2018-01-19 05:24:37
bataklık içinde futbol veya

İst.Meçhulİşler FK

Ülke futbolu uzun zamandır futbol dışında fotoğraflar veriyor. Puslu, tekinsiz, çamurlu şeyler bunlar. Keşke sahaların çamuru olsaydı. Ama değil. Futbol zaten eskiden beri birçok enteresanlığı içeriyor, neredeyse doğal olarak. Öteden beri şu spor, sporun dışında bir yol izliyor. Paranın bozduğu bir yol bu. Boşaltılan kasalar, borçlandırılan kulüpler, belediyelerin dâhil olmasıyla da buharlaştırılan paralar…

Öteden beri şöyle bir hikâye anlatılır:

Kulübe bir futbolcu önerilir. Menajer yöneticiye gelir. Bu futbolcu 50 lira, der. Yönetici futbolcuya şöyle bir bakar. Olur mu canım, bu adam en az 125 eder, diye cevaplar, baksana şu baldırlara. O an sahneyi bir sis sarmıştır, biraz da pus. Futbolcu, 125 liralık bir bedel ile kulüp başkanının huzuruna çıkar. Başkan da futbolcunun alacağı parayı sorar. Yönetici 125, der. Başkan çayını uzun uzun karıştırır, bir yudum alır. Islak bıyıklarını siler, gülümser, olur mu bre, şu baldırlara bakın, en az 250 eder bu adam, der.

Efendime söyleyeyim. Futbolcumuz, bu son transfer ücretiyle belediye başkanının karşısına çıkar. Neticede son söz ve para oradadır. Büyük başkan da sorar. 250 cevabını alır. Mümkün değil der. Olamaz! Bu adam en az 500 eder, bakınız şu baldırlara… Ve transfer bu bedel ile gerçekleşir.

Tevatürdür deyip geçelim hadi.

Böylece oluşan o kirli, puslu havadan etkilenmeyen kulüp yok gibi.

Konumuz son 16 senede futbolun paravanlaştırılması, partilileştirilmesi, falan filan, Başakşehir FK, Arda, Emre vesairedir.

Şu seneler içinde özellikle bazı kulüpler (örneğin Rizespor, Kasımpaşaspor, Konyaspor, Osmanlıspor) dehşetengiz bir şekilde korunup kollanmıştır, ayrıcalıklı tutulmuştur.

Burada adını anmadığımız birkaç kulüp, kollandıkları o dönemlerin bedelini ağır bir şekilde ödemiştir, ödeyenler vardır, ödeyecek olan kulüpler sıradadır. Bazıları amatör kümeye kadar gitmiş, bazıları da o yolu tutmuştur. Örneğin, transferlerini saatli bakanın yaptığı bir kulüp, muhtemelen iflas etmiştir ki bu manada ciddi sorunlar yaşamaktadır.

Nedir? Futbolun o kirli havasını solumanın bedeli ağırdır.

Şu futbol sahnesinde, kaynağı meçhul bütçelerle iş yapmanın neticesinde, müflis tüccarı oynamak mukadderat gibidir, dedi Çiko.

Yıllar içinde birçok kulüp “tatlı dokunuşlarla” Süper Ligi görmüş, bazıları da göçmüştür. Fakat o kulüplerin hiçbiri bir proje takımı değildi. Siyasal bazı hesaplarlar sonucunda yatırımlar(!) yapılmış şehirlerdi ki bu yüzden dibe vuruşları çok umursanmamaktadır.

Konumuz Başakşehirspor. Öyle diyelim, eski adı İstanbul Büyükşehirbelediyespor filan.

Muktedir; futbola, futbolun “yerli ve milli” tarihine damgasını vurmak için (Ayrıca birtakım hesapları varsa onu bilmiyoruz.) var gücüyle saldırıyor. Aklımızın alamayacağı bir bütçe ile yapmaktadır bunu, kendi futbol ideolojisine uygun meşrepte futbolcularla; lümpen, sığ, laf ebesi futbolcu profilleriyle yapmaktadır bunu.

Görünen o ki kendine yakışanı yapmaktadır.

Futbol tarihi bu ucube takımı nasıl kaydedip ne biçim hatırlayacak?

Şimdi “Bu değirmenin suyu nereden geliyor muhterem?” şeklinde kaydedilmektedir ve “Yahu futbolumuzda böyle garip bir örgütlenme de vardı.” diye hatırlanacaktır.

Toplumsal belleğimizin zayıf olduğundan bahsedilir ama tribünler öyle değildir. Bilmem kaç senesinde, filanca topçunun, o tacı nereden ve nasıl attığı bile hatırlanır bir fil hafızasıyla.

Bu ruhsuz, tribünsüz, futbol sıcaklığından ve hissiyatından yoksun android takım, yani aslında insansız takım şampiyon olsa, o muhtemel sahne sadece muktedir açısından “Biz ne istersek yaparız.”ın bir tür ilanı olacaktır. Ve fakat bu kulüp, futbolun bir kültür olarak yerleştiği camialarda ve tribünlerde saygın bir hatıra olarak kaydolmayacaktır.

Metin Kurt futbol mazisinin klas bir figürü olarak anılmaktadır. Aynı camianın diğer isimleri örneğin Arda Turan böyle bir hürmeti terkisine atıp futbol tarihinde yer alamayacaktır, onun yolu muhtemelen Rıdvan Dilmen’in tuttuğu talihsiz bir yol olacaktır ki zaten o hattın şosesinde yürümektedir.

O kulüp de “Futbolcunun kabadayı karikatürü ile devlet imkânlarının izdivacından ortaya ne çıkacak acaba?”nın tekinsiz bir laboratuarından başka da bir şey değildir. Kaybolup gidene kadar da öyle kalacaktır.

Ve kaybolacaktır.

Yazar: Editor