
Burada Çukurova Hikâyeleri bulacaksınız. Kederli, keyifli, buruk… Bu hikâyeyi Uğur Pişmanlık yolladı Tarsus’tan… İyi okumalar.
_____________________________________
“ARAP HAMZA”
'Yakacağım Ulan Bu Musalla'yı!'
Çocukluğunda dinlediğim ve beni etkileyen birçok hikâye vardı. Bir Köroğlu destanı, Şahmeran efsanesi ve Zaloğlu Rüstem destanı bunların başında gelirdi. Hele ki, Zaloğlu Rüstem gibi güçlü ve heybetli kahramanların hikâyeleri her zaman ilgimi çekerdi. Bunlar, adı üzerinde birer efsane idi. Bir de gerçekte yaşanmış eski zaman hikâyeleri vardı ki, onları birer şehir efsanesi olarak görmek gerek.
Tarsus St. Paul Kilisesi 1990’lı yılların ortalarına kadar Eski Ortodoks Rum (Arap) Kilisesi olarak bilinirdi. İşte bu kiliseden bir önceki sokakta Makam Cami’sinin müezzinlerinden Halil Güllüce’nin oturduğu sokakta Zöhre teyzenin evi vardı. Zöhre teyze son derece sevecen, cana yakın eski toprak dedikleri cinsten bir kadındı.
Asılları Afrika kökenliydi. 1. Dünya Savaşında İngiliz Sömürgelerinden Anadolu işgaline karşı getirilmiş askerlerden geri dönemeyip burada kalan Afrikalı Müslümanlardanlardı.
Zöhre teyzenin ölen bu Afrikalı kocasından bir erkek çocuğu olmuş, onu da tek başına büyütmek zorunda kalmıştı. Oğlu Hamza okumadı, haylaz oldu. Çeşitli işlerde çalıştı dikiş tutturamadı. Hamza her gün akşam bir kavga ile eve gelirdi. Bazen üst baş perişan bazen kanlar içinde…
Herkes Arap Hamza derdi ona...
Devamını okumak için tıklayınız.
http://www.kaplanpenche.org/yazi/cukurova_hikayeleri_1_-_yazan:_Ugur_Pismanlik

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























