2015-02-13 14:28:47
en eski mücadele

1 Kilo Demir mi 1 Kilo Pamuk mu?

Pamuk şefkattir, diye geçiyor kaynaklarda, insanlığın en eski dostu. Beyaz altın ve stratejik ürün diye yeniden adlandırılması daha yakın dönemlere denk düşer. Adana, Anadolu’da pamuk üretiminde ilk yerleşimlerden biri olarak kaydedilmiş. İ.Ö. 330 tarihi görülüyor orada. Pamuğun Anadolu’da yaygınlaşması 11. Yüzyılda Selçuklular dönemine rastlar, sonrasında 15. Yüzyılda yine gündemde olur pamuk.

Meksika mağaralarında bulunan kumaş parçalarına göre pamuğun mazisi 7 bin seneye kadar uzanıyor. Muhtelif kaynaklar birbirine yakın şeyler söylüyor pamuk için, dünyanın farklı yerlerinde benzer şekilde pamuk üretimlerinden bahsediliyor; Hindistan, Pakistan, Güney Amerika bu manada en eski pamuk yurtlarından birkaçı oluyor.

Pamuktan ipliğe, iplikten kumaşa geçiş insanın şefkat tarihi kadar eski.

Şöyle diyor eski adamlar: “İnsan, pamuğu yetiştirmeye başladığında milat henüz saptanmamıştı. Hz. İsa’nın doğması için bile 3 bin sene beklemek gerekiyordu (Atlas Dergi).

İndus Vadisinden Mezopotamya’ya oradan Eski Mısır’a geçen pamuk tarihsel yolculuğunu dur durak bilmeden emeğin en eski metaforu olarak da sürdürüyor.

Hatta İbn Asakir işi ta Âdem ile Havva’ya kadar götürüyor pamuk kullanımında. Sıcaklardan şikâyet olunca, Cebrail Havva’ya pamuk getirir ve ona ip yapmayı, dokumayı öğretir.

Rivayet de çok gerçek de; konumuz pamuk olunca gerçeklerin ağır basması kaçınılmaz oluyor, zira tarih pamuğu kaydetme konusunda hep cömert olmuş, çünkü pamuğun tarihi demek hem insaniyetin hem başkaldırının hem de hazin bir şekilde eli demirli olanların yarattığı zulüm ve zorbalığın tarihi demekti.

Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa 1833’te Çukurova’yı ele geçiririr ve böylece bölgede pamuk üretimi yine popüler olur. Bir başka deyişle pamuk Adana’ya bir başkaldırı ile döner gelir, bu 9 sene boyunca Kıbrıs’tan ve Mısır’dan tohumlar getirilir ve Adana’da pamuk yetiştirilir.

Sanırım “Adana’ya Kar Yağmış” türküsü aslında pamuk tarlalarını ve o tarlalarda adeta kar altında kalan insanların hayat kesitlerini anlatıyor; pamuk gerçeğinden kar imgesine ve kar altında kalan gül imgesinden pamuk balyalarının altında ömür tüketen ırgatların gerçeğine geçiş…

Amerikan İç Savaşının etkisiyle pamuk üretimi yine cazip hale gelir buralarda. Fransız sermayesi Almanları yener ve pamuk patronluğunu ilan eder, Adana’da 1864’te ilk çırçır fabrikasını kurar. İngiliz boş durmaz ve Adana, Tarsus, Mersin’de 3 fabrika kurar. Mersin Limanından Avrupa’ya tekstil ürünleri gider.

Bu ne anlama geliyor dostlar? Şöyle diyeyim, demir ve onun temsil ettiği sömürgeci güç gelir, pamuğu ve onun tüm yurtlarını ele geçirir. Zaten o sömürgeciliğin en önemli işbirlikçisi de demir yolları oluyor, ben demiyorum tarih böyle yazıyor. Raylar, trenler, katarlar yani demirlerle pamuk vatanlarına kapitalizmin kara eli kara vicdanıyla girip işgalci bir zulümle yağmalamak… Bu ifadeler pamuk ile demir’in ezeli mücadelesini ajite etmez ama doğru tarif eder. Bir alıntı yapacağım şimdi, kelimesine bile dokunmayacağım:

Bir kilo demir mi ağır, bir kilo pamuk mu?

Bu basit ironinin tarihte bir yeri var. İşgalci müşkülpesentliğiyle Colomb ve adamları Amerika’ya ayak bastıklarında, Bahama Adaları’nda pamuk, kim bilir kaç yüzyıldır üretiliyordu. Tarihi kılıçla, demir prangayla, vurdu kırdıyla başlatanlarla, pamukla başlatanlar arasındaki o yaman çelişki bugün de yeryüzünü derin, ağır bir ironi olarak belirliyor demek abartılı olmasa gerek. Biri yeryüzünün evlerini, yataklarını, bebeklerini, sevmelerini eşi menendi bulunmaz bir biçimde giydiriyor, diğeri kazanç hırsının terörüyle soyuyor.” (Atlas Şubat 2015 Pamuğun Serüveni Tevfik Taş)

Böyledir dostlar, Pamuk ile demir arasındaki en eski mücadelenin bir başka özeti. 

Yazar: Editor