2012-04-27 06:44:41
biz burjikler

Ve Böylece II

Ne Olur?

Devam ediyoruz dünkü mevzuya (bu arada uğur denemesi yapıp Konya-Adana maçına dair yazmıyorum; ) 

Yoksa ne olur, evet? Neler olduğunu yaşayarak görüyor, öğreniyoruz işte! Birazdan yazıma alıntılar da yapacağım meselenin İlah’larından! Ama bu derdi anlamak ve anlatmak için o kadar zahmete gerek yok aslında; hem okunması zor oluyor böyle yazıların, hakkaten: ) En azından benim için zor oluyor: )

  • Bir arkadaştan; ) girişerek devam edeyim. 
  • On dokuz senedir işi olan bir işsizdir. 
  • İşsizdir, çünkü çalışmanın esas oğlanı olan, geçimini sürdürebilme nesnesi o mangırlar onun cüzdandan pek uzak duruyor. 
  • Kazandırdığının binde birini alamayanlar tayfasındandır o da, milyonlar gibi. 
  • Kendisi de oracıkta baba evi olmasa babalara gelecek olanlardanım. 
  • Böylece bir omuzla ancak yıkılmadan gidenlerden. İşi, kurtuluşun tek başına olacağını zanneden ve dolayısıyla bir örgütlenmeme eğilimini kanıksayan bir iş olup çıkmıştır. 
  • Ancak bir maçta, çeşitli sebeplerden dolayı, ayrıca saha tribün hattında birbirimize gaz vermek için de “kurtuluş yok tek başına, ya hep birlikteyiz, ya hiçbir şeyiz” diye bağırabiliyoruz belki. 
  • Sonra? 
  • Sonra çekip eve gidiyoruz, ne olacaktı?

Bankalar ve Burjikler

Evet, ücretli köle ordusunun yiğit bir evladıyız, kölelik babında. Bir başınalık da adamı eblehleştirmez mi bir de! Tabi bunu o bankalar da biliyor. Onlar ne anasının gözü adamlar! Geçende arıyor biri, diyor ki… (Bakın sahne şöyle bir şey aşağı yukarı):

Telefondaki Ses

Size kredi verelim.

Burjik

Ama tüm maaş zaten kredi ödemelerine gidiyor, o sistemde görünmüyor mu soktuğumun borçları (italik olanı şimdi ekledim.).

Telefondaki Ses

Evet, görünüyor bayım.

Burjik

Ee?

Telefondaki Ses

Biz size yine de verelim krediyi, bu paracıklarla öteki kredileri kapatırsınız, eliniz rahatlar. (Hakikaten bunu önerdi telefondaki ses. Arada konuşulurken duyulur, iki gün içinde bilmem ne kadar kredi satmalıymış…)

“Hay anasını …!”

(Hayır, telefondakine değil, duruma bu lafı.)

Burjik

Vazgeçtim borcu borçla ödeme sefilliğinden; ulan faiz, sigorta, dosya parası kime girecek?

Telefondaki Ses

G.tünüze girecek beyefendi, diyemedi kibarlığından.

  • Zira deseydi fena kızardı ona, telefonda ya! 
  • Ama belki bankada yüz yüze olsaydı muhteremle; ezilmiş bir sınıfın yılgın, bitik, bir başına; yarı aydın, biraz insan, az köylü, çok köle bir “Burjik” (bunu burjuva ve mujik kelimelerinden imal ettim izninizle: ) bireyi olarak ikna edilir ve uzun vadeli bir başka batağın içinde buluverirdi kendini. 
  • Haddizatında bir başına kalmış bir adamın aslında kendinin olmayan ama nedense kendinin zannettiği o sıcak, sıcacık, sımsıcak paraya dayanacak gücü olabilemezdi! 
  • (Evet, güç! Birlikte elde edilebilen bir şeydi; hatırlayınız tek kibrit çöpü, kırk kibrit çöpü örneğinin…)

[Devam edecek]

Yazar: Editor