2013-06-03 15:07:10
bir tatlı huzur alsak o kibrinizden

İzahı Mümkün Olmayan Haller

Eylemler devam ediyor, ama karşı eylem olarak kibir hala devam ediyor. Oysa biraz daha makul olabilirdi ülkeyi yönetenler. Zira makul olmak onlara düşer. Zira dehşetengiz polis gücü onlardadır. Tazyikli su, gaz bombası, biber gazı bilumum meydan dayağı aparatları ve de medya onlardadır.

Evet, biraz makul olmak gerginliği almaya yetecek.

Ama bakın, şöyle deniyor:

“Bizim evlerinde zorla tuttuğumuz yüzde 50 var. 'Aman sakin olun' diyoruz.”

Ne demek bu?

Bıraksanız, o evdeki yüzde elli, protestocuları linç mi edecek? Polis eşliğinde?

Bu, tehditten başka bir şey değildir. Ülkeyi yönetenlerin kullanmaması gereken sözcüklerdir. Bunları sadece huzur isteyen, ama her anlamda huzur isteyen bir vatandaş olarak söylüyorum.

Hem ekonomik hem de hayat tarzı anlamında; futboldan TV’lere kadar, birazcık huzur.

Bir de bu eylemleri analiz edememe kabızlığı yok mu!

Anlayın yahu, millet o kibri istemiyor, daha makul olun diyor, ne istersek yaparız söylemini sevmiyor. Bunu isteyen 40 milyon da aynıdır 40 kişi de, ki devletler her bir insanının huzurunun ve mutluluğunun teminatıdır.

Bir de şu meydan okuma var:

“Firmalar reklâmlarını olaylar nedeniyle kesiyorsa onlar da bunun bedelini çok ağır öderler.”

Ama bu dil yıllardır ve hep var.

Tehdit, bedel ödetmek, ağır olarak.

Hay bin kunduz, hiçbir şey hafif olmuyor zaten, her şey hep ağır…

Ama şöyle bir açıklama ve de yorumu var son olarak:

Alıntı Zaman Gazetesinden A. Turan Alkan’dan:

Başbakan, İlim Yayma Cemiyeti’nin genel kurulunda yaptığı konuşmada aynen şöyle konuştu: “Kadıköy’de miting yapacaklardı, sonradan vazgeçtiler. Şimdi Beşiktaş’ta toplanma kararı verdiler. Dedim bırakın bakalım yürüsünler, kontrol altında götürün yürüsünler, ne diyecekler bir görelim. Bunlar ne istiyor bunu öğrenelim.”

Kilit cümle şu: “Dedim, bırakın yürüsünler…”

Bu cümlenin açılımı şöyle: Eğer Başbakan bizzat talimat vermeseydi, CHP’liler Beşiktaş üzerinden Taksim’e yürüyemeyeceklerdi ama Başbakan öyle istediği için yürüyebildiler!

Kanunun tanıdığı bir hakkı hiçbir mercîin yasaklamaya hakkı yoktur; kanunda olmayan bir hak da kullandırılamaz. Hukuk devleti böyle bir şeydir. Başbakan açıkça şahsi inisiyatifini kullanıyor. İhracatçılar Meclisi ve İlim Yayma Cemiyeti’nde tekraren belirttiği üzere anlıyoruz ki Topçu Kışlası’nın ihyâsı da Başbakan’ın arzusuna bağlı bir keyfiyettir. Başbakan isteseydi kışla meselesi gündeme hiç gelmeyebilirdi öyleyse; hiç hoş bir görüntü değil!”

Yazar: Editor