2015-02-12 15:09:00
dibi görüş gözlüğü

Metin Kurt’tan Arda Turan’a

Şahsen hiç hazzetmediğim, başarı veya başarısızlıklarıyla alakadar olmadığım Milli manevi gururumuz(!) Arda Turan, gazetenin birine mülakat vermiş ve cevherlerini saçmış. Evet, futbolcusuyla da yeni Türkiye budur. Keşke başka türlü olsaydı. Zaten sığ olan bir alanda Metin Kurt’tan Arda Turan’a iniş acıklı bir film sahnesinden başka nedir ki? Her şey bir film seti kıvamında canına yandığım ve herkes kaptığı rolü oynamaya çalışıyor baş aktöre ne kadar yaklaşırsam o kadar kazançlıdır, diye.

Örneğin Gezi için şöyle dillere pelesenk bir cümle kuruyor Arda Turan, burada herhangi bir ezbere müdahale etmeden:

“Çünkü ayrıştırıcı bir durumdu. Diyebileceğim tek şey, bence sadece ilk üç günkü gösteriler meşruydu. Ama sonrası her ne olursa olsun aşırıya kaçtı.”

Hep öyle değil mi dostlar. Ülkemin yeni Türkiye’sinde şu muhalifler arzsızca hep aşırıya kaçar, böyle arkadaşlara da meselenin çiklet olmuş analizi düşer: Aşırıya kaçma, ilk üç gün, meşruluk, muhalefetin ayrıştırıcılığı, ama muhalefetin ayrıştırıcılığı yanlış anlaşılmaya… Yoksa bu manada iktidar Japon yapıştırıcı gibi mübarek. Sonra cumhur reisimiz için şöyle diyor en samimi hisleriyle; örnek insan, tıpkı arkadaşlık, evlilik, her şeyden konuşma veya diplomatlık bağlamında; sonda da neden olmasın diyor, hayallerin ve çapların eciş bücüş olduğu süpperabsürt bir boylamda, belki enlemde, ne bileyim?

“Onu 8 yaşımdan beri tanıyorum. Benim bu ülke için iyi bir örnek olduğumu söylemiş ve beni tebrik etmişti. Futbolu çok seviyor, bazen maçlardan önce soyunma odasına gelip bize başarılar diliyor. Kendisiyle karşılaştığımızda her şeyden konuşuyoruz; tıpkı bir arkadaş gibi. Eğer bir gün evlenirsem onu düğünüme de çağıracağım. Eğer futbolcu olmasaydım diplomat olabilirdim. Neden başkan olmayayım?”

Sahi, neden olmasın?

Hem olmuşu var!

Yazar: Editor