
Konya maçına son kez değinip bu meseleyi kapatalım.
Kemal Hoca şimdiye dek hakem üzerinden siyaset yapmadı. Hakemler her ne kadar arada aleyhimize arızalar çıkardılarsa da… Ama bu maç sonrasında iki çift laf etme gereği duydu. Çünkü o penaltı noktasını özellikle 88. dakikada, öyle bir pozisyonda göstermek tercih hakkını art niyetle kullanmaktan başka bir şekilde yorumlanamaz ve izah edilemezdi.
Rakip hoca da zaten “penaltının kaçması Adanaspor açısından bakarsak ‘hak yerini buldu’, diyebiliriz” gibisinden sözler söyledi. Yorum açık.
Doğal olarak şu sonuç çıkar ortaya: Maçın hakemi Konya lehine bir fırsat kollamıştır ve ilk anda da bunu uygulamıştır. Hayır, Konyalıların bu manada hakemden bir talebi olmuştur, demiyorum; ama işte açıklanabilir bir “işgüzarlıkla” durumdan vazife çıkarmıştır o hakem, kendi kendine... Eh, takım Konya ya…
O penaltıyı Zülküf kurtarmayabilirdi ve tek puandan da olabilirdik. Sonuç bu yorumu ve durumumuzu, galibiyeti hak eden bir oyun oynayamadığımız gerçeğini değiştirmezdi. Fakat işte kimi hakemlerin o zavallılıklarının gerçekliğini hazin bir biçimde tescillerdi. Tescilledi de.
Bırakın, kimsenin işine bu kadar karışmayın; bizde yenilmek için bir müdahaleye lüzum yokken, Konya’nın galibiyet için herhangi bir hakeme ihtiyacı olmayacaktır. Nasıl ki biz Bolu, Rize, Buca maçlarını müdahalesiz kaybettiysek Konya da liderliğini heralde hakemlerle sağlamış değildir...
Bizi öküz altında buzağı aramaya zorlamayın…

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























