2012-08-17 12:09:16
çarpık ilişki

Muktedirle Muktedir Olmak

Aşağıdaki alıntı gazeteciler.com’dan. Önce yaptığımız şu kopyala yapıştır alıntıya bakalım sonra duruma ilişkin bir şahsi yorumu yapıştıralım oraya.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hükümete yakın medya kurumlarının yöneticileri ile buluştu. 
Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde gerçekleştirilen görüşmeye Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın yanı sıra;

  1. Medya Derneği Başkanı Salih Memecan, 
  2. TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, 
  3. Medya Derneği Başkan Yardımcıları Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, 
  4. Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, 
  5. Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, 
  6. ATV Genel Müdürü Âdem Gürses, 
  7. Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt, 
  8. Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, 
  9. Demirören Medya Grubu'ndan Akif Beki, 
  10. Yeni Akit Genel Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya katılıyor.”

İsimlere bakar mısınız?

Ha, içerik nedir? İyi bir şey, hoş bir şey, hayırlı bir şey de olabilir. Buna rağmen oradaki ürkünç buluşma değişmiyor.

Evet, Salih Memecan “Genel olarak medyanın genel sorunları üzerinde konuştuk. Bu telif hakları yasasının durumu üzerine konuştuk. Yapılan haberlerin yorumların kullanımı üzerine görüş bildirdik" gibi bir şey demiş. Alâ!

  • Ama bakar mısınız o isimlere tekrar? 
  • Bu neyin fotoğrafıdır? 
  • Bağımsız bir medyamız olduğunun mu? 
  • Yoksa bir kısım medyamızın varlığının bir sureti midir? 
  • Bu isimlerin; 
  • hayır, muktedirle muktedir kurumlara bağlı bu isimlerin dışındakilerin 
  • gazeteciden sayılmadığının belgesi olabilir mi? 
  • Hükümetin muhatap olduğu medya sınırlarının tel örgüleri mi acep? 
  • Malum yannnndaşlık?

Hani bir replik vardı eski filmlerde “ya benimsin ya toprağın” diye. Durum uzun zamandır böyle iktidar ve medya ilişkisinde. Şu hükümet medyasının dışında kalanlar hatta merkezdeki liberaller falan feşmekânlar bile, güç yeterse yerle yeksan da olabilir ne gam.

Hele solcu gazeteler mümkünse buharlaşsınlar şu ağustos sıcağında.

Öyle, bu “çarpık ilişki” tüm açıklığıyla, olağan bir şeye dönüşerek devam ediyor. Ve bu çarpıklıkta Aşk-ı Memnu’nun Behlül’ü bile masum kalıyor.

Yazar: Editor