2011-07-11 14:27:46
http://hizliresimyukle.com/showoriginal-78343/as1.jpg
Yazar: Editor
2011-05-25 09:03:32

1995 ve 1996 yıllarında Adanaspor’da 3, hayır aslında 4, değil 5 başkan görev yaptı. Oldukça hareketli geçiyor bu dönem. Arşive bakmak yeterlidir.

  • 1995 ve 1996 tarihleri temel alınınca
  • Önce Mehmet Kurt'u,
  • akabinde Cemal Sayıoğlu’nu,
  • sonra Şevki Adalı’yı
  • daha sonra Gündüz Tekin Onay’ı
  • ve en son da Hakan Uzan’ı görebiliriz başkanlık koltuğunda.
  • Yani Sayın Şevki Adalı şu trafikte başkanlık yapmıştır bize.
  • O kadar!
  • Ama örneğin Hasan Pilav da başkanlık yapmış Adanaspor’da…

Müslüm Toprak da başkanlık yapmıştır ve Adanaspor’u o dönem Silindirspor da yapmıştır Müslüm Toprak. Futboldaki ilk Anadolu devrimini gerçekleştirmiştir Gündüz Hoca ile Adanaspor’u süper lig ikincisi yapmıştır. Hakemlerin türlü dalavereleriyle gitmiştir üstelik o sezonda şampiyonluk.

  • Sayın Şevki Adalı,
  • Adanaspor ortada kalmaz diyor ya!
  • Şöyle hatırlatsak yakın maziyi;
  • 1996’dır
  • ve Gündüz Tekin Onay ile
  • dünyada bir ilke imza atıyoruz Adanaspor camiası olarak.
  • Takım öyle ortada kalıyor ki bir teknik direktör,
  • Gündüz Hoca,
  • kendinden önceki başkanın takımı bırakmasıyla
  • (ki o başkanın da hakkıdır takımı bırakmak, bunun türlü nedenleri vardır maddi veya manevi anlamda bunu eleştirmiyoruz)
  • kulüp başkanlığını devralmıştır.
  • Evet,
  • Gündüz Hocadan önceki başkan Sayın Şevki Adalı’dır.
  • Yani Adanaspor öylece ortada kalmıştır ve…
  • ve devamında Adanaspor’un Uzanlara devredilmesi gerçekleşmiştir.

Neyse, o tarihiyle de bizimdir Adanaspor! Her kulübün tarihinde birtakım talihsizlikler olmuştur. Başarılı başkanlar olmuştur, başarısız başkanlar da olmuştur. Adanaspor için kimin ne yaptığı taraftarın belleğindedir. (aşağıdaki arşiv araştırmada örneğin 15 yaşında bir genç Adanasporlunun da emeği vardır, 45 yaşında bir Adanasporlunun da...)

Adanaspor mazisinde bir parça da olsa emeği geçen her bir insana vefa borcumuz ve saygımız vardır, aslında Adanaspor için hiçbir şey yapmamış olsalar da. Yine de sevgiyle anarız. Ama keşke güzel hatıralarla kalsalar hafızalarımızda...

___________________________________________

1995-1996 sezonunun istatistikleri aşağıdadır.

Yazar: Editor
2011-05-24 18:39:48

Adanaspor tarihindeki başkanları hatırlatalım o zaman. O isimler içinde Adanaspor’u lig ikincisi dördüncüsü yapan, bizi gönendiren, bize şampiyonluklar yaşatan Başkanlar da var! Ve bu yazının devamı 1995–1996 sezonuna dair olacak, o sezon ne yapmışız ne etmişiz…

Ali Sepici (1966–1967)      
Nuri Sabuncu
(1967–1968)
Zahit Akdağ
(1968)
Fahrunnisa Hancıoğlu
(1968–1969)
İlhan Alper
(1969)
Erdoğan Özlüşen
(1970–1972)
Celal Arabacıoğlu
(1973)
Hikmet Savatlı
(1974)
Erdem Genceren
(1975)
Hikmet Savatlı
(1975–1976)
Yalçın Sümer
(1976)
Hikmet Savatlı
(1977)
Metin Şenyiğit
(1977–1988)
Edip Özaltın
(1978–1979)
Suat Erem
(1979)
Müslüm Toprak
(1979–1981)
İsmail Okuroğlu
(1981–1983)
Toros Birol
(1983–1984)
Turgay Bilgin
(1985)
Mustafa Kemal Özenir
(1986)
Cengiz Dinçer
(1986–1987)
Suat Erem
(1987)
Mehmet Özgiray
(1987–1988)
Mehmet Hazel
(1988)
Ahmet Çetin
(1988–1989)
Mithat Hidayetoğlu
(1989)
Mevlut Çatan
(1990)
Suat Erem
(1990–1991)
Mustafa Subaşı
(1991)
Tahsin Filinta
(1992)
Yaşar Deniz
(1993)
Yalçın Akyol
(1994)
Mehmet Kurt
(1994–1995)
Cemal Sayıoğlu
(1995)
Şevki Adalı
(1995–1996)
Gündüz Tekin Onay
(1996)
Murat Hakan Uzan
(1996–1999)
Hasan Pilav
(1999–2000)
Çağdaş Ergin
(2001–2006)
Bayram Akgün  (2007)

Yazar: Editor
2009-08-17 21:11:25

[Bu yazı ilk, 27 Nisan 2007 tarihinde adanaspor.org’da yayımlanmıştır. Küçük değişikliklerle tekrar yayımlıyoruz.]

Bu yazıda Adanaspor’dan bahsederken amaç övünmek veya yerinmek değildir; amaç konumumuzu biraz daha belirginleştirmek, hikâyemizi güzelleştirmek, neşelenmek, Adanaspor’umuzun her haliyle mutlu olmaktır; adıyla bile sevinebilmektir: ))

-Türkiye Profesyonel Liglerinde rengi Turuncu-Beyaz olan ilk ve tek takım
-Kadın bir başkanı olan ilk takım (bilmiyorum ya belki de son takım.).
-Üzücü bir trafik kazasıyla altyapısı önemli bir yara alan ilk takım (dilerim son takım olarak kalır…).
-Anadolu’da bir yıl arayla iki ayrı gol kralı (Özer-Bora) çıkaran ilk ve tek takım.
-Teknik direktörü (Gündüz Tekin Onay) kulüp başkanı olan ilk takım ve tek takım.
-İnter’i Türkiye’ye getiren ilk takım :)
-İnter’e karşı ilk yarıyı 1–0 galip bitiren bir takım :) (ama 2.yarıda 3 gol yiyen bir takım :( )
-Bir Anadolu kulübünün tanık olabileceği en güzel günleri görüp daha sonra da kapanmak zorunda kalan ilk ve tek takım.
-Tekrar profesyonel liglere dönüp tüm olumsuz koşulların ardından yinede şampiyon olan ilk ve tek takım. Ve ardından bir daha şampiyon olan takım.

-6 sezon üst üste aynı ligde oynamayan ilk ve tek takım.
-Ama vaktiyle iki buçuk sezonda Süper Lig’den “Yoklar Ligine” düşen ilk ve tek takım.
-Ve fakat kalbimizdeki tek takım :)
-Sevdiğimiz ilk ve son takım.
-Şu kokuşmuş futbol aleminde kirlenmeden kalabilmiş bir takım.
-Centilmenlik ödülü almış bir takım.
-Bir zamanlar tribünlerde Amigo İbo’su,Tantana Kemal’i Yahya’sı olan bir takım.
-Sahadaki duruşuyla bile bizi mutlu eden bir takım.
-Hele bir de gol attığında bizi “çıldırtan” bir takım.

- Mazisinde Miliçleri, Velkoviçleri, Köksalları, Erhanları, Timuçinleri, Sabotiçleri, İsaları, Boraları, Özerleri, Vedatları, Gündüz Hocaları, Kayhanları, Feyzullahları, Ali Beykozları, Ümitleri, Ali Asımları olan bir takım… (devamını siz sayın.)
-Uğruna yollara düştüğümüz bir takım.
-Hababam Sınıfı’nda “Akdeniz’in en güçlü takımı Adanaspor’dur hocam!”olarak anılan bir takım.
-Ezelden beri “resmiyetin” görmezden geldiği bir takım
-Adana'da sivil bir itaatsizlikle bir “halk takımı” olarak kurulan bir takım.
-“Direnen” bir takım.
-Allah’ına kadar sevdiğimiz bir takım.
-Hep birlikte ağlayıp hep birlikte gülen bir takım.
-Kendi hesabını kendi ödeyen bir takım.
-Adanasporluluğa, sevdaya, vefaya dair hesapları olan bir takım!
-“Kimi Sevsem Sensin”dediğimiz bir takım.
-“Ben Sana Mecburum”tutkusuyla bağlandığımız bir takım.                                                                                           -Şampiyonluğu gittiği yoldan getiren bir takım.                                                                                           -Ömrümüzün en güzel hikayesi olan bir takım.
-Ömrümüzde turuncu bir güneş gibi doğup, turuncu bir ay gibi batan takım.
-Bir takım, tek takım, bir tek takım!
-ADANASPOR! Şahsım adına bir “milli takım” !

Yazar: Editor
2009-08-07 08:27:37

Aynanın İçi

http://ul.gcg.me/files/2009-08/ADANA-SPOR-FUTBOL-TAKIMI-KARTPOSTAL-1974-1975__16792844_0.jpg

Bir hikâyenin içinde bulduk bir anda kendimizi, aynadan yansımış bir hikâyeydi bu, ancak ayna bulanık görüntüler gerçekti.

Bir beton yığınının içindeydik merdiven gibi, tribün diyorlar ona.

Ve biri eğilerek dedi ki: "Turuncular bizim takım".

Bir oyundu oynanan ve biz taraftık.

Önce futbolu sevdik ama turuncularla.

İnsanlar vardı, tribünlerde. Onlarla da aynı taraftaydık.

Gözler, kalpler, gönüller hep aynı yerdeydi.

Ve

Bir hikâyenin içinde bulduk bir anda kendimizi, aynadan yansımış bir hikâyeydi bu, ancak ayna bulanık görüntüler gerçekti.

Sahte bir dünya kurduk kendimize, birilerinin dediği gibi fena halde hayata benzeyen bir dünya. Ve bir yerimiz, bir tarafımız vardı. Turuncu bezden bir pankartın arkasında, turuncu bir güneşin altındaydık. Gölgesiz, doğal, doğrudan...

Umutlar ve hayaller vardı yıkılmayı bekleyen. Yıkıldılar da birer birer. Ama biz, onlar yıkıldıkça daha güzellerini kurduk daha ulaşılmazlarını... Belki onlar da yıkılacak ve her yıkıntı biraz daha bağlayacak sürekli bizi içine çeken, girip de çıkamadığımız o büyük tutkuya.

Zaferlerde de vardı, büyük mutluluklar da, içten çığlıklar da. Güzel günleri de gördük. Ama biz hüznü sevdik. O tribün denilen beton yığınları boşken, sağa sola aldırmadan ayağa kalkıp çılgınca alkışlamayı sevdik.

Zafer sarhoşluklarını değil sessizce ağlayanların içten hıçkırıklarını sevdik. Hayallerimiz ve hedeflerimiz hep vardı. Kimisine ulaşabildik, kimisinde beceremedik. Ama biz yolun sonuna varmayı değil, yola çıkmayı yolda olmayı sevdik.

Ve

Bir hikâyenin içinde bulduk bir anda kendimizi, hayal meyal görüntülerden oluşan bir tutkunun içinde...

Ve

Aslında biz bu hikâyenin içinde olmayı sevdik. Kıyısında, köşesinde bir yerlerde, tribünlerde turuncu bir pankartın arkasında olmayı sevdik. Ömrümüzün en güzel hikâyesinde!

Mehmet Uysal

fotoğraf, turbey-turbey.blogspot.com'dan alınmıştır.
Yazar: Editor
2009-06-05 11:01:22

Kaybolan Yüzler

Bir Tantana Kemal vardı.

Adanaspor tribünlerinin en renkli yüzlerinden biriydi. Maç boyunca tribünlerde gezerdi. Pek konuşmazdı. İnsan irisi bir arkadaştı.

Ve en önemli ayrıntı, Tantana Kemal o iri gövdesiyle, tribün uğultusu eşliğinde enteresan taklalar atardı.

Bacağında şalvarla dolanırdı. Taraftarı galeyana getireceği zaman ayaklarını yere hızlı hızlı vurur, taraftarı bu ritüele davet ederdi. Tribünler de bu davete icabet ederdi. Ve 5 Ocak’la sınırlı 4,5 şiddetinde bir deprem yaşanırdı Adana’da.

Sonra Kemal de kayboldu tribünlerde deprem hissini veren tantana da.

Hayat değişir, insanlar değişir, tribünler değişir,

zaman denen hızlı nehir alır her şeyi götürür.

Mevzuumuz futbolken, geriye Adanaspor tribünlerinin efkârlı hikâyeleri yani Adanaspor kalır.

Yazar: Editor