Rakip Takımı Alkışlama Fantezisine Dair
Fatin Murat beni yazma konusunda tahrik ediyor: )
- Kötü örnek, örnek değildir, bu yüzden Altay maçındaki sahneler durumumuzu somutlaştırmaz. Bizim tartıştığımız önce küfür sonra alkıştır. Küfür konusunda anlaştık. Sıra rakibi alkışlama meselesinde (Üstelik ben ve böyle düşünenler alkışlamayınca taşlayalım demiyoruz ki...)
- Ortada mevzu bahis bir emek varsa bu emeğin kralı Adanaspor’da vardır. Rakibi alkışlayıp aslında takımı protesto edenler şunu da düşünmeli: Bu takım liglerin en maliyetsiz takımı, en genç takımı üstelik buraya kadar, şampiyonluk kapısına kadar emekle geldiler; hakemlere ve federasyona rağmen hatta kendi taraftarına (hayır, seyircisine) rağmen.
- Buradaki emeği görmemek bir miktar insafsızlıktır. Oyuncularımız birer makine değildir, ki makineler de arıza yapar.
- Arıza yapacakları anlar elbet olacaktır, taraftarlığa düşen bu arızayı ‘pert’e dönüştürmemektir. Her bir oyuncuyu en kötü gününde de alnından öperek göndermek gerçek Adanasporluluktur. Ötesi anlamsız bir centilmenlik palavrasıdır. Çünkü bu çocuklar başbakanlık destekli trilyonluk Rize gibi değiller, küme düşme potasındalar bakın.
- Eğer öyle olsaydı ben de gider yuhalardım onları milyonluk eşekler diyerek, rakibi de ellerim patlayıncaya kadar alkışlardım. Konya gibi yine en pahalı takımlardan biri olup böyle sefilleri oynasaydı yine anlardım rakip alkışlama fantezisini.
- Ama bu takıma yapılacak bir hareket değildir, bu gencecik ve hakikaten emek dolu, direnç dolu, mücadele dolu, inanç dolu Adanaspor’a ki yine söylüyorum belki de tarihinin en özel takımıdır yukarıda saydıklarımdan dolayı… Bu takım saygıyı hak ediyor, maç sonuçları nasıl olursa olsun, saygı…
- Bu çocuklar arsından yeni simge futbolcular çıkıyor, mazi filan tamam, eyvallah, oraya da saygımız var ama eldeki takıma önce hak ettiğini verelim, ama o hak edilen şey küfür ve küfreder gibi rakip alkışlama değildir.
- Çocuklara da “önce Adanaspor’u sev” öğretilmeli, “ne olursa olsun takımını, formanı sev” öğretilmeli, “iyi gün dostu olmamak” öğretilmeli, “emeğin hasına saygı duymak” öğretilmeli. Kafadan öğrendiği rakip takım alkışlamak olursa bir gün üzerinde artık sizin iradeniz dışında tutkuyla bağlandığı herhangi bir takımın formasını görürsünüz, bu sizi üzebilir.
- Madem o kadar heveslisiniz rakip alkışlamaya maçtan önce alkışlayın onlar sahaya çıkarken, ataklarını alkışlayın, gollerini alkışlayın, abartayım biraz, hani centilmeniz ya, hakemlerin es geçtikleri penaltıları filan alkışlayın, şampiyonluğa el sallarken bize belki centilmenlik kupası verirler. Ne güzel olur. İkinci önerim bir tekrar mahiyetinde, rakip takım tribünü müsaittir gidin orada istediğinizi istediğiniz gibi alkışlayın…
- Evet sevgili Fatin, bana kızma: ))
- Durum ne yazık ki benim pencereden böyle.
- Sevgiler…

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























