Razı Olmak Zorunda Kalmak

Hafta bitti gitti. Geldik mi maç dönümüne. Geldik. Ne olacak Bolu maçında, ne olur, ne olabilir? Ben ne bileyim, demeyeceğim.
- Bu kez ne olacağını ben biliyorum.
- Hakikaten biliyorum.
- Ama yeni bir şey dememi bekliyorsanız yanılıyorsunuz derim.
Hep dediğim gibi diyeceğim.
Bolu’yu bilmem kaç sene sonra nasıl yeneriz? Yener miyiz?
- Bir kere kulübedeki idare farkı bizi bir adım geriye atıyor.
- Bolu teknik direktörüyle bir puan cepte başlıyor.
- Bence her maça öyle başlıyor Bolu!
- Acıyan bize acısın…
Bolu’yu Bolu’da yenmek…
Yahu, Barselona’dan mı bahsediyoruz rakip olarak? Hayır! Deplasmana, olası kar’a, hoca farkına rağmen yeneriz…
Ancak… Üç nokta… Ve yine bir ancak…
- Osman Özdemir, “isimlere bağlı kalmazsa” yeneriz,
- kendisine rağmen yeneriz,
- hiç oyuncu değiştirmezse de yeneriz.
- Kendisinin dediği gibi,
- isimlere bağlı kalmamak…
Yeneriz, yener geliriz.
Değilse, dediğim dedik çaldığım düdük, hep aynı nakaratıyla gidecekse o deplasmana... bir tek puana bile razı olalım, hele erken bir gol yersek tek farklı bir yenilgiye bile razı olalım…

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























