2011-07-10 16:28:16

Alın Size Bir Şike Hikâyesi: ))

http://images.gittigidiyor.com/1534/MEMLEKETIMDEN-INSAN-MANZARALARI-NAZIM-HIKMET__15346297_0.jpg

Üstelik bizzat içinde olduğum bir şike(!) hikâyesidir bu. Koltuğumun altında gazeteye sarılmış bir tomar para(!) ile ben ve iki arkadaş, bir maç öncesi Niğde’deyiz: ))

(Aman, yazıyı okuyun önce, yanlış anlaşılmaya. Fıkra gibi bir olay hakikatte: ))

2.Ligdeydik. 80’lerin sonuydu. Niğdespor-Adanaspor maçına gitmiştik. O zaman Adanaspor’un eski futbolcularından Razık Niğdespor’da oynuyordu. Mahalleden abimiz ama arkadaşımız aynı zamanda. Ben, Tekin, Kaskas (Razık’ın abisi) sabahın kör vakti otogardaydık. Oyalandık biraz  sonra Razık’ı görelim düşüncesiyle kulüp binasına veya öyle bir yere gittik.

Bu arada üniversitelerde de ara tatildi, Niğdeli bir arkadaşıma da uğrarım düşüncesiyle yola çıkarken bir de kitap almıştım. Ona verecektim. Nazım Hikmet’in “Memleketimden İnsan Manzaraları”.Bir gazete kâğıdına sarmışım. Malum, Nazım Hikmet! Taşınması suç olabilir.

Vardık kulübe. Razık’ı sorduk. Kampta dediler. Nedir ne değildir? Arkadaşıyız dedik, bu beyefendi de abisi filan. Muhatap olduğumuz kişi bir yöneticiymiş. Adamın gözü koltuğumun altına sıkıştırdığım, bir gazete kâğıdına sarmış olduğum kitapta.

Anlaşılan göremeyeceğiz Razık’ı. Neyse, dedik çıktık oradan. Maça daha saatler var.

Bir çorbacıya girdik. Peşimizde aynı yönetici... Oturduk. Ben kitabı (ama gazete kâğıdına sarılı) elimden bırakmıyorum. Durumdan kıllandım. Acaba yönetici değil de başka biri midir? Bir sivil! Neticede Nazım Hikmet’in bir kitabı. Bir arkadaşa hediye… Kim anlar ki! Propagandadan vs haydi gel bakalım. Maçı nezarette geçir, gibi kuruntular.

Meğer ben adamdan kuşkulanırken adam da benden kuşkulanıyormuş.

Biz koltuğumuz altında kitapla kulübe girince zaten fısıltı gazetesi baskıya girmişti :”Razık’a Adana’dan bir tomar para geldi!”

 Ee, bu yüzden Mayk Hammer yönetici de peşimizde; Razık ve bir tomar para (!) arasında bir hafiye.

 (İşin özünü anlayınca güldük tabi bu hale. Sonra Razık maç öncesinde yaşadıklarını, ithamları, düştüğü durumu, çektiği resti kendi mizahi üslubuyla da anlattı.)

Ben de maç saatine kadar arkadaşı görmüş kitabı da ona vermiştim. Anlayacağınız, onlara göre bir tomar para(!) da ortada yok maç saatinde. Pazarın körü bankaya yatmaz, cebe sığmaz nerededir ki…

Bir de maçta Razık iki net pozisyonu kaçırmasın mı?

Neyse, 20 seneden eski bir mevzu, merak ettim acaba ne düşünür hala, o zamanki Niğdespor yöneticileri: ))

Derken, aynı maçta penaltı olur. Topun başına Ali Beykoz geçer. Eyvah Ali’nin penaltı sabıkası var! Penaltı atacağımız için seviniyorum ya, korkuyorum da Ali yine kaçırırsa diye.

“Ali atmasın, kaçırır.” dedim.

Yanımda iri kıyım bir amca, ki o da Adanasporlu : “Yeğenim öyle uğursuz uğursuz konuşma.“ diye çıkıştı. Ama ben söylemiş bulundum artık. Lanetli kelimeler çıkmıştı ağzımdan. Bu arada Ali Beykoz topa vurmuş (tabi bu anlar benim belleğimde hala ağır çekimdedir.) top direkten dönmüştü. Gözümün ucu amcada, onun bana hangi hislerle baktığını biliyordum. Neyse ki epeyce taraftar gelmişti, ben de üç adımda kalabalıkta kayboldum. Maç bitene kadar da o bölgeye uğramadım. 

Ne ki, benim yüzümden (Ali şom ağzımdan dolayı penaltı kaçırmıştı ya) veya sayemde (Razık’a bir tomar para götürmüştüm ya: )) maç 0–0 bitmişti.
 

Ama o yıl şampiyon olmuştuk.

Anafikir:

Hiç anlaşılmamak, yanlış anlaşılmaktan iyidir!

*Bu yazıyı 2007 Haziran 08’de ‘adanaspor.org’da yayımlamıştık, ‘Bir Hatıradır’ başlığıyla…

Yazar: Editor
2010-04-27 23:30:37

Baskette de Varız

http://upload.wikimedia.org/wikibooks/en/3/3a/Basketball_clipart_hoop.gif

  • Adanaspor Basketbol takımı
  • uzun ve zorlu mücadeleler sonrasında
  • yine kıt imkânlarla
  • şampiyonluğu yakalayıp 2.lige çıkmıştır.
  • Yabana atılacak bir başarı değildir bu.
  • Evet, kanımızda var şampiyonluk,
  • tutamıyoruz kendimizi: )) 
  • Emeği geçenleri kutluyoruz.
  • Bu şampiyonluğun bir işaret olduğunu düşünüyorum.
  • Vira o zaman
  • Vira…
Yazar: Editor
2010-04-10 10:03:01

Aşkın Ego Sistemi

http://ul.gcg.me/files/2010-04/a__k__n_ego_sistemi1.jpg

Bir âşık, ne olursa olsun, istediği her bir şeyi aslında kendi için ister. O sırada karşıdaki adeta bir nesnedir, bir eşya, bir araç… Bütün tutkuları, dışa vurduğu her coşkulu eylem aslında kendi içindeki arzuları tatmin etmek içindir. Bunun için insan uygun kişiyi adeta reflekslerle hareket ederek arar, bulur. Bedenin belirlediği rota doğrultusunda gelişir her şey.

Rastlantı yoktur, talih yoktur, belki başarı veya başarısızlık vardır. Buna göre de, ne bileyim öpmek, sarılmak, sevişmek, koklamak, hediye almak, bağlanmak veya bağlanmaktan korkmak hep aşkın o ego sistemi içindedir. Bu yüzden çoğu zaman karşıdakinin ne istediğini düşünmeyiz bile…

Devamında şöyle diyor Votka Limon’da Adam:

“Eğer cehennem diye bir yer varsa ben oradaydım, onun yokluğunda, diye düşünmüş. İnsan gücünün bittiği anlar vardır, iradenin çekip gittiği anlar… Hiçbir çare bulamadığın… O sıralar sana iyi gelebilecek şey ne paradır, ne arkadaştır, ne içkidir, ne de başka bir şeydir… Tam o aralar kumar oynamaya başlamış. Sadece kumar oynarken başka türlü bir hayata bakmaya başlamış, kâğıtları eline aldığında…

Parayı hem seven hem de hiç sevmeyen insanlar. Tutkuyla bağlandıklarını kaybetmeyi göze alabilen insanlar, en çok mutlu oldukları anı her an kaybetme riskiyle oynayan insanlar, sonra kumar parası için her yolu deneyenler, evinin parasını kumar masasında yok edenler, çocuğundan esirgediği üç beş kuruşu bir kâğıda gözünü kırpmadan yatırabilecek kadar başkalaşanlar, kumardan başka hayatı olmayanlar… Aşka ne kadar da benziyor değil mi?

Kumarhanelerde bir ara acılarını unutur. Belki bir aşk acısının o hayat hallerinin yanında ne kadar anlamsız bir şey olduğunu görmeye çalışır. Kız biraz daha geç dönseydi adam kendini hiçbir zaman çıkamayacağı bir batağın içinde bulacaktı. İyi ki geldin, demiş. Yıllar öncelerden o yazı gelmiş aklına, ‘aşkın ego sistemi’

Tüm bunları ben ne için, kim için yaşadım? Mutlu olmayı istiyorsam kim içindi bu istek? ‘iyi ki geldin’ derken aslında ne içindi iyi olan şey. ‘Hem o rezil hayatın dibini bulurken acının tadından da sarhoş olmadım mı? Gece yarıları kendimi yollara vurmak, hiç bilmediğim sokaklarda saatlerce yürümek, yalnızlığıma acımak, kendim için üzülmek, bunların hepsi hoşuma gitmedi mi? Bir serkeşe dönüşmüş olmak bana kendi hayatına zulmeden bir tanrı hissi vermemiş miydi, kendine dair her şeye hükmü geçen ama zalim bir tanrı…

Böyleyken ben onun nereye neden gittiğini, oralarda nasıl bir hayat yaşadığını, halini hiç düşünmüş müydüm? Kendim için efkârlanmaktan onu hiç aradım mı? Dönmesini, sadece dönmesini, ne olursa olsun dönmesini isterken sadece kendi yörüngesinde yavaş yavaş toza dönüşen ölü bir gezegen olduğunu fark edememiş miydim?’ demiş kendi kendine.”

Yazar: Editor
2010-04-05 23:48:51

İçimden bir ses diyor ki:

http://ul.gcg.me/files/2010-04/asp.jpg

Birçoğumuza biraz saçma gelebilir ama içimden bir ses bu sabah bana Adanasporumuz ligi ikinci olarak bitirecek dedi… Şöyle bir durdum ve kalan maçlarımıza ve Buca’nın maçlarına baktım yok be dedim içimde ki sese; oda ısrarla bekle ve gör dedi. Her şey ortadayken bu düşünce pek anlamlı gelmedi, dememe rağmen söz dinletemedim o sese. Arkadaşlarla da paylaştım bunu onlarda; biraz zor ama umarım öyle olur dediler bana. Neyse bekleyeceğiz ve göreceğiz.

  • Adanasporumuzun  lig ikincisi olamayacağı yönünde ortada  bir sürü neden varken olabileceği yönünde de  günler ilerledikçe bir o kadar neden ortaya çıkabilir sanırım.

Ne bileyim bizim şansızlığımız belki Buca’ya geçecek onlarda bir türlü gol atamayacaklar ve bizim önümüzü açacak puanları kaybedecekler biz hep kazanacağız  vs.vs… Bekli de geçtiğimiz hafta Erciyes’ten aldığımız bir puan bize lig sonunda yetecek... İçimde ki ses bir şey biliyordur herhalde ya da içimdeki sesin içindeki ses ona bunu söyletti.

  • Pekâlâ,  içimizde ki bu ses değil miydi bunca haftadır bizi bir şekilde bu düşünceye odaklayan, bu ses değil miydi Buca’ya yenildiğimizde kulağımıza hala şansımız var diyen ve bu ses değil miydi Giresun kaybımızda hala o ümidi bizde bırakan…
  • Ya da en doğrusu bunca yıldır içimizde ki bu ses değil  miydi iyi günde kötü günde yensek de yenilsek de Adanasporumuzun yanında olmamızı sağlayan…

Sonuç olarak beş hafta sonra içimde ki sesin dediği gibi lig ikincisi olduğumuzda  şunu söyleyeceğim kendime; büyüksün be içimde ki ses ve lütfen her an yanımda ol, bana bir umut var ise onun peşinden sonuna kadar gitmem gerektiğini sürekli anımsat…

  • Yaşasın Adanaspor!

Zalif Aktaş

Yazar: Editor