Bayram muhabbetine paylaşsak şöyle bir masalcığı: ))
[Karga ile Tilki Hikâyesi’nin Gerçeğini Hikâye Ederiz]

- Efendim, Karga ile tilkinin hikâyesi hakikatte şöyledir:
- Bizim Karga rakı masasına gidecektir, ahbaplarla nevale hazır edilmiştir. Bizimki de bakar çilingir sofrasına, Ezine Peynir eksiktir.
- Olmaz, der, bir kanatta gider alır gelirim. Nedir ki, kuş uçuşu 500 km’dir.
- Gider, alır. Lakin dönüşte pek yorgun düşer. Eh, onca senenin Kargasıdır, yaş gelmiştir, kemale de ermiştir, gençliğin körük ciğeri vs haliyle yoktur, bir de son zamanlarda sigarayı filan artırmıştır.
- Şu kuru dallarda bir soluklanayım der kendine.
- Yakar bir filtresiz bu arada. Tam da o sırada sefil tilki geçiyordur. Her kurnaz gibi sefil bir mahlûk!
- Efendime söyleyeyim, görür tabi bizimkini nefis kokulu Ezine ile. Kurar zavallı senaryosunu. Yok şarkıdır, türküdür, sendeki ne güzel bir sestir; olmadı evde çocuklar aç biilaçtır, yengen vallah hastadır, üç gündür eve bir lokma girmemiştir, yani…
- Aslında yemez bu numaraları bilge Karga, ama insan evladıdır; ki son zamanlarda eski Yeşilçam filmlerini izlerken gözleri de dolmaktadır. Tamam bre adam, der. Sen al şunu, ama heder etme bak… Döner gider bir yarım kg daha alır.
Hikâyenin aslı budur.
O tilki d.mbüğü de âlemde mevzuyu farklı konuşur.
La Fontaine de ona alet olur…
Evet, öğrendiniz şimdi işin aslını…

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























