2009-06-16 11:16:33
Korsanım Biçim Biçim / Onur Caymaz

Biz memleketçe korsan kitapla mücadeleye girişeduralım İsveç’te bir Korsan Partisi kurulmuş. Parti, telif hakkı yasalarıyla ilgili değişiklik ve reform hareketleri için çabalamakta
Teke Tek’te Fatih Altaylı, “Nasıldır bu Murat Belge?” diye sorunca; Murat Bardakçı’nın “Kitaplarına göz atalım, karar veririz” demesi üzerine aydın düşmanlığına dair yazmak istedim. Sonra Gana’dan gelen bir çocuk, buradakiler hâlâ doğru dürüst konuşamazken, Türkçe şiir okudu diye seyircilerin gözyaşına boğulduğu tuhaf etkinlik baskın çıktı. Fakat Can Dündar’ın Milliyet’teki bir yazısı üzerine bu saçmalıkları bir kenara atmak gerekti. Birlikte düşünmek, soru sormak, belki biraz da kafa karıştırmak istedim.
Dünya her geçen gün hızla değişiyor. Geçmişe ait bazı fikirlerin yerine yenisi konuluyor; değerler zamanla başka değerlere işaret ediyor; dinler, kurallar, düzenler sürekli birinden diğerine evriliyor... Kısacası değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu görüyoruz hep. Bir olaya başka bir yandan da bakabilmektir derdim. Bakunin’in “Banka soymak değil, banka kurmak suçtur,” dediğini öğrendiğinizde iktisatı, suçu, bankayı, parayı, mülkiyeti yeniden düşünmeye başlıyorsanız ne kadar iyi!
Telif hakkını ele almış Can Dündar. Bizim korsandır, yasaktır dediğimiz internette müzik dinlemek, bilgi paylaşmak, e-kitap, MP3 gibi kavramlar yeniden sorgulanıyor. Dünyanın birçok yerinde bazı insanlar, telife de ‘fikri mülkiyet hakkı’ diye bakıyor artık... İnsanlar, kültür ve bilgi üzerinden bir ‘endüstri’ kurulmasına karşı çıkıyor.
Radiohead, albüm fiyatlarını dinleyicilerinin belirlemesine izin veriyor; Coldplay, konserlerinde CD’lerini ücretsiz dağıtıyor; Metallica daha da öteye giderek son albümlerinin tüm şarkılarını internet üzerinden yayınlıyor. İyi de bu arkadaşlar albüm satmadan nasıl para kazanacak diyeceksiniz. “Televizyon izlerken para mı veriyorsunuz, internet sitelerinin reklam gelirleri ne güne duruyor?” diyorlar. İnternet, dünyaya bakışımıza farklı bir derinlik katıyor. Yerküre, sanal ortam üzerinden küçük bir köye dönüyor.

 

http://ul.gcg.me/files/2009-06/ppp.jpg

Biz memleketçe korsan kitapla mücadeleye girişeduralım (kendi korsanını kendi basan yayınevi var mıdır?) İsveç’te Rickard Falkvinge adlı bir arkadaş, 1 Ocak 2006 tarihinde Pirat Partiet’i, namı diğer Korsan Partisi’ni kurmuş (http://www.piratpartiet.se/international/english). Parti, telif hakkı yasalarıyla patentle ilgili değişiklik ve reform hareketleri için çabalamakta. Sitelerine göz atın.
Bu abiler katıldıkları ilk seçimde yüzde 0,64’lük oy alıp 40 parti içinde 10’uncu olmuşlar. Fakat son mitingleri binlerce insanın akınına uğramış. Üye sayısı 9,700. Parlamentoda 19 sandalyesi olan Yeşiller’den bile fazla üyeleri var. Falkvinge geçenlerde Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılma kararı almış.
Partinin bunca popüler olmasının nedeni, kurulduğu günlerde Pirate Bay davasının patlak vermesi. Pirate Bay internette bir site: http://thepiratebay.org/. Tıklamaya kalkmayın, bir şey bulamazsınız. Türkiye’de ‘yassah gardeşim!’ Siz sadece youtube’a girmeyi mi yasak sanıyorsunuz yoksa?
İsveç hükümeti, dünyanın en büyük ‘bittorent’ (bilgi paylaşımı) ortamlarından olan bu sitenin sunucularına el koyunca 3 yıl sürecek dava süreci başlamış, 4 bin sayfalık iddianame hazırlanmış. Siteye destek amacıyla mahkemeyi izlemeye binlerce kişi katılmış. Sitenin kurucuları para ve hapis cezasına çarptırılmış. Korsan Partisi de tam o civcivli günlerde doğru bir politika izleyerek, hiç açılım falan yapmadan, gerekli tavrı koymuş. Sitenin sempatizanları, kurucular cezalandırıldıktan sonra Uluslararası Ses Kayıt Endüstrisi Federasyonu’nun (IFPI) sitesini çökertmiş. Savaş bile her geçen gün biçim değiştiriyor...
Bakın neler istiyor bizim korsanlar:
»Patentler ve telif hakları, insanları daha yaratıcı kılarak toplumun gelişmesine katkı sağlamak için oluşturuldu. Ancak şu anki sistemde ürünün yaratıcısı çok geniş haklara sahip olurken insanların bilgiye ulaşmasında büyük engeller var. Düşüncenin ve fikirlerin özgürce paylaşılarak yayıldığı toplumlar hızlı kalkınır.
» Patentler resmî tekel haklarıdır. Tekeller toplumun düşmanıdır. Hiçbir ürünün ve fikrin tekeli olamaz. Tekeller fiyat artışı yaratır. Büyük firmalar patentleri ellerinde tutarak yüksek fiyatları kontrol eder ve rakiplerini saf dışı bırakır.
»Demokrasilerde özgür düşünce anayasal güvence altındadır. Aynı şekilde özgür bilgi de güvence altına alınmalı. Hiçbir bireyin bilgiye ulaşması engellenemez.
Eee, ne dersiniz?

 

Onur Caymaz

Yazar: Editor