2009-02-18 16:40:08
bir anı

- 90′lı yılların başı. Adanaspor açısından tatsız tuzsuz zamanlar. Tribünlerde, her koşulda Adanaspor’u takip etmeyi kendine bir tür amaç edinmiş insanlar var. Artık birbirine aşina yüzler oluşuyor bu müdavimlikte. Herkes zamanla tanış oluyor. Öfkeler, sevinçler klasik bir tribün muhabbetinde birbirine karışıyor.
- Bir Yahya‘mız vardı o vakitlerde tanıdığımız. Tüm Adanaspor tribünlerinin bildiği Yahya… Bir rahatsızlığından dolayı kelimeleri tam söyleyemez, ama hiddetlendiğinde de hakeme filan veryansın etmeyi ihmal etmezdi. Biz onun ne dediğini anlar, daha doğrusu hisseder alkışlarımızla Yahya’yı desteklerdik. Adanaspor’u en saf duygularla sevmenin en somut örneğiydi o.
- Bir pazar günü maçtan önce bir anons yapıldı. Bu ne tribünleri hizaya sokmanın, ne hakemlerin, ne takım kadrolarının ne de başka bir şeyin anonsuydu. Kederli bir sonbahar gününde bir veda anonsuydu bu. Yahya’nın öldüğü duyuruluyordu. Boğazımız düğümlendi. Yahya gitmişti. Kalktık alkışladık. Bir tribüncü bir diğer tribüncüyü başka nasıl uğurlayabilirdi ki?