Sevgili Adanaspor'umuz.
Sana daha önce de mektuplar yazmıştık. Sevgimizi, inancımızı dile getirmiştik. Biz şu an da aynı noktadayız her anlamda. Duygularımızdan ve inancımızdan zerre kadar uzaklaşmadık. Yer yer inceden eleştirdik oyunu, hocayı filan. Bunları da belli bir saygı ve sevgi çerçevesi içinde yaptık. İddialı laflar da ettik; ama bir ideale sahip olmadan hedefe kitlelerle nasıl yürünebilirdi ki. Sırtımızı sana verip gerektiğinde yine büyük konuşacağız...
Biliyoruz ki bu futbol zor bir iş. Şampiyonluğa oynamak daha da zorlaştırır durumu. Sezon boyunca türlü haller yaşanır. Şarkının birinin de dediği gibi "her an her şey olabiliyor" tatlı veya hazin bir biçimde. İmalara dair değil bu dediğimiz. İyi giderken takım, bir anda işler tersine dönebiliyor veya umudun bittiği yerde mucizevi umutlar beliriyor. İşimiz bu arada mucize beklemek değil. Çünkü matematikselden öte de şansımız devam ediyor. Önümüzdeki maçın sonucu ne olursa olsun şansımız her durumda devam ediyor. Bildiğiniz gibi...
Sevgili Adanaspor'umuz.
Baktığımızda grubun ekonomik anlamda çok güçlü olmayan takımlarından biriyiz, sınırlı bir bütçeyle savaşım verdik. Ayrıca sürekli eksik kadroyla oynadık. Daha önce de bahsetmiştik, bir tek Habip'in varlığı bile şimdiki konumumuzu çok değiştirirdi. Diğer eksikleri sayıp tekrara düşmenin bir gereği yok. ( hayır, bir başarısızlığa bahaneler üretmiyoruz, sadece bir saptama yapıyoruz. Ki -bundan sonraki maçlar nasıl seyrederse seyretsin, iterse şu an lig tamamen bitmiş olsun- bu dakika itibariyle Adanaspor başarılı olmuştur.) İşte tüm bu olumsuzluklara rağmen Adanaspor hala şampiyonluğun, biraz uzak da olsa, bir adayıysa biz sana ancak teşekkür ederiz, minnettar oluruz.
Sevgili Adanaspor'umuz.


Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























