2020-09-28 14:43:23
akıntıya kürek çekmek

AKINTIYA KÜREK ÇEKMEK

Unutmak istediğimiz, şu an bu ligde kalmayı bile içimize sindiremediğimiz kelimenin tam anlamıyla bela bir sezon yaşadıktan sonra bir şeylerin değişebileceğini umarak bekledik. Aslında perşembenin gelişi çarşambadan belliydi ama biz yine de umut besledik, düşledik, yol gözledik. Sonuç, alışkanlıkları bir türlü yıkamadık. Teknik direktör olmadan yapılan transferler, transferlerde ekonomik düşünme çabası, ilk yarı toplayabildiğin kadar puan devre arası Allah kerimdir felsefesi o bela yılın ardından yine yeni yeniden karşımıza çıktı.  Şimdi bunları geçelim; çünkü ne dersek diyelim olmuyor, cemaat ne derse desin hoca bildiğini okuyor.

İlk hafta ortada geçen bir maçta İstanbulspor kalecisinin acemice hatası ile galip geldik. O hata olmasa gol atamazdık, İstanbulspor da atamazdı ve berabere biterdi maç.

İkinci hafta yaş ortalaması on sekiz olan Eskişehirspor karşısında yine gol atamadık ama gol de yemedik.

Üçüncü haftaya teknik direktör değişimi ile geldik ama hocayı kulübede değil locada gördük! Kulübede Sportif direktör vardı.

Cuma akşamı oynadığımız Keçiören maçında net olarak gördük ki ligin en az gol yiyen aynı zamanda en az gol atan takımı olmaya en büyük aday biziz.

Özetleyecek olursak;

1) Takım ortalama yedi kişi ile savunma yapıyor. Bu nedenle rakip gol pozisyonuna girmekte zorlanıyor. Buna rağmen dün Keçiörengücü yüreğimizi ağzımıza getiren birkaç pozisyon buldu ama biz, rakip futbolcunun hatası ile kaleciyi gören Özegoviçin pozisyonu hariç Keçiörengücü kalecisini terletemedik. Adama neredeyse ütülü forma ile maçı bitirdi.

2) Kanatta iki hafta Roni ve Erene Keleş denendi. Rakibin rüzgarı ile düşen Roni ve doksan dakikada iki güzel hareket yapamayan Eren Keleş ile saç baş yolduk. Üçüncü hafta Roni yedeğe alınırken her ne hikmetse Eren ilk on birdeydi ve seksen dakika sahada kaldı. Ne mi yaptı? Siz biliyorsanız bana da söyleyin! Atağa kalkılacak her topu geriye attı, boş pozisyonda top ezdi, rakip defansı korkutacak tek bir hareketi olmadı. Burada yeni gelen hocaya değil ama sportif direktörümüze sormak gerek: “ Eren Keleş ile bir aydır aynı kamptasınız, bizim göremediğimiz, sahaya yansıtamadığı hangi yeteneğini gördünüz ki dün ilk on bir de sahaya sürdünüz ve seksen dakika tahammül ettiniz? Hem de rakibe baskı yapan, koşan, pozisyon yaratmaya çalışan Ömer tarafınızdan çıkarıldı ama yatan Eren takımda tutuldu. Var mıdır acaba bir açıklaması?

3) Keçiören maçında sahaya sürülen orta saha, maçın otuzuncu dakikası dolmadan oyunu rakibe teslim etti. Uğurcan olmasa çırpınan yok.  Bir kere dikine pas attılar onda da Ömer net pozisyon yakaladı. Yatay paslar, top benden çıksın anlayışı ile doksan dakikayı bitirdiler.

Sonuç mu? Sıfıra sıfır elde var sıfır… Fikstür avantajını yine kullanamadık, dokuz puan yapmanın mümkün olduğu üç haftada beş puan aldık…

Önümüzde Adana derbisi var ve yedi kişi defans, düşmüş bir orta saha, kanatta Eren ile işimiz çok zor. Umarım canımız yanmaz, umarım nöbetçi hocanın lafı ile “Adana Kazanmaz!”

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor