2015-12-15 15:47:25
adanalı che(!)yi müslüm gülhan yazdı

___________________

Adanalı Che(!)

Haber; “5 Ocak devrimi” diye geçiyordu Hürriyet’te.

Terim, kulüp, federasyon ve medya üçgenindeki ilişkileri masaya yatırıp yeni bir sayfa açılması gerektiğini söyleyecek. Radikal bir değişim isteyecek, Merkez Hakem Kurulu (MHK), Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) ve Tahkim Kurulu üyelerinin Kulüpler Birliği tarafından belirlenmesini ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun da atamayı gerçekleştirmesini önerecek.”

Arkaya yaslanmakta yarar var!

Çünkü ortada bir devrim var.

Şimdi devrimin tanımını da yaparak işe başlayalım ki nereye varacağımız belli olsun.

Devrim: “Hızlı ve geniş kapsamlı olarak niteliksel değiştirme ve yeniden biçimlendirme eylemi.”

Peki…

Futboldaki varolan sistemi koruyarak (!) sermaye (paralar da kulübün?), yani patronlar lehine değiştirip, onların emir ve komutasına sunmak bir devrim mi?

Değil tabii ki; olsa olsa bağlı olunan güce istediğinin verilmesiyle ilgili görevlendirilmeden başka bir şey olamaz.
Kulüpler Birliği, zaten futbol kurumunun siyasi amaç doğrultusunda yönlendirmekle ilgili görevinin bilincinde hareket ettiğine aşikârdır.

Başkanının konumu ve geldiği yerler ile bulunduğu yer arasındaki ilişki zaten her şeyi aleni olarak belli ediyor.
Devrim olarak sunulan bu talepler tamamen bir tezgâhın hazırlanıp, algı manipülasyonu yapılarak farklı sunulmasından başka bir şey değildir.

Bütün yetki Kulüpler Birliği Başkanlığı’na devrediliyor.

Ve amaç bu…

Futbolcu ve antrenörlerin tamamen sömürüleceği, hakemlerin manipüle edileceği ve hak arama taleplerinin yok edileceği ve futbolun tamamen siyasi erkin denetimine sokulacağı bu tezgâhı devrim diye sunmak ve bunu devrim diye yazmak akıl tutulmasından başka bir şey değildir.

Çünkü…

Kurumsal anlamda futbolun tüm kuruluşlarının özerk olması gerekir.

Ancak bu suretle tarafsızlık ve objektif yönetim anlayışı oluşturulabilinir. Aksi zaten bir gücün himayesine girmekten kurtulamayan veya aynı doğrultuda istenilen himayeyi oluşturur.

MHK, PFDK ve Tahkim Kurulu, düşünebiliyor musunuz; sahada ve saha dışındaki tüm yasal statüdeki kurum ve kişileri himaye altına alıyor. Hangi doğru ve objektif karar çıkabilecek ve en önemlisi kime göre doğru karar olacak, kime göre yanlış karar olacak..

Bu nasıl devrim allasen!..

Siyasi anlamda muhalif olarak algılanan bir takıma uygulanacak baskı ve tacizi kim önleyecek?

Ki; şu andaki yargı tereddütleri ve bu kadar yaşanan hukuk skandallarının açtığı yararlar aleni ortadayken.

Bir futbolcu veya antrenörün kişisel anlamdaki doğru duruşu, sisteme ve patronlara ters gelirse kendini nasıl koruyacak?

Ki; hiç birinin görev alması veya oynaması zaten şu dönem için mümkün değilken…

Sendika yok,

Sosyal koruma yok,

Mesleğe özgü emeklilik yok,

Ailenin güvencesi yok…

Atanan bir Futbol Direktörü’nün hiç haddi değilken, kalkıp önüne koyulan ev ödevini “devrim” diye sunması, sadece futbol adına değil, sportif etik değerler adına da rencide edici bir davranıştır.

Zaten TFF Başkanı veya başkanlığından söz etmiyorum bile…

Onun konumu ve görevi başka ve başka âlemlerde…

Çünkü bu meseleler onun alanına girmesine rağmen ortalıkta görünmüyor. Aslında ortaya çıkıp “dur kardeşim sen kim oluyorsun da bu konularda açıklama yapıyorsun” diyerek Futbol Direktörüne haddini bildirmesi gerekir.
Hatta onu görevden alması gerekir.

TFF’nin içinde “paralel yapı” gibi çalışmak olur mu?

Ama…

Her türlü demokratik değerlerin ve beklentilerin yok edildiği bir ortamda böyle bir devrime de ihtiyacımız vardı!

Ki; bu Direktörün kaçıncı devrimi böyle!

İyi de olacak?

Yalnız devrimci arkadaş Floransa’da komünist, Milano’da kapitalist de; buradaki durumunu çözemedik!

Neyse…

Neticede;

Bir gerçek var ki; bilgi donanımı eksik olanın biatı kaçınılmaz olur.

Müslüm Gülhan

BirGün Gazetesinden Alıntıdır!

______________

Sayfa için tıklayınız.

Yazar: Editor