Tuzla maçı bize gösterdi ki;
Haftada üç maçı kaldırabilecek bir performansımız yok.
Tuzla maçı bize gösterdi ki;
Lisansı bir türlü çıkarılamayan hocanın eksikliği kenarda fazlasıyla
hissediliyor.
Tuzla maçı bize gösterdi ki;
Devamlılığı olan birkaç oyuncumuz var, diğerleri saman alevi gibi bir
varmış bir yokmuş.
Uğurcan cezalı onu anlarız; ama Rayan neden kesilir onu anlamakta
güçlük çekeriz.
Defans kurgusu, neden top yapmaz, neden ileri hatta topu kaleci
atışları ile taşımaya çalışırız?
Oyunda aksayan yanlar olduğunu gördüğü halde bir hoca, neden oyuncu değişikliği için sakatlık olmasını ya da ille de 70. dakikayı bekler.
Sahanın her yerinde mücadele eden, koşan, rakibe baskı yapan, top
çalan Celil, son haftaların olduğu kadar bu maçın da en iyisiydi.
İlk iki golde topu seyreden daha doğrusu “Kaleci bakayım nasıl
kurtarıyor?” diyerek kaleciyi seyreden Donkor, bu gidişle canımızı çok
yakacak gibi görünüyor.
Ve rakip atakların tamamının soldan gelmesi Canberk için bir uyarı
olmuyorsa teknik heyet için bir uyarı olmalı…
Sol bek aksıyor, herkes görüyor, kenar yönetimi göremiyor.
Donkor, hata yapıyor, herkes görüyor, kenar yönetimi görmüyor.
İleri hatta, topu kaleci atışları ile taşırsan kalecin, fazla atış yapmaktan sakatlanır, bunu herkes görüyor, kenar yönetimi görmüyor.
Bunca yanlışın içinde doğru olan tek şey, takımdaki yardımlaşma ve
mücadele gbi görünüyor ama bunca yanlış o doğruyu da götürüyor zaten.
Yazacak çok fazla şey var. Soruları art arda sıralayabiliriz; ama buna
gerek yok.
Umutların ve düşlerin çapını küçültmek ve gerçekçi olmak
gerekiyor.
Lige tutunan bir takım olmak bile geçen yıldan sonra bize
çok iyi gelecektir.
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU