Rize’yi Nasıl Yeneriz?
- Forma aşkıyla yeneriz.
- Adanasporluluğumuzla yeneriz.
- Takım, tribün bir olur yeneriz.
- Her futbolcu bu işi bir onur meselesi bilir, öyle yeneriz.
- Mücadele ederek neler yaptığımızı hatırlarsak yeneriz.
- Uyuyan dev uyanırsa yeneriz.
- Ama o kadar eksikle nasıl yeneriz!
- Futbol sadece sahadaki nicelikle değil nitelikle de oynanıyor.
- Yani sadece 11’e 11 değil ki maç bu anlamda.
- Bir de “kalite” denen mefhum var ortada.
- Hani “silkinmeler” olmuyor değil futbolda…
- Ama bu durumumuz da yalnızca bir “silkinme” ile düzelir mi ki!
- Yeni hoca yeni umut, deyip bu konuya hiç girmiyoruz ve girmeyeceğiz. Yeter konuştuk bu antrenör işini.
- Peki, gerçekten yenebilir miyiz Rize’yi?
- (Vah, biz bu satırları da mı yazacaktık?)
- Keşke yenebilsek Rize’yi, birçok sıkıntı aşılırdı devreye kadar.
- Yenelim be şu Rize’yi.
- Ne iyi olur.
- Biz yine maça, yenmek umuduyla gideceğiz Rize’yi.
Yine olmadı diyelim, ne gam! Ne demişti bir şiirinde Cahit Sıtkı Tarancı:
“Korkum yok bana verdiğin elemden,
Her mihnet kabulüm,
Yeter ki gün eksilmesin penceremden.”
Yeter ki Adanaspor’umuz herhangi bir eksikliği olmasın hayatımızda.

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























