2009-10-27 23:45:56
bu da bir bakış açısı
Habip Tok

Bu sayfalarda Habip’in arkasında çok durduk. İnandık ona hep, hadi çoğulu tekile indireyim burada; inandım.

Habip’in oyunun kaderini değiştirebileceğine inandım. Forması için savaşabileceğine inandım. Tabi ben bunlara hep tribünden inandım, yani oradan bakan bir adam olarak inandım. Bana kalırsa inanmaya devam da ederdim. Ederim de…

Habip tribünle sorun yaşamış önceki Altay maçında. Yaşamış derken olayın gerçekliğini reddediyorum anlamı çıkmasın. Tanık olamadığım sadece duyduğum bir vaka. Onca insan yalan söyleyecek değil ya…

Herhangi bir futbolcu açısından talihsizliktir söz konusu durum. Keşke olamasaydı. Ama olmuş. Geçelim. Benim gelmek istediğim nokta farklı.

Habip’in gereken şansı bulduğu iddia ediliyor. Ve bunu değerlendiremediği vurgulanıyor. Bu da bir bakış açısı. Tartışırız.

Her insanın farklı bir tabiatı vardır. O farklılığı kendi standartlarımıza sokmaya çalıştığımızda bir arızanın çıkacağı muhakkaktır. Günlük hayatta böyledir bu işler. Ve bir futbol takımında da öyledir. Özgünlüğünü ezdirmek şahsiyetli bir iş değildir.

Ve fakat bir takım ruhu içinde( bir de böyle bir klişemiz vardır ya…), elini taşın altına koymak vardır. Bunu her birey birbirinden bekler. Doğaldır. On dakikacık olsa da üzerine düşeni yapacaksın. Takım olmak bunu gerektirir. Bunlar güzel laflar. Hepimiz bu lafları bir çırpıda ederiz. Kolaydır çünkü bunu söylemek. Çünkü herkes bunu diyordur zaten. Be de deyince genelle çatışma ve ters düşme; itelenme, ötelenme, yalnız kalma riskinden de kurtuluruz-kurtulurum böylece… (bir de az çok futbol oynayanlar bilir, tam ısınmadığın bir maçta yüklenivermek adamı tıkar bitirir, oyuna yeni girmiş olmak bu dramı değiştirmez. Bu konuda profesyonel futbolcuların itiraflarını bekleriz, hatta bunu geçen sezon dillendiren futbolcularımızın ve ya bir futbolcumuzun o şanssız hali izah etmelerini bekleriz…)

Konumuz Habip, mevzudan uzaklaşmamalı. Habip kendine inanları mahcup etmiş, bir hayal kırıklığı olmuştur. Ve işte kadro dışı kalmıştır, verilen fırsatları adeta teperek. Genel yaklaşım bu.

Bunların bir kelimesine bile katılmıyorum. Ekrem Al’dan bu yana Habip hak ettiği fırsatı bulmamıştır asla. Hele bir Onur Demirtaş’la karşılaştırılınca o fırsatın zerresini bulamamıştır. Bir tek kaptan çıktığı ve çok iyi bir performans sergilediği Çanakkale kupa maçı hariç…

Bir futbolcu küser mi, buna hakkı var mıdır bilmem. Bu da tartışılır. Ama Adanaspor’un hazırdaki kadrosunda Habip oyuna son birkaç dakikada girecek bir futbolcu değildir. Hatta oyuna direkt başlayacak bir oyuncudur. Son dakikaların takım içi olumsuz koşullarını skor ve genel moral halini yok sayıp bir oyuncuyu yargılamak sadece kolaycılıktır, kurban vermektir. Sormak gerekir; sezon boyunca ilk 11 fırsatı bulanlar ne yapmıştır da Habip son birkaç dakikada veya on beş yirmi dakikada, yarım saatte takımın felaketine sebep olmuştur. Sormak gerekir İlyas ne yapmıştır, Anıl ne yapmıştır, Onur Acar ne yapmıştır, yahu bin bir eziyetle izlediğimiz, neredeyse şu futboldan soğumamıza yol açan Onur Demirtaş ne yapmıştır da has bel kader üç beş dakika forma şansı bulmuş Habip filmin kötü adamı olmuştur… Bu karar günü kurtarmadır, benim adıma inandıklarım açısından koca bir hayal kırıklığıdır, ‘sen de mi Brütüs’ dedirtecek bir vakadır…

Evet, Habip kurban verilmiştir futbolun enteresan ilahlarına, yolumuz şimdi daha açıktır…

Vah, Adanasporumuzda işler nasıl halledilir oluyor son zamanlarda… Vay be…

Not: Ben Habip olsam ve ben sezon boyunca kenarda beklerken 11 fırsatı bulmuş kimi futbolcuların sefilleri oynamasına tanık olurken ve son dakika formasına layık görülmüşken ve bu hal ve gidişte neredeyse  bir hain olarak ilan edilmişken... ulan alır ceketimi giderim bre...

Yazar: Editor