2019-10-23 04:35:11
dar alanda zor oyun

Olağanüstü Yetkilerle Donanmak

Konumuz hakemler olsun.

Her maçta ama hemen hemen her maçta, futbolun evrensel kurallarına değil de adeta keyiflerine göre maç yöneten hakemlerden dert yanıyoruz.

Sadece biz değil bütün takımlar ve taraftarları o hakemlerden dertli.

Merak ediyorum, ortalama bir hakem kendini sosyolojik, psikolojik, entelektüel, akademik, edebi anlamda yani bunların herhangi birinde ne kadar geliştirmiştir acaba?

Veya böyle bir kaygı hakemlerin ve kurumlarının ne kadar umurunda?

Direkt muhatap oldukları futbolcuların, sonra teknik adamların ve yardımcılarının, futbol yöneticilerinin ve de en çok muhatap oldukları taraftarların ruh hallerini anlamak için ne kadar eğitim alıyor ve bu manada kendilerini ne kadar geliştiriyorlar?

Örneğin yine ortalama bir hakem haftada kaç kitap okuyor?

Ben taraftar olarak bir hakemin ruh halini anlamakla yükümlü değilim.

Çünkü bildiğiniz devlet yetkileriyle donatılmış bir görevlidir ve temelde bir hizmet işine talip olmuştur, işini hakkıyla yapmak onun mesleki ve ahlaki sorumluluğudur.

Ortalama bir hakem ne yapıyor sahada o doksan dakika içinde?

Ortadaki mücadeleyi değil, kendini düşünüyor, sahada bir düdüğe ve iki karta dayandırdığı otoritesini maçın en başında sahaya ve saha kenarlarına, icap ederse tribüne dayatabiliyor.

Hemen hemen hepsi, bu maçtan nasıl kazasız belasız çıkar günü kurtarırım hesabında, öyle olmasaydı her bir hakem kendini yukarıda bahsettiğimiz alanlarda kendini geliştirir ve maç hakimiyetini baskıcı düdüğüyle değil de demokratik inisiyatifiyle kurardı.

Böyledir bu iş; yönetmede yetersiz yöneticiler kendilerini çeşitli yasalar ve antidemokratik güçlerle donatarak şahıslarına ve yakınlarına birtakım dokunulmazlıklar  oluştururlar, her türlü eleştiriden arındırırlar aslında tartışmalı konum ve eylemlerini.

Bir hakem ve yardımcıları, saha komiserleri ve gözlemcileri futbol için vardır; futbol onlara ve konumlarına hizmet eden bir araç değildir. Futbol denen halk sporu, futbolu yöneten, yönetmeye çalışan resmi erk için değildir.

Futbol bilgi ve birikimle, pozisyon öngörüsüyle, sahada doğru konumlanma ile yönetilir; elinde düdük-yetki vs olanın saha içine güç gösterisi, baskısı, itiraz eden tribünlerde düşmanlar yaratma taktiği uzun vadede hiçbir işe yaramaz, maç biter, sezon da biter ve fakat futbolun istikbali de biter.

Bu, günü kurtarmacı taktikçi zihniyet eninde sonun saha dışı kalır, yeter ki taraftar uyumasın, takımına sahip çıksın.

Edebiyat da metafor da bu yüzden vardır.

Yazar: Editor