Travma Sonrası Stres Bozukluğu
Yine 0–0, yine etkisiz futbol, yine gol pozisyonuna giremeyen golcüler.
Kartepe kampından beri süregelen kısır futbolumuz devam ediyor. Hazırlık ve lig maçları dâhil yanılmıyorsam 7 maç yaptık. Attığımız yediğimiz gol sayısının azlığı bir yana, gol pozisyonuna giremiyor olmamız herkesin canını sıkıyor.
Herkes soruyor hastalık nerede? Genelde teşhisler bilindik. Şuraya transfer lazım, şu futbolcu yerinde oynamıyor, diziliş hatalı vs.. Tüm bu eleştirilere katılıyorum ama hangi takımda benzer talepler ve eleştiriler yok ki diye eklemek istiyorum. Haddim olmayarak hastalığımızın teşhisini Travma Sonrası Stres Bozukluğu olarak koymak istiyorum. Ne demek istediğimi aşağıda detaylandırarak izah etmeye çalışayım.
Adanasporumuz geçen sezonun özellikle 2. Yarısında rakipleriyle arasındaki puan farkını kapatıp kendini süper lige atmak için adeta savaş verdi. Bu savaşta sakatlıklarla, olmayan transferlerle, gelip de verim vermeyen transferlerle, cezalı duruma düşen futbolcularla, hakem hatalarıyla ve deplasmanlarda olay yaratan taraftarlarıyla boğuştu.
1 puanla kaçan 2.lik sonrası play off’ta oynadığımız Konya maçı faciası takım ve taraftarların ruhunda adeta deprem etkisi yarattı. Maç sonu Ali Sami Yen’in hemen dışında soğuk duvarlara sırtını verip tek kelime etmeden yarım saat otobüs bekleyen futbolcularımızın o şoka girmiş halleri gözümün önünden uzun süre gitmeyecek. Bayram Akgül’ün yapayalnız otoparkta bir sağa bir sola elinde telefonla gitmesi, Kemal hocanın yardımcılarıyla kafa kafaya verip dertleşmesi de. Diğer tarafta çevresinde bir şakşakçı topluluğu ile Konya yönetimi coşkulu bir maç sonu açıklaması yapıyordu. Gazeteci dostlarımızla eve giderken ki ruh halimizi de unutmak kolay olmayacak. 10 otobüs Turuncu Beyazlı’nın bir sonraki maça gelmemek üzere gidişini de. Savaş bitmişti ve biz hiç beklemediğimiz şekilde yenilerek evlerimizin yolunu tutmuştuk.
Savaşın sonu yaşanan depremin açtığı yaralar psikoloji dilinde travma olarak adlandırılır. Ve bu travmanın etkilerini hemen atlatmak kolay olmuyor maalesef. Çaresiz bir hastalık olmamakla birlikte bir süreç olarak travma sonrası stres bozukluğu çeşitli şekillerde ortaya çıkıyor.
Bu stres Mersin maçında tribünlere kavga-küfür ve sahadaki futbolculara sabırsızlık olarak yansıdığı gibi sahadaki futbolcularımıza da son hareketi yapma eksikliği olarak yansıyabiliyor. Bu bazen şut çekeceğin yerde pas verme, sakatlıktan yeni çıkmışsan ayağını her topa sokmama, defansta kademe hatası olarak kendini gösteriyor.
Tabi herkesin bu travma sonrası etkileri yaşaması gerekmiyor. Yeni transfer olmuş oyuncular Bülent Bölükbaşı gibi kendileri adına başarılı bir sezon geçirmişlerse tecrübeleriyle takımın ayakta kalmasını sağlayıp bölgelerindeki oyuncuların açıklarını kapatıyorlar. Efecan gibi futbolun doğrularını uygulayıp takımlarını hızlıca hücum bölgesine taşıyıp sahada umudun temsilcisi oluyorlar.
Travmayı bizzat yaşayan oyuncular içinden de Tolgahan gibi takımda birkaç sezondur oynamış olmanın avantajıyla bu süreci hafif şekilde atlatan oyuncular da çıkabiliyor.
Bu biraz da geçen sezon şampiyonluğa kendini inandırmışlıkla da ilgili. Emre Aktaş ve Ersan gibi şanslı olanlar kapağı süper lig takımına atıp bu sıkıntıdan kurtulmuş oluyorlar. Ama Fevzi, Mbilla gibi süper ligin kaçması şokunu atlatamayan oyuncuların sonuç getirmeyen çabalarını birkaç hafta izlemek zorunda kalacağız.
İki yeni oyuncuya daha parantez açmak istiyorum. Özgürcan ve Ahmet Dursun bir nevi travma olan kötü bir sezon geçirip takıma katıldılar. Kaliteleri ortada olan bu futbolcuların ilerleyen haftalarda takıma katkı koyacağından hiç kuşku duymuyorum. Takımın genel performansı yükseldikçe onlarda ayak uyduracaklardır. Fizik kondisyon güçlerinin yükselişi havaların futbol oynamaya müsaitleşmesiyle doğru orantılı olarak birleştiği zaman seyir zevkimiz artacaktır.
Aynı şekilde şanssız sakatlıklarla futboldan uzak kalan Rahman-Emrah Bedir ve hatta Okan Salmaz da ilk maçlarda sakatlığın yarattığı travmanın etkisiyle birkaç maç kendilerini tekmelerden sakınarak oynamayı tercih edeceklerdir. Buna herkes hazırlıklı olsun ki onlara bu zor dönemi atlatmalarında destek olabilelim.
Merak etmeyin Konya’dan gelen stoperin de takıma uyum sağlamasıyla Adanaspor en geç 6. Haftadan itibaren puanları 3er 3er toplamaya başlayacak, tribünleri hem dolacak hem de futbol seyretmeye daha meraklı olacaktır. Denizli ve Rize’nin puan farkını erken açmaması durumunda travma tamamıyla sona erecektir.
Son olarak Kemal hocanın tek forvetli oyun anlayışından vazgeçerek gol yemekten korkmadan erken gol atmayı hedefleyen bir takım sahaya sürmeye başlaması halinde takımın gerçek gücünün sahaya yansıyacağını düşünüyorum. Adanaspor öne geçip ikinci yarı tek forvete döndüğü hiçbir maçı kaybetmeyeceğine herkesle iddiaya girmeye de hazırım. Ama bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Biz burada patlasak da çatlasak da, sabaha kadar taktik ve analiz yazsak da Kemal hocanın oyun düzenini değiştirme hakkını kendimizde görmemeliyiz. Yazdıklarımız fikir jimnastiğinden ve temenniden öteye gidemeyecektir.
Kendimizi teknik direktör yerine koyup kandırmak yerine asli görevimiz olan “tribünde takımımıza nasıl daha iyi destek olabiliriz”e kafa yormamız gerekiyor. Travma sürecinin en kısa sürede atlatılması için hem yanımızda stres bozukluğu yaşayan taraftar kardeşimizi sakinleştirmeli, hem de sahadaki futbolcu kardeşlerimizi yüreklendirip Şampiyon Adanaspor havasına sokabilmeliyiz.
Metehan Badraslıoğlu

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























