2010-04-10 10:03:01
aşka dairdir

Aşkın Ego Sistemi

http://ul.gcg.me/files/2010-04/a__k__n_ego_sistemi1.jpg

Bir âşık, ne olursa olsun, istediği her bir şeyi aslında kendi için ister. O sırada karşıdaki adeta bir nesnedir, bir eşya, bir araç… Bütün tutkuları, dışa vurduğu her coşkulu eylem aslında kendi içindeki arzuları tatmin etmek içindir. Bunun için insan uygun kişiyi adeta reflekslerle hareket ederek arar, bulur. Bedenin belirlediği rota doğrultusunda gelişir her şey.

Rastlantı yoktur, talih yoktur, belki başarı veya başarısızlık vardır. Buna göre de, ne bileyim öpmek, sarılmak, sevişmek, koklamak, hediye almak, bağlanmak veya bağlanmaktan korkmak hep aşkın o ego sistemi içindedir. Bu yüzden çoğu zaman karşıdakinin ne istediğini düşünmeyiz bile…

Devamında şöyle diyor Votka Limon’da Adam:

“Eğer cehennem diye bir yer varsa ben oradaydım, onun yokluğunda, diye düşünmüş. İnsan gücünün bittiği anlar vardır, iradenin çekip gittiği anlar… Hiçbir çare bulamadığın… O sıralar sana iyi gelebilecek şey ne paradır, ne arkadaştır, ne içkidir, ne de başka bir şeydir… Tam o aralar kumar oynamaya başlamış. Sadece kumar oynarken başka türlü bir hayata bakmaya başlamış, kâğıtları eline aldığında…

Parayı hem seven hem de hiç sevmeyen insanlar. Tutkuyla bağlandıklarını kaybetmeyi göze alabilen insanlar, en çok mutlu oldukları anı her an kaybetme riskiyle oynayan insanlar, sonra kumar parası için her yolu deneyenler, evinin parasını kumar masasında yok edenler, çocuğundan esirgediği üç beş kuruşu bir kâğıda gözünü kırpmadan yatırabilecek kadar başkalaşanlar, kumardan başka hayatı olmayanlar… Aşka ne kadar da benziyor değil mi?

Kumarhanelerde bir ara acılarını unutur. Belki bir aşk acısının o hayat hallerinin yanında ne kadar anlamsız bir şey olduğunu görmeye çalışır. Kız biraz daha geç dönseydi adam kendini hiçbir zaman çıkamayacağı bir batağın içinde bulacaktı. İyi ki geldin, demiş. Yıllar öncelerden o yazı gelmiş aklına, ‘aşkın ego sistemi’

Tüm bunları ben ne için, kim için yaşadım? Mutlu olmayı istiyorsam kim içindi bu istek? ‘iyi ki geldin’ derken aslında ne içindi iyi olan şey. ‘Hem o rezil hayatın dibini bulurken acının tadından da sarhoş olmadım mı? Gece yarıları kendimi yollara vurmak, hiç bilmediğim sokaklarda saatlerce yürümek, yalnızlığıma acımak, kendim için üzülmek, bunların hepsi hoşuma gitmedi mi? Bir serkeşe dönüşmüş olmak bana kendi hayatına zulmeden bir tanrı hissi vermemiş miydi, kendine dair her şeye hükmü geçen ama zalim bir tanrı…

Böyleyken ben onun nereye neden gittiğini, oralarda nasıl bir hayat yaşadığını, halini hiç düşünmüş müydüm? Kendim için efkârlanmaktan onu hiç aradım mı? Dönmesini, sadece dönmesini, ne olursa olsun dönmesini isterken sadece kendi yörüngesinde yavaş yavaş toza dönüşen ölü bir gezegen olduğunu fark edememiş miydim?’ demiş kendi kendine.”

Yazar: Editor