2010-04-27 23:30:37

Baskette de Varız

http://upload.wikimedia.org/wikibooks/en/3/3a/Basketball_clipart_hoop.gif

  • Adanaspor Basketbol takımı
  • uzun ve zorlu mücadeleler sonrasında
  • yine kıt imkânlarla
  • şampiyonluğu yakalayıp 2.lige çıkmıştır.
  • Yabana atılacak bir başarı değildir bu.
  • Evet, kanımızda var şampiyonluk,
  • tutamıyoruz kendimizi: )) 
  • Emeği geçenleri kutluyoruz.
  • Bu şampiyonluğun bir işaret olduğunu düşünüyorum.
  • Vira o zaman
  • Vira…
Yazar: Editor
2010-04-27 00:02:18

EN KRALINA TEK KURŞUN!

 http://ul.gcg.me/files/2010-04/adanaspor_k.jpg

Bu gece, futbolu çirkinleştirme adına sahaya çıkmış bir hakem ve planını bizi oynatmama üzerine kurmuş bir Kartal takımı ile mücadele ettik… Gol için saldırdığımız dakikalarda defansta açıklar verdik; Yakubu ecel terleri döktürdü bize…

Bütün olumsuzluklara rağmen sahada öyle bir Adanaspor vardı ki kazanmak için mücadelesinden hiç vazgeçmedi… Bireysel hatalar oldu; ama yenme azmi bu hataları kapattı… Hiçbir iddiası olmayan Kartal’ın bu maça bu kadar önem vermesi hayli düşündürücü idi… Hele Fenerbahçe eskisi kaleci Oğuz’un oyunu çirkinleştirmek adına yaptığı hareketler yenilir yutulur cinsten değildi..

Sahada bir hakem vardı ki, hani Buca özel sipariş verse ancak böyle bir hakem seçebilirdi… Takdir haklarını hep rakipten yana kullandı… Elle oynanan pozisyonları devam ettirdi…  Mbilla’nın yaka paça indirildiği pozisyona devam dedi… Hani yan hakem tereddütsüz ortaya koşmasa golü bile vermeyecekti…

Ne olursa olsun, haftalardır dediğimiz şeyi bu gece yaptı Adanaspor futbolcusu… “Castro vuruşu”nu öyle bir indirdi ki ne hakemin ne Kartal’ın ne de Oğuz’un kıprayacak hali kalmadı… Çocukluk dönemlerimizde izlediğimiz Yeşilçam filmlerinin bir repliği geldi cuk diye oturdu bu maçın analizine: “En kralına tek kurşun!”

Ya tribünleri dolduran taraftara ne demeli… Mükemmel demek yetersiz kalır bence… Futbolcuları ateşlediler; maçtan bir an olsun kopmadılar… Taraftarın hakkını teslim etmek gerekirse “maçı aldırdılar” diyebiliriz rahatça…

Not: Maç fotoları birazdan…

Bir not daha: fotolar birazdan dedik ya, teknik arıza nedeniyle yarına kaldı, özür :)

son not: maç fotoğraflarından 56 kare foto yorumda...

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU        

Yazar: Editor
2010-04-10 10:03:01

Aşkın Ego Sistemi

http://ul.gcg.me/files/2010-04/a__k__n_ego_sistemi1.jpg

Bir âşık, ne olursa olsun, istediği her bir şeyi aslında kendi için ister. O sırada karşıdaki adeta bir nesnedir, bir eşya, bir araç… Bütün tutkuları, dışa vurduğu her coşkulu eylem aslında kendi içindeki arzuları tatmin etmek içindir. Bunun için insan uygun kişiyi adeta reflekslerle hareket ederek arar, bulur. Bedenin belirlediği rota doğrultusunda gelişir her şey.

Rastlantı yoktur, talih yoktur, belki başarı veya başarısızlık vardır. Buna göre de, ne bileyim öpmek, sarılmak, sevişmek, koklamak, hediye almak, bağlanmak veya bağlanmaktan korkmak hep aşkın o ego sistemi içindedir. Bu yüzden çoğu zaman karşıdakinin ne istediğini düşünmeyiz bile…

Devamında şöyle diyor Votka Limon’da Adam:

“Eğer cehennem diye bir yer varsa ben oradaydım, onun yokluğunda, diye düşünmüş. İnsan gücünün bittiği anlar vardır, iradenin çekip gittiği anlar… Hiçbir çare bulamadığın… O sıralar sana iyi gelebilecek şey ne paradır, ne arkadaştır, ne içkidir, ne de başka bir şeydir… Tam o aralar kumar oynamaya başlamış. Sadece kumar oynarken başka türlü bir hayata bakmaya başlamış, kâğıtları eline aldığında…

Parayı hem seven hem de hiç sevmeyen insanlar. Tutkuyla bağlandıklarını kaybetmeyi göze alabilen insanlar, en çok mutlu oldukları anı her an kaybetme riskiyle oynayan insanlar, sonra kumar parası için her yolu deneyenler, evinin parasını kumar masasında yok edenler, çocuğundan esirgediği üç beş kuruşu bir kâğıda gözünü kırpmadan yatırabilecek kadar başkalaşanlar, kumardan başka hayatı olmayanlar… Aşka ne kadar da benziyor değil mi?

Kumarhanelerde bir ara acılarını unutur. Belki bir aşk acısının o hayat hallerinin yanında ne kadar anlamsız bir şey olduğunu görmeye çalışır. Kız biraz daha geç dönseydi adam kendini hiçbir zaman çıkamayacağı bir batağın içinde bulacaktı. İyi ki geldin, demiş. Yıllar öncelerden o yazı gelmiş aklına, ‘aşkın ego sistemi’

Tüm bunları ben ne için, kim için yaşadım? Mutlu olmayı istiyorsam kim içindi bu istek? ‘iyi ki geldin’ derken aslında ne içindi iyi olan şey. ‘Hem o rezil hayatın dibini bulurken acının tadından da sarhoş olmadım mı? Gece yarıları kendimi yollara vurmak, hiç bilmediğim sokaklarda saatlerce yürümek, yalnızlığıma acımak, kendim için üzülmek, bunların hepsi hoşuma gitmedi mi? Bir serkeşe dönüşmüş olmak bana kendi hayatına zulmeden bir tanrı hissi vermemiş miydi, kendine dair her şeye hükmü geçen ama zalim bir tanrı…

Böyleyken ben onun nereye neden gittiğini, oralarda nasıl bir hayat yaşadığını, halini hiç düşünmüş müydüm? Kendim için efkârlanmaktan onu hiç aradım mı? Dönmesini, sadece dönmesini, ne olursa olsun dönmesini isterken sadece kendi yörüngesinde yavaş yavaş toza dönüşen ölü bir gezegen olduğunu fark edememiş miydim?’ demiş kendi kendine.”

Yazar: Editor
2010-04-05 23:48:51

İçimden bir ses diyor ki:

http://ul.gcg.me/files/2010-04/asp.jpg

Birçoğumuza biraz saçma gelebilir ama içimden bir ses bu sabah bana Adanasporumuz ligi ikinci olarak bitirecek dedi… Şöyle bir durdum ve kalan maçlarımıza ve Buca’nın maçlarına baktım yok be dedim içimde ki sese; oda ısrarla bekle ve gör dedi. Her şey ortadayken bu düşünce pek anlamlı gelmedi, dememe rağmen söz dinletemedim o sese. Arkadaşlarla da paylaştım bunu onlarda; biraz zor ama umarım öyle olur dediler bana. Neyse bekleyeceğiz ve göreceğiz.

  • Adanasporumuzun  lig ikincisi olamayacağı yönünde ortada  bir sürü neden varken olabileceği yönünde de  günler ilerledikçe bir o kadar neden ortaya çıkabilir sanırım.

Ne bileyim bizim şansızlığımız belki Buca’ya geçecek onlarda bir türlü gol atamayacaklar ve bizim önümüzü açacak puanları kaybedecekler biz hep kazanacağız  vs.vs… Bekli de geçtiğimiz hafta Erciyes’ten aldığımız bir puan bize lig sonunda yetecek... İçimde ki ses bir şey biliyordur herhalde ya da içimdeki sesin içindeki ses ona bunu söyletti.

  • Pekâlâ,  içimizde ki bu ses değil miydi bunca haftadır bizi bir şekilde bu düşünceye odaklayan, bu ses değil miydi Buca’ya yenildiğimizde kulağımıza hala şansımız var diyen ve bu ses değil miydi Giresun kaybımızda hala o ümidi bizde bırakan…
  • Ya da en doğrusu bunca yıldır içimizde ki bu ses değil  miydi iyi günde kötü günde yensek de yenilsek de Adanasporumuzun yanında olmamızı sağlayan…

Sonuç olarak beş hafta sonra içimde ki sesin dediği gibi lig ikincisi olduğumuzda  şunu söyleyeceğim kendime; büyüksün be içimde ki ses ve lütfen her an yanımda ol, bana bir umut var ise onun peşinden sonuna kadar gitmem gerektiğini sürekli anımsat…

  • Yaşasın Adanaspor!

Zalif Aktaş

Yazar: Editor