan hicap etmiyor musun hiç?

  • Ama bence hiçbir şeyin farkında değil, 
  • fikri takip sıfır. 
  • Derinlik yok orijinallik yok. 
  • İlk cümle çabası ile üçüncü cümle çabası arasında 
  • hiçbir bağ yok. 
  • Bir de akıl vermez mi! 
  • İnsanın #direncümle diyesi geliyor. 
  • Diren sabrım, 
  • diren aklım, 
  • diren Adanaspor!
  • Kurtar bizi bu paçozluktan...

Ve diğeri Sadık İlhan.

Ötekine göre ehven-i şer. Hele Tancu'ya göre melek... amma...

Neticede o da bir hakem eskisi ve güvenilmezler listesinde...

Adam DS maçının pozisyonlarını (pozisyonların ne olduğu umurumda değil) bir taraftar gibi yorumladı, ki Trt bu konuda hakkaten taraftar, sayı çokluğu taraftarı, tamamen duygusal. Ama Samsun Adanaspor maçının bir tek pozisyonunu bile yorumlamadı, geçti gitti, temiz maç filan dedi.

Ayıp!

Siz o maçı wep'ten izlediyseniz ben de şu kitapları yemeye başlarım. Susuz! 

  • İzlemeden yorum yapıyorsunuz, 
  • yuvarlak laflarla durumu idare ediyorsunuz, 
  • bellediğinizi konuşuyorsunuz 
  • ve en hazini, taraf tutuyorsunuz. 
  • Taraf tutun, mesele değil. 
  • Lakin Sadık ilhan'a bir önerim, 
  • bir dahaki programlara 
  • Ds forması ile çıkın ki 
  • neyle muhatap olduğumuzu da resmen bilelim. 
  • Ona göre gardımızı alalım.

Sevgili Adanasporlu arkadaşlarım, 

bakınız bu adamlar niteliğe bakmaz, çünkü o çapları yok, bunlar bir taraftarın büyüklüğünü ancak sayıyla ölçebilirler, çünkü sadece sayabiliyorlar, 10-20-500-15000 diye... Ötesindeki analizden yoksunlar. Kimlerin nasıl bir çabası ve arkaplanı var bilmezler anlamazlar... Onlar en ilkel formda bakıyorlar hayata yani sadece gördüklerini biliyorlar, ötesi onlar için zor ve karmaşık işler...

  • Bu yüzden alın o icat edenini ...n passokartlarını 
  • ve maçlara gidin, 
  • evet haklısınız 
  • yönetim bu manada şehirde 
  • ve memlekette kamuoyu baskısı yaratmaktan aciz, 
  • bu iş de bize düşüyor, 
  • hadi ama; 
  • bu paçozlara yorumlatmayalım kendimizi.

Niteliğin kralı bizde var!

Sayı mı istiyorsunuz? Alın size sayı, demeniz zamanı geliyor değil, geldi!

Hem possoları alır hem de tepkimizi koyarız icabında. 

Yazar: Editor
2014-10-04 10:31:58

Gelirken yolda baktım da Hüseyin Sözlü afiş pankart ve sairesiyle Adanalının bayramını kutluyor.

Keşke Ceyhanlıların bayramını kutlamaya devam etseydi. Belki bu kez hakikaten Adanalı bir belediye bakanı Adanaspor'u el vicdan fark ederdi. 

Diyeceğim şu; H.Sözlü geldiğinden beri ne yaptı?

1.Gördüğümüz kadarıyla afiş yaptı.

2.Duyduğumuz kadarıyla DS'ye para akıtma musluğu yaptı.

Çok güzel, yani eski tas eski hamam.

Ama haklılar bu taktiksel manevralarında. Bunlar hep taktik, hesap, kitap...

Aklım erdiğince açıklayayım, kısaca, öz, fazlasını bilen yazsın yayımlayalım;

Kamuoyu baskısı!

Şimdi efendim her fırsatta en küçük fırsatta ve hatta keyfekeder fırsatlarda yönetim eleştirilir Adanaspor'un cefakar tribünlerinden, hem de nasıl!

Ama bakın Hüseyin Sözlü için tık yok,  onca söze rağmen, eşit mesafe hikayelerine rağmen, paracıklarımız aynı kanala akıyor, nasıl bir alışkanlık ve akışkanlıksa!

Bir kitleden baskı yoksa manevi anlamda o kitleye ekmek de yok sportif anlamda.

Madem bize yok o zaman karşıya da yok! Bunun için bir kamuoyu gücümüz sıfır. Kimse kendine payeler biçmesin.

Bu işin ikinci ayağı passolig alışları. Adamlar 8000'i görmüş, biz 4000'lere bakıyoruz. Ne oldu? Kim kimi muhatap alacak bu sayılara göre?

Bizim gücümüz ancak bize, kendimize yeter, hep kendimize karşı Kaplanız canına yandığım... Gerisi hikaye. 

Nerden çıktı bu?

Dedim ya, az önce H.Sözlü'nün bayram tebriğini gördüm; kocaman devasa bi tebrik, keyfim kaçtı.

Kabul etmiyorum o tebriği. 

Yazar: Editor
2014-09-29 15:18:56

Hakikaten müthiş mücadele sonunda nefis bir galibiyet aldık.

Bu galibiyeti gölgeleyecek hiçbir unsur yok. Rakip zayıf lafları hikaye, söke söke alınmış bir maç.

Hem hakemden hem de Manisa'dan tam bir alın teriyle kazanılmış bir galibiyet. 

Talihli veya kollanan takımlardan değiliz. Balımız, ağamız, belediyemiz yok. Mücadelemiz olsun yeter. Bizim istediğimiz bu mücadele. Takım her zaman böyle mücadele etsin taraftar zaten o mücadelenin on katını gerçekleştirir.

Bu ligde daha çok takım patlayacak. 

Göreceksiniz, erken öten horozlar (Denizlispor'u kastetmiyorum) yolunacak. Ballıların balı bitecek. Kollananlar bir yere kadar kollanacak, mecal veya ar kalmayacak bu manada, elbette devran dönecek. Meydan savaşana kalacak, hareket, mücadele yani...

Bu sırada, önceki hatalar tekrarlanmamalı derim.

Örneğin yıllardır bir kaleci sorunumuz var. Ve o eski kaleciler yüzünden orada kredi sıfır. Kimsenin bir tek hataya bile tahammülü yok. 

Bu sebepten, evvelki kalecilerdeki ısrar şimdi Atilla için yapılmamalı. Atilla birkaç hafta dinlendirilmeli. Öncekileri dinlendirmedik, oynatmakta ısrar ettik ve her şeyi bitirdik.

Atilla'yı hakkaten kazanmak istiyorsak onu yedeğe almakta hiçbir sakınca yok. Onun yerine oynayacak olan inanın en az bu kadarını yapacaktır. Daha fenası asla olamayacak.

Biraz dinlenme, herkese iyi gelecek. 

Yazar: Editor
2014-09-27 20:33:42

Harekete Ancak Hareketle Uyum Sağlanır

Ve bu maçta Adanaspor kız takımı gitti yerine bu kez bir kimliği olan Adanaspor geldi.

Saldırınca oldu.

90 dakikalık süre her takım için aynı, zemin her takım için aynı, her takım çin aynı olmayan hakemlerdir, onu şimdi bir kenara koyalım, ama işte o herkes için aynı olan 90 dakikada futbolun gereği olan mücadele ortaya konunca sonuç da geliyor.

Sevindim, şimdi seveceğim. 

Maç talihsiz denebilecek gollerle başladı. Onların gollerinde ofsayt var mı yok mu TV'den bakacağız. Bizim için önemli olan bu tarihi dönüştür. Bunu yıllar önce Denizli'ye karşı yapmıştık, yakın zamanda Göztepe'ye, yani 2-0'dan dönüş diyorum. 

İyi oldu. Bu skor dilerim dönemecin ilk ayağıdır. Bu galibiyet Samsun deplasmanına bir ilaç oradan gelecek muhtemel iyi sonuç da derbiye dinamo katkısı yapacaktır. Ama erkenden romantik bir havaya girmeyeceğiz.

Bu maçı önce Fatih Şen aldı.

  • Ayakta kaldı, 
  • ileriye doğru oynadı 
  • ve takımı da hem ayakta tuttu 
  • hem de ileriye taşıdı.

Alkışlar önce Fatih Şen'e. Zaten aşağıdaki yazıda aynen şöyle demiştik:

Ama takımın kaderini de -oyun tarzı revizyonuyla- ancak Fatih değiştirir, bu da ayrı bir gerçek, ifade edilmeyi hak ediyor, ama yatay değil...

Mücadele müthişti.

Daha farklı alabilirdik fakat rakip kaleci hakkaten günündeydi. 

Daha fazlası elbette iyi olurdu ama şimdi şu dar zamanda önemli olan 3 puandı.

Bu sezon 3. kez 2-0 geriye düştük, ama ilk kez öne geçtik ve skoru koruduk. Bu da iyi bir şey.

Bütün takım olağanüstü çalıştı. Hep böyle olsun, bu ilk galibiyetle hemen pembe hayallere dalmamalı. Önümüzde krtik 2 maç var, bunları şu mücadele ile karşılamalı, pasif bir oyunla değil.

  • D'espinhosa El Aferrado'nun dediği gibi; 
  • harekete 
  • ancak 
  • hareketle karşılık verilir 
  • ve bu karşı hareketle uyum sağlanır. 
  • Hareket eden bir şeyin karşısında 
  • sadece duran 
  • yol alamaz.

Adanaspor futbolcusu bu maçta ne iş yaptığını nihayet gösterdi.

Devamını bekliyoruz. 

Yazar: Editor
2014-09-22 19:53:31

20 Eylül 1981

Bir futbol takımının en büyük yatırımı, siz de kabul edersiniz ki alt yapısıdır. Yarınlara bakmak için bulunulması gereken en net konum orasıdır. Yıldız transferler yerine alt yapıdan gelecek futbolculara yönelmek futbolun en kabul gören yaklaşımı değil midir? Tabi bunun için sabırlı bir yönetim ve tribüne de ihtiyaç vardır.

Adanaspor öteden beri alt yapı konusunda titizlik gösteren bir takımdır. Bu anlayışın yerleşmesinde vaktiyle bizde hocalık yapan Tamer Güney’in de katkıları hatırlanmalı. Bir de Sami Bayraktar’ın emekleri…

Bildiğimiz o acı kazadan sonra Sami Hoca ve 3 genç futbolcu

Faik Algan

Rafet Akkaya

Hakan Ece

hayatını kaybedince Adanaspor alt yapısı uzun yıllar etkisinde kalacağı bir hasar almıştı maddi ve manevi anlamda.

Her zaman saygıyla anılacaklar.

Sami Hoca’yı ve Faik’i Adanaspor minik takımından hatırlıyorum. Mümin Yarbaş’ın antrenörlüğü zamanında minik takımda beraber antrenmanlara çıkardık Faik ile. Faik bir üst yaş kademesindeydi bizden.

Sami Hoca da alt yapının genel koordinatörü görevindeydi. O sıralar “Pele Futbol Öğretiyor” afişleri vardı, çeşitli hareketler gösteriliyordu o afişlerde açıklamalarıyla. Bunların suntalara yapıştırılması ve verniklenmesi işini üstlenmiştim babamın işinden dolayı.

Hiç kimseye değil ama Adanaspor’a bir şekilde hizmet etmek daha çocukken bile mutluluk kaynağımızdı. Sami Hoca ile ilgili hatıram bu paylaşımdır.

20 Eylül 1981 tarihinde, futbol mazimizin en parlak yıllarında Fenerbahçe deplasmanı dönüşü yaşanan o kaza Adanaspor alt yapısından çok şey alıp götürmüştü.

Fakat şimdi baktığımızda alt yapımız bir ivme içinde. Gençlerimiz Eyüp Hoca’nın önderliğindeki bir ekiple gün gün geleceğimizin binasını kuruyorlar.

Bu gelişmeler, Adanasporluları her şeyden çok sevindirmektedir. Yoksa başarılar, şampiyonluklar illa ki gelir; fakat bunların geçici olmaması için yola çıkmamız gereken liman işte o alt yapıdır…

Ve Sami Hoca, Faik, Rafet, Hakan; alt yapıdan gelen isimlerin çokluğuyla, Adanaspor’a ve kendi futbol hayatlarına kazandırdıklarıyla daha çok anılacaklardır.

Yazar: Editor
2014-09-21 09:16:44

GBB maçından çıkan sonuçlar neler olabilir?

Bir: Sağ bek Emre konusunda Levent Hoca haklı çıkmakta. Herkesin hemfikir olduğu konu, Emre bu işi hakkıyla yapar, böyle giderse önü de çok açık, sağ bek sorunu olan bir ülkede, nazar değmesi diyelim!

Buçuk: Ama böyle de devam etsin lütfen. 

İki: Özgüven sorunumuz var. Bu aslında tamamen bizden, yani taraftardan kaynaklanıyor. Takımın ürkek oynamasının en büyük sebebi biziz; benim, sensin, öteki; bütün zamirler… Takıma kredi tanımıyoruz, daha ikinci hafta kaleci dışarı dedik, ben de dedim. Ama doğru mu dedim, kalenin bariz hataları değil, zamanlama açısından (Ersan örneği...) evet tartışılır. (Bu arada yeri gelmişken yazacağım dayanamayacağım; bazı taraftar hala tribünde, peki Ersan'dan gelen para ne oldu muhabbeti yapıyor. Enteresan bir ruh hali bu. Ya da derin bir zeka!)

Buçuk; Ama kaleci de toy değil, onu da dedirtmesin bir zahmet, diye itiraz eden çıkacak, ben de haklısın diyeceğim.

Üç: Kalenin hala zamana ihtiyacı var ama zamandan çok özgüvene ihtiyacı var. Bitmiş adamı iyice bitirdik, ben de bitirdim. Fakat yola onunla devam edeceğiz, mümkün olduğunca yardım etmeliyiz kendini toparlaması için, bana öyle geliyor pragmatik bir durum analizinde.

Buçuk: Yukarıdaki buçuk burada da geçerlidir. 

Dört: Fatih Şen hakkaten oyuna sonradan girince faydalı oldu, ama sonradan girince. Burada Fatih’in katkısını yok saymayalım, rakibin o dakkalarda bitmek üzere olduğunu da görmezden gelmeyelim.

Buçuk: Galiba rakip diriyken değil de biraz yorulmuşken Fatih daha etkili olacak! Sanırım.

Beş: Levent Hoca o maça belki isabetli bir orta saha ile çıkmadı ama isabetli değişiklikler yaptı. Taraftar Mehmet Boztepe’yi ister ve beklerken Fatih’i oyuna sürdü ve dağınıklığı toparladı.

Buçuk: Böyle ve benzeri  radikal hamlelere gerek duyulmayan bir maç süremi istiyoruz. Olcay ve Fevzi'ye de toparlanın bre, diye çağrıda bulunuyoruz. 

Altı: Her puan kıymetlidir.

Buçuk: Üç puan daha kıymetlidir.

Yazar: Editor
2014-09-05 08:31:48

Evet Huzur

  • Bir taraftan yaşam kavgası, 
  • gelir gider eşitsizliği, 
  • kredi kartları,
  • bankalar, 
  • harcamalar, 
  • bir birine denk olmayan bir bütçe, 
  • diğer taraftan memleketin gidişatı, 
  • sürekli bir gerginlik, 
  • sürekli bir bağrışma, 
  • arada bir horlanma, 
  • ötekileştirilme... 
  • diğer yanda yok İşid 
  • yok çözüm süreci, yok peşmerge, 
  • Irak, Suriye 
  • yav hiç olmazsa Adanaspor tarafında bir huzur bir dinginlik derken, 
  • her gün yeni bir olay, 
  • her gün yanan ateşe benzin dökmeler,
  • yahu hep beraber bir durun, bir sakinleşin. 
  • Bırakın laf sokmayı, açıklamayı,
  • haklıyı haksızı, güç savaşlarını. 
  • Biraz huzur verin...
  • Başkan bir açıklama yapar, 
  • hoop tribün liderinden bir kontra, 
  • bre ne oluyor derken, basın sözcüsünden kaleşnikoflu başka bir açıklama, yöneticilerden ve taraftardan anlamsız trol hesaplar, birbirlerine laf çakmalar.
  • Lanet olsun size de takımınıza da diyesim geliyor... 
  • ama ulan bu kadar senenin savaşını niye verdik diye bir iç ses uyarıyor, susuyor, yutkunuyorum.
  • Başkana sesleniyorum, 
  • Basın sözcüsüne sesleniyorum, 
  • Yöneticilersesleniyorum, 
  • Tribün liderine sesleniyorum, 
  • Taraftara sesleniyorum. 

  • ''YAHU BİRAZ  HUZUR VERİN!!!

Adanaturuncu.com’dan

Yazar: Editor
2014-04-23 12:31:54

Yine Isı Yükselecek Evet 

Ama bu sıcak günler Adanaspor gündemine dair.

Futbolcu veya Teknik Direktör üzerinden yine Bayram Akgül eleştirisi olacak, diye düşünüyorum. Amaç, bir tür "devrimle" Adanaspor yönetimine geçmek. Nereden biliyorum bunu? Yıllardır yaşadıklarımızdan, nereden olacak!

[Böyle bir değişiklik Adanaspor için daha iyi mi olur ve şampiyonluğa nihayet uzanırız, yoksa daha kötü mü, işte onu bilmem.]

Bunları Bayram Akgül de biliyordur.

Eğer devam etmek gibi bir niyeti varsa yeni sezonda "çok güçlü" bir takım kurmak zorunda!

Değilse hem onu hem de Adanaspor'u çok daha zor günler bekler.

Deplasman Üzerine

Deplasmana gitmek bir keyif işidir ve bütçe meselesidir.

Az da olsa gereken o masrafı karşılayacak olan ve "canı isteyen" deplasmana gider. Sözün özü deplaman bir mecuriyet değil bir eğlencedir, heyecandır, şenliktir, şamatadır, ne güzeldir. Fakat deplasmana gitmek üzerinden seçkin, fedakar, müthiş taraftar profilini kendine paye edinmek biraz komik olur. Oradan bir argüman geliştirip, ben en büyük taraftarım demek biraz artistlik gibi geliyor bana.  

Veya ibadetini karşısındakinin gözüne sokmak gibi bir şey... Bana ne, inan inanma, ibadetini yap veya yapma, ama gittiğin camiden, kiliseden, havradan, bana en büyük Müslüman, Hıristiyan, Budist, Şamanist edebiyatı da yapma lütfen kuzen.

Küfür Üzerine 

Futbolcu, adı üzerinde işi bu! Futbol oynayacak ve giydiği formanın hakkını verecek! 

Kötü oyununu sürdürürse protesto edilir! Dünyanın en olağan tepkisidir bu! Ama küfür? Orada şahsen dururum! Onun profesyonel olması, edilen küfürleri yok sayması gerektiği anlamına gelmez!

Küfreden, ettiği o küfrü yemeye de hazır olmalı.

Bu noktada futbolcuya, hocaya, taraftara, başkana ayrı ayrı bir mağduriyet ya da kutsiyet  yüklemiyorum.

Şu futbol camiasında saygı duymadığım bir sürü şey var; ama bu saygı duymamak onlara saygısızlık yapacağım anlamına da gelmez. Fikrim budur! Tanju'yu bile bu çerçeve içinde eleştirdiydik.

Teknik Direktör Üzerine

Konuya ilişkin görüşlerimi lig bitince yazacağım. Ta önceki sezon bir ayıp etmiş, görevdeki bir hoca üzerine isim önermiştim. Aynı hatayı yapmayayım.

Başkan Üzerine

Şampiyonluğa gidecek takımı bu sefer kurması mecburiyeti, bizi oyalamadan, işleri ertelemeden, son dakikaya bırakmadan yapması koşuluyla yine Bayram Akgül derim.

Bu, 10. sezon! Süper Lig'e dönme zamanı gelmiş de geçiyor artık. Bu hamleyi yapmak zorunda

Değilse taraftarın makul protestosunu durduracak ne gücüm var ne de öyle bir niyetim olur.

Aslında bu tepki meselesini her sezon sonu ve başında yazıyoruz, kayıtlarda duruyor. Ve her şey de öngördüğümüz gibi gelişiyor ne yazık ki... Ama burada bizi biz okuduğumuz için yazdıklarımızın sürece herhangi bir etkisi, katkısı olmuyor.

Durum şimdilik böyle.

Yeni sezonun bambaşka güzellikte olması umuduyla. 

Yazar: Editor
2014-03-24 06:53:22

Ne Diyeyim?

Sadece yetenek işi olsaydı futbol birçok yıldız adayı parlayıp sönmezdi, erkenden kaybolmazdı.

Futbol eğitimi yetenek kadar önemli değil midir?

Avrupada birçok futbolcu muhtemelen diyeyim, o yetenekle değil de erken yaşta aldıkları futbol eğitimiyle oynuyorlardır.

Bir de zeka işidir futbol.

Hangi iş zekasız olur ki, diyeceksiziniz.

Haklısınız.

Hamallığın da kendi prensipleri içinde bir zekası vardır. Nasıl yükleneceksiz, ağırlık noktaları nelerdir, adımlar nasıl atılacak, belin durumu hangi açıda olacak gibi...

Tabi baştan sona bir mücadele olan futbolda daha parlak bir zeka lazım ki maç boyunca sürsün ışıltısı.

  • Örneğin tehlikeli bölgede 
  • kendi aranda 
  • antrenmanmış gibi paslaşıyorsan 
  • rakibi yok sayarak 
  • bu bir zeka problemidir, 
  • algı sorunudur, 
  • eblehleşmektir.

Bunu üst üste 3 kere yapmak vahimdir. Mecazen beynin burundan sümük diye akmasıdır.

  • Evet, savunmak bir zeka işidir, 
  • saldırmaktan çok daha fazlasını ister... 
  • Kalede, sağda, solda ortada vs...

Doğal bilgiye göre eşek aynı çukura iki kez düşmezmiş.

Ne diyelim, bu saatten sonra zeka ışınlanacak deği ya, Allah bize biraz şans ve sabır versin.

Ha, bir de bu arızaya laubalilik eklenince, lakaytlık yani iş daha da sarpa sarıyor.

30. dakikada maçın üstüne yatmaya çalışan aymazlık da işin cabası...

Lafım çok da, şimdilik bu kadar...

Yazar: Editor
2013-09-29 20:29:53

1'e Razı Olmak

Bir kere şu yüzde işinde yanıldık.

Lafı dolandırmaya gerek yok. 

Gerçi Ergin gol attı ama resmiyeti olmadı:))

Marko, rakibin pas trafiğinde kayboldu.

Orta sahayı ilk dakikadan itibaren ele geçirdiler ve adeta pozisyon vermediler.

Fethiye saygı duyulacak bir rakip. Sıralamadaki yerine aldandık galiba. Takım da aldandı ben de... (Ama birader galibiyetin çok zor olduğunu söylemişti maçtan önce.)

Hakem konusunda yanılmamış olabiliriz. Rakibe daha yakındı verdiği kararlarda. 

Fakat bu maçı almamıza engel olan hakem değildi. Adamlar tıkır tıkır top oynadılar ve nefes aldırmadılar. 

Tüm bu olumsuzluklara rağmen golü bulmak müthişti. O noktadan sonra galibiyeti korumamız lazımdı. Ne var ki yine bir frikik sorunu Manisa'nın ilk golünde olduğu gibi... 

Olmadı.

Yenilebilirdik de.

Şu genel 90 dakikalık sahnede değil, öne geçtikten sonra tek puana razı olmak fena bir şey. Yoksa 1 puandan fazlasını hak edecek bir futbol oynayamadık.

Yazar: Editor
2013-09-21 10:48:34

Ne olur?

Yıllardır biliyoruz ki bu lig enteresan bir lig.

Dengelerin hiç sıkılmadan rahatlıkla değiştiği bir lig.

Bu dengelerin değişmesi de koşulların değişmesine bağlı.

Neden sonuç ilişkisini lehine çeviren en azından o maçta istediğini alıyor.

Tabi bu denge o maç içinde de değişebiliyor.

Nedir,

Ayakta kalan kazanıyor.

Kibirli olan değil, savaşçı olan kazanıyor. 

Tavşanlı, mücadele eden, maç içinde kalmaya çalışan bir takım.

İBB'deki kibir onlarda yok.

Onlar da kendi güçlerinin farkında. 

Kora kor bir oyun olacaktır.

Evet,

Mücadele eden

ve daha akıllıca davranan kazanacaktır.

Maraş deplasmanında, bir deplasman takımının gereğini yapan Adanaspor istediğini aldı.

İBB maçında yine bir deplasman takımı gibi davranıp oyunu o taktikte kabul eden Adanaspor istediğini yine aldı.

Tavşanlı maçı da neden böyle olmasın?

Şimdi belli bir gücümüz var,

moralimiz de var.

Bunların olumluya dönmesi için, maç içindeki sekansları iyi analiz edip değerlendirmek gerekecek.

Kazanabilir miyiz?

Özellikle son iki haftada gör dük ki bu pek ala mümkün...

Kaybetme ihtimali var mı?

Deplasmandayız neticede. Tabi ki var.

Beraberliğe yine razı mıyım?

Razıyım, uzun bir lig ve her puan kıymetli.

Son tahlilde?

Kazanırız: %40

Kaybederiz: %20

Beraberlik: %40

Ama biz öne geçersek sonuç Manisa maçı gibi olmaz derim, Maraş maçı gibi olur.

Umuyoruz...

Yazar: Editor
2013-09-19 09:55:32

Güzel

Mücadele kazandı.

İnat kazandı.

Yardımlaşma kazandı.

Sabır kazandı.

İnanç kazandı.

Çalışma ve çaba kazandı.

Koşulları değiştirmek kazandı.

Sonuçta Adanaspor kazandı.

Adanaspor bu maç itibariyle bir "takım" görüntüsünü net olarak vermiştir. Bu, mutluluk verici bir tablodur.

Başta, ayrıca parantez açacağımız Ercan Albay ve futbolcuları kutluyoruz.

Tek tek...

Ve 90 dakika susmayan Turbeyler de bu eksende bir övgüyü hak etti. 

Bu iki galibiyetin bir anlam taşıması, üçüncüsüne bağlıdır dersek abartmış olmayız sanırım.

Rakip kağıt üstünde kolay gibi görünen ama gerçekte son derece sert ve mücadeleci olan bir takım. Önce, yenilmemek için bir plan yapmak mantıksız olmaz gibi. 

Evet,

lige tutunmak anlamında şimdi daha umutluyuz.

Sevinip bu iki galibiyetin keyfini çıkarmak her Adanasporlunun hakkıdır. 

Yazar: Editor
2013-09-16 18:08:24

Foto

Hem sevinçli hem de sonu -anlamsız bir biçimde- olaylı Maraş deplasmanının maç ve tribün fotoğrafları Foto-Yorum 'da.

62 kare...

Yaslı gitti şen geldik...

Epeydir deplasman galibiyeti alamayan takımımızın şu ekstra zor dönemde aldığı 3 puan bir parça moral verdi.

Ama abartmamalı.

Durumu görmezden de gelmemeli.

Dilerim bir uyuşturucu etkisi yapmaz bu galibiyet.

Klasik bir laf olacak:

Bu galibiyetin bir anlam taşıyıp taşımayacak olması

liglerin lüzumsuz takımlarından biri olan

İBB maçın bağlıdır. 

 

Maç fotoları için...

Tıklayınız 

Yazar: Editor
2013-08-27 10:38:17

Asla

Adanaspor Başkanı

Kimselere yalvarmaz,

Yalvarmadı da,

Şairin, "kırıl ama eğilme" dediği gibi

Kırıldı ama eğilmedi.

Helal olsun.

Gururlu ve dik bir İnsan.

Helal olsun.

Lafını yemez, sözünden dönmez.

Helal olsun.

Hakikaten öyle...

Ama

Adanaspor taraftarı da yalvarmaz,

Her manada kırılır,

Kırılır ama

Eğilmez,

Adanaspor taraftarı çıtası yüksek bir topluluk oluşturur.

Küçük hedefleri kendine ideal seçmemiştir.

Otuz defa saymayalım kimleri gördüğünü, ne başarılara tanık olduğunu, nelerin gelip geçtiğini...

Ve fakat

siz bu güzel insanlar topluluğunu hangi ruh haline soktunuz böyle. İğneyle kuyu kazdık 8 senede, şimdi onu bir hamlede yok eder oluyorsunuz.

Neden

Sayın

Bayram

Akgül?

Ağaçlara değil de ormana bakınız...

Nedir bu tavır, 

Kime,

Neden?

Yazar: Editor
2013-08-21 18:52:45

Neler Oluyor?

Bakalım Ekrem Al son açıklamasında ne dedi veya ne ima etti. Gitmesine üzülmedim ama hocanın ima ettiği durum enteresandır! Cümleler aşağıdadır ve yoruma da son derece müsaittir.

  • 1 aydır kamp yaptığımız ve birlikte çalıştığımız takım sanki yoktu
  • Mahalleden bir takım çıkartsaydık bu kadar kötü olamazdık.
  • Bunun nedeni, sebebi nedir diye sorarsanız ben de bilmiyorum.
  • Futbolcuların sergilediği bir oyun ama bunun baş sorumlusu benim.
  • Demek ki 1.5 aylık süre içerisinde olumlu işler yapamadık ki böyle bir görüntü ortaya çıktı.
  • Samimi bir şey söylemek istiyorum böyle bir şeyi beklemiyorduk.
  • Futbolda mağlubiyette olur, iç sahada yenilgi de olur ama rakibe boyun eğmek, kendi sahanda aciz duruma düşmek, lakaytlaşmak bizim felsefemiz dışındaydı ama gerçekleşti. 
  • 1 aylık süreci geçirmemiş, şehirden toplanmış bir takım gibiydik.
  • Bizim ekipten 11 kişi seçip sahaya çıkarsaydık böyle mi olmalıydı.
  • Biz ne kadar hata yapsak bile, hatalı on bir bile çıkarsam insanın koşmasını, savaşmasını, ruhunu engelleyecek ne yaptık ki?
  • Daha önce de bu takımda çalıştım. İsteyen, koparan ama zaman zaman mağlup olan ve galip gelen bir ekiptik.
  • Böyle bir görüntüyü beklemiyordum.
  • Futbolcular suçlu da biz ak kaşık değiliz.
  • Futbolcuyu da toplumun önüne atacak kadar da aciz durumda değilim.
  • Bu işin sorumlusu benim.
  • Bu takımı ben sahaya sürdüm ve sorumlusu da benim.

Sahi, 

Nedir bu yaşadığımız?

Soralım o zaman? 

Sorular:

  1. Ekrem Al daha öce mi gönderilecekti?
  2. Bayramdan önce bu yüzden mi Ercan Albay’la görüşüldü?
  3. Ercan Albay o sırada transfer istedi mi?
  4. O görüşmede anlaşma oldu mu aslında?
  5. Neden ilk maç beklendi?
  6. Neden Orduspor maçı ve 3 puan feda edildi?
  7. Ekrem Al’a bir kumpas mı kuruldu?
  8. Başkan, bir hatayı başka bir hatayla mı örtüyor?
  9. Ercan Albay bizim maçlara hep böyle gelir mi boş olduğu zamanlarda?
  10. Bayram Akgül, Ercan Albay’da 15 yıldır PTT 1.Lig takımlarının göremediği neyi gördü de takımın başına getirdi?
  11. Yeni hoca açısından; Adana’yı tanımak, bu ligi tanımak mıdır?
  12. Takımın başına Adanalı bir hoca getirdiklerini mi zannediyorlar?
  13. Ercan Albay’a kaç hafta dayanılacak?
  14. Başkan, taraftara ceza mı verdi kendince?
  15. Eğer böyleyse neden?
  16. Taraftarın genel kabül ve sevgisi ve saygısını neden görmezden geliyor?
  17. Bayram Akgül şampiyon olmak istemiyor dedikodularından geçtik, takımı küme mi düşürmeye çalışıyor aslında?
  18. Başımızda bir Vanspor örneği mi var yoksa?
  19. Bu keyfiyet ne kadar sürecek?

Bu arada,

Keşke Ekrem Al bir e-mektup atsa da açıklasa asıl düşüncelerini.

Yazar: Editor
2013-08-20 17:13:59

Hatırlatma

İmalı bir e-mektup geldi. Belki doğrudan bizi ilgilendirmiyor ama yine de şu dönemde susup kaderimize razı olmadığımıza dair bir açıklama gerekiyor şurada. 

Hemen şu notu geçelim: Dilerim futbol muhataplarımızı eleştirdiğimizde onlara ana avrat sövmemizi de filan beklemiyorlardır.

Şöyle bir şey:

Kimselere hesap vermek gibi bir kaygımız, vicdan azabımız veya derdimiz yok ama kimselere sorgulatmayacağımız Adanasporluluk sorumluluğuyla konuya ilişkin birkaç bağlantı veriyorum aşağıya, hepsini değil üstelik. Hatırlatalım bir, neler yazmışız süreçte... 

kaplanpenche'yi o sırada yeterince takip etmemiş olanlar
aşağıdaki bağlantılara bakabilirler.
Biz burada neleri eleştiriyoruz, isimlere mi biat edeceğiz? Ama milletin keyfi olsun diye de vicdansızlık da yapmayacağız...

Şunu doğrudan paylaşayım:
7 Haziran tarihli bir yazı: Bağlantısı da şu: 
 

Gelelim Adanaspor konusuna:

Adanaspor Ekrem Al ile anlaşarak, kendilerinin ifadesiyle, sadece yeni bir yapılanmaya soyunmamıştır. 

Çok net olarak hedef de küçültmüştür. Bana göre bu hedef kümede kalmaktır.

Bu, aynı zamanda heyecansız bir kitlenin de yapılandırılması anlamına gelir.

Öngörümüz şudur:

Adanaspor tribünde de küçülecektir böylece, ister istemez.

Zira genç futbolsever öyle çapsız cansız heyecansız işlerle uğraşmaz.

Onlara idealler ve hedefler ve coşkular lazım. İki takımlı Adana'da mesele böyledir.

Korkarım ki daha genç kitleden daha az taraftar edineceğiz. 

Şampiyonluk yatırımı hiç yapılmadı, Ekrem Al kararı bu yatırımın hiç yapılmayacağının çok somut bir kanıtıdır.

Masrafsız bir Hoca, takım, kulüp; şampiyonluk gelirse ne ala (ki bu bir mucize olur şu sahnede) gelmezse kendi yağında kavrulmaya çalışırken sonunda tavayı yakan bir  bir camia oluruz. 

Alt yapıya daha çok yatırım ile (ki böyle bir yatırımın olup olmadığını hiç bilmiyoruz) çok uzun vadede bir Ajax modeli hedefleniyorsa bu da taraftara açık bir şekilde izah edilmelidir. Ama bunun için bile Ekrem Al doğru bir isim değildir. Çok yakında bir Eyüp Hoca gerçeği dururken üstelik...

Neticede süreçten şahsen hiç hoşnut değilim.

Bekleyip göreceğim.

işler iyi giderse sevineceğim,

kötü giderse fena eleştireceğim.

Bu sene böyle, Başbakanımızın dediği gibi "kimse kusura bakmasın..." 

**
22 Haziran Yazısı
4 Haziran yazısı
http://www.kaplanpenche.org/yazi/Ilk_hamlede_hayal_kirikligi
23 Temmuz Yazısı
16 Temmuz yazısı
13 Temmuz Yazısı
10 Temmuz Yazısı
8 Temmuz Yazısı
20 Haziran yazısı
19 Haziran Yazısı
13 Haziran yazısı
3 temmuz Yazısı

Bu kadar yeterli olur umarım.
Saygılar...
 
Evet,
Adanaspor'u dar günde desteklemeye devam edeceğiz... 
ve fakat...

Yazar: Editor
2013-08-19 09:55:42

Bilmiyorum

Bu akşam Orduspor ile ne yaparız, bilmiyorum.

3 puana yakın olan biz miyiz, bilmiyorum.

Tiago o eski Tiago mu, bilmiyorum.

Talha eski günlerine dönebilecek mi, bilmiyorum.

Ali Zorlu da bildiğimiz futbolunu sergileyebilecek mi, bilmiyorum.

Fabiano takıma katkı koyacak mı, bilmiyorum.

Tolgahan performansıyla bizi ve eleştirileri mahcup edecek mi, bilmiyorum.

Gençler birer Kaplan olup savaşacak mı, bilmiyorum.

Bilmiyorum... 

Ama bildiğim birkaç şey var:

  • Adaletsizlik, 
  • futbolu particiliğe alet etme, 
  • kayırıp kollama, 
  • para ve transfer ile ayartma falan…

Örneğin dün akşamki bir TRT programında Tanju Çolak, Bakanın, yanı Samsunlu (veya Samsunspor'dan sorumlu) Spor Bakanının, Samsunspor’un Sivasspor’dan Abdülkadir’i alabilmesi için devreye girmesini istiyor.

Yani?

“Adaletsizlik” resmen meşrulaşmıştır. Yıllardır eleştirdiğimiz husus fena halde olağanlaşmıştır. Bu konuda herhangi bir sıkıntı, ar vs kalmamıştır. Belediye destekli takımların müthiş transferleri de çırılçıplak ortadadır aynı #adaletsizPTTbirincilig konusunda…

Bu sahnede,

Adanaspor’u gücüm, heyecanım, sabrım yettiği sürece destekleyeceğim.

İşte bunu biliyorum.

Yazar: Editor
2013-07-25 19:15:24

Transfer dönemi klişeleri

(Bu da eski bir yazıdır, ta 2009 Haziranından. Ama yeni gibi işte)

Mevsimi gelince, aşina olduğumuz sözler bunlar. Biz birkaçını hatırlatalım, devamını siz getirin:

  1. Falanca kulüp der ki: Bize, filanca oyuncu için herhangi bir teklif yok.
  2. Filanca futbolcu der ki: Bana veya menajerime gelen herhangi bir teklif yok.
  3. Falanca kulüp der ki: Filanca oyuncu bizim sözleşmeli futbolcumuzdur, biz izin vermeden hiçbir yere gidemez.
  4. Filanca futbolcu der ki: Ben zaten kundaktan beri falanca takımlıyım. Ebem beni o renklere sarmıştı ilk.
  5. Falanca kulüp der ki: Bu formaya layık transferler yapacağız.
  6. Filanca futbolcu der ki: Kulübüme para kazandırmadan bir yere gitmem.
  7. Falanca kulüp der ki: Bu transfer dedikoduları kulübümüze zarar vermektedir.
  8. Filanca futbolcu der ki: Bu transfer dedikoduları beni yıpratmaktadır.
  9. Falanca kulüp der ki: Taraftarımız bize güvensin.
  10. Filanca futbolcu der ki: Şampiyonluk yaşamaya geldim.
  11. Falanca kulüp der ki: Bu forma her futbolcuya nasip olmaz.
  12. Filanca futbolcu der ki: Burada olmaktan çok mutluyum.
  13. Falanca kulüp der ki: Biz büyük bir camiayız.
  14. Filanca futbolcu der ki: Büyük bir camiaya geldiğimin bilincindeyim.
  15. Falanca kulüp der ki: Alamayacağımız futbolcu yok.
  16. Filanca futbolcu der ki: Hayallerimin takımına geldim.
  17. Falanca kulüp der ki: Taraftarımız bana güvensin.
  18. Filanca futbolcu der ki: Burada ikinci baharımı yaşayacağım.
  19. Falanca kulüp der ki: İstikrardan yanayız.
  20. Filanca futbolcu der ki: Bana inananları mahcup etmeyeceğim.
  21. Falanca kulüp der ki: Transferde çok dikkatli davranıyoruz.
  22. Filanca futbolcu der ki: Takımı layık olduğu yere getirmek için ben ve arkadaşlarım elimizden geleni yapacağız.
  23. Falanca kulüp der ki: Nokta transferler yapacağız.
  24. Filanca futbolcu der ki: Benim için para ikinci planda.
  25. Falanca kulüp der ki: Sokağa atılacak paramız yok.
  26. Filanca futbolcu der ki: Bu sezon tüm kupaları alacağız.
  27. Falanca kulüp der ki: Bu sezon tüm kupaları alacağız.
  28. Diye devam eder...
Yazar: Editor
2013-07-22 16:11:18

Bir Taraftarın Hissiyat Olarak Portresi

Kombineler açıklandı

Fiyatlarını biliyorsunuzdur. Tekrar etmeyelim. Genel olarak bütçelere uygun. Ha, şu ekonomik krizde evin temel masraflarının dışına çıkıp ayrıca özel harcamalara yönelmek de her babayiğidin harcı değil artık. Onu ayrı tartışırız

Şahsen ne oluyor biliyor musunuz? Aslında biliyorsunuz.

  • Sezon sonu hayal kırıklığı ile bir yılgınlık.
  • Aynı hafta içinde derin bir umutsuzluk.
  • Birkaç gün daha geçince tanımlanmaz bir yalnızlık.
  • Transfer dönemi yaklaşınca tedirginlik.
  • Geciken transferlerle birlikte bir kırgınlık.
  • Öfke patlamaları.
  • Eleştiri bombardımanı.
  • Ki haklılık payı yüksek olan sitemlerdir bunlar.Felaket analizleri.
  • Hemen akabinde küslük;
  • Bir daha maça gitmeyeceğimler,
  • O tribünün önünden geçmeyeceğimler,
  • Futbol yok artık, demeler,
  • Memlekette başka mesele mi yok, 
  • diye kendinden kaçmalar.
  • Kombine alırsam ne olayım, feryatları.

Zaman az daha geçince yeni sezonun ilk maçlarına doğru şöyle bir kendine geliş.

Takımı yalnız mı bırakacağız ele güne karşı diye manevi bir diriliş.

Transfer için mi sevdik, şeklinde motivasyonlar.

Yahu kombineler nerede satılıyor, diye olağanlaşmalar.

Fikstür çekimi ile birlikte avantaj-dezavantaj analizleri.

Derken ilk maça doğru nerede kalmıştık lafları,

Ve Vira ulan deyip formaları kuşanıp bayraklarla donanmak…

  • Evet,
  • Kombine de alacağız,
  • Maça da gideceğiz, (Umarız ki başkan da gelecektir, -zira Adanaspor bu- takım potaya girdiğinde mutlaka orada olmak isteyecektir haliyle, o keyiften kendini niye mahrum etsin ki...)
  • Bu takımı da sonuna kadar destekleyeceğiz.
  • Her zaman olduğu gibi…

Ben bunları kendi ruh halim için yazdım, ama zannederim ki bir çok taraftar benzer bir hissiyattadır.

Not:

Şimdiye kadarki eleştirilerimizi unutmadan ve eleştiri haklarımızı saklı tutarak yazıyorum bunları.

Yazar: Editor
2013-07-13 10:40:47

Bayram Akgül

Başkan'ın açıklaması hala aklımda. Daha doğrusu şu transfer sürecinde aldığı eleştirilerden duyduğu kırgınlık ve içine düştüğü yalnızlık hissi... aklımdan çıkmayan.

Kırgınlık ve yalnızlık hissi derken, açıklamasından edindiğim izlenimler bunlar psikologluğa yeltenmiyorum yoksa.

Neticede üzülmüş başkan.

Maçlara gelmiyorum, çıkışı da en kederli halin sözleridir.

Çünkü ben de aynı duyguları yaşıyorum her transfer dönemi: Kombine almayacağım, maçlara gitmeyeceğim diyorum transferler böyle giderse, filan... (Kombine de alıyoruz maçlara da gidiyoruz.)

  • Kırılıyorum başkana 
  • çünkü benim de taraftar olarak 
  • tutunacak dalım yok ondan başka. 
  • Adamlar nereden geldiği meçhul paralarla 
  • aldıkça alıyor, 
  • üstelik nispet yapıyor, 
  • dalgasını geçiyor 
  • biz de bakıyor ve bekliyoruz.

Hayır, bunları Başkanı köşeye kıstırmak için yazmıyorum. Sadece taraftarın ruh halini anlatmaya çalışıyorum. Eğer DS ile aynı ligde olmasaydık bu süreç bu kadar sert geçmeyecekti eleştiriler ve kırgınlıklar açısından. Ama işte şehirde başka bir takım var ve adamlar kışkırtıcı transfer yapıyor.

Taraftar umar bekler ister, doğaldır bu. Başkanın bu ruh halini de anlaması gerekir. 

  • Elbette kolay değil 
  • anormal bütçelerle 
  • ve hükümetin 
  • şampiyon olacak 
  • diye işaret ettiği takımlarla 
  • mücadele 
  • etmek.

Ama işte taraftar koca bir camianın tüm bunlara rağmen küçük düşmesini istemiyor. Koşullardan dolayı da ortaya çıkan bir durumsa da taraftar hazmedemiyor Adanaspor'un küçülür olmasını.

Çünkü bu, sadece sezona özgü bir durum olmaz, gelecek yılları da etkileyecek bir kanser hücresi olur, gün gün erimemize yol açar. Yaşlılar takımı diye bir algı yaratırken genç taraftarı iyice kaybederiz. Bunlara iki transferle mi engel olacağız? Tabi ki hayır. Transferler; heyecanlı, genç, çoğalan bir tribünün önemli bir nedenidir onun dışındaki organizasyonlar da meselenin başka bir boyutunun fotoğrafını verir. 

Taş Köprü kutlamaları ve Facebook Kaplanlarının organizasyonları bir açığı kapatmaktadır. Daha fazlası nasıl olur bunu da yönetim düşünüp uygulayacaktır. Sadece Başkanın görevi değildir orada, belki yetki verip görevlendirmeleri de bazı çözümler üretecektir bu manada.

Neyse, konudan uzaklaşmayayım.

Dost acı söyler hesabı bizimki. Bu sezon da işler ters giderse ve o derbilerde yine üzülürsek çok ıstıraplı bir sezon geçiririz. Bunu söylemek müneccimlik filan olmaz elbette. Görünen köy kılavuz istemez. 

Bu yüzdendir transfer diye bastırmamız.

Evet, hakikaten zordur bu işe iddialı bir bütçe ayırmak.

Ama Adanaspor'u günden güne erirken görmek de çok zor.

Feryadımız bu yüzden.

Ha gayret Başkanım diyoruz. Bir risk, bu camia adıyla bile rakiplerini şöyle bir silkeler, güzel iki üç isim, bir kaleciyle  yine iddialı oluruz. Tamam, bu sezon yokuz diyelim ama sadece diyelim. Zira Adanaspor bu ligin elbette doğal şampiyonluk adaylarındandır.

Yoksa tabi ki gidip destekleyeceğiz.

Tabi ki o tribüne gövdemizi ruhumuzu her şeyimizi yine koyacağız.

Tabi ki bu bayrağı düşürmeyeceğiz.

Ama hadi, bir gayret, bir parça risk, bu taraftar kimseyi yarı yolda bırakmadı, sizi hiç bırakmaz. 

Sitem edelim, zira dostanedir sitemler; ama küsmeyelim.

Vira!

____________________

Geçirdiği rahatsızlıktan dolayı

ameliyat olan

sevgili İbo Dayı'ya acil şifalar diliyoruz. 

Görülecek şampiyonluklar var daha, nereye öyle! 

Yazar: Editor
2013-06-15 16:55:42

Vira

Alt yapı organizasyonu itibariyle

Adanaspor eski günlerine dönmüştür, demek bugünlere haksızlık olur

Evet, eski günlerimiz çok heybetliydi alt yapıda da.

Özellikle Sami Bayraktar yönetiminde, Tamer Güney, Gündüz Tekin Onay liderliğinde…

Fakat bugün itibariyle Adanaspor, alt yapısı tarihsel başarılara bırakın imza atmayı, mühür vurmuştur.

  • Alt kategorilerin çoğunda yerel liglerde şampiyonluklara ulaşırken 
  • U19 ile bizce Türkiye şampiyonluğunu paylaşmıştır Nazilli ile. 
  • Ama evet
  • resmen Türkiye 2.si olmuştur.
  • Müthiş…
  • Göneniyoruz…

Şimdi de

U16 ile son 4’e kalmıştır Türkiye şampiyonasında.

Malatya’daki elemelerde Rakiplerini

1–0 (Muş),

2–0 (Kahramanmaraş),

3–0(Diyarbakır) yenen U16’lar da

şimdiden kalbimizi fethetmiştir.

Şimdi alt yapılardan

yeni Feyzullahlar, Kayhanlar, İsmailler, Mustafalar, Reşatlar, Adnanlar, Bülentler çıkarma zamanıdır.

Eyüp Arın’ın açıklaması şöyle:

  • Bu altyapımız için gerçekten büyük bir başarı.
  • Altyapımızda -yaş gruplarında- 
  • hakikatenyetenekli oyuncularımız var. 
  • Birçok yaş grubumuzdaki oyuncularımız kendilerini gösteriyorlar. 
  • U-19'lardan sonra U-16 takımımızın da 
  • son dört takım arasına girmesi 
  • hepimizi sevindirdi. 
  • Teknik heyetimizi ve oyuncularımızı kutluyorum.

Tekrar Teşekkürler

Eyüp Hoca, İsmail Hoca, Serbay Hoca, Ali Hoca, Recep Hoca, Fuat Hoca, Altan Hoca… 

Yazar: Editor
2013-05-20 14:14:07

Adanaspor Alt Yapıları Sildi Süpürdü

Futbolda alt yapı olmazsa olmazdır. Buna kim itiraz edebilir. Klişe bir iki laf edeceğim: Alt yapısı olmayan bir kulüp sadece güne oynar, eldeki yer, yarını bilemez. Kötü bir mirasyedi bile olamaz çünkü bıraktığı, bırakacağı bir mirası zaten yoktur. Hep mahkûm olur başkalarına, bir nevi sömürgedir. İflası kaçınılmazdır.

  • Eskilere gittiğimizde futbol alt yapı zenginliği açısından göreceğimiz şudur; 
  • Bursaspor, 
  • Adanaspor
  • Altay, 
  • Beşiktaş 
  • ve Trabzon’un bu anlamada kurumsallaşmaları…

Trabzon yıllar önceki çıkışını o alt yapılarıyla gerçekleştirmişti.

Beşiktaş en güzel yıllarını yine alt yapıdan gelen futbolcularıyla sağlamıştı.

Bursaspor’un önceki yılda kazandığı şampiyonluk elbette tesadüf değildi. O eski yatırımları sonucudur.

Altay’ın şimdilerde yokları oynamasının nedeni de muhtemelen o alt yapı aktifliğini kaybetmeleridir.

  • Adanaspor’un bu gelişmede 
  • geri düşmesinin en büyük nedeni 
  • o malum trafik kazasıdır 
  • ve o kazada ölen Sami Bayraktar hocanın boşluğunun dolamamasıdır.

O sırada elbette büyük başarılar elde edildi alt yapıdan gelen Feyzullah, Kayhan, İsmail, Mustafalar, Nevzat, Razık ve daha birçok futbolcu ile.

Alt yapının sağlam olması için Gündüz Tekin Onay’ın ve Tamer Güney’in emekleri asla unutulmaz.

Ve

Bugünlerde Eyüp Hoca önderliğinde, özellikle 2012–2013 sezonunda Adanaspor alt yapısı yerel ligi adeta sildi süpürdü:

U14

U16

U17

U19

Kategorilerinde şampiyon olarak Türkiye şampiyonalarına katılmaya hak kazandı.

U17 ve U19 kategorilerinde de bir üst aşamaya geçerek daha büyük hedeflere yol almış durumdayız.

Nedir?

  • Biz buna sevinmeyi bilmeliyiz şimdi.
  • Bu gençler arasından gelecek futbolcularımız 
  • bizim turuncu ufuklara bakmamızı sağlayacaktır.

Sadece A takıma odaklanan ötesinde hiçbir şeye dikkat etmeyen biz taraftarları utandırdınız, ama ne mutlu bize.

Tebrikler teşekkürler Eyüp Arınç Hocam.

Tebrikler teşekkürler Serbay Yengel Hocam.

Tebrikler teşekkürler İsmail Akbaş Hocam.

Tebrikler teşekkürler Recep Özdemir Hocam.

Tebrikler teşekkürler Ali Toprak Hocam.

Tebrikler teşekkürler Fuat Kınalı Hocam.

Tebrikler teşekkürler Altan Aksoy Hocam.

Vira Genç Adanaspor…

Yazar: Editor
2012-11-23 21:31:45

Yatırım

Bu bir stat yazısıdır arkadaşlar. Doğrudan "takıma" dair değildir diyeceklerim, zaten daha genel bir meseleye temas etme derdindeyim.

Üzerinde duracağım konunun gazete başlığı şöyle:

Spor’a 3,5 Milyar Yatırım

İyidir.

  • Ülkeyi sporla, özellikle futbolla idare etmeye çalışmak eski bir eğilimdir. 
  • Şimdi de aynısı uygulanıyorsa direkt bu hükümeti eleştirmek eksik bir bakış olur. 
  • Meseleyi bir miras içinde ele almalı. 
  • Sadece ülkemiz için değil, benzer şekillerde yönetilen tüm milletler için de durum ve eleştirisi aynıdır.

Benzer yatırımları eğitime, sağlığa, devlet eliyle açılacak olan fabrikalara, hayvancılığa, tarıma, istihdama filan da bekleriz.

Neyse, konu bu spora yatırım da ana düşünce aşağıda.

Önce haberin devamına bakalım:

“İnşasına başlanan ya da planlanan Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Diyarbakır, Edirne, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İzmir-1, İzmir-2, Kocaeli, Malatya, Mersin, Sakarya, Samsun, Sivas, Trabzon, Bursa, Çorum, Konya, Manisa/Akhisar ve Manisa/Turgutlu statlarıyla ilgili bilgi veren Bakan Kılıç, hiçbir ildeki stadın diğer ildeki statla mimari benzerliğinin bulunmadığını vurguladı.

Elazığ ve Van'da birer stat yapımını gündemlerine alabileceklerini belirtip, bu illerde de ihtiyacın doğduğunu anlatan Suat Kılıç, İzmir'deki statlar için, “Bu konu polemik de yapıldı. İzmir'de, iki farklı yakaya iki ayrı stat yapmayı hedefliyoruz. Örnekköy'de ilk stat için gerekli tüm yasal değerlendirmeleri yaptık. 25 bin kişi kapasiteli tesisin, öncelikle Karşıyaka olmak üzere İzmir futboluna hizmet vermesini planlıyoruz. Diğer yakaya bir stadın daha yapılması için girişimlerimizi hızlandıracağız” ifadelerini kullandı.”

Devam edeyim ben lafıma.

İzmir’e 2 stat yapılması gündemdeymiş. Gerekçe, anlaşılacağı üzere Karşıyaka ve Göztepe.

  • Ama Adana’da durum hiç farklı değil. 
  • Belki daha ileri bir düzeyde ayrışma vardır. 
  • Özellikle belediyenin ve şehrin ileri gelenlerinin tavırları, 
  • bilindiği gibi, 
  • bir Adanaspor’un ötelenmesi 
  • 2 takım taraftarını olabilecek en uç noktalara itmiştir.
  • Bunun sorumlusu ben değilim,
  • herhangi bir Adanaspor taraftarı da değildir.
  • Adanaspor'un şirket filan olması da değildir Adanaspor üzerinden yaratılan bu mesele. 
  • Çünkü Adanaspor şirketleşmeden de sahne aynıydı ki bu katmerli çifte standart yüzünden şirketleşmek zorunda kalmıştır Adanaspor...
  • Evet,
  • Bu ayrılığın sorumlusu Adana Belediyesi ve Adana'nın çeşitli kategorilerdeki ileri gelenleridir.

Böylece,

Adanaspor taraftarının –şehirdeki dehşetengiz bir kulisçilik ve devamındaki haksızlık girdabı karşısında- kendini radikal bir inisiyatifle, bir futbol çemberinde, Adanaspor dışındaki tüm unsurlardan soyutlaması şaşılacak, yadırganacak veya kınanacak bir hamle olarak görülmemeli.

Lafın özü:

Adana’ya da iki ayrı stat şarttır.

  • İki takımın aynı stadı paylaşması, 
  • tasarruf tedbirleri hesabında değerlendirilmemeli. 
  • Zira son derbinin, alışılmışın dışında seyre açılması 
  • dediklerimi "resmen" onaylar mahiyettedir.

Şahsen, aynı stadı paylaşmayı hiç istemediğimi net olarak şuracığa not düşebilirim.

Her iki tarafında ağırlıklı olarak benim gibi düşündüğüne de şahit olmaktayım.

Not:

Bir dahaki yazıda “Türkçe Olimpiyatları” temalı 1TL’ye ilişkin birkaç şey söylemeye niyetliyim dostlar!

Söz konusu yazıyı da “Hay bin olimpiyat” diye bitirmeyi düşünmekteyim; ))

Yazar: Editor
2012-10-11 21:43:29

Böylece

DS yenilgisinin yankıları sürüyor.

Ve taraftarın kederi oracıkta hala… Azalmıyor da…

 

  • Bu yenilgi ile, 
  • futbol tarihinde karşılığı olmayan o kibrin 
  • daha çok muhatabı olmuş durumdayız.

Can sıkıcı bir şey bu!

Sezon sonuna kadar takıma inanmaya güvenmeye eyvallah!

­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­­_________________

Ve FAKAT

–oturup konuştuk İsmail ile-

 

  • BU YENİLGİNİN RÖVANŞI ALINANA KADAR

kaplanpenche sayfalarında                              

  • “ADANASPOR YAZISI OLMAYACAKTIR”

dedik.

Farklı gündemlerle görüşmek üzere..

Not:

Arkadaşlar arıyor, nedir diye.

Dostlar,

Adanaspor'u değil, yazmayı bıraktık bre. Yine maçlara gideceğiz, yine yollara düşeceğiz, ama o yenilginin bir acısı var kalbimizde ve bunun bir tepkisi de olmalı. Bolu'dan da Buca'dan da 4 yemiştik, yenilgi mesele değil. Ve fakat... Bu yenilgiyi içine sindiren beri gelsin... Bunun için o rövanş alınana kadar takımı yazmayacağız. 

__________________

İsmail Eyriparmak

Hakan Tabakan

Yazar: Editor
2012-10-10 10:14:01

Levent Hocanın Açıklaması

  • Taraftarlarımız hayal kırıklığı yaşamasınlar bu maçlık onları üzdüğümüz için bir kez daha özür diliyorum.
  • Telafisini yapacak güce, bilgiye, deneyime sahibiz, bunu da göreceğiz, verdiğimiz sözlerin hep arkasında durduk.
  • Biz şampiyonluğun en büyük adayıyız, hedefimize devam edeceğiz, bundan vazgeçecek karakterde değilim.
  • Geçen sene verdiğim sözü yerine getirdim, tekrar bu sözü yerine getireceğim, kuşkunuz olmasın, mutlu bir şekilde sezon sonunda hedefe ulaşacağımıza inanıyorum.

Bir Adanaspor taraftarı olarak ben H.T. 

Levent Hocanın bu sözlerine ve içtenliğine inanmak zorundayım.

İnanmak zorundayım derken hem bir taraftar algısını hem de Adanaspor’un şu zor eşikteki durumunu vurgulamak istiyorum.

Takım iyi oynamıyor, sorun var, atağa kalkamıyoruz, organize olamıyoruz, kale problem, transfer süreci defolu ve saire ve saire…

Ama…

Şimdi bana umut verecek her söze inanmak istiyorum…

Eleştiririz;

fakat “bir kez daha özür diliyorum” diyen ve gereken önlemi alacağını vurgulayan bir insanın sözünü de -kendi adıma- duymazdan gelemeyeceğimi, meselenin üzerine buradan bodoslama gidemeyeceğimi not edeyim.

Yazının özü şudur: İnanmak İstiyorum…

Yine not: Benim takımla ilgili olarak ne düşündüğüm ve ne hissettiğim fasa fiso! Bir taraftarın ruh haliyle 3 hafta önce istifa der sonra inanmak, güvenmek isterim. Ben pek ala yaşarım bu çelişkiyi, mesele değil! İşte tam da burada, aslolan ve önemli olan Adanaspor’dur ve gerek yakın, gerek uzun vadede geleceğidir.

Bu manada, atılacak her adıma her çabaya inanmak güvenmek gücü yettiğince destek vermek, bir Adanasporluluk davasında… evet...

 

Sevgili Kartal Suat güzel bir söz yollamış Tolstoy’dan: “Hareket etmezsen, zincirlerini fark edemezsin.” diye

Hadi yahu,

7. hafta itibariyle sahada bir hareket edelim ve gerçekten görelim, futbol namına zincirlerimiz mi var ayaklarımızda! Yoksa bunlar zincirleme trafik kazası mıydı?

 

Yine Vira bre!

Yazar: Editor
2012-10-04 22:47:59

Son Maçın Fotoğrafları

  • İşaretlenen bağlantılarda verilen fotoğraflar,
  • en son oynanan
  • Adanaspor-Demirspor
  • maçından...
  • Pazar günü oynanacak DS-AS maçından
  • çok daha kritik bir karşılaşmaydı o.
  • Bir anlamda şampiyonu belirlemişti. 
  • Gayet de güzel geçmişti.
  • Sahada ve tribünde hiçbir sorun yaşanmamıştı.

Maç çıkışında kimi vak-i adiyeden birtakım şeyler olmuşsa da ülkedeki kimi eylemlerden ve protestolardan "tehlikeli"(!) işler değildi.

  • Bakın bugün bile
  • Ankara ve İstanbul'da insanlar "savaşa hayır" eylemleri yapıyor.
  • Olası bir soruna orada nasıl müdahale ediliyorsa,
  • en fena senaryoyla -hani istemiyoruz, ama
  • bu pazar da olası sorunlara öyle müdahale edilebilirdi.
  • Yabancısı olmadığımız uygulamalar neticede...

Uzatmayayım lafı.

Dileyen o güzel maçın fotoğrafları için şu bağlantıyı tıklayıp biraz nostalji yapabilir.

Yazar: Editor
2012-10-04 06:43:10

Sorular

Taraftar iletileriyle bir kaygıyı paylaşıyor.

Şehrin ileri gelenlerinin, aslında dinamizmini kaybetmiş dinamiklerinin kimi atraksiyonlarıyla da Demirspor’un dar gününde önünü kısmen açmak için bu maçı…

Hay Allah, devamını yazmak istemiyorum.

Yani öylesi bir hatır şikesini düşünmek bile istemiyorum. Ki böyle bir şeye ihtimal vermiyorum.

Önce böyle bir işe bahis şirketlerinin takibi hareket alanı yaratmaz, diye düşünüyorum üstelik (Birazdan İsmail Eyriparmak'ın konuyla ilgili bahis oranlarını yayımlayacağız.). Ve bir şike soruşturmasından henüz çıkmışken böyle bir riski kimse göze alamaz, diye eklerim.

Ayrıca Demirspor camiasının da böyle bir organizasyona tenezzül etmeyeceğini düşünüyorum.

Bu maç hakikaten Türkiye’nin en büyük derbilerinden biridir!

Layıkıyla oynanacaktır. Favorisi vardır ama banko kazanacak diye bir ihtimal yoktur. Her Adanaspor-Demirspor maçı gibi bu maç da 3 olasılığa açıktır.

Yeneceğimizi umuyorum, ama bu maça koşulları gereği çokça motive olacak olan Demirspor karşısında puan kaybının dünyanın sonu olmadığını da biliyorum.

Yeter ki maç herhangi bir belaya bulaşmadan bitsin.

Yazar: Editor
2012-09-25 11:51:52

Olacak!

 

Oysa ne kadar da güzel başlamıştık. Metin’in pasında Mbilla golü atınca skorla birlikte oyun da lehimize dönmüştü. Orta sahada Sedat ve Emre çok iyi işler yaptılar ve orta sahadaki sorun çözülmüş gibiydi. Savunma yönünden bakınca pozisyon vermememiz 1461 Trabzon deplasmanında kayda değer bir başarıydı. Maç kontrolümüzde geçiyordu. Ta ki zincirleme hatalarla yediğimiz gole kadar. Karşı karşıya pozisyonda gol kaçtı, ardından İzzet kolay bir şekilde çalım yedi, sonra Ferhat ceza alanında topu ıskaladı. Zülküf de iyi pozisyon alamayınca Ofeidu golü attı ve her şey o dakikadan itibaren tersine döndü.

 

Bireysel olarak bakınca en çok aksayan kişi yine Rahman’dı. Geldiğinden beri belki de en kötü oyununu sergiliyor. Kibong her zamanki gibi gayretliydi ama etkili olamadı. Metin tabiri caizse kendisini hiç üzmüyor. İzzet ve Merthan formsuz. Bunların haricinde Mbilla yine görevini yaptı. Ferhat’ın gün geçtikçe daha iyi olacağını düşünüyorum. Emre Toraman ve Sedat iyilerdi oynadıkça daha da iyi olacaklarını düşünüyorum. Tuna istikrarlı bir şekilde devam ediyor. Kalede Zülküf her ne kadar şanssız goller yese de genel olarak bakınca iyi bir çizgide.

  

Takımımız sezonun belki de ligin en zor deplasmanında küçük hatalarla galibiyeti kaçırdı. Elimizdeki maçı verdik. Ama futbolda hele hele bu ligde böyle şeyler çok sık oluyor. Çoğu takım böyle şeyleri yaşıyor ve bu sezon da böyle olacak. Ben hala takımımızı her ne kadar tam kapasitemize ulaşamamış olsak da ligin en ciddi şampiyonluk adaylarından görüyorum. Umarım önümüzdeki Gaziantep maçıyla da çıkışımız başlayacak. İnşallah 3 hafta boyunca Adana’da oynamayı biz taraftarların da katkılarıyla avantaja çeviririz.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2012-09-18 20:14:59

Coşku ve Hırs

Arka arkaya yaşanan sakatlıklar son günlerde idman temposunun yükselmesinden herhalde.Tolgahan, Tayfun, İlkem, Ahmet ve son olarak da Mbilla bu kervana katıldı.

  • Özellikle Mbilla’nın olmayışı takımı ciddi anlamda etkiledi ama ben yine de bir takımın bir oyuncuya bu kadar bağlı olmaması gerektiğini düşünüyorum. 
  • Demek Mbilla olmasa biz pozisyona girmekte her maç bu kadar zorlanacağız.

Maça gelince kötü oynadık ve içeride iki puan kaybettik. Takımımızın bana göre en önemli eksiği geçen seneki gibi coşkulu oynayamaması. Hani şimdi Rahman kötü oynadığı için çok eleştiriliyor ya takımımız coşkusunu kaybetmemiş olsa bence bunu fark etmezdik bile.

  • Rakibi boğan bunaltan Adanaspor üç maçtır yok. 
  • Hatırlarsanız geçen sene bir faulde bile oyuncularımız toplu halde birbirlerini savunmak için hırsla rakibin veya hakemin üzerine gidiyordu.

Bu sene o hırsı da göremedim. Eğer biz bu hırsı ve coşkulu oyunu tekrar sahaya yansıtamazsak ligin en iyi kadrolarından birine sahip olmamız bile pek bir şey ifade etmez. İşte bu coşku eksikliğine Rahman’ın kötü oyunu, Emre Toraman’ın sahada görünmeyişi, Chibuzor’un ağır kalması, Metin’in yetersiz olması ve Levent Hoca’nın da müdahale etmeyişi eklenince iki puan kaybetmiş olduk.

  • Özellikle dünkü maçtan sonra çoğu kişi süper ligin bu gidişatla zor olduğunu düşünüyor ki şu durumda haklılar. 
  • Ama bu sene geçen seneki gibi yapmasak…

Hani geçen sene liderliği kaybettiğimiz haftanın ertesinde Akhisar maçında yaptığımızdan bahsediyorum. Hem de daha 6. haftada. Liderin 5 puan gerisine düştük diye kıyameti koparmıştık. Oyuncularımızın da deriden kemikten olduğunu unutmayalım.

  • Ciddi anlamda etkilenmişlerdi ve sonraki 5 maçta sadece bir tane galibiyet alabilmiştik. 
  • Yani yapılacak protestonun takımı ileriye değil de geriye götüreceğini tekrardan hatırlatayım.

Ayrıca şunu belirteyim kötü oynamış olabiliriz ama bu ligdeki çoğu takım kadromuza imrenerek bakıyor. Bu takımın toparlanması o coşkulu oyunu tekrar kazanması durumunda bizim bu ligde ilk 2 dışında bir yerde olmamız mümkün değil. Bu toparlanmayı sağlayacak kişi de Levent Hoca.

Yeni gelen oyuncularımızın da katkılarıyla ben hocamızın bu işin altından kalkacağına inanıyorum.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2012-09-14 07:38:16

Kibong ve Mbilla

Çeşitli aksilikleri aştık geldik. Ama şimdi de korkarım ki Kibong ve Mbilla’ya sarmış durumdayız.

  • İsteksizlermiş,
  • keyifsizlermiş,
  • iştahsızlarmış,
  • eskisi kadar heyecanlı değillermiş,
  • yemeden içmeden kesilmişlermiş,
  • ekmek kadayıflı dondurmaya bile bakmıyorlarmış…
  • Ne çabuk? 
  • Nasıl bir hızla eleştiriyoruz?
  • Dilerim adamlar yazılanları, yorumları filan izlemiyorlardır.

İmza atmışlar, kampa katılmışlar, yine çok koşuyorlar. Arada insanlar, futbolcular hatta yarış atları bile, Usain Bolt muhterem standartlarının altına düşerler olağandır bu da. Şuradan bir yargı sistemi oluşturmayı pek erken buluyorum.

  • Üstelik
  • kimseler değil,
  • durumu Kibong ve Mbilla dert etmeli.
  • Çünkü hiç olmadığı kadar “alternatifliler” şimdi!

* Ayrıca Mbilla'yı "pabucu dama atılmış adam" durumuna da düşürmemeli, derim. Onu sahada aktif olarak tutacak en büyük güç, taraftarın sevgisidir.

Her bir futbolcumuz için olduğu gibi...

Yazar: Editor
2012-09-01 07:11:01

İzne Tabii Bir Maç

Yıllardır karşılaşmadığımız bir rakip Ankaragücü. Keşke bu maç süper ligde olsaydı iki takım arasında. N’apalım, yayın akışında bu ligde karşılaşmak varmış.

Ankaragücü’ne en son 14 Aralık 2003 tarihinde Adana’da 3–1 ile yenilmişiz. Golümüzü Ergin Yücetaş atmış. Ankaragücü golleri ise Umut Bulut, Hakan Keleş ve Ceyhun Eriş’ten gelmiş. Cümlelerde, öğrenilen geçmiş zaman kipini (-miş) kullanıyorum, çünkü unutmuşum yahu! Mağlup bellek olanı unutur, siler gider. Faydalıdır böylesi.

Ankaragücü ne durumda kadro olarak bilmiyorum. Genç bir takımmış. Dolayısıyla da mücadelecidir.

  1. O mücadele bizim oyunumuzu bozar mı? Biz izin verirsek bozar.
  2. Baskı kurarlar mı? Biz izin verirsek kurarlar.
  3. Gol koridorlarını açarlar mı? Biz izin verirsek açarlar.
  4. Hatta bize gol atarlar mı? Biz izin verirsek atarlar.

Elbette bu sınır vizesi değil canım, pasaportlu, damgalı mühürlü filan. Demem o ki; idarenin ve iradenin bizde olacağı bir maç oynanacaktır bir eylül akşamında.

Mecazen dediğim;

  1. Bu, bir mücadeleye mücadele ile karşılık verip vermeme iznidir.
  2. Direnç kurmaya baskı ile karşılık verip vermeme iznidir.
  3. Skoru bir an önce, ama paniğe de kapılmadan bulup üzerine yatma aczine düşüp düşmeme iznidir.

Eski bir söylemdir, korku savmak için korku salmak! Burada korkacak olan biz değiliz, kadro itibari ile. Rakip, durumu ne olursa olsun Ankaragücü’dür.

  • Köklü bir adı,
  • saygın bir taraftarı vardır.
  • Sırf bu iki noktaya hürmeten
  • maç başlar başlamaz
  • muhtemelen savaşçı bir taktikle
  • korku salmaya çalışacaklardır.
  • Resti görüp rest çekmek gerekecektir.

Adanaspor sadece bu maçı değil, her maçı alacak güçtedir.

Önce o 2003 tarihli 3-1’lik maçın rövanşını almalı, sonra “27 Mayıs tarihli Ankara 19 Mayıs Stadı Travması”nı yine aynı yerde ve aynı saatle atlatmalı. Ve işimize bakmalı…
Yazar: Editor
2012-08-31 11:13:09

Soldaki Bek

İlkem’in adeta nazara gelen sakatlığı sadece İlkem’i, sadece takımı, sadece hocayı, sadece başkanı, sadece bütçeyi değil, taraftarı da sakata getirdi. Şaşırdık, üzüldük, o talihsizliğe lanet ettik.

  • Yahu, galiba bizim kadar eğitim zayiatı veren bir başka takım yoktur.
  • Maçta sakatlanıp sahalardan uzak kalan futbolcu sayımız, antrenmanda sakatlanan futbolcu sayımızdan daha azdır. 
  • Böyle şansız bir istatistiktir başımıza bela olan…
  • Neyse, oldu ve efkârla bitti. 
  • İlkem’e hem kendi adına hem de Adanaspor adına çok acil şifalar diliyorum.

Gelelim durup dururken tezahür eden sol bek sorununa…

Berk genç bir oyuncumuz. Gelecek vaat ediyor elbette. Ama zamanı var mı? Var! Zamanı olsa da olmasa da bir alternatif, olası bir sakatlık, ceza durumlarında oraya bir futbolcuya daha ihtiyaç var. Gurbetçi bir futbolcunun adı geçiyor. Bekleyeceğiz. Bir Roberto Carlos da olabilir istikbalde. Ama tabi ki kapalı kutudur gurbetten kim gelirse gelsin.

Şimdi şöyle bir şey önereceğim: Rahman Oğuz Kobya!

  • Rahman yetenekli bir futbolcu,
  • özgüveni fazlasıyla var,
  • soğukkanlı,
  • neticede sakindir,
  • işine bakan ve tribünle oynamayan tribüne de fazlasıyla kulak asmayan bir futbolcu profiline sahip.
  • Bana sorarsanız iyi bir şey bu.
  • Gereğince profesyonel!

Rahman bizde orta saha oyuncusu olarak kayda geçmiş durumda. Mutedil dalgalı bir fotoğraf verdi şimdiye kadar orta sahamızın yükünü çekme sürecinde. Bazen çok iyi oldu, bazen; ama çoğunda vasatın üstüne geçemedi. Kanımca o bölge ısrarında Rahman hep yanlış yerde oynadı, oynatıldı... Tabi bu iddia “kanımca” kelimesiyle baştan yumuşatıldı zaten. Çünkü tartışılır bir sav bu, her şeyin tartışılmaya müsait olması gibi, hele konu bizim futbol âlemimizse… Futbolun on bire on bir başladığını bile tartışmaya meyyal bir potansiyele sahip iken…

  • Ez cümle;
  • Rahman daha önce de sol bek oynadı, 
  • mecburiyetlerden dolayı.
  • Ve orada, orta sahadaki performansının çok üzerine çıktı.
  • Bir kere fazlaca göz önünde olmadı pozisyonlar itibariyle.
  • Gereğinden fazla sorumluluk taşımak zorunda kalmadı; dikkat, gereğinden fazla diyorum…
  • Sürpriz şutlarıyla daha fazla sonuç alma ihtimalini oradan daha fazla kullanma şansına sahip, yani çokça sorumluluk almadan risk alma kredisini kullanabilecek bir mevziiye çekilmiş olur.
  • Rakibi ortadan yarmak yerine, dikişleri kenardan yırtma fırsatını kullanabilecek karakterdedir; gizliden, sakin, dikkat çekmeden…
  • Taktik gereği gider gibi yapıp gitmez, geriye dönüp oyunu rölantiye alabilir ve fakat en zor yerden de muz ortasını kesebilir, örneğin Tavşanlı maçında olduğu gibi delifişek vuruşlarıyla tabelayı değiştirebilir…

Evet, yine ısrar edip bana sorarsanız elimizde zaten gayet ideal bir “sol bek” var, derim! Orta saha veya ön libero (bu ön libero ne demekse) zahmetinden Rahman’ı kurtarıp bizi de böyle sahnelerin eziyetinden azat edip mutlu mesut bir beraberliği hem Rahman hem taraftar hesabına bina edip. Demem o ki; Hem Rahman, hem de Oğuz! Daha ne istenir ki!

Evet, evet… Gizli sol bek: Rahman! Hakikaten. 

Yazar: Editor
2012-08-29 08:28:27

Güveniyoruz ve İnanıyoruz

“Geçen sene de ben bu takım on birinciyken inandığımı söyledim ve süper ligin kapısından 2 dakika kala döndük. Ben oyuncularımın hepsine güveniyor ve inanıyorum. Herkesten tek isteğim var. Bu takımın ve oyuncuların arkasında olalım. Çünkü biz bu sene bu işi başaracağımıza inanıyorum."

Bu Açıklamalar Levent Hocadan.

Gerçekten kibar bir insan olan Levent Hocamızın o nezaketine uygun bir tarzda bir şeyler söyleyelim.

Sevgili Hocam, bu taraftar Adanaspor’a doğuştan inanır. Herhangi bir ekstra etkene gerek yok. İnanır. Hatta bazıları hiçbir şeye inanmaz ama Adanaspor’a inanır. Bir de böyle bir durum var. Biz, Adanaspor’un liglere katılmadığı o sezonda bile Adanaspor’a inanıyorduk, kulüp yokken, takım yokken, futbolcu yokken, dolayısıyla hiçbir şey yokken… Güvenir ve inanırız bu takıma da, Adanaspor isminin kendisine de, o güzelim formaya da…

Konumuz yine orta saha. Takıma inanmak ile eksikleri tespit edip fikir belirtmek ayrı şeylerdir. Birbiriyle de çelişmez. Ama canım, o orta sahaya oyuncu gerektiği de en aşikâr durumlardan biriydi. İşinize karışmak ve size akıl vermek haddimiz değil. Şurada dertleşiyoruz.

Biz sadece taraftara vaat edileni istedik. Hem sırf kendimiz için istemedik ki, Adanaspor menfaatleri için istedik, neden birlikte üzülelim, birlikte sevinmek için istedik, üstelik sizin sözlerinize göre istedik.

Emre Toraman alındı, geçen sezon sürekli top oynamış biri, direkt veya yedek. Hazır olduğu söyleniyor. 33 yaşında bir futbolcu, yani yaşlı filan değil. Bu ligde takımı bu kuşaktan futbolcular şampiyon yapar. Bir orta saha daha ve bir de sol bek deniyor. Yine vaat ettiğiniz o futbolcuları alsanız da almasanız da bir Adanaspor’a, bu takıma, futbolculara, size, yönetime, teknik ekibe, yedek kulübesine inanıyoruz, güveniyoruz. Çünkü Adanaspor’u yüce hislerle seviyoruz!

Öyle ki... Çoktanrılı zamanlarda olsaydık, portakal ve pamuğun totemini dikip, kaplanın taştan heykellerini yapıp, Adanaspor’u Kilikya Tanrısı olarak ilan edip... Misalen yahu: ))

Yazar: Editor
2012-08-17 18:35:02

Hakiki Kaplan, Dişi Kaplan

Çok konuşan ama az çalışan erkekler âleminde Dişi Kaplanlarımız çalışıyor. Ama harbiden çalışıyor. Öte yanda biz bay kaplanların –genel olarak diyorum, elbette tenzih ederek söylüyorum bunları- sanal ortamlarda kahvelerde filan kombinedir, açılıştır, transferdir (derken şu orta saha transferleri konusunda, hatta transfer konusunda diyecek bir çift sözüm daha var, yarına...) diye laf yarıştırmaktan öte pek bir şey yapmadığımızı da yinelemeye gerek yok.

  • Hayatın gerçek halleri de böyle değil mi? 
  • Okulda, sınavlarda, işte güçte bakınız en başarılılar hep bayanlardır 
  • ama yolun ilerleyen aşamalarında 
  • yönetim noktalarında görünmezler, 
  • görünemezler, 
  • zira engeller o kadar çok ki!
  • Bakınız örneğin yeni yönetimde bir tek kadın ismi yok!

Konumuza dönelim.

Dişi Kaplanlar Şanlıurfa maçına ellerinden geldiğince ve güçlerinin yettiğince hazırlanıyor. Bayların bu hazırlığa ne kadar katkı verebildiklerini süreçte göreceğiz. Fakat Dişi Kaplanlar -hali hazırda Anadolu’nun en sağlam kadın taraftar grubudur- bunu perçinleyecek bir dönemece giriyorlar şu maçla! Üstesinden gelirlerse kimse bileklerini bükemez.

Bu şanın yürümesi için bir dayanışmanın şart olduğunu, zannederim ki, tekrar tekrar hatırlatmaya gerek yok!

  • Eşini, kızını, kardeşini, kuzenini, sevdiğini, halasını, teyzesini, sağlığı müsaitse annesini hatta nenesini tutup elinden 5 Ocak’a getirecektir taraftar, getireceğiz. 
  • Kendileri gelirler de, akşam vakti olduğu için, dönüş de geceye denk geldiği için bir eşlik şarttır.

Evet, 25 Ağustos Cumartesi akşamı 5 Ocak’ta şenlik var. O şenliğe ortak olmak isteyen katkı koysun!

Diş Kaplanların konuya ilişkin açıklaması şöyle:

  • Dişi Kaplanlar olarak yeni sezon hazırlıklarını hızla devam ettirmekteyiz. 
  • İlk olarak sayı konusunda endişemiz olduğu için Adana’da belirli mahallere servis gönderme ve maçtan 3 gün öncesinde anonsla maça davet çağrısı ve el broşürleri dağıtmayı planladık. 
  • Maç için  bayanların görsellik açısından yalnızca maratona gelmelerini rica ediyoruz. 
  • Çünkü maraton için balonlar, yıldız saçan, koreografi, pankart gibi düşüncelerimiz var. 
  • Bu yalnızca bizim değil bütün Adanaspor Taraftarlarının meselesi olduğunu düşünüyoruz.
  • Biz işin organize kısmındayız. Sayı çoğaltmakta tüm erkek renktaşlarımıza düşüyor. 
  • Erkek renktaşlarımız istediği takdirde mahallelerine servis gönderebileceğimizi belirtmek isterim. 
  • Dişi Kaplanlar Olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz.

Not: Alıntı ‘adanaturuncudur.com’dan…

Yazar: Editor
2012-08-13 14:44:13

Üç

Kombine biletlerin bir kulübün imajına taraftar cephesinden bir perspektif kazandırdığını konuşmuştuk.

Bu konuda hemfikir olduğumuz insan çok. 

  • Futbolcu da 
  • yönetici de 
  • hatta rakip taraftarlar da 
  • şöyle bir bakar satılan kombine biletlere.

Elbette şampiyonluğu doğrudan etkileyecek bir unsur değildir bu, ama yokluğu da karizmanın belli bir derinlikte çizilmesine sebeptir!

Değil mi?

  • Ekonomik koşullar elverdiğince 
  • taraftar ilgisini artıracaktır bu cins biletlere. ,
  • Daha önce de vurgulandığı gibi 
  • alışmak da lazım. 
  • Hatta bütün mesele bir alışkanlık meselesi. 
  • Hani, 
  • Arien Robben'i de alsaydık 
  • inanın patlama olmayacaktı kombinelerde. 

Şahsen kanaat getirdim bunun bir alışkanlık işi ve kent kültürüyle doğrudan ilişkili olduğuna! 

Üşengeçliği yani stada gidip bilet almayı biraz ertelemeyi parantez içine alıyorum. 

  • Sevgili Kubilay Arı da 
  • bugün aldığı 3 kobine biletle 
  • safları biraz daha sıklaştırmıştır. 
  • Dileriz hep 3 puanların, 
  • yemeden atılan "3 gol"lerin habercisi 
  • ve totemi olur oradaki 3 kombine: )) 
  • Eline sağlık!
Yazar: Editor
2012-08-02 07:53:03

Orta Saha

Dün Fenerbahçe sıradan bir rakiple zar zor berabere kaldı, üstelik evinde.

  • Niye yazdım bunu? 
  • Dikkat çekmek için! 
  • Neye dikkat çekmek için? 
  • Orta Sahaya!

Yoksa biliyorsunuz bir futbol ülkesinde Adanaspor’dan başka kral tanımayız!

Evet, Fenerbahçe’nin dünkü durumu örnek almamız gereken veya ders çıkarmamız gereken bir fotoğrafı vermiştir.

  • Kalede sorun olmayabilir,
  • Defans oturmuş olabilir,
  • Alternatifli bir forvet hattımız olabilir, 
  • yönetim tecrübeli olabilir
  • Ve fakat dolgun bir orta saha yoksa, 
  • eldeki malzeme takım kurmaya ve şampiyon olmaya yetmez!
  • Takım ileri gidemez,
  • Savunmada direnemez, 
  • o zaman da kalede kim varsa yine kurban edilir. 
  • Yani bir neden sonuç ilişkisiyle
  • hatalar zinciri birbirini kovaladığında 
  • yıkılan takım, üzülen biz oluruz.

Dilerim bugün yarın orta sahaya gereken takviyeler yapılır ve biz de sezona hakkaten kaygısız başlarız.

Evet, orta saha!

Orta saha!

Yazar: Editor
2012-07-30 10:56:45

Bir Alıntı İle Başlayalım

“Geçtiğimiz sezonunun sonunda, ülkenin güneyinde, Languedoc-Roussillon bölgesinde yer alan o küçük şehrin (nüfusu 255.080) takımı şampiyonluğunu ilan etti.

  • Ülkenin ancak 8. büyük şehri olan Montpellier, şehrin 1974 senesinde kurulmuş takımı Montpellier HSC
  • tarihinde ilk kez ülkenin en üst liginde şampiyonluk kupasını kaldırıyordu. 
  • 2009–2010 sezonunu 5. sırada bitiren takım, 2010–2011 sezonunu 14. sırada tamamlıyor, bir sonraki sezonda ise ülke futbolunun devlerini geride bırakıyordu…

Uzaklarda, her fırsatta Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip olmakla övünen ülkem takımları bir sezon daha kariyerlerinin sonbaharındaki futbolculara çuval dolusu paralar saçarken, o küçük şehrin mütevazı takımı endüstriyel futbola inat rakiplerine kök söktürüyor.

  • Bizde ise “Üç İstanbullu”nun borcu 1 milyar dolara yaklaşırken, 
  • bu kara tablonun içine Anadolu takımlarını da kattığınız zaman rakam 1,5 milyar doları buluyor. 
  • Türk futbolu yaşı geçmiş, feri sönmüş yabancıların “Katar’dan önceki son durağı” olmakta inatla ve ısrarla diretiyor.
Velhasıl “pastanın çileği”, “uçan Hollandalı” masalları içinde alt yapıları tümden ıskalamış takımlarımız bir Montpellier olmak varken, giderek borca gömülüyor…”

Yukarıdaki alıntı BirGün gazetesinden, Ziya Adnan’dan…

Suya mı Yazalım Destanımızı?

Şimdi şu sorulara da cevap vermek gerekiyor, özellikle benim cevap vermem gerekiyor, bir an önce transfer ve transferler beklerken; hem de ses getiren transferler umudundayken, ben.

  • İyi bir takım mı istiyoruz, sağlam bir kulüp mü?
  • Yoksa zaman içinde sağlam bir kulübün kuracağı iyi bir takım mı?
  • Böylece; kurumsallaşma mı istiyoruz kayyumlaşma mı?
  • Günü mü kurtarmak istiyoruz, yarınları mı?
  • İflas mı istiyoruz tribün takımları gibi, iktidar mı?
  • Çok mu sabırsızız?
  • Acelemiz mi var?
  • Bir yere mi yetişeceğiz?
  • Her sene, “o sene” mi olmak zorunda?
  • Hemen şampiyon olmazsak vaz mı geçeceğiz her şeyden?
  • Alt yapıyı yok mu edelim, yok mu sayalım?
  • Ne olursa olsun şampiyon olup sonra da geri mi dönelim?
  • Asansör mü olalım, misafir mi, ev sahibi mi?
  • Saman alevi gibi yanıp sönelim mi, 
  • suya mı yazalım destanımızı?
  • Ben de istiyorum hekes kadar o şampiyonluğu, 
  • üstelik hemen şimdi. 
  • Ama kaosların ve krizlerinin memleketinde ve futbolunda cevap vermemiz gereken (aslında cevabı belli) bazı sorular var
  • "Yahu, önce şampiyon olalım sonra düşünelim." gibi cümleler kafamda dedi deli dolansa da...

Ne olalım; mirasyedi mi, Adana’da bir Montpellier mi?

Yazar: Editor
2012-07-24 09:40:05

Şöyle bir haber:

  • Adanaspor Teknik Direktörü Levent Eriş, ikinci etap kampının kendileri için büyük önem taşıdığını söyledi.
  • Eriş, 10 Ağustos’a kadar yapacakları çalışmaların ardından lige hazır bir şekilde gireceklerini ifade ederek, 
  • "Transfer anlamında da çalışmalarımız devam ediyor" dedi. 

"Transferde geç kaldınız mı?" sorusuna ise Eriş, "Biz üç nokta transfer yapacağız. Alacağımız oyuncuların direk katkı koymasını istiyoruz. 

Bu nedenle ince eleyip sık dokuyoruz ve geç kalmıyoruz" ifadelerini kullandı. 

Şöyle bir yorum:

Sayın Hocam, siz geçen sene de aynı şeyleri söylediniz. Yaşananlar ortada. Hani denir ya biz bu filmi görmüştük. Tam olarak durum bu: Evet, görmüştük.

  • Taraftar doğal olarak transfer ve devamında 
  • şampiyonluk bekler. 
  • Adanaspor'un taraftarıyız, 
  • Çatladıkapıspor’un değil. 
  • İddiamız olacak elbet. 
  • Ne güzeldir ki bu iddialı hâl 
  • yönetimde ve hocamızda da var, 
  • futbolcularda. 
  • Yakışan budur. 
  • O zaman da yakışanın yapılması gerekir. 
  • Şurada kalmış bir ay 
  • ortada hafiften heyecan verecek bir transfer yok. 
  • Dolu mevkiye bir Koray!
  • Misalen, oraya 
  • bir Sertan Vardar 
  • veya örneği bir futbolcu alınamıyorsa, 
  • bizim şampiyonluk hedefimiz sadece laf olarak kalacaktır...
  • Şahsen bu sezon bu tip söylemlere hiç inancım yok; 
  • "geç kalmadık, 
  • nokta transfer, 
  • deniyoruz,
  • ince eleyip sık dokuyoruz..." sözleri aynı şarkının sözleri. 
  • Sabır taşı olsaydı çatlardı yahu, 
  • ki çatladı.

Size güvenerek yanıldık geçen sezonlarda, bu sezon da size güvenmeyerek yanılalım. Diyecek söz çok, şimdilik bu kadar!

Böyle…

Not:

"Yahu, maddi gücümüz bu, ortada zaten adı korkudan telaffuz edilemeyen belli bir ekonomik kriz var, iddiamız yok, gelirse bu kadroyla gelsin şampiyonluk." denecekse bakın buna saygımız sonsuz olur, desteğimiz yine candan yürekten olur. Ama hem şampiyonluk iddiası hem sessizlik... Bize bunlarla gelmeyin...

VE İŞTE

  • Evet, 
  • az önce geldi 
  • en güzel transfer haberi: 
  • METİN AKAN... İBB'den.

Söylem Eylem Gerektirir!

Bu transfer de vecizenin göstergesidir.

  • Çok 
  • ama çok önemli bir transferdir, 
  • tek başına bir takım niteliğindedir. 
  • İnancımızı geri getirmiş, 
  • moralimizi düzeltmiştir. 
  • Ama Devam...
Yazar: Editor
2012-07-21 23:30:59

1 Erkek Taraftardan 1 Kadın Taraftar

Şanlıurfaspor maçına daha 1 ay barken yazıyorum bu satırları. Her hafta bir kez değineceğim bu konuya.

  • O maça kaç kişi gidecekti? 
  • En az 10 bin kişi. 
  • Tamam! 
  • Güzel cevap! 
  • Peki, 
  • bu 10 bin arkadaş 
  • bir başına mı bu kainatta? 
  • Ne münasebet! 
  • Bu da güzel bir karşılık… 
  • Yani herkesin eşi dostu 
  • kardeşi kuzeni 
  • komşusu 
  • arkadaşı sevgilisi var değil mi? 
  • Bu da soru mu? 
  • Aldım ağzımın payını hay hay! 
  • Lafa gel, uzatma, dendiğini duydum. 
  • Ne demek istediğini anladık, 
  • biz demeden sen konuş, diyen de var. 
  • Eyvallah!

Ezcümle dostlar!

O zaman o 10 bin Adanasporlu arkadaşımın her biri bir şekilde kendi yerine bir kadın taraftar getirebilir.

  • Bu maç için sadece seyirci de olabilir onlar, 
  • nasıl olsa taraftara dönüşürler 
  • ve her hafta onlar da zaten gelmek ister maça. 
  • Böylece bir başka tribün daha doğar kendi içinde, 
  • ne güzel. 
  • Evet! 
  • Beyler getirirler hanımları maça uğurlarlar, 
  • kendileri de orada bir yerde TV’den maçı izler 
  • veya izlemez içeriden gelen coşkulu sesleri dinler. 
  • Çayını kahvesini içer termosundan, 
  • su içer, sigarasını tüttürür.

Belki dışarıya dev bir TV yerleştirilir yasalar izin veriyorsa, beyler oradan izlerler.

  • Ben muhtemelen damların birinde olurum 
  • veya Gümüşat’ta, Nargile Kafede. 
  • Ama şimdiden söz veriyorum; 
  • en az bir minibüs kadın-çocuk taraftarı, 
  • 5 Ocak’a taşıyacağım. 
  • İşin organizasyonunu 
  • sadece Dişi Kaplanlara yüklemek olmaz! 
  • Dünya futbol tarihinde 
  • ilk kadın başkana sahip olan büyük Adanaspor taraftarı bu işin üstesinden alnının akıyla gelecektir!
  • Hatta 
  • Twitter’da da paylaştığımız gibi 
  • ilk kadın başkan Fahrünnisa Hancıoğlu Hanımın da 
  • tribündeki yerini alması için 
  • gereken organizasyonlar da yapılmalı, 
  • yapılır.
  • Neden olmasın!

O zaman kocaman bir Vira,

Önce beyler

ve sonra hanımlar!

Yazar: Editor
2012-07-20 08:31:48

Adanaspor İyi Olsun / Ötesi Hikâye

Bir fikstür günü daha! Öyleyse şu yazının tam zamanıdır dostlar. Okuyalım bir daha.

  • Bir fikstürün iyi veya kötü olduğu 
  • genellikle erken yorumlarla değerlendirilir. 
  • İyi bir fikstür çektik, 
  • demenin bir nedeni de 
  • elbette hangi rakiplerin nasıl sıralandığı ile ilgilidir. 
  • Kimle, ne zaman, nerede oynuyoruz. 
  • Bu unsurlar iyi fikstürün temel belirleyicileridir.

Erken yorumlar kendi içinde değişken bir durum oluşturur, benim tedirginliğim bir başkasının rahatlığıdır; Kayseri deplasmanını hiç sevmem örneğin, ama bir başkası bu deplasmana bayılır... Genellikle deriz ki ne fenadır Bolu deplasmanı, talihsiz, tatsız, puansız...

  • Temennileri içerir yorumlar. 
  • Beklentilerle desteklenir. 
  • İşte özneldir. 
  • Kısmen totemseldir; 
  • yani İzmir deplasmanları bize iyi gelir, 
  • oradan üç puanlarla dönmek işten bile değildir, 
  • gibi ifadeler nesnel hiçbir dayanağı olmayan 
  • sadece inanca ve futbolda artık bir anlamı olmayan hatıralara dayanır, 
  • deneyimlerden beslenir; 
  • ama o deneyimlerin de güncelliği şimdiki zaman kipi itibariyle söz konusu bile değildir; 
  • yani Feyzullah, Kayhan, Ümit, Darko, Sabotij, Ali Beykoz… hala oynamıyordur takımda, yirmili yaşlarında.

(Laf aramızda, örneğin bir Altay deplasmanı gerçekten bize iyi gelir, Samsun da hiç iyi gelmez… Ama görüyorsunuz değil mi hep eskiye dair yaklaşımlar bunlar, bugünün tahlilini yapmada aslında yetkisizdir: ))

  • İyi fikstürün, hal nasıl olursa olsun, 
  • somut dayanağı takımın kendisidir. 
  • İyi bir takımın fikstürü de iyidir. 
  • Ama bu bile kendi başına yetersizdir. 
  • Örneğin geçen sezon Adana’da o-1 biten Karşıyaka maçının fikstür konumu 
  • son derece güzeldi, 
  • oyun da genelde güzeldi;
  • lakin sonuç aynı güzellikte değildi. 
  • Galiba takımın o gün 
  • nasıl uyandığıyla da ilgili bir şey bu. 
  • Yani bu hesap kendi içinde onlarca alt işlemi saklamaktadır. 
  • Peki canım şu fikstür denen şey 
  • hiç mi belirleyici değildir? 
  • Öyle bir şey de iddia etmiyorum ki 
  • belirleyiciliği geçtiğimiz sezonun son haftasında rakiplerimiz tarafından da yaşanıp görülmüştür. 
  • Elazığ adeta durup dururken şampiyon olmuştur.
  • Rize Akhisar'a takılmıştır.
  • Bu yüzden son haftalara kolay maçlar istenir,
  • iklimden kaynaklanan zor deplasmanlar münasip bir mevsime denk gelsin istenir, 
  • dişli rakipler ikinci yarıda bize konuk olsun istenir, 
  • bu dişli rakiplerin 
  • kendi aralarındaki maçlarına denk gelen haftada 
  • bize kolay rakiplerin düşmüş olması istenir… 
  • istenir de istenir… 
  • Ama işte bu hesabın her takım için cezası, 
  • cezalısı var, 
  • sakatlığı var, 
  • havaya girmiş olması var, 
  • havayı kaybetmiş olması var, 
  • var oğlu var…

Sonuç olarak varsın şu fikstür kötü olsun; ama Adanaspor’umuz iyi olsun, sezon boyunca iyi olsun. 

Kötüyü iyiye çevirmeyi biliriz biz…

Yazar: Editor
2012-07-09 09:25:39

Bizim Transfer İşimiz Hep Yılan Hikâyesi

Affınıza sığınarak yazacağım.

  • Burada, Adanaspor konusunda ne kadar pozitif fikirlere sahip olunduğunu bilirsiniz az çok. 
  • Yani bir noktada eleştiri yapana kadar kırk kere düşünülür, zarar vermeden, incitmeden, en uygun dille anlatılır.

Başkan elbette bir fedakârlıkla yapıyor işini. Bilinen bir gerçeği bir daha yazmaya gerek yok. Zaten bir eleştirmişsek on kez övmüşüzdür.

  • Fakat şu transfer dönemleri 
  • son beş yılda olduğu kadar sıkıcı, 
  • tatsız tuzsuz, 
  • boş, 
  • bomboş, 
  • heyecansız, 
  • yetersiz geçmemiştir bizim için. 
  • Veya benim için… 
  • Of ulan!

Levent Hoca’nın geçen seneki yanlış transfer politikası ortada! Bunu sanırım kendileri de itiraf etmişti. Güvenilen dağlara kar yağması filan.

Görünen o ki aynı şarkıyı bu sene de dinleyeceğiz.

Hey hat!

Takımın geçen sezon final oynamış olmasına aldanıp süper bir kadromuz olduğu düşünülmesin. Üstelik bu kadro ligi 6. bitirmiş bir kadrodur, o kadar! Daha fazla abartmamalı.

  • Şunu da unutmayalım; 
  • ligi finalle bitirip kazanamayanlar sonraki sezonda dibe vuruyor 
  • ve küme düşmemeye oynuyor. 
  • Bakınız önceki sezon biz, 
  • bakınız geçen sezon Gaziantep BB. 
  • Adamlar son maçta kümde kaldı 
  • Oysa Orduspor ile onlar da final oynamıştı.

Üstelik bu sezon rakipler itibariyle daha zorlu geçecek gibi görünüyor. Görünmesine de gerek yok, şu 1.Lig kendi halinde çok zor bil lig. Hiçbir sonuç çantada keklik değildir!

  • Levent Hoca 4 transferden bahsediyor. 
  • Çok çok iyi transferler değilse onlar, 
  • inanın bu sezon da hüsran olur. 
  • Benzer sözleri geçen sezonun başında da yazmıştık, 
  • tabi derdimizi anlatamamıştık. 
  • Devre arası anca toparlanabildik. 
  • Biliyorsunuz.

Bu takımın en en az 6 futbolcuya ihtiyacı var hedef hakkaten şampiyonluk ise.

  • Lafı uzatmadan, isim vermeden, nokta atışı yapmadan ihtiyaç yerlerini sezdireyim şöylece: 
  • Kaleye ihtiyaç var, 
  • defansa var, 
  • orta sahaya çokça ihtiyaç var, 
  • forvette de gol atacak isim konusunda ciddi bir ihtiyaç var. 
  • Yedek kulübesi ihtiyacı yeni futbolcuların gelmesiyle eldekilerle karşılanır evet, 
  • ama onun dışında bu takımın sağlam ama çok sağlam en az 6 transfere ihtiyacı var. 
  • Oysa zaman yine geçiyor.

Taraftar, 27 Mayıs Ankara çıkartmasında üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır.

Bakın, 8 Temmuz Taş Köprü kutlamasında da şehre ve şehir dışına damgasını vurmuştur. Yani taraftar üzerine düşeni zaten gereğince yapıyor.

Sıra Başkandadır. Buna bir karşılık vermesi icap eder.

  • Çok bekliyoruz her sene, 
  • hala bekliyoruz, hep bekliyoruz. 
  • Ben bu transfer politikasından hakkaten çok ama çok sıkıldım. Yani benim gibi sabırlı bir adamın bile sabrı dama diyorsa…

Evet dostlar. Bence bu transfer politikamız artık demode olmuştur. Kadroya güvenip de sınırlı bir transferle dönemi kapatmak yine hüsranların kapısını aralayacaktır. Üstelik ezeli rakibin somut bir rakip olarak karşımıza çıkacağı bir sezonda!

  • Şahsen umudumu yitiriyor 
  • ve heyecanımı kaybediyorum. 
  • Beni motive eden şu Taş Köprü şenliği oldu, 
  • değilse inanın artık futbol bile konuşmak istemiyorum şu transfer dönemi hüsranları yüzünden. 
  • Örneğin şu saat olmuş, bizim transfer haberimiz “Adanaspor Koray ile yeniden anlaştı.” filan. 
  • Yine kocaman bir OOOFFF!

Tatmin edici transferler olmazsa, kadro heyecan vermezse, ben kendi kendime heyecan takviyesinde bulunamayacağım bu sezon.

_______________________

“Ve biz kaybolurken bir Temmuz akşamının turuncu karanlığında, yeni buluşmanın meydanlara sığmayacağı sözünü verdik...”

Kerem bile Aslı için böyle yanmadı.

Taş Köprü, Adanaspor aşkıyla yanarken.

57 Fotoğraf için TIKLAYINIZ.

Yazar: Editor
2012-07-06 23:57:57

Açık Mektup

 

Adanasporlu tüm arkadaşlarıma,

  1. Önce doğrudan tanıdıklarıma, 
  2. oturup kalktıklarıma, 
  3. birlikte efkârlandıklarıma, 
  4. kafa çektiklerime, 
  5. bir derdi paylaştıklarıma, 
  6. maça deplasmana hep beraber gittiklerime, 
  7. maçlarda yan yana oturduklarıma, 
  8. yakın düştüklerime, 
  9. uzakta kaldıklarıma, 
  10. beraber pankart yaptıklarıma,
  11. güfte arayıp kafa göz yara yara beste yaptıklarıma,
  12. yazılarla görüştüklerime...
  13. Derken turnikelerde karşılaştıklarıma, 
  14. merhabalaştıklarıma, 
  15. bir suyu paylaştıklarıma,
  16. fotoğrafla kaydettiklerime, 
  17. kardeşlerime, 
  18. abilerime
  19. kuzenlerime, 
  20. hemşerilerime, 
  21. sigara tüttürdüklerime 
  22. yahu tanıdıklarıma, 
  23. beni tanıyanlarıma, 
  24. gıyaben veya yüz yüze biliştiklerime 
  25. Bir Adanaspor aşkında hemdert olduklarıma
  26. bir açık mektuptur bu!

Efendim,

  1. Pazar günü, 
  2. yani 8 Temmuz 19.30 sularında 
  3. Taş Köprü’de bir şekilde, 
  4. şartsız koşulsuz buluşup görüşmezsek 
  5. hakkaten gönül koyarım, 
  6. kırılır gücenir 
  7. hatta Adanaspor adına yemin ederim ki küserim: )) 
  8. Bir nevi yoklama alacağım; ))

Şaka bir yana,

Unutmadan,

Orada,

Taş Köprü’deyiz...

Bir Güzel Temmuz Akşamında,

Pazar günü saat 19.30’da…

Yine vira; ))

Mühim Bir Not Düşelim Şuracığa:

  1. Yukarıdaki Fotoğrafta gördüğünüz 
  2. DİRİLİŞ pankartı da 
  3. adanaspor.org patentli 
  4. ve nereden baksanız 
  5. 5 senelik bir mazisi olan eserdir dostlar. 
  6. Paylaşalım dedik. 
  7. Ne olur ne olmaz.
Yazar: Editor
2012-06-19 22:35:56

U-13'ler Aksaray'a Doğru

        

 
  1. Adanaspor'un U-13 takımı
  2. perşembe günü 
  3. Aksaray'a gidecek. 
  4. Adana Demirspor'u ,
  5. 2-0 yenerek
  6. Adana şampiyonu olan
  7. U-13'ler 
  8. perşembe sabahı
  9. Adana'dan ayrılacak.
  10. 6 takımın katılacağı şampiyonada 
  11. birinci olan takım bir üst tura çıkacak. 
  12. Adanaspor U-13'leri Aksaray'da 
  13. Ankara Gençlerbirliği, 
  14. Niğde, 
  15. Konya, 
  16. Nevşehir 
  17. ve Mersin takımlarıyla karşılaşacak. 
  18. Adanaspor Altyapı Sorumlusu Eyüp Arın, 
  19. altyapı olarak hedeflerinin oyuncu yetiştirmek olduğunu 
  20. ve bu oyuncuları da
  21. üst yapıya kazandırmak istediklerini söyledi.

Bu haber, "Serkan Şenyürek"tendir...

________________________

Not:

Sadece Adanaspor Alt Yapısı için yeni bir blog oluşturduk  http://kaplanadana.blogspot.com/  adresi ile...

Burada alt yapı haber ve fotoğraflarını, genç kaplanlara dair gelişmeleri paylaşacağız...

Sen de Kükre Genç Kaplan! 

Yazar: Editor
2012-06-15 18:57:54

Sevgili arkadaşlar

Eldeki olanaklarla şöyle bir kayıt yaptık Tribün Bestesi olarak

 http://www.youtube.com/watch?v=tTb2sRKBXsA

Umarım tribünde söylenmesi rahat olur: ))

Ki grup ile başarılı olacağını düşünüyoruz...

işte sözlerin kısalmış hali: 

Yakar Gider Her Yanı

(yavaş)

Çukurova Destanı

Yakar gider her yanı

Sanma sana dokunmaz

Adana’nın efkârı

5 Ocak’a baksana

Bir cigara yaksana

Haydi Kaplanım durma

Bir gol daha atsana

*

Gündüz Hoca Vedat ile

Ali’si Kayhan ile

Toros Kaplan geliyor

Şanlı mazisi ile 

(hızlı)

5 Ocak’ta ve her yerde

Adana // Kaplanım

Haydi, şimdi bir gol atalım

*

Sen ki küllerinden doğdun

Adana // Kaplanım

Haydi, yine tarih yazalım

Gündüz’ünle Miliç’inle

Adana // Kaplanım

Haydi, artık şampiyon olalım...

Not:

İstenirse bu kıtalar tekrar edilir. 

Tempo biraz daha hızlanabilir ve tümünü verdiğimiz sözler kısalıp toplamı (2 hızlı 2 yavaş) 4 kıta olarak yorumlanabilir.

Sonuçta bir öneridir bu çalışma. Beğenilir söylenir, beğenilmezse de kayda geçmiş olur; ))

Yazar: Editor
2012-05-29 23:06:49

Galiptir Bu Yolda Mağlup Olan

Şöyle bir fotoğraf:

Akpli bir vekil, yanında Cemil Çiçek, yanında Faruk Çelik, Yanında Federasyon, oralarda Ciner, Kalkavan, Cemaat filan, büyük fotoğrafta Başbakanları…

Sahada Fırat Aydınus… Kart gösterdiği oyuncuyu sinsice değil aleni bir şekilde takip eden biri…

Ve

Orada bir ADAM,

Bir başına,

Yani o sahnede bir başına,

 

Bayram AKGÜL…

 

Elbette BÜYÜK ADANASPOR TARAFTARI her zamanki haysiyeti ile oradaydı, demek istediğimi anladınız...

Ama işte o dev gücün, o yiğit gücün de yetersiz kaldığı anlar vardır heyhat!

Dostlar,

Üzülmek değil mücadele zamanıdır, daha çok Adanasporlu olmak zamanıdır…

Başkanından en genç taraftarına kadar, eksiksiz…

Biliyorsunuz zaten, hissettiklerimi hissediyorsunuz.

Düşmeyiz biz, tökezleriz sadece

Ama o andan da daha diri, daha kararlı, daha Adanasporlu devam ederiz.

Tarih bunu kaydetmiştir, tekrara gerek yok!

O Bizans’ta yalnız görünen ADAM, Bayram Başkan elbette yalnız değildir. Yanında yiğit ADANASPOR TARAFTARI olacaktır, daha inançlı.

Laf değil bunlar, kaydedilmiş fikirlerdir.

Bu maçı daha çok konuşacağız. Her yönüyle.

Not 1: Bu maçın şike komisyonu mu nedir, onlar tarafından incelenmeye alınmasını umsam. Kendime Pöh: )) Ama Başbakanlarının bizi de dahil ettiği bu “vaka” ile ilgili sözleri pek enteresandır!

Not 2: Kasımpaşaspor’un adam başı (eski para ile) yarım trilyon primine bizim dünyanın en haysiyetli futbolcuları toplamda 1 milyon Euro ile oynamışlardır. Nereden lan bu değirmenin suyu? Ayrıca, 91 yıllık Kasımpaşaspor bu Akp’den önce nerdeydi yahu? Ve bu şampiyonluk içinize siniyorsa, şenlenin lan!

Not 3: Adanaspor’umuzun bir parti, herhangi bir parti ilen filan anılması, öyle bir destek ile şampiyon olması bizim gururumuzu çok incitir, haysiyetimize dokunur, kahroluruz. Çünkü biz Adanalıyız! Durun, şimdi yeni bir yaklaşım lazım bu Adanalılığa: ADANASPOR, adındaki Adana’dan dolayı Adanalıyız. Değilse, Adanaspor ötesinde hiçbir şey, bu şehirde umurumuzda bile değildir!

Yazar: Editor
2012-05-25 07:15:40

Adanaspor Taraftarlarının dikkatine;

 

  • Pazar günü 
  • Ankara 19 Mayıs Stadında oynanacak olan 
  • Final karşılaşmasına 
  • taraftarlarımızın izleyebilmesi için 
  • otobüs tahsis edilecektir. 
  • Ankara'ya gelecek  olan taraftarlarımız 
  • 25.05.2012 Cuma sabah 09.00’dan  
  • 21.00’a kadar   
  • 5 Ocak Stadı Protokol Tribünü önünde 
  • kayıt yaptırmaları gerekmektedir. 
  • Kayıtlar Cumartesi akşama kadar devam edecektir. 
  • Bu şekilde yer sorunu olmadan isim yazdıran taraftarlarımız 
  • rahat bir şekilde 
  • Başkent'e ulaşacaktır.

Adanaspor Yönetim Kurulu

__________________

 

O Maç Bu Maç…

O sene bu sene, o hafta bu hafta derken

Acaba o maç bu maç mı?

Ne dersiniz dostlar?

Hala erken mi konuşmak için?

 

  • Gerçi ben de birçok arkadaş gibi 
  • temkinliyim sonuç üzerine bir fikir belirtmede. 
  • Tabi ki bunda, uzun süren inişli çıkışlı bir mücadelenin neticesinde 
  • “mutlu son” kapısına 
  • hakkaten gelmiş olmanın 
  • heyecanı var. 
  • Yoksa var ya… 
  • Neyse, sustum. 
  • Mahir Abi ile gizli bir anlaşmada başlattığımız 
  • yarı sessizlik sanemini bozmayacağım.

Fakat şuracığa birkaç Vahşi Kaplan adı yazacağım:

İzzet, Tuna, İlkem, Talha, Kibong, Mbilla, Barbaros, Adnan… diye. Devam etmeye gerek yok, biliniyor tüm kaplanlar.

Bakalım, göreceğiz, o maç bu maç mı dostlar!

Yazar: Editor
2012-05-21 06:49:44

O Hafta Bu Hafta

 

yeni bir hafta

bin yılın haftası

bir büyük Çukurova Destanına

bir kez daha tanıklık edebilecek bir hafta

hani belki de o hafta, işte tam da bu hafta

Silindirspor’un haftası mı yoksa

veya Toros Kaplanlarının

Ömrümüzün en güzel hikâyesinin

kimi sevsem sensin, dediğimizin

mecbur olduğumuzun haftası olmasın

şampiyonluğu, gittiği yoldan getirenin haftası

yalnızlığımızın şehrinde sevdiğimiz rengin haftası

kendi milli takımımızın haftasıysa eğer bu hafta

bir Adanaspor haftası…

sizce de güzel olmaz mı,

evet,

güzel değil, çok güzel olur,

dediğinizi duyar gibiyim.

 

O zaman VİRA olsun güzel başlayıp güzel bitmesi ihtimaller dahilinde olan bu haftaya!

Yazar: Editor
2012-05-06 08:58:20

Son Bilet İçin

 

 

Uzun zamandır böyle bir bütünleşme görülmemişti. Tribün, futbolcular ve yönetim bir sacayağı oluşturmuş ve uyumu yakalamış durumda. Kelimenin tam anlamıyla herkes işini gereğince yapmaktadır. Yani şuracıktan bakınca gördüğüm budur. Ne güzel bir şeydir.

Taraftar takıma inanıyor, takım kendine güveniyor ve sanırım bu müthiş ritimle şampiyonluk… Burada üç nokta!

  • Devamını kalan maçlarda takımın kendisi söyleyecektir. 
  • Yine o müthiş mücadeleyle... 
  • Konya maçında, ikinci yarıda tanık olduğumuz, 
  • savunmadayken rakibe giden bir topa aynı anda 4 futbolcumuzun pres yapması, 
  • takımın futbol karakterinin bir aynasıydı. 
  • Hayır, bizim kendimizi karşısında gördüğümüz bir dev aynası değil! 
  • Bence bu, 
  • rakiplerin gözünde bir dev aynasıdır 
  • ve korkutucudur. (ve üsttekilerin hiçbirinin Play Off'larda karşımıza çıkmak istemediğini düşünüyorum.)

Birazdan herkes hazırlanıp maça gidecek. Kulağımız Bolu’da olacak son haftaya rahat gitmek için.

  • Şöyle bakalım sahneye; 
  • biz bir anlamda Rize’ye de güzellikler yaptık mücadelemizle, 
  • Akhisar’dan 1, Kasımpaşa’dan 1, Elazığ’dan 3, Konya’dan 3 puan sökerek onları meseleye dâhil ettik. (gerçi onlardan da 1 puan alıp geldik ya, o ayrı: ))  
  • Şimdi sanırım küçük bir jest zamanı. 
  • Aslında direkt bizim için değil, hakikatte kendileri için yapacakları küçük bir iş… 
  • Komşuda pişer bize de düşer hesabı…

Akşam saatlerinde bir miktar fotoğraf ve yanında 3+ Rize’den birkaç puan ikram ile görüşmek üzere.

Yazar: Editor
2012-05-05 12:35:10

Acaba?

Dün akşamdan beri sayfaya giremiyordum. Ulan dedim kendime yoksa sayfa gitti mi? Tırsmadım değil. derken sabah M Abi, ile görüştük telefondan, Başbakan Adana’ya gelecek diye senin sayfa gitmiş olmasın, dedi. Hay bin kunduz! Tırsıyordum korktum: ))

Gitti mi binlerce günün on binlerce içeriği! Paniklemeye teşne halim kurdu mu bir komplo teorisi!

Neyse, değilmiş.

Olağan bir bakım arasıymış ve zaten sayfayı da kimsenin iplediği filan yokmuş; )) Haddizatında fazlaca iplenmemek de makul bir şeymiş.

 

Böylece geçiyorum bu günü de arkadaşlar.

Kazasız belasız; ))

Yazar: Editor
2012-05-04 06:59:04

 

 

Dostlar, 

Benim maç yazısı yazmama yoluyla uğur denemem (yani popüler adıyla Totem Yapma'm) devam ediyor ve iyi gidiyor.

Bunu değiştirmeme eğilimindeyim.

Ama dileyen

Pek ala yazabilir ve zaten sayfalarımız açıktır.

Ve fakat

güzel şeyler olacağını düşünüyorum,

ben de;  ))

 
Yazar: Editor
2012-04-29 08:28:25

Ta 11 Mayıs 2008’den bir yazı, Erzurum deplasmanından, ucu şampiyonluk olan yoldan! O zaman ile bu günler birbirine o kadar çok benziyor ki… Konya uyarlamasıyla bir daha yayımlamanın bir sakıncası yok.

Buyurun bir eski yazı, ama yepyeni bir Şampiyonluk Gittiğin Yoldan Gelir yazısı.

       

 
  • Bir uzak diyardan gelir şimdi şampiyonluk, 
  • kaybolmuş bir hayalden gelir, 
  • bir "ölünün" başucunda ağlanan günlerden gelir, 
  • ama inatla mücadele etmekten de gelir, 
  • ki otoyol kesilen günlerden gelir, 
  • "başın öne eğilmesin / aldırma kaplan aldırma / görecek günler var daha / aldırma kaplan aldırma" 
  • şarkısının bize marş olduğu ve tribünlerde gözyaşlarıyla söylendiği günlerden gelir, 
  • işte bir uzak diyardan gelir, 
  • Konya Ovasından gelir, 
  • bir edayla gelir, naz ederek gelir, içimizi titreterek gelir, heyecan içinde bırakarak gelir, bizi kendine âşık ederek gelir, 
  • ki Adanaspor şampiyonluk gittiğin yoldan gelir...

Bir çocukluk hayalinden gelir, eski evlerin boş odalarının efkârından gelir, ruhumuza eş olan güneşten gelir, geceleyin puslu ay ışığından gelir, turuncu gündoğumlarından, portakal kokulu ilkbahar sabahlarından gelir, güneyden- acıların, yoksulluğun, kimsesizliğin, ama başı dik durmanın, bir aşkla bağlanmanın, emek vermenin, sadece sevmenin güneyinden gelir.

Gayri bir başına kalmaz, çoğalarak gelir, çıkmaz sokakları yol eder aşar da gelir.

Şampiyonluk gittiğin yoldan gelir, bekle, kayıp bir hayatı yeni baştan kurarak gelir.

Dudaklarında bir ıslık, turuncuya bir şarkı...

Bu şehrin harbi çocukları, çıktı bir kere yola...

Ve  Şampiyonluk Gittiğin Yoldan Gelir ...

Yazar: Editor
2012-04-22 17:42:06

Dürüm Bira ve Sigara ve 4 Gol

-maça giderken, maçtan gelirken-

 100 FOTOĞRAF FOTO-YORUM'da

 (Bu kareleri son şampiyonluktan hatırlıyoruz)

bir pazar gününe

portakal ağaçlarının kokusuyla başlamak,

belki biraz puslu ama güzel bir Adana havası

bir iki hazırlık

sonra maça yolculuk

maç öncesi Gümüşat molası

evet, iyi geliyor hem bize hem de bir şans denemesinde takıma

derken güzel bir dürüm!

derler ki o dürümün dibini kralına bile vermeyeceksin

öyle bir şey, lezzet yumağı

bir dürüm bir bira ve bir sigara

 

 (Şampiyon Adana, karşılıklı tezahuratı...)

eh zaten maç saati de gelmiştir

Bir Çukurova Destanı”nın yazıldığı mekâna

stada gitme vaktidir

turuncu forma çıkar sahaya

sonrası

taraftara ve takıma kalmıştır

Adanaspor’a…

Silindirspor'un Dönüşü

  • En nihayetinde dostlar 
  • nefis bir futbol 
  • harika bir tribünle 
  • bir Buca defterinin kapanması 
  • böylece 
  • ve Bolu’nun evinde 3 puan kaybetmesi ile 
  • 4golün sonrasında 
  • gelen 3 puan 
  • ve altıncılık…

Lafı uzatmaya gerek yok, bakınız tıklayınız Foto-Yorum'da 1oo fotoğraf!

Vira!

Yazar: Editor
2012-04-19 09:21:51

Serkan Özsoy da İncelensin

Sahalarda ırkçılık ile ilgili dramatik vakalara dair popüler bir haber aşağıdaki gibidir. Ama Kbong’u dolayısıyla da Adanaspor’u ilgilendiren olay da es geçilmemeli. Her fail yaptığının bedelini ödemelidir. Bu manada Tavşanlı Linyit futbolcusu Serkan Özsoy da araştırılsın.

_________________

Futbol Federasyonu Hukuk Müşavirliği, dudak okuma yöntemiyle Emre’nin, Zokora’ya, “S......min zencisi” dediğini tespit etti. Tedbirli olarak PFDK’ya sevk edilen yıldız oyuncu suçlu bulunursa, Türk futbolunda ırkçılık yüzünden ceza alan ilk oyuncu olacak... 

Türk futbol tarihinde bir ilk gerçekleşti ve Fenerbahçe’nin yıldız oyuncusu Emre’nin ırkçı ifadeler kullandığı gerekçesiyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na sevk edildi. Fenerbahçe-Trabzonspor maçında Zokora’ya, İngilizce “S......min zencisi” dediği iddia edilen Emre, maç görüntülerinin izlenmesi ve ağız okuma yönteminden sonra tedbirli olarak PFDK’ya gönderildi. 

  • Disiplin Talimatı’nın, 
  • “Ayrımcılık” başlıklı 
  • 44. maddesi, 
  • “Irk dil, din etnik köken ayrımcılığı yaparak 
  • insanlık onurunu herhangi bir şekilde zedeleyen futbolculara 
  • 4 ile 8 maç müsabakadan men cezası” öngörüyor. 
  • Emre suçlu bulunursa 
  • en az alt sınır olan 4 maç ceza alacak. 
  • Emre’nin yanı sıra 
  • Fenerbahçe’ye de talimata göre 
  • 50 ile 150 bin lira arasında para cezası kesilecek. 

 

Yazar: Editor
2012-04-15 10:47:01

Her Maç Mesele

Her maç kendi başına bir kıymet taşımaya başlamıştır artık. Gündemdeki maçı kazanmadan gelecekteki maçı konuşmanın pek anlamı olmadığı haftalardayız. Görüldüğü gibi puan kayıpları hedefleri riske sokarken kazançlar da potanın içinde tutuyor.

Ve rakiplerin belli pozisyonlarından dolayı da her maç kendine has bir zorluk da taşıyor yahu!

Alın işte Tavşanlı bir şekilde düşme potasına girdi. Bu durum da rakibi bir başka mücadeleye itecektir.

Bizi ilgilendirir mi bu halleri? Hayır! Bizim 3 puana ulaşmamıza bir mani oluşturur mu? Herhangi bir maç kadar bir sorun olur ruh halleri derim. Hatta üzerimize bir galibiyet amacıyla yüklendiklerinde bize avantaj sağlayacak pozisyonlar da vereceklerdir. Mesele o fırsatları tez elden ve birkaç kez değerlendirmektedir.

Geçen sene bu günler Tavşanlı zirve mücadelesi için bizi konuk ettiğinde yine, hakemin rakibe duyduğu bir sempati neticesinde bizden 3 puanı almıştı. Bu sene farklı durumdalar. Ve dilerim maçı vicdanıyla yöneten bir hakem olur sahada, adil bir yönetimle hak edenin kazanacağı bir maç olsun böylece.

Ve o “hak eden” biz olacağımıza göre…

Birkaç saat sonra bir 3 puan yazısında görüşmek üzere…

Yazar: Editor
2012-04-01 18:33:15

Giden 2 Puan

Adanaspor şu haliyle “takım” olmayı başarmıştır. Günaydın, denecek belki ama, bu hiç de yabana atılacak bir kazanç değildir.

  • Futbolda kulüp olmak 
  • ve takım olmak 
  • yan yana gelmesi her zaman mümkün olmayan örgütlenmelerdir. 
  • Beğenelim veya beğenmeyelim 
  • Adanaspor’umuz hem bir kulüptür, 
  • zira bir idari tarzı vardır 
  • ve de bir takımdır, anlaşılır bir oyun prensibine sahiptir.
  • Kasımpaşa maçında kağıt üstünde 5 eksikle mücadele eden Adanaspor, 
  • adeta eksiksizdi. 
  • Kaleden ileri bölgeye kadar, 
  • ufak tefek aksaklıklar hariç, 
  • olumlu disiplinli aklı başında bir futbol oynadı. 
  • Savunma hattımız yardımlaşma, 
  • kademeye girme, 
  • topa zamanında müdahale etme, 
  • topu oyuna sokma, 
  • rakibe alan bırakmama noktalarında yüksek bir istatistikle oynadı.

Rakibin o mucize golü olmasaydı pozisyon bulmaları şu sahnede mümkün değildi.

Soru: Neyle ilgilidir bu?

Cevap: Takım olmayla!

Kim oynarsa oynasın nerede ne yapacağını bildikten sonra kişisel meziyetlerdeki küçük farklar bir olumsuzluk olarak yansımazmış demek ki! Bu arada o golde Zülküf’ün yapacağı pek bir şey yoktu, zira o top milyonda bir ihtimalle gol olmuştur.

  • Bu maçta özellikle Kbong en pozitif oyunlarında birini oynadı, 
  • onun her zamankinden iyi olması da savunmayı rahatlatıverdi. 
  • Adnan da bu esnada anılmalı. 
  • Ama ne yazık ki 
  • yani üzülerek söylüyorum 
  • Rahman yine neredeyse faydasız oynamıştır. 
  • Hele yediğimiz golden hemen önceki pozisyonda önündeki topa uzanamaması… Ah!

Hakem nispeten iyiydi. Hele geçen haftaki adamla karşılaştırılamaz bile. Ama maç 1-1 iken Mbilla’ya ceza sahasında yapılan hareket kanımca penaltıydı ve böyle penaltıları bu sezon bize çok çaldılar; Hatırlayınız Bolu ve Karşıyaka maçlarını.

Maçtan önce bir puana razı mısın deselerdi, o 5 eksikle ne derdim bilmiyorum! Fakat, her sonuca razı olmama rağmen, bu beraberliğe çok üzüldüm. Galibiyeti yeterince hak etmiştik, hiçbir şeyi bahane etmeden. Dilerim bu 1 puan sezon sonunda işimize yaramış olur.

Yazar: Editor
2012-03-24 09:59:34

Hafta ve Sonu

 

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-215322/asill%C3%BCst.jpg

 

Ne güzel bir cumartesi…

Kırlar, bahçeler, köy yolları, hatta kalabalık caddeler bile güzeldir şimdi Adana’da. Evde durmanın âlemi olmaz bu gün.

Hafta sonu güzel başlasın ve güzel bitsin şu maçla.

Şimdi yine o malum kuzen dayanmadan kapıya ben telefonu da kapayıp kaçayım.

Ne?

Merdivenlerde bir ayak sesi,

kapının önünde bir karartı mı var?

hass…

Ben pencereden kaçmayı deneyeceğim dostlar, ama üçüncü kattayım! Şu çam dalına ulaşabilir miyim acep?

Ah ulan! Evde bir ip merdiven bulundurmalıydım… Nerde satılıyor acaba?

Yazar: Editor
2012-03-22 08:55:36

Elazığ’ı Yenmek

 http://hizliresimyukle.com/showoriginal-214196/ea.jpg

  • Şöyle oynasak, 
  • böyle koşsak,
  • topa buradan vursak,
  • pası şuradan atsak, 
  • 4-4-3 veya 3-5-2 ya da çıkın oynayın oğlum, desek; 
  • yardımlaşsak, 
  • şu oynasa bu oynamasa, 
  • kalede ben veya Kumcu Yusuf olsak, 
  • mücadele filan, 
  • kaplanlar gibi savaşınca falan, 
  • çok koşsak az yorulsak, 
  • 3 değil 5 atsak…

Hepsi laf, hepsi fasa fiso…

Elbette Şu Elazığ’ı yenip yenmemek bir memleket meselesi değil.

Haddizatında bu Elazığ’ı yenmek mesele değil dostlar.

  • Takım çıkacak 
  • ve en olumsuz koşullarda bile 
  • o takımı 
  • adeta 
  • elini kolunu sallaya sallaya yenecek.

Elazığ maçı için diyeceğim budur, ötesi laf salatasıdır!

Not:

Bu sebepten, konuyla ilgisiz bir illüstrasyonu paylaşacağım resim hakkımda…

Yazar: Editor
2012-03-18 17:16:37

Çok Yazık Oldu

 http://hizliresimyukle.com/showoriginal-212074/kaplanpenche.jpg

Öyle bir maç ki gol pozisyonlarını gole çevirmeme maçıydı adeta. Kbong, Mbilla, Okan, Burak gol atmanın daha kolay olduğu fırsatları yok ettiler. Hayır, Mbilla’nın direkten dönen topunu ayırıyorum; o, yoktan var etti.

Rakip Göztepe ise yanılmıyorsam tek pozisyonla 3 puanı aldı. Nedir? Atmayana atarlar!

  • Barbaros’un hiçbir işe yaramaması
  • bu maçta yaptığı hata yüzenden yine gole sebebiyet vermesiyle taçlandı.
  • Tamam, tarzını saldırganlığı seviyoruz dedik,
  • ama bir işe yaramamanı kastetmemiştik. Keşke sarı görmeye devam etse de bu hataları yapmasa...
  • Sakarya maçında faulü o 3 puanı riske sokmuştu,
  • bu maçtaki top kaybı da 3 puana mal oldu.

Levent hoca nihayet Barbaros’u oyundan alınca takım o dakikada bile maçı çevirebilecekti. Gol yedikten sonra net 3 pozisyonu değerlendiremedik, direk de sayılırsa 4...

Adnan’ın vasat, Rahman’ın kısırdöngü içindeki halleri ve Barbaros’un eksilerdeki futboluna rağmen bu maçı alabilirdik. Ama olmadı ve üst tarafın müthiş puan kayıpları yaşadığı bu önemli hafta boş geçti. Kayıp çok büyük bir kayıptır bu manada!

  • Geçen hafta yaptığı değişikliklerle
  • maça damgasını vuran Levent Hoca
  • bu hafta da özellikle Barbaros’u sahada bu kadar tutarak,
  • hatta sahaya sürerek maça yine damgasını vurdu.

Ha, yenseydik yine bunları mı yazacaktık? Muhtemelen tam olarak böyle bir yazı olmayacaktı, fakat özellikle Barbaros’un ve Rahman’ın eksileri değişmeyecekti, ki hafta içinde kinetik enerji yazısında kaygılarımızı münasip bir dille izah etmiştik.

Hakikaten bizim için ilk iki mücadelesine dönüşecek son 8 hafta, böylece netleşerek ilk 6 mücadelesine sahne olacaktır.

Yazar: Editor
2012-03-11 15:26:05

Her Puan için Bir Gol

 http://etc.usf.edu/clipart/56500/56533/56533_men-drink_lg.gif

Kolay maç zor oldu.

Neden?

Rakibe saygı duyduğumuz için!

İyi güzel de rakip o arada top çevirmiyor ki, gol atmak için saldırıyor. Bu galibiyete sevinmezlik etmek, uyuzluk yapmak istemiyorum; ama canım ne diye son 20 dakika huzursuz geçsin. Zaten sahada her düdüğü rakibe çalan bir enteresan hakem vardı. Yani fırsatını bulsaydı bir penaltıyı rakibe kesin çalacaktı. Neyse ki Sakaryasporlu futbolcular hakemden dürüsttü.

Açık, güzel, eğlenceli bir maç oldu. Fakat maçı sunan trt spikeri bizim kadar eğlenemedi. Bu trt’nin her alandaki yandaşlığı işin b.kunu iyice çıkardı yani. Kamuya açık maç, adam gibi tarafsız anlatın oğlum! Maç dışında zaten açmıyoruz trt denen yancı-uyuşuk kanalı, bizi ondan da vazgeçirtmeyin.

Zülküf artık kendine daha çok güvenmeli. Barajdan yediğimiz golde daha ayarlı olabilirdi hem durduğu yerde hem de o hattı oluşturmada. Neyse ki kredisi var. O golü Tolgahan yeseydi, mevzideki düşmanları onu parçalamaya başlamıştı. Zülküf devam! Ama Adanaspor kalecisisin sen. Maçı gereğinden de fazla oyalamamalı, zira o hakem on saniye oyalanma için maçı ekstradan bir dakika uzattı... yani...

Defans bazen macera aramasa! Yahu bazen böbrek sancım tutuyor, ne alaka demeyin tutuyor işte, vücut bu kardeşim sebep sonuç ilişkisi içinde beni oradan vuruyor. Sanki organlar aralarında telefon zinciri kuruyor.

Barbaros, seviyorum tarzını. Böyle bir futbolcuya ihtiyaç hep vardır, saldırgan ve aynı zamanda saha tribün iletişiminde iyi bir hat. Ama canım bu kadar da sarı olmaz! Gereksiz fauller bakın neye mal oluyordu!

Mbilla, grafiğinin düşüş sinyallerini geçen hafta verdi. Levent Eriş onu çakırınca harbiden önce kızdım ama Okan’ın bu sefer takım için oynama isteği o duygumu önce bir mahcubiyete sonra gol sevinçlerine dönüştürdü.

Yaser’in attığı gole sevinmemesi asil bir davranış, fakat Yaser’in örneğin 3 gol atıp o 3 gole de sevinmemesi daha asil bir davranış olurdu. Bu arada şu gol de gösterdi ki Yaser cephe golcüsü değil, ona yandan tek vuruşluk toplar gelecek, hatırlayınız toplamdaki gollerini.

Toparlarsak;

Ne denir bu durumda? Şu galibiyetin anlam taşıması Göztepe deplasmanından en az bir puanla dönmemizle mümkün olur. Şu maçın ikinci yarısındaki hatayı yapmayalım ve oyun disiplininden kopmayalım, her zaman olduğu gibi İzmir’den şen döneriz!

O maçı analizini kuzenle yapacağız. Bu akşam şu galibiyet kutlamak için bir yerde buluşacağız. Evet, bu galibiyeti kutlamaya değer görecek kadar önemsiyoruz elbette.

Sıhhatimize dostlar!

Yazar: Editor
2012-03-04 20:09:29

Nihayet

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-202749/a.jpg

Güzel oldu. Haftalardır beklediğimiz bir galibiyetti. Geç bile kaldı. Biz olağan koşullarda her maçı böyle bitirmeliydik. Şaşırıp hayıflanmamız gereken böyle kazanamamamızdır.

  • Neyse, bu hafta oldu hiç olmazsa, 
  • daha da geç gelebilirdi. 
  • Acaba bir dönüm noktası olur mu şu maç? 
  • Dilerim olur. 
  • Gerçi her maçta biz böyle diyoruz ya, dönüm filan. 
  • Umut işte. Bu da güzel: ) 
  • bu arada bizim eskisi gibi fotoğraf çekmemiz de iyi geldi anlaşılan; )

Kalan 10 maçta savaşacağız. Ama bu futbolla böyle savaşırsak ve hedefe ulaşamazsak Denizli hocasının da dediği gibi futbolun hakkaten adaleti yoktur! Osman Özköylü bunu Konya için söylemişti ve doğru söylemişti o ayrı konu, lakin biz böyle oynamaya devam edelim, en nihayetinde gülen tarafta olacağız.

  • Bir de çok 
  • ama çok gol kaçırdığımız şu maçta 
  • forvet hattının o 3 golü atması 
  • pek hoş ve umut verici bir gelişme.

Not: 

Kırk sekiz fotoğraf yükledik. Tek fotoğraf gibi görünebilir foto-yorum sayfasında. Fotoların devamını görmek için ilk karedeki Bay Erkut'un sağ elinin orta parmağı (yanlış anlamayın: ) üzerine tıklarsanız, hem yazıları hem de fotoğrafların devamını görebilirsiniz.

İyi seyirler.

Tıklayınız!

Not:

Futbolcu ve futbol analizi için gönüllü arkadaşımız varsa seve seve yayımlarız: )) 

 

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-202746/as.jpg

 

Yazar: Editor
2012-03-04 10:19:35

http://www.graduation-invitations-graduation-party.com/images/photography-party-clipart-5.jpg

Bir engel çıkmazsa (engel derken, makineyi artık içeri sokmuyorlar, arıza çıkarıyorlar, sanırım yayın hakkı filan hikayeleri. Sanki biz burada fotoğlarları satıyoruz, hay bin telif: ))

bugünkü maçı fotoğraflayalım. Umarim iyi gelir bize bu; ))

Gerçi bir galibiyet şanstan fazlasına ihtiyaç duyar, o ayrı konu!

  • Ama şu
  • Elazığ ve Kasımpaşa
  • daha nereye kadar gidecekler
  • son dakika golleriyle?

Adamlar bastırıyor da atıyor, denecek ama canım bu kadar da denk gelmez o kısmet denen bize naletli şey!

  • Biz, işi
  • son dakikaya bırakmadan
  • keselim şu işi de,
  • ötesi de gitsin bakalım
  • nereye kadar gidecekse
  • kör topal!
  • (korkarım şampiyonluğa kadar gidecekler...)

Bu arada eski bir Adana/Gbb maçı için tıklayınız...

Yazar: Editor
2012-02-24 23:36:36

Kaybedecek Bir Şeyi Olmamak

 http://www.sinemadevri.com/afisler/sinemadevri_com_spartakus.jpg

Bunu tarihin çeşitli kolları da tam da öyle yazar: Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan adamdan korkulur, diye.

  • Spartaküs’ten bu yana böyledir. 
  • Ki tarihin kaydetmediği vakalarda da
  • böyledir zahir ol hikayat.

İtaat etmediği sürece kendini geliştirmiş,

devrim kapılarını açmıştır insan evladı.

İyi bir şeydir bu!

Bu yazıda lafın uzununa gerek yok.

  • Biraz sonra 
  • futbol âlemindeki ilahımız olan Adanaspor 
  • bir maça çıkacak 
  • ve o maçta kaybedecek hiçbir şeyi olmadan top sürecek sahada. 
  • Haddizatında bu ana kadar giden gitmiştir, 
  • kalanın da korkuyla korumanın hiçbir kıymeti, kazancı yoktur. 
  • Ve hiçbir şey korkuyla da savunulamaz!

13.30 itibariyle korkup savunması gereken Akhisar’dır ve Adanaspor bu maçın korkulan adamıdır.

Umarım ekip bunun farkındadır ve mücadelesini bu minval üzere sahaya yansıtacaktır.

  • Ha, dediklerimiz olmasa ne olur? 
  • Ne gam! 
  • Bir güzel Adanaspor’umuz sahadadır 
  • ve sevdamız bir sezona dair değildir…

Hay bin kaplan bre!

Yazar: Editor
2012-02-22 18:39:32

Derken…

Temel ıssız bir ada'ya düşmüş ve ertesi gün bakmış ki bir şişe, şişenin kapağını açmış  ve açmasıyla birlikte şişeden bir cin çıkmış.

Madem kurtardın beni yıllardır içimde olduğun bu şişeden,dile benden iki şey demiş

Temel'de biraz düşünmüş ve bana öyle bir şarap ver ki, içeyim içeyim ama yeniden dolsun demiş..şarap gelmiş temel içip bitirmiş ve bakmış şarap,her içtiğinde yeniden doluyor gerçekten..derken cin,temel'e bir hakkın daha kaldı ne istersin demiş.

O da bu şişeyi çok sevdim bundan bir tane daha demiş.

Dört sezondur terinin sonuna kadar mücadele eden hırslı, kanatta ya da forvet arkasında oynayabilecek bir forvet var (Mbilla). Size gol ya  da goller atacak bir forvet daha lazım ama siz sezon başında tutup, hava toplarına hakim,mücadeleci bir forvet arkası olduğunu bildiğiniz ve geçen sezon çalışma fırsatı bulduğunuz birisini daha transfer ediyorsunuz (Yaser YILDIZ Süper ligde 27 maçta (0) Bank Asya'da 65 maçta 11 gol)

5-6 maç geçtikten sonra bakıyorsunuz ki Yaser de aradığınız forvet değil çünkü takım Yaser geldikten sonrada iyi futbol oynuyor mücadele ediyor kaleci defans iyi orta sahada bir iki eksiği var idare eder ama ille de bir FORVET lazım bu takıma deyip gene FORVET aramaya başlıyorsunuz ki aslında en azından ikinci yarıda atacağı gollerin takıma faydası olur derken geçen sezon Altay'da sadece iki gol atan ilk yarı Samsunspor’da 2 lig maçında toplam sadece 20 dakika oynamış ve BA’da 86 maçta 23 gol atmış fuleli bir kanat oyuncusu olan Burak Çalık'ı alıyorsunuz ve o da ne yazık ki ilacınıza yara olamadı..ki futbol bilgime dayanarak olamayacak gibide.

Tıpkı yukarıda anlattığım fıkra gibi dimi...Oysa Kasımpaşa'ya transfer olduktan sonra altı 1.lig ve bir Türkiye kupasında üçer gol atan Adem Büyük, Bolu’dan linyite geçip linyitte altı maçta beş gol atan Ümit Tütünci vb forvetleri bulmak inanın bu kadar zor olmamalı çünkü kimse kendini kandırmasın artık her ADANASPOR taraftarı bu sezon zor artık önümüzdeki sezona bakalım demeye başladı dahi....

NOT: Şu an 1.Ligde altıncı sırada olan Rize'nin iki forvetinin ADANASPOR'la aynı gol oranına sahip olması ne kadar ilginç değil mi?

Emre Pürçek

Yazar: Editor
2012-02-18 00:04:00

Son Söz

 http://www.havuz.de/YAPITLARIMIZ/MARTILAR_MAVi_UCAR__ilk_sayfa_/sonsoz/yazilar__son_soz_.jpg

Son söz özellikle edebiyatta çok önemlidir, hayatidir, çarpıcıdır, ayırıcıdır ve ne güzeldir. Kıymetini daha da artırır son söz bir şairin, öykücünün.

Bir tiyatro eserinin o son sözü sıkıcı tatsız oyunu toparlar adeta bir şahesere dönüştürür.

Örnekleri çoktur.

  • Ömer Seyfettin ne güzel bir hikâyecidir ki ekmeğini bu işle kazanmıştır. 
  • Fakat onun dünya çapında bir yazar olmasının önünde muhtemelen o hikâyelerin sonunda eksik kalan son sözdür. (Tam burada içeriği filan konu dışı bırakıyorum.)

Örneğin Kaşağı adlı enfes hikâyesi daha fiyakalı bir son sözü sonuna kadar hak etmektedir. Belli bir duygu ve düşünce yoğunluğuna taşıdığı okuruna son darbeyi vurmaktan geri durmuştur ki okur da zaten o son darbeye dünden razıdır.

  • Şolohov, Ve Durgun Akardı Don’da bölüm sonlarında bunu çok güzel sahneler, son cümle ile onlarca sayfanın etkisini pekiştirir.
  • Ayla Kutlu, Sen de Gitme Triyandafilis adlı kısa romanında yine okurunu o son cümle ile kalbinden vurur.
  • Hele Attila İlhan! Dehşetengiz bir dize ile bitirir en güzel şiirlerini, Cinayet Saati’nde “ben vursam kendimi vuracaktım” diyerek dramatik doruğu ilahi bir noktaya taşır.
  • Can Yücel Baba da Ford’un Şoför Ahmet İçin Yaktığı Ağıt’ta ne güzel koyar son noktayı:

“Her şeye razıydım sırf anlayasın diye

Ne mene şeydir sevgi

Böyle bok yoluna gidecektin madem

Bari ben çiğneyeydim seni.” Diye…

  • Peki Yaşar Kemal'in İnce Memed'de bu manada yaptığı... Çakır dikenlerinin yakılması, göğün turuncuya kesmesi veya kurşunların rüzgarından odadaki lambanın sönmesi... 

Evet dostlar, son söz çok ama çok mühimdir, bu arkadaşlıklarda da öyle değil mi yahu!

Ezcümle;

Biz hala inatla son sözü bekliyoruz Adanaspor’umuzdan, o sihirli güzel kendine yakışan ve âşık eden o son sözü…

Onun ne olduğunu hepimiz iyi biliyoruz…

Yazar: Editor
2012-02-15 11:44:25

Neden-Sonuç Akışı İçin Değişkenler

 http://onarimcilar.net/resimler/kuantum/determinizm.jpg

Determinizm dediğimiz şey, her olayda bir nedenin olduğunu ileri sürer. Bu durumda talihi, kaderi reddeder galiba. Hiçbir şey kendi kendine değildir ve tesadüf hiç değildir. Bir durumu bir başka durum etkiler.

  • Muhtemelen ucu büyük patlamaya giden sürecin
  • milyonlarca yıllık bir döngüsü içinde devinir durur
  • o neden sonuç bağlantısı;
  • sayamayacağımız kadar farklı hayatlarda neticelenir
  • ve işte gelir bir ucundan da bizim hayatımıza dayanır.

Ne ekersen onu biçersin’e bağlanabilir mi böyle bir akış?

Olabilir.

  • Bir süredir o neden sonuç ilişkisi bizim tersimize gelişiyor.
  • Tadımız kaçıyor yer yer.
  • Canımız sıkılıyor.
  • Değişmesi için o akışın, insanlar elbette elinden geleni yapıyor.
  • Kimi zaman az geliyor bu çaba, olağandır.
  • Ama bu da daha çok çabayı gerektiriyor böylece.

En güzel ortak noktayı bulmuşuz biz yalnızlığımızın şehrinde Adana’da: Adanaspor!

Ne güzel bir histir bu.

  • Kalan şu 13 haftada determinizm doktrinin ileri sürdüğü o ilkeyi lehimize döndürmek için,
  • olası en iyi sonuca ulaşmak için
  • o zaman biz işimize yarayacak sebepleri doğurmanın derdinde olalım.
  • Zaten öyleyiz de, daha çok olalım.
  • Neredeyse hepimiz olaylardan en uç noktalarda etkilenen bir duygu duvarına sahibiz;
  • hemen çok üzülüyor ve yine hemen çok seviniyoruz.
  • Bana sorarsanız güzeldir de bu,
  • çünkü samimidir olması gerektiği kadar, doğaldır, insanidir…

Bu sezon, kötünün iyisine ulaşmak için vakit hiç de geç değil.

Hala iyi şeyler olabilir.

Geçen sezona bakıp da verdiğimiz Mersin örneği olmadı; ama Orduspor örneği hala duruyor oracıkta.

Ama şurada saklıdır mesele:

Kurtuluş yok tek başına

Ya hep birlikteyiz

Ya hiçbir şeyiz!

Yazar: Editor
2012-02-14 16:37:50

Takım ve Taraftar

http://3.bp.blogspot.com/_gHAE_z0DfBo/SdT56VBPj3I/AAAAAAAAB_I/u1Ca_JzKHRw/s400/is.jpg

Hatırlayalım;

15.05.2011

Emre AKTAŞ:

  • Taraftarımız maçtan bir gün önce 
  • tesislere gelip bize destek ve moral verdiğinde 
  • kazanmıştık biz Altay maçını.

12.02.2012

Samsunspor TD Mesut BAKKAL

  • Yaklaşık 1.500 taraftarımız 
  • bizi maç günü tesisten stada kadar konvoy eşliğinde götürdü 
  • işte orada kazandık biz Eskişehir maçını.                                  

ve

19.05.2012

  • Hakemin düdük sesinin, 
  • futbolcuların saha içi konuşmalarının duyulduğu 
  • koca bir kırk beş dakikanın sessiz geçtiği 
  • bir ilk yarının olmaması dilekleriyle oynayalım BOLU maçını 
  • ve taraftarı futbolcusuyla kazanalım bu maçı.

HOŞGELDİN TURBEY

  • Bu haftadan itibaren
  • sessizliğinizi sadece ADANASPORUMUZA destek için bozmanızın
  • vakti zamanı gelmişti.

Emre Pürçek

Fotoğraf: Adanaspor - İskenderun DÇ maçı / skor: 2-0 / kaplanpenche

 http://www.kaplanpenche.org/fotogaleri/Adanaspor_vs_IDC#67

Yazar: Editor
2012-02-02 22:11:32

Mohikanlar Gibi Ateşler Yaktık

 http://1.bp.blogspot.com/_gHAE_z0DfBo/Sds9vfbe29I/AAAAAAAACAg/zTU0Wv69Prk/s400/aa.jpg

Onca zamandır maça gitmek hep başka bir heyecandır. Başka heyecan derken, bir türlü eskimeyen sıradanlaşmayan heyecandan bahsediyorum. Ne güzel bir şeydir bu.

Yapı meslek yıllarımızdan Şehmus’la ve arkadaşlarla hafta boyu süren bir şenliğin son ateşi olurdu tribüne gitmek. Güney kale arkasında başlayan maç seyri maratonda devam eder kuzeyin soğuk tribününe kadar varırdı. Tabi işler rast gitmediğinde olan bir seyahatti bu. O durumda oturduğumuz mekân bize pek uğurlu gelemezdi ve kötü talihi değiştirene kadar dolanıp dururduk.

Ama işler yolundaysa bir santim oynamadan yerimizden, maçı bitirirdik. Çok güzel günler de olmuştu o tribünde, ağlayarak çıktığımız da. Ne güzeldi, yine güzel bir Adanaspor’un ardından gitmek.

Tabi en renkli zamanlar Trabzon’un ardından kovaladığımız şampiyonluktu, üst üste gol kralı çıkaran yıllardı, İnter’le oynana o gece maçı ve Özer’in attığı gole günlerce sevindiğimiz zamanlardı. O Arjantin köşede o zamanki “Çılgınlar Grubu” ile nasıl bir mutluluktu konfeti şenlikleri. Asri Sinema Sokağındaki matbaaları dolaşıp konfeti için kağıtlar toplamak, birey olup bir sorumluluk almanın ve bir davaya inanıp da öylece mücadele etmenin ilk hamleleriydi elbette. Bir Adanaspor sevdası çok şey öğretti haddizatında bir kuşatılmış Adana’da.

Kötü günler de gördük tabi, olmaz mı? Kırk elli kişiyle efkârları kafa kafaya verip kederli maçlar da izledik biz üç beş serkeş…

Ne olduğunu, neden olduğunu ve nasıl olduğunu belki hiç bilmediğimiz ki öylesini sorgulamaya da hiç ihtiyaç duymadığımız ve sonra kendini şiirlere vuran bir aşkla sevdik. Seviyoruz da. Ama böyle değil mi bir Adanasporluluk! Bıkmadan usanmadan anlatacağız bunu, bıkmadan ve usanmadan.

Kayıp bir nesil anlayana kadar!

Attila İlhan’ın bir şiirinden uyarlamayla deyip bitirelim:

“1981 Eylülünde,

Şehmus, İsmet ve ben

Tribünlerinde Mohikanlar gibi ateşler yaktık,

Sana taptık ama,

Unuttun mu?

Sana taptık!”

Yazar: Editor
2012-01-31 23:37:06

Ne Zamandır Bu Adanasporluluk?

 http://ul.gcg.me/files/2009-10/adanaspor_bayra_____kaplanpenche.jpg

  • Spor Ekstra’da yürekli bir arkadaşımız
  • maraton tribünde olanları
  • o canlı yayında dile getirdi.
  • Birileri başka birilerinin direktifleriyle hareket ediyor.
  • Bunu anlattı.
  • Uydurmadı, olanı aktardı.
  • Kör müyüz sağır mıyız?
  • Üç maymunu oynayıp
  • duymazdan
  • bilmezden
  • görmezden
  • konuşmazdan mı gelelim?
  • Aylardır o maratonda neler olup bittiğini
  • kim bilmiyor,
  • kim anlamıyor?
  • Durum o arkadaşımızın anlattığından daha da vahimdir
  • tanıkların da dile getirdiklerine göre!
  • Bunu enteresan tezahüratlardan da zaten biliyoruz,
  • bunu da formlardan da öğreniyoruz,
  • vakanın muhatabı olan
  • başka yürekli gençlerin anlattıklarıyla…
  • Durum bir iddiadan öte somut bir haldir.
  • Milleti coplayan, iteleyen, öteleyen, tekmeleyen, tutuklayan irade
  • bir zahmet bu vakanın da muhatabı olsun.
  • Mesele bir şampiyonluk meselesi değildir bundan sonra.
  • Mesele bir taraftarlık bir Adanaspor meselesidir artık.
  • Yok kaleci
  • yok forvet diye kendi kendimizle oyalanmanın zamanı değildir,
  • bir Adanaspor’a ve Adanasporluluğa sahip çıkma zamanıdır.
  • Benim diyen bunun arkasında durmalıdır.
  • Şu günde bir Adanaspor’un arkasında durmayacaksak
  • hangi günde göstereceğiz Adanasporluluğumuzu?
  • Şampiyon olunca mı?
  • Öyleyse yazık, hepimize yazık!
  • Adanasporlu olan şimdi bunu takıma sahip çıkarak göstersin,
  • Ötesi…
  • Ötesi bir şampiyonluk kutlamasını beklesin…
Yazar: Editor
2012-01-30 08:47:12

Son Maçın Bize Anlattıkları Nelerdir?

 http://www.computerclipart.com/computer_clipart_images/hispanic_boy_playing_ball_0515-1004-0704-5323_SMU.jpg

Levent Eriş hakkındaki kaygılarımızı belirtmiştik, evet! .

Bir hoca bu kadar mı adaletsiz olur, bu kadar mı takımı futbolcusunu tanımaz, bu kadar mı emeğe saygı duymaz, bu kadar mı ayrımcı olur?

  • Takımın son galibiyetinde o müthiş atağı, inadı ve son vuruşuyla 
  • ciddi bir payı olan Talha’yı hala mı görmez. 
  • Veya neden görmezden gelir? 
  • Talha’yı tercih etmeme sebebini söylesin. 
  • Fakat Talha konusundaki gerekçeleri şimdi oynattığı ve vaktiyle oynatmış olduğu 
  • bazı futbolcular için de geçerliyse 
  • Levent Eriş’e yine bir çift sözümüz olur.

Dünkü maç neler anlattı bize?

Ne yazık ki Fevzi Adanaspor’da misyonunu bu futboluyla tamamlamıştır. Fevzi’yi en çok destekleyenlerdenim ama Fevzi o formanın hakkını bu sezon ve son zamanlardaki oyunuyla verememektedir.

  • Okan Salmaz için hiçbir şey demek istemiyorum aslında.
  • Bir maçta görünüp sonra kaybolan futbolcu!
  • Daha önce de dedik ya, kendi için oynayan futbolcu!
  • Bulduğu forma şansını değerlendirmeyen futbolcu!
  • Alt liglerde belki oynar ama şampiyonluk isteği olan Adanaspor’da asla!

Cem’i oyuna alan hoca acaba “alın ben Adanalı ve genç futbolcuları oynatıyorum” mesajı mı veriyor bize. Öyleyse vermesin, hiç gerek yok. O formayı hak edene versin yeter.

Tolgahan gösterdi ki, defans ne kadar az hata yapıyorsa kendi de o kadar az hata yapıyor.

  • İlkem! Gol attığı için demiyorum. 
  • Ama o mevkide onu Anıl ile karşılaştırmak 
  • yanlış ve ayıp olur. 
  • Aralarında İlkem lehine on gömlek fark var. 
  • Ne iyi olmuş bu değişiklik.
  • Böylece son üç golü transferler atmış oldu. 
  • Güngören maçında da Burak’tan gol bekleyelim o zaman. 
  • Bu arada Burak bir türlü istediği topları alamadı. 
  • Bu yüzden pek bir fikir edinemedik Adanaspor’da neler yapabilir diye. Ama umudum var.

Bağlayayım yazıyı;

Bu hafta galiba Barbaros da cezalı... Etti 3: Adnan, Kbong ve Barbaros…

Ama bakınız sayın Levent Hoca. Talha’yı sakın oynatmayın. Maazallah gol atar, attırır, maça yine damgasını vurur ve sizi mahcup eder. O adıvarkendiyok kariyerinizin façasını çizer mizer.

Yazar: Editor
2012-01-15 09:11:59

İlk Yarının Sonu

 http://freewareme.com/uploads/posts/2010-05/soccer-vector.jpeg

Maç yarın (pazartesi) , yani bekleyeceğiz az daha.

Ama güzel olacak bu, şöyle;

  • Elazığ, Konya ile oynuyor,
  • Akhisar ile Rize kapışacak,
  • Erciyes, Tavşanlı’ya karşı mücadele edecek.
  • Sonra Kasımpaşa – Buca…

Yani yukarıdakiler birbirleriyle veya zorlu takımlarla karşılaşacaklar.

Demek ki sonuçları alıp çıkacağız bu maça.

Bu, bir avantaj olacak diye düşünüyorum.

  • Ama aslında hiçbir sonuçla ilgilenmeden
  • kendi işimize bakmak
  • meselenin en çarpıcı noktasını belirler.
  • Biz özellikle evimizde puan kaybetmeyelim,
  • onlar
  • nasıl olsa kaybedecek.

 _____________

Bu arada 4’te 4 gibi laflar filan etmeyeceğim bu sefer, çünkü hiç olmadı, olmuyor, olamıyor.

Maçların kendisine yine yorumsuz gidiyoruz: ))

Yazar: Editor
2012-01-12 11:39:20

Bir Maç Birçok Ümit

O kupayı istiyorduk ama olmadı. Fakat İBB maçı güzel bir maçtı.

Futbol güzeldi, mücadele güzeldi, transferler güzeldi.

Sadece İlkem’in biraz daha hazırlanması lazım. Bu iki hafta ona iyi gelecektir.

Yaser ve Barbaros forvet hattında ciddi değişikler yapacaktır, Merthan da savunmaya önemli bir destek saplayacaktır. İlk maçın işaretleri böyle…

Maçta ben de hakemden pek hoşnut değildim. Ama Taner Gizlenci daha önceki maçlarda da böyle aksilikler yapmıştı, hatırlayınız Giresun maçını.

Şöyle demişiz o maçta hakem için:

  • “Fakat o hakeme bir not düşmeden bu yazıyı bitirmek olmaz. 
  • Son yazımızdaki iddiamızın gerçekleşmesi işten bile değildi 
  • fakat Taner Gizlenci denen şey, 
  • maçı katletmiştir. 
  • Adanaspor’un fark atacağı maçı kritik bir mücadeleye sokmuştur.

Şike komisyonuna, neyse artık adı, veya savcılığa suç duyurusunda bulunuyoruz, bu adam bu maça muhtemelen bahis oynamıştır, araştırılsın. Böyle bir rezilliğin başka bir izahı yoktur.

  • Hep diyoruz, 
  • kimse bize çalmasın 
  • ama kimse de alçaklık yapmasın. 
  • Herkes işini ahlaklı bir şekilde yapsın. 
  • Gölge etmeyin, 
  • başka ihsan isteyen namerttir ulan!”
  • İBB maçında da aynı sahnelere tanık olduk.

Sonuç:

Bence başkan son bir hamleyle takıma 3 takviye yapsın (savunma bölgesi, orta saha ve forvet hattına); bu hareket bizi şampiyonluğa ulaştıracaktır.

Bu durum, bir iddiadan öte somut bir hedeftir Adanaspor için! 

Yazar: Editor
2012-01-11 11:25:09

O Kupayı İstiyoruz

 http://lordofdesign.com/wp-content/uploads/2010/06/fb-4.jpg

Atilla

Ercan, Volkan, Hayati, Mehmet Ali

Serkan, Mevlüt, Ümit

Necati, Altan, Gökmen

  • 2001–2002 sezonu Türkiye kupası kadromuz... 
  • Yabancısız, gösterişsiz ama efsane olanlar vardı kadroda, 
  • Altan gibi Necati gibi rahmetli olan GÖKMEN gibi.

Şöyle başlıyor serüven:

Rakip Antalya ve kaplan 4–0 galip.

Bu defa rakip Ankaragücü yağmurlu bir hava kimi ifadeyle Adana ağlıyor kimisinin ifadesiyle gök yarıldı, sonuç Altan ve Gökmen'in golleriyle 2–1 galibiz...

  • Derken 
  • sıradaki İstanbulspor
  • dakika 1 gol 1 Cenk İşler mağlubuz 
  • ve nefes alamadan İstanbulspor, hızlı cevap Altan'dan 
  • dakikalar 2'yi gösterirken 1-1 
  • ve 88 tekrar Altan, 
  • sonuç 2-1 ki 
  • Kaplan yarı finalde...

Rakip bize uğursuz gelen Kocaeli; Kaplan güzel oyun kaçan gollere ve Bahri Kaya yüzünden Kocaelispor’a  1-0 mağlup (ki o Kocaeli finalde Bjk 4-0 mağlup edip kupayı müzesine götürdü).

Not: Rıdvan kalsaydı başımızda o sene o kupa bizimdi!

  • Şimdi 
  • O heyecanı istiyoruz KAPLANDAN 
  • ve bunu yapacak güçtesiniz 
  • yeter ki 
  • BİZİM SİZLERE GÜVENDİĞİMİZ KADAR 
  • KENDİNİZE GÜVENİN.

VİRA KAPLAN

Emre Pürçek

Yazar: Editor
2012-01-07 08:03:04

Ne Desem?

Takım dün bir hazırlık maçı yaptı ve İskenderun DÇ’ye 2–1 yenildi. Bu hazırlık maçı bile anında harekete geçirdi bazı Adanasporlu arkadaşları. Konu da malumumuz.

  • Biz bu ruh haliyle 
  • şehirdeki o genç taraftarları 
  • saflarımıza 
  • çekemeyiz. 
  • Öte tarafta 
  • neredeyse hiçbir sportif başarısı olmayan takım 
  • taraftarıyla büyümeye devam eder.

Bunu şöyle bir geçelim.

Peki, beri tarafta durum nedir?

  • Görünen o ki 
  • Başkan hala tatmin edici transferleri yapamadı. 
  • Ben hala, 
  • gelenlerin hazır olduklarını umuyorum, 
  • şimdilik, 
  • böyle olursa yani 
  • daha önce de konuşulduğu gibi 
  • hazırlarsa iyi bir şey olur. 
  • Ama şu fotoğraf, 
  • hazırlık maçındaki sonuca bakmadan da 
  • pek renksiz görünüyor.

Kötü sonuçlar neticesinde tribünde, malum yerel basında nasıl bir yaygara koparılacağını benden çok daha iyi bilen Bayram Başkan bunun önlemlerini acilen etkili üç dört transferle almak zorundadır. Değilse sonuçlarına katlanmak zorunda kalırız hep beraber, tribünde acılar çekerek. 

Yazar: Editor
2012-01-02 17:53:26

Yeni Transferler

Kesinleşmiş 3 transfer var bildiğiniz gibi, bir de askıda durmuş bir Subasiç(?) söz konusu. Bunun dışında 3–4 transfer daha bekleniyor. Ben daha çok bekliyorum da sanırım 7 yeni oyuncuyla devreye başlarız.

  • Merthan, Yaser ve Barbaros bir ve de Subasiç(?) bildiğimiz düzeyde çıkarsa 
  • bu dört isim bile bizi uçurur. 
  • Tabi sakın bu 4 isimle şahsen yetindiğim düşünülmesin. 
  • Üstelik biri de belirsizken.

Bir handikapımız bu oyuncuların forma giymemiş olmaları. Önemli bir dezavantaj olacak bu hem takım hem hoca hem de futbolcular açısından.

  • Ama antrenman değil de 
  • sadece maç eksikleri varsa 
  • sorunun daha çabuk aşılacağını düşünüyorum. 
  • Aksi takdirde fırtınalı günler kapıdadır, 
  • eyvah! 
  • (Bunları da felaket tellallığı olsun diye dile getirmiyorum dotlar ki orada görünen bir köy var.) 
  • Bu yüzden alınacak son 3–4 isim çok önem taşımaktadır…

Yaser antrenmanlara epeydir başlamış, Merthan da çalışmalarda, Barbaros B. Münih’te antrenmanlara çıktığını ve özel maçlarda oynadığını söylüyor. Neticede kâğıt üstünde çok sağlam transferler bunlar, dilerim sahada yanıltmazlar…

  • Şu ara hazır oyuncu alınabilir mi? 
  • Zorlansa tabi ki alınır. 
  • Ekstra bir maliyetle… 
  • Ki o futbolcuyu kendi kulübü vermez önce, 
  • yoksa yine ısrarla derim ben Kenan ile Ramazan vs diye…

İlk maça tam 2 hafta var. Bir Mohaç Savaşının 2 saatte kazanıldığını düşünürsek bu 2 hafta pek ala verimli geçebilir.

http://www.chatederiz.net/wp-content/uploads/moha%C3%A7-zaferi.jpg

Sağlam bir Vira yahu!

Yazar: Editor
2011-12-30 12:47:34

Hadi Ama

Tamam, gücümüz yettiğince arkanızdayız; fakat bu transfer ummadığımız anlamına gelmesin. Ummaktan öte istiyoruz yeni transfer. Bizim de elimizi zayıflatmayın yani: ))

Serkan Şenyürek’in de vurguladığı gibi hem yerinde hem de hazır transfer istiyoruz.

  • Bir haftadır ses seda yok bu konuda. 
  • Bizimle adı geçen futbolcu 
  • bir bakıyoruz başka yere imza atmış. 
  • Demek ki adamların imza atmak gibi eğilimler, 
  • bir yere transfer olmak gibi istekleri var. 
  • O arz talep sürecinde olmayan ne? 
  • Nedir, adamların önce Adanaspor’la anılması mı gerekiyor bir yere gitmek için? 
  • Menajerlerin bir taktiği mi bu acaba, 
  • önce Adanaspor densin, piyasa kızışsın filan. 
  • Öyle değilse biz niye alamıyoruz? 
  • Adem Büyük neden bizde değil de Kasımpaşa’da kaldı örneğin. 
  • Aslında niyetimiz mi yoktu 
  • paramız mı?

Arkadaşlar canım şalgam-kebap ister gibi; )

  • Transfer istiyorum ısrarla, 
  • her maçı yüreğim ağzımda izlemek istemiyorum, 
  • şimdi ne olacak, 
  • nasıl bir olumsuzluk yaşanacak 
  • diye tedirginliklerle boğuşmak istemiyorum; 
  • gidip maçları, 
  • ortak bir tribün coşkusuyla 
  • rahat rahat izlemek istiyorum, 
  • yahu tabi ki şampiyonluk istiyorum, 
  • bunu en çok isteyenlerdenim 
  • ve o şampiyonluğu da en çok hak eden Adanaspor’dur, 
  • benim isteklerimden öte…
  • İş işten geçmeden, 
  • vakti zamanında, 
  • doğru yerde 
  • ve isabetli adamlarla transfer istiyorum, 
  • en umutsuz olanımızı bile heyecanlandıracak transferler…

http://cliparts-download.com/images/preview/768_soccer_schade_02.gif

Şimdi transfere VİRA…

Yazar: Editor
2011-12-26 15:10:53

Serkan Şenyürek Twitter’dan Bildiriyor

 http://www.clipartpal.com/_thumbs/pd/education/pencil_1.png

  • Adanaspor ikinci yarı hazırlıkları için Osman Yereşen Tesisleri'nde toplanarak start verdi. Adanaspor idmanını bugün saat 14'te yaptı.
  • Bugün yapılan idmana Kbong ve Mbilla katılmadı. Kbong 4 Ocak, Mbilla 8 Ocak'ta Adana'ya gelecekler.
  • Adanaspor, FC ESCHBORN takımında oynayan 20 yaşındaki gurbetçi stoper Umut'u denemeye aldı.
  • Türkiye Kupası kuraları çarşamba günü çekilecek ve maçlar 11 Ocak'ta lig öncesi oynanacak.
  • Adanaspor'un yeni transferi Merthan Açıl bugün Osman Yereşen Tesisleri'nde yapılan antrenmana katıldı..
  • MERTHAN: Adanaspor büyük bir camia, başkandaki ve levent hocadaki o şampiyonluk heyecanını hissettiğim için Adanaspor'u tercih ettim.
  • MERTHAN: Hem stoper hem de ön libero mevkiinde elimden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyorum.
  • MERTHAN: 2 sene önce de Adanaspor'a transferim gündemdeydi, olmamıştı, kısmet bugüneymiş.
  • ERİŞ: Alacağımız forvet Süper Lig deneyimli ve bize katkı koyabilecek bir oyuncu olmasını istiyorum.
  • ERİŞ: Sol bek için çok isim var, Mesut Çaytemel, Orhan Taşdelen, Selçuk Şahin, Ferhat Öztorun'dan birini almayı planlıyoruz.
  • ERİŞ: Sırp forvetin yanı sıra bir sol bek, bir orta saha (hücuma dönük) ve bir forvet oyuncusu almayı planlıyoruz.
  • ERİŞ: Ramazan Sal transferinden ben vazgeçtim.Bu dakikadan sonra Ramazan isterse bu transfer gerçekleşir.
  • ERİŞ: Sırp forvet ile başkanımız anlaştı, kulübüyle ilgili bonservis için oyuncu ülkesine gitti, pazartesiye kadar takıma katılmasını bekliyorum
  • ERİŞ: Yollarımızı ayırdığımız oyuncularla performansları nedeniyle böyle bir karar alındı.
Yazar: Editor
2011-12-24 09:44:50

Gidenler

 

http://3.bp.blogspot.com/_gHAE_z0DfBo/SdT56VBPj3I/AAAAAAAAB_I/u1Ca_JzKHRw/s400/is.jpg

 

  • Adanaspor, kadrosundan bazı futbolcuları gönderdi. 
  • Bunların ikisi şampiyon kadronun oyuncularındandı: 
  • Onur Demirtaş ve Emre Aktaş. 
  • İkisini de Kemal Kılıç transfer etmişti. 
  • Adanaspor’a katkı sağlamış futbolculardır. 
  • Ara ara form düşüklükleri olmuştur, sakatlıklar vs… 
  • Futbol bu!

Yolları açık olsun. Dilerim iyi bir başlangıç yaparlar.

  • Takımda bir yenilenme zamanı gelmişti, 
  • arada sevdiğimiz futbolcuların gidiyor olması bu gerçeği değiştirmez. 
  • Kadro istikrarı elbette güzel bir şeydir, 
  • fakat o kadronun bir şekilde 
  • Adanaspor ideallerine de uygun olması gerekmektedir. 
  • Bu yüzden 
  • daha etkili olabilecek isimlere ihtiyaç vardır.

Bu transfer dönemi önceki ara dönemlerden daha bir önemli. Sebebi malum durumlar itibariyle…

İyi geçeceğini umuyorum.

  • Ki ummaktır en çok yakışan bize: ))
Yazar: Editor
2011-12-20 10:18:41

O Kupayı İstiyoruz: ))

 http://previews2.nvtech.com/100/tf05081/NVTech_spor0227.jpg

  • Ben de 
  • “kupada ilerleyelim, gittiği yere kadar” 
  • diyenlerdenim. 
  • Bir kupa mücadelesinin bize ayrıca bir külfet getireceğini düşünmüyorum. 
  • Eğlenceli, 
  • renkli bir başka mecrada akmanın 
  • kadro açısından ne kadar sakıncası olabilir ki? 
  • Zaten bir haftada 3 maç yaptığımız zamanlar oldu. 
  • Araya bir kupa maçının girmesi, 
  • örneğin İstanbul takımlarından biriyle eşleşilmesi 
  • hoş bir hava vermez mi 
  • olası 5 Ocak maçına? 
  • Bence güzel olur. 
  • Kadromuz 
  • yeni takviyelerle zenginleşince 
  • bu iş daha bir keyif verecektir.
  • O zaman biraz sonra oynanacak Kartal maçını geçelim, değil mi?
  • Evet,
  • biz o kupayı istiyoruz!
Yazar: Editor
2011-12-12 06:41:10

İlk 15 Maç

  • İlk yarı bu hafta 16. maçla, 
  • Kartal deplasmanıyla bitecek. 
  • Son denizli maçı 
  • 2.yarının ilk maçı olarak başlayacak. 
  • Böylece 2.yarıya evimizde üst üste oynayacağımız 2 maçla başlamış olacağız. 
  • Bu da iyi bir şeydir. 
  • Yeni oyuncularla yeni umutlar! 
  • Kim bilir?

Şu 15 maçın değerlendirmesine bakarsak takım hiçbir maçta hiçbir rakibe teslim olmadı. Rize, Akhisar, Bolu, Elazığ, Erciyes yenilgilerinde bile hep üstün futbol oynadı, hocanın kimi yanlış tercihlerine rağmen. Belki haddimizi aşarak konuşuyoruz bu analizi yaparken; fakat bunu yıllardır izlediğimiz futbolcuların performanslarına ve özelliklerine göre iki çift laf ediyoruz.

  • Oyuncuları tek tek saymaya gerek yok performanslarına göre. 
  • Genelde her futbolcu belli bir çaba içindeydi. 
  • Doğaldır ki kimilerinin katkısı az oldu. 
  • Şu neticede 
  • ama, 
  • en zayıf noktamızın yine savunma olduğunu söyleyebilirim. 
  • Kaleci ise geçen seneye göre bir evrim geçirdi 
  • ve bence 1 
  • hadi sizce de 3 hatalı golle 16.maça geldi.

Defans ve forvet daha becerikli olsaydı?

O zaman ligin tepesi farklı şekillenirdi elbette.

  • Peki, daha çok puan olur muydu?
  • Net olarak evettir yanıt!

Kaybettiğimiz o maçları pek ala berabere de bitirebilirdik, en kötü ihtimalle.

Kişisel ve teknik hatalar ve hakem facialarıyla ilk yarı bu kadar!

  • Evet, önümüzdeki maçlara bakacağız.
Yazar: Editor
2011-12-10 22:57:46

Ayıp Ettin Hoca

 

http://www.bolusporluyuz.com/fotolar/2011/buyuk/h2011426213302-11133-levent-eris.jpg
 
  • Bu bir maç yazısı değildir. 
  • Bir Levent Eriş yazısıdır. 
  • Kısa bir yazı.
  • Olmadı hocam! 
  • Ama hiç olmadı.
  • Yaptığınız her iş yanlıştı bu sezon. 
  • Şu sahnede 
  • tüm sorumluluk 
  • sizindir. 
  • Hiçbir futbolcuyu suçlamıyorum artık.  
  • Oyuncular arasındaki adaleti yerle bir ettiniz. 
  • Yok ettiniz. 
  • Ben sizin 
  • şu ana kadar ne yaptığınızı 
  • an-la-ma-dım. 
  • Anlayabilene de aşk olsun.

Şu sezonun ilk yarısı Levent Eriş’in tercihleriyle yaralanmıştır. Dilerim ikinci yarı toparlar dağılanları.

  • Devre arasında evet
  • iyi transferler bekliyoruz. 
  • Dilerim bu kez 
  • düzgün işler yapar transferde. 
  • Ve hoca asla gitmesin 
  • hatasını düzeltsin, 
  • nasıl yapacaksa?

________________

  • Gelelim futbol fakiri Osman Ö.’ye. 
  • Adamın takımı Konya 
  • hücum etmekten aciz! 
  • Yatıyorlar tek puana. 
  • Adam tüm oyuncularını uzatmada değiştirdi. 
  • O kadar razı sonuca. 
  • Böyle hocaların teknik direktörlük diplomaları vallahi iptal edilmeli 
  • ve o diplomalarla mangal yellenmeli
  • Adana’ya gelen en aciz takımdı Konyaspor. 
  • Linyit’ten de beterlerdi.
  • Küme düşmezler, 
  • o kadar!
Not: Fotoğraf Boluspor'un geçen sezonki kaynaklarından alınmıştır.
Yazar: Editor
2011-12-10 09:25:47

Antrenör Müsveddesi Osman'a Karşı

[Emre Pürçek]

  • Sonuçta Nurullah SAĞLAM 
  • ama Osman değil... 
  • Geçen sezon yazmıştık bu kelimeleri bir MİY maçı öncesi 
  • şimdi bu zat-ı muhterem 
  • rakip takımın t.direktörü olarak karşımızda 
  • ve gene alabildiğine bir puan olsun 
  • benim olsun mantığında. 
  • Şüphesiz bugünde öyle olacak, 
  • bayılır çünkü deplasmana 
  • ve 1 puana 
  • ama bizim puanlarda gözümüz var artık..
  • Hadi BEDİR 
  • hadi OKAN 
  • bu akşam sahne herkesten daha fazla sizdedir 
  • bu takımda yeri yok Emrah’ın 
  • ya da
  • mahalle takımımda oynatmam ben bu Okan'ı 
  • diyen KORKAK 
  • şimdi rakibiniz 
  • atın golleri 
  • ve sevinin doyasıya 
  • KALBİ BEYAZ HAYALLERİ TURUNCU 
  • bütün ADANASPOR taraftarıyla.

 

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-150800/askon.jpg

 

Emre Pürçek

Yazar: Editor
2011-12-05 07:56:04

Alın Size Genç Yıldız veya Takım İçin Oynamak

Bu da bir maç yazısı değil, maç sonrası yazısını ne zaman yazmayacağımızı daha önce söylemiştik. Evet, bu da bir takıntı, Levent Eriş’in takıntısı gibi. İşe bak yahu, adam gol olacak frikikte gitti baraj oldu! Geçelim.

  • Ama bu da futbolcu karşılaştırması olsun. 
  • Buca’dan 3 isim yazacağım; 
  • Salih, Mert ve Fatih.
  • İzlediyseniz gördünüz bizim genç yıldız adaylarımız arasındaki farkları. 
  • Takım için oynamak nedir o 3 isim gösterdi bunu. 
  • Hele o Salih neydi öyle, 
  • Salih değil Beckenbauer’du çocuk veya Zidane. 
  • Ona iyi, başarılı, sağlıklı bir futbol hayatı diliyoruz. 
  • Takım için oynayan genç bir futbolcu bir maçı nasıl değiştirir, dünkü maçta net olarak göründü.
  •  Darısı bizimkilerin başına.

Darısı diyorum ve işte şu Konya maçı bir fırsat olacaktır.

  • Mbilla cezalı ve önemli bir isim yok Konya maçında. 
  • O açığı dilerim ama dilerim Bülent’le kapatmaya çalışmaz hoca. 
  • Fakat Emrah için ve Okan için iyi bir hesaplaşma fırsatıdır o Osman Özdemir adlı antrenör ile. 
  • Sizi takımda istemeyen o adama cevabı bu maçta verin 
  • ve o 3 puanı siz alın. 
  • Salih’in tek başına Buca maçında 2 puanı bizden söküp aldığı gibi.

Bu yazının ana fikri şu olsun:

  • Evet, transfer şarttır. 
  • Hem öyle böyle değil. 
  • Yoksa en çok çıkacağımız yer işte şu dokuzunculuktur.
  • Böyle bir hedef de kimsenin istediği bir şey değildir!
Yazar: Editor
2011-12-02 22:14:23

Sen Ben ve Adanaspor

 http://yenisafak.com.tr/resim/site/umut_byk103292181023e8e1.jpg

Biliyorum sende de öyle, Adanaspor kaybedince hayat duruyor içinde bir yerde. Hatta dışında da… Bir tek şeyin tadı kalmaz mı be!

  • İçesim gelmiyor, 
  • gidesim gelmiyor, 
  • kalasım gelmiyor. 
  • Yazasım hiç gelmiyor. 
  • Yazacaksam da oyalanıp da yaslanıyorum klavyeye, 
  • mümkün olduğunca düzgün şeyler yazmak için.

Aslında kaybedince tek kelime bile etmek istemiyorum. Vallah! Mümkünse o sıralar dünya dursun. Veya acıyı hissetmez olayım. Evet, bildiğin aşk acısı.

  • Biliyorum, durum aşağı yukarı sende de öyle.

Nerden mi biliyorum. Adanaspor kaybedince siteye girişler de kaybediyor. Ben bir şey yazmak istemediğim gibi sen de herhangi bir şey okumak istemiyorsun kardeş. Öyle ama. Bence gayet evrensel bir ruh hali. Ama iyi mi kötü mü olağan mı, ben de bilmiyorum.

Durum budur.

  • Ama yakın zamanda iyi şeyler olacağını biliyorum. 
  • Hatta birkaç zamandır, 
  • keşke bizde olsa dediğim bir(kaç) futbolcu-nun-ların 
  • (evet, yine bir aksilik çıkmazsa: ) 
  • bizde olacağını da biliyorum vs…

İstihareye yattım da biliyorum; ))

Niye yazdım ben bu yazıyı? Hatırladım… Yok, hatırlayamadım. Bu da ana fikrini unuttuğum bir yazı olsun; ) Hayır, içmedim bir şey. Hatta bir haftadır koklamadım bile. Buca maçı sonrasını bekliyorum…

Yazar: Editor
2011-11-29 06:58:41

Sayfalarımız Portallarımız

http://profile.ak.fbcdn.net/hprofile-ak-snc4/174754_150751121650464_7604693_n.jpg

İnternet üzerindeki Adanaspor sayfalarından biri olan adanaturuncudur.com 1. yaşını doldurdu. Hayırlı, uğurlu, bundan sonraki futbol hayatı bol gollü olsun.

  • Adanaturuncudur
  • ilk yaşını doldurdu
  • fakat on yıla değer bir dönem geçirdi
  • hem içerik yoğunluğu
  • hem de takımın genel atmosferi açısında.
  • O zaman nice senelere diyelim.

Bu arada adanaspor.org’un da bir an önce yeşil sahalara dönmesini beklediğimizi de önemle vurgulayalım.

(Ayrıca Çağrı kardeşimiz de internet üzerinden bir Adanaspor dergisi yapmış onun da eline sağlık…)

Şöyle diyelim:

  • Vira adanaturuncudur.com!
  • Hadi adanaspor.org!

 

http://1.bp.blogspot.com/_5qAs62rI4ws/TDwUFR2Z8cI/AAAAAAAADJU/dc77kyNOT1Q/s320/adanaspor.org.jpg
Yazar: Editor
2011-11-26 09:13:08

 Kaostan Tümevarım’a

 http://autopartswarehousecoupon.net/wp-content/uploads/2011/09/online-auto-parts.jpg

  • Viki’den alıntıyla başlayayım güne.
  • Evet,
  • konumuz kaos
  • ve
  • tümevarım.

Önce kaos:

“Kaos kuramı, kaos teorisi veya kargaşa kuramı; yapısal olarak bir fizik teorisi ya da matematiksel bir tümevarım değil, fiziksel gerçeklik parçalarının bir bütün olarak eğilimini açıklamaya yarayan bir yöntemdir.

Bir sigara dumanının havada yaptığı şekiller tamamen düzensiz ve bağımsız rastlantıların ürünü olarak görülebilir. Ancak bir teorik fizikçi dumanın bu dinamiğinin aslında ortamdaki birçok parametre ve etken ile belirlendiği görüşündedir. Bu girdiler o kadar çoktur ve o kadar değişkendir ki incelemek ve net bir kanıya varmak imkânsızdır. Parametrelerin bu denli değişken olması aslında o parametrelerin de bir çıktı olmasından kaynaklanır. Dumanın hareketine neden olan hafif bir hava akımı aslında odanın başka yerindeki bir sıcaklık değişikliği ve basınç farkının neden olduğu bir harekettir. Ayrıca dumanın dinamiğini etkileyen girdiler birbirlerine bağlı olabilirler ki bu durumu tam anlamıyla içinden çıkılmaz hâle sokar.” Falan filan.

  • Sözün özü hiçbir şey rastlantı değildir, diyor,
  • kaosun kendisi de belli bir düzen içinde gelişir, diyor.
  • Her şey neden - sonuç ilişkisine göre gelişir, diye ekliyor.
  • Yahu bizi anlatıyor: ))

Şimdi tümevarım:

“Genelde karmaşık problemleri çözmede kullanılan ve bazen çok iyi sonuçlar veren bu yöntem gereğince, önce problem parçalanır ve ortaya çıkan daha basit alt problemler incelenir. Sonra, bu alt problemlerin çözümleri birleştirilerek, tüm problemin çözümü oluşturulur.”

  • Buradan anladığıma göre de
  • motoru dağıtıp piston,
  • silindir,
  • karbüratör filan tek tek incelenecek.
  • Ama bu aksamın kendi aralarındaki bağ da ihmal edilmeyecek!
  • Bu da bizi anlatıyor dostlar: )))

Şimdi;

  • 12 maçta 14 puan,
  • 12.lik,
  • eksi 1 averaj,
  • zor atıp kolay yiyoruz,
  • bazı futbolcular kendileri için oynuyor,
  • tribün kendisi için seyrediyor,
  • grup kendisi için bağırıyor,
  • ben kendim için yazıyorum,
  • başkan geç hamle yapıyor veya yapmıyor,
  • hoca hala yanlış tercihlere düşüyor,
  • Tolga hatalı gol yiyor,
  • Bülent bana yaranamıyor,
  • 4 oyuncu kadro dışı kalıyor
  • falan filan…

Ve;

Bir: Bu akşam sadece maç izlemeye gideceğim, hiçbir beklentim olmadan.

İki: Kadro dışı kalanlara üzülmüyorum. Bir kayıp yok. Gerekirse bunu ayrıca uzun uzun yazarım.

Üç: Ben de artık, yani ben bile bakın, artık devre arası bir devrim bekliyorum; Batu’nın vurguladığı gibi reform değil beklentim: ))

Dört: Grubun önce de sonra da takımı desteklemesini umuyorum, diliyorum, bekliyorum. Kozlar tribün dışında paylaşılsın, o tribün başka hesapların çözüm tahtası olmasın. Hepimiz kaybediyoruz yoksa…

Beş: Gedik açarak asla bütünleşemeyiz!

Altı: Adanaspor’u kazanırken görmeyi ben de istiyorum. Bunu futbolcuların da kavga dövüş istemesini istiyorum.

Yedi: Maçtan önce iki tek atıyorum, maçtan sonra da skor ne olursa olsun kafayı çekiyorum.

Sekiz: Kaostan düzene, parçaların ıslahından tüme varacağımıza inanıyorum, inanmak istiyorum.

  • Hay bin kaos!
Yazar: Editor
2011-11-22 14:40:17

Serkan Şenyürek’ten Twitter Notları

 http://www.minikhediye.com/wp-content/uploads/twitter.jpg

  • MUHTEMEL ON BİR: Tolgahan, İzzet, Tuna, Onur Akbay, Anıl, Kbong, Adnan, Talha, Fevzi, Okan (Onur Demirtaş), Mbilla.
  • Şu ana kadar Adanaspor 11 maçta 27 sarı kart gördü. 
  • Adanaspor'un bu sezon sarı kart görmeden bitirdiği tek karşılaşma Kasımpaşa maçı.
  • 18 KİŞİLİK KADRO: Tolgahan, Zülküf, İzzet, Onur Akbay, Koray, Tuna,Anıl, Onur Demirtaş, Adnan, Fahri, Fevzi, Rahman, Kbong, Talha, Bülent, Okan, Mbilla, Emrah.
  • Adanaspor, Erciyes maçının kadrosunda Emre Aktaş ve Berkan yine yok. Emrah Bedir 18 kişilik kadroya alınırken, Frederic Kayseri'ye götürülmedi.
  • Adanaspor deplasmanda ya kazanıyor ya da kaybediyor. Deplasmanda 2 galibiyeti, 3 yenilgisi olan Adanaspor hiç berabere kalamadı.
  • Erciyes deplasmanda başarılı.6 deplasman maçında 4 galibiyet, 2 beraberlik alan Erciyes içerde 5 maçtan 2 galibiyet, 2 beraberlik bir yenilgi aldı.
  • Okan Salmaz Kasımpaşa maçında formsuzdu. Levent Eriş Okan'ı keserse Onur Demirtaş ön libero, Kbong kanata kaydırılabilir.
  • Adanaspor'un aleyhine 4 penaltı verildi. Giresun, Bolu ve Göztepe maçlarındaki penaltılar gol oldu, Gaziantep maçındaki penaltıyı Tolga kurtardı.
  • Adanaspor bu sezon lehine iki penaltı kazandı..Adanaspor,Karşıyaka ve Güngören maçlarında kazandığı penaltıları Fahriyle gole çeviremedi.
  • Savunmanın diğer ismi Tuna Üzümcü sarı kart cezası nedeniyle bir tek Sakarya maçında oynamadı.11 maçın onunda oynayarak 900 dakika forma giydi.
  • Adanaspor'da bozulmayan tek bölge savunma. Tolgahan, İzzet, Anıl ve Onur Akbay 11 maçın tamamında oynayarak 990 dakika süre aldılar.
Yazar: Editor
2011-11-13 09:33:34

Nedir Bu Başımızdaki Felaket

O soğuk tribünde ta Elazığ’a giden taraftar için üzüldüm en çok. Onca yol git, üşü, küfür ye, ee? Ne için bunlar? Bülent Bölükbaşı’nı izlemek için. Hadi Tolga alternatifsiz diyelim… (Ki bu sezon ilk hatasını yapmadı ama ilk bariz hatalı golünü yedi. Ama şu topları tutmak zorunda olmadığını bilmeli artık.)

Peki Bülent?

Hangi vicdan, hangi mantık, hangi hocalık bilgisi, hangi futbol birikimi, hangi bilmem ne Fahri ve Talha ve Fevzi ve Emrah varken Bülent’i oynatır? Bilenin de, anlayanın da…

Şurada bizi kendi kendimize çelişkilere düşürüyorsunuz bre. Yapmayacağız dediğimiz eleştirileri ısrarla yaptırıyorsunuz. Nedir yahu? Volkan’ın dediği gibi Adanaspor’un bu Bülent’e gönül borcu mu var, vefa borcu mu var, yoksa para borcu mu var? Topun sahibi o mu? O yüzden mi hala takımda oynuyor?

Sonra takımın ve yönetimin, başkanın onca emeğine üzülüyorum. Kendim için üzülüyorsam namerdim.

Bülent’i Adana’da oynatama, dön ilk deplasman maçında 11’e sür! Oynatacaksan Adana’da da oynat be adam. O kadar güveniyorsan. Of of!

Bülent’in şahsıyla işimiz yok yine yazalım. Elinden gelen o! Ama rakiplerin tecrübeli isimleri maç alıyor, bizimki 2 sezondur takıma yük oluyor. Bunu da teknik direktörlük diploması olanlar hala göremiyor. Oyunun akışını değiştirecek adamlar da o oynasın diye yedek bekliyor! Vah!

Diyeceksiniz ki bu maçın günah keçisi o mu? Evet o! Takım hep on kişi o varken ve ta aylar önce yazdığımız domino etkisi de böyle bir şey! Daha önce de yazdığımız gibi, Bülent’siz Adanaspor şampiyonluğa oynuyordu, Bülent’li Adanaspor’un durumu iki sezondur ortada…

Küsmeden yazıyorum şu kelimeleri, amaç bir tepkiyi hayata geçirmek. Bülent bu takımda forma giydiği sürece tek satır yazmayacağız maçlara dair.

Maçlarda futbolcuya ve Bülent’e sövülmesin diye çırpınan da biziz, bu yok sayma tercihini yapan da… Gerekirse bu sezonu da yok sayarız. Nasıl olsa takımın onca emeği bir futbolcu tercihiyle yok sayılıyor…

Kimin umurunda? En azından bizim umurumuzda!

Futboldan soğuttunuz bre! Vaziyet, maçlara bile gitmemeyi gösteriyor bu enteresan tercihin neticesinde.

Not: Birisi de çıkıp Okan Salmaz’a takım için oynaması gerektiğini söylesin.

Diğer Not: O hakemler için diyecek bir lafım yok, Allah’larından bulsunlar.

Bir de Levent Eriş için bir not düşeceğim! Burada ve böyle olmamızın tek sebebi kendisidir.

Yazar: Editor
2011-11-05 17:52:08

Bayram Akgül’den Bayram Mesajı

http://ul.gcg.me/files/2009-10/adanaspor_bayra_____kaplanpenche.jpg

Sevgili Adanalılar ve kalbi Turuncu Beyaz renkler için çarpan Büyük Adanaspor Taraftarı; 

Mübarek Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar hayırlara vesile olmasını dilerim. Başta gönlü, kalbi Adanaspor sevgisi ile atan gerçek taraftarlarımızın, Tüm İslam Âleminin ve bizleri sıkıntılı günlerimizde yalnız bırakmayarak her platformda desteklerini esirgemeyen herkesin Kurban Bayramlarını kutluyorum. 

Tek dileğimiz ve düşüncemiz sezon sonunda şampiyonluk kupasını kaldırarak Adana’ya bir bayram daha yaşatmaktır.

Ben ve Yönetim Kurulumuz bu düşünceyi gerçekleştirmek için elimizden ne geliyorsa onu yapacağız. 

Sevgi ve Saygılarımla 

Bayram AKGÜL 
Adanaspor Kulübü Başkanı

Yazar: Editor
2011-10-30 20:57:07

Bu mudur?

Dönüm maçı olacak bir nitelikteydi bu karşılaşma. İbret vericiydi aynı zamanda. Ders niteliğindeydi. Hem ahlaken hem inanç hem samimiyet hem vicdan hem vefa hem bilmem ne açısından önemli bir ders vardı bu maçta.

Bir: Takım bu kez geriden hem de çok geriden gelip maçı almıştır. Hem rakibin 2 farklı üstünlüğünü hem de taraftarın daha 20. dakikadaki anlamsız, zamansız, insafsız, inançsız, bilinçsiz protestosunu aşıp da dönmüştür. Zor bir iştir bu. Adanaspor fena bir eşiği sadece takım olarak çok güzel geçmiştir ve taraftarın önemli bir katkısı olmadan yapmıştır bunu, sevgiler bu takıma.

İki: Takım önemli bir samimiyet ve inanç sınavı vermiştir. Üzerine çok şey söylenebilir bunun. Ama bu kadarı yeter. Aynı sözleri taraftar için söylemek mümkün değildir.

Üç: Adeta talihsiz bir virüs girmiştir tribünümüze. Tahammülsüzlük, acımasızlık, sabırsızlık virüsüdür bu. Umarım bu maç tedavi açısından iyi gelir bize.

Dört: Şunu da öğrenmek zorundayız artık. Klasik bir söz olacak bu; arkadaşlar, maç 90 dakikadır. Adanaspor taraftarına yakışan bu 90 dakikayı destekle tamamlamaktır. Ötesi inançsızlıktır. Bunun için de çok şey söylenebilir. Fakat bu kadarı yeter.

Beş: Bence bizim takım da kadro açısından henüz oturuyor. Doğru adamlar katkı koymaya başladı takıma. Teknik ekip de takımı daha iyi tanır oldu. Daha iyi olacaktır. Ki bu maçta takım sezonun en iyi maçını oynamıştır, 2–0 geriye düştüğü anda da…

Altı: Maçtan sonra takım tribüne küsmemiştir ve taraftar olan inancını göstermiştir net olarak. Üstelik kendi başlarına aldıkları bir maçta yapmışlardır bunu. Gerçek ve büyük Adanaspor taraftarının buna karşılık vermesi bir borçtur. Kayıtsız şatsız ödemek zorunda olduğumuz bir borç.

Yedi: Demek ki bu takım 2-0’dan bile maç çevirebilir, yeter ki biz biraz sabırlı, inançlı, sakin olalım. İyi gün dostu olmayalım. Takımın hata yapması kollayan, eleştirmek, sövmek için yenilmeyi adeta içten içe isteyen bir kitle olmayalım. Bu, kötü bir dönüşüm olur, sonrasında iflah olmayız. Unutmamalı! Ve dikkat etmeli kimi felaket tellalları kenarda bekliyor kimi futbolculara ve takıma kinlerini akıtmak için. Onlara bu zevki ve fırsatı vermeyelim. Her şey Adanaspor için… Unutmayalım!

Sekiz: Siz kara gömlekliler! Alçaklığınızın sınırı ne yazık ki yok! Utanın.

Ve sonuç; iki üç sezon önce de yazdığımız gibi,

kendimizi, zalim egomuzu değil,

Adanaspor’u sevelim.

Yazar: Editor
2011-10-18 18:57:00

Hakemler

Son Akhisar maçının hakemi de katletmişti özellikle ilk yarıyı. Bolu maçının hakemi için de farklı bir şey diyemeyeceğim. Adana’daki Giresun maçının hakemi de pek keyfiydi. Rize maçının hakemi ise…  

Yazmıştık…

  • Şu şike operasyonundan sonra 
  • hakemler fena pervasızlaştı. 
  • Adamlar adeta Tanrıyı oynuyor. 
  • Astıkları astık kestikleri kestik. 
  • Sahalarda kelimenin tam anlamıyla hakem terörü var. 
  • Bize veya başka takımlara… 
  • Canı yanmayan yok. 
  • Nasıl bir yetki almışlarsa herifler 
  • resmen takımlara, taraftarlara 
  • ve haddizatında futbola zulmediyorlar.

Fikrim budur.

Gelelim GBB Adanaspor maçının hakemine!

  • Arkadaşlar,
  • hakemin adını duyunca 
  • bir kere önce kaynar sular döküldü başımdan. 
  • Şu haftada, 
  • şu deplasmanda 
  • maçımıza gelebilecek en kötü hakemdir, 
  • zaten bence o adam hakem filan da değildir 
  • doğrudan bir tür modern cellâttır. 
  • Katletmediği maç, 
  • canını yakmadığı takım yoktur. 
  • Neticede hakemlik vasfı olmayan bir hakemdir, 
  • sorunların da kaynağı budur.

Rakibin gücü, temposu bir yana bu maçı tek başına o hakem yüzünden de kaybedebiliriz. Hatta hiç şansımız yok desem abarttığımı düşünmeyin lütfen. Şu koşullarda zaten GBB karşısında şansımız az, bir de Ö. Türkalp olunca… Eyvah!

Her şeye rağmen GBB’yi nasıl mı yeneriz?

  • Bilmiyorum ki! 
  • Ben de çaresizim! 
  • Yenebileceğimizi zannetmiyorum! 
  • Tek puan bile iyidir! 
  • Ötesi çok sürpriz olur… 
  • Oysa Vira demek isterdim… 
  • Ama 
  • şu krizi 
  • bir fırsata dönüştürmek ister mi bizim futbolcular, 
  • çılgın bir mücadele 
  • ve akıllı bir taktik ile… 
  • Ha? 
  • İnsan 
  • umut etmeden yaşayamıyor ki, 
  • haddizatında 
  • umut yoksulun ekmeği… 
  • Şimdi bir vira desem mi? 
  • : ))
Yazar: Editor
2011-10-15 10:18:50

Önce Akhisar’dan 3 puan

Bu akşam 4’te 4 beklentimizin ilk maçı var.

  • Maç mutlaka kolay olmayacaktır 
  • ki rakip tam kadro geliyormuş. 
  • İyi, 
  • gelsinler bakalım. 
  • Tecrübeli oyuncuları var. 
  • Özellikle belalılarımızdan 
  • ve bir türlü baş edemediğimiz 
  • ve de transfer edemediğimiz 
  • Sertan Vardar var orada. 
  • Lakin o çekirge 
  • bu gece sıçramayacak. 
  • Çünkü bu maçta Adanaspor, 
  • rakibe kendi futbolunu dayatırken 
  • onların önemli silahlarını 
  • böylece etkisizleştirecektir. 
  • Tam baskı, 
  • hem tribünden hem sahadan…

Somutlaştırmak için şöyle diyeyim.

  • Bakın tam iktidar taktiği; 
  • yargınla, 
  • gazetenle, 
  • TV ile, 
  • yazarı çizeri, 
  • kaçarı göçeri ile, 
  • polisi ve işte neticede askeri ile 
  • bilumum rakiplere baskı! 
  • Öyle bir bas ki adamlar fersiz mecalsiz kalsın, 
  • savunmaktan hücum edemez olsun, 
  • hatta tam biatla 
  • hücum etmeyi bile düşünemez olsun.

Tabi, Adanaspor’un o tarzda bir dönüşümünü elbette istemiyoruz; ) Örnektir sadece!

  • Hep dediğimiz gibi; 
  • emeğiyle geçinen 
  • ve emeğe de saygı duyan, 
  • tam bağımsız, 
  • hür bir Adanaspor 
  • dünyalara bedeldir 
  • bence zaten de öyledir, 
  • ufak tefek arızalar olabilirken…

Tamam, derdimizi anlattık sanırım.

  • Bu maçtan beklentimiz, 
  • yukarıda işaret ettiğimiz gibi bir galibiyettir! 
  • Ama sadece galibiyettir, 
  • başka bir neticeye fit olmayız bu akşam.

Not: Keyfimiz olursa bu akşam maç fotoları yapabiliriz. Yanlış anlaşılmaya, iş çok zahmetli oldu, keyif gelirse, demem ondan. Hem doğru düzgün maç izlenmiyor foto çekerken, hem taşıma derdi oluyor makineyi. Bunlarla da iş bitmiyor eve gidince fotoları formatlayıp siteye yüklemek icap ediyor. Ayrıca durumun bir de batıl inanç boyutu var, örneğin Rize maçında fotoğraf çektik, kaybettik; Giresun maçnda çekmedik, kazandık!

Bu vaziyetin bizim fotolarla bir ilgisi yok diyorsunuz! Peki öyleyse, ikna edeyim kendimi akşama kadar: )) 

Yazar: Editor
2011-10-11 06:51:09

       Fevzi’nin Dönüşü…

http://www.beauchampwesternart.com/BeauchampWesternArt/Steve_Boaldin_Cowboy_Lazyboy_files/Cowboy%20Lazyboy%2016x20-mixed%20medium.jpg
  • Geçen sezonun ikinci yarısı tam bir hayal kırıklığı olduysa 
  • bunda Fevzi’nin zamansız sakatlığı önemli bir etkendir. 
  • Orta sahamızın hücum gücünün lokomotiflerinden olan Fevzi, 
  • yokluğuyla bu manada bir önemli açığı ortaya çıkarmıştı böylece, 
  • ki hatırlayınız bir önceki sezonda 
  • Fevzi bir santrafor kadar gol atmıştı.
  • Bu sezon Fevzi’den beklentim yine var. 
  • Sakatlığından psikolojik olarak da kurtulmasının takıma büyük faydası olacaktır. 
  • Örneğin Bolu maçı. 
  • Son 15 dakika maça girmiş 
  • ve takımın o dakikadan sonra etkili olmasına ciddi bir katkı sağlamıştır.
  • Bir an önce Fevzi’yi de bekliyoruz takıma. 
  • Bir önceki sezonda gösterdiği oyun ve gol performansını sergilesin, 
  • şampiyonluğun kapılarını açsın…

      Vira Fevzi!

Yazar: Editor
2011-10-07 10:57:24

Yakmadan Gemileri! Vira!

 http://photos3.fotosearch.com/bthumb/IMZ/IMZ005/csh0275.jpg

İlk 5 hafta korku, kaygı ve telaşımızın yanında umutlarımızı da yazdık. Maç analizleri, ne olur, nasıl olur muhabbetlerine girdik. Çok eleştirdiğimiz de oldu, umut bağladığımız da…

  • Yeni dönemde, devre arasına kadar yani transfer dönemi gelene dek, 
  • "olumsuz" bir yaklaşımımız görülmeyecek. 
  • Şöyle diyelim, 
  • Bülent oynamasın ben oynayayım tarzında yazılarımız olmayacaktır. 
  • Şimdi tam da “omuz omuza” zamanıdır. 
  • Her futbolcumuz zaten kıymetlidir birey olarak, 
  • futbol meselesinde de herkesin çırpındığı ortada. 
  • Ve o hakemlerin yeni dönem pervasızlıkları ve zalimlikleri de ortada...
  • O zaman var olan kadro koşullarında 
  • kendimizi gereksiz yere kasmamıza gerek yok. 
  • Örneğin, Bülent’in koşulları itibariyle çırpındığını da görmezden gelmek, 
  • çabasını yok saymak 
  • ayıp olur. 
  • Yani? 
  • Daha önce de dediğimiz gibi 
  • Ya hep birlikteyiz ya hiçbir şeyiz!”

Tabi kafamızı da kuma gömeceğiz anlamı da çıkmasın bundan. Olağan maç analizlerimiz dâhilinde ve “keşke” kıvamında değinmeler olacaktır. Arada saman alevi gibi de parlayabiliriz canım; ))

  • Fakat son 3 sezondur çığırıp durduğumuz 
  • 4’te 4 iddiamızdan da 
  • vazgeçmedik hiç, 
  • asla!

Evet, aldırdık sinirleri,

dindirdik öfkeleri;

yakmadan gemileri

Vira!

Yazar: Editor
2011-10-02 07:54:04

 

Yenmek İçin En İdeal Durumdayız

Şu Bolu maçlarına hiçbir zaman olağan bir kadro veya ruh haliyle çıkmadık.

  • Ya seyircisiz maça denk geldik evimizde, 
  • ya cezalı oyunculardan dolayı yoklukla gittik oraya, 
  • ya başımızda bir teknik direktör yoktu, 
  • ya da hava koşulları pek zordu.

Uzun zaman sonra, bir iki eksiğe rağmen, normal bir takım formatında oradayız.

  • Ne olur peki?
  • Yanıtım: Yenilmeyiz!

Tek puanın kendisi bence hazırda. Ötesi elbette Levent Eriş’in ne yapacağıyla ilgili. Dış sahadaki oyun tarzımız şimdiye kadar işe yaradı. Bu maçta da neden yaramasın?

  • Boluspor’u yeterince izleme fırsatı bulamadım 
  • ama arkadaşlar iyi futbol oynayamadıklarını söylüyorlar. 
  • Bir de iki hoca arasında (L.Eriş & Cihat) korkunç bir kalibre farkı var, 
  • bu da başka avantajımızdır.

Evet, yıllar sonra Bolu’da bir galibiyet neden olmasın! Biz taraftar olarak buna hazırız. Sürpriz veya olağan sonuç, kabulümüzdür. 

Yazar: Editor
2011-09-30 10:30:28

Biz Adanaspor’uz Yahu!

Gol yemek ve paniklemek son dönemde bizim kanımıza işledi, genetik bir analizde bir süre sonra bizde bu da çıkacak korkarım. Her takım gol yiyince belli bir oranda efkârlanıp içine kapanır, o an bulsa sahada kendini içkiye vurur.

 

  • Ortalama üstü güce sahip takımlar 
  • bu depresyonun üstesinden kısa sürede gelebilir. 
  • Ama çeşitli sebeplerden dolayı bir özgüven sorunu söz konusu ise 
  • evet, gol yeme bir paniğe dönüşüyor. 
  • Zannedersin ki paraşüt açılmadı ve yapacak bir şey yok.
  • Oysa şu ligde bir Adanaspor’uz bir. 
  • Eğer ölçütümüz tarihse 
  • kralı var bizde. 
  • Eğer ölçütümüz iddiaysa 
  • iddialıyız işte. 
  • Eğer ölçütümüz kadroysa 
  • en başta hoca inanıyor kadroya. 
  • Yani şu B.A.1.ligde gol yiyince paniklemesi gereken son birkaç takımdan birisidir Adanaspor.

Hakikaten bize hiç yakışmıyor o esnalardaki ruh hali! Şunu bekleriz: Maç devam ediyor ve yapabileceklerimiz bitmemiştir. Tamam, bu yazımızın ana fikri bu olsun. Lafı da dolandırmayalım. Demekle olmaz ama, kalemizde gol görünce dünya başımıza yıkılmasın.

  • Bir dahaki yazı, 
  • sevgili Serkan Şenyürek’in güzel bir araştırması olacak. 
  • Şu konumuzla da ilgili…
Yazar: Editor
2011-09-28 11:23:14

Giresunspor’u Nasıl Yeneriz

Bizden Net Cevap

 

Siz bakmayın öfkeli yazılarımıza filan, güzel bir hareket indirtir yelkenlerimizi. Tabi bu dediğimiz bir Adanaspor meselesindedir. Ötesinde hiçbir tavrımızdan bir santim geri gitmeyiz; ))

______________

Şimdi konuşalım bakalım Giresun’u nasıl yeneriz diye. Bence şimdiye kadar karşılaştıklarımız içinde en yumuşak rakip Giresun. Özellikle savunma hattındaki dirençsizlikleri öne çıkıyor. Solda Ömer adeta yol geçen hanı, sağ savunmada oynayan Mesut’un ise ofansif yanı defansına göre çok daha güçlü. Yani o bölgeyi de geçmek önemli bir mesel olarak durmayacak. Oralarda ne bir İzzet ne de bir Anıl direnci olacak karşımızda.

Giresun savunmasının en belki de en önemli ismi Volkan da kendi başına birtakım savunma zafiyetleri içeriyor. Topu kesmedeki zamanlama hataları, o bölgede oynayan futbolcunun ihtiyacı olan pozisyon takibi ve buna bağlı sezgi ve de topu oyuna sokma becerisi son derece sınırlı.

Özellikle baskı yedikleri anlarda takım ve savunma dirençleri hemen hemen yok oluyor. Örneğin geçen hafta GBB deplasmanda Giresun’a 5 atmadıysa bunun nedeni beceriksiz GBB forvetidir.

Orta sahası çabuk geçilen bir profilde. İleride ise Aydın ve Ramazan’a bel bağlamış durumdalar. Ali ve yanılmıyorsam bir de Adem ilerinin isimleri. Fakat hiçbiri Adanaspor savunmasını zorlayacak nitelikte değil.

Hücumda bir atımlık barutu olan bir takım olarak görünüyor Giresunspor. Genelde ise baskıya gelememe!

Adanaspor topu rakibe bırakıp duruma göre hücum etme gibi bir taktik uygulamazsa, rakibe kelimenin tam anlamıyla saldırırsa ilk 20 dakikada bile 2 gollü bir avantaj sağlar. Dediğimizi maç geneline yaydığında da Giresunspor Adana’dan tarihi bir yenilgiyle ayrılır. Böyle derken rakibi küçümsemek gibi bir taktik üzerinden gitmiyoruz, sadece ilk 3 haftaya dair izlenimlerimizden bir sonuç çıkarıp fikrimizi yazıyoruz, olur da yazımızı okuyan bir Giresun Taraftarı yanlış anlamasın.

Beklediğimiz şey, baskılı ve tempolu oyundur. Bir de o formayı giyen her bir futbolcumuz yanındaki arkadaşını da düşünerek oynasın. Neticede aynı gemide yol alıyoruz, batarsak hepimiz batarız. 

Yazar: Editor
2011-09-27 11:50:29

Eriş'in Kendisine ve Açıklamalarına Dair Kaygılar

Emre Aktaş'ı kaybetmek istemediğini belirten Eriş, "Emre'yi cezalandırmak gibi bir düşüncem yoktu. Sadece o an performansından memnun kalmadığım için bu değişikliği yaptım. Emre'ye çok güveniyorum forvet transferi istemememin sebebi ona olan güvenimdir. Emre Aktaş, Adanaspor'a geldiği ilk sezondaki gibi oynarsa çok faydalı olur ama mücadele etmez ve performansını arttırmazsa da kaybeden Adanaspor değil kendisi olur" şeklinde konuştu. (alıntı; adanaturuncudur.com)

_____________________

Yani buna cevap verilir, çünkü Eriş bu konuda dürüst davranmıyor. 3 haftada aldığı 6 puanla tribüne oynuyor. Dileriz işleri rast gider Eriş’in, çünkü bizim de işlerimiz rast gitmiş olacak.

Ama şu açıklamaya dair kaygılarımız var.

Emre’yi cezalandırdınız ve çünkü gücünüz ona yetti.

O an sadece Emre’nin performansından mı memnun kalmadınız? Ya yürüyerek top oynayanlar, ayakta duramayanlar, attıkları paslarla arkadaşını zor durumda bırakanlar, hatta pas atmaktan aciz olanlar? İsim vermeyeceğim, sıkıldım. Aslında böyle yazılardan yazmaktan sıkıldım. 

Emre’nin ilk senesindeki oyununu istiyorsunuz. Güzel bir istek, biz de istiyoruz. Ama hatırlatalım unutmuş olabilirsiniz hatta bilmiyorsunuzdur, o sene Emre’nin yanında Cem ve Yılmaz vardı! Şimdi kimle oynuyor Emre? Takımda Emre’nin derdine derman olacak bir oyun tarzı vardı ve oyuncular vardı! Şimdi Emre’ye kumpas var! Benim de tribünden gördüğüm budur!

O maçta (çok sevdiğimiz) Fahri’yi oyunda tutmak, Talha’yı çıkarmak zaten facianın kendisiydi, bir tür Talha operasyonuydu. Talha’yı tercih etmemenizin gerekçeleri dürüstçe uygulansa takımın ortasında ve ilerisinde oynatacak adam bulamazsınız. İleride Emre’ye uygun bir düzen kurun ve ona göre oyuncu tercihi yapın madem öyle, o zaman Emre’den verim alırsınız. Yoksa hepimiz Emre’nin de kafasına top çarpmasını bekleriz.

Bu halde bizi birkaç maç daha oyalar ve kandırırsınız, ama “bu zihniyetle” bu sezonu zor bitirirsiniz. Çünkü çok güvendiğiniz kimi oyuncular çapları gereği sizi yarı yolda bırakacak. Bunu biz geçen sene gördük, ne yazık ki bu sene de göreceğiz, anlaşılan budur! 

Yazar: Editor
2011-09-24 08:22:16

Evdeki Hesap Güngören’e Uysun

Yedi günlük 3lü serinin ilk maçı yarın Güngören ile İstanbul’da. Güngören deplasmanının bize iyi geldiği söyleniyor. Ne güzel. Ama şampiyonluk yolu talihle, totemle aşılmaz sadece mücadele ile olur bu işler. Ve rakipler de mücadele ediyor, her bir oyuncusuyla. İzliyoruz çoğunu ve şunları rahat yeneriz diyebileceğimiz bir tane takım yok.

  • Dediğim gibi adamlar takım halinde savaşıyor, 
  • kimsenin kimseye yük olduğu yok. 
  • B.A.1.ligin en iyi hocası olan Levent Eriş de dilerim rakipleri izliyordur. 
  • Kendi yönettiği takımı da buna göre tartıp hazırlıyordur mutlaka. 
  • Adilce. 
  • Şunu da eklemeli, 
  • bir teknik direktör aynı zamanda takımının babası gibidir, 
  • çocuklarına karşı aynı mesafede olmak zorundadır. 
  • Hatta genç çocuklarını, hayata tutunana kadar onlar, daha çok kollamalıdır: )) 
  • Bizim için Gündüz Tekin Onay bu yüzden de futbolun “Ulu Manitu’suydu, bu sebepten unutmayız onu. 
  • Ne diyelim daha?
  • Nispeten iyi maçlar oynayacağız. 
  • Güngören, Giresun evde sonra Bolu yolu. 
  • İlk iki maçı 6 ile kapatırsak 
  • (ki buna artık benim hiç inancım yok arkadaşlar üzülerek söylüyorum, çünkü dediğim gibi rakipler dişli ve bizim de pek zayıf bir halkamız hep var sahada; ama tabi ki yanılmak istiyorum, eleştirilerimden utanmak istiyorum ula: ) 
  • evet, öyle olursa yıllar sonra gelen bir Bolu galibiyeti olabilir. 
  • Olabilir diyorum, 
  • kesin konuşacak mecalim yok bu aralar.

İşler kötü giderse taraftarın da maneviyatı etkileniyor. Örneğin siteye ziyaretler bile azalır oluyor. Yorumlar gelmez oluyor. Ama böyledir bu işler. Organik bir bağ vardır Adanaspor ve taraftarı arasında, takım iyiyse biz de iyiyiz, onlar keyifliyse biz de keyifliyiz. Böyledir!

Öyleyse, siz sahada iyi olun sevgili futbolcular, biz de hanemizde.

Vira...

Yazar: Editor
2011-09-18 09:21:07

Hoca Olarak Bir Futbol Dehası Olmanın Gereği

(Babamın oğlu olmadan bir Emre yazısı)

Herkes Emre’nin geldiği seneyi istiyor, arıyor filan. Ben de öyle yapıyorum; ah o senedeki Emre! Şampiyonlukta önemli katkısı vardı.

Fakat hatırlayınız o zaman Emre kimlerle yan yana oynuyordu. Cem ile ve Yılmaz ile! Emre kendini bir golcü olarak ifade ediyorsa bunun ilk cümlesi şu olur sanırım: “önüme aldığım paslar.”

  • Bir hoca Emre’den 
  • “asist forvet” çıkarmaya çalışıyorsa 
  • bunun 2 gerekçesi olabilir: 
  • 1. O hoca Emre’yi tanımıyordur. 
  • 2. O hoca Emre’nin futbol hayatını Adana’da bitirmeye çalışıyordur.
  • Böyle!

Şu da olabilir; yanında oynattığı adamın sahada olmasını meşrulaştırmak! Dilerim böyle bir olasılık yoktur, varsa durumumuz çok vahimdir.

  • Emre’ye herkes kadar ben de sitem ederim, 
  • çünkü ondan beklentilerimiz bu tablo değil. 
  • Üstelik Emre’ye daha çok güvenmek dolayısıyla daha çok hayal kırıklığı yaşatıyor 
  • ve daha çok mahcubiyeti de sırtımıza yüklüyor.
  • Lakin herkes, hepimiz, ben, kişi zamirlerinin 6 şahsı şu ayrıntıya da bakmalıyız; 
  • Emre kim ile yan yana oynuyor, ona kim destek oluyor, yanındaki o futbolcu 
  • Emre’nin futbol karakterini ne kadar tanıyor ve onu ne kadar bir golcü olarak tanımlıyor içten içe.

Eğer Levent Eriş Emre’den faydalanmak istiyorsa onun hareket kabiliyetlerini doğru tanımlamak ve buna göre önlemler almak zorundadır. İpucu da yukarıda verildi zaten.

  • Bu kadroda Emre’yi çok rahat besleyecek futbolcular var. 
  • Biri Fahri’dir. 
  • Fakat Fahri’nin bir adım geride kalması Emre’ye ilaç olamıyor. 
  • Peki, kim kalıyor geriye? 
  • Büyük harfle yazıyorum, TALHA!

Hoca bir büyük hoca ise şu B.A. 1. ligde, bunu görmek zorundadır, ki işaret ettiğimiz konu atomu parçalamak veya embriyologluk filan da değil. Tenzih ederek söylüyorum son cümlemi, mecazen, örnek olarak:

  • “Basit bir hesabı karmaşıklaştırıp sonra onu çözmek 
  • dâhilik filan da değildir, 
  • çok çok ahmaklıktır!”
Yazar: Editor
2011-09-16 10:21:43

Güzel Olacağını Umuyorum

Bu akşam bir maç var, ama final maçı filan değil, herhangi bir maç, 34 maçtan biri, kalan 33 maçın ilki, bu yüzden dramatik doruk oluşturmaya gerek yok bu aralar. Üstelik geçen haftaki deplasman galibiyeti bize belli bir moral avantaj da sağlıyor. Kendimizi germeyelim.

  • Çıkıp yine mücadele edeceğiz,
  • ki bu sezon ne yaptığımızı bilerek mücadele ettiğimizin işaretlerini zaten aldık.
  • Bu bile kendi başına büyük bir avantajdır.

İsmail maç yorumunu yaptı, benim bunun üzerine daha fazla söz etmeme gerek yok. Sadece 3 puan umuyorum, her bir Adanasporlu gibi…

  • Bu arada bir totem muhabbetine çok iddialı laflar etmemeye çalışıyorum.

Not: Maç fotoğrafları foto-yorum’da yayımlanacaktır.

Yazar: Editor
2011-09-14 18:02:55

Kombine bilet alımına kaplanpenche olarak 13 biletle karınca kararınca bir katkı koyduk, “elimizden gelen budur” misali: ))  

 

Kapalı alta kombine alan arkadaşlarımız:

  • Erkut Gürer
  • Ali Hoplamaz,
  • İbrahim Yüksel,
  • Şaner Yavuz,
  • Soner Yavuz,
  • Alican Boğa,
  • Alper Ünlü,
  • Mustafa Savaş,
  • Erkan Solmaz,
  • Volkan Tabakan,
  • Yusuf Bahçıvan,
  • Hakan T.,
  • Halit Gürer
Sayıyı artırmayı umuyoruz: ))

Her şey Adanaspor için!

Vira Kaplan!

 Bay Erkut’un fotoğrafını çekemedik, meşguldü kendisi, bu yüzden geçen seneden bir foto kullanıyoruz. Bu arada pek değişmedi zaten sevgili yazarımız: ))
Yazar: Editor
2011-09-13 08:23:03
De ki Fal Açmaca! 

İlk hafta bitti ve biz de rakiplere dair ilk izlenimleri de edindik böylece. Maçların çoğuna baktık bir fikir edinebilecek kadar. Notumuz şöyle düşebilir kenara:

  • Denizlispor, Karşıyaka, Gaziantep Belediye, Rize ve tabi ki Adanaspor yarışı önde götürecek görünüyor.
  • Ötesinde genelde kara düzen giden takımlara tanık olduk. Ortada kör düğüşü maçlara…

Fakat ilk haftanın takımları böyle. Buradan tüm sezona dair nihai bir fikir çıkarmak ne kadar gerçekçi olur o da ayrı bir konu. Tabi her zaman iddialı olan Bolu, dış sahada galip gelen Akhisar ileri haftalarda rengini daha net belli eder.

  • Peki, Adanaspor önceki sene Karabük’ün yaptığını yapar mı?
  • Karşıyaka maçında vasat oyun sergileyen önemli futbolcularımız vasatın üzerine çıktıkları anda
  • ve bir istikrar yakaladıklarında
  • ve savunma en azından bu maçtaki performansa ulaştıklarında…
  • çok şey mi istedik?
  • Hayır!
  • Var olan koşullar içindedir beklentilerimiz, fantastik istekler değil bunlar...
  • Evet, şu dediklerimiz gerçekleşirse Adanaspor şampiyonluğun en büyük adayı olur,
  • bir de kulübeden gelen oyuncuların etkili isimler olması bir şampiyonluk iddiasının en önemli destek güçleridir.
Yazar: Editor
2011-09-08 09:48:14

Adı: Neden / Nasıl

Konu: Karşıyaka’yı Yenmek

Ana Fikir: Önce Savun Sonra Sahip Ol

 

Klasik “neden yenmeliyiz, nasıl yeneriz” yazılarımıza başlayalım artık.

Karşıyaka’yı neden yenmeli;

Başkan açısından

  • Bu transferlerin yeterli olduğunu Adanaspor kamuoyuna kanıtlamak için yenmeli.
  • Muhalif seslerin sezonun ne başında olumsuz bir atmosfer yaratmaya başlar olmalarını önlemek için yenmeli.
  • Tribündeki kredinin bitmemesi için yenmeli.

Hoca açısından

  • Bu transferlerin yeterli olduğunu Adanaspor kamuoyuna kanıtlamak için yenmeli.
  • Bir kariyerin bekası için yenmeli.
  • Olası eleştirileri en baştan durdurmak için yenmeli.
  • Takıma hâkim olup ileri için kredi açmış olmak için yenmeli.                 

Takım açısından

  • Eldeki kadronun bir şampiyonluk macerası için yeterli olduğunu göstermek için yenmeli.
  • Daha ilk maçtan küfür yememek için yenmeli.
  • Rakiplere bir korku salmak için yenmeli.

Taraftar açısından

  • ‘Bu sene olacak’ inancının perçinlenmesi için yenmeli.
  • Kombine biletleri almamış olmamın mahcubiyetiyle kıvranıp Rize maçı öncesinde kombinelere hücum için iddialı bir gerekçe bulmuş olmanın keyfi için yenmeli.
  • Havamızı yine bulmak için yenmeli.

Gelelim Nasıl Yeneriz’in cevabına:

Nasıl mı yeneriz?

  • Önce o formayı hak edene vermekler,
  • sonra sabretmekle
  • ve elbette mücadele ile.
  • Sabır bizim Karşıyaka’daki ilacımızdır.
  • Oradan alınacak tek puan bile rakibi bozacaktır.
  • Gerginliği onlar yaşayacaktır.
  • Yenmek zorundayız baskısını onlar yaşayacaktır.
  • Hatırlayınız geçen sezonun ilk maçını, MİY o bir puana nasıl sevinmişlerdi, ki sezon o bir puanı onlar için nasıl kıymetli bir hale getirdi.

Kale ve savunma bölgemiz kaderimizi çizecek dersem öyle müthiş analizci lafı etmiş olmam, çünkü durum malumumuzdur.

  • Küçük Resim: Zor bir maç olacağını görüyorum
  • Büyük Resim: Savunma hattının ne yapacağını görmek istiyorum
Yazar: Editor
2011-09-07 09:54:44

Adı: Transfer de Bitti

Konu: Kendi Gerçekliğimiz

Ana Fikir: Ya Kahraman Olacaklar Ya Kahredecekler

http://images.christmastimeclipart.com/images/2/1276820237911_116/img_1276820237911_1161.jpg

Transfer bitti ve kendi gerçeğimizle baş başa kaldık. Nedir bu “gerçek”, onu da zaman gösterecek. Herkesin umduğu bir süreç olsun dileriz, değil mi? Kim başka ne ister?

  • Taraftarın umduğu transferler olmadı, bu kesin.
  • Ama umut yoksulun ekmeği değil midir, bulursa yer.
  • Bu transfersizliğin olası olumsuz sonuçları kime patlar?
  • Cevabı belli bir soruyu yine yanıtlayayım:
  • Önce ve sonra, Hoca ve Başkan.
  • Yazdığım sırada olsun sorumluluğun paylaşımı.
  • Çünkü ısrarla "nokta transfer" diyen hocanın kendisiydi.

Geçen sezon yönetime ve hocaya çok güvenip vardır bir bildikleri, deyip suça bir nevi ortak olmuştum. Meğer bir bildikleri yokmuş. Dolayısıyla benim de bu sürece dair ummaktan öte bir şeyim yokmuş. Bu sene transfer akışını izlemekle yetindik, sürece destek veya köstek olmadan baktık, tabi ki bir nokta hariç. O konudaki itirazımızı belirtmiştik. Yapacağımız o kadardır. İtiraz ederiz, ötesi yine de kulübün işidir. Diğer itirazlarımız malum. Sakız etmeyelim.

Ne olabilir peki?

Yazdığımız gibi son iki hazırlık maçı bir fotoğraf verdiyse o iyi bir fotoğraftı. Savunma hariç! Ama işte birden çeliştik değil mi iki cümlede! Öyle! Ki geçen sezonun öyle hazin bitmesinin temel nedeni o savunma bölgesiydi. O 3 takviye ve önlerine Adnan transferi dileriz ki ilacımız olabilir.

  • Sevgili İsmail’le konuştuğumuzda umutlu olduğunu belirtmişti,
  • çünkü zayıf takım çok, dedi.
  • Takımları İsmail kadar net takip etmediğim için ona inanmayı tercih ediyorum,
  • sadece Adanaspor’u bilip diğer takımlardan bihaber bir yorum yapma(ma) aşamamda: ))
  • Ve fakat biliyorsunuz ben her durumda inanıyorum bu takıma; ))
  • Yine konuşmaların sonunda ortaya çıkan ilk 4 hafta puan tahmini 10 idi.
  • Ben yine işi abartıp şöyle diyorum, Karşıyaka’dan alınacak 3 puan 4’te 4’ün kapısını açar.
  • İsmail de zaten maç öncesi yazısında son tahlilini belirtir.

Peki, nasıl olur bu? Hocanın oyuncu tercihinde doğru işler yapmasıyla olur! Takıma yük olanlarla değil, takımın yükünü çekmeye otak olanlarla gerçekleşir bu iddiamız!

Evet, biz gereken iddiaya ve inanca sahibiz.

Top, şimdi hocadadır. Ya kahraman olacaktır ekibiyle ya da kahredeceklerdir bizi. Şu noktada Adanaspor’un üçüncü bir çıkar yolu yoktur!

Yazar: Editor
2011-08-25 00:17:09

Adı: 24 Temmuz 2008 Tarihli Bir Yazı

Konu: İyi Fikstür Kötü Fikstür

Ana Fikir: Adanaspor İyi Olsun / Ötesi Hikâye

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-98524/f.jpg

[ Eski bir yazıyı paylaşalım, Temmuz 2008 tarihli. Yazı eski fakat durum aynı. Tekrarda bir sakınca yok o zaman:) ]

Bir fikstürün iyi veya kötü olduğu genellikle erken yorumlarla değerlendirilir. İyi bir fikstür çektik, demenin bir nedeni de elbette hangi rakiplerin nasıl sıralandığı ile ilgilidir. Kimle, ne zaman, nerede oynuyoruz. Bu unsurlar iyi fikstürün temel belirleyicileridir.

  • Erken yorumlar kendi içinde değişken bir durum oluşturur,
  • benim tedirginliğim bir başkasının rahatlığıdır;
  • Kayseri deplasmanını hiç sevmem örneğin,
  • ama bir başkası bu deplasmana bayılır...
  • Temennileri içerir.
  • Beklentilerle desteklenir.
  • İşte özneldir.
  • Kısmen totemseldir;
  • yani İzmir deplasmanları bize iyi gelir, oradan üç puanlarla dönmek işten bile değildir, gibi ifadeler nesnel hiçbir dayanağı olmayan salt bir inanca dayanır,
  • deneyimlerden beslenir;
  • ama o deneyimlerin de güncelliği şimdiki zaman kipi itibariyle söz konusu bile değildir;
  • yani Feyzullah, Kayhan, Ümit… Hâlâ oynamıyordur takımda, yirmili yaşlarında.

( Laf aramızda, örneğin bir Altay deplasmanı gerçekten bize iyi gelir, Samsun da hiç iyi gelmez… Ama görüyorsunuz değil mi hep eskiye dair yaklaşımlar bunlar, bugünün tahlilini yapmada aslında yetkisizdir: ))

  • İyi fikstürün, hâl nasıl olursa olsun,
  • somut dayanağı takımın kendisidir.
  • İyi bir takımın fikstürü de iyidir.
  • Ama bu bile kendi başına yetersizdir.
  • Örneğin geçen sezon Adana’da 1–1 biten Ç.Dardanel maçının fikstür konumu son derece güzeldi, oyun da genelde güzeldi;
  • lakin sonuç aynı güzellikte değildi. Galiba takımın o gün nasıl uyandığıyla da ilgili bir şey bu.
  • Yani bu hesap kendi içinde onlarca alt işlemi saklamaktadır.
  • Peki canım şu fikstür denen şey hiç mi belirleyici değildir? Öyle bir şey de iddia etmiyorum ki belirleyiciliği geçtiğimiz sezonun son haftasında rakiplerimiz tarafından da yaşanıp görülmüştür.
  • Bu yüzden son haftalara kolay maçlar istenir, iklimden kaynaklanan zor deplasmanlar münasip bir mevsime denk gelsin istenir, dişli rakipler ikinci yarıda bize konuk olsun istenir,
  • bu dişli rakiplerin kendi aralarındaki maçlarına denk gelen haftada bize kolay rakiplerin düşmüş olması istenir… istenir de istenir…
  • Ama işte bu hesabın her takım için cezası, cezalısı var, sakatlığı var, havaya girmiş olması var, havayı kaybetmiş olması var, var oğlu var…

Sonuç olarak varsın şu fikstür kötü olsun; ama Adanaspor’umuz iyi olsun, sezon boyunca iyi olsun. Kötüyü iyiye çevirmeyi biliriz biz…

Yazar: Editor
2011-08-23 08:31:13

Adı: Hazırlık Maçı

Konu: Adanaspor

Ana Fikir: İşimiz Çok Zor

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-97620/a1.jpg

Dün akşam İskenderun’la bir hazırlık maçı vardı.

Sebep bir hazırlık maçı olması mıdır nedir, izlediğim karşılaşmalarda da dün de ben hazır bir takım görmedim. İzlediğimiz Adanaspor’un şampiyonluk iddiasıyla yakından uzaktan, hiçbir mesafeden ilgisi olamaz. Önce bunu kendimize itiraf etmeliyiz. Hedef ne olabilir bu sahneye göre? Kümede kalmak!

Lütfen hayal kurmayalım.

Savunmadan ileri uca kadar, ne yaptığını teknik ve taktik açısından bilmeyen bir takım var. Oyun ve sonuçlar bunu gösteriyor.

  • Tekrar edeyim,
  • hazırlık maçlarının karakteri böyledir veya rakiplerin düzeyi sizin göze hoş görünen futbol oynamanıza müsait değildir,
  • adamlar bir koşturmaca içinde oynuyordur
  • ve bu etkenler takıma olumsuz yansıyordur.

İstediğimiz kadar yumuşatalım durumun sert gerçekliğini, ama vaziyet budur!

  • Bir de Levent Eriş’in hiçbir anlam veremediğimiz Bülent ısrarı.
  • Maç boyunla toplam 2 olumlu işle görünüyor,
  • o kadar!
  • Bir 10 numara, bir kaptan, bu kadar mı faydasız olur takımına!
  • Pes doğrusu.

Kaleye, savunmaya, orta sahaya, ileriye toplam 6 futbolcu şart, en az! Bu kaptana lig maçlarında da ısrar ederse yakın zamanda takıma bir de teknik direktör gerekecektir!

Takımdan, on'un yerine savaşçı isimler gönderilirse de şaşmayın...

Maç fotoğrafları Kenan Özbeyli’den, 31 kare foto yorumda! Tıklayınız.

Yazar: Editor
2011-08-20 17:04:17

Bu akşam saat 20.00'de Kanal A maçın tekrar yayınını veriyor.

Artık bin kahırla izleyelim bakalım.

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-93283/kanalahabernet_logo.jpg

Bu arada sevgili Serkan Şenyürek'in Maç Yazısın da paylaşalım:

Skoru Çevirebilseydik

"Adanaspor As kadrosu ile sahada yer almadı...

  • Ama ne olursa olsun Tarsus karşısında özellikle ilk yarıda böyle oynamamalıydı.
  • Rakip kim olursa olsun Adanasporlu oyuncular önemsemek zorunda...
  • Futbolun asla şakası yoktur.
  • Gaziantep karşısında seyrettiğimiz Adanaspor Tarsus'ta yoktu...
  • Konya'daki Adanaspor'u da bulamadık.
  • Tolga, İzzet, Onur Akbay, Fahri, Onur Demirtaş, Kbong ve Mbilla ilk on birde yoktu.
  • Özel maçlarda alınan sonuçlar hiç önemli değil...
  • Fakat cuma günü Tarsus'ta yaşananları Adanaspor ligde de yaşayabilir.
  • Hakem ters kararlar verebilir ve ilk yarıyı 3–0 da geride tamamlayabilirsiniz...
  • Devre arasında toparlanıp 3-0'dan o maçı çevirebilir misiniz?
  • İşte önemli olan bu…

Tarsus'ta da Adanaspor ikinci yarıda bunu yapmaya çalıştı...

Önce 3–0, sonra da 4–0 geriye düştüğü maçta rakibine yetişmeye çalıştı...

Fakat yetişemedi.. Eğer Adanaspor 4-0'dan sonra maçı 4-4'a ve 5-4'e getirebilseydi bence çok önemli olurdu...

Çünkü zaman zaman lig maçlarında da takımın motive olamayacağı ya da küçümseyeceği rakipler olabilecek...

  • Adanaspor'un yıllardır en büyük sıkıntısı geriye düştüğü maçları çevirememesi.
  • Tarsus'ta Adanaspor geriye düştüğü maçı çevirebilseydi o güveni yakalayabilirlerdi.
  • İlk yarıdaki Adanaspor hiç tat vermedi.

Tarsus çok daha iyi oynadı.

İkinci yarıda Adanaspor özellikle Okan Salmaz'la etkili oldu.

  • Yine bu yarıda oyuna giren Semih de gelecek için iyi sinyaller verdi.
  • Stoperde seyrettiğimiz Onur Akbay ikinci yarıda oyuna girmesine karşın sağbekte oynadı ve hiç sırıtmadı.
  • Gerektiğinde Onur Akbay sağbekte kullanılabilecek alternatif bir oyuncu.

Okan Koç için söylenecek fazla söz yok...

Bu futboluyla Okan Koç'a transfer olarak bakmak yanlış olur.

  • Tarsus maçında Teknik Direktör Levent Eriş on birin dışında kalan oyunculara verilen şansı birçoğunun iyi kullanmadığını düşünüyorum.

Böyle maçlarda bu şansı iyi kullanmak gerek.

Benim tanıdığım Levent Eriş diğer hocalara benzemiyor.

Genç oyuncu da olsa iyi sinyal olduğu oyuncuyu oynatmaktan kaçınmıyor.

  • Okan Salmaz'da, Cem Özdemir'de, Alper'de ve son olarak da Sami Can'da bu ısrarını gösterdi.

Futbolcular rekabete girmekten kaçmamalı, korkmamalı.

Çünkü Levent Eriş özel maçta veya Türkiye Kupası'nda iyi gördüğü oyuncuyu direk oynatabilecek ve oyuncusuna o şansı verebilecek bir teknik adam.

Sonuç olarak Tarsus iyi sinyaller verdi, "Adanaspor'u yendim" diye havaya girmezse Tarsus 3.Ligde hedefine ulaşır.

  • Adanaspor için söylenecek tek bir söz var;
  • En az iki transfer yapmak lazım.

Çünkü bencten gelen oyuncuların takıma çok fazla katkısı yok..."

Yazar: Editor
2011-08-14 17:31:13

Adı: Hazırlık Maçı

Konu: Gemiden Bihaber Kaptan

Tema: Bizim 10 Numaradan 1 Cacık Olmaz

  • Hazırlık maçında bir futbolcunun TV’den izlenmesi ve sonuçları:
http://www.cizgifilmseyret.com/files/image/ben10.jpg

Olağan bir hazır maçıydı Konya Adana karşılaşması. Kayda değer pek bir şey yoktu rakip açısından, belki bir frikikten kalecimizin topu ampul gibi içeri alması not düşülebilir. Daha iyi pas yaptığımız söylenebilir. Fakat daha net konuşmak için canlı birkaç maç lazım.

Yalnız, bir hazırlık maçında TV’den bir futbolcuyu izledik, şahsını değil futbolunu izledik özellikle; evet, Bülent’i izledik. Neler yaptı bu maçta kaptanımız, bakalım:

  • Bir ara ileri doğru koştu,
  • saçının topuzu kontrol etti,
  • oyun durunca özellikle durmasına gerek yoktu zaten duran bir haldeydi,
  • pres yapan takım arkadaşını ilgiyle izledi
  • bu esnada çok başarılıydı,
  • gol yediğimizde galiba üzüldü, bir ara başını önüne eğdi
  • ilk yarının sonlarında aldığı pası yanındaki arkadaşına verdi,
  • bu hareketiyle bizi bir kez daha kazandı.
  • İlk yarı bitti.
  • Formasını değiştirip çıktı sahaya.
  • Yine kaptandı.
  • İlerleyen dakikalarda alnının terini sildi,
  • rakip ceza sahasının ortalarında aldığı pası bizim yarı sahanın ortalarına kadar attı,
  • bu hareketi Konyalı taraftarlarca da beğenildi.
  • Fahri rakiple boğuşurken onu iyi takip etti,
  • Fahri bu mücadele sonucunda aldığı pası Bülent’e aktardı fakat Bülent hala izler pozisyonda olduğu için topa hamle yapamadı.
  • Fahri’nin ortasına Mbilla güzel bir kafa çakıp golü atınca Bülent Mbilla’yı tebrik etti,
  • bu hareketiyle de Mbilla’yı kazandı.
  • İkinci golün organizasyonunda hiçbir aşamada yer almadığı için güzel bir gol oldu,
  • bu yokluğuyla da takımın kalbini ayrıca kazandı
  • ve 60. dakikada oyundan alınınca Konyaspor’un beraberlik umutları kül oldu.

Şakayla karışık yazdık bir şeyler yukarıya, lakin durum bundan farklı değildi. Adamın takıma gram faydası yok! Yok, sıfır! Ama ona 60 dakika da dayanıldı. Yav merak ediyorum, yanı başında Fahri’nin mücadelesini görünce hiç mi utanıp sıkılmadı ilk on birde oluşundan, kaptanlığından, 10 numarayı giyişinden, genç oyuncuların önünü kesişinden…

  • Şimdi yine yazalım,
  • evet hazırlık maçıdır bilmem nedir,
  • ama biz o filmi geçen sene bir korku filmi gibi zaten izledik,
  • Amerika’yı bir daha keşfe gerek yok.
  • Bence bu esnada Levent Hoca kariyerinin de sınavını verecek, 10 numarayı da kaptırdıkları Bülent’le.
  • Ona inancımızın biricik ölçütü Bülent'i oynatıp oynatmamasıdır! Ona bir kontenjan açıp açmamasıdır! Bu kadar!
  • Geçen seneki hocalar kaybetti o sınavları.
  • Dileriz aynı hata tekrar etmez ve lig bize yine zehrolmaz.
  • Galiba çözüm şöyle bir şey olabilir;
  • hemen bir kaleci, ki bunu Serkan Şenyürek ısrarla vurguluyor,
  • ikincisi;
  • Bülent’le yollar hemen ayrılsın
  • hemen şimdi,
  • böylece Talha’nın,
  • Rahman’ın,
  • Okan’ın,
  • Emrah’ın,
  • takımın,
  • tribünün,
  • istikbalimizin önü açılsın.
  • Hemen, şimdi;
  • yarın çok geç olabilir.

Bunu bir hazırlık maçında, TV’de izlediğimiz kadarıyla yazdık. Fakat gerçek karanlıkta da gerçektir, ışıltılar içinde de…

Yazar: Editor
2011-08-08 18:53:07

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-91031/tmm.jpg

Maç Var

Banttan da olsa nihayet bir maç izleyeceğiz. Maç derken tabi ki Adanaspor maçıdır bu, başka maçlar bizim için herhangi bir kıymet taşımıyor futbol çerçevesinde.

  • Bu akşam
  • saat 8’de Kanal A Adanaspor GBB maçını banttan verecektir.
  • Gerçi yarım kalan bir maçtır,
  • olsun en azından Adanaspor’umuzu izleyeceğiz.
  • Takımı yakından izleyenlere göre bir kale ve bir orta saha Adanaspor’a yetecek!
  • Ama bu iki takviye elzem görünüyor.

Bir de yarım kalan maçla ilgili bir bilgi notu var:

O maçın yarım kalmasının en büyük sebebi rakip hocanın lafını bilmez halidir. Oyun 1–1 iken gerilen ortam Adanaspor’un gardının da düşmesine neden olmuştur, haddizatında ev sahibi tavır ve davranış itibariyle bunun adabını bilmemiştir.

Adanaspor Kadrosu

Tolgahan(Dk 46 Zülküf)  İzzet (Dk 46 Berkan) Koray(Dk 46 Tuna) Onur Akbay(Dk 82 Okan Koç) Hüseyin Yoğrtçu(Dk 46 Anıl) Fahri Tatan(Dk 72 Semih), Onur Demirtaş(Dk 46 Kibong) Cem Özdemir(Dk 46 Bülent Bölükbaşı)  Emrah Bedir (Dk 46 Talha Mayhoş) Rahman (Dk 46 Okan Salmaz) Emre Aktaş(Dk 46 Mbilla)

 


Goller: Dk 43 Uğur Işılak,Dk 76 ve 79 Ümitcan (G.Antep B.Bldspor),Dk 60 Okan Salmaz(Adanaspor)
Yazar: Editor
2011-07-24 17:01:14

Hüseyin Yoğurtçu, Yaş 27, Mevki sol bek, mazide iki Manisa ve Mersinle iki şampiyonluk, başka var mı bilmiyorum…  Son üç dört sezondur neredeyse her maçta oynamış.

  • Az önceki yazıda Hüseyin alt yapıdan mı diye sormuştum.
  • Meğer transfer Mersin’denmiş.
  • Arkadaşlar arayıp uyardılar.

İyi bir transfer olduğu söyleniyor. Sol bek dışında da savunma göbeğinde de görev alabiliyormuş.

Güzel!

Bakın keyfimiz yerine geliyor yavaş yavaş: ))

____________________

Hüseyin Yoğurtçu,

Profesyonel futbol kariyerine 1998 yılında Gençlerbirliği kulübünde başlamıştır. Defans'ın solunda görev almaktadır.1998 yılında U15 Milli Takım kadrosuna çağırılmıştır.2001 yılına kadar Gençlerbirliği forması giymiştir.

2001–2002 sezonunda Hacettepespor'da kiralık olarak forma giymiştir. 2002–2004 yılları arasında ise Yimpaş Yozgatspor'da futbol oynamıştır.

2004 yılında Manisaspor'a transfer olmuştur. Burada 1 sezon futbol oynamış ve 2005–2006 sezonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü'nde kiralık olarak forma giymiş ve sezon sonu Manisaspor ile yollarını ayırmıştır.

2006–2007 sezonunda Yalovaspor forması giymiş ve 2007 yılında Kayseri Erciyesspor kulübüne transferi gerçekleşmiştir.

2009–2010 sezonunda Bank Asya 1.Lig ekiplerinden Boluspor ile sözleşme imzalamıştır. 2010–2011 sezonunda Mersin İdman Yurdu'nda forma giymiştir.

2011–2012 sezonunun başında Adanaspor ile anlaşma imzalamıştır.

[Kaynak: viki]

Yazar: Editor
2011-07-07 18:10:23

Adanaspor’dan Açıklama

http://www.seeklogo.com/images/A/Adanaspor_Adana_Spor_Kulubu-logo-1C63E71101-seeklogo.com.gif

Son günlerde Türk futbolu ile ilgili üzücü gelişmeleri ve devam eden hukuki süreci Adanaspor Kulübü olarak yakından takip etmekteyiz.

Adanaspor Kulübü'nün, Yüce Türk Yargısı tarafından verilecek kararların adil ve hakkaniyetli olacağına dair inancı tamdır.

Ancak, 06.07.2011 tarihinde bazı yayın organlarında 2010 – 2011 Sezonu Bank Asya Ligi'nde oynanan 2 müsabakanın da şüpheli görülen 19 müsabaka içerisinde yer aldığına dair haberler yayınlanmıştır.
1954 yılından bu yana isminde en ufak bir leke bulunmayan Adanaspor Kulübü'nün bu haberler ile anılmasından derin rahatsızlık duyduğumuzu belirtmek isteriz. 

Adanaspor Kulübü Yönetimi hiçbir zaman şike veya teşvik eylemlerinin içinde yer almamış ve oynadığı her müsabakada Fair-Play çerçevesinde sportif mücadeleyi ve kulübümüzün menfaatlerini en üst düzeyde gözetmiştir.

Bu nedenlerle, Kulübümüzün her zaman ve her koşulda yanında olan taraftarlarımızın ve kamuoyunun Adanaspor Kulübü'nün masumiyetinden tereddüt etmemelerini rica ederiz.

Olmadığı inancımız ile birlikte şunu belirtmek isteriz ki,

Kulüp Yönetimimizin bilgisi dışında, bireylerin kurallara aykırı herhangi bir eylemi vaki olmuş ise, bunun en büyük takipçisi Kulübümüz olacak ve en hızlı şekilde gereğini yapacaktır.


Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Bayram AKGÜL
Adanaspor Kulübü Başkanı

Yazar: Editor
2011-07-03 18:22:54

 

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-75720/as.jpg

 

Spor Kamuoyunun Dikkatine         ;

Futbolda Şike iddialarına  yönelik operasyonlar çerçevesinde Teknik Direktörümüz Levent  Eriş de gözaltına alınarak, ifade  vermek  üzere İstanbul'a gönderilmiştir.

Hocamızın gözaltı süresi devam etmekte olup bizlerde ayrıntıları kamuoyundan  takip ediyoruz. Konuyla ilgili herhangi bir gelişme olduğunda vakit geçirilmeden sizlerle paylaşacağız.

Bu arada bazı yayın organlarında Adanaspor menajeri veya yardımcı antrenörü gibi gösterilen ve gözaltında bulunan  Serdar Berkin'in kulübümüzle hiçbir ilgisi yoktur.

Saygılarımızla

Adanaspor Kulübü

Yazar: Editor
2011-06-24 00:42:40

Sami                                :

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-72047/smi.jpg

Son bir hamle ile bir Sami yazısıdır bu.

  • Geçtiğimiz sezon Sami umduğumuz performansı evet gösteremedi.
  • Çeşitli sebepleri olabilir.
  • Kendisinden de kaynaklanan sorunların dışında.
  • Bilmiyorum.
  • Belki aşamadı kendini,
  • belki istediği pasları alamadı,
  • belki formata uymadı,
  • belki havasını bulamadı,
  • ne bileyim bir sürü belki sayabilirim şimdi.
  • Gerçi Sevgili Serkan Şenyürek kızacak bana: ))
  • Ama ben Sami’nin Levent Hocanın elinde performansının çok üstüne çıkacağını düşünüyorum,
  • belki buna inanmak istiyorum.
  • Enteresan hızı olan bir futbolcu,
  • rakip defansı kolayca yarması ayrı bir meziyet,
  • belki bir son hamle sorunu var,
  • fakat düzelmez mi acep?
  • Olur gibi be!
  • zaten aradığımızı bulamıyoruz,
  • bari eldekileri değerlendirelim.
  • Yine mi yanılıyorum yahu?

 

Yazar: Editor
2011-06-07 09:32:53
http://us.cdn1.123rf.com/168nwm/julydfg/julydfg1101/julydfg110100022/8598971-close-up-of-a-fountain-pen-and-signature.jpg

        Transfere Vira!

  • Transfer dönemi
  • en güzel dönem
  • ama bu heyecan bizde henüz başlamadı,
  • hoş,
  • çoğunda başlamadı ya,
  • olsun,
  • biz bu sene öncekilerden daha istekli
  • ve iddialıyız
  • her zaman olduğu gibi; ))
  • Evet,
  • acil transfer bekliyoruz,
  • bekliyoruz da
  • bu sezon
  • geçen sezonda yapılan hatalar olmasın
  • bu yüzden gerekirse
  • birkaç gün daha bekleriz
  • ne olacak ki,
  • yeter ki iyi isimler gelsin kadroya...
  • O halde,
  •  Vira
Yazar: Editor
2011-05-18 23:51:47
  • Bu sezon öncekilerden farklı olarak biraz erken başladı bizim için.
  • Resmen 2011–2012 B.A. 1.Lig futbol sezonunu kendi adımıza başlatmış bulunuyoruz.  
  • Şikâyet ettiğimden mi?
  • Asla!
  • Ne güzel bir gelişmedir bu.
  • Yeni sezona her bir Adanasporluyu gereğince motive edecektir böyle bir giriş.
 
http://www.cliparts101.com/files/879/60DC5EDBC075B38F0D258283F7CE6024/lrg_runer_start.png

Bu yıldan herkesin kendince dersler çıkardığını düşünüyorum o her zamanki “polyannapençe” halimle.

[Hem, Adanaspor için hep iyi şeyler düşünmek ve ummaktan başka ne gelir ki elimizden?]

Özellikle son hafta yaşananlar hem başkanı hem de camiayı fena ateşledi kanımca. Bunun tribündeki ve takımdaki yansımasını Altay maçında gördük zaten.

  • Şimdi hamle sırası Bayram Başkan’da.
  • Yapacaklarıyla bizi gönendirecek mi,
  • kötü günümüzü kollayanlara,
  • İstanbul taşeronlarına böylece de bir cevap vermiş olacak mı,
  • usulünce?
  • Bu kaza sezonunu telafi edecek mi?
  • Şampiyonluk kupasının yeni sezonda da güneyde kalmasını sağlayacak mı?
  • Karnımız ağrımadan,
  • neşeli şenlikli güzel bir sezon geçecek mi?

Ben yine iyimserce ve buna inanarak “evet” derim, yani yanıtım evet’e yakın olur bu sefer, umut dolu bir evet!

Evet, yine beklemeye koyulduk sezonların en güzel zamanlarını yani transfer dönemlerini.

  • Vira o zaman, ne zamandır demiyorduk bunu, VİRA!

Ve hala biz bitti demeden bitmez: )) nasıl olsa başladı yeni sezonun gün dönümü.

Yazar: Editor
2011-05-15 08:22:17

Şahsen kimin düştüğü umurumda bile değil,

Bize bir şey olmadıktan sonra…

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-56095/azw.jpg

İşimize yarayacak bir sonuçla çıkalım 5 Ocak’tan,

Yeter.

Daha fazlasının peşinde değilim.

Yoksa Altay gitmiş, Güngören Belediye gitmiş,

Akhisar Belediye gitmiş veya Kartal…

Hepsi aynı benim için.

Fakat bir tercihim olsaydı,

Şu belediye takımlarından birinin düşmesini isterdim.

 

Lakin şu son fotoğrafta gidecek son takım Kartal gibi görünüyor. Sanki…

Yazar: Editor
2011-05-05 17:25:41

Bir Ersan meselesidir gidiyor. Transfer bedeli Bayram Akgül ve S. Adalı arasında bir başka ayrı bir tartışma konusudur.

Adanaspor.org’un TRT’deki programdan derlediği konuşmalardan bir alıntıyla gireyim mevzuya ve sayın S. Adalı’ya bizim de bir çift sözümüz olsun cevaben.

http://www.ajansspor.com/resim/adanaspor_logo.jpg

Şöyle demiş S. Adalı:

"Sezon başı 2 M Euro üzerinden söz kestik. Ancak bugün Bayram Akgül 4 M Euro istiyor. Ersan'ın sözleşmesinin sezon başı uzattırılması aşamasında benim de katkım olmuştu ancak Bayram Akgül'ün fiyatı bu kadar arttıracağını tahmin etmemiştim. Ersan'la da konuşmamızda gerekirse Adana'da sözleşmen bitene kadar oynarsın dedim."

Şimdi efendim,

S. Adalı Adana’da hiçbir şey kazanmamış olabilir maddi veya manevi anlamda, Adana’da hiç yaşamamış, ticaret yapmamış da olabilir. Kendisinin Adanaspor’la uzaktan ya da yakından herhangi bir ilgisi de olmayabilir. Hakikatte Adanalı bile olmayabilir. Bir Beşiktaş taraftarı olabilir en fanatiğinden ki yönetici de olmuştur zaten oraya. Böylece BJK menfaatleri için cansiperane savaşabilir futbolun konuşulduğu her yerde. Hakkıdır. Ama bunların hiçbiri bizi ilgilendirmez. Bizi şu futbol planetinde sadece ve sadece Adanaspor ve onun çıkarları ilgilendirir.

Diyor ki S.Adalı, sezon başı 2 M Euro üzerinden söz kestik. Ancak bugün Bayram Akgül 4 M Euro istiyor.

Diyoruz ki,

o zaman neden sezon başı onu almak için ısrarcı olmadınız? Bu performansı beklemiyor muydunuz ondan? İşinize gelmeyince yan çizip, biz vazgeçtik bu transferden mi diyecektiniz de sadece kiralıkla yetindiniz? Yalnızca Adanaspor’un ısrarı üzerine mi Ersan’ı kiraladınız? Yani hazır söz kesmişken iddia ettiğiniz paraya o zaman niye almadınız? Tekrar sorduk aynı soruyu evet!

Diyor ki S. Adalı, Ersan'ın sözleşmesinin sezon başı uzattırılması aşamasında benim de katkım olmuştu…

Diyoruz ki,

Ne yani bize Ersan’ı mı lütfettiniz? Nasıl bir katkıdır bu, nasıl bir güçtür, nasıl bir müdahaledir? Bir Adanaspor futbolcusunun kendi takımıyla sözleşme uzatmasına veya uzatmamasına hangi cüretle karışabiliyorsunuz? Bu yetkiyi nereden alıyorsunuz? Nasıl bir hesaptır bu? Nasıl bir tezgâhtır demeye dilim varmıyor!

Diyor ki S. Adalı, Bayram Akgül'ün fiyatı bu kadar arttıracağını tahmin etmemiştim.

Diyoruz ki,

keşke tahmin etseydiniz mesele sizin dediğiniz gibi geliştiyse de. Sonuçta ticaret yapıyorsunuz, sonuçta ülke futbolunun en kapitalist üç takımının birinde yöneticilik yapıyorsunuz. Hem neden Adanaspor’u bu kadar çantada keklik görüyorsunuz? Ve hala cevaplayamadığım soru şu, neden o paraya Ersan’ın transfer etmediniz de bir miktara kiraladınız? Hay Allah!

Ve en önemlisi ve en hazin olanı ve en ayıbı da şu,

Diyor ki S. Adalı, Ersan'la da konuşmamızda gerekirse Adana'da sözleşmen bitene kadar oynarsın dedim.

Vah, diyoruz sadece!

Şimdi soruyoruz; Nasıl bir tezgâhtır bu? Muhattap olduğunuz takım Adanaspor'dur efendiler, elinizin altındaki bir pilot takım filan değil... (Buna paralel bir konuya daha değiniriz yakında.)

Bir BJK yöneticisi Bir Adanaspor futbolcusunu Adanaspor’a karşı da dolduruşa getirebiliyor. Ona akıl veriyor ne yapacağına dair. Ersan da etkilenmiş ki bir başka spor programında yukarıdaki lafların aynısını söylüyor.

Şöyle de diyor Sayın Adalı, Bayram Akgül, benim küçüğümdür, akrabamızdır. Ben liseye giderken, kendisi ortaokula gidiyordu. Beraber büyüdük, ancak bugün gelinen noktada aramızda bir kırgınlık var. Ersan transferinde bir sıkıntı oldu

Diyoruz ki,

bu laflar çocuk kandırma lafları. Adanasporlu olarak bu laflara karnımız toktur. Bir yakınlığa istinaden kimse kimseye Ersan gibi bir futbolcuyu öyle bir keyfiyete vermez. Orası BJK ise burası da Adanaspor. Ve Adanaspor’un çıkarları bırakın bir BJK yöneticisinin çıkarlarını, bırakın BJK’nin çıkarlarını milli takımın çıkarlarından bile üstündür bize göre ki bize göre Adanaspor’un kendisi bir milli takımdır.

Madem öyle söyleniyor o şarkı, o zaman siz de o yakınlığa hürmeten bir Adanalılığa istinaden Ersan’ı Adanaspor’un dediği paraya alınız. Yoksa bir futbolcuyu parasız almak için ayartmak hiç de doğru bir iş değildir, Adanalılığın ve adamlığın hiçbir tanımına uymaz…

Bayram Akgül de şöyle cevap veriyor;

"Her zaman söylüyorum, Beşiktaş Kulübü Başkanı Sayın Yıldırım Demirören'e sözümüz var, öncelik Beşiktaş'ındır ancak sezon başı 4 M Euro konusunda söz kestik. Yanlış bilgilendirme yapılıyor ve bu hiç etik değil."

Arkanızdayız ve size inanıyoruz Sayın Bayram Akgül. Hatta bu noktadan sonra Adanaspor Ersan’ı daha çok ödeyene vermelidir. O söz Sayın Adalı’nın o açıklaması ile son bulmuştur.

Hem umurumuzda bile değil bizim için o sezon başı konuşmalar. Bir futbolcunun bir değeri vardır ve Adanaspor da bir mahalle takımı değildir. Hep dediğimiz gibi, konumuz futbolsa aslolan da Adanaspor’dur. Bir BJK yöneticisi Adanaspor üzerinden kendi transfer politikalarının zafiyetlerini temize çekemez.

Son olarak Ersan’a hadimiz olmadan bir de biz bir akıl verelim.

Sevgili Ersan, hep övdüğümüz bir futbolcu oldun. Ne olursa olsun bizim için güzel kal. Yeni bir camiaya iyi görünmeye çalışma sen zaten iyi bir adamsın. Bizim için, kritik maçlarda gelip takıma, arkadaşlarına destek olman bu manada yeterlidir.

Deriz ki, evet bir forma aşkı olabilir ama bunun bir de kişisel kariyer yönü vardır. Bir BJK senin gibi yüzlerce futbolcuyu harcamıştır, o forma aşkıyla ölüp biten. Sen de onlardan bir tanesi olursun ve kimse de, vay be Ersan tam bir Beşiktaşlıydı, demez, hatırlamaz bile.

Ama kariyerini düşünüp hareket edersen, örneğin BJK’ye değil de Fenerbahçe’ye gidersen (onların da seni istediğini varsayarak diyorum bunu) önün çok daha açık olur. Bu yolun sonu pek ala Avrupa olur. Abartmış gibi olmamak için şu Avrupa konusunu uzatmıyorum.

Ama sen internet âleminde veya Çarşı’da o taraftarın sevgilisi olmak istiyorsan birkaç yorumda ya da belki birkaç tezahüratta… Sen bilirsin.

Yazar: Editor
2011-05-01 08:27:40

Yendik,

İlk yarı çok farklı bir skorla biterdi fakat hoyratça kaçırılan goller bizi yine strese soktu ikinci yarıda. bir de Anıl’ın yine ayağının kayması ve yine defans hatasında bir gol, son yarım saati bize zindan etti.

  • Takım özellikle ilk yarı çok çok iyiydi.
  • İkinci yarı 25-30 dakika kadar rakibe üstünlüğü verdik.
  • Fakat Rahman’ın oyuna girmesi orta sahadaki açığı kapattı.
  • Bir de Talha oyuna dahil olunca son dakikalar nispeten dengeli geçti.
  • Mbilla ve Emre biraz daha ayarlı vurabilselerdi son toplara,
  • farklı bir sahne çıkardı ve o son anlar daha mutlu geçerdi.

Grubun olmaması yükü maratona çekti. Erken gelen gol de zaten organize bir hareket olmadan gelişen maratonun tezahürat desteğini geriye etti, fakat son 10 dakikadaki destek heyecan vericiydi. Bir de eski Arjantin Köşe’den belli bir destek geldi takıma.

  • Tribün yoğunluğu belki istenen düzeyde değildi,
  • derim ki iş saati olmasıdır bunun en önemli etkeni,
  • bir de Adanaspor taraftarı
  • kümede kalma mevzusunda
  • anlaşılan benim kadar paniklemiş durumda değil: ))

Yine de tamamen kurtulduk demek için şu stresten 1 puana hala ihtiyaç var; ))

Yazar: Editor
2011-04-27 12:27:03
O zaman biz de Adanaspor.org’un çağrısına uyuyor ve Adanaspor.org’dan yaptığımız aşağıdaki alıntıda vurgulandığı gibi “Tüm eleştiri haklarımızı saklı tutarak 3 hafta daha öteliyoruz.”
 
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-49734/asbb.jpg

_________________________

Bizden son söz!

Çağrı işe yarasa da yaramasa da Bayram Akgül Adanaspor tarihinde önemli işlere imza atmış bir başkandır, ciddi yanlışlara rağmen! Kimseye yaranmıyoruz, yamanmıyoruz. Doğruları hep dile getirdik, getirmeye de devam edeceğiz. Tüm eleştiri haklarımızı saklı tutarak 3 hafta daha öteliyoruz, koca bir devre öteledik, 3 hafta daha bekliyoruz! Herkes 3 hafta daha sabredebilir pek ala! Mümkündür bu!

Bazen duygusal bakıyoruz olaya, yanlışlarla bu takım bu ligde kalacağına düşsün, "Haftaya maçımız var yine!" diyelim yeter diyoruz ya hani! Neden yanlışları bir lig aşağı giderek düzeltmeyi kendimize yol seçiyoruz! Bu ligde kalalım, yeni sezona yanlışlardan arınmış girmek adına mücadeleler edelim...

3 hafta sükunet, hepimize iyi gelecektir! 

Yaşasın Turuncu! Yaşasın Adanaspor!

Adanaspor.Org

_______________
Yazar: Editor
2011-04-25 10:30:30

Şu pazartesi maçları aslında can sıkıcı maçlar, iddiasız, ununu elemiş eleğini asmış, sezonu pek erken kapatmış neşesiz eğlencesiz takımların maçları, bize göre değil!

http://hizliresimyukle.com/showoriginal-48673/asg.jpg

Hala karar veremedim, maçı pazartesi akşamına kalmış olmak güzel mi?

  • Çok bekliyoruz, bu olumsuz bir,
  • rakiplerin yeni pozisyonu seni gerebilir de, bu olumsuz iki,
  • hazırdaki rakibinin ayrıca havaya girip yeni bir iddianın sahibi olması söz konusudur, bu da olumsuz üç,
  • yakın deplasmansa, Gaziantep gibi, iş çıkışı maça yetişmek mesele olabiliyor, oldu mu olumsuz dört!

 ________________________

  • Olumlu yanı, en son heyecan senin, cumartesi veya pazar günü oynayıp hatayı bitirmiş olmak yeni bir maç heyecanının o kadar gün ve saat beklemek zorunda olmamak.
  • Bir de rakiplerinin o yeni pozisyonu olumlu bir ruh hali yaratabilirdi ki bu hafta tersi oldu işte, Akhisar’ın galibiyeti, diğerlerinin beraberlikleri bu maça çok da güvenle çıkamayacağımızı ortaya koydu.

Yani efendim, şu pazartesi maçları aslında can sıkıcı maçlar, iddiasız, ununu elemiş eleğini asmış, sezonu pek erken kapatmış neşesiz eğlencesiz takımların maçları, bize göre değil…

Yazar: Editor
2011-04-10 16:28:51

Adanaspor dışında hiçbir takım 2–0 öne geçtiği maçı kaybetmez veya berabere bitirmez. Adanaspor hocası dışında hiçbir hoca yakaladığı bu skor avantajının hoyratça harcanmasına izin vermez.

(Bunu Eyüp Hoca’ya olan sevgi ve saygıma rağmen üzülerek yazıyorum. Ah hocam ya…)

Üzgünüz.

http://www.clker.com/cliparts/a/b/c/d/12065738941859755999Arnoud999_Right_or_wrong_7.svg.hi.png

Sezon başından beri üzgünüz.

Herkesin o alın terine yazık, her bir Adanasporlunun.

  • Takımın üzerinde hala bir baskı var,
  • özellikle defansın fena halde özgüven sorunu var,
  • bu yüzden her an gol yiyecek gibi duruyoruz.
  • Bunu herkes görebiliyor.

Deli bir paniktir gidiyor defansta, bu da o bölgemizin kontrolünü bir acemiler mangasına bırakmış olduğumuzun izlenimini veriyor.

  • Git organize, harika, enfes iki gol at;
  • dön hiçbir taktiği veya planı olmayan  2 gol ye...

Bunun önlemini kim alacak ben bilmiyorum, bilen beri gelsin…

Not: Aşağıdaki yazı bir tür "maç sonrası yazısı" olarak da okunabilir.

Not: Çok isterseniz geçen sezonun Adanaspor - Orduspor  maçının fotoğrafları için tıklayınız...

Yazar: Editor
2011-04-08 17:18:25

Neden mi yenmeliyiz? Geçtim kötü günümüzü dört gözle bekleyenini, düşmanını, sevmeyenini, bilmem neyini… Küme düşmemek için yenmeliyiz!

http://2.bp.blogspot.com/_ulHuzr2DQDM/TLoHl1YKOuI/AAAAAAAACJ0/7nPbpoc3XBU/s320/u%C3%A7urum-3.jpeg

Şimdiye kadar yazdığımız “Neden yenmeliyiz?” konulu yazılar şimdi ana fikir değiştirdi. Evet, yine bir neden yenmeliyiz yazısı olacak, heyhat ki şu sıralar meselemiz farklı. Bu satırları durumu bir gurur meselesi yapmadan yazıyorum; çünkü bir büyük camianın da kötü günleri olabilir, bizim de sezonun bu haftalarında yaşadığımız budur. Futbol tarihi boyunca birçok örneği vardır bunun, bizde ve başka takımlarda… Soralım şimdi,

Neden yenmeliyiz?

Hım…

Evet…

Şey…

Yahu, küme düşmemek için yenmeliyiz!

Yetmez mi bu hazin gerekçe?

Geçtim kötü günümüzü dört gözle bekleyenini, düşmanını, sevmeyenini, bilmem neyini… Küme düşmemek için yenmeliyiz! Keşke gidip zevk için yenecek olsaydık, ama değil, tasa farklı…

Taraftar gayet net farkında durumun, bakın maçlar hangi yoğunlukta ve ilgiyle geçiyor tribünde! Belli bir panik ki yok sayılamaz, küçük de olsa bir panik… Bu halin büyümeden ve bir kâbusa dönüşmeden, futbolculara da sıçramadan bir an önce bitmesi lazım!

Bu yüzden yenmeliyiz!

(Peki, 1 puana ne deriz? Ne diyeceğiz, hiç yoktan iyidir deriz?)

Yazar: Editor
2011-04-07 11:41:51

Red

[Sabotiç]

Dese ki / Az gördüm çok sevdim

Yaz yağmurlarını sever gibi

Gurbette sevgili bulmak / Issız tarlalarda su

Talan bahçelerde bir ağaç gölgesi

Desek ki

Göçmen kuşlar geçerdi Ova’yı rengârenk

Ve gök Turuncu / Güzdür akşamdır

Uzak yerlerden gelir, uzak yerlere gider

Bir sahipsiz çocukluk gibi / El edip geçer, gider

Gol sevinçlerimizde izi

Hatıralarımızda adı

Rakı masalarında muhabbeti vardır

Halefidir Miliç

Bir maziden bize / Adresi açık bir mektup

Portakal yaprağında çiy tanesi

Çimlerde krampon izi el eder geçer gider

 

Adana’da bir hazin zaman seyreder

Sabotiç artık başka bir formada

Yağmurlu bir 5 Ocak akşamıdır

Bitmiş şarkılar, şenlik dağılmış

Ortalık sus pus sis olmuş

Biz istemezdik böyle bir şeyi ya

Bir Sabotiç

Bir Adana’ya gol atmayı reddeder

Gün kararırken deriz ki

“90 dakika elbet biter

Goller atılır, yenir, unutulur

Ama bir Sabotiç hatırası hep kalır”

Zaman geçer gider / Terkisine hatıraları alır

Yağmurlu bir Adana akşamıdır…

_____________

Şimdi Futbol “Bir Vicdani Red İmgedir” Adana’da

Bu şiirin Hikâyesi

Sabotiç bize transfer olur ve ligi sallar. Hastası oluruz. O sezondan sonra Ankaragücü’ne gider. Ama hala taraftarın sevgilisidir. Bir Adanaspor - Ankaragücü maçında rakipten 5 gol yeriz evimizde. O zamanlar Ankaragücü antrenörü olan Samet Aybaba’nın Sabotiç’e “Sen niye gol atmadın?” diye sorduğu, Sabotiç’in bu soruya cevap bile vermeden hocaya şöyle bir bakıp gittiği rivayet edilir. Biz bu güzel rivayeti, her güzel rivayeti sevdiğimiz gibi severiz ve de bu anlatıya inanırız.

Yazar: Editor
2011-03-14 21:32:19

Cesaret, Daha Fazla Cesaret

"Pespaye kaşarların, o futbol simsarlarının para kazandığı şu pek kifayetsiz futbol alanında bizim insanımızın da artık hak ettikleri bir kariyere resmen gelmelerinin vaktidir. Bu, Bayram Akgül’ün Adanaspor namına yapacağı bir başka yatırımdır aynı zamanda, önemlidir, böyle olması hakkaniyetlidir, adaletlidir, ne güzeldir…"

http://us.cdn2.123rf.com/168nwm/mercuriohm/mercuriohm0801/mercuriohm080100004.jpg

Günü, haftayı, sezonu veya geleceği kurtarmak…

Bu mesele sadece bir futbol meselesi değil aynı zamanda bir memleket meselesidir. Eğitimde, sağlıkta, ekonomide, sanatta neyse sporda ki futbolda da mesele odur. Bugün hep biter, kederle veya keyifle; ama o yarın dediğimiz hep yarındır, bir türlü ulaşamadığımız gündür. Bilmediğimiz bir zaman dilimidir aslında, bu yüzden yarına dair önlemini alan “bugün” dediğimiz o günü daha huzurlu yaşar.

Yok yahu, felsefe yapmıyorum, ders de değil, mesai bitti: ))

Diyeceğim şudur yukarıdaki önsözden sonra; bir maç biter gider unutulur; bir devre de biter; çok bitti. Sezonlar da bitiyor, buhar oluyor, en güzeli de en fenası da. Ne güzel günlerimiz oldu da bakın şimdi neler yaşıyoruz. Geçen sezon bu günler keyfimize diyecek yoktu, şimdi orta sıralara razıyız.

Sezonlar biter, geriye birtakım hatıralar kalır, yani belli bir mesafede o da unutulur. Ne mi unutulmaz? İsimler derim bu soruya cevaben.

Timuçin, Vedat, Mevlana Kamil, Çamur Şevket, Mustafalar, Mekik Ahmet, Erhan, Kumbara Malik, Miliç, Velkoviç, Peroviç, Sabotiç, Darko, Kayhan, Feyzullah, İsmail, Eyüp, Ümit, Altan… onlarca isim… unutulmaz. Ve Gündüz Hoca, unutulmaz. Futbolun tarihi başarıları yazmışsa her takımın o efsane isimlerinin başarılarıyla yazmıştır, bundan sonra da böyle yazılacaktır. Evrensel bir noktadır bu nokta, gelir herkes orada durur.

İsimler önemlidir. Bir kulübün, bir camianın isim yaratması – yaratabilmesi, bu kudrette olması önemlidir. Daha da önemlisi o isimleri yaşatabilmesidir.

Adanaspor bu yönüyle –aslında birçok yönüyle- yüzü ak bir kulüptür. Fazla söze gerek yok, tarihimiz şöyle bir incelensin yeter.

Nedir?

Şimdi yeni isimleri yaratmanın zamanıdır. Takımla bir olanları tarihimize kaydederken onları futbol dünyasına da hak ettikleri üzere nakşetmelidir. Maçlar gitsin, gitti zaten. Sezon gitsin, gitti zaten. Peki, yarın ne olacak?

Önce takımla özdeşleşmiş, o formaya bedensel bir reaksiyonla terini akıtmış futbolcunun bir adım önünde kalbinin atışını da nüfuz ettirmiş futbolcularla uzun yıllar bir kader birliğinin temelleri atılmalı. Bu futbolcular Adanaspor ile birlikte anılır olmalı, eski zamanlarımızdaki gibi. Bu ilk hamle olabilir. Yanlış anlaşılmasın diye şu isimleri verebilirim hemen -kendi adıma- dileyen listeye ekleme, çıkarma yapabilir; Fevzi derim (kötü gidişte yokluğunun çok önemli etkileri olmuştur, başlı başına bir yazının konusudur bu), İzzet derim, Anıl derim, Rahman derim, Onur Demirtaş derim ısrarla (Hakan’da yaptığımız hatayı onda yapmamalı), Mbilla ve Kbong resmen Adanalı olsun derim, nüfusta da… Adanaspor’un resmi birer parçası olsun bu isimler derim.

Ve…

Bayram Akgül Teknik Direktör konusunda ilk kez isabetli bir iş yapmıştır derim. Eyüp Arın’la geç kalmış bir sözleşme imzalanmıştır. Bunu çok zaman önce yapacaktı. Belki bu kayıp sezon ilk yılda yaşanacaktı, ama şimdiki zamanda yani bugün sağlam bir yapıya kavuşmuş olacaktık, bir antrenör mezarlığına da dönüşmeyecektik, onca patırtıma da gerek kalmayacaktı olumlu veya olumsuz anlamda: ))

Eyüp Arın has bir Adanasporludur, bunu bizim ayrıca söylememize gerek yoktur. Kelimenin tam anlamıyla Adanaspor’un evladıdır, güzel insandır, tüm ekibiyle güzel insanlar topluluğudur. Hepsi de Allah’ına kadar Adanasporludur. Sekme yoktur. Süper ligde hocalık yapan eski hocalarımızdan eksikleri hiç yoktur, fazlaları vardır, Adanaspor âşıklarıdır, yetmez mi? Daha önce de demiş olabiliriz bu sözleri olsun, bunun tekrarında da fayda var.

Fenerbahçe’nin Aykut Kocaman ısrarı, onca gevezeliğe kulak tıkaması, bu meseleye son zamanların en güzel örneklerindendir.

Eyüp Hoca bu sezonu alnının akıyla bitirir ve o güzelim Adanasporluluğuyla, o cefakâr Adanasporlu kadrosuyla yeni sezona bin kaplan gücüyle girer.

Pespaye kaşarların, o futbol simsarlarının para kazandığı şu pek kifayetsiz futbol alanında bizim insanımızın da artık hak ettikleri bir kariyere resmen gelmelerinin vaktidir. Bu, Bayram Akgül’ün Adanaspor namına yapacağı bir başka yatırımdır aynı zamanda, önemlidir, böyle olması hakkaniyetlidir, adaletlidir, ne güzeldir… derim…

Yazar: Editor
2011-02-03 18:11:36

Osman Özdemir’in İki Cümlesi Üzerine

http://www.foreworks.com/knot.jpg

Osman Ö açıklama yapmış. İki cümlesi bizim için de çok önemli. Altına imzamızı atıyoruz.

Birinci Cümle:

Kişilere bağımlı kalmamak lazım...

İkinci Cümle:

Bu olayı devlet meselesi haline getirmemek gerekir…

Katılıyoruz Osman Özdemir’e.

Sayın Osman Özdemir lütfen kişilere bağlı kalmayın. Adanaspor’a bağlı kalın.

Ve aynı isimlerde bağlı kalmayı devlet meselesi haline getirmeyin.

Siz rahat olun biz de rahat olalım.

Yazar: Editor
2011-01-31 22:57:11

Bermuda Şeytan Üçgeni

Bu Bermuda Şeytan Üçgeninin köşelerini biliyorsunuz aslında. Ama ben yine de açık açık yazayım. Osman Ö, Bülent ve Tolgahan’dır. Ah ulan. Dert sahibi ederler adamı. Ama ne diyelim ar damarı çatlamak böyle bir şeydir, bakınız Osman Ö.

Yazmayım dedim, nasıl olsa hafta boyunca yazdık olacakları. Müneccim bilmem neyi yemedik, lakin görünen köy de kılavuz istemez.

Adam, sözün gelişi, o kadar acizdi ki 3. oyuncu değişikliğini yapamadı bile. Sebep, kulübeyi boşalttı be. Truva atı, dediydik. Bakın, 3. oyuncuyu sokamadı sahaya. Takım mücadele ederken, Osman’ın kaptanları hariç mücadele ederken, kaleci kapattığı köşeden üstelik kurdurduğu barajdan golü yiyor, diğer çocuklar o şuursuz mücadele içinde demoralize oluyor, (şuursuz diyorum, çünkü takıma o şuuru verecek bir taktik veya teknik kulübede yok,) Osman Ö. Oyuna Sami’yi çıkararak müdahale ediyor. Kaptanı duruyor. Sebep? Yahu ben ne bileyim. Sonra kaptanını, ki onun kaptanıdır bizim kaptanımız filan değildir, işte sonra o beyefendiyi çıkarmak aklına geliyor.

Ama üçüncü oyuncuyu alamıyor, çünkü kulübeyi boşaltmış, kalanlara da demek güvenmiyor. Yazık, ayıp, günah… Adanaspor, tarihinin en utanç verici günlerini yaşıyor ne yazık ki. Sebep? Basiretsizlik. Önce kulübenin sonra da yönetimin, yani o kulübeyi başıboş bırakan yönetimin. Bundan sonraki tüm olumsuzlukları sorumlusu asla taraftar değildir artık, kimse de bu tarafa laf etmesin. Bundan sonraki tüm olumsuzlukların sorumlusu Osman Ö ve yönetimdir. Oturup özeleştirilerini yapsınlar. Yapamıyorlarsa da sırtımızda demir dövmesinler.

Neyse, yine neyse...

Yazmayıp boş geçecektim bu maçı, yok sayacaktım, derdimle kalacaktım. İçim kan ağlayacak, kan kusup kızılcık şerbeti içtim diyecektim. Ama bizim beraberlik golümüzden sonra bir sahne vardı ki yazmazsam olmazdı. Sahne şudur, büyük harfle yazacağım devamını efkârım anca diner veya belki diner, hatta dinmez:

GOL ATTIK, BÜLENT BEYEFENDİNİN KANADINDAN GELEN BİR ATAKLA. YANİ ONUN YOKLUĞUNDA. SONRA NE OLDU? ŞÖYLE BİR SAHNE OLDU: ONUR DEMİRTAŞ, TA KALE ARKASINDAN GELDİ SEVİNMEK İÇİN. PEKİ BEYEFENDİ NE YAPTI? BİR KONSOLOS EDASIYLA OTURDUĞU YERDEN KILINI BİLE KIPIRDATMADI. SEVİNMEDİ. SEVİNMEK İÇİNDEN GELMEDİ. ÇÜNKÜ ONUN ADANASPORLULUĞUNUN ÇAPI YETMEZ O UMUT GOLÜNE SEVİNMEYE. ÇÜNKÜ ADANASPOR BUNLARIN UMURUNDA BİLE DEĞİL. BUNLAR FENA PROFESYONEL. TAKIM AŞKI YALAN. PALAVRA. İNANMAYIN.

MAÇI KAYBETTİK, FAKAT İÇTEN İÇE SEVİNMESİN, ONUN YOKLUĞUNDA YENİLMEDİK. EKÜRİSİNİN, PARDON EKÜRİLERİNİN MARİFETLERİYLE YENİLDİK.

DİĞER OYUNCULARIMIZA SEVGİMİZ VE HÜRMETİMİZ YİNE BAKİDİR.

VE FAKAT, ADANASPOR AHLARIMIZLA VE VAHLARIMIZLA O BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNDE KAYBOLMAKTADIR.

MEDET YARAP…

Veya derdimizi kadıya anlatalım, çünkü dinleyen yok...

Yazar: Editor
2011-01-27 11:09:38

Kartal Adana’da Uçar mı?

Böyle bir klişe başlıkla girsem bu yazıya? Gazete tarzı…

Kartal Adana’da uçamaz, Adana’da biz istemezsek hiçbir takım uçamaz. Biz istemezsek derken, gayrı meşru bir yönteme işaret etmiyorum tabi “biz istemezsek” ile… Hükümet de değiliz ki sırf bildiğimizi okuyalım. Değil mi?

Aslında şu “biz istemezsek”i örneğin Osman Özdemir istemezse, diye değiştirsek veya adeta zevk olsun diye gol yiyenler… olabilir… şimdi bu satırları okurken, “yine kaleye, kulübeye sallıyor kaplanpenche, işi gücü bırakmış” diye bir düşünce şöyle bir geçebilecektir. Doğrudur. Ama benim gibi düşünen birçok ama çok fazla çok, ne çok taraftarın olduğu da bir gerçek…

  • Kartal Adana’dan puanla uçar mı?
  • Zor…
  • Uçamaz, uçabilemez…
  • Yeter ki kartalı havalandırmak için özel bir tertibat kurmasın bizimki,
  • yani “adeta” özel bir tertibat.
  • Bu “yeter ki” lafını o kadar çok kullandım ki bu aralar.
  • Hakkaten ben sıkıldım.
  • Ama ne yazıktır geçen her maç bizim bu serzenişimizi, dilimize pelesenk ettiğimiz lafı doğruluyor…
  • Neymiş? Yeter kiymiş…

Kartal Adana’da kuş olsa uçamaz (veya kaçamaz), hani öyle bir deyim var ya… Çünkü bu takım sezon sonuna kadar yenilmeyecek kadar iyi. Yok mu bazı aksaklıklar en beğendiğimiz futbolcularda bile. Var! Buna rağmen iyi bir takımız… Bu maçı alırız, sonra da Bolu beyine diklenmeye gideriz… Onun nasıl olacağını da Kartal maçından sonra yazarız bre…

Yazar: Editor
2011-01-12 20:12:17
Kaldı 10 Gün

 

Bu sezonun ikinci devresine on gün kaldı. Bildiğimiz futbolcular gitti, yerine bir kaleci bir de sol bek geldi. Gidenlerden Efecan ve Ahmet’e hayıf ettik. Veya ettim. Genç Efecan hemen hemen muadili sayılan bir mevkideki geçkin bir futbolcuya tercih edilmedi. Bilemem içeriği, sonuçta kulübü ben yönetmiyorum. Ama lig başında onca takımın peşinde olduğu bir yeteneği alıp sonra öylece bırakmak biraz garip oldu. O arada ne tür hesaplar vardı, bilemem ki. Bilsem onu da yazardım. Şimdi Efecan Demirspor’da… Hay Allah!

Metin’i ben de gözden çıkarmıştım şahsen, ben de derken yanlış anlaşılmaya, teknik heyette değilim ki, sadece taraftarım. Ama gözden çıkardım neticede, hemfikiriz yani.

Kaleci transferi? En iyisini isterdim, yeter ki o malum kaleciyi yedek kulübesinde bile görmeyelim. Ve A. Dursun. Şimdi santrafor arıyoruz yana yana. Hay Allah. Oysa vardı işte. Ne oldu ki o adamcağız barınamadı takımda? Ben ne bileyim. Şöyle deseydim mi keşke: Ahmet dursun, “OsmanBülentOkaleci” gitsin. Yav keşke deseymişim. Ama gerçekleşir miydi ki böyle bir talep? Olmazdı, ki züğürt kendi çenesini yorar…

Bir kulübün koca tarihinde olur öyle anlaşılmaz işler. Hepsini de sorgulayamayız ki. Ömür yetmez, yürek yetmez. Boş verelim. Olan olmuş.

  • Evet, yeni maça bir buçuk hafta var.
  • Ve sadece iki takviye var.
  • Sadece dedimse sitem değil.
  • Bu iki transfer de yeter haddizatında,
  • hatta iyi bir kaleci bile tek başına yeterdi.
  • Hem her transfer iş yapacak diye bir tabu yok ki.
  • Hatta dokuyu bozan transferler de olur.
  • Bu sene olmadı mı sanki.
  • Örneğin kaptan olarak sahaya çıkan futbolcumuz,
  • dokunun Allah’ını bozmuştur…

Örneğin demiştim zaten… Bizim şampiyonluğumuzun ilanı için, yine söylüyorum, Haluk’un iyi bir performansı yeter de artar bile. Toparlıyorum.Son 16 maçta bizim 3 adet handikabımız var:

1.İlk yarıdaki kaleci! O futbolcu forma giymeye devam ederse sorunlar da devam eder hem tribünde hem sahada.

2.Kaptan… Kaptanlığının gereğini yapmak zorunda, ilk devredeki hali bizi felakete sürükler. Bu kadar net söylüyorum.

3.Osman Özdemir. Bakın, Osman hoca demiyorum, çünkü onun hocalığı sınav geçmesiyle mümkün olacak bir iş değil. Burası Adanaspor, tribünsüz-taraftarsız bir takım değil. Burada kendini illa ki kanıtlamak zorunda, birçok anlamda...

  • Dost acı söyler hesabı;
  • olası bir Mersin kaybında
  • tribün faturayı bu üç isme kesecektir,
  • tabi bu üç isim o maçta aktif rol oynadığı takdirde.
  • Dolayısıyla
  • sonraki Kartal maçı
  • rakibe değil de
  • bu isimlere bir cehennem azabı olacaktır.

Ben en kötüsünü söyleyeyim de iyisine yine kendileri sevinsin.

Sonuç olarak; hep söylüyoruz, bizim kör başarılarda, çılgın transferlerde gözümüz yok. Arsene Venger’in dediği gibi “Başarı için para saçmaya gerek yok!”

Lakin, amma velakin, bu camiaya layık işlerde gözümüz, beklentimiz, talebimiz, meselemiz var.

Bu kadar!
Yazar: Editor
2010-12-08 10:47:22
 ____________________________________
__________________________________________ 
İsli puslu, tozlu bir gün batımı,
birkaç çocuk top tepiyor orada,
sınır boyu mu nedir,
bir asker nöbet tutuyor
işgalci mi acep,
bir tür direniş noktası mı oluşturuyor futbolla çocuklar
birazdan bir isyandır başlar...
Başlar mı?
Yazar: Editor
2010-12-05 20:59:53

Son Söz

Adanaspor ne yazık ki bazı futbolcuların kontenjanı olduğu bir takıma dönüşmüştür.

Bu maç için bir kamyon yazı yazılabilir.

Gerek yok!

Takım, bir iki isme kurban edilmektedir.

Yazık.

Hoca hoca değil, kaleci kaleci değil...

Dilimi ısırıyorum ve bu yazıyı kısa kesiyorum.

Ayıptır.

Adanaspor bir keyfiyetin takımı değildir, hiçbir zaman da böyle olmamıştır.

Değilse...

Ya yolunuz açık olsun ya da yolumuz.

Son Söz Budur!!!

Yazar: Editor
2010-11-29 09:08:59

Gerçeklerle Doğrular

Gerçekliğimiz: Adanaspor’un hedefi şampiyonluk.

Doğrusu: Öyle bir hedefimiz olamaz, bu halimizle…

Gerçekliğimiz: Adanaspor’un iki kaptanı vardır.

Doğrusu: Adanaspor’un o manada kaptanı filan yoktur.

Gerçekliğimiz: Adanaspor bir kulüptür.

Doğrusu: Ne yazık ki şimdi bu Adanaspor bir takım değildir.

Gerçekliğimiz: Serseri mayın gibiyiz, nerede patlayacağımız belli olmuyor.

Doğrusu: Hal böyleyken o serseri mayın elimizde patlamasın.

Gerçekliğimiz: Adanaspor sahaya her maçta bir 11’le çıkıyor.

Doğrusu: Adanaspor sahaya aslında 11 kişi filan çıkmıyor.

Gerçekliğimiz: Adanaspor’da her futbolcu forma giyiyor.

Doğrusu: Adanaspor’da hak eden, o formayı giyemiyor.

Gerçekliğimiz: Bir hoca takımını tanır.

Doğrusu: Bizim hocalar takımımızı tanımıyor.

Gerçekliğimiz: Bir camia bütünlük arz eder.

Doğrusu: Bizde o bütünlük bu sezon buharlaşmış durumda.

Gerçekliğimiz: Tribün 1. kaptanı yuhaladı.

Doğrusu: Az bile yaptı hatta geç kaldı.

Gerçekliğimiz: Ahmet Dursun kadroya giremiyor.

Doğrusu: O ileri hatta, hatta takımda futbolu en iyi bilen oyuncumuzdur, yani hep oynaması icap eder.

Gerçekliğimiz: Adanaspor, forması ağır bir takımdır.

Doğrusu: O formayı çıkarın bu takım küme düşmemeye oynar, garip dalgalı haliyle… 

Not: Takım maçtan sonra tribünün davetine uymadı. Sebebi yuhalanan kaptanı kollamak olabilir. Böyleyse bu çok güzel bir harekettir. Soylucadır. Destekliyorum. Alkışlıyorum. Eyvallah diyorum. Ama o zaman o kaptana iki çift laf etsinler de o kaptan da bir parça takımı, arkadaşlarını kollasın.

Yazar: Editor
2010-11-22 07:54:34

Bu Hafta Ne oldu? 

  • 1.ligin bu haftası deplasman fatihi ile doluydu.
  • Buna “deplasman ev oldu” da diyebiliriz.
  • Veya kimselerin hiçbir garantisi yoktur,
  • buralarda işler fena karışacak da diyebiliriz.
  • Herkes bir şey desin canım: ))

 

  • Akhisar ve Rize hariç hep kaybetti ev sahipleri.
  • Tabi bunların içinde en şık skoru Adanaspor aldı 3 golle.
  • Bunun dışında hiç hazzetmediğim deplasman galibiyetleri de oldu,
  • keşke olmasaydı dediğim.
  • Örneğin Giresun’un evinde kaybetmesine çok üzüldüm.
  • Lakin Diyarbakır’ın lider Denizli’yi dış sahada indirmesi de ne güzeldi.
  • Üç hafta önce Denizli’yi bir güzel sarsmıştık Adana’da,
  • devirmek Diyarbakır’a düştü.
  • İyi de oldu.
  • Bu hafta ayrıca yenilmezlerin yenildiği hafta oldu böylece.

 

  • Kendi hesabımıza bakarsak,
  • keşke berabere bitseydi dediğimiz karşılaşmalar da vardı bunların içinde.
  • Örneğin Altay, Erciyes, Rize berabere kalabilirdi evlerinde,
  • fena da olmazdı hani.

 

  • Sonuç olarak bu hafta küçük bir ayar verildi lige.
  • Üsttekiler biraz daha tedirgin
  • geridekiler biraz daha umutlu.
  • GBB maçına bu hafta sonu işte böyle bir ruh haliyle çıkacağız:
  • Daha umutlu…
Yazar: Editor
2010-10-27 23:01:10
Adanaspor Taraftar Gazetesi
 
http://ul.gcg.me/files/2010-10/ag.jpg
 
  • Adanaspor taraftarı boş durmaz,
  • az konuşur çok çalışır.
  • Evet...
  • Bu hafta itibariyle ADANASPOR TARAFTAR GAZETESİ yayımlandı
  • ve birkaç saat içinde tükendi.
  • Orta boy,
  • sekiz sayfa,
  • kuşe kağıt,
  • tamamen renkli.
  • Gazetedir
  • ve elbette gündeme dairdir.
  • Olayları sıcağı sıcağına izlemeye çalıştık.
  • Tabi bu bildiğimiz maddi koşullarda
  • ve imkanlarda çıkan bir gazete değil.
  • Hareket alanımız elbette sınırlı.
  • Ayağımızı yorganımıza göre uzatmak zorundayız.
  • Neyse.
  • ilk sayı çıktı.
  • Denizli maçından sonra maç foroğraflarıyla
  • ve dileriz bir galibiyet sevinciyle 2. sayıyı yayımlarız...
  • Neydi?
  • Vira:))
Yazar: Editor
2010-10-24 16:55:50

Kardan Zarar

http://ul.gcg.me/files/2010-10/images_1.jpg

  • Öyle oldu, kardan zarar.
  • Başka türlü gelişseydi maç bu sonuç sevindirirdi.
  • Ama bu halde sevinemiyoruz.
  • Yazık!
  • Sonuca da yazık,
  • o mücadelenin karşılığını bulamamasına da yazık,
  • ama en çok o hocaya yazık.
  • Takım 2–0 galip,
  • dakika 82,
  • rakip 10 kişi,
  • Karşıyaka tribünü takımına dönmüş,
  • tribünü terk ediyor,
  • ilk golü bile protesto ediyor,
  • koşullar bu kadar lehimizeyken
  • maç 2-2 bitiyor.
  • Bilmiyorum,
  • Cemal hoca bu maçın kazanılması için daha nasıl bir hizmet bekliyor?
  • Bakın, geçen haftaki maçta,
  • 2–0 biz öndeyken yine,
  • Diyarbakır bir gol atsaydı ikinci yarı,
  • o maç da 2-2’ye giderdi.
  • Ama o maçta hocanın zaafı,
  • yine hocanın şansına yenildi.
  • Dönün bakın,
  • Giresun maçı da benzer kenar zafiyetiyle gitmişti,
  • Samsun maçı da…
  • Kurban aramıyoruz.
  • Ama canım,
  • kazanılacak maç kazanılacaktır.
  • Hiç kimse bu koşullarda bize zırnık bile koklatmaz.
  • O 2–0 üç olur,
  • dört olur.
  • Lakin…
  • Tolgahan için diyecek bir söz bulamıyorum.
  • Ama şampiyonluğa giden Adanaspor’un kalecisi olamayacağını
  • gayet net anlıyorum.
  • Bu iş;
  • bir, Tolgahan’la olmaz,
  • iki; bu hocayla olmaz…
  • Hatırlıyorum da 3.ligde oynadığımız bir deplasman maçında,
  • Batman-Adanaspor karşılaşmasında
  • takım 2–0 galipken o zamanki hoca İbrahim Okutan yanlış işler yapar
  • ve maç 2–2 biter.
  • Bayram Başkan maçın hemen sonunda hoca ile yolları ayırır.
  • Adanaspor o sezon ligi ikinci bitirerek şampiyon olur.
  • Yol yakınken Adanaspor’un çapına uygun bir hoca şart olmuştur. 
  • çünkü efendiler, bu takım Adanaspor'dur, B.A.1.Ligin acemi, yarı amatör takımlarından değildir!
  • ve zira devlerin yükünü karıncalar çekemez!
  • ne yazık ki…
Yazar: Editor
2010-10-17 21:40:43

adanaturuncudur.com

http://ul.gcg.me/files/2010-10/at.jpg
  • Daha çok bir Adanaspor Haberleri Sitesi…
  • Daha çok değil, öyle…
  • Sıcak haberleri izleyeceğimiz
  • yüzde yüz Adanasporlu bir Spor Haber Portalı.
  • Bizim internet ağımızın lokomotifi olan adanaspor.org’un yanında,
  • haber hattıyla bir desteğin ortaya çıkmış olması
  • sevindirici bir sonuçtur.
  • Süreklilik ve dinamizm içermesi dileğiyle...  
Yazar: Editor
2010-10-15 22:20:22

Maça Doğru

http://ul.gcg.me/files/2010-10/images.jpg

Maçı pazartesi olması Cuma günü olmasından daha güzel geliyor bana. Hatta Pazar günü olmasından da güzel… Cuma veya cumartesi oynanınca maçımız, haftanın kalan günü-günleri heyecanını yitiriveriyor. Bir sıkıntıdır dolanıyor etrafımızda. Gün ölü kasabaya dönüşüyor. Ama pazartesini beklemek her ne kadar heyecanı artırıyorsa da neticede hafta sonu diri tutuyor. Bir de rakiplerin ne yaptığı izleyip buna göre pozisyonlar almak ayrı bir macera katıyor maç sürecine. Rakipler deyince, sanırım şu an itibariyle her takım rakibimizdir, bir de böyle bir şey var: ))

Evet, pazartesi iyidir.

Peki, pazartesi akşamı Diyarbakırspor’la ne yaparız? Zor maç olacak. Hep dediğimiz gibi her maç zor olacak. Ahmet Dursun 1–0 olsun bizim olsun diyor. Katılıyorum. Çok gollü galibiyet ilacımız olabilir manevi anlamda, lakin bizim maneviyatımız kadar rakibin maneviyatı da söz konusudur. Karşılıklı yani. Gerçi ilk dakikalarda atacağımız bir gol hem takımın hem de tribünün gazını alacaktır. Bu olasılıkta maç bizim için daha rahat ve muhtemelen gollü geçecektir. Ama tersini üşünmek bile istemiyorum, çünkü maratondaki o tekillerden oluşmuş enteresan güruh ilerin sarpa sarmasına sebep maçın lehimize dönmesine engel olabilir.

Neyse, geçeyim bu meseleyi. İyi olacak. Başkan taraftar kesimlerinden temsilcilerle görüşecek ve sanırım güzel bir fotoğraf çıkacak ortaya. Umuyor, bekliyor, istiyorum…

Ve tam şimdi bir Vira zamanıdır diyorum…

Yazar: Editor
2010-10-07 20:34:44

Son Tahlilde

Son zamanların gelişmelerine şöyle bir bakalım:

İlk kez bu kadar az bir taraftar geldi Linyit maçına. Sebep kötü gidiş midir, canlı yayın mıdır, rakibin Linyit olması mıdır? Bilmem ki…

Galibiyet aldık, aylar sonra. Dokuzuncu maçta. En son Karabük’ü yenmiştik.

Gol yemedik bir galibiyet maçında.

Bir gerginliktir gidiyordu. Sanırım şu aralar sular bir nebze duruldu.

Bir canlı yayında galip geldik.

Ceza sahası dışından bir gol attık. Ne zamandır böyle bir şey yoktu.

Ahmet Dursun, forma giydiği son iki maçta gol atmıştır, biri kupa olsa da…

Takım gole gereğince sevindi, biz de sevindik. Ne güzel bir andı. Tekrarını Samsun’da rica etsek…

B.A 1.Lig günlüğünde taraftarımız süreçteki duygularını ve maç yorumlarını dile getiriyor güzel güzel. Lakin programı TRT (bence içlerindeki bu programa olan bir tür muhalefetten dolayı, kasten de olabilir) pek geç yayımlıyor. Hani bu programı TRTciler yapmıyor ya, dışarıdan bir yapımın işi ya, bu yüzden bir kısım TRTcide bir parça kıskançlık olabilir.

EmRah ve Rahman kısa süre takıma katılabilir. Bu da en sevindirici haberlerdendir. Bu iki ismin katkısı takımı pozitif yönde çok değiştirecektir.

Bayram Akgül Kanal A’da canlı telefon bağlantısıyla genel anlamda net bir birlik mesajı vermiştir. Bu da iyi bir durumdur. Gerçi hevesim kırıldı diyor, ama benim de hevesim kırılıyor bazı tatsızlıklar karşısında, sizin de kırılıyordur. Ne sağlam Adanasporlular tanıyorum sır o maratondaki bazı garip seyirci yüzünden maça bile gelmek istemiyor. Ama sonuçta hiçbirimiz bu formanın ardından gitmekten vazgeçemiyoruz. Yani heves kırılması da kırılır: ))

Cuma akşamına, Samsunspor Adanaspor maçına bağlayalım yazıyı: oradan gelecek bir galibiyet veya sıkı bir oyunla puan, her derdin bir tür devası olacaktır!

Yazar: Editor
2010-09-28 00:06:01
Bu Adanaspor Bizim
 
http://ul.gcg.me/files/2010-09/Logoadanaspor.jpg

Hani 1954 yılında kurulan.
Hani ilk renkleri Sarı-Lacivert, sonrasında Turuncu-Beyaz, en son Turuncu-Beyaz-Siyah renkleri olan…
Hani ilk kadın Başkanı Fahrünnisa Hanım olan.
Hani Ali Sepicinin, Hikmet Savatlı’nın, Yalcın Sürmeli’nin, Mehmet Özgiray’ın, Toros Birol’un Sevki Adalı’nın ve hatta Gündüz Tekin Onay’ın başkanlığını yaptığı kulüp.
Hani Uzanlara satılan,
Hani en son Bayram Akgül’ün sahiplendiği takım.
Hani Adana’ya ilk Süper Lig heyecanı,
Hani bir zamanların Silindir Sporu
Hani Honved’i, Salzburg’u ve hatta Inter’i Adana’ya getiren takım.
Hani Velkoviç’in, Miliç’in, Sabotiç’in, Darko’nun, Bushi’nin
Hani Orhanların, Halislerin, Kaynak Kardeşlerin, Apaçi İsaların, Günayların, Özer ve Bora’nın, Necati’nin, Altan’ın, Cenk’in, önce bizi yerden yere vuran sonrasında bizi bazen çıldırtan bazen uçuran Ali Asım’ların, ismini sayamadığım yüzlerce futbolcunun forma giydiği...
Hani Molnar, Gündüz Hoca, Tamer Güney, Joahim Löw, Yılmaz Vural’ın teknik direktör olarak yer aldığı.
Hani bize Süper Lig ikinciliği, İkinci lig şampiyonlukları yaşatan, Amatöre giderken resmen küllerinden doğan,
Hani uğruna kimi zaman ağladığımız, kimi zaman coplandığımız, bıçaklandığımız, hatta kalbimiz dayanmadı diye hayatımızı kaybettiğimiz, biber gazi yediğimiz, gözaltına alındığımız, otobanı kestiği için hala hapiste yattığımız, cepten ceza ödediğimiz, uykusuz parasız deplasmanlarına gittiğimiz,
Hani ' BİZ BİTTİ DEMEDEN BİTMEZ ' dediğimiz takımımız var ya ;
İste o takım bizim.
O takım ADANASPOR…

Mahir ALEV

 __________________________

Ya Hep Birlikteyiz Ya Hiçbir Şeyiz

Editör Notu: Evet efendiler, daha 4. haftada yerden yere vurulan o Adanaspor’dur ve biz sonuna kadar arkasındayız bu takımın, bu zor savaşa yüreği yeten böyle gelsin… İsteyen de gevezeliğe devam etsin… Ona da eyvallah deriz!

Not: Ki futbolcusundan yöneticisine, ve işte bana, bize, hepimize kadar… Herkesin kendine bir çeki düzen vermesi dileğiyle

Ki aklıselim işte şurada son iki yazıda öylece duruyor (Nedim Abi, Mahir Abi yazıları…) kalbini Adanaspor’a yakın tutanlara… Belki biraz sessizlik lütfen, şu şanlı maziye bir saygı duruşu…

Hürmeten

Ve lütfen…

Bir Not Daha: Bu, "pisliği halının altına süpürelim, görmezden gelelim" çağrısı değil, yanlış anlaşılmaya, tam tersine; şu fena zamanı elbirliğiyle def edelim çağrısıdır...

Ya hep birlikteyiz, ya hiçbir şeyiz...

(Acaba şu son cümleden (Ya hep birlikteyiz, ya hiçbir şeyiz) bir pankart çıkaramaz mıyız maç saatine kadar? Ekip, ne dersiniz?: ))

Yazar: Editor
2010-09-20 17:04:50

Hem Lig Hem Kupa

  • Sevgili Serkan Şenyürek soruyor
  • kupa mı lig mi diye.
  • Cevap tabi ki lig!
  • Ama yanında bir de kupa heyecanı olsa,
  • gruplara kalsak,
  • orada takım yeni ve farklı bir ivme kazansa,
  • ülkenin futbol gündemine bir de o taraftan girsek,
  • kadro hareketliliğine tanık olup kimle ne yapabileceğimizi görsek,
  • süper lig takımları karşısında gardımızın ne olacağını bilsek,
  • mümkünse kulübün kasasına biraz hariçten bir para girse;
  • çünkü yalnızlığımızın şehri Adana’nın o partici belediyecilerinin gündeminde
  • Adanaspor maddesi asla ve kat’a yok,
  • bari kendi yağımızla kavrulmaya devam etsek…
  • Fena mı olur?

Serkan Şenyürek’in kaygılarını anlıyorum. Haklı olduğu noktalar var, lakin ben lig + kupa diyenlerdenim. Hatırlayınız, Bucaspor gruplara kaldı, Galatasaray ile hala hafızalarda olan bir maç oynadı, gücünü test etti ve onaylattı, sezon sonunda, nefesimizin enselerinde olmasına rağmen şampiyonluğu onlar kucakladı, bize de kaybetmenin o lezzetli efkârı kaldı.

  • Derim ki, G.B.B.’yi yenelim,
  • sonraki rakibi de geçelim
  • ve gruplara kalalım.
  • Evet, gittiği yere kadar gidelim.

_____________________

__________________

NOT:

Tanıdığım CHP’li arkadaşların, belediye meclisindeki CHP’lilerin Adanaspor’a ilgisizliklerine bir tepki olarak bir imza kampanyası başlatma girişiminde olduklarını öğrendim.

İçerik aşağı yukarı şu:

“Söz konusu meclis üyeleri Adanaspor için de bir maddi çaba göstermedikleri sürece onların içinde bulunduğu siyasi örgütlenmeye hiçbir şekilde oy vermeyeceğiz. Bizi futbolda yok sayanı, biz de siyaseten yok sayacağız. O tarafgir meclis üyeleri patide varsa o partide biz yokuz…” gibi…

Efendiler, futbolun tabiatı farklı seyreder. Orada hiç yok, olmaz, olabilemez zannettiğiniz tepkiler, uyuyan bir yanardağ gibi uyanıverir ve arıza çıkarır. Şaşırırsınız sonra. Daha önce de söyledik, ülkem belki birçok şeyi unutur veya yanlış hatırlar (12 Eylül gerçek mağdurları, cilalanmış Menderes romantizmi örneklerinde olduğu gibi); ama futbol âlemi hiçbir şeyi unutmaz ve hiçbir hatayı affetmez!

Demedi demeyin belediyeciler!

Böyle bir girişimin tüm taraftarlarda, tüm siyasi görüşlerde başlatılması dileğiyle…

Yazar: Editor
2010-09-17 19:59:12

Anlarlarsa Belediyeciler Bir Çift Kelam

Son gelişme, Adanaspor’un Adana’da idari anlamda ne kadar yalnız olduğunu gösterdi. Belediyenin nasıl bir çifte standartla hareket ettiği kabak gibi ortaya çıkmıştır. Önemle belirtiyorum, Demirsporlu arkadaşlar şu noktayı yanlış anlamasın, oraya giden para umurumuzda bile değil, hatta belediyeciler isterlerse Adana’nın tüm parasını oraya aktarsınlar. Belediyenin kökü de gövdesi de DS’li olsun. Adanasporlu olmalarını zaten istemiyor ve beklemiyoruz.

Lakin bir hakkaniyet için, yahu sosyal devletin gereğince, bre insan hakları meselesi çerçevesinde, kamu vicdanına hürmeten Adanaspor’a omuz vermek icap eder. Bu şehirde, hoşa gitsin gitmesin belli bir Adanasporlu kitle vardır. Ve bu kitlenin de Adanaspor için kaygıları vardır. Belediyecilerin de bu kaygılara yönelik somut adımlar atmalarının bir mecburiyeti söz konusudur. Yine DS’nin para kaynağı olsunlar, eyvallah. Ama canım, orada elinizi de vicdanınıza koyun. Sus payı mı dersiniz ona kendi aranızda sayın belediyeciler, hak mı dersiniz, adalet mi dersiniz, ne derseniz deyin… Şimdi en azından Çatalan’ın masraflarının hafifletilmesini bekliyoruz oradan, bilmem bizi duyarlar mı? Sayın Adana Valisi, bu işin peşinde olacağım gibi bir şey demişti vaktiyle. Bunu gereğini bekliyoruz. Çifte standardı görmezden gelmemesini bu memleketin bireyleri olarak temenni ediyoruz.

Ne Yapmalı

Bu aşamada ne yapmalı?

I) Sayın Başkanımız, çoğu zaman arkasında durduğumuz Bayram Akgül şu andan itibaren her demecinde, gerekirse bir bahane bulup yerli yersiz, tabi anormal vakalar dışında, Adanaspor taraftarına olan inancını, sevgisini dile getirmelidir. Evet, bize gaz vermelidir. Ne derseniz deyin. Çünkü bu camiayı tek yumruk yapacak en büyük hamle Sayın Bayram Akgül’den gelecektir. Öyle olmak zorundadır. Taraftarı eleştirdiği noktalarda haklılık payı fazlasıyla var. Ama taraftara yönelttiği eleştirirlin çok daha fazlasını şu son üç maçta da görüldüğü gibi o hakem müsveddelerine yöneltmelidir. Federasyona bir çift laf etmelidir. Olayların sebebini biraz da taraftarı çığrından çıkaran o beylerde aramalı ve onlardan bu manada hesap sormalıdır. Bu çıkış taraftarı şiddete yöneltmez, hakiki taraftar da tribünde yalnız kalmaktadır bakın. Bu yolda bir gelişme o has taraftara daha çok ve daha sağlam ve daha sağlıklı mücadele gücü verecektir.

II) Bir çift sözüm de özellikle formlarda her fırsatta başkana, Adanaspor’a giydiren, eleştirisini ve karamsarlığını ve maneviyat bozuculuğunu elden hiç bırakmayan bazı Adanasporlu arkadaşlara olacak; lütfen Adanaspor’u neredeyse yerden yere vurduğunuz o tarzınızla şu belediyeciler için bir çift laf edin, hadi bir de böyle bir kamuoyu oluşturmak için çabalayın. Başkanı sevmeyin, takıma inanmayın, futbolculara güvenmeyin, dert değil; ama bari şu kriz anlarında takımın arkasında durun, Adanaspor haklarının takipçisi olun.

Sevgili Nedim abinin vurguladığı gibi, bizim de burada senelerdir gündemde tutmaya çalıştığımız, adeta internet âlemindeki varlığımızın tek sebebi olan bir Adanasporluluk bilincinin, bütünlüğünün, aşkının kemikleşip yaygınlaşıp kronikleşmesi için Adanaspor’u köşeye sıkıştıran o genel unsurlara karşı mücadele edin fikirlerinizle, eylemlerinizle, yorumlarınızla. Lütfen biraz da bunu yapın…

III) Gündüz Tekin Onay Tribününü tam da şu dar zamanda, başka bir hava yakalamak için, birlik mesajı için, mazisine her zaman sahip çıkan bir camia olarak hayat geçirmeliyiz. Tabelayı oraya asmalıyız. Buna katkısı olacak her bir Adanasporluyu göreve davet ediyoruz. Herkesi…

IV) Turbeyler önümüzdeki ilk maçtan itibaren, tribüne daha çok hakim olmak için hem de yaptıkları tezahuratın TV yayınlarında daha net görünmesi için Arjantin Köşeye geçmelidir. Ve hatta bilet temini açısından mümkünse maratonun tam ortasına geçmeli o civardaki güçlü taraftara fazladan güç, takıma daha büyük destek, aradaki çatlak seslere de bir ayar vermelidir.

Yazar: Editor
2010-08-21 12:55:29

Tunç Kayacı’ya Dair

http://ul.gcg.me/files/2010-08/ea.jpg

İlk maç istediğimiz gibi olmadı. Çünkü yakaladığımız pozisyonları gole çeviremedik. Kaleci ve iki direk üçgeninde kaldık, bir yine o hakemi geçemedik… Özgüç adını okuyunca haber sitelerinde karnım ağrımıştı, eyvah demiştim… Korktuğum başıma geldi.

İkili mücadelelerdeki tercihlerini rakibe, taç atışlarını bize kullanması da pek eğlenceliydi. Bunları geçelim ama üç pozisyonda tam bir acz içindeydi. Evet, penaltı pozisyonlarından bahsediyorum...

Ben yazının başlığına geleyim. İzliyorsunuzdur, TRT’nin sunduğu 1.lig programının yorumcusu Tunç Kayacı. Ekmeğini genelde 1.lig üzerinden kazanıyor. Daha çok orada uzmanlaşmış bir spor yorumcusu olarak tanıyoruz Tunç Kayacı’yı. Fakat ona dair kaygılarımız artıyor. Şöyle;

Dünkü maçı ortada bir maç olarak lanse etti. Neyse ki maç naklendi ve biz de zaten stattaydık. Mersin hak ettiği bir puan aldı dedi. Hay Allah, oysa biz de maçtaydık. İzledik. Hakem kararlarında haklıydı, diye analiz etti. Ama biz de tanık olduk o pozisyonlara!

Şimdi, Mersin istediği gibi oynar ve hedefine göre de taktiğini geliştirir. Birse bir, üçse üç… Bunu eleştiremem. İsterse hiç atak yapmaz. Tercihidir. Bunları laf sokmak için söylemiyorum. Yeni takım, deplasmanda oynuyor ve karşıda zorlu bir rakip var. Bu durumda o 1 puanın nesi kötü olabilir ki? Rıdvan’ın deyişiyle Mersin’e deselerdi hiç gelmeyin, alın bir puan, o sıcakta 90 dakika eziyet çekmeyi tercih etmezlerdi. Maç boyunca da bir buçuk atakları oldu. Buçuğu serbest vuruştandı. Bunun yanında Adanaspor hem ilk yarıda hem de ikinci yarıda net pozisyonlardan, yarı netlikteki pozisyonlardan yararlanamadı. Ama ev sahibi olarak haliyle 3 puan için savaştı. O “tek puan” teklifi bize yapılsaydı adama ters ters bakardık. Şimdi aynı teklifi yine elimizin tersiyle iteriz. Mersin yine o teklifi şu dakika itibariyle seve seve kabul eder. Ve Tunç Kayacı bu maçta Mersin’in bir puanı hak ettiği fotoğrafını çekiyor. Biraz puslu fotoğraf, ama saygı duyarız.

Diyor ki hakem kararlarında haklıydı. İlk yarıda Anıl’ın eline çarpan topu ceza sahası çizgisinde, çok çok kritik bir noktada serbest vuruşa bağladı. Eyvallah! Peki, yine ilk yarıda ve o pozisyondan az önce benzer bir durumda neden ceza sahası içindeki o çarpmayı penaltı olarak değerlendirmedi veya neden çift vuruş filan bile demedi? Biz anlamadık. Ama oradan pozitif bir anlam çıkarana da bir şey demeyiz, saygı duyarız. Ki iyi niyeti severiz…

Şehmuz’un bir sarısı vardı ve sağdan ceza sahasına girdi, gidemedi ve kendini yere bıraktı. Bunun hakkı dünyanın her futbol coğrafyasında ikinci sarıdan kırmızıdır. Ama Tunç Kayacı’ya bakarsanız hakem doğru kararlar verdi! Ne diyelim, saygı duyacağız.

Anlaşılan şudur. Tunç Kayacı TRT’de suya sabuna dokunmayan yorumlarla orta yolcu olarak devam edecektir. İşaretler bu yöndedir. Hakemler hakkında gerçekçi sözler demeyecektir. “Taraftarı kışkırtmayalım, hakemleri filan hedef göstermeyelim” sahte sulhçuluğuyla o sularda kulaç atmayacaktır. Ki zannederim TRT de hakiki analizlere pek izin vermeyecektir.

Oradan lehimize yorumların, bir Adanaspor pohpohçuluğunun derdinde değiliz. Ama TV’lerin tek 1.lig programının yorumcusunun daha net ve daha nesnel olmasını beklemek en doğal hakkımızdır. Tunç Kayacı’nın bir Boluspor hayranlığı, (Daha önce yazdım, 2009-2010 sezonunu dönüp tahlil ediyor, Karabük diyor doğal olarak, Buca diyor, ne var ki şampiyon Buca ile aynı puanla şampiyonluğu kaçıran Adanaspor’un adını bile anmıyor, ima bile etmiyor, ama aynı paragrafın içinde durup durup ‘play off’ların gediklisi, ilk altıya giremeyen Bolu diyor, yahu bu görmezlik de canımızı sıkıyor… onca badire atlatmış ve bin bir emekle kurulmuş, konumunu elbette alın teriyle, bakın kayırma veya kollama entrikalarıyla değil veya korkunç maddi desteklerle, hükümet kanadının kanatları altında olmadan, başbakana hesap vermeden, bir başına ve kendi başına elde etmiş bir Adanaspor'un yok sayılır zannedilmesine fena içerliyoruz...) bir Rizespor kaygısı umurumuzda bile değil. Bu takımlara özel sempati duyabilir. Fakat bir 1.lig programında bunun aleni bir biçimde olması, her lafı Boluspor’un hedeflerine ulaşamamasına bağlama çabası, Rize’nin başarısızlığına efkârlanması, özel ilgi duyduğu takımları cilalaması, onları ısrarla şampiyonluk potasına sokmaya çalışması, biraz garip kaçıyor. Açık ve ulusal kanal neticede... Yine diyorum, orada ağzımıza bir parmak bal çalacak laflar, analizler değildir beklediğimiz. Öyle, ilk 5 programın sonunda bizce fotoğraf budur. Dileriz ileriki günlerde taşlar eleştirdiğimiz hususlarda yerine oturur. Yoksa o programın ardındaki onca alın terine, oradaki yayının çekim, montaj, yapım yükünü çekerken Anadolu kazan deyip gezen arkadaşların çabasına, emeğine yazık olacak…

Not: Adanaspor – Mersin İdmanyurdu maçından 66 kare foto yorumda…

Yazar: Editor
2010-08-19 18:01:50