2018-08-26 21:32:44
bir başkanın acıklı sonu

Antrenman hunileri yıllardır kullanılır.

Her takımın malzeme listesinde vardır ve futbol topu kadar işlevseldir.

Ne işe yarar antrenman hunisi?

Bir kere antrenman alanını sınırlar. Az bir şey mi?

Kale direklerini temsil eder bazen, bazen başlangıcı bitişi gösterir, sonra futbolcuların hareket edeceği noktaları işaret eder.

Der ki antrenman hunisi, ısınma hareketleri filan benim bırakıldığım yerler içinde gerçekleşecek. Demez de demiş gibi yapar. Biz anlarız onu.

Tabi, bir iradesi yoktur antrenman hunisinin.

O sadece antrenman hunisidir.

Çeşitli renkleri ve boyutları vardır.

Plastiktendir.

Üzerine basınca, top çarpınca, yuvarlanınca, çatlayıp kırılınca, bir kenarda unutulunca bir şey hissetmez antrenman hunisi, çünkü hissizdir.

Kızamazsınız da antrenman hunisine, topun önüne niye çıktın diyemezsiniz, diyemezsiniz çünkü onun bir eylem becerisi yoktur, sağa sola gidemez, verkaç başlatamaz, dripling atamaz, şut çekemez ama şuta maruz kalabilir, bu da bir antrenman hunisinin en büyük hüznüdür, ıslak çimenler üzerinde yağmura çamur içinde, hiç gözyaşı dökemez.

Antrenman hunisinin çelişkisi bir plastiğin çelişkisidir aynı zamanda; hakikatte ondan hiçbir şey olmaz, olursa da bir manası olmaz.

Adanaspor gibi nefis bir kulübün, camianın bir başkanı takıma futbolcu diye antrenman hunisi almış!

Kime kızıp sitem edeceksin?

Hunilere mi? Yazık, içimiz elvermez.

Başkana mı?

Düşünüyorum da, ufku olmayan bir başkanın nesine ne diyeceğiz artık? Göremiyor, bilemiyor, çözemiyor, artık idrak edemiyor.

Oysa o şaibeli 27 Mayıs Kasımpaşa finalinde protokoldeki yalnızlığına isyan edip, sen bizi gururlandır, mücadelenin içinde başımızı dik tut, sonuna kadar yanındayız demiştik 20 bin taraftar ve daha binlercesi…

Hakikaten yazık! Bir başkanın sonu bu kadar hazin olmamalıydı!

Yazar: Editor