Sen Şampiyon Olacaksın

Tribünün geneli bu aralar efkârlı. Bir keder havasıdır almış başını gidiyor.
Elbette buna genelleme yapmıyorum ancak ciddi bir bölüm, "İsyan ulan." modunda. Sıralanıyor dertler ardı ardına; tribün, grup, başkan, hoca, kaptan, futbolcular...
Tribünün geneli olabildiğince öfkeli. Herkesin öfkesi farklı elbette, bir kısım
kendi taraftarına bozuk atıyor, bir kısım başkan "Şöyle yapsa keşke..."
tarzında sitemini dillendiriyor. Bir başka kısım, organize
olunamayışına dem vuruyor, bir kısım da şehrin dinamiklerine veryansın
ediyor. Bir diğeri hocaya tenekeyi çoktan bağlamışken, ötekisi de "Bu futbolcudan cacık olmaz abi..." diyerek, inançsızlığını belirtiyor.
Kıssadan hisse, herkes "Bir dokun, bin ah işit" havasında…
A'dan Z'ye herkeste bir karamsarlık, bir can sıkkınlığı.
Elbette ki, bu sıkıntılarla ilgili hatalar ve bu hataların bir çıkış
yolu olarak da çözümler mevcuttur, eleştiri odağında olan kişi ya da
kişiler muhakkak doğruyu bulacak ve sıkıntılar aza indirilecektir.
Böyle olması gerektiğine inanıyorum. Olması gereken de, öyle sanıyorum
ki budur. Her neyse...
________________
Ben bugün tüm bu can sıkan
düşünceleri ve gelişmeleri öteleyerek bu güzelim maç gecesi heyecanımı
paylaşmak istiyorum. Kocaeli maçının bende ki etkisi aslında çok uzun
sürmedi. Maçtan önce beklediğim bir sonuçtu bu ve çok fazla takılmadım.
Yapılan hatalar, doğrular, yanlışlar, hesaplar, kitaplar v.s.
düşünmedim hiç. Bir haftadır garip bir heyecanla bekliyorum Cumartesi
20.30'u. Garip diyorum, son yıllarda bu kadar heyecanlı olduğum ikinci
bir maçı hatırlayamıyorum.
Birçok teknik direktörün futbolcusuna söylediği klişe bir söz vardır, "Maç, maçtan önce kazanılır. Gece yatarken maçı yaşayın, hissedin." diye. Bir nevi futbolcuyu motive edici bir sözdür bu. Konsantrasyonu arttırır. Klişedir belki ama yaşayabilene enfes bir duygu ve güzellik katar. Bu gece kaç futbolcumuz yastığa başını koyunca maçı yaşayacak
bilmiyorum, bilemeyiz de. Fakat ben bu gece, tribünde yaşayacağım
güzelliklerin hayaliyle dalacağım uykuya. İyi geceler...
_________________
Kafes hınca hınç dolu...
Coşku muazzam... Coşkuya paralel olarak kafeste ki turunculuk o kadar net ki...
Maraton bu coşku ve renklilik karşısında maça tam motive ve Turbeyler'in tek bir ıslığında tüm maraton ayakta ve eller havada...
Nerden esti bilmiyorum, bir tribün ezgisi mırıldanıyor beynimde, "Sen şampiyon olacaksın / Kupaları alacaksın / Seni sevmeyen ölsün / Ölsün..."
Aman Allahım bu ne büyük bir güzellik...
Bu güzelliğe ilaveten Bilo'da kaşla göz arasında çaksa ya bir tane, tüm stad itaat etse, "Biloooo.. Bilooo." diye...
Olmaz mı? Olur be abi... Niye olmasın ki...
…
Galiba uyuya kaldım... Haydi bakalım gün turuncu doğuyor şehre yine.
Bugün bu güneş tupturuncu batacak Mersin boylarından o biçim... Günaydınlar olsun efendim...
Vira... Sen Şampiyon Olacaksın!
Şenol Yıldızdoğan

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























