2012-02-20 19:28:03
bu da sözlük

Memlekete Dair Bir Sözlük Denemesi

 http://kitaptamiri.com/images/old%20book%206.gif

1.Bölüm

adalet: a. Ar. / Hak ve hukuka uygunluk; hak ve hukuku gözetme ve yerine getirme, olmadığıtecrübeylesabitlenmiş doğruluk.

Ör. “Adaletsiz kalkınmada, ne adalet ne de kalkınma vardır.”

basın: a. / Gazete, dergi gibi işaret edilen zamanlarda çok fena çıkan yayınlarla haber ajansları ve bunların sahipleriyle çalışanlarının ve de haddiniaşanıaşarızların tümü.

Ör. “Bu haberi basın, onu değil bunu basın, basın ulan!”

başmüzakereci: s. Akpce / Lüzumsuz işlerden sorumlu olan ve özellikle ilkokul düzeyinde bir espri anlayışıyla gülmece dünyasının alt yapısında önemli işlere imza atan esprisüperi.

Ör. “Yahu, kafama saç ektireceğim, acaba bunu kimle müzakere etsem?”

-müzakereci: s. Ar. / Bir konuyla ilgili görüşme yapan, danışmacı; bilmeden karışan, görmeden konuşan.

Ör. “Abi, oradan yarım kilo müzakereci tartsana.”

biat etmek: f. / Etsemdeettimdememki bileşik sözcüğü.

Ör. Sayın Bülent Arınç, Sayın Başbakana hiç biat etmedi abiler.” deyip geçiyorum bunu.

demokrasi: a. Fr. / Siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu sanılan, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı farz edilen adıvarkendiyok bir yönetim biçimi.

Ör. “Bu kadar demokrasi milleti dellendirir mi acaba?”

-ileri demokrasi: a. Akpce / Bir siyasal partinin iktidarı boyunca hayata geçirdiği gelişmiş, ferah, zengin, nezih ve necip projelerin toplamının sağgüdümü.

Ör: “Ülke, partimiz sayesinde ileri demokrasiye geçmiştir.”

-daha ileri demokrasi: a. Yandaşça / Demokrasinin ve ileri demokrasinin yetersiz kaldığı bir keyfiyette acil olarak ihtiyaç duyulan çekyat demokrasi iması.

Ör. “Daha ileri bir demokrasi için acil durumda camı kırınız.”

Dink: a. / Hrant’la anlam kazanan bir sözcüktür. İkisi yan yana gelince bir güvercin olur. Bin bir cins ve şekilde ve de muhtevadaki ‘münferitler’ tarafından birkaç kez vurulur.

Ör. “Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.”

ekonomik kriz: a. tam. / Yandaşın bilmediği, sırdaşın demediği,  medyanın görmediği, iktidarın inkâr ettiği, vatandaşın iflahının gevrediği kriztrik bir memleket hali.

Ör. “Ekonomi olmayınca kriz de olmaz ki! Ne güzel.”

eylül: a. Ar. / Sonbahara mensup bir ay adıdır. Toprak burcundadır. Romantiktir fakat bu dokusunu Anadolu topraklarında kaybetmiştir. Netekim, zamanla anlam daralmasına uğramış 12 sayısı ile bir olup darbelireferandum metaforuna kapılar açmıştır.

Ör. “Alpay, şarkısını 12 Eylül’de Gel, diye söylerse onu yine sevecek miyiz?”

futbol: a. İng. / Çinlilerin icat ettiği, İngilizlerin geliştirdiği, alemin şikesini yaptığı, Akp’nin siyasete çift dalarak soktuğu, yahu kaç kişiyle oynandığı bir türlü belli olmadığı alengirliçiftforvetli bir spor türü.

Ör. “Sayın Bakanım, Valim, Emniyet Müdürüm, Mebusum; Akdeniz’in güzide futbol takımını el birliği ile Süper Lige ne güzel çıkardığınız için şu ‘çubuklu’ formayı size hediye etmek isterdik. Fakat ileri demokrasi oraya kadar bir türlü ilerlemiyor.”

gazeteci: a. İtl. / Kimisi gazete denen yayın organından, kimisi de muktedirin balgamından türemiş; kimisi içeride, kimisi pek dışarıda bir tür meslek grubu mensubunu veya tertipçitetikçi kitleyi karşılayan sözcük.

Ör. “Elimizde bir miktar gazeteci var, nereye salsak efendim?”

günlük: a. / Osmanlıcada ruzname. Günü gününe tutulan ve tarih atılan, aslında ergen kızların hobisi olduğu kabul edilen, derken Başbakanımızın da teşrif ettiği notlar. Neosmanlınınmüştemilatgüncesi

Ör. “Tamam! ‘Sevgili günlük’ diyerek bir başmüzakere düzeyinde espri yapmayacağım.”

Yazar: Editor