2011-03-16 09:38:00
Tırsaki Sözleri

"Eyyamcılık Oportünizm Her Devrin Adamı Olmak Gemisinin Kurtaran Kaptan Canım Ben mi Kurtaracağım Memleketi Ya Ama Adamlar Çok Güçlendiler Çok Dön Baba Dönelim" Üzerine Çeşitlemeler

http://freevectorku.com/wp-content/uploads/cartoon/Courage/courage002.jpg

Ya da

Her İkmalin Bir İkbali Vardır

 

Evet, bu kez nezih bir yazı yazacağım. Hep hükümeti eleştir, hep giydir adamcağızlara, hep muhalefet… Canım, bu insanların yaptığı, yapmaya çalıştığı, yapmayı tasarladığı iyi bir şey hiç mi yok? Ben bu yazıda işte o iyi şeylerden bahsetsem. Neticede adamlar bu memleket için seferber olmuş ellerinden geleni yapıyorlar. Bunları yazsam artık, bundan sonra böyle yazılar yazsam? Ha, ne dersiniz?

Aman Canım

Neye kadar muhalefet? Hem ben bu memleketi o insanlardan daha mı çok seviyorum veya bir ben mi seviyorum ülkemi? Bu cefa çeker insanların hiç mi emeği yok bu memleket üzerinde, onlarca yılın silsilesi içinde? Ben bunları yazayım değil mi? Yazayım yazayım… Ama ne yazayım?

Adaleti yazarım, kalkınmayı yazarım. İleri demokrasiden bahsederim. Adil yargılamalardan, bu süreçten, “anti keyfiyetten” bahsederim. Cengiz, Hasan, Mehmet, Engin Beyefendiler gibi; Gülay, Nazlı Hanımefendiler gibi sağduyulu analizlere de meyledebilirim. Değil mi, vakti zamanı geldi çünkü. Hem bozguncu muyum? Örneğin insan sağlığı için türlü düzenlemeler yapılır sigaraya, içkiye karşı (zaten kötülüklerin anası içki değil mi, sigara da onun baş yandaşı, rezil yandaş şey; içtiğimin değil paketine geri soktuğumun yandaş sigarası…) uygulanır, yasaksa yasak, zamsa zam… Neymiş efendim aslında bunların derdi hayat tarzlarına müdahaleymiş. İçki ve sigara düzenlemeleri bunun içinmiş. Bu necip insanlar memleket için daha ne yapsın? Gerçi ne yaparlarsa yapsınlar o memnuniyetsiz muhalifler hiçbir şeyden hoşnut olmaz. Yani olmazdım ben de eskiden, şimdi ak gerçekleri görme zamanı.

Memleket Yönetmek

Hem kolay mı memleket yönetmek? Milyon farklı insanı memnun et. Canım mümkün mü böyle bir şey? Mümkün değil tabi… O zaman, isteyen memnun olsun, istemeyen olmasın, ama sussun, otursun, can sıkmasın…

Yok yandaş gazete, yandaş TV, yandaş yazar, yandaş yönetmen, yandaş şarkıcı, yandaş türkücü, yandaş oyuncu, yandaş futbolcu, yandaş yorumcu, yandaş işadamı. Ne bu be? İnsanların hiç mi özgür iradesi yok? Yani… Buna cevap vermek zor. Aman efendim, bu kesimin işleri fena halde tıkırındaymış, pek tıkırındaymış, tıkır tıkırmış. Karşılıklı menfaat münasebetiymiş… E, ne var bunda para kazanmak günah mı? Hem “hür ticaret, ister cesaret”… Cesur insanlar vesselam. Gıpta edeceğimize kıskanıyoruz. Kıskanıyorlar. Ben değil. Gayri… Erdim ak gerçeklere. Bakın, eremeyen gazeteciler filan bir bir içeri alınıyor. İçeri alınma değil de birer örgüt mensubu oldukları anlaşılıyor. Oluşmakta olan suça müdahale… Ya! Her ileri demokrasinin de kendi demokrasisini koruma kollama hakkı vardır. Yok mudur?

Menfaat

Torba yasaya bile muhalefet etmek… Nasıl bir gaflettir bu. Orada millet çıkarlarını göremiyor mu insanlar. Nankörlük böyle bir şey! Millet ne güzel menfaatlenir oluyor o yasadan. Ne güzel bir sürü af vs. Sen, siz şahsen o düzenlemelerden yararlanmamış, yararlanmayacak olabilirsin, olabilirsiniz. Ama insaf lütfen, ne kadar bencilsiniz, bunun da mı sorumlusu olacak bu iyi niyetli insan evlatları? Faydalansaydınız!

İşçilerin haklarıymış… Yani fabrikalarda robotların, makinelerin çağı tümden başladı başlayacak, ne yani o zaman da makine-robot hakları mı denecek? Güldürmeyin Allah aşkına! Yok torba yasası milletin kafasına torba geçirmekmiş! Akılları sıra gönderme yapıyorlar! Bu kadar mı kör olunur onca hizmete? Sorarım! Efendimiz stat yaptırır, tamam kendi parasından değil ama yaptırır, şükran duyacağına onu yuhala; küçük beyimiz dünya starlarını getirir konsere onu da yuhala; bir diğeri huzurun sağlanması için iki arada bir derede kalmayı göze alıp yabancı damat muamelesine maruz kalır; eleştir; yani ben kendim bile yaptım bunu, kendimden hicap ediyorum; o "muhteşem araştırmacı bilimadamı munazaracı hatip uzman gezgin seyyah siyasetçi siyasetbilimci devletadamı çelik politik politikacı" muhtereme çamur atma çabasında ol… Bilemediğiniz şudur, o güzelim surette çamur bile iz bırakamaz… Nereye kadar, nedir bu bivefalık?

İkmal ve İkbal Meselesi

Bir başka adamcağız vaktiyle Sivas’ta otelde mutfak yangını sebebiyle ölen insanların ölümünden sorumlu tutulan vatandaşlarımızın avukatlığını yapmış. Adamcağız da şimdi bakan’mış. E, ne olmuş? Ticaret yapmak yasak mı, suç mu? Günah olmadığı kesin. Hem ne diyor kendisi: “Savunmayı ayıplamak hiç kimsenin hakkı ve haddi değildir.”

Bir hukuk devletinde herkes istediğini istediği duygularla savunur. Değil midir ki her ikmalin bir ikbali vardır… Diğer muhterem de Kenan Paşacığın avukatıydı. E, ne olmuş, darbe destekçisi mi oldu? Üstelik para neyin bir şey de almamış.

Basın özgürlüğü de yokmuş bilmem ne. Açıkladı muhterem bakanımız, bizdeki basın özgürlüğü Amerika’da bile yok diye. Şimdi kime inanmalı? Sorun bir çocuğa örneğin, öğretmenine mi inanırsın, yoksa yoldan geçen birine mi? Tabi öğretmenine inanacak! Tamam mı?

Biz Olmuşuz Bir Saltimbanco

Şu da var, hür teşebbüsçü vatanseverlerimiz örneğin Kanadalı topluluk Cirque du Soleil’i İstanbul’a getirmek için 2 senedir ter döküyorlarmış. Sergileyecekleri gösterinin adı da İtalyancadan uyarlama; Saltimbanco imiş, anlamı da “bankın üzerinde zıplamak”mış. Topluluk farklı hünerleri bir araya getirebiliyormuş. Ne de hoş. Ama kendi öz kaynaklarımıza neden bakmıyoruz ki? Neden onca paramızı dışarıya akıtıyoruz, akıtacak onca yan mecra varken... Bankın üzerinde zıplamak da ne iş ki? Bir bakınsak etrafta bir koltuk, mevki, makam, program, maaş, kıyak üzerinde envai çeşit hüner sergileyen ne çok personel görünürdü. İki sene beklemeye ne hacet? Üstelik bu personel bir ömür burada sadece sekiz on gün değil… İşte bu bakarkörlüğümüz, kendi değerlerimizden bihaber olmamız bizi geriye götüren o statükoculuklardan biri değil mi? Yazık ama.

Evet!

Bak Ne Babacan

Sonra dünya babacanı bakanımız ne güzel çalışıyor, düşünüyor, uyguluyor. Kendi için mi? Öyle düşünen hem kör hem nankördür, hizmet düşmanıdır. Bakın nasıl düşünür bizi; diyor ki, akaryakıtta ÖTV indirimi söz konusu değildir. Neden peki? Açıklıyor kendisi; çünkü diyor, indirdiğimiz vergiden çok daha fazlası yüksek faiz olarak vatandaşa döner. Bütçe açık verir, bedelini vatandaş öder. Ya! Vatandaştan başka kim düşünülür ki? Şimdi buna bile itiraz gelir. İlle de eleştirilecek ya adamcağızlar; tutup “zaten her bedeli her halükarda vatandaş ödüyor, siz düşürün o ÖTV midir nedir bilmem neyini, biz bedel ödemeye başka türlü devam edelim, hem o açığın gerçek müsebbibi mi kapatıyor açığın kendisini?” şeklinde şeyler denir. Günahtır, bu kadar da menfi olunmamalı. İyi düşünelim ki iyi olsun. Ha, oradaki sebep sonuç ilişkisini ben açıklayamam ekonomist miyim ki, haddim değil ama bakan mıyım ki, petrolcü müyüm ki? Ne bileyim? Ama bu ilişkileri benden iyi bilen ak fikirli iyi niyetli arkadaşlarımız, savunma demeyeyim de bir analiz yapar elbet. Krala ne gerek! Değil mi, her şeyde de onları mı yormalı, hem icraat yap hem de dön bu icraatları bozgunculara karşı savun. Liberal arkadaşlık ne güne duruyor?

Efendimiz

Ve Efendimiz bir şehirdeki konuşmasında şöyle diyor:

"Bizim siyasetimizde korku yok, korkutmak yok. Bizim siyasetimizde dedikoduyla, sanal korkularla, sanal tehditlerle ayakta kalma çabası yok. Başkalarının yaşam tarzına müdahale, yasaklama, kısıtlama yok. Bizim siyasetimizde istismar yok, kutsal değerleri, hassasiyetleri siyasete alet etmek yok. Bizim siyasetimizde karnından konuşmak, çark etmek, nabza göre şerbet vermek yok."

Şimdi buna da mı inanmayacağız? O zaman, yahu biz ne fena insanlarız!

 

Not:

Böyle yazarım ben abiler, başka türlü yazamam, orta yerde konuşamam, düşünemem bile. Onlar ne düşündüğümü bile anlayıp fırsatını kollayıp ebemi belleyip… Korkarım, korkmazsam bile tırsarım, tırsaki olurum, tedirgin, ürkek… Ama bana sadece bir tatlı huzur gerek: ))

 

http://us.123rf.com/168nwm/sababa66/sababa660906/sababa66090600011.jpg

 

Öyleyse ben Cenap Şahabettin’in Tiryaki Sözleri’nden biri ile kapatayım Tırsaki Sözleri’mi:

Gerçeklik güneşini örten tek bulut, menfaattir…

Böyle diyor…

Yazar: Editor