2010-09-01 19:31:00
burnumuzu sokacağız

Padişahlık Söylemi Üzerine Birkaç Kelam

Bir de Çevre ve Orman Bakanı var. İçkili mekânlarını sesini kısmaktan sorumlu bakan... Bu yazıya gerekçe şudur, yoksa Orman Bakanını anmak gibi özel bir ilgi alanımız yok.

Pop müziğin klasik olmuş ismi Tarkan; baraj suları altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Alliaoni Antik Kenti ile ilgili olarak “yok olmasın” demiş. Böyle bir çağrıda bulunmuş. Peki, Orman Bakanı ne demiş bunu üzerine? Şöyle demiş: Sanatçı arkadaş sanatıyla ilgilensin. Herkesin bir ihtisası vardır. Herkes bilmediği bir konuya burnunu sokarsa çok yanlış olur.”

Tarkan ne demiş? “Yok olmasın” demiş. Neticede orada bir antik kent var ve bir sanatçı da o hassasiyetiyle bir duygusunu belirtmiş. Padişahlık eşrafını kızdıracak ne olabilir ki bu sözde? Bu dileği belirtmek için ille de bir ihtisas mı gerekiyor?

Ama bunlara sorgusuz sualsiz biat lazım… Evet efendimcilik lazım. Siz en iyisini bilirsiniz demek lazım. Onlara Sezen’ler, O.Pamuk’lar lazım, Mansur Lale’ler, Erdoğan bıradırlar lazım. Bir muhalif ses duyulmaya; anında ezile, sindirile, bertaraf edile bre… hayt…

Sonra devam etmiş Orman Bakanı: “Oraya 5 milyon lira kazılar için para ödedik…”

Ee? Cebinizden mi ödediniz? Bu milletin vergileriyle ödendi o para, bu milletin kültürel zenginliğini korumak, kollamak, sergilemek için… Ödeyeceksiniz tabi! Ne yapalım şimdi, bunun için gözlerimizi kapayıp her eyleminize onay mı verelim. Yok mudur bu vatandaşın, sanatçının bir hür iradesi? Bir fikri yok mu? Bu fikri ifade etme özgürlüğü? Hani bu Akpcilerin dersi özgürlük ve demokrasiydi ya! Ama farklı bir ses gelmeye, saldırı en zalım, en pervasız üsluplarla 8–10 koldan gelir başbakanı, bakanı, bakamayanı, vekili, müzakerecisi, yardımcısı, yandaşçısı ile…

Efendim canınız sıkıldıysa biz size biraz Sezen biraz da O.Pamuk verelim? O cenahta keyfiniz yerine gelir elbet!

Satmayan bir gazetenin okunmayan bir gazetecisi (adını da ilk kez TV’de gördüm, bir propaganda konuşmasında, yoksa nereden bileyim bir gemi dolusu evet efendimciyi!) “Başbakan benim can dostum!” diyor. İyi diyor. Öyledir. Doğaldır da. İnsanların çevrelerinde iyi arkadaşlarının can dostlarının olması ne güzeldir, bundan daha büyük bir zenginlik var mıdır? Dalga değil, içten söylüyorum.

Ama o dostluğa sığınıp TV’lere çıkıp yukarıda bahsettiğim o küstah ve en pervasız tavırları takınıp “hayır” diyenlerin üzerine tahrik ederek gitmenin hiçbir güzel yanı yoktur ve de bizi TV başlarında gerim gerim gerip çileden çıkarmanın hiç gereği yoktur.

Laf lafı açtı, nereden çıktık nereye geldik. Fakat böyledir bu iş: ) Hem bahsettiklerimiz birbirinden bağımsız konular değil… Ortada bir padişahlık var ve o ortanın etrafında da bu padişahlıktan aldığı güçle, cesaretle ve keyfiyetle konuşup hayt huyt eden birileri var. Derdimiz budur ve can sıkkınlığımız bundandır! Bre!!!

Yazar: Editor