2012-11-13 06:38:35
aç sınıf ve laneti

Bana Reklâmcını Söyle...

Bir reklâm, Ali Ağaoğlu muhteremine dair, hani onun memleket hizmetlerine değil, direkt şahsın kedisine dair bir reklâm müsveddesinden bahsedeceğim. Diyeceksiniz ki yahu bir yazıyı birkaç saniyelik şimendifer aksamı hareketinden çıkarmak olur mu, uyar mı? Uysa da olur, uymasa da olur.

B sınıfı Holivut ürünlerine isnat bir şeyle, evet bir şeyle, zuhur ediyor hazret. Bu değil, bu da değil, bu hiç değil, diyor. Ben anladım aslında ebemizi arıyor kendisi, muzlum bir milletin henüz bakir kalan kulak arkasının yumuşaklığında. Sonra masayı darmadağın ediyor rulolarıyla. Ben o sahneleri bahsettiğim Holivut filmlerinden tanıyorum. Birazdan, boşalan o masanın üzerinde bir hafifmeşrebin ifadesi alınacak. Ama bu Ağaoğlu’nun meselesi ne? Birazdan o masaya kim yatacak, neden yatacak ve nasıl yatacak? Kimini yatacağı aşağı yukarı malumumuzdur. Neden ve nasıl yatacağı da bir muamma değil. Keyfe keder soruyorum işte. Fakat neden o masa RTÜK’lü bir milletin TV’lerinde o şehvetengiz bir sahne ile boşalır.

Ağaoğlu, ama bize bunlarla gelme.

Neymiş, Tarih hayal edenleri değil, gerçekleştirenleri yazarmış.

Yazsın.

Ama o tarih aç sınıfın lanetini de yazar, okumamış olabilirsiniz.

Ama o tarih işbirlikçi savaş zenginlerini de yazar, bilumum şekildeki savaş zenginlerini…

Ama o tarih marabaları da yazar Ağaoğlu! Şahsınızda bir Ağaoğlu olabilirsiniz pek ala, lakin biz marabaoğullarının da bir hayali var ve tarih o hayalin sonuçlarını da yüzyıllardır yazar.

Ve Sayın Ağaoğlu, fakirin yanında para sayılmaz. Öyle eksantrik hayaller, sonra masa devirmeler, derken ata binip dörtnala yoksulluğumuza doğru şahlanmalar… Kim için o işler, bir marabaoğlu olarak sorarım izninizi olursa: O evlerden birini alma ihtimalim sizce nedir 20 senedir soluksuz çalışan bir âdemoğlu maraba olarak? Şimdi o soktuğumun tarihi beni nasıl yazacak? Gerçekleştiremiyorum işte. Yani ben o tarihinizin sayfalarında yoklar hanesinde mi olacağım. Ama yaşadım, erikler şahidimdir, portakal ağaçları, o güzelim kokuları, sevdiğim kadınlar, unutmadığım sevgileri…

Ağaoğlu, memleket gerçekleri o masayı devirmedeki fantastik hareketle örtüşmez ama. Evet, “paraya batmış” olabilirsiniz efendimiz, lakin muhterem şahsınızı ister istemez tenzih ederek söylerim ki, mesele bir bezirgân saltanatında paraya batmakta değildir, boka batmamaktadır bütün mesele. Bakınız, bir alıntı yapacağım o tarihin yazacağı hayallere dair. Dudaklarınıza dikkat edin de uçuklanmasın marabalar:

“Ali Ağaoğlu yeni projesi olan Ağaoğlu Maslak 1453 projesinin reklâm filminde oynadı. 5 Ekim'de satışa çıkan Ağaoğlu 1453 Maslak projesinde 4 bin 700 konut yer alıyor. Projede 1+0'dan 4+1'e kadar farklı tipte konut projeleri bulunuyor. 

Konutların Aralık 2015'te teslim edileceği Maslak 1453'te 1+0'ların alanları 55 ila 70 metrekare arasında ve fiyatları 268 bin TL'den başlıyor ve 347 bin TL'ye kadar yükseliyor. 

Proje kapsamında yer alan 1+1-dubleks ve loft dubleksler ise 77 ila 166 metrekarelik alanlara sahip ve fiyatları 353 bin TL'den başlıyor ve 867 bin TL'ye kadar çıkıyor. 

Maslak 1453'teki 1,5+1 konutların alanları 93-132 metrekare ve fiyatları ise 418 ila 527 bin TL arasında değişiyor. 2+1 konutların alanları 136 ila 244 metrekare arasında ve fiyatları 555 bin TL ila 949 bin TL arasında; 2,5+1'lerin alanları 143 ila 326 metrekare ve fiyatları 559 bin TL ila 1 milyon 215 bin TL arasında; 3+1'lerin alanları 169-405 metrekare ve fiyatları 693 bin TL ila 1 milyon 405 bin TL arasında değişiyor.”

Lan!

Bunlar ya saymayı bilmiyor ya da sopa yememiş!

Bu değil, bu değil, bu hiç değil. Çağ atlamak, diyor tam bu esnada ben Özal’ı hatırlıyorum efkârla. Memleketin yozlaşmasını efkârıyla tabi, demokrasi yıldızları kabilesinden olduğunu iddiasının rahmet okuyan efkârıyla filan değil, aman. Beni anlamıyorsunuz diye ekliyor. Beni anlamıyorsunuz. Beni anlamıyorsunuz. Beni anlamıyorsunuz. Ama Sayın Ağaoğlu, siz bizi hiç anlamıyorsunuz. Yukarıdaki fiyatlara bakınca da aslında bizi anlamak için hiçbir çaba da sarf etmediğinizi anlatıyorsunuz. Biraz empati lütfen.

Maslak diyor bir ses, 1453 diyor arada.

Maslak’ı anladığımı farz ediyorum. Ne ki, o 1453’ü anlamakta zorlanıyorum ve parçanın o bölümündeki enstantaneyi gerçekten anlamıyorum. Özür! Belki anlıyorum da salağa yatıyorum.

Sahi!

Nedir o 1453?

Bir işgalin metaforu mu?

İşgal ettiğiniz topraklara adeta bir mübadele milletini habitat etmenin NeoOsmanlı siyasetinin çağrışımı mı? Biat eden kul bir kitlenin ebcet hesabı mı? Niye ki o? Evet, cevabı belli bir soru daha sordum dostlar.

İnsanların daha mutlu olacağı bir şey istemek…

Farklı bir şey istemek…

Sıradan olmayanı istemek…

Herkesin istemediğini istemek…

Daha güzel olanı istemek…

Muhterem!

Sonuçların koşullara göre değişmesi meselinde, bir yeni Osmanlı saltanatının netameli kucağında bunları ne İstanbul’un tam göbeğinde verebilirsiniz bize ne de Adana’nın ortasında!

Geçen yazıda Hulusi Kentmen fenomeninden bahsetmiştik. Şuraya bir güzel Münir Özkul’u almadan olmaz. Hani o filmde, gider bir patrona postayı koyar ya Usta! O patron var ya, Hulusi Kentmen patron formatı değildir, tam olarak bir Ağaoğlu modelidir!

Sahte hümanist, yalan yurttaş, numaradan halkçı, osuruktan tayyare, selam söyle o hayale!

Aç sınıfın laneti adına!

Yazar: Editor