2016-02-03 13:03:05
boktanlık üzerine, m. cahit uzungece
                              Harry G Frankfurt

Harry G Frankfurt’un 6.45’ten çıkan bir kitabının adı bu aslında, ben de hem adını ödünç aldım hem de yazımı bu kitap üzerinden kuracağım. Çünkü hakikaten çok analitik ve net özetlemiş ve hatta sanki bizim için kullanmış kelimeyi:Boktanlık.
Şöyle başlıyor kitap:
“Kültürümüzün en çok güze çarpan özelliklerinden biri de, bünyesinde fazlasıyla boktan barındırmasıdır.”
  • Buyurun bakalım. 
  • Üzerine ne diyeceğiz ki daha bunun? 
  • Tabi kültürün yarattığı bireyleri de muhatap alır Harry’nin saptaması. 
  • Öyle bir boktanlık ki bulaşmadığı işgal etmediği yer, şahıs, olay bilmem ne yok. 
  • Zaten Harry de şöyle devam ediyor: 
  • “Herkes bunun farkında. Herkes payına düşeni yapmakta… Durumu kabullenmiş gibi görüyoruz.”
Kızılderililerinki gibi mecazlı konuşmaları severim, bazen. Adamlar o yalın bilgelikle Kargaların gakladıkları yönden, boz çayır kuşunun konduğu daldan bahsederken aslında beyaz adamın ve hayat anlayışının, iktidar hırsının, mal düşkünlüğünün, mülk pişkinliğinin muhteris boktanlığına sokmuyor mu lafı… Eğlenceli oluyor. Zannederim ki bunu ABD'li-ci muhataplarını kırmamak(!) için yapıyorlar. Yoksa birine, yahu sen ne fikr-i fukara bir adamsın, sen tenezzülcüsün, bre sen nasıl bir muhterissin ki kifayetten hepten yoksunsun. Ya da siz ne adamlarsınız ki öylece teslim etmişsiniz iradenizi şöyle bir siyasi idareye… Evet, ağır olur şu şekil konuşmalar ve muhataplarını incitebilir. Onun yerine, Karga gündönümünde kabilenin ortasına sıçarsa, o bok kuruyana kadar boktan bir hayatınız olacak, diye analoji yaparlar. 
“Neticede boktan’ın ne olduğuna, kendisinden neden bu kadar fazla mevcut olduğuna, ya da ne işe yaradığına dair çok net bir fikrimiz yok. Ayrıca bize ifade ettiği bunca şeyden ötürü kendisini vicdanen takdir ettiğimiz de yok.” diye geçilir bir diğer paragrafa.
  • Tabi ben bu satırları okurken bizim Harry’nin takma bir isim olduğunu, aslında memleketten biri olduğunu düşünürüm. 
  • Ya da derim ki, Harry G. Frankfurt bir Kızılderili ve böyle metafor konuşmaları seviyor. Ama canım zaten Kızılderililer de Türk değil mi diye hatırlayıp ben Harry’i tamamen bizden sayıyorum, ona içimden Hayri, diyorum. 
  • Sahi bizim mahallede bir Hayri vardı. 
  • Bir kahvehane bilgesiydi, seçim zamanı kahve toplantıları yapan siyasetçileri ilk cümlelerinden analiz ederdi. 
  • Münazara taktiğiyle hazırlamış samimiyetten yoksun cümleleri, sahte hitapları, sonra biz en iyisini bilir ve yaparız edalarını yutmazdı. 
  • Bunlar bize martaval okuyor derdi. 
  • Bakın, bu Hayri’ler hep böyle oluyor demek. 
  • Çünkü Harry martaval’a da şöylecene değiniyor kitabında:
MARTAVAL: Kişinin kendisine ait düşünceleri, hisleri ya da tutumları, yalandan farklı olarak, özellikle gösterişçi kelimeler ya da hareketlerle karşıdakini aldatacak tarzda gerçekte olduğundan farklı sunması.
Harry, bu martavallığın sadece sözlerle değil hareketlerle de icra edilebileceğini not düşüyor.
Hani âşık haliyle diyor ya şair nereye baksam kimi görsem sensin, diye. Öyle bir tabakhane kokusu var ki ortada, ne yana baksan boktanlık, kimi görsen martavallık, ne dinlesen zırvalık. 
  • Peki, boktanlığı boktanlık yapan bir başka şey de ne olabilir? 
  • El cevap: 
  • Boktanlığı sahneleme sebebi.
  • Zannederim ki derdimi anlatabildim, Kızılderili tekniğiyle de olsa. 
  • Ama yazıyı şu alıntıla bitirmelisin dedi Çiko, kitabı burnuma uzatıp. 
  • Lan, sen uyandın mı? 
  • Kahvaltıda ciğer var, buyur… 
  • Bir günüm sensiz geçsin, bir yazı da sensiz bitsin, hay bin kunduz Çiko.

Ama dediğini yapacağım Çiko’nun. Buyurun, Harry G. Frankfurt’tan:
Dört Temmuz’da nutuk veren konuşmacıyı düşünün. 
Gayet abartılı sözlerle şunları söyleyecektir: 
‘Ataları ilahi işaretin ışığında insanlık için yeni bir başlangıç yaratan, büyük ve kutsanmış ülkemiz.’ 

Bu tabi ki martavaldır… 
Ülkemiz gerçekten büyük mü, kutsanmış mı? 
Atalar ilahi işareti gördüler mi? 
Ya da yaptıkları şey insanlık için yeni bir başlangıç mı
?"

M.Cahit Uzungece

Yazar: Editor