2020-12-23 19:29:10
Aşılmaz Duvar

“Geleceğe el atmayan, gelişme, iyileşme umudu olmayan bir yaşamın ne değeri olabilir?” der “Korku Çağı” adlı yazısında Albert Camus.

Yıllardır, bit pazarından futbolcu transferi, ekonomik düşünme, bir hocayı on dokuz kez takımın başına getirme, 2007den beri toplamda on ya da on iki farklı hoca ile çalışma ve daha nicesini sayabileceğimiz örneklerle “Akdeniz’in en güçlü takımı Adanaspordur, hocam.” repliğini tarihe gömen bir yönetim anlayışının elinde resmen ve fiilen oyuncak olmuş durumdayız.        

Ellerine bonservislerini versen hiçbir takımın dönüp bakmayacağı futbolcularla çilemizi dolduruyoruz. Rakip koşuyor, bizimkiler izliyor…

Rakip atamıyor bizimkiler onlara atmaları için her türlü kolaylığı sağlıyor…

Brezilyanın medar-ı iftiharı(!) süper ligden düşmemizdeki en önemli etkenlerden biri olan Roni, rakip ceza sahası önünde aldığı topu Gorana götürüyor ve bu hareket bu takımın çapını anlatmaya yetiyor da artıyor bile…        

Hak etmedik ligde kaldık, hak etmedik Menemen maçından üç puan alacağız…

Liglerden düşme kaldırıldığında Başkan TRT aracılığıyla şöyle diyordu: “Daha kişilikli, daha karakterli oyuncular alacağız.” 

Bugün Menemen maçı sonrası ise yönetici konumundaki biri: “Hak etmediğimiz üç puan alacağız, taraftarımıza gerçek üç puan vermek için çalışacağız.” Aklımızla dalga geçiyorlar…

Küme düşen takımda nasıl bir değişim yaptınız peki?

Geçen yılki kadronun yüzde yetmişi duruyor.

Taraftarınıza gerçek üç puan vermek için ne yapıyorsunuz ya da?

Yanıt beklemeyin, kendimiz sorup kendimiz yanıtlıyoruz. Çünkü yalanlarla besliyorlar bizi. Başkan gazetecilerle toplanıyor: “Fatih Akyel ile sorunumuz olamaz, onun lisansı yetişmedi; lisans sorunu çözerse yine çalışırız.” diyor ve bunu dedikten sonra lisansı olmayan bir hocayı takımın başına getiriyor.

Ya Fatih Akyel ile sorununuz vardı ya da bu hocaya yer açmak için bunu yaptınız? Bu ve buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkün; ama gerek yok.

Biz söylemekten usandık, onlar duymaktan yorulmadı. Bir de bu yönetime hâlâ toz kondurmayan bir anlayış var ki içimizde ne zaman uyanacaklar, nasıl uyanacaklar bilmiyorum. Susmayalım, sesimizi yükseltelim diyoruz, “aman kırıcı olmayalım, aman futbolcuyu üzmeyelim, aman başkanı kızdırmayalım” diye diye çanımıza ot tıkadılar. 

Peki, soralım bu arkadaşlara: Taraftarın kırılan onuru ne olacak?

Şanlı bir mazisi olan KOCA BİR ADANASPOR varken sosyal medyada gülünçler listesine düşürülen ADANASPOR adının kirlenmesi ne olacak?

Yani siz, her hafta Adanaspor maçı izlerken nelerden taviz verdiğinizin, neleri ihmal ettiğinizin, yönetim tarafından dikkate bile alınmadığınızın farkında değil misiniz? 

Öyleyse başta söylediğimizi sonda da söyleyip bitirelim bu yazıyı: “Geleceğe el atmayan, gelişme, iyileşme umudu olmayan bir yaşamın ne değeri olabilir?”  

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor