2015-03-16 14:45:50
de ki böyle

Devrim Sandıkta Olur veya Ben Ne Diyeyim Abi ya…

Küba’da Türkiye ruh haliyle kış öğleden sonrası, diyelim ki orada saat 14.30 filan. İki adam Küba’dan, hayattan, sağlıktan, havalardan konuşuyordur. Birinin elinde bir puro olabilir, diğerini bilmiyorum. Laf devrime gelir. İyi mi?

Uzun Adam- Hakkaten nasıl oldu sizin devrim işi?

Kızıl Adam- Anlaman için uzun anlatacağım. İyi dinle ama. Meksika’da 26 Temmuz hareketine katıldığım andan başlayayım. Gruptaki arkadaşlarla farklı düşünüyorduk...

Uzun Adam- Benim de öyle oluyor, gerçi ben bildiğimi okuyorum. Mesele halloluyor.

Kızıl Adam- Burada işler farklı yürüyor. Senin dediğin Batista zamanında oluyordu. Topluma dair görüşlerimiz farklıydı. Ben devrimci bir program önermiştim, bir başkası: “Bizim amacımız darbe yapmak, Batista da hükümet darbesiyle iktidara geçmişti. Onu uzaklaştırmak için biz de bir darbe yapmalıyız. Batista ABD’ye yüz ödün veriyorsa biz yüz bir ödün verelim.” şeklinde bir görüşle gelmişti.

Uzun Adam- Mantıklı aslında...

Kızıl Adam- Mantıklı olan ne?

Uzun Adam- Hem hükümet darbesi hem de ödün vermek konusu. Bana yapılmadığı sürece darbelerle meselem olmayabilir haddizatında. Ne bileyim, şahsen darbeler benim hep işime gelmiştir. Edebiyatını yapmak bile yetiyor bazen. Peki, sen ona ne dedin?

Kızıl Adam- O zaman hükümet darbesinin bir ilke temeline dayanması gerektiğini söyledim. İktidarı ele geçirdikten sonra ne yapacağımızı bilmek zorundaydık. Bizim darbeyle işimiz olmazdı zira. Anlayacağın, onlarla yollarımızı ayırdık muhterem. Birtakım içsel sorunlar yaşadık, işe macera diye katılanlar Granma seferine dâhil olmamak için çeşitli bahaneler bulup ayrıldılar. Neticede 82 kişiyle yola çıktık. Ayaklanma sürecinin başlangıcında, maceracılık eğilimi, karşılaştığımız ilk ve tek güçlüktü. Küba kıyılarına vardığımızda uğradığımız darbeden sonra yeniden birleşip Sierra Maestra dağına çıktık.

Uzun Adam- Bizimkiler galiba o dağın başında bir cami görmüş. Vaktiyle…

Kızıl Adam- Efendim?

Uzun Adam- Sen bunu bilmiyorsun anlaşılan.

Kızıl Adam- Anlamadım ya! Neyse. Dağdaki hayatımız düzensizdi. Hep tırmanıyorduk, kuraklık vardı. Suyumuz bile yoktu. Hayatta kalmak için çok çaba harcıyorduk.

Uzun Adam- Devrim için mi bu kadar zahmet çektiniz?

Kızıl Adam- Evet, başka ne olacaktı?

Uzun Adam- Boş işlerle uğraşmışsınız kuzen.

Kızıl Adam- Efendim? Kim dedin?

Uzun Adam- Yani bu işin kolayı vardı.

Kızıl Adam- Neyse, sonra anlatırsın ne bildiğini. Batista’nın askeri birliklerinin baskısından usanan halk gerilla güçlerine katılıyordu. Birliklerimiz kent kökenliyken, artık özgürlük isteyen köylülerin sayısı aramızda daha fazla olmuştu. Biz de bu durumda bir slogan ortaya attık: Tarım Reformu…

Uzun Adam- Biz de inşaat reformu yaptık.

Kızıl Adam- Bu slogan, Küba’daki ezilen kitleleri seferber etti ve toprağı ele geçirmek için onları savaşmaya itti. Böylece ilk toplumsal proje belirlenmiş oldu ve bu, hareketimizin bayrağı haline geldi.

Uzun Adam- Biz de kömür dağıttık. Süleyman Şah’taki bayrağı da indirmedik.

Kızıl Adam- Bu sırada Santiago de Cuba’da bir olay yaşandı. Yoldaşımız Frank Pais öldürüldü. Öfkeye kapılan halk sokaklara döküldü ve devamında siyasi nitelikli ilk grev gerçekleşti. Bu, hareketimiz için bir dönüm noktasıydı. Grevin bir lideri yoktu ama eylem hayatı felce uğrattı.

Uzun Adam- O ne demek? Ben olsaydım yasaklardım o grevi mrevi.

Kızıl Adam- Dinle. Diktatörlük hükümeti olaya el koydu ve grevi bir şekilde bastırdı.

Uzun Adam- İyi olmuş, benim vatandaşımın yaşam hakkını grevciler gasp edemez.

Kızıl Adam- Efendim?

Uzun Adam- Yani sonra ne oldu?

Kızı Adam- Olaylar durmadı tabi, halk ayağa kalkmıştı bir kere. Oturtabilene aşk olsun. Daha sonra genel bir grev oldu fakat yöneticilerle çalışanlar arasındaki iletişim kopuk olduğu için grev başarısızlığa uğradı.

Uzun Adam- Hım! Bu durumdan benim de bir ders çıkarmam lazım. Demek ki o iletişimin kurulmasına asla izin verilmeyecek…

Kızıl Adam- Tabi biz şunu öğrendik: Devrim kimseye ait değildir, devrim Küba halkının eseri olacaktır.

Uzun Adam- Laf!

Kızıl Adam- Anlamadım?

Uzun Adam- Laf nereye varacak acaba?

Kızıl Adam- Hem dağda hem de düzde daha çok çalışmaya başladık. Temel görevlerimiz aklımızdan çıkmıyordu: Halkın yaşam koşullarını düzeltmek, toprağı ele geçirmek, halk okulları açmak, savaşa katılmak. Tarım reformunu uygulamaya geçirdik. Devrim yöntemleriyle, diktatörlük hükümetinin yüksek görevlilerine ait geniş çiftliklere el koyduk ve devletin bu bölgedeki tüm topraklarını köylülere dağıttık.

Uzun Adam- Ürperdim birden. Üşüdüm mü ne? Soba var mı?

Kızıl Adam- Bu dönemde, tarım reformu bayrağı altında, toprağa sıkıca bağlı bir köylü hareketi meydana geldi.

Uzun Adam- Kömür dağıtımına bir hız verdirmeliyim, sonra bunu yaygınlaştırmalıyım.

Kızıl Adam- Derken, Batista ve hükümeti baskısını artırdı. On bin kişilik bir orduyla üzerimize geldi.

Uzun Adam- Hurra!

Kızıl Adam- Üç yüz kadar Freedom marka tüfekle onları püskürttük. O tarihten sonra stratejimiz de değişti ve savunma durumundan saldırı konumuna geçtik.

Uzun Adam- Benim saraydaki güvenliği artırsam mı acaba?

Kızıl Adam- Diktatörlük hükümeti bu arada boş durmuyor; köylüleri ezmeye, soymaya, öldürmeye, halkı kendi topraklarından kovmaya devam ediyordu. 3 Kasım’da Batista’nın hileli bir seçim düzenlediği gün Sierra Maestra’nın 3 nolu yasasını yayımladık ve tarım devrimini gerçekleştirdik.

Uzun Adam- Niye öyle diyorsun ki?

Kızıl Adam- Neyi?

Uzun Adam- Hileli seçim derken neyi kastettin?

Kızıl Adam- Seçimin hileli olduğunu.

Uzun Adam- Yapma kuzen?

Kızıl Adam- Efendim, bana mı dedin?

Uzun Adam- Adamın günahını alma bence.

Kızıl Adam- Günah almak ne demek?

Uzun Adam- Seçim niye hileli olsun ki? Milli irade orada tecelli eder. Hem siz onca zaman, onca insanla boş yere uğraşmışsınız?

Kızıl Adam- Nasıl yani?

Uzun Adam- Devrim işiyle…

Kızıl Adam- Seni dinliyorum.

Uzun Adam- Asıl devrim sandıkta olur.

Kızıl Adam- Diyorsun…

Uzun Adam- Dedim bile, orası milli iradenin kendisidir. Halk, oyuyla birlikte her şeyini vermiş olur. Ne güzel değil mi?

Kızıl Adam- Boşuna uğraşmışız, diyorsun.

Uzun Adam- Bittabi... O kadar adam da boşuna ölmüş gitmiş. Sandığa gidecektiniz ve halk sizi anlarsa iktidara da getirir, her türlü payeyi de verir.

Kızıl Adam- Bak, bu dediğin aklımıza hiç gelmemişti.

Uzun Adam- Keşke bana bir danışsaydınız daha önce. O kadar da kitap okumuşsunuz ama boşa okumuşsunuz.

Kızıl Adam- Boşu boşuna yani.

Uzun Adam- Ben hiç okumam.

Kızıl Adam- Ne iyi. Kafam rahat diyorsun.

Uzun Adam- Aynen öyle...

Kızıl Adam- Hay Allah.

Uzun Adam- Sizin Çiko olsaydı buna “karamba karambita” derdi.

Kızıl Adam- Bunu okumuşsun ama.

Uzun Adam- Yok, arkadaşlardan duydum… Konu gelmişken, bizim işi nasıl yaparız?

Kızıl Adam- Hangi işi?

Uzun Adam- Cami işini! Nereye yapalım? Siz karışmayın, her şey bana ait. Biliyorsunuzdur, inşaat devrimi yaptık memlekette.

Kızıl Adam- Konu nasıl geldi buraya?

Uzun Adam- “Hay Allah” dedin ya!

Kızıl Adam- Hım! Peki, sandık ne oldu?

Uzun Adam- Her şey sandıktan çıktı.

Kızıl Adam- Ne mübarek şeymiş öyle.

Uzun Adam- Bak çözdün sen de.

Kızıl Adam- Öyle oldu. Peki, şımıntızın var mı?

Uzun Adam- Hı?

Kızıl Adam- Zıııttt Erenköy!

Uzun Adam- Anlamadım ki.

Kızıl Adam- Konuşma keşke buraya kadar gelmeseydi, diyorum.

Uzun Adam- Buraları hep bizim partililer keşfetmiş biliyor musun?

Kızıl Adam- Hay bin kunduz!

Yazar: Editor