2010-12-01 00:26:49
elçiye zeval olmaz

Maratondan Mektup 

Tüm futbolseverler maraton tribününün ne kadar önemli olduğunu bilir. Nasıl önemli olmasın ki! Bu tribünde oturanlar yıllarını vermişlerdir buraya, her tarz insan profiline rastlamak mümkündür, oyunu o kadar dikkatli izlerler ki, her biri teknik direktördür adeta. Saha kenarında teknik direktörün göremediklerini görür, yorumunu yapar. Burada herkes konuşur, olacakları sezer, kızar. Herkesin kendince doğrusu vardır, ama çoğunlukla da aklın yolunda birleşir düşünceler. Hani dedik ya yıllarını vermişlerdir bu tribüne diye! Buradaki sesi duyabilenler şanslılar. Bu, bazen bir isyandır belki, ama hep yol gösterendir.

Bu güçlü ses, her şeyden önce ortada futbol varsa kazanılacağını ya da kaybedileceğini, şayet yoksa geçici mutlulukların günlerce konuşulacağını ve tartışılacağını ve hedefsiz olunacağını gayet iyi bilir. Kaldı ki  56 yıldır Adanaspor hedefsiz kalmamıştır.

Futbolda başarılı olmak da var kaybetmek de. Her şeyi doğru yapıp başarısız da olabilirsiniz. Çünkü rakipleriniz daha güçlüdür, daha şanslıdır. O zaman kamuoyu yanınızda yer alır ve camiada tutunmaya devam edersiniz. Ama ya doğruları yaptığınızı sanıp da yanılıyorsanız? O zaman maratondaki o sese kulak vermelisiniz.

Maraton tribünü sayın Osman Özdemir’e der ki: “ Adanaspor’a başarılı oyuncu olarak hizmet ettiğiniz, yaptığınız asistlerle ön plana çıktığınız dönemi mutlulukla hatırlamaktayız. Teknik direktör olarak da başta Adanaspor’un menfaatleri için başarılı olup takımı hedefe götürmenizi inanın bizden daha fazla kimse isteyemez. Ünlü İtalyan hoca Giovanni Trapattoni’nin “İyi bir teknik direktörün takıma katkısı yüzde 10’dur, ama kötü bir teknik direktörün zararı en az yüzde 50’dir.” Sözünün ilk bölümünün gerçek olacağı umudunu taşıyoruz fazlasıyla, zira kariyerinizde başarılar çoğunlukta. Ama; 

Adanaspor’un bu sezonki geniş kadro yapısında iki haftalık süreçte 18 kişilik maç kadronun aynı olması bir istikrar göstergesi midir? Sisteminize uyan, formda olan oyuncular hep mi aynı? Rakibe göre oyuncu ve taktik yerine, ben hep kendi sistemimle ve klasik oyun tarzımla mı oynarım diyorsunuz? Maç içerisinde oyuna katkı koyamayan oyuncular tribünden net olarak görünürken, oyuncu değişikliği için belirli bir dakikayı beklemek gibi bir alışkanlığınız ya da toteminiz mi var, yoksa tesadüf mü? Sevgili Hakan Tabakan’ın dediği gibi, takımda bazı oyuncuların kontenjanı mı var? Diye sormamız gerekiyor.

Bir tarafta oyuna girdiği son on dakikada inanılmaz katkı koyan tecrübeli oyuncu, ben hep hazırım, görevimi yaparım mesajı verirken, diğer tarafta sakatlıktan kurtulup içinde futbol oynama azmi olan gençler, şevkimizi kırmayın diye haykırıyorlar. Maç kadrosuna giremeyen oyuncular formayı henüz hak etmiyorlar mı?  

Ve siz sevgili oyuncular.Bu çok önemli camianın formasını terletiyorsunuz. O halde bizim için çok önemlisiniz. İçinizde kariyerini kanıtlamışlarınız var. Futbol oyununda büyük oyuncu derler. Ve büyük oyuncular böyle kritik dönemlerde takıma daha çok katkı koyarlar. Kazanılan puanlarda hakları fazladır.

Adanaspor’un yakın geçmişteki büyük oyuncusu Yılmaz Özlem’di. Ondaki kazanma azmini, oynama şevkini sizde görmek ister taraftarlar sahada. Bunu da Pazar akşamı televizyon ekranlarından on binlere gösterin.Maraton kızar da sever de. Ama hep yol gösterendir, çünkü sezgileri kuvvetlidir.

Her şey Adanaspor için.

Yazar: Editor