2011-04-21 22:05:47
bu da sizin eseriniz

Bir başka yerden bakmak şu geçen zamana, 2002 – 2011 arasına. Hani yine bir tür çağ atladığımız, refah delisi olduğumuz, demokrasinin yanağından bir makas alıp ileri demokrasiye geçtiğimiz, tüm özgürlüklerin sebil olduğu malum devre…

http://farm4.static.flickr.com/3188/3059269530_da18928ba7.jpg

Hangi yönden?

Kadınlara uygulanan şiddet ve hatta ne yazık ki kadın cinayetleri açısından… Örneğin Avrupa’ya kıyasla en az “kadın sığınma evi” olan ülke, ülkemiz. Kadın, kadın olmaktan mutsuz, bir daha dünyaya gelsem kadın olmam diyenlerin oranı bir araştırmaya göre yüzde 90’larda. Ülkemizin kadını çağdaş koşullarda hiçbir yönden karşılaştırılamıyor ne yazık ki olumlu herhangi bir noktada…

  • Deniyor ki
  • ülkedeki muhafazakârlaşma,
  • neoliberal politikalar,
  • cemaatleşme
  • ve bunların devamındaki yoksulluk
  • kadın cinayetlerinin temel nedenidir.
  • Ve 2002’deki kadın cinayeti 90 – 95 arasında iken
  • 2009’da bu sayı 960’lara yükselmiş.
  • Bu fotoğraf
  • hakikatte hükümetin fotoğrafıdır,
  • ama bakmak isterlerse.

Kadının hayattaki ekonomik, sosyal, kültürel yerini konuşmak yukarıdaki cinayet vakalarından sonra pek anlamsız kalıyor.

TV’lerde göz göre göre, yasaların belki boşluğu, “bir şey olmazcılık” belki, ama daha çok “bana neycilik”  gibi çeşitli ihmallerle de öldürülen kadınların dramlarına tanık oluyoruz hala.

2002’den bugüne durum kadın açısından böyle... Hani tüm fenalıklar bu dönemde başladı demiyorum, fakat hükümetin göstermeye çalıştığı kadar tozpembe değil tablo o günden bu yana. Ki örneğin evim darmadağınsa, kir pas içindeyse, mikrop yuvası olmuşsa, sağlıklı yaşam koşulları buhar olup gitmişse insan oturmaz bir haldeyse bunun sorumlusu öncelikle benim ve pislikleri de altında kendiliğinden yok eden bir halı henüz dokunmadı…

Yazar: Editor