Perşembenin Gelişi
1990 ve 1991 doğumlu gençler, diz çöktürdüler bize… Güçlerini sonuna kadar kullandılar, şutların önüne ölümüne göğüs gerdiler ve üzülerek yazıyorum ki KENDİLERİNİ KANITLADILAR… Hem de kime? Geçen yazımızda “Ey zirvedekiler, Kaplan’a yer açın!” diye sesleneceğiz dediğimiz, Adanaspor’a…
İlk yarı isabetli üç pas yapamayan bir takım… Doksan dakika sahada dolaşan bir İlyas… 1991 doğumlu gençlerin önüne 4–2–3-1 gibi bir kurgu ile çıkan bir Hoca… Bütün bunları birleştirdiğinizde “iki puanı kaçıran Adanaspor değil Kocaeli oldu.” diyebilirsiniz…
İkinci yarı, Rahman ve Habip oyuna girince kısmen tehlikeli ataklar yaptık… O zaman sormazlar mı, 1991 doğumlu çocukların karşısına tek forvetle çıkmak, korkaklık değil de nedir, diye?
Geçen sezondan beri dikkatimi çeken bir durum var… Rakip takımların teknik direktörleri, saha kenarında kan ter içinde kalırken bizim hocamız heykel gibi maçı izliyor… Yetmişinci dakikadan önce değişiklik yapmıyor… Gol yemeyelim de fırsatını bulursak atarız diye bekliyor… Her ay maaşını bilen ve ona göre harcamalar yapan bir devlet memuru gibi hocamız… Risk almak yok… O kadar tedbirli ki Ekrem Hoca 1991 doğumlu çocuklara karşı bile defans güvenliğini elden bırakmıyor…
Perşembenin gelişi çarşambadan belli değil midir? Rize maçı sonrası Ekrem Al’ın açıklamalarını bir anımsayın… Bu açıklamalarda Kocaeli maçından galibiyet alamayacağımız belliydi aslında… Ne demişti Ekrem AL:
- “Biz kimseye hiç mağlup olmayacağız diye söz vermedik.”
- “Bu kadar eleştiri ile ligin sonu gelmez.”
İnsaf Hocam! Eleştiri olmazsa yaptığınızın işin bir anlamı kalır mı? Siz her hatayı yapın biz de koyun gibi peşinizden gelelim… Böyle bir dünya yok hocam… Fatih Terim’i yerden yere vurup, ailesine kadar dil uzatan bir ahlaksız medya içinde biz yalnızca düşüncelerimizi söylemişiz, kişiliğinize dokunmadan… Biraz insaf lütfen! Söylenenleri daha da çoğaltmak mümkün; ama bunun bir yararı yok… Yalnızca şu bilinmelidir ki biz futbolun içindeki üç sonucu değil kişilikli futbol oynayan Adanaspor’u istiyoruz… Bundan sonrası için umutlu değiliz… Hatalardan ders çıkarılmıştır diye düşünmek istiyorduk; ama hatalardan ders çıkarılacağına hatalar zinciri oluşturulduğunu görüyoruz…
Bir söz de Başkan Bayram Akgül’e: “Bir bardak suda fırtına koparmaya gerek yok” mu demiştiniz Sayın Başkan! Bir bardak su değil Kaplan sel altında, bunu herkes görüyor; ama siz ısrarla direniyorsunuz… Artık ceza almayalım diye taraftarı her ortamda aşağıladınız, yaraladınız; ama takımı bataklığa sürükleyen Hoca’nın arkasındasınız…
Ne diyelim, bu yıl bize yine ağlamak düşer…
Fatin Murat Seferbeyoğlu

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























