2009-12-25 09:41:29
bizi tutan bağlar 1

Arkadaşlıklar ve Yukarı Mahalle

http://ul.gcg.me/files/2009-12/steinbeck1.jpg

Farkında değilizdir çoğu zaman, insanları bir arada tutan şeyler vardır. Manevi bağlar değildir bunlar akrabalık bağları, sevgi, aşk gibi. Daha somuttur. Okul, üniversite, askerlik, çalışma gibi sebeplerle bir arada oluruz çoğu zaman. Bazen ömür boyu süren dostluklar, arkadaşlıklar kurulur. Ama bir de işin farklı bir boyutu vardır. Ağaç yapraklarını nasıl bir arada tutuyorsa, rüzgâr da zamanı gelince o yaprakları sağa sola savurmaktan geri kalmaz. Bizlerde savruluruz hayatın rüzgârıyla. Ve bir gün bir bakmışız farklı bir yerlerdeyiz. Çevre değişmiştir, insanlar değişmiştir, ortam değişmiştir, arkadaşlar değişmiştir ve "siz" değişmişsinizdir.

Hayattan bize kalan üç beş dost dışında çevremizdeki herkes değişiyor zamanla ve bu elde kalan dostluklar haricinde istemesek de bir sürü insan çıkıyor hayatımızdan, uçup giden kuşlar gibi. Çoğu zaman kaçınılmazdır bu. Hayat zorlar buna. Sonra da o insanlarla olan ortak noktalarımız azalır, çok daha seyrek görüşülür haliyle, hatta çoğu zaman unutulurlar. Tatlı hatıraların ayrıntılarıdır artık.

Dünyaca ünlü Amerikalı yazar John Steinbeck "Yukarı Mahalle" isimli romanında sokaklarda yaşayan ve temel gıdaları şarap olan bir kaç evsizin hikâyesini anlatır. Bunlardan biri olan Danny'ye bir gün bir miras kalır. Bunun sonucunda mahallede iki tane evi olur. Birinde kendi oturur ve diğerini de arkadaşlarına kiralar ancak kısa bir zaman sonra arkadaşlarının evinde yangın çıkar ve çaresiz onları da yanına alır. Ve böylece yerde buldukları bozuk paraları bile şarap almak için kullanan altı tane evsiz ve dört köpek sokakların soğuk yalnızlığından kurtulmuş, bakımsız ve pis de olsa sıcak bir evde yaşamaya başlamışlardı. Ufak tefek sorunlar dahi olsa, dostluğa paradan yeterince fazla değer veren bu sıradan insanlar mutlulardı. Belki de küçük şeylerle mutlu olabiliyorlardı. Ta ki bu mutlulukları Danny'nin ölümüyle ansızın yarıda kalana kadar. Daha hazin olanı ev de Danny'nin akrabalarına kalacaktı. Aslında Danny'yle beraber o ev de ölmüş, onları birbirlerine bağlayan bağlar da kopuvermişti.

Üstlerine giyecek birer parça kıyafet bulamamanın verdiği utançla arkadaşlarının cenazesine dahi katılamamışlardı. Evi ateşe verdiler. Çünkü bu kutsal arkadaşlıklarının sembolü, sıcak odalarında Danny'nin hatıraları bu olan evin, Danny gibi ölmesi onlar için daha doğruydu.
Yangın tamamen sönünce, her biri sessizce karanlığa doğru farklı sokaklarda ilerlediler, kaderleri gibi...

Mehmet Uysal

Yazar: Editor