2009-05-04 21:46:40
açık mektup

Son Duruma Dair

Bayram Başkan fevri bir açıklamayla duygu ve düşüncelerini dile getirmiş. Bulunduğu yer, durum ve koşullar itibariyle onu anlamamak mümkün değil. Adana gibi futbolu kutuplu bir şehirde gerçekten bir şey yapmış olmak zordur. Bunları yaparken karşılaştığı sorunlar, ona yapılan türlü saldırılar belleklerdedir. Böylesi bir yükü çekmek ayrı bir direnç de ister olağan kulüp başkanlığının dışında. Direnmiştir. Sonuçta başardıkları övgüye değerdir.(Bayram Başkan başarılarını sıralarken "tekil" konuşmuş haklı olarak, maddi yük orada çünkü. Bu "tekil" ifadeye ekibini de dahil etmiştir olasılıkla. Ama kanımca sitelerle, bloglarla, pankartlarla, tezahüratlarla, konfetilerle, konvoylarla, bayraklarla yapılan desteklerle ve yarım asırlık bir Adanasporlulukla da, belli-somut bir maziyle de kotarıldı bu işler. Kuru bir mazi, yok olmuş tribün elbete Bayram Akgül olmadan o aşamada, bir şey yapamazdı, bunun da farkındayız. Fakat bu bina uzayın boşluğunda da yükselmedi.)

Adanasporlu, Bayram Başkanın öneminin farkındadır. Adanaspor taraftarı da Bayram Başkan’a olan sevgilerini ve güvenlerini her fırsatta dile getirmiştir, getirmektedir. (Örneğin “Bir Yalnızlık Ezgisi” için kayıt yaparken istisnasız her bir taraftar sözü Bayram Akgül’e kendi iradesi ve duygusuyla getirmiş ve en saf hisleriyle teşekkürlerini iletmiştir.)

Maddi sorunlarla uğraşırken, kıl payı bir üst mücadele kaçmışken, tam bu anda dünkü olaylar sonucunda hem maddi birtakım yeni külfetler söz konusu olmuşken, hem bir imaj kaybı gündeme oturmuşken sinirlerin gerilmiş olması olağandır. Dolayısıyla bu açıklama da anlaşılırdır. Dünkü olaylar kötü bir fotoğraf vermiştir, evet. Ama Başkanımız olaya şuradan da bakabilir:

  1. Birçok taraftar ligin Adana’daki son maçına mutlak bir Play-Of iddiasıyla gelmemişti. Herkes işin mucize ötesi olduğunu biliyordu. Yine de sezonun en kalabalık tribünlerinden biri vardı orada. Bu kalabalığın nedeni Adanaspor’a duyulan sevginin ve minnetin ifade edilmesiydi. Bu sevgini merkezinde, isteyen itiraz etsin, isteyen onaylasın (tanık olduklarımız gösterdi ki) Bayram Başkan vardır. Yani “sahipsiz” sıfatının muhatabı asla ve asla Bayram Akgül olmamıştır. Tersine “Adanaspor’un sahipleneni” olarak anılmıştır hep…
  2. Adanaspor tribünü bir ivme içindedir. Birçok anlamda ileriye gitmektedir. Bunlar yaşanırken kontrol edilemeyen birtakım unsurların varlığı adeta kaçınılmazdır. Bu da zamanla kendi olağan ve sağlıklı yoluna girecektir. Burada da biraz sabır gerekmektedir. Bu noktada elbette her bir Adanasporluya sorumluluk düşmektedir.
  3. Dünkü maçın tek günah keçisi taraftar değildir. Olayların bu noktaya gelmesinin en büyük sorumlusu olan hakem de göz önünde bulundurulmalıdır. Maç boyunca çaldığı taraflı düdüklerden sonra uzatmalarda gelen gol bardağı taşıran damla olmuştur. Ama keşke o yediğimiz gol anını Adanaspor’a güçlü bir tezahüratla noktalasaydık… O zaman her şey çok güzel olacaktı.
  4. Bir de orada on bin civarında bir taraftar topluluğu vardı. Sahaya giren on kişiydi. Keşke olmasaydı. Ama Bayram Başkanımız, oradaki bir iki ağaca değil ormana bakın. Güçsüz birkaç ağaç, oranın kesilme nedeni olamaz. Asıl manzara ve Adanaspor istikbali orada. Bakın, Türkiye’nin tek ve galiba son UEFA-Süper Kupa şampiyonu bile havaalanlarında nasıl saldırıya uğruyor. Biz sadece onca emeğimizin davasındaydık taraftar olarak. Olaylara böyle de bakılabilir, iyimser bir açıdan.
  5. Dileriz bir anlık öfkenin kararıdır o sözler. Son yılların en güzel günlerini seninle gördük. Neden böyle devam etmesin…
  6. Ama, son tahlilde; yoruldum, sıkıldım, benden bu kadar noktasına geldiyseniz ve bu son olayı bir vesile olarak görüyor olağan hayatınıza dönmeyi gerçekten istiyorsanız buna da saygı duymak taraftara düşen son görevdir. Adanasporlu ömrümüzde saygın, güzel, vefayla anılan çok kıymetli bir yeriniz olur. Hiçbir Adanasporlu sizi unutmaz, mazisindeki güzellikleri unutmadığı gibi…
Dileriz bu sadece bir öfkedir ve dileriz olumsuz bir süreçte Adanaspor’u, Adanasporluluğu örneğin bir Gökçek’le muhatap etmezsiniz.
Yazar: Editor