Güzelim Şarkılar Yağmalanmıştır
Geçenlerde Hürriyet gazetesinin bir yazarı değindi de fark ettim, telefon şirketinin biri Zülfü Livaneli’nin “Ey Özgürlük” adlı şarkısını reklâm müziği olarak kullanmış.
Vaktiyle Ahmet Kaya bir şarkısında söylemişti:
Kitaplar sobada yanmış
Ah sazlar duvarda kalmış
Güzelim şarkılar yağmalanmıştır, diye…
Anlaşılan kitaplar sobada yandığıyla kaldı. Bir yağmadır gidiyor. Bunun karşısında bestenin veya güftenin sahibinin de yapacak bir şeyi yok artık. Telif haklarını satmak, tüm değerlerin ruhunu da, hatırasını da satmak oluyor bir biçimde.
Netekim’in kanlı ve ağır faturalı, uzaktan kumandalı 12 Eylül darbesinden sonra ilk yağmalardan biri İ. Tatlıses’in Leylim Ley’i söylemesiyle başlamıştı; o güzelim şarkıya dair tüm duyarlıkları ve maneviyatı da yerle bir ederek.
Sonra Livaneli bir konserinde şöyle nitelemişti Leylim Ley’i, söylemeye başlamadan önce: “Arabeskten geri aldığımız şarkı”…
Ah vah ile kadere sitem etmeyeceğim, erdeme ve sanat ahlakına paranın tecavüzü filan da demeyeceğim.
Ama merak ediyorum, konserin birinde “Ey Özgürlük”ü söylemeden önce Zülfü Livaneli nasıl bir girizgâh yapacak; vodafondan geri aldığımız ey özgürlük mü diyecek, ne diyecek?

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























