2012-02-13 17:56:22
adam savunması mı, alan savunması mı?

Şimdi Efendim

 http://4.bp.blogspot.com/_hrcWwbVMSN8/S0JVedxiM3I/AAAAAAAAAuE/B3wXAbRy8Gk/s400/0845_Jesus_king_christian_clipart.jpg

Geçenlerde, yandaş Star gazetesi A2 düzeyinde yandaş bir yazarının işine son vermiş. Altan Biraderlerden Mehmet Altan’a sepet havası çalmışlar.

Bakın burada işi şakaya vuruyoruz fakat durum sanılandan çok daha vahim anlaşılan, fotoğraf onu gösteriyor.

  • Nedir? 
  • Mehmet Altan bir röportaj veriyor. 
  • Bu sırada hükümeti ucundan eleştiriyor. 
  • Star gazetesi de ona hemen bir ayar veriyor. 
  • Kim yapıyor bunu gazete adına? Genel yayın yönetmeni M. Karaalioğlu!

Nedir mesele? Adamcağız bu kez “yaşasın kral” dememiş. Ne demiş?

Türkiye'deki vesayet sona erdi denilemez, çünkü mevzuat olduğu gibi duruyor. Türkiye’de sadece askeri vesayet yok, siyasi vesayet de var.” demiş.

  • Kralın adamı demiş bunu evet. 
  • Perde arkasında kral ne demiş, ben ne bileyim. 
  • Peki, kraldan çok kralcı ne yapmış? Kapıyı göstermiş. 
  • Tabi kapıyı göstermeden önce bilindiği üzere yol göstermiş muhterem genel yayın yönetmeni, 
  • “Yanlış anlaşıldım, maksadı aştım, dese yeterdi" diye. 
  • Ne demişti şair? Alçal ki yerin bu yer değil! Böyle değildi biliyorum. Ama tam oturdu bu.

Sınır Tanımayan Gazetecilik

Mevzuya bakın; adamlar arlanmazlık, uslanmazlık, ikiyüzlülük, konusunda ne kadar rahat ve pervasızlar. Maksadımı aştım, yanlış anlaşıldım densin yeter. Ötesini kendileri zaten halleder. Öyleyse çalın da oynayalım ulan.

Andy Warhol’un “bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” sözünü telmihle bir gün en kralcısının da 15 dakikalığına dürüst olmasına dahi tahammül edilemez.

  • Şimdi sahne şudur, birçok arkadaşın vurgulandığı gibi; (Başbakanın futbol benzetmelerinden ilham alarak devam edeyim) 
  • A Takım, ligleri adeta kendi iptal etmiştir, ettirmiştir, ettirilmesine aracı vurucu olmuştur ve A2 takımı da sahalarda görmek istemez olmuştur. 
  • Çünkü kralın adamı olma konusunda yetersizdirler ve hiçbir gelecek vaat etmez durumdadırlar artık. 
  • Kim ne yapsın öyle topçuyu? Elde öylelerinden çokça bulunmakta, ne gerek var dışarıdan adam almaya.

“Bir yerde kapitalist varsa orada basın özgürlüğü; gazete satın alma özgürlüğü, yazar satın alma özgürlüğü, rüşvet, halkın görüşünü satın alma ve burjuvazinin yararına saptırma özgürlüğü vardır” demiştir Lenin.

  • Yani aslında bu ortaoyunundan gördüğümüz şey tamamen bir sindirim sistemi rahatsızlığının gazlarıdır. 
  • Yoksa insanlar durup dururken ve kendi kendine, keyfe keder ahlaksızlaşmazlar.

Aydınaymazı

Ama sen bunu zaten çoktan hak ettin aydınaymazı. O kadar bilgi birikiminiz hep lafmış, varlığınız kof kelimelerden ibaret sanal kulelermiş; hayat tecrübeniz küflenmiş bir stokmuş, tarihten de ders almak gibi bir derdiniz, niyetiniz de hiç yokmuş. Siyasal ahlakınıza dair herhangi bir benzetme yapmaya tenezzül bile etmiyorum ulan. Kendi kendinizle o kadar meşgulsünüz ki hiçbir söz sizi kendinize getiremez! Yine de diyeyim bir iki kelime, içimde kalmasın.

  • Biraz çizgi roman okusaydınız orada kolaylıkla görürdünüz işbirlikçilerin beyaz adam tarafından nasıl kullanılıp atıldığını; 
  • yüzlerce kitap okumuş, binlerce makale yazmış, on binlerce ders vermiş, onlarca kitap yayımlamış olmaya da gerek yoktu. 
  • Siyasal tarih de, genel tarih de, edebiyat tarihi de sizin gibi ruhunu şeytana satmış adamların örnekleri ve hikâyeleriyle dolu. 
  • Hiçbir şeyden ders almaya yanaşmayan kibriniz elbette kendi felaketiniz olacaktır; ama ondan önce, şu yaşananlardan öte umarım daha vahim sonuçlara sebep olmaz o aydınaymazlığınız.

Kör olasın demiyorum, kör olma da gör son halini!

Şu son gelişmelerin bir başka okuması da şu olay olsun o zaman… Mesele bir A Takımı kadrosu oluşturma noktasında duruyor... gibi...

Yazar: Editor