2012-07-03 08:20:05
8-9-10

Tribün Deyimleri

VIII                       

Maç İddaa’ya Gitti

Yakın zamanın bir tribün saptamasıdır bu:

Maç iddaa’ya gitti.

Maç iddaa’ya gidecek

Oranlara bak, bu maç iddaa’ya kurban edilir.

  1. Şeklinde yorumlara rastlanır. 
  2. Yaşananlar göstermiştir ki aslında taraftar yıllardır futbolun içindeyken, onunla yakın bir hayat sürerken edindiği izlenimler, tanık oldukları onun bu durumda pek de haksız olmadığını gösterir.
  3. Gazetelerden okuduklarımız, TV’lerden filan izlediklerimiz, duyduklarımız; Avrupa’da ve Türkiye’de yaşananlar böyle bir tribün kaygısını yaratmıştır. 
  4. Zaten paranın köpeği olmuş futbol bir de bahislere, bahisçilere mi pazarlanıyor, aslında hiç de karanlık olmayan, 
  5. hatta ziyadesiyle aydınlık mekânlarda?
  6. Ayrıca “sistem” denen o soyut organizasyona duyulan güvensizliğin bir göstergesidir de bu yorumlar. 
  7. Çünkü birileri bir yerlerde anlaşılır “ideallerle(!)” örgütlenmiştir. 
  8. Dernekler, federasyonlar, kulüpler, partiler, ama işte oralarda o örgütlü insanlar “gizli örgüte” evirilip “şahıslarına menfaat sağlama” gruplarına, çetelere dönüşmüşlerdir.
  9. Bir ülkede “dinin kutsallığı” içinde bile türlü dalavereler çevrilirken, tezgâhlar kurulurken, 
  10. bir yerlerde enteresan insanlar, şirketler enteresan yollarla birkaç gecede dolar üzerinden milyoner edilirken bir futbol maçında küçük bir operasyon düzenlemek iş midir bre!

Sonuçta:

Burada her maç rahatlıkla iddaa’ya gidebilir

Bundan sonra, uzunca bir zaman, yenilgi gerekçelerinden biri de bu kaygı sayılmalı

Saha, hava, sakatlık, ceza sebepleri gibi…

______________________

IX          

Bu Maçı Alacağız

Toplu bir ayindir söz konusu olan. “tek”ler gitmiş, kitle müdahil olmuştur. Tribünden gelen bireysel çıkışlar işlevsiz ve dolayısıyla anlamsızlaşmıştır.

  1. Son bir ayar gerekiyordur sahaya. 
  2. Mesaj kendi futbolcusunadır, rakibedir, yöneticileredir, hakemleredir, futbolun tüm muhataplarınadır.
  3. Bu maçı alacağız…
  4. Tabi iş, tribünün bu hamlesine kadar gelmişse, takımın da o tribünü ateşleyen bir temposu mutlaka vardır. 
  5. (Ama onca kötü gidişten sonra bıçak kemiğe dayanmışken maçın hemen başında yapılabilen bu hamle tribündeki yoğun beklentinin bir işareti olarak da değerlendirilmelidir.) 
  6. Tribün, “kaybolduğuna” hükmettiği bir maç için asla bu “sloganvari” tezahüratı atmaz.
  7. 2. yarının ortalarında görünür daha çok,
  8. Çünkü kırılma anı o vakitlerdir maçın.
  9. Takım beraberliği yakalamıştır veya bastırırken talihsiz bir gol yemiştir,
  10. Hatta hakemin bir arızası yakmıştır takımı…
  11. Ki bu dakikalarda yüksel ihtimalle, maçın ve tribünlerin tadına doyulmaz.
  12. Maça asılmanın en agresif olmasa da “kararlı” bir yolu. 

“Tek yol devrim!” der gibi bir şey; bu maçı alacağız, başka yolu yok!

________________

X

Vur Kır Parçala

Bir talimattır adeta,

Emir olarak da telakki edilebilir,

Ve bu emir önce takımadır,

  1. Zaten orası o an bir stadyum, spor etkinlikleri mekânı, açma germe yapalım, sağlıklı kalalım, iyi insan olalım, sosyalleşelim, birbirimizi sevelim platformu filan değildir,
  2. Düpedüz arenadır,
  3. Ölümüne dövüşen gladyatörler vardır orada,
  4. Ki biri ölecektir,
  5. Lakin bizim adam(lar) kaybeden olamayacaktır, en azından biz öyle istiyoruz, umuyoruz,
  6. Çünkü kaybetmeye şu noktada tahammülümüz yoktur; 
  7. fenayız, fena yaparız, 
  8. bu sebeptendir ki takım vurup kırıp parçalayarak bu maçı alacaktır.
  9. Kritik dönemlerin tezahüratıdır,
  10. En zalimlerindendir,
  11. Şiddeti tarif eder, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi,
  12. Ya küme düşülecektir, ya da şampiyonluk gidecektir,
  13. Kazanamamak, o esnada hiç düşünmediğimiz, düşünmeyi bile istemeyeceğimiz bir hazin haldir.
  14. Maça bu tezahüratla da başlanabilir,
  15. Rakibin takındığı tavır bir tahrik unsuru meydana getirmiş olabilir bu tezahüratın arifesinde,
  16. Buna göre bir sonuç istenmektedir,
  17. Kan dökülecektir,
  18. Bu meyanda birilerinin canı yanacaktır.

Ama her tezahürat gibi bu da son düdükle unutulacaktır. Tribünlerin en soğuk bir zamanında, yani kimsesizlikte; konfetiler, karton şapkalar, çekirdek kırıntıları, izmaritlerle bir olup en hafif rüzgârda savrulup gidecektir kaybolmuş sesler sokağında.

“Çünkü…

Vur, kır…

Hay Allah, hanım dönüşte ekmek ve yoğurt istemişti.

Unutursam... var ya: ))”

Yazar: Editor